Sarıyer Kuzey Marmara Otoyolu Uskumruköy mevkiinde kamyonla hafif ticari aracın çarpıştığı kazada 1’i çocuk 3 kişi hayatını ka...
Sarıyer Kuzey Marmara Otoyolu Uskumruköy mevkiinde kamyonla hafif ticari aracın çarpıştığı kazada 1’i çocuk 3 kişi hayatını ka...
Sarıyer Kuzey Marmara Otoyolu Uskumruköy mevkiinde kamyonla hafif ticari aracın çarpıştığı kazada 1’i çocuk 3 kişi hayatını kaybederken, 5 kişi yaralandı.
Yaralılar olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Kazanın ardından oluşan uzun araç kuyrukları ve ekiplerin çalışmaları havadan görüntülendi.
Kaza, öğle saatlerinde Kuzey Marmara Otoyolu Uskumruköy mevkiinde meydana geldi.
Edinilen bilgiye göre, otoyolda ilerleyen kamyon ve hafif ticari araç henüz bilinmeyen bir nedenle çarpıştı. Kazada, çarpmanın etkisiyle savrulan araçlardaki 8 kişi yaralandı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.
1’İ ÇOCUK 3 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde yaralılardan, 1’i çocuk 3 kişinin hayatını kaybettiği belirlendi. İlk müdahaleleri olay yerinde yapılan 5 yaralı, ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.
OTOYOLDA UZUN ARAÇ KUYRUKLARI OLUŞTU
Kaza nedeniyle otoyolun bazı şeritleri ulaşıma kapatıldı. Jandarma ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, otoyolda metrelerce uzanan araç kuyruğu oluştu. Kazaya karışan araçların olay yerinden kaldırılırken, jandarmanın kazayla ilgili incelemesi sürüyor.
Sarıyer Kuzey Marmara Otoyolu Uskumruköy mevkiinde kamyonla hafif ticari aracın çarpıştığı kazada 1’i çocuk 3 kişi hayatını kaybederken, 5 kişi yaralandı.
Yaralılar olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Kazanın ardından oluşan uzun araç kuyrukları ve ekiplerin çalışmaları havadan görüntülendi.
Kaza, öğle saatlerinde Kuzey Marmara Otoyolu Uskumruköy mevkiinde meydana geldi.
Edinilen bilgiye göre, otoyolda ilerleyen kamyon ve hafif ticari araç henüz bilinmeyen bir nedenle çarpıştı. Kazada, çarpmanın etkisiyle savrulan araçlardaki 8 kişi yaralandı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.
1’İ ÇOCUK 3 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde yaralılardan, 1’i çocuk 3 kişinin hayatını kaybettiği belirlendi. İlk müdahaleleri olay yerinde yapılan 5 yaralı, ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.
OTOYOLDA UZUN ARAÇ KUYRUKLARI OLUŞTU
Kaza nedeniyle otoyolun bazı şeritleri ulaşıma kapatıldı. Jandarma ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, otoyolda metrelerce uzanan araç kuyruğu oluştu. Kazaya karışan araçların olay yerinden kaldırılırken, jandarmanın kazayla ilgili incelemesi sürüyor.
Bugüne kadar birçok...
Bugüne kadar birçok dinozor fosilinin midesinde çok sayıda taş bulundu. Peki dinozorlar bu taşları neden yutmuş olabilir? Devamı burada: Dinozorların Midesinde Neden Taşlar Bulunuyor? Arkeofili.
Bugüne kadar birçok dinozor fosilinin midesinde çok sayıda taş bulundu. Peki dinozorlar bu taşları neden yutmuş olabilir?
Devamı burada: Dinozorların Midesinde Neden Taşlar Bulunuyor? Arkeofili.
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından hayata geçirilen "Lezzet Noktası" projesi kapsamında gastronomi dünyasının ünlü isimleri kentin lezzet haritasını çıkardı.
Şefler “Malatya’ya gelince kiraz yaprağı sarmasını, kağıt kebabını, geleli kebabını ve Arapgir dolmasını yemeden dönmeyin” dedi. 6 bin yıllık fırın geleneğinden 86 çeşit bulgur yemeğine uzanan Malatya mutfağında, özellikle Yeşilyurt kiraz yaprağı sarması şeflerin favorileri arasına girdi. Festivalin 31 Lezzet Noktası ise “Nerede, ne yenir?” sorusunun cevabını verdi.
Malatya Kültür Yolu Festivali, gastronomi dünyasının birbirinden ünlü isimlerini kentte buluşturdu. Ömür...
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından hayata geçirilen "Lezzet Noktası" projesi kapsamında gastronomi dünyasının ünlü isimleri kentin lezzet haritasını çıkardı.
Şefler “Malatya’ya gelince kiraz yaprağı sarmasını, kağıt kebabını, geleli kebabını ve Arapgir dolmasını yemeden dönmeyin” dedi. 6 bin yıllık fırın geleneğinden 86 çeşit bulgur yemeğine uzanan Malatya mutfağında, özellikle Yeşilyurt kiraz yaprağı sarması şeflerin favorileri arasına girdi. Festivalin 31 Lezzet Noktası ise “Nerede, ne yenir?” sorusunun cevabını verdi.
Malatya Kültür Yolu Festivali, gastronomi dünyasının birbirinden ünlü isimlerini kentte buluşturdu. Ömür...
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından hayata geçirilen "Lezzet Noktası" projesi kapsamında gastronomi dünyasının ünlü isimleri kentin lezzet haritasını çıkardı.
Şefler “Malatya’ya gelince kiraz yaprağı sarmasını, kağıt kebabını, geleli kebabını ve Arapgir dolmasını yemeden dönmeyin” dedi. 6 bin yıllık fırın geleneğinden 86 çeşit bulgur yemeğine uzanan Malatya mutfağında, özellikle Yeşilyurt kiraz yaprağı sarması şeflerin favorileri arasına girdi. Festivalin 31 Lezzet Noktası ise “Nerede, ne yenir?” sorusunun cevabını verdi.
Malatya Kültür Yolu Festivali, gastronomi dünyasının birbirinden ünlü isimlerini kentte buluşturdu. Ömür Akkor’un ev sahipliğindeki gastronomi programında; Gamze Cizreli, Aylin Öney Tan, Ebru Erke, Müge Akgün, Mevlüt Özkaya, Emre Murat, Erşan Yılmaz, Halil Sarıal ve Gökhan Ali Çamkerten Malatya’nın lezzetlerini keşfe çıktı.
Şefler, gastronomi yazarları ve sektörün önde gelen isimleri, festival için 31 Lezzet Noktası belirledi ve yerel işletmeleri ziyaret ederek kentin meşhur yemeklerini yerinde tattı. Malatya’nın köklü fırın kültüründen geleneksel üretim yöntemlerine uzanan gastronomi yolculuğunda konuklar, ustalarla bir araya gelerek yöresel lezzetlerin hazırlanışına da yakından tanıklık etti.
6 BİN YILLIK LEZZET GELENEĞİFestivalin ev sahibi şefi Ömür Akkor, Malatya mutfağını iki temel unsur üzerinden tanımladı: bulgur ve fırın kültürü. Anadolu'da bulgurun çok farklı biçimlerde işlendiğini ancak Malatya'nın bu konuda öne çıktığını belirten Akkor, kentin fırın kültürünün ise binlerce yıllık bir geçmişe uzandığına dikkat çekti.
Arslantepe Höyüğü'ndeki arkeolojik bulgular ile günümüz Malatya mutfağı arasında dikkat çekici bir devamlılık bulunduğunu ifade eden Akkor, yaklaşık 6 bin yıl önce kullanılan fırınlarda uzun süre et pişirildiğini gösteren bulgular olduğunu, bugün de Malatya'da farklı et yemeklerinin fırınlarda uzun süre pişirildiğini anlattı.
Lezzet Noktaları projesinin Malatya gastronomisinin tanıtımına ve yerel esnafa önemli katkı sağladığını belirten Akkor, seçkinin yerli ve yabancı ziyaretçileri kentin özgün lezzetlerini deneyimleyebilecekleri doğru adreslere yönlendirdiğini söyledi. Deprem sonrasında kentin gösterdiği toparlanmaya da değinen Akkor, “Malatya eski günlerine yavaş yavaş dönüyordu; bence artık döndü” diyerek yeni gastronomi sokağının da Malatya’nın gastronomi vizyonu açısından önemli bir adım olduğunu ifade etti.
KİRAZ YAPRAĞI SARMASI DA VAR ARAPGİR DOLMASI DAŞef Halil Sarıal ise Malatya’ya yolu düşenlere ilk olarak kiraz yaprağı sarmasını önerdi. Ekşi lezzetiyle öne çıkan Yeşilyurt kiraz yaprağı sarmasının ardından, kentin fırın kültürünü temsil eden geleli kebabı ile kuyruk yağı ve bulgurun bir araya geldiği Arapgir dolmasını tatmak gerektiğini belirten Sarıal, bulgur ve fırın yemeklerinin Malatya mutfağını diğer şehirlerden ayıran temel unsurlar olduğunu söyledi.
Malatya mutfağında 86 çeşit bulgur yemeği bulunduğuna dikkat çeken Sarıal, bunların 48’inin etli, diğerlerinin ise etsiz hazırlandığını belirtti. Bulgurun farklı biçimlerde değerlendirilmesinin mutfağa önemli bir çeşitlilik kazandırdığını ifade eden Sarıal, etsiz tariflerin zenginliğinin Malatya’yı vegan ve vejetaryen beslenme açısından da dikkat çekici bir gastronomi destinasyonu haline getirdiğini söyledi.
Özellikle kiraz yaprağı sarmasının bitkisel içeriği ve ekşi-tatlı lezzet dengesiyle bu zenginliğin öne çıkan örneklerinden biri olduğunu belirten Sarıal, Malatya mutfağının geleneksel tarifleriyle farklı beslenme tercihlerine hitap edebildiğine dikkat çekti.
Malatya’daki fırın yemeklerinde etin kısık odun ateşinde uzun süre pişirilmesinin lezzetin temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Sarıal, kentin bir yandan köklü fırın geleneği ve et yemekleriyle, diğer yandan vegan ve vejetaryen seçenekleriyle ziyaretçilere geniş bir lezzet yelpazesi sunduğunu vurguladı.
FESTİVAL LEZZETİ ESNAFIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRÜYORFestivalin konuk şeflerinden Erşan Yılmaz, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi ayağının yalnızca sofraları değil, kent ekonomisini de hareketlendirdiğine dikkat çekti. Festivalin düzenlendiği şehirlerde yerel lezzetlere olan ilginin arttığını belirten Yılmaz, bu hareketliliğin gastronomi işletmelerinin satışlarına da doğrudan yansıdığını söyledi.
Önceki festival duraklarında Lezzet Noktaları’nın ziyaretçilerin uğrak adresleri arasına girdiğini anlatan Yılmaz, şehir dışından gelen misafirlerin festival sayesinde yöresel tatları keşfettiğini ve bazı işletmelerde satışların gözle görülür biçimde arttığını ifade etti.
Malatya’da da benzer bir hareketlilik beklediklerini söyleyen Yılmaz, özellikle deprem sonrasında yeniden ayağa kalkan kent için gastronominin önemli bir güç olduğuna işaret etti. Festivalle birlikte restoranların dolması, yerel lezzetlerin daha geniş kitlelere ulaşması ve esnafın desteklenmesinin Malatya’nın yeniden canlanmasına katkı sağlayacağını vurguladı.
EV MUTFAĞINDAN TAŞ FIRINA, 50 YILLIK AİLE MİRASINDAN KADIN EMEĞİNEMalatya’nın 31 Lezzet Noktası, kentin köklü mutfak kültürünün yanı sıra birbirinden renkli hikayeleri de ziyaretçilerle buluşturuyor. Bu adreslerden Fenomen Ev Yemekleri, Şengül Çilesiz’in ailesine katkı sağlamak için evinin mutfağında başlattığı yolculuğun bugün 35 kadına istihdam sağlayan bir işletmeye dönüşmesiyle dikkat çekiyor. Coğrafi işaretli kiraz yaprağı sarma köftesinden bumbar ve yaprak sarmaya, ev baklavasından midye tatlısına uzanan lezzetler kadın emeğiyle sofralara taşınıyor.
Malatya’nın köklü taş fırın geleneğinin temsilcilerinden Çamlıca Malatya Sofrası’nda ise kağıt kebabı, kuzu dolma, geleli kebabı ve farklı sebzelerle hazırlanan kebaplar öne çıkıyor. İşletmenin koordinatörü İbrahim Halil Kılıç, ziyaretçilere özellikle kiraz yaprağından ekşili köfte, haşlama içli köfte ve kağıt kebabını önerirken; kaymaklı kayısı tatlısı da Malatya’nın meşhur kayısısını sofranın finaline taşıyor.
Lezzet rotasının bir başka dikkat çeken durağı ise yaklaşık 50 yıllık aile geleneğini üçüncü kuşağa taşıyan Ali Dayı Alabalık Restoran. İşletmeci Ali Eren Çiçek’in anlattığı hikayede, kendi tesislerinde yetiştirilen ve günlük olarak restoranlara ulaştırılan alabalıklar başrolde. İşletmenin patentli alabalık pizzası ve kiremitte kaşarlı alabalığı ise geleneksel lezzete farklı bir yorum katıyor.
Ev mutfağından başlayan bir kadın girişimcilik hikayesi, taş fırında saatlerce pişen kebaplar ve dededen toruna aktarılan 50 yıllık bir aile mirası… Malatya’nın Lezzet Noktaları, kentin gastronomisini yalnızca yemekleriyle değil, o yemeklerin ardındaki hikayelerle de keşfe çıkarıyor.
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından hayata geçirilen "Lezzet Noktası" projesi kapsamında gastronomi dünyasının ünlü isimleri kentin lezzet haritasını çıkardı.
