Süper Loto sonuçları için beklenen an geldi. Milyonlarca liralık b...
Süper Loto sonuçları için beklenen an geldi. Milyonlarca liralık b...
Süper Loto sonuçları için beklenen an geldi. Milyonlarca liralık büyük ikramiyenin sahibini bulup bulmadığı merak ediliyor.
Haftanın 3 günü çekilişi yapılan Süper Loto'da bir çekiliş maratonu daha geride kaldı. Küreye giren 60 numara içinden çekilen 6 şanslı rakam, devasa ikramiyenin kazandıran numaralarını belirledi. Rekor ikramiye seviyelerine ulaşan Süper Loto'da bilet alan vatandaşlar, "Süper Loto sonuç sorgulama" ekranı üzerinden biletlerini sorgulayabiliyor. Biletinize ikramiye vurup vurmadığını öğrenmek için bilet kodunuzu bilet sorgulama ekranına girmeniz yeterli.
Altı bilenin olmadığı çekilişte çıkan sayılar şöyle: 27, 30, 31, 41, 43, 57
Süper Loto sonuçları için beklenen an geldi. Milyonlarca liralık büyük ikramiyenin sahibini bulup bulmadığı merak ediliyor.
Haftanın 3 günü çekilişi yapılan Süper Loto'da bir çekiliş maratonu daha geride kaldı. Küreye giren 60 numara içinden çekilen 6 şanslı rakam, devasa ikramiyenin kazandıran numaralarını belirledi. Rekor ikramiye seviyelerine ulaşan Süper Loto'da bilet alan vatandaşlar, "Süper Loto sonuç sorgulama" ekranı üzerinden biletlerini sorgulayabiliyor. Biletinize ikramiye vurup vurmadığını öğrenmek için bilet kodunuzu bilet sorgulama ekranına girmeniz yeterli.
Altı bilenin olmadığı çekilişte çıkan sayılar şöyle: 27, 30, 31, 41, 43, 57
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle yarın özel bir miting yapılacak.
“Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır” sloganıyla gerçekleşecek mitinge Cumhurbaşkan...
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle yarın özel bir miting yapılacak.
“Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır” sloganıyla gerçekleşecek mitinge Cumhurbaşkan...
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle yarın özel bir miting yapılacak.
“Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır” sloganıyla gerçekleşecek mitinge Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katılacak.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, partisinin 25. kuruluş yıl dönümü mitingine ilişkin açıklama yaptı.
Acar, Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen toplantıda, yarın gerçekleştirilecek mitingle ilgili hazırlıkları büyük oranda tamamladıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla 25'inci yıl kutlamalarını milletle birlikte yapacaklarını söyleyen Acar, şöyle devam etti:
"- Yoğun ve hummalı bir çalışma yapmaya başladık. 'AK Parti 25 yılını nasıl anlatabilir?' diye önce buna odaklandık. 25 yılı anlatmak ne bir ansiklopediye ne de bir filme sığabiliyor. Mümkün olduğunca bunları bir kampanya formatı üzerinden anlatmayı tercih ettik.
- Yaklaşık bir aydır hem açık havalarda hem dijital ve sosyal medya araçlarıyla bakanlıklarımızın 25 yılda hayata geçirdiği tüm hizmetleri, eserleri anlatmaya gayret gösterdiğimiz süreç devam ediyor."
100 BİN DAVETLİ VAR
Mitinge çok büyük bir katılımın olacağını öngördüklerini dile getiren Acar, programa tüm halkın davetli olduğunu söyledi.
Genel Sekreterlik tarafından herkesin davet edildiğini aktaran Acar, "Kıymetli çınarlarımız, kurucularımızdan gelebilenler burada olacaklar. Eskiden bakanlık, milletvekilliği, belediye başkanlığı yapan, halihazırdaki görevde olan insanlar dahil olmak üzere yaklaşık 100 bin kişilik bir davet çıkardık. Dolayısıyla bu tarihi bir miting organizasyonu, özel bir miting olacak." dedi.
Acar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın mitingde 2001'de doğmuş ve yarın doğum günü olan yaklaşık 25 gençle birlikte oturacağını açıkladı.
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle yarın özel bir miting yapılacak.
“Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır” sloganıyla gerçekleşecek mitinge Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katılacak.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, partisinin 25. kuruluş yıl dönümü mitingine ilişkin açıklama yaptı.
Acar, Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen toplantıda, yarın gerçekleştirilecek mitingle ilgili hazırlıkları büyük oranda tamamladıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla 25'inci yıl kutlamalarını milletle birlikte yapacaklarını söyleyen Acar, şöyle devam etti:
"- Yoğun ve hummalı bir çalışma yapmaya başladık. 'AK Parti 25 yılını nasıl anlatabilir?' diye önce buna odaklandık. 25 yılı anlatmak ne bir ansiklopediye ne de bir filme sığabiliyor. Mümkün olduğunca bunları bir kampanya formatı üzerinden anlatmayı tercih ettik.
- Yaklaşık bir aydır hem açık havalarda hem dijital ve sosyal medya araçlarıyla bakanlıklarımızın 25 yılda hayata geçirdiği tüm hizmetleri, eserleri anlatmaya gayret gösterdiğimiz süreç devam ediyor."
100 BİN DAVETLİ VAR
Mitinge çok büyük bir katılımın olacağını öngördüklerini dile getiren Acar, programa tüm halkın davetli olduğunu söyledi.
Genel Sekreterlik tarafından herkesin davet edildiğini aktaran Acar, "Kıymetli çınarlarımız, kurucularımızdan gelebilenler burada olacaklar. Eskiden bakanlık, milletvekilliği, belediye başkanlığı yapan, halihazırdaki görevde olan insanlar dahil olmak üzere yaklaşık 100 bin kişilik bir davet çıkardık. Dolayısıyla bu tarihi bir miting organizasyonu, özel bir miting olacak." dedi.
Acar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın mitingde 2001'de doğmuş ve yarın doğum günü olan yaklaşık 25 gençle birlikte oturacağını açıkladı.
Giresun'da yağmur sonrası debisi yükselen derede akıntıya kapılan anne ile iki kızı yaşamını yitirdi.
Olayın ardından anne ile kızlarının acı hikayesi kaldı.
ANNE İLE KIZLARI ÖLDÜA...
Giresun'da yağmur sonrası debisi yükselen derede akıntıya kapılan anne ile iki kızı yaşamını yitirdi.
Olayın ardından anne ile kızlarının acı hikayesi kaldı.
ANNE İLE KIZLARI ÖLDÜA...
Giresun'da yağmur sonrası debisi yükselen derede akıntıya kapılan anne ile iki kızı yaşamını yitirdi.
Olayın ardından anne ile kızlarının acı hikayesi kaldı.
ANNE İLE KIZLARI ÖLDÜAcı olay Görele ilçesinde yaşandı. Zekiye Kırca ile kızları Burcu ve Burçin Kırca'nın piknik yaptıkları sırada başlayan yağmur sonrası debisi artan derede akıntıya kapıldı.
Baba Mehmet Kırca ise akıntıya kapılmaktan son anda kurtuldu.
İhbar üzerine harekete geçen ekipler, Burcu ve Burçin Kırca'nın cansız bedenlerine ulaştı. Zekiye Kırca'nın cansız bedeni ise bu sabah saatlerinde bulundu.
20 YIL SONRA GELMİŞLEROlaya ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı.
Aile fertlerinin, köylerine inşa ettirdikleri tek katlı evlerini görmek için İstanbul’dan Görele ilçesine geldikleri öğrenildi.
20 yıl aradan sonra geldikleri Hamzalı köyünde yeni evlerinde vakit geçiren ve olaydan bir gün sonra İstanbul'a dönüş hazırlığında oldukları öğrenilen anne ve iki kızının cenazelerinin, otopsi işlemlerinin ardından yarın ilçede toprağa verileceği belirtildi.
"ENİŞTEM 'GİTMEYELİM' DEMİŞ"Zekiye Kırca'nın ağabeyi Enver Yıkızoğlu, yaşananları anlattı.
Kardeşinin ailesiyle birlikte tatil için ilçeye geldiğini anlatan Yıkızoğlu, "Sabahleyin kahvaltı yapmak için dere kenarına gidiyorlar. Dere kenarında piknik yapıp, çay içerlerken dağdan gelen sel felaketi alıp götürüyor. Eniştem 'Hayır, oraya gitmeyelim’ demiş ama kızları ısrar ediyorlar, 'İlla oraya gideceğiz' demişler." ifadelerini kullandı.
"EVİ GÖRÜP GERİ DÖNECEKLERDİ"Yaşamını yitirenlerin yakınlarından Muzaffer Tıngır ise ailenin yeni yaptırdıkları evi görmek için ilçeye geldiğini söyledi.
Tıngır, "Yeni ev yapmıştı babaları, evi görelim diye kızlar özellikle ısrar edip, geliyorlar. Gelip evi görüp geri İstanbul'a döneceklermiş ama dönemediler. Kısmet buymuş." diye konuştu.
Giresun'da yağmur sonrası debisi yükselen derede akıntıya kapılan anne ile iki kızı yaşamını yitirdi.
Olayın ardından anne ile kızlarının acı hikayesi kaldı.
ANNE İLE KIZLARI ÖLDÜAcı olay Görele ilçesinde yaşandı. Zekiye Kırca ile kızları Burcu ve Burçin Kırca'nın piknik yaptıkları sırada başlayan yağmur sonrası debisi artan derede akıntıya kapıldı.
Baba Mehmet Kırca ise akıntıya kapılmaktan son anda kurtuldu.
İhbar üzerine harekete geçen ekipler, Burcu ve Burçin Kırca'nın cansız bedenlerine ulaştı. Zekiye Kırca'nın cansız bedeni ise bu sabah saatlerinde bulundu.
20 YIL SONRA GELMİŞLEROlaya ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı.
Aile fertlerinin, köylerine inşa ettirdikleri tek katlı evlerini görmek için İstanbul’dan Görele ilçesine geldikleri öğrenildi.
20 yıl aradan sonra geldikleri Hamzalı köyünde yeni evlerinde vakit geçiren ve olaydan bir gün sonra İstanbul'a dönüş hazırlığında oldukları öğrenilen anne ve iki kızının cenazelerinin, otopsi işlemlerinin ardından yarın ilçede toprağa verileceği belirtildi.
"ENİŞTEM 'GİTMEYELİM' DEMİŞ"Zekiye Kırca'nın ağabeyi Enver Yıkızoğlu, yaşananları anlattı.
Kardeşinin ailesiyle birlikte tatil için ilçeye geldiğini anlatan Yıkızoğlu, "Sabahleyin kahvaltı yapmak için dere kenarına gidiyorlar. Dere kenarında piknik yapıp, çay içerlerken dağdan gelen sel felaketi alıp götürüyor. Eniştem 'Hayır, oraya gitmeyelim’ demiş ama kızları ısrar ediyorlar, 'İlla oraya gideceğiz' demişler." ifadelerini kullandı.
"EVİ GÖRÜP GERİ DÖNECEKLERDİ"Yaşamını yitirenlerin yakınlarından Muzaffer Tıngır ise ailenin yeni yaptırdıkları evi görmek için ilçeye geldiğini söyledi.
Tıngır, "Yeni ev yapmıştı babaları, evi görelim diye kızlar özellikle ısrar edip, geliyorlar. Gelip evi görüp geri İstanbul'a döneceklermiş ama dönemediler. Kısmet buymuş." diye konuştu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gürlek, Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i ölüm yıl dönümünün dokuzuncu yılında anarak "Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir." dedi.
Hukukun...
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gürlek, Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i ölüm yıl dönümünün dokuzuncu yılında anarak "Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir." dedi.
Hukukun...
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gürlek, Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i ölüm yıl dönümünün dokuzuncu yılında anarak "Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir." dedi.
Hukukun herkes için işlediğini ve asli amacın vatandaşı huzur ve güven içinde tutmak olduğunu sözlerine ekleyen Bakan Gürlek, "Hukuk, nerede bir sorun görürse, nerede vatandaşımız ya da onun var ettiği devlet aleyhine bireysel ya da organize bir yapılanma görürse orada devreye girer, dosyanın üzerindeki isme bakmaz, hukuk gereğini yapar." açıklamasında bulundu.
SALAH TRANSFERİ
Gürlek, Trabzonluların spor sevgisini, 7'den 77'ye Trabzonspor aşkını bildiğini belirterek, Muhammed Salah'ın camiaya hayırlı olmasını diledi.
"YOLUMUZDAN ŞAŞMAYACAĞIZ"
Bakan Gürlek, Türkiye Yüzyılı hedefine işaret ederek, "Bu hedefi yalnızca ekonomik kalkınmanın, teknolojik ilerlemenin veya büyük yatırımların yüzyılı olarak görmüyoruz. Biz, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı olarak da görüyoruz. Adaletin Yüzyılı yapma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu nedenle her geçen gün farklı şekillerde karşımıza çıkan suç ve suç örgütleriyle mücadeleye devam ediyoruz." dedi.
"Suçun yöntemi değişse de araçları değişse de örgütlerin kullandığı yollar değişse de değişmeyen bir şey var, devletin suçla mücadele iradesidir" ifadesini kullanan Gürlek, şunları kaydetti:
"Uyuşturucudan yasa dışı bahis ve sanal kumara, sokak çetelerinden organize suç yapılanmalarına kadar milletimizin huzurunu hedef alan bütün suç odaklarının üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bu hafta da açıkça ifade ettik. Suç zincirinin yalnızca görünen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Uyuşturucu suçlarında torbacısından baronuna, organize suçta suçun failinden azmettiricisine, yasa dışı bahiste hesabını kullandırandan o düzeni yönetenlere kadar zincirin tamamını ortaya çıkarıyoruz. Mattia Ahmet Minguzzi evladımızın, Atlas Çağlayan evladımızın ve nice çocuğumuzun katledilmesi hepimizin yüreğinde derin yaralar oluşturdu. Bizim görevimiz yalnızca suç işlendikten sonra faili cezalandırmak değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için suçu ortaya çıkmadan önlemektir. Bu anlayışla, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar bakımından daha caydırıcı bir infaz düzenlemesinin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı olarak aktif rol üstlendik. Cezaların artırılması yönündeki çalışmalara önemli katkılar sağladık, çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin sorumluluğunu güçlendiren düzenlemelerin de yer aldığı yasal düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçerek yasalaştı. Çünkü çocuklarımız geleceğimizin en büyük teminatıdır. Onların yitip gitmesine, hayallerinin yarım kalmasına izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızın güvenliği ve geleceği için üzerimize düşen ne varsa sonuna kadar kararlılıkla mücadele edeceğiz."
Yalnızca suçun ve suçlunun değil, suç düzenini ayakta tutan kara paranın da takipçisi olduklarını belirten Bakan Gürlek, "Çünkü suçun damarını kesmeden, bu kaynağı kurutmadan suç örgütünün nefesini kesemezsiniz. Bu bağlamda bu düzene geçit vermeyeceğiz, operasyonlarımıza devam edeceğiz." mesajını verdi.
Milletin huzurunu bozan hiçbir yapıya müsamaha gösterilmeyeceğinin altını çizen Bakan Gürlek, devletten daha güçlü bir yapı ve Türk adaletinden kaçabilecekleri bir yer de olmadığını ifade etti.
"DOSYALARI YENİDEN AÇMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
"Adaletin önünde zaman aşınır, hakikat aşınmaz" ifadesini kullanan Gürlek, "Bir olayın üzerinden yıllar geçebilir, bir dosya rafta bekleyebilir ama faili meçhul kalan her ölüm devletin önünde kapanmamış bir hesaptır. Bu nedenle faili meçhul olayları, şüpheli ölümleri ve kamu vicdanında iz bırakan dosyaları yeniden açmaya devam edeceğiz. Şüpheyi dağıtacağız, delillerin izini süreceğiz, faili ortaya çıkaracağız. Sorumluyu adaletin karşısına çıkaracağız. Kararlıyız ve azimliyiz. Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarsa çıksın, yolumuzdan şaşmayacağız." diye konuştu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI
Gürlek, Türkiye'nin çok uzun yıllar boyunca terörün ağır bedellerini ödediğine dikkati çekerek, "Binlerce evladımızı şehit verdik. Nice anneler evladını toprağa verdi. Nice çocuklar babasız büyüdü. Nice ailelerin ocağına ateş düştü. Türkiye yalnızca canlarını kaybetmedi. Türkiye enerjisinden kaybetti, kaynaklarından kaybetti, kalkınma imkanlarından kaybetti. Hepsinden önemlisi, kardeşliğimiz defalarca hedef alındı. Bugün geldiğimiz noktada ise artık başka bir Türkiye vardır." açıklamasında bulundu.
“MESELE HUZURLU TÜRKİYE MESELESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu güçlü iradeyle başlayan Terörsüz Türkiye hedefinin, milletin sağduyusu ve Gazi Meclisin iradesiyle yeni ve tarihi bir aşamaya taşındığına işaret eden Gürlek, şu değerlendirmede bulundu:
"Meclisimizin gündemine gelen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 468 kabul oyuyla yasalaşmıştır. Tarihe geçecek çok güçlü bir milli irade ortaya konulmuştur. Buradan bir kez daha emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu güçlü irade bize çok önemli bir şey söylüyor, Terörsüz Türkiye artık yalnızca bir temenni değildir. Devletimizin, siyaset kurumunun ve milletimizin ortak geleceğine dair ortaya konulmuş tarihi bir iradedir. Bu meselenin tarafı 86 milyon vatandaşımızdır. Kazananı da 86 milyon vatandaşımız olacaktır. Milli şuuru yüksek Trabzon'umuz da bu süreci sağduyuyla anlatmalı ve güçlü şekilde sahiplenmelidir. Çünkü mesele bu topraklarda bir daha hiçbir annenin evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. Mesele ülkemizin dağlarının, şehirlerinin ve sınırlarının terörle değil, üretimle, yatırımla, turizmle, bilimle ve gençlerimizin başarılarıyla anılması meselesidir. Mesele, bir daha hiçbir Eren Bülbül'ümüzün çocuk yaşta aramızdan koparılmaması meselesidir. Mesele, bütün vatandaşlarımızın çocuklarına daha huzurlu bir Türkiye bırakması meselesidir."
Bakan Gürlek, amaçlarının Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak, milli birlik ve beraberliğii daha da güçlendirmek ve bölgemizde huzur iklimini sağlamak olduğunu söyledi.
"Şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek hiçbir adım atılmamıştır, atılmayacaktır. Gazilerimizin fedakarlığı bizim için tartışmaya kapalıdır." diye konuşan Akın Gürkek, "Tek gayemiz güçlü Türkiye'dir. Güçlü Türkiye'ye giden yolda iç cepheyi güçlendirmektir." dedi.
Türkiye'nin bugün artık sorunlarını erteleyen değil, sorunlarının üzerine giden bir ülke olduğunu vurgulayan Gürlek, "Terör meselesinde de böyledir. Suç örgütleriyle mücadelede de böyledir. Adalet sistemimizin eksiklerinde de böyledir. Nerede bir eksiklik varsa gidereceğiz. Nerede vatandaşımızın haklı bir beklentisi varsa dinleyeceğiz. Nerede milletimizin huzuruna kasteden bir yapı varsa hukuk içerisinde karşısında duracağız." diye konuştu.
ADALET TEŞKİLATI GÜÇLENECEK
Bakan Gürlek, adalet teşkilatını daha güçlü hale getirecek, yargılamanın etkinliğini artıracak, vatandaşın hakkına daha hızlı ulaşmasını sağlayacak reformları sürdüreceklerini söyledi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gürlek, Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i ölüm yıl dönümünün dokuzuncu yılında anarak "Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir." dedi.
Hukukun herkes için işlediğini ve asli amacın vatandaşı huzur ve güven içinde tutmak olduğunu sözlerine ekleyen Bakan Gürlek, "Hukuk, nerede bir sorun görürse, nerede vatandaşımız ya da onun var ettiği devlet aleyhine bireysel ya da organize bir yapılanma görürse orada devreye girer, dosyanın üzerindeki isme bakmaz, hukuk gereğini yapar." açıklamasında bulundu.
SALAH TRANSFERİ
Gürlek, Trabzonluların spor sevgisini, 7'den 77'ye Trabzonspor aşkını bildiğini belirterek, Muhammed Salah'ın camiaya hayırlı olmasını diledi.
"YOLUMUZDAN ŞAŞMAYACAĞIZ"
Bakan Gürlek, Türkiye Yüzyılı hedefine işaret ederek, "Bu hedefi yalnızca ekonomik kalkınmanın, teknolojik ilerlemenin veya büyük yatırımların yüzyılı olarak görmüyoruz. Biz, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı olarak da görüyoruz. Adaletin Yüzyılı yapma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu nedenle her geçen gün farklı şekillerde karşımıza çıkan suç ve suç örgütleriyle mücadeleye devam ediyoruz." dedi.
"Suçun yöntemi değişse de araçları değişse de örgütlerin kullandığı yollar değişse de değişmeyen bir şey var, devletin suçla mücadele iradesidir" ifadesini kullanan Gürlek, şunları kaydetti:
"Uyuşturucudan yasa dışı bahis ve sanal kumara, sokak çetelerinden organize suç yapılanmalarına kadar milletimizin huzurunu hedef alan bütün suç odaklarının üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bu hafta da açıkça ifade ettik. Suç zincirinin yalnızca görünen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Uyuşturucu suçlarında torbacısından baronuna, organize suçta suçun failinden azmettiricisine, yasa dışı bahiste hesabını kullandırandan o düzeni yönetenlere kadar zincirin tamamını ortaya çıkarıyoruz. Mattia Ahmet Minguzzi evladımızın, Atlas Çağlayan evladımızın ve nice çocuğumuzun katledilmesi hepimizin yüreğinde derin yaralar oluşturdu. Bizim görevimiz yalnızca suç işlendikten sonra faili cezalandırmak değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için suçu ortaya çıkmadan önlemektir. Bu anlayışla, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar bakımından daha caydırıcı bir infaz düzenlemesinin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı olarak aktif rol üstlendik. Cezaların artırılması yönündeki çalışmalara önemli katkılar sağladık, çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin sorumluluğunu güçlendiren düzenlemelerin de yer aldığı yasal düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçerek yasalaştı. Çünkü çocuklarımız geleceğimizin en büyük teminatıdır. Onların yitip gitmesine, hayallerinin yarım kalmasına izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızın güvenliği ve geleceği için üzerimize düşen ne varsa sonuna kadar kararlılıkla mücadele edeceğiz."
