Mekke Anlaşmasının Azerbaycan'daki Yankıları
Dünya genelinde askeri ittifakların genişlediği bir dönemde, Azerbaycan'ın savunma politikasında radikal yeniliklere ihtiyaç duyulmaktadır; bu da olası risklere karşı hazırlıklı olma çağrısıdır. Azerbaycan'ın ulusal güvenlik politikasını tanımlayan temel stratejik belge olan Askeri Doktrin'in, mevcut gergin dünya ortamındaki gerçekliği tam olarak yansıtmadığı zaten bilinen bir gerçektir. Son on yılda, hem bölgedeki hem de dünyadaki güvenlik ortamı kökten değişti. Ülkenin Ulusal Güvenlik Kavramı ve Askeri Doktrini güncellenmelidir. Bu sadece kağıt üzerinde bir değişiklik değil, çok daha önce atılması gereken bir adımdır. Çünkü mevcut belgeler 2007 ve 2010 yıllarına dayanmaktadır. O zamanlar ana...
Dünya genelinde askeri ittifakların genişlediği bir dönemde, Azerbaycan'ın savunma politikasında radikal yeniliklere ihtiyaç duyulmaktadır; bu da olası risklere karşı hazırlıklı olma çağrısıdır. Azerbaycan'ın ulusal güvenlik politikasını tanımlayan temel stratejik belge olan Askeri Doktrin'in, mevcut gergin dünya ortamındaki gerçekliği tam olarak yansıtmadığı zaten bilinen bir gerçektir. Son on yılda, hem bölgedeki hem de dünyadaki güvenlik ortamı kökten değişti. Ülkenin Ulusal Güvenlik Kavramı ve Askeri Doktrini güncellenmelidir. Bu sadece kağıt üzerinde bir değişiklik değil, çok daha önce atılması gereken bir adımdır. Çünkü mevcut belgeler 2007 ve 2010 yıllarına dayanmaktadır. O zamanlar ana... Dünya genelinde askeri ittifakların genişlediği bir dönemde, Azerbaycan'ın savunma politikasında radikal yeniliklere ihtiyaç duyulmaktadır; bu da olası risklere karşı hazırlıklı olma çağrısıdır. Azerbaycan'ın ulusal güvenlik politikasını tanımlayan temel stratejik belge olan Askeri Doktrin'in, mevcut gergin dünya ortamındaki gerçekliği tam olarak yansıtmadığı zaten bilinen bir gerçektir. Son on yılda, hem bölgedeki hem de dünyadaki güvenlik ortamı kökten değişti. Ülkenin Ulusal Güvenlik Kavramı ve Askeri Doktrini güncellenmelidir. Bu sadece kağıt üzerinde bir değişiklik değil, çok daha önce atılması gereken bir adımdır. Çünkü mevcut belgeler 2007 ve 2010 yıllarına dayanmaktadır. O zamanlar ana hedefimiz toprakları işgalden kurtarmaktı. Bu stratejik hedef zaten gerçekleştirildi. Bugün gerçeklik tamamen farklı. Azerbaycan topraklarını geri aldı, egemenliğini yeniden kazandı ve bölgede önemli bir jeopolitik aktör haline geldi. Bölgedeki ve dünyadaki güvenlik ortamı son on yılda kökten değişti. Yeni savaş teknolojileri, insansız hava araçları, siber saldırılar, hibrit tehditler ve derinleşen jeopolitik rekabet, askeri güvenlik kavramını önemli ölçüde değiştirdi. Aynı zamanda, dünyadaki askeri-siyasi ittifakların ve güvenlik formatlarının genişlemesi de yeni bir gerçeklik yaratıyor. Farklı ülkeler arasındaki savunma ve askeri işbirliği mekanizmaları güçleniyor, yeni stratejik ortaklıklar ve bölgesel güvenlik platformları oluşturuluyor. Azerbaycan'ın da katıldığı Mekke Anlaşması gibi yeni işbirliği formatları bu bağlamda dikkat çekicidir. Tüm bunlar, modern zamanlarda devletlerin güvenliğinin sadece ulusal ordunun ve sınırların korunmasıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda askeri-siyasi