Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada liderliğini Alihan Kuriş'in üstlendiği Kuriş suç örgütüne yönelik dün operasyon gerçekleştirildi.
Ankara merkezli 17 ilde yürütülen operasyonda 123 adreste arama ve el koym...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada liderliğini Alihan Kuriş'in üstlendiği Kuriş suç örgütüne yönelik dün operasyon gerçekleştirildi.
Ankara merkezli 17 ilde yürütülen operasyonda 123 adreste arama ve el koym...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada liderliğini Alihan Kuriş'in üstlendiği Kuriş suç örgütüne yönelik dün operasyon gerçekleştirildi.
Ankara merkezli 17 ilde yürütülen operasyonda 123 adreste arama ve el koyma tedbirleri uygulanırken aralarında Alihan Kuriş'in de olduğu 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
ALİHAN KURİŞ NASIL YAKALANDI?NTV muhabiri Öykü Tüccar, NTV canlı yayınında suçlamalara ilişkin bilgi verdi. Tüccar, Alican Kuriş'in yakalandığı operasyona ilişkin de şu bilgileri aktardı:
“Sabah 05.00'de operasyon gerçekleştirildi. Operasyon yapılan adreslerden biri de Kuriş'in ikametgahıydı ancak burada ele yakalanamadı. Ekipler, Kuriş'in telefonunu evde bıraktığını tespit etti ve şüphelinin başka bir adrese geçtiğini tespit etti. Bu adrese düzenlenen operasyonda ekipler, Kuriş'e rastlamadı. Fakat yapılan ikinci aramada evde gizli bölme olduğu belirlendi. Kuriş de bu bölgede saklanırken yakalandı.”
SUÇLAMALAR NELER?Dosyanın ana odağının “örgütlü mali suçlar” olduğu ifade ediliyor.
Şüphelilere “yolsuzluk”, “kara para aklama”, “yüksek sermayeli şirketler üzerinden olağan dışı nakit hareketleri oluşturma” ve “milyarlarca liralık ticari hacme ilişkin usulsüzlük yapma” suçlamaları yöneltildiği öğrenildi.
MASAK RAPORUNDAN AYRINTILARMali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali analizlerin de incelemeye alındığı öğrenildi.
Dosyadaki iddialara göre, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar liranın üzerinde para hareketinin yurt dışına çıkarıldığı yönündeki tespitler araştırılıyor.
Söz konusu rakamın ve para transferlerinin suçtan elde edilen gelirle bağlantısının, yürütülecek mali ve adli incelemeler sonucunda kesinlik kazanacağı belirtiliyor.
Yurt dışı kaynaklı para transferlerinin de mercek altına alındığı, para trafiğinde İsrail bağlantılı hareketler bulunduğu yönündeki iddiaların da soruşturma kapsamında araştırıldığı ifade ediliyor.
2020 YILINDAN SONRA ARTIŞ2020'den sonra finansal işlemlerinin belirgin şekilde arttığı belirtiliyor. Bazışirketlerinsermaye dışında herhangi bir kaynağının bulunmadığı, bu şirketlerin aktif olarak ticaret yapmadığı da MASAK raporunda yer aldı.
Ortaklar tarafından şirketlere izahata muhtaç yüksek miktarda nakit girişi gerçekleştirdiği belirtildi.
Son olarak İsrail bağlantılı hareketlere dair iddialar da inceleniyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada liderliğini Alihan Kuriş'in üstlendiği Kuriş suç örgütüne yönelik dün operasyon gerçekleştirildi.
Ankara merkezli 17 ilde yürütülen operasyonda 123 adreste arama ve el koyma tedbirleri uygulanırken aralarında Alihan Kuriş'in de olduğu 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
ALİHAN KURİŞ NASIL YAKALANDI?NTV muhabiri Öykü Tüccar, NTV canlı yayınında suçlamalara ilişkin bilgi verdi. Tüccar, Alican Kuriş'in yakalandığı operasyona ilişkin de şu bilgileri aktardı:
“Sabah 05.00'de operasyon gerçekleştirildi. Operasyon yapılan adreslerden biri de Kuriş'in ikametgahıydı ancak burada ele yakalanamadı. Ekipler, Kuriş'in telefonunu evde bıraktığını tespit etti ve şüphelinin başka bir adrese geçtiğini tespit etti. Bu adrese düzenlenen operasyonda ekipler, Kuriş'e rastlamadı. Fakat yapılan ikinci aramada evde gizli bölme olduğu belirlendi. Kuriş de bu bölgede saklanırken yakalandı.”
SUÇLAMALAR NELER?Dosyanın ana odağının “örgütlü mali suçlar” olduğu ifade ediliyor.
Şüphelilere “yolsuzluk”, “kara para aklama”, “yüksek sermayeli şirketler üzerinden olağan dışı nakit hareketleri oluşturma” ve “milyarlarca liralık ticari hacme ilişkin usulsüzlük yapma” suçlamaları yöneltildiği öğrenildi.
MASAK RAPORUNDAN AYRINTILARMali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali analizlerin de incelemeye alındığı öğrenildi.
Dosyadaki iddialara göre, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar liranın üzerinde para hareketinin yurt dışına çıkarıldığı yönündeki tespitler araştırılıyor.
Söz konusu rakamın ve para transferlerinin suçtan elde edilen gelirle bağlantısının, yürütülecek mali ve adli incelemeler sonucunda kesinlik kazanacağı belirtiliyor.
Yurt dışı kaynaklı para transferlerinin de mercek altına alındığı, para trafiğinde İsrail bağlantılı hareketler bulunduğu yönündeki iddiaların da soruşturma kapsamında araştırıldığı ifade ediliyor.
2020 YILINDAN SONRA ARTIŞ2020'den sonra finansal işlemlerinin belirgin şekilde arttığı belirtiliyor. Bazışirketlerinsermaye dışında herhangi bir kaynağının bulunmadığı, bu şirketlerin aktif olarak ticaret yapmadığı da MASAK raporunda yer aldı.
Ortaklar tarafından şirketlere izahata muhtaç yüksek miktarda nakit girişi gerçekleştirdiği belirtildi.
Son olarak İsrail bağlantılı hareketlere dair iddialar da inceleniyor.
İçişleri Bakanlığı, 18 ilde polis tarafından “Nitelikli Dolandırıcılık” suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda, 246 milyon liralık dolandırıcılık...
İçişleri Bakanlığı, 18 ilde polis tarafından “Nitelikli Dolandırıcılık” suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda, 246 milyon liralık dolandırıcılık...
İçişleri Bakanlığı, 18 ilde polis tarafından “Nitelikli Dolandırıcılık” suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda, 246 milyon liralık dolandırıcılık yaptığı tespit edilip yakalanan 281 şüpheliden 153'ünün tutuklandığını duyurdu.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre; Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde, 18 ilde “Nitelikli Dolandırıcılık” suçlarına yönelik operasyon düzenlendi.
Operasyonlarda 281 şüpheli yakalanıp gözaltına alındı.
Şüphelilerin; kendilerini kamu görevlisi veya banka görevlisi olarak tanıttığı, sosyal medya ve sahte internet sitelerinden araç, ev, yedek parça satışı ve araç kiralama ilanları verip, kendilerini internet/iletişim firması temsilcisi olarak tanıttığı ve yüksek kazanç vaadiyle vatandaşları dolandırdıkları tespit edildi.
MASAK raporlarına göre, şüphelilerin hesaplarında 351 milyon TL işlem hacmi olduğu belirlendi.
246 milyon liralık dolandırıcılık yaptığı tespit edilen şüphelilerden 153'ü tutuklanırken, 128'i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı.
“SUÇLULARA GÖZ AÇTIRMIYORUZ”
Açıklamada ayrıca, "Vatandaşlarımızı mağdur ederek haksız kazanç elde eden suç şebekelerine ve yasa dışı yapılanmalara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyor, suçlulara göz açtırmıyoruz. Kahraman polislerimizi, Asayiş Daire Başkanlığımızı, MASAK'ımızı, Cumhuriyet başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
İçişleri Bakanlığı, 18 ilde polis tarafından “Nitelikli Dolandırıcılık” suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda, 246 milyon liralık dolandırıcılık yaptığı tespit edilip yakalanan 281 şüpheliden 153'ünün tutuklandığını duyurdu.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre; Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde, 18 ilde “Nitelikli Dolandırıcılık” suçlarına yönelik operasyon düzenlendi.
Operasyonlarda 281 şüpheli yakalanıp gözaltına alındı.
Şüphelilerin; kendilerini kamu görevlisi veya banka görevlisi olarak tanıttığı, sosyal medya ve sahte internet sitelerinden araç, ev, yedek parça satışı ve araç kiralama ilanları verip, kendilerini internet/iletişim firması temsilcisi olarak tanıttığı ve yüksek kazanç vaadiyle vatandaşları dolandırdıkları tespit edildi.
MASAK raporlarına göre, şüphelilerin hesaplarında 351 milyon TL işlem hacmi olduğu belirlendi.
246 milyon liralık dolandırıcılık yaptığı tespit edilen şüphelilerden 153'ü tutuklanırken, 128'i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı.
“SUÇLULARA GÖZ AÇTIRMIYORUZ”
Açıklamada ayrıca, "Vatandaşlarımızı mağdur ederek haksız kazanç elde eden suç şebekelerine ve yasa dışı yapılanmalara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyor, suçlulara göz açtırmıyoruz. Kahraman polislerimizi, Asayiş Daire Başkanlığımızı, MASAK'ımızı, Cumhuriyet başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
İş insanı Gökhan Kalıpçı ve eski AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş'un öldürülmesi gibi birçok olaya adı karışan suç örgütü lideri Serkan Kurtuluş, bugün Türkiye'ye iade edildi.
“Kasten adam öldürme", “suç örgütü yöneticiliği”, “silahla yağma”, “zincirleme şekilde tehdit” gibi suçlamalarla kırmızı bültenle aranan Kurtuluş, 2018 yılında Gürcistan'da tutuklanmış; ancak Türkiye'ye iade işlemleri sürerken adli kontrol şartıyla serbest b...
İş insanı Gökhan Kalıpçı ve eski AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş'un öldürülmesi gibi birçok olaya adı karışan suç örgütü lideri Serkan Kurtuluş, bugün Türkiye'ye iade edildi.
“Kasten adam öldürme", “suç örgütü yöneticiliği”, “silahla yağma”, “zincirleme şekilde tehdit” gibi suçlamalarla kırmızı bültenle aranan Kurtuluş, 2018 yılında Gürcistan'da tutuklanmış; ancak Türkiye'ye iade işlemleri sürerken adli kontrol şartıyla serbest b...
İş insanı Gökhan Kalıpçı ve eski AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş'un öldürülmesi gibi birçok olaya adı karışan suç örgütü lideri Serkan Kurtuluş, bugün Türkiye'ye iade edildi.
“Kasten adam öldürme", “suç örgütü yöneticiliği”, “silahla yağma”, “zincirleme şekilde tehdit” gibi suçlamalarla kırmızı bültenle aranan Kurtuluş, 2018 yılında Gürcistan'da tutuklanmış; ancak Türkiye'ye iade işlemleri sürerken adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Suç örgütü lideri bu sırada sahte pasaportla Arjantin'e kaçmıştı.
Kurtuluş, 2022 yılında ise Lider Camgöz'le birlikte Buenos Aires'teki lüks otelde Interpol ekiplerince yakalanmıştı.
İçişleri Bakanlığı yeni gelişmeyi şöyle duyurdu:
"Suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş, bugün Arjantin’den Türkiye’ye getiriliyor.
‘Tasarlayarak öldürme, kasten öldürme, suç işlemek amacı ile örgüt kurma, suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla birden fazla kişi tarafından silahla yağma, silahla birden fazla kişiyle var olan suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanmak suretiyle zincirleme şekilde tehdit’ suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan organize suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş isimli şahıs, Arjantin'de yakalandı ve bugün ülkemize iade ediliyor.
Kahraman polislerimizi, başkanlıklarımızı, daire başkanlığımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı görevlilerine teşekkür ediyoruz."
AHMET KURTULUŞ NASIL ÖLDÜRÜLDÜ?
Ahmet Kurtuluş, İzmir’deki “Serkan Kurtuluş Suç Örgütü” davasının sanıkları arasında yer alıyordu.
Kamuoyunda “Babalar Grubu” olarak bilinen iş insanlarına yönelik FETÖ operasyonu listesi, dönemin İzmir İstihbarat Şube Müdürü Kudret Dikmen tarafından Ahmet Kurtuluş aracılığıyla çete lideri Serkan Kurtuluş’a sızdırılmış, çete de “MİT’e çalışıyoruz, devlet arkamızda” diyerek listede adı bulunan kişilere ulaşıp tehditle yüksek miktarda paralar elde etmişti.
Ahmet Kurtuluş davada bildiklerini anlatmak üzereyken Mayıs 2019’da evine polis kılığında gelen Yener Toga tarafından öldürülmüştü.
SİYASETÇİLERE SALDIRI
2019 yılı sonunda eski MHP Urla İlçe Başkanı İsmail Taşoku da kendi aracındayken silahla vurulmuş, tetikçinin Serkan Kurtuluş'un adamı olduğu belirtilmişti.
Eski CHP Milletvekili Bülent Baratalı'nın oğlu Yiğit Baratalı'nın aracının 28 Ocak'ta kurşunlanması da Kurtuluş ile ilişkilendirilmişti.
BAKAN GÜRLEK: NEREYE KAÇARLARSA KAÇSINLAR TÜRK ADALETİ PEŞLERİNDE OLACAK
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 1 Temmuz'dan itibaren 12 ülkeden 48 syç örgütü elebaşının Türkiye'ye iadesinin sağlandığını duyurdu.
Gürlek, kişisel X hesabında şu mesajı paylaştı:
"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde; suç ve suçlularla mücadelede ulusal ve uluslararası iş birliğimizi daha da güçlendiriyor, iade süreçlerini tavizsiz ve anbean takip etmeyi sürdürüyoruz. Suç işleyip yurt dışına kaçarak Türk adaletinden kurtulacağını düşünenlerin peşini bırakmıyoruz.
1 Temmuz’da, 2026 yılının ilk yarısında 31 farklı ülkeden toplam 197 şahsın ülkemize iadesini gerçekleştirdiğimizin bilgisini paylaşmıştık. O tarihten bugüne kadar çalışmalarımız aralıksız devam etti. 1 Temmuzdan itibaren 12 ülkeden 48 şahsın daha ülkemize iadesini sağladık.
Böylece 2026 yılında ülkemize iade edilen şahıs sayısı 245’e ulaştı. Son bir buçuk ayda ülkemize iade edilenlerin 24’ü Gürcistan’dan, 8’i Almanya’dan, 6’sı Yunanistan’dan getirildi. Organize suç örgütlerine yönelik mücadelemizde de önemli sonuçlar elde ettik.
Uzun süredir takip ettiğimiz dosyalarda gelişme kaydettik. “Redkitler” suç örgütü lideri F.D. 13 Ağustos 2026 tarihinde ülkemize iade edildi. Son olarak 2020 yılında Arjantin'den iadesini talep ettiğimiz Camgözler suç örgütü yöneticisi S.K.’nın ülkemize iadesine karar verildi.
“BU GECE İSTANBUL'A ULAŞACAK”
Dışişleri Bakanlığımızın 28 Temmuz 2026 tarihli bildiriminin ardından, 31 Temmuz’da İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarımızla gerekli koordinasyon sağlandı ve şahsın Türkiye’ye getirilmesine yönelik seyahat programı oluşturuldu. S.K., 13 Ağustos’ta Arjantin’de teslim alındı; bu gece sularında İstanbul’a ulaşması planlanıyor.
Aziz milletimiz müsterih olsun: Suçlular için hiçbir ülke güvenli liman değildir. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin Türk adaleti onların peşinde olacaktır.
Bu süreçte yakın koordinasyon içerisinde çalıştığımız İçişleri Bakanlığımıza ve Dışişleri Bakanlığımıza; suçluların iadesi ve adli yardımlaşma süreçlerinde ülkemizle iş birliği yapan ülkelerin yetkili makamlarına teşekkür ediyorum."
İş insanı Gökhan Kalıpçı ve eski AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş'un öldürülmesi gibi birçok olaya adı karışan suç örgütü lideri Serkan Kurtuluş, bugün Türkiye'ye iade edildi.