Yalnızca suçun ve suçlunun değil, suç düzenini ayakta tutan kara paranın da takipçisi olduklarını belirten Bakan Gürlek, "Çünkü suçun damarını kesmeden, bu kaynağı kurutmadan suç örgütünün nefesini kesemezsiniz. Bu bağlamda bu düzene geçit vermeyeceğiz, operasyonlarımıza devam edeceğiz." mesajını verdi.
Milletin huzurunu bozan hiçbir yapıya müsamaha gösterilmeyeceğinin altını çizen Bakan Gürlek, devletten daha güçlü bir yapı ve Türk adaletinden kaçabilecekleri bir yer de olmadığını ifade etti.
"DOSYALARI YENİDEN AÇMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
"Adaletin önünde zaman aşınır, hakikat aşınmaz" ifadesini kullanan Gürlek, "Bir olayın üzerinden yıllar geçebilir, bir dosya rafta bekleyebilir ama faili meçhul kalan her ölüm devletin önünde kapanmamış bir hesaptır. Bu nedenle faili meçhul olayları, şüpheli ölümleri ve kamu vicdanında iz bırakan dosyaları yeniden açmaya devam edeceğiz. Şüpheyi dağıtacağız, delillerin izini süreceğiz, faili ortaya çıkaracağız. Sorumluyu adaletin karşısına çıkaracağız. Kararlıyız ve azimliyiz. Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarsa çıksın, yolumuzdan şaşmayacağız." diye konuştu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI
Gürlek, Türkiye'nin çok uzun yıllar boyunca terörün ağır bedellerini ödediğine dikkati çekerek, "Binlerce evladımızı şehit verdik. Nice anneler evladını toprağa verdi. Nice çocuklar babasız büyüdü. Nice ailelerin ocağına ateş düştü. Türkiye yalnızca canlarını kaybetmedi. Türkiye enerjisinden kaybetti, kaynaklarından kaybetti, kalkınma imkanlarından kaybetti. Hepsinden önemlisi, kardeşliğimiz defalarca hedef alındı. Bugün geldiğimiz noktada ise artık başka bir Türkiye vardır." açıklamasında bulundu.
“MESELE HUZURLU TÜRKİYE MESELESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu güçlü iradeyle başlayan Terörsüz Türkiye hedefinin, milletin sağduyusu ve Gazi Meclisin iradesiyle yeni ve tarihi bir aşamaya taşındığına işaret eden Gürlek, şu değerlendirmede bulundu:
"Meclisimizin gündemine gelen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 468 kabul oyuyla yasalaşmıştır. Tarihe geçecek çok güçlü bir milli irade ortaya konulmuştur. Buradan bir kez daha emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu güçlü irade bize çok önemli bir şey söylüyor, Terörsüz Türkiye artık yalnızca bir temenni değildir. Devletimizin, siyaset kurumunun ve milletimizin ortak geleceğine dair ortaya konulmuş tarihi bir iradedir. Bu meselenin tarafı 86 milyon vatandaşımızdır. Kazananı da 86 milyon vatandaşımız olacaktır. Milli şuuru yüksek Trabzon'umuz da bu süreci sağduyuyla anlatmalı ve güçlü şekilde sahiplenmelidir. Çünkü mesele bu topraklarda bir daha hiçbir annenin evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. Mesele ülkemizin dağlarının, şehirlerinin ve sınırlarının terörle değil, üretimle, yatırımla, turizmle, bilimle ve gençlerimizin başarılarıyla anılması meselesidir. Mesele, bir daha hiçbir Eren Bülbül'ümüzün çocuk yaşta aramızdan koparılmaması meselesidir. Mesele, bütün vatandaşlarımızın çocuklarına daha huzurlu bir Türkiye bırakması meselesidir."
Bakan Gürlek, amaçlarının Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak, milli birlik ve beraberliğii daha da güçlendirmek ve bölgemizde huzur iklimini sağlamak olduğunu söyledi.
"Şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek hiçbir adım atılmamıştır, atılmayacaktır. Gazilerimizin fedakarlığı bizim için tartışmaya kapalıdır." diye konuşan Akın Gürkek, "Tek gayemiz güçlü Türkiye'dir. Güçlü Türkiye'ye giden yolda iç cepheyi güçlendirmektir." dedi.
Türkiye'nin bugün artık sorunlarını erteleyen değil, sorunlarının üzerine giden bir ülke olduğunu vurgulayan Gürlek, "Terör meselesinde de böyledir. Suç örgütleriyle mücadelede de böyledir. Adalet sistemimizin eksiklerinde de böyledir. Nerede bir eksiklik varsa gidereceğiz. Nerede vatandaşımızın haklı bir beklentisi varsa dinleyeceğiz. Nerede milletimizin huzuruna kasteden bir yapı varsa hukuk içerisinde karşısında duracağız." diye konuştu.
ADALET TEŞKİLATI GÜÇLENECEK
Bakan Gürlek, adalet teşkilatını daha güçlü hale getirecek, yargılamanın etkinliğini artıracak, vatandaşın hakkına daha hızlı ulaşmasını sağlayacak reformları sürdüreceklerini söyledi.
Şiddetli rüzgarın etkili olduğu Balıkesir'in iki içesinde alevlerle mücadele ediliyor.
EDREMİT YANGINI
Kadıköy Mahallesi'ndeki otluk alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler, yakındaki ormana sıçradı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü...
Şiddetli rüzgarın etkili olduğu Balıkesir'in iki içesinde alevlerle mücadele ediliyor.
EDREMİT YANGINI
Kadıköy Mahallesi'ndeki otluk alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler, yakındaki ormana sıçradı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü...
Şiddetli rüzgarın etkili olduğu Balıkesir'in iki içesinde alevlerle mücadele ediliyor.
EDREMİT YANGINI
Kadıköy Mahallesi'ndeki otluk alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler, yakındaki ormana sıçradı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Ekipler, 11 uçak, 7 helikopter, 13 arazöz, 3 su ikmal aracı, 5 su tankeri ve 45 personelle yangına müdahale ediyor.
Yangının zeytinliklerin yanı sıra çamlık alanda etkili olduğu ifade edildi. Bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı çok sayıda ekip sevk edildi.
Jandarma da yangının çıkış sebebiyle ilgili soruşturma başlattı.
EDREMİT KAYMAKAMI: 7-8 VATANDAŞIMIZI TAHLİYE ETTİK
Edremit Kaymakam Vekili Muhammed Evlice, yangın bölgesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, yangının yerleşim yerine yakın bir bölgede çıktığını belirtti.
Evlice, şunları söyledi:
"Hem orman hem de itfaiye ekiplerimiz hızlı bir şekilde müdahale ettiler. Şu an yerleşim yerine yakın bölgede çok fazla sıkıntımız kalmadı. Ormanın arka taraflarına olan bölümlerde devam ediyor. Oraya da uçak ve helikopterlerimizin müdahalesi sürüyor. İnşallah kısa sürede kontrol altına alırız diye düşünüyoruz. Şu anda 7-8 vatandaşımızı tahliye ettik fakat mahalle boyutunda şu an gerek yok."
Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş da yerleşim yerine yakın bölgedeki kısımda tehlike kalmadığını dile getirdi.
ALEVLER KAZ DAĞLARI'NA DOĞRU İLERLİYORYangının yerleşim yerlerini tehdit ettiği belirlenirken NTV Bölge Temsilcisi Merih Ak, çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
"ALEVLERİN İLERLEMESİ DURDURULDU"
"Yangın 14.00 sıralarında başladı. Çok kuvvetli rüzgar var." diye konuşan Ak, yangının yerleşim yerlerine alanlardaki zeytinliklerde başladığını ifade ederek şu bilgileri verdi:
“Kuvvetli rüzgarla birlikte yayılma eğilimi gösterdi. Ekipleri yangına anında müdahale etti ama rüzgar nedeniyle çalışmalar zorlaştı. Risk altındaki bazı evler tahliye edildi. Yerleşim yerlerine yakın bölgeledeki otluk alanlarda çıkan yangın bazı evlerde kısmen zarara neden oldu. Tehlike kısa sürede giderildi. Bazı vatandaşların hastanede tedavi altına alındığı bildirildi.Havadan ve karadan yoğun çabalar sonucunda yangın büyük ölçüde kontrol altına alınmış durumda. Bölgede soğutma çalışmaları sürüyor."
RÜZGAR HIZLANACAK
Ak, bölgedeki hava durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
“Bir süredir bölge aşırı sıcakları yaşıyordu." diye konuşan Ak, “Yarından itibaren kuvvetli rüzgarın çıkması bekleniyor. İlerleyen saatlerde rüzgarın etkisini artırması bekleniyor.” dedi.
BAŞKA BİR İLÇEDE DE YANGIN ÇIKTIDursunbey ilçesinde orman dışı alanda çıkan yangın, ormana sıçradı. Alevlere havadan ve karadan müdahale ediliyor.
Dursunbey ilçesi Kurtlar Mahallesi yakınlarındaki orman dışı alanda saat 14.30 sıralarında yangın çıktı. Alevler rüzgarın da etkisiyle ormana sıçradı. İhbar üzerine bölgeye 4 uçak, 4 helikopter ve çok sayıda ekip sevk edildi. Ekiplerin, alevlere havadan ve karadan müdahalesi devam ediyor.
Şiddetli rüzgarın etkili olduğu Balıkesir'in iki içesinde alevlerle mücadele ediliyor.
EDREMİT YANGINI
Kadıköy Mahallesi'ndeki otluk alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler, yakındaki ormana sıçradı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Ekipler, 11 uçak, 7 helikopter, 13 arazöz, 3 su ikmal aracı, 5 su tankeri ve 45 personelle yangına müdahale ediyor.
Yangının zeytinliklerin yanı sıra çamlık alanda etkili olduğu ifade edildi. Bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı çok sayıda ekip sevk edildi.
Jandarma da yangının çıkış sebebiyle ilgili soruşturma başlattı.
EDREMİT KAYMAKAMI: 7-8 VATANDAŞIMIZI TAHLİYE ETTİK
Edremit Kaymakam Vekili Muhammed Evlice, yangın bölgesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, yangının yerleşim yerine yakın bir bölgede çıktığını belirtti.
Evlice, şunları söyledi:
"Hem orman hem de itfaiye ekiplerimiz hızlı bir şekilde müdahale ettiler. Şu an yerleşim yerine yakın bölgede çok fazla sıkıntımız kalmadı. Ormanın arka taraflarına olan bölümlerde devam ediyor. Oraya da uçak ve helikopterlerimizin müdahalesi sürüyor. İnşallah kısa sürede kontrol altına alırız diye düşünüyoruz. Şu anda 7-8 vatandaşımızı tahliye ettik fakat mahalle boyutunda şu an gerek yok."
Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş da yerleşim yerine yakın bölgedeki kısımda tehlike kalmadığını dile getirdi.
ALEVLER KAZ DAĞLARI'NA DOĞRU İLERLİYORYangının yerleşim yerlerini tehdit ettiği belirlenirken NTV Bölge Temsilcisi Merih Ak, çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
"ALEVLERİN İLERLEMESİ DURDURULDU"
"Yangın 14.00 sıralarında başladı. Çok kuvvetli rüzgar var." diye konuşan Ak, yangının yerleşim yerlerine alanlardaki zeytinliklerde başladığını ifade ederek şu bilgileri verdi:
“Kuvvetli rüzgarla birlikte yayılma eğilimi gösterdi. Ekipleri yangına anında müdahale etti ama rüzgar nedeniyle çalışmalar zorlaştı. Risk altındaki bazı evler tahliye edildi. Yerleşim yerlerine yakın bölgeledeki otluk alanlarda çıkan yangın bazı evlerde kısmen zarara neden oldu. Tehlike kısa sürede giderildi. Bazı vatandaşların hastanede tedavi altına alındığı bildirildi.Havadan ve karadan yoğun çabalar sonucunda yangın büyük ölçüde kontrol altına alınmış durumda. Bölgede soğutma çalışmaları sürüyor."
RÜZGAR HIZLANACAK
Ak, bölgedeki hava durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
“Bir süredir bölge aşırı sıcakları yaşıyordu." diye konuşan Ak, “Yarından itibaren kuvvetli rüzgarın çıkması bekleniyor. İlerleyen saatlerde rüzgarın etkisini artırması bekleniyor.” dedi.
BAŞKA BİR İLÇEDE DE YANGIN ÇIKTIDursunbey ilçesinde orman dışı alanda çıkan yangın, ormana sıçradı. Alevlere havadan ve karadan müdahale ediliyor.
Dursunbey ilçesi Kurtlar Mahallesi yakınlarındaki orman dışı alanda saat 14.30 sıralarında yangın çıktı. Alevler rüzgarın da etkisiyle ormana sıçradı. İhbar üzerine bölgeye 4 uçak, 4 helikopter ve çok sayıda ekip sevk edildi. Ekiplerin, alevlere havadan ve karadan müdahalesi devam ediyor.
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait...
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait...
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait iki gemiye balistik füze fırlatmasının ardından üç İran gemisini vurduğunu açıkladı.
Hedef alınan gemilerden biri, Tahran'ın petrol ihracat merkezi konumundaki Hark Adası açıklarında seyrediyordu.
CENTCOM Komutanı Oramiral Brad Cooper kararlılık mesajı vererek, "Devrim Muhafızları mesajı net alsın: İki gemimize ateş açarsanız, üç geminizi devre dışı bırakarak çok daha ağır bir ekonomik bedel ödetiriz" dedi.
CENTCOM, çatışmalarda hiçbir Amerikan askerinin zarar görmediğini açıkladı.
Devrim Muhafızları Ordusu ise bölgedeki Amerikan askeri unsurlarına yönelik saldırılarını artırma tehdidinde bulundu.
İranlı yetkililer daha sonra, Hürmüz Boğazı'ndaki üç tankerin yanı sıra farklı sahalarda ABD ile bağlantılı üç gemiyi daha vurduklarını bildirdi.
Reuters ajansının aktardığına göre İran devlet televizyonunda yayımlanan Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri açıklamasında, gemi personeline yönelik uyarılar yer aldı.
Bildiride, "'Terörist' ABD ordusuna kanmayın, yetki verilmeyen suyollarından geçmeyi amaçlayan her türlü şüpheli hareketten uzak durun. Aksi takdirde hedef alınırsınız" ifadeleri kullanıldı.
İran'ın yarı resmi haber ajansı Tasnim, Hark Adası demirleme bölgesindeki bir tankere dört ABD füzesinin isabet ettiğini aktardı. Yerel kaynaklara dayandırılan haberde can kaybı yaşanmadığı, mürettebatın tahliye edildiği kaydedildi.
Son karşılıklı saldırılar, ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a yönelik başlattığı bombardımanlarla tırmanan çatışmaları daha da derinleştirme tehlikesi taşıyor.
Başkan Donald Trump yönetimi yaptırımları genişleterek İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmaya çalışırken, Trump askeri müdahale seçeneğini gündemde tutmayı sürdürüyor.
Trump, 31 Ağustos'ta sosyal medya hesabından Hark Adası'nın "yerle bir edildiğini" gösteren yapay zeka üretimi bir video paylaştı. İran makamları ise Hark Adası'na yönelik olası bir saldırıya çok sert karşılık vereceklerini duyurdu.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) üçüncü büyük üreticisi olan İran, savaştan önce ham petrol ihracatının yüzde 90'ını Hark Adası üzerinden gerçekleştiriyordu.
Sevkiyatlar, ABD'nin nisan ayı ortasında başlattığı deniz ablukası nedeniyle büyük ölçüde aksadı.
Trump daha önce de Hark Adası'nı hedef alan açıklamalar yapmıştı.
11 Haziran'da adayı ele geçirmek istediğini söyleyen Trump, Tahran ile Washington'ın savaşı sonlandırmayı amaçlayan 17 Haziran tarihli geçici anlaşmayı imzalamasından birkaç gün önce askeri operasyon ihtimalini rafa kaldırdığını belirtmişti.
İran'ın savaştan önce küresel petrol arzının beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasının ardından Washington, İran limanlarına abluka uygulamaya başladı.
Hark Adası'na yönelik Amerikan saldırıları, söz konusu deniz ablukası altında zorlanan İran petrol sektörünü ve genel ülke ekonomisini daha ağır bir baskıyla yüz yüze bırakıyor.
Ortadoğu'da tırmanan askeri gerilim küresel tedarik endişelerini körüklerken, Brent ham petrolün varil fiyatı cuma günü 96,28 dolara çıkarak 24 Temmuz'dan bu yana görülen en yüksek seviyeden kapandı.
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait iki gemiye balistik füze fırlatmasının ardından üç İran gemisini vurduğunu açıkladı.
Hedef alınan gemilerden biri, Tahran'ın petrol ihracat merkezi konumundaki Hark Adası açıklarında seyrediyordu.
CENTCOM Komutanı Oramiral Brad Cooper kararlılık mesajı vererek, "Devrim Muhafızları mesajı net alsın: İki gemimize ateş açarsanız, üç geminizi devre dışı bırakarak çok daha ağır bir ekonomik bedel ödetiriz" dedi.
CENTCOM, çatışmalarda hiçbir Amerikan askerinin zarar görmediğini açıkladı.
Devrim Muhafızları Ordusu ise bölgedeki Amerikan askeri unsurlarına yönelik saldırılarını artırma tehdidinde bulundu.
İranlı yetkililer daha sonra, Hürmüz Boğazı'ndaki üç tankerin yanı sıra farklı sahalarda ABD ile bağlantılı üç gemiyi daha vurduklarını bildirdi.
Reuters ajansının aktardığına göre İran devlet televizyonunda yayımlanan Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri açıklamasında, gemi personeline yönelik uyarılar yer aldı.
Bildiride, "'Terörist' ABD ordusuna kanmayın, yetki verilmeyen suyollarından geçmeyi amaçlayan her türlü şüpheli hareketten uzak durun. Aksi takdirde hedef alınırsınız" ifadeleri kullanıldı.
İran'ın yarı resmi haber ajansı Tasnim, Hark Adası demirleme bölgesindeki bir tankere dört ABD füzesinin isabet ettiğini aktardı. Yerel kaynaklara dayandırılan haberde can kaybı yaşanmadığı, mürettebatın tahliye edildiği kaydedildi.
Son karşılıklı saldırılar, ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a yönelik başlattığı bombardımanlarla tırmanan çatışmaları daha da derinleştirme tehlikesi taşıyor.
Başkan Donald Trump yönetimi yaptırımları genişleterek İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmaya çalışırken, Trump askeri müdahale seçeneğini gündemde tutmayı sürdürüyor.
Trump, 31 Ağustos'ta sosyal medya hesabından Hark Adası'nın "yerle bir edildiğini" gösteren yapay zeka üretimi bir video paylaştı. İran makamları ise Hark Adası'na yönelik olası bir saldırıya çok sert karşılık vereceklerini duyurdu.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) üçüncü büyük üreticisi olan İran, savaştan önce ham petrol ihracatının yüzde 90'ını Hark Adası üzerinden gerçekleştiriyordu.
Sevkiyatlar, ABD'nin nisan ayı ortasında başlattığı deniz ablukası nedeniyle büyük ölçüde aksadı.
Trump daha önce de Hark Adası'nı hedef alan açıklamalar yapmıştı.
11 Haziran'da adayı ele geçirmek istediğini söyleyen Trump, Tahran ile Washington'ın savaşı sonlandırmayı amaçlayan 17 Haziran tarihli geçici anlaşmayı imzalamasından birkaç gün önce askeri operasyon ihtimalini rafa kaldırdığını belirtmişti.
İran'ın savaştan önce küresel petrol arzının beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasının ardından Washington, İran limanlarına abluka uygulamaya başladı.
Hark Adası'na yönelik Amerikan saldırıları, söz konusu deniz ablukası altında zorlanan İran petrol sektörünü ve genel ülke ekonomisini daha ağır bir baskıyla yüz yüze bırakıyor.
Ortadoğu'da tırmanan askeri gerilim küresel tedarik endişelerini körüklerken, Brent ham petrolün varil fiyatı cuma günü 96,28 dolara çıkarak 24 Temmuz'dan bu yana görülen en yüksek seviyeden kapandı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan petrol yüklü bir tankere Marmara Adası açıklarında makine arızası nedeniyle sürüklendiğini ve yardım talebinde bulunduğunu duyurdu.
243 metre boyunda ve 96 bin 544 ton ham petrol yüklü olduğu belirtilen Rusya bayraklı Pioner 1 isimli tanker için Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi koordinesinde Nene Hatun Acil Müdahale Gemisi ve Kurtarma-16 Römorkörü bölgeye sevk edildi.
Nene Hatun'un saat 22.30’da tankeri yedekleyerek emniyete almış olduğu belirtildi. Pioner 1, Şevketiye Demir Sahası’na çekilerek emniyetli şekilde demirletilecek.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan petrol yüklü bir tankere Marmara Adası açıklarında makine arızası nedeniyle sürüklendiğini ve yardım talebinde bulunduğunu duyurdu.
243 metre boyunda ve 96 bin 544 ton ham petrol yüklü olduğu belirtilen Rusya bayraklı Pioner 1 isimli tanker için Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi koordinesinde Nene Hatun Acil Müdahale Gemisi ve Kurtarma-16 Römorkörü bölgeye sevk edildi.
Nene Hatun'un saat 22.30’da tankeri yedekleyerek emniyete almış olduğu belirtildi. Pioner 1, Şevketiye Demir Sahası’na çekilerek emniyetli şekilde demirletilecek.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin uluslararası uzay istasyonlarına teknoloji bileşenleri üreten bir ülke olma yolunda çalışmalarını sürdürdüğünü de ifade etti.
Milli Uzay Programı kapsamında sürdürülen derin uzay projelerinin olduğunu dile getiren Kacır Türk mühendislerin, araştı...