Şefler “Malatya’ya gelince kiraz yaprağı sarmasını, kağıt kebabını, geleli kebabını ve Arapgir dolmasını yemeden dönmeyin” dedi. 6 bin yıllık fırın geleneğinden 86 çeşit bulgur yemeğine uzanan Malatya mutfağında, özellikle Yeşilyurt kiraz yaprağı sarması şeflerin favorileri arasına girdi. Festivalin 31 Lezzet Noktası ise “Nerede, ne yenir?” sorusunun cevabını verdi.
Malatya Kültür Yolu Festivali, gastronomi dünyasının birbirinden ünlü isimlerini kentte buluşturdu. Ömür Akkor’un ev sahipliğindeki gastronomi programında; Gamze Cizreli, Aylin Öney Tan, Ebru Erke, Müge Akgün, Mevlüt Özkaya, Emre Murat, Erşan Yılmaz, Halil Sarıal ve Gökhan Ali Çamkerten Malatya’nın lezzetlerini keşfe çıktı.
Şefler, gastronomi yazarları ve sektörün önde gelen isimleri, festival için 31 Lezzet Noktası belirledi ve yerel işletmeleri ziyaret ederek kentin meşhur yemeklerini yerinde tattı. Malatya’nın köklü fırın kültüründen geleneksel üretim yöntemlerine uzanan gastronomi yolculuğunda konuklar, ustalarla bir araya gelerek yöresel lezzetlerin hazırlanışına da yakından tanıklık etti.
6 BİN YILLIK LEZZET GELENEĞİFestivalin ev sahibi şefi Ömür Akkor, Malatya mutfağını iki temel unsur üzerinden tanımladı: bulgur ve fırın kültürü. Anadolu'da bulgurun çok farklı biçimlerde işlendiğini ancak Malatya'nın bu konuda öne çıktığını belirten Akkor, kentin fırın kültürünün ise binlerce yıllık bir geçmişe uzandığına dikkat çekti.
Arslantepe Höyüğü'ndeki arkeolojik bulgular ile günümüz Malatya mutfağı arasında dikkat çekici bir devamlılık bulunduğunu ifade eden Akkor, yaklaşık 6 bin yıl önce kullanılan fırınlarda uzun süre et pişirildiğini gösteren bulgular olduğunu, bugün de Malatya'da farklı et yemeklerinin fırınlarda uzun süre pişirildiğini anlattı.
Lezzet Noktaları projesinin Malatya gastronomisinin tanıtımına ve yerel esnafa önemli katkı sağladığını belirten Akkor, seçkinin yerli ve yabancı ziyaretçileri kentin özgün lezzetlerini deneyimleyebilecekleri doğru adreslere yönlendirdiğini söyledi. Deprem sonrasında kentin gösterdiği toparlanmaya da değinen Akkor, “Malatya eski günlerine yavaş yavaş dönüyordu; bence artık döndü” diyerek yeni gastronomi sokağının da Malatya’nın gastronomi vizyonu açısından önemli bir adım olduğunu ifade etti.
KİRAZ YAPRAĞI SARMASI DA VAR ARAPGİR DOLMASI DAŞef Halil Sarıal ise Malatya’ya yolu düşenlere ilk olarak kiraz yaprağı sarmasını önerdi. Ekşi lezzetiyle öne çıkan Yeşilyurt kiraz yaprağı sarmasının ardından, kentin fırın kültürünü temsil eden geleli kebabı ile kuyruk yağı ve bulgurun bir araya geldiği Arapgir dolmasını tatmak gerektiğini belirten Sarıal, bulgur ve fırın yemeklerinin Malatya mutfağını diğer şehirlerden ayıran temel unsurlar olduğunu söyledi.
Malatya mutfağında 86 çeşit bulgur yemeği bulunduğuna dikkat çeken Sarıal, bunların 48’inin etli, diğerlerinin ise etsiz hazırlandığını belirtti. Bulgurun farklı biçimlerde değerlendirilmesinin mutfağa önemli bir çeşitlilik kazandırdığını ifade eden Sarıal, etsiz tariflerin zenginliğinin Malatya’yı vegan ve vejetaryen beslenme açısından da dikkat çekici bir gastronomi destinasyonu haline getirdiğini söyledi.
Özellikle kiraz yaprağı sarmasının bitkisel içeriği ve ekşi-tatlı lezzet dengesiyle bu zenginliğin öne çıkan örneklerinden biri olduğunu belirten Sarıal, Malatya mutfağının geleneksel tarifleriyle farklı beslenme tercihlerine hitap edebildiğine dikkat çekti.
Malatya’daki fırın yemeklerinde etin kısık odun ateşinde uzun süre pişirilmesinin lezzetin temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Sarıal, kentin bir yandan köklü fırın geleneği ve et yemekleriyle, diğer yandan vegan ve vejetaryen seçenekleriyle ziyaretçilere geniş bir lezzet yelpazesi sunduğunu vurguladı.
FESTİVAL LEZZETİ ESNAFIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRÜYORFestivalin konuk şeflerinden Erşan Yılmaz, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi ayağının yalnızca sofraları değil, kent ekonomisini de hareketlendirdiğine dikkat çekti. Festivalin düzenlendiği şehirlerde yerel lezzetlere olan ilginin arttığını belirten Yılmaz, bu hareketliliğin gastronomi işletmelerinin satışlarına da doğrudan yansıdığını söyledi.
Önceki festival duraklarında Lezzet Noktaları’nın ziyaretçilerin uğrak adresleri arasına girdiğini anlatan Yılmaz, şehir dışından gelen misafirlerin festival sayesinde yöresel tatları keşfettiğini ve bazı işletmelerde satışların gözle görülür biçimde arttığını ifade etti.
Malatya’da da benzer bir hareketlilik beklediklerini söyleyen Yılmaz, özellikle deprem sonrasında yeniden ayağa kalkan kent için gastronominin önemli bir güç olduğuna işaret etti. Festivalle birlikte restoranların dolması, yerel lezzetlerin daha geniş kitlelere ulaşması ve esnafın desteklenmesinin Malatya’nın yeniden canlanmasına katkı sağlayacağını vurguladı.
EV MUTFAĞINDAN TAŞ FIRINA, 50 YILLIK AİLE MİRASINDAN KADIN EMEĞİNEMalatya’nın 31 Lezzet Noktası, kentin köklü mutfak kültürünün yanı sıra birbirinden renkli hikayeleri de ziyaretçilerle buluşturuyor. Bu adreslerden Fenomen Ev Yemekleri, Şengül Çilesiz’in ailesine katkı sağlamak için evinin mutfağında başlattığı yolculuğun bugün 35 kadına istihdam sağlayan bir işletmeye dönüşmesiyle dikkat çekiyor. Coğrafi işaretli kiraz yaprağı sarma köftesinden bumbar ve yaprak sarmaya, ev baklavasından midye tatlısına uzanan lezzetler kadın emeğiyle sofralara taşınıyor.
Malatya’nın köklü taş fırın geleneğinin temsilcilerinden Çamlıca Malatya Sofrası’nda ise kağıt kebabı, kuzu dolma, geleli kebabı ve farklı sebzelerle hazırlanan kebaplar öne çıkıyor. İşletmenin koordinatörü İbrahim Halil Kılıç, ziyaretçilere özellikle kiraz yaprağından ekşili köfte, haşlama içli köfte ve kağıt kebabını önerirken; kaymaklı kayısı tatlısı da Malatya’nın meşhur kayısısını sofranın finaline taşıyor.
Lezzet rotasının bir başka dikkat çeken durağı ise yaklaşık 50 yıllık aile geleneğini üçüncü kuşağa taşıyan Ali Dayı Alabalık Restoran. İşletmeci Ali Eren Çiçek’in anlattığı hikayede, kendi tesislerinde yetiştirilen ve günlük olarak restoranlara ulaştırılan alabalıklar başrolde. İşletmenin patentli alabalık pizzası ve kiremitte kaşarlı alabalığı ise geleneksel lezzete farklı bir yorum katıyor.
Ev mutfağından başlayan bir kadın girişimcilik hikayesi, taş fırında saatlerce pişen kebaplar ve dededen toruna aktarılan 50 yıllık bir aile mirası… Malatya’nın Lezzet Noktaları, kentin gastronomisini yalnızca yemekleriyle değil, o yemeklerin ardındaki hikayelerle de keşfe çıkarıyor.
Dünya genelinde askeri ittifakların genişlediği bir dönemde, Azerbaycan'ın savunma politikasında radikal yeniliklere ihtiyaç duyulmaktadır; bu da olası risklere karşı hazırlıklı olma çağrısıdır.
Azerbaycan'ın ulusal güvenlik politikasını tanımlayan temel stratejik belge olan Askeri Doktrin'in, mevcut gergin dünya ortamındaki gerçekliği tam olarak yansıtmadığı zaten bilinen bir gerçektir. Son on yılda, hem bölgedeki hem de dünyadaki güvenlik ortamı kökten değişti. Ülkenin Ulusal Güvenlik Kavramı ve Askeri Doktrini güncellenmelidir. Bu sadece kağıt üzerinde bir değişiklik değil, çok daha önce atılması gereken bir adımdır. Çünkü mevcut belgeler 2007 ve 2010 yıllarına dayanmaktadır. O zamanlar ana...
Dünya genelinde askeri ittifakların genişlediği bir dönemde, Azerbaycan'ın savunma politikasında radikal yeniliklere ihtiyaç duyulmaktadır; bu da olası risklere karşı hazırlıklı olma çağrısıdır.
Azerbaycan'ın ulusal güvenlik politikasını tanımlayan temel stratejik belge olan Askeri Doktrin'in, mevcut gergin dünya ortamındaki gerçekliği tam olarak yansıtmadığı zaten bilinen bir gerçektir. Son on yılda, hem bölgedeki hem de dünyadaki güvenlik ortamı kökten değişti. Ülkenin Ulusal Güvenlik Kavramı ve Askeri Doktrini güncellenmelidir. Bu sadece kağıt üzerinde bir değişiklik değil, çok daha önce atılması gereken bir adımdır. Çünkü mevcut belgeler 2007 ve 2010 yıllarına dayanmaktadır. O zamanlar ana...
Dünya genelinde askeri ittifakların genişlediği bir dönemde, Azerbaycan'ın savunma politikasında radikal yeniliklere ihtiyaç duyulmaktadır; bu da olası risklere karşı hazırlıklı olma çağrısıdır.
Azerbaycan'ın ulusal güvenlik politikasını tanımlayan temel stratejik belge olan Askeri Doktrin'in, mevcut gergin dünya ortamındaki gerçekliği tam olarak yansıtmadığı zaten bilinen bir gerçektir. Son on yılda, hem bölgedeki hem de dünyadaki güvenlik ortamı kökten değişti. Ülkenin Ulusal Güvenlik Kavramı ve Askeri Doktrini güncellenmelidir. Bu sadece kağıt üzerinde bir değişiklik değil, çok daha önce atılması gereken bir adımdır. Çünkü mevcut belgeler 2007 ve 2010 yıllarına dayanmaktadır. O zamanlar ana hedefimiz toprakları işgalden kurtarmaktı. Bu stratejik hedef zaten gerçekleştirildi. Bugün gerçeklik tamamen farklı. Azerbaycan topraklarını geri aldı, egemenliğini yeniden kazandı ve bölgede önemli bir jeopolitik aktör haline geldi.
Bölgedeki ve dünyadaki güvenlik ortamı son on yılda kökten değişti. Yeni savaş teknolojileri, insansız hava araçları, siber saldırılar, hibrit tehditler ve derinleşen jeopolitik rekabet, askeri güvenlik kavramını önemli ölçüde değiştirdi. Aynı zamanda, dünyadaki askeri-siyasi ittifakların ve güvenlik formatlarının genişlemesi de yeni bir gerçeklik yaratıyor. Farklı ülkeler arasındaki savunma ve askeri işbirliği mekanizmaları güçleniyor, yeni stratejik ortaklıklar ve bölgesel güvenlik platformları oluşturuluyor. Azerbaycan'ın da katıldığı Mekke Anlaşması gibi yeni işbirliği formatları bu bağlamda dikkat çekicidir. Tüm bunlar, modern zamanlarda devletlerin güvenliğinin sadece ulusal ordunun ve sınırların korunmasıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda askeri-siyasi ortaklıklar, kolektif güvenlik ve bölgesel işbirliği fırsatlarıyla da yakından ilişkili olduğunu göstermektedir.
Azerbaycan'ın bulunduğu bölgede yaşanan süreçler de yeni zorluklar yaratmaktadır. Güney Kafkasya'da yeni bir güvenlik mimarisinin oluşması, büyük güçler arasındaki rekabetin artması ve çeşitli askeri-siyasi aktörlerin bölgeye olan ilgisinin güçlenmesi, ülkenin savunma stratejisine yeni bir yaklaşım gerektirmektedir. Bu bağlamda, Askeri Doktrinin modern tehditlere uyarlanması ve ordunun karşı karşıya olduğu yeni görevlerin, olası risklerin ve stratejik ortaklıkların belgede daha doğru bir şekilde yansıtılması acil bir hal almaktadır.
Zahid Oruj
Bu arada, geçen ay yaptığı konuşmada Milletvekili Zahid Oruj, ülkenin Ulusal Güvenlik Kavramı'nın 2007'de, Askeri Doktrin'in ise 2010'da kabul edildiğini ve bu belgelerin mevcut jeopolitik ve güvenlik ortamını tam olarak yansıtmadığını söylemişti.
Askeri uzmanlara göre, güncellenecek belgelerde "çatışma" ve "işgal gerçeği" gibi eski ifadeler tamamen kaldırılmalıdır. Yeni felsefe, kazanılan zaferi koruma ve egemenliği ebedi kılma ilkeleri üzerine kuruludur. Askeri alanda iki önemli yeniliğin resmiyet kazanması bekleniyor. Bunlardan ilki, Azerbaycan Ordusu'nun Vatanseverlik Savaşı'ndan sonra benimsediği Türk modeline uygun olarak esnek ve mobil komando yapısının yasallaştırılmasıdır. İkincisi ise Şuşa Deklarasyonu'nun belgenin merkezine yerleştirilmesidir. Yani, Türkiye ile askeri ittifakımız ülkenin resmi güvenlik garantörü olarak kurulacaktır.