“Kasten adam öldürme", “suç örgütü yöneticiliği”, “silahla yağma”, “zincirleme şekilde tehdit” gibi suçlamalarla kırmızı bültenle aranan Kurtuluş, 2018 yılında Gürcistan'da tutuklanmış; ancak Türkiye'ye iade işlemleri sürerken adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Suç örgütü lideri bu sırada sahte pasaportla Arjantin'e kaçmıştı.
Kurtuluş, 2022 yılında ise Lider Camgöz'le birlikte Buenos Aires'teki lüks otelde Interpol ekiplerince yakalanmıştı.
İçişleri Bakanlığı yeni gelişmeyi şöyle duyurdu:
"Suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş, bugün Arjantin’den Türkiye’ye getiriliyor.
‘Tasarlayarak öldürme, kasten öldürme, suç işlemek amacı ile örgüt kurma, suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla birden fazla kişi tarafından silahla yağma, silahla birden fazla kişiyle var olan suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanmak suretiyle zincirleme şekilde tehdit’ suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan organize suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş isimli şahıs, Arjantin'de yakalandı ve bugün ülkemize iade ediliyor.
Kahraman polislerimizi, başkanlıklarımızı, daire başkanlığımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı görevlilerine teşekkür ediyoruz."
AHMET KURTULUŞ NASIL ÖLDÜRÜLDÜ?
Ahmet Kurtuluş, İzmir’deki “Serkan Kurtuluş Suç Örgütü” davasının sanıkları arasında yer alıyordu.
Kamuoyunda “Babalar Grubu” olarak bilinen iş insanlarına yönelik FETÖ operasyonu listesi, dönemin İzmir İstihbarat Şube Müdürü Kudret Dikmen tarafından Ahmet Kurtuluş aracılığıyla çete lideri Serkan Kurtuluş’a sızdırılmış, çete de “MİT’e çalışıyoruz, devlet arkamızda” diyerek listede adı bulunan kişilere ulaşıp tehditle yüksek miktarda paralar elde etmişti.
Ahmet Kurtuluş davada bildiklerini anlatmak üzereyken Mayıs 2019’da evine polis kılığında gelen Yener Toga tarafından öldürülmüştü.
SİYASETÇİLERE SALDIRI
2019 yılı sonunda eski MHP Urla İlçe Başkanı İsmail Taşoku da kendi aracındayken silahla vurulmuş, tetikçinin Serkan Kurtuluş'un adamı olduğu belirtilmişti.
Eski CHP Milletvekili Bülent Baratalı'nın oğlu Yiğit Baratalı'nın aracının 28 Ocak'ta kurşunlanması da Kurtuluş ile ilişkilendirilmişti.
BAKAN GÜRLEK: NEREYE KAÇARLARSA KAÇSINLAR TÜRK ADALETİ PEŞLERİNDE OLACAK
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 1 Temmuz'dan itibaren 12 ülkeden 48 syç örgütü elebaşının Türkiye'ye iadesinin sağlandığını duyurdu.
Gürlek, kişisel X hesabında şu mesajı paylaştı:
"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde; suç ve suçlularla mücadelede ulusal ve uluslararası iş birliğimizi daha da güçlendiriyor, iade süreçlerini tavizsiz ve anbean takip etmeyi sürdürüyoruz. Suç işleyip yurt dışına kaçarak Türk adaletinden kurtulacağını düşünenlerin peşini bırakmıyoruz.
1 Temmuz’da, 2026 yılının ilk yarısında 31 farklı ülkeden toplam 197 şahsın ülkemize iadesini gerçekleştirdiğimizin bilgisini paylaşmıştık. O tarihten bugüne kadar çalışmalarımız aralıksız devam etti. 1 Temmuzdan itibaren 12 ülkeden 48 şahsın daha ülkemize iadesini sağladık.
Böylece 2026 yılında ülkemize iade edilen şahıs sayısı 245’e ulaştı. Son bir buçuk ayda ülkemize iade edilenlerin 24’ü Gürcistan’dan, 8’i Almanya’dan, 6’sı Yunanistan’dan getirildi. Organize suç örgütlerine yönelik mücadelemizde de önemli sonuçlar elde ettik.
Uzun süredir takip ettiğimiz dosyalarda gelişme kaydettik. “Redkitler” suç örgütü lideri F.D. 13 Ağustos 2026 tarihinde ülkemize iade edildi. Son olarak 2020 yılında Arjantin'den iadesini talep ettiğimiz Camgözler suç örgütü yöneticisi S.K.’nın ülkemize iadesine karar verildi.
“BU GECE İSTANBUL'A ULAŞACAK”
Dışişleri Bakanlığımızın 28 Temmuz 2026 tarihli bildiriminin ardından, 31 Temmuz’da İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarımızla gerekli koordinasyon sağlandı ve şahsın Türkiye’ye getirilmesine yönelik seyahat programı oluşturuldu. S.K., 13 Ağustos’ta Arjantin’de teslim alındı; bu gece sularında İstanbul’a ulaşması planlanıyor.
Aziz milletimiz müsterih olsun: Suçlular için hiçbir ülke güvenli liman değildir. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin Türk adaleti onların peşinde olacaktır.
Bu süreçte yakın koordinasyon içerisinde çalıştığımız İçişleri Bakanlığımıza ve Dışişleri Bakanlığımıza; suçluların iadesi ve adli yardımlaşma süreçlerinde ülkemizle iş birliği yapan ülkelerin yetkili makamlarına teşekkür ediyorum."
Gaziantep'te engelli gence cinsel istismar iddiasıyla dört şüpheli gözaltına alındı.
Olay, Şahinbey ilçe...
Gaziantep'te engelli gence cinsel istismar iddiasıyla dört şüpheli gözaltına alındı.
Olay, Şahinbey ilçe...
Gaziantep'te engelli gence cinsel istismar iddiasıyla dört şüpheli gözaltına alındı.
Olay, Şahinbey ilçesi Cengiz Topel Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, işitme ve konuşma engelli 24 yaşındaki S.P.'nin aracına bindiği bir şüpheli tarafından bilinmeyen bir adrese götürüldü.
Genç kıza, götürüldüğü adreste boyacı, tesisatçı, berber ve berber kalfası olduğu iddia edilen M.T. (28), S.B. (26), M.E. (24) ve F.R. (18) isimli şüpheliler tarafından cinsel istismarda bulunulduğu öne sürüldü.
Daha sonra serbest bırakılan genç kız, yaşananları ailesine anlattı.
DÖRT ŞÜPHELİ YAKALANDI, VATANDAŞLAR KARAKOLUN ÖNÜNDE TOPLANDI
İhbar üzerine çalışma yapan polis ekipleri olaya karıştığı öne sürülen dört şüpheliyi gözaltına aldı.
Şüpheliler emniyete götürülürken bu sırada karakol önünde toplanan genç kızın ailesi ile yüzlerce vatandaş yaşananlara tepki gösterdi.
Vatandaşlar, şüphelilerin en ağır cezayı almasını istedi.
Genç kızın istismara uğrayıp uğramadığı iddiasının ise yapılacak sağlık kontrollerinin ardından netleşeceği belirtildi.
Gaziantep'te engelli gence cinsel istismar iddiasıyla dört şüpheli gözaltına alındı.
Olay, Şahinbey ilçesi Cengiz Topel Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, işitme ve konuşma engelli 24 yaşındaki S.P.'nin aracına bindiği bir şüpheli tarafından bilinmeyen bir adrese götürüldü.
Genç kıza, götürüldüğü adreste boyacı, tesisatçı, berber ve berber kalfası olduğu iddia edilen M.T. (28), S.B. (26), M.E. (24) ve F.R. (18) isimli şüpheliler tarafından cinsel istismarda bulunulduğu öne sürüldü.
Daha sonra serbest bırakılan genç kız, yaşananları ailesine anlattı.
DÖRT ŞÜPHELİ YAKALANDI, VATANDAŞLAR KARAKOLUN ÖNÜNDE TOPLANDI
İhbar üzerine çalışma yapan polis ekipleri olaya karıştığı öne sürülen dört şüpheliyi gözaltına aldı.
Şüpheliler emniyete götürülürken bu sırada karakol önünde toplanan genç kızın ailesi ile yüzlerce vatandaş yaşananlara tepki gösterdi.
Vatandaşlar, şüphelilerin en ağır cezayı almasını istedi.
Genç kızın istismara uğrayıp uğramadığı iddiasının ise yapılacak sağlık kontrollerinin ardından netleşeceği belirtildi.
Milli Savunma Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Hava Kuv...
Milli Savunma Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Hava Kuv...
Milli Savunma Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Hava Kuvvetleri Komutanlığının, NATO'nun entegre hava ve füze savunmasına katkı sağlamaya devam ettiği belirtildi. Paylaşımda, şunlar kaydedildi:
"13 Ağustos 2026 tarihinde Romanya hava sahasında icra edilen NATO Entegre Hava ve Füze Savunması (Integrated Air and Missile Defence – IAMD) faaliyetine, 6'ncı Ana Jet Üs Komutanlığımızdan (Bandırma) 2 adet F-16, 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığımızdan (Konya) 1 adet E-7T, 10'uncu Ana Jet Üs Komutanlığımızdan (Adana) 1 adet KC-135R uçağımız katıldı.
NATO unsurlarıyla müşterek gerçekleştirilen faaliyet kapsamında, ilk kez düşük süratli önleme eğitimi başarıyla icra edildi. Güçlü hava gücümüzle gökyüzünde daima hazır, barış ve güvenlik için her zaman görevdeyiz."
Milli Savunma Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Hava Kuvvetleri Komutanlığının, NATO'nun entegre hava ve füze savunmasına katkı sağlamaya devam ettiği belirtildi. Paylaşımda, şunlar kaydedildi:
"13 Ağustos 2026 tarihinde Romanya hava sahasında icra edilen NATO Entegre Hava ve Füze Savunması (Integrated Air and Missile Defence – IAMD) faaliyetine, 6'ncı Ana Jet Üs Komutanlığımızdan (Bandırma) 2 adet F-16, 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığımızdan (Konya) 1 adet E-7T, 10'uncu Ana Jet Üs Komutanlığımızdan (Adana) 1 adet KC-135R uçağımız katıldı.
NATO unsurlarıyla müşterek gerçekleştirilen faaliyet kapsamında, ilk kez düşük süratli önleme eğitimi başarıyla icra edildi. Güçlü hava gücümüzle gökyüzünde daima hazır, barış ve güvenlik için her zaman görevdeyiz."
Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün Dışişleri Bakanları, İsrail’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararıyla onaylanan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze ihtilafını sona erdirmeye yönelik Kapsamlı Barış Planı kapsam...
Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün Dışişleri Bakanları, İsrail’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararıyla onaylanan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze ihtilafını sona erdirmeye yönelik Kapsamlı Barış Planı kapsam...
Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün Dışişleri Bakanları, İsrail’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararıyla onaylanan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze ihtilafını sona erdirmeye yönelik Kapsamlı Barış Planı kapsamında hazırlanan Yol Haritası’nı ve Filistin Devleti’ni tanımayı reddetmesini kınadı.
Ortak açıklamada, İsrail’in tutumunun Kapsamlı Barış Planı’nın doğrudan reddi anlamına geldiği ve planın uygulanmasını tehlikeye attığı belirtildi. Bu tutumun, adil ve kalıcı barışın sağlanmasına yönelik ortak çabaları da baltaladığı ifade edildi.
Açıklamada, Filistinli gruplar tarafından kabul edilen Yol Haritası’nın Mısır, Katar, Türkiye, ABD, Gazze Yüksek Temsilcisi ve Barış Kurulu’nun yoğun çabaları sonucunda oluşturulduğu kaydedildi. Yol Haritası’nın; İsrail güçlerinin Gazze’den çekilmesi, Uluslararası İstikrar Gücü’nün konuşlandırılması, idari yetkinin Gazze Ulusal Yönetim Komitesi’ne devredilmesi, silahların bırakılması ve Gazze’nin yeniden inşası açısından kritik önem taşıdığı vurgulandı. İsrail’in Yol Haritası’nı reddetmesinin, Kapsamlı Barış Planı’nın uygulanmasına devam edilmesini açıkça reddetmek anlamına geldiği belirtilen açıklamada, ABD’nin İsrail’in plan kapsamında öngörülen taahhütlere uymasını sağlamak için aktif ve kesintisiz angajmanının önemine dikkat çekildi. Bakanlar, İsrail’in devam eden ret, engelleme, erteleme veya yükümlülüklere uymama eylemlerinden doğabilecek sonuçlardan doğrudan ve tamamen sorumlu olduğunu ifade etti.
‘FİLİSTİN DEVLETİ’NİN ENGELLENMESİNİ REDDEDİYORUZ’
Açıklamada, Gazze’deki ağır insani durumun giderilmesi, güvenlik ve istikrarın sağlanması, yeniden inşa ve toparlanma sürecinin başlatılması için Kapsamlı Barış Planı’nın eksiksiz ve ivedi şekilde uygulanmasının zorunlu olduğu belirtildi. Bakanlar, Filistin Devleti’nin inkâr edilmesine veya kurulmasının engellenmesine yönelik tek taraflı eylemler dahil her türlü girişimi kesin bir şekilde reddettiklerini bildirdi. Adil, kalıcı ve kapsamlı barışın ancak iki devletli çözümün hayata geçirilmesiyle mümkün olacağı vurgulanan açıklamada, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin uluslararası hukuk ve ilgili Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda kurulması gerektiği belirtildi.
Açıklamada ayrıca, Filistin Devleti’nin reddedilmesi veya engellenmesine yönelik herhangi bir adımın bölgedeki barış, güvenlik ve istikrar umutlarını doğrudan baltaladığı ifade edildi. Bakanlar, Barış Kurulu’nun rolünün önemine işaret ederek tüm tarafları Yol Haritası’nın uygulanması ve Trump’ın Kapsamlı Barış Planı’nın ikinci aşamasının ilerletilmesine yönelik çabaları desteklemeye çağırdı. ABD’nin aktif desteği ve katılımıyla Barış Kurulu’ndan, planın bütünlüğünü korumak ve herhangi bir tarafın uygulanmasını engellemesini önlemek amacıyla yetkisi çerçevesinde derhal somut tedbirler alması istendi.
Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün Dışişleri Bakanları, İsrail’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararıyla onaylanan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze ihtilafını sona erdirmeye yönelik Kapsamlı Barış Planı kapsamında hazırlanan Yol Haritası’nı ve Filistin Devleti’ni tanımayı reddetmesini kınadı.
Ortak açıklamada, İsrail’in tutumunun Kapsamlı Barış Planı’nın doğrudan reddi anlamına geldiği ve planın uygulanmasını tehlikeye attığı belirtildi. Bu tutumun, adil ve kalıcı barışın sağlanmasına yönelik ortak çabaları da baltaladığı ifade edildi.
Açıklamada, Filistinli gruplar tarafından kabul edilen Yol Haritası’nın Mısır, Katar, Türkiye, ABD, Gazze Yüksek Temsilcisi ve Barış Kurulu’nun yoğun çabaları sonucunda oluşturulduğu kaydedildi. Yol Haritası’nın; İsrail güçlerinin Gazze’den çekilmesi, Uluslararası İstikrar Gücü’nün konuşlandırılması, idari yetkinin Gazze Ulusal Yönetim Komitesi’ne devredilmesi, silahların bırakılması ve Gazze’nin yeniden inşası açısından kritik önem taşıdığı vurgulandı. İsrail’in Yol Haritası’nı reddetmesinin, Kapsamlı Barış Planı’nın uygulanmasına devam edilmesini açıkça reddetmek anlamına geldiği belirtilen açıklamada, ABD’nin İsrail’in plan kapsamında öngörülen taahhütlere uymasını sağlamak için aktif ve kesintisiz angajmanının önemine dikkat çekildi. Bakanlar, İsrail’in devam eden ret, engelleme, erteleme veya yükümlülüklere uymama eylemlerinden doğabilecek sonuçlardan doğrudan ve tamamen sorumlu olduğunu ifade etti.
Açıklamada, Gazze’deki ağır insani durumun giderilmesi, güvenlik ve istikrarın sağlanması, yeniden inşa ve toparlanma sürecinin başlatılması için Kapsamlı Barış Planı’nın eksiksiz ve ivedi şekilde uygulanmasının zorunlu olduğu belirtildi. Bakanlar, Filistin Devleti’nin inkâr edilmesine veya kurulmasının engellenmesine yönelik tek taraflı eylemler dahil her türlü girişimi kesin bir şekilde reddettiklerini bildirdi. Adil, kalıcı ve kapsamlı barışın ancak iki devletli çözümün hayata geçirilmesiyle mümkün olacağı vurgulanan açıklamada, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin uluslararası hukuk ve ilgili Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda kurulması gerektiği belirtildi.