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin uluslararası uzay istasyonlarına teknoloji bileşenleri üreten bir ülke olma yolunda çalışmalarını sürdürdüğünü de ifade etti.
Milli Uzay Programı kapsamında sürdürülen derin uzay projelerinin olduğunu dile getiren Kacır Türk mühendislerin, araştı...
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin uluslararası uzay istasyonlarına teknoloji bileşenleri üreten bir ülke olma yolunda çalışmalarını sürdürdüğünü de ifade etti.
Milli Uzay Programı kapsamında sürdürülen derin uzay projelerinin olduğunu dile getiren Kacır Türk mühendislerin, araştırmacıların ve bilim insanlarının Türkiye'nin kendi ay aracını geliştirdiklerini anlattı.
Bakan Kacır, Türkiye'nin kendi hibrit itki sistemine sahip ay aracının da 2027'in ilk aylarında uzaya göndereceği müjdesini verdi. Tüm testlerin başarıyla gerçekleştirildiğini dile getiren Kacır, "Şu anda fırlatma takvimimi de netleşmiş oldu. Türkiye olarak dünyada çok az sayıda ülkenin başarabileceği bir teknolojik kabiliyeti ülkemize kazandırarak hayata geçirmiş olacağız." dedi.
MİLLİ UZAY PROGRAMI ÇALIŞMALARI
Türkiye için uzaya bağımsız erişimin çok stratejik bir hedef olduğundan söz eden Bakan Kacır, "Roket ve füze teknolojilerinde çok önemli kabiliyetlere sahip. Burada Roketsan'ın, TÜBİTAK Sage'nin, Delta V'nin çok önemli çalışmaları var. Bu çalışmaların artık kendi uydularımızı, kendi imkanlarımızla uzaya göndereceğimiz roketleri üretme noktasına gelmesine adım adım yaklaşıyoruz." diye konuştu.
SOMALİ'DE TÜRK UZAY ÜSSÜ
Kacır, uzaya bağımsız erişim için uzay limanı altyapısına da sahip olmayı önceliklendirdiklerini söyledi.
"Türkiye olarak çok stratejik bir adım atıyoruz ve Somali'de kendi uzay limanımızı inşa ediyoruz." diyen Kacır, şöyle devam etti:
“Türkiye kendi roketleriyle kendi geliştirdiği uyduları ve uzay araçlarını kendi uzay limanından uzaya gönderme kabiliyetine inşallah erişecek. Tabii, bütün bunlar bir ekosistemle mümkün. Türkiye'de şu anda bu alanda çalışan insan sayısı her yıl katlanarak artıyor. Ama daha fazlasına ihtiyacımız var. Bunun için özellikle Orta Doğu Teknik Üniversitemizle birlikte ODTÜ kampüsü yerleşkesinde bir uzay teknoparkı kurmaya hazırlanıyoruz. Bu teknopark bu alanda çalışan tüm kurumların ve şirketlerin kümelendiği, AR-GE faaliyetlerinin bir arada yürütüldüğü bir altyapı olmuş olacak.”
Kacır, uzay teknolojilerinin Türkiye Yüzyılı'nın en güçlü şekilde hayata geçtiği alan olacağını ifade edip "Türkiye önümüzdeki dönemde yeni kurulacak uluslararası uzay istasyonlarından teknoloji bileşenlerini geliştirip üreten bir ülke olarak bu sürece katılmaya hazırlanıyor." açıklamasında bulundu.
77. ULUSLARARASI UZAY KONGRESİ
Kacır, 5-9 Ekim tarihlerinde Antalya'da Türkiye'nin ilk defa ev sahibi olacağı 77. Uluslararası Uzay Kongresi düzenleyeceklerini duyurdu.
Yüzden fazla ülke, 10 binden fazla katılımcının olacağı Uluslararası Uzay Kongresi'nin Türkiye tarihinin en büyük bilimsel organizasyonlarından biri olacağını vurgulayan Bakan Kacır, "Çok büyük bir organizasyon ve 77'inci kez düzenleniyor. Fakat en büyüğü Türkiye'de düzenlenmiş olacak. Tüm ön kayıt istatistiklerinde rekor kırıldı." dedi.
Toplantıda Antalya deklarasyonunun yayınlanacağını da sözlerine ekleyen Kacır, "Biz bu deklarasyonun da barış, güven ve istikrar mesajlarını içermesini hedefliyoruz." mesajlarını verdi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin uluslararası uzay istasyonlarına teknoloji bileşenleri üreten bir ülke olma yolunda çalışmalarını sürdürdüğünü de ifade etti.
Milli Uzay Programı kapsamında sürdürülen derin uzay projelerinin olduğunu dile getiren Kacır Türk mühendislerin, araştırmacıların ve bilim insanlarının Türkiye'nin kendi ay aracını geliştirdiklerini anlattı.
Bakan Kacır, Türkiye'nin kendi hibrit itki sistemine sahip ay aracının da 2027'in ilk aylarında uzaya göndereceği müjdesini verdi. Tüm testlerin başarıyla gerçekleştirildiğini dile getiren Kacır, "Şu anda fırlatma takvimimi de netleşmiş oldu. Türkiye olarak dünyada çok az sayıda ülkenin başarabileceği bir teknolojik kabiliyeti ülkemize kazandırarak hayata geçirmiş olacağız." dedi.
MİLLİ UZAY PROGRAMI ÇALIŞMALARI
Türkiye için uzaya bağımsız erişimin çok stratejik bir hedef olduğundan söz eden Bakan Kacır, "Roket ve füze teknolojilerinde çok önemli kabiliyetlere sahip. Burada Roketsan'ın, TÜBİTAK Sage'nin, Delta V'nin çok önemli çalışmaları var. Bu çalışmaların artık kendi uydularımızı, kendi imkanlarımızla uzaya göndereceğimiz roketleri üretme noktasına gelmesine adım adım yaklaşıyoruz." diye konuştu.
SOMALİ'DE TÜRK UZAY ÜSSÜ
Kacır, uzaya bağımsız erişim için uzay limanı altyapısına da sahip olmayı önceliklendirdiklerini söyledi.
"Türkiye olarak çok stratejik bir adım atıyoruz ve Somali'de kendi uzay limanımızı inşa ediyoruz." diyen Kacır, şöyle devam etti:
“Türkiye kendi roketleriyle kendi geliştirdiği uyduları ve uzay araçlarını kendi uzay limanından uzaya gönderme kabiliyetine inşallah erişecek. Tabii, bütün bunlar bir ekosistemle mümkün. Türkiye'de şu anda bu alanda çalışan insan sayısı her yıl katlanarak artıyor. Ama daha fazlasına ihtiyacımız var. Bunun için özellikle Orta Doğu Teknik Üniversitemizle birlikte ODTÜ kampüsü yerleşkesinde bir uzay teknoparkı kurmaya hazırlanıyoruz. Bu teknopark bu alanda çalışan tüm kurumların ve şirketlerin kümelendiği, AR-GE faaliyetlerinin bir arada yürütüldüğü bir altyapı olmuş olacak.”
Kacır, uzay teknolojilerinin Türkiye Yüzyılı'nın en güçlü şekilde hayata geçtiği alan olacağını ifade edip "Türkiye önümüzdeki dönemde yeni kurulacak uluslararası uzay istasyonlarından teknoloji bileşenlerini geliştirip üreten bir ülke olarak bu sürece katılmaya hazırlanıyor." açıklamasında bulundu.
77. ULUSLARARASI UZAY KONGRESİ
Kacır, 5-9 Ekim tarihlerinde Antalya'da Türkiye'nin ilk defa ev sahibi olacağı 77. Uluslararası Uzay Kongresi düzenleyeceklerini duyurdu.
Yüzden fazla ülke, 10 binden fazla katılımcının olacağı Uluslararası Uzay Kongresi'nin Türkiye tarihinin en büyük bilimsel organizasyonlarından biri olacağını vurgulayan Bakan Kacır, "Çok büyük bir organizasyon ve 77'inci kez düzenleniyor. Fakat en büyüğü Türkiye'de düzenlenmiş olacak. Tüm ön kayıt istatistiklerinde rekor kırıldı." dedi.
Toplantıda Antalya deklarasyonunun yayınlanacağını da sözlerine ekleyen Kacır, "Biz bu deklarasyonun da barış, güven ve istikrar mesajlarını içermesini hedefliyoruz." mesajlarını verdi.
Hakkari'nin Derecik ilçesinde görev yapan Uzman Çavuş Kas...
Hakkari'nin Derecik ilçesinde görev yapan Uzman Çavuş Kas...
Hakkari'nin Derecik ilçesinde görev yapan Uzman Çavuş Kasım Yurt, evinin anahtarını unutunca 5'inci kattaki dairesine girebilmek için 112 Acil Çağrı Merkezi'nden yardım istedi. Bölgeye itfaiye ekipleri sevk edildi.
Yurt, itfaiye aracının sepetiyle balkona ulaşmaya çalıştı. Merdivenin balkona yetişmemesi üzerine Yurt, aşağı inmek istedi. Ancak bu sırada itfaiye aracı henüz belirlenemeyen nedenle kaydı.
Duvar ile sepet arasında sıkışarak ağır yaralanan ve hastaneye kaldırılan Kasım Yurt, müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Hakkari'nin Derecik ilçesinde görev yapan Uzman Çavuş Kasım Yurt, evinin anahtarını unutunca 5'inci kattaki dairesine girebilmek için 112 Acil Çağrı Merkezi'nden yardım istedi. Bölgeye itfaiye ekipleri sevk edildi.
Yurt, itfaiye aracının sepetiyle balkona ulaşmaya çalıştı. Merdivenin balkona yetişmemesi üzerine Yurt, aşağı inmek istedi. Ancak bu sırada itfaiye aracı henüz belirlenemeyen nedenle kaydı.
Duvar ile sepet arasında sıkışarak ağır yaralanan ve hastaneye kaldırılan Kasım Yurt, müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, 9 Ağustos'ta Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren öğrenci affına ilişkin açıklamalarda bulundu. Özvar, daha önceki öğrenci aflarından yararlananların da yeni düzenl...
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, 9 Ağustos'ta Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren öğrenci affına ilişkin açıklamalarda bulundu. Özvar, daha önceki öğrenci aflarından yararlananların da yeni düzenl...
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, 9 Ağustos'ta Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren öğrenci affına ilişkin açıklamalarda bulundu. Özvar, daha önceki öğrenci aflarından yararlananların da yeni düzenleme kapsamında üniversiteye dönebileceğini bildirdi.
Özvar, daha önceki aflara başvurmuş ya da başvurmamış olmanın yeni aftan yararlanmanın önünde engel olmadığını belirterek, yaklaşık 500 bin ilişiği kesilmiş öğrencinin başvurabileceğini söyledi. Halen öğrenci olup 9 Aralık'a kadar kaydını sildirerek aftan yararlanabilecek kişiler nedeniyle kesin başvuru sayısının ise şimdiden öngörülemediğini ifade etti.
KİMLER KAPSAM DIŞI?
Başvuruların 9 Aralık 2026'ya kadar yapılabileceğini belirten Özvar, terör, kasten öldürme, işkence, eziyet, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ile uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından hüküm giyenlerin düzenlemeden yararlanamayacağını söyledi. Hukuka aykırı yollar veya sahte evrak nedeniyle üniversiteyle ilişiği kesilenler de kapsam dışında tutulacak.
ÖN LİSANS VE DOKTORAYI DA KAPSIYOR
Özvar, bir programa yerleştirildiği halde kayıt yaptıramayanların yanı sıra ön lisanstan doktoraya kadar herhangi bir programa kayıtlı olup ilişiği kesilenlerin de aftan yararlanabileceğini belirtti. Kapatılmış veya artık öğrenci almayan bölümlerdeki öğrencilerin ise başarı sıralaması ve taban puanlar dikkate alınarak eşdeğer programlara yerleştirileceğini, gerektiğinde YÖK'ün devreye gireceğini kaydetti.
YATAY GEÇİŞ İMKANI
Düzenleme kapsamında yatay geçiş de mümkün olacak. Bunun için öğrencinin öncelikle ilişiğinin kesildiği programa veya eşdeğer bir programa yeniden kayıt yaptırması gerekecek. Ardından başka üniversitelerdeki eşdeğer programlara yatay geçiş başvurusu yapılabilecek.
Tıp ve diş hekimliği gibi uygulamalı eğitim içeren bölümlerde ise teorik eğitimini tamamlayarak yalnızca intörnlük aşamasında azami süre nedeniyle ilişiği kesilen öğrenciler için özel düzenleme uygulanacak. Bu öğrenciler, mezuniyet için intörnlük eğitimlerini tamamlayabilecek.
Özvar, düzenlemeyi “bugüne kadar çıkartılmış en geniş kapsamlı af yasalarından biri” olarak nitelendirerek, öğrenci affının üniversiteye dönüşün yanı sıra gençlere yeni bir meslek ve kariyer imkanı sunacağını ifade etti.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, 9 Ağustos'ta Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren öğrenci affına ilişkin açıklamalarda bulundu. Özvar, daha önceki öğrenci aflarından yararlananların da yeni düzenleme kapsamında üniversiteye dönebileceğini bildirdi.
Özvar, daha önceki aflara başvurmuş ya da başvurmamış olmanın yeni aftan yararlanmanın önünde engel olmadığını belirterek, yaklaşık 500 bin ilişiği kesilmiş öğrencinin başvurabileceğini söyledi. Halen öğrenci olup 9 Aralık'a kadar kaydını sildirerek aftan yararlanabilecek kişiler nedeniyle kesin başvuru sayısının ise şimdiden öngörülemediğini ifade etti.
KİMLER KAPSAM DIŞI?
Başvuruların 9 Aralık 2026'ya kadar yapılabileceğini belirten Özvar, terör, kasten öldürme, işkence, eziyet, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ile uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından hüküm giyenlerin düzenlemeden yararlanamayacağını söyledi. Hukuka aykırı yollar veya sahte evrak nedeniyle üniversiteyle ilişiği kesilenler de kapsam dışında tutulacak.
ÖN LİSANS VE DOKTORAYI DA KAPSIYOR
Özvar, bir programa yerleştirildiği halde kayıt yaptıramayanların yanı sıra ön lisanstan doktoraya kadar herhangi bir programa kayıtlı olup ilişiği kesilenlerin de aftan yararlanabileceğini belirtti. Kapatılmış veya artık öğrenci almayan bölümlerdeki öğrencilerin ise başarı sıralaması ve taban puanlar dikkate alınarak eşdeğer programlara yerleştirileceğini, gerektiğinde YÖK'ün devreye gireceğini kaydetti.
YATAY GEÇİŞ İMKANI
Düzenleme kapsamında yatay geçiş de mümkün olacak. Bunun için öğrencinin öncelikle ilişiğinin kesildiği programa veya eşdeğer bir programa yeniden kayıt yaptırması gerekecek. Ardından başka üniversitelerdeki eşdeğer programlara yatay geçiş başvurusu yapılabilecek.
Tıp ve diş hekimliği gibi uygulamalı eğitim içeren bölümlerde ise teorik eğitimini tamamlayarak yalnızca intörnlük aşamasında azami süre nedeniyle ilişiği kesilen öğrenciler için özel düzenleme uygulanacak. Bu öğrenciler, mezuniyet için intörnlük eğitimlerini tamamlayabilecek.
Özvar, düzenlemeyi “bugüne kadar çıkartılmış en geniş kapsamlı af yasalarından biri” olarak nitelendirerek, öğrenci affının üniversiteye dönüşün yanı sıra gençlere yeni bir meslek ve kariyer imkanı sunacağını ifade etti.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, sürücülerin sık sık yaşadığı, depoya yanlış yakın konulmasından kaynaklanan anlaşmazlıklar için kararını verdi.
Yüksek Ma...
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, sürücülerin sık sık yaşadığı, depoya yanlış yakın konulmasından kaynaklanan anlaşmazlıklar için kararını verdi.
Yüksek Ma...
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, sürücülerin sık sık yaşadığı, depoya yanlış yakın konulmasından kaynaklanan anlaşmazlıklar için kararını verdi.
Yüksek Mahkeme, İzmir'de bir akaryakıt istasyonunun depoya yanlış yakıt doldurmasının ardından başlayan yasal anlaşmazlığı irledi.
Dava dosyasına göre, 2022 yılında araç sahibi yanlış yakıt konulması üzerine İzmir'de yasal haklarını aramaya başladı. Sürücü, aracında 59 bin liralık tamir zararı oluştuğunu ileri sürerek dava açtı. Sürücü davayı kazandı ancak istasyona yakıt temin eden ana dağıtıcı şirket, kararlara itiraz etti. Yerel mahkeme itirazı haklı buldu ve yanlış yakıttan ana dağıtıcıya değil istasyona yönelik dava açılmasını gerektiğine hükmetti.
YANLIŞ YAKITTAN ANA BAYİ DE SORUMLU
Dosya Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz edilince, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, dosyayı ayrıntılı ele aldı. Daire, Resmi Gazete'de 1 Eylül 2026 tarihinde yayınlanan kararına göre, yerel mahkemenin kararını hatalı buldu. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararına göre, ayıplı hizmetten bayi kadar ana dağıtıcı da sorumlu, Tüketici haklarıyla ilgili yasaya gönderme yapan Daire, “Davacının ve bayinin ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ortak sorumlu olduğu” kararına vardı, yerel mahkemenin kararını bozdu ve temyiz talebini haklı buldu.
Karar, yanlış yakıt gibi sorunlar nedeniyle zarara uğrayan sürücülerin hem istasyonu hem de bu istasyona yakıt sağlayan ana dağıtıcıyı sorumlu tutacağı anlamına geliyor.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, sürücülerin sık sık yaşadığı, depoya yanlış yakın konulmasından kaynaklanan anlaşmazlıklar için kararını verdi.
Yüksek Mahkeme, İzmir'de bir akaryakıt istasyonunun depoya yanlış yakıt doldurmasının ardından başlayan yasal anlaşmazlığı irledi.
Dava dosyasına göre, 2022 yılında araç sahibi yanlış yakıt konulması üzerine İzmir'de yasal haklarını aramaya başladı. Sürücü, aracında 59 bin liralık tamir zararı oluştuğunu ileri sürerek dava açtı. Sürücü davayı kazandı ancak istasyona yakıt temin eden ana dağıtıcı şirket, kararlara itiraz etti. Yerel mahkeme itirazı haklı buldu ve yanlış yakıttan ana dağıtıcıya değil istasyona yönelik dava açılmasını gerektiğine hükmetti.
YANLIŞ YAKITTAN ANA BAYİ DE SORUMLU
Dosya Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz edilince, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, dosyayı ayrıntılı ele aldı. Daire, Resmi Gazete'de 1 Eylül 2026 tarihinde yayınlanan kararına göre, yerel mahkemenin kararını hatalı buldu. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararına göre, ayıplı hizmetten bayi kadar ana dağıtıcı da sorumlu, Tüketici haklarıyla ilgili yasaya gönderme yapan Daire, “Davacının ve bayinin ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ortak sorumlu olduğu” kararına vardı, yerel mahkemenin kararını bozdu ve temyiz talebini haklı buldu.
Karar, yanlış yakıt gibi sorunlar nedeniyle zarara uğrayan sürücülerin hem istasyonu hem de bu istasyona yakıt sağlayan ana dağıtıcıyı sorumlu tutacağı anlamına geliyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bayındır Memur-Sen'in 8. Olağan Genel Kurulu toplantısına katıldı.
Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada, çalışanların üretimi etkileyen, kaliteyi artıran, milletin refahını yükselten en önemli güç olduğunu belirtti.
Kendisinin de çalışma hayatına 1989 yı...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bayındır Memur-Sen'in 8. Olağan Genel Kurulu toplantısına katıldı.
Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada, çalışanların üretimi etkileyen, kaliteyi artıran, milletin refahını yükselten en önemli güç olduğunu belirtti.
Kendisinin de çalışma hayatına 1989 yı...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bayındır Memur-Sen'in 8. Olağan Genel Kurulu toplantısına katıldı.
Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada, çalışanların üretimi etkileyen, kaliteyi artıran, milletin refahını yükselten en önemli güç olduğunu belirtti.
Kendisinin de çalışma hayatına 1989 yılında Karayolları Erzurum 12. Bölge Müdürlüğünde mühendis olarak başladığını ifade eden Uraloğlu, başmühendislikten Karayolları Genel Müdürlüğü görevine yükseldiğini, oradan da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdiriyle bakanlık görevine geldiğini aktardı.
Uraloğlu, sendikaların amacının, çalışanların özlük haklarını ve geleceğe dair beklentilerini karşılamak olduğunu kaydetti.
Memur-Sen'in de bunu yaptığını, sadece üyelerinin beklentilerini değil, milletin dertlerini dile getirdiğini bildiren Uraloğlu, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde biz de AK Parti hükümetleri olarak sosyal diyalog ile çalışanlarımızın hak ve hukukunu gözetmeye gayret ediyoruz." ifadesini kullandı.
Uraloğlu, Memur-Sen'in özellikle Filistin konusundaki duruşuna işaret ederek Türkiye'nin mazlum coğrafyalarda birçok insana ulaştığını belirtti.
24 YILDA 355 MİLYAR DOLARLIK YATIRIMUlaştırma ve altyapı alanında 2002 yılından bu yana hayata geçirilen projelere ilişkin bilgi veren Uraloğlu, son 24 yılda söz konusu alanlarda 355 milyar dolarlık yatırım yaptıklarını ifade etti.
Uraloğlu, 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 30 bin kilometrenin üzerine çıkardıklarını, sadece 6 il birbirine bölünmüş yollarla bağlanırken bugün bu sayının 77'ye ulaştığını belirtti.
Mevcut trafiğin yüzde 85'inin bu bölünmüş yollar üzerinden gerçekleştiğine işaret eden Uraloğlu, otoyol uzunluğunu da 4 bin kilometreye yaklaştırdıklarını bildirdi.
"MEVCUT DEMİRYOLLARINI NEREDEYSE SİL BAŞTAN YENİLEDİK"Uraloğlu, demir yollarını 11 bin kilometreden 14 bin kilometreye çıkardıklarını, bunun 2 bin 251 kilometresinin yüksek hızlı demir yolundan oluştuğunu vurguladı.
