Beyoğlu’nda İtalyan profesör Ruggero D’Angerio evinde ölü bulundu.
Olay, 5 Ağustos Çarşamba günü saat 17.45 sıralarında Hacıahmet Mahallesi’nde meydan...
Beyoğlu’nda İtalyan profesör Ruggero D’Angerio evinde ölü bulundu.
Olay, 5 Ağustos Çarşamba günü saat 17.45 sıralarında Hacıahmet Mahallesi’nde meydan...
Beyoğlu’nda İtalyan profesör Ruggero D’Angerio evinde ölü bulundu.
Olay, 5 Ağustos Çarşamba günü saat 17.45 sıralarında Hacıahmet Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, uzun yıllar İstanbul'daki İtalyan liselerinde ve üniversitelerde öğretmen olarak çalışan, profesör Ruggero D'Angerio’dan gün içerisinde haber alamayan emlakçı Ethem İ., yedek anahtarla D’Angerio’nun yaşadığı eve gitti.
Kapıyı yedek anahtarla açarak daireye giren Ethem İ., odaları kontrol etmeye başladı.
Ethem İ., odalardan birinde D’Angerio’yu yatağın üzerinde yarı çıplak, yan yatar vaziyette hareketsiz halde buldu. D’Angerio’nun tepki vermemesi üzerine Ethem İ., 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak ihbarda bulundu.
İhbar üzerine eve sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Eve giren sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde Ruggero D’Angerio’nun hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekipleri evde ve D’Angerio’nun bulunduğu odada inceleme yaptı.
Yapılan ilk incelemelerde D’Angerio’nun vücudunda gözle görülür darp, kesici veya delici alet izine rastlanmadı. D’Angerio’nun cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Morguna kaldırıldı.
SORUŞTURMA BAŞLATILDIRuggero D’Angerio’nun İstanbul’da uzun yıllar eğitim alanında görev yaptığı, Galileo Galilei İtalyan Lisesi ve Özel İtalyan Lisesi’nde öğretmenlik yaptığı öğrenildi. İtalya'da profesör unvanı alan Ruggero D’Angerio’nun ölümünün ardından taziye mesajı yayınlandı.
Savcılık tarafından şüpheli bulunan olay hakkında soruşturma başlatıldı.
Beyoğlu’nda İtalyan profesör Ruggero D’Angerio evinde ölü bulundu.
Olay, 5 Ağustos Çarşamba günü saat 17.45 sıralarında Hacıahmet Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, uzun yıllar İstanbul'daki İtalyan liselerinde ve üniversitelerde öğretmen olarak çalışan, profesör Ruggero D'Angerio’dan gün içerisinde haber alamayan emlakçı Ethem İ., yedek anahtarla D’Angerio’nun yaşadığı eve gitti.
Kapıyı yedek anahtarla açarak daireye giren Ethem İ., odaları kontrol etmeye başladı.
Ethem İ., odalardan birinde D’Angerio’yu yatağın üzerinde yarı çıplak, yan yatar vaziyette hareketsiz halde buldu. D’Angerio’nun tepki vermemesi üzerine Ethem İ., 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak ihbarda bulundu.
İhbar üzerine eve sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Eve giren sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde Ruggero D’Angerio’nun hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekipleri evde ve D’Angerio’nun bulunduğu odada inceleme yaptı.
Yapılan ilk incelemelerde D’Angerio’nun vücudunda gözle görülür darp, kesici veya delici alet izine rastlanmadı. D’Angerio’nun cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Morguna kaldırıldı.
SORUŞTURMA BAŞLATILDIRuggero D’Angerio’nun İstanbul’da uzun yıllar eğitim alanında görev yaptığı, Galileo Galilei İtalyan Lisesi ve Özel İtalyan Lisesi’nde öğretmenlik yaptığı öğrenildi. İtalya'da profesör unvanı alan Ruggero D’Angerio’nun ölümünün ardından taziye mesajı yayınlandı.
Savcılık tarafından şüpheli bulunan olay hakkında soruşturma başlatıldı.
Sümeyye Kızıltepe
Ben öldüğü...
Sümeyye Kızıltepe
Ben öldüğümde çocuktum
Toprağı oyuncak sanırdım
Gitgide gözlerim durgunlaştı
Ciğerlerime karanlık bulaştı
Beşiğinde yatan ölü çocuk
Seni görmek istedi
Umutmuş son arzusu
Öyle söyledi
Fakat umut
mezarlık ziyareti yapmaz
Er ya da geç öğrenir
Çünkü bunlar anlatılmaz
Sümeyye Kızıltepe
Ben öldüğümde çocuktum
Toprağı oyuncak sanırdım
Gitgide gözlerim durgunlaştı
Ciğerlerime karanlık bulaştı
Beşiğinde yatan ölü çocuk
Seni görmek istedi
Umutmuş son arzusu
Öyle söyledi
Fakat umut
mezarlık ziyareti yapmaz
Er ya da geç öğrenir
Çünkü bunlar anlatılmaz
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyonlarda piyasa değeri 13...
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyonlarda piyasa değeri 13...
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyonlarda piyasa değeri 13 milyon 960 bin lira olan 3 kilo 490 gram kokain ile 122 kilo 300 gram takoz esrar ele geçirildi.
Olaylarla bağlantılı 3 şüpheli gözaltına alındı.
13 Haziran’da Ekvator-Malta-Mersin güzergahından gelen bir gemiden tahliye edilen konteyner, Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ile İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince X-Ray taramasından geçirildi. Kontrolde, konteynerin soğutucu motor kısmında 3 kilo 490 gram kokain bulundu.
Çalışmaların devamında, 14 Ağustos’ta Mezitli ilçesinde bir araçta arama yapıldı. Araçta daralı ağırlığı 122 kilo 300 gram olan takoz esrar ele geçirildi.
Olaylarla bağlantılı oldukları belirlenen E.İ.G., M.E. ve H.M.H. gözaltına alındı.
Uyuşturucu ticaretinin önlenmesine yönelik soruşturmanın sürdüğü bildirildi.
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyonlarda piyasa değeri 13 milyon 960 bin lira olan 3 kilo 490 gram kokain ile 122 kilo 300 gram takoz esrar ele geçirildi.
Olaylarla bağlantılı 3 şüpheli gözaltına alındı.
13 Haziran’da Ekvator-Malta-Mersin güzergahından gelen bir gemiden tahliye edilen konteyner, Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ile İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince X-Ray taramasından geçirildi. Kontrolde, konteynerin soğutucu motor kısmında 3 kilo 490 gram kokain bulundu.
Çalışmaların devamında, 14 Ağustos’ta Mezitli ilçesinde bir araçta arama yapıldı. Araçta daralı ağırlığı 122 kilo 300 gram olan takoz esrar ele geçirildi.
Olaylarla bağlantılı oldukları belirlenen E.İ.G., M.E. ve H.M.H. gözaltına alındı.
Uyuşturucu ticaretinin önlenmesine yönelik soruşturmanın sürdüğü bildirildi.
Kızıltepe ilçesi merkez Bahçelievler Mahallesi’nde iki g...
Kızıltepe ilçesi merkez Bahçelievler Mahallesi’nde iki g...
Kızıltepe ilçesi merkez Bahçelievler Mahallesi’nde iki grup arasında henüz bilinmeyen nedenle kavga çıktı. Kavgada Doğan Çılgın, vücuduna aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ambulans ile Kızıltepe Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Çılgın, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Çılgın’ın cenazesi, otopsi işlemleri için hastane morguna kaldırıldı.
Cinayete karışan şüphelileri yakalamak için harekete geçin polis, olayla ilgili soruşturmaya çok yönlü olarak devam ediyor.
Kızıltepe ilçesi merkez Bahçelievler Mahallesi’nde iki grup arasında henüz bilinmeyen nedenle kavga çıktı. Kavgada Doğan Çılgın, vücuduna aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ambulans ile Kızıltepe Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Çılgın, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Çılgın’ın cenazesi, otopsi işlemleri için hastane morguna kaldırıldı.
Cinayete karışan şüphelileri yakalamak için harekete geçin polis, olayla ilgili soruşturmaya çok yönlü olarak devam ediyor.
Kuruluş yılı dolayısıyla düzenlenen 25. Yıl Özel Mitingi'ne, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, çocukları Sümeyye Erdoğan, Bilal Erdoğan, Esra Bayraktar ile Selçuk Bayraktar'ın yanı sıra, kabine üyeleri, kurucu üyeler, milletvekilleri, belediye başkanları, teşkilat mensupları ve vatandaşların aralarında olduğu 100 binin üzerinde kişi katıldı.
DEVLET BAHÇELİ'DEN ÖZEL ÇELENKMilliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devle...
Kuruluş yılı dolayısıyla düzenlenen 25. Yıl Özel Mitingi'ne, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, çocukları Sümeyye Erdoğan, Bilal Erdoğan, Esra Bayraktar ile Selçuk Bayraktar'ın yanı sıra, kabine üyeleri, kurucu üyeler, milletvekilleri, belediye başkanları, teşkilat mensupları ve vatandaşların aralarında olduğu 100 binin üzerinde kişi katıldı.
DEVLET BAHÇELİ'DEN ÖZEL ÇELENKMilliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devle...
Kuruluş yılı dolayısıyla düzenlenen 25. Yıl Özel Mitingi'ne, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, çocukları Sümeyye Erdoğan, Bilal Erdoğan, Esra Bayraktar ile Selçuk Bayraktar'ın yanı sıra, kabine üyeleri, kurucu üyeler, milletvekilleri, belediye başkanları, teşkilat mensupları ve vatandaşların aralarında olduğu 100 binin üzerinde kişi katıldı.
DEVLET BAHÇELİ'DEN ÖZEL ÇELENKMilliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla tebrik çelengi yolladı.
Sahnede yer verilen çelenkte, kırmızı, beyaz ve turuncu karanfillerden oluşan ay yıldız motifi ile 25 rakamı yer aldı.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VE EŞİ 25 GENÇLE YAN YANA OTURDUKur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, 14 Ağustos 2001 doğumlu 25 gençle yan yana oturdu.
Programda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, 25. yıla özel bir tablo takdim edildi.
FİLM VE DRONE GÖSTERİSİ YAPILDIAK Parti'nin 25 yıllık siyasi yürüyüşünü, Türkiye'nin bu süreçte geçirdiği dönüşümü ve gelecek vizyonuna özel içeriklerin sunulduğu programda, AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Anadolu Selçuklu mirasının güçlü sembollerinden biri olan çift başlı kartal üzerine kurgulanan film gösterildi.
Programda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dava arkadaşı merhum Abdülmecit Yücel'in fedakarlık hikayesini konu alan özel video izlendi. Merhum Abdülmecit Yücel'in kızı Sümeyye Yücel Aktaş da konuk olarak programda yer aldı.
Türkiye'nin savunma sanayisindeki bağımsızlık yolculuğunun ve milli teknoloji hamlesinin önemli sembollerinden Milli Muharip Uçak KAAN'ın hikayesini anlatan belgeselin de izlendiği programda, Türkiye'nin son 25 yılda geçirdiği büyük değişim ve dönüşümü anlatan özel film gösterildi.
SENFONİ ORKESTRASI AK PARTİ ESERLERİNİ SESLENDİRDİProgramda, 70 kişiden oluşan senfoni orkestrası ve Mehteran Takımı da AK Parti'nin 25 yıllık eserlerinden hazırlanan seçkiyi seslendirdi.
Senfoni orkestrası ve Mehteran Takımı performansına, AK Parti'nin 25 yıllık yolculuğunu anlatan özel bir film eşlik etti. Filmde partinin kuruluşundan bugüne hayata geçirilen eser ve hizmetler ile Türkiye'nin değişim ve dönüşümünden görüntülere yer verildi.
Programda gerçekleştirilen dron gösterisinde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görselleri, Türk bayrağı, AK Parti'nin 25 yılda hayata geçirdiği önemli eser ve hizmetler, Türkiye'nin kalkınma ve teknoloji hamlelerini simgeleyen görseller, hafızalarda yer eden ifadeler ve 25. yıla özel semboller gökyüzüne yansıtıldı.
Drone gösterisinde ayrıca, bir yanında 1071 diğer yanında 2071 yıllarının bulunduğu çift başlı kartala da yer verildi.
Miting programında sahnedeki gösterilerin yanı sıra alanda "Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır" sloganı ile "Beraber yürüdük biz bu yollarda" ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çeşitli sözlerine yer verildi.
Miting alanında, AK Parti'nin 25 yıllık siyasi yolculuğunu yansıtan özel bir Hatıra Tüneli oluşturuldu. Hatıra Tüneli'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın milletle bir arada olduğu her yıldan bir fotoğrafının yanı sıra, hafızalara kazınan sloganlara ve sözlerine yer verildi.
Vatandaşlar, alana gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sevgi gösterisinde bulundu.
25. YILA ÖZEL HATIRA ESERLERAK Parti'nin 25. yılına özel hatıra eserleri de hazırlandı.
Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seslendirdiği şiirler özel olarak plağa kaydedildi, AK Parti'nin 25 yıllık siyasi yolculuğunu kronolojik olarak kayıt altına alan 25. Yıl Almanağı hazırlandı.
Ayrıca 25. yıla özel hatıra madalyonu basıldı. Hatıra madalyonunun ön yüzünde "Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır" sloganı ve 25. yıl logosu, diğer yüzünde ise AK Parti logosu yer aldı.
AK Parti'nin kuruluşundan bu yana geçirdiği serüveni gazete manşetleriyle anlatan özel bir gazete de hazırlandı.
7 BLEDİYE BAŞKANI VE 3 MİLLETVEKİLİ AK PARTİ'YE KATILDIProgram sonunda diğer siyasi partilerden AK Parti'ye katılan belediye başkanları ve milletvekilleri sahneye davet edildi.
Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Erdoğan Gaziantep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban, Aydın Milletvekili Ömer Karakaş ile İzmir Milletvekili Mustafa Bilici'ye rozetlerini taktı.
Programda, Ankara Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu, Tekirdağ Hayrabolu Belediye Başkanı Tuncer Başoğlu, Şırnak İdil Belediye Başkanı Türkan Kayır, Kütahya Tavşanlı Belediye Başkanı Ali Kemal Derin, Kütahya Domaniç Belediye Başkanı Engin Uysal ve Çanakkale Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli de partiye katıldı.
Bu isimlere de rozetleri Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından takıldı.
Kuruluş yılı dolayısıyla düzenlenen 25. Yıl Özel Mitingi'ne, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, çocukları Sümeyye Erdoğan, Bilal Erdoğan, Esra Bayraktar ile Selçuk Bayraktar'ın yanı sıra, kabine üyeleri, kurucu üyeler, milletvekilleri, belediye başkanları, teşkilat mensupları ve vatandaşların aralarında olduğu 100 binin üzerinde kişi katıldı.
DEVLET BAHÇELİ'DEN ÖZEL ÇELENKMilliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla tebrik çelengi yolladı.
Sahnede yer verilen çelenkte, kırmızı, beyaz ve turuncu karanfillerden oluşan ay yıldız motifi ile 25 rakamı yer aldı.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VE EŞİ 25 GENÇLE YAN YANA OTURDUKur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, 14 Ağustos 2001 doğumlu 25 gençle yan yana oturdu.
Programda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, 25. yıla özel bir tablo takdim edildi.
FİLM VE DRONE GÖSTERİSİ YAPILDIAK Parti'nin 25 yıllık siyasi yürüyüşünü, Türkiye'nin bu süreçte geçirdiği dönüşümü ve gelecek vizyonuna özel içeriklerin sunulduğu programda, AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Anadolu Selçuklu mirasının güçlü sembollerinden biri olan çift başlı kartal üzerine kurgulanan film gösterildi.
Programda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dava arkadaşı merhum Abdülmecit Yücel'in fedakarlık hikayesini konu alan özel video izlendi. Merhum Abdülmecit Yücel'in kızı Sümeyye Yücel Aktaş da konuk olarak programda yer aldı.
Türkiye'nin savunma sanayisindeki bağımsızlık yolculuğunun ve milli teknoloji hamlesinin önemli sembollerinden Milli Muharip Uçak KAAN'ın hikayesini anlatan belgeselin de izlendiği programda, Türkiye'nin son 25 yılda geçirdiği büyük değişim ve dönüşümü anlatan özel film gösterildi.
SENFONİ ORKESTRASI AK PARTİ ESERLERİNİ SESLENDİRDİProgramda, 70 kişiden oluşan senfoni orkestrası ve Mehteran Takımı da AK Parti'nin 25 yıllık eserlerinden hazırlanan seçkiyi seslendirdi.
Senfoni orkestrası ve Mehteran Takımı performansına, AK Parti'nin 25 yıllık yolculuğunu anlatan özel bir film eşlik etti. Filmde partinin kuruluşundan bugüne hayata geçirilen eser ve hizmetler ile Türkiye'nin değişim ve dönüşümünden görüntülere yer verildi.
Programda gerçekleştirilen dron gösterisinde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görselleri, Türk bayrağı, AK Parti'nin 25 yılda hayata geçirdiği önemli eser ve hizmetler, Türkiye'nin kalkınma ve teknoloji hamlelerini simgeleyen görseller, hafızalarda yer eden ifadeler ve 25. yıla özel semboller gökyüzüne yansıtıldı.
Drone gösterisinde ayrıca, bir yanında 1071 diğer yanında 2071 yıllarının bulunduğu çift başlı kartala da yer verildi.
Miting programında sahnedeki gösterilerin yanı sıra alanda "Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır" sloganı ile "Beraber yürüdük biz bu yollarda" ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çeşitli sözlerine yer verildi.
Miting alanında, AK Parti'nin 25 yıllık siyasi yolculuğunu yansıtan özel bir Hatıra Tüneli oluşturuldu. Hatıra Tüneli'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın milletle bir arada olduğu her yıldan bir fotoğrafının yanı sıra, hafızalara kazınan sloganlara ve sözlerine yer verildi.
Vatandaşlar, alana gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sevgi gösterisinde bulundu.
25. YILA ÖZEL HATIRA ESERLERAK Parti'nin 25. yılına özel hatıra eserleri de hazırlandı.
Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seslendirdiği şiirler özel olarak plağa kaydedildi, AK Parti'nin 25 yıllık siyasi yolculuğunu kronolojik olarak kayıt altına alan 25. Yıl Almanağı hazırlandı.
Ayrıca 25. yıla özel hatıra madalyonu basıldı. Hatıra madalyonunun ön yüzünde "Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır" sloganı ve 25. yıl logosu, diğer yüzünde ise AK Parti logosu yer aldı.
AK Parti'nin kuruluşundan bu yana geçirdiği serüveni gazete manşetleriyle anlatan özel bir gazete de hazırlandı.
7 BLEDİYE BAŞKANI VE 3 MİLLETVEKİLİ AK PARTİ'YE KATILDIProgram sonunda diğer siyasi partilerden AK Parti'ye katılan belediye başkanları ve milletvekilleri sahneye davet edildi.
Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Erdoğan Gaziantep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban, Aydın Milletvekili Ömer Karakaş ile İzmir Milletvekili Mustafa Bilici'ye rozetlerini taktı.
Programda, Ankara Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu, Tekirdağ Hayrabolu Belediye Başkanı Tuncer Başoğlu, Şırnak İdil Belediye Başkanı Türkan Kayır, Kütahya Tavşanlı Belediye Başkanı Ali Kemal Derin, Kütahya Domaniç Belediye Başkanı Engin Uysal ve Çanakkale Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli de partiye katıldı.
Bu isimlere de rozetleri Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından takıldı.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, son günlerde bazı firma ve şahıslarca, Bakanlık birimleri ve birim amirlerinin ad...
Bakanlıktan yapılan açıklamada, son günlerde bazı firma ve şahıslarca, Bakanlık birimleri ve birim amirlerinin ad...
Bakanlıktan yapılan açıklamada, son günlerde bazı firma ve şahıslarca, Bakanlık birimleri ve birim amirlerinin adları kullanılarak, Bakanlığa iş yapan veya iş başvurusunda bulunan firmalara ait bilgilerin EKAP üzerinden tespit edilerek, bu firmaların telefonla arandığı veya farklı yollarla irtibata geçildiğinin tespit edildiği belirtildi.
Açıklamada, firmalardan çeşitli gerekçelerle para talep edildiği yönünde şikayetler alındığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:
"Bilinmelidir ki Bakanlığımızın bu tür gayrimeşru yol ve yöntemlerle sosyal yardım, bağış, sponsorluk veya benzeri herhangi bir ad altında firmalardan para talep etmesi kesinlikle söz konusu değildir. Vatandaşlarımızın ve firmalarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamaması adına Bakanlığımızın veya yöneticilerimizin adı kullanılarak yapılan bu tür asılsız, kanun dışı taleplere kesinlikle itibar edilmemesi, herhangi bir ödeme yapılmaması, kişisel veya kurumsal bilgilerin paylaşılmaması önemle rica olunur.
Söz konusu dolandırıcılık girişimleriyle ilgili hukuki süreçler başlatılmış olup sorumlular hakkında ilgili mercilere suç duyurusunda bulunulmuştur."
Bakanlıktan yapılan açıklamada, son günlerde bazı firma ve şahıslarca, Bakanlık birimleri ve birim amirlerinin adları kullanılarak, Bakanlığa iş yapan veya iş başvurusunda bulunan firmalara ait bilgilerin EKAP üzerinden tespit edilerek, bu firmaların telefonla arandığı veya farklı yollarla irtibata geçildiğinin tespit edildiği belirtildi.
Açıklamada, firmalardan çeşitli gerekçelerle para talep edildiği yönünde şikayetler alındığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:
"Bilinmelidir ki Bakanlığımızın bu tür gayrimeşru yol ve yöntemlerle sosyal yardım, bağış, sponsorluk veya benzeri herhangi bir ad altında firmalardan para talep etmesi kesinlikle söz konusu değildir. Vatandaşlarımızın ve firmalarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamaması adına Bakanlığımızın veya yöneticilerimizin adı kullanılarak yapılan bu tür asılsız, kanun dışı taleplere kesinlikle itibar edilmemesi, herhangi bir ödeme yapılmaması, kişisel veya kurumsal bilgilerin paylaşılmaması önemle rica olunur.
Söz konusu dolandırıcılık girişimleriyle ilgili hukuki süreçler başlatılmış olup sorumlular hakkında ilgili mercilere suç duyurusunda bulunulmuştur."
Trabzon programı kapsamında bir otelde düzenlenen AK Parti 25. Yıl Teşkilat Buluşması Programı’na katılan Adalet Bakanı Akın Gürlek, burada basın mensuplarının gündemle ilgili sorularını cevapladı. Bakan Akın Gürlek, Alihan Kuriş Suç Örgütü’ne yönelik operasyonla ilgili sorulan soruya "Kara para aklama, vergi kanununa muhalefet gibi suçlardan dolayı Alihan Kuriş ve 48 kişi hakkında, 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Burada kesinlikle dini bir görüşe, dini bir cemaate ya da sivil toplum kuruluşlarına karşı bir operasyon yok. Bu tamamen mali yapılanmaya yönelik bir operasyon. Başsavcılığımızın takdirinde bu operasyon devam ediyor. Şu an herhalde gözaltı çalışmaları da devam ediyor, yakalanamayanlar var. Ama uzun süreden beri takip edilen, çalışılan bir dosyaydı." diye konuştu.FENERBAHÇE OTOBÜSÜNE SALDIRI SORUŞTURMASI
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2015 yılında Fenerbahçe otobüsüne Rize deplasmanı dönüşünde Trabzon’un Sürmene ilçesi...
Trabzon programı kapsamında bir otelde düzenlenen AK Parti 25. Yıl Teşkilat Buluşması Programı’na katılan Adalet Bakanı Akın Gürlek, burada basın mensuplarının gündemle ilgili sorularını cevapladı. Bakan Akın Gürlek, Alihan Kuriş Suç Örgütü’ne yönelik operasyonla ilgili sorulan soruya "Kara para aklama, vergi kanununa muhalefet gibi suçlardan dolayı Alihan Kuriş ve 48 kişi hakkında, 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Burada kesinlikle dini bir görüşe, dini bir cemaate ya da sivil toplum kuruluşlarına karşı bir operasyon yok. Bu tamamen mali yapılanmaya yönelik bir operasyon. Başsavcılığımızın takdirinde bu operasyon devam ediyor. Şu an herhalde gözaltı çalışmaları da devam ediyor, yakalanamayanlar var. Ama uzun süreden beri takip edilen, çalışılan bir dosyaydı." diye konuştu.FENERBAHÇE OTOBÜSÜNE SALDIRI SORUŞTURMASI
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2015 yılında Fenerbahçe otobüsüne Rize deplasmanı dönüşünde Trabzon’un Sürmene ilçesi...
Trabzon programı kapsamında bir otelde düzenlenen AK Parti 25. Yıl Teşkilat Buluşması Programı’na katılan Adalet Bakanı Akın Gürlek, burada basın mensuplarının gündemle ilgili sorularını cevapladı. Bakan Akın Gürlek, Alihan Kuriş Suç Örgütü’ne yönelik operasyonla ilgili sorulan soruya "Kara para aklama, vergi kanununa muhalefet gibi suçlardan dolayı Alihan Kuriş ve 48 kişi hakkında, 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Burada kesinlikle dini bir görüşe, dini bir cemaate ya da sivil toplum kuruluşlarına karşı bir operasyon yok. Bu tamamen mali yapılanmaya yönelik bir operasyon. Başsavcılığımızın takdirinde bu operasyon devam ediyor. Şu an herhalde gözaltı çalışmaları da devam ediyor, yakalanamayanlar var. Ama uzun süreden beri takip edilen, çalışılan bir dosyaydı." diye konuştu.FENERBAHÇE OTOBÜSÜNE SALDIRI SORUŞTURMASI
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2015 yılında Fenerbahçe otobüsüne Rize deplasmanı dönüşünde Trabzon’un Sürmene ilçesinde yapılan silahlı saldırı olayı ile ilgili yürütülen soruşturma ile ilgili soru üzerine ise şöyle konuştu; “Bu bizim, özellikle Adalet Bakanlığında Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde faili meçhul suçlarla mücadele bürosunu kurduğumuzda bu dosyayı arkadaşlarımız çalışıyordu. Yeni ayrıntılar yakalandı, Trabzon Başsavcılığımız da yeni deliller buldu. 5 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti. 4 kişi yakalandı, 1 kişi firari. Burada soruşturma yapma yetkisi Başsavcılığa ait. Yani şu an tutuklamaya sevk edildi mi ya da gözaltı süresi doldu mu, o konuda ben bilmiyorum ama yani özellikle yeni deliller, HTS baz istasyonu kayıtları, işte tüfeğin en son yakalanması ve benzeri gibi sebeplerden dolayı Başsavcılıkça operasyon yapıldı. Bunu ilgiyle, kararlılıkla, özellikle faili meçhul suçlar konusunda mücadelemiz devam ediyor.”“TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİDİR”Adalet Bakanı Akın Gürlek öncesinde de, Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gürlek, Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i ölüm yıl dönümünün dokuzuncu yılında anarak "Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir." dedi.