Açıklamada ayrıca, Filistin Devleti’nin reddedilmesi veya engellenmesine yönelik herhangi bir adımın bölgedeki barış, güvenlik ve istikrar umutlarını doğrudan baltaladığı ifade edildi. Bakanlar, Barış Kurulu’nun rolünün önemine işaret ederek tüm tarafları Yol Haritası’nın uygulanması ve Trump’ın Kapsamlı Barış Planı’nın ikinci aşamasının ilerletilmesine yönelik çabaları desteklemeye çağırdı. ABD’nin aktif desteği ve katılımıyla Barış Kurulu’ndan, planın bütünlüğünü korumak ve herhangi bir tarafın uygulanmasını engellemesini önlemek amacıyla yetkisi çerçevesinde derhal somut tedbirler alması istendi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, katıldığı bir doğum günü kutlamasıyla tacizle suçlanıp dövülmüştü. Sosyal medyaya düşen görüntüler sonrası Ankara Cumhuriyet Baş...
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, katıldığı bir doğum günü kutlamasıyla tacizle suçlanıp dövülmüştü. Sosyal medyaya düşen görüntüler sonrası Ankara Cumhuriyet Baş...
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, katıldığı bir doğum günü kutlamasıyla tacizle suçlanıp dövülmüştü. Sosyal medyaya düşen görüntüler sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Yazgan hakkında cinsel saldırı iddiasıyla resen soruşturma başlatıldı.
CHP ise Yazgan'ı kesin ihraç talebiyle disipline sevk etti.
Sosyal medyadan yaptığı açıklamada kendisinin, ailesinin ve partisinin “büyük bir saldırı altında” olduğunu savunan Yazgan, olayın savcılık soruşturmasında olması nedeniyle ayrıntılı bilgi veremeyeceğini söyledi.
Yaşananların kendisine yönelik bir “kumpas” olduğunu öne süren Yazgan, davet üzerine gittiği yerde herhangi bir tartışma yaşanmadan saldırıya uğradığını iddia etti.
Yazgan, “Israrla davet edildiğim yerde hiçbir konu konuşulmadan ve tartışma dahi olmadan saldırı ve linç girişimine maruz kaldım. Video çekiminden evvel defalarca kafama ağır bir sandalye ile vuruldu. Konuşma fırsatım dahi olmadı.” dedi.
“İÇECEĞİME İLAÇ KATILDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM”
Yazgan, içeceğine ilaç katılmış olabileceğini de ileri sürdü.
Olayla ilgili gerekli başvuruları yaptığını ve suç duyurusunda bulunduğunu belirten Yazgan, kendisine yönelik bir “itibar suikastı” yürütüldüğünü savundu.
Yazgan, “Para ve güç için bir itibar suikastı ile karşı karşıyayım. Bana bu muameleyi reva görüp bu planın içinde olan, destek veren, göz yuman kim varsa konunun takipçisi olacağım.” ifadelerini kullandı.
“DOKUNULMAZLIĞIMIN KALDIRILMASINI İSTEYECEĞİM”
CHP tarafından hakkında disiplin süreci başlatıldığını da hatırlatan Yazgan, gerçeklerin hem yargı hem de partisinin yürüteceği inceleme sonucunda ortaya çıkacağını söyledi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a seslenen Yazgan, Ankara'ya döndüğünde dokunulmazlığının kaldırılması için dilekçe vereceğini açıkladı.
Yazgan, “Benim dokunulmazlığımın kaldırılmasını isteyip yargılanmayı talep edeceğim. Bir tane suçum varsa, milletvekilliğinden de istifa edip siyaseti bırakacağım” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, katıldığı bir doğum günü kutlamasıyla tacizle suçlanıp dövülmüştü. Sosyal medyaya düşen görüntüler sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Yazgan hakkında cinsel saldırı iddiasıyla resen soruşturma başlatıldı.
CHP ise Yazgan'ı kesin ihraç talebiyle disipline sevk etti.
Sosyal medyadan yaptığı açıklamada kendisinin, ailesinin ve partisinin “büyük bir saldırı altında” olduğunu savunan Yazgan, olayın savcılık soruşturmasında olması nedeniyle ayrıntılı bilgi veremeyeceğini söyledi.
Yaşananların kendisine yönelik bir “kumpas” olduğunu öne süren Yazgan, davet üzerine gittiği yerde herhangi bir tartışma yaşanmadan saldırıya uğradığını iddia etti.
Yazgan, “Israrla davet edildiğim yerde hiçbir konu konuşulmadan ve tartışma dahi olmadan saldırı ve linç girişimine maruz kaldım. Video çekiminden evvel defalarca kafama ağır bir sandalye ile vuruldu. Konuşma fırsatım dahi olmadı.” dedi.
“İÇECEĞİME İLAÇ KATILDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM”
Yazgan, içeceğine ilaç katılmış olabileceğini de ileri sürdü.
Olayla ilgili gerekli başvuruları yaptığını ve suç duyurusunda bulunduğunu belirten Yazgan, kendisine yönelik bir “itibar suikastı” yürütüldüğünü savundu.
Yazgan, “Para ve güç için bir itibar suikastı ile karşı karşıyayım. Bana bu muameleyi reva görüp bu planın içinde olan, destek veren, göz yuman kim varsa konunun takipçisi olacağım.” ifadelerini kullandı.
“DOKUNULMAZLIĞIMIN KALDIRILMASINI İSTEYECEĞİM”
CHP tarafından hakkında disiplin süreci başlatıldığını da hatırlatan Yazgan, gerçeklerin hem yargı hem de partisinin yürüteceği inceleme sonucunda ortaya çıkacağını söyledi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a seslenen Yazgan, Ankara'ya döndüğünde dokunulmazlığının kaldırılması için dilekçe vereceğini açıkladı.
Yazgan, “Benim dokunulmazlığımın kaldırılmasını isteyip yargılanmayı talep edeceğim. Bir tane suçum varsa, milletvekilliğinden de istifa edip siyaseti bırakacağım” dedi.
Ahlatcı Yatırım tarafından yayımlanan Haftalık Altın Raporu'nda, geçen haftaki güçlü yükselişin ardından haftaya pozitif başlayan ons altının, pazartesi günü alım momentumunun devam etmesiy...
Ahlatcı Yatırım tarafından yayımlanan Haftalık Altın Raporu'nda, geçen haftaki güçlü yükselişin ardından haftaya pozitif başlayan ons altının, pazartesi günü alım momentumunun devam etmesiy...
Ahlatcı Yatırım tarafından yayımlanan Haftalık Altın Raporu'nda, geçen haftaki güçlü yükselişin ardından haftaya pozitif başlayan ons altının, pazartesi günü alım momentumunun devam etmesiyle dokuz haftanın en yüksek seviyelerine ulaştığı belirtildi.
Hafta ortasında açıklanan ABD tüketici enflasyonunun altında yukarı yönlü hareketi destekleyen en önemli katalizör olduğu kaydedildi. Temmuz ayında TÜFE'nin aylık yüzde 0,1 arttığı, yıllık enflasyonun yüzde 3,5'ten yüzde 3,4'e gerilediği aktarıldı. Çekirdek TÜFE'nin de aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,5 ile önceki aya kıyasla sınırlı yavaşlamaya işaret ettiği bilgisi verildi.
Verilerin ardından Fed'in eylül toplantısında faiz artırımı yapacağına ilişkin beklentilerin gerilediği, dolar endeksi ve kısa vadeli tahvil faizlerindeki zayıflamanın ons altını desteklediği ifade edildi. Ons altının 4.400 dolar seviyesinin üzerine çıkarak iki ayın en yüksek seviyelerine ulaştığı kaydedildi.
Perşembe günü açıklanan üretici enflasyonunun da bu görünümü desteklediği belirtildi. Temmuz ayında ÜFE'nin aylık bazda değişim göstermeyerek yüzde 0,2 artış beklentisinin altında kaldığı, yıllık üretici enflasyonunun ise yüzde 5,5'ten yüzde 4,7'ye gerilediği aktarıldı.
Üretici fiyatlarındaki yavaşlamanın, tüketici enflasyonu sonrasında oluşan ılımlı fiyat görünümünü desteklediği ve Fed'in yakın vadede faiz artırması gerektiğine yönelik baskıyı azalttığı kaydedildi. Eylül ayında faiz artırımı ihtimalinin hafta başındaki yaklaşık yüzde 50 seviyelerinden yüzde 35'in altına gerilediği vurgulandı.
Jeopolitik tarafta ise ABD-İran hattındaki gelişmelerin petrol fiyatları üzerinden takip edilmeye devam ettiği ifade edildi. Görüşmelerin ilerlememesi, tarafların birbirlerine yönelik açıklamaları ve yapılan açıklamaların tutarsızlığının değerli metalde iyimserliği sınırlayan unsur olarak öne çıktığı açıklandı.
İŞİN DETAYI HABER
Kaynak: RSS
Ahlatcı Yatırım tarafından yayımlanan Haftalık Altın Raporu'nda, geçen haftaki güçlü yükselişin ardından haftaya pozitif başlayan ons altının, pazartesi günü alım momentumunun devam etmesiyle dokuz haftanın en yüksek seviyelerine ulaştığı belirtildi.
Hafta ortasında açıklanan ABD tüketici enflasyonunun altında yukarı yönlü hareketi destekleyen en önemli katalizör olduğu kaydedildi. Temmuz ayında TÜFE'nin aylık yüzde 0,1 arttığı, yıllık enflasyonun yüzde 3,5'ten yüzde 3,4'e gerilediği aktarıldı. Çekirdek TÜFE'nin de aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,5 ile önceki aya kıyasla sınırlı yavaşlamaya işaret ettiği bilgisi verildi.
Verilerin ardından Fed'in eylül toplantısında faiz artırımı yapacağına ilişkin beklentilerin gerilediği, dolar endeksi ve kısa vadeli tahvil faizlerindeki zayıflamanın ons altını desteklediği ifade edildi. Ons altının 4.400 dolar seviyesinin üzerine çıkarak iki ayın en yüksek seviyelerine ulaştığı kaydedildi.
Perşembe günü açıklanan üretici enflasyonunun da bu görünümü desteklediği belirtildi. Temmuz ayında ÜFE'nin aylık bazda değişim göstermeyerek yüzde 0,2 artış beklentisinin altında kaldığı, yıllık üretici enflasyonunun ise yüzde 5,5'ten yüzde 4,7'ye gerilediği aktarıldı.
Üretici fiyatlarındaki yavaşlamanın, tüketici enflasyonu sonrasında oluşan ılımlı fiyat görünümünü desteklediği ve Fed'in yakın vadede faiz artırması gerektiğine yönelik baskıyı azalttığı kaydedildi. Eylül ayında faiz artırımı ihtimalinin hafta başındaki yaklaşık yüzde 50 seviyelerinden yüzde 35'in altına gerilediği vurgulandı.
Jeopolitik tarafta ise ABD-İran hattındaki gelişmelerin petrol fiyatları üzerinden takip edilmeye devam ettiği ifade edildi. Görüşmelerin ilerlememesi, tarafların birbirlerine yönelik açıklamaları ve yapılan açıklamaların tutarsızlığının değerli metalde iyimserliği sınırlayan unsur olarak öne çıktığı açıklandı.
İŞİN DETAYI HABER
Kaynak: RSS
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sınav sisteminde değişiklik planlarının olmadığını söyledi.
Diploma...
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sınav sisteminde değişiklik planlarının olmadığını söyledi.
Diploma...
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sınav sisteminde değişiklik planlarının olmadığını söyledi.
Diplomasi Forumu'nda konuşan Bakan Tekin, sınav sisteminde değişiklik yapılacağı iddialarına değindi.
"Şu an gündemimizde ne bizim, ne de YÖK'ün gündeminde sınav sistemine ilişkin bir değişiklik yok." diyen Tekin, "Hem ÖSYM hem bizim bakanlık önümüzdeki yıl, bu yıl değil de bir sonraki yılın LGS ve YKS soruları için yepyeni bir havuz oluşturuyor." ifadelerini kullandı.
SORU HAVUZU YENİ MÜFREDATTAN OLUŞTURULACAK
Soru havuzunun yeni müfredata göre oluşturulacağını anlatan Bakan Tekin, şöyle devam etti:
"Mesela diyelim ki bir konu ortaöğretim lise müfredatından çıkartıldıysa ondan soru sormayacağız demektir. Yapacağımız değişiklik sadece bu. Birileri 'sınav sistemini şöyle değiştiriyorlar, böyle değiştiriyorlar' diye bir şeyler yazıyorlar, çiziyorlar sağda solda. Ben görünce ben de şaşırıyorum nereden çıkartıyorlar bunları. Öyle bir şey yok. Sınavla ilgili hiçbir değişiklik şu an gündemimizde yok."
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sınav sisteminde değişiklik planlarının olmadığını söyledi.
Diplomasi Forumu'nda konuşan Bakan Tekin, sınav sisteminde değişiklik yapılacağı iddialarına değindi.
"Şu an gündemimizde ne bizim, ne de YÖK'ün gündeminde sınav sistemine ilişkin bir değişiklik yok." diyen Tekin, "Hem ÖSYM hem bizim bakanlık önümüzdeki yıl, bu yıl değil de bir sonraki yılın LGS ve YKS soruları için yepyeni bir havuz oluşturuyor." ifadelerini kullandı.
SORU HAVUZU YENİ MÜFREDATTAN OLUŞTURULACAK
Soru havuzunun yeni müfredata göre oluşturulacağını anlatan Bakan Tekin, şöyle devam etti:
"Mesela diyelim ki bir konu ortaöğretim lise müfredatından çıkartıldıysa ondan soru sormayacağız demektir. Yapacağımız değişiklik sadece bu. Birileri 'sınav sistemini şöyle değiştiriyorlar, böyle değiştiriyorlar' diye bir şeyler yazıyorlar, çiziyorlar sağda solda. Ben görünce ben de şaşırıyorum nereden çıkartıyorlar bunları. Öyle bir şey yok. Sınavla ilgili hiçbir değişiklik şu an gündemimizde yok."
TEM Otoyolu Silivri mevkisinde yerleşim alanına yakın noktada bulunan otluk ve ağaçlık alanda henüz beli...
TEM Otoyolu Silivri mevkisinde yerleşim alanına yakın noktada bulunan otluk ve ağaçlık alanda henüz beli...
TEM Otoyolu Silivri mevkisinde yerleşim alanına yakın noktada bulunan otluk ve ağaçlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
Yangın rüzgarın etkisiyle büyüyerek geniş bir alana yayıldı.
BAZI EVLER TAHLİYE EDİLDİİstanbul'un farklı noktalarından çok sayıda itfaiye ekibi bölgeye sevk edildi.
Yangının yerleşim alanlarına yaklaşması üzerine tedbir amacıyla bazı evlerin tahliye edildiği öğrenildi.
YANGIN KONTROL ALTINA ALINDIİtfaiye ekipleri, alevlerin kontrol altına alınması için karadan çalışma yürütürken, hava unsurları da söndürme çalışmalarına destek veriyor.
Yangının saat 17.45 itibariyle kontrol altına alındığı belirtildi. Bölgede soğutma çalışmaları devam ediyor.
TEM OTOYOLU KAPATILDIYangın nedeniyle Silivri TEM Otoyolu, Edirne ve Ankara istikametlerinde trafiğe kapatılırken, bölgede araç yoğunluğu oluştu.
Bölgede araç yoğunluğu oluştu.
KARBEY DİNLEME TESİSİ BOŞALTILDIYangın TEM Otoyolu'na kadar ilerlerken Karbey dinleme tesisi, bir çiftlik ve bir yediemin hurda parkı tedbir amacıyla boşaltıldı.
TEM Otoyolu Silivri mevkisinde yerleşim alanına yakın noktada bulunan otluk ve ağaçlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
Yangın rüzgarın etkisiyle büyüyerek geniş bir alana yayıldı.
BAZI EVLER TAHLİYE EDİLDİİstanbul'un farklı noktalarından çok sayıda itfaiye ekibi bölgeye sevk edildi.
Yangının yerleşim alanlarına yaklaşması üzerine tedbir amacıyla bazı evlerin tahliye edildiği öğrenildi.
YANGIN KONTROL ALTINA ALINDIİtfaiye ekipleri, alevlerin kontrol altına alınması için karadan çalışma yürütürken, hava unsurları da söndürme çalışmalarına destek veriyor.
Yangının saat 17.45 itibariyle kontrol altına alındığı belirtildi. Bölgede soğutma çalışmaları devam ediyor.
