Gedik Yatırım tarafından yayımlanan Uluslararası Piyasalar Günlük Analiz raporunda, ABD vadeli endekslerinin üç günlük düşüş serisini sonlandırmaya yöneldiği, S&P 500 vadeli kontratlarının yüzde 0,2 yükseldiği ve endeksin haftalık kaybının yüzde...
Gedik Yatırım tarafından yayımlanan Uluslararası Piyasalar Günlük Analiz raporunda, ABD vadeli endekslerinin üç günlük düşüş serisini sonlandırmaya yöneldiği, S&P 500 vadeli kontratlarının yüzde 0,2 yükseldiği ve endeksin haftalık kaybının yüzde...
Gedik Yatırım tarafından yayımlanan Uluslararası Piyasalar Günlük Analiz raporunda, ABD vadeli endekslerinin üç günlük düşüş serisini sonlandırmaya yöneldiği, S&P 500 vadeli kontratlarının yüzde 0,2 yükseldiği ve endeksin haftalık kaybının yüzde 1'in altına gerilediği belirtildi. Bununla birlikte risk iştahının hala sınırlı olduğu ifade edildi.
Brent petrolün 101 doların üzerinde kalması ve İran'ın çatışmanın şiddetlenmesine yönelik hazırlık yaptığına ilişkin açıklamaların, enerji fiyatları üzerinden enflasyon baskısının devam edebileceği endişesini canlı tuttuğu aktarıldı. ABD tahvil piyasasında kısa vadeli tahvillerin sınırlı değer kazandığı, doların ise büyük ölçüde yatay seyrettiği kaydedildi.
Piyasaların ABD tarafında bugünkü ana odağının ağustos ayı üretici enflasyonu olacağı belirtilen raporda, verinin Fed'in gelecek haftaki faiz kararını tek başına değiştirmesinin beklenmediği, ancak beklentilerden belirgin bir sapmanın sonraki toplantılara ilişkin faiz beklentilerini ve özellikle tahvil faizleri ile faize duyarlı sektörleri etkileyebileceği ifade edildi. Ayrıca ABD Hazinesi'nin gün içinde gerçekleştireceği tahvil geri alımının piyasadaki faiz hareketleri açısından yakından takip edilmesinin beklendiği, yarın açıklanacak tüketici enflasyonunun ise haftanın en kritik verilerinden biri olacağı aktarıldı.
Teknoloji hisselerinde görünümün daha kırılgan olduğu belirtilen raporda, Nasdaq 100 şirketleri arasında 20 günlük ortalamasının üzerinde işlem görenlerin sayısının mart ayından bu yana en düşük seviyeye gerilemesinin, endeksteki yükseliş eğiliminin giderek daha az sayıda şirket tarafından desteklendiğine işaret ettiği kaydedildi. Piyasa kapanışının ardından açıklanacak Oracle bilançosunun özellikle yapay zeka yatırımları, bulut talebi ve teknoloji şirketlerinin büyüme görünümü açısından önemli olacağı ifade edildi.
Avrupa tarafında STOXX 600 ve STOXX 50'nin önceki seansta yüzde 1'i aşan kayıpların ardından yaklaşık yüzde 0,2 yükseldiği, gözlerin ECB'nin faiz kararına çevrildiği belirtildi. Piyasaların 25 baz puanlık faiz artışını büyük ölçüde fiyatladığı, bu nedenle asıl belirleyici unsurun ECB Başkanı Christine Lagarde'ın bundan sonraki toplantılara ilişkin vereceği mesajlar olacağı aktarıldı. Petrol fiyatlarının 101 doların üzerine çıkmasının Avrupa'daki enflasyon görünümünü zorlaştırdığı, bunun ek faiz artışlarına kapı açıp açmayacağının yakından izleneceği bilgisi verildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Gedik Yatırım tarafından yayımlanan Uluslararası Piyasalar Günlük Analiz raporunda, ABD vadeli endekslerinin üç günlük düşüş serisini sonlandırmaya yöneldiği, S&P 500 vadeli kontratlarının yüzde 0,2 yükseldiği ve endeksin haftalık kaybının yüzde 1'in altına gerilediği belirtildi. Bununla birlikte risk iştahının hala sınırlı olduğu ifade edildi.
Brent petrolün 101 doların üzerinde kalması ve İran'ın çatışmanın şiddetlenmesine yönelik hazırlık yaptığına ilişkin açıklamaların, enerji fiyatları üzerinden enflasyon baskısının devam edebileceği endişesini canlı tuttuğu aktarıldı. ABD tahvil piyasasında kısa vadeli tahvillerin sınırlı değer kazandığı, doların ise büyük ölçüde yatay seyrettiği kaydedildi.
Piyasaların ABD tarafında bugünkü ana odağının ağustos ayı üretici enflasyonu olacağı belirtilen raporda, verinin Fed'in gelecek haftaki faiz kararını tek başına değiştirmesinin beklenmediği, ancak beklentilerden belirgin bir sapmanın sonraki toplantılara ilişkin faiz beklentilerini ve özellikle tahvil faizleri ile faize duyarlı sektörleri etkileyebileceği ifade edildi. Ayrıca ABD Hazinesi'nin gün içinde gerçekleştireceği tahvil geri alımının piyasadaki faiz hareketleri açısından yakından takip edilmesinin beklendiği, yarın açıklanacak tüketici enflasyonunun ise haftanın en kritik verilerinden biri olacağı aktarıldı.
Teknoloji hisselerinde görünümün daha kırılgan olduğu belirtilen raporda, Nasdaq 100 şirketleri arasında 20 günlük ortalamasının üzerinde işlem görenlerin sayısının mart ayından bu yana en düşük seviyeye gerilemesinin, endeksteki yükseliş eğiliminin giderek daha az sayıda şirket tarafından desteklendiğine işaret ettiği kaydedildi. Piyasa kapanışının ardından açıklanacak Oracle bilançosunun özellikle yapay zeka yatırımları, bulut talebi ve teknoloji şirketlerinin büyüme görünümü açısından önemli olacağı ifade edildi.
Avrupa tarafında STOXX 600 ve STOXX 50'nin önceki seansta yüzde 1'i aşan kayıpların ardından yaklaşık yüzde 0,2 yükseldiği, gözlerin ECB'nin faiz kararına çevrildiği belirtildi. Piyasaların 25 baz puanlık faiz artışını büyük ölçüde fiyatladığı, bu nedenle asıl belirleyici unsurun ECB Başkanı Christine Lagarde'ın bundan sonraki toplantılara ilişkin vereceği mesajlar olacağı aktarıldı. Petrol fiyatlarının 101 doların üzerine çıkmasının Avrupa'daki enflasyon görünümünü zorlaştırdığı, bunun ek faiz artışlarına kapı açıp açmayacağının yakından izleneceği bilgisi verildi.
Pusula Yatırım tarafından yayımlanan Amerikan Borsaları Raporu'nda, petrol fiyatlarının yüksek seyrinin enflasyon endişelerini canlı tuttuğu, önümüzdeki hafta yapılacak mer...
Pusula Yatırım tarafından yayımlanan Amerikan Borsaları Raporu'nda, petrol fiyatlarının yüksek seyrinin enflasyon endişelerini canlı tuttuğu, önümüzdeki hafta yapılacak mer...
Pusula Yatırım tarafından yayımlanan Amerikan Borsaları Raporu'nda, petrol fiyatlarının yüksek seyrinin enflasyon endişelerini canlı tuttuğu, önümüzdeki hafta yapılacak merkez bankası toplantıları öncesinde temkinli görünümün korunduğu belirtildi.
ABD'de bugün ağustos ayı UFE verisi ile haftalık işsizlik maaşı başvurularının açıklanacağı aktarılan raporda, günün devamında mevcut konut satışları ve resmi ham petrol stoklarının takip edileceği ifade edildi. Yarın açıklanacak TÜFE verisi öncesinde bugünkü verilerin tahvil faizleri ve Fed beklentileri üzerindeki etkisinin önemli olacağı kaydedildi.
ABD Hazinesi'nin bugün 10 ila 20 yıl vadeli tahvillerden 6 milyar dolara kadar geri alım yapacağı belirtilen raporda, tutarın son uzun vadeli geri alım operasyonunun üç katına çıkarıldığı aktarıldı. Açıklamaya rağmen tahvil faizlerinde belirgin bir rahatlama görülmediği, ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüksek seyrini koruduğu ifade edildi.
ABD piyasalarında dünkü seansta ayrışan fiyatlamaların izlendiği belirtilirken, S&P 500'ün günü pozitif tamamladığı, Nasdaq 100 ve Dow Jones'un gerilediği kaydedildi. Teknoloji hisselerinde Meta öncülüğünde seçici alımların öne çıktığı, AMD ve Micron'un da pozitif ayrıştığı aktarıldı. Enerji hisselerinde ise petrol fiyatlarındaki yüksek seyrin destekleyici olduğu belirtildi.
Raporda, Apple'ın dün gerçekleştirdiği lansmanda ilk katlanabilir iPhone modeli Duo'yu 1.999 dolar başlangıç fiyatıyla tanıttığı, şirketin aynı etkinlikte iPhone 18 ve yeni Pro modellerini de duyurduğu ifade edildi. Apple'ın katlanabilir telefon pazarına girmesiyle birlikte yeni ürün döngüsünün satışlara etkisi ve Samsung ile rekabetinin takip edileceği kaydedildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Pusula Yatırım tarafından yayımlanan Amerikan Borsaları Raporu'nda, petrol fiyatlarının yüksek seyrinin enflasyon endişelerini canlı tuttuğu, önümüzdeki hafta yapılacak merkez bankası toplantıları öncesinde temkinli görünümün korunduğu belirtildi.
ABD'de bugün ağustos ayı UFE verisi ile haftalık işsizlik maaşı başvurularının açıklanacağı aktarılan raporda, günün devamında mevcut konut satışları ve resmi ham petrol stoklarının takip edileceği ifade edildi. Yarın açıklanacak TÜFE verisi öncesinde bugünkü verilerin tahvil faizleri ve Fed beklentileri üzerindeki etkisinin önemli olacağı kaydedildi.
ABD Hazinesi'nin bugün 10 ila 20 yıl vadeli tahvillerden 6 milyar dolara kadar geri alım yapacağı belirtilen raporda, tutarın son uzun vadeli geri alım operasyonunun üç katına çıkarıldığı aktarıldı. Açıklamaya rağmen tahvil faizlerinde belirgin bir rahatlama görülmediği, ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüksek seyrini koruduğu ifade edildi.
ABD piyasalarında dünkü seansta ayrışan fiyatlamaların izlendiği belirtilirken, S&P 500'ün günü pozitif tamamladığı, Nasdaq 100 ve Dow Jones'un gerilediği kaydedildi. Teknoloji hisselerinde Meta öncülüğünde seçici alımların öne çıktığı, AMD ve Micron'un da pozitif ayrıştığı aktarıldı. Enerji hisselerinde ise petrol fiyatlarındaki yüksek seyrin destekleyici olduğu belirtildi.
Raporda, Apple'ın dün gerçekleştirdiği lansmanda ilk katlanabilir iPhone modeli Duo'yu 1.999 dolar başlangıç fiyatıyla tanıttığı, şirketin aynı etkinlikte iPhone 18 ve yeni Pro modellerini de duyurduğu ifade edildi. Apple'ın katlanabilir telefon pazarına girmesiyle birlikte yeni ürün döngüsünün satışlara etkisi ve Samsung ile rekabetinin takip edileceği kaydedildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Çin'deki bir Song hane...
Çin'deki bir Song hanedanı limanında bulunan tohumların DNA'sı, antik kavunların Güney Asya'dan geldiğini ve tatlı olmadığını ortaya koyuyor. Devamı burada: Antik Tohumlar Kavunun Nereden Geldiğini Anlatıyor Arkeofili.
Çin'deki bir Song hanedanı limanında bulunan tohumların DNA'sı, antik kavunların Güney Asya'dan geldiğini ve tatlı olmadığını ortaya koyuyor.
Devamı burada: Antik Tohumlar Kavunun Nereden Geldiğini Anlatıyor Arkeofili.
(Ayrınlar eklendi)
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37'de sabit tutulmasına karar verdi.
Kurul ayrıca Merkez Bankası gecelik vad...
(Ayrınlar eklendi)
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37'de sabit tutulmasına karar verdi.
Kurul ayrıca Merkez Bankası gecelik vad...
(Ayrınlar eklendi)
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37'de sabit tutulmasına karar verdi.
Kurul ayrıca Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5'te sabit tuttu. Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergelerin enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret ettiği belirtildi. İktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalmasının iç talepteki zayıf seyri teyit ettiği aktarıldı.
Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğu ifade edildi. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkilerinin yakından takip edildiği bildirildi.
Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceği kaydedildi. Kurulun politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceği belirtildi.
Para politikası kararlarının enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alındığı ifade edildi. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağı bildirildi. Kurul, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurguladı.
Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizmasının ilave makroihtiyati adımlarla destekleneceği aktarıldı. Likidite koşullarının yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçlarının etkili şekilde kullanılmaya devam edileceği kaydedildi.
Kurulun politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyeceği belirtildi. Kararların öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alınacağı ifade edildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
(Ayrınlar eklendi)
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37'de sabit tutulmasına karar verdi.
Kurul ayrıca Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5'te sabit tuttu. Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergelerin enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret ettiği belirtildi. İktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalmasının iç talepteki zayıf seyri teyit ettiği aktarıldı.
Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğu ifade edildi. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkilerinin yakından takip edildiği bildirildi.
Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceği kaydedildi. Kurulun politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceği belirtildi.
Para politikası kararlarının enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alındığı ifade edildi. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağı bildirildi. Kurul, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurguladı.
Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizmasının ilave makroihtiyati adımlarla destekleneceği aktarıldı. Likidite koşullarının yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçlarının etkili şekilde kullanılmaya devam edileceği kaydedildi.
Kurulun politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyeceği belirtildi. Kararların öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alınacağı ifade edildi.
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya gör...
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya gör...
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre, şirketin 1 milyar 88 milyon 802 bin TL olan çıkarılmış sermayesi, tamamı iç kaynaklardan karşılanmak üzere yüzde 51,54270 oranında artırılarak 1 milyar 650 milyon TL'ye yükseltildi.
Esas sözleşmenin sermayeye ilişkin 6. maddesinin yeni şekli, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından 10 Eylül 2026 tarihinde tescil edildi ve aynı tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandı.
Şirketin bedelsiz pay alma hakkı kullanım başlangıç tarihi 15 Eylül 2026 olarak belirlendi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre, şirketin 1 milyar 88 milyon 802 bin TL olan çıkarılmış sermayesi, tamamı iç kaynaklardan karşılanmak üzere yüzde 51,54270 oranında artırılarak 1 milyar 650 milyon TL'ye yükseltildi.
Esas sözleşmenin sermayeye ilişkin 6. maddesinin yeni şekli, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından 10 Eylül 2026 tarihinde tescil edildi ve aynı tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandı.
Şirketin bedelsiz pay alma hakkı kullanım başlangıç tarihi 15 Eylül 2026 olarak belirlendi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Endonezya'da iki avcı...
Endonezya'da iki avcı-toplayıcının dişlerindeki oyuklar, buzul çağında diş ağrısı için betel cevizi çiğnediklerini gösteriyor. Devamı burada: En Eski Uyuşturucu Kullanımı 25.000 Yıl Öncesine Uzandı Arkeofili.
Endonezya'da iki avcı-toplayıcının dişlerindeki oyuklar, buzul çağında diş ağrısı için betel cevizi çiğnediklerini gösteriyor.
Devamı burada: En Eski Uyuşturucu Kullanımı 25.000 Yıl Öncesine Uzandı Arkeofili.
İnfo Yatırım Menkul Değerler AŞ tarafından yayımlanan Günlük FX Raporu'nda, Orta Doğu'da artan gerilimle petrol ve Avrupa doğalgaz fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümüne yönelik belirsizliği artırdığı, piyasaların ECB'nin veri odaklı duruşunu koruyarak bu toplantıda yeniden faiz artırma...
İnfo Yatırım Menkul Değerler AŞ tarafından yayımlanan Günlük FX Raporu'nda, Orta Doğu'da artan gerilimle petrol ve Avrupa doğalgaz fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümüne yönelik belirsizliği artırdığı, piyasaların ECB'nin veri odaklı duruşunu koruyarak bu toplantıda yeniden faiz artırma...
İnfo Yatırım Menkul Değerler AŞ tarafından yayımlanan Günlük FX Raporu'nda, Orta Doğu'da artan gerilimle petrol ve Avrupa doğalgaz fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümüne yönelik belirsizliği artırdığı, piyasaların ECB'nin veri odaklı duruşunu koruyarak bu toplantıda yeniden faiz artırmasını beklediği belirtildi. Teknik açıdan EUR/USD'de 1,1630 bölgesinin destek olarak takip edilebileceği, yukarı tarafta ise 1,1640 seviyesinin aşılmasının yukarı yönlü hareketi destekleyebileceği ifade edildi. Destek seviyeleri 1,1630, 1,1625 ve 1,1617; direnç seviyeleri 1,1640, 1,1648 ve 1,1654 olarak sıralandı.
Ons altının 4.400 dolar civarında dengelendiği belirtilen raporda, ABD'de açıklanacak ÜFE ve TÜFE verileri öncesinde temkinli seyrin korunduğu aktarıldı. Zayıf dolar ve korunma talebinin altını desteklediği, buna karşın yükselen petrol fiyatları ve tahvil faizlerinin Fed'in yakın vadeli faiz adımına yönelik beklentileri canlı tutarak fiyatlamaları sınırladığı kaydedildi. Teknik açıdan 4.387 seviyesinin ilk destek, 4.441 seviyesinin ise direnç olarak takip edilebileceği ifade edildi. 4.441 seviyesinin aşılmasının yükselişi destekleyebileceği belirtildi. Destek seviyeleri 4.387, 4.340 ve 4.303; direnç seviyeleri 4.441, 4.460 ve 4.487 olarak verildi.
Brent petrolün 100 dolar üzerinde tutunduğu, ABD ile İran arasında tırmanan gerilim ve Orta Doğu enerji arzına yönelik artan risklerle güçlü seyrini sürdürdüğü belirtildi. İran'ın daha sert karşılık mesajları ve Suudi Arabistan'daki enerji tesislerine yönelik saldırıların yakın vadede geri çekilmeleri sınırlayan ana unsurlar arasında yer aldığı aktarıldı. Haber akışına oldukça duyarlı paritede psikolojik bölge olan 100 dolar seviyesinin ilk destek olarak takip edilebileceği, yukarı tarafta 101,32 direncinin aşılmasının yükselişi destekleyebileceği ifade edildi. Destek seviyeleri 100,18, 99,58 ve 99,05; direnç seviyeleri 101,32, 102,11 ve 103,01 olarak sıralandı.
ABD vadeli endekslerinin kritik enflasyon verileri öncesinde yatay seyrettiği, yükselen petrol fiyatları ve tahvil faizlerinin risk iştahını baskıladığı kaydedildi. Bugün açıklanacak ÜFE, haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve şirket bilançolarının kısa vadeli yön açısından belirleyici olabileceği belirtildi. Teknik açıdan 29.524 üzerinde kapanışın yükseliş momentumunu destekleyebileceği, aşağı tarafta ise 29.471 bölgesinin destek olarak izlenebileceği ifade edildi. Destek seviyeleri 29.470, 29.400 ve 29.334; direnç seviyeleri 29.524, 29.618 ve 29.712 olarak verildi.
67 dolar üzerinde dengelenen gümüşün, ABD enflasyon verileri öncesinde zayıf dolar ve korunma talebinin desteğiyle tutunmaya çalıştığı belirtildi. Buna karşın yükselen petrol fiyatları ve tahvil faizlerinin Fed'in yakın vadeli faiz artışı beklentilerini destekleyerek fiyatlamaları sınırladığı aktarıldı. Destek seviyeleri 67,44, 67,04 ve 66,68; direnç seviyeleri ise 68,00, 68,46 ve 68,94 olarak sıralandı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
İnfo Yatırım Menkul Değerler AŞ tarafından yayımlanan Günlük FX Raporu'nda, Orta Doğu'da artan gerilimle petrol ve Avrupa doğalgaz fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümüne yönelik belirsizliği artırdığı, piyasaların ECB'nin veri odaklı duruşunu koruyarak bu toplantıda yeniden faiz artırmasını beklediği belirtildi. Teknik açıdan EUR/USD'de 1,1630 bölgesinin destek olarak takip edilebileceği, yukarı tarafta ise 1,1640 seviyesinin aşılmasının yukarı yönlü hareketi destekleyebileceği ifade edildi. Destek seviyeleri 1,1630, 1,1625 ve 1,1617; direnç seviyeleri 1,1640, 1,1648 ve 1,1654 olarak sıralandı.
Ons altının 4.400 dolar civarında dengelendiği belirtilen raporda, ABD'de açıklanacak ÜFE ve TÜFE verileri öncesinde temkinli seyrin korunduğu aktarıldı. Zayıf dolar ve korunma talebinin altını desteklediği, buna karşın yükselen petrol fiyatları ve tahvil faizlerinin Fed'in yakın vadeli faiz adımına yönelik beklentileri canlı tutarak fiyatlamaları sınırladığı kaydedildi. Teknik açıdan 4.387 seviyesinin ilk destek, 4.441 seviyesinin ise direnç olarak takip edilebileceği ifade edildi. 4.441 seviyesinin aşılmasının yükselişi destekleyebileceği belirtildi. Destek seviyeleri 4.387, 4.340 ve 4.303; direnç seviyeleri 4.441, 4.460 ve 4.487 olarak verildi.
Brent petrolün 100 dolar üzerinde tutunduğu, ABD ile İran arasında tırmanan gerilim ve Orta Doğu enerji arzına yönelik artan risklerle güçlü seyrini sürdürdüğü belirtildi. İran'ın daha sert karşılık mesajları ve Suudi Arabistan'daki enerji tesislerine yönelik saldırıların yakın vadede geri çekilmeleri sınırlayan ana unsurlar arasında yer aldığı aktarıldı. Haber akışına oldukça duyarlı paritede psikolojik bölge olan 100 dolar seviyesinin ilk destek olarak takip edilebileceği, yukarı tarafta 101,32 direncinin aşılmasının yükselişi destekleyebileceği ifade edildi. Destek seviyeleri 100,18, 99,58 ve 99,05; direnç seviyeleri 101,32, 102,11 ve 103,01 olarak sıralandı.
ABD vadeli endekslerinin kritik enflasyon verileri öncesinde yatay seyrettiği, yükselen petrol fiyatları ve tahvil faizlerinin risk iştahını baskıladığı kaydedildi. Bugün açıklanacak ÜFE, haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve şirket bilançolarının kısa vadeli yön açısından belirleyici olabileceği belirtildi. Teknik açıdan 29.524 üzerinde kapanışın yükseliş momentumunu destekleyebileceği, aşağı tarafta ise 29.471 bölgesinin destek olarak izlenebileceği ifade edildi. Destek seviyeleri 29.470, 29.400 ve 29.334; direnç seviyeleri 29.524, 29.618 ve 29.712 olarak verildi.
67 dolar üzerinde dengelenen gümüşün, ABD enflasyon verileri öncesinde zayıf dolar ve korunma talebinin desteğiyle tutunmaya çalıştığı belirtildi. Buna karşın yükselen petrol fiyatları ve tahvil faizlerinin Fed'in yakın vadeli faiz artışı beklentilerini destekleyerek fiyatlamaları sınırladığı aktarıldı. Destek seviyeleri 67,44, 67,04 ve 66,68; direnç seviyeleri ise 68,00, 68,46 ve 68,94 olarak sıralandı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) y...
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, ''MHR Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.'nin 08.09.2026 tarihinde başlayan yüzde 50 oranındaki bedelsiz sermaye artırım işleminde, kaydileşmiş pay senetlerinin artırım karşılıkları ilgili üyelerin müşteri alt hesaplarına 10.09.2026 tarihinde alacak kaydedilmiştir.'' denildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, ''MHR Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.'nin 08.09.2026 tarihinde başlayan yüzde 50 oranındaki bedelsiz sermaye artırım işleminde, kaydileşmiş pay senetlerinin artırım karşılıkları ilgili üyelerin müşteri alt hesaplarına 10.09.2026 tarihinde alacak kaydedilmiştir.'' denildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Tarih çarkı yüzyıllardır ulusları birbirine bağlamıştır. Ancak bu bağlantılar sadece savaşlar veya ticaret kervanları aracılığıyla gerçekleşmemiştir. İnsan maneviyatının zirvesi olan İslami tasavvuf okulları, Turan-ı Türkistan'dan doğmuş ve dünyaya ışık yaymıştır. Bugün "Orta Doğu'daki Özbek anıtları" dediğimizde, sadece eski binaları değil, yüzyıllardır yurttaşlarımızın inancını, cömertliğini ve ulusal kimliğini koruyan "manevi elçilikleri" kastediyoruz.
Bu yazıda, Kudüs'teki "Zowiya al-Uzbekiya" ("Özbek Zowiya") örneğini kullanarak, Türkiye, Mısır ve Filistin toprakları üzerine kurulan Özbek yerleşimlerinin özünü ortaya koymaya çalışacağız.
Makalemizin özünü anlamak için öncelikle bu terimlerin özün...
Tarih çarkı yüzyıllardır ulusları birbirine bağlamıştır. Ancak bu bağlantılar sadece savaşlar veya ticaret kervanları aracılığıyla gerçekleşmemiştir. İnsan maneviyatının zirvesi olan İslami tasavvuf okulları, Turan-ı Türkistan'dan doğmuş ve dünyaya ışık yaymıştır. Bugün "Orta Doğu'daki Özbek anıtları" dediğimizde, sadece eski binaları değil, yüzyıllardır yurttaşlarımızın inancını, cömertliğini ve ulusal kimliğini koruyan "manevi elçilikleri" kastediyoruz.
Bu yazıda, Kudüs'teki "Zowiya al-Uzbekiya" ("Özbek Zowiya") örneğini kullanarak, Türkiye, Mısır ve Filistin toprakları üzerine kurulan Özbek yerleşimlerinin özünü ortaya koymaya çalışacağız.
Makalemizin özünü anlamak için öncelikle bu terimlerin özün...
Tarih çarkı yüzyıllardır ulusları birbirine bağlamıştır. Ancak bu bağlantılar sadece savaşlar veya ticaret kervanları aracılığıyla gerçekleşmemiştir. İnsan maneviyatının zirvesi olan İslami tasavvuf okulları, Turan-ı Türkistan'dan doğmuş ve dünyaya ışık yaymıştır. Bugün "Orta Doğu'daki Özbek anıtları" dediğimizde, sadece eski binaları değil, yüzyıllardır yurttaşlarımızın inancını, cömertliğini ve ulusal kimliğini koruyan "manevi elçilikleri" kastediyoruz.
Bu yazıda, Kudüs'teki "Zowiya al-Uzbekiya" ("Özbek Zowiya") örneğini kullanarak, Türkiye, Mısır ve Filistin toprakları üzerine kurulan Özbek yerleşimlerinin özünü ortaya koymaya çalışacağız.
Makalemizin özünü anlamak için öncelikle bu terimlerin özüne değinmek gerekir. Birçok insan bunları sadece "cami" olarak düşünür, ancak aslında işlevleri çok daha geniş kapsamlıydı.
Zovia (Arapça'da "köşe" anlamına gelir): Başlangıçta, bir caminin köşesinde dua ve zikir için ayrılmış bir alanı ifade ediyordu. Daha sonra, bu kavram belirli bir mezhebin (örneğin Nakşibendiyye) üyeleri için küçük toplanma yerlerini de kapsayacak şekilde genişledi. Zovia, manevi bir inziva yeridir.
Takka (Farsça – “sütun”, “direk”): Özellikle Osmanlı döneminde Türk halkları arasında yaygındı. Terim “dinlenme yeri”, yani yabancıların ve münzevilerin sığınak bulduğu bir yer anlamına gelir. Takkalar zaviyelerden daha büyüktü ve sadece ibadet yeri olarak değil, aynı zamanda yatakhane, mutfak ve kütüphane olarak da hizmet veriyordu.
Hanaka: Bu da Farsça bir terim olup, ağırlıklı olarak Turan-Türkistan ve İran'da kullanılır. Sufiler için toplu yaşam ve meditasyon yeri anlamına gelir.
Bu merkezlerin kurulmasının ardında üç temel amaç yatmaktadır:
Sosyal koruma: Uzak Türkistan'dan Hac için yaya veya deveyle gelen hacılar için ücretsiz otel görevi görüyordu. O zamanlar Buhara'dan Mekke'ye yolculuk 4-6 ay sürüyordu. Yolda hastalanan veya parası tükenen hemşehrilerimiz bu kulübelerde sığınak buluyordu.
Manevi eğitim: Nakşibendi, Kaderi veya Yasavi tarikatlarının öğretilerinin geniş çapta yayılması. Bu yerler bilim ve edebiyat merkezleriydi.
Ulusal birlik: Kendi dillerini konuşan, kendi yemeklerini yiyen ve yabancı topraklarda geleneklerini özleyen insanları bir araya getirmek.
Kudüs'teki "Zowiya al-Uzbekiya"nın tarihi
Kudüs'ün en kutsal caddelerinden biri olan Via Dolorosa üzerinde bulunan bu yer, özellikle Özbekler için inşa edilmiş köşelerden biri olarak kabul edilir.
Zaviyenin tarihi 17. yüzyılın başlarına kadar uzanmaktadır. Kurucusu, aslen Türk kökenli İstanbullu bir Sufi olan Osman Ağa'dır (Osman Sufi). Mescid-i Aksa'nın Bab el-Ghavanime kapısı yakınında bir cami ve dört hücre inşa ettirmiş ve bunu Nakşibendi tarikatına adamıştır.
Dikkat çekici olan, ilk vakıfların zaviye sakinleri için katı manevi şartlar belirlemiş olmasıdır: tıraş olmamak, sigara içmemek ve şehvet düşkünlüğünden uzak durmak. Eğer Nakşibendi bulunamazsa, diğer Türk dervişlerinin orada yaşamasına izin verilirdi.
Bu yerin gerçek bir "Özbek zoviyesi"ne dönüşümü, 18. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Şeyh Muhammed Salih el-Özbaki'nin adıyla ilişkilendirilir. Ölümünden sonra (1731), Kudüs valisi Ağa Parvanazoda, şeyhin mezarı üzerine görkemli bir kubbe inşa ettirdi. Bu dönemden itibaren zoviye, Türkistan'dan gelen "Buhari"nin ana merkezi haline geldi.