Hukukun herkes için işlediğini ve asli amacın vatandaşı huzur ve güven içinde tutmak olduğunu sözlerine ekleyen Bakan Gürlek, "Hukuk, nerede bir sorun görürse, nerede vatandaşımız ya da onun var ettiği devlet aleyhine bireysel ya da organize bir yapılanma görürse orada devreye girer, dosyanın üzerindeki isme bakmaz, hukuk gereğini yapar." açıklamasında bulundu.
SALAH TRANSFERİ
Gürlek, Trabzonluların spor sevgisini, 7'den 77'ye Trabzonspor aşkını bildiğini belirterek, Muhammed Salah'ın camiaya hayırlı olmasını diledi.
"YOLUMUZDAN ŞAŞMAYACAĞIZ"
Bakan Gürlek, Türkiye Yüzyılı hedefine işaret ederek, "Bu hedefi yalnızca ekonomik kalkınmanın, teknolojik ilerlemenin veya büyük yatırımların yüzyılı olarak görmüyoruz. Biz, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı olarak da görüyoruz. Adaletin Yüzyılı yapma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu nedenle her geçen gün farklı şekillerde karşımıza çıkan suç ve suç örgütleriyle mücadeleye devam ediyoruz." dedi.
"Suçun yöntemi değişse de araçları değişse de örgütlerin kullandığı yollar değişse de değişmeyen bir şey var, devletin suçla mücadele iradesidir" ifadesini kullanan Gürlek, şunları kaydetti:
"Uyuşturucudan yasa dışı bahis ve sanal kumara, sokak çetelerinden organize suç yapılanmalarına kadar milletimizin huzurunu hedef alan bütün suç odaklarının üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bu hafta da açıkça ifade ettik. Suç zincirinin yalnızca görünen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Uyuşturucu suçlarında torbacısından baronuna, organize suçta suçun failinden azmettiricisine, yasa dışı bahiste hesabını kullandırandan o düzeni yönetenlere kadar zincirin tamamını ortaya çıkarıyoruz. Mattia Ahmet Minguzzi evladımızın, Atlas Çağlayan evladımızın ve nice çocuğumuzun katledilmesi hepimizin yüreğinde derin yaralar oluşturdu. Bizim görevimiz yalnızca suç işlendikten sonra faili cezalandırmak değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için suçu ortaya çıkmadan önlemektir. Bu anlayışla, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar bakımından daha caydırıcı bir infaz düzenlemesinin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı olarak aktif rol üstlendik. Cezaların artırılması yönündeki çalışmalara önemli katkılar sağladık, çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin sorumluluğunu güçlendiren düzenlemelerin de yer aldığı yasal düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçerek yasalaştı. Çünkü çocuklarımız geleceğimizin en büyük teminatıdır. Onların yitip gitmesine, hayallerinin yarım kalmasına izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızın güvenliği ve geleceği için üzerimize düşen ne varsa sonuna kadar kararlılıkla mücadele edeceğiz."
Yalnızca suçun ve suçlunun değil, suç düzenini ayakta tutan kara paranın da takipçisi olduklarını belirten Bakan Gürlek, "Çünkü suçun damarını kesmeden, bu kaynağı kurutmadan suç örgütünün nefesini kesemezsiniz. Bu bağlamda bu düzene geçit vermeyeceğiz, operasyonlarımıza devam edeceğiz." mesajını verdi.
Milletin huzurunu bozan hiçbir yapıya müsamaha gösterilmeyeceğinin altını çizen Bakan Gürlek, devletten daha güçlü bir yapı ve Türk adaletinden kaçabilecekleri bir yer de olmadığını ifade etti.
"DOSYALARI YENİDEN AÇMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
"Adaletin önünde zaman aşınır, hakikat aşınmaz" ifadesini kullanan Gürlek, "Bir olayın üzerinden yıllar geçebilir, bir dosya rafta bekleyebilir ama faili meçhul kalan her ölüm devletin önünde kapanmamış bir hesaptır. Bu nedenle faili meçhul olayları, şüpheli ölümleri ve kamu vicdanında iz bırakan dosyaları yeniden açmaya devam edeceğiz. Şüpheyi dağıtacağız, delillerin izini süreceğiz, faili ortaya çıkaracağız. Sorumluyu adaletin karşısına çıkaracağız. Kararlıyız ve azimliyiz. Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarsa çıksın, yolumuzdan şaşmayacağız." diye konuştu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI
Gürlek, Türkiye'nin çok uzun yıllar boyunca terörün ağır bedellerini ödediğine dikkati çekerek, "Binlerce evladımızı şehit verdik. Nice anneler evladını toprağa verdi. Nice çocuklar babasız büyüdü. Nice ailelerin ocağına ateş düştü. Türkiye yalnızca canlarını kaybetmedi. Türkiye enerjisinden kaybetti, kaynaklarından kaybetti, kalkınma imkanlarından kaybetti. Hepsinden önemlisi, kardeşliğimiz defalarca hedef alındı. Bugün geldiğimiz noktada ise artık başka bir Türkiye vardır." açıklamasında bulundu.
“MESELE HUZURLU TÜRKİYE MESELESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu güçlü iradeyle başlayan Terörsüz Türkiye hedefinin, milletin sağduyusu ve Gazi Meclisin iradesiyle yeni ve tarihi bir aşamaya taşındığına işaret eden Gürlek, şu değerlendirmede bulundu:
"Meclisimizin gündemine gelen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 468 kabul oyuyla yasalaşmıştır. Tarihe geçecek çok güçlü bir milli irade ortaya konulmuştur. Buradan bir kez daha emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu güçlü irade bize çok önemli bir şey söylüyor, Terörsüz Türkiye artık yalnızca bir temenni değildir. Devletimizin, siyaset kurumunun ve milletimizin ortak geleceğine dair ortaya konulmuş tarihi bir iradedir. Bu meselenin tarafı 86 milyon vatandaşımızdır. Kazananı da 86 milyon vatandaşımız olacaktır. Milli şuuru yüksek Trabzon'umuz da bu süreci sağduyuyla anlatmalı ve güçlü şekilde sahiplenmelidir. Çünkü mesele bu topraklarda bir daha hiçbir annenin evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. Mesele ülkemizin dağlarının, şehirlerinin ve sınırlarının terörle değil, üretimle, yatırımla, turizmle, bilimle ve gençlerimizin başarılarıyla anılması meselesidir. Mesele, bir daha hiçbir Eren Bülbül'ümüzün çocuk yaşta aramızdan koparılmaması meselesidir. Mesele, bütün vatandaşlarımızın çocuklarına daha huzurlu bir Türkiye bırakması meselesidir."
Bakan Gürlek, amaçlarının Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak, milli birlik ve beraberliğii daha da güçlendirmek ve bölgemizde huzur iklimini sağlamak olduğunu söyledi.
"Şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek hiçbir adım atılmamıştır, atılmayacaktır. Gazilerimizin fedakarlığı bizim için tartışmaya kapalıdır." diye konuşan Akın Gürkek, "Tek gayemiz güçlü Türkiye'dir. Güçlü Türkiye'ye giden yolda iç cepheyi güçlendirmektir." dedi.
Türkiye'nin bugün artık sorunlarını erteleyen değil, sorunlarının üzerine giden bir ülke olduğunu vurgulayan Gürlek, "Terör meselesinde de böyledir. Suç örgütleriyle mücadelede de böyledir. Adalet sistemimizin eksiklerinde de böyledir. Nerede bir eksiklik varsa gidereceğiz. Nerede vatandaşımızın haklı bir beklentisi varsa dinleyeceğiz. Nerede milletimizin huzuruna kasteden bir yapı varsa hukuk içerisinde karşısında duracağız." diye konuştu.
ADALET TEŞKİLATI GÜÇLENECEK
Bakan Gürlek, adalet teşkilatını daha güçlü hale getirecek, yargılamanın etkinliğini artıracak, vatandaşın hakkına daha hızlı ulaşmasını sağlayacak reformları sürdüreceklerini söyledi.
Trabzon programı kapsamında bir otelde düzenlenen AK Parti 25. Yıl Teşkilat Buluşması Programı’na katılan Adalet Bakanı Akın Gürlek, burada basın mensuplarının gündemle ilgili sorularını cevapladı. Bakan Akın Gürlek, Alihan Kuriş Suç Örgütü’ne yönelik operasyonla ilgili sorulan soruya "Kara para aklama, vergi kanununa muhalefet gibi suçlardan dolayı Alihan Kuriş ve 48 kişi hakkında, 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Burada kesinlikle dini bir görüşe, dini bir cemaate ya da sivil toplum kuruluşlarına karşı bir operasyon yok. Bu tamamen mali yapılanmaya yönelik bir operasyon. Başsavcılığımızın takdirinde bu operasyon devam ediyor. Şu an herhalde gözaltı çalışmaları da devam ediyor, yakalanamayanlar var. Ama uzun süreden beri takip edilen, çalışılan bir dosyaydı." diye konuştu.FENERBAHÇE OTOBÜSÜNE SALDIRI SORUŞTURMASI
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2015 yılında Fenerbahçe otobüsüne Rize deplasmanı dönüşünde Trabzon’un Sürmene ilçesinde yapılan silahlı saldırı olayı ile ilgili yürütülen soruşturma ile ilgili soru üzerine ise şöyle konuştu; “Bu bizim, özellikle Adalet Bakanlığında Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde faili meçhul suçlarla mücadele bürosunu kurduğumuzda bu dosyayı arkadaşlarımız çalışıyordu. Yeni ayrıntılar yakalandı, Trabzon Başsavcılığımız da yeni deliller buldu. 5 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti. 4 kişi yakalandı, 1 kişi firari. Burada soruşturma yapma yetkisi Başsavcılığa ait. Yani şu an tutuklamaya sevk edildi mi ya da gözaltı süresi doldu mu, o konuda ben bilmiyorum ama yani özellikle yeni deliller, HTS baz istasyonu kayıtları, işte tüfeğin en son yakalanması ve benzeri gibi sebeplerden dolayı Başsavcılıkça operasyon yapıldı. Bunu ilgiyle, kararlılıkla, özellikle faili meçhul suçlar konusunda mücadelemiz devam ediyor.”“TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİDİR”Adalet Bakanı Akın Gürlek öncesinde de, Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gürlek, Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i ölüm yıl dönümünün dokuzuncu yılında anarak "Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir." dedi.
Hukukun herkes için işlediğini ve asli amacın vatandaşı huzur ve güven içinde tutmak olduğunu sözlerine ekleyen Bakan Gürlek, "Hukuk, nerede bir sorun görürse, nerede vatandaşımız ya da onun var ettiği devlet aleyhine bireysel ya da organize bir yapılanma görürse orada devreye girer, dosyanın üzerindeki isme bakmaz, hukuk gereğini yapar." açıklamasında bulundu.
SALAH TRANSFERİ
Gürlek, Trabzonluların spor sevgisini, 7'den 77'ye Trabzonspor aşkını bildiğini belirterek, Muhammed Salah'ın camiaya hayırlı olmasını diledi.
"YOLUMUZDAN ŞAŞMAYACAĞIZ"
Bakan Gürlek, Türkiye Yüzyılı hedefine işaret ederek, "Bu hedefi yalnızca ekonomik kalkınmanın, teknolojik ilerlemenin veya büyük yatırımların yüzyılı olarak görmüyoruz. Biz, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı olarak da görüyoruz. Adaletin Yüzyılı yapma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu nedenle her geçen gün farklı şekillerde karşımıza çıkan suç ve suç örgütleriyle mücadeleye devam ediyoruz." dedi.
"Suçun yöntemi değişse de araçları değişse de örgütlerin kullandığı yollar değişse de değişmeyen bir şey var, devletin suçla mücadele iradesidir" ifadesini kullanan Gürlek, şunları kaydetti:
"Uyuşturucudan yasa dışı bahis ve sanal kumara, sokak çetelerinden organize suç yapılanmalarına kadar milletimizin huzurunu hedef alan bütün suç odaklarının üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bu hafta da açıkça ifade ettik. Suç zincirinin yalnızca görünen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Uyuşturucu suçlarında torbacısından baronuna, organize suçta suçun failinden azmettiricisine, yasa dışı bahiste hesabını kullandırandan o düzeni yönetenlere kadar zincirin tamamını ortaya çıkarıyoruz. Mattia Ahmet Minguzzi evladımızın, Atlas Çağlayan evladımızın ve nice çocuğumuzun katledilmesi hepimizin yüreğinde derin yaralar oluşturdu. Bizim görevimiz yalnızca suç işlendikten sonra faili cezalandırmak değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için suçu ortaya çıkmadan önlemektir. Bu anlayışla, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar bakımından daha caydırıcı bir infaz düzenlemesinin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı olarak aktif rol üstlendik. Cezaların artırılması yönündeki çalışmalara önemli katkılar sağladık, çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin sorumluluğunu güçlendiren düzenlemelerin de yer aldığı yasal düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçerek yasalaştı. Çünkü çocuklarımız geleceğimizin en büyük teminatıdır. Onların yitip gitmesine, hayallerinin yarım kalmasına izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızın güvenliği ve geleceği için üzerimize düşen ne varsa sonuna kadar kararlılıkla mücadele edeceğiz."
Yalnızca suçun ve suçlunun değil, suç düzenini ayakta tutan kara paranın da takipçisi olduklarını belirten Bakan Gürlek, "Çünkü suçun damarını kesmeden, bu kaynağı kurutmadan suç örgütünün nefesini kesemezsiniz. Bu bağlamda bu düzene geçit vermeyeceğiz, operasyonlarımıza devam edeceğiz." mesajını verdi.
Milletin huzurunu bozan hiçbir yapıya müsamaha gösterilmeyeceğinin altını çizen Bakan Gürlek, devletten daha güçlü bir yapı ve Türk adaletinden kaçabilecekleri bir yer de olmadığını ifade etti.
"DOSYALARI YENİDEN AÇMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
"Adaletin önünde zaman aşınır, hakikat aşınmaz" ifadesini kullanan Gürlek, "Bir olayın üzerinden yıllar geçebilir, bir dosya rafta bekleyebilir ama faili meçhul kalan her ölüm devletin önünde kapanmamış bir hesaptır. Bu nedenle faili meçhul olayları, şüpheli ölümleri ve kamu vicdanında iz bırakan dosyaları yeniden açmaya devam edeceğiz. Şüpheyi dağıtacağız, delillerin izini süreceğiz, faili ortaya çıkaracağız. Sorumluyu adaletin karşısına çıkaracağız. Kararlıyız ve azimliyiz. Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarsa çıksın, yolumuzdan şaşmayacağız." diye konuştu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI
Gürlek, Türkiye'nin çok uzun yıllar boyunca terörün ağır bedellerini ödediğine dikkati çekerek, "Binlerce evladımızı şehit verdik. Nice anneler evladını toprağa verdi. Nice çocuklar babasız büyüdü. Nice ailelerin ocağına ateş düştü. Türkiye yalnızca canlarını kaybetmedi. Türkiye enerjisinden kaybetti, kaynaklarından kaybetti, kalkınma imkanlarından kaybetti. Hepsinden önemlisi, kardeşliğimiz defalarca hedef alındı. Bugün geldiğimiz noktada ise artık başka bir Türkiye vardır." açıklamasında bulundu.
“MESELE HUZURLU TÜRKİYE MESELESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu güçlü iradeyle başlayan Terörsüz Türkiye hedefinin, milletin sağduyusu ve Gazi Meclisin iradesiyle yeni ve tarihi bir aşamaya taşındığına işaret eden Gürlek, şu değerlendirmede bulundu:
"Meclisimizin gündemine gelen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 468 kabul oyuyla yasalaşmıştır. Tarihe geçecek çok güçlü bir milli irade ortaya konulmuştur. Buradan bir kez daha emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu güçlü irade bize çok önemli bir şey söylüyor, Terörsüz Türkiye artık yalnızca bir temenni değildir. Devletimizin, siyaset kurumunun ve milletimizin ortak geleceğine dair ortaya konulmuş tarihi bir iradedir. Bu meselenin tarafı 86 milyon vatandaşımızdır. Kazananı da 86 milyon vatandaşımız olacaktır. Milli şuuru yüksek Trabzon'umuz da bu süreci sağduyuyla anlatmalı ve güçlü şekilde sahiplenmelidir. Çünkü mesele bu topraklarda bir daha hiçbir annenin evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. Mesele ülkemizin dağlarının, şehirlerinin ve sınırlarının terörle değil, üretimle, yatırımla, turizmle, bilimle ve gençlerimizin başarılarıyla anılması meselesidir. Mesele, bir daha hiçbir Eren Bülbül'ümüzün çocuk yaşta aramızdan koparılmaması meselesidir. Mesele, bütün vatandaşlarımızın çocuklarına daha huzurlu bir Türkiye bırakması meselesidir."
Bakan Gürlek, amaçlarının Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak, milli birlik ve beraberliğii daha da güçlendirmek ve bölgemizde huzur iklimini sağlamak olduğunu söyledi.
"Şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek hiçbir adım atılmamıştır, atılmayacaktır. Gazilerimizin fedakarlığı bizim için tartışmaya kapalıdır." diye konuşan Akın Gürkek, "Tek gayemiz güçlü Türkiye'dir. Güçlü Türkiye'ye giden yolda iç cepheyi güçlendirmektir." dedi.
Türkiye'nin bugün artık sorunlarını erteleyen değil, sorunlarının üzerine giden bir ülke olduğunu vurgulayan Gürlek, "Terör meselesinde de böyledir. Suç örgütleriyle mücadelede de böyledir. Adalet sistemimizin eksiklerinde de böyledir. Nerede bir eksiklik varsa gidereceğiz. Nerede vatandaşımızın haklı bir beklentisi varsa dinleyeceğiz. Nerede milletimizin huzuruna kasteden bir yapı varsa hukuk içerisinde karşısında duracağız." diye konuştu.
ADALET TEŞKİLATI GÜÇLENECEK
Bakan Gürlek, adalet teşkilatını daha güçlü hale getirecek, yargılamanın etkinliğini artıracak, vatandaşın hakkına daha hızlı ulaşmasını sağlayacak reformları sürdüreceklerini söyledi.
13 Ağustos 2026 tarihinde gözaltına alınan Alihan Kuriş, 1979 yılında İstanbul'da dünyaya geldi.
Mimar ve iş insanı olan Kuriş, kamuoyunda “Süleymancılar” cemaatinin lideri olunca tanındı. Alihan Kuriş'in annesi Gülderen Kuriş, babası Mahmut Sabri Kuriş. dayısı Arif Ahmet Denizolgun, annesinin eniştesi Kemal Kacar, annesinin dedesi de Süleyman...
13 Ağustos 2026 tarihinde gözaltına alınan Alihan Kuriş, 1979 yılında İstanbul'da dünyaya geldi.
Mimar ve iş insanı olan Kuriş, kamuoyunda “Süleymancılar” cemaatinin lideri olunca tanındı. Alihan Kuriş'in annesi Gülderen Kuriş, babası Mahmut Sabri Kuriş. dayısı Arif Ahmet Denizolgun, annesinin eniştesi Kemal Kacar, annesinin dedesi de Süleyman...
13 Ağustos 2026 tarihinde gözaltına alınan Alihan Kuriş, 1979 yılında İstanbul'da dünyaya geldi.
Mimar ve iş insanı olan Kuriş, kamuoyunda “Süleymancılar” cemaatinin lideri olunca tanındı. Alihan Kuriş'in annesi Gülderen Kuriş, babası Mahmut Sabri Kuriş. dayısı Arif Ahmet Denizolgun, annesinin eniştesi Kemal Kacar, annesinin dedesi de Süleyman Hilmi Tunahan.
Kuriş, 8 Eylül 2016'da Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünden sonra Süleymancıların lideri oldu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmada liderliğini Alihan Kuriş'in üstlendiği suç örgütüne operasyon başlatıldı.
13 Ağustos 2026 tarihinde, Ankara merkezli 17 ilde yürütülen operasyonda 123 adreste arama ve el koyma tedbirleri uygulandı. Kuriş ile birlikte aralarında yöneticilerin de bulunduğu 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Operasyon sırasında, bir kişinin evinde 20 ruhsatsız silah, farklı şüphelilerin adreslerinde ise döviz cinsinden yüksek miktarda para ele geçirildi.
Dosyanın ana odağının “örgütlü mali suçlar” olduğu, şüphelilere “yolsuzluk”, “kara para aklama”, “yüksek sermayeli şirketler üzerinden olağan dışı nakit hareketleri oluşturma” ve “milyarlarca liralık ticari hacme ilişkin usulsüzlük yapma” suçlamaları yöneltildiği öğrenildi.
Bu sermaye yapıları ile gerçekleştirilen para hareketleri arasında olağan dışı ilişkiler bulunduğu gözlendi.
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali analizlerin de incelemeye alındığı öğrenildi.
Dosyadaki iddialara göre, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar liranın üzerinde para hareketinin yurt dışına çıkarıldığı yönündeki tespitler araştırılıyor. Söz konusu rakamın ve para transferlerinin suçtan elde edilen gelirle bağlantısının, yürütülecek mali ve adli incelemeler sonucunda kesinlik kazanacağı belirtiliyor.
Yurt dışı kaynaklı para transferlerinin de mercek altına alındığı, para trafiğinde İsrail bağlantılı hareketler bulunduğu yönündeki iddiaların da soruşturma kapsamında araştırıldığı ifade ediliyor.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 13 Ağustos'ta NTV canlı yayınında Kuriş örgütüne yönelik başlatılan soruşturmaya ilişkin açıklama yaptı. Çiftçi, operasyonun örgütün finansal ayağına yönelik olduğunu kaydetti.
Soruşturmaya ilişkin ayrıntılar paylaşan Bakan Çiftçi, Kuriş'in 2016 yılında bu akımın başına geçtiğini belirterek, "Akımın başına geçmesiyle beraber faaliyetler daha gizlilik içerisinde yürümeye başladı. Almanya'nın Köln şehrinde büyük bir merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde faaliyetlerinin tamamının oraya kaydırılacağını da değerlendiriyoruz." ifadelerini kullandı.
Bakan Çiftçi'nin açıklamalarından satır başları şöyleydi:
- Alihan Kuriş suç örgütüne yönelik operasyon gerçekleştirildi. Henüz sıcak bir gelişme, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, dolandırıcılık ve vergi kanuna muhalefet suçlarından dolayı Ankara, Sakarya ve Antalya'da eş zamanlı operasyon yapıldı. Bunların neticesinde içlerinde Alihan Kuriş'in de bulunduğu 30 şüpheli şahıs gözaltına alındı, üç şahıs yurt dışında, 10 şahısın da yakalanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.
- Alihan Kuriş 2016 yılında bu akımın başına geçti. Akımın başına geçmesiyle beraber faaliyetler daha gizlilik içerisinde yürümeye başladı. Almanya'nın Köln şehrinde büyük bir merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde faaliyetlerinin tamamının oraya kaydırılacağını da değerlendiriyoruz. Dolayısıyla örgütün finansal ayaklarına yönelik olarak bir operasyon.
13 Ağustos 2026 tarihinde gözaltına alınan Alihan Kuriş, 1979 yılında İstanbul'da dünyaya geldi.
Mimar ve iş insanı olan Kuriş, kamuoyunda “Süleymancılar” cemaatinin lideri olunca tanındı. Alihan Kuriş'in annesi Gülderen Kuriş, babası Mahmut Sabri Kuriş. dayısı Arif Ahmet Denizolgun, annesinin eniştesi Kemal Kacar, annesinin dedesi de Süleyman Hilmi Tunahan.
Kuriş, 8 Eylül 2016'da Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünden sonra Süleymancıların lideri oldu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmada liderliğini Alihan Kuriş'in üstlendiği suç örgütüne operasyon başlatıldı.
13 Ağustos 2026 tarihinde, Ankara merkezli 17 ilde yürütülen operasyonda 123 adreste arama ve el koyma tedbirleri uygulandı. Kuriş ile birlikte aralarında yöneticilerin de bulunduğu 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Operasyon sırasında, bir kişinin evinde 20 ruhsatsız silah, farklı şüphelilerin adreslerinde ise döviz cinsinden yüksek miktarda para ele geçirildi.
Dosyanın ana odağının “örgütlü mali suçlar” olduğu, şüphelilere “yolsuzluk”, “kara para aklama”, “yüksek sermayeli şirketler üzerinden olağan dışı nakit hareketleri oluşturma” ve “milyarlarca liralık ticari hacme ilişkin usulsüzlük yapma” suçlamaları yöneltildiği öğrenildi.
Bu sermaye yapıları ile gerçekleştirilen para hareketleri arasında olağan dışı ilişkiler bulunduğu gözlendi.
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali analizlerin de incelemeye alındığı öğrenildi.