ortaklıklar, kolektif güvenlik ve bölgesel işbirliği fırsatlarıyla da yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Azerbaycan'ın bulunduğu bölgede yaşanan süreçler de yeni zorluklar yaratmaktadır. Güney Kafkasya'da yeni bir güvenlik mimarisinin oluşması, büyük güçler arasındaki rekabetin artması ve çeşitli askeri-siyasi aktörlerin bölgeye olan ilgisinin güçlenmesi, ülkenin savunma stratejisine yeni bir yaklaşım gerektirmektedir. Bu bağlamda, Askeri Doktrinin modern tehditlere uyarlanması ve ordunun karşı karşıya olduğu yeni görevlerin, olası risklerin ve stratejik ortaklıkların belgede daha doğru bir şekilde yansıtılması acil bir hal almaktadır. Zahid Oruj Bu arada, geçen ay yaptığı konuşmada Milletvekili Zahid Oruj, ülkenin Ulusal Güvenlik Kavramı'nın 2007'de, Askeri Doktrin'in ise 2010'da kabul edildiğini ve bu belgelerin mevcut jeopolitik ve güvenlik ortamını tam olarak yansıtmadığını söylemişti. Askeri uzmanlara göre, güncellenecek belgelerde "çatışma" ve "işgal gerçeği" gibi eski ifadeler tamamen kaldırılmalıdır. Yeni felsefe, kazanılan zaferi koruma ve egemenliği ebedi kılma ilkeleri üzerine kuruludur. Askeri alanda iki önemli yeniliğin resmiyet kazanması bekleniyor. Bunlardan ilki, Azerbaycan Ordusu'nun Vatanseverlik Savaşı'ndan sonra benimsediği Türk modeline uygun olarak esnek ve mobil komando yapısının yasallaştırılmasıdır. İkincisi ise Şuşa Deklarasyonu'nun belgenin merkezine yerleştirilmesidir. Yani, Türkiye ile askeri ittifakımız ülkenin resmi güvenlik garantörü olarak kurulacaktır. Ancak bu değişikliğe karşı çıkanlar da var. Analistlere göre, şu an için askeri doktrini değiştirmeye gerek yok. Çünkü bölgedeki askeri-siyasi durum Azerbaycan lehine değişmiş olsa da, Ermenistan hâlâ bir tehdit oluşturuyor ve nihai bir barış anlaşması yok. Genel olarak, Askeri Doktrin devletin önemli özelliklerinden biri olarak kabul edilir. Bazen ikinci veya askeri anayasa olarak da adlandırılır. Azerbaycan bağımsızlığını kazandıktan sonra, Askeri Doktrinin hazırlanması ve kabulü sürekli gündemde olan bir konuydu. Askeri Doktrinin Azerbaycan Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmak üzere Milli Meclis'e sunulduğu ve parlamentonun 8 Haziran 2010 tarihli kararıyla belgeyi onayladığı belirtilmelidir. Toplamda 8 bölüm ve 75 paragraftan oluşmaktadır. Peki Azerbaycan'ın askeri doktrinini güncellemenin gerekliliği nedir ve yeni belgede hangi tehditler dikkate alınmalıdır? Askeri ittifakların genişlediği ve dünyada yeni güvenlik bloklarının oluştuğu bir dönemde Azerbaycan'ın savunma politikasında hangi değişikliklere ihtiyaç duyulmaktadır? Askeri uzman Ramil Mammadli, askeri doktrini değiştirme girişiminin Başkomutan'dan gelebileceğini söylüyor. Aynı zamanda, bu tür tartışmaları toplumda doğal bulan askeri analiste göre, barış anlaşmasından sonra değişiklik mümkün olabilir. Ona göre, barış anlaşması imzalanana kadar Askeri Doktrinin değiştirilmesini beklemiyor: "Elbette, dünyada yeni ittifaklar ve bloklar ortaya çıkıyor ve güvenlik odaklı ortaklıkların coğrafyası genişliyor. Mekke Anlaşması da üç büyük devlet tarafından atılan tarihi bir adım. Bunlardan ikisinin dost ve müttefik ülkeler olduğunu da hesaba