Ancak bu değişikliğe karşı çıkanlar da var. Analistlere göre, şu an için askeri doktrini değiştirmeye gerek yok. Çünkü bölgedeki askeri-siyasi durum Azerbaycan lehine değişmiş olsa da, Ermenistan hâlâ bir tehdit oluşturuyor ve nihai bir barış anlaşması yok.
Genel olarak, Askeri Doktrin devletin önemli özelliklerinden biri olarak kabul edilir. Bazen ikinci veya askeri anayasa olarak da adlandırılır. Azerbaycan bağımsızlığını kazandıktan sonra, Askeri Doktrinin hazırlanması ve kabulü sürekli gündemde olan bir konuydu. Askeri Doktrinin Azerbaycan Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmak üzere Milli Meclis'e sunulduğu ve parlamentonun 8 Haziran 2010 tarihli kararıyla belgeyi onayladığı belirtilmelidir. Toplamda 8 bölüm ve 75 paragraftan oluşmaktadır.
Peki Azerbaycan'ın askeri doktrinini güncellemenin gerekliliği nedir ve yeni belgede hangi tehditler dikkate alınmalıdır? Askeri ittifakların genişlediği ve dünyada yeni güvenlik bloklarının oluştuğu bir dönemde Azerbaycan'ın savunma politikasında hangi değişikliklere ihtiyaç duyulmaktadır?
Askeri uzman Ramil Mammadli, askeri doktrini değiştirme girişiminin Başkomutan'dan gelebileceğini söylüyor. Aynı zamanda, bu tür tartışmaları toplumda doğal bulan askeri analiste göre, barış anlaşmasından sonra değişiklik mümkün olabilir. Ona göre, barış anlaşması imzalanana kadar Askeri Doktrinin değiştirilmesini beklemiyor: "Elbette, dünyada yeni ittifaklar ve bloklar ortaya çıkıyor ve güvenlik odaklı ortaklıkların coğrafyası genişliyor. Mekke Anlaşması da üç büyük devlet tarafından atılan tarihi bir adım. Bunlardan ikisinin dost ve müttefik ülkeler olduğunu da hesaba katalım. Azerbaycan da müttefiklerinin sayısını artırmaya çalışıyor. Son olarak, bu düzeyde Kırgızistan ile bir belge imzalandı. Ancak, Askeri Doktrinin değiştirilmesi için bir barış anlaşmasının imzalanması bekleniyor. Bu belge ulusal güvenliğimizle ilgili olduğundan, burada acele etmeye gerek yok. Belgenin değiştirilmesine ihtiyaç duyulursa, kamuoyu tartışmasına sunulması da ihtimal dışı değil. Şu anda Ermenistan ile ateşkes ve kırılgan bir barış dönemindeyiz. Başka bir deyişle, Azerbaycan'ın da bu yönde değişiklikler imzalayabileceği bir anlaşma henüz imzalanmadı."
Ramil Mammadli
Ramil Mammadli, Askeri Doktrin'de değişikliklerin gerekli olduğunu düşünüyor, ancak bölgedeki çözüm bekleyen konuların uygulanmasında acele edilmemesi gerektiğini savunuyor: "Öncelikle, bugün yeni gerçeklerle yaşıyoruz. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin güvenlik ortamı önemli ölçüde değişti. Çünkü Azerbaycan, topraklarını işgalden kurtararak bölgede yeni jeopolitik gerçekler ve bir güvenlik ortamı oluşturdu. Buna göre, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Askeri Doktrininde değişiklikler yapılması gerekiyor. Ayrıca, Azerbaycan Güney Kafkasya bölgesinde bir güvenlik sistemi oluşturma görevini de üstlendi. Bu noktanın Askeri Doktrin'de ifade edilmesi iyi olurdu. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin güvenliğine yönelik tehditlerin niteliği de değişti. Dahası, Ermenistan'ın mevcut askeri doktrini Azerbaycan ve Türkiye'yi düşman devletler olarak listeliyor. Bu nedenle, Ermenistan'ın Askeri Doktrini de değiştirilmelidir."
Askeri uzman, yeni doktrinin yaş, askerlik süresi ve diğer konularla ilgili önerileri dikkate alabileceğine inanıyor: "Aynı zamanda, bazı uzmanlara göre, Azerbaycan ile Türkiye arasında imzalanan Şuşa Deklarasyonu'nun Askeri Doktrine yansıtılmasının zamanı geldi. Askeri Doktrine göre, Azerbaycan'ın taraf olduğu uluslararası anlaşmalarda belirtilen durumlar dışında, ülkemiz topraklarında yabancı askeri üslerin kurulmasına izin verilmemektedir. Dünyanın değiştiğini, yasaların zamanla değiştiğini kabul ediyorum. Askeri doktrine bazı eklemeler yapılması doğaldır. Ancak tüm bu konuların derinlemesine analiz edilmesi gerekiyor."
Emil SALAMOĞLU,
“Yeni Müsavat”
Kaynak:
Dünya genelinde askeri ittifakların genişlediği bir dönemde, Azerbaycan'ın savunma politikasında radikal yeniliklere ihtiyaç duyulmaktadır; bu da olası risklere karşı hazırlıklı olma çağrısıdır.
Azerbaycan'ın ulusal güvenlik politikasını tanımlayan temel stratejik belge olan Askeri Doktrin'in, mevcut gergin dünya ortamındaki gerçekliği tam olarak yansıtmadığı zaten bilinen bir gerçektir. Son on yılda, hem bölgedeki hem de dünyadaki güvenlik ortamı kökten değişti. Ülkenin Ulusal Güvenlik Kavramı ve Askeri Doktrini güncellenmelidir. Bu sadece kağıt üzerinde bir değişiklik değil, çok daha önce atılması gereken bir adımdır. Çünkü mevcut belgeler 2007 ve 2010 yıllarına dayanmaktadır. O zamanlar ana hedefimiz toprakları işgalden kurtarmaktı. Bu stratejik hedef zaten gerçekleştirildi. Bugün gerçeklik tamamen farklı. Azerbaycan topraklarını geri aldı, egemenliğini yeniden kazandı ve bölgede önemli bir jeopolitik aktör haline geldi.
Bölgedeki ve dünyadaki güvenlik ortamı son on yılda kökten değişti. Yeni savaş teknolojileri, insansız hava araçları, siber saldırılar, hibrit tehditler ve derinleşen jeopolitik rekabet, askeri güvenlik kavramını önemli ölçüde değiştirdi. Aynı zamanda, dünyadaki askeri-siyasi ittifakların ve güvenlik formatlarının genişlemesi de yeni bir gerçeklik yaratıyor. Farklı ülkeler arasındaki savunma ve askeri işbirliği mekanizmaları güçleniyor, yeni stratejik ortaklıklar ve bölgesel güvenlik platformları oluşturuluyor. Azerbaycan'ın da katıldığı Mekke Anlaşması gibi yeni işbirliği formatları bu bağlamda dikkat çekicidir. Tüm bunlar, modern zamanlarda devletlerin güvenliğinin sadece ulusal ordunun ve sınırların korunmasıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda askeri-siyasi ortaklıklar, kolektif güvenlik ve bölgesel işbirliği fırsatlarıyla da yakından ilişkili olduğunu göstermektedir.
Azerbaycan'ın bulunduğu bölgede yaşanan süreçler de yeni zorluklar yaratmaktadır. Güney Kafkasya'da yeni bir güvenlik mimarisinin oluşması, büyük güçler arasındaki rekabetin artması ve çeşitli askeri-siyasi aktörlerin bölgeye olan ilgisinin güçlenmesi, ülkenin savunma stratejisine yeni bir yaklaşım gerektirmektedir. Bu bağlamda, Askeri Doktrinin modern tehditlere uyarlanması ve ordunun karşı karşıya olduğu yeni görevlerin, olası risklerin ve stratejik ortaklıkların belgede daha doğru bir şekilde yansıtılması acil bir hal almaktadır.
Zahid Oruj
Bu arada, geçen ay yaptığı konuşmada Milletvekili Zahid Oruj, ülkenin Ulusal Güvenlik Kavramı'nın 2007'de, Askeri Doktrin'in ise 2010'da kabul edildiğini ve bu belgelerin mevcut jeopolitik ve güvenlik ortamını tam olarak yansıtmadığını söylemişti.
Askeri uzmanlara göre, güncellenecek belgelerde "çatışma" ve "işgal gerçeği" gibi eski ifadeler tamamen kaldırılmalıdır. Yeni felsefe, kazanılan zaferi koruma ve egemenliği ebedi kılma ilkeleri üzerine kuruludur. Askeri alanda iki önemli yeniliğin resmiyet kazanması bekleniyor. Bunlardan ilki, Azerbaycan Ordusu'nun Vatanseverlik Savaşı'ndan sonra benimsediği Türk modeline uygun olarak esnek ve mobil komando yapısının yasallaştırılmasıdır. İkincisi ise Şuşa Deklarasyonu'nun belgenin merkezine yerleştirilmesidir. Yani, Türkiye ile askeri ittifakımız ülkenin resmi güvenlik garantörü olarak kurulacaktır.
Ancak bu değişikliğe karşı çıkanlar da var. Analistlere göre, şu an için askeri doktrini değiştirmeye gerek yok. Çünkü bölgedeki askeri-siyasi durum Azerbaycan lehine değişmiş olsa da, Ermenistan hâlâ bir tehdit oluşturuyor ve nihai bir barış anlaşması yok.
Genel olarak, Askeri Doktrin devletin önemli özelliklerinden biri olarak kabul edilir. Bazen ikinci veya askeri anayasa olarak da adlandırılır. Azerbaycan bağımsızlığını kazandıktan sonra, Askeri Doktrinin hazırlanması ve kabulü sürekli gündemde olan bir konuydu. Askeri Doktrinin Azerbaycan Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmak üzere Milli Meclis'e sunulduğu ve parlamentonun 8 Haziran 2010 tarihli kararıyla belgeyi onayladığı belirtilmelidir. Toplamda 8 bölüm ve 75 paragraftan oluşmaktadır.
Peki Azerbaycan'ın askeri doktrinini güncellemenin gerekliliği nedir ve yeni belgede hangi tehditler dikkate alınmalıdır? Askeri ittifakların genişlediği ve dünyada yeni güvenlik bloklarının oluştuğu bir dönemde Azerbaycan'ın savunma politikasında hangi değişikliklere ihtiyaç duyulmaktadır?
Askeri uzman Ramil Mammadli, askeri doktrini değiştirme girişiminin Başkomutan'dan gelebileceğini söylüyor. Aynı zamanda, bu tür tartışmaları toplumda doğal bulan askeri analiste göre, barış anlaşmasından sonra değişiklik mümkün olabilir. Ona göre, barış anlaşması imzalanana kadar Askeri Doktrinin değiştirilmesini beklemiyor: "Elbette, dünyada yeni ittifaklar ve bloklar ortaya çıkıyor ve güvenlik odaklı ortaklıkların coğrafyası genişliyor. Mekke Anlaşması da üç büyük devlet tarafından atılan tarihi bir adım. Bunlardan ikisinin dost ve müttefik ülkeler olduğunu da hesaba katalım. Azerbaycan da müttefiklerinin sayısını artırmaya çalışıyor. Son olarak, bu düzeyde Kırgızistan ile bir belge imzalandı. Ancak, Askeri Doktrinin değiştirilmesi için bir barış anlaşmasının imzalanması bekleniyor. Bu belge ulusal güvenliğimizle ilgili olduğundan, burada acele etmeye gerek yok. Belgenin değiştirilmesine ihtiyaç duyulursa, kamuoyu tartışmasına sunulması da ihtimal dışı değil. Şu anda Ermenistan ile ateşkes ve kırılgan bir barış dönemindeyiz. Başka bir deyişle, Azerbaycan'ın da bu yönde değişiklikler imzalayabileceği bir anlaşma henüz imzalanmadı."
Ramil Mammadli
Ramil Mammadli, Askeri Doktrin'de değişikliklerin gerekli olduğunu düşünüyor, ancak bölgedeki çözüm bekleyen konuların uygulanmasında acele edilmemesi gerektiğini savunuyor: "Öncelikle, bugün yeni gerçeklerle yaşıyoruz. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin güvenlik ortamı önemli ölçüde değişti. Çünkü Azerbaycan, topraklarını işgalden kurtararak bölgede yeni jeopolitik gerçekler ve bir güvenlik ortamı oluşturdu. Buna göre, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Askeri Doktrininde değişiklikler yapılması gerekiyor. Ayrıca, Azerbaycan Güney Kafkasya bölgesinde bir güvenlik sistemi oluşturma görevini de üstlendi. Bu noktanın Askeri Doktrin'de ifade edilmesi iyi olurdu. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin güvenliğine yönelik tehditlerin niteliği de değişti. Dahası, Ermenistan'ın mevcut askeri doktrini Azerbaycan ve Türkiye'yi düşman devletler olarak listeliyor. Bu nedenle, Ermenistan'ın Askeri Doktrini de değiştirilmelidir."
Askeri uzman, yeni doktrinin yaş, askerlik süresi ve diğer konularla ilgili önerileri dikkate alabileceğine inanıyor: "Aynı zamanda, bazı uzmanlara göre, Azerbaycan ile Türkiye arasında imzalanan Şuşa Deklarasyonu'nun Askeri Doktrine yansıtılmasının zamanı geldi. Askeri Doktrine göre, Azerbaycan'ın taraf olduğu uluslararası anlaşmalarda belirtilen durumlar dışında, ülkemiz topraklarında yabancı askeri üslerin kurulmasına izin verilmemektedir. Dünyanın değiştiğini, yasaların zamanla değiştiğini kabul ediyorum. Askeri doktrine bazı eklemeler yapılması doğaldır. Ancak tüm bu konuların derinlemesine analiz edilmesi gerekiyor."