Dosyadaki iddialara göre, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar liranın üzerinde para hareketinin yurt dışına çıkarıldığı yönündeki tespitler araştırılıyor. Söz konusu rakamın ve para transferlerinin suçtan elde edilen gelirle bağlantısının, yürütülecek mali ve adli incelemeler sonucunda kesinlik kazanacağı belirtiliyor.
Yurt dışı kaynaklı para transferlerinin de mercek altına alındığı, para trafiğinde İsrail bağlantılı hareketler bulunduğu yönündeki iddiaların da soruşturma kapsamında araştırıldığı ifade ediliyor.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 13 Ağustos'ta NTV canlı yayınında Kuriş örgütüne yönelik başlatılan soruşturmaya ilişkin açıklama yaptı. Çiftçi, operasyonun örgütün finansal ayağına yönelik olduğunu kaydetti.
Soruşturmaya ilişkin ayrıntılar paylaşan Bakan Çiftçi, Kuriş'in 2016 yılında bu akımın başına geçtiğini belirterek, "Akımın başına geçmesiyle beraber faaliyetler daha gizlilik içerisinde yürümeye başladı. Almanya'nın Köln şehrinde büyük bir merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde faaliyetlerinin tamamının oraya kaydırılacağını da değerlendiriyoruz." ifadelerini kullandı.
Bakan Çiftçi'nin açıklamalarından satır başları şöyleydi:
- Alihan Kuriş suç örgütüne yönelik operasyon gerçekleştirildi. Henüz sıcak bir gelişme, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, dolandırıcılık ve vergi kanuna muhalefet suçlarından dolayı Ankara, Sakarya ve Antalya'da eş zamanlı operasyon yapıldı. Bunların neticesinde içlerinde Alihan Kuriş'in de bulunduğu 30 şüpheli şahıs gözaltına alındı, üç şahıs yurt dışında, 10 şahısın da yakalanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.
- Alihan Kuriş 2016 yılında bu akımın başına geçti. Akımın başına geçmesiyle beraber faaliyetler daha gizlilik içerisinde yürümeye başladı. Almanya'nın Köln şehrinde büyük bir merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde faaliyetlerinin tamamının oraya kaydırılacağını da değerlendiriyoruz. Dolayısıyla örgütün finansal ayaklarına yönelik olarak bir operasyon.
Erenköy-Eğribucak seferini gerçekleştirmek üz...
Erenköy-Eğribucak seferini gerçekleştirmek üzere hareket eden 38 AB 169 plakalı özel halk otobüsünde seyahat eden kadın yolcu, bir süre sonra aniden fenalaştı. Durumu fark eden otobüs şoförü Bünyamin Yıldırım, güzergah değiştirip yolcuyu Erciyes Üniversitesi Hastanesi’ne ulaştırdı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından sedyeye alınan yolcu, hastanede tedaviye alındı. Şoförün yolcuyu yetiştirdiği anlar, aracın güvenlik kamerasına yansıdı.
Erenköy-Eğribucak seferini gerçekleştirmek üzere hareket eden 38 AB 169 plakalı özel halk otobüsünde seyahat eden kadın yolcu, bir süre sonra aniden fenalaştı. Durumu fark eden otobüs şoförü Bünyamin Yıldırım, güzergah değiştirip yolcuyu Erciyes Üniversitesi Hastanesi’ne ulaştırdı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından sedyeye alınan yolcu, hastanede tedaviye alındı. Şoförün yolcuyu yetiştirdiği anlar, aracın güvenlik kamerasına yansıdı.
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre, şirket ile Çelikler-Fernas...
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre, şirket ile Çelikler-Fernas...
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre, şirket ile Çelikler-Fernas-Güryapı Adi Ortaklığı arasında 9 Nisan 2026 tarihinde imzalanan ön protokol kapsamında yürütülen hazır beton tedarik süreci, nihai sözleşmenin imzalanmasıyla kesinleşti.
Sözleşme, Kazım Karabekir-Topağacı-Ümraniye Spor Köyü Raylı Sistem Hattı ile Altunizade-Bosna Bulvarı Raylı Sistem Hattı projelerinde inşaat ve elektromekanik sistemler ile araçların temin, montaj ve işletmeye alma işleri kapsamında hazır beton tedarikini içeriyor.
Nihai sözleşmenin 31 Ağustos 2026 tarihinde imzalandığı belirtilirken, proje süresince şirketin KDV hariç yaklaşık 3 milyar TL hasılat elde etmesinin öngörüldüğü bildirildi.
Açıklamada, proje gereksinimleri ve saha koşullarına bağlı olarak söz konusu hasılat tutarında değişiklik yaşanabileceği ifade edildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre, şirket ile Çelikler-Fernas-Güryapı Adi Ortaklığı arasında 9 Nisan 2026 tarihinde imzalanan ön protokol kapsamında yürütülen hazır beton tedarik süreci, nihai sözleşmenin imzalanmasıyla kesinleşti.
Sözleşme, Kazım Karabekir-Topağacı-Ümraniye Spor Köyü Raylı Sistem Hattı ile Altunizade-Bosna Bulvarı Raylı Sistem Hattı projelerinde inşaat ve elektromekanik sistemler ile araçların temin, montaj ve işletmeye alma işleri kapsamında hazır beton tedarikini içeriyor.
Nihai sözleşmenin 31 Ağustos 2026 tarihinde imzalandığı belirtilirken, proje süresince şirketin KDV hariç yaklaşık 3 milyar TL hasılat elde etmesinin öngörüldüğü bildirildi.
Açıklamada, proje gereksinimleri ve saha koşullarına bağlı olarak söz konusu hasılat tutarında değişiklik yaşanabileceği ifade edildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
O GELİNCE BAHAR GELİRBursa’nın Karacabey ilçesindeki Eskikarağaç Mahallesi’nde balıkçı Adem Yılmaz ile 15 yıldır süren dostluğuyla tanınan Yaren leylek, yavrularını uçurduktan sonra göç yolculuğuna hazırlanmaya başladı.
Yaren leyleğin yavruları sıcak bölgelere doğru yola çıkarken, leyleğin de kısa süre...
O GELİNCE BAHAR GELİRBursa’nın Karacabey ilçesindeki Eskikarağaç Mahallesi’nde balıkçı Adem Yılmaz ile 15 yıldır süren dostluğuyla tanınan Yaren leylek, yavrularını uçurduktan sonra göç yolculuğuna hazırlanmaya başladı.
Yaren leyleğin yavruları sıcak bölgelere doğru yola çıkarken, leyleğin de kısa süre...
O GELİNCE BAHAR GELİRBursa’nın Karacabey ilçesindeki Eskikarağaç Mahallesi’nde balıkçı Adem Yılmaz ile 15 yıldır süren dostluğuyla tanınan Yaren leylek, yavrularını uçurduktan sonra göç yolculuğuna hazırlanmaya başladı.
Yaren leyleğin yavruları sıcak bölgelere doğru yola çıkarken, leyleğin de kısa süre içinde dostu Adem Yılmaz’a veda ederek göç etmesi bekleniyor.
Yaren ile Adem Yılmaz arasındaki dostluk, leyleğin yıllardır Yılmaz’ın kayığına konarak balık yemesiyle başladı. Yaren, 4 yıl önce yuvasını da Yılmaz’ın evinin hemen yanındaki direğe taşıdı.
İnsan ve doğa arasındaki bağın simgelerinden biri haline gelen Yaren leylek, bu yıl da göç öncesi son günlerini Eskikarağaç’ta geçiriyor.
"YOLDA BAŞINA BİR ŞEY GELMESİNDEN ENDİŞE EDİYORUM"24 Şubat’ta köyüne dönen Yaren leylek, eşi Nazlı ile bu sezon 5 yavru dünyaya getirdi. Yavruların bu yıl yuvadan erken ayrılması, göç döneminin de önceki yıllara göre erkene çekileceğinin işareti oldu.
Leyleklerin sıcak bölgelere göç etmeye başladığı bu günlerde Yaren ile Adem amca için de ayrılık vakti yaklaşıyor. Geçici bir ayrılık olsa da Yaren’in göç hazırlığı, Adem Yılmaz’da şimdiden hüzün oluşturdu.
Köylüler ve Yaren’in hikayesini yıllardır takip edenler, onun göç yolculuğunu takip ederken Adem Yılmaz da Yaren’in gelecek yıl yeniden köye döneceği şubat-mart aylarını özlemle bekleyecek.
"BÜTÜN KIŞ ONUN GELMESİNİ BEKLİYORUM"Yavruların 6 ve 7 Ağustos'ta yuvayı terk ettiğini belirten Adem Yılmaz, "6 Ağustos'ta 4 yavrusu uçtu 7 Ağustos'ta en küçük yavrusu da yuvadan ayrıldı." dedi.
Normal şartlarda ağustos sonunu bulan vedanın bu kez çok daha yakın olduğunu vurgulayan Adem amca, ayrılık vaktinin yaklaşmasıyla içini büyük bir hüznün kapladığını söyledi.
"Normalde yavrular ağustosun 15'inde, Yaren ise ay sonunda giderdi. Bu sene yavrular erken uçtu. Bu da Yaren'in de erken gideceğinin işareti. Artık vedaya hazırlanıyoruz. Yaren'in buradan gitmesi bana gerçekten büyük bir hüzün veriyor. Bütün kış boyunca evimin önündeki boş yuvaya bakıp onun gelmesini beklemekten başka çarem yok. Mart ve nisan ayları yaklaştığında 'Yine gelecek' diye içimi büyük bir sevinç kaplıyor ama aynı zamanda yolda başına bir şey gelmesinden endişelenip korkuyorum. Yani hem sevinci hem endişeyi bir arada yaşıyorum."
"4 YIL SONRA EŞİNİ DE GETİRDİ"Yaren'in yıllardır bunu başardığını, her yıl gelip kayığına konduğunu anlatan Yılmaz, "Bizi ve sevenlerini mutlu etti. Üstelik bu yıl 4 yıldır kayığıma yaklaşmayan eşi Nazlı'yı da ikna edip getirdi, ikisi birlikte kayığımdan balık yedi. Bu beni ayrıca çok mutlu etti. İnşallah bu yıl da sağ salim sıcak ülkelere gider ve baharda yine sağlıklı bir şekilde yuvamıza döner." dedi.
İstanbul’dan Yaren leylek ve Adem amcayı ziyaret eden Gökmen Ceylan ile ailesi, çocuklarına hayvan sevgisini aşılamak ve Adem Yılmaz’la tanışmak istediklerini belirtti.
Gökmen Ceylan, “Hayvan sevgisini çocuklarımıza aşıladığı için bir tanışmak, bir çay içmek istedik” derken, Çiğdem Ceylan da “Yaren’le olan hikayesini birebir dinlemek müthişti” ifadelerini kullandı.
O GELİNCE BAHAR GELİRBursa’nın Karacabey ilçesindeki Eskikarağaç Mahallesi’nde balıkçı Adem Yılmaz ile 15 yıldır süren dostluğuyla tanınan Yaren leylek, yavrularını uçurduktan sonra göç yolculuğuna hazırlanmaya başladı.
Yaren leyleğin yavruları sıcak bölgelere doğru yola çıkarken, leyleğin de kısa süre içinde dostu Adem Yılmaz’a veda ederek göç etmesi bekleniyor.
Yaren ile Adem Yılmaz arasındaki dostluk, leyleğin yıllardır Yılmaz’ın kayığına konarak balık yemesiyle başladı. Yaren, 4 yıl önce yuvasını da Yılmaz’ın evinin hemen yanındaki direğe taşıdı.
İnsan ve doğa arasındaki bağın simgelerinden biri haline gelen Yaren leylek, bu yıl da göç öncesi son günlerini Eskikarağaç’ta geçiriyor.
"YOLDA BAŞINA BİR ŞEY GELMESİNDEN ENDİŞE EDİYORUM"24 Şubat’ta köyüne dönen Yaren leylek, eşi Nazlı ile bu sezon 5 yavru dünyaya getirdi. Yavruların bu yıl yuvadan erken ayrılması, göç döneminin de önceki yıllara göre erkene çekileceğinin işareti oldu.
Leyleklerin sıcak bölgelere göç etmeye başladığı bu günlerde Yaren ile Adem amca için de ayrılık vakti yaklaşıyor. Geçici bir ayrılık olsa da Yaren’in göç hazırlığı, Adem Yılmaz’da şimdiden hüzün oluşturdu.
Köylüler ve Yaren’in hikayesini yıllardır takip edenler, onun göç yolculuğunu takip ederken Adem Yılmaz da Yaren’in gelecek yıl yeniden köye döneceği şubat-mart aylarını özlemle bekleyecek.
"BÜTÜN KIŞ ONUN GELMESİNİ BEKLİYORUM"Yavruların 6 ve 7 Ağustos'ta yuvayı terk ettiğini belirten Adem Yılmaz, "6 Ağustos'ta 4 yavrusu uçtu 7 Ağustos'ta en küçük yavrusu da yuvadan ayrıldı." dedi.
Normal şartlarda ağustos sonunu bulan vedanın bu kez çok daha yakın olduğunu vurgulayan Adem amca, ayrılık vaktinin yaklaşmasıyla içini büyük bir hüznün kapladığını söyledi.
"Normalde yavrular ağustosun 15'inde, Yaren ise ay sonunda giderdi. Bu sene yavrular erken uçtu. Bu da Yaren'in de erken gideceğinin işareti. Artık vedaya hazırlanıyoruz. Yaren'in buradan gitmesi bana gerçekten büyük bir hüzün veriyor. Bütün kış boyunca evimin önündeki boş yuvaya bakıp onun gelmesini beklemekten başka çarem yok. Mart ve nisan ayları yaklaştığında 'Yine gelecek' diye içimi büyük bir sevinç kaplıyor ama aynı zamanda yolda başına bir şey gelmesinden endişelenip korkuyorum. Yani hem sevinci hem endişeyi bir arada yaşıyorum."
"4 YIL SONRA EŞİNİ DE GETİRDİ"Yaren'in yıllardır bunu başardığını, her yıl gelip kayığına konduğunu anlatan Yılmaz, "Bizi ve sevenlerini mutlu etti. Üstelik bu yıl 4 yıldır kayığıma yaklaşmayan eşi Nazlı'yı da ikna edip getirdi, ikisi birlikte kayığımdan balık yedi. Bu beni ayrıca çok mutlu etti. İnşallah bu yıl da sağ salim sıcak ülkelere gider ve baharda yine sağlıklı bir şekilde yuvamıza döner." dedi.
İstanbul’dan Yaren leylek ve Adem amcayı ziyaret eden Gökmen Ceylan ile ailesi, çocuklarına hayvan sevgisini aşılamak ve Adem Yılmaz’la tanışmak istediklerini belirtti.
Gökmen Ceylan, “Hayvan sevgisini çocuklarımıza aşıladığı için bir tanışmak, bir çay içmek istedik” derken, Çiğdem Ceylan da “Yaren’le olan hikayesini birebir dinlemek müthişti” ifadelerini kullandı.
AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü dolayısıyla Ankara'daki Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen program, yeni katılımlara sahne oldu.
Farklı partilerden seçilen 7 belediye başkanı AK Parti'ye katıldı. Belediye başkanlarına parti rozetlerini Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip...
AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü dolayısıyla Ankara'daki Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen program, yeni katılımlara sahne oldu.
Farklı partilerden seçilen 7 belediye başkanı AK Parti'ye katıldı. Belediye başkanlarına parti rozetlerini Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip...
AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü dolayısıyla Ankara'daki Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen program, yeni katılımlara sahne oldu.
Farklı partilerden seçilen 7 belediye başkanı AK Parti'ye katıldı. Belediye başkanlarına parti rozetlerini Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan taktı.
AK Parti'ye katılan belediye başkanları şöyle:
Ankara Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı
Ankara Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu
Tekirdağ Hayrabolu Belediye Başkanı Tuncer Başoğlu
Kütahya Domaniç Belediye Başkanı Engin Uysal
Çanakkale Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli
Kütahya Tavşanlı Belediye Başkanı Ali Kemal Derin
Şırnak İdil Belediye Başkanı Türkan Kayır
BEŞ BAŞKAN CHP'DENYeni katılan yedi belediye başkanından beşi, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP'nin adayı olarak seçilmişti.
Ankara Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, 2024 seçiminde yüzde 44,33 oyla belediye başkanlığını kazanmıştı.
Kahramankazan'da ise Selim Çırpanoğlu yüzde 49,55 oy alarak AK Parti'nin adayı Serhat Oğuz'u geride bırakmış ve belediye başkanı seçilmişti. AK Parti'nin o seçimdeki oy oranı yüzde 43,79'da kalmıştı.
Çırpanoğlu, parti değişikliği kararını program öncesinde doğruladı. Kararını “daha iyi hizmet, daha motive hizmet yapabilmek” gerekçesiyle aldığını söyleyen Çırpanoğlu, son siyasi gelişmelerin ardından AK Parti'ye geçmenin doğru olduğunu düşündüğünü belirtti.
CHP'den seçilen diğer isimlerden Engin Uysal, 2024'te Domaniç'te yüzde 47,34 oyla belediye başkanlığını kazanmıştı.
Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli de 2024 seçimlerinde CHP'den yüzde 51,85 oyla yeniden seçilmişti. Zileli, ilk kez 2019'da İYİ Parti'den Eceabat Belediye Başkanı olmuş, 2023'te CHP'ye geçmişti.
Hayrabolu Belediye Başkanı Tuncer Başoğlu ise 31 Mart 2024'te CHP'den yüzde 51,23 oyla seçilmiş, Eylül 2025'te CHP'den istifa ederek görevini bağımsız sürdürmeye başlamıştı. Başoğlu da 14 Ağustos'taki törenle AK Parti'ye katıldı.
Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde 31 Mart 2024 seçimlerini Yeniden Refah Partisi'nin adayı olarak kazanan Ali Kemal Derin de AK Parti'ye katılan isimler arasında yer aldı.
Derin, 4 Ağustos'ta Yeniden Refah Partisi'nden noter aracılığıyla istifa etmişti.
İDİL BELEDİYE BAŞKANI DA AK PARTİ'DE
Şırnak İdil Belediye Başkanı Türkan Kayır'ın durumu ise diğer başkanlardan farklı.
Kayır, 31 Mart 2024 seçimlerinde DEM Parti'nin eş başkan adayı olarak seçilmişti. DEM Parti, İdil'de yüzde 71,27 oy almıştı.
Kayır, Aralık 2024'te DEM Parti tarafından partiden ihraç edilmiş ve daha sonra görevini bağımsız olarak sürdürmüştü. Kayır, 25. kuruluş yıl dönümü programında AK Parti rozeti taktı.
Kuruluş yıl dönümü programında belediye başkanlarının yanı sıra üç milletvekili de AK Parti'ye katıldı.
İYİ Parti'den ayrılan Aydın Milletvekili Ömer Karakaş ve Gaziantep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban ile Gelecek Partisi'nden ayrılan İzmir Milletvekili Mustafa Bilici AK Parti rozeti taktı.
Üç katılımla AK Parti'nin TBMM'deki milletvekili sayısı 280'e yükseldi.
AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü dolayısıyla Ankara'daki Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen program, yeni katılımlara sahne oldu.
Farklı partilerden seçilen 7 belediye başkanı AK Parti'ye katıldı. Belediye başkanlarına parti rozetlerini Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan taktı.
AK Parti'ye katılan belediye başkanları şöyle:
Ankara Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı
Ankara Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu
Tekirdağ Hayrabolu Belediye Başkanı Tuncer Başoğlu
Kütahya Domaniç Belediye Başkanı Engin Uysal
Çanakkale Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli
Kütahya Tavşanlı Belediye Başkanı Ali Kemal Derin
Şırnak İdil Belediye Başkanı Türkan Kayır
BEŞ BAŞKAN CHP'DENYeni katılan yedi belediye başkanından beşi, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP'nin adayı olarak seçilmişti.
Ankara Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, 2024 seçiminde yüzde 44,33 oyla belediye başkanlığını kazanmıştı.
Kahramankazan'da ise Selim Çırpanoğlu yüzde 49,55 oy alarak AK Parti'nin adayı Serhat Oğuz'u geride bırakmış ve belediye başkanı seçilmişti. AK Parti'nin o seçimdeki oy oranı yüzde 43,79'da kalmıştı.
Çırpanoğlu, parti değişikliği kararını program öncesinde doğruladı. Kararını “daha iyi hizmet, daha motive hizmet yapabilmek” gerekçesiyle aldığını söyleyen Çırpanoğlu, son siyasi gelişmelerin ardından AK Parti'ye geçmenin doğru olduğunu düşündüğünü belirtti.
CHP'den seçilen diğer isimlerden Engin Uysal, 2024'te Domaniç'te yüzde 47,34 oyla belediye başkanlığını kazanmıştı.
Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli de 2024 seçimlerinde CHP'den yüzde 51,85 oyla yeniden seçilmişti. Zileli, ilk kez 2019'da İYİ Parti'den Eceabat Belediye Başkanı olmuş, 2023'te CHP'ye geçmişti.
Hayrabolu Belediye Başkanı Tuncer Başoğlu ise 31 Mart 2024'te CHP'den yüzde 51,23 oyla seçilmiş, Eylül 2025'te CHP'den istifa ederek görevini bağımsız sürdürmeye başlamıştı. Başoğlu da 14 Ağustos'taki törenle AK Parti'ye katıldı.
Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde 31 Mart 2024 seçimlerini Yeniden Refah Partisi'nin adayı olarak kazanan Ali Kemal Derin de AK Parti'ye katılan isimler arasında yer aldı.
Derin, 4 Ağustos'ta Yeniden Refah Partisi'nden noter aracılığıyla istifa etmişti.
İDİL BELEDİYE BAŞKANI DA AK PARTİ'DE
Şırnak İdil Belediye Başkanı Türkan Kayır'ın durumu ise diğer başkanlardan farklı.
Kayır, 31 Mart 2024 seçimlerinde DEM Parti'nin eş başkan adayı olarak seçilmişti. DEM Parti, İdil'de yüzde 71,27 oy almıştı.
Kayır, Aralık 2024'te DEM Parti tarafından partiden ihraç edilmiş ve daha sonra görevini bağımsız olarak sürdürmüştü. Kayır, 25. kuruluş yıl dönümü programında AK Parti rozeti taktı.
Kuruluş yıl dönümü programında belediye başkanlarının yanı sıra üç milletvekili de AK Parti'ye katıldı.
İYİ Parti'den ayrılan Aydın Milletvekili Ömer Karakaş ve Gaziantep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban ile Gelecek Partisi'nden ayrılan İzmir Milletvekili Mustafa Bilici AK Parti rozeti taktı.
Üç katılımla AK Parti'nin TBMM'deki milletvekili sayısı 280'e yükseldi.
Marbaş Menkul Değerler, Koton'un 2026 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, şirketin 9,05 milyar TL hasılat ve 1,66 milyar TL FAVÖK açıklamasının beklentilere paralel olduğunu, 48,5 milyon TL net zararın ise beklentilerin altında kaldığını ifade etti.
Marbaş Menkul Değerler'in değerlendirmesine göre, Koton'un 2026 yılının ikinci çeyreğinde konsolide satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 daraldı. Bölgesel bazda Türkiye'de yüzde 7, BDT ülkelerinde yüzde 8,5 daralma görülürken, diğer uluslararası ülkelerde yüzde 20,3 artış kaydedildi.
Segment bazında e-ticaret satışlarının konsolide olarak yüzde 11,9 daraldığı belirtilen d...
Marbaş Menkul Değerler, Koton'un 2026 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, şirketin 9,05 milyar TL hasılat ve 1,66 milyar TL FAVÖK açıklamasının beklentilere paralel olduğunu, 48,5 milyon TL net zararın ise beklentilerin altında kaldığını ifade etti.
Marbaş Menkul Değerler'in değerlendirmesine göre, Koton'un 2026 yılının ikinci çeyreğinde konsolide satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 daraldı. Bölgesel bazda Türkiye'de yüzde 7, BDT ülkelerinde yüzde 8,5 daralma görülürken, diğer uluslararası ülkelerde yüzde 20,3 artış kaydedildi.
Segment bazında e-ticaret satışlarının konsolide olarak yüzde 11,9 daraldığı belirtilen d...
Marbaş Menkul Değerler, Koton'un 2026 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, şirketin 9,05 milyar TL hasılat ve 1,66 milyar TL FAVÖK açıklamasının beklentilere paralel olduğunu, 48,5 milyon TL net zararın ise beklentilerin altında kaldığını ifade etti.
Marbaş Menkul Değerler'in değerlendirmesine göre, Koton'un 2026 yılının ikinci çeyreğinde konsolide satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 daraldı. Bölgesel bazda Türkiye'de yüzde 7, BDT ülkelerinde yüzde 8,5 daralma görülürken, diğer uluslararası ülkelerde yüzde 20,3 artış kaydedildi.
Segment bazında e-ticaret satışlarının konsolide olarak yüzde 11,9 daraldığı belirtilen değerlendirmede, Türkiye'de yüzde 5,2, BDT ülkelerinde yüzde 4,3 ve diğer uluslararası ülkelerde yüzde 46,9 daralma yaşandığı aktarıldı. Perakende segmentinde konsolide satışların yüzde 4,9 daraldığı, Türkiye'de yüzde 9,9, BDT ülkelerinde yüzde 10,2 daralma görülürken, diğer uluslararası ülkelerde yüzde 37,3 artış gerçekleştiği ifade edildi.
Toptan segmentinde ise konsolide satışların yüzde 43,7 arttığı kaydedilen değerlendirmede, Türkiye'de yüzde 52,8 artış, BDT ülkelerinde yüzde 19,8 daralma ve diğer uluslararası ülkelerde yüzde 5,7 artış görüldüğü belirtildi.
Marbaş Menkul Değerler, GCC bölgesinde yeni açılan mağazaların etkisiyle yılın ilk yarısında dolar bazında yüzde 99 artış izlendiğini, bölgedeki benzer mağaza satışlarının ise dolar bazında yüzde 4,7 yükseldiğini aktardı. Değerlendirmede, yurt içinde yüksek faiz ortamı, alım gücündeki daralma ve zayıf talebin etkisinin sürdüğü, yurt dışında ise kurdaki baskılanma ve jeopolitik olumsuzluklara rağmen operasyonel iyileşmelerin etkisiyle yüzde 4 artış sağlandığı ifade edildi.