TEM OTOYOLU KAPATILDIYangın nedeniyle Silivri TEM Otoyolu, Edirne ve Ankara istikametlerinde trafiğe kapatılırken, bölgede araç yoğunluğu oluştu.
Bölgede araç yoğunluğu oluştu.
KARBEY DİNLEME TESİSİ BOŞALTILDIYangın TEM Otoyolu'na kadar ilerlerken Karbey dinleme tesisi, bir çiftlik ve bir yediemin hurda parkı tedbir amacıyla boşaltıldı.
Şirketin Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) gönderdiği açıklamaya göre, 1 Eylül 2026 tarihinde Borsa İstanbul'd...
Şirketin Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) gönderdiği açıklamaya göre, 1 Eylül 2026 tarihinde Borsa İstanbul'd...
Şirketin Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) gönderdiği açıklamaya göre, 1 Eylül 2026 tarihinde Borsa İstanbul'da pay başına 23,68 TL fiyattan toplam 9 milyon 854 bin 768 adet BSOKE payı geri alındı.
Yönetim kurulu, ayrılan azami fon tavanının kullanılmış olması nedeniyle 7 Mayıs 2025 tarihli kararla başlatılan pay geri alım programının 1 Eylül 2026 itibarıyla sonlandırılmasına karar verdi.
Program kapsamında gerçekleştirilen pay geri alımlarının, ilgili mevzuat çerçevesinde pay fiyatının şirket faaliyetlerinin gerçek performansını yansıtmasına katkı sağlamak ve pay sahiplerinin hak ve menfaatlerini korumak amacı taşıdığı belirtildi.
Şirket, geri alım programının sonlandırılmasına ilişkin kararın ilk genel kurulda pay sahiplerinin bilgisine sunulacağını bildirdi.
Toplam geri alım 233,36 milyon TL nominal tutara ulaştı
Şirket açıklamasında, pay geri alım programı kapsamında, toplam 233 milyon 360 bin 906,24 TL nominal tutarlı ve 9 milyon 854 bin 768 adet BSOKE payının geri alındığı belirtildi.
Geri alınan payların şirket sermayesine oranı yüzde 0,616 olarak açıklandı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Şirketin Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) gönderdiği açıklamaya göre, 1 Eylül 2026 tarihinde Borsa İstanbul'da pay başına 23,68 TL fiyattan toplam 9 milyon 854 bin 768 adet BSOKE payı geri alındı.
Yönetim kurulu, ayrılan azami fon tavanının kullanılmış olması nedeniyle 7 Mayıs 2025 tarihli kararla başlatılan pay geri alım programının 1 Eylül 2026 itibarıyla sonlandırılmasına karar verdi.
Program kapsamında gerçekleştirilen pay geri alımlarının, ilgili mevzuat çerçevesinde pay fiyatının şirket faaliyetlerinin gerçek performansını yansıtmasına katkı sağlamak ve pay sahiplerinin hak ve menfaatlerini korumak amacı taşıdığı belirtildi.
Şirket, geri alım programının sonlandırılmasına ilişkin kararın ilk genel kurulda pay sahiplerinin bilgisine sunulacağını bildirdi.
Toplam geri alım 233,36 milyon TL nominal tutara ulaştı
Şirket açıklamasında, pay geri alım programı kapsamında, toplam 233 milyon 360 bin 906,24 TL nominal tutarlı ve 9 milyon 854 bin 768 adet BSOKE payının geri alındığı belirtildi.
Geri alınan payların şirket sermayesine oranı yüzde 0,616 olarak açıklandı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Tunceli'de 2020 yılında kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'ya ilişkin soruşturmada yeni ayrıntılar ortaya çıktı.
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı sevk yazısında, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in de aralarında bulunduğu şüphelilere yönelik çarpıcı değerlendirmelere yer verildi.
"KAMU GÜCÜNÜN KULLANILDIĞI KARAN...
Tunceli'de 2020 yılında kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'ya ilişkin soruşturmada yeni ayrıntılar ortaya çıktı.
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı sevk yazısında, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in de aralarında bulunduğu şüphelilere yönelik çarpıcı değerlendirmelere yer verildi.
"KAMU GÜCÜNÜN KULLANILDIĞI KARAN...
Tunceli'de 2020 yılında kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'ya ilişkin soruşturmada yeni ayrıntılar ortaya çıktı.
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı sevk yazısında, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in de aralarında bulunduğu şüphelilere yönelik çarpıcı değerlendirmelere yer verildi.
"KAMU GÜCÜNÜN KULLANILDIĞI KARANLIK BİR İLİŞKİ AĞI"Başsavcılık, elde edilen deliller doğrultusunda kamu gücünün kullanıldığı karanlık bir ilişki ağı oluşturulduğunu belirtti.
Sevk yazısında, "Şüpheli Tuncay Sonel'in şüpheli Gökhan Ertok'a yönelik mesajlaşma ve talimat içerikleri incelendiğinde; hukuka ve kanuna mutlak aykırılık teşkil eden, kamu gücünü araç kılan karanlık bir ilişki ağı kurdukları değerlendirilmiştir" denildi.
"OLAY ORGANİZE BİR YAPI İÇERİSİNDE İŞLENDİ"Sevk yazısında olayın organize bir yapı içerisinde gerçekleştirildiği yönünde güçlü kanaat oluştuğu ifade edildi.
Yazıda, "Bugüne kadar temin edilen tüm bilgi, bulgu, belge ve diğer deliller olayın basit bir kayıp vaka şüphesinden öte olduğu sonucunu doğurmuştur. Tüm bulgular ışığında olayın birçok suç fiilini barındıran organize bir yapı içerisinde işlendiği hususunda, soruşturma verileri ve maddi delillerle desteklenen güçlü bir kanaat oluşmuştur." ifadelerine yer verildi.
Soruşturma kapsamında eski vali Tuncay Sonel, oğlu ve eşinin de aralarında olduğu 28 kişi tutuklandı.
Şüpheliler cinayet ve delil karartmakla suçlanıyor.
NE OLMUŞTU?Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye giderek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.
Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "kasten öldürmeye yardım", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 19 şüpheli gözaltına alınmıştı.
Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer, Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu ile güvenlik korucusu Fatih Özmen tutuklanmış, Uğurcan A, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E. ile iş insanı O.Y, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Soruşturmada, kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı.
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı.
Son olarak eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşi Handan Sonel ve bilişim şirketinin sahibi de tutuklanmıştı.
Tunceli'de 2020 yılında kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'ya ilişkin soruşturmada yeni ayrıntılar ortaya çıktı.
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı sevk yazısında, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in de aralarında bulunduğu şüphelilere yönelik çarpıcı değerlendirmelere yer verildi.
"KAMU GÜCÜNÜN KULLANILDIĞI KARANLIK BİR İLİŞKİ AĞI"Başsavcılık, elde edilen deliller doğrultusunda kamu gücünün kullanıldığı karanlık bir ilişki ağı oluşturulduğunu belirtti.
Sevk yazısında, "Şüpheli Tuncay Sonel'in şüpheli Gökhan Ertok'a yönelik mesajlaşma ve talimat içerikleri incelendiğinde; hukuka ve kanuna mutlak aykırılık teşkil eden, kamu gücünü araç kılan karanlık bir ilişki ağı kurdukları değerlendirilmiştir" denildi.
"OLAY ORGANİZE BİR YAPI İÇERİSİNDE İŞLENDİ"Sevk yazısında olayın organize bir yapı içerisinde gerçekleştirildiği yönünde güçlü kanaat oluştuğu ifade edildi.
Yazıda, "Bugüne kadar temin edilen tüm bilgi, bulgu, belge ve diğer deliller olayın basit bir kayıp vaka şüphesinden öte olduğu sonucunu doğurmuştur. Tüm bulgular ışığında olayın birçok suç fiilini barındıran organize bir yapı içerisinde işlendiği hususunda, soruşturma verileri ve maddi delillerle desteklenen güçlü bir kanaat oluşmuştur." ifadelerine yer verildi.
Soruşturma kapsamında eski vali Tuncay Sonel, oğlu ve eşinin de aralarında olduğu 28 kişi tutuklandı.
Şüpheliler cinayet ve delil karartmakla suçlanıyor.
NE OLMUŞTU?Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye giderek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.
Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "kasten öldürmeye yardım", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 19 şüpheli gözaltına alınmıştı.
Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer, Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu ile güvenlik korucusu Fatih Özmen tutuklanmış, Uğurcan A, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E. ile iş insanı O.Y, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Soruşturmada, kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı.
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı.
Son olarak eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşi Handan Sonel ve bilişim şirketinin sahibi de tutuklanmıştı.
Olay, 15 Ağustos'ta Üniversite Mahallesi’nde bulunan halı sahada meydan...
Olay, 15 Ağustos'ta Üniversite Mahallesi’nde bulunan halı sahada meydan...
Olay, 15 Ağustos'ta Üniversite Mahallesi’nde bulunan halı sahada meydana geldi. Yaklaşık 20 gün önce askerlik görevini tamamlayarak ailesinin yanına döndüğü öğrenilen Ahmet Gül, arkadaşlarıyla halı saha maçı yaptığı sırada fenalaşarak yere yığıldı. Durumu fark eden arkadaşları sağlık ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, ilk müdahalenin ardından Gül'ü hastaneye kaldırdı. Ahmet Gül, hastanede yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Gül'ün cansız bedeni, ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
FENALAŞTIĞI ANLAR KEMARADA
Ahmet Gül'ün halı sahada fenalaştığı anlar ise güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, 15 Ağustos'ta Üniversite Mahallesi’nde bulunan halı sahada meydana geldi. Yaklaşık 20 gün önce askerlik görevini tamamlayarak ailesinin yanına döndüğü öğrenilen Ahmet Gül, arkadaşlarıyla halı saha maçı yaptığı sırada fenalaşarak yere yığıldı. Durumu fark eden arkadaşları sağlık ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, ilk müdahalenin ardından Gül'ü hastaneye kaldırdı. Ahmet Gül, hastanede yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Gül'ün cansız bedeni, ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
FENALAŞTIĞI ANLAR KEMARADA
Ahmet Gül'ün halı sahada fenalaştığı anlar ise güvenlik kamerasına yansıdı.
Geçtiğimiz aylarda kız arkadaşının ilişkileri bitirmesi üzerine bir adam ortalığı birbirine kattı. Esenyurt Bat...
Geçtiğimiz aylarda kız arkadaşının ilişkileri bitirmesi üzerine bir adam ortalığı birbirine kattı. Esenyurt Bat...
Geçtiğimiz aylarda kız arkadaşının ilişkileri bitirmesi üzerine bir adam ortalığı birbirine kattı. Esenyurt Battalgazi Mahallesi’nde yaşanan olayda gece yarısı eski sevgilisinin yaşadığı apartmana scooter ile gelen adam camları kırdı. Öncesinde de defalarca gelen şahıs, bina giriş kapısının önünde lastik yakarak binayı ateşe verdi ve camları kırdı. Aile şahıstan korktuğu için apartmandan taşınarak evini satışa çıkartırken, mahalleli ise geceleri uyuyamadıklarını belirtti. Mahalle sakinleri şahsın bir an önce tutuklanmasını isterken, yaşanan o anlar kameraya yansıdı.
Yaşanan olay hakkında konuşan mahalle sakini, "Olaylar 3-4 ay önce başladı. Adam önce evin camlarını kırdı ardından kapının önünde lastik yaktı. Ev yanıyordu, yoldan geçen vatandaşlar kaldırdı bizleri. Bir gece geldi torpil attı. Geceleri 2-3 gibi geliyor adam. Bu adam kim bilmiyoruz, alt komşumuz kızının eski sevgilisinin olduğunu öğrendik. Ayrılmasını hazmedememiş o nedenle bunları yapıyor. Komşumuz taşında zaten bu adamın korkusuna. Evde biri olsa "Tamam" diyeceğim ama evde de kimse yok. Yetkililerden yardım bekliyoruz" dedi.
Geçtiğimiz aylarda kız arkadaşının ilişkileri bitirmesi üzerine bir adam ortalığı birbirine kattı. Esenyurt Battalgazi Mahallesi’nde yaşanan olayda gece yarısı eski sevgilisinin yaşadığı apartmana scooter ile gelen adam camları kırdı. Öncesinde de defalarca gelen şahıs, bina giriş kapısının önünde lastik yakarak binayı ateşe verdi ve camları kırdı. Aile şahıstan korktuğu için apartmandan taşınarak evini satışa çıkartırken, mahalleli ise geceleri uyuyamadıklarını belirtti. Mahalle sakinleri şahsın bir an önce tutuklanmasını isterken, yaşanan o anlar kameraya yansıdı.
Yaşanan olay hakkında konuşan mahalle sakini, "Olaylar 3-4 ay önce başladı. Adam önce evin camlarını kırdı ardından kapının önünde lastik yaktı. Ev yanıyordu, yoldan geçen vatandaşlar kaldırdı bizleri. Bir gece geldi torpil attı. Geceleri 2-3 gibi geliyor adam. Bu adam kim bilmiyoruz, alt komşumuz kızının eski sevgilisinin olduğunu öğrendik. Ayrılmasını hazmedememiş o nedenle bunları yapıyor. Komşumuz taşında zaten bu adamın korkusuna. Evde biri olsa "Tamam" diyeceğim ama evde de kimse yok. Yetkililerden yardım bekliyoruz" dedi.
Çılgın Sayısal Loto çekilişi tamamlandı. Büyük ikramiye miktarının katlanarak büyüdüğü çekiliş...
Çılgın Sayısal Loto çekilişi tamamlandı. Büyük ikramiye miktarının katlanarak büyüdüğü çekilişte şanslı rakamlar belli oldu. İşte Sayısal Loto sonuçları bilet sorgulama ekranı.
Devasa ikramiye tutarlarıyla Türkiye'nin en popüler şans oyunlarından biri olan Çılgın Sayısal Loto'da heyecanlı bekleyiş sona erdi. Noter huzurunda ve canlı yayında gerçekleştirilen çekilişle birlikte haftanın kazandıran numaraları belli oldu. Oynadığı kupona güvenen şans oyunu severler, Sayısal Loto sonuçları ekranından biletlerini kontrol etmeye başladı. 6 bilen çıkıp çıkmadığı, ikramiyenin bir sonraki çekilişe devredip devretmediği ve ikramiye dağılım tablosu Milli Piyango TV ve resmi web sitesinde yayınlandı. Bilet numaranız ile kazanç durumunuzu kontrol etmek için resmi sorgulama ekranını ziyaret edebilirsiniz.
Çıkan sayılar 1, 3, 4, 43, 64, 69 oldu. Joker 58, SüperStar sayısı 80.
616 milyon TL'yi aşan ikramiye bir sonraki çekilişe devroldu.
Çılgın Sayısal Loto çekilişi tamamlandı. Büyük ikramiye miktarının katlanarak büyüdüğü çekilişte şanslı rakamlar belli oldu. İşte Sayısal Loto sonuçları bilet sorgulama ekranı.
Devasa ikramiye tutarlarıyla Türkiye'nin en popüler şans oyunlarından biri olan Çılgın Sayısal Loto'da heyecanlı bekleyiş sona erdi. Noter huzurunda ve canlı yayında gerçekleştirilen çekilişle birlikte haftanın kazandıran numaraları belli oldu. Oynadığı kupona güvenen şans oyunu severler, Sayısal Loto sonuçları ekranından biletlerini kontrol etmeye başladı. 6 bilen çıkıp çıkmadığı, ikramiyenin bir sonraki çekilişe devredip devretmediği ve ikramiye dağılım tablosu Milli Piyango TV ve resmi web sitesinde yayınlandı. Bilet numaranız ile kazanç durumunuzu kontrol etmek için resmi sorgulama ekranını ziyaret edebilirsiniz.
Çıkan sayılar 1, 3, 4, 43, 64, 69 oldu. Joker 58, SüperStar sayısı 80.
616 milyon TL'yi aşan ikramiye bir sonraki çekilişe devroldu.
Ticaret Bakanlığı, Yüreğir'de bir işletmede kutu darasının alınmaması ve fiyat etik...
Ticaret Bakanlığı, Yüreğir'de bir işletmede kutu darasının alınmaması ve fiyat etik...
Ticaret Bakanlığı, Yüreğir'de bir işletmede kutu darasının alınmaması ve fiyat etiketi bulunmaması nedeniyle toplam 39 bin 730 lira idari para cezası uygulandığını açıkladı.
Ticaret Bakanlığı, tüketicilerin ekonomik menfaatlerinin korunmasına yönelik denetimler kapsamında Adana'nın Yüreğir ilçesinde bir işletmede denetim gerçekleştirildiğini açıkladı.