Emil SALAMOĞLU,
“Yeni Müsavat”
Kaynak:
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP)...
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, ''Saat 15.32.58 itibarıyla BIST100 endeksinde meydana gelen değişimin, eşik değeri (- yüzde 2) aşması sebebiyle pay piyasasında açığa satış yapılabilen işlem sıralarında açığa satış işlemlerinde seans sonuna kadar yukarı adım kuralı uygulanacaktır.'' denildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, ''Saat 15.32.58 itibarıyla BIST100 endeksinde meydana gelen değişimin, eşik değeri (- yüzde 2) aşması sebebiyle pay piyasasında açığa satış yapılabilen işlem sıralarında açığa satış işlemlerinde seans sonuna kadar yukarı adım kuralı uygulanacaktır.'' denildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Manisa'da Gördes Belediyesi'nde görev yapan personelin maaşlarının zamanında ödenmediği yönündeki iddialar ü...
Manisa'da Gördes Belediyesi'nde görev yapan personelin maaşlarının zamanında ödenmediği yönündeki iddialar ü...
Manisa'da Gördes Belediyesi'nde görev yapan personelin maaşlarının zamanında ödenmediği yönündeki iddialar üzerine yapılan ön inceleme tamamlandı.
İncelemede, 21 aylık dönemin 12 ayında personel maaşlarının ayın 15'inden sonra ödendiği, bazı aylarda ise gecikmenin bir haftaya kadar ulaştığı belirlendi.
Maaş ödemelerine ilişkin talimatların ilgili birimler tarafından zamanında hazırlanmasına rağmen Belediye Başkanı İbrahim Büke tarafından geç imzalandığı tespit edildi.
İncelemede ayrıca belediyenin banka hesabında yeterli bakiyenin bulunmamasının ve personel maaşlarında kullanılabilecek bazı tutarların vadeli hesaplarda tutulmasının da gecikmelerde etkili olduğu kaydedildi.
Söz konusu uygulamalar, Belediye Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında değerlendirildi.
İçişleri Bakanlığı, ön inceleme sonucunda Büke hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında soruşturma izni verilmesine karar verdi.
Gördes Cumhuriyet Başsavcılığının gerekli soruşturma işlemlerine başlayacağı bildirildi.
Manisa'da Gördes Belediyesi'nde görev yapan personelin maaşlarının zamanında ödenmediği yönündeki iddialar üzerine yapılan ön inceleme tamamlandı.
İncelemede, 21 aylık dönemin 12 ayında personel maaşlarının ayın 15'inden sonra ödendiği, bazı aylarda ise gecikmenin bir haftaya kadar ulaştığı belirlendi.
Maaş ödemelerine ilişkin talimatların ilgili birimler tarafından zamanında hazırlanmasına rağmen Belediye Başkanı İbrahim Büke tarafından geç imzalandığı tespit edildi.
İncelemede ayrıca belediyenin banka hesabında yeterli bakiyenin bulunmamasının ve personel maaşlarında kullanılabilecek bazı tutarların vadeli hesaplarda tutulmasının da gecikmelerde etkili olduğu kaydedildi.
Söz konusu uygulamalar, Belediye Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında değerlendirildi.
İçişleri Bakanlığı, ön inceleme sonucunda Büke hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında soruşturma izni verilmesine karar verdi.
Gördes Cumhuriyet Başsavcılığının gerekli soruşturma işlemlerine başlayacağı bildirildi.
Çatalhöyük'teki Doğ...
Çatalhöyük'teki Doğu Höyük'ün terk edilmesinde iklimden çok tarımın yarattığı katılık tuzağı etkili olmuş olabilir. Devamı burada: Çatalhöyük İnsanları Neden Komşu Höyüğe Taşındı? Arkeofili.
Çatalhöyük'teki Doğu Höyük'ün terk edilmesinde iklimden çok tarımın yarattığı katılık tuzağı etkili olmuş olabilir.
Devamı burada: Çatalhöyük İnsanları Neden Komşu Höyüğe Taşındı? Arkeofili.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 10 ildeki orman yangını soruşturmalarına ilişkin açıklama yaptı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 1 Haziran'dan bu yana adli işlem yapılan 64 orm...
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 10 ildeki orman yangını soruşturmalarına ilişkin açıklama yaptı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 1 Haziran'dan bu yana adli işlem yapılan 64 orm...
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 10 ildeki orman yangını soruşturmalarına ilişkin açıklama yaptı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 1 Haziran'dan bu yana adli işlem yapılan 64 orman yangınına ilişkin 43 şüphelinin tespit edildiğini, bunlardan 11'inin tutuklandığını, 18 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandığını bildirdi.
Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, yeşil vatana kastedenlerin adalet önünde hesap vereceğini belirterek, "Nefesimiz, geleceğimiz ve gelecek nesillere bırakacağımız en kıymetli miraslardan biri olan yeşil vatanımızı tehdit eden orman yangınlarına ilişkin adli süreçleri kararlılıkla takip ediyoruz." ifadesini kullandı.
Doğal Afet ve Kazalar Daire Başkanlığının yakın takibinde, Cumhuriyet başsavcılıklarının yangınların çıkış nedenlerini ve sorumlularını tüm yönleriyle araştırdığını aktaran Gürlek, şunları kaydetti:
"Son bir haftada Adıyaman, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Kırklareli, Kocaeli ve Sinop'ta meydana gelen 10 orman yangınına ilişkin soruşturmalarda 6 şüpheli hakkında işlem yapılmış, 2 şüpheli tutuklanmış, 1 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verilmiş, 3 şüphelinin gözaltı işlemleri devam etmektedir. 1 Haziran 2026'dan bugüne ise 22 ilimizde adli işlem yapılan 64 orman yangınına ilişkin toplam 43 şüpheli tespit edilmiştir.
Şüphelilerden 11'i tutuklanmış, 18 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. 3 şüphelinin gözaltı işlemleri sürmektedir. Milletimiz müsterih olsun, ormanlarımızı kasten yakanlar da ihmal veya tedbirsizlikleriyle yangına sebebiyet verenler de adalet önünde hesap vermektedir. Suç şüphesi bulunan hiçbir orman yangınının faili meçhul kalmasına müsaade edilmeyecektir."
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 10 ildeki orman yangını soruşturmalarına ilişkin açıklama yaptı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 1 Haziran'dan bu yana adli işlem yapılan 64 orman yangınına ilişkin 43 şüphelinin tespit edildiğini, bunlardan 11'inin tutuklandığını, 18 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandığını bildirdi.
Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, yeşil vatana kastedenlerin adalet önünde hesap vereceğini belirterek, "Nefesimiz, geleceğimiz ve gelecek nesillere bırakacağımız en kıymetli miraslardan biri olan yeşil vatanımızı tehdit eden orman yangınlarına ilişkin adli süreçleri kararlılıkla takip ediyoruz." ifadesini kullandı.
Doğal Afet ve Kazalar Daire Başkanlığının yakın takibinde, Cumhuriyet başsavcılıklarının yangınların çıkış nedenlerini ve sorumlularını tüm yönleriyle araştırdığını aktaran Gürlek, şunları kaydetti:
"Son bir haftada Adıyaman, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Kırklareli, Kocaeli ve Sinop'ta meydana gelen 10 orman yangınına ilişkin soruşturmalarda 6 şüpheli hakkında işlem yapılmış, 2 şüpheli tutuklanmış, 1 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verilmiş, 3 şüphelinin gözaltı işlemleri devam etmektedir. 1 Haziran 2026'dan bugüne ise 22 ilimizde adli işlem yapılan 64 orman yangınına ilişkin toplam 43 şüpheli tespit edilmiştir.
Şüphelilerden 11'i tutuklanmış, 18 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. 3 şüphelinin gözaltı işlemleri sürmektedir. Milletimiz müsterih olsun, ormanlarımızı kasten yakanlar da ihmal veya tedbirsizlikleriyle yangına sebebiyet verenler de adalet önünde hesap vermektedir. Suç şüphesi bulunan hiçbir orman yangınının faili meçhul kalmasına müsaade edilmeyecektir."
Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, tarımsal ürünlerin güvenli ve sağlıklı koşullarda depolanması, üreticilerin ürünlerini daha etkin şekilde değerlendirebilmesi ve lisanslı depoculuk sistemin...
Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, tarımsal ürünlerin güvenli ve sağlıklı koşullarda depolanması, üreticilerin ürünlerini daha etkin şekilde değerlendirebilmesi ve lisanslı depoculuk sistemin...
Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, tarımsal ürünlerin güvenli ve sağlıklı koşullarda depolanması, üreticilerin ürünlerini daha etkin şekilde değerlendirebilmesi ve lisanslı depoculuk sisteminin daha güçlü bir yapıya kavuşturulması amacıyla çalışmaların sürdürüldüğü belirtildi.
Bu kapsamda Lisanslı Depo İşletmelerine Kuruluş İzni Verilmesi Hakkında Tebliğ ile Hububat, Baklagiller ve Yağlı Tohumlar Lisanslı Depo Tebliğinde değişiklik yapıldı.
Türkiye'de faaliyet gösteren 266 lisanslı depoculuk şirketi, toplam 14,4 milyon ton depolama kapasitesiyle tarımsal üretimin değerini bulması ve ürün arzının yönetilmesi açısından önemli bir faaliyet yürütüyor.
Lisanslı Depo İşletmelerine Kuruluş İzni Verilmesi Hakkında Tebliğ'de yapılan değişiklikle, bundan sonra gerçekleştirilecek yatırımlarda yatay depolara kuruluş izni verilmeyecek.
Yeni tesislerde bulunması gereken asgari çelik silo sayısı belirlenirken, lisanslı depolar için asgari depolama kapasitesi 35 bin ton olarak düzenlendi.
Bununla birlikte mevcut lisanslı depo işletmelerine, gerekli şartları karşılamaları halinde kapasite artış izni alma imkânı getirildi.
Hububat, Baklagiller ve Yağlı Tohumlar Lisanslı Depo Tebliği'nde yapılan değişikliklerle lisanslı depo işletmelerinin mali yapılarının güçlendirilmesi ve işletme verimliliğinin artırılması hedefleniyor.
Bu doğrultuda lisanslı depo işletmelerinin asgari sermaye tutarları artırılırken, depolama kapasiteleri de yükseltiliyor.
Yapılan düzenlemelerle lisanslı depoculuk sisteminin daha güçlü, sürdürülebilir ve etkin bir yapıya kavuşturulması amaçlanıyor.
Düzenlemelerin aynı zamanda tarımsal ürünlerin depolanmasına yönelik altyapının geliştirilmesine ve sektörün finansal dayanıklılığının artırılmasına katkı sağlaması hedefleniyor.
Ticaret Bakanlığı açıklamasında, tarımsal ticaretin sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde gelişmesine katkı sağlayacak düzenlemelerin hayata geçirilmeye devam edileceği ve sektörün ihtiyaçları doğrultusunda çalışmaların sürdürüleceği belirtildi.
İŞİN DETAYI HABER
Kaynak: RSS
Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, tarımsal ürünlerin güvenli ve sağlıklı koşullarda depolanması, üreticilerin ürünlerini daha etkin şekilde değerlendirebilmesi ve lisanslı depoculuk sisteminin daha güçlü bir yapıya kavuşturulması amacıyla çalışmaların sürdürüldüğü belirtildi.
Bu kapsamda Lisanslı Depo İşletmelerine Kuruluş İzni Verilmesi Hakkında Tebliğ ile Hububat, Baklagiller ve Yağlı Tohumlar Lisanslı Depo Tebliğinde değişiklik yapıldı.
Türkiye'de faaliyet gösteren 266 lisanslı depoculuk şirketi, toplam 14,4 milyon ton depolama kapasitesiyle tarımsal üretimin değerini bulması ve ürün arzının yönetilmesi açısından önemli bir faaliyet yürütüyor.
Lisanslı Depo İşletmelerine Kuruluş İzni Verilmesi Hakkında Tebliğ'de yapılan değişiklikle, bundan sonra gerçekleştirilecek yatırımlarda yatay depolara kuruluş izni verilmeyecek.
Yeni tesislerde bulunması gereken asgari çelik silo sayısı belirlenirken, lisanslı depolar için asgari depolama kapasitesi 35 bin ton olarak düzenlendi.
Bununla birlikte mevcut lisanslı depo işletmelerine, gerekli şartları karşılamaları halinde kapasite artış izni alma imkânı getirildi.
Hububat, Baklagiller ve Yağlı Tohumlar Lisanslı Depo Tebliği'nde yapılan değişikliklerle lisanslı depo işletmelerinin mali yapılarının güçlendirilmesi ve işletme verimliliğinin artırılması hedefleniyor.
Bu doğrultuda lisanslı depo işletmelerinin asgari sermaye tutarları artırılırken, depolama kapasiteleri de yükseltiliyor.
Yapılan düzenlemelerle lisanslı depoculuk sisteminin daha güçlü, sürdürülebilir ve etkin bir yapıya kavuşturulması amaçlanıyor.
Düzenlemelerin aynı zamanda tarımsal ürünlerin depolanmasına yönelik altyapının geliştirilmesine ve sektörün finansal dayanıklılığının artırılmasına katkı sağlaması hedefleniyor.
Ticaret Bakanlığı açıklamasında, tarımsal ticaretin sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde gelişmesine katkı sağlayacak düzenlemelerin hayata geçirilmeye devam edileceği ve sektörün ihtiyaçları doğrultusunda çalışmaların sürdürüleceği belirtildi.
İŞİN DETAYI HABER
Kaynak: RSS
Hoca Paşa Mahallesi Hüdavendigar Caddesi'nde içi...
Hoca Paşa Mahallesi Hüdavendigar Caddesi'nde içi...