Operasyonel performansa ilişkin olarak Marbaş Menkul Değerler, ikinci çeyrekte yurt içinde bir mağaza açılışı gerçekleştirildiğini, yurt dışında ise üç mağaza açılışı ve dört mağaza kapanışı yapıldığını belirtti. Yılın ilk yarısında yurt dışında dokuz mağaza açılışı ve beş mağaza kapanışı gerçekleşirken, yurt içinde iki mağaza açılışına karşılık altı mağazanın kapatıldığı ve toplam mağaza sayısının 464 ile 2025 yıl sonu seviyesinde kaldığı aktarıldı.
Yılın ilk yarısında yurt içi metrekare verimliliğinin dolar bazında yüzde 9,2 büyüdüğü belirtilen değerlendirmede, ağustos itibarıyla yurt dışında iki mağaza artışıyla toplam mağaza sayısının 466'ya ulaştığı ifade edildi. Toplam satış alanının da geçen yılın aynı dönemindeki 388,9 bin metrekareden 389 bin metrekareye yükseldiği kaydedildi. LFL mağazacılık satış adedinin yılın ilk yarısında geçen yıla kıyasla yurt içinde yüzde 2 arttığı, konsolide satış adedinin ise yatay seyrettiği aktarıldı.
Marbaş Menkul Değerler, şirketin yurt içinde mağaza stratejisi ve mağaza sayısında görünümünü koruduğunu ve sınırlı büyüme-yatay seyrin gerçekleştiğini, yurt dışında ise mağaza açılışlarının devam ettiğini belirtti. Değerlendirmede, Ukrayna pazarından çıkıldığı, GCC bölgesindeki büyümenin sürdüğü ve operasyonel iyileşmeler kapsamında verimsiz mağazaların kapatılmaya devam ettiği ifade edildi.
Karlılık tarafında ise Koton'un 2026 yılı ikinci çeyreğinde marjlarda geçen yılın aynı dönemine göre daralma görülürken, bir önceki çeyreğe kıyasla görece toparlanmanın sürdüğü belirtildi. İkinci çeyrekte konsolide brüt kar marjının 6,5 puan daralmayla yüzde 58,4, FAVÖK marjının ise 13,4 puan daralmayla yüzde 23,4 seviyesinde gerçekleştiği aktarıldı. 2026 yılının ilk yarısında konsolide brüt kar marjının 0,5 puan artışla yüzde 54,7, FAVÖK marjının ise 4,6 puan daralmayla yüzde 21,4 seviyesinde gerçekleştiği ifade edildi.
Marbaş Menkul Değerler, brüt kar marjındaki gelişimde yılın ilk yarısında yurt içindeki zorlu talep koşulları, satın alma maliyetlerinin enflasyonun altında kalması ve tüketici talebini desteklemeye yönelik kampanyaların etkisinin bulunduğunu belirtti. Yurt dışında ise etkin ürün planlama ve fiyatlama stratejisiyle 11,1 puanlık iyileşme sağlandığı ve marjların konsolide bazda korunmasının sınırlı pozitif değerlendirildiği aktarıldı.
Konsolide FAVÖK marjına ilişkin değerlendirmede, faaliyet giderlerinin yıllık bazda yüzde 1 arttığı, konsolide brüt kar marjındaki sınırlı toparlanmaya rağmen kur farkı gelirlerinin ve kur artışlarının Türkiye'de enflasyonun altında kalmasının marjları baskıladığı ifade edildi. İkinci çeyrekte zayıf operasyonel performans ve net parasal pozisyon kazancının önceki çeyreklere kıyasla azalmasının etkisiyle 48,5 milyon TL net zarar açıklandığı belirtildi.
Marbaş Menkul Değerler, zorlu koşullara rağmen etkin gider yönetimi ve verimlilik odaklı çalışmalarla marjlarda toparlanma görüldüğünü, ancak kur ve enflasyonist baskıların karlılığı ve sektörü baskılamaya devam ettiğini değerlendirdi.
Koton'un net finansal borcunun ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,3 azalarak 107 milyon dolardan 89 milyon dolara gerilediği aktarıldı. Marbaş Menkul Değerler, net işletme sermayesindeki iyileşmelerin banka kredilerindeki azalışı desteklediğini, yabancı para cinsinden kredilerin büyük bölümünün euro cinsinden olması ve kurdaki sınırlı artışın da net borçluluktaki azalışa katkı sağladığını ifade etti.
Koton'un ikinci çeyrek itibarıyla 0,5x Net Finansal Borç/FAVÖK çarpanıyla işlem gördüğü, 30 Haziran 2025 itibarıyla bu oranın 0,7x seviyesinde bulunduğu belirtildi. Serbest nakit akışının ise yılın ilk yarısında işletme sermayesindeki iyileşmenin etkisiyle geçen yılın aynı dönemine göre 1,8 milyar TL seviyesinde gerçekleştiği aktarıldı.
Marbaş Menkul Değerler, açıklanan finansal sonuçları sınırlı negatif olarak değerlendirdi. Kurum, önümüzdeki süreçte gider optimizasyonunun etkin yönetimi, segment optimizasyonları ve yurt dışı bazlı büyüme temasının devam etmesini beklediğini, ancak enflasyonist etkiler nedeniyle zayıf talep ve sektördeki zorlu makroekonomik koşulların Koton üzerinde baskı oluşturmaya devam edeceğini düşündüğünü ifade etti.
Güncel makroekonomik koşullar kapsamında şirket beklentilerinde aşağı yönlü revizyonlar yapıldığını belirten Marbaş Menkul Değerler, şirket revizyonu ve modeldeki değişikliklere paralel olarak Koton için hedef fiyatını 28,90 TL'den 24,76 TL'ye indirdi. Kurum, hisse için AL tavsiyesini korudu.
Koton'un 2026 yılı ikinci çeyreği itibarıyla 2,69x FD/FAVÖK ile işlem gördüğünü belirten Marbaş Menkul Değerler, 2026 beklentilerinde yatay-düşük tek haneli büyüme öngörüsünü, önceki yüzde 5-7 büyüme beklentisine kıyasla aşağı yönlü revize etti. Kurum ayrıca yüzde 54 brüt kar marjı, yüzde 24 FAVÖK marjı, yüzde 3,5 yatırım harcamaları/satışlar ve 5 net mağaza artışı beklentilerini paylaştı. Önceki mağaza artışı beklentisinin ise 10 olduğu belirtildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Marbaş Menkul Değerler, Koton'un 2026 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, şirketin 9,05 milyar TL hasılat ve 1,66 milyar TL FAVÖK açıklamasının beklentilere paralel olduğunu, 48,5 milyon TL net zararın ise beklentilerin altında kaldığını ifade etti.
Marbaş Menkul Değerler'in değerlendirmesine göre, Koton'un 2026 yılının ikinci çeyreğinde konsolide satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 daraldı. Bölgesel bazda Türkiye'de yüzde 7, BDT ülkelerinde yüzde 8,5 daralma görülürken, diğer uluslararası ülkelerde yüzde 20,3 artış kaydedildi.
Segment bazında e-ticaret satışlarının konsolide olarak yüzde 11,9 daraldığı belirtilen değerlendirmede, Türkiye'de yüzde 5,2, BDT ülkelerinde yüzde 4,3 ve diğer uluslararası ülkelerde yüzde 46,9 daralma yaşandığı aktarıldı. Perakende segmentinde konsolide satışların yüzde 4,9 daraldığı, Türkiye'de yüzde 9,9, BDT ülkelerinde yüzde 10,2 daralma görülürken, diğer uluslararası ülkelerde yüzde 37,3 artış gerçekleştiği ifade edildi.
Toptan segmentinde ise konsolide satışların yüzde 43,7 arttığı kaydedilen değerlendirmede, Türkiye'de yüzde 52,8 artış, BDT ülkelerinde yüzde 19,8 daralma ve diğer uluslararası ülkelerde yüzde 5,7 artış görüldüğü belirtildi.
Marbaş Menkul Değerler, GCC bölgesinde yeni açılan mağazaların etkisiyle yılın ilk yarısında dolar bazında yüzde 99 artış izlendiğini, bölgedeki benzer mağaza satışlarının ise dolar bazında yüzde 4,7 yükseldiğini aktardı. Değerlendirmede, yurt içinde yüksek faiz ortamı, alım gücündeki daralma ve zayıf talebin etkisinin sürdüğü, yurt dışında ise kurdaki baskılanma ve jeopolitik olumsuzluklara rağmen operasyonel iyileşmelerin etkisiyle yüzde 4 artış sağlandığı ifade edildi.
Operasyonel performansa ilişkin olarak Marbaş Menkul Değerler, ikinci çeyrekte yurt içinde bir mağaza açılışı gerçekleştirildiğini, yurt dışında ise üç mağaza açılışı ve dört mağaza kapanışı yapıldığını belirtti. Yılın ilk yarısında yurt dışında dokuz mağaza açılışı ve beş mağaza kapanışı gerçekleşirken, yurt içinde iki mağaza açılışına karşılık altı mağazanın kapatıldığı ve toplam mağaza sayısının 464 ile 2025 yıl sonu seviyesinde kaldığı aktarıldı.
Yılın ilk yarısında yurt içi metrekare verimliliğinin dolar bazında yüzde 9,2 büyüdüğü belirtilen değerlendirmede, ağustos itibarıyla yurt dışında iki mağaza artışıyla toplam mağaza sayısının 466'ya ulaştığı ifade edildi. Toplam satış alanının da geçen yılın aynı dönemindeki 388,9 bin metrekareden 389 bin metrekareye yükseldiği kaydedildi. LFL mağazacılık satış adedinin yılın ilk yarısında geçen yıla kıyasla yurt içinde yüzde 2 arttığı, konsolide satış adedinin ise yatay seyrettiği aktarıldı.
Marbaş Menkul Değerler, şirketin yurt içinde mağaza stratejisi ve mağaza sayısında görünümünü koruduğunu ve sınırlı büyüme-yatay seyrin gerçekleştiğini, yurt dışında ise mağaza açılışlarının devam ettiğini belirtti. Değerlendirmede, Ukrayna pazarından çıkıldığı, GCC bölgesindeki büyümenin sürdüğü ve operasyonel iyileşmeler kapsamında verimsiz mağazaların kapatılmaya devam ettiği ifade edildi.
Karlılık tarafında ise Koton'un 2026 yılı ikinci çeyreğinde marjlarda geçen yılın aynı dönemine göre daralma görülürken, bir önceki çeyreğe kıyasla görece toparlanmanın sürdüğü belirtildi. İkinci çeyrekte konsolide brüt kar marjının 6,5 puan daralmayla yüzde 58,4, FAVÖK marjının ise 13,4 puan daralmayla yüzde 23,4 seviyesinde gerçekleştiği aktarıldı. 2026 yılının ilk yarısında konsolide brüt kar marjının 0,5 puan artışla yüzde 54,7, FAVÖK marjının ise 4,6 puan daralmayla yüzde 21,4 seviyesinde gerçekleştiği ifade edildi.
Marbaş Menkul Değerler, brüt kar marjındaki gelişimde yılın ilk yarısında yurt içindeki zorlu talep koşulları, satın alma maliyetlerinin enflasyonun altında kalması ve tüketici talebini desteklemeye yönelik kampanyaların etkisinin bulunduğunu belirtti. Yurt dışında ise etkin ürün planlama ve fiyatlama stratejisiyle 11,1 puanlık iyileşme sağlandığı ve marjların konsolide bazda korunmasının sınırlı pozitif değerlendirildiği aktarıldı.
Konsolide FAVÖK marjına ilişkin değerlendirmede, faaliyet giderlerinin yıllık bazda yüzde 1 arttığı, konsolide brüt kar marjındaki sınırlı toparlanmaya rağmen kur farkı gelirlerinin ve kur artışlarının Türkiye'de enflasyonun altında kalmasının marjları baskıladığı ifade edildi. İkinci çeyrekte zayıf operasyonel performans ve net parasal pozisyon kazancının önceki çeyreklere kıyasla azalmasının etkisiyle 48,5 milyon TL net zarar açıklandığı belirtildi.
Marbaş Menkul Değerler, zorlu koşullara rağmen etkin gider yönetimi ve verimlilik odaklı çalışmalarla marjlarda toparlanma görüldüğünü, ancak kur ve enflasyonist baskıların karlılığı ve sektörü baskılamaya devam ettiğini değerlendirdi.
Koton'un net finansal borcunun ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,3 azalarak 107 milyon dolardan 89 milyon dolara gerilediği aktarıldı. Marbaş Menkul Değerler, net işletme sermayesindeki iyileşmelerin banka kredilerindeki azalışı desteklediğini, yabancı para cinsinden kredilerin büyük bölümünün euro cinsinden olması ve kurdaki sınırlı artışın da net borçluluktaki azalışa katkı sağladığını ifade etti.
Koton'un ikinci çeyrek itibarıyla 0,5x Net Finansal Borç/FAVÖK çarpanıyla işlem gördüğü, 30 Haziran 2025 itibarıyla bu oranın 0,7x seviyesinde bulunduğu belirtildi. Serbest nakit akışının ise yılın ilk yarısında işletme sermayesindeki iyileşmenin etkisiyle geçen yılın aynı dönemine göre 1,8 milyar TL seviyesinde gerçekleştiği aktarıldı.
Marbaş Menkul Değerler, açıklanan finansal sonuçları sınırlı negatif olarak değerlendirdi. Kurum, önümüzdeki süreçte gider optimizasyonunun etkin yönetimi, segment optimizasyonları ve yurt dışı bazlı büyüme temasının devam etmesini beklediğini, ancak enflasyonist etkiler nedeniyle zayıf talep ve sektördeki zorlu makroekonomik koşulların Koton üzerinde baskı oluşturmaya devam edeceğini düşündüğünü ifade etti.
Güncel makroekonomik koşullar kapsamında şirket beklentilerinde aşağı yönlü revizyonlar yapıldığını belirten Marbaş Menkul Değerler, şirket revizyonu ve modeldeki değişikliklere paralel olarak Koton için hedef fiyatını 28,90 TL'den 24,76 TL'ye indirdi. Kurum, hisse için AL tavsiyesini korudu.
Koton'un 2026 yılı ikinci çeyreği itibarıyla 2,69x FD/FAVÖK ile işlem gördüğünü belirten Marbaş Menkul Değerler, 2026 beklentilerinde yatay-düşük tek haneli büyüme öngörüsünü, önceki yüzde 5-7 büyüme beklentisine kıyasla aşağı yönlü revize etti. Kurum ayrıca yüzde 54 brüt kar marjı, yüzde 24 FAVÖK marjı, yüzde 3,5 yatırım harcamaları/satışlar ve 5 net mağaza artışı beklentilerini paylaştı. Önceki mağaza artışı beklentisinin ise 10 olduğu belirtildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
A1 Capital'in günlük piyasa değerlendirmesine göre BIST 100 endeksi, dünkü işlem gününe 14,05 puan artışla 14 bin 110 seviyesinden başladı. Endeks, gün içerisinde 14 bin 64-14 bin 2...
A1 Capital'in günlük piyasa değerlendirmesine göre BIST 100 endeksi, dünkü işlem gününe 14,05 puan artışla 14 bin 110 seviyesinden başladı. Endeks, gün içerisinde 14 bin 64-14 bin 2...
A1 Capital'in günlük piyasa değerlendirmesine göre BIST 100 endeksi, dünkü işlem gününe 14,05 puan artışla 14 bin 110 seviyesinden başladı. Endeks, gün içerisinde 14 bin 64-14 bin 228 bandında hareket ederken, günü yüzde 0,16 yükselişle 14 bin 132 seviyesinden tamamladı.
Borsa İstanbul'un 196,2 milyar TL işlem hacmiyle günü tamamladığı belirtilen değerlendirmede, 48 şirketin günü pozitif, 49 şirketin ise negatif tamamladığı aktarıldı.
En çok yükselen sektör endekslerinin 'Orman-Kağıt-Basım, Spor ve Teknoloji', en çok düşen sektörlerin ise 'Ticaret, Sigortacılık ve İletişim' olduğu belirtildi.
Endekse puan bazında en yüksek pozitif etkinin Aselsan, Astor Enerji ve Ereğli Demir Çelik hisselerinden geldiği, en yüksek negatif etkinin ise Bim Mağazaları, Odine Teknoloji ve Tüpraş hisselerinden kaynaklandığı kaydedildi.
A1 Capital, teknik göstergelere ilişkin değerlendirmesinde, 'Stokastik, RSI, MFI ve MACD göstergelerinin yukarı yönlü sinyal üretmesi, kısa vadede alım iştahının güçlendiğine ve pozitif görünümün korunduğuna işaret etmektedir' ifadelerini kullandı.
Değerlendirmede, Momentum göstergesinin aşağı yönlü seyrinin ise 'yükseliş hızında kısa vadeli bir zayıflamaya' işaret ettiği belirtildi. A1 Capital, göstergelerdeki genel görünümün pozitif olduğunu ancak yükseliş hareketinin güç kazanması için Momentum göstergesinden de yukarı yönlü teyit alınmasının önem taşıdığını bildirdi.
Yeni güne tepki alımlarıyla başlanması ve alımların gün boyunca korunması halinde 14 bin 200 seviyesinin üzerinde kalıcılığın önem taşıdığı belirtilirken, olası geri çekilmelerde 13 bin 950 seviyesi kısa vadeli kritik destek olarak gösterildi. Değerlendirmede, '13 bin 950'nin altına sarkması durumunda, 13 bin 800 seviyesine doğru güç kayıpları görülebilir' denildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
A1 Capital'in günlük piyasa değerlendirmesine göre BIST 100 endeksi, dünkü işlem gününe 14,05 puan artışla 14 bin 110 seviyesinden başladı. Endeks, gün içerisinde 14 bin 64-14 bin 228 bandında hareket ederken, günü yüzde 0,16 yükselişle 14 bin 132 seviyesinden tamamladı.
Borsa İstanbul'un 196,2 milyar TL işlem hacmiyle günü tamamladığı belirtilen değerlendirmede, 48 şirketin günü pozitif, 49 şirketin ise negatif tamamladığı aktarıldı.
En çok yükselen sektör endekslerinin 'Orman-Kağıt-Basım, Spor ve Teknoloji', en çok düşen sektörlerin ise 'Ticaret, Sigortacılık ve İletişim' olduğu belirtildi.
Endekse puan bazında en yüksek pozitif etkinin Aselsan, Astor Enerji ve Ereğli Demir Çelik hisselerinden geldiği, en yüksek negatif etkinin ise Bim Mağazaları, Odine Teknoloji ve Tüpraş hisselerinden kaynaklandığı kaydedildi.
A1 Capital, teknik göstergelere ilişkin değerlendirmesinde, 'Stokastik, RSI, MFI ve MACD göstergelerinin yukarı yönlü sinyal üretmesi, kısa vadede alım iştahının güçlendiğine ve pozitif görünümün korunduğuna işaret etmektedir' ifadelerini kullandı.
Değerlendirmede, Momentum göstergesinin aşağı yönlü seyrinin ise 'yükseliş hızında kısa vadeli bir zayıflamaya' işaret ettiği belirtildi. A1 Capital, göstergelerdeki genel görünümün pozitif olduğunu ancak yükseliş hareketinin güç kazanması için Momentum göstergesinden de yukarı yönlü teyit alınmasının önem taşıdığını bildirdi.
Yeni güne tepki alımlarıyla başlanması ve alımların gün boyunca korunması halinde 14 bin 200 seviyesinin üzerinde kalıcılığın önem taşıdığı belirtilirken, olası geri çekilmelerde 13 bin 950 seviyesi kısa vadeli kritik destek olarak gösterildi. Değerlendirmede, '13 bin 950'nin altına sarkması durumunda, 13 bin 800 seviyesine doğru güç kayıpları görülebilir' denildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Şirketten Kamuyu Aydınlatma Platformu'na...
Şirketten Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan açıklamaya göre, 14 Temmuz 2026 tarihli Yönetim Kurulu kararı kapsamında başlatılan pay geri alım programı çerçevesinde,pay geri alım işlemi gerçekleştirildi.
Geri alım programı kapsamında 40 milyon TL nominal değerli pay geri alıma konu edilirken, işlemler için ödenebilecek azami tutar 1 milyar TL olarak belirlendi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Şirketten Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan açıklamaya göre, 14 Temmuz 2026 tarihli Yönetim Kurulu kararı kapsamında başlatılan pay geri alım programı çerçevesinde,pay geri alım işlemi gerçekleştirildi.
Geri alım programı kapsamında 40 milyon TL nominal değerli pay geri alıma konu edilirken, işlemler için ödenebilecek azami tutar 1 milyar TL olarak belirlendi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Stephen M. Walt
Eğer Amerikalıysanız, savaş kaybetmekten bıkmış olabilirsiniz. Ben de bıkmış durumdayım. Ve kendinize, “Bu neden sürekli oluyor?” diye soruyor olabilirsiniz. Bu, ilgi çekici ve moral bozucu bir bilmece: Amerika Birleşik Devletleri, onlarca yıldır dünyanın en güçlü ülkesi olmasına ve bütçesi ve ham yetenekleri eşsiz bir orduya sahip olmasına rağmen, yakın tarihte çoğunlukla kaybeden bir sicile sahip. Buna, Trump yönetiminin belirttiği hedeflerin hiçbirine henüz ulaşamayan ve muhtemelen İran'ın stratejik olarak önemli ölçüde daha güçlü bir konumda sona ereceği düşünülen İran ile mevcut savaş da dahildir.
Listeye bakın. Kore Savaşı berabere sonuçlandı (buna daha sonra değineceğiz). Vietnam açık bir yenilgiydi, tıpkı 2003 Irak Savaşı ve Afganistan'daki "sonsuz savaş" gibi. 1999 Kosova Savaşı da pek bir zafer sayılmazdı; Sırbistan, savaş başlamadan önce kendisine sunulanlardan daha iyi şartlar elde etti. 1983'te küçük ada ülkesi Grenada'nın işgalini (neredeyse hiç sayılmayan büyük bir eşitsi...
Stephen M. Walt
Eğer Amerikalıysanız, savaş kaybetmekten bıkmış olabilirsiniz. Ben de bıkmış durumdayım. Ve kendinize, “Bu neden sürekli oluyor?” diye soruyor olabilirsiniz. Bu, ilgi çekici ve moral bozucu bir bilmece: Amerika Birleşik Devletleri, onlarca yıldır dünyanın en güçlü ülkesi olmasına ve bütçesi ve ham yetenekleri eşsiz bir orduya sahip olmasına rağmen, yakın tarihte çoğunlukla kaybeden bir sicile sahip. Buna, Trump yönetiminin belirttiği hedeflerin hiçbirine henüz ulaşamayan ve muhtemelen İran'ın stratejik olarak önemli ölçüde daha güçlü bir konumda sona ereceği düşünülen İran ile mevcut savaş da dahildir.
Listeye bakın. Kore Savaşı berabere sonuçlandı (buna daha sonra değineceğiz). Vietnam açık bir yenilgiydi, tıpkı 2003 Irak Savaşı ve Afganistan'daki "sonsuz savaş" gibi. 1999 Kosova Savaşı da pek bir zafer sayılmazdı; Sırbistan, savaş başlamadan önce kendisine sunulanlardan daha iyi şartlar elde etti. 1983'te küçük ada ülkesi Grenada'nın işgalini (neredeyse hiç sayılmayan büyük bir eşitsi...
Stephen M. Walt
Eğer Amerikalıysanız, savaş kaybetmekten bıkmış olabilirsiniz. Ben de bıkmış durumdayım. Ve kendinize, “Bu neden sürekli oluyor?” diye soruyor olabilirsiniz. Bu, ilgi çekici ve moral bozucu bir bilmece: Amerika Birleşik Devletleri, onlarca yıldır dünyanın en güçlü ülkesi olmasına ve bütçesi ve ham yetenekleri eşsiz bir orduya sahip olmasına rağmen, yakın tarihte çoğunlukla kaybeden bir sicile sahip. Buna, Trump yönetiminin belirttiği hedeflerin hiçbirine henüz ulaşamayan ve muhtemelen İran'ın stratejik olarak önemli ölçüde daha güçlü bir konumda sona ereceği düşünülen İran ile mevcut savaş da dahildir.
Listeye bakın. Kore Savaşı berabere sonuçlandı (buna daha sonra değineceğiz). Vietnam açık bir yenilgiydi, tıpkı 2003 Irak Savaşı ve Afganistan'daki "sonsuz savaş" gibi. 1999 Kosova Savaşı da pek bir zafer sayılmazdı; Sırbistan, savaş başlamadan önce kendisine sunulanlardan daha iyi şartlar elde etti. 1983'te küçük ada ülkesi Grenada'nın işgalini (neredeyse hiç sayılmayan büyük bir eşitsizlik) saymazsak, Amerika Birleşik Devletleri'nin bu uzun yıllar boyunca elde ettiği tek açık zafer 1991 Körfez Savaşı'ydı. Evet, biliyorum: Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri Soğuk Savaşı "kazandı", bu kuralı doğrulayan bir istisna çünkü Sovyetler Birliği ile doğrudan silahlı çatışmayı içermeyen bir "savaş"tı.
Amerika Birleşik Devletleri neden bu kadar başarısız oldu? ABD savunma bütçesinin büyüklüğü ve Kongre'nin talep edildiğinde ek fonlara oy verme istekliliği göz önüne alındığında, bunun kesinlikle para eksikliğinden kaynaklanmadığı açıktır. Ateş gücü eksikliğinden de kaynaklanmaz, çünkü Amerika Birleşik Devletleri, kendi kıyılarından oldukça uzak mesafelerde bile bir şeyleri havaya uçurmada son derece başarılıdır. ABD Başkanı Donald Trump ve ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in İran'a karşı yürüttükleri aptalca savaşta ülkenin gelişmiş füze stokunu nasıl israf ettikleri göz önüne alındığında, bu kapasite şu anda biraz azalmış olabilir, ancak bu faktör zaferin neden bu kadar elde edilemez olduğunu açıklamaz.