19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında Zaviye'yi yöneten Şeyh Raşid el-Buhari dönemi, refah dönemi olarak kabul edilir. O sadece bir dini lider değil, aynı zamanda önemli bir siyasi figürdü. Türkistan'daki sömürgeci politikalara tahammül edemeyen Şeyh Raşid, Kudüs'e yerleşti.
Onun döneminde, Ahmed Yaşavi ve Alisher Navoi'nin eserleri manastırda kopyalanıp okunmuştur.
İngiliz konsolosu James Finn anılarında şöyle yazmıştı: "Buradaki şeyhler Buhara'dan geldiler, çok kültürlüler ve birçok dil biliyorlar."
Bu konu Kudüs ile sınırlı kalamaz. Özbek zoviya sistemi Orta Doğu'nun diğer önemli noktalarında da mevcuttu.
Bu tür kutsal mekanlar arasında, 1750'lerde Buhara Hanlığı içindeki Özbek devletini yöneten Eştar Hanlığı'nın elçileri ve hacılar için inşa edilen Türkiye'nin en ünlü Özbek Takkası da bulunmaktadır. Bu Takka sadece dini bir mekan değil, aynı zamanda Türk Kurtuluş Savaşı'nın (1920-1923) en önemli merkezlerinden biriydi. İstanbul işgal altındayken, ulusal kurtuluş hareketinin silahları ve mücahitleri bu Özbek Takkası aracılığıyla gizlice Anadolu'ya taşınıyordu. Burada hazırlanan Özbek pilavı, özgürlük savaşçılarına güç veriyordu.
Özbeklerin de Mısır başkentinde kendi mahalleleri ve takkaları vardı. Kahire'deki "Hawsh al-Uzbek" bu takkalardan biridir. Moğol istilasından kaçmak için çoğunlukla batı topraklarına sığındılar. Özellikle Türk Memlükleri döneminden beri, Turan askerleri ve bilginleri Kahire'de büyük bir prestij kazandılar.
Özbek köylerini diğer milletlerin yerleşim yerlerinden ayıran önemli bir özellik vardı: misafirperverlik ve yemek kültürü.
Kudüs vadisinde, her Perşembe büyük tencerelerde pilav pişirilirdi. Bu gelenek o kadar güçlüydü ki, yerel Araplar Özbekleri "en cömert insanlar" olarak kabul ederdi. Pilav pişirme süreci başlı başına bir ritüeldi ve sadece erkekler katılırdı. Bu yemek sadece karnı doyurmakla kalmaz, aynı zamanda yurtlarından uzakta yaşayan insanları aynı sofranın etrafında bir araya getirirdi.
Nakşibendi mezhebinin "sessiz zikri" (ses çıkarmadan yapılan zikir), özel taşlar (tesbih yerine kullanılan küçük taşlar) yardımıyla gerçekleştirilirdi. Bu ritüeller, zaviyenin manevi gücünü belirlerdi.
20. yüzyılın başları Özbek zoviyaları için zor geçti. Bunun sebebi Birinci Dünya Savaşı ve sınırların kapatılmasıydı. 1917'de "Akpaşa" rejimi devrildikten ve "Kızıllar" iktidara geldikten sonra SSCB sınırları kapattı. Türkistan'dan Hac ibadetine giden hacıların akışı durdu. Bu, zoviyaların ekonomik ve manevi desteği için büyük bir darbe oldu.
Kudüs'teki Özbek zaviyesi, Afgan zaviyesine komşuydu ve Afgan zaviyesinin mütevellisi Şeyh Raşid'in 1919'da bir arazi anlaşmazlığı nedeniyle trajik ölümü, topluluğu derinden sarstı.
İsrail ile Arap devletleri arasındaki savaştan sonra, türbedeki dervişlerin çoğu Ürdün'e taşındı. 1983'te türbenin bir kısmı İsrail yetkilileri tarafından yıkıldı.
Günümüzde Kudüs'teki "Zowiya al-Uzbekiya", Şeyh Ya'qub'un torunları tarafından korunmaktadır. Eskiden olduğu gibi yüzlerce derviş orada yaşamasa da, bir cami ve bir kütüphane hala faaliyet göstermektedir. Kütüphanede muhafaza edilen 179'dan fazla nadir el yazması, Kudüs'teki Türkistanlıların yüksek kültürüne tanıklık etmektedir.
Sonuç olarak, Orta Doğu'daki Özbek takkaları ve zaviyeleri sadece mimari anıtlar değil, aynı zamanda anavatanlarından binlerce kilometre uzakta olmalarına rağmen dillerini ve kültürlerini kaybetmeyen atalarımızın azminin, Özbek halkının İslam medeniyetine yaptığı eşsiz katkının ve en önemlisi insanlığın, cömertliğin ve manevi saflığın sembolüdür.
Zafar ŞAMSİDDİNOV,
araştırmacı
Kullanılan kaynaklar:
2. Yusuf Natsheh. Al-Zawiya al-Nakshbendiyya (1033/1623-4) // Osmanlı Kudüs: Yaşayan Şehir 1517 – 1917. s. 904–912.
Kaynak: 7 Eylül 2026,
Not: Görsel yapay zeka ile üretilmiştir.
Tarih çarkı yüzyıllardır ulusları birbirine bağlamıştır. Ancak bu bağlantılar sadece savaşlar veya ticaret kervanları aracılığıyla gerçekleşmemiştir. İnsan maneviyatının zirvesi olan İslami tasavvuf okulları, Turan-ı Türkistan'dan doğmuş ve dünyaya ışık yaymıştır. Bugün "Orta Doğu'daki Özbek anıtları" dediğimizde, sadece eski binaları değil, yüzyıllardır yurttaşlarımızın inancını, cömertliğini ve ulusal kimliğini koruyan "manevi elçilikleri" kastediyoruz.
Bu yazıda, Kudüs'teki "Zowiya al-Uzbekiya" ("Özbek Zowiya") örneğini kullanarak, Türkiye, Mısır ve Filistin toprakları üzerine kurulan Özbek yerleşimlerinin özünü ortaya koymaya çalışacağız.
Makalemizin özünü anlamak için öncelikle bu terimlerin özüne değinmek gerekir. Birçok insan bunları sadece "cami" olarak düşünür, ancak aslında işlevleri çok daha geniş kapsamlıydı.
Zovia (Arapça'da "köşe" anlamına gelir): Başlangıçta, bir caminin köşesinde dua ve zikir için ayrılmış bir alanı ifade ediyordu. Daha sonra, bu kavram belirli bir mezhebin (örneğin Nakşibendiyye) üyeleri için küçük toplanma yerlerini de kapsayacak şekilde genişledi. Zovia, manevi bir inziva yeridir.
Takka (Farsça – “sütun”, “direk”): Özellikle Osmanlı döneminde Türk halkları arasında yaygındı. Terim “dinlenme yeri”, yani yabancıların ve münzevilerin sığınak bulduğu bir yer anlamına gelir. Takkalar zaviyelerden daha büyüktü ve sadece ibadet yeri olarak değil, aynı zamanda yatakhane, mutfak ve kütüphane olarak da hizmet veriyordu.
Hanaka: Bu da Farsça bir terim olup, ağırlıklı olarak Turan-Türkistan ve İran'da kullanılır. Sufiler için toplu yaşam ve meditasyon yeri anlamına gelir.
Bu merkezlerin kurulmasının ardında üç temel amaç yatmaktadır:
Sosyal koruma: Uzak Türkistan'dan Hac için yaya veya deveyle gelen hacılar için ücretsiz otel görevi görüyordu. O zamanlar Buhara'dan Mekke'ye yolculuk 4-6 ay sürüyordu. Yolda hastalanan veya parası tükenen hemşehrilerimiz bu kulübelerde sığınak buluyordu.
Manevi eğitim: Nakşibendi, Kaderi veya Yasavi tarikatlarının öğretilerinin geniş çapta yayılması. Bu yerler bilim ve edebiyat merkezleriydi.
Ulusal birlik: Kendi dillerini konuşan, kendi yemeklerini yiyen ve yabancı topraklarda geleneklerini özleyen insanları bir araya getirmek.
Kudüs'teki "Zowiya al-Uzbekiya"nın tarihi
Kudüs'ün en kutsal caddelerinden biri olan Via Dolorosa üzerinde bulunan bu yer, özellikle Özbekler için inşa edilmiş köşelerden biri olarak kabul edilir.
Zaviyenin tarihi 17. yüzyılın başlarına kadar uzanmaktadır. Kurucusu, aslen Türk kökenli İstanbullu bir Sufi olan Osman Ağa'dır (Osman Sufi). Mescid-i Aksa'nın Bab el-Ghavanime kapısı yakınında bir cami ve dört hücre inşa ettirmiş ve bunu Nakşibendi tarikatına adamıştır.
Dikkat çekici olan, ilk vakıfların zaviye sakinleri için katı manevi şartlar belirlemiş olmasıdır: tıraş olmamak, sigara içmemek ve şehvet düşkünlüğünden uzak durmak. Eğer Nakşibendi bulunamazsa, diğer Türk dervişlerinin orada yaşamasına izin verilirdi.
Bu yerin gerçek bir "Özbek zoviyesi"ne dönüşümü, 18. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Şeyh Muhammed Salih el-Özbaki'nin adıyla ilişkilendirilir. Ölümünden sonra (1731), Kudüs valisi Ağa Parvanazoda, şeyhin mezarı üzerine görkemli bir kubbe inşa ettirdi. Bu dönemden itibaren zoviye, Türkistan'dan gelen "Buhari"nin ana merkezi haline geldi.
19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında Zaviye'yi yöneten Şeyh Raşid el-Buhari dönemi, refah dönemi olarak kabul edilir. O sadece bir dini lider değil, aynı zamanda önemli bir siyasi figürdü. Türkistan'daki sömürgeci politikalara tahammül edemeyen Şeyh Raşid, Kudüs'e yerleşti.
Onun döneminde, Ahmed Yaşavi ve Alisher Navoi'nin eserleri manastırda kopyalanıp okunmuştur.
İngiliz konsolosu James Finn anılarında şöyle yazmıştı: "Buradaki şeyhler Buhara'dan geldiler, çok kültürlüler ve birçok dil biliyorlar."
Bu konu Kudüs ile sınırlı kalamaz. Özbek zoviya sistemi Orta Doğu'nun diğer önemli noktalarında da mevcuttu.
Bu tür kutsal mekanlar arasında, 1750'lerde Buhara Hanlığı içindeki Özbek devletini yöneten Eştar Hanlığı'nın elçileri ve hacılar için inşa edilen Türkiye'nin en ünlü Özbek Takkası da bulunmaktadır. Bu Takka sadece dini bir mekan değil, aynı zamanda Türk Kurtuluş Savaşı'nın (1920-1923) en önemli merkezlerinden biriydi. İstanbul işgal altındayken, ulusal kurtuluş hareketinin silahları ve mücahitleri bu Özbek Takkası aracılığıyla gizlice Anadolu'ya taşınıyordu. Burada hazırlanan Özbek pilavı, özgürlük savaşçılarına güç veriyordu.
Özbeklerin de Mısır başkentinde kendi mahalleleri ve takkaları vardı. Kahire'deki "Hawsh al-Uzbek" bu takkalardan biridir. Moğol istilasından kaçmak için çoğunlukla batı topraklarına sığındılar. Özellikle Türk Memlükleri döneminden beri, Turan askerleri ve bilginleri Kahire'de büyük bir prestij kazandılar.
Özbek köylerini diğer milletlerin yerleşim yerlerinden ayıran önemli bir özellik vardı: misafirperverlik ve yemek kültürü.
Kudüs vadisinde, her Perşembe büyük tencerelerde pilav pişirilirdi. Bu gelenek o kadar güçlüydü ki, yerel Araplar Özbekleri "en cömert insanlar" olarak kabul ederdi. Pilav pişirme süreci başlı başına bir ritüeldi ve sadece erkekler katılırdı. Bu yemek sadece karnı doyurmakla kalmaz, aynı zamanda yurtlarından uzakta yaşayan insanları aynı sofranın etrafında bir araya getirirdi.
Nakşibendi mezhebinin "sessiz zikri" (ses çıkarmadan yapılan zikir), özel taşlar (tesbih yerine kullanılan küçük taşlar) yardımıyla gerçekleştirilirdi. Bu ritüeller, zaviyenin manevi gücünü belirlerdi.
20. yüzyılın başları Özbek zoviyaları için zor geçti. Bunun sebebi Birinci Dünya Savaşı ve sınırların kapatılmasıydı. 1917'de "Akpaşa" rejimi devrildikten ve "Kızıllar" iktidara geldikten sonra SSCB sınırları kapattı. Türkistan'dan Hac ibadetine giden hacıların akışı durdu. Bu, zoviyaların ekonomik ve manevi desteği için büyük bir darbe oldu.
Kudüs'teki Özbek zaviyesi, Afgan zaviyesine komşuydu ve Afgan zaviyesinin mütevellisi Şeyh Raşid'in 1919'da bir arazi anlaşmazlığı nedeniyle trajik ölümü, topluluğu derinden sarstı.
İsrail ile Arap devletleri arasındaki savaştan sonra, türbedeki dervişlerin çoğu Ürdün'e taşındı. 1983'te türbenin bir kısmı İsrail yetkilileri tarafından yıkıldı.
Günümüzde Kudüs'teki "Zowiya al-Uzbekiya", Şeyh Ya'qub'un torunları tarafından korunmaktadır. Eskiden olduğu gibi yüzlerce derviş orada yaşamasa da, bir cami ve bir kütüphane hala faaliyet göstermektedir. Kütüphanede muhafaza edilen 179'dan fazla nadir el yazması, Kudüs'teki Türkistanlıların yüksek kültürüne tanıklık etmektedir.
Sonuç olarak, Orta Doğu'daki Özbek takkaları ve zaviyeleri sadece mimari anıtlar değil, aynı zamanda anavatanlarından binlerce kilometre uzakta olmalarına rağmen dillerini ve kültürlerini kaybetmeyen atalarımızın azminin, Özbek halkının İslam medeniyetine yaptığı eşsiz katkının ve en önemlisi insanlığın, cömertliğin ve manevi saflığın sembolüdür.
Zafar ŞAMSİDDİNOV,
araştırmacı
Kullanılan kaynaklar:
2. Yusuf Natsheh. Al-Zawiya al-Nakshbendiyya (1033/1623-4) // Osmanlı Kudüs: Yaşayan Şehir 1517 – 1917. s. 904–912.
Kaynak: 7 Eylül 2026,
Not: Görsel yapay zeka ile üretilmiştir.
Günümüzde “Orta Asya” ve “Orta Asya” olarak bilinen, eski zamanlarda ise Turan ve Türkistan olarak adlandırılan bölgemizin geçmişi birçok yazılı kaynakta yansıtılmaktadır. Bunlara göre, en eski terimlerden biri olan Turan, MÖ son milenyumun ortalarında komşu ülkeler tarafından bilinmeye başlanmıştır. Daha sonra bir bölümü için kullanılmaya başlanan Türkistan terimi ise erken Orta Çağ'a (VI-VIII yüzyıllar) kadar uzanmaktadır. Bu terimler, birbirini tamamlayarak, yakın yüzyıllara kadar Çigatay Türkçesi, Farsça ve diğer dillerdeki kaynaklarda kullanılmıştır.
Bölgeyle ilişkili başka terimler de vardır. Bunlar şunlardır:
Transoxiana (“Oxus'un Ötesi” / Amu Darya) – İsa'dan önceki dönemlerden;
Varorud ("Nehrin Öte Tarafı") ve Movarounnahr isimleri, yaklaşık bin ila elli yıl öncesine dayanan kaynaklarda geçmektedir.
Ancak bu terimler Turan ve Tür...
Günümüzde “Orta Asya” ve “Orta Asya” olarak bilinen, eski zamanlarda ise Turan ve Türkistan olarak adlandırılan bölgemizin geçmişi birçok yazılı kaynakta yansıtılmaktadır. Bunlara göre, en eski terimlerden biri olan Turan, MÖ son milenyumun ortalarında komşu ülkeler tarafından bilinmeye başlanmıştır. Daha sonra bir bölümü için kullanılmaya başlanan Türkistan terimi ise erken Orta Çağ'a (VI-VIII yüzyıllar) kadar uzanmaktadır. Bu terimler, birbirini tamamlayarak, yakın yüzyıllara kadar Çigatay Türkçesi, Farsça ve diğer dillerdeki kaynaklarda kullanılmıştır.
Bölgeyle ilişkili başka terimler de vardır. Bunlar şunlardır:
Transoxiana (“Oxus'un Ötesi” / Amu Darya) – İsa'dan önceki dönemlerden;
Varorud ("Nehrin Öte Tarafı") ve Movarounnahr isimleri, yaklaşık bin ila elli yıl öncesine dayanan kaynaklarda geçmektedir.
Ancak bu terimler Turan ve Tür...
Günümüzde “Orta Asya” ve “Orta Asya” olarak bilinen, eski zamanlarda ise Turan ve Türkistan olarak adlandırılan bölgemizin geçmişi birçok yazılı kaynakta yansıtılmaktadır. Bunlara göre, en eski terimlerden biri olan Turan, MÖ son milenyumun ortalarında komşu ülkeler tarafından bilinmeye başlanmıştır. Daha sonra bir bölümü için kullanılmaya başlanan Türkistan terimi ise erken Orta Çağ'a (VI-VIII yüzyıllar) kadar uzanmaktadır. Bu terimler, birbirini tamamlayarak, yakın yüzyıllara kadar Çigatay Türkçesi, Farsça ve diğer dillerdeki kaynaklarda kullanılmıştır.
Bölgeyle ilişkili başka terimler de vardır. Bunlar şunlardır:
Transoxiana (“Oxus'un Ötesi” / Amu Darya) – İsa'dan önceki dönemlerden;
Varorud ("Nehrin Öte Tarafı") ve Movarounnahr isimleri, yaklaşık bin ila elli yıl öncesine dayanan kaynaklarda geçmektedir.
Ancak bu terimler Turan ve Türkistan kadar geniş kapsamlı değildi ve hiçbiri ulusal veya etnik bir aidiyeti gösteren bir işaret içermiyordu.
Etnik çeşitlilik ve bölgesel kapsam
Bölgenin tarihiyle ilgilenenler arasında, bölgenin orijinal adı ve yerli veya "işgalci" halkların kökeni hakkında bitmek bilmeyen bir tartışma vardır. Ancak bu topraklar uzun zamandır birçok halka ev sahipliği yapmıştır ve çeşitli köşelerinin yalnızca tek bir dil konuşan halklar tarafından iskan edildiğini söylemek yanlıştır.
Günümüzde Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan'ı kapsayan Orta Asya, 4 milyon kilometrekareden fazla bir alanı kaplamaktadır. Gerçekte bu bölge, Volga-Ural bölgesi, Altay, Moğolistan, Doğu Türkistan (Sincan) ve Afganistan'ı da içerdiği için çok daha geniştir.
Bölge halklarının yerleşimi ve hareketleri
Geçmişte Turan, kuzey ve doğusunda Türk dilleri konuşan halklar, güney ve batısında ise İran dilleri konuşan halklar tarafından iskan edilmişti. Bu halkların birbirine bitişik orta kısmı Amu Darya ve Syr Darya havzalarıyla örtüşüyordu.
Zamanla insanların yaşam alanları değişti:
Türk halkları (başta Oğuzlar ve Kerlükler), Yedi Deniz ve Sir Darya nehirlerinin kıyılarından, Amu Darya nehri üzerinden Horasan ve Kuzey Hindistan'a doğru barışçıl bir şekilde genişlediler.
Soğdlar, Zarafşan kıyılarından Sir Darya'nın orta kesimlerine ve Yedi Deniz ülkesine doğru göç ettiler.
Dolayısıyla Orta Asya, farklı medeniyetlerin ve dil gruplarının uyum içinde yaşadığı ve birbirleriyle kaynaştığı geniş bir alan olmuştur her zaman.
Türk ve Tacik: Bölgesel Kimlik ve Yüzyıllardır Süregelen Uyum
Turan-Türkistan bölgesinde farklı dil ailelerine mensup halkların binlerce yıldır süregelen barışçıl birlikteliği, aralarında karşılıklı dayanışma ve güçlü kültürel bağlar oluşturmuştur. Bu süreç sadece ekonomik iş birliğiyle sınırlı kalmamış , aynı zamanda tanrılara, geleneklere ve dünya görüşlerine karşılıklı saygı ve ortak bir inanç sistemi de yaratmıştır.
8. yüzyılın başlarından itibaren Bilga Kağan ve Kul Tegin'in yazıtlarında Türkler "On Ok Halkı" , Doğu İran dili konuşan nüfus ise "tot" olarak anılmış ve birlikleri ülkenin temeli olarak kabul edilmiştir. Dört yüzyıl sonra, Mahmud Kaşgari'nin "Devonu Lu'atit Türk" adlı eserindeki "Hiçbir Türk başsız ölmez . Hiçbir Türk totsuz ölmez " atasözü , Turan halklarının kaderinin birbirine yakından bağlı olduğunu göstermektedir.
Erken ve geç Orta Çağ'da etnokültürel simbiyoz
Türk Kağanlığı döneminde başlayan Türk-Suğd etnokültürel yakınlaşması, sonraki dönemlerde de istikrarlı bir şekilde devam etti. Bu ilişki , Samaniler, Karahanlılar, Selçuklular, Harezmşahlar, Çıgatay Ulusları, Timuriler, Şeybaniler ve Aştarhanlılar dönemlerinde "Türk-Tacik" terimi altında daha da güçlendi .
Hanlık dönemindeki yönetici hanedanlar farklı klanlara mensup olsalar da, "Türk" terimi genel bir birleştirici kavram olarak kaldı:
Hive Hanlığı: Ebu'l-Ghozi Bakhodir Han'ın "Şecarî Türk" adlı eserinde yüzlerce etnik isim listelenmiş olup, bunların tümü "Türk" kelimesi altında özetlenmiştir.
Kokand Hanlığı: Edebi çevrelerde, Özbek, Kazak, Kırgız ve Karakalpak gibi etnonimlerin yanı sıra, genel olarak "Türk" terimi de aktif olarak kullanılmıştır.
Buhara Emirliği: Ebu Tahirhoca Semerkendi'nin "Samarya" adlı eserinde "Türk" ve "Özbek" kavramları eş anlamlı olarak kullanılmış ve yerel halkın yaşamında birbirlerini tamamladıkları belirtilmiştir.
Zarafşan vahası örneği üzerinden etnik peyzaj
Zarafşan Nehri'nin aşağı ve yukarı kısımları (Urgut ve Şoddar bölgeleri dahil) uzun zamandır Soğd ve Türk halklarının karışımı tarafından iskan edilmiştir. Zamanla Soğd dili, İran dil grubuna ait Farsça-Tacikçe ile yer değiştirmiş ve Soğd etnoniminin yerine "Tacikçe" terimi yerleşmiştir.
Aynı zamanda, dağlık bölgelerde Eski Türkçe ve Karluk lehçelerini konuşan nüfus dillerini korurken, ovalarda Min, Naiman, Bahrin, Yüz ve Kırk gibi kabileler çoğaldı. Bunlardan bazılarına "Özbek", diğerlerine ise "Türk" veya "Barlos" denildi. Ancak bu çeşitlilik, bölgenin kimliğinin kaybolmasına değil, aksine zenginleşmesine yol açtı.
Tarihsel tutarlılık
16. ve 19. yüzyıllar arasında, Amu Darya ve Syr Darya nehirleri arasındaki nüfus daha sık "Özbek ve Tacik" olarak anılmaya başlandı . Bu, erken Orta Çağ'daki "Türk ve Tot" ve daha sonraki Orta Çağ'daki "Türk - Tacik" ifadelerinin mantıklı bir devamıdır ve bölgedeki Türk ve Fars kimliklerinin yaklaşık bin beş yüz yıldır birbirine müdahale etmeden uyum içinde bir arada var olduğunu göstermektedir.
Semerkant'ın edebi ortamı ve "Türk" kimliğinin tarihsel istikrarı
Geç Orta Çağ'da Semerkant bölgesi, Çigatay Türkçesi (Özbekçe) ve Farsça-Tacikçe dillerinde eserler veren birçok tarihçi, şair ve devlet adamı yetiştirmiştir. Bunlar arasında Şeyhler Humuli Urguti ve Huduykuli'nin eserleri özel bir ilgiyi hak etmektedir.
Khumuliy Urguty ve "Khumuliy Tarihi"
Takma adı Humuli olan Cümelli ibn Sufi Tag'oyi, Semerkant ve Buhara Emiri Nasrullah'ın (1827-1860) hükümdarlığı döneminde Urgut'ta kadı olarak görev yapmıştır. "Humuli'nin Tarihi", "Şiir Tarihi", "Şah ve Dilenci" ve "Divanî Humuli" gibi eserleri günümüze kadar ulaşmıştır.
İsimdeki "Türk" kelimesinin iki farklı anlamı vardır:
1. Yazarın etnik kökeninin Özbek "Türk" kabilesine mensup olması;
2. Turan'ın aylarının isimlerini kullanma geleneği.
Bu durum, Türk kimliğini temsil eden ve Türk Kağanlığı döneminde başlayan bu kavramın, Özbek hanlıkları döneminde bile önemini kaybetmediğini göstermektedir.
Tim köyü ve Khudoykuli şeyhinin manastırı
Zarafşan vahası ve özellikle Semerkant'ın etnokültürel ortamında Türk kimliğinin korunduğunu doğrulayan bir diğer kaynak ise, Buhara Emirliği dönemine ait bir dini risaledir. Bu risalede, Ziyaddin ve Kattakurgan arasında , eski Totkent bölgesine bağlı Tim köyünde yaşamış olan büyük şeyh Hudeykuli'den bahsedilir .
Manokib, Hoca Bahauddin'in Totkent bölgesindeki bir "Türk" şeyhi (Hudoykûli şeyhi) ziyaret etme telaşından bahseder. Tim köyü ve çevresinin göçebe Özbek çoban kabileleri tarafından iskan edildiği göz önüne alındığında, bu bilgi, geç Orta Çağ'da bile yerel halkın "Türk" olarak adlandırıldığını ve Türk kimliğinin istikrarlı olduğunu açıkça göstermektedir.
Turan-Türkist halklarının ulusal kimlik duygusunun kökenleri binlerce yıla dayanmaktadır. Erken Orta Çağ yazıtlarından son yüzyıllarda oluşturulan kaynaklara kadar, Amu Darya ve Sir Darya nehirleri arasındaki bölgede "Türk" terimi, nüfusun önemli bir kısmı için ulusal kimlik işlevi görmüştür .
Aynı zamanda, bölgede "Türk ve Tot" , "Türk - Tacik" ve "Özbek ve Tacik" gibi ifadelerin kullanılması , farklı diller konuşan halkların yüzyıllardır birbirlerine müdahale etmeden, barış ve uyum içinde yaşadıklarını göstermektedir.
Gaybulla BOBOY O R,
Tarih Bilimleri Doktoru, Profesör
Referanslar:
1. Ebu Tahirhoja Semerkandi. Samiriye . Abdulmo'min Sattori tarafından Farsçadan çevrilmiştir. Hazırlayan: Bo'riboy Ahmedov ve A.Juvonmardiev . Taşkent: “ Kamalak ” yayınevi, 1991.
2. Ebu Gazi . Türk Şeceresi. Hazırlayanlar: Q. Munirov, Q. Mahmudov. Taşkent, 1992.
3. Ibratul Khavoqin / Niyoz Muhammad Khukandi; (Shahrukh'un Tarihi): Khudoyorkhan / Shohrukhbek Umarov'un atalarının tarihi. – Taşkent: Turon zamin ziya, 2014.
4. Mahmud Kaşgari. Türkçe Sözcükler Sözlüğü (Devonu-lugat it-turk) / Çevirmen ve editör S.M. Mutallibov. 1 cilt. – Taşkent, 1960.
5. Karimiy G. Peygamberin Kırkası: Bir Deneme // Doğu Yıldızı. – 2010. – Sayı 4. – S. 131–137.
6. Molla Jum'a-Qulī Khumūlī. Tārīkh-i Humūlī . Hazırlayan: G'ulom Karimiy ve Iroda Kayumova . Genel Yayın Yönetmeni: Haydar Yuldoshkhodja y ev .
Semerkant – Taşkent: IICAS (EFFIAK), 2013.
Kaynak: makalede yer alan görüşler yazarının kişisel görüşleridir.
Günümüzde “Orta Asya” ve “Orta Asya” olarak bilinen, eski zamanlarda ise Turan ve Türkistan olarak adlandırılan bölgemizin geçmişi birçok yazılı kaynakta yansıtılmaktadır. Bunlara göre, en eski terimlerden biri olan Turan, MÖ son milenyumun ortalarında komşu ülkeler tarafından bilinmeye başlanmıştır. Daha sonra bir bölümü için kullanılmaya başlanan Türkistan terimi ise erken Orta Çağ'a (VI-VIII yüzyıllar) kadar uzanmaktadır. Bu terimler, birbirini tamamlayarak, yakın yüzyıllara kadar Çigatay Türkçesi, Farsça ve diğer dillerdeki kaynaklarda kullanılmıştır.
Bölgeyle ilişkili başka terimler de vardır. Bunlar şunlardır:
Transoxiana (“Oxus'un Ötesi” / Amu Darya) – İsa'dan önceki dönemlerden;
Varorud ("Nehrin Öte Tarafı") ve Movarounnahr isimleri, yaklaşık bin ila elli yıl öncesine dayanan kaynaklarda geçmektedir.
Ancak bu terimler Turan ve Türkistan kadar geniş kapsamlı değildi ve hiçbiri ulusal veya etnik bir aidiyeti gösteren bir işaret içermiyordu.
Etnik çeşitlilik ve bölgesel kapsam
Bölgenin tarihiyle ilgilenenler arasında, bölgenin orijinal adı ve yerli veya "işgalci" halkların kökeni hakkında bitmek bilmeyen bir tartışma vardır. Ancak bu topraklar uzun zamandır birçok halka ev sahipliği yapmıştır ve çeşitli köşelerinin yalnızca tek bir dil konuşan halklar tarafından iskan edildiğini söylemek yanlıştır.
Günümüzde Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan'ı kapsayan Orta Asya, 4 milyon kilometrekareden fazla bir alanı kaplamaktadır. Gerçekte bu bölge, Volga-Ural bölgesi, Altay, Moğolistan, Doğu Türkistan (Sincan) ve Afganistan'ı da içerdiği için çok daha geniştir.
Bölge halklarının yerleşimi ve hareketleri
Geçmişte Turan, kuzey ve doğusunda Türk dilleri konuşan halklar, güney ve batısında ise İran dilleri konuşan halklar tarafından iskan edilmişti. Bu halkların birbirine bitişik orta kısmı Amu Darya ve Syr Darya havzalarıyla örtüşüyordu.