Hoca Paşa Mahallesi Hüdavendigar Caddesi'nde içinde bir çocuğun da bulunduğu bebek arabasının tekerlekleri tramvayın geçtiği yoldaki bir kaldırıma takıldı.
Arabanın bir anda devrilmesinin ardından tramvay yoluna bazı eşyalar ve bir çanta düştü. O sırada geçen tramvay çantaya çarparken, bir kadın hızla gelip arabadaki çocuğu kucağına aldı. Bebek arabası, çevredekilerin de yardımıyla yolun kenarına alındı.
Olay, çevredeki iş yerinin güvenlik kamerasınca kaydedildi.
Hoca Paşa Mahallesi Hüdavendigar Caddesi'nde içinde bir çocuğun da bulunduğu bebek arabasının tekerlekleri tramvayın geçtiği yoldaki bir kaldırıma takıldı.
Arabanın bir anda devrilmesinin ardından tramvay yoluna bazı eşyalar ve bir çanta düştü. O sırada geçen tramvay çantaya çarparken, bir kadın hızla gelip arabadaki çocuğu kucağına aldı. Bebek arabası, çevredekilerin de yardımıyla yolun kenarına alındı.
Olay, çevredeki iş yerinin güvenlik kamerasınca kaydedildi.
Olumlu birşeyler
İnsan beyni yakınlık...
Olumlu birşeyler
İnsan beyni yakınlık sırasında dopamini artırır, stres hormonlarını düşürür ve partnerle kurulan bağı güçlendirir. Yani bilimsel açıdan bakarsak bazı insanların “kafamı dağıtmam lazım” derken aslında kastettiği şey meditasyon değildir.
Kısacası: Kimya tutuyorsa fazla felsefe yapmayın. Bazen insanın aradığı huzur kişisel gelişim kitabında değil, doğru kişidedir.
Olumlu birşeyler
İnsan beyni yakınlık sırasında dopamini artırır, stres hormonlarını düşürür ve partnerle kurulan bağı güçlendirir. Yani bilimsel açıdan bakarsak bazı insanların “kafamı dağıtmam lazım” derken aslında kastettiği şey meditasyon değildir.
Kısacası: Kimya tutuyorsa fazla felsefe yapmayın. Bazen insanın aradığı huzur kişisel gelişim kitabında değil, doğru kişidedir.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan petrol yüklü bir tankere Marmara Adası açıklarında makine arızası nedeniyle sürüklendiğini ve yardım talebinde bulunduğunu duyurdu.
243 metre boyunda ve 96 bin 544 ton ham petrol yüklü olduğu belirtilen Rusya bayraklı Pioner 1 isimli tanker için Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi koordinesinde Nene Hatun Acil Müdahale Gemisi ve Kurtarma-16 Römorkörü bölgeye sevk edildi.
Nene Hatun'un saat 22.30’da tankeri yedekleyerek emniyete almış olduğu belirtildi. Pioner 1, Şevketiye Demir Sahası’na çekilerek emniyetli şekilde demirletilecek.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan petrol yüklü bir tankere Marmara Adası açıklarında makine arızası nedeniyle sürüklendiğini ve yardım talebinde bulunduğunu duyurdu.
243 metre boyunda ve 96 bin 544 ton ham petrol yüklü olduğu belirtilen Rusya bayraklı Pioner 1 isimli tanker için Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi koordinesinde Nene Hatun Acil Müdahale Gemisi ve Kurtarma-16 Römorkörü bölgeye sevk edildi.
Nene Hatun'un saat 22.30’da tankeri yedekleyerek emniyete almış olduğu belirtildi. Pioner 1, Şevketiye Demir Sahası’na çekilerek emniyetli şekilde demirletilecek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile konakladığı ot...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile konakladığı ot...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile konakladığı otelden Dünya Göçebe Oyunları'nın açılış töreninin düzenlendiği Bişkek Arena Stadyumu'na hareket etti.
Erdoğan çifti, stadyumda, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ve eşi Aygül Caparova tarafından karşılandı.
Bir süre ayaküstü sohbet eden Erdoğan ve Caparov çifti, günün anısına hatıra fotoğrafı çektirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra törene katılan liderlerle Dünya Göçebe Oyunları'nın açılışını izledi.
Erdoğan çifti, tören geçişinde, oyunlarda Türkiye'yi temsil eden kafileyi ayakta selamlayarak alkışladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile konakladığı otelden Dünya Göçebe Oyunları'nın açılış töreninin düzenlendiği Bişkek Arena Stadyumu'na hareket etti.
Erdoğan çifti, stadyumda, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ve eşi Aygül Caparova tarafından karşılandı.
Bir süre ayaküstü sohbet eden Erdoğan ve Caparov çifti, günün anısına hatıra fotoğrafı çektirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra törene katılan liderlerle Dünya Göçebe Oyunları'nın açılışını izledi.
Erdoğan çifti, tören geçişinde, oyunlarda Türkiye'yi temsil eden kafileyi ayakta selamlayarak alkışladı.
Analizde, Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşmasının ardından eylül ayında faiz artırımı beklentisinin yaklaşık yüzde 36'dan yüzde 60-62 seviyesine yükseldiği, ABD tahvil faizleri ve doların güçlenmesinin ons altın üzerinde baskı oluşturduğu b...
Analizde, Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşmasının ardından eylül ayında faiz artırımı beklentisinin yaklaşık yüzde 36'dan yüzde 60-62 seviyesine yükseldiği, ABD tahvil faizleri ve doların güçlenmesinin ons altın üzerinde baskı oluşturduğu b...
Analizde, Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşmasının ardından eylül ayında faiz artırımı beklentisinin yaklaşık yüzde 36'dan yüzde 60-62 seviyesine yükseldiği, ABD tahvil faizleri ve doların güçlenmesinin ons altın üzerinde baskı oluşturduğu belirtildi. Ons altında 4.500 dolar seviyesinin altında kalıcılığın satış momentumunu güçlendirdiği, 4.350 dolar seviyesinin korunması halinde 4.500 dolara doğru tepki alımlarının görülebileceği, bu desteğin kırılması halinde ise 4.200 dolar bölgesine doğru geri çekilme yaşanabileceği kaydedildi.
Ham petrolde ise Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin arz riskini yeniden fiyatlamalara taşıdığı ifade edildi. Petrolün 85 dolar seviyesini yeniden aşmasının kısa vadeli görünümü güçlendirdiği, bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanması halinde 90 doların gündeme gelebileceği bildirildi. ABD ile İran arasındaki gerilimin ve Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik risklerinin fiyatlamalarda oynaklığı yüksek tutabileceği değerlendirildi.
Euro/dolar paritesinde 1,1600 seviyesinin kısa vadeli ana eşik olduğu belirtilen analizde, bu seviyenin üzerinde kalıcılığın 1,1650 ve 1,1685 bölgelerine doğru tepki hareketini destekleyebileceği, Fed'in şahin görünümünü koruması halinde ise yukarı yönlü hareketlerin sınırlı kalabileceği aktarıldı. Dolar/yen paritesinde 160,00 seviyesinin ana direnç olduğu, bu seviyenin aşılması halinde 161,25 ve 164,00 seviyelerinin, altında kalınması durumunda ise 158,50 seviyesinin izlenebileceği kaydedildi.
Nasdaq'ın 29.400 seviyesinde ve 29.300 desteğinin üzerinde yön aradığı belirtilirken, 29.300 üzerinde kalıcılığın 30.000 bölgesine doğru tepki potansiyelini koruyabileceği, 30.000'in aşılması halinde 30.500-31.000 bandının gündeme gelebileceği ifade edildi. Aşağı yönlü kırılmada ise 28.750 ve 28.200 seviyelerine doğru düzeltme riskinin artabileceği bildirildi. Nvidia hisselerindeki gerilemenin yüksek beklenti ve değerlemelere yönelik daha seçici yaklaşımı ortaya koyduğu, Apple'ın yeni ürün tanıtımlarının ise Nasdaq açısından yakın vadeli katalizör oluşturabileceği değerlendirildi.
Bakırda fiyatların 6,70 seviyesine yakın seyrini koruduğu belirtilen analizde, bu seviyenin üzerinde kalıcılığın 7,00 ve 7,25 bölgelerini gündeme getirebileceği, 6,55 seviyesinin ise önemli destek konumunda bulunduğu kaydedildi. Şili'de üretimde yaşanan gerilemenin arz tarafındaki sıkılığı desteklediği, Çin'de imalat göstergelerinin daralma bölgesinde bulunmasının ise talep açısından aşağı yönlü risk oluşturduğu aktarıldı.
İŞİN DETAYI HABER
Kaynak: RSS
Analizde, Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşmasının ardından eylül ayında faiz artırımı beklentisinin yaklaşık yüzde 36'dan yüzde 60-62 seviyesine yükseldiği, ABD tahvil faizleri ve doların güçlenmesinin ons altın üzerinde baskı oluşturduğu belirtildi. Ons altında 4.500 dolar seviyesinin altında kalıcılığın satış momentumunu güçlendirdiği, 4.350 dolar seviyesinin korunması halinde 4.500 dolara doğru tepki alımlarının görülebileceği, bu desteğin kırılması halinde ise 4.200 dolar bölgesine doğru geri çekilme yaşanabileceği kaydedildi.
Ham petrolde ise Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin arz riskini yeniden fiyatlamalara taşıdığı ifade edildi. Petrolün 85 dolar seviyesini yeniden aşmasının kısa vadeli görünümü güçlendirdiği, bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanması halinde 90 doların gündeme gelebileceği bildirildi. ABD ile İran arasındaki gerilimin ve Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik risklerinin fiyatlamalarda oynaklığı yüksek tutabileceği değerlendirildi.
Euro/dolar paritesinde 1,1600 seviyesinin kısa vadeli ana eşik olduğu belirtilen analizde, bu seviyenin üzerinde kalıcılığın 1,1650 ve 1,1685 bölgelerine doğru tepki hareketini destekleyebileceği, Fed'in şahin görünümünü koruması halinde ise yukarı yönlü hareketlerin sınırlı kalabileceği aktarıldı. Dolar/yen paritesinde 160,00 seviyesinin ana direnç olduğu, bu seviyenin aşılması halinde 161,25 ve 164,00 seviyelerinin, altında kalınması durumunda ise 158,50 seviyesinin izlenebileceği kaydedildi.
Nasdaq'ın 29.400 seviyesinde ve 29.300 desteğinin üzerinde yön aradığı belirtilirken, 29.300 üzerinde kalıcılığın 30.000 bölgesine doğru tepki potansiyelini koruyabileceği, 30.000'in aşılması halinde 30.500-31.000 bandının gündeme gelebileceği ifade edildi. Aşağı yönlü kırılmada ise 28.750 ve 28.200 seviyelerine doğru düzeltme riskinin artabileceği bildirildi. Nvidia hisselerindeki gerilemenin yüksek beklenti ve değerlemelere yönelik daha seçici yaklaşımı ortaya koyduğu, Apple'ın yeni ürün tanıtımlarının ise Nasdaq açısından yakın vadeli katalizör oluşturabileceği değerlendirildi.
Bakırda fiyatların 6,70 seviyesine yakın seyrini koruduğu belirtilen analizde, bu seviyenin üzerinde kalıcılığın 7,00 ve 7,25 bölgelerini gündeme getirebileceği, 6,55 seviyesinin ise önemli destek konumunda bulunduğu kaydedildi. Şili'de üretimde yaşanan gerilemenin arz tarafındaki sıkılığı desteklediği, Çin'de imalat göstergelerinin daralma bölgesinde bulunmasının ise talep açısından aşağı yönlü risk oluşturduğu aktarıldı.
İŞİN DETAYI HABER
Kaynak: RSS
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, düzensiz göçle mücadeleden sınır güvenliğine, geçici koruma statüsünün geleceğinden gönüllü geri dönüşlere kadar kapsamlı mesajlar verdi.
İçişleri Bakanı Çiftçi, göçün yalnızca Türkiye sınırları içinde ortaya çıkan bir sonuç olarak görülmediğini belirterek kaynağından geri dönüşe kadar tüm sürecin birlikte yönetileceğini söyledi.
Düzensiz göçle mücadelede hedefin göçmenler değil, insanların çaresizliğini kazanca çeviren kaçakçılık ağları olduğunu vurgulayan Çiftçi, sınır güve...
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, düzensiz göçle mücadeleden sınır güvenliğine, geçici koruma statüsünün geleceğinden gönüllü geri dönüşlere kadar kapsamlı mesajlar verdi.
İçişleri Bakanı Çiftçi, göçün yalnızca Türkiye sınırları içinde ortaya çıkan bir sonuç olarak görülmediğini belirterek kaynağından geri dönüşe kadar tüm sürecin birlikte yönetileceğini söyledi.
Düzensiz göçle mücadelede hedefin göçmenler değil, insanların çaresizliğini kazanca çeviren kaçakçılık ağları olduğunu vurgulayan Çiftçi, sınır güve...
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, düzensiz göçle mücadeleden sınır güvenliğine, geçici koruma statüsünün geleceğinden gönüllü geri dönüşlere kadar kapsamlı mesajlar verdi.
İçişleri Bakanı Çiftçi, göçün yalnızca Türkiye sınırları içinde ortaya çıkan bir sonuç olarak görülmediğini belirterek kaynağından geri dönüşe kadar tüm sürecin birlikte yönetileceğini söyledi.
Düzensiz göçle mücadelede hedefin göçmenler değil, insanların çaresizliğini kazanca çeviren kaçakçılık ağları olduğunu vurgulayan Çiftçi, sınır güvenliğinde teknolojik kapasitenin artırıldığını açıklayarak göç yönetiminde yeni dönemin hedeflerini, düzensiz göçle mücadelede atılacak adımları, geçici koruma statüsünün geleceğini ve Suriyelilerin gönüllü dönüş sürecini Yeni Şafak'a anlattı.