Mevcut demir yollarını neredeyse sil baştan yenilediklerini, elektrikli, sinyalli hale getirdiklerini ifade eden Uraloğlu, Türkiye'nin Avrupa'da 6'ncı, dünyada ise 8'inci yüksek hızlı demir yolu işleten ülke olduğunun bilgisini verdi.
"2053'TE TÜM TÜRKİYE'Yİ 48 SAATTE HIZLI TREN AĞLARIYLA GEZEBİLECEĞİZ"Uraloğlu ayrıca, Ankara-İzmir, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep, Bursa-Bandırma, Ankara-Çorum, Yerköy-Kayseri gibi birçok hatta çalışmalar sürdürdüklerini bildirerek, "Bugün 11 olan hızlı trenle gittiğimiz il sayısını 2028 yılında 27'ye çıkarmış olacağız. 2053'te bütün Türkiye'yi 48 saatte hızlı tren ağlarıyla gezebileceğiz." ifadelerini kullandı.
"HEM AVRUPA'DA HEM DÜNYADA SÖZ SAHİBİYİZ"Türkiye'nin 4 saatlik uçuş mesafesiyle 67 ülkeye ulaşabildiğini anımsatan Uraloğlu, 2002'de 26 olan havalimanı sayısının 58'e ulaştığını, bu havalimanlarının geçen yıl 247 milyon insana hizmet verdiğini belirtti.
Uraloğlu, halihazırda Türkiye'nin dış hatlardaki uçuş ağını 133 ülkede 356 noktaya ulaştırdığını, ülkenin bu alanda hem Avrupa'da hem dünyada söz sahibi olduğunu ifade etti.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bayındır Memur-Sen'in 8. Olağan Genel Kurulu toplantısına katıldı.
Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada, çalışanların üretimi etkileyen, kaliteyi artıran, milletin refahını yükselten en önemli güç olduğunu belirtti.
Kendisinin de çalışma hayatına 1989 yılında Karayolları Erzurum 12. Bölge Müdürlüğünde mühendis olarak başladığını ifade eden Uraloğlu, başmühendislikten Karayolları Genel Müdürlüğü görevine yükseldiğini, oradan da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdiriyle bakanlık görevine geldiğini aktardı.
Uraloğlu, sendikaların amacının, çalışanların özlük haklarını ve geleceğe dair beklentilerini karşılamak olduğunu kaydetti.
Memur-Sen'in de bunu yaptığını, sadece üyelerinin beklentilerini değil, milletin dertlerini dile getirdiğini bildiren Uraloğlu, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde biz de AK Parti hükümetleri olarak sosyal diyalog ile çalışanlarımızın hak ve hukukunu gözetmeye gayret ediyoruz." ifadesini kullandı.
Uraloğlu, Memur-Sen'in özellikle Filistin konusundaki duruşuna işaret ederek Türkiye'nin mazlum coğrafyalarda birçok insana ulaştığını belirtti.
24 YILDA 355 MİLYAR DOLARLIK YATIRIMUlaştırma ve altyapı alanında 2002 yılından bu yana hayata geçirilen projelere ilişkin bilgi veren Uraloğlu, son 24 yılda söz konusu alanlarda 355 milyar dolarlık yatırım yaptıklarını ifade etti.
Uraloğlu, 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 30 bin kilometrenin üzerine çıkardıklarını, sadece 6 il birbirine bölünmüş yollarla bağlanırken bugün bu sayının 77'ye ulaştığını belirtti.
Mevcut trafiğin yüzde 85'inin bu bölünmüş yollar üzerinden gerçekleştiğine işaret eden Uraloğlu, otoyol uzunluğunu da 4 bin kilometreye yaklaştırdıklarını bildirdi.
"MEVCUT DEMİRYOLLARINI NEREDEYSE SİL BAŞTAN YENİLEDİK"Uraloğlu, demir yollarını 11 bin kilometreden 14 bin kilometreye çıkardıklarını, bunun 2 bin 251 kilometresinin yüksek hızlı demir yolundan oluştuğunu vurguladı.
Mevcut demir yollarını neredeyse sil baştan yenilediklerini, elektrikli, sinyalli hale getirdiklerini ifade eden Uraloğlu, Türkiye'nin Avrupa'da 6'ncı, dünyada ise 8'inci yüksek hızlı demir yolu işleten ülke olduğunun bilgisini verdi.
"2053'TE TÜM TÜRKİYE'Yİ 48 SAATTE HIZLI TREN AĞLARIYLA GEZEBİLECEĞİZ"Uraloğlu ayrıca, Ankara-İzmir, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep, Bursa-Bandırma, Ankara-Çorum, Yerköy-Kayseri gibi birçok hatta çalışmalar sürdürdüklerini bildirerek, "Bugün 11 olan hızlı trenle gittiğimiz il sayısını 2028 yılında 27'ye çıkarmış olacağız. 2053'te bütün Türkiye'yi 48 saatte hızlı tren ağlarıyla gezebileceğiz." ifadelerini kullandı.
"HEM AVRUPA'DA HEM DÜNYADA SÖZ SAHİBİYİZ"Türkiye'nin 4 saatlik uçuş mesafesiyle 67 ülkeye ulaşabildiğini anımsatan Uraloğlu, 2002'de 26 olan havalimanı sayısının 58'e ulaştığını, bu havalimanlarının geçen yıl 247 milyon insana hizmet verdiğini belirtti.
Uraloğlu, halihazırda Türkiye'nin dış hatlardaki uçuş ağını 133 ülkede 356 noktaya ulaştırdığını, ülkenin bu alanda hem Avrupa'da hem dünyada söz sahibi olduğunu ifade etti.
Çılgın Sayısal Loto çekilişi tamamlandı. Büyük ikramiye miktarının katlanarak büyüdüğü çekiliş...
Çılgın Sayısal Loto çekilişi tamamlandı. Büyük ikramiye miktarının katlanarak büyüdüğü çekilişte şanslı rakamlar belli oldu. İşte Sayısal Loto sonuçları bilet sorgulama ekranı.
Devasa ikramiye tutarlarıyla Türkiye'nin en popüler şans oyunlarından biri olan Çılgın Sayısal Loto'da heyecanlı bekleyiş sona erdi. Noter huzurunda ve canlı yayında gerçekleştirilen çekilişle birlikte haftanın kazandıran numaraları belli oldu. Oynadığı kupona güvenen şans oyunu severler, Sayısal Loto sonuçları ekranından biletlerini kontrol etmeye başladı. 6 bilen çıkıp çıkmadığı, ikramiyenin bir sonraki çekilişe devredip devretmediği ve ikramiye dağılım tablosu Milli Piyango TV ve resmi web sitesinde yayınlandı. Bilet numaranız ile kazanç durumunuzu kontrol etmek için resmi sorgulama ekranını ziyaret edebilirsiniz.
Çıkan sayılar 1, 3, 4, 43, 64, 69 oldu. Joker 58, SüperStar sayısı 80.
616 milyon TL'yi aşan ikramiye bir sonraki çekilişe devroldu.
Çılgın Sayısal Loto çekilişi tamamlandı. Büyük ikramiye miktarının katlanarak büyüdüğü çekilişte şanslı rakamlar belli oldu. İşte Sayısal Loto sonuçları bilet sorgulama ekranı.
Devasa ikramiye tutarlarıyla Türkiye'nin en popüler şans oyunlarından biri olan Çılgın Sayısal Loto'da heyecanlı bekleyiş sona erdi. Noter huzurunda ve canlı yayında gerçekleştirilen çekilişle birlikte haftanın kazandıran numaraları belli oldu. Oynadığı kupona güvenen şans oyunu severler, Sayısal Loto sonuçları ekranından biletlerini kontrol etmeye başladı. 6 bilen çıkıp çıkmadığı, ikramiyenin bir sonraki çekilişe devredip devretmediği ve ikramiye dağılım tablosu Milli Piyango TV ve resmi web sitesinde yayınlandı. Bilet numaranız ile kazanç durumunuzu kontrol etmek için resmi sorgulama ekranını ziyaret edebilirsiniz.
Çıkan sayılar 1, 3, 4, 43, 64, 69 oldu. Joker 58, SüperStar sayısı 80.
616 milyon TL'yi aşan ikramiye bir sonraki çekilişe devroldu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada liderliğini Alihan Kuriş'in üstlendiği Kuriş suç örgütüne yönelik dün operasyon gerçekleştirildi.
Ankara merkezli 17 ilde yürütülen operasyonda 123 adreste arama ve el koym...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada liderliğini Alihan Kuriş'in üstlendiği Kuriş suç örgütüne yönelik dün operasyon gerçekleştirildi.
Ankara merkezli 17 ilde yürütülen operasyonda 123 adreste arama ve el koym...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada liderliğini Alihan Kuriş'in üstlendiği Kuriş suç örgütüne yönelik dün operasyon gerçekleştirildi.
Ankara merkezli 17 ilde yürütülen operasyonda 123 adreste arama ve el koyma tedbirleri uygulanırken aralarında Alihan Kuriş'in de olduğu 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
ALİHAN KURİŞ NASIL YAKALANDI?NTV muhabiri Öykü Tüccar, NTV canlı yayınında suçlamalara ilişkin bilgi verdi. Tüccar, Alican Kuriş'in yakalandığı operasyona ilişkin de şu bilgileri aktardı:
“Sabah 05.00'de operasyon gerçekleştirildi. Operasyon yapılan adreslerden biri de Kuriş'in ikametgahıydı ancak burada ele yakalanamadı. Ekipler, Kuriş'in telefonunu evde bıraktığını tespit etti ve şüphelinin başka bir adrese geçtiğini tespit etti. Bu adrese düzenlenen operasyonda ekipler, Kuriş'e rastlamadı. Fakat yapılan ikinci aramada evde gizli bölme olduğu belirlendi. Kuriş de bu bölgede saklanırken yakalandı.”
SUÇLAMALAR NELER?Dosyanın ana odağının “örgütlü mali suçlar” olduğu ifade ediliyor.
Şüphelilere “yolsuzluk”, “kara para aklama”, “yüksek sermayeli şirketler üzerinden olağan dışı nakit hareketleri oluşturma” ve “milyarlarca liralık ticari hacme ilişkin usulsüzlük yapma” suçlamaları yöneltildiği öğrenildi.
MASAK RAPORUNDAN AYRINTILARMali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali analizlerin de incelemeye alındığı öğrenildi.
Dosyadaki iddialara göre, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar liranın üzerinde para hareketinin yurt dışına çıkarıldığı yönündeki tespitler araştırılıyor.
Söz konusu rakamın ve para transferlerinin suçtan elde edilen gelirle bağlantısının, yürütülecek mali ve adli incelemeler sonucunda kesinlik kazanacağı belirtiliyor.
Yurt dışı kaynaklı para transferlerinin de mercek altına alındığı, para trafiğinde İsrail bağlantılı hareketler bulunduğu yönündeki iddiaların da soruşturma kapsamında araştırıldığı ifade ediliyor.
2020 YILINDAN SONRA ARTIŞ2020'den sonra finansal işlemlerinin belirgin şekilde arttığı belirtiliyor. Bazışirketlerinsermaye dışında herhangi bir kaynağının bulunmadığı, bu şirketlerin aktif olarak ticaret yapmadığı da MASAK raporunda yer aldı.
Ortaklar tarafından şirketlere izahata muhtaç yüksek miktarda nakit girişi gerçekleştirdiği belirtildi.
Son olarak İsrail bağlantılı hareketlere dair iddialar da inceleniyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada liderliğini Alihan Kuriş'in üstlendiği Kuriş suç örgütüne yönelik dün operasyon gerçekleştirildi.
Ankara merkezli 17 ilde yürütülen operasyonda 123 adreste arama ve el koyma tedbirleri uygulanırken aralarında Alihan Kuriş'in de olduğu 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
ALİHAN KURİŞ NASIL YAKALANDI?NTV muhabiri Öykü Tüccar, NTV canlı yayınında suçlamalara ilişkin bilgi verdi. Tüccar, Alican Kuriş'in yakalandığı operasyona ilişkin de şu bilgileri aktardı:
“Sabah 05.00'de operasyon gerçekleştirildi. Operasyon yapılan adreslerden biri de Kuriş'in ikametgahıydı ancak burada ele yakalanamadı. Ekipler, Kuriş'in telefonunu evde bıraktığını tespit etti ve şüphelinin başka bir adrese geçtiğini tespit etti. Bu adrese düzenlenen operasyonda ekipler, Kuriş'e rastlamadı. Fakat yapılan ikinci aramada evde gizli bölme olduğu belirlendi. Kuriş de bu bölgede saklanırken yakalandı.”
SUÇLAMALAR NELER?Dosyanın ana odağının “örgütlü mali suçlar” olduğu ifade ediliyor.
Şüphelilere “yolsuzluk”, “kara para aklama”, “yüksek sermayeli şirketler üzerinden olağan dışı nakit hareketleri oluşturma” ve “milyarlarca liralık ticari hacme ilişkin usulsüzlük yapma” suçlamaları yöneltildiği öğrenildi.
MASAK RAPORUNDAN AYRINTILARMali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali analizlerin de incelemeye alındığı öğrenildi.
Dosyadaki iddialara göre, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar liranın üzerinde para hareketinin yurt dışına çıkarıldığı yönündeki tespitler araştırılıyor.
Söz konusu rakamın ve para transferlerinin suçtan elde edilen gelirle bağlantısının, yürütülecek mali ve adli incelemeler sonucunda kesinlik kazanacağı belirtiliyor.
Yurt dışı kaynaklı para transferlerinin de mercek altına alındığı, para trafiğinde İsrail bağlantılı hareketler bulunduğu yönündeki iddiaların da soruşturma kapsamında araştırıldığı ifade ediliyor.
2020 YILINDAN SONRA ARTIŞ2020'den sonra finansal işlemlerinin belirgin şekilde arttığı belirtiliyor. Bazışirketlerinsermaye dışında herhangi bir kaynağının bulunmadığı, bu şirketlerin aktif olarak ticaret yapmadığı da MASAK raporunda yer aldı.
Ortaklar tarafından şirketlere izahata muhtaç yüksek miktarda nakit girişi gerçekleştirdiği belirtildi.
Son olarak İsrail bağlantılı hareketlere dair iddialar da inceleniyor.
Türkiye, kamu çalışanlarının yapay zeka teknolojilerini güvenli ve etkin kullanabilmeleri amacıyla temel yapay zeka okuryazarlığı eğitimini zorunlu hale getirecek.
Edinilen bilgiye göre kamu çalışanlarına, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinesinde yürütülen 2026-2030 dönemi Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'ndaki hedeflere uyumlu ş...
Türkiye, kamu çalışanlarının yapay zeka teknolojilerini güvenli ve etkin kullanabilmeleri amacıyla temel yapay zeka okuryazarlığı eğitimini zorunlu hale getirecek.
Edinilen bilgiye göre kamu çalışanlarına, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinesinde yürütülen 2026-2030 dönemi Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'ndaki hedeflere uyumlu ş...
Türkiye, kamu çalışanlarının yapay zeka teknolojilerini güvenli ve etkin kullanabilmeleri amacıyla temel yapay zeka okuryazarlığı eğitimini zorunlu hale getirecek.
Edinilen bilgiye göre kamu çalışanlarına, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinesinde yürütülen 2026-2030 dönemi Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'ndaki hedeflere uyumlu şekilde e-öğrenme yöntemiyle temel yapay zeka okuryazarlığı eğitimi verilecek.
Eğitim zorunlu olacak.
Çalışanlara ayrıca görev ve sorumluluklarına göre hazırlanan kısa uygulama modülleri sunulacak. Eğitimler, kamu kurumlarının insan kaynakları sistemleri üzerinden zorunlu tutulacak.
Personelin yalnızca eğitimleri tamamlayıp tamamlamadığı değil, eğitimlerdeki başarı düzeyi de düzenli izlenecek.
YANLIŞ BİLGİYE KARŞI İLKELER ÖĞRETİLECEKKamu personelinin de hedef grupları arasında bulunduğu yapay zeka okuryazarlığı programlarında, yapay zekanın temel kavramları, üretken yapay zeka araçlarının güvenli kullanımı, kişisel verilerin korunması, yanlış bilgi ve derin sahte içeriklere karşı farkındalık ile etik kullanım ilkeleri öğretilecek.
Eğitimleri tamamlayanlara, ölçme ve değerlendirme sonucunda kazandıkları temel yetkinlikleri gösteren seviye bazlı mikro sertifikalar verilecek.
HER KURUMUN YAPAY ZEKA YÖNETİCİSİ OLACAKKamu kurumlarındaki dönüşüm, kullanım alanlarının belirlenmesi, uygulamaların sahada denenmesi ve başarılı projelerin yaygınlaştırılmasını içeren "tara-pilotla-ölçekle" döngüsüyle bütüncül bir yönetişim ve güven çerçevesinde yürütülecek.
Kamudaki bu dönüşümü yönetmek üzere kurumlarda bu alandan sorumlu birim amiri veya başkana bağlı üst düzey yönetici görevlendirilecek.
Söz konusu yönetici, kurumun yapay zeka proje ve uygulamalarından oluşan portföyünü yönetecek, çalışmaların ilerleme durumunu düzenli olarak raporlayacak.
YILLIK HEDEFLER HAZIRLANACAKGörevlendirmelerin tamamlanmasının ardından tüm kurumlar, 12 hafta içinde üç yıllık "Yapay Zeka Yol Haritası" ile yıllık hedeflerini hazırlayacak.
Pilot ve ilk ölçekli konuşlandırmalar için küçük-orta hacimli alımlar önceliklendirilecek, yapay zeka projelerine yönelik kamu alımlarına katılacak girişimlerin teknogirişim belgesine sahip olması esas alınacak.
Her bakanlıkta yapay zekadan yararlanılabilecek alanlar sistematik olarak taranacak. Potansiyeli yüksek alanlarda hızlı pilot uygulamalar başlatılacak, belirlenen başarı eşiğini geçen projeler 6 ile 12 ay içinde ölçeklendirilecek.
Plan kapsamında ilk 12 ayda en az 2 pilot dalgasıyla 10 veya daha fazla bakanlıkta toplam en az 30 yapay zeka pilotunun başlatılması hedefleniyor.
En az 10 kritik kamu hizmeti için pilot aşamasından ölçeklendirmeye uzanan uçtan uca "pilot-ölçek hattı" kurulacak.
e-Devlet, vatandaşların yapay zeka destekli kamu hizmetlerini doğrudan deneyimleyeceği öncelikli dönüşüm alanı olacak. Kişiselleştirilmiş hizmet yönlendirmesi, başvuruların ön kontrolü ve akıllı belge desteği gibi uygulamalar öncelikle pilot olarak hayata geçirilecek.
En az 5 yapay zeka destekli vatandaş hizmetinin e-Devlet üzerinden pilotlanarak ölçeklendirilmesi planlanıyor. Uygulamalarda kişisel verilerin korunması, kararların açıklanabilir olması ve insan gözetimi ilkeleri dikkate alınacak.
Kamu kurumlarında devreye alınan yüksek etkili yapay zeka sistemlerinin de belgelendirme ve değerlendirme süreçlerinden geçirilmesi zorunlu olacak.
Türkiye, kamu çalışanlarının yapay zeka teknolojilerini güvenli ve etkin kullanabilmeleri amacıyla temel yapay zeka okuryazarlığı eğitimini zorunlu hale getirecek.
Edinilen bilgiye göre kamu çalışanlarına, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinesinde yürütülen 2026-2030 dönemi Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'ndaki hedeflere uyumlu şekilde e-öğrenme yöntemiyle temel yapay zeka okuryazarlığı eğitimi verilecek.
Eğitim zorunlu olacak.
Çalışanlara ayrıca görev ve sorumluluklarına göre hazırlanan kısa uygulama modülleri sunulacak. Eğitimler, kamu kurumlarının insan kaynakları sistemleri üzerinden zorunlu tutulacak.
Personelin yalnızca eğitimleri tamamlayıp tamamlamadığı değil, eğitimlerdeki başarı düzeyi de düzenli izlenecek.
YANLIŞ BİLGİYE KARŞI İLKELER ÖĞRETİLECEKKamu personelinin de hedef grupları arasında bulunduğu yapay zeka okuryazarlığı programlarında, yapay zekanın temel kavramları, üretken yapay zeka araçlarının güvenli kullanımı, kişisel verilerin korunması, yanlış bilgi ve derin sahte içeriklere karşı farkındalık ile etik kullanım ilkeleri öğretilecek.
Eğitimleri tamamlayanlara, ölçme ve değerlendirme sonucunda kazandıkları temel yetkinlikleri gösteren seviye bazlı mikro sertifikalar verilecek.
HER KURUMUN YAPAY ZEKA YÖNETİCİSİ OLACAKKamu kurumlarındaki dönüşüm, kullanım alanlarının belirlenmesi, uygulamaların sahada denenmesi ve başarılı projelerin yaygınlaştırılmasını içeren "tara-pilotla-ölçekle" döngüsüyle bütüncül bir yönetişim ve güven çerçevesinde yürütülecek.
Kamudaki bu dönüşümü yönetmek üzere kurumlarda bu alandan sorumlu birim amiri veya başkana bağlı üst düzey yönetici görevlendirilecek.
Söz konusu yönetici, kurumun yapay zeka proje ve uygulamalarından oluşan portföyünü yönetecek, çalışmaların ilerleme durumunu düzenli olarak raporlayacak.
YILLIK HEDEFLER HAZIRLANACAKGörevlendirmelerin tamamlanmasının ardından tüm kurumlar, 12 hafta içinde üç yıllık "Yapay Zeka Yol Haritası" ile yıllık hedeflerini hazırlayacak.
Pilot ve ilk ölçekli konuşlandırmalar için küçük-orta hacimli alımlar önceliklendirilecek, yapay zeka projelerine yönelik kamu alımlarına katılacak girişimlerin teknogirişim belgesine sahip olması esas alınacak.
Her bakanlıkta yapay zekadan yararlanılabilecek alanlar sistematik olarak taranacak. Potansiyeli yüksek alanlarda hızlı pilot uygulamalar başlatılacak, belirlenen başarı eşiğini geçen projeler 6 ile 12 ay içinde ölçeklendirilecek.