katalım. Azerbaycan da müttefiklerinin sayısını artırmaya çalışıyor. Son olarak, bu düzeyde Kırgızistan ile bir belge imzalandı. Ancak, Askeri Doktrinin değiştirilmesi için bir barış anlaşmasının imzalanması bekleniyor. Bu belge ulusal güvenliğimizle ilgili olduğundan, burada acele etmeye gerek yok. Belgenin değiştirilmesine ihtiyaç duyulursa, kamuoyu tartışmasına sunulması da ihtimal dışı değil. Şu anda Ermenistan ile ateşkes ve kırılgan bir barış dönemindeyiz. Başka bir deyişle, Azerbaycan'ın da bu yönde değişiklikler imzalayabileceği bir anlaşma henüz imzalanmadı." Ramil Mammadli Ramil Mammadli, Askeri Doktrin'de değişikliklerin gerekli olduğunu düşünüyor, ancak bölgedeki çözüm bekleyen konuların uygulanmasında acele edilmemesi gerektiğini savunuyor: "Öncelikle, bugün yeni gerçeklerle yaşıyoruz. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin güvenlik ortamı önemli ölçüde değişti. Çünkü Azerbaycan, topraklarını işgalden kurtararak bölgede yeni jeopolitik gerçekler ve bir güvenlik ortamı oluşturdu. Buna göre, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Askeri Doktrininde değişiklikler yapılması gerekiyor. Ayrıca, Azerbaycan Güney Kafkasya bölgesinde bir güvenlik sistemi oluşturma görevini de üstlendi. Bu noktanın Askeri Doktrin'de ifade edilmesi iyi olurdu. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin güvenliğine yönelik tehditlerin niteliği de değişti. Dahası, Ermenistan'ın mevcut askeri doktrini Azerbaycan ve Türkiye'yi düşman devletler olarak listeliyor. Bu nedenle, Ermenistan'ın Askeri Doktrini de değiştirilmelidir." Askeri uzman, yeni doktrinin yaş, askerlik süresi ve diğer konularla ilgili önerileri dikkate alabileceğine inanıyor: "Aynı zamanda, bazı uzmanlara göre, Azerbaycan ile Türkiye arasında imzalanan Şuşa Deklarasyonu'nun Askeri Doktrine yansıtılmasının zamanı geldi. Askeri Doktrine göre, Azerbaycan'ın taraf olduğu uluslararası anlaşmalarda belirtilen durumlar dışında, ülkemiz topraklarında yabancı askeri üslerin kurulmasına izin verilmemektedir. Dünyanın değiştiğini, yasaların zamanla değiştiğini kabul ediyorum. Askeri doktrine bazı eklemeler yapılması doğaldır. Ancak tüm bu konuların derinlemesine analiz edilmesi gerekiyor." Emil SALAMOĞLU, “Yeni Müsavat” Kaynak:Dünya genelinde askeri ittifakların genişlediği bir dönemde, Azerbaycan'ın savunma politikasında radikal yeniliklere ihtiyaç duyulmaktadır; bu da olası risklere karşı hazırlıklı olma çağrısıdır.
Azerbaycan'ın ulusal güvenlik politikasını tanımlayan temel stratejik belge olan Askeri Doktrin'in, mevcut gergin dünya ortamındaki gerçekliği tam olarak yansıtmadığı zaten bilinen bir gerçektir. Son on yılda, hem bölgedeki hem de dünyadaki güvenlik ortamı kökten değişti. Ülkenin Ulusal Güvenlik Kavramı ve Askeri Doktrini güncellenmelidir. Bu sadece kağıt üzerinde bir değişiklik değil, çok daha önce atılması gereken bir adımdır. Çünkü mevcut belgeler 2007 ve 2010 yıllarına dayanmaktadır. O zamanlar ana hedefimiz toprakları işgalden kurtarmaktı. Bu stratejik hedef zaten gerçekleştirildi. Bugün gerçeklik tamamen farklı. Azerbaycan topraklarını geri aldı, egemenliğini yeniden kazandı ve bölgede önemli bir jeopolitik aktör haline geldi.