“SINIRLARIMIZ İÇİNDE KARŞILAŞTIĞIMIZ BİR SONUÇ OLARAK ELE ALMIYORUZ”
"Düzensiz göçün kaynağında engellenmesinden gönüllü geri dönüşlerin teşvik edilmesine kadar uygulamada ne gibi kararlar alınacak?" sorusuna yanıt veren Bakan Çiftçi, "Göç İdaresi Başkanlığımızda da yeni bir yönetim göreve gelmiş olup, süreci bu vizyonla yürütecektir. Yeni dönemde göçü, yalnızca sınırlarımız içinde karşılaştığımız bir sonuç olarak ele almıyoruz." diyerek şunları söyledi:
"Kaynak ülkeden geri dönüş aşamasına kadar uzanan bütüncül bir süreç olarak yönetiyoruz. Bu anlayışla stratejimizi beş ayak üzerine kurduk. Göçü kaynağında önlemek, sınırlarımızı etkin biçimde korumak, ülke içindeki düzensiz göçü tespit etmek, kayıt dışı istihdam ve göçmen kaçakçılığıyla mücadele etmek ve gönüllü geri dönüşleri güvenli, onurlu ve düzenli biçimde yönetmek. Kaynağında önle, sınırda engelle, içeride tespit et, organizatörü etkisiz hâle getir, geri dönüşü yönet."
"MÜCADELENİN HEDEFİNDE GÖÇMENLER DEĞİL, KAÇAKÇILAR VAR"
Düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığıyla mücadelede, ayrıca sınır güvenliğinde atılan adımlara ilişkin de bilgi veren Çiftçi, bu mücadelenin hedefinde göçmenlerin değil göçmen kaçakçılığı organizasyonlarının olduğunu ifade etti.
"Göçmeni değil, insan hayatını satan kaçakçılık ağını hedef alıyoruz." vurgusunda bulunan Çiftçi açıklamasına şöyle devam etti:
"Sınırlarımızı en ileri teknolojiyle koruyoruz. Bugün sınır hattımızda 1.349 kilometre güvenlik duvarı, 362 elektro-optik kule, drone'lar ve diğer teknolojik sistemler bulunuyor. Göçmen kaçakçılarına yönelik bugüne kadar 4 bin 94 operasyon gerçekleştirdik. Ülkemizde yasal kalış hakkı bulunan yabancı sayısı ise 3 milyon 623 bin 608’dir. Düzensiz göçü sınır kapısında değil, göç rotası daha oluşmadan durduracağız."
Bakan Çiftçi'ye "Geçici korumanın geleceği ve Suriye’ye gönüllü dönüşler konusunda tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu da soruldu.
İçişleri Bakanı, Suriye’de güvenlik, kamu düzeni ve devlet kurumları yeniden tesis edilirken geçici koruma uygulamasının geleceğine ilişkin hukuki ve idari çalışmaların yürütüldüğünü belirtti.
“HİÇ KİMSEYİ ÖLÜM VE ZULÜM ORTAMINA ZORLA GÖNDERMEYECEĞİZ”
"Çünkü geçici koruma; savaş ve kitlesel tehdit şartlarına bağlı istisnai bir mekanizmadır. Şartların değişmesiyle bu statünün de hukuk içinde yeniden değerlendirilmesi gerekir. Geçici koruma, kalıcı ikametin başka bir adı değildir. Bu süreci ani ve keyfî kararlarla yürütmeyeceğiz." diye konuşan Çiftçi, "İnsan onurunu, hukuki güvenliği, kamu düzenini ve Türkiye’nin millî menfaatlerini birlikte gözeteceğiz. Hiç kimseyi ölüm, zulüm veya güvensizlik ortamına zorla göndermeyeceğiz. Bununla birlikte geçici koruma mekanizmasının süresiz bir belirsizliğe dönüşmesine de izin vermeyeceğiz. Şartlar değişiyorsa statü de değişir; ancak her adım hukukla ve insan onuruyla atılır. Zorla gönderme yok, süresiz belirsizlik de yok." dedi ve şu bilgileri paylaştı:
TÜRKİYE'DE KORUMA ALTINDAKİ SURİYELİ SAYISI KAÇ?
"Bugün ülkemizde geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 2 milyon 235 bin 988’dir. 2016 ile 31 Temmuz 2026 arasında 1 milyon 462 bin 947 Suriyeli; 8 Aralık 2024’ten bu yana ise 722 bin 944 Suriyeli, gönüllü, güvenli ve onurlu biçimde ülkesine dönmüştür. Bu dönüşleri, Suriye makamlarıyla yürüttüğümüz çalışmalarla güvenlik, barınma, kimlik, tapu ve resmî belge sorunlarını çözerek; geri dönenlerin kendi ülkelerinde yeniden hayat kurabilmesini sağlayarak gerçekleştiriyoruz. İnancımız merhameti, devlet sorumluluğumuz güvenliği, hukukumuz adaleti emreder."
SURİYELİLER KALICI OLACAK MI?
Çiftçi, "Kamuoyunda zaman zaman “Suriyeliler kalıcı mı olacak?” kaygısı dile getiriliyor. Toplumsal uyum ve kamu düzeni açısından bu meseleyi nasıl ele alıyorsunuz?" sorusuna da şöyle yanıt verdi:
“Politikamızı, kamu düzenini korumak ile insani sorumluluğumuzu yerine getirmek arasında sağlam bir denge üzerine kuruyoruz. Vatandaşımızın huzurundan da insan onurundan da taviz vermeyiz. Kamu düzenini de koruyacağız, insani sorumluluğumuzu da yerine getireceğiz; bu ikisi birbirinin karşıtı değildir. Sözümü şöyle tamamlayayım: Göç politikamızın pusulası bellidir. Sınırımızı koruyacak, kaçakçıyı çökertecek, kayıt dışılığı önleyecek, gönüllü dönüşü destekleyecek ve attığımız her adımı hukukla, akılla ve vicdanla atacağız. Sınırı koru, kaçakçıyı çökert, kaydı tut, dönüşü destekle; her adımı hukukla ve vicdanla at.”
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, düzensiz göçle mücadeleden sınır güvenliğine, geçici koruma statüsünün geleceğinden gönüllü geri dönüşlere kadar kapsamlı mesajlar verdi.
İçişleri Bakanı Çiftçi, göçün yalnızca Türkiye sınırları içinde ortaya çıkan bir sonuç olarak görülmediğini belirterek kaynağından geri dönüşe kadar tüm sürecin birlikte yönetileceğini söyledi.
Düzensiz göçle mücadelede hedefin göçmenler değil, insanların çaresizliğini kazanca çeviren kaçakçılık ağları olduğunu vurgulayan Çiftçi, sınır güvenliğinde teknolojik kapasitenin artırıldığını açıklayarak göç yönetiminde yeni dönemin hedeflerini, düzensiz göçle mücadelede atılacak adımları, geçici koruma statüsünün geleceğini ve Suriyelilerin gönüllü dönüş sürecini Yeni Şafak'a anlattı.
“SINIRLARIMIZ İÇİNDE KARŞILAŞTIĞIMIZ BİR SONUÇ OLARAK ELE ALMIYORUZ”
"Düzensiz göçün kaynağında engellenmesinden gönüllü geri dönüşlerin teşvik edilmesine kadar uygulamada ne gibi kararlar alınacak?" sorusuna yanıt veren Bakan Çiftçi, "Göç İdaresi Başkanlığımızda da yeni bir yönetim göreve gelmiş olup, süreci bu vizyonla yürütecektir. Yeni dönemde göçü, yalnızca sınırlarımız içinde karşılaştığımız bir sonuç olarak ele almıyoruz." diyerek şunları söyledi:
"Kaynak ülkeden geri dönüş aşamasına kadar uzanan bütüncül bir süreç olarak yönetiyoruz. Bu anlayışla stratejimizi beş ayak üzerine kurduk. Göçü kaynağında önlemek, sınırlarımızı etkin biçimde korumak, ülke içindeki düzensiz göçü tespit etmek, kayıt dışı istihdam ve göçmen kaçakçılığıyla mücadele etmek ve gönüllü geri dönüşleri güvenli, onurlu ve düzenli biçimde yönetmek. Kaynağında önle, sınırda engelle, içeride tespit et, organizatörü etkisiz hâle getir, geri dönüşü yönet."
Düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığıyla mücadelede, ayrıca sınır güvenliğinde atılan adımlara ilişkin de bilgi veren Çiftçi, bu mücadelenin hedefinde göçmenlerin değil göçmen kaçakçılığı organizasyonlarının olduğunu ifade etti.
"Göçmeni değil, insan hayatını satan kaçakçılık ağını hedef alıyoruz." vurgusunda bulunan Çiftçi açıklamasına şöyle devam etti:
"Sınırlarımızı en ileri teknolojiyle koruyoruz. Bugün sınır hattımızda 1.349 kilometre güvenlik duvarı, 362 elektro-optik kule, drone'lar ve diğer teknolojik sistemler bulunuyor. Göçmen kaçakçılarına yönelik bugüne kadar 4 bin 94 operasyon gerçekleştirdik. Ülkemizde yasal kalış hakkı bulunan yabancı sayısı ise 3 milyon 623 bin 608’dir. Düzensiz göçü sınır kapısında değil, göç rotası daha oluşmadan durduracağız."
Bakan Çiftçi'ye "Geçici korumanın geleceği ve Suriye’ye gönüllü dönüşler konusunda tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu da soruldu.
İçişleri Bakanı, Suriye’de güvenlik, kamu düzeni ve devlet kurumları yeniden tesis edilirken geçici koruma uygulamasının geleceğine ilişkin hukuki ve idari çalışmaların yürütüldüğünü belirtti.
“HİÇ KİMSEYİ ÖLÜM VE ZULÜM ORTAMINA ZORLA GÖNDERMEYECEĞİZ”
"Çünkü geçici koruma; savaş ve kitlesel tehdit şartlarına bağlı istisnai bir mekanizmadır. Şartların değişmesiyle bu statünün de hukuk içinde yeniden değerlendirilmesi gerekir. Geçici koruma, kalıcı ikametin başka bir adı değildir. Bu süreci ani ve keyfî kararlarla yürütmeyeceğiz." diye konuşan Çiftçi, "İnsan onurunu, hukuki güvenliği, kamu düzenini ve Türkiye’nin millî menfaatlerini birlikte gözeteceğiz. Hiç kimseyi ölüm, zulüm veya güvensizlik ortamına zorla göndermeyeceğiz. Bununla birlikte geçici koruma mekanizmasının süresiz bir belirsizliğe dönüşmesine de izin vermeyeceğiz. Şartlar değişiyorsa statü de değişir; ancak her adım hukukla ve insan onuruyla atılır. Zorla gönderme yok, süresiz belirsizlik de yok." dedi ve şu bilgileri paylaştı:
TÜRKİYE'DE KORUMA ALTINDAKİ SURİYELİ SAYISI KAÇ?
"Bugün ülkemizde geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 2 milyon 235 bin 988’dir. 2016 ile 31 Temmuz 2026 arasında 1 milyon 462 bin 947 Suriyeli; 8 Aralık 2024’ten bu yana ise 722 bin 944 Suriyeli, gönüllü, güvenli ve onurlu biçimde ülkesine dönmüştür. Bu dönüşleri, Suriye makamlarıyla yürüttüğümüz çalışmalarla güvenlik, barınma, kimlik, tapu ve resmî belge sorunlarını çözerek; geri dönenlerin kendi ülkelerinde yeniden hayat kurabilmesini sağlayarak gerçekleştiriyoruz. İnancımız merhameti, devlet sorumluluğumuz güvenliği, hukukumuz adaleti emreder."
SURİYELİLER KALICI OLACAK MI?
Çiftçi, "Kamuoyunda zaman zaman “Suriyeliler kalıcı mı olacak?” kaygısı dile getiriliyor. Toplumsal uyum ve kamu düzeni açısından bu meseleyi nasıl ele alıyorsunuz?" sorusuna da şöyle yanıt verdi:
“Politikamızı, kamu düzenini korumak ile insani sorumluluğumuzu yerine getirmek arasında sağlam bir denge üzerine kuruyoruz. Vatandaşımızın huzurundan da insan onurundan da taviz vermeyiz. Kamu düzenini de koruyacağız, insani sorumluluğumuzu da yerine getireceğiz; bu ikisi birbirinin karşıtı değildir. Sözümü şöyle tamamlayayım: Göç politikamızın pusulası bellidir. Sınırımızı koruyacak, kaçakçıyı çökertecek, kayıt dışılığı önleyecek, gönüllü dönüşü destekleyecek ve attığımız her adımı hukukla, akılla ve vicdanla atacağız. Sınırı koru, kaçakçıyı çökert, kaydı tut, dönüşü destekle; her adımı hukukla ve vicdanla at.”
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre, bugün yurt genelinde parçalı ve yer yer çok bulutlu bir hava hakim olacak.
Bazı bölgelerde ise sağanak yağış bekle...
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre, bugün yurt genelinde parçalı ve yer yer çok bulutlu bir hava hakim olacak.
Bazı bölgelerde ise sağanak yağış bekle...
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre, bugün yurt genelinde parçalı ve yer yer çok bulutlu bir hava hakim olacak.
Bazı bölgelerde ise sağanak yağış beklentisi var.
Beklenen sağanak nedeniyle 11 şehire sarı kodlu uyarı yapıldı.
İşte bugün beklenen hava durumuna ilişkin son tahminler…
BUGÜN HAVA NASIL OLACAK?Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün son tahminlerine göre bugün bazı şehirlerde kuvvetli sağanak beklentisi var.
Güney ve İç Ege, Akdeniz, Bolu hariç Batı Karadeniz'in iç kesimleri, Samsun ve Çorum hariç Orta ve Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu'nun kuzey ve batısı, Eskişehir, Çankırı, Niğde, Kayseri, Sivas, Muş, Bingöl ve Bitlis çevreleri ile Kırklareli'nin kıyı kesimlerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
Yağışların, Doğu Akdeniz'in Toroslar mevkisi, Giresun hariç Doğu Karadeniz, Erzincan, Erzurum, Kars ve Ardahan çevreleri ile Niğde, Kayseri ve Sivas'ın doğu kesimlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
Beklenen sağanak nedeniyle bazı şehirlere sarı kodlu uyarı yapıldı.