Plan kapsamında ilk 12 ayda en az 2 pilot dalgasıyla 10 veya daha fazla bakanlıkta toplam en az 30 yapay zeka pilotunun başlatılması hedefleniyor.
En az 10 kritik kamu hizmeti için pilot aşamasından ölçeklendirmeye uzanan uçtan uca "pilot-ölçek hattı" kurulacak.
e-Devlet, vatandaşların yapay zeka destekli kamu hizmetlerini doğrudan deneyimleyeceği öncelikli dönüşüm alanı olacak. Kişiselleştirilmiş hizmet yönlendirmesi, başvuruların ön kontrolü ve akıllı belge desteği gibi uygulamalar öncelikle pilot olarak hayata geçirilecek.
En az 5 yapay zeka destekli vatandaş hizmetinin e-Devlet üzerinden pilotlanarak ölçeklendirilmesi planlanıyor. Uygulamalarda kişisel verilerin korunması, kararların açıklanabilir olması ve insan gözetimi ilkeleri dikkate alınacak.
Kamu kurumlarında devreye alınan yüksek etkili yapay zeka sistemlerinin de belgelendirme ve değerlendirme süreçlerinden geçirilmesi zorunlu olacak.
Erenköy-Eğribucak seferini gerçekleştirmek üz...
Erenköy-Eğribucak seferini gerçekleştirmek üzere hareket eden 38 AB 169 plakalı özel halk otobüsünde seyahat eden kadın yolcu, bir süre sonra aniden fenalaştı. Durumu fark eden otobüs şoförü Bünyamin Yıldırım, güzergah değiştirip yolcuyu Erciyes Üniversitesi Hastanesi’ne ulaştırdı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından sedyeye alınan yolcu, hastanede tedaviye alındı. Şoförün yolcuyu yetiştirdiği anlar, aracın güvenlik kamerasına yansıdı.
Erenköy-Eğribucak seferini gerçekleştirmek üzere hareket eden 38 AB 169 plakalı özel halk otobüsünde seyahat eden kadın yolcu, bir süre sonra aniden fenalaştı. Durumu fark eden otobüs şoförü Bünyamin Yıldırım, güzergah değiştirip yolcuyu Erciyes Üniversitesi Hastanesi’ne ulaştırdı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından sedyeye alınan yolcu, hastanede tedaviye alındı. Şoförün yolcuyu yetiştirdiği anlar, aracın güvenlik kamerasına yansıdı.
Girne açıklarında batan Filo Jet'le ilgili facianın nedenleri araştırılırken, geminin geçmişte yaşadığı hasarlar ve bakım süreci de gündeme geldi.
Filo Denizcilik'i kullanan bazı müşterilerin internette yıllar içinde yaptığı yorumlarda şirketin gemilerinin eski ve bakımsız olduğu öne sürüldü. Yaklaşık 7 yıl öncesine kadar uzanan yorumlarda “Uzak durun”, “Tam b...
Girne açıklarında batan Filo Jet'le ilgili facianın nedenleri araştırılırken, geminin geçmişte yaşadığı hasarlar ve bakım süreci de gündeme geldi.
Filo Denizcilik'i kullanan bazı müşterilerin internette yıllar içinde yaptığı yorumlarda şirketin gemilerinin eski ve bakımsız olduğu öne sürüldü. Yaklaşık 7 yıl öncesine kadar uzanan yorumlarda “Uzak durun”, “Tam b...
Girne açıklarında batan Filo Jet'le ilgili facianın nedenleri araştırılırken, geminin geçmişte yaşadığı hasarlar ve bakım süreci de gündeme geldi.
Filo Denizcilik'i kullanan bazı müşterilerin internette yıllar içinde yaptığı yorumlarda şirketin gemilerinin eski ve bakımsız olduğu öne sürüldü. Yaklaşık 7 yıl öncesine kadar uzanan yorumlarda “Uzak durun”, “Tam bir kabus”, “Pişmanlık” ve “Korkunç ötesi” gibi ifadeler kullanıldı.
Bazı müşteriler kırık koltukların fotoğraflarını paylaşırken, bazı yorumlarda ise gemilerdeki kimi bölümlerin motor yağıyla kaplı olduğu iddia edildi.
Bu gemilerden biri olan Filo Jet, Girne açıklarında battı.
2000 yılında Fransa'da üretilen geminin 2003 yılında Türkiye'ye getirildiği belirtildi.
''GEMİ HASAR ALDI''Gemi İnşaat Mühendisi Erdal Kılıç, geminin 2003 yılında Taşucu'nda yanaşırken iskele baş omuzluğundan darbe aldığını ve teknenin hasar gördüğünü söyledi.
Geminin “sandviç” olarak adlandırılan bir yapıya sahip olduğunu anlatan Kılıç, bu yapının hafif ancak bütünlüğü korunduğu sürece sağlam olduğunu belirtti.
Kılıç, yapının arasına su girmesi ve katmanların birbirinden ayrılması durumunda malzemenin özelliğini kaybedebileceğini söyledi.
''HASARIN BOYUTU ÇOK BÜYÜKTÜ''
Kılıç, 2016 yılında geminin onarımı konusunda dönemin yetkili firmasıyla görüşmeler yaptığını ancak anlaşma sağlanamadığını anlattı.
Gemide yaptıkları incelemede hasarın tahmin edilenden daha büyük olduğunun ortaya çıktığını söyleyen Kılıç, “Hasarın boyutunun çok daha büyük olduğu ortaya çıktı. Tekne yaralıydı” dedi.
Kılıç, tarafların daha sonra hem ticari koşullarda hem de uygulanacak onarım yöntemi konusunda anlaşamadığını belirterek şöyle konuştu:
“Tamir etme konusundaki teknolojiyle anlaşamadık mal sahipleriyle. Ben biraz daha teknenin yapıldığı ilk teknolojisine göre yapma taraftarıydım, onlar daha basit yapmaktan yanaydı.”
Kılıç, 2016'dan sonra gemide hangi işlemlerin yapıldığını bilmediğini söyledi.
Geminin bir dönem Yunanistan'a gittiğini belirten Kılıç, burada “mükemmel, yepyeni bir tekne” olarak satılmaya çalışıldığını ancak alıcı bulamadığını öne sürdü.
Kılıç'ın verdiği bilgiye göre gemi 2024 yılında Türk Loydu Vakfı'nda klaslandı ve ardından Taşucu'nda çalışmaya başladı.
Kılıç, geminin yeniden çalıştırılması kararını da eleştirerek, “Aklı başında, vicdanı yerinde olan bir mühendis buna ‘çalışır’ demez.” ifadelerini kullandı.
GEMİ MÜHENDİSLERİ ODASI: KAZANIN NEDENİ HENÜZ BİLİNMİYORGemi Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Ayçın Özsakabaşı ise Kılıç'ın değerlendirmelerine katılmadı.
Gemilerin geçmişte çeşitli hasarlar alabileceğini belirten Özsakabaşı, bu tür durumlarda tamirat ve tadilat yapıldığını ve onarımların kontrol edildiğini söyledi.
Özsakabaşı, Filo Jet'in de Türk Loydu klaslı olduğuna dikkat çekerek, “Bu gemide geçmişte yaşanan yaralanmalar olabilir, her gemide olabiliyor. Biz bunları tamirat ve tadilattan geçiriyoruz. Bu tamirat da kontrol ediliyor. Gemi Türk Loydu klaslı.” dedi.
Özsakabaşı, kazanın nedenine ilişkin farklı ihtimallerin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Denizde bulunan 20-30 kilogramlık bir cismin geminin üzerinden geçmesi halinde gövdede bir yırtılmaya yol açabileceğini söyleyen Özsakabaşı, mevcut hasarın nedeninin şu aşamada bilinmediğini vurguladı.
Özsakabaşı, “Bu yara durumunun neden kaynaklandığı, Erdal Bey'in dediği gibi kontroller yapılmadı vesaire gibi konular şu an için kimsenin bilmediği konular.” ifadelerini kullandı.
Özsakabaşı ayrıca Girne-Mersin arasında sefer yapan gemilerin daha genç olması ve kullanılan malzemenin dalgalara daha dayanıklı olması gerektiğini düşündüğünü söyledi.
Girne açıklarında batan Filo Jet'le ilgili facianın nedenleri araştırılırken, geminin geçmişte yaşadığı hasarlar ve bakım süreci de gündeme geldi.
Filo Denizcilik'i kullanan bazı müşterilerin internette yıllar içinde yaptığı yorumlarda şirketin gemilerinin eski ve bakımsız olduğu öne sürüldü. Yaklaşık 7 yıl öncesine kadar uzanan yorumlarda “Uzak durun”, “Tam bir kabus”, “Pişmanlık” ve “Korkunç ötesi” gibi ifadeler kullanıldı.
Bazı müşteriler kırık koltukların fotoğraflarını paylaşırken, bazı yorumlarda ise gemilerdeki kimi bölümlerin motor yağıyla kaplı olduğu iddia edildi.
Bu gemilerden biri olan Filo Jet, Girne açıklarında battı.
2000 yılında Fransa'da üretilen geminin 2003 yılında Türkiye'ye getirildiği belirtildi.
''GEMİ HASAR ALDI''Gemi İnşaat Mühendisi Erdal Kılıç, geminin 2003 yılında Taşucu'nda yanaşırken iskele baş omuzluğundan darbe aldığını ve teknenin hasar gördüğünü söyledi.
Geminin “sandviç” olarak adlandırılan bir yapıya sahip olduğunu anlatan Kılıç, bu yapının hafif ancak bütünlüğü korunduğu sürece sağlam olduğunu belirtti.
Kılıç, yapının arasına su girmesi ve katmanların birbirinden ayrılması durumunda malzemenin özelliğini kaybedebileceğini söyledi.
''HASARIN BOYUTU ÇOK BÜYÜKTÜ''
Kılıç, 2016 yılında geminin onarımı konusunda dönemin yetkili firmasıyla görüşmeler yaptığını ancak anlaşma sağlanamadığını anlattı.
Gemide yaptıkları incelemede hasarın tahmin edilenden daha büyük olduğunun ortaya çıktığını söyleyen Kılıç, “Hasarın boyutunun çok daha büyük olduğu ortaya çıktı. Tekne yaralıydı” dedi.
Kılıç, tarafların daha sonra hem ticari koşullarda hem de uygulanacak onarım yöntemi konusunda anlaşamadığını belirterek şöyle konuştu:
“Tamir etme konusundaki teknolojiyle anlaşamadık mal sahipleriyle. Ben biraz daha teknenin yapıldığı ilk teknolojisine göre yapma taraftarıydım, onlar daha basit yapmaktan yanaydı.”
Kılıç, 2016'dan sonra gemide hangi işlemlerin yapıldığını bilmediğini söyledi.
Geminin bir dönem Yunanistan'a gittiğini belirten Kılıç, burada “mükemmel, yepyeni bir tekne” olarak satılmaya çalışıldığını ancak alıcı bulamadığını öne sürdü.
Kılıç'ın verdiği bilgiye göre gemi 2024 yılında Türk Loydu Vakfı'nda klaslandı ve ardından Taşucu'nda çalışmaya başladı.
Kılıç, geminin yeniden çalıştırılması kararını da eleştirerek, “Aklı başında, vicdanı yerinde olan bir mühendis buna ‘çalışır’ demez.” ifadelerini kullandı.
GEMİ MÜHENDİSLERİ ODASI: KAZANIN NEDENİ HENÜZ BİLİNMİYORGemi Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Ayçın Özsakabaşı ise Kılıç'ın değerlendirmelerine katılmadı.
Gemilerin geçmişte çeşitli hasarlar alabileceğini belirten Özsakabaşı, bu tür durumlarda tamirat ve tadilat yapıldığını ve onarımların kontrol edildiğini söyledi.
Özsakabaşı, Filo Jet'in de Türk Loydu klaslı olduğuna dikkat çekerek, “Bu gemide geçmişte yaşanan yaralanmalar olabilir, her gemide olabiliyor. Biz bunları tamirat ve tadilattan geçiriyoruz. Bu tamirat da kontrol ediliyor. Gemi Türk Loydu klaslı.” dedi.
Özsakabaşı, kazanın nedenine ilişkin farklı ihtimallerin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Denizde bulunan 20-30 kilogramlık bir cismin geminin üzerinden geçmesi halinde gövdede bir yırtılmaya yol açabileceğini söyleyen Özsakabaşı, mevcut hasarın nedeninin şu aşamada bilinmediğini vurguladı.
Özsakabaşı, “Bu yara durumunun neden kaynaklandığı, Erdal Bey'in dediği gibi kontroller yapılmadı vesaire gibi konular şu an için kimsenin bilmediği konular.” ifadelerini kullandı.
Özsakabaşı ayrıca Girne-Mersin arasında sefer yapan gemilerin daha genç olması ve kullanılan malzemenin dalgalara daha dayanıklı olması gerektiğini düşündüğünü söyledi.
20 kişilik gru...
20 kişilik grupla evini bastığı damadını darp ettiği öne sürülen İYİ Parti Kızıltepe İlçe Başkanı Fahrettin Cevheroğlu gözaltına alındı.
20 kişilik grupla evini bastığı damadını darp ettiği öne sürülen İYİ Parti Kızıltepe İlçe Başkanı Fahrettin Cevheroğlu gözaltına alındı.
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü bugün Ankara Millet Bahçesi'nde gerçekleşecek büyük bir mitingle kutlanacak.
Mitinge ilişkin günler öncesinde başlayan hazırlıklar tamamlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı miting saat 17.00'de başlayacak.
25'inci yıl kutlamaları kapsamında...
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü bugün Ankara Millet Bahçesi'nde gerçekleşecek büyük bir mitingle kutlanacak.
Mitinge ilişkin günler öncesinde başlayan hazırlıklar tamamlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı miting saat 17.00'de başlayacak.
25'inci yıl kutlamaları kapsamında...
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü bugün Ankara Millet Bahçesi'nde gerçekleşecek büyük bir mitingle kutlanacak.
Mitinge ilişkin günler öncesinde başlayan hazırlıklar tamamlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı miting saat 17.00'de başlayacak.
25'inci yıl kutlamaları kapsamında gerçekleşecek miting için 100 bin kişilik davetli listesi bulunuyor.
Bu kapsamda hazırlanan AK Parti'nin 25'inci yıl logosunda ise dikkat çekici ayrıntılara yer verildi.
NTV Ankara Temsilcisi Ahmet Ergen, logodaki sembollerin ne anlama geldiğini aktardı.
LOGODAKİ SEMBOLLER NE ANLAMA GELİYOR?AK Parti'nin 25'inci kuruluş yılı için hazırlanan logoda partinin iktidarda bulunduğu 24 yıllık süreçte hayata geçirilen proje ve yatırımları simgeleyen çok sayıda figüre yer verildi.
Logoda savunma sanayisini temsilen Gökbey helikopteri, milli muharip uçak KAAN ve Türkiye'nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A bulunuyor.
KÖPRÜLER VE TOGG DA LOGODA YER ALIYORUlaştırma projelerini simgeleyen figürler arasında İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu ve yüksek hızlı tren yer alıyor.
Enerji alanındaki yatırımları temsilen ise Fatih Sondaj Gemisi ile Yusufeli Barajı logoya yerleştirildi.
Yerli sanayi ve teknoloji hamlesini simgeleyen Togg'un yanı sıra TOKİ tarafından inşa edilen konutları temsil eden bir figür de logoda kendisine yer buldu.
ÇİÇEK VE YAPRAK MOTİFLERİ DİKKAT ÇEKİYORBaşakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi sağlık yatırımlarını temsilen logoya eklenirken, Ayasofya Camisi ile Büyük Çamlıca Camisi de logoda yer alan ayrıntılar arasında bulunuyor.
Logodaki çiçek ve yaprak motifleri de dikkat çekiyor. AK Parti kaynakları, "partinin millete duyduğu sevgiyi ifade etmek" amacıyla bu ayrıntılara yer verildiğini aktardı.
VATANDAŞLARDAN YOĞUN İLGİMiting öncesinde vatandaşlar Başkent Millet Bahçesi'ne alınmaya başlandı. Programa vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği görülürken, alanı dolduran vatandaşlar AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümüne özel hazırlanan pankartlar açtı.
Miting alanında da 25'inci yıla ilişkin hazırlıklar dikkat çekerken, vatandaşların açtığı pankartlar ve yoğun katılım program öncesinde alandaki hareketliliği artırdı.
BAHÇELİ'DEN "25" YAZILI ÇELENKMHP Lideri Devlet Bahçeli'nin gönderdiği karanfillerle 25 yazılı çelenk de alana yerleştirildi.
ERDOĞAN TARİHİ BİR AÇIKLAMA YAPACAKNTV'ye değerlendirmelerde bulunan AK Parti Genel Sekreter Yardımcısı Eyyüp Kadir İnan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti tarihi ve demokrasi açısından tarihi bir açıklama yapacağını dile getirdi.
İnan, "Vizyon belgesi de hazırladık. Bugün ilan etmiş olacağız." dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişi değerlendirmesi ve önümüzdeki 10 yıl boyunca gelişecek siyasetin yol haritasını paylaşacağını söyledi.
TÜRKİYE'NİN 39'UNCU PARTİSİ OLARAK YOLA ÇIKTICumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, 14 Ağustos 2001'de Türkiye'nin 39'uncu partisi olarak Türk siyasi hayatına giren AK Parti, siyasetteki 25'inci yılını kutluyor.
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü bugün Ankara Millet Bahçesi'nde gerçekleşecek büyük bir mitingle kutlanacak.
Mitinge ilişkin günler öncesinde başlayan hazırlıklar tamamlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı miting saat 17.00'de başlayacak.
25'inci yıl kutlamaları kapsamında gerçekleşecek miting için 100 bin kişilik davetli listesi bulunuyor.
Bu kapsamda hazırlanan AK Parti'nin 25'inci yıl logosunda ise dikkat çekici ayrıntılara yer verildi.
NTV Ankara Temsilcisi Ahmet Ergen, logodaki sembollerin ne anlama geldiğini aktardı.
LOGODAKİ SEMBOLLER NE ANLAMA GELİYOR?AK Parti'nin 25'inci kuruluş yılı için hazırlanan logoda partinin iktidarda bulunduğu 24 yıllık süreçte hayata geçirilen proje ve yatırımları simgeleyen çok sayıda figüre yer verildi.
Logoda savunma sanayisini temsilen Gökbey helikopteri, milli muharip uçak KAAN ve Türkiye'nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A bulunuyor.
KÖPRÜLER VE TOGG DA LOGODA YER ALIYORUlaştırma projelerini simgeleyen figürler arasında İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu ve yüksek hızlı tren yer alıyor.
Enerji alanındaki yatırımları temsilen ise Fatih Sondaj Gemisi ile Yusufeli Barajı logoya yerleştirildi.
Yerli sanayi ve teknoloji hamlesini simgeleyen Togg'un yanı sıra TOKİ tarafından inşa edilen konutları temsil eden bir figür de logoda kendisine yer buldu.
ÇİÇEK VE YAPRAK MOTİFLERİ DİKKAT ÇEKİYORBaşakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi sağlık yatırımlarını temsilen logoya eklenirken, Ayasofya Camisi ile Büyük Çamlıca Camisi de logoda yer alan ayrıntılar arasında bulunuyor.
Logodaki çiçek ve yaprak motifleri de dikkat çekiyor. AK Parti kaynakları, "partinin millete duyduğu sevgiyi ifade etmek" amacıyla bu ayrıntılara yer verildiğini aktardı.
VATANDAŞLARDAN YOĞUN İLGİMiting öncesinde vatandaşlar Başkent Millet Bahçesi'ne alınmaya başlandı. Programa vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği görülürken, alanı dolduran vatandaşlar AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümüne özel hazırlanan pankartlar açtı.
Miting alanında da 25'inci yıla ilişkin hazırlıklar dikkat çekerken, vatandaşların açtığı pankartlar ve yoğun katılım program öncesinde alandaki hareketliliği artırdı.
BAHÇELİ'DEN "25" YAZILI ÇELENKMHP Lideri Devlet Bahçeli'nin gönderdiği karanfillerle 25 yazılı çelenk de alana yerleştirildi.
ERDOĞAN TARİHİ BİR AÇIKLAMA YAPACAKNTV'ye değerlendirmelerde bulunan AK Parti Genel Sekreter Yardımcısı Eyyüp Kadir İnan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti tarihi ve demokrasi açısından tarihi bir açıklama yapacağını dile getirdi.
İnan, "Vizyon belgesi de hazırladık. Bugün ilan etmiş olacağız." dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişi değerlendirmesi ve önümüzdeki 10 yıl boyunca gelişecek siyasetin yol haritasını paylaşacağını söyledi.
TÜRKİYE'NİN 39'UNCU PARTİSİ OLARAK YOLA ÇIKTICumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, 14 Ağustos 2001'de Türkiye'nin 39'uncu partisi olarak Türk siyasi hayatına giren AK Parti, siyasetteki 25'inci yılını kutluyor.
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü bugün Ankara Millet Bahçesi'nde gerçekleşecek büyük bir mitingle kutlanacak.
Mitinge ilişkin günler öncesinde başlayan hazırlıklar tamamlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı miting saat 17.00'de başladı.
25'inci yıl kutlamaları kapsamında gerçekleşecek miting için 100 bin kişilik davetli listesi bulunuyor.
BAHÇELİ'DEN ÖZEL ÇELENKMHP Lideri Devlet Bahçeli'nin AK Parti'nin 25. Kuruluş Yıl Dönümü Programı'na özel bir çelenk gönderdi. Bahçeli'nin gönderdiği beyaz kırmızı renkli karanfillerden oluşan çelenkte büyük “25” yazısı yer alıyor.
OKULLARDA GÜVENLİK ÖNLEMİ A...
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü bugün Ankara Millet Bahçesi'nde gerçekleşecek büyük bir mitingle kutlanacak.
Mitinge ilişkin günler öncesinde başlayan hazırlıklar tamamlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı miting saat 17.00'de başladı.