Denetimde, açıkta satılan ürünlerde kutu darasının alınmadığı ve 9 üründe fiyat etiketi bulunmadığı tespit edildi. İşletmeye kutu darasının alınmaması nedeniyle 3 bin 973 lira, fiyat etiketi eksikliği nedeniyle 35 bin 757 lira olmak üzere toplam 39 bin 730 lira idari para cezası uygulandı.
Bakanlık, açıkta satılan ürünlerin net miktarı belirlenirken daranın düşürülmesinin ve ürünlerde mevzuata uygun fiyat etiketi bulundurulmasının zorunlu olduğunu bildirdi.
Kaynak: RSS
Ticaret Bakanlığı, Yüreğir'de bir işletmede kutu darasının alınmaması ve fiyat etiketi bulunmaması nedeniyle toplam 39 bin 730 lira idari para cezası uygulandığını açıkladı.
Ticaret Bakanlığı, tüketicilerin ekonomik menfaatlerinin korunmasına yönelik denetimler kapsamında Adana'nın Yüreğir ilçesinde bir işletmede denetim gerçekleştirildiğini açıkladı.
Denetimde, açıkta satılan ürünlerde kutu darasının alınmadığı ve 9 üründe fiyat etiketi bulunmadığı tespit edildi. İşletmeye kutu darasının alınmaması nedeniyle 3 bin 973 lira, fiyat etiketi eksikliği nedeniyle 35 bin 757 lira olmak üzere toplam 39 bin 730 lira idari para cezası uygulandı.
Bakanlık, açıkta satılan ürünlerin net miktarı belirlenirken daranın düşürülmesinin ve ürünlerde mevzuata uygun fiyat etiketi bulundurulmasının zorunlu olduğunu bildirdi.
Kaynak: RSS
Bakırköy'de, Cerrahpaşa T...
Bakırköy'de, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi'nin bahçesindeki atıkların bulunduğu alanda yangın çıktı.
İhbar üzerine bölgeye çevre ilçelerden çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi.
Yangın kısa sürede söndürüldü.
Bakırköy'de, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi'nin bahçesindeki atıkların bulunduğu alanda yangın çıktı.
İhbar üzerine bölgeye çevre ilçelerden çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, düzensiz göçle mücadeleden sınır güvenliğine, geçici koruma statüsünün geleceğinden gönüllü geri dönüşlere kadar kapsamlı mesajlar verdi.
İçişleri Bakanı Çiftçi, göçün yalnızca Türkiye sınırları içinde ortaya çıkan bir sonuç olarak görülmediğini belirterek kaynağından geri dönüşe kadar tüm sürecin birlikte yönetileceğini söyledi.
Düzensiz göçle mücadelede hedefin göçmenler değil, insanların çaresizliğini kazanca çeviren kaçakçılık ağları olduğunu vurgulayan Çiftçi, sınır güve...
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, düzensiz göçle mücadeleden sınır güvenliğine, geçici koruma statüsünün geleceğinden gönüllü geri dönüşlere kadar kapsamlı mesajlar verdi.
İçişleri Bakanı Çiftçi, göçün yalnızca Türkiye sınırları içinde ortaya çıkan bir sonuç olarak görülmediğini belirterek kaynağından geri dönüşe kadar tüm sürecin birlikte yönetileceğini söyledi.
Düzensiz göçle mücadelede hedefin göçmenler değil, insanların çaresizliğini kazanca çeviren kaçakçılık ağları olduğunu vurgulayan Çiftçi, sınır güve...
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, düzensiz göçle mücadeleden sınır güvenliğine, geçici koruma statüsünün geleceğinden gönüllü geri dönüşlere kadar kapsamlı mesajlar verdi.
İçişleri Bakanı Çiftçi, göçün yalnızca Türkiye sınırları içinde ortaya çıkan bir sonuç olarak görülmediğini belirterek kaynağından geri dönüşe kadar tüm sürecin birlikte yönetileceğini söyledi.
Düzensiz göçle mücadelede hedefin göçmenler değil, insanların çaresizliğini kazanca çeviren kaçakçılık ağları olduğunu vurgulayan Çiftçi, sınır güvenliğinde teknolojik kapasitenin artırıldığını açıklayarak göç yönetiminde yeni dönemin hedeflerini, düzensiz göçle mücadelede atılacak adımları, geçici koruma statüsünün geleceğini ve Suriyelilerin gönüllü dönüş sürecini Yeni Şafak'a anlattı.
“SINIRLARIMIZ İÇİNDE KARŞILAŞTIĞIMIZ BİR SONUÇ OLARAK ELE ALMIYORUZ”
"Düzensiz göçün kaynağında engellenmesinden gönüllü geri dönüşlerin teşvik edilmesine kadar uygulamada ne gibi kararlar alınacak?" sorusuna yanıt veren Bakan Çiftçi, "Göç İdaresi Başkanlığımızda da yeni bir yönetim göreve gelmiş olup, süreci bu vizyonla yürütecektir. Yeni dönemde göçü, yalnızca sınırlarımız içinde karşılaştığımız bir sonuç olarak ele almıyoruz." diyerek şunları söyledi:
"Kaynak ülkeden geri dönüş aşamasına kadar uzanan bütüncül bir süreç olarak yönetiyoruz. Bu anlayışla stratejimizi beş ayak üzerine kurduk. Göçü kaynağında önlemek, sınırlarımızı etkin biçimde korumak, ülke içindeki düzensiz göçü tespit etmek, kayıt dışı istihdam ve göçmen kaçakçılığıyla mücadele etmek ve gönüllü geri dönüşleri güvenli, onurlu ve düzenli biçimde yönetmek. Kaynağında önle, sınırda engelle, içeride tespit et, organizatörü etkisiz hâle getir, geri dönüşü yönet."
"MÜCADELENİN HEDEFİNDE GÖÇMENLER DEĞİL, KAÇAKÇILAR VAR"
Düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığıyla mücadelede, ayrıca sınır güvenliğinde atılan adımlara ilişkin de bilgi veren Çiftçi, bu mücadelenin hedefinde göçmenlerin değil göçmen kaçakçılığı organizasyonlarının olduğunu ifade etti.
"Göçmeni değil, insan hayatını satan kaçakçılık ağını hedef alıyoruz." vurgusunda bulunan Çiftçi açıklamasına şöyle devam etti:
"Sınırlarımızı en ileri teknolojiyle koruyoruz. Bugün sınır hattımızda 1.349 kilometre güvenlik duvarı, 362 elektro-optik kule, drone'lar ve diğer teknolojik sistemler bulunuyor. Göçmen kaçakçılarına yönelik bugüne kadar 4 bin 94 operasyon gerçekleştirdik. Ülkemizde yasal kalış hakkı bulunan yabancı sayısı ise 3 milyon 623 bin 608’dir. Düzensiz göçü sınır kapısında değil, göç rotası daha oluşmadan durduracağız."
Bakan Çiftçi'ye "Geçici korumanın geleceği ve Suriye’ye gönüllü dönüşler konusunda tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu da soruldu.
İçişleri Bakanı, Suriye’de güvenlik, kamu düzeni ve devlet kurumları yeniden tesis edilirken geçici koruma uygulamasının geleceğine ilişkin hukuki ve idari çalışmaların yürütüldüğünü belirtti.
“HİÇ KİMSEYİ ÖLÜM VE ZULÜM ORTAMINA ZORLA GÖNDERMEYECEĞİZ”
"Çünkü geçici koruma; savaş ve kitlesel tehdit şartlarına bağlı istisnai bir mekanizmadır. Şartların değişmesiyle bu statünün de hukuk içinde yeniden değerlendirilmesi gerekir. Geçici koruma, kalıcı ikametin başka bir adı değildir. Bu süreci ani ve keyfî kararlarla yürütmeyeceğiz." diye konuşan Çiftçi, "İnsan onurunu, hukuki güvenliği, kamu düzenini ve Türkiye’nin millî menfaatlerini birlikte gözeteceğiz. Hiç kimseyi ölüm, zulüm veya güvensizlik ortamına zorla göndermeyeceğiz. Bununla birlikte geçici koruma mekanizmasının süresiz bir belirsizliğe dönüşmesine de izin vermeyeceğiz. Şartlar değişiyorsa statü de değişir; ancak her adım hukukla ve insan onuruyla atılır. Zorla gönderme yok, süresiz belirsizlik de yok." dedi ve şu bilgileri paylaştı:
TÜRKİYE'DE KORUMA ALTINDAKİ SURİYELİ SAYISI KAÇ?
"Bugün ülkemizde geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 2 milyon 235 bin 988’dir. 2016 ile 31 Temmuz 2026 arasında 1 milyon 462 bin 947 Suriyeli; 8 Aralık 2024’ten bu yana ise 722 bin 944 Suriyeli, gönüllü, güvenli ve onurlu biçimde ülkesine dönmüştür. Bu dönüşleri, Suriye makamlarıyla yürüttüğümüz çalışmalarla güvenlik, barınma, kimlik, tapu ve resmî belge sorunlarını çözerek; geri dönenlerin kendi ülkelerinde yeniden hayat kurabilmesini sağlayarak gerçekleştiriyoruz. İnancımız merhameti, devlet sorumluluğumuz güvenliği, hukukumuz adaleti emreder."
SURİYELİLER KALICI OLACAK MI?
Çiftçi, "Kamuoyunda zaman zaman “Suriyeliler kalıcı mı olacak?” kaygısı dile getiriliyor. Toplumsal uyum ve kamu düzeni açısından bu meseleyi nasıl ele alıyorsunuz?" sorusuna da şöyle yanıt verdi:
“Politikamızı, kamu düzenini korumak ile insani sorumluluğumuzu yerine getirmek arasında sağlam bir denge üzerine kuruyoruz. Vatandaşımızın huzurundan da insan onurundan da taviz vermeyiz. Kamu düzenini de koruyacağız, insani sorumluluğumuzu da yerine getireceğiz; bu ikisi birbirinin karşıtı değildir. Sözümü şöyle tamamlayayım: Göç politikamızın pusulası bellidir. Sınırımızı koruyacak, kaçakçıyı çökertecek, kayıt dışılığı önleyecek, gönüllü dönüşü destekleyecek ve attığımız her adımı hukukla, akılla ve vicdanla atacağız. Sınırı koru, kaçakçıyı çökert, kaydı tut, dönüşü destekle; her adımı hukukla ve vicdanla at.”
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, düzensiz göçle mücadeleden sınır güvenliğine, geçici koruma statüsünün geleceğinden gönüllü geri dönüşlere kadar kapsamlı mesajlar verdi.
İçişleri Bakanı Çiftçi, göçün yalnızca Türkiye sınırları içinde ortaya çıkan bir sonuç olarak görülmediğini belirterek kaynağından geri dönüşe kadar tüm sürecin birlikte yönetileceğini söyledi.
Düzensiz göçle mücadelede hedefin göçmenler değil, insanların çaresizliğini kazanca çeviren kaçakçılık ağları olduğunu vurgulayan Çiftçi, sınır güvenliğinde teknolojik kapasitenin artırıldığını açıklayarak göç yönetiminde yeni dönemin hedeflerini, düzensiz göçle mücadelede atılacak adımları, geçici koruma statüsünün geleceğini ve Suriyelilerin gönüllü dönüş sürecini Yeni Şafak'a anlattı.
“SINIRLARIMIZ İÇİNDE KARŞILAŞTIĞIMIZ BİR SONUÇ OLARAK ELE ALMIYORUZ”
"Düzensiz göçün kaynağında engellenmesinden gönüllü geri dönüşlerin teşvik edilmesine kadar uygulamada ne gibi kararlar alınacak?" sorusuna yanıt veren Bakan Çiftçi, "Göç İdaresi Başkanlığımızda da yeni bir yönetim göreve gelmiş olup, süreci bu vizyonla yürütecektir. Yeni dönemde göçü, yalnızca sınırlarımız içinde karşılaştığımız bir sonuç olarak ele almıyoruz." diyerek şunları söyledi:
"Kaynak ülkeden geri dönüş aşamasına kadar uzanan bütüncül bir süreç olarak yönetiyoruz. Bu anlayışla stratejimizi beş ayak üzerine kurduk. Göçü kaynağında önlemek, sınırlarımızı etkin biçimde korumak, ülke içindeki düzensiz göçü tespit etmek, kayıt dışı istihdam ve göçmen kaçakçılığıyla mücadele etmek ve gönüllü geri dönüşleri güvenli, onurlu ve düzenli biçimde yönetmek. Kaynağında önle, sınırda engelle, içeride tespit et, organizatörü etkisiz hâle getir, geri dönüşü yönet."
Düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığıyla mücadelede, ayrıca sınır güvenliğinde atılan adımlara ilişkin de bilgi veren Çiftçi, bu mücadelenin hedefinde göçmenlerin değil göçmen kaçakçılığı organizasyonlarının olduğunu ifade etti.
"Göçmeni değil, insan hayatını satan kaçakçılık ağını hedef alıyoruz." vurgusunda bulunan Çiftçi açıklamasına şöyle devam etti:
"Sınırlarımızı en ileri teknolojiyle koruyoruz. Bugün sınır hattımızda 1.349 kilometre güvenlik duvarı, 362 elektro-optik kule, drone'lar ve diğer teknolojik sistemler bulunuyor. Göçmen kaçakçılarına yönelik bugüne kadar 4 bin 94 operasyon gerçekleştirdik. Ülkemizde yasal kalış hakkı bulunan yabancı sayısı ise 3 milyon 623 bin 608’dir. Düzensiz göçü sınır kapısında değil, göç rotası daha oluşmadan durduracağız."
Bakan Çiftçi'ye "Geçici korumanın geleceği ve Suriye’ye gönüllü dönüşler konusunda tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu da soruldu.
İçişleri Bakanı, Suriye’de güvenlik, kamu düzeni ve devlet kurumları yeniden tesis edilirken geçici koruma uygulamasının geleceğine ilişkin hukuki ve idari çalışmaların yürütüldüğünü belirtti.
“HİÇ KİMSEYİ ÖLÜM VE ZULÜM ORTAMINA ZORLA GÖNDERMEYECEĞİZ”
"Çünkü geçici koruma; savaş ve kitlesel tehdit şartlarına bağlı istisnai bir mekanizmadır. Şartların değişmesiyle bu statünün de hukuk içinde yeniden değerlendirilmesi gerekir. Geçici koruma, kalıcı ikametin başka bir adı değildir. Bu süreci ani ve keyfî kararlarla yürütmeyeceğiz." diye konuşan Çiftçi, "İnsan onurunu, hukuki güvenliği, kamu düzenini ve Türkiye’nin millî menfaatlerini birlikte gözeteceğiz. Hiç kimseyi ölüm, zulüm veya güvensizlik ortamına zorla göndermeyeceğiz. Bununla birlikte geçici koruma mekanizmasının süresiz bir belirsizliğe dönüşmesine de izin vermeyeceğiz. Şartlar değişiyorsa statü de değişir; ancak her adım hukukla ve insan onuruyla atılır. Zorla gönderme yok, süresiz belirsizlik de yok." dedi ve şu bilgileri paylaştı:
TÜRKİYE'DE KORUMA ALTINDAKİ SURİYELİ SAYISI KAÇ?
"Bugün ülkemizde geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 2 milyon 235 bin 988’dir. 2016 ile 31 Temmuz 2026 arasında 1 milyon 462 bin 947 Suriyeli; 8 Aralık 2024’ten bu yana ise 722 bin 944 Suriyeli, gönüllü, güvenli ve onurlu biçimde ülkesine dönmüştür. Bu dönüşleri, Suriye makamlarıyla yürüttüğümüz çalışmalarla güvenlik, barınma, kimlik, tapu ve resmî belge sorunlarını çözerek; geri dönenlerin kendi ülkelerinde yeniden hayat kurabilmesini sağlayarak gerçekleştiriyoruz. İnancımız merhameti, devlet sorumluluğumuz güvenliği, hukukumuz adaleti emreder."
SURİYELİLER KALICI OLACAK MI?