Bu durum, ABD silahlı kuvvetlerinin yeterince cesur olmamasından kaynaklanmıyor; zira onlar kendilerini çoğu zaman kahramanca tehlikeye atmaya istekli olmaya devam ediyorlar. Ve kesinlikle, talihsiz (ve savaşı kaybeden) bakanımızın ne düşündüğüne bakılmaksızın, ABD askerlerinin yeterli testosterona sahip olmamasından da kaynaklanmıyor.
Aslında, Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşları kaybetmeye devam etmesinin gerçek nedenleri stratejik ve yapısal niteliktedir. Ülke, mütevazı ABD çıkarlarını son derece iddialı hedeflerle birleştiren, örneğin yabancı bir toplumu ABD imajına göre yeniden şekillendirmeye çalışmak gibi, isteğe bağlı savaşlar yürütmektedir.
Zayıf taraf, doğrudan zafer kazanarak değil, daha güçlü tarafın bataklığa daha fazla asker ve para harcamanın değmeyeceğini anlamasını bekleyerek kazanır.
Sonuç olarak, rakipler Washington'dan çok daha kararlı olma eğilimindedir, çünkü çok daha fazla şeyi riske atmışlardır. Hayatta kalmak veya en azından bağımsızlıklarını ve özerkliklerini korumak için savaşırken, çoğu durumda Amerika Birleşik Devletleri tartışmalı bir şekilde arzu edilebilir ancak nihayetinde hayati olmayan hedeflere ulaşmak için savaşmaktadır. Bu koşullar altında, rakiplerin Amerika Birleşik Devletleri'nden çok daha fazla fedakarlık yapmaya istekli olmaları beklenir. Çoğu asimetrik çatışmada olduğu gibi, daha zayıf taraf, savaş alanında mutlak bir zaferle değil, kaybetmeyerek ve daha güçlü gücün bataklığa daha fazla asker ve para harcamanın değmeyeceğini anlamasını bekleyerek kazanır.
Bu basit formül, son dönemdeki tüm savaşlar hakkında bize çok şey anlatıyor. Amerika Birleşik Devletleri, Kore Yarımadası'nda önemli çıkarlarını savunuyordu; zira orada tartışmasız bir Komünist zaferi, Asya'daki Soğuk Savaş'ı önemli ölçüde etkileyebilirdi. Ancak Çin, ABD'nin yarımadayı birleştirme çabalarını varoluşsal bir tehdit olarak gördü ve sonunda bu sonucu önlemek için en az 200.000 asker (ve muhtemelen çok daha fazlasını) feda etti. Üç yıl süren acı dolu savaşın ardından sonuç esasen berabere oldu.
AFPVietnam Savaşı sırasında, Şubat 1968'de, Viet Cong önderliğindeki Tet Taarruzu esnasında sürekli bombardıman ve tehlike altında bulunan Khe Sanh üssündeki Amerikan askerlerinin fotoğrafı.
Vietnam'da Amerika Birleşik Devletleri, daha önce Fransız sömürge gücünü yenmiş ve ortadan kaldırılması imkansız olduğunu kanıtlamış olan Vietnam Komünist hareketinin şiddetli milliyetçiliğiyle karşı karşıya kaldı. ABD liderleri, bir süre boyunca Amerikalıları Komünist zaferini engellemenin hayati bir çıkar olduğuna ikna etmeyi başardılar -çoğunlukla domino etkisi ve güvenilirlik kaybı korkularını abartılı bir şekilde dile getirerek- ancak sonunda halk, görünüşte sonsuz olan savaşa karşı çıktı, ABD'nin geri çekilmesini sağladı ve Hanoi'nin nihai zaferinin yolunu açtı.
Irak ve Afganistan'daki talihsiz sonuçların da büyük ölçüde aynı kaderden kaynaklandığı söylenebilir. Saddam Hüseyin sürekli sorun çıkaran biriydi, ancak 2003 yılına kadar kontrol altına alındı, silah programları tasfiye edildi ve 11 Eylül terör saldırılarında hiçbir rolü olmadı. Onu devirmek ABD'nin hayati bir çıkarı değildi; bu nedenle, Ortadoğu'yu Amerikan yanlısı demokrasiler denizine dönüştürmeyi hayal eden ABD'li neo-muhafazakarların ne demiş olursa olsun, durum böyle değildi.
Saddam'dan kurtulmak kolaydı (bu da aslında ne kadar az tehlike arz ettiğini gösteriyordu), ancak işgalci güçler kısa süre sonra yabancı egemenliğine karşı çıkan ve hem İran hem de Suriye tarafından desteklenen güçlü bir isyanla karşı karşıya kaldılar; bu iki ülke de Washington'ın hedef listesinde bir sonraki sırada olmak istemiyordu. Bir başka iddialı seçim savaşı, maliyetli bir fiyaskoyla sonuçlandı. Tanıdık geliyor mu?
Afganistan'da, cehalet, idealizm ve sınırlı stratejik önemin birleşimi, ABD'nin oradaki savaş çabalarını nihayetinde başarısızlığa mahkum etti. Washington'ın Usame bin Ladin ve Taliban'ı hedef almak için geçerli nedenleri vardı, ancak Afganistan'ı Batı tarzı bir demokrasiye dönüştürmek için orada kalmak, "imparatorlukların mezarlığı" olarak ününü fazlasıyla hak eden bir toplumdan şiddetli bir direnişle karşılaştı. Sonunda, isyancılar ABD'nin oradan çıkmasını, ülkenin onları yenmesinden (ki bu mümkün bile değildi) daha çok önemsedi ve nihayetinde Trump, ilk döneminde ve ardından ABD Başkanı Joe Biden, uzun zamandır anlamsız bir girişim olan bu çatışmaya son verdi.
1991 Körfez Savaşı, Washington'ın etkileyici olmayan siciline açık bir istisnadır. Kesin olarak söylemek gerekirse, bu da bir "tercih savaşı"ydı; zira Amerika Birleşik Devletleri, Irak'ın Kuveyt'i elinde tutmasına izin verebilirdi ve bu da kendi güvenliğine yönelik acil bir tehdit oluşturmazdı. Ancak zamanla, Irak'ın Kuveyt'i ve petrol gelirlerini kontrol etmesi, Körfez'deki güç dengesini endişe verici şekillerde değiştirebilirdi ve George H.W. Bush yönetimi, bu tür bir karşı koyulmamış saldırganlığın başarılı olmasına izin vermenin tehlikeli bir emsal oluşturabileceğinden endişeliydi. Ancak çok önemli olan, bu durumda ABD'nin hedeflerinin ABD çıkarlarıyla tamamen örtüşmesidir. Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri Irak'ı Kuveyt'ten çıkardı, Irak'ın askeri gücünü yok etti ve silah programlarını ortadan kaldıran müdahaleci Birleşmiş Milletler denetimleri uyguladı. Ancak ABD Başkanı George HW Bush, hem bunu yapmanın BM Güvenlik Konseyi'nin verdiği yetkiyi aşacağı hem de Amerika Birleşik Devletleri'ni bölünmüş ve kızgın bir toplumu işgal etmeye ve yönetmeye zorlayacağı gerekçesiyle, "Bağdat'a gidip" rejimi devirmemeyi akıllıca tercih etti. ABD'nin amaçları ABD çıkarlarıyla örtüştüğü ve Bush savaşı derhal sona erdirdiği için, bu durum haklı olarak çarpıcı bir başarı olarak görülüyor.
Ancak bir süper gücün çıkarlarını ve hedeflerini uyumlu hale getirmesi kolay değildir. Amerika Birleşik Devletleri çok güçlü ve nesnel olarak çok güvenli olduğu için, gerçekten hayati çıkarların söz konusu olduğu ve büyük fedakarlıkların (örneğin II. Dünya Savaşı sırasında Amerikalıların yaptığı gibi) kolayca haklı çıkarılabildiği çatışmalar pek olmayacaktır. Aynı zamanda, ABD'nin gücü ve teknolojik üstünlüğü, her türlü yere müdahale etmeyi ve politika yapıcıların bu çatışmaların kolayca kazanılacağına kendilerini ikna etmelerini de kolaylaştırıyor. Kısacası, sorun Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşlarda kötü olması değil. Sorun, genellikle yanlış amaçlar için yanlış savaşlar yapmasıdır; bu da müttefiklerin ABD'nin yargı yeteneğine olan güvenini zedeliyor ve Çin gibi gerçek rakiplerle rekabet etmeyi zorlaştırıyor.
Reuters Ziyaretçiler, 8 Ekim 2022'de Pekin'deki Çin Halk Devrimi Askeri Müzesi'nde, Çin Komünist Partisi bayrağının yanında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in görüntüsünün yer aldığı dev bir ekranın önünde duruyorlar.
Sonsuza dek sürecek savaşlara karşı olduğunu iddia eden ve kendisinin "barış adayı" olduğunu ısrarla belirten bir başkan döneminde bile bu durum neden sürekli tekrarlanıyor? Bunun birçok nedeni var, ancak bunlardan biri de ABD dış politika elitinin kendisini sorumlu tutmaktan ve geçmiş hatalardan ders çıkarmaktan sürekli olarak kaçınmasıdır. Bu sorunun mükemmel bir örneği, Robert Kagan'ın Responsible Statecraft ile yaptığı son röportajda bulunabilir .
Kagan, Trump'ın İran'la savaşını alenen eleştirmiş olsa da, ABD dış politikasında güçlü bir yaklaşımın tutarlı bir savunucusu olmuş ve 2003 Irak Savaşı'nın en önde gelen savunucularından biri olmuştur. Bu savaşın bir hata olup olmadığı sorulduğunda, "Bunun bir hata olduğunu kabul etmenin ne faydası olduğunu bilmiyorum. Kimseyi hayata geri getirmeyecek." diye yanıt verdi. Ayrıca, savaşın, savunduğu müdahaleci dış politika türüne olan kamuoyu desteğini azalttığı için en büyük pişmanlığını yaşadığını ekledi.
Dış politika çevrelerinde, özellikle de şu an itibariyle MAGA dünyasının büyük bir bölümünde, hataları kabul etme ve sorumluluk alma konusundaki isteksizlik yaygınlığını koruduğu sürece, Amerikalılar hayal kırıklığına alışmak zorunda kalacaklar.
Yazı ilk olarak 07 Ağu 2026 tarihinde yayınlanmıştır.Not: Yazıda geçen ifadeler yazarının kişisel görüşleridir. Tarihistan'ın yayın politikasını yansıtmayabilir.
Stephen M. Walt
Eğer Amerikalıysanız, savaş kaybetmekten bıkmış olabilirsiniz. Ben de bıkmış durumdayım. Ve kendinize, “Bu neden sürekli oluyor?” diye soruyor olabilirsiniz. Bu, ilgi çekici ve moral bozucu bir bilmece: Amerika Birleşik Devletleri, onlarca yıldır dünyanın en güçlü ülkesi olmasına ve bütçesi ve ham yetenekleri eşsiz bir orduya sahip olmasına rağmen, yakın tarihte çoğunlukla kaybeden bir sicile sahip. Buna, Trump yönetiminin belirttiği hedeflerin hiçbirine henüz ulaşamayan ve muhtemelen İran'ın stratejik olarak önemli ölçüde daha güçlü bir konumda sona ereceği düşünülen İran ile mevcut savaş da dahildir.
Listeye bakın. Kore Savaşı berabere sonuçlandı (buna daha sonra değineceğiz). Vietnam açık bir yenilgiydi, tıpkı 2003 Irak Savaşı ve Afganistan'daki "sonsuz savaş" gibi. 1999 Kosova Savaşı da pek bir zafer sayılmazdı; Sırbistan, savaş başlamadan önce kendisine sunulanlardan daha iyi şartlar elde etti. 1983'te küçük ada ülkesi Grenada'nın işgalini (neredeyse hiç sayılmayan büyük bir eşitsizlik) saymazsak, Amerika Birleşik Devletleri'nin bu uzun yıllar boyunca elde ettiği tek açık zafer 1991 Körfez Savaşı'ydı. Evet, biliyorum: Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri Soğuk Savaşı "kazandı", bu kuralı doğrulayan bir istisna çünkü Sovyetler Birliği ile doğrudan silahlı çatışmayı içermeyen bir "savaş"tı.
Amerika Birleşik Devletleri neden bu kadar başarısız oldu? ABD savunma bütçesinin büyüklüğü ve Kongre'nin talep edildiğinde ek fonlara oy verme istekliliği göz önüne alındığında, bunun kesinlikle para eksikliğinden kaynaklanmadığı açıktır. Ateş gücü eksikliğinden de kaynaklanmaz, çünkü Amerika Birleşik Devletleri, kendi kıyılarından oldukça uzak mesafelerde bile bir şeyleri havaya uçurmada son derece başarılıdır. ABD Başkanı Donald Trump ve ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in İran'a karşı yürüttükleri aptalca savaşta ülkenin gelişmiş füze stokunu nasıl israf ettikleri göz önüne alındığında, bu kapasite şu anda biraz azalmış olabilir, ancak bu faktör zaferin neden bu kadar elde edilemez olduğunu açıklamaz.
Bu durum, ABD silahlı kuvvetlerinin yeterince cesur olmamasından kaynaklanmıyor; zira onlar kendilerini çoğu zaman kahramanca tehlikeye atmaya istekli olmaya devam ediyorlar. Ve kesinlikle, talihsiz (ve savaşı kaybeden) bakanımızın ne düşündüğüne bakılmaksızın, ABD askerlerinin yeterli testosterona sahip olmamasından da kaynaklanmıyor.
Aslında, Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşları kaybetmeye devam etmesinin gerçek nedenleri stratejik ve yapısal niteliktedir. Ülke, mütevazı ABD çıkarlarını son derece iddialı hedeflerle birleştiren, örneğin yabancı bir toplumu ABD imajına göre yeniden şekillendirmeye çalışmak gibi, isteğe bağlı savaşlar yürütmektedir.
Zayıf taraf, doğrudan zafer kazanarak değil, daha güçlü tarafın bataklığa daha fazla asker ve para harcamanın değmeyeceğini anlamasını bekleyerek kazanır.
Sonuç olarak, rakipler Washington'dan çok daha kararlı olma eğilimindedir, çünkü çok daha fazla şeyi riske atmışlardır. Hayatta kalmak veya en azından bağımsızlıklarını ve özerkliklerini korumak için savaşırken, çoğu durumda Amerika Birleşik Devletleri tartışmalı bir şekilde arzu edilebilir ancak nihayetinde hayati olmayan hedeflere ulaşmak için savaşmaktadır. Bu koşullar altında, rakiplerin Amerika Birleşik Devletleri'nden çok daha fazla fedakarlık yapmaya istekli olmaları beklenir. Çoğu asimetrik çatışmada olduğu gibi, daha zayıf taraf, savaş alanında mutlak bir zaferle değil, kaybetmeyerek ve daha güçlü gücün bataklığa daha fazla asker ve para harcamanın değmeyeceğini anlamasını bekleyerek kazanır.
Bu basit formül, son dönemdeki tüm savaşlar hakkında bize çok şey anlatıyor. Amerika Birleşik Devletleri, Kore Yarımadası'nda önemli çıkarlarını savunuyordu; zira orada tartışmasız bir Komünist zaferi, Asya'daki Soğuk Savaş'ı önemli ölçüde etkileyebilirdi. Ancak Çin, ABD'nin yarımadayı birleştirme çabalarını varoluşsal bir tehdit olarak gördü ve sonunda bu sonucu önlemek için en az 200.000 asker (ve muhtemelen çok daha fazlasını) feda etti. Üç yıl süren acı dolu savaşın ardından sonuç esasen berabere oldu.
AFPVietnam Savaşı sırasında, Şubat 1968'de, Viet Cong önderliğindeki Tet Taarruzu esnasında sürekli bombardıman ve tehlike altında bulunan Khe Sanh üssündeki Amerikan askerlerinin fotoğrafı.
Vietnam'da Amerika Birleşik Devletleri, daha önce Fransız sömürge gücünü yenmiş ve ortadan kaldırılması imkansız olduğunu kanıtlamış olan Vietnam Komünist hareketinin şiddetli milliyetçiliğiyle karşı karşıya kaldı. ABD liderleri, bir süre boyunca Amerikalıları Komünist zaferini engellemenin hayati bir çıkar olduğuna ikna etmeyi başardılar -çoğunlukla domino etkisi ve güvenilirlik kaybı korkularını abartılı bir şekilde dile getirerek- ancak sonunda halk, görünüşte sonsuz olan savaşa karşı çıktı, ABD'nin geri çekilmesini sağladı ve Hanoi'nin nihai zaferinin yolunu açtı.
Irak ve Afganistan'daki talihsiz sonuçların da büyük ölçüde aynı kaderden kaynaklandığı söylenebilir. Saddam Hüseyin sürekli sorun çıkaran biriydi, ancak 2003 yılına kadar kontrol altına alındı, silah programları tasfiye edildi ve 11 Eylül terör saldırılarında hiçbir rolü olmadı. Onu devirmek ABD'nin hayati bir çıkarı değildi; bu nedenle, Ortadoğu'yu Amerikan yanlısı demokrasiler denizine dönüştürmeyi hayal eden ABD'li neo-muhafazakarların ne demiş olursa olsun, durum böyle değildi.
Saddam'dan kurtulmak kolaydı (bu da aslında ne kadar az tehlike arz ettiğini gösteriyordu), ancak işgalci güçler kısa süre sonra yabancı egemenliğine karşı çıkan ve hem İran hem de Suriye tarafından desteklenen güçlü bir isyanla karşı karşıya kaldılar; bu iki ülke de Washington'ın hedef listesinde bir sonraki sırada olmak istemiyordu. Bir başka iddialı seçim savaşı, maliyetli bir fiyaskoyla sonuçlandı. Tanıdık geliyor mu?
Afganistan'da, cehalet, idealizm ve sınırlı stratejik önemin birleşimi, ABD'nin oradaki savaş çabalarını nihayetinde başarısızlığa mahkum etti. Washington'ın Usame bin Ladin ve Taliban'ı hedef almak için geçerli nedenleri vardı, ancak Afganistan'ı Batı tarzı bir demokrasiye dönüştürmek için orada kalmak, "imparatorlukların mezarlığı" olarak ününü fazlasıyla hak eden bir toplumdan şiddetli bir direnişle karşılaştı. Sonunda, isyancılar ABD'nin oradan çıkmasını, ülkenin onları yenmesinden (ki bu mümkün bile değildi) daha çok önemsedi ve nihayetinde Trump, ilk döneminde ve ardından ABD Başkanı Joe Biden, uzun zamandır anlamsız bir girişim olan bu çatışmaya son verdi.
1991 Körfez Savaşı, Washington'ın etkileyici olmayan siciline açık bir istisnadır. Kesin olarak söylemek gerekirse, bu da bir "tercih savaşı"ydı; zira Amerika Birleşik Devletleri, Irak'ın Kuveyt'i elinde tutmasına izin verebilirdi ve bu da kendi güvenliğine yönelik acil bir tehdit oluşturmazdı. Ancak zamanla, Irak'ın Kuveyt'i ve petrol gelirlerini kontrol etmesi, Körfez'deki güç dengesini endişe verici şekillerde değiştirebilirdi ve George H.W. Bush yönetimi, bu tür bir karşı koyulmamış saldırganlığın başarılı olmasına izin vermenin tehlikeli bir emsal oluşturabileceğinden endişeliydi. Ancak çok önemli olan, bu durumda ABD'nin hedeflerinin ABD çıkarlarıyla tamamen örtüşmesidir. Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri Irak'ı Kuveyt'ten çıkardı, Irak'ın askeri gücünü yok etti ve silah programlarını ortadan kaldıran müdahaleci Birleşmiş Milletler denetimleri uyguladı. Ancak ABD Başkanı George HW Bush, hem bunu yapmanın BM Güvenlik Konseyi'nin verdiği yetkiyi aşacağı hem de Amerika Birleşik Devletleri'ni bölünmüş ve kızgın bir toplumu işgal etmeye ve yönetmeye zorlayacağı gerekçesiyle, "Bağdat'a gidip" rejimi devirmemeyi akıllıca tercih etti. ABD'nin amaçları ABD çıkarlarıyla örtüştüğü ve Bush savaşı derhal sona erdirdiği için, bu durum haklı olarak çarpıcı bir başarı olarak görülüyor.
Ancak bir süper gücün çıkarlarını ve hedeflerini uyumlu hale getirmesi kolay değildir. Amerika Birleşik Devletleri çok güçlü ve nesnel olarak çok güvenli olduğu için, gerçekten hayati çıkarların söz konusu olduğu ve büyük fedakarlıkların (örneğin II. Dünya Savaşı sırasında Amerikalıların yaptığı gibi) kolayca haklı çıkarılabildiği çatışmalar pek olmayacaktır. Aynı zamanda, ABD'nin gücü ve teknolojik üstünlüğü, her türlü yere müdahale etmeyi ve politika yapıcıların bu çatışmaların kolayca kazanılacağına kendilerini ikna etmelerini de kolaylaştırıyor. Kısacası, sorun Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşlarda kötü olması değil. Sorun, genellikle yanlış amaçlar için yanlış savaşlar yapmasıdır; bu da müttefiklerin ABD'nin yargı yeteneğine olan güvenini zedeliyor ve Çin gibi gerçek rakiplerle rekabet etmeyi zorlaştırıyor.
Reuters Ziyaretçiler, 8 Ekim 2022'de Pekin'deki Çin Halk Devrimi Askeri Müzesi'nde, Çin Komünist Partisi bayrağının yanında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in görüntüsünün yer aldığı dev bir ekranın önünde duruyorlar.
Sonsuza dek sürecek savaşlara karşı olduğunu iddia eden ve kendisinin "barış adayı" olduğunu ısrarla belirten bir başkan döneminde bile bu durum neden sürekli tekrarlanıyor? Bunun birçok nedeni var, ancak bunlardan biri de ABD dış politika elitinin kendisini sorumlu tutmaktan ve geçmiş hatalardan ders çıkarmaktan sürekli olarak kaçınmasıdır. Bu sorunun mükemmel bir örneği, Robert Kagan'ın Responsible Statecraft ile yaptığı son röportajda bulunabilir .
Kagan, Trump'ın İran'la savaşını alenen eleştirmiş olsa da, ABD dış politikasında güçlü bir yaklaşımın tutarlı bir savunucusu olmuş ve 2003 Irak Savaşı'nın en önde gelen savunucularından biri olmuştur. Bu savaşın bir hata olup olmadığı sorulduğunda, "Bunun bir hata olduğunu kabul etmenin ne faydası olduğunu bilmiyorum. Kimseyi hayata geri getirmeyecek." diye yanıt verdi. Ayrıca, savaşın, savunduğu müdahaleci dış politika türüne olan kamuoyu desteğini azalttığı için en büyük pişmanlığını yaşadığını ekledi.
Dış politika çevrelerinde, özellikle de şu an itibariyle MAGA dünyasının büyük bir bölümünde, hataları kabul etme ve sorumluluk alma konusundaki isteksizlik yaygınlığını koruduğu sürece, Amerikalılar hayal kırıklığına alışmak zorunda kalacaklar.
Yazı ilk olarak 07 Ağu 2026 tarihinde yayınlanmıştır.Not: Yazıda geçen ifadeler yazarının kişisel görüşleridir. Tarihistan'ın yayın politikasını yansıtmayabilir.
Olay, 31 Ağustos’ta saat 15.30 sıralarında, Seyhan ilçesi Küçükdikili Mahallesi’nde meydana geldi. Gökçe U. ile Yeter U., Fa...
Olay, 31 Ağustos’ta saat 15.30 sıralarında, Seyhan ilçesi Küçükdikili Mahallesi’nde meydana geldi. Gökçe U. ile Yeter U., Fa...
Olay, 31 Ağustos’ta saat 15.30 sıralarında, Seyhan ilçesi Küçükdikili Mahallesi’nde meydana geldi. Gökçe U. ile Yeter U., Fatma Kılavuz’un evinin kapısını açmaya çalıştı. Durumu fark eden Kılavuz, evinin önüne gelince şüpheliler kaçtı. Mahalleli şüphelileri kovalayıp, yakaladı. Bu sırada Yeter U., kendini yere atıp çırpınmaya başladı. Gökçe U., arkadaşının epilepsi hastası olduğunu ve nöbet geçirdiğini öne sürüp, ambulans çağrılmasını istedi. Fatma Kılavuz ise kadınların rol yaptığını öne sürerek tepki gösterip, o anları cep telefonu kamerasıyla kaydetti.
Kılavuz’un ihbarıyla bölgeye polis ekipleri sevk edildi. Bu sırada şüphelilerden Yeter U.'nun da kendine geldiği görüldü.
ÜZERLERİNDE MAYMUNCUK BULUNDU
Şüphelilerin üstünü arayan polis, kapı açmada kullandıkları belirtilen maymuncuk ele geçirdi. Gözaltına alınıp, emniyete götürülen şüphelilerden Yeter U.’nun 80, Gökçe U.’nun ise 20 ayrı suçtan kaydı olduğu belirlendi.
Fatma Kılavuz, 3 ay önce de evine hırsız girdiğini ve yaklaşık 1,5 milyon lira değerindeki altın ve ziynet eşyalarının çalındığını belirterek, şüpheliler hakkında şikayetçi oldu.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Yeter U. ile Gökçe U., çıkarıldıkları mahkemede tutuklandı.