Bölgedeki ve dünyadaki güvenlik ortamı son on yılda kökten değişti. Yeni savaş teknolojileri, insansız hava araçları, siber saldırılar, hibrit tehditler ve derinleşen jeopolitik rekabet, askeri güvenlik kavramını önemli ölçüde değiştirdi. Aynı zamanda, dünyadaki askeri-siyasi ittifakların ve güvenlik formatlarının genişlemesi de yeni bir gerçeklik yaratıyor. Farklı ülkeler arasındaki savunma ve askeri işbirliği mekanizmaları güçleniyor, yeni stratejik ortaklıklar ve bölgesel güvenlik platformları oluşturuluyor. Azerbaycan'ın da katıldığı Mekke Anlaşması gibi yeni işbirliği formatları bu bağlamda dikkat çekicidir. Tüm bunlar, modern zamanlarda devletlerin güvenliğinin sadece ulusal ordunun ve sınırların korunmasıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda askeri-siyasi ortaklıklar, kolektif güvenlik ve bölgesel işbirliği fırsatlarıyla da yakından ilişkili olduğunu göstermektedir.
Azerbaycan'ın bulunduğu bölgede yaşanan süreçler de yeni zorluklar yaratmaktadır. Güney Kafkasya'da yeni bir güvenlik mimarisinin oluşması, büyük güçler arasındaki rekabetin artması ve çeşitli askeri-siyasi aktörlerin bölgeye olan ilgisinin güçlenmesi, ülkenin savunma stratejisine yeni bir yaklaşım gerektirmektedir. Bu bağlamda, Askeri Doktrinin modern tehditlere uyarlanması ve ordunun karşı karşıya olduğu yeni görevlerin, olası risklerin ve stratejik ortaklıkların belgede daha doğru bir şekilde yansıtılması acil bir hal almaktadır.
Zahid Oruj
Bu arada, geçen ay yaptığı konuşmada Milletvekili Zahid Oruj, ülkenin Ulusal Güvenlik Kavramı'nın 2007'de, Askeri Doktrin'in ise 2010'da kabul edildiğini ve bu belgelerin mevcut jeopolitik ve güvenlik ortamını tam olarak yansıtmadığını söylemişti.
Askeri uzmanlara göre, güncellenecek belgelerde "çatışma" ve "işgal gerçeği" gibi eski ifadeler tamamen kaldırılmalıdır. Yeni felsefe, kazanılan zaferi koruma ve egemenliği ebedi kılma ilkeleri üzerine kuruludur. Askeri alanda iki önemli yeniliğin resmiyet kazanması bekleniyor. Bunlardan ilki, Azerbaycan Ordusu'nun Vatanseverlik Savaşı'ndan sonra benimsediği Türk modeline uygun olarak esnek ve mobil komando yapısının yasallaştırılmasıdır. İkincisi ise Şuşa Deklarasyonu'nun belgenin merkezine yerleştirilmesidir. Yani, Türkiye ile askeri ittifakımız ülkenin resmi güvenlik garantörü olarak kurulacaktır.
Ancak bu değişikliğe karşı çıkanlar da var. Analistlere göre, şu an için askeri doktrini değiştirmeye gerek yok. Çünkü bölgedeki askeri-siyasi durum Azerbaycan lehine değişmiş olsa da, Ermenistan hâlâ bir tehdit oluşturuyor ve nihai bir barış anlaşması yok.
Genel olarak, Askeri Doktrin devletin önemli özelliklerinden biri olarak kabul edilir. Bazen ikinci veya askeri anayasa olarak da adlandırılır. Azerbaycan bağımsızlığını kazandıktan sonra, Askeri Doktrinin hazırlanması ve kabulü sürekli gündemde olan bir konuydu. Askeri Doktrinin Azerbaycan Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmak üzere Milli Meclis'e sunulduğu ve parlamentonun 8 Haziran 2010 tarihli kararıyla belgeyi onayladığı belirtilmelidir. Toplamda 8 bölüm ve 75 paragraftan oluşmaktadır.