11 ŞEHİRE SARI KODLU UYARIDoğu Akdeniz'in Toroslar mevkisi, Giresun hariç Doğu Karadeniz bölgesi, Erzincan, Erzurum, Kars ve Ardahan çevreleri ile Niğde, Kayseri ve Sivas'ın doğu kesimlerinde beklenen sağanak yağışın yer yer kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı tedbirli ve dikkatli olunması istendi.
Sarı kodlu uyarı yapılan şehirler şöyle:
Artvin, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Kars, Rize, Sivas, Trabzon, Bayburt, Ardahan.
İSTANBUL, ANKARA VE İZMİR'DE HAVA NASIL OLACAK?Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün son değerlendirmelerine göre, bugün üç şehirde parçalı ve çok bulutlu bir hava hakim olacak.
İstanbul'da poyraz etkisini sürdürüyor. Megakentte bugün hava sıcaklığı 29 derece olacak.
Başkent Ankara'daki hava sıcaklığının 28, İzmir'in ise 33 derece olması bekleniyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre, bugün yurt genelinde parçalı ve yer yer çok bulutlu bir hava hakim olacak.
Bazı bölgelerde ise sağanak yağış beklentisi var.
Beklenen sağanak nedeniyle 11 şehire sarı kodlu uyarı yapıldı.
İşte bugün beklenen hava durumuna ilişkin son tahminler…
BUGÜN HAVA NASIL OLACAK?Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün son tahminlerine göre bugün bazı şehirlerde kuvvetli sağanak beklentisi var.
Güney ve İç Ege, Akdeniz, Bolu hariç Batı Karadeniz'in iç kesimleri, Samsun ve Çorum hariç Orta ve Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu'nun kuzey ve batısı, Eskişehir, Çankırı, Niğde, Kayseri, Sivas, Muş, Bingöl ve Bitlis çevreleri ile Kırklareli'nin kıyı kesimlerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
Yağışların, Doğu Akdeniz'in Toroslar mevkisi, Giresun hariç Doğu Karadeniz, Erzincan, Erzurum, Kars ve Ardahan çevreleri ile Niğde, Kayseri ve Sivas'ın doğu kesimlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.
Beklenen sağanak nedeniyle bazı şehirlere sarı kodlu uyarı yapıldı.
11 ŞEHİRE SARI KODLU UYARIDoğu Akdeniz'in Toroslar mevkisi, Giresun hariç Doğu Karadeniz bölgesi, Erzincan, Erzurum, Kars ve Ardahan çevreleri ile Niğde, Kayseri ve Sivas'ın doğu kesimlerinde beklenen sağanak yağışın yer yer kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı tedbirli ve dikkatli olunması istendi.
Sarı kodlu uyarı yapılan şehirler şöyle:
Artvin, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Kars, Rize, Sivas, Trabzon, Bayburt, Ardahan.
İSTANBUL, ANKARA VE İZMİR'DE HAVA NASIL OLACAK?Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün son değerlendirmelerine göre, bugün üç şehirde parçalı ve çok bulutlu bir hava hakim olacak.
İstanbul'da poyraz etkisini sürdürüyor. Megakentte bugün hava sıcaklığı 29 derece olacak.
Başkent Ankara'daki hava sıcaklığının 28, İzmir'in ise 33 derece olması bekleniyor.
Viyana'da bir futbol s...
Viyana'da bir futbol sahasının altında bulunan Roma dönemine ait toplu mezar, en az 129 genç erkeğin iskeletini barındırıyor. Devamı burada: Viyana’daki Toplu Mezar Bilinmeyen Bir Savaşa İşaret Ediyor Arkeofili.
Viyana'da bir futbol sahasının altında bulunan Roma dönemine ait toplu mezar, en az 129 genç erkeğin iskeletini barındırıyor.
Devamı burada: Viyana’daki Toplu Mezar Bilinmeyen Bir Savaşa İşaret Ediyor Arkeofili.
48 yaşındaki emekli polis memuru Adem Kökçü To...
48 yaşındaki emekli polis memuru Adem Kökçü Tokat'ın Zile ilçesindeki bağ evinde rahatsızlandı. Yüksek ateş şikayetiyle yakınlarının Zile Devlet Hastanesi'ne kaldırdığı Kökçü, burada yapılan ilk müdahalenin ardından Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı şüphesiyle Samsun'a sevk edildi.
Burada tüm müdahalelere rağmen tedavi hayatını kaybeden emekli polis memuru Kökçü'nün cenazesi, Amasya'nın Suluova ilçesine bağlı Akören köyünde toprağa verildi.
48 yaşındaki emekli polis memuru Adem Kökçü Tokat'ın Zile ilçesindeki bağ evinde rahatsızlandı. Yüksek ateş şikayetiyle yakınlarının Zile Devlet Hastanesi'ne kaldırdığı Kökçü, burada yapılan ilk müdahalenin ardından Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı şüphesiyle Samsun'a sevk edildi.
Burada tüm müdahalelere rağmen tedavi hayatını kaybeden emekli polis memuru Kökçü'nün cenazesi, Amasya'nın Suluova ilçesine bağlı Akören köyünde toprağa verildi.
MHP süreç yasasın...
MHP süreç yasasının kabulünden sonra Terörsüz Türkiye türküsü hazırladı. "Kardeşlikten yüce, büyük servet yok" mesajı veren türkü sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.
MHP süreç yasasının kabulünden sonra Terörsüz Türkiye türküsü hazırladı. "Kardeşlikten yüce, büyük servet yok" mesajı veren türkü sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.
Aydın'ın Kuyucak ilçesine bağlı Gencelli Mahallesi yakınlarında saat 14.00 sıralarında ormanlık alanda yangın çıktı. Henüz belirlenemeyen nedenle başlayan yangın, rüz...
Aydın'ın Kuyucak ilçesine bağlı Gencelli Mahallesi yakınlarında saat 14.00 sıralarında ormanlık alanda yangın çıktı. Henüz belirlenemeyen nedenle başlayan yangın, rüz...
Aydın'ın Kuyucak ilçesine bağlı Gencelli Mahallesi yakınlarında saat 14.00 sıralarında ormanlık alanda yangın çıktı. Henüz belirlenemeyen nedenle başlayan yangın, rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüdü.
Henüz belirlenemeyen nedenle başlayan yangın, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede büyüdü.
İhbar üzerine bölgeye altı uçak, 11 helikopter, 40 arazöz, beş su tankeri, üç dozer ve 220 personel sevk edildi.Ekipler, alevlere havadan ve karadan müdahale ediyor.
METEOROLOJİ KRİTİK SAATLERE DİKKAT ÇEKTİMeteoroloji Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğü tarafından Kuyucak'ın Gencelli Mahallesi için hazırlanan orman hava tahmin raporu da yangınla mücadelenin sürdüğü saatlerde bölgedeki hava şartlarına dikkat çekildi. Rapora göre bugün saat 15.00-18.00 arasında sıcaklığın 40 derece, nispi nemin ise yüzde 15-25 arasında olması bekleniyor. Kuzey-kuzeydoğu yönünden esecek rüzgarın saatte 20-35 kilometre hızında, hamlelerde ise 40-50 kilometre seviyesine ulaşacağı tahmin ediliyor. Saat 18.00-21.00 arasında sıcaklığın 35 dereceye düşmesi beklenirken, rüzgarın saatte 20-35 kilometre, hamlelerde ise 40-50 kilometre hızında esmesi öngörülüyor. Gece saatlerinde sıcaklığın kademeli olarak düşmesi beklenirken, rüzgarın etkisini sürdürmesi bekleniyor. Saat 21.00-00.00 arasında kuzey-kuzeydoğu yönlü rüzgarın saatte 15-30 kilometre, hamlelerde ise 35-45 kilometre hızına ulaşacağı tahmin ediliyor.
Dağlık ve sarp arazi yapısının kara ekiplerinin müdahalesini güçleştirdiği bölgede, ekipler alevlerin kontrol altına alınması için yoğun çaba harcıyor. Yangının çıkış nedeni henüz belirlenemezken, ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi aralıksız devam ediyor.
Aydın'ın Kuyucak ilçesine bağlı Gencelli Mahallesi yakınlarında saat 14.00 sıralarında ormanlık alanda yangın çıktı. Henüz belirlenemeyen nedenle başlayan yangın, rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüdü.
Henüz belirlenemeyen nedenle başlayan yangın, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede büyüdü.
İhbar üzerine bölgeye altı uçak, 11 helikopter, 40 arazöz, beş su tankeri, üç dozer ve 220 personel sevk edildi.Ekipler, alevlere havadan ve karadan müdahale ediyor.
METEOROLOJİ KRİTİK SAATLERE DİKKAT ÇEKTİMeteoroloji Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğü tarafından Kuyucak'ın Gencelli Mahallesi için hazırlanan orman hava tahmin raporu da yangınla mücadelenin sürdüğü saatlerde bölgedeki hava şartlarına dikkat çekildi. Rapora göre bugün saat 15.00-18.00 arasında sıcaklığın 40 derece, nispi nemin ise yüzde 15-25 arasında olması bekleniyor. Kuzey-kuzeydoğu yönünden esecek rüzgarın saatte 20-35 kilometre hızında, hamlelerde ise 40-50 kilometre seviyesine ulaşacağı tahmin ediliyor. Saat 18.00-21.00 arasında sıcaklığın 35 dereceye düşmesi beklenirken, rüzgarın saatte 20-35 kilometre, hamlelerde ise 40-50 kilometre hızında esmesi öngörülüyor. Gece saatlerinde sıcaklığın kademeli olarak düşmesi beklenirken, rüzgarın etkisini sürdürmesi bekleniyor. Saat 21.00-00.00 arasında kuzey-kuzeydoğu yönlü rüzgarın saatte 15-30 kilometre, hamlelerde ise 35-45 kilometre hızına ulaşacağı tahmin ediliyor.
Dağlık ve sarp arazi yapısının kara ekiplerinin müdahalesini güçleştirdiği bölgede, ekipler alevlerin kontrol altına alınması için yoğun çaba harcıyor. Yangının çıkış nedeni henüz belirlenemezken, ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi aralıksız devam ediyor.
Süper Loto sonuçları için beklenen an geldi. Milyonlarca liralık b...
Süper Loto sonuçları için beklenen an geldi. Milyonlarca liralık b...
Süper Loto sonuçları için beklenen an geldi. Milyonlarca liralık büyük ikramiyenin sahibini bulup bulmadığı merak ediliyor.
Haftanın 3 günü çekilişi yapılan Süper Loto'da bir çekiliş maratonu daha geride kaldı. Küreye giren 60 numara içinden çekilen 6 şanslı rakam, devasa ikramiyenin kazandıran numaralarını belirledi. Rekor ikramiye seviyelerine ulaşan Süper Loto'da bilet alan vatandaşlar, "Süper Loto sonuç sorgulama" ekranı üzerinden biletlerini sorgulayabiliyor. Biletinize ikramiye vurup vurmadığını öğrenmek için bilet kodunuzu bilet sorgulama ekranına girmeniz yeterli.
Altı bilenin olmadığı çekilişte çıkan sayılar şöyle: 27, 30, 31, 41, 43, 57
Süper Loto sonuçları için beklenen an geldi. Milyonlarca liralık büyük ikramiyenin sahibini bulup bulmadığı merak ediliyor.
Haftanın 3 günü çekilişi yapılan Süper Loto'da bir çekiliş maratonu daha geride kaldı. Küreye giren 60 numara içinden çekilen 6 şanslı rakam, devasa ikramiyenin kazandıran numaralarını belirledi. Rekor ikramiye seviyelerine ulaşan Süper Loto'da bilet alan vatandaşlar, "Süper Loto sonuç sorgulama" ekranı üzerinden biletlerini sorgulayabiliyor. Biletinize ikramiye vurup vurmadığını öğrenmek için bilet kodunuzu bilet sorgulama ekranına girmeniz yeterli.
Altı bilenin olmadığı çekilişte çıkan sayılar şöyle: 27, 30, 31, 41, 43, 57
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait...
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait...
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait iki gemiye balistik füze fırlatmasının ardından üç İran gemisini vurduğunu açıkladı.
Hedef alınan gemilerden biri, Tahran'ın petrol ihracat merkezi konumundaki Hark Adası açıklarında seyrediyordu.
CENTCOM Komutanı Oramiral Brad Cooper kararlılık mesajı vererek, "Devrim Muhafızları mesajı net alsın: İki gemimize ateş açarsanız, üç geminizi devre dışı bırakarak çok daha ağır bir ekonomik bedel ödetiriz" dedi.
CENTCOM, çatışmalarda hiçbir Amerikan askerinin zarar görmediğini açıkladı.
Devrim Muhafızları Ordusu ise bölgedeki Amerikan askeri unsurlarına yönelik saldırılarını artırma tehdidinde bulundu.
İranlı yetkililer daha sonra, Hürmüz Boğazı'ndaki üç tankerin yanı sıra farklı sahalarda ABD ile bağlantılı üç gemiyi daha vurduklarını bildirdi.
Reuters ajansının aktardığına göre İran devlet televizyonunda yayımlanan Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri açıklamasında, gemi personeline yönelik uyarılar yer aldı.
Bildiride, "'Terörist' ABD ordusuna kanmayın, yetki verilmeyen suyollarından geçmeyi amaçlayan her türlü şüpheli hareketten uzak durun. Aksi takdirde hedef alınırsınız" ifadeleri kullanıldı.
İran'ın yarı resmi haber ajansı Tasnim, Hark Adası demirleme bölgesindeki bir tankere dört ABD füzesinin isabet ettiğini aktardı. Yerel kaynaklara dayandırılan haberde can kaybı yaşanmadığı, mürettebatın tahliye edildiği kaydedildi.