Çiftçi, "Kamuoyunda zaman zaman “Suriyeliler kalıcı mı olacak?” kaygısı dile getiriliyor. Toplumsal uyum ve kamu düzeni açısından bu meseleyi nasıl ele alıyorsunuz?" sorusuna da şöyle yanıt verdi:
“Politikamızı, kamu düzenini korumak ile insani sorumluluğumuzu yerine getirmek arasında sağlam bir denge üzerine kuruyoruz. Vatandaşımızın huzurundan da insan onurundan da taviz vermeyiz. Kamu düzenini de koruyacağız, insani sorumluluğumuzu da yerine getireceğiz; bu ikisi birbirinin karşıtı değildir. Sözümü şöyle tamamlayayım: Göç politikamızın pusulası bellidir. Sınırımızı koruyacak, kaçakçıyı çökertecek, kayıt dışılığı önleyecek, gönüllü dönüşü destekleyecek ve attığımız her adımı hukukla, akılla ve vicdanla atacağız. Sınırı koru, kaçakçıyı çökert, kaydı tut, dönüşü destekle; her adımı hukukla ve vicdanla at.”
Olay, 13 Ağustos günü saat 13.10 sıralarında Silahtarağa Caddesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, tansiyonu yükselen Bilge Keçeli, hastaneye gitmek için eşiyle birlikte otomobille yola çıktı. Keçeli’nin eşi, park yeri bulmak için hastanenin önünde yol kenarında durduğu sırada aracın dörtlü sinyalini yakıp geri manevra yapınca arkasındaki taksiye çarptı. Kazanın ardından taraflar arasında tartışma çıktı. Taksi şoförü Mücahit Usta, Bilge Keçeli ve eşine polis ekipleri gelene...
Olay, 13 Ağustos günü saat 13.10 sıralarında Silahtarağa Caddesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, tansiyonu yükselen Bilge Keçeli, hastaneye gitmek için eşiyle birlikte otomobille yola çıktı. Keçeli’nin eşi, park yeri bulmak için hastanenin önünde yol kenarında durduğu sırada aracın dörtlü sinyalini yakıp geri manevra yapınca arkasındaki taksiye çarptı. Kazanın ardından taraflar arasında tartışma çıktı. Taksi şoförü Mücahit Usta, Bilge Keçeli ve eşine polis ekipleri gelene...
Olay, 13 Ağustos günü saat 13.10 sıralarında Silahtarağa Caddesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, tansiyonu yükselen Bilge Keçeli, hastaneye gitmek için eşiyle birlikte otomobille yola çıktı. Keçeli’nin eşi, park yeri bulmak için hastanenin önünde yol kenarında durduğu sırada aracın dörtlü sinyalini yakıp geri manevra yapınca arkasındaki taksiye çarptı. Kazanın ardından taraflar arasında tartışma çıktı. Taksi şoförü Mücahit Usta, Bilge Keçeli ve eşine polis ekipleri gelene kadar beklemelerini söyledi. Çiftin beklemeden ayrılmak istemesi üzerine tartışma büyüdü. Keçeli, karşı tarafın kendilerinden nakit para istediğini ve trafik polisi gelene kadar ticari taksi şoförünün hastaneye gitmelerine izin vermediğini öne sürdü. Keçeli, ayrıca eşinin yakasına yapışıldığını iddia ederek şikayetçi olacağını söyledi. Kaza anı araç kamerasına yansıdı. Taksi şoförü Mücahit Usta ise kazada karşı tarafın kusurlu olduğunu savunarak para istemediğini belirtti. Yaşananların ardından Bilge Keçeli hastaneye giderek tedavi oldu. Kazayla ilgili polis ekiplerinin tutanak tuttuğu, tarafların kusur durumunun yapılacak incelemenin ardından belirleneceği öğrenildi.
‘BİZ KASKOYA ÖDETEBİLECEĞİMİZİ SÖYLEDİK ONA RAĞMEN BİZDEN PARA İSTEDİ’
Bilge Keçeli, "Edirnekapı yönünden geliyorduk. Eyüpsultan Devlet Hastanesi’nde muayenem vardı ona girecektik. Tansiyonum 16’ya 12’ydi çok yüksekti. Muayene olacağım için çok vakit kaybetmemek adına karşı tarafta park yeri bulamayız diye park yerini bulup 'aracı park edelim' dedik. Dörtlüleri yaktık, durduk. Eşim aracı park ettiği sırada arkadaki araçla mesafemiz de bayağı vardı. Dörtlüleri yakmış olmamıza rağmen, araç dibimize kadar girip, bizim park halinde olmamıza rağmen bir çarpışma gerçekleşti. Geri geri geliyorduk, aracı park edecektik, o esnada bize çarpmış oldu. Bizim aracımız da büyük bir hasar yok. Onun aracı zaten hasarlıydı. Hasarlı tarafı bize ödetebilmek için bizden nakit para istedi. Araç plakası da yabancı olduğu için kiralık zannetti. Bizim örtbas edeceğimizi zannetti ama bizim aracımız zaten kayıtlı bir araç, ayrıca tam kaskolu bir araç. Biz kaskoya ödeyebileceğimizi söyledik, ona rağmen bizden para istedi. İşler bu boyuta bu yüzden geldi” dedi.
‘YÜKSEK TANSİYONLA BU KİŞİ TARAFINDAN TARTIŞILMAK ZORUNDA BIRAKILDIM’
Keçeli, “Ben de tansiyonumun çok yüksek olduğunu, hastaneye gitmem gerektiğini ama ne gerekiyorsa polis gelene kadar bekleyeceğimi, ondan sonra gideceğimi söyledim. Ona rağmen eşimin yakasına yapıştı, bununla ilgili de kamera görüntüleri var. Eşimin yakasına yapıştı, ‘Gidemezsiniz, kaçamazsınız' gibi sözler söyledi. Aracımız yasal araç, kayıtlı araç; aracımızı bırakıp nereye kaçabiliriz, plakamız ortada. Beraber hastaneye gidelim, polislerin gelmesinin 15-20 dakika süreceğini biliyoruz. En azından ben bir dilaltı bir şey alırım, en azından benim tedavi sürecim başlamış olur. ‘Hayır, gidemezsiniz, bırakmam sizi’ diye saatlerce alı koydu. Yüksek tansiyonla bu kişi tarafından tartışılmak zorunda bırakıldım. Aracın zaten daha önce tamponu düşmüş, vidalamışlar. Arkadaş telefonla konuşurken 'Vidaladığımız yer düştü’ dedi. Büyük ihtimalle her şeyi planlamıştı. Yol boyunca zaten arka arkaya gelmişiz. Tamponu yaptırabilmek için bizden nakit ücreti istedi. Kasko var dediğimizde de işler bu boyuta geldi. Polis tutanak tuttu. Bundan sonra süreç herhalde kaskolar kendi arasında halledecek. 'Şuan da haklı haksız bir şey yok, incelemeyi başlatacağız' dediler. Eşimin yakasına yapıştığı için şikayetçi olmayı düşünüyoruz. Ben hasta olduğumu defalarca söylememe rağmen bunu yaptı. İnsanlık adına ‘abla gel çok kötüsün’ demesi gerekirken ambulans çağırabilirim diyecekken eşimin yakasına yapışmaya devam etti" ifadelerini kullandı.
‘SEYİR HALİNDEYKEN YOL ÜZERİNDE GERİ GELİP TAMPONUMA VURUYORLAR’
Taksi şoförü Mücahit Usta, "Hatalılar, seyir halindeyken yol üzerinde geri gelip tamponuma vuruyorlar. Daha sonra da olay mahallinden polis gelmesi gerektiğini ve ayrılmamaları gerektiğini söylememe rağmen, 'Derhal randevum var, buradan ayrılmak durumundayım' diyerek gitmek istedi. Ben de hanımefendiye, 'Hastaneden bir ekip çağırın gelsin ama kocanız burada durmalı, çünkü aracıma çarptı; burayı terk edemezsiniz, polis memurları geliyor' dememe rağmen, kocasının kolundan tutup ısrarla hastaneye götürmek suretiyle bağırıp çağırarak burayı terk etti. Ben de yanlış yaptığını söyledim. Kocasının yakasına yapıştığım yok. Sadece kocasını engelleyerek gitmemeniz gerektiğini söyledim. Seyir halindeyken geri geri yana yanaşmak için beni fark etmeden, aracımda yolcu da vardı, üzerimize gelerek tamponuma çarptı. Onlar bana çarptı, ben onlara çarpmadım. Para neden isteyeyim, para istemedim. Araç kaskolu ve o hatalı, onların kaskosu zaten benim aracımın bedelini ödeyecek" dedi.
Olay, 13 Ağustos günü saat 13.10 sıralarında Silahtarağa Caddesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, tansiyonu yükselen Bilge Keçeli, hastaneye gitmek için eşiyle birlikte otomobille yola çıktı. Keçeli’nin eşi, park yeri bulmak için hastanenin önünde yol kenarında durduğu sırada aracın dörtlü sinyalini yakıp geri manevra yapınca arkasındaki taksiye çarptı. Kazanın ardından taraflar arasında tartışma çıktı. Taksi şoförü Mücahit Usta, Bilge Keçeli ve eşine polis ekipleri gelene kadar beklemelerini söyledi. Çiftin beklemeden ayrılmak istemesi üzerine tartışma büyüdü. Keçeli, karşı tarafın kendilerinden nakit para istediğini ve trafik polisi gelene kadar ticari taksi şoförünün hastaneye gitmelerine izin vermediğini öne sürdü. Keçeli, ayrıca eşinin yakasına yapışıldığını iddia ederek şikayetçi olacağını söyledi. Kaza anı araç kamerasına yansıdı. Taksi şoförü Mücahit Usta ise kazada karşı tarafın kusurlu olduğunu savunarak para istemediğini belirtti. Yaşananların ardından Bilge Keçeli hastaneye giderek tedavi oldu. Kazayla ilgili polis ekiplerinin tutanak tuttuğu, tarafların kusur durumunun yapılacak incelemenin ardından belirleneceği öğrenildi.
‘BİZ KASKOYA ÖDETEBİLECEĞİMİZİ SÖYLEDİK ONA RAĞMEN BİZDEN PARA İSTEDİ’
Bilge Keçeli, "Edirnekapı yönünden geliyorduk. Eyüpsultan Devlet Hastanesi’nde muayenem vardı ona girecektik. Tansiyonum 16’ya 12’ydi çok yüksekti. Muayene olacağım için çok vakit kaybetmemek adına karşı tarafta park yeri bulamayız diye park yerini bulup 'aracı park edelim' dedik. Dörtlüleri yaktık, durduk. Eşim aracı park ettiği sırada arkadaki araçla mesafemiz de bayağı vardı. Dörtlüleri yakmış olmamıza rağmen, araç dibimize kadar girip, bizim park halinde olmamıza rağmen bir çarpışma gerçekleşti. Geri geri geliyorduk, aracı park edecektik, o esnada bize çarpmış oldu. Bizim aracımız da büyük bir hasar yok. Onun aracı zaten hasarlıydı. Hasarlı tarafı bize ödetebilmek için bizden nakit para istedi. Araç plakası da yabancı olduğu için kiralık zannetti. Bizim örtbas edeceğimizi zannetti ama bizim aracımız zaten kayıtlı bir araç, ayrıca tam kaskolu bir araç. Biz kaskoya ödeyebileceğimizi söyledik, ona rağmen bizden para istedi. İşler bu boyuta bu yüzden geldi” dedi.
‘YÜKSEK TANSİYONLA BU KİŞİ TARAFINDAN TARTIŞILMAK ZORUNDA BIRAKILDIM’
Keçeli, “Ben de tansiyonumun çok yüksek olduğunu, hastaneye gitmem gerektiğini ama ne gerekiyorsa polis gelene kadar bekleyeceğimi, ondan sonra gideceğimi söyledim. Ona rağmen eşimin yakasına yapıştı, bununla ilgili de kamera görüntüleri var. Eşimin yakasına yapıştı, ‘Gidemezsiniz, kaçamazsınız' gibi sözler söyledi. Aracımız yasal araç, kayıtlı araç; aracımızı bırakıp nereye kaçabiliriz, plakamız ortada. Beraber hastaneye gidelim, polislerin gelmesinin 15-20 dakika süreceğini biliyoruz. En azından ben bir dilaltı bir şey alırım, en azından benim tedavi sürecim başlamış olur. ‘Hayır, gidemezsiniz, bırakmam sizi’ diye saatlerce alı koydu. Yüksek tansiyonla bu kişi tarafından tartışılmak zorunda bırakıldım. Aracın zaten daha önce tamponu düşmüş, vidalamışlar. Arkadaş telefonla konuşurken 'Vidaladığımız yer düştü’ dedi. Büyük ihtimalle her şeyi planlamıştı. Yol boyunca zaten arka arkaya gelmişiz. Tamponu yaptırabilmek için bizden nakit ücreti istedi. Kasko var dediğimizde de işler bu boyuta geldi. Polis tutanak tuttu. Bundan sonra süreç herhalde kaskolar kendi arasında halledecek. 'Şuan da haklı haksız bir şey yok, incelemeyi başlatacağız' dediler. Eşimin yakasına yapıştığı için şikayetçi olmayı düşünüyoruz. Ben hasta olduğumu defalarca söylememe rağmen bunu yaptı. İnsanlık adına ‘abla gel çok kötüsün’ demesi gerekirken ambulans çağırabilirim diyecekken eşimin yakasına yapışmaya devam etti" ifadelerini kullandı.
‘SEYİR HALİNDEYKEN YOL ÜZERİNDE GERİ GELİP TAMPONUMA VURUYORLAR’
Taksi şoförü Mücahit Usta, "Hatalılar, seyir halindeyken yol üzerinde geri gelip tamponuma vuruyorlar. Daha sonra da olay mahallinden polis gelmesi gerektiğini ve ayrılmamaları gerektiğini söylememe rağmen, 'Derhal randevum var, buradan ayrılmak durumundayım' diyerek gitmek istedi. Ben de hanımefendiye, 'Hastaneden bir ekip çağırın gelsin ama kocanız burada durmalı, çünkü aracıma çarptı; burayı terk edemezsiniz, polis memurları geliyor' dememe rağmen, kocasının kolundan tutup ısrarla hastaneye götürmek suretiyle bağırıp çağırarak burayı terk etti. Ben de yanlış yaptığını söyledim. Kocasının yakasına yapıştığım yok. Sadece kocasını engelleyerek gitmemeniz gerektiğini söyledim. Seyir halindeyken geri geri yana yanaşmak için beni fark etmeden, aracımda yolcu da vardı, üzerimize gelerek tamponuma çarptı. Onlar bana çarptı, ben onlara çarpmadım. Para neden isteyeyim, para istemedim. Araç kaskolu ve o hatalı, onların kaskosu zaten benim aracımın bedelini ödeyecek" dedi.
İstanbul'da, saat 04.45'ten triatlon şampiyonası bitimine kadar Beykoz ve Üsküdar'da Atatürk Caddesi'nin sahil istikametine çı...
İstanbul'da, saat 04.45'ten triatlon şampiyonası bitimine kadar Beykoz ve Üsküdar'da Atatürk Caddesi'nin sahil istikametine çı...
İstanbul'da, saat 04.45'ten triatlon şampiyonası bitimine kadar Beykoz ve Üsküdar'da Atatürk Caddesi'nin sahil istikametine çıkan tüm yollar, Cuma Yolu Caddesi ile Körfez Caddesi trafiğe kapatıldı.
Küçüksu ve Göksu caddeleri ile Mehmet Ali Birand ve Atatürk caddelerinin Kavacık istikameti alternatif güzergah olarak kullanılabilecek.
Ayrıca, TEM Otoyolu güney istikametinde Maslak-Sarıyer yan yol ayrımlarından Ankara istikametine transit yol, TEM Otoyolu güney Maslak yan yoldan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikameti, Levent ve Etiler-Baltalimanı istikametinden TEM güneye katılım, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Ankara istikameti, TEM güneyden Anadolu istikameti ayrımları ile Yeni Riva Yolu ve Kavacık'tan Atatürk Caddesi'ne giden trafik akışı kapatıldı.
Alternatif olarak Büyükdere Caddesi, Kuzey Marmara Otoyolu istikameti, D-100 güney 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Avrasya Tüneli Ankara istikameti ile Yeni Riva Yolu ve Kavacık'tan köprü üzerinden TEM güney Ankara istikameti kullanılabilecek.
Sarıyer ve Beşiktaş'ta Büyükdere Caddesi'nin Sarıyer ve Zincirlikuyu-Levent istikametleri ile Çilekli Tesisleri'nden TEM güneye giden trafik akışı kapalı olacak. Sürücüler, alternatif güzergah olarak Büyükdere ile Uğur Mumcu caddelerine yönlendirilecek.
İstanbul'da, saat 04.45'ten triatlon şampiyonası bitimine kadar Beykoz ve Üsküdar'da Atatürk Caddesi'nin sahil istikametine çıkan tüm yollar, Cuma Yolu Caddesi ile Körfez Caddesi trafiğe kapatıldı.