25'inci yıl kutlamaları kapsamında gerçekleşecek miting için 100 bin kişilik davetli listesi bulunuyor.
BAHÇELİ'DEN ÖZEL ÇELENKMHP Lideri Devlet Bahçeli'nin AK Parti'nin 25. Kuruluş Yıl Dönümü Programı'na özel bir çelenk gönderdi. Bahçeli'nin gönderdiği beyaz kırmızı renkli karanfillerden oluşan çelenkte büyük “25” yazısı yer alıyor.
OKULLARDA GÜVENLİK ÖNLEMİ A...
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü bugün Ankara Millet Bahçesi'nde gerçekleşecek büyük bir mitingle kutlanacak.
Mitinge ilişkin günler öncesinde başlayan hazırlıklar tamamlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı miting saat 17.00'de başladı.
25'inci yıl kutlamaları kapsamında gerçekleşecek miting için 100 bin kişilik davetli listesi bulunuyor.
BAHÇELİ'DEN ÖZEL ÇELENKMHP Lideri Devlet Bahçeli'nin AK Parti'nin 25. Kuruluş Yıl Dönümü Programı'na özel bir çelenk gönderdi. Bahçeli'nin gönderdiği beyaz kırmızı renkli karanfillerden oluşan çelenkte büyük “25” yazısı yer alıyor.
OKULLARDA GÜVENLİK ÖNLEMİ ARTIYORAlandan yapılan NTV canlı yayınına katılan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ahmed Arpat ve Ahmet Ergen'in sorularını yanıtladı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sınıf mevcutlarının liselerde 16-17, ilkokullarda 24 kişi olduğunu söyledi. Tekin, “2002 yılında 355 bin dersliğimiz varmış. Bunun aşağı yukarı yarısı deprem ya da ekonomik ömrünü tamamladığı için yıkılıp yeniden yapıldı. Şu an 750 bin dersliğimiz var.” dedi. Bakan Tekin okullarda alınacak önlemler ilgili soruya ise, “Bu konuda psikososyal alınması gereken tedbirler vardı. Onları aldık. Bazı okullarda insan kaynağı dışında tedbirler alınması gerekiyor. Dedektörler, X-ray cihazları veya kamera sistemi gibi onların satın alma süreçlerini yaptık. Bir de İçişleri bakanımızın açıkladığı bizim ‘risk durumuna göre mutlaka insan kaynağı ile desteklenmesi gerekir’ dediğimiz okullarımız var. Bahçe görevlisi unvanı iel istihdamlar yapacağız. Bunu da okulların açılmasına yakın diğer bakanlarımızla birlikte ortak bir basın toplantısıyla yapacağız.” diye konuştu.
BAKAN BAYRAKTAR: ENERJİ ALANINDA SESSİZ DEVRİMLER YAPTIKEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 25 yılın çok heyecan verici olduğunu belirtirken, “Enerji alanında sessiz devrimler yaptık” dedi. Bayraktar, “Sadece 5 ilde olan doğalgaz bugün 81 ile ulaşmış durumda. Bugün 23 milyon haneye ulaşmış durumda. Bunlar aynı zamanda bize yeni vizyonda neler yapabileceğimizi göstermesi açısından önemli.” diye konuştu. Bakan Bayraktar'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle; “Bu sene sonuna kadar Akkuyu Nükleer Santrali'ni devreye alma hedefimiz var. İlk elektriği inşallah bu sene sonuna kadar üretmiş olacağız. Hürmüz'deki belirsizlik devam ediyor. Barışa yaklaşıldı, ateşkes yapıldı anonslarının olduğu zamanlarda da ifade ettik, kimse tam olarak bu işin ne olduğunu, nereye evrileceğini bilmiyor. İyi haberlere muhtacız ama her iyi haberden sonra krizin devam ettiğine şahit oluyoruz. Bu kriz aslında bölge için yeni bir fırsatı da barındırıyor. Irak başbakanı geldiğinde Irak petrolünün önemli bir kısmının Türkiye üzerinden dünya piyasalarına ulaştırılması söz konusu. Bu projeler daha çok önemli hale geldi. Bu kriz böyle fırsatlara kapı aralayabilir."
EFKAN ALA: AK PARTİ'DEN ÖNCE PARTİLER HÜKÜMET OLURDU, İKTİDAR OLAMAZDIAK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala ise, Türkiye'nin ekonomide lig atladığını belirtirken, trilyon dolarlık ülkeler ligine yükseldiğini söyledi. Ala, “Türkiye'nin en önemli kazanımı sistemin kendi içindeki çatışmalarını ortadan kaldırdık,” dedi. Ala, AK Parti'den önce partilerin hükümet olduğunu ancak iktidar olamadığını, vesayetin iktidar olduğunu söylerken, “Cumhurbaşkanımızın doğrudan seçilmesiyle devlet idaresine milletin iradesi hakim olmuştur” ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye sürecinde çıkan yasayla ilgili de konuşan Ala, “Bu yasanın amacı PKK terör örgütünün, Irak, İran, Suriye, Avrupa bütün unsurlarıyla silahlarını teslim etmesi ve kendini feshetmesi. Herkes buna katkı vermeli. TBMM'de ortaya çıkan manzara siyasal katkının ne kadar yüksek olduğunu gösterdi, 467 görülmüş bir oran değildir. Huzur gelebileceğine dair bir inanç ortaya çıktı.” diye konuştu.
LOGODAKİ SEMBOLLER NE ANLAMA GELİYOR?Bu kapsamda hazırlanan AK Parti'nin 25'inci yıl logosunda ise dikkat çekici ayrıntılara yer verildi.
NTV Ankara Temsilcisi Ahmet Ergen, logodaki sembollerin ne anlama geldiğini aktardı.AK Parti'nin 25'inci kuruluş yılı için hazırlanan logoda partinin iktidarda bulunduğu 24 yıllık süreçte hayata geçirilen proje ve yatırımları simgeleyen çok sayıda figüre yer verildi.
Logoda savunma sanayisini temsilen Gökbey helikopteri, milli muharip uçak KAAN ve Türkiye'nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A bulunuyor.
KÖPRÜLER VE TOGG DA LOGODA YER ALIYORUlaştırma projelerini simgeleyen figürler arasında İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu ve yüksek hızlı tren yer alıyor.
Enerji alanındaki yatırımları temsilen ise Fatih Sondaj Gemisi ile Yusufeli Barajı logoya yerleştirildi.
Yerli sanayi ve teknoloji hamlesini simgeleyen Togg'un yanı sıra TOKİ tarafından inşa edilen konutları temsil eden bir figür de logoda kendisine yer buldu.
ÇİÇEK VE YAPRAK MOTİFLERİ DİKKAT ÇEKİYORBaşakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi sağlık yatırımlarını temsilen logoya eklenirken, Ayasofya Camisi ile Büyük Çamlıca Camisi de logoda yer alan ayrıntılar arasında bulunuyor.
Logodaki çiçek ve yaprak motifleri de dikkat çekiyor. AK Parti kaynakları, "partinin millete duyduğu sevgiyi ifade etmek" amacıyla bu ayrıntılara yer verildiğini aktardı.
VATANDAŞLARDAN YOĞUN İLGİMiting öncesinde vatandaşlar Başkent Millet Bahçesi'ne alınmaya başlandı. Programa vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği görülürken, alanı dolduran vatandaşlar AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümüne özel hazırlanan pankartlar açtı.
Miting alanında da 25'inci yıla ilişkin hazırlıklar dikkat çekerken, vatandaşların açtığı pankartlar ve yoğun katılım program öncesinde alandaki hareketliliği artırdı.
ERDOĞAN TARİHİ BİR AÇIKLAMA YAPACAKNTV'ye değerlendirmelerde bulunan AK Parti Genel Sekreter Yardımcısı Eyyüp Kadir İnan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti tarihi ve demokrasi açısından tarihi bir açıklama yapacağını dile getirdi.
İnan, "Vizyon belgesi de hazırladık. Bugün ilan etmiş olacağız." dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişi değerlendirmesi ve önümüzdeki 10 yıl boyunca gelişecek siyasetin yol haritasını paylaşacağını söyledi.
TÜRKİYE'NİN 39'UNCU PARTİSİ OLARAK YOLA ÇIKTICumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, 14 Ağustos 2001'de Türkiye'nin 39'uncu partisi olarak Türk siyasi hayatına giren AK Parti, siyasetteki 25'inci yılını kutluyor.
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü bugün Ankara Millet Bahçesi'nde gerçekleşecek büyük bir mitingle kutlanacak.
Mitinge ilişkin günler öncesinde başlayan hazırlıklar tamamlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı miting saat 17.00'de başladı.
25'inci yıl kutlamaları kapsamında gerçekleşecek miting için 100 bin kişilik davetli listesi bulunuyor.
BAHÇELİ'DEN ÖZEL ÇELENKMHP Lideri Devlet Bahçeli'nin AK Parti'nin 25. Kuruluş Yıl Dönümü Programı'na özel bir çelenk gönderdi. Bahçeli'nin gönderdiği beyaz kırmızı renkli karanfillerden oluşan çelenkte büyük “25” yazısı yer alıyor.
OKULLARDA GÜVENLİK ÖNLEMİ ARTIYORAlandan yapılan NTV canlı yayınına katılan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ahmed Arpat ve Ahmet Ergen'in sorularını yanıtladı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sınıf mevcutlarının liselerde 16-17, ilkokullarda 24 kişi olduğunu söyledi. Tekin, “2002 yılında 355 bin dersliğimiz varmış. Bunun aşağı yukarı yarısı deprem ya da ekonomik ömrünü tamamladığı için yıkılıp yeniden yapıldı. Şu an 750 bin dersliğimiz var.” dedi. Bakan Tekin okullarda alınacak önlemler ilgili soruya ise, “Bu konuda psikososyal alınması gereken tedbirler vardı. Onları aldık. Bazı okullarda insan kaynağı dışında tedbirler alınması gerekiyor. Dedektörler, X-ray cihazları veya kamera sistemi gibi onların satın alma süreçlerini yaptık. Bir de İçişleri bakanımızın açıkladığı bizim ‘risk durumuna göre mutlaka insan kaynağı ile desteklenmesi gerekir’ dediğimiz okullarımız var. Bahçe görevlisi unvanı iel istihdamlar yapacağız. Bunu da okulların açılmasına yakın diğer bakanlarımızla birlikte ortak bir basın toplantısıyla yapacağız.” diye konuştu.
BAKAN BAYRAKTAR: ENERJİ ALANINDA SESSİZ DEVRİMLER YAPTIKEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 25 yılın çok heyecan verici olduğunu belirtirken, “Enerji alanında sessiz devrimler yaptık” dedi. Bayraktar, “Sadece 5 ilde olan doğalgaz bugün 81 ile ulaşmış durumda. Bugün 23 milyon haneye ulaşmış durumda. Bunlar aynı zamanda bize yeni vizyonda neler yapabileceğimizi göstermesi açısından önemli.” diye konuştu. Bakan Bayraktar'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle; “Bu sene sonuna kadar Akkuyu Nükleer Santrali'ni devreye alma hedefimiz var. İlk elektriği inşallah bu sene sonuna kadar üretmiş olacağız. Hürmüz'deki belirsizlik devam ediyor. Barışa yaklaşıldı, ateşkes yapıldı anonslarının olduğu zamanlarda da ifade ettik, kimse tam olarak bu işin ne olduğunu, nereye evrileceğini bilmiyor. İyi haberlere muhtacız ama her iyi haberden sonra krizin devam ettiğine şahit oluyoruz. Bu kriz aslında bölge için yeni bir fırsatı da barındırıyor. Irak başbakanı geldiğinde Irak petrolünün önemli bir kısmının Türkiye üzerinden dünya piyasalarına ulaştırılması söz konusu. Bu projeler daha çok önemli hale geldi. Bu kriz böyle fırsatlara kapı aralayabilir."
EFKAN ALA: AK PARTİ'DEN ÖNCE PARTİLER HÜKÜMET OLURDU, İKTİDAR OLAMAZDIAK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala ise, Türkiye'nin ekonomide lig atladığını belirtirken, trilyon dolarlık ülkeler ligine yükseldiğini söyledi. Ala, “Türkiye'nin en önemli kazanımı sistemin kendi içindeki çatışmalarını ortadan kaldırdık,” dedi. Ala, AK Parti'den önce partilerin hükümet olduğunu ancak iktidar olamadığını, vesayetin iktidar olduğunu söylerken, “Cumhurbaşkanımızın doğrudan seçilmesiyle devlet idaresine milletin iradesi hakim olmuştur” ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye sürecinde çıkan yasayla ilgili de konuşan Ala, “Bu yasanın amacı PKK terör örgütünün, Irak, İran, Suriye, Avrupa bütün unsurlarıyla silahlarını teslim etmesi ve kendini feshetmesi. Herkes buna katkı vermeli. TBMM'de ortaya çıkan manzara siyasal katkının ne kadar yüksek olduğunu gösterdi, 467 görülmüş bir oran değildir. Huzur gelebileceğine dair bir inanç ortaya çıktı.” diye konuştu.
LOGODAKİ SEMBOLLER NE ANLAMA GELİYOR?Bu kapsamda hazırlanan AK Parti'nin 25'inci yıl logosunda ise dikkat çekici ayrıntılara yer verildi.
NTV Ankara Temsilcisi Ahmet Ergen, logodaki sembollerin ne anlama geldiğini aktardı.AK Parti'nin 25'inci kuruluş yılı için hazırlanan logoda partinin iktidarda bulunduğu 24 yıllık süreçte hayata geçirilen proje ve yatırımları simgeleyen çok sayıda figüre yer verildi.
Logoda savunma sanayisini temsilen Gökbey helikopteri, milli muharip uçak KAAN ve Türkiye'nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A bulunuyor.
KÖPRÜLER VE TOGG DA LOGODA YER ALIYORUlaştırma projelerini simgeleyen figürler arasında İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu ve yüksek hızlı tren yer alıyor.
Enerji alanındaki yatırımları temsilen ise Fatih Sondaj Gemisi ile Yusufeli Barajı logoya yerleştirildi.
Yerli sanayi ve teknoloji hamlesini simgeleyen Togg'un yanı sıra TOKİ tarafından inşa edilen konutları temsil eden bir figür de logoda kendisine yer buldu.
ÇİÇEK VE YAPRAK MOTİFLERİ DİKKAT ÇEKİYORBaşakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi sağlık yatırımlarını temsilen logoya eklenirken, Ayasofya Camisi ile Büyük Çamlıca Camisi de logoda yer alan ayrıntılar arasında bulunuyor.
Logodaki çiçek ve yaprak motifleri de dikkat çekiyor. AK Parti kaynakları, "partinin millete duyduğu sevgiyi ifade etmek" amacıyla bu ayrıntılara yer verildiğini aktardı.
VATANDAŞLARDAN YOĞUN İLGİMiting öncesinde vatandaşlar Başkent Millet Bahçesi'ne alınmaya başlandı. Programa vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği görülürken, alanı dolduran vatandaşlar AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümüne özel hazırlanan pankartlar açtı.
Miting alanında da 25'inci yıla ilişkin hazırlıklar dikkat çekerken, vatandaşların açtığı pankartlar ve yoğun katılım program öncesinde alandaki hareketliliği artırdı.
ERDOĞAN TARİHİ BİR AÇIKLAMA YAPACAKNTV'ye değerlendirmelerde bulunan AK Parti Genel Sekreter Yardımcısı Eyyüp Kadir İnan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti tarihi ve demokrasi açısından tarihi bir açıklama yapacağını dile getirdi.
İnan, "Vizyon belgesi de hazırladık. Bugün ilan etmiş olacağız." dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişi değerlendirmesi ve önümüzdeki 10 yıl boyunca gelişecek siyasetin yol haritasını paylaşacağını söyledi.
TÜRKİYE'NİN 39'UNCU PARTİSİ OLARAK YOLA ÇIKTICumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, 14 Ağustos 2001'de Türkiye'nin 39'uncu partisi olarak Türk siyasi hayatına giren AK Parti, siyasetteki 25'inci yılını kutluyor.
AK Parti25. yaşını kutluyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'nın da partisinin kuruluş yılına özel olarak kaleme aldığı "AK Parti, Milletle Birlikte Yazılan Çeyrek Asırlık Dönüşüm Hikayesi" başlıklı makalesi Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya'da yayımlandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesinde 25 yıl önce AK Parti'yi kurarken Türk milletiyle birlikte Türkiye'nin geleceğini yeniden şekillendirecek uzun soluklu bir yürüyüş başlattıklarını belirtti.
Türkiye'nin o günlerde siyasi krizlerin, ekonomik belirsizliklerin ve vesayetçi anlayışın ağır baskısı altında olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı, kendilerinin de siyaseti yeniden milletin hizmetine sunmak, devlet ile vatandaş arasındaki güven bağını güçlendirmek v...
AK Parti25. yaşını kutluyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'nın da partisinin kuruluş yılına özel olarak kaleme aldığı "AK Parti, Milletle Birlikte Yazılan Çeyrek Asırlık Dönüşüm Hikayesi" başlıklı makalesi Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya'da yayımlandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesinde 25 yıl önce AK Parti'yi kurarken Türk milletiyle birlikte Türkiye'nin geleceğini yeniden şekillendirecek uzun soluklu bir yürüyüş başlattıklarını belirtti.
Türkiye'nin o günlerde siyasi krizlerin, ekonomik belirsizliklerin ve vesayetçi anlayışın ağır baskısı altında olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı, kendilerinin de siyaseti yeniden milletin hizmetine sunmak, devlet ile vatandaş arasındaki güven bağını güçlendirmek v...
AK Parti25. yaşını kutluyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'nın da partisinin kuruluş yılına özel olarak kaleme aldığı "AK Parti, Milletle Birlikte Yazılan Çeyrek Asırlık Dönüşüm Hikayesi" başlıklı makalesi Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya'da yayımlandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesinde 25 yıl önce AK Parti'yi kurarken Türk milletiyle birlikte Türkiye'nin geleceğini yeniden şekillendirecek uzun soluklu bir yürüyüş başlattıklarını belirtti.
Türkiye'nin o günlerde siyasi krizlerin, ekonomik belirsizliklerin ve vesayetçi anlayışın ağır baskısı altında olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı, kendilerinin de siyaseti yeniden milletin hizmetine sunmak, devlet ile vatandaş arasındaki güven bağını güçlendirmek ve Türkiye'yi kendi kararlarını verebilen güçlü bir ülke haline getirmeyi hedeflediklerini anlattı.
“TARİHİ BİR DÖNÜM NOKTASI”
"14 Ağustos 2001'de 'Artık Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' derken en büyük güvencemiz milletimizin iradesiydi. AK Parti hakları sınırlandırılan, krizlerin yükünü omuzlayan ve çocukları için daha müreffeh bir gelecek isteyen milyonların ortak umudu olarak doğdu." değerlendirmesini yapan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bugün geriye baktığımızda AK Parti'nin çeyrek asrının Türkiye için tarihi bir dönüşüme karşılık geldiğini görüyoruz. Demokratik meşruiyet güçlendi, devletimizin hizmet kapasitesi gelişti, toplumun farklı kesimlerinin kamusal hayata katılımı genişledi. Türkiye, kendi hedeflerini belirleyen, imkanlarına güvenen ve geleceğini kendi iradesiyle şekillendiren bir ülkeye dönüştü. Demokratik meşruiyetin güçlenmesi, bu dönemde verdiğimiz mücadelenin temelini oluşturdu. Bunun en ağır sınavını 15 Temmuz darbe girişiminde yaşadık. Milletimiz o gece seçilmiş iradeye ve anayasal düzene sahip çıkarak Türkiye'nin geleceğine sandık dışı hiçbir gücün yön veremeyeceğini ortaya koydu. Bu kararlı duruş, vesayet döneminin geride bırakılmasında, sivil siyasetin güçlenmesinde ve demokrasimizin kökleşmesinde tarihî bir dönüm noktası oldu."
"YENİ BİR SIÇRAMAYA DÖNÜŞTÜRECEĞİZ"
Erdoğan, eğitimden sağlığa, ulaştırmadan enerjiye, sosyal politikalardan şehirleşmeye kadar gerçekleştirdikleri yatırımların dönüşümlerin somut temelini oluşturduğunu belirtti.
Kamu hizmetlerine erişimi ülke genelinde yaygınlaştırdıklarını vurgulayan Erdoğan, Anadolu'nun üretim ve kalkınma imkanlarını genişlettiklerini, kadınların, gençlerin, engellilerin ve toplumun bütün kesimlerinin ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılımını desteklediklerinin altını çizdi.
Savunma sanayisinde ve ileri teknolojide attıkları adımların, stratejik alanlardaki dışa bağımlılığı önemli ölçüde azalttığına işaret eden Erdoğan, "İnsansız hava araçlarından milli muharip uçağımız KAAN'a, savaş gemilerinden hava savunma sistemlerine uzanan hamlelerimiz Türkiye'nin üretim ve teknoloji kapasitesini güçlendirdi. TOGG, uzay programımız, nükleer enerji yatırımlarımız ve Karadeniz'de keşfettiğimiz doğal gaz bu yeni özgüvenin sembolleri oldu. Önümüzdeki dönemde bu birikimi yapay zeka, yarı iletkenler, enerji teknolojileri ve yüksek katma değerli üretimde yeni bir sıçramaya dönüştüreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
"ORTAK GELECEĞİMİZ İÇİN ZORUNLU"
Erdoğan, dış politikada Türkiye'nin, değişen ve giderek çok kutuplu hale gelen uluslararası sistemin etkin aktörlerinden biri olduğuna dikkati çekerek, milli çıkarları korurken diplomasiyi, diyaloğu ve insani sorumluluğu esas alan çok yönlü bir anlayışla hareket ettiklerini anlattı.