Zamanla insanların yaşam alanları değişti:
Türk halkları (başta Oğuzlar ve Kerlükler), Yedi Deniz ve Sir Darya nehirlerinin kıyılarından, Amu Darya nehri üzerinden Horasan ve Kuzey Hindistan'a doğru barışçıl bir şekilde genişlediler.
Soğdlar, Zarafşan kıyılarından Sir Darya'nın orta kesimlerine ve Yedi Deniz ülkesine doğru göç ettiler.
Dolayısıyla Orta Asya, farklı medeniyetlerin ve dil gruplarının uyum içinde yaşadığı ve birbirleriyle kaynaştığı geniş bir alan olmuştur her zaman.
Türk ve Tacik: Bölgesel Kimlik ve Yüzyıllardır Süregelen Uyum
Turan-Türkistan bölgesinde farklı dil ailelerine mensup halkların binlerce yıldır süregelen barışçıl birlikteliği, aralarında karşılıklı dayanışma ve güçlü kültürel bağlar oluşturmuştur. Bu süreç sadece ekonomik iş birliğiyle sınırlı kalmamış , aynı zamanda tanrılara, geleneklere ve dünya görüşlerine karşılıklı saygı ve ortak bir inanç sistemi de yaratmıştır.
8. yüzyılın başlarından itibaren Bilga Kağan ve Kul Tegin'in yazıtlarında Türkler "On Ok Halkı" , Doğu İran dili konuşan nüfus ise "tot" olarak anılmış ve birlikleri ülkenin temeli olarak kabul edilmiştir. Dört yüzyıl sonra, Mahmud Kaşgari'nin "Devonu Lu'atit Türk" adlı eserindeki "Hiçbir Türk başsız ölmez . Hiçbir Türk totsuz ölmez " atasözü , Turan halklarının kaderinin birbirine yakından bağlı olduğunu göstermektedir.
Erken ve geç Orta Çağ'da etnokültürel simbiyoz
Türk Kağanlığı döneminde başlayan Türk-Suğd etnokültürel yakınlaşması, sonraki dönemlerde de istikrarlı bir şekilde devam etti. Bu ilişki , Samaniler, Karahanlılar, Selçuklular, Harezmşahlar, Çıgatay Ulusları, Timuriler, Şeybaniler ve Aştarhanlılar dönemlerinde "Türk-Tacik" terimi altında daha da güçlendi .
Hanlık dönemindeki yönetici hanedanlar farklı klanlara mensup olsalar da, "Türk" terimi genel bir birleştirici kavram olarak kaldı:
Hive Hanlığı: Ebu'l-Ghozi Bakhodir Han'ın "Şecarî Türk" adlı eserinde yüzlerce etnik isim listelenmiş olup, bunların tümü "Türk" kelimesi altında özetlenmiştir.
Kokand Hanlığı: Edebi çevrelerde, Özbek, Kazak, Kırgız ve Karakalpak gibi etnonimlerin yanı sıra, genel olarak "Türk" terimi de aktif olarak kullanılmıştır.
Buhara Emirliği: Ebu Tahirhoca Semerkendi'nin "Samarya" adlı eserinde "Türk" ve "Özbek" kavramları eş anlamlı olarak kullanılmış ve yerel halkın yaşamında birbirlerini tamamladıkları belirtilmiştir.
Zarafşan vahası örneği üzerinden etnik peyzaj
Zarafşan Nehri'nin aşağı ve yukarı kısımları (Urgut ve Şoddar bölgeleri dahil) uzun zamandır Soğd ve Türk halklarının karışımı tarafından iskan edilmiştir. Zamanla Soğd dili, İran dil grubuna ait Farsça-Tacikçe ile yer değiştirmiş ve Soğd etnoniminin yerine "Tacikçe" terimi yerleşmiştir.
Aynı zamanda, dağlık bölgelerde Eski Türkçe ve Karluk lehçelerini konuşan nüfus dillerini korurken, ovalarda Min, Naiman, Bahrin, Yüz ve Kırk gibi kabileler çoğaldı. Bunlardan bazılarına "Özbek", diğerlerine ise "Türk" veya "Barlos" denildi. Ancak bu çeşitlilik, bölgenin kimliğinin kaybolmasına değil, aksine zenginleşmesine yol açtı.
Tarihsel tutarlılık
16. ve 19. yüzyıllar arasında, Amu Darya ve Syr Darya nehirleri arasındaki nüfus daha sık "Özbek ve Tacik" olarak anılmaya başlandı . Bu, erken Orta Çağ'daki "Türk ve Tot" ve daha sonraki Orta Çağ'daki "Türk - Tacik" ifadelerinin mantıklı bir devamıdır ve bölgedeki Türk ve Fars kimliklerinin yaklaşık bin beş yüz yıldır birbirine müdahale etmeden uyum içinde bir arada var olduğunu göstermektedir.
Semerkant'ın edebi ortamı ve "Türk" kimliğinin tarihsel istikrarı
Geç Orta Çağ'da Semerkant bölgesi, Çigatay Türkçesi (Özbekçe) ve Farsça-Tacikçe dillerinde eserler veren birçok tarihçi, şair ve devlet adamı yetiştirmiştir. Bunlar arasında Şeyhler Humuli Urguti ve Huduykuli'nin eserleri özel bir ilgiyi hak etmektedir.
Khumuliy Urguty ve "Khumuliy Tarihi"
Takma adı Humuli olan Cümelli ibn Sufi Tag'oyi, Semerkant ve Buhara Emiri Nasrullah'ın (1827-1860) hükümdarlığı döneminde Urgut'ta kadı olarak görev yapmıştır. "Humuli'nin Tarihi", "Şiir Tarihi", "Şah ve Dilenci" ve "Divanî Humuli" gibi eserleri günümüze kadar ulaşmıştır.
İsimdeki "Türk" kelimesinin iki farklı anlamı vardır:
1. Yazarın etnik kökeninin Özbek "Türk" kabilesine mensup olması;
Bu durum, Türk kimliğini temsil eden ve Türk Kağanlığı döneminde başlayan bu kavramın, Özbek hanlıkları döneminde bile önemini kaybetmediğini göstermektedir.
Tim köyü ve Khudoykuli şeyhinin manastırı
Zarafşan vahası ve özellikle Semerkant'ın etnokültürel ortamında Türk kimliğinin korunduğunu doğrulayan bir diğer kaynak ise, Buhara Emirliği dönemine ait bir dini risaledir. Bu risalede, Ziyaddin ve Kattakurgan arasında , eski Totkent bölgesine bağlı Tim köyünde yaşamış olan büyük şeyh Hudeykuli'den bahsedilir .
Manokib, Hoca Bahauddin'in Totkent bölgesindeki bir "Türk" şeyhi (Hudoykûli şeyhi) ziyaret etme telaşından bahseder. Tim köyü ve çevresinin göçebe Özbek çoban kabileleri tarafından iskan edildiği göz önüne alındığında, bu bilgi, geç Orta Çağ'da bile yerel halkın "Türk" olarak adlandırıldığını ve Türk kimliğinin istikrarlı olduğunu açıkça göstermektedir.
Turan-Türkist halklarının ulusal kimlik duygusunun kökenleri binlerce yıla dayanmaktadır. Erken Orta Çağ yazıtlarından son yüzyıllarda oluşturulan kaynaklara kadar, Amu Darya ve Sir Darya nehirleri arasındaki bölgede "Türk" terimi, nüfusun önemli bir kısmı için ulusal kimlik işlevi görmüştür .
Aynı zamanda, bölgede "Türk ve Tot" , "Türk - Tacik" ve "Özbek ve Tacik" gibi ifadelerin kullanılması , farklı diller konuşan halkların yüzyıllardır birbirlerine müdahale etmeden, barış ve uyum içinde yaşadıklarını göstermektedir.
Gaybulla BOBOY O R,
Tarih Bilimleri Doktoru, Profesör
Referanslar:
1. Ebu Tahirhoja Semerkandi. Samiriye . Abdulmo'min Sattori tarafından Farsçadan çevrilmiştir. Hazırlayan: Bo'riboy Ahmedov ve A.Juvonmardiev . Taşkent: “ Kamalak ” yayınevi, 1991.
2. Ebu Gazi . Türk Şeceresi. Hazırlayanlar: Q. Munirov, Q. Mahmudov. Taşkent, 1992.
3. Ibratul Khavoqin / Niyoz Muhammad Khukandi; (Shahrukh'un Tarihi): Khudoyorkhan / Shohrukhbek Umarov'un atalarının tarihi. – Taşkent: Turon zamin ziya, 2014.
4. Mahmud Kaşgari. Türkçe Sözcükler Sözlüğü (Devonu-lugat it-turk) / Çevirmen ve editör S.M. Mutallibov. 1 cilt. – Taşkent, 1960.
5. Karimiy G. Peygamberin Kırkası: Bir Deneme // Doğu Yıldızı. – 2010. – Sayı 4. – S. 131–137.
6. Molla Jum'a-Qulī Khumūlī. Tārīkh-i Humūlī . Hazırlayan: G'ulom Karimiy ve Iroda Kayumova . Genel Yayın Yönetmeni: Haydar Yuldoshkhodja y ev .
Semerkant – Taşkent: IICAS (EFFIAK), 2013.
Kaynak: makalede yer alan görüşler yazarının kişisel görüşleridir.
Bugün 10 Eylül 2026 tarihinde Senato, Latin alfabesine dayalı Özbek alfabesinde değişiklik yapan bir yasayı onayladı . Yasaya göre, alfabe artık 26 harf ve üç harf kombinasyonu yerine 28 harf ve bir noktalama işaretinden oluşacak.
Belgeye göre, alfabenin dört har...
Bugün 10 Eylül 2026 tarihinde Senato, Latin alfabesine dayalı Özbek alfabesinde değişiklik yapan bir yasayı onayladı . Yasaya göre, alfabe artık 26 harf ve üç harf kombinasyonu yerine 28 harf ve bir noktalama işaretinden oluşacak.
Belgeye göre, alfabenin dört har...
Bugün 10 Eylül 2026 tarihinde Senato, Latin alfabesine dayalı Özbek alfabesinde değişiklik yapan bir yasayı onayladı . Yasaya göre, alfabe artık 26 harf ve üç harf kombinasyonu yerine 28 harf ve bir noktalama işaretinden oluşacak.
Belgeye göre, alfabenin dört harfi aşağıdaki gibi değiştirilecek:
G' g' → Ğ ğ
O' o' → Ö ö
Şşş → Şşş
Ç ç → Ç ç
Senatör Ohunjon Mamatkarimov, yeni değişikliklerin "tek ses, tek harf" ilkesiyle tutarlı olduğunu söyledi.
“Özbek alfabesindeki bazı harflerin karmaşıklığı ve kullanım zorluğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Özellikle, bilgisayarda sadece O' ve G' harflerini yazmak için altı işlem gerekmektedir. Pratikte, bu harflerin 10'dan fazla biçimi kullanılmaktadır. Modern bilgi teknolojileri, bu harfleri içeren kelimeleri tam kelime olarak kabul etmemektedir. Sonuç olarak, çeşitli programlar ve sözlükler oluşturmada ve genel olarak Özbek dilinin dijitalleştirilmesinde ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle, mevcut Özbek alfabesi bilgisayar klavyeleri, akıllı telefonlar ve arama motorları için çok kullanışsızdır. İnternet arama motorları, O' ve G' harfleri de dahil olmak üzere Özbek dilinin harflerini farklı kodlarda tam olarak indeksleyememektedir.”
"Ayrıca, Ş ve Ç harfleri Özbek dilinde aktif sesler olarak kabul edilir ve İngilizcede ana dilimize göre 3-5 kat daha sık kullanılır. Tinch, khushchaqchaq, uzhan, abitshtash gibi kelimelerde ardışık olarak geçen Ş ve Ç harflerinin yazımında ve okunuşunda zorluklar ortaya çıkmaktadır. Bu harfler ayrıca yazımda da bazı karışıklıklara neden olmaktadır. Is'hoq ve Ashob tarihçesinde Is'hoq ve As'hob gibi kelimelerin yanlış yazıldığı ve okunduğu durumlar vardır. Bu durum da halkın okuryazarlığını etkilemektedir," dedi senatör.
Yeni alfabeye geçiş sürecinde vatandaşların ve kurumların hak ve çıkarlarını dikkate almak amacıyla, mevcut alfabe esas alınarak çıkarılan belgelerin, ulusal para biriminin ve menkul kıymetlerin, yasa yürürlüğe girene kadar dolaşımda olmasının engellenmemesi kararlaştırılmıştır . Devlet organları ve kurumlarının belirli sembolik işaretleri, ön ekleri ve göstergelerinin, kullanılamaz hale gelene kadar veya belirli bir süre için kullanılmasına izin verilecektir.
Bu Kanunun kabulünün, Latin alfabesine dayalı Özbek alfabesi ve yazım kurallarının iyileştirilmesine, devlet dilinin kullanım olanaklarının genişletilmesine ve Özbek dilinin dijitalleştirme süreçlerinin geliştirilmesine hizmet edeceği belirtilmiştir. Kanun, tek bir alfabenin kullanılmasını kesin olarak şart koşmaktadır. Görüşmelerin sonunda senatörler Kanunu onayladı. Kanun, kabul tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girecektir.
Kaynak:
Bugün 10 Eylül 2026 tarihinde Senato, Latin alfabesine dayalı Özbek alfabesinde değişiklik yapan bir yasayı onayladı . Yasaya göre, alfabe artık 26 harf ve üç harf kombinasyonu yerine 28 harf ve bir noktalama işaretinden oluşacak.
Belgeye göre, alfabenin dört harfi aşağıdaki gibi değiştirilecek:
G' g' → Ğ ğ
O' o' → Ö ö
Şşş → Şşş
Ç ç → Ç ç
Senatör Ohunjon Mamatkarimov, yeni değişikliklerin "tek ses, tek harf" ilkesiyle tutarlı olduğunu söyledi.
“Özbek alfabesindeki bazı harflerin karmaşıklığı ve kullanım zorluğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Özellikle, bilgisayarda sadece O' ve G' harflerini yazmak için altı işlem gerekmektedir. Pratikte, bu harflerin 10'dan fazla biçimi kullanılmaktadır. Modern bilgi teknolojileri, bu harfleri içeren kelimeleri tam kelime olarak kabul etmemektedir. Sonuç olarak, çeşitli programlar ve sözlükler oluşturmada ve genel olarak Özbek dilinin dijitalleştirilmesinde ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle, mevcut Özbek alfabesi bilgisayar klavyeleri, akıllı telefonlar ve arama motorları için çok kullanışsızdır. İnternet arama motorları, O' ve G' harfleri de dahil olmak üzere Özbek dilinin harflerini farklı kodlarda tam olarak indeksleyememektedir.”
"Ayrıca, Ş ve Ç harfleri Özbek dilinde aktif sesler olarak kabul edilir ve İngilizcede ana dilimize göre 3-5 kat daha sık kullanılır. Tinch, khushchaqchaq, uzhan, abitshtash gibi kelimelerde ardışık olarak geçen Ş ve Ç harflerinin yazımında ve okunuşunda zorluklar ortaya çıkmaktadır. Bu harfler ayrıca yazımda da bazı karışıklıklara neden olmaktadır. Is'hoq ve Ashob tarihçesinde Is'hoq ve As'hob gibi kelimelerin yanlış yazıldığı ve okunduğu durumlar vardır. Bu durum da halkın okuryazarlığını etkilemektedir," dedi senatör.
Yeni alfabeye geçiş sürecinde vatandaşların ve kurumların hak ve çıkarlarını dikkate almak amacıyla, mevcut alfabe esas alınarak çıkarılan belgelerin, ulusal para biriminin ve menkul kıymetlerin, yasa yürürlüğe girene kadar dolaşımda olmasının engellenmemesi kararlaştırılmıştır . Devlet organları ve kurumlarının belirli sembolik işaretleri, ön ekleri ve göstergelerinin, kullanılamaz hale gelene kadar veya belirli bir süre için kullanılmasına izin verilecektir.
Bu Kanunun kabulünün, Latin alfabesine dayalı Özbek alfabesi ve yazım kurallarının iyileştirilmesine, devlet dilinin kullanım olanaklarının genişletilmesine ve Özbek dilinin dijitalleştirme süreçlerinin geliştirilmesine hizmet edeceği belirtilmiştir. Kanun, tek bir alfabenin kullanılmasını kesin olarak şart koşmaktadır. Görüşmelerin sonunda senatörler Kanunu onayladı. Kanun, kabul tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girecektir.
Kaynak:
TÜİK verilerine göre, sanayinin alt sektörleri (2021=100 referans yıllı)...
TÜİK verilerine göre, sanayinin alt sektörleri (2021=100 referans yıllı)...
TÜİK verilerine göre, sanayinin alt sektörleri (2021=100 referans yıllı) incelendiğinde, 2026 yılı Temmuz ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,8 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0,3 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 5,6 azaldı.
Sanayi üretimi aylık yüzde 1,0 azaldıSanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2026 yılı temmuz ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 2,2 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0,8 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,2 azaldı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
TÜİK verilerine göre, sanayinin alt sektörleri (2021=100 referans yıllı) incelendiğinde, 2026 yılı Temmuz ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,8 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0,3 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 5,6 azaldı.
Sanayi üretimi aylık yüzde 1,0 azaldıSanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2026 yılı temmuz ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 2,2 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0,8 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,2 azaldı.
Marbaş Menkul Değerler tarafından yayımlanan Ağustos 2026 Enerji analizinde Türkiye elektrik piyasasına ilişkin gelişmeler ile enerji şirketlerinin üretim verileri değerlendirildi.
Analizde, 2026 yılının ağustos ayında toplam elektrik üretiminin 36,08 TWh, elektrik tüketiminin ise 35,41 TWh olarak gerçekleştiği aktarıldı. Elektrik üretiminin yıllık bazda yüzde 3,79, tüketimin ise yüzde 3,06 arttığı belirtildi.
Ağustos ayında Piyasa Takas Fiyatı'nın (PTF) ağırlıklı ortalamasının aylık bazda yüzde 6,41 artarak 62,46 dolar/MWh seviyesine yükseldiği ifade edildi. Temmuz-ağustos döneminde PTF ağırlıklı ortalamasının 60,58 dolar/MWh olduğu, bu seviyenin 2025 yılının üçüncü çeyreğine göre yüzde 17,52 gerilediği, 2026 yılının ikinci çeyreğine göre ise yüzde 157,39 arttığı aktarıldı.
Elektrik üretiminde hidroelektrik santrallerinin payının yüzde 25 seviyesine ger...
Marbaş Menkul Değerler tarafından yayımlanan Ağustos 2026 Enerji analizinde Türkiye elektrik piyasasına ilişkin gelişmeler ile enerji şirketlerinin üretim verileri değerlendirildi.
Analizde, 2026 yılının ağustos ayında toplam elektrik üretiminin 36,08 TWh, elektrik tüketiminin ise 35,41 TWh olarak gerçekleştiği aktarıldı. Elektrik üretiminin yıllık bazda yüzde 3,79, tüketimin ise yüzde 3,06 arttığı belirtildi.
Ağustos ayında Piyasa Takas Fiyatı'nın (PTF) ağırlıklı ortalamasının aylık bazda yüzde 6,41 artarak 62,46 dolar/MWh seviyesine yükseldiği ifade edildi. Temmuz-ağustos döneminde PTF ağırlıklı ortalamasının 60,58 dolar/MWh olduğu, bu seviyenin 2025 yılının üçüncü çeyreğine göre yüzde 17,52 gerilediği, 2026 yılının ikinci çeyreğine göre ise yüzde 157,39 arttığı aktarıldı.
Elektrik üretiminde hidroelektrik santrallerinin payının yüzde 25 seviyesine ger...
Marbaş Menkul Değerler tarafından yayımlanan Ağustos 2026 Enerji analizinde Türkiye elektrik piyasasına ilişkin gelişmeler ile enerji şirketlerinin üretim verileri değerlendirildi.
Analizde, 2026 yılının ağustos ayında toplam elektrik üretiminin 36,08 TWh, elektrik tüketiminin ise 35,41 TWh olarak gerçekleştiği aktarıldı. Elektrik üretiminin yıllık bazda yüzde 3,79, tüketimin ise yüzde 3,06 arttığı belirtildi.
Ağustos ayında Piyasa Takas Fiyatı'nın (PTF) ağırlıklı ortalamasının aylık bazda yüzde 6,41 artarak 62,46 dolar/MWh seviyesine yükseldiği ifade edildi. Temmuz-ağustos döneminde PTF ağırlıklı ortalamasının 60,58 dolar/MWh olduğu, bu seviyenin 2025 yılının üçüncü çeyreğine göre yüzde 17,52 gerilediği, 2026 yılının ikinci çeyreğine göre ise yüzde 157,39 arttığı aktarıldı.
Elektrik üretiminde hidroelektrik santrallerinin payının yüzde 25 seviyesine gerilediği belirtilirken, rüzgar enerjisindeki üretim artışının hidroelektrik kaynaklı düşüşü telafi etmekte yetersiz kaldığı ifade edildi. Bu gelişmeler doğrultusunda termik santraller ile doğal gaz çevrim santrallerinin üretimdeki ağırlığının arttığı, yenilenebilir kaynakların toplam üretimdeki payında gerileme yaşanırken fosil yakıtlı santrallerin katkısının yükseldiği kaydedildi.
Bültende, Türkiye'nin toplam yenilenebilir enerji kurulu gücünün Ağustos 2026 itibarıyla 79 bin 301 MW'a ulaştığı ve 2025 yılının aynı dönemindeki 73 bin 271 MW seviyesine göre yüzde 8,23 arttığı aktarıldı. Bu artışta güneş ve rüzgar yatırımlarının belirleyici olduğu ifade edildi.
Güneş enerjisi kurulu gücünün 23 bin 438 MW'dan 27 bin 638 MW'a, rüzgar enerjisi kurulu gücünün ise 13 bin 697 MW'dan 15 bin 397 MW'a yükseldiği belirtildi. Barajlı hidroelektrik ve akarsu kaynaklarında sınırlı değişimler görülürken, biyokütle ve jeotermal kurulu güçlerinde de artış kaydedildiği aktarıldı.
Hidroelektrik rezervuarlarına ilişkin değerlendirmede, özellikle Büyük Menderes, Seyhan, Kızılırmak, Doğu Akdeniz ve Ceyhan havzalarında rezervuar dolulukları ve hidroelektrik üretim potansiyelinin üçüncü çeyreğin başlamasıyla gerilemesine rağmen mevsim normallerinin üzerinde seyretmeye devam ettiği ifade edildi. Mevcut rezerv seviyelerinin önümüzdeki dönemde hidroelektrik üretimi açısından olumlu bir görünüm sunduğu ve hidroelektrik santralleri için operasyonel açıdan destekleyici koşulların sürdüğü belirtildi.
Barajlarda depolanan toplam enerjinin de üçüncü çeyreğin başlamasıyla gerilemesine karşın mevsim normallerinin belirgin şekilde üzerinde kaldığı aktarıldı. Bu görünümün hidroelektrik santrallerinin önümüzdeki aylarda yüksek kapasiteyle üretim yapabilmesi açısından avantaj sağladığı ve hidroelektrik ağırlıklı üretim yapan şirketlerin üçüncü çeyrek operasyonel sonuçları açısından olumlu değerlendirildiği kaydedildi.
Rüzgar santrallerinde kapasite faktörünün haziran ayında yüzde 30,85, temmuz ayında yüzde 29,84 seviyesinde gerçekleştiği, ağustos ayında ise yüzde 40,96'ya yükseldiği belirtildi. Ağustos ayındaki artışın mevsimselliğin etkisiyle kapasite faktöründe toparlanmaya işaret ettiği ifade edildi.
Güneş santrallerinde kapasite faktörünün temmuzdaki yüzde 26,22 seviyesinden ağustosta yüzde 26,81'e yükseldiği aktarıldı. Ağustos ayındaki kapasite faktörünün geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 23,11 seviyesinin üzerinde gerçekleştiği ve güneş santrallerindeki üretim koşullarının olumlu seyrini koruduğu belirtildi.
Şirketlerin üretim performanslarına ilişkin değerlendirmede ise farklı kaynaklardan önemli değişimler görüldüğü aktarıldı.
Akenerji'nin (AKENR) ağustos ayı üretiminin 67 bin 953 MWh olduğu ve yıllık bazda yüzde 84,72 azaldığı belirtildi. Üretimdeki düşüşün, PTF'lerin zayıf seyri nedeniyle Erzin Kombine Çevrim Doğalgaz Santrali'nde optimizasyon amacıyla üretimin azaltılmasından kaynaklandığı ifade edildi. Temmuz-ağustos döneminde toplam üretimin 146 bin 108 MWh ile geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 69,03 gerilediği aktarıldı.
Aksa Enerji'nin (AKSEN) ağustos ayı üretiminin 346 bin 401 MWh seviyesinde gerçekleştiği ve yıllık bazda yüzde 33,78 azaldığı kaydedildi. Şirketin temmuz-ağustos dönemindeki toplam üretiminin ise 603 bin 393 MWh olduğu ve yıllık bazda yüzde 42,43 gerilediği belirtildi.
Aksa Enerji ile Electricity Company of Ghana arasında, Gana'nın Takoradi kentinde 825 MW kurulu gücünde kombine çevrim doğal gaz santrali kurulumu, elektrik üretimi ve üretilen elektriğin garantili satışı konusunda dolar bazlı 20 yıl süreli enerji satış anlaşması imzalandığı aktarıldı. Ayrıca Aksa Yenilenebilir Enerji ile Goldwind International Renewable Energy ve Goldwind Turkey Enerji arasında, 82,16 MWe/88 MWm kurulu güce ve 90,5749 MWh depolama kapasitesine sahip Manisa Depolamalı RES Projesi kapsamında türbin tedarik sözleşmesi imzalandığı ifade edildi.
Aydem Yenilenebilir Enerji'nin (AYDEM) ağustos ayı üretiminin 262 bin 571 MWh'e ulaştığı ve geçen yılın aynı ayına göre yüzde 43,42 arttığı belirtildi. Artışın temel nedeninin baraj doluluklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi olduğu aktarıldı. Temmuz-ağustos döneminde toplam üretimin 552 bin 681 MWh ile yıllık bazda yüzde 38,52 yükseldiği kaydedildi.
Ayen Enerji'nin (AYEN) ağustos ayı üretiminin 41 bin 536 MWh olduğu, yıllık bazda yüzde 14,03 arttığı ancak 2024 yılının aynı ayına göre yüzde 27,66 azaldığı ifade edildi. Temmuz-ağustos döneminde üretimin 102 bin 746 MWh seviyesinde gerçekleştiği, 2025 yılında Yamula Barajı'nın EÜAŞ'a devredilmesi nedeniyle 2024 yılında yüksek baz etkisinin bulunduğu aktarıldı.
Biotrend Enerji'nin (BIOEN) ağustos ayı üretiminin 40 bin 599 MWh seviyesinde gerçekleştiği ve yıllık bazda yüzde 12,08 azaldığı belirtildi. Temmuz-ağustos döneminde toplam üretimin 83 bin 643 MWh olduğu ve yıllık bazda yüzde 4,61 gerilediği aktarıldı. Kapıkaya ve Orduzu santrallerinin üretim verilerinin paylaşılmadığı kaydedildi.
Çan2 Termik Santrali'nin (CANTE) ağustos ayı üretiminin 183 bin 138 MWh olduğu ve geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,83 arttığı ifade edildi. Temmuz-ağustos dönemindeki toplam üretimin 342 bin 770 MWh ile yıllık bazda yüzde 4,04 yükseldiği belirtildi.
CANTE'nin Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) ile yerli kömür santrallerine yönelik teşvik kapsamında dolar endeksli alım garantisi çerçevesinde sözleşme imzaladığı aktarıldı. Buna göre 2026-2030 yıllarında üretilecek elektriğin yıllık 1 milyon 731 bin 852 MW'lık kısmının minimum 75 dolar/MWh fiyatla EÜAŞ'a satılacağı ifade edildi.
Çates Elektrik'in (CATES) ağustos ayı üretiminin 156 bin 630 MWh olduğu ve yıllık bazda yüzde 25,51 azaldığı belirtildi. Temmuz-ağustos döneminde toplam üretimin 319 bin 538 MWh seviyesine gerilediği ve yıllık bazda yüzde 19,78 düşüş kaydettiği aktarıldı.
CATES'in de EÜAŞ ile yerli kömür santrallerine yönelik teşvik kapsamında dolar bazlı alım garantisi esasına dayanan bir sözleşme imzaladığı belirtildi. Sözleşme kapsamında 2026-2029 yılları arasındaki yıllık üretimin 1 milyon 651 bin 260 MWh'lik kısmının minimum 75 dolar/MWh fiyatla EÜAŞ'a satılacağı aktarıldı.
Enda Enerji'nin (ENDAE) ağustos ayı üretiminin 40 bin 571 MWh olduğu ve yıllık bazda yüzde 60,78 arttığı ifade edildi. Temmuz-ağustos döneminde toplam üretimin 88 bin 24 MWh ile yıllık bazda yüzde 54,70 yükseldiği belirtildi. Şirketin yüzde 66,33 dolaylı bağlı ortaklığı İYTE RES Elektrik Üretim'in Urla RES Projesi için yaptığı 'Orman Kati İzin' başvurusunun onaylandığı ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecine ilişkin işlemlerin sürdüğü aktarıldı.
IC Enterra'nın (ENTRA) ağustos ayı üretiminin 153 bin 93 MWh'e ulaştığı ve yıllık bazda yüzde 51,32 arttığı belirtildi. Üretimin 2024 yılının aynı ayına göre ise yüzde 227,89 yükseldiği aktarıldı. Temmuz-ağustos döneminde toplam üretimin 347 bin 904 MWh ile yıllık bazda yüzde 57,48 arttığı ifade edildi.
IC İçtaş İnşaat'ın toplam 3,2 milyon adet ENTRA payını yaklaşık 4,281 TL ağırlıklı ortalama maliyetle satın aldığı belirtildi. Ayrıca Erzincan'da yapılması planlanan Depolamalı Koray RES Projesi için 'ÇED Olumlu' yazısının onaylandığı ve 'ÇED Olumlu Kararı' alındığı aktarıldı.
Galata Wind'in (GWIND) ağustos ayı üretiminin 95 bin 601 MWh olduğu ve geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,21 azaldığı, 2024 yılının aynı ayına göre ise yüzde 50,68 arttığı ifade edildi. Temmuz-ağustos döneminde toplam üretimin 181 bin 116 MWh olduğu belirtildi.