Küçüksu ve Göksu caddeleri ile Mehmet Ali Birand ve Atatürk caddelerinin Kavacık istikameti alternatif güzergah olarak kullanılabilecek.
Ayrıca, TEM Otoyolu güney istikametinde Maslak-Sarıyer yan yol ayrımlarından Ankara istikametine transit yol, TEM Otoyolu güney Maslak yan yoldan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikameti, Levent ve Etiler-Baltalimanı istikametinden TEM güneye katılım, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Ankara istikameti, TEM güneyden Anadolu istikameti ayrımları ile Yeni Riva Yolu ve Kavacık'tan Atatürk Caddesi'ne giden trafik akışı kapatıldı.
Alternatif olarak Büyükdere Caddesi, Kuzey Marmara Otoyolu istikameti, D-100 güney 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Avrasya Tüneli Ankara istikameti ile Yeni Riva Yolu ve Kavacık'tan köprü üzerinden TEM güney Ankara istikameti kullanılabilecek.
Sarıyer ve Beşiktaş'ta Büyükdere Caddesi'nin Sarıyer ve Zincirlikuyu-Levent istikametleri ile Çilekli Tesisleri'nden TEM güneye giden trafik akışı kapalı olacak. Sürücüler, alternatif güzergah olarak Büyükdere ile Uğur Mumcu caddelerine yönlendirilecek.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, sürücülerin sık sık yaşadığı, depoya yanlış yakın konulmasından kaynaklanan anlaşmazlıklar için kararını verdi.
Yüksek Ma...
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, sürücülerin sık sık yaşadığı, depoya yanlış yakın konulmasından kaynaklanan anlaşmazlıklar için kararını verdi.
Yüksek Ma...
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, sürücülerin sık sık yaşadığı, depoya yanlış yakın konulmasından kaynaklanan anlaşmazlıklar için kararını verdi.
Yüksek Mahkeme, İzmir'de bir akaryakıt istasyonunun depoya yanlış yakıt doldurmasının ardından başlayan yasal anlaşmazlığı irledi.
Dava dosyasına göre, 2022 yılında araç sahibi yanlış yakıt konulması üzerine İzmir'de yasal haklarını aramaya başladı. Sürücü, aracında 59 bin liralık tamir zararı oluştuğunu ileri sürerek dava açtı. Sürücü davayı kazandı ancak istasyona yakıt temin eden ana dağıtıcı şirket, kararlara itiraz etti. Yerel mahkeme itirazı haklı buldu ve yanlış yakıttan ana dağıtıcıya değil istasyona yönelik dava açılmasını gerektiğine hükmetti.
YANLIŞ YAKITTAN ANA BAYİ DE SORUMLU
Dosya Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz edilince, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, dosyayı ayrıntılı ele aldı. Daire, Resmi Gazete'de 1 Eylül 2026 tarihinde yayınlanan kararına göre, yerel mahkemenin kararını hatalı buldu. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararına göre, ayıplı hizmetten bayi kadar ana dağıtıcı da sorumlu, Tüketici haklarıyla ilgili yasaya gönderme yapan Daire, “Davacının ve bayinin ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ortak sorumlu olduğu” kararına vardı, yerel mahkemenin kararını bozdu ve temyiz talebini haklı buldu.
Karar, yanlış yakıt gibi sorunlar nedeniyle zarara uğrayan sürücülerin hem istasyonu hem de bu istasyona yakıt sağlayan ana dağıtıcıyı sorumlu tutacağı anlamına geliyor.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, sürücülerin sık sık yaşadığı, depoya yanlış yakın konulmasından kaynaklanan anlaşmazlıklar için kararını verdi.
Yüksek Mahkeme, İzmir'de bir akaryakıt istasyonunun depoya yanlış yakıt doldurmasının ardından başlayan yasal anlaşmazlığı irledi.
Dava dosyasına göre, 2022 yılında araç sahibi yanlış yakıt konulması üzerine İzmir'de yasal haklarını aramaya başladı. Sürücü, aracında 59 bin liralık tamir zararı oluştuğunu ileri sürerek dava açtı. Sürücü davayı kazandı ancak istasyona yakıt temin eden ana dağıtıcı şirket, kararlara itiraz etti. Yerel mahkeme itirazı haklı buldu ve yanlış yakıttan ana dağıtıcıya değil istasyona yönelik dava açılmasını gerektiğine hükmetti.
YANLIŞ YAKITTAN ANA BAYİ DE SORUMLU
Dosya Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz edilince, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, dosyayı ayrıntılı ele aldı. Daire, Resmi Gazete'de 1 Eylül 2026 tarihinde yayınlanan kararına göre, yerel mahkemenin kararını hatalı buldu. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararına göre, ayıplı hizmetten bayi kadar ana dağıtıcı da sorumlu, Tüketici haklarıyla ilgili yasaya gönderme yapan Daire, “Davacının ve bayinin ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ortak sorumlu olduğu” kararına vardı, yerel mahkemenin kararını bozdu ve temyiz talebini haklı buldu.
Karar, yanlış yakıt gibi sorunlar nedeniyle zarara uğrayan sürücülerin hem istasyonu hem de bu istasyona yakıt sağlayan ana dağıtıcıyı sorumlu tutacağı anlamına geliyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın çıkar amaçlı Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında Alihan Kuriş dahil 32 kişi tutuklandı, 6 kişi hakkında adli kontrol...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın çıkar amaçlı Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında Alihan Kuriş dahil 32 kişi tutuklandı, 6 kişi hakkında adli kontrol...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın çıkar amaçlı Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında Alihan Kuriş dahil 32 kişi tutuklandı, 6 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi.
Soruşturma kapsamındaysa Kuriş ve ailesine ait toplam 191 taşınmaz bulunduğu tespit edildi.
Operasyonlarda Almanya'da "İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ)" adı altında faaliyet gösterilen grubun inşaatı devam eden ve tamamlanmasının ardından faaliyetlerinin tamamının kaydırılması beklenen merkez görüntülendi.
Yaklaşık 12 bin 600 metrekarelik alan üzerinde inşa edilen yaklaşık 70 milyon euro'luk kompleksin tamamlandığında VIKZ'nin Almanya'daki en dikkat çekici yerlerden birisi olması bekleniyor.
Temeli 14 Mart 2023'te VIKZ'nin 50. kuruluş yıl dönümünde atılan kompleksin 2027 yazında tamamlanması bekleniyor. 17 bin 763 metrekare kullanım alanına sahip olacak merkezde yönetim birimlerinin yanı sıra eğitim ve toplantı salonları, mescit, öğrenci yurdu, misafirhane, restoran, kütüphane ve sosyal alanların bulunması planlanıyor.
Projenin brüt kat alanının ise yaklaşık 32 bin 800 metrekare olduğu belirtiliyor. Merkezde 881 kişilik ibadet alanı, 231 yataklı öğrenci yurdu ve 114 yataklı misafirhane, 172 araçlık otopark olması planlanıyor.
Temel atma törenine VIKZ Başkanı Ali Yılmaz ve yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra Köln'ün yerel yöneticileri, eski Köln Büyükşehir Belediye Başkanı Fritz Schramma, Müngersdorf Vatandaş Derneği temsilcileri, komşu Katolik kilisesinin papazı ve mimarlık ekibinin temsilcileri katılmıştı. Dev kompleksin finansmanın ise üye katkıları, bağışlar ve kredilerle sağlandığı belirtiliyor.
Öte yandan, Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında, Köln'de inşaatı süren merkez binanın kara para aklamak için kullanıldığı iddiaları da araştırılıyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın çıkar amaçlı Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında Alihan Kuriş dahil 32 kişi tutuklandı, 6 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi.
Soruşturma kapsamındaysa Kuriş ve ailesine ait toplam 191 taşınmaz bulunduğu tespit edildi.
Operasyonlarda Almanya'da "İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ)" adı altında faaliyet gösterilen grubun inşaatı devam eden ve tamamlanmasının ardından faaliyetlerinin tamamının kaydırılması beklenen merkez görüntülendi.
Yaklaşık 12 bin 600 metrekarelik alan üzerinde inşa edilen yaklaşık 70 milyon euro'luk kompleksin tamamlandığında VIKZ'nin Almanya'daki en dikkat çekici yerlerden birisi olması bekleniyor.
Temeli 14 Mart 2023'te VIKZ'nin 50. kuruluş yıl dönümünde atılan kompleksin 2027 yazında tamamlanması bekleniyor. 17 bin 763 metrekare kullanım alanına sahip olacak merkezde yönetim birimlerinin yanı sıra eğitim ve toplantı salonları, mescit, öğrenci yurdu, misafirhane, restoran, kütüphane ve sosyal alanların bulunması planlanıyor.
Projenin brüt kat alanının ise yaklaşık 32 bin 800 metrekare olduğu belirtiliyor. Merkezde 881 kişilik ibadet alanı, 231 yataklı öğrenci yurdu ve 114 yataklı misafirhane, 172 araçlık otopark olması planlanıyor.
Temel atma törenine VIKZ Başkanı Ali Yılmaz ve yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra Köln'ün yerel yöneticileri, eski Köln Büyükşehir Belediye Başkanı Fritz Schramma, Müngersdorf Vatandaş Derneği temsilcileri, komşu Katolik kilisesinin papazı ve mimarlık ekibinin temsilcileri katılmıştı. Dev kompleksin finansmanın ise üye katkıları, bağışlar ve kredilerle sağlandığı belirtiliyor.
Öte yandan, Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında, Köln'de inşaatı süren merkez binanın kara para aklamak için kullanıldığı iddiaları da araştırılıyor.
Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı Yalancıboğaz mevkisinde sahil kesiminde karadan ulaşımın olmadığı bir ormanlık alanda çıkan yangın, şiddetli rüzgarın etkisiyle hızl...
Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı Yalancıboğaz mevkisinde sahil kesiminde karadan ulaşımın olmadığı bir ormanlık alanda çıkan yangın, şiddetli rüzgarın etkisiyle hızl...
Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı Yalancıboğaz mevkisinde sahil kesiminde karadan ulaşımın olmadığı bir ormanlık alanda çıkan yangın, şiddetli rüzgarın etkisiyle hızla yayıldı.
İhbar üzerine bölgeye Muğla Orman Bölge Müdürlüğüne ait hava ve kara araçları sevk edildi.
ALEVLERLE MÜCADELE GECE BOYUNCA SÜRDÜ
Alevleri kontrol altına almak için seferber olan ekiplerin çalışması gece boyu devam etti.
Muğla Valisi İdris Akbıyık, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya ile Muğla Orman Bölge Müdürü Mustafa Ülküdür, yangın bölgesinde inceleme yaptı.
Akbıyık, gazetecilere yaptığı açıklamada yangın ihbarının ardından 10 dakika içerisinde Muğla Orman Bölge Müdürlüğünün hava araçlarıyla müdahaleye başlandığını söyledi.
ARAZÖZLERİ TAŞIMAK İÇİN ÇIKARMA GEMİLERİ KULLANILDI
Yangın çıkan arazinin çok dik olması nedeniyle karadan müdahalenin yapılamadığını dile getiren Akbıyık, şunları kaydetti:
"Dolayısıyla alevlere ağırlıkla havadan ve denizden müdahale edildi. Ancak karadan da yol açma çalışmaları devam ediyor. Toplam 217 personel, 7 uçak, 16 helikopter, toplam 82 kara unsuruyla müdahale edildi. Müdahale sırasında Milli Savunma Bakanlığımız, Aksaz Deniz Üs Komutanlığımızdan da çıkarma gemileri ve helikopterlerden faydalandık. Çıkarma gemilerimiz arazözlerimiz ve yangın söndürme personelimizi yangın alanına intikal ettirdiler. Ayrıca sahil güvenlik botları personellerimizi yangın alanına intikal ettiriyor ve büyük su topu atan gemilerle de müdahale etmeye gayret ediyorlar."
ALEVLER KONTROL ALTINA ALINDI
Alevlerle mücadelenin gece boyunca sürdüğü yangın, sabah saatlerinde kontrol altına alındı.
Bölgede soğutma çalışması yapılıyor.
Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı Yalancıboğaz mevkisinde sahil kesiminde karadan ulaşımın olmadığı bir ormanlık alanda çıkan yangın, şiddetli rüzgarın etkisiyle hızla yayıldı.
İhbar üzerine bölgeye Muğla Orman Bölge Müdürlüğüne ait hava ve kara araçları sevk edildi.
ALEVLERLE MÜCADELE GECE BOYUNCA SÜRDÜ
Alevleri kontrol altına almak için seferber olan ekiplerin çalışması gece boyu devam etti.
Muğla Valisi İdris Akbıyık, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya ile Muğla Orman Bölge Müdürü Mustafa Ülküdür, yangın bölgesinde inceleme yaptı.
Akbıyık, gazetecilere yaptığı açıklamada yangın ihbarının ardından 10 dakika içerisinde Muğla Orman Bölge Müdürlüğünün hava araçlarıyla müdahaleye başlandığını söyledi.
Yangın çıkan arazinin çok dik olması nedeniyle karadan müdahalenin yapılamadığını dile getiren Akbıyık, şunları kaydetti:
"Dolayısıyla alevlere ağırlıkla havadan ve denizden müdahale edildi. Ancak karadan da yol açma çalışmaları devam ediyor. Toplam 217 personel, 7 uçak, 16 helikopter, toplam 82 kara unsuruyla müdahale edildi. Müdahale sırasında Milli Savunma Bakanlığımız, Aksaz Deniz Üs Komutanlığımızdan da çıkarma gemileri ve helikopterlerden faydalandık. Çıkarma gemilerimiz arazözlerimiz ve yangın söndürme personelimizi yangın alanına intikal ettirdiler. Ayrıca sahil güvenlik botları personellerimizi yangın alanına intikal ettiriyor ve büyük su topu atan gemilerle de müdahale etmeye gayret ediyorlar."
ALEVLER KONTROL ALTINA ALINDI
Alevlerle mücadelenin gece boyunca sürdüğü yangın, sabah saatlerinde kontrol altına alındı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan'da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesikapsamındaki temaslarının ardından dün yurda döndü.
Erdoğan, Kırgızistan'dan dönüş yolunda uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ziyareti takip eden gazeteciler arasındaki NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, canlı yayında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajlarını aktardı.
“ŞİÖ EN BÜYÜK ULUSLARARASI TEŞKİLATLARDAN BİRİ”
Ziyareti değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan; bundan 30 yıl önce "Şanghay Beşlisi" ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini söyledi. Erdoğan, Teşkilat'ın, Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu'yu bünyesinde buluşturan yegane bir yapı olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ettiğine dikkat çekerek, şunları kaydetti:
“Bizim de sadece Teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşeri coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz 'Yeniden Asya' girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı'yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve işbirliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim.”
ERDOĞAN'DAN PUTİN GÖRÜŞM...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan'da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesikapsamındaki temaslarının ardından dün yurda döndü.
Erdoğan, Kırgızistan'dan dönüş yolunda uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ziyareti takip eden gazeteciler arasındaki NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, canlı yayında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajlarını aktardı.
“ŞİÖ EN BÜYÜK ULUSLARARASI TEŞKİLATLARDAN BİRİ”
Ziyareti değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan; bundan 30 yıl önce "Şanghay Beşlisi" ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini söyledi. Erdoğan, Teşkilat'ın, Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu'yu bünyesinde buluşturan yegane bir yapı olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ettiğine dikkat çekerek, şunları kaydetti:
“Bizim de sadece Teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşeri coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz 'Yeniden Asya' girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı'yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve işbirliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim.”
ERDOĞAN'DAN PUTİN GÖRÜŞM...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan'da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesikapsamındaki temaslarının ardından dün yurda döndü.
Erdoğan, Kırgızistan'dan dönüş yolunda uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ziyareti takip eden gazeteciler arasındaki NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, canlı yayında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajlarını aktardı.
“ŞİÖ EN BÜYÜK ULUSLARARASI TEŞKİLATLARDAN BİRİ”
Ziyareti değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan; bundan 30 yıl önce "Şanghay Beşlisi" ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini söyledi. Erdoğan, Teşkilat'ın, Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu'yu bünyesinde buluşturan yegane bir yapı olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ettiğine dikkat çekerek, şunları kaydetti:
“Bizim de sadece Teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşeri coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz 'Yeniden Asya' girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı'yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve işbirliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim.”