Türk ve İslam dünyasıyla münasebetlerini çok boyutlu bir şekilde geliştirirken, mazlumların haklarını her platformda cesaretle savunduklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:
"NATO'nun güçlü bir müttefiki, G20'nin etkin bir üyesi, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın önde gelen ülkesi ve Avrupa güvenlik mimarisinin başat aktörlerinden biri olarak Karadeniz'den Orta Doğu'ya, Kafkasya'dan Afrika'ya uzanan geniş bir coğrafyada barış ve istikrara katkı sunuyoruz. Stratejik özerkliği, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde daha dengeli ilişkiler kurmanın zemini olarak görüyoruz. 'Dünya beşten büyüktür' çağrımız, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kurumların günümüzün güç dengelerini ve toplumların çeşitliliğini daha adil biçimde temsil etmesi gerektiğine dair teklifimizin özüdür. Küresel barış ve güvenliğin sınırlı sayıdaki ülkenin önceliklerine bağlı kalması, insanlığın karşı karşıya bulunduğu krizlere kalıcı çözümler üretmemektedir. Daha kapsayıcı, daha etkin ve hesap verebilir bir uluslararası düzenin ortak geleceğimiz için zorunlu olduğuna inanıyoruz."
6 ŞUBAT DEPREMLERİ
Erdoğan, çeyrek asırlık yürüyüşleri boyunca terör saldırılarından bölgesel savaşlara, düzensiz göç hareketlerinden küresel salgına ve ekonomik dalgalanmalara kadar çok sayıda sınamayla karşılaştıklarını anımsatarak, bu dönemlerin güçlü kurumların, etkin kamu yönetiminin ve millet-devlet dayanışmasının taşıdığı önemi bir kez daha gösterdiğini belirtti.
6 Şubat depremlerinde tarihin en ağır afetlerinden birini yaşadıklarını aktaran Erdoğan, "11 ilimizi ve milyonlarca vatandaşımızı etkileyen bu büyük felaket milletimizin yüreğinde derin yaralar açtı. İlk andan itibaren devletimizin bütün imkanlarını seferber ettik. Bugün şehirlerimizin yeniden imarında önemli mesafe katettik. Güvenli konutlardan üretim altyapılarına, sosyal hayattan tarihi dokunun korunmasına kadar yürüttüğümüz çalışmaları aynı kararlılıkla sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı.
"KARARLILIKLA DEVAM EDİYORUZ"
Erdoğan, AK Parti'yi çeyrek asırdır güçlü tutan temel unsurun milletle kurdukları gönül bağı olduğunu ifade ederek, bu tecrübenin kendilerine sürekli yenilenme sorumluluğunu da yüklediğini anlattı.
Milletin değişen beklentilerini, gençlerin gelecek arayışlarını, ekonomik güçlüklerin gündelik hayattaki etkilerini ve siyaset yapma biçimlerini açık yüreklilikle değerlendirmek zorunda olduklarını aktaran Erdoğan, "Geçmiş başarılarımız önemli bir referanstır; bizi geleceğe taşıyacak olan reform irademiz ve değişime öncülük etme kabiliyetimizdir. Önümüzdeki dönemde de enflasyonla mücadeleyi kararlılıkla sürdürürken üretimi, yatırımı ve istihdamı büyüteceğiz. Alın terinin karşılığını veren, refahı toplumun bütün kesimlerine yayan ve gençlerimizin eğitimden istihdama, girişimcilikten konuta kadar fırsatlara daha adil biçimde erişebildiği bir Türkiye için çalışacağız." değerlendirmesinde bulundu.
5 HEDEF
"Türkiye Yüzyılı, Cumhuriyetimizin ikinci asrına yönelik ortak gelecek irademizin adıdır." açıklamasında bulunan Erdoğan, demokrasisi güçlü, ekonomisi üretken, teknolojide öncü, dış politikada etkili ve toplumsal dayanışması sağlam bir Türkiye hedeflediklerini vurguladı.
Erdoğan, geçmişin birikimini geleceğin imkanlarıyla buluşturarak milletin refahını artıracaklarını belirterek, bölgenin istikrarını güçlendireceklerini ve daha adil bir uluslararası düzene katkı sunacaklarının altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Parti'nin 25'inci yılı, geçmişin tecrübesini değerlendirerek yeni dönemin yol haritasını ortaya koyduğumuz tarihi bir eşiktir. Aziz milletimizle çıktığımız bu yolda, reform irademizi diri tutarak ve geleceğin imkanlarına odaklanarak yolumuza aynı kararlılıkla devam ediyoruz." değerlendirmesini yaptı.
AK Parti25. yaşını kutluyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'nın da partisinin kuruluş yılına özel olarak kaleme aldığı "AK Parti, Milletle Birlikte Yazılan Çeyrek Asırlık Dönüşüm Hikayesi" başlıklı makalesi Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya'da yayımlandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesinde 25 yıl önce AK Parti'yi kurarken Türk milletiyle birlikte Türkiye'nin geleceğini yeniden şekillendirecek uzun soluklu bir yürüyüş başlattıklarını belirtti.
Türkiye'nin o günlerde siyasi krizlerin, ekonomik belirsizliklerin ve vesayetçi anlayışın ağır baskısı altında olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı, kendilerinin de siyaseti yeniden milletin hizmetine sunmak, devlet ile vatandaş arasındaki güven bağını güçlendirmek ve Türkiye'yi kendi kararlarını verebilen güçlü bir ülke haline getirmeyi hedeflediklerini anlattı.
“TARİHİ BİR DÖNÜM NOKTASI”
"14 Ağustos 2001'de 'Artık Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' derken en büyük güvencemiz milletimizin iradesiydi. AK Parti hakları sınırlandırılan, krizlerin yükünü omuzlayan ve çocukları için daha müreffeh bir gelecek isteyen milyonların ortak umudu olarak doğdu." değerlendirmesini yapan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bugün geriye baktığımızda AK Parti'nin çeyrek asrının Türkiye için tarihi bir dönüşüme karşılık geldiğini görüyoruz. Demokratik meşruiyet güçlendi, devletimizin hizmet kapasitesi gelişti, toplumun farklı kesimlerinin kamusal hayata katılımı genişledi. Türkiye, kendi hedeflerini belirleyen, imkanlarına güvenen ve geleceğini kendi iradesiyle şekillendiren bir ülkeye dönüştü. Demokratik meşruiyetin güçlenmesi, bu dönemde verdiğimiz mücadelenin temelini oluşturdu. Bunun en ağır sınavını 15 Temmuz darbe girişiminde yaşadık. Milletimiz o gece seçilmiş iradeye ve anayasal düzene sahip çıkarak Türkiye'nin geleceğine sandık dışı hiçbir gücün yön veremeyeceğini ortaya koydu. Bu kararlı duruş, vesayet döneminin geride bırakılmasında, sivil siyasetin güçlenmesinde ve demokrasimizin kökleşmesinde tarihî bir dönüm noktası oldu."
"YENİ BİR SIÇRAMAYA DÖNÜŞTÜRECEĞİZ"
Erdoğan, eğitimden sağlığa, ulaştırmadan enerjiye, sosyal politikalardan şehirleşmeye kadar gerçekleştirdikleri yatırımların dönüşümlerin somut temelini oluşturduğunu belirtti.
Kamu hizmetlerine erişimi ülke genelinde yaygınlaştırdıklarını vurgulayan Erdoğan, Anadolu'nun üretim ve kalkınma imkanlarını genişlettiklerini, kadınların, gençlerin, engellilerin ve toplumun bütün kesimlerinin ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılımını desteklediklerinin altını çizdi.
Savunma sanayisinde ve ileri teknolojide attıkları adımların, stratejik alanlardaki dışa bağımlılığı önemli ölçüde azalttığına işaret eden Erdoğan, "İnsansız hava araçlarından milli muharip uçağımız KAAN'a, savaş gemilerinden hava savunma sistemlerine uzanan hamlelerimiz Türkiye'nin üretim ve teknoloji kapasitesini güçlendirdi. TOGG, uzay programımız, nükleer enerji yatırımlarımız ve Karadeniz'de keşfettiğimiz doğal gaz bu yeni özgüvenin sembolleri oldu. Önümüzdeki dönemde bu birikimi yapay zeka, yarı iletkenler, enerji teknolojileri ve yüksek katma değerli üretimde yeni bir sıçramaya dönüştüreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
"ORTAK GELECEĞİMİZ İÇİN ZORUNLU"
Erdoğan, dış politikada Türkiye'nin, değişen ve giderek çok kutuplu hale gelen uluslararası sistemin etkin aktörlerinden biri olduğuna dikkati çekerek, milli çıkarları korurken diplomasiyi, diyaloğu ve insani sorumluluğu esas alan çok yönlü bir anlayışla hareket ettiklerini anlattı.
Türk ve İslam dünyasıyla münasebetlerini çok boyutlu bir şekilde geliştirirken, mazlumların haklarını her platformda cesaretle savunduklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:
"NATO'nun güçlü bir müttefiki, G20'nin etkin bir üyesi, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın önde gelen ülkesi ve Avrupa güvenlik mimarisinin başat aktörlerinden biri olarak Karadeniz'den Orta Doğu'ya, Kafkasya'dan Afrika'ya uzanan geniş bir coğrafyada barış ve istikrara katkı sunuyoruz. Stratejik özerkliği, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde daha dengeli ilişkiler kurmanın zemini olarak görüyoruz. 'Dünya beşten büyüktür' çağrımız, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kurumların günümüzün güç dengelerini ve toplumların çeşitliliğini daha adil biçimde temsil etmesi gerektiğine dair teklifimizin özüdür. Küresel barış ve güvenliğin sınırlı sayıdaki ülkenin önceliklerine bağlı kalması, insanlığın karşı karşıya bulunduğu krizlere kalıcı çözümler üretmemektedir. Daha kapsayıcı, daha etkin ve hesap verebilir bir uluslararası düzenin ortak geleceğimiz için zorunlu olduğuna inanıyoruz."
6 ŞUBAT DEPREMLERİ
Erdoğan, çeyrek asırlık yürüyüşleri boyunca terör saldırılarından bölgesel savaşlara, düzensiz göç hareketlerinden küresel salgına ve ekonomik dalgalanmalara kadar çok sayıda sınamayla karşılaştıklarını anımsatarak, bu dönemlerin güçlü kurumların, etkin kamu yönetiminin ve millet-devlet dayanışmasının taşıdığı önemi bir kez daha gösterdiğini belirtti.
6 Şubat depremlerinde tarihin en ağır afetlerinden birini yaşadıklarını aktaran Erdoğan, "11 ilimizi ve milyonlarca vatandaşımızı etkileyen bu büyük felaket milletimizin yüreğinde derin yaralar açtı. İlk andan itibaren devletimizin bütün imkanlarını seferber ettik. Bugün şehirlerimizin yeniden imarında önemli mesafe katettik. Güvenli konutlardan üretim altyapılarına, sosyal hayattan tarihi dokunun korunmasına kadar yürüttüğümüz çalışmaları aynı kararlılıkla sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı.
"KARARLILIKLA DEVAM EDİYORUZ"
Erdoğan, AK Parti'yi çeyrek asırdır güçlü tutan temel unsurun milletle kurdukları gönül bağı olduğunu ifade ederek, bu tecrübenin kendilerine sürekli yenilenme sorumluluğunu da yüklediğini anlattı.
Milletin değişen beklentilerini, gençlerin gelecek arayışlarını, ekonomik güçlüklerin gündelik hayattaki etkilerini ve siyaset yapma biçimlerini açık yüreklilikle değerlendirmek zorunda olduklarını aktaran Erdoğan, "Geçmiş başarılarımız önemli bir referanstır; bizi geleceğe taşıyacak olan reform irademiz ve değişime öncülük etme kabiliyetimizdir. Önümüzdeki dönemde de enflasyonla mücadeleyi kararlılıkla sürdürürken üretimi, yatırımı ve istihdamı büyüteceğiz. Alın terinin karşılığını veren, refahı toplumun bütün kesimlerine yayan ve gençlerimizin eğitimden istihdama, girişimcilikten konuta kadar fırsatlara daha adil biçimde erişebildiği bir Türkiye için çalışacağız." değerlendirmesinde bulundu.
5 HEDEF
"Türkiye Yüzyılı, Cumhuriyetimizin ikinci asrına yönelik ortak gelecek irademizin adıdır." açıklamasında bulunan Erdoğan, demokrasisi güçlü, ekonomisi üretken, teknolojide öncü, dış politikada etkili ve toplumsal dayanışması sağlam bir Türkiye hedeflediklerini vurguladı.
Erdoğan, geçmişin birikimini geleceğin imkanlarıyla buluşturarak milletin refahını artıracaklarını belirterek, bölgenin istikrarını güçlendireceklerini ve daha adil bir uluslararası düzene katkı sunacaklarının altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Parti'nin 25'inci yılı, geçmişin tecrübesini değerlendirerek yeni dönemin yol haritasını ortaya koyduğumuz tarihi bir eşiktir. Aziz milletimizle çıktığımız bu yolda, reform irademizi diri tutarak ve geleceğin imkanlarına odaklanarak yolumuza aynı kararlılıkla devam ediyoruz." değerlendirmesini yaptı.
Tayland'da tatil yapan Fransız bir aile, jet ski gezisi sırasında ölümden döndü.
50 yaşındaki baba ile 5 ve 7 yaşlarındaki iki oğlu, kiraladıkları jet skinin...
Tayland'da tatil yapan Fransız bir aile, jet ski gezisi sırasında ölümden döndü.
50 yaşındaki baba ile 5 ve 7 yaşlarındaki iki oğlu, kiraladıkları jet skinin...
Tayland'da tatil yapan Fransız bir aile, jet ski gezisi sırasında ölümden döndü.
50 yaşındaki baba ile 5 ve 7 yaşlarındaki iki oğlu, kiraladıkları jet skinin Koh Samui Adası açıklarında devrilmesinin ardından denizde 16 saatten fazla sürüklendi.
Yerel yetkili Amorn Chomchoey, kurtarıldıklarında üçünün de çok miktarda deniz suyu yuttuğunu, solgun ve bitkin olduklarını söyledi.
Baba ve çocukları sağlık kontrolleri için hastaneye kaldırıldı, kısa süre sonra taburcu edildi.
45 DAKİKALIK GEZİ İÇİN KİRALADI
Bangkok Post'un haberine göre baba, perşembe günü yerel saatle 17.00 sıralarında jet skiyi 45 dakikalık bir gezi için kiraladı.
Jet skinin kararlaştırılan zamanda geri getirilmemesi üzerine kurtarma ekiplerine haber verildi.
Ekipler sürat tekneleri ve jet skilerle Koh Samui çevresinde ve yakındaki Koh Phangan Adası yönünde arama çalışması başlattı.
Gece boyunca koşullar nedeniyle çalışmalara ara verilirken, baba ve iki oğlu ertesi sabah hâlâ denizde sürüklenirken bulundu.
Üç kişi cuma günü saat 10.00 sıralarında kurtarıldı.
DALGALAR JET SKİYİ DURDURDU
Baba, yetkililere kiralama süresinin sonlarına doğru sert dalgaların jet skiye çarptığını ve motorun durduğunu anlattı.
Kurtarma görüntülerinde çocuklardan birinin büyük bölümü suya gömülmüş jet skinin ön kısmında oturduğu, babanın ise yakınında can yeleğiyle yüzerek kurtarma ekiplerine el salladığı görülüyor.
Çocukların annesi ve ablasının ise üçlünün dönüşünü sahilde beklediği belirtildi.
Yetkililer, ailenin olayın ardından Tayland'da kalmaya ve tatillerine devam etmeye karar verdiğini bildirdi.
Tayland'da tatil yapan Fransız bir aile, jet ski gezisi sırasında ölümden döndü.
50 yaşındaki baba ile 5 ve 7 yaşlarındaki iki oğlu, kiraladıkları jet skinin Koh Samui Adası açıklarında devrilmesinin ardından denizde 16 saatten fazla sürüklendi.
Yerel yetkili Amorn Chomchoey, kurtarıldıklarında üçünün de çok miktarda deniz suyu yuttuğunu, solgun ve bitkin olduklarını söyledi.
Baba ve çocukları sağlık kontrolleri için hastaneye kaldırıldı, kısa süre sonra taburcu edildi.
45 DAKİKALIK GEZİ İÇİN KİRALADI
Bangkok Post'un haberine göre baba, perşembe günü yerel saatle 17.00 sıralarında jet skiyi 45 dakikalık bir gezi için kiraladı.
Jet skinin kararlaştırılan zamanda geri getirilmemesi üzerine kurtarma ekiplerine haber verildi.
Ekipler sürat tekneleri ve jet skilerle Koh Samui çevresinde ve yakındaki Koh Phangan Adası yönünde arama çalışması başlattı.
Gece boyunca koşullar nedeniyle çalışmalara ara verilirken, baba ve iki oğlu ertesi sabah hâlâ denizde sürüklenirken bulundu.
Üç kişi cuma günü saat 10.00 sıralarında kurtarıldı.
DALGALAR JET SKİYİ DURDURDU
Baba, yetkililere kiralama süresinin sonlarına doğru sert dalgaların jet skiye çarptığını ve motorun durduğunu anlattı.
Kurtarma görüntülerinde çocuklardan birinin büyük bölümü suya gömülmüş jet skinin ön kısmında oturduğu, babanın ise yakınında can yeleğiyle yüzerek kurtarma ekiplerine el salladığı görülüyor.
Çocukların annesi ve ablasının ise üçlünün dönüşünü sahilde beklediği belirtildi.
Yetkililer, ailenin olayın ardından Tayland'da kalmaya ve tatillerine devam etmeye karar verdiğini bildirdi.
İçişleri Bakanlığı, 18 ilde polis tarafından “Nitelikli Dolandırıcılık” suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda, 246 milyon liralık dolandırıcılık...
İçişleri Bakanlığı, 18 ilde polis tarafından “Nitelikli Dolandırıcılık” suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda, 246 milyon liralık dolandırıcılık...
İçişleri Bakanlığı, 18 ilde polis tarafından “Nitelikli Dolandırıcılık” suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda, 246 milyon liralık dolandırıcılık yaptığı tespit edilip yakalanan 281 şüpheliden 153'ünün tutuklandığını duyurdu.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre; Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde, 18 ilde “Nitelikli Dolandırıcılık” suçlarına yönelik operasyon düzenlendi.
Operasyonlarda 281 şüpheli yakalanıp gözaltına alındı.
Şüphelilerin; kendilerini kamu görevlisi veya banka görevlisi olarak tanıttığı, sosyal medya ve sahte internet sitelerinden araç, ev, yedek parça satışı ve araç kiralama ilanları verip, kendilerini internet/iletişim firması temsilcisi olarak tanıttığı ve yüksek kazanç vaadiyle vatandaşları dolandırdıkları tespit edildi.
MASAK raporlarına göre, şüphelilerin hesaplarında 351 milyon TL işlem hacmi olduğu belirlendi.
246 milyon liralık dolandırıcılık yaptığı tespit edilen şüphelilerden 153'ü tutuklanırken, 128'i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı.
“SUÇLULARA GÖZ AÇTIRMIYORUZ”
Açıklamada ayrıca, "Vatandaşlarımızı mağdur ederek haksız kazanç elde eden suç şebekelerine ve yasa dışı yapılanmalara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyor, suçlulara göz açtırmıyoruz. Kahraman polislerimizi, Asayiş Daire Başkanlığımızı, MASAK'ımızı, Cumhuriyet başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
İçişleri Bakanlığı, 18 ilde polis tarafından “Nitelikli Dolandırıcılık” suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda, 246 milyon liralık dolandırıcılık yaptığı tespit edilip yakalanan 281 şüpheliden 153'ünün tutuklandığını duyurdu.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre; Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde, 18 ilde “Nitelikli Dolandırıcılık” suçlarına yönelik operasyon düzenlendi.
Operasyonlarda 281 şüpheli yakalanıp gözaltına alındı.
Şüphelilerin; kendilerini kamu görevlisi veya banka görevlisi olarak tanıttığı, sosyal medya ve sahte internet sitelerinden araç, ev, yedek parça satışı ve araç kiralama ilanları verip, kendilerini internet/iletişim firması temsilcisi olarak tanıttığı ve yüksek kazanç vaadiyle vatandaşları dolandırdıkları tespit edildi.
MASAK raporlarına göre, şüphelilerin hesaplarında 351 milyon TL işlem hacmi olduğu belirlendi.
246 milyon liralık dolandırıcılık yaptığı tespit edilen şüphelilerden 153'ü tutuklanırken, 128'i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı.
“SUÇLULARA GÖZ AÇTIRMIYORUZ”
Açıklamada ayrıca, "Vatandaşlarımızı mağdur ederek haksız kazanç elde eden suç şebekelerine ve yasa dışı yapılanmalara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyor, suçlulara göz açtırmıyoruz. Kahraman polislerimizi, Asayiş Daire Başkanlığımızı, MASAK'ımızı, Cumhuriyet başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
Muammer Yılmaz, 2014 yılında başladığı yolculuklarında kimi zaman otostopla, kimi zaman bisikletle, kimi zaman da yürüyerek 5 kıtada 133 ülkeyi gezdi. Seyahat etmeyi yaşam biçimine dönüştüren Yılmaz, son 6 yıldır yanına çanta almadan, yalnızca diş fırçasıyla yola çıkıyor.
Gezdiği ülkelerde farklı kültürleri, inançları, yemekleri ve yaşam biçimlerini deneyimleyen Yılmaz, yolculuklarında edindiği tecrübeleri gezi günlüğü kitaplarında da paylaşıyor. Yılmaz’ın en büyük hayali ise Türkiye’de iyi insanların olduğunu g...
Muammer Yılmaz, 2014 yılında başladığı yolculuklarında kimi zaman otostopla, kimi zaman bisikletle, kimi zaman da yürüyerek 5 kıtada 133 ülkeyi gezdi. Seyahat etmeyi yaşam biçimine dönüştüren Yılmaz, son 6 yıldır yanına çanta almadan, yalnızca diş fırçasıyla yola çıkıyor.
Gezdiği ülkelerde farklı kültürleri, inançları, yemekleri ve yaşam biçimlerini deneyimleyen Yılmaz, yolculuklarında edindiği tecrübeleri gezi günlüğü kitaplarında da paylaşıyor. Yılmaz’ın en büyük hayali ise Türkiye’de iyi insanların olduğunu g...