Son karşılıklı saldırılar, ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a yönelik başlattığı bombardımanlarla tırmanan çatışmaları daha da derinleştirme tehlikesi taşıyor.
Başkan Donald Trump yönetimi yaptırımları genişleterek İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmaya çalışırken, Trump askeri müdahale seçeneğini gündemde tutmayı sürdürüyor.
Trump, 31 Ağustos'ta sosyal medya hesabından Hark Adası'nın "yerle bir edildiğini" gösteren yapay zeka üretimi bir video paylaştı. İran makamları ise Hark Adası'na yönelik olası bir saldırıya çok sert karşılık vereceklerini duyurdu.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) üçüncü büyük üreticisi olan İran, savaştan önce ham petrol ihracatının yüzde 90'ını Hark Adası üzerinden gerçekleştiriyordu.
Sevkiyatlar, ABD'nin nisan ayı ortasında başlattığı deniz ablukası nedeniyle büyük ölçüde aksadı.
Trump daha önce de Hark Adası'nı hedef alan açıklamalar yapmıştı.
11 Haziran'da adayı ele geçirmek istediğini söyleyen Trump, Tahran ile Washington'ın savaşı sonlandırmayı amaçlayan 17 Haziran tarihli geçici anlaşmayı imzalamasından birkaç gün önce askeri operasyon ihtimalini rafa kaldırdığını belirtmişti.
İran'ın savaştan önce küresel petrol arzının beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasının ardından Washington, İran limanlarına abluka uygulamaya başladı.
Hark Adası'na yönelik Amerikan saldırıları, söz konusu deniz ablukası altında zorlanan İran petrol sektörünü ve genel ülke ekonomisini daha ağır bir baskıyla yüz yüze bırakıyor.
Ortadoğu'da tırmanan askeri gerilim küresel tedarik endişelerini körüklerken, Brent ham petrolün varil fiyatı cuma günü 96,28 dolara çıkarak 24 Temmuz'dan bu yana görülen en yüksek seviyeden kapandı.
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait iki gemiye balistik füze fırlatmasının ardından üç İran gemisini vurduğunu açıkladı.
Hedef alınan gemilerden biri, Tahran'ın petrol ihracat merkezi konumundaki Hark Adası açıklarında seyrediyordu.
CENTCOM Komutanı Oramiral Brad Cooper kararlılık mesajı vererek, "Devrim Muhafızları mesajı net alsın: İki gemimize ateş açarsanız, üç geminizi devre dışı bırakarak çok daha ağır bir ekonomik bedel ödetiriz" dedi.
CENTCOM, çatışmalarda hiçbir Amerikan askerinin zarar görmediğini açıkladı.
Devrim Muhafızları Ordusu ise bölgedeki Amerikan askeri unsurlarına yönelik saldırılarını artırma tehdidinde bulundu.
İranlı yetkililer daha sonra, Hürmüz Boğazı'ndaki üç tankerin yanı sıra farklı sahalarda ABD ile bağlantılı üç gemiyi daha vurduklarını bildirdi.
Reuters ajansının aktardığına göre İran devlet televizyonunda yayımlanan Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri açıklamasında, gemi personeline yönelik uyarılar yer aldı.
Bildiride, "'Terörist' ABD ordusuna kanmayın, yetki verilmeyen suyollarından geçmeyi amaçlayan her türlü şüpheli hareketten uzak durun. Aksi takdirde hedef alınırsınız" ifadeleri kullanıldı.
İran'ın yarı resmi haber ajansı Tasnim, Hark Adası demirleme bölgesindeki bir tankere dört ABD füzesinin isabet ettiğini aktardı. Yerel kaynaklara dayandırılan haberde can kaybı yaşanmadığı, mürettebatın tahliye edildiği kaydedildi.
Son karşılıklı saldırılar, ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a yönelik başlattığı bombardımanlarla tırmanan çatışmaları daha da derinleştirme tehlikesi taşıyor.
Başkan Donald Trump yönetimi yaptırımları genişleterek İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmaya çalışırken, Trump askeri müdahale seçeneğini gündemde tutmayı sürdürüyor.
Trump, 31 Ağustos'ta sosyal medya hesabından Hark Adası'nın "yerle bir edildiğini" gösteren yapay zeka üretimi bir video paylaştı. İran makamları ise Hark Adası'na yönelik olası bir saldırıya çok sert karşılık vereceklerini duyurdu.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) üçüncü büyük üreticisi olan İran, savaştan önce ham petrol ihracatının yüzde 90'ını Hark Adası üzerinden gerçekleştiriyordu.
Sevkiyatlar, ABD'nin nisan ayı ortasında başlattığı deniz ablukası nedeniyle büyük ölçüde aksadı.
Trump daha önce de Hark Adası'nı hedef alan açıklamalar yapmıştı.
11 Haziran'da adayı ele geçirmek istediğini söyleyen Trump, Tahran ile Washington'ın savaşı sonlandırmayı amaçlayan 17 Haziran tarihli geçici anlaşmayı imzalamasından birkaç gün önce askeri operasyon ihtimalini rafa kaldırdığını belirtmişti.
İran'ın savaştan önce küresel petrol arzının beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasının ardından Washington, İran limanlarına abluka uygulamaya başladı.
Hark Adası'na yönelik Amerikan saldırıları, söz konusu deniz ablukası altında zorlanan İran petrol sektörünü ve genel ülke ekonomisini daha ağır bir baskıyla yüz yüze bırakıyor.
Ortadoğu'da tırmanan askeri gerilim küresel tedarik endişelerini körüklerken, Brent ham petrolün varil fiyatı cuma günü 96,28 dolara çıkarak 24 Temmuz'dan bu yana görülen en yüksek seviyeden kapandı.
Malatya Dünya Kayısı İş Merkezi Tüccarları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Güner ve dernek üyeleri, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er'i...
Malatya Dünya Kayısı İş Merkezi Tüccarları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Güner ve dernek üyeleri, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er'i...
Malatya Dünya Kayısı İş Merkezi Tüccarları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Güner ve dernek üyeleri, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er'i ziyaret etti.
Görüşmede Şire Pazarı'ndaki esnafın taşınması sürecinde mağduriyet yaşamaması için süre talebinde bulunan Güner, her iki bölgede faaliyet gösteren esnafın da aynı sürecin içerisinde olduğunu belirterek kira ve diğer giderler konusunda destek istedi.
Güner, 'Başkanım, her iki tarafta da sizin esnafınız. Onları ve bizleri mağdur etmemek adına güzel bir fikriniz var. Biz de sizin fikrinizi destekliyoruz. 30 Ekim'e kadar kendilerine bir imkân sağlanırsa, kira ve diğer konularda destek olursanız o esnafımız da mağdur olmaz' dedi.
Başkan Sami Er ise esnafın taleplerini dikkate alarak daha önce bir çözüm formülü oluşturduklarını belirtti. Dernek başkanları ve esnaf temsilcileriyle bir araya geldiklerini aktaran Er, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına ait 187, Büyükşehir Belediyesine ait 97 dükkân bulunduğunu söyledi.
Esnafın ihtiyaçlarını karşılayacak bir model üzerinde çalıştıklarını ifade eden Er, 'Bu dükkânları, ofisleri, depoları vereceğimi ifade etmiştim. Esnafın önünü açacak bir formül ürettik. Hemfikir olduk, sonradan vazgeçtiler. Bakanımızın kararı doğrultusunda, Malatya siyaseti de bu konuda hemfikir olmuş, biz de bunu uygulayacağız' diye konuştu.
Esnafın talebi doğrultusunda süre konusunda da değerlendirmede bulunan Er, mevcut işlerin tamamlanması, yeni sürece hazırlık yapılması ve geçiş döneminde mağduriyet yaşanmaması amacıyla 30 Ekim'e kadar süre tanınacağını ifade etti.
Kaynak: RSS
Malatya Dünya Kayısı İş Merkezi Tüccarları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Güner ve dernek üyeleri, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er'i ziyaret etti.
Görüşmede Şire Pazarı'ndaki esnafın taşınması sürecinde mağduriyet yaşamaması için süre talebinde bulunan Güner, her iki bölgede faaliyet gösteren esnafın da aynı sürecin içerisinde olduğunu belirterek kira ve diğer giderler konusunda destek istedi.
Güner, 'Başkanım, her iki tarafta da sizin esnafınız. Onları ve bizleri mağdur etmemek adına güzel bir fikriniz var. Biz de sizin fikrinizi destekliyoruz. 30 Ekim'e kadar kendilerine bir imkân sağlanırsa, kira ve diğer konularda destek olursanız o esnafımız da mağdur olmaz' dedi.
Başkan Sami Er ise esnafın taleplerini dikkate alarak daha önce bir çözüm formülü oluşturduklarını belirtti. Dernek başkanları ve esnaf temsilcileriyle bir araya geldiklerini aktaran Er, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına ait 187, Büyükşehir Belediyesine ait 97 dükkân bulunduğunu söyledi.
Esnafın ihtiyaçlarını karşılayacak bir model üzerinde çalıştıklarını ifade eden Er, 'Bu dükkânları, ofisleri, depoları vereceğimi ifade etmiştim. Esnafın önünü açacak bir formül ürettik. Hemfikir olduk, sonradan vazgeçtiler. Bakanımızın kararı doğrultusunda, Malatya siyaseti de bu konuda hemfikir olmuş, biz de bunu uygulayacağız' diye konuştu.
Esnafın talebi doğrultusunda süre konusunda da değerlendirmede bulunan Er, mevcut işlerin tamamlanması, yeni sürece hazırlık yapılması ve geçiş döneminde mağduriyet yaşanmaması amacıyla 30 Ekim'e kadar süre tanınacağını ifade etti.
Kaynak: RSS
Uygulama, Üsküdar sahilde gerçekleştirildi. Bölgede denetim yapan polis ek...
Uygulama, Üsküdar sahilde gerçekleştirildi. Bölgede denetim yapan polis ek...
Uygulama, Üsküdar sahilde gerçekleştirildi. Bölgede denetim yapan polis ekipleri, sahilde alkol içen kişileri dronla tespit etti. Kişilerin bulunduğu noktaya yönlendirilen dronun hoparlöründen "Dikkat dikkat bu polis dronudur. Burada alkol tüketimi yasaktır. Lütfen uyarılara uyup uzaklaşın. Aksi takdirde cezai işlem uygulanacaktır" anonsu yapıldı.
39 İLÇEDE KULLANILIYOR
İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız’ın talimatıyla 39 ilçede kullanılan polis dronları; asayiş ve narkotik uygulamalarının yanı sıra ormanlık alanların denetlenmesi ve yangın riskine karşı yürütülen çalışmalarda da görev alıyor.Geniş alanların havadan kontrol edilmesini sağlayan dronlarla şüpheli durumlar tespit edilerek bölgedeki ekiplere bildiriliyor.
Uygulama, Üsküdar sahilde gerçekleştirildi. Bölgede denetim yapan polis ekipleri, sahilde alkol içen kişileri dronla tespit etti. Kişilerin bulunduğu noktaya yönlendirilen dronun hoparlöründen "Dikkat dikkat bu polis dronudur. Burada alkol tüketimi yasaktır. Lütfen uyarılara uyup uzaklaşın. Aksi takdirde cezai işlem uygulanacaktır" anonsu yapıldı.
39 İLÇEDE KULLANILIYOR
İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız’ın talimatıyla 39 ilçede kullanılan polis dronları; asayiş ve narkotik uygulamalarının yanı sıra ormanlık alanların denetlenmesi ve yangın riskine karşı yürütülen çalışmalarda da görev alıyor.Geniş alanların havadan kontrol edilmesini sağlayan dronlarla şüpheli durumlar tespit edilerek bölgedeki ekiplere bildiriliyor.
Kaza, sabah saatlerinde ilçenin İnönü Caddesi’nde meydana geldi. Pla...
Kaza, sabah saatlerinde ilçenin İnönü Caddesi’nde meydana geldi. Pla...
Kaza, sabah saatlerinde ilçenin İnönü Caddesi’nde meydana geldi. Plakası ve sürücüsünün ismi bilinmeyen otomobil, tek yön olan yolda park halindeki minibüse çarpıp, takla atarak kaldırımda ters döndü. Araçtan kendi imkanlarıyla çıkan sürücü, kazayı hafif sıyrıklarla atlattı. Sürücünün yardımına çevre esnaf koştu.
Bu arada kaza, çevredeki bir iş yerine ait güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntüde, çarpmanın şiddetiyle savrulan aracın, yolun sol tarafında bulunan demir dubayı yerinden söküp ters döndüğü, sürücünün kapısını açtığı araçtan dizleri üzerine emekleyerek güçlükle çıktığı görüldü.
Araç bulunduğu yerden kaldırılırken, polis kazaya ilişkin soruşturma başlattı.
Kaza, sabah saatlerinde ilçenin İnönü Caddesi’nde meydana geldi. Plakası ve sürücüsünün ismi bilinmeyen otomobil, tek yön olan yolda park halindeki minibüse çarpıp, takla atarak kaldırımda ters döndü. Araçtan kendi imkanlarıyla çıkan sürücü, kazayı hafif sıyrıklarla atlattı. Sürücünün yardımına çevre esnaf koştu.
Bu arada kaza, çevredeki bir iş yerine ait güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntüde, çarpmanın şiddetiyle savrulan aracın, yolun sol tarafında bulunan demir dubayı yerinden söküp ters döndüğü, sürücünün kapısını açtığı araçtan dizleri üzerine emekleyerek güçlükle çıktığı görüldü.
Araç bulunduğu yerden kaldırılırken, polis kazaya ilişkin soruşturma başlattı.
“Olurmu sizce” için dikkat çeken nokta şu:...
“Güncel Sİgara fiyatları” için dikkat çeke...
“30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu olsun.....