Tatlıpınar Enerji'nin (TATEN) ağustos ayı üretiminin 90 bin 117 MWh seviyesinde gerçekleştiği ve yıllık bazda yüzde 2,49 arttığı aktarıldı. Üretimin 2024 yılının aynı ayına göre yüzde 26,42 yükseldiği belirtildi. Şirketin 2026 yılı ikinci çeyrek dönemindeki toplam üretiminin 168 bin 205 MWh ile geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,73 arttığı kaydedildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Marbaş Menkul Değerler tarafından yayımlanan Ağustos 2026 Enerji analizinde Türkiye elektrik piyasasına ilişkin gelişmeler ile enerji şirketlerinin üretim verileri değerlendirildi.
Analizde, 2026 yılının ağustos ayında toplam elektrik üretiminin 36,08 TWh, elektrik tüketiminin ise 35,41 TWh olarak gerçekleştiği aktarıldı. Elektrik üretiminin yıllık bazda yüzde 3,79, tüketimin ise yüzde 3,06 arttığı belirtildi.
Ağustos ayında Piyasa Takas Fiyatı'nın (PTF) ağırlıklı ortalamasının aylık bazda yüzde 6,41 artarak 62,46 dolar/MWh seviyesine yükseldiği ifade edildi. Temmuz-ağustos döneminde PTF ağırlıklı ortalamasının 60,58 dolar/MWh olduğu, bu seviyenin 2025 yılının üçüncü çeyreğine göre yüzde 17,52 gerilediği, 2026 yılının ikinci çeyreğine göre ise yüzde 157,39 arttığı aktarıldı.
Elektrik üretiminde hidroelektrik santrallerinin payının yüzde 25 seviyesine gerilediği belirtilirken, rüzgar enerjisindeki üretim artışının hidroelektrik kaynaklı düşüşü telafi etmekte yetersiz kaldığı ifade edildi. Bu gelişmeler doğrultusunda termik santraller ile doğal gaz çevrim santrallerinin üretimdeki ağırlığının arttığı, yenilenebilir kaynakların toplam üretimdeki payında gerileme yaşanırken fosil yakıtlı santrallerin katkısının yükseldiği kaydedildi.
Bültende, Türkiye'nin toplam yenilenebilir enerji kurulu gücünün Ağustos 2026 itibarıyla 79 bin 301 MW'a ulaştığı ve 2025 yılının aynı dönemindeki 73 bin 271 MW seviyesine göre yüzde 8,23 arttığı aktarıldı. Bu artışta güneş ve rüzgar yatırımlarının belirleyici olduğu ifade edildi.
Güneş enerjisi kurulu gücünün 23 bin 438 MW'dan 27 bin 638 MW'a, rüzgar enerjisi kurulu gücünün ise 13 bin 697 MW'dan 15 bin 397 MW'a yükseldiği belirtildi. Barajlı hidroelektrik ve akarsu kaynaklarında sınırlı değişimler görülürken, biyokütle ve jeotermal kurulu güçlerinde de artış kaydedildiği aktarıldı.
Hidroelektrik rezervuarlarına ilişkin değerlendirmede, özellikle Büyük Menderes, Seyhan, Kızılırmak, Doğu Akdeniz ve Ceyhan havzalarında rezervuar dolulukları ve hidroelektrik üretim potansiyelinin üçüncü çeyreğin başlamasıyla gerilemesine rağmen mevsim normallerinin üzerinde seyretmeye devam ettiği ifade edildi. Mevcut rezerv seviyelerinin önümüzdeki dönemde hidroelektrik üretimi açısından olumlu bir görünüm sunduğu ve hidroelektrik santralleri için operasyonel açıdan destekleyici koşulların sürdüğü belirtildi.
Barajlarda depolanan toplam enerjinin de üçüncü çeyreğin başlamasıyla gerilemesine karşın mevsim normallerinin belirgin şekilde üzerinde kaldığı aktarıldı. Bu görünümün hidroelektrik santrallerinin önümüzdeki aylarda yüksek kapasiteyle üretim yapabilmesi açısından avantaj sağladığı ve hidroelektrik ağırlıklı üretim yapan şirketlerin üçüncü çeyrek operasyonel sonuçları açısından olumlu değerlendirildiği kaydedildi.
Rüzgar santrallerinde kapasite faktörünün haziran ayında yüzde 30,85, temmuz ayında yüzde 29,84 seviyesinde gerçekleştiği, ağustos ayında ise yüzde 40,96'ya yükseldiği belirtildi. Ağustos ayındaki artışın mevsimselliğin etkisiyle kapasite faktöründe toparlanmaya işaret ettiği ifade edildi.
Güneş santrallerinde kapasite faktörünün temmuzdaki yüzde 26,22 seviyesinden ağustosta yüzde 26,81'e yükseldiği aktarıldı. Ağustos ayındaki kapasite faktörünün geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 23,11 seviyesinin üzerinde gerçekleştiği ve güneş santrallerindeki üretim koşullarının olumlu seyrini koruduğu belirtildi.
Şirketlerin üretim performanslarına ilişkin değerlendirmede ise farklı kaynaklardan önemli değişimler görüldüğü aktarıldı.
Akenerji'nin (AKENR) ağustos ayı üretiminin 67 bin 953 MWh olduğu ve yıllık bazda yüzde 84,72 azaldığı belirtildi. Üretimdeki düşüşün, PTF'lerin zayıf seyri nedeniyle Erzin Kombine Çevrim Doğalgaz Santrali'nde optimizasyon amacıyla üretimin azaltılmasından kaynaklandığı ifade edildi. Temmuz-ağustos döneminde toplam üretimin 146 bin 108 MWh ile geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 69,03 gerilediği aktarıldı.
Aksa Enerji'nin (AKSEN) ağustos ayı üretiminin 346 bin 401 MWh seviyesinde gerçekleştiği ve yıllık bazda yüzde 33,78 azaldığı kaydedildi. Şirketin temmuz-ağustos dönemindeki toplam üretiminin ise 603 bin 393 MWh olduğu ve yıllık bazda yüzde 42,43 gerilediği belirtildi.
Aksa Enerji ile Electricity Company of Ghana arasında, Gana'nın Takoradi kentinde 825 MW kurulu gücünde kombine çevrim doğal gaz santrali kurulumu, elektrik üretimi ve üretilen elektriğin garantili satışı konusunda dolar bazlı 20 yıl süreli enerji satış anlaşması imzalandığı aktarıldı. Ayrıca Aksa Yenilenebilir Enerji ile Goldwind International Renewable Energy ve Goldwind Turkey Enerji arasında, 82,16 MWe/88 MWm kurulu güce ve 90,5749 MWh depolama kapasitesine sahip Manisa Depolamalı RES Projesi kapsamında türbin tedarik sözleşmesi imzalandığı ifade edildi.
Aydem Yenilenebilir Enerji'nin (AYDEM) ağustos ayı üretiminin 262 bin 571 MWh'e ulaştığı ve geçen yılın aynı ayına göre yüzde 43,42 arttığı belirtildi. Artışın temel nedeninin baraj doluluklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi olduğu aktarıldı. Temmuz-ağustos döneminde toplam üretimin 552 bin 681 MWh ile yıllık bazda yüzde 38,52 yükseldiği kaydedildi.
Ayen Enerji'nin (AYEN) ağustos ayı üretiminin 41 bin 536 MWh olduğu, yıllık bazda yüzde 14,03 arttığı ancak 2024 yılının aynı ayına göre yüzde 27,66 azaldığı ifade edildi. Temmuz-ağustos döneminde üretimin 102 bin 746 MWh seviyesinde gerçekleştiği, 2025 yılında Yamula Barajı'nın EÜAŞ'a devredilmesi nedeniyle 2024 yılında yüksek baz etkisinin bulunduğu aktarıldı.
Biotrend Enerji'nin (BIOEN) ağustos ayı üretiminin 40 bin 599 MWh seviyesinde gerçekleştiği ve yıllık bazda yüzde 12,08 azaldığı belirtildi. Temmuz-ağustos döneminde toplam üretimin 83 bin 643 MWh olduğu ve yıllık bazda yüzde 4,61 gerilediği aktarıldı. Kapıkaya ve Orduzu santrallerinin üretim verilerinin paylaşılmadığı kaydedildi.
Çan2 Termik Santrali'nin (CANTE) ağustos ayı üretiminin 183 bin 138 MWh olduğu ve geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,83 arttığı ifade edildi. Temmuz-ağustos dönemindeki toplam üretimin 342 bin 770 MWh ile yıllık bazda yüzde 4,04 yükseldiği belirtildi.
CANTE'nin Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) ile yerli kömür santrallerine yönelik teşvik kapsamında dolar endeksli alım garantisi çerçevesinde sözleşme imzaladığı aktarıldı. Buna göre 2026-2030 yıllarında üretilecek elektriğin yıllık 1 milyon 731 bin 852 MW'lık kısmının minimum 75 dolar/MWh fiyatla EÜAŞ'a satılacağı ifade edildi.
Çates Elektrik'in (CATES) ağustos ayı üretiminin 156 bin 630 MWh olduğu ve yıllık bazda yüzde 25,51 azaldığı belirtildi. Temmuz-ağustos döneminde toplam üretimin 319 bin 538 MWh seviyesine gerilediği ve yıllık bazda yüzde 19,78 düşüş kaydettiği aktarıldı.
CATES'in de EÜAŞ ile yerli kömür santrallerine yönelik teşvik kapsamında dolar bazlı alım garantisi esasına dayanan bir sözleşme imzaladığı belirtildi. Sözleşme kapsamında 2026-2029 yılları arasındaki yıllık üretimin 1 milyon 651 bin 260 MWh'lik kısmının minimum 75 dolar/MWh fiyatla EÜAŞ'a satılacağı aktarıldı.
Enda Enerji'nin (ENDAE) ağustos ayı üretiminin 40 bin 571 MWh olduğu ve yıllık bazda yüzde 60,78 arttığı ifade edildi. Temmuz-ağustos döneminde toplam üretimin 88 bin 24 MWh ile yıllık bazda yüzde 54,70 yükseldiği belirtildi. Şirketin yüzde 66,33 dolaylı bağlı ortaklığı İYTE RES Elektrik Üretim'in Urla RES Projesi için yaptığı 'Orman Kati İzin' başvurusunun onaylandığı ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecine ilişkin işlemlerin sürdüğü aktarıldı.
IC Enterra'nın (ENTRA) ağustos ayı üretiminin 153 bin 93 MWh'e ulaştığı ve yıllık bazda yüzde 51,32 arttığı belirtildi. Üretimin 2024 yılının aynı ayına göre ise yüzde 227,89 yükseldiği aktarıldı. Temmuz-ağustos döneminde toplam üretimin 347 bin 904 MWh ile yıllık bazda yüzde 57,48 arttığı ifade edildi.
IC İçtaş İnşaat'ın toplam 3,2 milyon adet ENTRA payını yaklaşık 4,281 TL ağırlıklı ortalama maliyetle satın aldığı belirtildi. Ayrıca Erzincan'da yapılması planlanan Depolamalı Koray RES Projesi için 'ÇED Olumlu' yazısının onaylandığı ve 'ÇED Olumlu Kararı' alındığı aktarıldı.
Galata Wind'in (GWIND) ağustos ayı üretiminin 95 bin 601 MWh olduğu ve geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,21 azaldığı, 2024 yılının aynı ayına göre ise yüzde 50,68 arttığı ifade edildi. Temmuz-ağustos döneminde toplam üretimin 181 bin 116 MWh olduğu belirtildi.
Tatlıpınar Enerji'nin (TATEN) ağustos ayı üretiminin 90 bin 117 MWh seviyesinde gerçekleştiği ve yıllık bazda yüzde 2,49 arttığı aktarıldı. Üretimin 2024 yılının aynı ayına göre yüzde 26,42 yükseldiği belirtildi. Şirketin 2026 yılı ikinci çeyrek dönemindeki toplam üretiminin 168 bin 205 MWh ile geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,73 arttığı kaydedildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2026 sonuçlarını yayımladı. Araştırmaya göre, en az 10 çalışanı olan girişimlerin yüzde 92,7'si 2026 yılında internete erişimde sabit hat internet bağlantısı kullandı.
Sabit hat internet bağlantısı kullanan girişimlerin abone oldukları en yüksek internet bağlantı hızlarına bakıldığında, girişimlerin yüzde 47,1'inin 100 Mbit/s'den az, yüzde 43,7'sinin 100-999 Mbit/s ve yüzde 9,2'sinin 1 Gbit/s ve üzeri bağlantı hızına sahip o...
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2026 sonuçlarını yayımladı. Araştırmaya göre, en az 10 çalışanı olan girişimlerin yüzde 92,7'si 2026 yılında internete erişimde sabit hat internet bağlantısı kullandı.
Sabit hat internet bağlantısı kullanan girişimlerin abone oldukları en yüksek internet bağlantı hızlarına bakıldığında, girişimlerin yüzde 47,1'inin 100 Mbit/s'den az, yüzde 43,7'sinin 100-999 Mbit/s ve yüzde 9,2'sinin 1 Gbit/s ve üzeri bağlantı hızına sahip o...
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2026 sonuçlarını yayımladı. Araştırmaya göre, en az 10 çalışanı olan girişimlerin yüzde 92,7'si 2026 yılında internete erişimde sabit hat internet bağlantısı kullandı.
Sabit hat internet bağlantısı kullanan girişimlerin abone oldukları en yüksek internet bağlantı hızlarına bakıldığında, girişimlerin yüzde 47,1'inin 100 Mbit/s'den az, yüzde 43,7'sinin 100-999 Mbit/s ve yüzde 9,2'sinin 1 Gbit/s ve üzeri bağlantı hızına sahip olduğu görüldü. Böylece sabit hat internet bağlantısı kullanan girişimler içinde 100 Mbit/s ve üzeri bağlantı hızına sahip olanların oranı yüzde 52,9 olarak kaydedildi.
TÜİK verilerine göre sosyal medya uygulamalarını kullanan girişimlerin oranı 2025 yılında yüzde 55,2 iken 2026 yılında yüzde 57,7'ye yükseldi. Bu oran çalışan sayısına göre incelendiğinde, 10-49 çalışanı olan girişimlerde yüzde 55,0, 50-249 çalışanı olan girişimlerde yüzde 68,4, 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde ise yüzde 86,6 oldu.
Sosyal medya kullanımının ekonomik faaliyetlere göre dağılımında en yüksek oran yüzde 93,9 ile yayımcılık, radyo-TV ve içerik faaliyetlerinde görüldü. Bu faaliyetleri yüzde 83,1 ile finans ve sigorta, yüzde 81,1 ile bilgisayarların ve iletişim araç ve gereçlerinin onarımı takip etti. En düşük oranlar ise yüzde 40,7 ile inşaat, yüzde 42,7 ile ulaştırma ve depolama ve yüzde 56,9 ile idari ve destek hizmet faaliyetlerinde gerçekleşti.
Araştırmaya göre internet veya Elektronik Veri Alışverişi (EDI) yoluyla satış yapan girişimlerin oranı 2024 yılında yüzde 13,6 iken 2025 yılında yüzde 17,1'e çıktı. Çalışan sayısı büyüklüğüne göre e-satış yapan girişimlerin oranı 10-49 çalışanı olanlarda yüzde 16,4, 50-249 çalışanı olanlarda yüzde 18,3, 250 ve üzeri çalışanı olanlarda ise yüzde 29,7 olarak belirlendi.
Ekonomik faaliyetlere göre e-satış oranının en yüksek olduğu alan yüzde 43,3 ile konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri oldu. Bu alanı yüzde 25,4 ile yayımcılık, radyo-TV ve içerik faaliyetleri ve yüzde 23,7 ile toptan ve perakende ticaret faaliyetleri izledi.
Bilişim sistemleri ve uygulamalarının kurulması, işletilmesi ve geliştirilmesi süreçlerinde görev alan bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanı istihdam eden girişimlerin oranı 2026 yılında yüzde 15,2 oldu. Bu oran 2024 yılında yüzde 13,4 seviyesindeydi.
Bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanı istihdam eden girişimlerin oranı, çalışan sayısı büyüklüğüne göre 10-49 çalışanı olan girişimlerde yüzde 10,8, 50-249 çalışanı olanlarda yüzde 29,8 ve 250 ve üzeri çalışanı olanlarda yüzde 73,3 olarak gerçekleşti.
TÜİK verilerine göre girişimlerin yüzde 6,4'ü 2025 yılında en az bir bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanını işe aldı veya işe almaya çalıştı. Bu oran 2023 yılında yüzde 6,0 olarak kaydedilmişti. Bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanı işe alan veya almaya çalışan girişimlerin yüzde 31,7'si işe alım sürecinde güçlük yaşadığını belirtti.
İşe alım sürecinde güçlük yaşayan girişimler içinde adayların yüksek ücret beklentisiyle karşılaşanların oranı yüzde 82,6 oldu. Bunu yüzde 71,8 ile adayların ilgili alanda gerekli eğitim veya öğretim niteliklerine sahip olmaması, yüzde 71,0 ile gerekli iş deneyimine sahip olmaması ve yüzde 55,7 ile yeterli sayıda veya uygun aday başvurusu olmaması izledi.
Ücretli bulut bilişim hizmeti kullanım oranı 2026 yılında yüzde 20,2 olarak gerçekleşti. Bu oran 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde yüzde 57,0, 50-249 çalışanı olanlarda yüzde 33,3 ve 10-49 çalışanı olanlarda yüzde 16,7 oldu.
Ekonomik faaliyetlere göre ücretli bulut bilişim hizmeti kullanımının en yüksek olduğu alan yüzde 55,2 ile telekomünikasyon, programlama ve bilişim faaliyetleri oldu. Bunu yüzde 46,3 ile yayımcılık, radyo-TV ve içerik faaliyetleri ve yüzde 43,2 ile bilgisayarların ve iletişim araç ve gereçlerinin onarımı takip etti. En düşük oranlar ise yüzde 10,8 ile inşaat, yüzde 12,6 ile konaklama ve yiyecek hizmeti ve yüzde 16,0 ile ulaştırma ve depolama faaliyetlerinde görüldü.
Bilgi ve iletişim teknolojileri sistemlerinde herhangi bir güvenlik önlemi alan girişimlerin oranı 2024 yılında yüzde 76,0 iken 2026 yılında yüzde 83,0'a yükseldi. Çalışan sayısına göre güvenlik önlemi alan girişimlerin oranı 10-49 çalışanı olanlarda yüzde 81,2, 50-249 çalışanı olanlarda yüzde 90,5 ve 250 ve üzeri çalışanı olanlarda yüzde 97,2 olarak kaydedildi.
Öte yandan girişimlerin yüzde 9,4'ü 2025 yılında en az bir bilgi ve iletişim teknolojileri güvenliği ihlal olayı yaşadığını beyan etti. Bu oran 10-49 çalışanı olan girişimlerde yüzde 9,3, 50-249 çalışanı olanlarda yüzde 10,2 ve 250 ve üzeri çalışanı olanlarda yüzde 8,4 oldu.
Güvenlik ihlali yaşayan girişimlerin karşılaştıkları ihlal türleri incelendiğinde, 2025 yılında girişimlerin yüzde 6,4'ünün dışarıdan gelen saldırılar nedeniyle bilgi ve iletişim teknolojileri hizmetlerine erişemediği belirtildi. Girişimlerin yüzde 5,6'sı kötü amaçlı yazılım veya yetkisiz erişim nedeniyle veri kaybı ya da bozulması yaşarken, yüzde 5,3'ü izinsiz girişler, dolandırıcılık, oltalama saldırıları veya girişim çalışanlarının kasıtlı eylemleri nedeniyle veri gizliliğinin ihlal edildiğini bildirdi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2026 sonuçlarını yayımladı. Araştırmaya göre, en az 10 çalışanı olan girişimlerin yüzde 92,7'si 2026 yılında internete erişimde sabit hat internet bağlantısı kullandı.
Sabit hat internet bağlantısı kullanan girişimlerin abone oldukları en yüksek internet bağlantı hızlarına bakıldığında, girişimlerin yüzde 47,1'inin 100 Mbit/s'den az, yüzde 43,7'sinin 100-999 Mbit/s ve yüzde 9,2'sinin 1 Gbit/s ve üzeri bağlantı hızına sahip olduğu görüldü. Böylece sabit hat internet bağlantısı kullanan girişimler içinde 100 Mbit/s ve üzeri bağlantı hızına sahip olanların oranı yüzde 52,9 olarak kaydedildi.
TÜİK verilerine göre sosyal medya uygulamalarını kullanan girişimlerin oranı 2025 yılında yüzde 55,2 iken 2026 yılında yüzde 57,7'ye yükseldi. Bu oran çalışan sayısına göre incelendiğinde, 10-49 çalışanı olan girişimlerde yüzde 55,0, 50-249 çalışanı olan girişimlerde yüzde 68,4, 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde ise yüzde 86,6 oldu.
Sosyal medya kullanımının ekonomik faaliyetlere göre dağılımında en yüksek oran yüzde 93,9 ile yayımcılık, radyo-TV ve içerik faaliyetlerinde görüldü. Bu faaliyetleri yüzde 83,1 ile finans ve sigorta, yüzde 81,1 ile bilgisayarların ve iletişim araç ve gereçlerinin onarımı takip etti. En düşük oranlar ise yüzde 40,7 ile inşaat, yüzde 42,7 ile ulaştırma ve depolama ve yüzde 56,9 ile idari ve destek hizmet faaliyetlerinde gerçekleşti.
Araştırmaya göre internet veya Elektronik Veri Alışverişi (EDI) yoluyla satış yapan girişimlerin oranı 2024 yılında yüzde 13,6 iken 2025 yılında yüzde 17,1'e çıktı. Çalışan sayısı büyüklüğüne göre e-satış yapan girişimlerin oranı 10-49 çalışanı olanlarda yüzde 16,4, 50-249 çalışanı olanlarda yüzde 18,3, 250 ve üzeri çalışanı olanlarda ise yüzde 29,7 olarak belirlendi.
Ekonomik faaliyetlere göre e-satış oranının en yüksek olduğu alan yüzde 43,3 ile konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri oldu. Bu alanı yüzde 25,4 ile yayımcılık, radyo-TV ve içerik faaliyetleri ve yüzde 23,7 ile toptan ve perakende ticaret faaliyetleri izledi.
Bilişim sistemleri ve uygulamalarının kurulması, işletilmesi ve geliştirilmesi süreçlerinde görev alan bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanı istihdam eden girişimlerin oranı 2026 yılında yüzde 15,2 oldu. Bu oran 2024 yılında yüzde 13,4 seviyesindeydi.
Bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanı istihdam eden girişimlerin oranı, çalışan sayısı büyüklüğüne göre 10-49 çalışanı olan girişimlerde yüzde 10,8, 50-249 çalışanı olanlarda yüzde 29,8 ve 250 ve üzeri çalışanı olanlarda yüzde 73,3 olarak gerçekleşti.
TÜİK verilerine göre girişimlerin yüzde 6,4'ü 2025 yılında en az bir bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanını işe aldı veya işe almaya çalıştı. Bu oran 2023 yılında yüzde 6,0 olarak kaydedilmişti. Bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanı işe alan veya almaya çalışan girişimlerin yüzde 31,7'si işe alım sürecinde güçlük yaşadığını belirtti.
İşe alım sürecinde güçlük yaşayan girişimler içinde adayların yüksek ücret beklentisiyle karşılaşanların oranı yüzde 82,6 oldu. Bunu yüzde 71,8 ile adayların ilgili alanda gerekli eğitim veya öğretim niteliklerine sahip olmaması, yüzde 71,0 ile gerekli iş deneyimine sahip olmaması ve yüzde 55,7 ile yeterli sayıda veya uygun aday başvurusu olmaması izledi.
Ücretli bulut bilişim hizmeti kullanım oranı 2026 yılında yüzde 20,2 olarak gerçekleşti. Bu oran 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde yüzde 57,0, 50-249 çalışanı olanlarda yüzde 33,3 ve 10-49 çalışanı olanlarda yüzde 16,7 oldu.
Ekonomik faaliyetlere göre ücretli bulut bilişim hizmeti kullanımının en yüksek olduğu alan yüzde 55,2 ile telekomünikasyon, programlama ve bilişim faaliyetleri oldu. Bunu yüzde 46,3 ile yayımcılık, radyo-TV ve içerik faaliyetleri ve yüzde 43,2 ile bilgisayarların ve iletişim araç ve gereçlerinin onarımı takip etti. En düşük oranlar ise yüzde 10,8 ile inşaat, yüzde 12,6 ile konaklama ve yiyecek hizmeti ve yüzde 16,0 ile ulaştırma ve depolama faaliyetlerinde görüldü.
Bilgi ve iletişim teknolojileri sistemlerinde herhangi bir güvenlik önlemi alan girişimlerin oranı 2024 yılında yüzde 76,0 iken 2026 yılında yüzde 83,0'a yükseldi. Çalışan sayısına göre güvenlik önlemi alan girişimlerin oranı 10-49 çalışanı olanlarda yüzde 81,2, 50-249 çalışanı olanlarda yüzde 90,5 ve 250 ve üzeri çalışanı olanlarda yüzde 97,2 olarak kaydedildi.
Öte yandan girişimlerin yüzde 9,4'ü 2025 yılında en az bir bilgi ve iletişim teknolojileri güvenliği ihlal olayı yaşadığını beyan etti. Bu oran 10-49 çalışanı olan girişimlerde yüzde 9,3, 50-249 çalışanı olanlarda yüzde 10,2 ve 250 ve üzeri çalışanı olanlarda yüzde 8,4 oldu.
Güvenlik ihlali yaşayan girişimlerin karşılaştıkları ihlal türleri incelendiğinde, 2025 yılında girişimlerin yüzde 6,4'ünün dışarıdan gelen saldırılar nedeniyle bilgi ve iletişim teknolojileri hizmetlerine erişemediği belirtildi. Girişimlerin yüzde 5,6'sı kötü amaçlı yazılım veya yetkisiz erişim nedeniyle veri kaybı ya da bozulması yaşarken, yüzde 5,3'ü izinsiz girişler, dolandırıcılık, oltalama saldırıları veya girişim çalışanlarının kasıtlı eylemleri nedeniyle veri gizliliğinin ihlal edildiğini bildirdi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Batı ile artan çatışmaların ortasında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenecek önemli bir zirveyle dikkatini doğuya, ülkesinin bölgedeki konumunu yeniden tesis etmeye çeviriyor.
Bu olay, Kremlin lideri için giderek artan zorluklarla dolu bir dönemde meydana geldi; Rus ekonomisi Batı yaptırımları ve Ukrayna'ya yönelik insansız hava aracı saldırıları nedeniyle kötü durumda, Kremlin'in müttefiki İran savaştan muzdarip ve Suriye ve Venezuela gibi eski uydu devletlerin liderleri Moskova'nın sessizliği içinde görevden uzaklaştırılıyor.
Putin, 31...
Batı ile artan çatışmaların ortasında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenecek önemli bir zirveyle dikkatini doğuya, ülkesinin bölgedeki konumunu yeniden tesis etmeye çeviriyor.
Bu olay, Kremlin lideri için giderek artan zorluklarla dolu bir dönemde meydana geldi; Rus ekonomisi Batı yaptırımları ve Ukrayna'ya yönelik insansız hava aracı saldırıları nedeniyle kötü durumda, Kremlin'in müttefiki İran savaştan muzdarip ve Suriye ve Venezuela gibi eski uydu devletlerin liderleri Moskova'nın sessizliği içinde görevden uzaklaştırılıyor.
Putin, 31...
Batı ile artan çatışmaların ortasında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenecek önemli bir zirveyle dikkatini doğuya, ülkesinin bölgedeki konumunu yeniden tesis etmeye çeviriyor.
Bu olay, Kremlin lideri için giderek artan zorluklarla dolu bir dönemde meydana geldi; Rus ekonomisi Batı yaptırımları ve Ukrayna'ya yönelik insansız hava aracı saldırıları nedeniyle kötü durumda, Kremlin'in müttefiki İran savaştan muzdarip ve Suriye ve Venezuela gibi eski uydu devletlerin liderleri Moskova'nın sessizliği içinde görevden uzaklaştırılıyor.
Putin, 31 Ağustos'ta başlayacak iki günlük Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞÖÖ) zirvesi kapsamında İran Cumhurbaşkanı Mesud Peşkin ve Çin lideri Xi Jinping'in yanı sıra en az yedi liderle daha ikili görüşmeler gerçekleştirecek. ŞÖÖ bu yıl 25. yıl dönümünü kutluyor.
Putin'in ayrıca Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi olmayan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ikili görüşmeler yapması bekleniyor.
Kremlin yetkilileri, Putin'in Moskova'nın Rusya'yı bölgedeki Batı etkisine meydan okuyan bir güç olarak gösterme çabası kapsamında en az dokuz ikili görüşme yapmayı planladığını söyledi.
Putin ve Xi Jinping, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) toplantılarını sıklıkla bölgedeki Batı etkisine birlikte meydan okumanın bir aracı olarak kullandılar. Xi, 30 Ağustos'un geç saatlerinde Kırgızistan'ın başkentine geldi ve Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadyr Japarov ile ilk görüşmesini gerçekleştirdi.
Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) grubuna Rusya, İran, Hindistan ve Çin'in yanı sıra Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Pakistan, Özbekistan ve Tacikistan da dahildir. Elbette tüm üyeler müttefik değildir ve nükleer silahlı Pakistan ve Hindistan sık sık birbirleriyle savaşın eşiğinde bulunurlar.
Örgüt 1996 yılında "Şanghay Beşlisi" olarak kuruldu, ancak 2001 yılında bölgedeki diğer ülkelere doğru genişlemeye başladı.
Putin ve Pezeshkian'ın yüz yüze görüşmesi
Moskova ve Tahran, Batı'nın ağır yaptırımları altında kalmaya devam ediyor; Rusya, Şubat 2022'deki Ukrayna'ya yönelik topyekün işgali nedeniyle, İran ise Ortadoğu'daki aşırılıkçı hareketlere verdiği destek ve nükleer silah edinme girişimleri de dahil olmak üzere bir dizi başka yaptırım altında bulunuyor.
Kiev ve Batı, İran'dan Ukrayna'daki savaşta kullanılmak üzere Rusya'ya Şahed savaş uçakları sağlamayı durdurmasını talep ederken, ABD yetkilileri Radio Free Europe/Radio Liberty'ye Rusya'nın İran'a Ortadoğu'daki ABD birliklerine ve askeri tesislerine saldırmak için hedefleme bilgileri sağladığını söyleyerek Washington Post'un bir raporunu doğruladı .
Putin'in dış politika danışmanı Yuri Ushakov, Putin ve Pezeshkiyan arasındaki görüşmelerde "ana konulardan birinin" Orta Doğu krizi olacağını söyledi.
"Orta Doğu'daki mevcut gergin atmosfer ve İran'la yaşanan durum göz önüne alındığında, bu toplantının ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuz," diye ekledi.