Olay, 31 Ağustos’ta saat 15.30 sıralarında, Seyhan ilçesi Küçükdikili Mahallesi’nde meydana geldi. Gökçe U. ile Yeter U., Fatma Kılavuz’un evinin kapısını açmaya çalıştı. Durumu fark eden Kılavuz, evinin önüne gelince şüpheliler kaçtı. Mahalleli şüphelileri kovalayıp, yakaladı. Bu sırada Yeter U., kendini yere atıp çırpınmaya başladı. Gökçe U., arkadaşının epilepsi hastası olduğunu ve nöbet geçirdiğini öne sürüp, ambulans çağrılmasını istedi. Fatma Kılavuz ise kadınların rol yaptığını öne sürerek tepki gösterip, o anları cep telefonu kamerasıyla kaydetti.
Kılavuz’un ihbarıyla bölgeye polis ekipleri sevk edildi. Bu sırada şüphelilerden Yeter U.'nun da kendine geldiği görüldü.
ÜZERLERİNDE MAYMUNCUK BULUNDU
Şüphelilerin üstünü arayan polis, kapı açmada kullandıkları belirtilen maymuncuk ele geçirdi. Gözaltına alınıp, emniyete götürülen şüphelilerden Yeter U.’nun 80, Gökçe U.’nun ise 20 ayrı suçtan kaydı olduğu belirlendi.
Fatma Kılavuz, 3 ay önce de evine hırsız girdiğini ve yaklaşık 1,5 milyon lira değerindeki altın ve ziynet eşyalarının çalındığını belirterek, şüpheliler hakkında şikayetçi oldu.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Yeter U. ile Gökçe U., çıkarıldıkları mahkemede tutuklandı.
Türkiye tarihinin en yıkıcı depremlerinden 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti.
Büyük depremde yaşanan acılar ve sonrasında verilen mücadeleler hafızalardaki yerini koruyor.
ENKAZDA KALDIĞI OĞLUNDAN BİR DAHA HABER ALAMADIDeprem gecesi oğlu Serkan ile birlikte enkaz altında kalan 7...
Türkiye tarihinin en yıkıcı depremlerinden 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti.
Büyük depremde yaşanan acılar ve sonrasında verilen mücadeleler hafızalardaki yerini koruyor.
ENKAZDA KALDIĞI OĞLUNDAN BİR DAHA HABER ALAMADIDeprem gecesi oğlu Serkan ile birlikte enkaz altında kalan 7...
Türkiye tarihinin en yıkıcı depremlerinden 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti.
Büyük depremde yaşanan acılar ve sonrasında verilen mücadeleler hafızalardaki yerini koruyor.
ENKAZDA KALDIĞI OĞLUNDAN BİR DAHA HABER ALAMADIDeprem gecesi oğlu Serkan ile birlikte enkaz altında kalan 70 yaşındaki Emine Cebeci, 16 saat sonra yaralı olarak kurtarıldı.
Oğlu ise 13'üncü saatte enkazdan çıkarılarak hastaneye sevk edildi. Ancak sevkin ardından kendisinden bir daha haber alınamadı.
18 MEZAR AÇTIRDI, OĞLUNA ULAŞTIBir yıl boyunca hastanelerde tedavi gören ve 14 kez ameliyat olan Cebeci, tüm yaşadığı zorluklara rağmen oğlunu aramaktan vazgeçmedi.
Dört yıl boyunca Türkiye'nin dört bir yanında oğlunun izini süren, emniyetleri, hastaneleri ve morgları dolaşan Cebeci, başlattığı hukuki mücadele sonucu 18 mezarın açılmasını sağlayarak evladının cenazesine ulaştı.
O gece yaşadıklarını anlatan Emine Cebeci, "Derler ya, 'milattan önce, milattan sonra' diye. Bizim için de öyle oldu. 1999'dan önce bir hayatımız vardı, 1999'dan sonra başka bir hayata döndük." diye konuştu.
Depreme televizyon izlediği sırada yakalandığını anlatan Cebeci, yaşadığı evin yıkılmasıyla enkaz altında kaldı.
ENKAZDAN ÇIKARILDIĞI ANI ANLATTIEnkazda oğlundan önce ses alamadığını anlatan Cebeci, oğlunun bir iki saat sonra kendisine seslendiğini belirterek, şöyle devam etti:
"- Sadece bizim binamızın yıkıldığını zannediyorum. Oysa deprem olmuş, her taraf yerle bir olmuş. Daha sonra oğlumu çıkardılar. Yanında köpeğimizi de çıkardılar. Köpeğimiz yaşıyordu. Oğlumla beraber onu da çıkardılar.
- Oğlum, 'Gitmem, annemi çıkarın. Annem aşağıda yaşıyor' diyordu. Daha sonra en yakın arkadaşım zorla oğlumu ikna etti ve Gölcük Askeri Hastanesi'ne götürdü. Ben hep şükrettim. 'Oğlum gitti, kurtuldu. Ben kurtulmasam da olur' diye düşündüm.
- Saat 16.00 sıralarında beni de oğlumdan üç saat sonra çıkardılar. Çıktığımda çok kötüydüm. Herkes bunu söylüyor. 'Serkan çok iyiydi, senin hastaneye ulaşacağını bile düşünmüyorduk' diyorlardı."
18 MEZAR AÇTIRIP OĞLUNU BULDUDepremin ardından 14 ameliyat geçirdiğini anlatan Cebeci, daha sonra oğlunu aramaya başladığını belirterek, şunları söyledi:
"- Gölcük'e geldiğimde bir baktım, duvarların üzerinde hep kayıp insanların fotoğrafları vardı. Bir sürü kayıp vardı. Askeriyeye gittim. Askeriye bana, 'Biz 18 kimsesiz kişiyi gömdük ama resimleri elimizde' dedi.
- Resimlere baktım, benim oğlum yoktu. Yine de 'Bakın, bir sürü kayıp var. Bu kayıplardan biri o mezarlıktan çıkabilir. O 18 mezarın açılmasını istiyorum' dedim. Çünkü hangi kaybı bulsak, bir anne için bu huzurdur.
- Benim mahkeme sürecim 4 yıl sürdü. Mezarları açtırabilmek için mücadele ettim. Sonunda mezarlar açıldı. 18 mezarın açılmasını istedim. Benim oğlum çıkacak diye değil, başka kayıpların bulunması için açtırdım ama benim oğlum o mezarlardan birinden çıktı.
- Ben bu dört yılda Türkiye'de gitmediğim yer bırakmadım. Bu işler öyle ufacık bir aramayla olmuyor. Her gün sırtımda kayıpların resimleriyle Türkiye'yi dolaştım."
Türkiye tarihinin en yıkıcı depremlerinden 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti.
Büyük depremde yaşanan acılar ve sonrasında verilen mücadeleler hafızalardaki yerini koruyor.
ENKAZDA KALDIĞI OĞLUNDAN BİR DAHA HABER ALAMADIDeprem gecesi oğlu Serkan ile birlikte enkaz altında kalan 70 yaşındaki Emine Cebeci, 16 saat sonra yaralı olarak kurtarıldı.
Oğlu ise 13'üncü saatte enkazdan çıkarılarak hastaneye sevk edildi. Ancak sevkin ardından kendisinden bir daha haber alınamadı.
18 MEZAR AÇTIRDI, OĞLUNA ULAŞTIBir yıl boyunca hastanelerde tedavi gören ve 14 kez ameliyat olan Cebeci, tüm yaşadığı zorluklara rağmen oğlunu aramaktan vazgeçmedi.
Dört yıl boyunca Türkiye'nin dört bir yanında oğlunun izini süren, emniyetleri, hastaneleri ve morgları dolaşan Cebeci, başlattığı hukuki mücadele sonucu 18 mezarın açılmasını sağlayarak evladının cenazesine ulaştı.
O gece yaşadıklarını anlatan Emine Cebeci, "Derler ya, 'milattan önce, milattan sonra' diye. Bizim için de öyle oldu. 1999'dan önce bir hayatımız vardı, 1999'dan sonra başka bir hayata döndük." diye konuştu.
Depreme televizyon izlediği sırada yakalandığını anlatan Cebeci, yaşadığı evin yıkılmasıyla enkaz altında kaldı.
ENKAZDAN ÇIKARILDIĞI ANI ANLATTIEnkazda oğlundan önce ses alamadığını anlatan Cebeci, oğlunun bir iki saat sonra kendisine seslendiğini belirterek, şöyle devam etti:
"- Sadece bizim binamızın yıkıldığını zannediyorum. Oysa deprem olmuş, her taraf yerle bir olmuş. Daha sonra oğlumu çıkardılar. Yanında köpeğimizi de çıkardılar. Köpeğimiz yaşıyordu. Oğlumla beraber onu da çıkardılar.
- Oğlum, 'Gitmem, annemi çıkarın. Annem aşağıda yaşıyor' diyordu. Daha sonra en yakın arkadaşım zorla oğlumu ikna etti ve Gölcük Askeri Hastanesi'ne götürdü. Ben hep şükrettim. 'Oğlum gitti, kurtuldu. Ben kurtulmasam da olur' diye düşündüm.
- Saat 16.00 sıralarında beni de oğlumdan üç saat sonra çıkardılar. Çıktığımda çok kötüydüm. Herkes bunu söylüyor. 'Serkan çok iyiydi, senin hastaneye ulaşacağını bile düşünmüyorduk' diyorlardı."
18 MEZAR AÇTIRIP OĞLUNU BULDUDepremin ardından 14 ameliyat geçirdiğini anlatan Cebeci, daha sonra oğlunu aramaya başladığını belirterek, şunları söyledi:
"- Gölcük'e geldiğimde bir baktım, duvarların üzerinde hep kayıp insanların fotoğrafları vardı. Bir sürü kayıp vardı. Askeriyeye gittim. Askeriye bana, 'Biz 18 kimsesiz kişiyi gömdük ama resimleri elimizde' dedi.
- Resimlere baktım, benim oğlum yoktu. Yine de 'Bakın, bir sürü kayıp var. Bu kayıplardan biri o mezarlıktan çıkabilir. O 18 mezarın açılmasını istiyorum' dedim. Çünkü hangi kaybı bulsak, bir anne için bu huzurdur.
- Benim mahkeme sürecim 4 yıl sürdü. Mezarları açtırabilmek için mücadele ettim. Sonunda mezarlar açıldı. 18 mezarın açılmasını istedim. Benim oğlum çıkacak diye değil, başka kayıpların bulunması için açtırdım ama benim oğlum o mezarlardan birinden çıktı.
- Ben bu dört yılda Türkiye'de gitmediğim yer bırakmadım. Bu işler öyle ufacık bir aramayla olmuyor. Her gün sırtımda kayıpların resimleriyle Türkiye'yi dolaştım."
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada liderliğini Alihan Kuriş'in üstlendiği Kuriş suç örgütüne yönelik cuma günü operasyon gerçekleştirildi.
Ankara merkezli 17 ilde yürütülen operasyonda 123 adreste arama ve el koyma tedbirleri uygulanırken aralarında Alihan Kur...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada liderliğini Alihan Kuriş'in üstlendiği Kuriş suç örgütüne yönelik cuma günü operasyon gerçekleştirildi.
Ankara merkezli 17 ilde yürütülen operasyonda 123 adreste arama ve el koyma tedbirleri uygulanırken aralarında Alihan Kur...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada liderliğini Alihan Kuriş'in üstlendiği Kuriş suç örgütüne yönelik cuma günü operasyon gerçekleştirildi.
Ankara merkezli 17 ilde yürütülen operasyonda 123 adreste arama ve el koyma tedbirleri uygulanırken aralarında Alihan Kuriş'in de olduğu 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
Operasyona ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı.
BELGELERİ İMHA ETMEYE ÇALIŞMIŞLARSoruşturma kapsamında İstanbul’un Ümraniye ilçesindeki bir adreste örgütle bağlantılı çuval çuval belgelerin imha edildiği yönünde ihbar alındığı ortaya çıktı.
İhbar üzerine ekipler harekete geçti ve adreste arama kararı çıkarıldı.
PARÇALANAN EVRAK ELE GEÇİRİLDİİstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince adreste gerçekleştirilen aramada, ihbarın doğru olduğu tespit edildi.
İmha edilmek amacıyla parçalandığı belirlenen belgelere el konuldu.
GİZLİ BÖLMEDE YAKALANMIŞTINTV muhabiri Öykü Tüccar, NTV canlı yayınında suçlamalara ilişkin bilgi vermiş ve Kuriş'in bir evdeki gizli bölmede yakalandığını aktarmıştı.
Tüccar'ın aktardıkları şöyle:
“Sabah 05.00'de operasyon gerçekleştirildi. Operasyon yapılan adreslerden biri de Kuriş'in ikametgahıydı ancak burada ele yakalanamadı. Ekipler, Kuriş'in telefonunu evde bıraktığını tespit etti ve şüphelinin başka bir adrese geçtiğini tespit etti. Bu adrese düzenlenen operasyonda ekipler, Kuriş'e rastlamadı. Fakat yapılan ikinci aramada evde gizli bölme olduğu belirlendi. Kuriş de bu bölgede saklanırken yakalandı.”
SUÇLAMALAR NELER?Dosyanın ana odağının “örgütlü mali suçlar” olduğu ifade ediliyor.
Şüphelilere “yolsuzluk”, “kara para aklama”, “yüksek sermayeli şirketler üzerinden olağan dışı nakit hareketleri oluşturma” ve “milyarlarca liralık ticari hacme ilişkin usulsüzlük yapma” suçlamaları yöneltildiği öğrenildi.
MASAK RAPORUNDAN AYRINTILARMali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali analizlerin de incelemeye alındığı öğrenildi.
Dosyadaki iddialara göre, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar liranın üzerinde para hareketinin yurt dışına çıkarıldığı yönündeki tespitler araştırılıyor.
Söz konusu rakamın ve para transferlerinin suçtan elde edilen gelirle bağlantısının, yürütülecek mali ve adli incelemeler sonucunda kesinlik kazanacağı belirtiliyor.
Yurt dışı kaynaklı para transferlerinin de mercek altına alındığı, para trafiğinde İsrail bağlantılı hareketler bulunduğu yönündeki iddiaların da soruşturma kapsamında araştırıldığı ifade ediliyor.
2020'den sonra finansal işlemlerinin belirgin şekilde arttığı belirtiliyor. Bazı şirketlerin sermaye dışında herhangi bir kaynağının bulunmadığı, bu şirketlerin aktif olarak ticaret yapmadığı da MASAK raporunda yer aldı.
Ortaklar tarafından şirketlere izahata muhtaç yüksek miktarda nakit girişi gerçekleştirdiği belirtildi.
Son olarak İsrail bağlantılı hareketlere dair iddialar da inceleniyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada liderliğini Alihan Kuriş'in üstlendiği Kuriş suç örgütüne yönelik cuma günü operasyon gerçekleştirildi.
Ankara merkezli 17 ilde yürütülen operasyonda 123 adreste arama ve el koyma tedbirleri uygulanırken aralarında Alihan Kuriş'in de olduğu 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
Operasyona ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı.
BELGELERİ İMHA ETMEYE ÇALIŞMIŞLARSoruşturma kapsamında İstanbul’un Ümraniye ilçesindeki bir adreste örgütle bağlantılı çuval çuval belgelerin imha edildiği yönünde ihbar alındığı ortaya çıktı.
İhbar üzerine ekipler harekete geçti ve adreste arama kararı çıkarıldı.
PARÇALANAN EVRAK ELE GEÇİRİLDİİstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince adreste gerçekleştirilen aramada, ihbarın doğru olduğu tespit edildi.
İmha edilmek amacıyla parçalandığı belirlenen belgelere el konuldu.
GİZLİ BÖLMEDE YAKALANMIŞTINTV muhabiri Öykü Tüccar, NTV canlı yayınında suçlamalara ilişkin bilgi vermiş ve Kuriş'in bir evdeki gizli bölmede yakalandığını aktarmıştı.
Tüccar'ın aktardıkları şöyle:
“Sabah 05.00'de operasyon gerçekleştirildi. Operasyon yapılan adreslerden biri de Kuriş'in ikametgahıydı ancak burada ele yakalanamadı. Ekipler, Kuriş'in telefonunu evde bıraktığını tespit etti ve şüphelinin başka bir adrese geçtiğini tespit etti. Bu adrese düzenlenen operasyonda ekipler, Kuriş'e rastlamadı. Fakat yapılan ikinci aramada evde gizli bölme olduğu belirlendi. Kuriş de bu bölgede saklanırken yakalandı.”
SUÇLAMALAR NELER?Dosyanın ana odağının “örgütlü mali suçlar” olduğu ifade ediliyor.
Şüphelilere “yolsuzluk”, “kara para aklama”, “yüksek sermayeli şirketler üzerinden olağan dışı nakit hareketleri oluşturma” ve “milyarlarca liralık ticari hacme ilişkin usulsüzlük yapma” suçlamaları yöneltildiği öğrenildi.
MASAK RAPORUNDAN AYRINTILARMali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali analizlerin de incelemeye alındığı öğrenildi.
Dosyadaki iddialara göre, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar liranın üzerinde para hareketinin yurt dışına çıkarıldığı yönündeki tespitler araştırılıyor.
Söz konusu rakamın ve para transferlerinin suçtan elde edilen gelirle bağlantısının, yürütülecek mali ve adli incelemeler sonucunda kesinlik kazanacağı belirtiliyor.
Yurt dışı kaynaklı para transferlerinin de mercek altına alındığı, para trafiğinde İsrail bağlantılı hareketler bulunduğu yönündeki iddiaların da soruşturma kapsamında araştırıldığı ifade ediliyor.
2020'den sonra finansal işlemlerinin belirgin şekilde arttığı belirtiliyor. Bazı şirketlerin sermaye dışında herhangi bir kaynağının bulunmadığı, bu şirketlerin aktif olarak ticaret yapmadığı da MASAK raporunda yer aldı.
Ortaklar tarafından şirketlere izahata muhtaç yüksek miktarda nakit girişi gerçekleştirdiği belirtildi.
Son olarak İsrail bağlantılı hareketlere dair iddialar da inceleniyor.
Olay, Gaziantep'in Şahinbey ilçesi Cengiz Topel Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, işitme ve konuşma engelli 24 yaşındaki...
Olay, Gaziantep'in Şahinbey ilçesi Cengiz Topel Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, işitme ve konuşma engelli 24 yaşındaki...
Olay, Gaziantep'in Şahinbey ilçesi Cengiz Topel Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, işitme ve konuşma engelli 24 yaşındaki S.P.'nin aracına bindiği bir şüpheli tarafından bilinmeyen bir adrese götürüldü.
Genç kıza, götürüldüğü adreste boyacı, tesisatçı, berber ve berber kalfası olduğu iddia edilen M.T. (28), S.Ç.Ç. (17), S.B. (26), M.E. (24) ve F.R. (18) isimli şüpheliler tarafından cinsel istismarda bulunulduğu öne sürüldü.
Daha sonra serbest bırakılan genç kız, yaşananları ailesine anlattı.
VATANDAŞLAR KARAKOLUN ÖNÜNDE TOPLANDI
İhbar üzerine çalışma yapan polis ekipleri olaya karıştığı öne sürülen beş şüpheliyi yakaladı.
Şüpheliler emniyete götürülürken bu sırada karakol önünde toplanan genç kızın ailesi ile yüzlerce vatandaş yaşananlara tepki gösterdi.
5 KİŞİ TUTUKLANDI
Vatandaşlar, şüphelilerin en ağır cezayı almasını istedi.
Adli makamlara sevk edilen M.T. (28), S.B. (26), M.Ş.E. (24), S.Ç.Ç. (17) ve F.R. (17) isimli 5 şüpheli, çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe "nitelikli cinsel istismar" ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Konu ile ilgili geniş çaplı soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.
Genç kızın istismara uğrayıp uğramadığı iddiasının ise yapılacak sağlık kontrollerinin ardından netleşeceği belirtildi.
Olay, Gaziantep'in Şahinbey ilçesi Cengiz Topel Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, işitme ve konuşma engelli 24 yaşındaki S.P.'nin aracına bindiği bir şüpheli tarafından bilinmeyen bir adrese götürüldü.
Genç kıza, götürüldüğü adreste boyacı, tesisatçı, berber ve berber kalfası olduğu iddia edilen M.T. (28), S.Ç.Ç. (17), S.B. (26), M.E. (24) ve F.R. (18) isimli şüpheliler tarafından cinsel istismarda bulunulduğu öne sürüldü.
Daha sonra serbest bırakılan genç kız, yaşananları ailesine anlattı.
VATANDAŞLAR KARAKOLUN ÖNÜNDE TOPLANDI
İhbar üzerine çalışma yapan polis ekipleri olaya karıştığı öne sürülen beş şüpheliyi yakaladı.
Şüpheliler emniyete götürülürken bu sırada karakol önünde toplanan genç kızın ailesi ile yüzlerce vatandaş yaşananlara tepki gösterdi.
5 KİŞİ TUTUKLANDI
Vatandaşlar, şüphelilerin en ağır cezayı almasını istedi.
Adli makamlara sevk edilen M.T. (28), S.B. (26), M.Ş.E. (24), S.Ç.Ç. (17) ve F.R. (17) isimli 5 şüpheli, çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe "nitelikli cinsel istismar" ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Konu ile ilgili geniş çaplı soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.
Genç kızın istismara uğrayıp uğramadığı iddiasının ise yapılacak sağlık kontrollerinin ardından netleşeceği belirtildi.
Kaza gece yarısı Edirne 1'inci Murat Mahallesi'nde meydana ge...
Kaza gece yarısı Edirne 1'inci Murat Mahallesi'nde meydana ge...
Kaza gece yarısı Edirne 1'inci Murat Mahallesi'nde meydana geldi. Sürücüsü C.B.'nin direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil yoldan çıkarak savruldu. Takla atan araç yol kenarındaki parka girdi.
Kazayı görenlerin ihbarıyla bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sürücü C.B. kazada yara almazken, yanındaki F.K.'nin parmağı koptu. Sağlık ekipleri F.K.'ye ilk müdahaleyi olay yerine yaptı.
Polis, sağlık ekipleri ve çevredeki vatandaşlar gece karanlığında dakikalarca yaralının kopan parmağını arandı. Parmak bulunamadı, F.K. ambulansla Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı.
Kaza gece yarısı Edirne 1'inci Murat Mahallesi'nde meydana geldi. Sürücüsü C.B.'nin direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil yoldan çıkarak savruldu. Takla atan araç yol kenarındaki parka girdi.
Kazayı görenlerin ihbarıyla bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sürücü C.B. kazada yara almazken, yanındaki F.K.'nin parmağı koptu. Sağlık ekipleri F.K.'ye ilk müdahaleyi olay yerine yaptı.
Polis, sağlık ekipleri ve çevredeki vatandaşlar gece karanlığında dakikalarca yaralının kopan parmağını arandı. Parmak bulunamadı, F.K. ambulansla Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı.
Alnus Yatırım, Hürmüz Boğazı çevresinde artan tansiyonla birlikte İran tarafından gelecek açıklamaların küresel piyasaların yönü açısından yakından izleneceğini belirtti.
Alnus Yatırım'ın değerlendirmesine göre BIST 100 endeksi, dünkü işlem gününe 14,04 puanlık sınırlı artışla başladı. Gün içerisinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) yılın üçüncü Enflasyon Raporu ile dalgalı bir seyir izleyen endeks, günü yüzde 0,16 artışla 14.132,23 puandan tamamladı. Endeksin işlem hacmi ise önceki günkü 256,69 milyar TL seviyesinden 196,01 milyar TL'ye geriledi. Puan bazında endekse en fazla pozitif katkıyı 101,22 puanla ASELS, 45,65 puanla ASTOR ve 37,88 puanla ODINE sağladı.
Yurt içinde günün öne çıkan başlığının TCMB'nin üçüncü Enflasyon Raporu olduğunu aktaran Alnus Yatırım, sunum öncesinde Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı kapsamında ağustos ayında motorin ürünlerindeki ÖTV'nin kaldırılmasının da önemli bir gelişme olarak öne çıktığını ifade etti. Kurum, kararın ilk günden itibaren motorin fiyatlarında yüzde 10'un üzerinde düşüş oluşturduğunu ve enflasyon ile para politikası üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini belirtti.
Alnus Yatırım, TCMB Başkanı Fatih Karahan tarafından sunulan Enflasyon Raporu'nda petrol fiyatlarındaki geliş...
Alnus Yatırım, Hürmüz Boğazı çevresinde artan tansiyonla birlikte İran tarafından gelecek açıklamaların küresel piyasaların yönü açısından yakından izleneceğini belirtti.
Alnus Yatırım'ın değerlendirmesine göre BIST 100 endeksi, dünkü işlem gününe 14,04 puanlık sınırlı artışla başladı. Gün içerisinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) yılın üçüncü Enflasyon Raporu ile dalgalı bir seyir izleyen endeks, günü yüzde 0,16 artışla 14.132,23 puandan tamamladı. Endeksin işlem hacmi ise önceki günkü 256,69 milyar TL seviyesinden 196,01 milyar TL'ye geriledi. Puan bazında endekse en fazla pozitif katkıyı 101,22 puanla ASELS, 45,65 puanla ASTOR ve 37,88 puanla ODINE sağladı.
Yurt içinde günün öne çıkan başlığının TCMB'nin üçüncü Enflasyon Raporu olduğunu aktaran Alnus Yatırım, sunum öncesinde Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı kapsamında ağustos ayında motorin ürünlerindeki ÖTV'nin kaldırılmasının da önemli bir gelişme olarak öne çıktığını ifade etti. Kurum, kararın ilk günden itibaren motorin fiyatlarında yüzde 10'un üzerinde düşüş oluşturduğunu ve enflasyon ile para politikası üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini belirtti.
Alnus Yatırım, TCMB Başkanı Fatih Karahan tarafından sunulan Enflasyon Raporu'nda petrol fiyatlarındaki geliş...
Alnus Yatırım, Hürmüz Boğazı çevresinde artan tansiyonla birlikte İran tarafından gelecek açıklamaların küresel piyasaların yönü açısından yakından izleneceğini belirtti.