Muammer Yılmaz, 2014 yılında başladığı yolculuklarında kimi zaman otostopla, kimi zaman bisikletle, kimi zaman da yürüyerek 5 kıtada 133 ülkeyi gezdi. Seyahat etmeyi yaşam biçimine dönüştüren Yılmaz, son 6 yıldır yanına çanta almadan, yalnızca diş fırçasıyla yola çıkıyor.
Gezdiği ülkelerde farklı kültürleri, inançları, yemekleri ve yaşam biçimlerini deneyimleyen Yılmaz, yolculuklarında edindiği tecrübeleri gezi günlüğü kitaplarında da paylaşıyor. Yılmaz’ın en büyük hayali ise Türkiye’de iyi insanların olduğunu gösteren bir program hazırlamak.
İlk büyük macerasına 2014 yılında çıktığını anlatan Yılmaz, “80 Günde Parasız Devriâlem” projesiyle 19 ülkeyi otostop yaparak dolaştı. Yolculuk boyunca insanların kendilerine yardımcı olduğunu belirten Yılmaz, sonraki seyahatlerinde de yürümek, otostop yapmak ve bisiklete binmek gibi farklı yöntemler kullandı.
Altı yıldır seyahatlerinde çanta taşımadığını belirten Yılmaz, “Her şeyim cebimde. Çantam yok. Altı yıldır diş fırçasıyla geziyorum, başka bir şeyim yok” dedi.
EŞİYLE BİR YILDA 22 ÜLKE GEZDİ
2023 yılında eşiyle birlikte 10. yıllarını farklı bir yolculukla kutlamak istediklerini belirten Yılmaz, eşinin başlangıçta parasız ve otostoplu bir yolculuğa sıcak bakmadığını söyledi. Bunun üzerine daha klasik bir dünya turu yapmaya karar verdiklerini belirten gezgin, bir yıl boyunca 22 ülke gezdiklerini ifade etti.
Gezdiği 133 ülkenin kendisi için yalnızca bir sayı olduğunu vurgulayan Yılmaz, asıl zenginliğinin dünyanın farklı yerlerinde edindiği dostluklar olduğunu söyledi.
En sıra dışı deneyimlerinden biri ise Avrupa'nın en yüksek dağı olan Mont Blanc çevresindeki yürüyüşü olduğunu kaydeden Yılmaz, Fransa, İsviçre ve İtalya sınırlarından geçen rotada 11 gün boyunca toplam 160 kilometre yürüdüğünü, bu yolculukta yemek yemediğini söyledi.
Bir sonraki macerasında arkadaşı Milan ile birlikte İstanbul'dan bisikletle yola çıkmayı planlayan Yılmaz, hedefinin Çin'in başkenti Pekin'e ulaşmak olduğunu söyledi.
Dünyayı keşfederek öğrenmeye çalıştığını belirten Yılmaz, "Dünyayı geziyorum, öğreniyorum, keşfediyorum. Bugüne kadar 133 ülkeyi gezdim. Her ülkede değişik kültürleri, değişik dinleri, değişik inançları ve değişik yemekleri görerek paylaşıyorum. İlk olarak ailemle ülkeleri geziyorduk. Oradan geziye tutuldum. Okulla Amerika'ya gittim. Oradan sonra gezmeyi tutku haline getirdim. İlk büyük maceramız, 2014 yılında "80 Günde Parasız Devriâlem" oldu. Otostop yaptık. 19 ülkede iyiliği gördük. Yardım ettiler, arabaya aldılar, yemek verdiler, konaklama için bize yardımcı oldular. Hiçbir zaman sokakta yatmadık. Amacımız, her yerde güzel insanların olduğunu göstermek. 17 yaşında lisede gezi organize ediliyordu. Babama, "Gidebilir miyim?" dedim. "Tamam" dedi. Babama ücretli olduğunu söyledim. Bana, "Çalış, git" dedi. Ben de "Baba, arkadaşlarıma babaları para veriyor" dedim. Bana, "Bizde öyle değil" dedi. Ben de gittim, çikolata sattım, bulaşık yıkadım. Paramı kazandım ve Amerika'ya gittim. 133 ülkeyi gezme şansım oldu. 5 kıtada değişik değişik ülkeler gezdim. Bir kıtadan bir kıtaya çok farklılıklar var. Değişik maceralar yaşadık. Bazen otostop yaptık, bazen yürüyerek gittik. Bazen yemek yemeden, bazen çantasız, sadece bir diş fırçasıyla yolculuk yaptık. Altı yıldır diş fırçasıyla geziyorum. Başka bir şeyim yok. Her şeyim cebimde, çanta yok; öyle geziyorum. Geçen sene bisikletle Paris'ten başladık, İstanbul'da bitirdik. 2 bin 500 kilometrelik bir gezi oldu" dedi.
"HER ÜLKEDE BİR ARKADAŞIM VAR"
Gezdiği ülkede arkadaşlıklar edindiğini ifade eden Yılmaz, " Bugüne kadar 3 tane kitap yaptık. 2023 yılında hanımla, "10 yılımızı kutlayalım, büyük bir gezi yapalım" dedik. Hanım hayır dedi, korktu. "Çantasız, yemeksiz, otostopla gezi mi olacak? Ben gitmiyorum" dedi. Ben de kendisine normal dünya turu yapalım dedim ve çıktık. Bir yıl dünyayı turladık, 22 ülke gezdik. Normal bir şekilde, ara sıra yine otostop yaptık. Bu kadar ülke gezmem sadece bir sayı, 133. Ama bütün dünyada bir arkadaşım var. Bu, en güzel zenginlik, en güzel mutluluk benim için. Yolculukta korktuğumuz, zor durumlar tabii ki oldu. Ama bu da yolculuğun bir tarafı. Bu zorlukları yaşayınca mutluluklar on kat artıyor ve hayat dolu dolu oluyor. Sağlığımız yerinde olduğu sürece devam edecek" dedi.
On bir gün yemek yemeden 160 kilometre yürüdüğünü iddia eden Yılmaz, "11 gün dağlarda yemek yemeden 160 kilometre yürüyüş yaptım. Avrupa'nın en yüksek dağı olan Mont Blanc'ın etrafında yürüdük. Üç ülke; Fransa, İsviçre ve İtalya. On bir gün yemek yemeden. Bunu niye yaptım? İçimizdeki gücü göstermek için. Bir dahaki macera arkadaşım Milan ile beraber Asya. Yani İstanbul'dan bisikletlerimizi alacağız, inşallah Pekin'e kadar, Çin'e kadar devam edeceğiz" dedi.
Yılmaz, en büyük hayalinin kendi ülkesinde bir televizyon programı hazırlamak olduğunu ifade ederek, "Benim işim dünyayı gezmek, paylaşmak. Konferans veriyorum, televizyon programları yapıyorum, kitap yazıyorum. En büyük hayalim Türkiye'de bir televizyon programı yapmak ve bu tecrübemi paylaşmak. Mesela Kapadokya'da bir mağarada, parasız, diş fırçamla bir program yapacağım. Türkiye'de iyi insanların olduğunu göstermek için bu programı yapmak hayalim" dedi.
Muammer Yılmaz, 2014 yılında başladığı yolculuklarında kimi zaman otostopla, kimi zaman bisikletle, kimi zaman da yürüyerek 5 kıtada 133 ülkeyi gezdi. Seyahat etmeyi yaşam biçimine dönüştüren Yılmaz, son 6 yıldır yanına çanta almadan, yalnızca diş fırçasıyla yola çıkıyor.
Gezdiği ülkelerde farklı kültürleri, inançları, yemekleri ve yaşam biçimlerini deneyimleyen Yılmaz, yolculuklarında edindiği tecrübeleri gezi günlüğü kitaplarında da paylaşıyor. Yılmaz’ın en büyük hayali ise Türkiye’de iyi insanların olduğunu gösteren bir program hazırlamak.
İlk büyük macerasına 2014 yılında çıktığını anlatan Yılmaz, “80 Günde Parasız Devriâlem” projesiyle 19 ülkeyi otostop yaparak dolaştı. Yolculuk boyunca insanların kendilerine yardımcı olduğunu belirten Yılmaz, sonraki seyahatlerinde de yürümek, otostop yapmak ve bisiklete binmek gibi farklı yöntemler kullandı.
Altı yıldır seyahatlerinde çanta taşımadığını belirten Yılmaz, “Her şeyim cebimde. Çantam yok. Altı yıldır diş fırçasıyla geziyorum, başka bir şeyim yok” dedi.
EŞİYLE BİR YILDA 22 ÜLKE GEZDİ
2023 yılında eşiyle birlikte 10. yıllarını farklı bir yolculukla kutlamak istediklerini belirten Yılmaz, eşinin başlangıçta parasız ve otostoplu bir yolculuğa sıcak bakmadığını söyledi. Bunun üzerine daha klasik bir dünya turu yapmaya karar verdiklerini belirten gezgin, bir yıl boyunca 22 ülke gezdiklerini ifade etti.
Gezdiği 133 ülkenin kendisi için yalnızca bir sayı olduğunu vurgulayan Yılmaz, asıl zenginliğinin dünyanın farklı yerlerinde edindiği dostluklar olduğunu söyledi.
En sıra dışı deneyimlerinden biri ise Avrupa'nın en yüksek dağı olan Mont Blanc çevresindeki yürüyüşü olduğunu kaydeden Yılmaz, Fransa, İsviçre ve İtalya sınırlarından geçen rotada 11 gün boyunca toplam 160 kilometre yürüdüğünü, bu yolculukta yemek yemediğini söyledi.
Bir sonraki macerasında arkadaşı Milan ile birlikte İstanbul'dan bisikletle yola çıkmayı planlayan Yılmaz, hedefinin Çin'in başkenti Pekin'e ulaşmak olduğunu söyledi.
Dünyayı keşfederek öğrenmeye çalıştığını belirten Yılmaz, "Dünyayı geziyorum, öğreniyorum, keşfediyorum. Bugüne kadar 133 ülkeyi gezdim. Her ülkede değişik kültürleri, değişik dinleri, değişik inançları ve değişik yemekleri görerek paylaşıyorum. İlk olarak ailemle ülkeleri geziyorduk. Oradan geziye tutuldum. Okulla Amerika'ya gittim. Oradan sonra gezmeyi tutku haline getirdim. İlk büyük maceramız, 2014 yılında "80 Günde Parasız Devriâlem" oldu. Otostop yaptık. 19 ülkede iyiliği gördük. Yardım ettiler, arabaya aldılar, yemek verdiler, konaklama için bize yardımcı oldular. Hiçbir zaman sokakta yatmadık. Amacımız, her yerde güzel insanların olduğunu göstermek. 17 yaşında lisede gezi organize ediliyordu. Babama, "Gidebilir miyim?" dedim. "Tamam" dedi. Babama ücretli olduğunu söyledim. Bana, "Çalış, git" dedi. Ben de "Baba, arkadaşlarıma babaları para veriyor" dedim. Bana, "Bizde öyle değil" dedi. Ben de gittim, çikolata sattım, bulaşık yıkadım. Paramı kazandım ve Amerika'ya gittim. 133 ülkeyi gezme şansım oldu. 5 kıtada değişik değişik ülkeler gezdim. Bir kıtadan bir kıtaya çok farklılıklar var. Değişik maceralar yaşadık. Bazen otostop yaptık, bazen yürüyerek gittik. Bazen yemek yemeden, bazen çantasız, sadece bir diş fırçasıyla yolculuk yaptık. Altı yıldır diş fırçasıyla geziyorum. Başka bir şeyim yok. Her şeyim cebimde, çanta yok; öyle geziyorum. Geçen sene bisikletle Paris'ten başladık, İstanbul'da bitirdik. 2 bin 500 kilometrelik bir gezi oldu" dedi.
"HER ÜLKEDE BİR ARKADAŞIM VAR"
Gezdiği ülkede arkadaşlıklar edindiğini ifade eden Yılmaz, " Bugüne kadar 3 tane kitap yaptık. 2023 yılında hanımla, "10 yılımızı kutlayalım, büyük bir gezi yapalım" dedik. Hanım hayır dedi, korktu. "Çantasız, yemeksiz, otostopla gezi mi olacak? Ben gitmiyorum" dedi. Ben de kendisine normal dünya turu yapalım dedim ve çıktık. Bir yıl dünyayı turladık, 22 ülke gezdik. Normal bir şekilde, ara sıra yine otostop yaptık. Bu kadar ülke gezmem sadece bir sayı, 133. Ama bütün dünyada bir arkadaşım var. Bu, en güzel zenginlik, en güzel mutluluk benim için. Yolculukta korktuğumuz, zor durumlar tabii ki oldu. Ama bu da yolculuğun bir tarafı. Bu zorlukları yaşayınca mutluluklar on kat artıyor ve hayat dolu dolu oluyor. Sağlığımız yerinde olduğu sürece devam edecek" dedi.
On bir gün yemek yemeden 160 kilometre yürüdüğünü iddia eden Yılmaz, "11 gün dağlarda yemek yemeden 160 kilometre yürüyüş yaptım. Avrupa'nın en yüksek dağı olan Mont Blanc'ın etrafında yürüdük. Üç ülke; Fransa, İsviçre ve İtalya. On bir gün yemek yemeden. Bunu niye yaptım? İçimizdeki gücü göstermek için. Bir dahaki macera arkadaşım Milan ile beraber Asya. Yani İstanbul'dan bisikletlerimizi alacağız, inşallah Pekin'e kadar, Çin'e kadar devam edeceğiz" dedi.
Yılmaz, en büyük hayalinin kendi ülkesinde bir televizyon programı hazırlamak olduğunu ifade ederek, "Benim işim dünyayı gezmek, paylaşmak. Konferans veriyorum, televizyon programları yapıyorum, kitap yazıyorum. En büyük hayalim Türkiye'de bir televizyon programı yapmak ve bu tecrübemi paylaşmak. Mesela Kapadokya'da bir mağarada, parasız, diş fırçamla bir program yapacağım. Türkiye'de iyi insanların olduğunu göstermek için bu programı yapmak hayalim" dedi.
İstanbul'un Silivri ilçesi açıklarında batan Tuğberk İmamoğlu isimli geminin kayıp 10 mürettebatını arama çalışmaları sürüyor.
ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYORSilivri açıklarının yaklaşık 18 mil güneyinde 2 Eylül günü meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Al...
İstanbul'un Silivri ilçesi açıklarında batan Tuğberk İmamoğlu isimli geminin kayıp 10 mürettebatını arama çalışmaları sürüyor.
ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYORSilivri açıklarının yaklaşık 18 mil güneyinde 2 Eylül günü meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Al...
İstanbul'un Silivri ilçesi açıklarında batan Tuğberk İmamoğlu isimli geminin kayıp 10 mürettebatını arama çalışmaları sürüyor.
ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYORSilivri açıklarının yaklaşık 18 mil güneyinde 2 Eylül günü meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpıştı.
Çarpışmanın ardından Tuğberk İmamoğlu isimli gemi battı.
Gemide bulunan 10 mürettebattan haber alınamaması üzerine denizde başlatılan arama kurtarma çalışmaları altıncı gününde devam ediyor.
GEMİNİN ENKAZI TESPİT EDİLDİDeniz Kuvvetleri Komutanlığı'na ait TCG Akın gemisinin gelişmiş sonar sistemleri ve uzaktan kumandalı su altı aracı (ROV) ile yaptığı çalışmalar sonucunda, kazanın dördüncü gününde batan Tuğberk İmamoğlu gemisinin enkazının yeri tespit edildi.
Enkazın bulunmasının ardından kayıp 10 mürettebata ulaşılması için yürütülen çalışmalara ağırlık verildi.
AİLELERİN BEKLEYİŞİ SÜRÜYORKayıp 10 mürettebatın yakınlarının Silivri sahilinde kendileri için oluşturulan irtibat noktasındaki bekleyişi sürüyor.
Ailelerin, arama kurtarma çalışmalarındaki gelişmeler hakkında ekipler tarafından düzenli olarak bilgilendirildiği öğrenildi.
KAZA NASIL MEYDANA GELDİ?Silivri açıklarındaki gemi kazasının bilirkişi raporu, önemli bilgiler içeriyor.
Kazanın hemen ardından yapılan açıklamalar Alsu'nun, Tuğberk İmamoğlu isimli geminin batmasına neden olduğuna, uyarıya rağmen bir dizi tehlikeli manevra yaptığına yönelikti.
Hazırlanan ilk bilirkişi raporu, iki geminin de personel ve seyir cihazlarında sorun yaşadığını, kazanın neredeyse kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.
Raporda kazanın gelişimi şöyle özetlendi;
- Kaza anında Alsu gemisinde 3. Kaptan olarak Murat Evciman görevliydi. Bu görev Evciman'ı bu gemideki ilk vardiya nöbetiydi. Evciman gemideki seyir cihazlarını tanımıyordu.
- Alsu gemisinde saat 03.10'de görevli bir stajyer gözcü vardı. Bu sırada kaptan dahil bütün personel uyuyordu.
- Kaptan Ahmet Eraslan da uyuyordu ve saat 03.20 gibi uyanarak durumu anlamaya çalıştı.
HANGİ GEMİ, HANGİ MANEVRAYI YAPTI?Bilirkişi raporunda iki geminin kaza öncesi manevralarına da yer verildi.
Raporda manevraların dakika dakika gelişimi şöyle aktarıldı:
- Kazadan kısa süre önce, saat 03.08 sıralarında Tuğberk İmamoğlu gemisi, AIS verisi göndermiyordu. Bu cihaz, otomatik tanımlama sistemi olarak biliniyor ve geminin rotasını çevredeki gemilere bildiriyor. İmamoğlu gemisi bu veriyi göndermediği için çevredeki gemiler için görünmez ve tanınmaz hale geldi.
- Kazadan 5 dakika önce, yani saat 03.08 ile 03.09 arasında, Alsu gemisindeki 3. Kaptan Evciman, Tuğberk İmamoğlu gemisiyle temasa geçti. Tuğberk İmamoğlu, Alsu'dan “iskeleye kaçmasını” yani dümeni sola kırmasını istedi.
-Alsu bu istek üzerine, rotasını kendi soluna doğru çevirmeye başladı.
-Alsu rotasını çevirirken Tuğberk İmamoğlu ECDIS sisteminden kayboldu. Elektronik Harita Görüntüleme ve Bilgi Sistemi olarak bilinen bu sistem, haritalar yerine kullanılıyor.
İstanbul'un Silivri ilçesi açıklarında batan Tuğberk İmamoğlu isimli geminin kayıp 10 mürettebatını arama çalışmaları sürüyor.
ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYORSilivri açıklarının yaklaşık 18 mil güneyinde 2 Eylül günü meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpıştı.
Çarpışmanın ardından Tuğberk İmamoğlu isimli gemi battı.
Gemide bulunan 10 mürettebattan haber alınamaması üzerine denizde başlatılan arama kurtarma çalışmaları altıncı gününde devam ediyor.
GEMİNİN ENKAZI TESPİT EDİLDİDeniz Kuvvetleri Komutanlığı'na ait TCG Akın gemisinin gelişmiş sonar sistemleri ve uzaktan kumandalı su altı aracı (ROV) ile yaptığı çalışmalar sonucunda, kazanın dördüncü gününde batan Tuğberk İmamoğlu gemisinin enkazının yeri tespit edildi.
Enkazın bulunmasının ardından kayıp 10 mürettebata ulaşılması için yürütülen çalışmalara ağırlık verildi.
AİLELERİN BEKLEYİŞİ SÜRÜYORKayıp 10 mürettebatın yakınlarının Silivri sahilinde kendileri için oluşturulan irtibat noktasındaki bekleyişi sürüyor.
Ailelerin, arama kurtarma çalışmalarındaki gelişmeler hakkında ekipler tarafından düzenli olarak bilgilendirildiği öğrenildi.
KAZA NASIL MEYDANA GELDİ?Silivri açıklarındaki gemi kazasının bilirkişi raporu, önemli bilgiler içeriyor.
Kazanın hemen ardından yapılan açıklamalar Alsu'nun, Tuğberk İmamoğlu isimli geminin batmasına neden olduğuna, uyarıya rağmen bir dizi tehlikeli manevra yaptığına yönelikti.
Hazırlanan ilk bilirkişi raporu, iki geminin de personel ve seyir cihazlarında sorun yaşadığını, kazanın neredeyse kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.
Raporda kazanın gelişimi şöyle özetlendi;
- Kaza anında Alsu gemisinde 3. Kaptan olarak Murat Evciman görevliydi. Bu görev Evciman'ı bu gemideki ilk vardiya nöbetiydi. Evciman gemideki seyir cihazlarını tanımıyordu.
- Alsu gemisinde saat 03.10'de görevli bir stajyer gözcü vardı. Bu sırada kaptan dahil bütün personel uyuyordu.
- Kaptan Ahmet Eraslan da uyuyordu ve saat 03.20 gibi uyanarak durumu anlamaya çalıştı.
HANGİ GEMİ, HANGİ MANEVRAYI YAPTI?Bilirkişi raporunda iki geminin kaza öncesi manevralarına da yer verildi.
Raporda manevraların dakika dakika gelişimi şöyle aktarıldı:
- Kazadan kısa süre önce, saat 03.08 sıralarında Tuğberk İmamoğlu gemisi, AIS verisi göndermiyordu. Bu cihaz, otomatik tanımlama sistemi olarak biliniyor ve geminin rotasını çevredeki gemilere bildiriyor. İmamoğlu gemisi bu veriyi göndermediği için çevredeki gemiler için görünmez ve tanınmaz hale geldi.
- Kazadan 5 dakika önce, yani saat 03.08 ile 03.09 arasında, Alsu gemisindeki 3. Kaptan Evciman, Tuğberk İmamoğlu gemisiyle temasa geçti. Tuğberk İmamoğlu, Alsu'dan “iskeleye kaçmasını” yani dümeni sola kırmasını istedi.
-Alsu bu istek üzerine, rotasını kendi soluna doğru çevirmeye başladı.
-Alsu rotasını çevirirken Tuğberk İmamoğlu ECDIS sisteminden kayboldu. Elektronik Harita Görüntüleme ve Bilgi Sistemi olarak bilinen bu sistem, haritalar yerine kullanılıyor.
“Olurmu sizce” için dikkat çeken nokta şu:...
“Güncel Sİgara fiyatları” için dikkat çeke...
“30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu olsun.....