Gündemde ayrıca Tahran ile Rusya'nın devlete ait nükleer şirketi Rosatom arasında İran'da dört nükleer santral inşa edilmesi için yapılacak 25 milyar dolarlık anlaşma da yer alacak.
Şanghay İşbirliği Örgütü (SCO) ülkelerinin liderleri 2025 yılında Çin'in Tianjin kentinde bir zirveye katılacak.
İngiltere merkezli analist ve MidEast Strategy'nin kurucusu Nasser al-Tamimi, sosyal medyada bunun izole edilmiş İran'a birçok yönden yardımcı olabileceğini, "ancak yalnızca belli bir noktaya kadar" diye yazdı.
"Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), İran'a daha geniş siyasi destek sağlıyor, uluslararası izolasyonunu azaltmasına yardımcı oluyor ve yuan, ruble ve diğer ulusal para birimleriyle ticaret ve ödeme olanaklarını genişletiyor. Böylece, Tahran'ın Batı finans sistemine olan bağımlılığını bir nebze azaltabilir," diye belirtiyor.
"Ancak Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), ABD yaptırımlarına karşı ekonomik bir kalkan değil. Tam olarak gelişmiş bir alternatif finansal mimariye sahip değil, ikincil yaptırımlara tabi büyük bankalar ve şirketler için güvenilir bir koruma sağlamıyor ve Çin veya Hindistan'ı İran adına yüksek ekonomik maliyetleri üstlenmeye zorlayamıyor," diyor Nasser el-Tamimi.
Ermenistan'da potansiyel olarak gergin bir toplantı
Türkiye'nin yanı sıra, üye olmayan diğer devletler, katılımcı ve gözlemci devletler arasında Ermenistan, Azerbaycan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Moskova ile işbirliği yapan çeşitli uluslararası kuruluşların başkanları yer almaktadır.
Putin ayrıca Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile de görüşmeyi planlıyor. Ermenistan uzun zamandır Rusya'nın müttefikiydi, ancak ülkenin Batı'ya yakınlaşma çabaları Moskova'yı kızdırdı.
Ermenistan polisi, ülkenin ikinci büyük muhalefet partisinin lideri olan eski cumhurbaşkanı Robert Koçaryan'ı 25 Ağustos'ta yolsuzlukla ilgili suçlamalarla tutukladığından beri iki ülke arasındaki gerilim tırmandı.
71 yaşındaki Koçaryan, 1998'den 2008'e kadar Ermenistan'ın cumhurbaşkanlığını yaptı. Şu anda, Haziran ayındaki son parlamento seçimlerinde üçüncü sırada yer alan ve Moskova yanlısı olarak kabul edilen Ermenistan Birliği partisinin liderliğini yürütüyor.
Erivan, Avrupa Birliği'ne katılma arzusuna ilişkin son açıklamalarıyla da Moskova'yı kızdırdı.
Ushakov, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan'ı da içeren beş üyeli ticaret bloğu olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'nda (AET) iş birliğinden büyük ölçüde faydalanırken Ermenistan'ın Avrupa Birliği üyesi olmayı hedefleyemeyeceğine inanıyoruz," dedi.
Bişkek'teki etkinliğin ardından Putin, 1-4 Eylül tarihleri arasında Rusya'nın Pasifik kıyısında düzenlenecek Doğu Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Vladivostok'a gitmeyi planlıyor.
Ayrıca Endonezya Cumhurbaşkanı ve Moğolistan Başbakanı da dahil olmak üzere çeşitli ülkelerin liderleriyle görüşmesi bekleniyor.
Makale, Reuters'tan alınan bilgilere dayanarak hazırlanmıştır.
Kaynak:31 Ağustos 2026,
Not: yazıda geçen ifadeler tarihistan'ın yayın politikasını yansıtmayabilir.
Batı ile artan çatışmaların ortasında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenecek önemli bir zirveyle dikkatini doğuya, ülkesinin bölgedeki konumunu yeniden tesis etmeye çeviriyor.
Bu olay, Kremlin lideri için giderek artan zorluklarla dolu bir dönemde meydana geldi; Rus ekonomisi Batı yaptırımları ve Ukrayna'ya yönelik insansız hava aracı saldırıları nedeniyle kötü durumda, Kremlin'in müttefiki İran savaştan muzdarip ve Suriye ve Venezuela gibi eski uydu devletlerin liderleri Moskova'nın sessizliği içinde görevden uzaklaştırılıyor.
Putin, 31 Ağustos'ta başlayacak iki günlük Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞÖÖ) zirvesi kapsamında İran Cumhurbaşkanı Mesud Peşkin ve Çin lideri Xi Jinping'in yanı sıra en az yedi liderle daha ikili görüşmeler gerçekleştirecek. ŞÖÖ bu yıl 25. yıl dönümünü kutluyor.
Putin'in ayrıca Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi olmayan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ikili görüşmeler yapması bekleniyor.
Kremlin yetkilileri, Putin'in Moskova'nın Rusya'yı bölgedeki Batı etkisine meydan okuyan bir güç olarak gösterme çabası kapsamında en az dokuz ikili görüşme yapmayı planladığını söyledi.
Putin ve Xi Jinping, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) toplantılarını sıklıkla bölgedeki Batı etkisine birlikte meydan okumanın bir aracı olarak kullandılar. Xi, 30 Ağustos'un geç saatlerinde Kırgızistan'ın başkentine geldi ve Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadyr Japarov ile ilk görüşmesini gerçekleştirdi.
Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) grubuna Rusya, İran, Hindistan ve Çin'in yanı sıra Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Pakistan, Özbekistan ve Tacikistan da dahildir. Elbette tüm üyeler müttefik değildir ve nükleer silahlı Pakistan ve Hindistan sık sık birbirleriyle savaşın eşiğinde bulunurlar.
Örgüt 1996 yılında "Şanghay Beşlisi" olarak kuruldu, ancak 2001 yılında bölgedeki diğer ülkelere doğru genişlemeye başladı.
Putin ve Pezeshkian'ın yüz yüze görüşmesi
Moskova ve Tahran, Batı'nın ağır yaptırımları altında kalmaya devam ediyor; Rusya, Şubat 2022'deki Ukrayna'ya yönelik topyekün işgali nedeniyle, İran ise Ortadoğu'daki aşırılıkçı hareketlere verdiği destek ve nükleer silah edinme girişimleri de dahil olmak üzere bir dizi başka yaptırım altında bulunuyor.
Kiev ve Batı, İran'dan Ukrayna'daki savaşta kullanılmak üzere Rusya'ya Şahed savaş uçakları sağlamayı durdurmasını talep ederken, ABD yetkilileri Radio Free Europe/Radio Liberty'ye Rusya'nın İran'a Ortadoğu'daki ABD birliklerine ve askeri tesislerine saldırmak için hedefleme bilgileri sağladığını söyleyerek Washington Post'un bir raporunu doğruladı .
Putin'in dış politika danışmanı Yuri Ushakov, Putin ve Pezeshkiyan arasındaki görüşmelerde "ana konulardan birinin" Orta Doğu krizi olacağını söyledi.
"Orta Doğu'daki mevcut gergin atmosfer ve İran'la yaşanan durum göz önüne alındığında, bu toplantının ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuz," diye ekledi.
Gündemde ayrıca Tahran ile Rusya'nın devlete ait nükleer şirketi Rosatom arasında İran'da dört nükleer santral inşa edilmesi için yapılacak 25 milyar dolarlık anlaşma da yer alacak.
Şanghay İşbirliği Örgütü (SCO) ülkelerinin liderleri 2025 yılında Çin'in Tianjin kentinde bir zirveye katılacak.
İngiltere merkezli analist ve MidEast Strategy'nin kurucusu Nasser al-Tamimi, sosyal medyada bunun izole edilmiş İran'a birçok yönden yardımcı olabileceğini, "ancak yalnızca belli bir noktaya kadar" diye yazdı.
"Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), İran'a daha geniş siyasi destek sağlıyor, uluslararası izolasyonunu azaltmasına yardımcı oluyor ve yuan, ruble ve diğer ulusal para birimleriyle ticaret ve ödeme olanaklarını genişletiyor. Böylece, Tahran'ın Batı finans sistemine olan bağımlılığını bir nebze azaltabilir," diye belirtiyor.
"Ancak Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), ABD yaptırımlarına karşı ekonomik bir kalkan değil. Tam olarak gelişmiş bir alternatif finansal mimariye sahip değil, ikincil yaptırımlara tabi büyük bankalar ve şirketler için güvenilir bir koruma sağlamıyor ve Çin veya Hindistan'ı İran adına yüksek ekonomik maliyetleri üstlenmeye zorlayamıyor," diyor Nasser el-Tamimi.
Ermenistan'da potansiyel olarak gergin bir toplantı
Türkiye'nin yanı sıra, üye olmayan diğer devletler, katılımcı ve gözlemci devletler arasında Ermenistan, Azerbaycan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Moskova ile işbirliği yapan çeşitli uluslararası kuruluşların başkanları yer almaktadır.
Putin ayrıca Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile de görüşmeyi planlıyor. Ermenistan uzun zamandır Rusya'nın müttefikiydi, ancak ülkenin Batı'ya yakınlaşma çabaları Moskova'yı kızdırdı.
Ermenistan polisi, ülkenin ikinci büyük muhalefet partisinin lideri olan eski cumhurbaşkanı Robert Koçaryan'ı 25 Ağustos'ta yolsuzlukla ilgili suçlamalarla tutukladığından beri iki ülke arasındaki gerilim tırmandı.
71 yaşındaki Koçaryan, 1998'den 2008'e kadar Ermenistan'ın cumhurbaşkanlığını yaptı. Şu anda, Haziran ayındaki son parlamento seçimlerinde üçüncü sırada yer alan ve Moskova yanlısı olarak kabul edilen Ermenistan Birliği partisinin liderliğini yürütüyor.
Erivan, Avrupa Birliği'ne katılma arzusuna ilişkin son açıklamalarıyla da Moskova'yı kızdırdı.
Ushakov, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan'ı da içeren beş üyeli ticaret bloğu olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'nda (AET) iş birliğinden büyük ölçüde faydalanırken Ermenistan'ın Avrupa Birliği üyesi olmayı hedefleyemeyeceğine inanıyoruz," dedi.
Bişkek'teki etkinliğin ardından Putin, 1-4 Eylül tarihleri arasında Rusya'nın Pasifik kıyısında düzenlenecek Doğu Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Vladivostok'a gitmeyi planlıyor.
Ayrıca Endonezya Cumhurbaşkanı ve Moğolistan Başbakanı da dahil olmak üzere çeşitli ülkelerin liderleriyle görüşmesi bekleniyor.
Makale, Reuters'tan alınan bilgilere dayanarak hazırlanmıştır.
Kaynak:31 Ağustos 2026,
Not: yazıda geçen ifadeler tarihistan'ın yayın politikasını yansıtmayabilir.
BIST 100 endeksi dün 14.357 ile 14.673 seviyeleri arasında dalgalanarak günü yüzde 0,70 yükselişle 14.505 seviyesinden tamamladı. İşlem hacmi 328,5 milyar TL olarak gerçekleşirken, endekste tüm zamanların en yüksek işlem hacmi kaydedildi. ASELS ve TUPRS paylarının puansal katkısının ağırlık kazandığı günde bankacılık, ulaştır...
BIST 100 endeksi dün 14.357 ile 14.673 seviyeleri arasında dalgalanarak günü yüzde 0,70 yükselişle 14.505 seviyesinden tamamladı. İşlem hacmi 328,5 milyar TL olarak gerçekleşirken, endekste tüm zamanların en yüksek işlem hacmi kaydedildi. ASELS ve TUPRS paylarının puansal katkısının ağırlık kazandığı günde bankacılık, ulaştır...
BIST 100 endeksi dün 14.357 ile 14.673 seviyeleri arasında dalgalanarak günü yüzde 0,70 yükselişle 14.505 seviyesinden tamamladı. İşlem hacmi 328,5 milyar TL olarak gerçekleşirken, endekste tüm zamanların en yüksek işlem hacmi kaydedildi. ASELS ve TUPRS paylarının puansal katkısının ağırlık kazandığı günde bankacılık, ulaştırma ve holding sektörleri günü negatif tarafta tamamladı.
Gedik Yatırım analizinde teknik görünümde 14.340 ve 14.250 seviyelerinin destek olarak izlenmeye devam edileceği belirtildi. Fiyatlamada 14.250 altında kalıcılık sağlanmadığı sürece pozitif görünümün devam etmesinin beklendiği aktarıldı. Yukarı yönlü hareketlerde 14.673-14.730 aralığının direnç bölgesi olduğu, 14.730 üzerinde ise 14.876, 15.000 ve 15.205 seviyelerinin sıralı direnç noktaları olarak takip edilebileceği kaydedildi. Endeksin güne yataya yakın başlamasının beklendiği ifade edildi.
Yurt içinde bugün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının Para Politikası Kurulu toplantısı gerçekleştirilecek ve faiz kararı saat 14.00'te açıklanacak. Gedik Yatırım, piyasa beklentisinin büyük ölçüde politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit tutulması yönünde olduğunu, bazı kurumların ise yaklaşık 100 baz puanlık sınırlı bir faiz indirimi beklediğini belirtti. Yıllık enflasyonun yüzde 31,5 ile yüksek seviyesini koruması nedeniyle politika faizinin sabit tutulmasının beklendiği ifade edildi.
Analizde, eylül ayında Eylül 2025'te kaydedilen yüzde 3,23'lük aylık enflasyonun oluşturduğu baz etkisinin desteğiyle yıllık TÜFE enflasyonunda 1 puana yakın gerileme görülebileceği belirtildi. Bu doğrultuda ekim ve aralık toplantılarında 50-100 baz puanlık faiz indirimleri için alan bulunduğu değerlendirilirken, söz konusu indirimlerle yıl sonu politika faizinin yüzde 35-36 aralığında olabileceği öngörüldü. Yıl sonu TÜFE enflasyonu tahmini ise yüzde 30 seviyesinde korundu.
Dolar/TL'de dün veri akışının sakin seyretmesiyle düşük volatilitede yataya yakın hareketin sürdüğü belirtildi. Kurun bu sabah saat 08.00 itibarıyla 48,49 civarında hafif yükseliş eğiliminde hareket ettiği aktarıldı. TCMB faiz kararının yanı sıra toplantı sonrasında yayımlanacak karar metninin de piyasa tarafından yakından takip edileceği ifade edildi. ABD tarafında ise ÜFE ve haftalık işsizlik maaşı başvurularının izleneceği, cuma günü açıklanacak TÜFE verisinin Fed'in yaklaşan faiz kararı öncesinde önemini koruduğu kaydedildi. Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin de petrol fiyatlarını yukarı yönlü desteklemeye devam ettiği belirtildi.
Tahvil piyasasında 10 yıllık uzun vadeli Hazine tahvil faizi yüzde 34,24 seviyesinde sabit kalırken, 2 yıllık kısa vadeli tahvil faizi 11 baz puan gerileyerek yüzde 39,56 seviyesinden günü tamamladı. ABD Hazine tahvillerinde ise 2 yıllık faiz yüzde 4,43, 5 yıllık faiz yüzde 4,61 ve 10 yıllık faiz yüzde 4,84 seviyesinde seyretti.
Türkiye'de inşaat maliyet endeksinin 2026 yılı temmuz ayında aylık yüzde 1,15, yıllık yüzde 28,33 arttığı belirtildi. Aynı dönemde malzeme endeksi aylık yüzde 1,28, işçilik endeksi yüzde 0,92 yükseldi. Yıllık bazda ise malzeme endeksi yüzde 27,13, işçilik endeksi yüzde 30,51 arttı. KPMG verilerine göre Türkiye'deki startup yatırımlarının 2026 yılının ikinci çeyreğinde 559 milyon ABD dolarına ulaştığı da aktarıldı.
Kaynak: RSS
BIST 100 endeksi dün 14.357 ile 14.673 seviyeleri arasında dalgalanarak günü yüzde 0,70 yükselişle 14.505 seviyesinden tamamladı. İşlem hacmi 328,5 milyar TL olarak gerçekleşirken, endekste tüm zamanların en yüksek işlem hacmi kaydedildi. ASELS ve TUPRS paylarının puansal katkısının ağırlık kazandığı günde bankacılık, ulaştırma ve holding sektörleri günü negatif tarafta tamamladı.
Gedik Yatırım analizinde teknik görünümde 14.340 ve 14.250 seviyelerinin destek olarak izlenmeye devam edileceği belirtildi. Fiyatlamada 14.250 altında kalıcılık sağlanmadığı sürece pozitif görünümün devam etmesinin beklendiği aktarıldı. Yukarı yönlü hareketlerde 14.673-14.730 aralığının direnç bölgesi olduğu, 14.730 üzerinde ise 14.876, 15.000 ve 15.205 seviyelerinin sıralı direnç noktaları olarak takip edilebileceği kaydedildi. Endeksin güne yataya yakın başlamasının beklendiği ifade edildi.
Yurt içinde bugün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının Para Politikası Kurulu toplantısı gerçekleştirilecek ve faiz kararı saat 14.00'te açıklanacak. Gedik Yatırım, piyasa beklentisinin büyük ölçüde politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit tutulması yönünde olduğunu, bazı kurumların ise yaklaşık 100 baz puanlık sınırlı bir faiz indirimi beklediğini belirtti. Yıllık enflasyonun yüzde 31,5 ile yüksek seviyesini koruması nedeniyle politika faizinin sabit tutulmasının beklendiği ifade edildi.
Analizde, eylül ayında Eylül 2025'te kaydedilen yüzde 3,23'lük aylık enflasyonun oluşturduğu baz etkisinin desteğiyle yıllık TÜFE enflasyonunda 1 puana yakın gerileme görülebileceği belirtildi. Bu doğrultuda ekim ve aralık toplantılarında 50-100 baz puanlık faiz indirimleri için alan bulunduğu değerlendirilirken, söz konusu indirimlerle yıl sonu politika faizinin yüzde 35-36 aralığında olabileceği öngörüldü. Yıl sonu TÜFE enflasyonu tahmini ise yüzde 30 seviyesinde korundu.
Dolar/TL'de dün veri akışının sakin seyretmesiyle düşük volatilitede yataya yakın hareketin sürdüğü belirtildi. Kurun bu sabah saat 08.00 itibarıyla 48,49 civarında hafif yükseliş eğiliminde hareket ettiği aktarıldı. TCMB faiz kararının yanı sıra toplantı sonrasında yayımlanacak karar metninin de piyasa tarafından yakından takip edileceği ifade edildi. ABD tarafında ise ÜFE ve haftalık işsizlik maaşı başvurularının izleneceği, cuma günü açıklanacak TÜFE verisinin Fed'in yaklaşan faiz kararı öncesinde önemini koruduğu kaydedildi. Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin de petrol fiyatlarını yukarı yönlü desteklemeye devam ettiği belirtildi.
Tahvil piyasasında 10 yıllık uzun vadeli Hazine tahvil faizi yüzde 34,24 seviyesinde sabit kalırken, 2 yıllık kısa vadeli tahvil faizi 11 baz puan gerileyerek yüzde 39,56 seviyesinden günü tamamladı. ABD Hazine tahvillerinde ise 2 yıllık faiz yüzde 4,43, 5 yıllık faiz yüzde 4,61 ve 10 yıllık faiz yüzde 4,84 seviyesinde seyretti.
Türkiye'de inşaat maliyet endeksinin 2026 yılı temmuz ayında aylık yüzde 1,15, yıllık yüzde 28,33 arttığı belirtildi. Aynı dönemde malzeme endeksi aylık yüzde 1,28, işçilik endeksi yüzde 0,92 yükseldi. Yıllık bazda ise malzeme endeksi yüzde 27,13, işçilik endeksi yüzde 30,51 arttı. KPMG verilerine göre Türkiye'deki startup yatırımlarının 2026 yılının ikinci çeyreğinde 559 milyon ABD dolarına ulaştığı da aktarıldı.
Kaynak: RSS
Trive Yatırım tarafından yayımlanan piyasa analizine göre Avrupa Merkez Bankası Yönetim Konseyi, Berlin'deki iki günlük toplantısını bugün tamamlayarak para politikası kararını açıklayacak. Euro Bölgesi'nde ağustos ayı enflasyonu yıllık yüzde 3,3 ile Eylül 2023'ten bu yana en yüksek seviyeye çıkarken, temmuz ayında yüzde 2,9 olan enflasyondaki yükselişte enerji fiyatlarının etkili olduğu belirtildi. Enerji enflasyonu yüzde 10,3'ten yüzde 14,3'e yükselirken çekirdek enflasyon yüzde 2,5'ten yüzde 2,4'e, hizmet enflasyonu ise yüzde 3,3'ten yüzde 3'e geriledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının da bugün f...
Trive Yatırım tarafından yayımlanan piyasa analizine göre Avrupa Merkez Bankası Yönetim Konseyi, Berlin'deki iki günlük toplantısını bugün tamamlayarak para politikası kararını açıklayacak. Euro Bölgesi'nde ağustos ayı enflasyonu yıllık yüzde 3,3 ile Eylül 2023'ten bu yana en yüksek seviyeye çıkarken, temmuz ayında yüzde 2,9 olan enflasyondaki yükselişte enerji fiyatlarının etkili olduğu belirtildi. Enerji enflasyonu yüzde 10,3'ten yüzde 14,3'e yükselirken çekirdek enflasyon yüzde 2,5'ten yüzde 2,4'e, hizmet enflasyonu ise yüzde 3,3'ten yüzde 3'e geriledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının da bugün f...
Trive Yatırım tarafından yayımlanan piyasa analizine göre Avrupa Merkez Bankası Yönetim Konseyi, Berlin'deki iki günlük toplantısını bugün tamamlayarak para politikası kararını açıklayacak. Euro Bölgesi'nde ağustos ayı enflasyonu yıllık yüzde 3,3 ile Eylül 2023'ten bu yana en yüksek seviyeye çıkarken, temmuz ayında yüzde 2,9 olan enflasyondaki yükselişte enerji fiyatlarının etkili olduğu belirtildi. Enerji enflasyonu yüzde 10,3'ten yüzde 14,3'e yükselirken çekirdek enflasyon yüzde 2,5'ten yüzde 2,4'e, hizmet enflasyonu ise yüzde 3,3'ten yüzde 3'e geriledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının da bugün faiz kararını açıklayacağı belirtilen analizde, politika faizinin temmuz toplantısından bu yana yüzde 37 seviyesinde bulunduğu, gecelik borç verme faizinin yüzde 40, gecelik borçlanma faizinin ise yüzde 35,5 olduğu aktarıldı. Trive Yatırım, aynı petrol şokunun Avrupa tarafında enflasyon riski, Türkiye tarafında ise dezenflasyon sürecinin önündeki engel olarak değerlendirildiğini ifade etti.
Brent petrolün son işlem gününde yüzde 3,79 yükselerek varil başına 101,63 dolara, ABD ham petrolünün ise yüzde 3,91 artışla 96,67 dolara çıktığı belirtildi. Petrol fiyatlarındaki yükselişte ABD kuvvetlerinin beş İran tankerini hedef alması ve İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırılarının etkili olduğu kaydedildi. ABD'de motorin fiyatı galon başına 5,94 dolarla tarihi zirveye ulaşırken benzin fiyatı 4,22 dolara çıktı.
Analizde ABD tahvil piyasasında da yükseliş yaşandığı belirtilerek 10 yıllık ABD tahvil getirisinin yüzde 4,85'e, 2 yıllık tahvil getirisinin yüzde 4,42'ye yükseldiği aktarıldı. ABD'nin ana endekslerinin ise önceki işlem gününü yüzde 0,48 ile yüzde 0,77 arasında kayıplarla tamamladığı ifade edildi.
Yurt içinde BIST 100 endeksi son işlem gününü yüzde 0,70 artışla 14.505,48 puandan, BIST 30 endeksi ise yüzde 0,79 yükselişle 17.239,14 puandan tamamladı. İşlem hacmi 337,7 milyar liraya ulaşırken bankacılık endeksi yüzde 2,44 geriledi. Sanayi endeksi yüzde 1,12, teknoloji endeksi ise yüzde 1,17 yükseldi. Mali endeks yüzde 0,23, holding endeksi yüzde 0,26 geriledi.
Analizinde, ağustos ayında tüketici fiyatlarının aylık yüzde 1,84 arttığı ve yıllık enflasyonun temmuzdaki yüzde 31,75 seviyesinden yüzde 31,51'e gerilediği belirtildi. Aynı dönemde yurt içi üretici fiyat endeksindeki aylık artışın yüzde 2,57 olduğu ifade edildi. Motorin özel tüketim vergisinin eylülde litre başına 3 lira, ekimde ise 6 lira olarak kademeli şekilde geri gelmesinin ulaştırma kalemini önümüzdeki iki veride yukarı çekebileceği, Brent petrolün 100 doların üzerinde kalmasının da ithal girdi maliyetlerini artırabileceği değerlendirildi.
Orta Vadeli Program'da yıl sonu tüketici enflasyonu tahmininin yüzde 28,4'e yükseltilmesi ve tek haneli enflasyon hedefinin 2029'a ötelenmesinin dezenflasyon sürecinin daha uzun süreceğine işaret ettiği belirtildi. Analizde, mevcut tablo nedeniyle bazı uzman görüşlerinde faiz indiriminin öne çekilmesi için gerekli zeminin oluşmadığı ve faizin bu toplantıda da sabit tutulmasının beklendiği aktarıldı. Yatırımcı açısından karar metnindeki enerji kaynaklı maliyet baskısının geçici veya kalıcı olduğuna ilişkin ifadelerin önem taşıyacağı kaydedildi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin taşımacılık ve üretim tesislerinin doğrudan hedef alınmasıyla bağlantılı olduğu belirtilen analizde, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol hacminin savaş öncesinde küresel petrol arzının yaklaşık beşte birine karşılık geldiği ifade edildi. Taşımacılık ve sigorta maliyetlerindeki artışın petrol fiyatları üzerinde etkili olduğu aktarılırken, bazı analistlerin kesintilerin sürmesi halinde petrol fiyatlarının 120 dolara, üretim altyapısının ağır hasar görmesi durumunda ise 150 dolara kadar çıkabileceğini değerlendirdiği belirtildi.
Avrupa Merkez Bankasının kararında manşet ve çekirdek enflasyon göstergelerinin farklı yönlere işaret etmesinin belirleyici olacağı ifade edildi. ECB ekonomistlerinin hesaplamalarına göre ocak-mayıs dönemindeki enflasyon artışının yaklaşık yüzde 90'ının enerji arz şoklarından kaynaklandığı belirtilirken, enerji dışı tarafta yavaşlamanın sürdüğü kaydedildi. Bu nedenle karar metninin tonunun faiz kararının kendisi kadar önemli olacağı ve ekim toplantısına yönelik fiyatlamaları etkileyebileceği aktarıldı.
ABD Hazinesinin uzun vadeli tahvillerde likidite desteği amacıyla yürüttüğü geri alımlarda işlem başına büyüklüğü 6 milyar dolara çıkardığı belirtilen analizde, genişletilmiş programın devreye girmesine rağmen 10 yıllık tahvil getirisinin yüzde 4,80'den yüzde 4,85'e, 2 yıllık getirinin ise yüzde 4,39'dan yüzde 4,42'ye yükseldiği ifade edildi. 10 yıllık faizin Ekim 2023'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştığı kaydedildi.
Analizde ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la sürdürülen savaşın seçimden sonra sona ereceğini söylediği de aktarıldı. Kuzey Amerika ticaretinde ise Washington'ın Kanada menşeli bazı alkollü içkiler, süt ürünleri ve büyük hacimli motosikletlerin ithalatını yasakladığı, kararın 29 Eylül'de yürürlüğe gireceği belirtildi. Çelik, alüminyum, mobilya ve kağıt ürünlerine uygulanan yüzde 50'lik verginin 15 Eylül'de genişletileceği, Kanada'nın yaklaşık 20 milyar dolarlık ABD malına yönelik karşı vergilerinin ise 8 Eylül'de yürürlüğe girdiği kaydedildi.
Asya seansında petrol fiyatlarının 100 dolar üzerinde kalmasının ardından risk iştahının zayıfladığı belirtilirken Nikkei 225 yüzde 0,8, Kospi yüzde 0,9, Hang Seng yüzde 1,4, Şanghay Bileşik yüzde 0,3, Avustralya endeksi yüzde 1,5 ve Tayvan endeksi yüzde 0,8 geriledi. ABD vadeli işlemlerinde ise S&P 500 yüzde 0,18, Dow Jones yüzde 0,34 yükselirken Nasdaq yüzde 0,02 geriledi. Dolar/yen 153,42, euro/dolar ise 1,1640 seviyesinde bulunuyor.
Analizde, günün odağında TCMB ve ECB'nin faiz kararlarının bulunduğunu, kararların ardından ABD ağustos ayı üretici fiyat endeksinin açıklanacağını belirtti. TCMB'nin faiz kararının saat 14.00'te, ECB'nin para politikası kararının ise 15.15'te açıklanacağı, ABD üretici fiyat endeksinin de Türkiye saatiyle 15.30'da takip edileceği aktarıldı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Trive Yatırım tarafından yayımlanan piyasa analizine göre Avrupa Merkez Bankası Yönetim Konseyi, Berlin'deki iki günlük toplantısını bugün tamamlayarak para politikası kararını açıklayacak. Euro Bölgesi'nde ağustos ayı enflasyonu yıllık yüzde 3,3 ile Eylül 2023'ten bu yana en yüksek seviyeye çıkarken, temmuz ayında yüzde 2,9 olan enflasyondaki yükselişte enerji fiyatlarının etkili olduğu belirtildi. Enerji enflasyonu yüzde 10,3'ten yüzde 14,3'e yükselirken çekirdek enflasyon yüzde 2,5'ten yüzde 2,4'e, hizmet enflasyonu ise yüzde 3,3'ten yüzde 3'e geriledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının da bugün faiz kararını açıklayacağı belirtilen analizde, politika faizinin temmuz toplantısından bu yana yüzde 37 seviyesinde bulunduğu, gecelik borç verme faizinin yüzde 40, gecelik borçlanma faizinin ise yüzde 35,5 olduğu aktarıldı. Trive Yatırım, aynı petrol şokunun Avrupa tarafında enflasyon riski, Türkiye tarafında ise dezenflasyon sürecinin önündeki engel olarak değerlendirildiğini ifade etti.
Brent petrolün son işlem gününde yüzde 3,79 yükselerek varil başına 101,63 dolara, ABD ham petrolünün ise yüzde 3,91 artışla 96,67 dolara çıktığı belirtildi. Petrol fiyatlarındaki yükselişte ABD kuvvetlerinin beş İran tankerini hedef alması ve İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırılarının etkili olduğu kaydedildi. ABD'de motorin fiyatı galon başına 5,94 dolarla tarihi zirveye ulaşırken benzin fiyatı 4,22 dolara çıktı.