Alnus Yatırım'ın değerlendirmesine göre BIST 100 endeksi, dünkü işlem gününe 14,04 puanlık sınırlı artışla başladı. Gün içerisinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) yılın üçüncü Enflasyon Raporu ile dalgalı bir seyir izleyen endeks, günü yüzde 0,16 artışla 14.132,23 puandan tamamladı. Endeksin işlem hacmi ise önceki günkü 256,69 milyar TL seviyesinden 196,01 milyar TL'ye geriledi. Puan bazında endekse en fazla pozitif katkıyı 101,22 puanla ASELS, 45,65 puanla ASTOR ve 37,88 puanla ODINE sağladı.
Yurt içinde günün öne çıkan başlığının TCMB'nin üçüncü Enflasyon Raporu olduğunu aktaran Alnus Yatırım, sunum öncesinde Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı kapsamında ağustos ayında motorin ürünlerindeki ÖTV'nin kaldırılmasının da önemli bir gelişme olarak öne çıktığını ifade etti. Kurum, kararın ilk günden itibaren motorin fiyatlarında yüzde 10'un üzerinde düşüş oluşturduğunu ve enflasyon ile para politikası üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini belirtti.
Alnus Yatırım, TCMB Başkanı Fatih Karahan tarafından sunulan Enflasyon Raporu'nda petrol fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle 2026 yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 26'dan yüzde 28'e yükseltildiğini ve bu gelişmeyle TL varlıklarda oynaklık oluştuğunu aktardı. Karahan'ın orta vadeli enflasyon görünümüne ilişkin risklerin azaldığını vurguladığını belirten kurum, piyasa koşullarına bağlı olarak 1 hafta vadeli repo operasyonlarına dönüşün gündemde olduğuna yönelik açıklamanın da dikkat çeken başlıklardan biri olduğunu kaydetti.
Ödemeler Dengesi verilerine de değinen Alnus Yatırım, cari işlemler hesabının 4,19 milyar dolar açık verdiğini ve böylece yılın ilk altı ayında cari açığın 34,55 milyar dolara ulaştığını belirtti. TÜİK tarafından açıklanan konut satışlarının ise temmuz ayında yıllık yüzde 17 düşüşle 123,6 bine gerilediğini, yılın ilk yedi ayındaki toplam satışların da yüzde 1,39 azaldığını aktardı.
TCMB'nin haftalık verilerine ilişkin değerlendirmede bulunan Alnus Yatırım, brüt rezervlerin haftalık yüzde 8,5 artışla 178,4 milyar dolara yükseldiğini belirtti. Yabancı yatırımcıların ise Devlet İç Borçlanma Senetlerinde 545,8 milyon dolar, hisse senetlerinde ise 1,5 milyon dolarlık sınırlı net alım gerçekleştirdiğini ifade etti.
Küresel piyasalarda ise Hürmüz Boğazı'nın kontrolüne ilişkin taraflardan gelen karşıt açıklamaların öne çıktığını aktaran Alnus Yatırım, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD'nin boğazda tam kontrole sahip olduğunu ileri sürdüğünü belirtti. İran Devrim Muhafızları'na bağlı Besic Komutanı Hüseyin Taib'in ise Hürmüz Boğazı'nın İran'ın yönetim ve kontrolü altında olduğunu ve ülkenin güvenlik içinde yoluna devam ettiğini savunduğunu aktardı.
İran Cumhurbaşkanı'nın kıdemli yardımcısı Mustafa El Ensari'nin de savaş ile müzakerelerin birbirini tamamlayıcı unsurlar olduğunu söylediğini belirten Alnus Yatırım, Ensari'nin Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nda ve bölgede hedeflerine hâlâ ulaşabileceğini ifade ederek hükümetin ABD ile görüşmelere katılma kararını savunduğunu kaydetti.
Bu gelişmelerin gölgesinde petrol fiyatlarının sınırlı hareket ettiğini belirten Alnus Yatırım, küresel risk iştahının ise beklentilere paralel gelen ABD TÜFE verilerinin ardından, öngörülerin altında kalan ABD ÜFE verileriyle birlikte arttığını aktardı.
Kurum, güne ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'ın İran'a yönelik ekonomik baskıların artırılacağı yönündeki açıklaması ve ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth'in ablukayı süresiz sürdürebileceklerine ilişkin değerlendirmesi sonrasında petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketin devamıyla başlandığını belirtti. Hürmüz Boğazı'nda Birleşik Arap Emirlikleri'ne ait iki tanker gemisinin vurulmasının da jeopolitik endişeleri canlı tuttuğunu ifade etti.
Alnus Yatırım, Asya piyasalarının satıcılı, ABD piyasalarının görece yatay, Avrupa vadeli endekslerinin ise alıcılı görünüm sergilediğini aktardı. Küresel piyasalardaki karışık seyrin etkisiyle BIST 100 endeksinin güne yatay başlamasının beklendiğini belirten kurum, yurt içinde Piyasa Katılımcıları Anketi'nin, küresel tarafta ise Euro Bölgesi büyüme verileri ile ABD Perakende Satış verilerinin takip edileceğini kaydetti. Kurum, jeopolitik gelişmelerde ise özellikle Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklamaların izleneceğini bildirdi.
Alnus Yatırım'ın teknik değerlendirmesinde BIST 100 endeksinin son işlem gününü 14.132 seviyesinde sınırlı alıcılı tamamladığı, tüm üstel hareketli ortalamalarının üzerinde kalmayı sürdürdüğü ve 23 Temmuz seviyesini test ederek çanak formasyonu oluşturduğu belirtildi. 14.160 bölgesi üzerinde kalıcılık sağlanması halinde endekste 14.400 seviyelerine kadar yükseliş görülebileceği aktarıldı. Olası geri çekilmelerde ise 14.100 ve 14.000 seviyelerinin, bu bölgenin altında ise 13.800 seviyesinin takip edileceği ifade edildi.
Alnus Yatırım, BIST 100 için destek seviyelerini 14.100, 14.000 ve 13.800, direnç seviyelerini ise 14.160 ve 14.400 olarak sıraladı.
VİOP BIST-30 yakın vadeli kontratının son işlem gününü 16.190 seviyesinde yatay tamamladığını aktaran kurum, alıcılı görünümün devam etmesi halinde 16.400 ve 50 günlük üstel ortalama olan 16.600 seviyelerinin direnç olarak izleneceğini belirtti. Satıcılı görünümde ise 16.150 ve 16.000 seviyelerinin destek konumunda olduğu kaydedildi.
Dolar/TL'nin son işlem gününü 47,77 civarında alıcılı tamamladığını belirten Alnus Yatırım, yeni günde kurda 47,87 seviyesinden yatay-yukarı yönlü fiyatlamanın hakim olduğunu aktardı. Kurun rekor seviyelere yakın olması nedeniyle teknik direnç seviyesi verilemediğini belirten kurum, aşağı yönlü hareketlerde 47,77 seviyesinin altında kalıcılık oluşup oluşmayacağının takip edileceğini ifade etti.
Şirket haberleri
Alnus Yatırım'ın şirket haberleri değerlendirmesinde KMPUR'un, sandviç panel sektörüne yönelik ürün portföyündeki üç polyester poliol ve iki sert poliüretan köpük sistemi için ReMade sertifikası almaya hak kazandığı aktarıldı. Bağımsız belgelendirme kuruluşu ICMQ tarafından yapılan değerlendirmelerde geri dönüştürülmüş PET girdilerinin kaynağı, tedarik zinciri boyunca izlenebilirliği, üretim kayıtları ve kütle denkliği metodolojisinin incelendiği belirtildi. Sertifikalı ürünlerin geri dönüştürülmüş içerik oranlarının bağımsız olarak doğrulandığı ve Avrupa'da faaliyet gösteren bir sandviç panel üreticisine ilk ticari sevkiyatın gerçekleştirildiği ifade edildi.
ONCSM'nin İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Başhekimliği ile 60 aylık Kemoterapi İlaç Hazırlama Hizmet Alımı kapsamında 272 milyon 999 bin 916 TL bedelli sözleşme imzaladığı aktarıldı. Alnus Yatırım, beş yıllık sözleşmenin şirketin operasyonel kapasitesi ve sağlık hizmetleri alanındaki faaliyetlerine katkı sağlamasının beklendiğini belirtti.
HOROZ'un Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde devam eden GES projesinin finansmanı kapsamında Türkiye Sınai Kalkınma Bankası ile toplam 5 milyon avro tutarında, 7 yıl vadeli kredi sözleşmesi imzaladığı kaydedildi. İlk kredi dilimi olan 1,5 milyon avronun 12 Ağustos 2026 tarihinde kullanıldığı ve GES yatırım harcamalarının finansmanında değerlendirileceği aktarıldı.
KARSN'ın İETT tarafından gerçekleştirilen 150 adet dizel yakıtlı otobüs alımı ihalesine ilişkin sözleşmeyi 13 Ağustos 2026 tarihinde imzaladığı belirtildi. İhale kapsamında otobüslerin temini ile İETT garajında iki yıl süreyle bakım, onarım ve temizlik hizmetlerinin sunulmasının öngörüldüğü aktarıldı.
GOKNR'nin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 13 Ağustos 2026 tarihinde yürütülen soruşturma kapsamında talep edilen bilgi ve belgeleri ilgili mercilerle paylaştığı belirtildi. Alnus Yatırım, şirket tarafından mevcut aşamada kamuya açıklanmasını gerektirecek kesinleşmiş bir husus bulunmadığının bildirildiğini aktardı.
BMSCH'nin 2026 yılı temmuz ayında 1 milyon 385 bin 220 dolar tutarında ihracat gerçekleştirdiği kaydedildi. İhracatın çelik hasır, nervürlü çelik çubuk ve nervürlü çelik çubuk coil ürün gruplarında gerçekleştirildiği, başlıca pazarların Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Güney Karayipler olduğu aktarıldı.
ICUGS'nin lider sermayedarı Mustafa Mümtaz Özkaya'ya ait 11 milyon 250 bin adet A Grubu imtiyazlı ve halka kapalı payın DANİSTA Finansal Danışmanlık Hizmetleri A.Ş.'ye devrine izin verilmesi amacıyla 11 Ağustos 2026 tarihinde SPK'ya başvurduğu belirtildi.
DCTTR'nin yaban mersini üretim faaliyetlerini tek çatı altında toplamak amacıyla Yunanistan'daki Bluefarm IKE'de bulunan yüzde 94 oranındaki DCT Trading paylarının, yüzde 78,57 oranında iştirak ettiği Bluefarm Tarım Teknolojileri ve Üretim A.Ş.'ye devredilmesine karar verdiği aktarıldı. Pay devrinin konsolide mali veriler üzerinde etkisinin olmayacağı, üretim, satın alma ve maliyet yönetiminde verimlilik hedeflendiği belirtildi.
EUPWR'nin doğrudan, GESAN'ın ise dolaylı bağlı ortaklığı Peak PV Solar Teknolojileri A.Ş.'nin TEİAŞ tarafından gerçekleştirilen Malatya-1-Adıyaman EİH yenileme ihalesinde en avantajlı teklifi vererek birinci olduğu aktarıldı. İşin baz bedelinin 584 milyon 241 bin 870,90 TL olduğu belirtildi.
MASFN'nin Romanya'nın Făgăraș bölgesindeki BESS projesi kapsamında Energystor S.R.L.'nin yüzde 100 paylarının satın alınmasına yönelik sözleşme imzaladığı aktarıldı. Aynı proje kapsamında 25 milyon avro tutarında pay devir ve EPC sözleşmesi imzalandığı, söz konusu tutarın 12 Ağustos 2026 tarihli TCMB kuru üzerinden 1 milyar 374 milyon 967 bin 500 TL'ye karşılık geldiği belirtildi.
YBTAS'ın mevcut durumda pazar değiştirme şartlarını taşımadığını ve bu yönde herhangi bir iradesinin bulunmadığını açıkladığı aktarıldı.
TARKM'nin yüzde 100 iştiraki olan Cropsafe Bitki Koruma A.Ş.'nin SPK düzenlemeleri kapsamında konsolidasyon kapsamına alınmasına karar verdiği ve 2026 yılı dokuz aylık finansal raporlarından itibaren konsolide finansal tabloların KAP'ta açıklanacağı belirtildi.
EKGYO'nun TOKİ ile imzaladığı işbirliği protokolü kapsamında İstanbul Küçükçekmece Halkalı Batı 2. Etap Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İşi ihalesinin ilk oturumunun 21 Ağustos 2026 Cuma günü saat 11.00'de yapılacağı aktarıldı.
DIRIT'in Büyük Anadolu Sağlık Hizmetleri Mühendislik Bilgisayar Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. sermayesinin yüzde 62,84'ünü temsil eden payların devralınmasına yönelik dört ayrı Hisse Devir Vaadi Sözleşmesi imzaladığı belirtildi. Payların toplam bedelinin 372 milyon 252 bin 372,28 TL olarak belirlendiği ve yatırımın tahsisli sermaye artırımı kapsamında sağlanması planlanan fonlarla finanse edilmesinin öngörüldüğü aktarıldı.
BORLS.E paylarının VBTS kapsamında 14 Ağustos-11 Eylül 2026 tarihleri arasında açığa satışa ve kredili işlemlere konu edilemeyeceği belirtildi.
BVSAN'ın yüzde 85 iştiraki Bülbüloğlu Çelik Endüstri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin yurt dışında bir firma ile 1 milyon 625 bin avro bedelli çelik konstrüksiyon imalatı ve ihracat sözleşmesi imzaladığı aktarıldı.
BRSAN'ın ABD'deki bağlı ortaklığı Borusan Berg Pipe'ın farklı müşterilerden toplam yaklaşık 360 milyon dolar tutarında yeni satış siparişi aldığı belirtildi. Siparişlerin büyük bölümünün 2027, kalan kısmının ise 2028 yılında sevk edilmesinin beklendiği aktarıldı.
ULUUN'un EBRD ile imzalanan kredi anlaşması kapsamında 6,5 milyon avro ve 2,7 milyon dolar tutarında kredi kullandığı kaydedildi. Kredinin 6,5 milyon avroluk bölümünün Manisa ve İzmir'de devam eden RES projelerinde, 2,7 milyon dolarlık bölümünün ise Temiz Teknoloji Fonu faaliyetlerinde kullanılacağı belirtildi.
SMRVA'nın DenizBank'ın tahsili gecikmiş alacak ihalesinde kazandığı 426 milyon 421 bin 978 TL anapara büyüklüğündeki bireysel portföyün devir ve temlik işlemlerinin tamamlandığı ve 13 Ağustos itibarıyla tahsilat sürecine dahil edildiği aktarıldı.
EUYO.E paylarının 14 Ağustos-11 Eylül 2026 döneminde VBTS kapsamında emir paketi tedbiriyle işlem göreceği belirtildi.
LINK'in İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ile KGYS Yüz Tanıma Kamerası ihalesi kapsamında KDV dahil 11 milyon 554 bin TL bedelli sözleşme imzaladığı aktarıldı. Projenin yıl sonuna kadar tamamlanmasının planlandığı belirtildi.
CITAS.E paylarının 18 Ağustos 2026 tarihinden itibaren Yıldız Pazar'da 73,70 TL baz fiyatla işlem görmeye başlayacağı aktarıldı.
BIGTK'nin yüzde 180 oranında bedelli sermaye artırımı kararı aldığı, çıkarılmış sermayesinin 33 milyon 811 bin 731,62 TL'den 94 milyon 672 bin 848,54 TL'ye yükseltilmesinin planlandığı belirtildi.
TTKOM'un JCR Avrasya Rating tarafından yatırım yapılabilir kategorisinde değerlendirildiği, uzun vadeli ulusal notunun AAA (tr), kısa vadeli ulusal notunun J1+ (tr), görünümlerinin ise stabil olarak teyit edildiği aktarıldı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Alnus Yatırım, Hürmüz Boğazı çevresinde artan tansiyonla birlikte İran tarafından gelecek açıklamaların küresel piyasaların yönü açısından yakından izleneceğini belirtti.
Alnus Yatırım'ın değerlendirmesine göre BIST 100 endeksi, dünkü işlem gününe 14,04 puanlık sınırlı artışla başladı. Gün içerisinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) yılın üçüncü Enflasyon Raporu ile dalgalı bir seyir izleyen endeks, günü yüzde 0,16 artışla 14.132,23 puandan tamamladı. Endeksin işlem hacmi ise önceki günkü 256,69 milyar TL seviyesinden 196,01 milyar TL'ye geriledi. Puan bazında endekse en fazla pozitif katkıyı 101,22 puanla ASELS, 45,65 puanla ASTOR ve 37,88 puanla ODINE sağladı.
Yurt içinde günün öne çıkan başlığının TCMB'nin üçüncü Enflasyon Raporu olduğunu aktaran Alnus Yatırım, sunum öncesinde Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı kapsamında ağustos ayında motorin ürünlerindeki ÖTV'nin kaldırılmasının da önemli bir gelişme olarak öne çıktığını ifade etti. Kurum, kararın ilk günden itibaren motorin fiyatlarında yüzde 10'un üzerinde düşüş oluşturduğunu ve enflasyon ile para politikası üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini belirtti.
Alnus Yatırım, TCMB Başkanı Fatih Karahan tarafından sunulan Enflasyon Raporu'nda petrol fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle 2026 yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 26'dan yüzde 28'e yükseltildiğini ve bu gelişmeyle TL varlıklarda oynaklık oluştuğunu aktardı. Karahan'ın orta vadeli enflasyon görünümüne ilişkin risklerin azaldığını vurguladığını belirten kurum, piyasa koşullarına bağlı olarak 1 hafta vadeli repo operasyonlarına dönüşün gündemde olduğuna yönelik açıklamanın da dikkat çeken başlıklardan biri olduğunu kaydetti.
Ödemeler Dengesi verilerine de değinen Alnus Yatırım, cari işlemler hesabının 4,19 milyar dolar açık verdiğini ve böylece yılın ilk altı ayında cari açığın 34,55 milyar dolara ulaştığını belirtti. TÜİK tarafından açıklanan konut satışlarının ise temmuz ayında yıllık yüzde 17 düşüşle 123,6 bine gerilediğini, yılın ilk yedi ayındaki toplam satışların da yüzde 1,39 azaldığını aktardı.
TCMB'nin haftalık verilerine ilişkin değerlendirmede bulunan Alnus Yatırım, brüt rezervlerin haftalık yüzde 8,5 artışla 178,4 milyar dolara yükseldiğini belirtti. Yabancı yatırımcıların ise Devlet İç Borçlanma Senetlerinde 545,8 milyon dolar, hisse senetlerinde ise 1,5 milyon dolarlık sınırlı net alım gerçekleştirdiğini ifade etti.
Küresel piyasalarda ise Hürmüz Boğazı'nın kontrolüne ilişkin taraflardan gelen karşıt açıklamaların öne çıktığını aktaran Alnus Yatırım, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD'nin boğazda tam kontrole sahip olduğunu ileri sürdüğünü belirtti. İran Devrim Muhafızları'na bağlı Besic Komutanı Hüseyin Taib'in ise Hürmüz Boğazı'nın İran'ın yönetim ve kontrolü altında olduğunu ve ülkenin güvenlik içinde yoluna devam ettiğini savunduğunu aktardı.
İran Cumhurbaşkanı'nın kıdemli yardımcısı Mustafa El Ensari'nin de savaş ile müzakerelerin birbirini tamamlayıcı unsurlar olduğunu söylediğini belirten Alnus Yatırım, Ensari'nin Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nda ve bölgede hedeflerine hâlâ ulaşabileceğini ifade ederek hükümetin ABD ile görüşmelere katılma kararını savunduğunu kaydetti.
Bu gelişmelerin gölgesinde petrol fiyatlarının sınırlı hareket ettiğini belirten Alnus Yatırım, küresel risk iştahının ise beklentilere paralel gelen ABD TÜFE verilerinin ardından, öngörülerin altında kalan ABD ÜFE verileriyle birlikte arttığını aktardı.
Kurum, güne ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'ın İran'a yönelik ekonomik baskıların artırılacağı yönündeki açıklaması ve ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth'in ablukayı süresiz sürdürebileceklerine ilişkin değerlendirmesi sonrasında petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketin devamıyla başlandığını belirtti. Hürmüz Boğazı'nda Birleşik Arap Emirlikleri'ne ait iki tanker gemisinin vurulmasının da jeopolitik endişeleri canlı tuttuğunu ifade etti.
Alnus Yatırım, Asya piyasalarının satıcılı, ABD piyasalarının görece yatay, Avrupa vadeli endekslerinin ise alıcılı görünüm sergilediğini aktardı. Küresel piyasalardaki karışık seyrin etkisiyle BIST 100 endeksinin güne yatay başlamasının beklendiğini belirten kurum, yurt içinde Piyasa Katılımcıları Anketi'nin, küresel tarafta ise Euro Bölgesi büyüme verileri ile ABD Perakende Satış verilerinin takip edileceğini kaydetti. Kurum, jeopolitik gelişmelerde ise özellikle Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklamaların izleneceğini bildirdi.
Alnus Yatırım'ın teknik değerlendirmesinde BIST 100 endeksinin son işlem gününü 14.132 seviyesinde sınırlı alıcılı tamamladığı, tüm üstel hareketli ortalamalarının üzerinde kalmayı sürdürdüğü ve 23 Temmuz seviyesini test ederek çanak formasyonu oluşturduğu belirtildi. 14.160 bölgesi üzerinde kalıcılık sağlanması halinde endekste 14.400 seviyelerine kadar yükseliş görülebileceği aktarıldı. Olası geri çekilmelerde ise 14.100 ve 14.000 seviyelerinin, bu bölgenin altında ise 13.800 seviyesinin takip edileceği ifade edildi.
Alnus Yatırım, BIST 100 için destek seviyelerini 14.100, 14.000 ve 13.800, direnç seviyelerini ise 14.160 ve 14.400 olarak sıraladı.
VİOP BIST-30 yakın vadeli kontratının son işlem gününü 16.190 seviyesinde yatay tamamladığını aktaran kurum, alıcılı görünümün devam etmesi halinde 16.400 ve 50 günlük üstel ortalama olan 16.600 seviyelerinin direnç olarak izleneceğini belirtti. Satıcılı görünümde ise 16.150 ve 16.000 seviyelerinin destek konumunda olduğu kaydedildi.
Dolar/TL'nin son işlem gününü 47,77 civarında alıcılı tamamladığını belirten Alnus Yatırım, yeni günde kurda 47,87 seviyesinden yatay-yukarı yönlü fiyatlamanın hakim olduğunu aktardı. Kurun rekor seviyelere yakın olması nedeniyle teknik direnç seviyesi verilemediğini belirten kurum, aşağı yönlü hareketlerde 47,77 seviyesinin altında kalıcılık oluşup oluşmayacağının takip edileceğini ifade etti.
Şirket haberleri
Alnus Yatırım'ın şirket haberleri değerlendirmesinde KMPUR'un, sandviç panel sektörüne yönelik ürün portföyündeki üç polyester poliol ve iki sert poliüretan köpük sistemi için ReMade sertifikası almaya hak kazandığı aktarıldı. Bağımsız belgelendirme kuruluşu ICMQ tarafından yapılan değerlendirmelerde geri dönüştürülmüş PET girdilerinin kaynağı, tedarik zinciri boyunca izlenebilirliği, üretim kayıtları ve kütle denkliği metodolojisinin incelendiği belirtildi. Sertifikalı ürünlerin geri dönüştürülmüş içerik oranlarının bağımsız olarak doğrulandığı ve Avrupa'da faaliyet gösteren bir sandviç panel üreticisine ilk ticari sevkiyatın gerçekleştirildiği ifade edildi.
ONCSM'nin İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Başhekimliği ile 60 aylık Kemoterapi İlaç Hazırlama Hizmet Alımı kapsamında 272 milyon 999 bin 916 TL bedelli sözleşme imzaladığı aktarıldı. Alnus Yatırım, beş yıllık sözleşmenin şirketin operasyonel kapasitesi ve sağlık hizmetleri alanındaki faaliyetlerine katkı sağlamasının beklendiğini belirtti.
HOROZ'un Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde devam eden GES projesinin finansmanı kapsamında Türkiye Sınai Kalkınma Bankası ile toplam 5 milyon avro tutarında, 7 yıl vadeli kredi sözleşmesi imzaladığı kaydedildi. İlk kredi dilimi olan 1,5 milyon avronun 12 Ağustos 2026 tarihinde kullanıldığı ve GES yatırım harcamalarının finansmanında değerlendirileceği aktarıldı.
KARSN'ın İETT tarafından gerçekleştirilen 150 adet dizel yakıtlı otobüs alımı ihalesine ilişkin sözleşmeyi 13 Ağustos 2026 tarihinde imzaladığı belirtildi. İhale kapsamında otobüslerin temini ile İETT garajında iki yıl süreyle bakım, onarım ve temizlik hizmetlerinin sunulmasının öngörüldüğü aktarıldı.
GOKNR'nin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 13 Ağustos 2026 tarihinde yürütülen soruşturma kapsamında talep edilen bilgi ve belgeleri ilgili mercilerle paylaştığı belirtildi. Alnus Yatırım, şirket tarafından mevcut aşamada kamuya açıklanmasını gerektirecek kesinleşmiş bir husus bulunmadığının bildirildiğini aktardı.
BMSCH'nin 2026 yılı temmuz ayında 1 milyon 385 bin 220 dolar tutarında ihracat gerçekleştirdiği kaydedildi. İhracatın çelik hasır, nervürlü çelik çubuk ve nervürlü çelik çubuk coil ürün gruplarında gerçekleştirildiği, başlıca pazarların Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Güney Karayipler olduğu aktarıldı.
ICUGS'nin lider sermayedarı Mustafa Mümtaz Özkaya'ya ait 11 milyon 250 bin adet A Grubu imtiyazlı ve halka kapalı payın DANİSTA Finansal Danışmanlık Hizmetleri A.Ş.'ye devrine izin verilmesi amacıyla 11 Ağustos 2026 tarihinde SPK'ya başvurduğu belirtildi.