Peki Azerbaycan'ın askeri doktrinini güncellemenin gerekliliği nedir ve yeni belgede hangi tehditler dikkate alınmalıdır? Askeri ittifakların genişlediği ve dünyada yeni güvenlik bloklarının oluştuğu bir dönemde Azerbaycan'ın savunma politikasında hangi değişikliklere ihtiyaç duyulmaktadır?
Askeri uzman Ramil Mammadli, askeri doktrini değiştirme girişiminin Başkomutan'dan gelebileceğini söylüyor. Aynı zamanda, bu tür tartışmaları toplumda doğal bulan askeri analiste göre, barış anlaşmasından sonra değişiklik mümkün olabilir. Ona göre, barış anlaşması imzalanana kadar Askeri Doktrinin değiştirilmesini beklemiyor: "Elbette, dünyada yeni ittifaklar ve bloklar ortaya çıkıyor ve güvenlik odaklı ortaklıkların coğrafyası genişliyor. Mekke Anlaşması da üç büyük devlet tarafından atılan tarihi bir adım. Bunlardan ikisinin dost ve müttefik ülkeler olduğunu da hesaba katalım. Azerbaycan da müttefiklerinin sayısını artırmaya çalışıyor. Son olarak, bu düzeyde Kırgızistan ile bir belge imzalandı. Ancak, Askeri Doktrinin değiştirilmesi için bir barış anlaşmasının imzalanması bekleniyor. Bu belge ulusal güvenliğimizle ilgili olduğundan, burada acele etmeye gerek yok. Belgenin değiştirilmesine ihtiyaç duyulursa, kamuoyu tartışmasına sunulması da ihtimal dışı değil. Şu anda Ermenistan ile ateşkes ve kırılgan bir barış dönemindeyiz. Başka bir deyişle, Azerbaycan'ın da bu yönde değişiklikler imzalayabileceği bir anlaşma henüz imzalanmadı."
Ramil Mammadli
Ramil Mammadli, Askeri Doktrin'de değişikliklerin gerekli olduğunu düşünüyor, ancak bölgedeki çözüm bekleyen konuların uygulanmasında acele edilmemesi gerektiğini savunuyor: "Öncelikle, bugün yeni gerçeklerle yaşıyoruz. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin güvenlik ortamı önemli ölçüde değişti. Çünkü Azerbaycan, topraklarını işgalden kurtararak bölgede yeni jeopolitik gerçekler ve bir güvenlik ortamı oluşturdu. Buna göre, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Askeri Doktrininde değişiklikler yapılması gerekiyor. Ayrıca, Azerbaycan Güney Kafkasya bölgesinde bir güvenlik sistemi oluşturma görevini de üstlendi. Bu noktanın Askeri Doktrin'de ifade edilmesi iyi olurdu. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin güvenliğine yönelik tehditlerin niteliği de değişti. Dahası, Ermenistan'ın mevcut askeri doktrini Azerbaycan ve Türkiye'yi düşman devletler olarak listeliyor. Bu nedenle, Ermenistan'ın Askeri Doktrini de değiştirilmelidir."
Askeri uzman, yeni doktrinin yaş, askerlik süresi ve diğer konularla ilgili önerileri dikkate alabileceğine inanıyor: "Aynı zamanda, bazı uzmanlara göre, Azerbaycan ile Türkiye arasında imzalanan Şuşa Deklarasyonu'nun Askeri Doktrine yansıtılmasının zamanı geldi. Askeri Doktrine göre, Azerbaycan'ın taraf olduğu uluslararası anlaşmalarda belirtilen durumlar dışında, ülkemiz topraklarında yabancı askeri üslerin kurulmasına izin verilmemektedir. Dünyanın değiştiğini, yasaların zamanla değiştiğini kabul ediyorum. Askeri doktrine bazı eklemeler yapılması doğaldır. Ancak tüm bu konuların derinlemesine analiz edilmesi gerekiyor."
Emil SALAMOĞLU,
“Yeni Müsavat”
Kaynak:





.webp)

.gif)

.gif)
.gif)
.gif)
“Olurmu sizce” için dikkat çeken nokta şu:...
“Güncel Sİgara fiyatları” için dikkat çeke...
“30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu olsun.....