Analizde ABD tahvil piyasasında da yükseliş yaşandığı belirtilerek 10 yıllık ABD tahvil getirisinin yüzde 4,85'e, 2 yıllık tahvil getirisinin yüzde 4,42'ye yükseldiği aktarıldı. ABD'nin ana endekslerinin ise önceki işlem gününü yüzde 0,48 ile yüzde 0,77 arasında kayıplarla tamamladığı ifade edildi.
Yurt içinde BIST 100 endeksi son işlem gününü yüzde 0,70 artışla 14.505,48 puandan, BIST 30 endeksi ise yüzde 0,79 yükselişle 17.239,14 puandan tamamladı. İşlem hacmi 337,7 milyar liraya ulaşırken bankacılık endeksi yüzde 2,44 geriledi. Sanayi endeksi yüzde 1,12, teknoloji endeksi ise yüzde 1,17 yükseldi. Mali endeks yüzde 0,23, holding endeksi yüzde 0,26 geriledi.
Analizinde, ağustos ayında tüketici fiyatlarının aylık yüzde 1,84 arttığı ve yıllık enflasyonun temmuzdaki yüzde 31,75 seviyesinden yüzde 31,51'e gerilediği belirtildi. Aynı dönemde yurt içi üretici fiyat endeksindeki aylık artışın yüzde 2,57 olduğu ifade edildi. Motorin özel tüketim vergisinin eylülde litre başına 3 lira, ekimde ise 6 lira olarak kademeli şekilde geri gelmesinin ulaştırma kalemini önümüzdeki iki veride yukarı çekebileceği, Brent petrolün 100 doların üzerinde kalmasının da ithal girdi maliyetlerini artırabileceği değerlendirildi.
Orta Vadeli Program'da yıl sonu tüketici enflasyonu tahmininin yüzde 28,4'e yükseltilmesi ve tek haneli enflasyon hedefinin 2029'a ötelenmesinin dezenflasyon sürecinin daha uzun süreceğine işaret ettiği belirtildi. Analizde, mevcut tablo nedeniyle bazı uzman görüşlerinde faiz indiriminin öne çekilmesi için gerekli zeminin oluşmadığı ve faizin bu toplantıda da sabit tutulmasının beklendiği aktarıldı. Yatırımcı açısından karar metnindeki enerji kaynaklı maliyet baskısının geçici veya kalıcı olduğuna ilişkin ifadelerin önem taşıyacağı kaydedildi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin taşımacılık ve üretim tesislerinin doğrudan hedef alınmasıyla bağlantılı olduğu belirtilen analizde, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol hacminin savaş öncesinde küresel petrol arzının yaklaşık beşte birine karşılık geldiği ifade edildi. Taşımacılık ve sigorta maliyetlerindeki artışın petrol fiyatları üzerinde etkili olduğu aktarılırken, bazı analistlerin kesintilerin sürmesi halinde petrol fiyatlarının 120 dolara, üretim altyapısının ağır hasar görmesi durumunda ise 150 dolara kadar çıkabileceğini değerlendirdiği belirtildi.
Avrupa Merkez Bankasının kararında manşet ve çekirdek enflasyon göstergelerinin farklı yönlere işaret etmesinin belirleyici olacağı ifade edildi. ECB ekonomistlerinin hesaplamalarına göre ocak-mayıs dönemindeki enflasyon artışının yaklaşık yüzde 90'ının enerji arz şoklarından kaynaklandığı belirtilirken, enerji dışı tarafta yavaşlamanın sürdüğü kaydedildi. Bu nedenle karar metninin tonunun faiz kararının kendisi kadar önemli olacağı ve ekim toplantısına yönelik fiyatlamaları etkileyebileceği aktarıldı.
ABD Hazinesinin uzun vadeli tahvillerde likidite desteği amacıyla yürüttüğü geri alımlarda işlem başına büyüklüğü 6 milyar dolara çıkardığı belirtilen analizde, genişletilmiş programın devreye girmesine rağmen 10 yıllık tahvil getirisinin yüzde 4,80'den yüzde 4,85'e, 2 yıllık getirinin ise yüzde 4,39'dan yüzde 4,42'ye yükseldiği ifade edildi. 10 yıllık faizin Ekim 2023'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştığı kaydedildi.
Analizde ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la sürdürülen savaşın seçimden sonra sona ereceğini söylediği de aktarıldı. Kuzey Amerika ticaretinde ise Washington'ın Kanada menşeli bazı alkollü içkiler, süt ürünleri ve büyük hacimli motosikletlerin ithalatını yasakladığı, kararın 29 Eylül'de yürürlüğe gireceği belirtildi. Çelik, alüminyum, mobilya ve kağıt ürünlerine uygulanan yüzde 50'lik verginin 15 Eylül'de genişletileceği, Kanada'nın yaklaşık 20 milyar dolarlık ABD malına yönelik karşı vergilerinin ise 8 Eylül'de yürürlüğe girdiği kaydedildi.
Asya seansında petrol fiyatlarının 100 dolar üzerinde kalmasının ardından risk iştahının zayıfladığı belirtilirken Nikkei 225 yüzde 0,8, Kospi yüzde 0,9, Hang Seng yüzde 1,4, Şanghay Bileşik yüzde 0,3, Avustralya endeksi yüzde 1,5 ve Tayvan endeksi yüzde 0,8 geriledi. ABD vadeli işlemlerinde ise S&P 500 yüzde 0,18, Dow Jones yüzde 0,34 yükselirken Nasdaq yüzde 0,02 geriledi. Dolar/yen 153,42, euro/dolar ise 1,1640 seviyesinde bulunuyor.
Analizde, günün odağında TCMB ve ECB'nin faiz kararlarının bulunduğunu, kararların ardından ABD ağustos ayı üretici fiyat endeksinin açıklanacağını belirtti. TCMB'nin faiz kararının saat 14.00'te, ECB'nin para politikası kararının ise 15.15'te açıklanacağı, ABD üretici fiyat endeksinin de Türkiye saatiyle 15.30'da takip edileceği aktarıldı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Gedik Yatırım tarafından yayımlanan Forex Günlük Rapor'da, Brent petrolün 101 doların üzerinde kalması ve İran'ın ABD ile devam eden çatışmada geri adım atmayacağı yönündeki açıklamalarının enerji arzına ilişkin riskleri artırdığı belirtildi. Japonya, Güney Kore, Tayvan ve Avustralya borsalarında satışların öne...
Gedik Yatırım tarafından yayımlanan Forex Günlük Rapor'da, Brent petrolün 101 doların üzerinde kalması ve İran'ın ABD ile devam eden çatışmada geri adım atmayacağı yönündeki açıklamalarının enerji arzına ilişkin riskleri artırdığı belirtildi. Japonya, Güney Kore, Tayvan ve Avustralya borsalarında satışların öne...
Gedik Yatırım tarafından yayımlanan Forex Günlük Rapor'da, Brent petrolün 101 doların üzerinde kalması ve İran'ın ABD ile devam eden çatışmada geri adım atmayacağı yönündeki açıklamalarının enerji arzına ilişkin riskleri artırdığı belirtildi. Japonya, Güney Kore, Tayvan ve Avustralya borsalarında satışların öne çıktığı, ABD'de S&P 500'ün önceki günü yüzde 0,5, Nasdaq 100'ün ise yüzde 0,3 düşüşle tamamladığı aktarıldı. Yeni güne girilirken ABD ve Avrupa vadeli endekslerinde sınırlı toparlanma görüldüğü kaydedildi.
Petrol kaynaklı enflasyon endişelerinin tahvil piyasasına da yansıdığı belirtilen raporda, ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,85 civarında, 2023 sonlarından bu yana görülen en yüksek seviyelere yakın seyrettiği ifade edildi. ABD Hazinesi'nin uzun vadeli tahvillerde 6 milyar dolara kadar alım planlamasının ise piyasanın daha güçlü bir adım beklentisini karşılamadığı aktarıldı.
Piyasaların ana odağının bugün açıklanacak ABD üretici enflasyonu ve cuma günü açıklanacak tüketici enflasyonu verilerine çevrildiği belirtildi. Beklentilerin üzerinde bir TÜFE verisinin Fed'in 15-16 Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimalini güçlendirebileceği, swap piyasasında bu olasılığın yaklaşık yüzde 62 seviyesinde fiyatlandığı kaydedildi. Döviz piyasasında doların dört ayın en düşük seviyelerine yakın kaldığı, yenin Japonya Merkez Bankası'ndan gelen faiz artırımlarının devam edebileceği mesajıyla sınırlı değer kazandığı, Euro'nun ise ECB'nin bugün açıklayacağı ve 25 baz puanlık faiz artışının beklendiği karar öncesinde yatay seyrettiği ifade edildi.
Avrupa piyasalarının Perşembe gününe yatay pozitif başlamasının beklendiği, yatırımcıların odağında Avrupa Merkez Bankası'nın faiz kararının bulunduğu aktarıldı. ECB'nin yılın ikinci 25 baz puanlık faiz artışını gerçekleştirmesinin beklendiği belirtildi. ABD'de açıklanacak kritik enflasyon verilerinin Fed'in gelecek haftaki faiz kararına ilişkin beklentiler açısından yakından izlendiği, ABD-İran çatışmasının şiddetlenmesiyle yüksek seyreden petrol fiyatlarının enflasyon ve faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği endişelerini artırdığı kaydedildi.
Avrupa tarafında ayrıca Almanya'nın Ağustos ayı nihai enflasyonu ile İtalya ve İspanya'nın Temmuz ayı sanayi üretimi verilerinin takip edileceği belirtildi. Açılış öncesinde Euro Stoxx 50 vadeli işlemlerinin yüzde 0,3, Stoxx 600 vadeli işlemlerinin ise yüzde 0,1 yükseliş gösterdiği aktarıldı.
Dün veri akışının sakin seyrettiği kurda düşük volatilitede yataya yakın seyrin etkisini sürdürdüğü belirtildi. Bugün yurt içinde gündemin odağında TCMB PPK faiz kararı toplantısının yer aldığı, Gedik Yatırım'ın ve piyasanın ortak beklentisinin politika faizinin yüzde 37 düzeyinde sabit bırakılması yönünde olduğu ifade edildi. Toplantı sonrası yayımlanacak karar metninin ise piyasa tarafından yakından izleneceği kaydedildi.
Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin petrol fiyatlarını yükseliş yönünde desteklemeye devam ettiği belirtilirken, Dolar/TL'nin bu sabah saat 08.00 itibarıyla 48,49 civarında hafif yükseliş eğiliminde hareket ettiği aktarıldı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Gedik Yatırım tarafından yayımlanan Forex Günlük Rapor'da, Brent petrolün 101 doların üzerinde kalması ve İran'ın ABD ile devam eden çatışmada geri adım atmayacağı yönündeki açıklamalarının enerji arzına ilişkin riskleri artırdığı belirtildi. Japonya, Güney Kore, Tayvan ve Avustralya borsalarında satışların öne çıktığı, ABD'de S&P 500'ün önceki günü yüzde 0,5, Nasdaq 100'ün ise yüzde 0,3 düşüşle tamamladığı aktarıldı. Yeni güne girilirken ABD ve Avrupa vadeli endekslerinde sınırlı toparlanma görüldüğü kaydedildi.
Petrol kaynaklı enflasyon endişelerinin tahvil piyasasına da yansıdığı belirtilen raporda, ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,85 civarında, 2023 sonlarından bu yana görülen en yüksek seviyelere yakın seyrettiği ifade edildi. ABD Hazinesi'nin uzun vadeli tahvillerde 6 milyar dolara kadar alım planlamasının ise piyasanın daha güçlü bir adım beklentisini karşılamadığı aktarıldı.
Piyasaların ana odağının bugün açıklanacak ABD üretici enflasyonu ve cuma günü açıklanacak tüketici enflasyonu verilerine çevrildiği belirtildi. Beklentilerin üzerinde bir TÜFE verisinin Fed'in 15-16 Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimalini güçlendirebileceği, swap piyasasında bu olasılığın yaklaşık yüzde 62 seviyesinde fiyatlandığı kaydedildi. Döviz piyasasında doların dört ayın en düşük seviyelerine yakın kaldığı, yenin Japonya Merkez Bankası'ndan gelen faiz artırımlarının devam edebileceği mesajıyla sınırlı değer kazandığı, Euro'nun ise ECB'nin bugün açıklayacağı ve 25 baz puanlık faiz artışının beklendiği karar öncesinde yatay seyrettiği ifade edildi.
Avrupa piyasalarının Perşembe gününe yatay pozitif başlamasının beklendiği, yatırımcıların odağında Avrupa Merkez Bankası'nın faiz kararının bulunduğu aktarıldı. ECB'nin yılın ikinci 25 baz puanlık faiz artışını gerçekleştirmesinin beklendiği belirtildi. ABD'de açıklanacak kritik enflasyon verilerinin Fed'in gelecek haftaki faiz kararına ilişkin beklentiler açısından yakından izlendiği, ABD-İran çatışmasının şiddetlenmesiyle yüksek seyreden petrol fiyatlarının enflasyon ve faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği endişelerini artırdığı kaydedildi.
Avrupa tarafında ayrıca Almanya'nın Ağustos ayı nihai enflasyonu ile İtalya ve İspanya'nın Temmuz ayı sanayi üretimi verilerinin takip edileceği belirtildi. Açılış öncesinde Euro Stoxx 50 vadeli işlemlerinin yüzde 0,3, Stoxx 600 vadeli işlemlerinin ise yüzde 0,1 yükseliş gösterdiği aktarıldı.
Dün veri akışının sakin seyrettiği kurda düşük volatilitede yataya yakın seyrin etkisini sürdürdüğü belirtildi. Bugün yurt içinde gündemin odağında TCMB PPK faiz kararı toplantısının yer aldığı, Gedik Yatırım'ın ve piyasanın ortak beklentisinin politika faizinin yüzde 37 düzeyinde sabit bırakılması yönünde olduğu ifade edildi. Toplantı sonrası yayımlanacak karar metninin ise piyasa tarafından yakından izleneceği kaydedildi.
Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin petrol fiyatlarını yükseliş yönünde desteklemeye devam ettiği belirtilirken, Dolar/TL'nin bu sabah saat 08.00 itibarıyla 48,49 civarında hafif yükseliş eğiliminde hareket ettiği aktarıldı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
BMD Araştırma tarafından yayımlanan Piyasalara Analitik Bakış'ta, Bankacılık Endeksi'nin yüzde 2,43 değer kaybederken Sınai Endeksi'nin yüzde 1,12 değer kazandığı belirtildi. Türkiye 2 yıllık tahvil faizinin bir önceki kapanışa göre 11 baz puan azalarak yüzde 39,56 seviyesine gerilediği, 10 yıllık tahvil faizinin ise değişmeyerek yüzde 34,24 seviyesinden işlem gördüğü aktarıldı. Dolar/TL'nin 48,45-4...
BMD Araştırma tarafından yayımlanan Piyasalara Analitik Bakış'ta, Bankacılık Endeksi'nin yüzde 2,43 değer kaybederken Sınai Endeksi'nin yüzde 1,12 değer kazandığı belirtildi. Türkiye 2 yıllık tahvil faizinin bir önceki kapanışa göre 11 baz puan azalarak yüzde 39,56 seviyesine gerilediği, 10 yıllık tahvil faizinin ise değişmeyerek yüzde 34,24 seviyesinden işlem gördüğü aktarıldı. Dolar/TL'nin 48,45-4...
BMD Araştırma tarafından yayımlanan Piyasalara Analitik Bakış'ta, Bankacılık Endeksi'nin yüzde 2,43 değer kaybederken Sınai Endeksi'nin yüzde 1,12 değer kazandığı belirtildi. Türkiye 2 yıllık tahvil faizinin bir önceki kapanışa göre 11 baz puan azalarak yüzde 39,56 seviyesine gerilediği, 10 yıllık tahvil faizinin ise değişmeyerek yüzde 34,24 seviyesinden işlem gördüğü aktarıldı. Dolar/TL'nin 48,45-48,50 ve Euro/TL'nin 56,37-56,54 aralığında hareket ettiği, Türkiye'nin dolar bazlı 5 yıl vadeli CDS oranının ise 219,8 olduğu kaydedildi.
Sermaye Piyasası Kurulu'nun pay sahipliği bildirimleri ile fiili dolaşımdaki payların hesaplanmasına ilişkin ilke kararlarının yayımlandığı belirtilen raporda, düzenlemeyle 11 Eylül 2026 tarihinden itibaren pay ve oy haklarına ilişkin bildirimlerde alt sınırın yüzde 5'ten yüzde 3'e indirileceği ifade edildi. Fiili dolaşımdaki pay adedi ve oranının ise Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından günlük olarak hesaplanıp kamuya duyurulacağı aktarıldı.
SPK'nın Borsa İstanbul Borsacılık Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Yönetmeliği'nde yaptığı değişikliğin de Resmi Gazete'de yayımlandığı belirtildi. Buna göre, Borsa Repo ve Ters Repo Pazarında merkezi takas hizmeti verilmeyen işlemlerin, söz konusu repo işlemlerine konu menkul kıymetlerin işlem tarihinde Takasbank tarafından belirlenen saate kadar bildirilmemesi ve fon adına ilgili hesapta bloke edilmemesi durumunda geçersiz sayılacağı ve Takasbank'ın bildirimi çerçevesinde Borsa İstanbul tarafından iptal edileceği kaydedildi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in, serbest dalgalı kur rejimine dönmenin arzu edilen bir şey olduğunu ancak bunun için enflasyonun daha düşük olması, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve döviz piyasasında hareketin iki yönlü olması gerektiğini söylediği aktarıldı. Şimşek'in kur rejimine ilişkin spekülasyonların hiçbir dayanağının olmadığını belirttiği ifade edildi.
ABD borsalarının negatif bir seyir izlediği belirtilen raporda, Dow Jones Endeksi'nin yüzde 0,77 azalışla 52.380,66 puana, S&P 500 Endeksi'nin yüzde 0,48 kayıpla 7.636,36 puana ve Nasdaq Endeksi'nin yüzde 0,64 değer kaybıyla 26.253,34 puana gerilediği aktarıldı. Avrupa borsalarının da günü düşüşle tamamladığı kaydedildi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran ile aktif olarak herhangi bir müzakere yürütmediklerini belirterek İran'la savaşın 3 Kasım'da ABD'de yapılacak Kongre ara seçimlerinin hemen ardından sona ereceğini ifade ettiği aktarıldı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, İran'ın ABD savaş gemilerine ateş açmayı sürdürmesi halinde ekonomik bedel ödeyeceği mesajını verdiği, İran'ın bir gecede dört tankerinin hasar gördüğünü ve bir tankerinin batırıldığını söylediği belirtildi. Rubio'nun, İran'ı ekonomik olarak boğmaya devam edeceklerini ifade ettiği kaydedildi.
Bank of America'nın 2026 küresel büyüme tahminini 10 baz puan artırarak yüzde 3,3'e yükseltirken 2027 tahminini yüzde 3,4'e düşürdüğü aktarıldı. Küresel enflasyonda başlangıçta düşünülenden daha fazla kalıcılık bekleyen Banka'nın, bunun Fed'in bu ay başlayacak faiz artırımları dahil politika faizlerinin daha yüksek olması gerektiği yönündeki beklentisini desteklediğini bildirdiği ifade edildi.
Yeni güne başlarken Asya piyasalarının negatif bir seyir izlediği belirtilirken, Dow Jones vadeli endeksinin yüzde 0,43 artıda olduğu aktarıldı. Dolar/TL'nin 48,49 ve Euro/TL'nin 56,58 seviyelerinden işlem gördüğü, dolar endeksinin 98,74 seviyesinde, Euro/Dolar paritesinin ise 1,1640 sınırında bulunduğu kaydedildi. Brent tipi petrolün 100,23 dolardan, altının onsunun 4.414,62 dolardan ve gramının 6.882,16 liradan alıcı bulduğu belirtildi.
Bugün yurt içinde TCMB'nin faiz kararının ön plana çıkacağı, ayrıca sanayi üretim verisinin takip edileceği ifade edildi. Yurt dışında ise Almanya'da enflasyon ile ABD'de üretici fiyat endeksi ve işsizlik başvuruları verilerinin izleneceği, ayrıca Avrupa Merkez Bankası'nın faiz kararı ve AMB Başkanı Christine Lagarde'ın basın toplantısının takip edileceği kaydedildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
BMD Araştırma tarafından yayımlanan Piyasalara Analitik Bakış'ta, Bankacılık Endeksi'nin yüzde 2,43 değer kaybederken Sınai Endeksi'nin yüzde 1,12 değer kazandığı belirtildi. Türkiye 2 yıllık tahvil faizinin bir önceki kapanışa göre 11 baz puan azalarak yüzde 39,56 seviyesine gerilediği, 10 yıllık tahvil faizinin ise değişmeyerek yüzde 34,24 seviyesinden işlem gördüğü aktarıldı. Dolar/TL'nin 48,45-48,50 ve Euro/TL'nin 56,37-56,54 aralığında hareket ettiği, Türkiye'nin dolar bazlı 5 yıl vadeli CDS oranının ise 219,8 olduğu kaydedildi.
Sermaye Piyasası Kurulu'nun pay sahipliği bildirimleri ile fiili dolaşımdaki payların hesaplanmasına ilişkin ilke kararlarının yayımlandığı belirtilen raporda, düzenlemeyle 11 Eylül 2026 tarihinden itibaren pay ve oy haklarına ilişkin bildirimlerde alt sınırın yüzde 5'ten yüzde 3'e indirileceği ifade edildi. Fiili dolaşımdaki pay adedi ve oranının ise Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından günlük olarak hesaplanıp kamuya duyurulacağı aktarıldı.
SPK'nın Borsa İstanbul Borsacılık Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Yönetmeliği'nde yaptığı değişikliğin de Resmi Gazete'de yayımlandığı belirtildi. Buna göre, Borsa Repo ve Ters Repo Pazarında merkezi takas hizmeti verilmeyen işlemlerin, söz konusu repo işlemlerine konu menkul kıymetlerin işlem tarihinde Takasbank tarafından belirlenen saate kadar bildirilmemesi ve fon adına ilgili hesapta bloke edilmemesi durumunda geçersiz sayılacağı ve Takasbank'ın bildirimi çerçevesinde Borsa İstanbul tarafından iptal edileceği kaydedildi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in, serbest dalgalı kur rejimine dönmenin arzu edilen bir şey olduğunu ancak bunun için enflasyonun daha düşük olması, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve döviz piyasasında hareketin iki yönlü olması gerektiğini söylediği aktarıldı. Şimşek'in kur rejimine ilişkin spekülasyonların hiçbir dayanağının olmadığını belirttiği ifade edildi.
ABD borsalarının negatif bir seyir izlediği belirtilen raporda, Dow Jones Endeksi'nin yüzde 0,77 azalışla 52.380,66 puana, S&P 500 Endeksi'nin yüzde 0,48 kayıpla 7.636,36 puana ve Nasdaq Endeksi'nin yüzde 0,64 değer kaybıyla 26.253,34 puana gerilediği aktarıldı. Avrupa borsalarının da günü düşüşle tamamladığı kaydedildi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran ile aktif olarak herhangi bir müzakere yürütmediklerini belirterek İran'la savaşın 3 Kasım'da ABD'de yapılacak Kongre ara seçimlerinin hemen ardından sona ereceğini ifade ettiği aktarıldı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, İran'ın ABD savaş gemilerine ateş açmayı sürdürmesi halinde ekonomik bedel ödeyeceği mesajını verdiği, İran'ın bir gecede dört tankerinin hasar gördüğünü ve bir tankerinin batırıldığını söylediği belirtildi. Rubio'nun, İran'ı ekonomik olarak boğmaya devam edeceklerini ifade ettiği kaydedildi.
Bank of America'nın 2026 küresel büyüme tahminini 10 baz puan artırarak yüzde 3,3'e yükseltirken 2027 tahminini yüzde 3,4'e düşürdüğü aktarıldı. Küresel enflasyonda başlangıçta düşünülenden daha fazla kalıcılık bekleyen Banka'nın, bunun Fed'in bu ay başlayacak faiz artırımları dahil politika faizlerinin daha yüksek olması gerektiği yönündeki beklentisini desteklediğini bildirdiği ifade edildi.
Yeni güne başlarken Asya piyasalarının negatif bir seyir izlediği belirtilirken, Dow Jones vadeli endeksinin yüzde 0,43 artıda olduğu aktarıldı. Dolar/TL'nin 48,49 ve Euro/TL'nin 56,58 seviyelerinden işlem gördüğü, dolar endeksinin 98,74 seviyesinde, Euro/Dolar paritesinin ise 1,1640 sınırında bulunduğu kaydedildi. Brent tipi petrolün 100,23 dolardan, altının onsunun 4.414,62 dolardan ve gramının 6.882,16 liradan alıcı bulduğu belirtildi.
Bugün yurt içinde TCMB'nin faiz kararının ön plana çıkacağı, ayrıca sanayi üretim verisinin takip edileceği ifade edildi. Yurt dışında ise Almanya'da enflasyon ile ABD'de üretici fiyat endeksi ve işsizlik başvuruları verilerinin izleneceği, ayrıca Avrupa Merkez Bankası'nın faiz kararı ve AMB Başkanı Christine Lagarde'ın basın toplantısının takip edileceği kaydedildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan araştırmacı Bahodir Faiz, RFE/RL'ye memleketine yaptığı ziyaretle ilgili olarak, "Karimov'un ölümünden on yıl sonra Özbekistan'a gittim ve farklı bir ülke gördüm," dedi. "Mükemmel değil, sorunlardan arınmış değil. Sadece farklı bir ülke. Daha açık. Daha dinamik. Dünyanın geri kalanına daha yakın."
Bahadir Fayz
Faiz genç yaşta Özbekistan'ı terk etti. 1992'de Türkiye'ye okumaya gittiğinde, geleceğin gazetecisi ve sosyoloğu, 30 yıldan fazla bir süre memleketine ayak basamayacağını beklemiyordu. Faiz'e göre bu, kendi isteğiyle olmadı.
1994 yılında, Ankara ile yaşanan siyasi gerilimler sırasında Taşkent, Türkiye'de eğitim gören Özbek öğrencilerin ülkeye dönmesini talep etti. Özbek yetkililer, gençlerin ülkede yaşayan Özbek muhalif liderlerin -ERK partisinin kurucusu ve İslam Karimov'un başlıca rakibi Muhammed Salih ile Birlik partisinin kurucusu Abdurahim Pulatov'un- etkisi altına gireceğinden endişe ediyordu.
Öğrenci değişim programı kapsamında Bursa'da sosyoloji eğitimi alan Fayz, eğitimini yarıda bırakmayı ve eve dönmeyi reddetti.
1999'da eğitimini tamamladıktan sonra, Özbekistan'a dönme talebine uymayı reddetmesi halinde ağır bir ceza alacağından korkan Faiz, Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındı. Vatanından binlerce kilometre uzakta yaşamasına rağmen, Özbekistan'daki durumu incelemeye devam etti.
Ba...
Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan araştırmacı Bahodir Faiz, RFE/RL'ye memleketine yaptığı ziyaretle ilgili olarak, "Karimov'un ölümünden on yıl sonra Özbekistan'a gittim ve farklı bir ülke gördüm," dedi. "Mükemmel değil, sorunlardan arınmış değil. Sadece farklı bir ülke. Daha açık. Daha dinamik. Dünyanın geri kalanına daha yakın."
Bahadir Fayz
Faiz genç yaşta Özbekistan'ı terk etti. 1992'de Türkiye'ye okumaya gittiğinde, geleceğin gazetecisi ve sosyoloğu, 30 yıldan fazla bir süre memleketine ayak basamayacağını beklemiyordu. Faiz'e göre bu, kendi isteğiyle olmadı.
1994 yılında, Ankara ile yaşanan siyasi gerilimler sırasında Taşkent, Türkiye'de eğitim gören Özbek öğrencilerin ülkeye dönmesini talep etti. Özbek yetkililer, gençlerin ülkede yaşayan Özbek muhalif liderlerin -ERK partisinin kurucusu ve İslam Karimov'un başlıca rakibi Muhammed Salih ile Birlik partisinin kurucusu Abdurahim Pulatov'un- etkisi altına gireceğinden endişe ediyordu.
Öğrenci değişim programı kapsamında Bursa'da sosyoloji eğitimi alan Fayz, eğitimini yarıda bırakmayı ve eve dönmeyi reddetti.
1999'da eğitimini tamamladıktan sonra, Özbekistan'a dönme talebine uymayı reddetmesi halinde ağır bir ceza alacağından korkan Faiz, Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındı. Vatanından binlerce kilometre uzakta yaşamasına rağmen, Özbekistan'daki durumu incelemeye devam etti.
Ba...
Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan araştırmacı Bahodir Faiz, RFE/RL'ye memleketine yaptığı ziyaretle ilgili olarak, "Karimov'un ölümünden on yıl sonra Özbekistan'a gittim ve farklı bir ülke gördüm," dedi. "Mükemmel değil, sorunlardan arınmış değil. Sadece farklı bir ülke. Daha açık. Daha dinamik. Dünyanın geri kalanına daha yakın."
Bahadir Fayz
Faiz genç yaşta Özbekistan'ı terk etti. 1992'de Türkiye'ye okumaya gittiğinde, geleceğin gazetecisi ve sosyoloğu, 30 yıldan fazla bir süre memleketine ayak basamayacağını beklemiyordu. Faiz'e göre bu, kendi isteğiyle olmadı.
1994 yılında, Ankara ile yaşanan siyasi gerilimler sırasında Taşkent, Türkiye'de eğitim gören Özbek öğrencilerin ülkeye dönmesini talep etti. Özbek yetkililer, gençlerin ülkede yaşayan Özbek muhalif liderlerin -ERK partisinin kurucusu ve İslam Karimov'un başlıca rakibi Muhammed Salih ile Birlik partisinin kurucusu Abdurahim Pulatov'un- etkisi altına gireceğinden endişe ediyordu.
Öğrenci değişim programı kapsamında Bursa'da sosyoloji eğitimi alan Fayz, eğitimini yarıda bırakmayı ve eve dönmeyi reddetti.
1999'da eğitimini tamamladıktan sonra, Özbekistan'a dönme talebine uymayı reddetmesi halinde ağır bir ceza alacağından korkan Faiz, Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındı. Vatanından binlerce kilometre uzakta yaşamasına rağmen, Özbekistan'daki durumu incelemeye devam etti.