DCTTR'nin yaban mersini üretim faaliyetlerini tek çatı altında toplamak amacıyla Yunanistan'daki Bluefarm IKE'de bulunan yüzde 94 oranındaki DCT Trading paylarının, yüzde 78,57 oranında iştirak ettiği Bluefarm Tarım Teknolojileri ve Üretim A.Ş.'ye devredilmesine karar verdiği aktarıldı. Pay devrinin konsolide mali veriler üzerinde etkisinin olmayacağı, üretim, satın alma ve maliyet yönetiminde verimlilik hedeflendiği belirtildi.
EUPWR'nin doğrudan, GESAN'ın ise dolaylı bağlı ortaklığı Peak PV Solar Teknolojileri A.Ş.'nin TEİAŞ tarafından gerçekleştirilen Malatya-1-Adıyaman EİH yenileme ihalesinde en avantajlı teklifi vererek birinci olduğu aktarıldı. İşin baz bedelinin 584 milyon 241 bin 870,90 TL olduğu belirtildi.
MASFN'nin Romanya'nın Făgăraș bölgesindeki BESS projesi kapsamında Energystor S.R.L.'nin yüzde 100 paylarının satın alınmasına yönelik sözleşme imzaladığı aktarıldı. Aynı proje kapsamında 25 milyon avro tutarında pay devir ve EPC sözleşmesi imzalandığı, söz konusu tutarın 12 Ağustos 2026 tarihli TCMB kuru üzerinden 1 milyar 374 milyon 967 bin 500 TL'ye karşılık geldiği belirtildi.
YBTAS'ın mevcut durumda pazar değiştirme şartlarını taşımadığını ve bu yönde herhangi bir iradesinin bulunmadığını açıkladığı aktarıldı.
TARKM'nin yüzde 100 iştiraki olan Cropsafe Bitki Koruma A.Ş.'nin SPK düzenlemeleri kapsamında konsolidasyon kapsamına alınmasına karar verdiği ve 2026 yılı dokuz aylık finansal raporlarından itibaren konsolide finansal tabloların KAP'ta açıklanacağı belirtildi.
EKGYO'nun TOKİ ile imzaladığı işbirliği protokolü kapsamında İstanbul Küçükçekmece Halkalı Batı 2. Etap Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İşi ihalesinin ilk oturumunun 21 Ağustos 2026 Cuma günü saat 11.00'de yapılacağı aktarıldı.
DIRIT'in Büyük Anadolu Sağlık Hizmetleri Mühendislik Bilgisayar Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. sermayesinin yüzde 62,84'ünü temsil eden payların devralınmasına yönelik dört ayrı Hisse Devir Vaadi Sözleşmesi imzaladığı belirtildi. Payların toplam bedelinin 372 milyon 252 bin 372,28 TL olarak belirlendiği ve yatırımın tahsisli sermaye artırımı kapsamında sağlanması planlanan fonlarla finanse edilmesinin öngörüldüğü aktarıldı.
BORLS.E paylarının VBTS kapsamında 14 Ağustos-11 Eylül 2026 tarihleri arasında açığa satışa ve kredili işlemlere konu edilemeyeceği belirtildi.
BVSAN'ın yüzde 85 iştiraki Bülbüloğlu Çelik Endüstri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin yurt dışında bir firma ile 1 milyon 625 bin avro bedelli çelik konstrüksiyon imalatı ve ihracat sözleşmesi imzaladığı aktarıldı.
BRSAN'ın ABD'deki bağlı ortaklığı Borusan Berg Pipe'ın farklı müşterilerden toplam yaklaşık 360 milyon dolar tutarında yeni satış siparişi aldığı belirtildi. Siparişlerin büyük bölümünün 2027, kalan kısmının ise 2028 yılında sevk edilmesinin beklendiği aktarıldı.
ULUUN'un EBRD ile imzalanan kredi anlaşması kapsamında 6,5 milyon avro ve 2,7 milyon dolar tutarında kredi kullandığı kaydedildi. Kredinin 6,5 milyon avroluk bölümünün Manisa ve İzmir'de devam eden RES projelerinde, 2,7 milyon dolarlık bölümünün ise Temiz Teknoloji Fonu faaliyetlerinde kullanılacağı belirtildi.
SMRVA'nın DenizBank'ın tahsili gecikmiş alacak ihalesinde kazandığı 426 milyon 421 bin 978 TL anapara büyüklüğündeki bireysel portföyün devir ve temlik işlemlerinin tamamlandığı ve 13 Ağustos itibarıyla tahsilat sürecine dahil edildiği aktarıldı.
EUYO.E paylarının 14 Ağustos-11 Eylül 2026 döneminde VBTS kapsamında emir paketi tedbiriyle işlem göreceği belirtildi.
LINK'in İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ile KGYS Yüz Tanıma Kamerası ihalesi kapsamında KDV dahil 11 milyon 554 bin TL bedelli sözleşme imzaladığı aktarıldı. Projenin yıl sonuna kadar tamamlanmasının planlandığı belirtildi.
CITAS.E paylarının 18 Ağustos 2026 tarihinden itibaren Yıldız Pazar'da 73,70 TL baz fiyatla işlem görmeye başlayacağı aktarıldı.
BIGTK'nin yüzde 180 oranında bedelli sermaye artırımı kararı aldığı, çıkarılmış sermayesinin 33 milyon 811 bin 731,62 TL'den 94 milyon 672 bin 848,54 TL'ye yükseltilmesinin planlandığı belirtildi.
TTKOM'un JCR Avrasya Rating tarafından yatırım yapılabilir kategorisinde değerlendirildiği, uzun vadeli ulusal notunun AAA (tr), kısa vadeli ulusal notunun J1+ (tr), görünümlerinin ise stabil olarak teyit edildiği aktarıldı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Tatil için Muğla'nın Bodrum ilçesine giden yaşları 21 ile 24 arasında değişen 5 genç, akşam saatlerinde deni...
Tatil için Muğla'nın Bodrum ilçesine giden yaşları 21 ile 24 arasında değişen 5 genç, akşam saatlerinde deni...
Tatil için Muğla'nın Bodrum ilçesine giden yaşları 21 ile 24 arasında değişen 5 genç, akşam saatlerinde denize girmek ve gezmek için Bitez Mahallesi'ndeki Akvaryum Koyu'nun bulunduğu ormanlık alana yürüdü.
Havanın kararmasıyla yollarını kaybeden gençler bir süre sonra 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak yardım istedi. Bölgeye polis, SAR Arama Kurtarma ve Acil Yardım Derneği ile Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Arama Kurtarma Derneği ekipleri sevk edildi. Sahil Güvenlik ekipleri de çalışmalara denizden destek verdi.
Ekipler, yaklaşık 4 kilometrelik alanda gece boyu yürüttükleri arama çalışması sonucu ulaştıkları 5 genci Bitez Limanı'na götürüldü. Burada kontrolden geçirilen 5 arkadaşın sağlık durumlarının iyi olduğu belirtildi.
Ekiplere teşekkür eden Kutay Tacal, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Akvaryum Koyu'na yüzmeye gittik. Sonrasında farklı bir yoldan gitme kararı aldık bu yanlış oldu. Şarjlarımız çok azdı fenerimiz de olmadığı için hava kararınca geri dönüşümüzü bulamadık, kaybolduk. Ekipler çok yardımcı oldu bizi çok iyi şekilde yönettiler."
Tatil için Muğla'nın Bodrum ilçesine giden yaşları 21 ile 24 arasında değişen 5 genç, akşam saatlerinde denize girmek ve gezmek için Bitez Mahallesi'ndeki Akvaryum Koyu'nun bulunduğu ormanlık alana yürüdü.
Havanın kararmasıyla yollarını kaybeden gençler bir süre sonra 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak yardım istedi. Bölgeye polis, SAR Arama Kurtarma ve Acil Yardım Derneği ile Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Arama Kurtarma Derneği ekipleri sevk edildi. Sahil Güvenlik ekipleri de çalışmalara denizden destek verdi.
Ekipler, yaklaşık 4 kilometrelik alanda gece boyu yürüttükleri arama çalışması sonucu ulaştıkları 5 genci Bitez Limanı'na götürüldü. Burada kontrolden geçirilen 5 arkadaşın sağlık durumlarının iyi olduğu belirtildi.
Ekiplere teşekkür eden Kutay Tacal, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Akvaryum Koyu'na yüzmeye gittik. Sonrasında farklı bir yoldan gitme kararı aldık bu yanlış oldu. Şarjlarımız çok azdı fenerimiz de olmadığı için hava kararınca geri dönüşümüzü bulamadık, kaybolduk. Ekipler çok yardımcı oldu bizi çok iyi şekilde yönettiler."
Bakan Bolat, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde en ağır yıkımın yaşandığı illerden biri olan Hatay'ın yeniden ayağa kalktığını, geliştiğini ve her geçen gün daha da güzelleştiğini belirtti.
Bakan Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde hükümetin tüm kurumları ve vatandaşların desteğiyle sürdürülen ihya ve yeniden inşa çalışmaların...
Bakan Bolat, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde en ağır yıkımın yaşandığı illerden biri olan Hatay'ın yeniden ayağa kalktığını, geliştiğini ve her geçen gün daha da güzelleştiğini belirtti.
Bakan Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde hükümetin tüm kurumları ve vatandaşların desteğiyle sürdürülen ihya ve yeniden inşa çalışmaların...
Bakan Bolat, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde en ağır yıkımın yaşandığı illerden biri olan Hatay'ın yeniden ayağa kalktığını, geliştiğini ve her geçen gün daha da güzelleştiğini belirtti.
Bakan Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde hükümetin tüm kurumları ve vatandaşların desteğiyle sürdürülen ihya ve yeniden inşa çalışmalarının Hatay'daki sonuçlarını görmekten büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.
Bolat, dost ve kardeş ülke Suriye'nin Gümrükler ve Limanlar Bakanı Ahmed Kuteybe el-Bedevi, Ticaret Bakan Yardımcıları, Hatay Valisi Mustafa Masatlı ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun katılımıyla, Hatay-Cilvegözü Gümrük Kapısı'nda GTİ tarafından hayata geçirilen TIR Parkı'nın resmi açılış töreninin gerçekleştirildiğini bildirdi.
Açılışın ardından tesiste incelemelerde bulunulduğunu belirten Bolat, 600 milyon lira yatırımla 175 dönümlük alan üzerine kurulan Reyhanlı Cilvegözü TIR Parkı'nın aynı anda 1.200 TIR'a hizmet verebilecek kapasiteye sahip olduğunu açıkladı.
Tesisin yalnızca üç ay gibi kısa bir sürede tamamlanarak hizmete alındığını belirten Bolat, TIR Parkı'nın yalnızca bir bekleme alanı olmadığını, uluslararası ticaret ve taşımacılığın hızını, güvenliğini ve verimliliğini artıracak önemli bir lojistik merkez olduğunu vurguladı.
Reyhanlı Cilvegözü TIR Parkı'nda 3 bin 62 metrekarelik kapalı alan bulunuyor.
Bu kapalı alanda;
Restoran,
Market,
Kafeterya,
Ticari ofisler,
Şoför dinlenme alanları
yer alıyor.
Bolat, tesis sayesinde Reyhanlı Cilvegözü Gümrük Kapısı'ndaki ticari araç trafiğinin daha düzenli yönetilmesine, bekleme süreleri ve yığılmaların azaltılmasına ve nakliyecilerin daha iyi şartlarda hizmet almasına katkı sağlanacağını belirtti.
Reyhanlı Cilvegözü'nün yalnızca Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret açısından değil, Türkiye'yi Orta Doğu'ya ve kardeş Körfez ülkelerine bağlayan stratejik ticaret yolları açısından da önemli bir geçiş noktası olduğunu ifade eden Bolat, bölgenin ticari önemine dikkat çekti.
Bolat, 14 yılı aşkın süre kesintiye uğrayan Suriye transit ticari koridorunun, dost ve kardeş ülke Suudi Arabistan'ın da katkılarıyla yeniden açıldığını belirterek, bu gelişmenin Hatay'ın ve Türkiye'nin ticaret potansiyelini daha da güçlendirdiğini söyledi.
Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret hacmine ilişkin de bilgi veren Bolat, 2025 yılında 3,7 milyar dolara ulaşan Türkiye-Suriye ikili yıllık ticaret hacminin orta vadede 10 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı.
Bu hedef doğrultusunda gümrük kapılarının kapasitesinin artırıldığını, ticaretin kolaylaştırıldığını ve bölgesel ticaretin önündeki engellerin kaldırıldığını belirten Bolat, lojistik altyapının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çizdiği Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda gümrük kapılarının yalnızca geçiş noktaları olarak görülmediğini belirten Bolat, bu noktaların Türkiye'nin güçlü ticaret altyapısının, lojistik kabiliyetinin ve bölgesel ekonomik gücünün stratejik merkezleri haline getirileceğini söyledi.
Bolat, 'Hatay'ımızın yeniden yükselen şehir kimliği ile Türkiye'nin büyüyen ticaret gücünü aynı zeminde buluşturuyoruz.' ifadelerini kullandı.
Daha güçlü gümrükler, daha hızlı ticaret, daha güvenli lojistik ve bölgeye yayılan daha büyük ekonomik hareketlilik için çalışmaya devam edeceklerini belirten Bolat, yatırımın Hatay'a, bölgeye, taşımacılara, şoförlere, ticaret erbabına ve Türkiye'ye hayırlı olmasını diledi.
Bolat mesajını 'Güçlü gümrükler, güçlü ticaret, güçlü Türkiye ve 'Güçlü Türkiye-Suriye iş birliği'' ifadeleriyle tamamladı.
Hibya Haber Ajansı
Kaynak: RSS
Bakan Bolat, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde en ağır yıkımın yaşandığı illerden biri olan Hatay'ın yeniden ayağa kalktığını, geliştiğini ve her geçen gün daha da güzelleştiğini belirtti.
Bakan Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde hükümetin tüm kurumları ve vatandaşların desteğiyle sürdürülen ihya ve yeniden inşa çalışmalarının Hatay'daki sonuçlarını görmekten büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.
Bolat, dost ve kardeş ülke Suriye'nin Gümrükler ve Limanlar Bakanı Ahmed Kuteybe el-Bedevi, Ticaret Bakan Yardımcıları, Hatay Valisi Mustafa Masatlı ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun katılımıyla, Hatay-Cilvegözü Gümrük Kapısı'nda GTİ tarafından hayata geçirilen TIR Parkı'nın resmi açılış töreninin gerçekleştirildiğini bildirdi.
Açılışın ardından tesiste incelemelerde bulunulduğunu belirten Bolat, 600 milyon lira yatırımla 175 dönümlük alan üzerine kurulan Reyhanlı Cilvegözü TIR Parkı'nın aynı anda 1.200 TIR'a hizmet verebilecek kapasiteye sahip olduğunu açıkladı.
Tesisin yalnızca üç ay gibi kısa bir sürede tamamlanarak hizmete alındığını belirten Bolat, TIR Parkı'nın yalnızca bir bekleme alanı olmadığını, uluslararası ticaret ve taşımacılığın hızını, güvenliğini ve verimliliğini artıracak önemli bir lojistik merkez olduğunu vurguladı.
Reyhanlı Cilvegözü TIR Parkı'nda 3 bin 62 metrekarelik kapalı alan bulunuyor.
Bu kapalı alanda;
Restoran,
Market,
Kafeterya,
Ticari ofisler,
Şoför dinlenme alanları
yer alıyor.
Bolat, tesis sayesinde Reyhanlı Cilvegözü Gümrük Kapısı'ndaki ticari araç trafiğinin daha düzenli yönetilmesine, bekleme süreleri ve yığılmaların azaltılmasına ve nakliyecilerin daha iyi şartlarda hizmet almasına katkı sağlanacağını belirtti.
Reyhanlı Cilvegözü'nün yalnızca Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret açısından değil, Türkiye'yi Orta Doğu'ya ve kardeş Körfez ülkelerine bağlayan stratejik ticaret yolları açısından da önemli bir geçiş noktası olduğunu ifade eden Bolat, bölgenin ticari önemine dikkat çekti.
Bolat, 14 yılı aşkın süre kesintiye uğrayan Suriye transit ticari koridorunun, dost ve kardeş ülke Suudi Arabistan'ın da katkılarıyla yeniden açıldığını belirterek, bu gelişmenin Hatay'ın ve Türkiye'nin ticaret potansiyelini daha da güçlendirdiğini söyledi.
Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret hacmine ilişkin de bilgi veren Bolat, 2025 yılında 3,7 milyar dolara ulaşan Türkiye-Suriye ikili yıllık ticaret hacminin orta vadede 10 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı.
Bu hedef doğrultusunda gümrük kapılarının kapasitesinin artırıldığını, ticaretin kolaylaştırıldığını ve bölgesel ticaretin önündeki engellerin kaldırıldığını belirten Bolat, lojistik altyapının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çizdiği Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda gümrük kapılarının yalnızca geçiş noktaları olarak görülmediğini belirten Bolat, bu noktaların Türkiye'nin güçlü ticaret altyapısının, lojistik kabiliyetinin ve bölgesel ekonomik gücünün stratejik merkezleri haline getirileceğini söyledi.
Bolat, 'Hatay'ımızın yeniden yükselen şehir kimliği ile Türkiye'nin büyüyen ticaret gücünü aynı zeminde buluşturuyoruz.' ifadelerini kullandı.
Daha güçlü gümrükler, daha hızlı ticaret, daha güvenli lojistik ve bölgeye yayılan daha büyük ekonomik hareketlilik için çalışmaya devam edeceklerini belirten Bolat, yatırımın Hatay'a, bölgeye, taşımacılara, şoförlere, ticaret erbabına ve Türkiye'ye hayırlı olmasını diledi.
Bolat mesajını 'Güçlü gümrükler, güçlü ticaret, güçlü Türkiye ve 'Güçlü Türkiye-Suriye iş birliği'' ifadeleriyle tamamladı.
Hibya Haber Ajansı
Kaynak: RSS
Van'da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüyle ilgili soruşturma sürüyor.
Baba Nizamettin Kabaiş, ilk günden bu yana kızının cinayete kurban gittiğini öne sürüyor.
Diyarbakır merkezli 8 ilde dijital platformlardan örgütlenerek, Kabaiş ailesinin...
Van'da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüyle ilgili soruşturma sürüyor.
Baba Nizamettin Kabaiş, ilk günden bu yana kızının cinayete kurban gittiğini öne sürüyor.
Diyarbakır merkezli 8 ilde dijital platformlardan örgütlenerek, Kabaiş ailesinin...
Van'da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüyle ilgili soruşturma sürüyor.
Baba Nizamettin Kabaiş, ilk günden bu yana kızının cinayete kurban gittiğini öne sürüyor.
Diyarbakır merkezli 8 ilde dijital platformlardan örgütlenerek, Kabaiş ailesinin hedef alındığı belirlendi. Yapılan operasyonda gözaltına alınan 10 kişiden 2'si tutuklanmıştı.
Tutuklamaların ardından Nizamettin Kabaiş’e dün WhatsApp ve BİP üzerinden silah fotoğrafının da bulunduğu tehdit mesajları gönderildi.
"ŞİKAYETİNİ ÇEK, YOKSA SEN DE ROJİN’İN YANINA GİDERSİN"Tutuklamaların ardından Nizamettin Kabaiş’e dün WhatsApp ve BİP üzerinden silah fotoğrafının da bulunduğu tehdit mesajları gönderildi. Kabaiş, mesajların ardından emniyete giderek şikayetçi oldu.
Tehditlerin aylardır sürdüğünü belirten Kabaiş, “Daha önce de yabancı numaralardan çok tehdit mesajları geliyordu. Allah devletten razı olsun, operasyon yaptı ve ailemizi tehdit eden 2 kişi yakalandı. Dün Van’da savcıyla görüştükten sonra eve geldiğimde tekrar mesaj attılar. Bu sefer Türkiye numarası üzerinden WhatsApp ve BİP uygulaması üzerinden mesaj attılar. Silah fotoğrafını ve ‘Eğer şikayetini geri çekmezsen bir tane mermi kafanda olur. Şikayetini çekmediğinde olacakları düşün. Şikayetini çekmezsen evi tarayacağım. Nizamettin şikayetini çek, kurtul; yoksa sen de Rojin’in yanına gidersin, olan sana olur’ mesajları atıp tehdit ettiler” dedi.
"TEHDİTLERİNDEN KORKMUYORUM"Can güvenliklerinden endişe duyduklarını ifade eden Kabaiş, “Bizim can güvenliğimiz yok. Benim için hiçbir sıkıntı yok ama çocuklarım korkuyor. Ben onların tehditlerinden korkmuyorum ve davamdan da vazgeçmeyeceğim. Rojin’in dosyası aydınlanana kadar peşini bırakmayacağım. Onlar ne kadar silah ve mermi fotoğrafı yollasalar bile umurumda değil. Öldüreceklerse gelsin öldürsünler. 7-8 aydır tehdit mesajları gönderiyorlar. Devletten bu kişilerin yakalanmasını ve ceza verilmesini istiyorum. Ben şikayetimi de geri çekmeyeceğim. Daha fazla mücadele edeceğim. Çünkü kızım masumdu. Emniyete gittim ve şikayetçi oldum” diye konuştu.
NE OLMUŞTU?Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yürüttüğü çalışmalarda, dijital platformlarda ‘C47’ ve ‘C99’ kod isimleriyle örgütlenen, yasa dışı sorgu panelleri üzerinden siber zorbalık, şantaj ve taciz odaklı kapalı gruplar oluşturan şebeke tespit edildi.
Yapılan incelemelerde şüphelilerin, ölümleri şüpheli bulunan Rojin Kabaiş, Hiranur Nilgün Aygar ve Kıvanç Uman’ın ailelerini hedef alarak yabancı numaralar ve yasa dışı panel bağlantıları üzerinden tehdit ve şantaj eylemlerinde bulundukları belirlendi. Diyarbakır merkezli 8 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 10 şüpheli gözaltına alındı.
Şüpheliler hakkında ‘Tehdit’, ‘Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme’ ve ‘Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri hile ile çalma’ suçlarından işlem başlatıldı. 10 ağustosta emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 2’si tutuklandı.
Van'da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüyle ilgili soruşturma sürüyor.
Baba Nizamettin Kabaiş, ilk günden bu yana kızının cinayete kurban gittiğini öne sürüyor.
Diyarbakır merkezli 8 ilde dijital platformlardan örgütlenerek, Kabaiş ailesinin hedef alındığı belirlendi. Yapılan operasyonda gözaltına alınan 10 kişiden 2'si tutuklanmıştı.
Tutuklamaların ardından Nizamettin Kabaiş’e dün WhatsApp ve BİP üzerinden silah fotoğrafının da bulunduğu tehdit mesajları gönderildi.
"ŞİKAYETİNİ ÇEK, YOKSA SEN DE ROJİN’İN YANINA GİDERSİN"Tutuklamaların ardından Nizamettin Kabaiş’e dün WhatsApp ve BİP üzerinden silah fotoğrafının da bulunduğu tehdit mesajları gönderildi. Kabaiş, mesajların ardından emniyete giderek şikayetçi oldu.
Tehditlerin aylardır sürdüğünü belirten Kabaiş, “Daha önce de yabancı numaralardan çok tehdit mesajları geliyordu. Allah devletten razı olsun, operasyon yaptı ve ailemizi tehdit eden 2 kişi yakalandı. Dün Van’da savcıyla görüştükten sonra eve geldiğimde tekrar mesaj attılar. Bu sefer Türkiye numarası üzerinden WhatsApp ve BİP uygulaması üzerinden mesaj attılar. Silah fotoğrafını ve ‘Eğer şikayetini geri çekmezsen bir tane mermi kafanda olur. Şikayetini çekmediğinde olacakları düşün. Şikayetini çekmezsen evi tarayacağım. Nizamettin şikayetini çek, kurtul; yoksa sen de Rojin’in yanına gidersin, olan sana olur’ mesajları atıp tehdit ettiler” dedi.
"TEHDİTLERİNDEN KORKMUYORUM"Can güvenliklerinden endişe duyduklarını ifade eden Kabaiş, “Bizim can güvenliğimiz yok. Benim için hiçbir sıkıntı yok ama çocuklarım korkuyor. Ben onların tehditlerinden korkmuyorum ve davamdan da vazgeçmeyeceğim. Rojin’in dosyası aydınlanana kadar peşini bırakmayacağım. Onlar ne kadar silah ve mermi fotoğrafı yollasalar bile umurumda değil. Öldüreceklerse gelsin öldürsünler. 7-8 aydır tehdit mesajları gönderiyorlar. Devletten bu kişilerin yakalanmasını ve ceza verilmesini istiyorum. Ben şikayetimi de geri çekmeyeceğim. Daha fazla mücadele edeceğim. Çünkü kızım masumdu. Emniyete gittim ve şikayetçi oldum” diye konuştu.
NE OLMUŞTU?Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yürüttüğü çalışmalarda, dijital platformlarda ‘C47’ ve ‘C99’ kod isimleriyle örgütlenen, yasa dışı sorgu panelleri üzerinden siber zorbalık, şantaj ve taciz odaklı kapalı gruplar oluşturan şebeke tespit edildi.
Yapılan incelemelerde şüphelilerin, ölümleri şüpheli bulunan Rojin Kabaiş, Hiranur Nilgün Aygar ve Kıvanç Uman’ın ailelerini hedef alarak yabancı numaralar ve yasa dışı panel bağlantıları üzerinden tehdit ve şantaj eylemlerinde bulundukları belirlendi. Diyarbakır merkezli 8 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 10 şüpheli gözaltına alındı.
Şüpheliler hakkında ‘Tehdit’, ‘Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme’ ve ‘Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri hile ile çalma’ suçlarından işlem başlatıldı. 10 ağustosta emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 2’si tutuklandı.
“Olurmu sizce” için dikkat çeken nokta şu:...
“Güncel Sİgara fiyatları” için dikkat çeke...
“30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu olsun.....