Bakhodir Fayz, “Karimov'un iktidarının ilk yıllarında, devletin sert politikaları kısmen istikrarsızlık korkusuyla açıklanabilirdi. Ancak zamanla, istikrarı sağlamak için inşa edilen duvarlar ülkenin gelişimini engellemeye başladı,” diyor. “Sonuç olarak, istikrarın yerini durgunluk aldı. Şiirsel bir ifadeyle, 'ciddi bir sessizlik' çöktü. Halk sessizdi, basın sessizdi ve siyaset yoktu. Sansür, siyasi zulüm, zorunlu çalışma, Andican olayları ve muhalefetin bastırılması. Karimov'un döneminin sonunda Özbekistan, en yakın komşularından bile izole olmuş bir devlet haline gelmişti.”
Ancak Fayz'a göre, Karimov döneminin başlıca sorunlarından biri kapalı ekonomiydi. Ülkenin döviz karaborsası gelişmişti, Özbekistan'a yatırım akışı yoktu ve bankacılık sistemi gelişmiyordu.
"Para serbestçe dönüştürülebilir değildi. İthalat ve ihracatta sorunlar vardı. Devlet, hayatın neredeyse tüm alanlarına tamamen müdahil olmuştu. Tekeller, bürokrasi, yolsuzluk. Belki de bu model bir süreliğine ekonomik çöküşü önledi. Ancak daha sonra ülkenin kalkınma beklentilerini engellemeye başladı. En ciddi sonuçlarından biri de milyonlarca Özbek vatandaşının iş aramak için Rusya ve diğer ülkelere gitmesi oldu," diyor Bakhodir Fayz.
Karimov'un ayrılmasından bu yana geçen 10 yılda ülkedeki durum değişti. Mayıs 2026'da Faiz, turist olarak Özbekistan'a gitmeye karar verdi. Başlangıçta havaalanında gözaltına alındığını, uzun süre sorgulanmaktan ve sınır dışı edilmekten endişelendiğini söylüyor. Ancak bu olmadı ve Faiz, memleketinde tam bir ay geçirdi.
Bahodir Fayz, "Önceki yıllarda olduğu gibi insanların konuşmalarındaki korkunun artık olmadığını hissettim," diyor. "İnsanlar seslerini yükseltmeye başladılar. Hükümeti, belediye başkanını, fiyatları ve yolsuzluğu eleştirdiler. Hatta Özbekistan hakkındaki olumlu izlenimlerimi okuyup beni eleştirenler bile oldu. Ama bu da beni mutlu etti. Çünkü insanlar görüşlerini açıkça ifade etmeye başladılar. Yirmi yıl önce rejim hakkında bir gönderiye yorum yapmak cesaret isterdi. Şimdi insanlar beni özgürce eleştiriyorlar. Bu da değişimin bir parçası."
Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Karimov, 31 Ağustos 2007'de Taşkent'te düzenlenen Bağımsızlık Günü töreninde Başbakan Şavkat Mirziyoyev'in (sağda) yanında alkışlarken dans ediyor.
Dış görünüş ve ardındaki gerçek
1989'dan beri ülkeyi yöneten ve anayasayı değiştirerek görev süresini defalarca uzatan İslam Karimov, 2 Eylül'de hayatını kaybetti. Taşkent hükümeti bu haberi duyurdu. Ölümüne dair söylentiler birkaç gündür dolaşıyordu. Resmi ölüm nedeni felç olarak açıklandı.
Karimov'un cenaze töreni için oluşturulan devlet komitesine, daha sonra ülkenin cumhurbaşkanı olan Özbekistan Başbakanı Şavkat Mirziyoyev başkanlık etti. Mirziyoyev, ekonomiyi liberalleştirmeyi de içeren reformlar uyguladı ve komşu ülkelerle dostane ilişkiler kurmaya başladı.
Mirziyoyev döneminde, onlarca önde gelen siyasi mahkum, muhalif figür ve insan hakları aktivisti hapisten serbest bırakıldı ve dini nedenlerle hüküm giyenler de tahliye edildi. İnsan hakları grubu Memorial'a göre , Karimov döneminde Özbekistan'daki siyasi mahkum sayısı, diğer tüm eski Sovyet cumhuriyetlerinin toplamından daha fazlaydı.
Taşkentli önde gelen insan hakları aktivisti Elena Urlayeva, RFE/RL'ye verdiği demeçte, "Son zamanlarda tam da bu konuyu, Karimov rejimini düşünüyordum" dedi. "2015 yılında, yeğenim Anna, o zamanlar 80 yaşında olan büyükannesi annemin ölüm yıldönümü için Ukrayna'dan Özbekistan'a geldiğinde, hepimizi tutukladılar. Anna, bizden sadece bir gün büyük olduğu ve henüz kaydını yaptırmadığımız için tutuklandı. Annem de, yaşına rağmen evinde yaşamasına izin verdiği için tutuklandı. Şimdi düşünüyorum: 'Tanrım, nasıl bir ülkede yaşıyoruz?!' Karimov döneminde çok katı bir rejim vardı. Bunu bizzat yaşadık. Onun zamanında sadece zorluk, şok ve zulüm gördük."
Karimov'un başkanlığı döneminde Yelena Urlayeva birkaç kez zorla kapalı bir psikiyatri hastanesine yatırıldı. İlk kez Nisan 2001'de, yol yapımı nedeniyle evlerini kaybeden vatandaşların protestosuna önderlik ettikten sonra hastaneye kaldırıldı. Son olarak 2017'de Uluslararası Çalışma Örgütü temsilcisiyle görüşmesini engellemek için hastaneye yatırıldı. O zamandan beri, bir kez bile zorla tedaviye gönderilmediğini söylüyor.
"Karimov'un iktidarı döneminde çok acı çektik. Birçok Müslümanı, tüm politikacıları, insan hakları savunucularını, gazetecileri tutukladılar. O zamanlar bize şöyle saldırdılar: bizi dövdüler, kollarımızı ve bacaklarımızı büktüler. Neredeyse her hafta bir ilçe içişleri dairesinde tutuklanıyorduk. Bu rutin bir şey haline gelmişti," diye hatırlıyor Urlayeva. "Bir keresinde üç insan hakları savunucusu postanede buluştu ve bizi orada tutukladılar. Görüşemedik bile. Şimdi biraz daha kolay. Örneğin, 8 Ağustos'ta Yüksek Mahkeme hakimleriyle sorunsuz bir şekilde görüşebildik. Tavsiye veriyorlar, hakimlerin resepsiyonuna gidebiliyorsunuz. Bu da çok iyi."
Ancak Fransa merkezli Orta Asya İnsan Hakları Derneği Başkanı Nadezhda Atayeva'ya göre durum tamamen iyi değil. Uluslararası gözlemcilerle aynı fikirde olarak, Özbekistan'da insan hakları savunucularına yönelik açık zulüm vakalarının sayısının azaldığını belirtiyor. Ancak Atayeva bunu, daha hoşgörülü bir hükümete değil, bağımsız bir insan hakları ortamının neredeyse tamamen çökmesine bağlıyor.
Atayeva, “İşin garip yanı, diktatör İslam Karimov döneminde Özbekistan'da bugün olduğundan daha fazla bağımsız insan hakları savunucusu vardı,” diye belirtiyor. “Ölüm tehdidine rağmen işkenceleri belgelediler, davaları izlediler ve insan hakları ihlallerini dünyaya bildirdiler. Uluslararası izolasyon, yetkilileri itibarları üzerindeki sonuçları dikkate almaya zorladı. Rusya ve Çin'in de Taşkent'te bugün olduğundan çok daha az etkisi vardı. Bugün bu toplum neredeyse hiç yenilenmiyor: yeni bağımsız örgütler tescil edilmiyor, neredeyse hiç yeni aktivist ortaya çıkmıyor ve kalan insan hakları savunucularının sayısı kamuoyu üzerinde önemli bir etki yaratamayacak kadar az.”
İnsan hakları aktivisti sözlerine şöyle devam ediyor: "Bağımsız insan hakları savunucularının neredeyse hiçbiri kalmadığı için, yetkililerin eskisi gibi baskıcı yöntemlere başvurmasına artık gerek yok."
Atayeva, “Bu, reformların sınırlarını açıkça gösteriyor: hükümet sivil toplumun varlığını göstermeye istekli, ancak bağımsızlığına müsamaha göstermeye değil,” diyor. “İnsan hakları çalışmalarına katılma fırsatı pratikte seçici bir şekilde veriliyor ve aktivistin hükümete ne kadar sadık ve yönetilebilir olduğuna bağlı. Mirziyoyev otoriter sistemi yıkmadı, modernize etti, daha esnek, teknolojik olarak gelişmiş ve dışarıdan daha çekici hale getirdi. Karimov döneminde hükümet sessizlik talep ediyordu. Mirziyoyev döneminde ise açık sadakat talep ediyor. Bu demokratikleşme değil, bağımsız bir sivil toplumun gelişmesine ve hükümete güven oluşmasına izin vermeyen yenilenmiş bir otoriterliktir.”
Bu koşullar altında, ülkede demokratik reformlardan ve hakların uygulanmasından bahsetmek zordur. Mirziyoyev döneminde, ifade özgürlüğü konusundaki durum, başlangıçtaki liberalleşmeden, blog yazarları ve bağımsız gazeteciler üzerindeki baskının ve tacizin artmasına doğru evrilmiştir.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Özbekistan 147. sırada yer alıyor ve bu da ülkenin ifade özgürlüğünü dünyanın en ciddi sorunlarından biri olarak nitelendiriyor.
Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün Doğu Avrupa ve Orta Asya bürosu başkanı Jeanne Cavelier, "Özbekistan yetkilileri açıklık ve reform imajı sergilemeye devam ediyor, ancak bu görünümün ardında medya ortamında önemli bir iyileşme belirtisi yok. Bağımsız gazetecilik çok zayıf kalmaya devam ediyor ve eleştirel habercilik alanı daralıyor" diyor .
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Özbekistan yetkililerinin “bağımsız insan hakları çalışmalarını ve ifade özgürlüğünü kısıtladığını ve bastırdığını” ve “cumhurbaşkanına çevrimiçi hakaret” gibi şiddet içermeyen eylemler nedeniyle insanları hapse attığını söylüyor. Şubat 2025'te Dauran Allambergenova , mahkeme kararıyla zorla bir psikiyatri hastanesine yatırıldı. Telegram'daki paylaşımları nedeniyle “ayrılıkçılık” ve “cumhurbaşkanına çevrimiçi hakaret” suçlamalarıyla soruşturuldu. Taşkentli blog yazarı Şohida Salomova, üç yıldan fazla bir süredir istemsiz olarak psikiyatri tedavisi görüyor. Özbekistan yetkililerini ve Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev'in damadı ve spor lideri Otabek Umarov'u eleştiren paylaşımlarının ardından kapalı bir kuruma yerleştirildi.
Büyüyen bir ekonomi ve siyasi rekabetin olmaması
Büyüyen ekonomiye (GSYİH'nin 2025 yılına kadar yılda %7,7 büyüme ile 147 milyar dolara ulaşması bekleniyor) ve ülkeye yapılan yatırım akışına rağmen , milyonlarca Özbek hâlâ geçimini sağlamak için, çoğunlukla Rusya'ya gidiyor. Orada, askeri alım görevlilerinin hedefi haline geliyorlar. Ukrayna devlet projesi "Khochu Zhit" ("Yaşamak İstiyorum")'a göre, Özbekistan, yaklaşık beş bin kişiyle Rusya Savunma Bakanlığı ile sözleşme imzalayan kişi sayısı bakımından Orta Asya ülkeleri arasında birinci sırada yer alıyor . Ayrıca Ukrayna'daki savaş esiri sayısı bakımından da birinci sırada.
Ekonomist, profesör ve muhalif siyasetçi Hidirnazar Allakulov, ülkenin ekonomik refah içinde olduğunu söylemek için henüz çok erken olduğunu düşünüyor.
“Hızlı enflasyon ve fiyat artışları döneminde, yetkililer emekli maaşlarını, sosyal yardımları, maaşları ve öğrenci kredilerini yılda sadece yüzde 7-10 oranında artırıyor. Aynı zamanda, ekonomik analistlere göre, genel enflasyon yılda en az yüzde 15-16 oranında artıyor. Gıda fiyatları yüzde 20'den fazla artıyor. Bu, nominal ücretlerdeki artışa rağmen, nüfusun yaşam standardının düştüğü, gerçek satın alma gücünün ve gerçek ücretlerin azaldığı anlamına geliyor. Nüfusun yaşam standardı gerçekten düştü. Ayrıca, Şavkat Mirziyoyev'in iktidarı döneminde insanlar borç batağına saplandı. Faiz oranları çok yüksek: yüzde 25 ila 49 arasında. Bu tür kredileri alan insanlar bunu zorunluluktan yapıyor: başka seçenekleri yok. Ortalama yaşam standardına sahip insanlar için bu tür borçlar yoksulluğa düşmek anlamına gelirken, düşük gelirli insanlar için daha da derin yoksulluğa düşme anlamına geliyor,” diyor Allakulov.
Özbekistan'da asgari ücret 1,271 milyon som (yaklaşık 84 dolar), ortalama ücret ise yaklaşık 6,38 milyon som (yaklaşık 535 dolar) civarındadır . Aynı zamanda, ekonomistler çalışma çağındaki nüfusun 14,5 milyon olduğunu, ancak yaklaşık 2-3 milyon Özbek'in yurt dışında yaşadığını tahmin ediyor. Ülkede kalan 11 milyon çalışma çağındaki vatandaştan yarısından fazlası ortalama ücretin altında kazanıyor. Uzmanlar, hükümetin kamuya açık istatistik yayınlamadığını söylüyor. Göçmenlerden gelen havalelerin Özbekistan ekonomisinde hala önemli bir rol oynadığına inanıyorlar. Dünya Bankası'na göre , havaleler 2025 yılında Özbekistan'ın gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yaklaşık %14,3'ünü oluşturmuştur.
Siyasi bir figür olarak, Khidirnazar Allakulova'nın yasal sınırlar içinde hükümete meydan okuması kolay değil. Mirziyoyev'in iktidarı döneminde, ekonomist Özbekistan'da partisini tescil ettirmek için birkaç kez girişimde bulundu, ancak her seferinde idari baskı, para cezaları ve yasal işlemlerle karşılaştı.
Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan Özbekistan vatandaşı Bakhodir Faiz, memleketinde siyasi özgürlükler konusunda hâlâ birçok zorluk olduğunu kabul ediyor.
Bahodir Fayz, “Ülkede demokrasinin tam olarak yerleştiğini söylemiyorum. Gerçek siyasi rekabet henüz ortaya çıkmadı,” diyor. “Bağımsız muhalefet siyasi sürecin bir parçası haline gelmedi. Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü üzerinde kısıtlamalar var. Yargı, yolsuzluk ve yönetimle ilgili hâlâ çözülmemiş birçok sorun var. Ancak Özbekistan'da insanların özgüveninin yavaş yavaş geri döndüğünü hissettim. Bunu istatistiklerde göremezsiniz. Bunu ülkenin sokaklarında görebilirsiniz. Taksi şoförlerinin sözlerinde. Gençlerin gözlerinde. Geceleri insanlarla dolu kafelerde. Taşkent havaalanındaki turist kalabalığında. Ve tabii ki trafik sıkışıklığında. Bir ülkenin geleceği gökdelenlerinin yüksekliğiyle ölçülmez. İnsanlarının gözlerindeki umutla ölçülür. Bu umut, bugün gördüğüm Özbekistan'da vardı.”
Kaynak: 7 Eylül 2026 yazı ilk olarak yayınlanmıştır.
Yazıda geçen ifadeler tarihistan'ın görüşlerini yansıtmayabilir.
Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan araştırmacı Bahodir Faiz, RFE/RL'ye memleketine yaptığı ziyaretle ilgili olarak, "Karimov'un ölümünden on yıl sonra Özbekistan'a gittim ve farklı bir ülke gördüm," dedi. "Mükemmel değil, sorunlardan arınmış değil. Sadece farklı bir ülke. Daha açık. Daha dinamik. Dünyanın geri kalanına daha yakın."
Bahadir Fayz
Faiz genç yaşta Özbekistan'ı terk etti. 1992'de Türkiye'ye okumaya gittiğinde, geleceğin gazetecisi ve sosyoloğu, 30 yıldan fazla bir süre memleketine ayak basamayacağını beklemiyordu. Faiz'e göre bu, kendi isteğiyle olmadı.
1994 yılında, Ankara ile yaşanan siyasi gerilimler sırasında Taşkent, Türkiye'de eğitim gören Özbek öğrencilerin ülkeye dönmesini talep etti. Özbek yetkililer, gençlerin ülkede yaşayan Özbek muhalif liderlerin -ERK partisinin kurucusu ve İslam Karimov'un başlıca rakibi Muhammed Salih ile Birlik partisinin kurucusu Abdurahim Pulatov'un- etkisi altına gireceğinden endişe ediyordu.
Öğrenci değişim programı kapsamında Bursa'da sosyoloji eğitimi alan Fayz, eğitimini yarıda bırakmayı ve eve dönmeyi reddetti.
1999'da eğitimini tamamladıktan sonra, Özbekistan'a dönme talebine uymayı reddetmesi halinde ağır bir ceza alacağından korkan Faiz, Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındı. Vatanından binlerce kilometre uzakta yaşamasına rağmen, Özbekistan'daki durumu incelemeye devam etti.
Bakhodir Fayz, “Karimov'un iktidarının ilk yıllarında, devletin sert politikaları kısmen istikrarsızlık korkusuyla açıklanabilirdi. Ancak zamanla, istikrarı sağlamak için inşa edilen duvarlar ülkenin gelişimini engellemeye başladı,” diyor. “Sonuç olarak, istikrarın yerini durgunluk aldı. Şiirsel bir ifadeyle, 'ciddi bir sessizlik' çöktü. Halk sessizdi, basın sessizdi ve siyaset yoktu. Sansür, siyasi zulüm, zorunlu çalışma, Andican olayları ve muhalefetin bastırılması. Karimov'un döneminin sonunda Özbekistan, en yakın komşularından bile izole olmuş bir devlet haline gelmişti.”
Ancak Fayz'a göre, Karimov döneminin başlıca sorunlarından biri kapalı ekonomiydi. Ülkenin döviz karaborsası gelişmişti, Özbekistan'a yatırım akışı yoktu ve bankacılık sistemi gelişmiyordu.
"Para serbestçe dönüştürülebilir değildi. İthalat ve ihracatta sorunlar vardı. Devlet, hayatın neredeyse tüm alanlarına tamamen müdahil olmuştu. Tekeller, bürokrasi, yolsuzluk. Belki de bu model bir süreliğine ekonomik çöküşü önledi. Ancak daha sonra ülkenin kalkınma beklentilerini engellemeye başladı. En ciddi sonuçlarından biri de milyonlarca Özbek vatandaşının iş aramak için Rusya ve diğer ülkelere gitmesi oldu," diyor Bakhodir Fayz.
Karimov'un ayrılmasından bu yana geçen 10 yılda ülkedeki durum değişti. Mayıs 2026'da Faiz, turist olarak Özbekistan'a gitmeye karar verdi. Başlangıçta havaalanında gözaltına alındığını, uzun süre sorgulanmaktan ve sınır dışı edilmekten endişelendiğini söylüyor. Ancak bu olmadı ve Faiz, memleketinde tam bir ay geçirdi.
Bahodir Fayz, "Önceki yıllarda olduğu gibi insanların konuşmalarındaki korkunun artık olmadığını hissettim," diyor. "İnsanlar seslerini yükseltmeye başladılar. Hükümeti, belediye başkanını, fiyatları ve yolsuzluğu eleştirdiler. Hatta Özbekistan hakkındaki olumlu izlenimlerimi okuyup beni eleştirenler bile oldu. Ama bu da beni mutlu etti. Çünkü insanlar görüşlerini açıkça ifade etmeye başladılar. Yirmi yıl önce rejim hakkında bir gönderiye yorum yapmak cesaret isterdi. Şimdi insanlar beni özgürce eleştiriyorlar. Bu da değişimin bir parçası."
Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Karimov, 31 Ağustos 2007'de Taşkent'te düzenlenen Bağımsızlık Günü töreninde Başbakan Şavkat Mirziyoyev'in (sağda) yanında alkışlarken dans ediyor.
Dış görünüş ve ardındaki gerçek
1989'dan beri ülkeyi yöneten ve anayasayı değiştirerek görev süresini defalarca uzatan İslam Karimov, 2 Eylül'de hayatını kaybetti. Taşkent hükümeti bu haberi duyurdu. Ölümüne dair söylentiler birkaç gündür dolaşıyordu. Resmi ölüm nedeni felç olarak açıklandı.
Karimov'un cenaze töreni için oluşturulan devlet komitesine, daha sonra ülkenin cumhurbaşkanı olan Özbekistan Başbakanı Şavkat Mirziyoyev başkanlık etti. Mirziyoyev, ekonomiyi liberalleştirmeyi de içeren reformlar uyguladı ve komşu ülkelerle dostane ilişkiler kurmaya başladı.
Mirziyoyev döneminde, onlarca önde gelen siyasi mahkum, muhalif figür ve insan hakları aktivisti hapisten serbest bırakıldı ve dini nedenlerle hüküm giyenler de tahliye edildi. İnsan hakları grubu Memorial'a göre , Karimov döneminde Özbekistan'daki siyasi mahkum sayısı, diğer tüm eski Sovyet cumhuriyetlerinin toplamından daha fazlaydı.
Taşkentli önde gelen insan hakları aktivisti Elena Urlayeva, RFE/RL'ye verdiği demeçte, "Son zamanlarda tam da bu konuyu, Karimov rejimini düşünüyordum" dedi. "2015 yılında, yeğenim Anna, o zamanlar 80 yaşında olan büyükannesi annemin ölüm yıldönümü için Ukrayna'dan Özbekistan'a geldiğinde, hepimizi tutukladılar. Anna, bizden sadece bir gün büyük olduğu ve henüz kaydını yaptırmadığımız için tutuklandı. Annem de, yaşına rağmen evinde yaşamasına izin verdiği için tutuklandı. Şimdi düşünüyorum: 'Tanrım, nasıl bir ülkede yaşıyoruz?!' Karimov döneminde çok katı bir rejim vardı. Bunu bizzat yaşadık. Onun zamanında sadece zorluk, şok ve zulüm gördük."
Karimov'un başkanlığı döneminde Yelena Urlayeva birkaç kez zorla kapalı bir psikiyatri hastanesine yatırıldı. İlk kez Nisan 2001'de, yol yapımı nedeniyle evlerini kaybeden vatandaşların protestosuna önderlik ettikten sonra hastaneye kaldırıldı. Son olarak 2017'de Uluslararası Çalışma Örgütü temsilcisiyle görüşmesini engellemek için hastaneye yatırıldı. O zamandan beri, bir kez bile zorla tedaviye gönderilmediğini söylüyor.
"Karimov'un iktidarı döneminde çok acı çektik. Birçok Müslümanı, tüm politikacıları, insan hakları savunucularını, gazetecileri tutukladılar. O zamanlar bize şöyle saldırdılar: bizi dövdüler, kollarımızı ve bacaklarımızı büktüler. Neredeyse her hafta bir ilçe içişleri dairesinde tutuklanıyorduk. Bu rutin bir şey haline gelmişti," diye hatırlıyor Urlayeva. "Bir keresinde üç insan hakları savunucusu postanede buluştu ve bizi orada tutukladılar. Görüşemedik bile. Şimdi biraz daha kolay. Örneğin, 8 Ağustos'ta Yüksek Mahkeme hakimleriyle sorunsuz bir şekilde görüşebildik. Tavsiye veriyorlar, hakimlerin resepsiyonuna gidebiliyorsunuz. Bu da çok iyi."
Ancak Fransa merkezli Orta Asya İnsan Hakları Derneği Başkanı Nadezhda Atayeva'ya göre durum tamamen iyi değil. Uluslararası gözlemcilerle aynı fikirde olarak, Özbekistan'da insan hakları savunucularına yönelik açık zulüm vakalarının sayısının azaldığını belirtiyor. Ancak Atayeva bunu, daha hoşgörülü bir hükümete değil, bağımsız bir insan hakları ortamının neredeyse tamamen çökmesine bağlıyor.
Atayeva, “İşin garip yanı, diktatör İslam Karimov döneminde Özbekistan'da bugün olduğundan daha fazla bağımsız insan hakları savunucusu vardı,” diye belirtiyor. “Ölüm tehdidine rağmen işkenceleri belgelediler, davaları izlediler ve insan hakları ihlallerini dünyaya bildirdiler. Uluslararası izolasyon, yetkilileri itibarları üzerindeki sonuçları dikkate almaya zorladı. Rusya ve Çin'in de Taşkent'te bugün olduğundan çok daha az etkisi vardı. Bugün bu toplum neredeyse hiç yenilenmiyor: yeni bağımsız örgütler tescil edilmiyor, neredeyse hiç yeni aktivist ortaya çıkmıyor ve kalan insan hakları savunucularının sayısı kamuoyu üzerinde önemli bir etki yaratamayacak kadar az.”
İnsan hakları aktivisti sözlerine şöyle devam ediyor: "Bağımsız insan hakları savunucularının neredeyse hiçbiri kalmadığı için, yetkililerin eskisi gibi baskıcı yöntemlere başvurmasına artık gerek yok."
Atayeva, “Bu, reformların sınırlarını açıkça gösteriyor: hükümet sivil toplumun varlığını göstermeye istekli, ancak bağımsızlığına müsamaha göstermeye değil,” diyor. “İnsan hakları çalışmalarına katılma fırsatı pratikte seçici bir şekilde veriliyor ve aktivistin hükümete ne kadar sadık ve yönetilebilir olduğuna bağlı. Mirziyoyev otoriter sistemi yıkmadı, modernize etti, daha esnek, teknolojik olarak gelişmiş ve dışarıdan daha çekici hale getirdi. Karimov döneminde hükümet sessizlik talep ediyordu. Mirziyoyev döneminde ise açık sadakat talep ediyor. Bu demokratikleşme değil, bağımsız bir sivil toplumun gelişmesine ve hükümete güven oluşmasına izin vermeyen yenilenmiş bir otoriterliktir.”
Bu koşullar altında, ülkede demokratik reformlardan ve hakların uygulanmasından bahsetmek zordur. Mirziyoyev döneminde, ifade özgürlüğü konusundaki durum, başlangıçtaki liberalleşmeden, blog yazarları ve bağımsız gazeteciler üzerindeki baskının ve tacizin artmasına doğru evrilmiştir.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Özbekistan 147. sırada yer alıyor ve bu da ülkenin ifade özgürlüğünü dünyanın en ciddi sorunlarından biri olarak nitelendiriyor.
Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün Doğu Avrupa ve Orta Asya bürosu başkanı Jeanne Cavelier, "Özbekistan yetkilileri açıklık ve reform imajı sergilemeye devam ediyor, ancak bu görünümün ardında medya ortamında önemli bir iyileşme belirtisi yok. Bağımsız gazetecilik çok zayıf kalmaya devam ediyor ve eleştirel habercilik alanı daralıyor" diyor .
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Özbekistan yetkililerinin “bağımsız insan hakları çalışmalarını ve ifade özgürlüğünü kısıtladığını ve bastırdığını” ve “cumhurbaşkanına çevrimiçi hakaret” gibi şiddet içermeyen eylemler nedeniyle insanları hapse attığını söylüyor. Şubat 2025'te Dauran Allambergenova , mahkeme kararıyla zorla bir psikiyatri hastanesine yatırıldı. Telegram'daki paylaşımları nedeniyle “ayrılıkçılık” ve “cumhurbaşkanına çevrimiçi hakaret” suçlamalarıyla soruşturuldu. Taşkentli blog yazarı Şohida Salomova, üç yıldan fazla bir süredir istemsiz olarak psikiyatri tedavisi görüyor. Özbekistan yetkililerini ve Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev'in damadı ve spor lideri Otabek Umarov'u eleştiren paylaşımlarının ardından kapalı bir kuruma yerleştirildi.
Büyüyen bir ekonomi ve siyasi rekabetin olmaması
Büyüyen ekonomiye (GSYİH'nin 2025 yılına kadar yılda %7,7 büyüme ile 147 milyar dolara ulaşması bekleniyor) ve ülkeye yapılan yatırım akışına rağmen , milyonlarca Özbek hâlâ geçimini sağlamak için, çoğunlukla Rusya'ya gidiyor. Orada, askeri alım görevlilerinin hedefi haline geliyorlar. Ukrayna devlet projesi "Khochu Zhit" ("Yaşamak İstiyorum")'a göre, Özbekistan, yaklaşık beş bin kişiyle Rusya Savunma Bakanlığı ile sözleşme imzalayan kişi sayısı bakımından Orta Asya ülkeleri arasında birinci sırada yer alıyor . Ayrıca Ukrayna'daki savaş esiri sayısı bakımından da birinci sırada.
Ekonomist, profesör ve muhalif siyasetçi Hidirnazar Allakulov, ülkenin ekonomik refah içinde olduğunu söylemek için henüz çok erken olduğunu düşünüyor.
“Hızlı enflasyon ve fiyat artışları döneminde, yetkililer emekli maaşlarını, sosyal yardımları, maaşları ve öğrenci kredilerini yılda sadece yüzde 7-10 oranında artırıyor. Aynı zamanda, ekonomik analistlere göre, genel enflasyon yılda en az yüzde 15-16 oranında artıyor. Gıda fiyatları yüzde 20'den fazla artıyor. Bu, nominal ücretlerdeki artışa rağmen, nüfusun yaşam standardının düştüğü, gerçek satın alma gücünün ve gerçek ücretlerin azaldığı anlamına geliyor. Nüfusun yaşam standardı gerçekten düştü. Ayrıca, Şavkat Mirziyoyev'in iktidarı döneminde insanlar borç batağına saplandı. Faiz oranları çok yüksek: yüzde 25 ila 49 arasında. Bu tür kredileri alan insanlar bunu zorunluluktan yapıyor: başka seçenekleri yok. Ortalama yaşam standardına sahip insanlar için bu tür borçlar yoksulluğa düşmek anlamına gelirken, düşük gelirli insanlar için daha da derin yoksulluğa düşme anlamına geliyor,” diyor Allakulov.
Özbekistan'da asgari ücret 1,271 milyon som (yaklaşık 84 dolar), ortalama ücret ise yaklaşık 6,38 milyon som (yaklaşık 535 dolar) civarındadır . Aynı zamanda, ekonomistler çalışma çağındaki nüfusun 14,5 milyon olduğunu, ancak yaklaşık 2-3 milyon Özbek'in yurt dışında yaşadığını tahmin ediyor. Ülkede kalan 11 milyon çalışma çağındaki vatandaştan yarısından fazlası ortalama ücretin altında kazanıyor. Uzmanlar, hükümetin kamuya açık istatistik yayınlamadığını söylüyor. Göçmenlerden gelen havalelerin Özbekistan ekonomisinde hala önemli bir rol oynadığına inanıyorlar. Dünya Bankası'na göre , havaleler 2025 yılında Özbekistan'ın gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yaklaşık %14,3'ünü oluşturmuştur.
Siyasi bir figür olarak, Khidirnazar Allakulova'nın yasal sınırlar içinde hükümete meydan okuması kolay değil. Mirziyoyev'in iktidarı döneminde, ekonomist Özbekistan'da partisini tescil ettirmek için birkaç kez girişimde bulundu, ancak her seferinde idari baskı, para cezaları ve yasal işlemlerle karşılaştı.
Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan Özbekistan vatandaşı Bakhodir Faiz, memleketinde siyasi özgürlükler konusunda hâlâ birçok zorluk olduğunu kabul ediyor.
Bahodir Fayz, “Ülkede demokrasinin tam olarak yerleştiğini söylemiyorum. Gerçek siyasi rekabet henüz ortaya çıkmadı,” diyor. “Bağımsız muhalefet siyasi sürecin bir parçası haline gelmedi. Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü üzerinde kısıtlamalar var. Yargı, yolsuzluk ve yönetimle ilgili hâlâ çözülmemiş birçok sorun var. Ancak Özbekistan'da insanların özgüveninin yavaş yavaş geri döndüğünü hissettim. Bunu istatistiklerde göremezsiniz. Bunu ülkenin sokaklarında görebilirsiniz. Taksi şoförlerinin sözlerinde. Gençlerin gözlerinde. Geceleri insanlarla dolu kafelerde. Taşkent havaalanındaki turist kalabalığında. Ve tabii ki trafik sıkışıklığında. Bir ülkenin geleceği gökdelenlerinin yüksekliğiyle ölçülmez. İnsanlarının gözlerindeki umutla ölçülür. Bu umut, bugün gördüğüm Özbekistan'da vardı.”
Kaynak: 7 Eylül 2026 yazı ilk olarak yayınlanmıştır.
Yazıda geçen ifadeler tarihistan'ın görüşlerini yansıtmayabilir.
Brent petrolün yükselişin arkasında fiili bir arz kesintisinden çok taşımacılığın hedef haline gelmesinin bulunduğu belirtildi. ABD kuvvetlerinin beş İran tankerini vurması ve Husilerin Suudi Arabistan'daki petrol t...
Brent petrolün yükselişin arkasında fiili bir arz kesintisinden çok taşımacılığın hedef haline gelmesinin bulunduğu belirtildi. ABD kuvvetlerinin beş İran tankerini vurması ve Husilerin Suudi Arabistan'daki petrol t...
Brent petrolün yükselişin arkasında fiili bir arz kesintisinden çok taşımacılığın hedef haline gelmesinin bulunduğu belirtildi. ABD kuvvetlerinin beş İran tankerini vurması ve Husilerin Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine saldırısının fiyatları desteklediği açıklandı.
Hürmüz Boğazı'ndan geçen hacmin savaş öncesinde küresel arzın beşte birine karşılık geldiği belirtilen raporda, bu hattaki daralmanın navlun ve sigorta maliyetini kalıcı hale getirdiği ifade edildi. Maliyetin ABD'de pompaya yansıdığı, motorinin galon başına 5,94 dolarla tarihi zirveye ulaştığı kaydedildi.
Tahvil piyasasının da bu tabloyu ciddiye aldığı belirtilirken, 10 yıllık ABD tahvil getirisinin yüzde 4,85'e yükselerek Ekim 2023'ten bu yana en yüksek düzeyine ulaştığı aktarıldı. Hazine'nin geri alım büyüklüğünü 6 milyar dolara çıkarmasının beklendiği, ancak bunun aksine getirileri yukarı taşıdığı ifade edildi. Bazı görüşlere göre sorunun ağustosta 40 trilyon doları aşan federal borç stoku olduğu kaydedildi.
Ana ABD endekslerinin önceki seansı yüzde 0,48 ile yüzde 0,77 arasında kayıplarla kapattığı belirtildi. Avrupa Merkez Bankası'nın bugün faiz kararını açıklayacağı, Euro Bölgesi'nde ağustos enflasyonunun yüzde 3,3'e yükselirken çekirdek göstergenin yüzde 2,4'e gerilediği aktarıldı. Manşet ile çekirdek enflasyonun ayrışmasının karar metninin tonunu belirleyici kıldığı ifade edildi. ABD'de ağustos üretici fiyatlarının bugün, tüketici fiyatlarının ise yarın açıklanacağı kaydedildi.
Trump'ın İran'la süren savaşın seçimden sonra sona ereceğini söylediği belirtilen raporda, Kuzey Amerika ticaretinde gerilimin tarife kademesinden yasak kademesine geçtiği aktarıldı. Washington'un Kanada menşeli alkollü içki, süt ürünleri ve büyük hacimli motosiklet ithalatını yasakladığı ifade edildi.
Asya seansının satıcılı seyrettiği belirtilirken, Nikkei'nin yüzde 0,8, Kospi'nin yüzde 0,9, Hang Seng'in yüzde 1,4 ve Avustralya endeksinin yüzde 1,5 gerilediği kaydedildi. ABD vadeli endekslerinde ise farklı bir görünüm olduğu, S&P 500'ün yüzde 0,18 ve Dow'un yüzde 0,34 artıda, Nasdaq'ın ise yüzde 0,02 ekside bulunduğu aktarıldı.
Hibya Haber Ajansı
Kaynak: RSS
Brent petrolün yükselişin arkasında fiili bir arz kesintisinden çok taşımacılığın hedef haline gelmesinin bulunduğu belirtildi. ABD kuvvetlerinin beş İran tankerini vurması ve Husilerin Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine saldırısının fiyatları desteklediği açıklandı.
Hürmüz Boğazı'ndan geçen hacmin savaş öncesinde küresel arzın beşte birine karşılık geldiği belirtilen raporda, bu hattaki daralmanın navlun ve sigorta maliyetini kalıcı hale getirdiği ifade edildi. Maliyetin ABD'de pompaya yansıdığı, motorinin galon başına 5,94 dolarla tarihi zirveye ulaştığı kaydedildi.
Tahvil piyasasının da bu tabloyu ciddiye aldığı belirtilirken, 10 yıllık ABD tahvil getirisinin yüzde 4,85'e yükselerek Ekim 2023'ten bu yana en yüksek düzeyine ulaştığı aktarıldı. Hazine'nin geri alım büyüklüğünü 6 milyar dolara çıkarmasının beklendiği, ancak bunun aksine getirileri yukarı taşıdığı ifade edildi. Bazı görüşlere göre sorunun ağustosta 40 trilyon doları aşan federal borç stoku olduğu kaydedildi.
Ana ABD endekslerinin önceki seansı yüzde 0,48 ile yüzde 0,77 arasında kayıplarla kapattığı belirtildi. Avrupa Merkez Bankası'nın bugün faiz kararını açıklayacağı, Euro Bölgesi'nde ağustos enflasyonunun yüzde 3,3'e yükselirken çekirdek göstergenin yüzde 2,4'e gerilediği aktarıldı. Manşet ile çekirdek enflasyonun ayrışmasının karar metninin tonunu belirleyici kıldığı ifade edildi. ABD'de ağustos üretici fiyatlarının bugün, tüketici fiyatlarının ise yarın açıklanacağı kaydedildi.
Trump'ın İran'la süren savaşın seçimden sonra sona ereceğini söylediği belirtilen raporda, Kuzey Amerika ticaretinde gerilimin tarife kademesinden yasak kademesine geçtiği aktarıldı. Washington'un Kanada menşeli alkollü içki, süt ürünleri ve büyük hacimli motosiklet ithalatını yasakladığı ifade edildi.
Asya seansının satıcılı seyrettiği belirtilirken, Nikkei'nin yüzde 0,8, Kospi'nin yüzde 0,9, Hang Seng'in yüzde 1,4 ve Avustralya endeksinin yüzde 1,5 gerilediği kaydedildi. ABD vadeli endekslerinde ise farklı bir görünüm olduğu, S&P 500'ün yüzde 0,18 ve Dow'un yüzde 0,34 artıda, Nasdaq'ın ise yüzde 0,02 ekside bulunduğu aktarıldı.
Hibya Haber Ajansı
Kaynak: RSS
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamaya göre, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi, ağustos ayında üst üste dördüncü ay yükselerek 52,7 seviyesine çıktı. Temmuz ayında 52,2 olan endeks, böylece...
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamaya göre, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi, ağustos ayında üst üste dördüncü ay yükselerek 52,7 seviyesine çıktı. Temmuz ayında 52,2 olan endeks, böylece...
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamaya göre, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi, ağustos ayında üst üste dördüncü ay yükselerek 52,7 seviyesine çıktı. Temmuz ayında 52,2 olan endeks, böylece son 27 ayın en yüksek değerine ulaştı.
Açıklamada, endeksin Ocak 2024'ten bu yana 50 eşik değerinin üzerinde bulunduğu belirtildi. İlk çeyrekte ortalama 51,5, ikinci çeyrekte ise 50,3 seviyesinde gerçekleşen endeksin temmuz-ağustos döneminde ortalama 52,5'e yükselmesinin, üçüncü çeyrekte dış talep koşullarında güçlenmeye işaret ettiği aktarıldı.
İmalat sanayi ihracatının yaklaşık yüzde 6'sını oluşturan ABD'de üretim artışının Nisan 2022'den bu yana en yüksek hızına ulaştığı ifade edildi. Avrupa'da büyümenin daha ılımlı seyrettiği belirtilirken, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarları arasında yer alan Almanya ve Birleşik Krallık'ta ekonomik aktivitenin ikinci ay üst üste genişlediği ve artış hızının temmuz ayına göre yükseldiği kaydedildi.
Orta Doğu'da savaşın ardından başlayan toparlanma eğiliminin de güçlendiği bildirildi. Birleşik Arap Emirlikleri'nde üretim artışının son altı, Suudi Arabistan'da son yedi ayın en yüksek hızına ulaştığı, Kuveyt'te ise büyümenin savaş öncesinden bu yana en güçlü düzeyde gerçekleştiği aktarıldı. Katar ve Mısır'da üretimin gerilemeye devam etmesinin ise bölgedeki toparlanmanın henüz tüm ülkelere yayılmadığını gösterdiği belirtildi.
Ağustos ayında ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artarak 23,5 milyar dolara ulaştığı ve böylece en yüksek ağustos ayı ihracatının gerçekleştirildiği ifade edildi. Yıllık bazdaki yüzde 8,1'lik artışın yılın üçüncü en yüksek aylık artış oranı olduğu aktarıldı.
Açıklamada, son 40 ayın 29'unda aylık mal ihracatının arttığı, son 40 ayın 22'sinde ise aylık mal ihracatı rekoru kırıldığı kaydedildi.
Ticaret Bakanlığı, dış talep koşullarındaki toparlanmanın yanı sıra ihracata yönelik destek mekanizmaları ve ticari diplomasi faaliyetlerinin etkisiyle ihracat performansının önümüzdeki dönemde de artarak devam etmesinin öngörüldüğünü belirtti.
2025 yılı sonunda 273,2 milyar dolar olan ihracatın 2026 yılı hedefine taşınması için toplam 8,8 milyar dolarlık artış gerektiği ifade edildi. Ağustos ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatın 280,3 milyar dolara ulaştığı belirtilirken, 282 milyar dolarlık Orta Vadeli Program (OVP) hedefine ulaşılması için yılın kalanında 1,7 milyar dolarlık artışın yeterli olacağı aktarıldı.
İŞİN DETAYI HABER MERKEZİ
Kaynak: RSS
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamaya göre, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi, ağustos ayında üst üste dördüncü ay yükselerek 52,7 seviyesine çıktı. Temmuz ayında 52,2 olan endeks, böylece son 27 ayın en yüksek değerine ulaştı.
Açıklamada, endeksin Ocak 2024'ten bu yana 50 eşik değerinin üzerinde bulunduğu belirtildi. İlk çeyrekte ortalama 51,5, ikinci çeyrekte ise 50,3 seviyesinde gerçekleşen endeksin temmuz-ağustos döneminde ortalama 52,5'e yükselmesinin, üçüncü çeyrekte dış talep koşullarında güçlenmeye işaret ettiği aktarıldı.
İmalat sanayi ihracatının yaklaşık yüzde 6'sını oluşturan ABD'de üretim artışının Nisan 2022'den bu yana en yüksek hızına ulaştığı ifade edildi. Avrupa'da büyümenin daha ılımlı seyrettiği belirtilirken, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarları arasında yer alan Almanya ve Birleşik Krallık'ta ekonomik aktivitenin ikinci ay üst üste genişlediği ve artış hızının temmuz ayına göre yükseldiği kaydedildi.
Orta Doğu'da savaşın ardından başlayan toparlanma eğiliminin de güçlendiği bildirildi. Birleşik Arap Emirlikleri'nde üretim artışının son altı, Suudi Arabistan'da son yedi ayın en yüksek hızına ulaştığı, Kuveyt'te ise büyümenin savaş öncesinden bu yana en güçlü düzeyde gerçekleştiği aktarıldı. Katar ve Mısır'da üretimin gerilemeye devam etmesinin ise bölgedeki toparlanmanın henüz tüm ülkelere yayılmadığını gösterdiği belirtildi.
Ağustos ayında ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artarak 23,5 milyar dolara ulaştığı ve böylece en yüksek ağustos ayı ihracatının gerçekleştirildiği ifade edildi. Yıllık bazdaki yüzde 8,1'lik artışın yılın üçüncü en yüksek aylık artış oranı olduğu aktarıldı.
Açıklamada, son 40 ayın 29'unda aylık mal ihracatının arttığı, son 40 ayın 22'sinde ise aylık mal ihracatı rekoru kırıldığı kaydedildi.
Ticaret Bakanlığı, dış talep koşullarındaki toparlanmanın yanı sıra ihracata yönelik destek mekanizmaları ve ticari diplomasi faaliyetlerinin etkisiyle ihracat performansının önümüzdeki dönemde de artarak devam etmesinin öngörüldüğünü belirtti.
2025 yılı sonunda 273,2 milyar dolar olan ihracatın 2026 yılı hedefine taşınması için toplam 8,8 milyar dolarlık artış gerektiği ifade edildi. Ağustos ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatın 280,3 milyar dolara ulaştığı belirtilirken, 282 milyar dolarlık Orta Vadeli Program (OVP) hedefine ulaşılması için yılın kalanında 1,7 milyar dolarlık artışın yeterli olacağı aktarıldı.
İŞİN DETAYI HABER MERKEZİ
Kaynak: RSS
Türk halklarının ortak kültürel ve tarihi mirasında önemli birleştirici unsurlardan biri edebiyat, dil ve manevi değerlerdir. Bu zengin mirasın modern çağdaki değerli mirasçıları arasında, dünyaca ünlü Kırgız edebiyatı temsilcisi, büyük yazar Cengiz Aytmatov özel bir yere sahiptir. Eserleri, ulusal kimliğin, tarihi hafızanın, ortak Türk...
Türk halklarının ortak kültürel ve tarihi mirasında önemli birleştirici unsurlardan biri edebiyat, dil ve manevi değerlerdir. Bu zengin mirasın modern çağdaki değerli mirasçıları arasında, dünyaca ünlü Kırgız edebiyatı temsilcisi, büyük yazar Cengiz Aytmatov özel bir yere sahiptir. Eserleri, ulusal kimliğin, tarihi hafızanın, ortak Türk...
Türk halklarının ortak kültürel ve tarihi mirasında önemli birleştirici unsurlardan biri edebiyat, dil ve manevi değerlerdir. Bu zengin mirasın modern çağdaki değerli mirasçıları arasında, dünyaca ünlü Kırgız edebiyatı temsilcisi, büyük yazar Cengiz Aytmatov özel bir yere sahiptir. Eserleri, ulusal kimliğin, tarihi hafızanın, ortak Türk manevi değerlerinin ve evrensel fikirlerin birliğiyle öne çıkar.
Cengiz Aytmatov, yüzölçümü ve nüfusu az olmasına rağmen tarihi ve kültürüyle büyük haklara sahip Kırgız halkının bakış açısıyla dünyaya bakarak, dünya edebiyat ve sanat düşüncesinin bir halkın imajıyla zirveye yükselmesini sağlamıştır. Yaratıcılığının dünya edebiyatında ortak bir özelliği olsa da, bu sanat özgünlüğü, bireyselliği vb. özellikleriyle daha çok öne çıkmaktadır. Yazarın sanatı sadedir. Sıradan yaşam olaylarına felsefi bir yaklaşım, bu olayların sadeliği, yukarıdan bakıp içe doğru inebilme yeteneği Aytmatov'un sanatının karakteristik özellikleridir.
Bu fikirler, Filoloji Doktoru Profesör Elman Guliyev'in Cengiz Aytmatov'un çalışmaları üzerine yazdığı makalede yansıtılmıştır. AZERTAC, Türk halklarının folkloru, gelenekleri ve kültürel mirasına adanmış bir makale serisinin parçası olarak bu makaleden bazı alıntılar sunmaktadır:
Cengiz Aytmatov her zaman sanata ve halka karşı sorumluluğuyla öne çıkmıştır. Bu bir tesadüf değildir. Makalelerinden birinde bunun nedenlerini şöyle açıklıyor: “İnsanlar bana onların adına konuşma hakkı verdiler ve ben de hayatım boyunca onların yanılmadıklarını kanıtlamalıyım.” Yazar, hem tarihi hem de çağdaş eserlerinde insan kaderine ve insan çıkarlarına geniş yer verir. Bu çıkarları daha insani ideallere uyarlar, gerçek insan çıkarlarının çatışmasına ve karşı karşıya gelmesine dikkat çeker ve bu durumun anlamını ortaya koyar. Yaratıcılığının kabul edilebilir ve karakteristik bir özelliği olan bu durumda, tasvir edilen her sıradan şey niceliksel ve niteliksel değişikliklere uğrar. Yazar, ideal imgelerinin ve bu durumda aşılamak istediği fikirlerin hem trajedisini hem de zaferini aktarır.
"Cemila" (1958) öyküsü, büyük bir sanatçının büyük edebiyat dünyasına girişini teyit etti. Ch. Aitmatov, "Cemila"yı gerçek hayattan olaylara dayanarak yazdı. 1944 yılında, gündüzleri devlet işlerinde çalışırken, geceleri de tarlalarda kolektif çiftçilere yardım ediyordu. Bu dönemde, Cemila ve Daniyar'ı bizzat gördü ve aşk maceralarına tanık oldu. Dönemin edebiyat ve eleştiri yazılarında belirtildiği gibi, edebiyat dünyasında "patlamaya" neden olan bu eserin odak noktası, aile ve ev kanunlarına aykırı etik dışı normların teşvik edilmesi değildi. Aksine, "Cemila" öyküsü, Louis Aragon'un sözleriyle, "aşk hakkında yazılmış en güzel eser" olarak dünyayı hayrete düşürdü. Öykü, 15 yaşında bir gencin ağzından anlatılıyor. Bu genç adam, yazarın prototipidir. Bu öyküde okuyucu, Jamila'nın kimliği, hayata bakış açısı, Daniyar ile ilişkisi vb. hakkında bilgi edinir. Eser boyunca yaşanan diğer tüm olaylar ve öyküler ile diğer karakterlerin kişilikleri de bu öykülerde ortaya çıkar.
"Bir sanatçı olarak Ch. Aitmatov, tarihe karşı daha sorumlu, duyarlı ve dikkatliydi. Her zaman ait olduğu halkın -Kırgızların- tarihine, bugüne kadar izledikleri şanlı yola, ulusal çıkarlarına ve ideallerine sadık kaldı ve tüm ulusal ve manevi değerlere gerçek bir yurttaş-yazar bakış açısıyla yaklaştı."
Kaynak:Bakü, 9 Eylül, AZERTAC
Türk halklarının ortak kültürel ve tarihi mirasında önemli birleştirici unsurlardan biri edebiyat, dil ve manevi değerlerdir. Bu zengin mirasın modern çağdaki değerli mirasçıları arasında, dünyaca ünlü Kırgız edebiyatı temsilcisi, büyük yazar Cengiz Aytmatov özel bir yere sahiptir. Eserleri, ulusal kimliğin, tarihi hafızanın, ortak Türk manevi değerlerinin ve evrensel fikirlerin birliğiyle öne çıkar.
Cengiz Aytmatov, yüzölçümü ve nüfusu az olmasına rağmen tarihi ve kültürüyle büyük haklara sahip Kırgız halkının bakış açısıyla dünyaya bakarak, dünya edebiyat ve sanat düşüncesinin bir halkın imajıyla zirveye yükselmesini sağlamıştır. Yaratıcılığının dünya edebiyatında ortak bir özelliği olsa da, bu sanat özgünlüğü, bireyselliği vb. özellikleriyle daha çok öne çıkmaktadır. Yazarın sanatı sadedir. Sıradan yaşam olaylarına felsefi bir yaklaşım, bu olayların sadeliği, yukarıdan bakıp içe doğru inebilme yeteneği Aytmatov'un sanatının karakteristik özellikleridir.
Bu fikirler, Filoloji Doktoru Profesör Elman Guliyev'in Cengiz Aytmatov'un çalışmaları üzerine yazdığı makalede yansıtılmıştır. AZERTAC, Türk halklarının folkloru, gelenekleri ve kültürel mirasına adanmış bir makale serisinin parçası olarak bu makaleden bazı alıntılar sunmaktadır:
Cengiz Aytmatov her zaman sanata ve halka karşı sorumluluğuyla öne çıkmıştır. Bu bir tesadüf değildir. Makalelerinden birinde bunun nedenlerini şöyle açıklıyor: “İnsanlar bana onların adına konuşma hakkı verdiler ve ben de hayatım boyunca onların yanılmadıklarını kanıtlamalıyım.” Yazar, hem tarihi hem de çağdaş eserlerinde insan kaderine ve insan çıkarlarına geniş yer verir. Bu çıkarları daha insani ideallere uyarlar, gerçek insan çıkarlarının çatışmasına ve karşı karşıya gelmesine dikkat çeker ve bu durumun anlamını ortaya koyar. Yaratıcılığının kabul edilebilir ve karakteristik bir özelliği olan bu durumda, tasvir edilen her sıradan şey niceliksel ve niteliksel değişikliklere uğrar. Yazar, ideal imgelerinin ve bu durumda aşılamak istediği fikirlerin hem trajedisini hem de zaferini aktarır.
"Cemila" (1958) öyküsü, büyük bir sanatçının büyük edebiyat dünyasına girişini teyit etti. Ch. Aitmatov, "Cemila"yı gerçek hayattan olaylara dayanarak yazdı. 1944 yılında, gündüzleri devlet işlerinde çalışırken, geceleri de tarlalarda kolektif çiftçilere yardım ediyordu. Bu dönemde, Cemila ve Daniyar'ı bizzat gördü ve aşk maceralarına tanık oldu. Dönemin edebiyat ve eleştiri yazılarında belirtildiği gibi, edebiyat dünyasında "patlamaya" neden olan bu eserin odak noktası, aile ve ev kanunlarına aykırı etik dışı normların teşvik edilmesi değildi. Aksine, "Cemila" öyküsü, Louis Aragon'un sözleriyle, "aşk hakkında yazılmış en güzel eser" olarak dünyayı hayrete düşürdü. Öykü, 15 yaşında bir gencin ağzından anlatılıyor. Bu genç adam, yazarın prototipidir. Bu öyküde okuyucu, Jamila'nın kimliği, hayata bakış açısı, Daniyar ile ilişkisi vb. hakkında bilgi edinir. Eser boyunca yaşanan diğer tüm olaylar ve öyküler ile diğer karakterlerin kişilikleri de bu öykülerde ortaya çıkar.
"Bir sanatçı olarak Ch. Aitmatov, tarihe karşı daha sorumlu, duyarlı ve dikkatliydi. Her zaman ait olduğu halkın -Kırgızların- tarihine, bugüne kadar izledikleri şanlı yola, ulusal çıkarlarına ve ideallerine sadık kaldı ve tüm ulusal ve manevi değerlere gerçek bir yurttaş-yazar bakış açısıyla yaklaştı."
Kaynak:Bakü, 9 Eylül, AZERTAC
Trive Yatırım tarafından yayımlanan Günlük Rapor'da, petrolde sert yükselişin küresel görünümü belirlediği belirtildi. Brent petrolün yüzde 3,79 artışla 101,63 dolara yükseldiği, ABD kuvvetlerinin İran tankerlerini hedef...
Trive Yatırım tarafından yayımlanan Günlük Rapor'da, petrolde sert yükselişin küresel görünümü belirlediği belirtildi. Brent petrolün yüzde 3,79 artışla 101,63 dolara yükseldiği, ABD kuvvetlerinin İran tankerlerini hedef...
Trive Yatırım tarafından yayımlanan Günlük Rapor'da, petrolde sert yükselişin küresel görünümü belirlediği belirtildi. Brent petrolün yüzde 3,79 artışla 101,63 dolara yükseldiği, ABD kuvvetlerinin İran tankerlerini hedef alması ve Husilerin Suudi tesislerine saldırmasının fiyatları desteklediği aktarıldı. ABD'de motorinin tarihi zirveye ulaştığı, 10 yıllık tahvil getirisinin ise yüzde 4,85'e çıktığı kaydedildi.
Avrupa Merkez Bankası'nın bugün faiz kararını açıklayacağı belirtilen raporda, Euro Bölgesi'nde ağustos enflasyonunun yüzde 3,3'e yükselirken çekirdek göstergenin yüzde 2,4'e gerilediği ifade edildi. Enerji şokunun geçiciliğinin karar metninde belirleyici olacağı aktarılırken, ABD'de ağustos üretici fiyatlarının bugün, tüketici fiyatlarının ise yarın açıklanacağı kaydedildi.
Yurt içinde politika faizinin ocak ayından bu yana yüzde 37'de sabit olduğu, gecelik borç verme faizinin yüzde 40, borç alma faizinin ise yüzde 35,5 seviyesinde bulunduğu belirtildi. Ağustos TÜFE'sinin aylık yüzde 1,84 arttığı, yıllık oranın yüzde 31,75'ten yüzde 31,51'e sınırlı gerilediği, ÜFE'deki yüzde 2,57'lik artışın ise maliyet baskısının sürdüğünü gösterdiği ifade edildi.
Motorin ÖTV'sinin eylülde 3, ekimde 6 lira geri gelmesi ve Brent petrolün 100 dolar üzerinde kalıcılaşmasının enflasyonu yukarı çekebileceği belirtilen raporda, Orta Vadeli Program'ın yıl sonu tahminini yüzde 28,4'e yükseltmesiyle piyasada beklentinin faizin sabit tutulması yönünde olduğu aktarıldı. Asıl unsurun enerji baskısının karar metninde geçici mi kalıcı mı sayılacağı olduğu, tek haneli enflasyon hedefinin de 2029'a ötelendiği kaydedildi.
Karar öncesinde Borsa İstanbul'da ayrışmanın dikkat çektiği belirtilen raporda, BIST 100 endeksinin yüzde 0,70 artışla 14.505,48, BIST 30 endeksinin yüzde 0,79 artışla 17.239,14 puandan kapandığı aktarıldı. Bankacılık endeksinin yüzde 2,44 gerilediği, mali ve holding endekslerinin ekside kaldığı ifade edildi.
Sanayi endeksinin yüzde 1,12, teknoloji endeksinin yüzde 1,17 yükseldiği ve işlem hacminin 337,7 milyar liraya ulaştığı belirtilirken, yükselişin faize duyarlı gruplardan sanayi ve teknolojiye rotasyona işaret ettiği kaydedildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Trive Yatırım tarafından yayımlanan Günlük Rapor'da, petrolde sert yükselişin küresel görünümü belirlediği belirtildi. Brent petrolün yüzde 3,79 artışla 101,63 dolara yükseldiği, ABD kuvvetlerinin İran tankerlerini hedef alması ve Husilerin Suudi tesislerine saldırmasının fiyatları desteklediği aktarıldı. ABD'de motorinin tarihi zirveye ulaştığı, 10 yıllık tahvil getirisinin ise yüzde 4,85'e çıktığı kaydedildi.
Avrupa Merkez Bankası'nın bugün faiz kararını açıklayacağı belirtilen raporda, Euro Bölgesi'nde ağustos enflasyonunun yüzde 3,3'e yükselirken çekirdek göstergenin yüzde 2,4'e gerilediği ifade edildi. Enerji şokunun geçiciliğinin karar metninde belirleyici olacağı aktarılırken, ABD'de ağustos üretici fiyatlarının bugün, tüketici fiyatlarının ise yarın açıklanacağı kaydedildi.
Yurt içinde politika faizinin ocak ayından bu yana yüzde 37'de sabit olduğu, gecelik borç verme faizinin yüzde 40, borç alma faizinin ise yüzde 35,5 seviyesinde bulunduğu belirtildi. Ağustos TÜFE'sinin aylık yüzde 1,84 arttığı, yıllık oranın yüzde 31,75'ten yüzde 31,51'e sınırlı gerilediği, ÜFE'deki yüzde 2,57'lik artışın ise maliyet baskısının sürdüğünü gösterdiği ifade edildi.
Motorin ÖTV'sinin eylülde 3, ekimde 6 lira geri gelmesi ve Brent petrolün 100 dolar üzerinde kalıcılaşmasının enflasyonu yukarı çekebileceği belirtilen raporda, Orta Vadeli Program'ın yıl sonu tahminini yüzde 28,4'e yükseltmesiyle piyasada beklentinin faizin sabit tutulması yönünde olduğu aktarıldı. Asıl unsurun enerji baskısının karar metninde geçici mi kalıcı mı sayılacağı olduğu, tek haneli enflasyon hedefinin de 2029'a ötelendiği kaydedildi.
Karar öncesinde Borsa İstanbul'da ayrışmanın dikkat çektiği belirtilen raporda, BIST 100 endeksinin yüzde 0,70 artışla 14.505,48, BIST 30 endeksinin yüzde 0,79 artışla 17.239,14 puandan kapandığı aktarıldı. Bankacılık endeksinin yüzde 2,44 gerilediği, mali ve holding endekslerinin ekside kaldığı ifade edildi.
Sanayi endeksinin yüzde 1,12, teknoloji endeksinin yüzde 1,17 yükseldiği ve işlem hacminin 337,7 milyar liraya ulaştığı belirtilirken, yükselişin faize duyarlı gruplardan sanayi ve teknolojiye rotasyona işaret ettiği kaydedildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
“Olurmu sizce” için dikkat çeken nokta şu:...
“Güncel Sİgara fiyatları” için dikkat çeke...
“30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu olsun.....