ERDOĞAN'DAN PUTİN GÖRÜŞMESİ AÇIKLAMASI
Erdoğan, zirve marjındaki temasları kapsamında Ala Arça Devlet Konutu'nda Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmüştü.Basına kapalı yaklaşık 1,5 saat süren görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile MİT Başkanı İbrahim Kalın da yer almıştı.
Rusya Devlet Başkanı Putin ile yaptığı görüşmeyi değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bu görüşmede de özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti.” diye konuştu.
RUSYA İLE YENİ SANTRAL MESAJI VERMİŞTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu görüşme öncesi de kısa bir açıklama yapmış; “Akkuyu Nükleer Santrali'nin açılışıyla birlikte yeni bazı santrallerin açılış adımlarını da yine birlikte atacağız.” demişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de "Türkiye, Rusya için öncelikli ve imtiyazlı ticari ve ekonomik ortaklarımızdan biridir. Sizin kişisel katkınız sayesinde ekonomik ilişkilerimizin seviyesi çok yüksek düzeyde kalıyor." sözleriyle ikili ilişkilere vurgu yapmıştı.
Putin ayrıca Akkuyu Nükleer Enerji Santrali'nin inşasına değinerek "Siz Rus şirketi Rosatom'a talimat vermişsiniz, ilk ünitesi bu yılın sonuna kadar devreye girmeli diye. Bu yılın sonuna kadar ilk ünitesi devreye girecek." ifadesini kullanmıştı.
ERDOĞAN'DAN TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI
Terörsüz Türkiye sürecinde çerçeve yasa çıkarıldı. Gözler artık terör örgütünün silah bırakma sürecinde. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Silah bırakma süreci ne zaman tamamlanır?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:
"Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. Terörsüz Türkiye sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir."
"İÇ CEPHEYİ GÜÇLENDİRECEĞİZ"
"İç cepheyi güçlendireceğiz." diyen Erdoğan "Türkiye mutabakatı" vurgusu da yaptı.
Erdoğan "Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna 'Büyük Türkiye Mutabakatı' diyoruz." ifadelerini kullandı.
YPG/PYD'NİN FESİH KARARI
Suriye'de SDG/YPG'nin fesih kararı da Cumhurbaşkanı'nın gündemindeydi.
"ENTEGRASYONUN SAĞLANMASINI OLUMLU DEĞERLENDİRİYORUZ"
Erdoğan "Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye'nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz." dedi.
"TERÖR DEFTERİ ARTIK KAPANMALI"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı." diye konuştu.
"YUNANİSTAN YANLIŞ YOLDAN DÖNMELİ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündeminde, Yunanistan'ın gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırma planları da vardı. Erdoğan, Atina yönetimini şu sözlerle uyardı:
“Türkiye'nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye'nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir.”
Erdoğan'a yöneltilen sorular ve alınan yanıtlar şöyle:
SORU: Bişkek Zirvesi’nde alınan kararlar, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Teşkilatı arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkiler? Türkiye’nin, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile iş birliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimali var mıdır?
Değerli arkadaşlar, öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin'den Orta Asya'ya, Rusya'dan Güney Asya'ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye'nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye'nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara iş birliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye'nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı’ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz; 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır.
SORU: Zirve kadar dikkat çeken konulardan bir tanesi de Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin'le görüşmeniz oldu. Zirve marjında yaptığınız görüşme genel anlamda nasıl geçti? Hangi konuları ele aldınız?
"RUSYA-UKRAYNA ARASINDA BİR BARIŞ SÜRECİ OLSUN İSTİYORUZ"
Sayın Putin ile ikili bir görüşme yaptık. Bu görüşmede de özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir iş birliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye'ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin'in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki; bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Sayın Putin'e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız.
SORU: İstanbul'da Mekke İttifakı'nın ilk önemli toplantısı gerçekleştirildi. Biz biliyoruz ki bölgedeki bazı ülkeler bu ittifaktan fevkalade rahatsız. Geniş bir coğrafyada barışı inşa etme amacı olan bir savunma iş birliğinden neden bu kadar rahatsızlar?
“İSTANBUL'DA GERÇEKLEŞTİRİLEN TOPLANTI ÇOK ÇOK ÖNEMLİ”
İstanbul'da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Üç ülkeden Dışişleri Bakanları, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir araya geldiler. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşışımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayii, önemli bir iş birliği alanı. Bir de askeri operasyonel iş birliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz.
SORU: “Terörsüz Türkiye” sürecinde “çerçeve yasa” büyük bir çoğunlukla Meclis’ten geçti. Artık terör örgütünün silahları bırakması bekleniyor. Bu süreçte hedefe ulaşmak için merak ettiğim şey şu; sizce bu sürecin ne kadar bir zamanda tamamlanması gerekir?
Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. “Terörsüz Türkiye” sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Sürece dair ilgili kurumlarımız şu anda eş güdüm içinde çalışıyor. Bugün geldiğimiz noktada Meclis’imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Milletimiz de “Terörsüz Türkiye’ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz.
SORU: Sayın Cumhurbaşkanım, siz iç cephenin güçlendirilmesine çok önem veren bir lidersiniz. Siz önem verirken DEM Parti’den zaman zaman aykırı seslerin gelmesi “Toplumsal bütünleşmeye hizmet etmiyor” yorumlarına yol açıyor. Bunu aşacak yeni dil nasıl inşa edilecek? Tavsiye ve çağrınız ne olabilir?
Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız. Sorumlu olacağız. Sağduyulu olacağız, Kardeşliğimizi koruyacağız. En geniş perspektiften konuya yaklaşıyor ve hedefe de böylece odaklanıyoruz. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna “Büyük Türkiye Mutabakatı” diyoruz. Bunu unutmayalım. Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz.
SORU: Bu örgütün Suriye'deki yapılanması YPG-PYD'nin fesih kararıyla ilgili nasıl bir değerlendirme yapacaksınız?
"ENTEGRASYONUN SAĞLANMASINI OLUMLU DEĞERLENDİRİYORUZ”
Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye'nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye'de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı.
SORU: Amerika'nın Suriye politikasıyla ilgili özellikle son dönemde Suriye'nin toprak bütünlüğünü vurguladığını görüyoruz. Hatta Amerikalılar da “tek bayrak, tek ordu” söylemini vurgulamaya başladılar. Bu vesileyle Washington’la, Türkiye'nin yıllardır savunduğu bu Suriye politikası arasında bir yakınlaşma görüyor musunuz?
Türkiye olarak biz, Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye'nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söyledik ve neticede haklı çıktık. Demek ki Amerika da artık Suriye'nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye'yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye'ye dost ülkeleri Suriye'nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Ve bu çağrımızı yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Suriye’deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru, Suriye politikamızın ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlaması yönüyle de önemli. Provokasyonlarla mücadele konusu da önemli. Suriye'nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart. Suriye'nin istikrarına giden yol, fitne tohumlarını temizlemekten geçer.
SORU: Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi meselesiyle bağlantılı olarak S400’lerin üçüncü bir ülkeye devri konusunda adım atılabileceği ifade ediliyor. Sayın Putin'le görüşmenizde bu konu masaya geldi mi?
Sayın Putin’le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık. Biliyorsunuz, Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye'nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika'daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN'dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye'nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye'nin yol haritası budur.
SORU: Rusya-Ukrayna arasında yaşanan savaş sürecinde Karadeniz'de zaman zaman ticari gemiler de hedef haline gelebiliyor. Ve zaman zaman da Türk gemileri de bu süreçten zarar görebiliyorlar. Sayın Putin'le görüşmenizde bu konu gündeme geldi mi? Ortak bir çözüm geliştirilecek mi?
Yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemiler değil, Karadeniz'deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliği bizim için önemli. Taraftar arasındaki mücadele, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmamalıdır. Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz'de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki, tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var.
SORU: Yunanistan biliyorsunuz bir taraftan Türkiye'yle diyalog mesajları verirken bir taraftan da Ege adalarındaki askeri kapasitelerini artırıyor. Son olarak Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Türkiye'nin itirazlarına rağmen bölgede planlarının değişmeyeceğini söyledi. Eğer Yunanistan gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaya devam ederse bundan sonraki süreçte Türkiye'nin yaklaşımı nasıl olacak?
“YUNANİSTAN YANLIŞ YOLDAN DÖNMELİ”
Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan'la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş’tan Yunanistan'a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan'ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye'nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye'nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan'da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesikapsamındaki temaslarının ardından dün yurda döndü.
Erdoğan, Kırgızistan'dan dönüş yolunda uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ziyareti takip eden gazeteciler arasındaki NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, canlı yayında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajlarını aktardı.
“ŞİÖ EN BÜYÜK ULUSLARARASI TEŞKİLATLARDAN BİRİ”
Ziyareti değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan; bundan 30 yıl önce "Şanghay Beşlisi" ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini söyledi. Erdoğan, Teşkilat'ın, Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu'yu bünyesinde buluşturan yegane bir yapı olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ettiğine dikkat çekerek, şunları kaydetti:
“Bizim de sadece Teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşeri coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz 'Yeniden Asya' girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı'yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve işbirliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim.”
ERDOĞAN'DAN PUTİN GÖRÜŞMESİ AÇIKLAMASI
Erdoğan, zirve marjındaki temasları kapsamında Ala Arça Devlet Konutu'nda Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmüştü.Basına kapalı yaklaşık 1,5 saat süren görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile MİT Başkanı İbrahim Kalın da yer almıştı.
Rusya Devlet Başkanı Putin ile yaptığı görüşmeyi değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bu görüşmede de özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti.” diye konuştu.
RUSYA İLE YENİ SANTRAL MESAJI VERMİŞTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu görüşme öncesi de kısa bir açıklama yapmış; “Akkuyu Nükleer Santrali'nin açılışıyla birlikte yeni bazı santrallerin açılış adımlarını da yine birlikte atacağız.” demişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de "Türkiye, Rusya için öncelikli ve imtiyazlı ticari ve ekonomik ortaklarımızdan biridir. Sizin kişisel katkınız sayesinde ekonomik ilişkilerimizin seviyesi çok yüksek düzeyde kalıyor." sözleriyle ikili ilişkilere vurgu yapmıştı.
Putin ayrıca Akkuyu Nükleer Enerji Santrali'nin inşasına değinerek "Siz Rus şirketi Rosatom'a talimat vermişsiniz, ilk ünitesi bu yılın sonuna kadar devreye girmeli diye. Bu yılın sonuna kadar ilk ünitesi devreye girecek." ifadesini kullanmıştı.
ERDOĞAN'DAN TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI
Terörsüz Türkiye sürecinde çerçeve yasa çıkarıldı. Gözler artık terör örgütünün silah bırakma sürecinde. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Silah bırakma süreci ne zaman tamamlanır?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:
"Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. Terörsüz Türkiye sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir."
"İÇ CEPHEYİ GÜÇLENDİRECEĞİZ"
"İç cepheyi güçlendireceğiz." diyen Erdoğan "Türkiye mutabakatı" vurgusu da yaptı.
Erdoğan "Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna 'Büyük Türkiye Mutabakatı' diyoruz." ifadelerini kullandı.
YPG/PYD'NİN FESİH KARARI
Suriye'de SDG/YPG'nin fesih kararı da Cumhurbaşkanı'nın gündemindeydi.
"ENTEGRASYONUN SAĞLANMASINI OLUMLU DEĞERLENDİRİYORUZ"
Erdoğan "Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye'nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz." dedi.
"TERÖR DEFTERİ ARTIK KAPANMALI"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı." diye konuştu.
"YUNANİSTAN YANLIŞ YOLDAN DÖNMELİ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündeminde, Yunanistan'ın gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırma planları da vardı. Erdoğan, Atina yönetimini şu sözlerle uyardı:
“Türkiye'nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye'nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir.”
Erdoğan'a yöneltilen sorular ve alınan yanıtlar şöyle:
SORU: Bişkek Zirvesi’nde alınan kararlar, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Teşkilatı arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkiler? Türkiye’nin, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile iş birliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimali var mıdır?
Değerli arkadaşlar, öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin'den Orta Asya'ya, Rusya'dan Güney Asya'ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye'nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye'nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara iş birliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye'nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı’ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz; 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır.
SORU: Zirve kadar dikkat çeken konulardan bir tanesi de Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin'le görüşmeniz oldu. Zirve marjında yaptığınız görüşme genel anlamda nasıl geçti? Hangi konuları ele aldınız?
"RUSYA-UKRAYNA ARASINDA BİR BARIŞ SÜRECİ OLSUN İSTİYORUZ"
Sayın Putin ile ikili bir görüşme yaptık. Bu görüşmede de özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir iş birliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye'ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin'in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki; bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Sayın Putin'e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız.
SORU: İstanbul'da Mekke İttifakı'nın ilk önemli toplantısı gerçekleştirildi. Biz biliyoruz ki bölgedeki bazı ülkeler bu ittifaktan fevkalade rahatsız. Geniş bir coğrafyada barışı inşa etme amacı olan bir savunma iş birliğinden neden bu kadar rahatsızlar?
“İSTANBUL'DA GERÇEKLEŞTİRİLEN TOPLANTI ÇOK ÇOK ÖNEMLİ”
İstanbul'da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Üç ülkeden Dışişleri Bakanları, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir araya geldiler. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşışımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayii, önemli bir iş birliği alanı. Bir de askeri operasyonel iş birliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz.
SORU: “Terörsüz Türkiye” sürecinde “çerçeve yasa” büyük bir çoğunlukla Meclis’ten geçti. Artık terör örgütünün silahları bırakması bekleniyor. Bu süreçte hedefe ulaşmak için merak ettiğim şey şu; sizce bu sürecin ne kadar bir zamanda tamamlanması gerekir?
Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. “Terörsüz Türkiye” sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Sürece dair ilgili kurumlarımız şu anda eş güdüm içinde çalışıyor. Bugün geldiğimiz noktada Meclis’imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Milletimiz de “Terörsüz Türkiye’ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz.
SORU: Sayın Cumhurbaşkanım, siz iç cephenin güçlendirilmesine çok önem veren bir lidersiniz. Siz önem verirken DEM Parti’den zaman zaman aykırı seslerin gelmesi “Toplumsal bütünleşmeye hizmet etmiyor” yorumlarına yol açıyor. Bunu aşacak yeni dil nasıl inşa edilecek? Tavsiye ve çağrınız ne olabilir?
Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız. Sorumlu olacağız. Sağduyulu olacağız, Kardeşliğimizi koruyacağız. En geniş perspektiften konuya yaklaşıyor ve hedefe de böylece odaklanıyoruz. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna “Büyük Türkiye Mutabakatı” diyoruz. Bunu unutmayalım. Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz.
SORU: Bu örgütün Suriye'deki yapılanması YPG-PYD'nin fesih kararıyla ilgili nasıl bir değerlendirme yapacaksınız?
"ENTEGRASYONUN SAĞLANMASINI OLUMLU DEĞERLENDİRİYORUZ”
Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye'nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye'de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı.
SORU: Amerika'nın Suriye politikasıyla ilgili özellikle son dönemde Suriye'nin toprak bütünlüğünü vurguladığını görüyoruz. Hatta Amerikalılar da “tek bayrak, tek ordu” söylemini vurgulamaya başladılar. Bu vesileyle Washington’la, Türkiye'nin yıllardır savunduğu bu Suriye politikası arasında bir yakınlaşma görüyor musunuz?
Türkiye olarak biz, Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye'nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söyledik ve neticede haklı çıktık. Demek ki Amerika da artık Suriye'nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye'yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye'ye dost ülkeleri Suriye'nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Ve bu çağrımızı yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Suriye’deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru, Suriye politikamızın ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlaması yönüyle de önemli. Provokasyonlarla mücadele konusu da önemli. Suriye'nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart. Suriye'nin istikrarına giden yol, fitne tohumlarını temizlemekten geçer.
SORU: Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi meselesiyle bağlantılı olarak S400’lerin üçüncü bir ülkeye devri konusunda adım atılabileceği ifade ediliyor. Sayın Putin'le görüşmenizde bu konu masaya geldi mi?
Sayın Putin’le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık. Biliyorsunuz, Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye'nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika'daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN'dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye'nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye'nin yol haritası budur.
SORU: Rusya-Ukrayna arasında yaşanan savaş sürecinde Karadeniz'de zaman zaman ticari gemiler de hedef haline gelebiliyor. Ve zaman zaman da Türk gemileri de bu süreçten zarar görebiliyorlar. Sayın Putin'le görüşmenizde bu konu gündeme geldi mi? Ortak bir çözüm geliştirilecek mi?
Yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemiler değil, Karadeniz'deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliği bizim için önemli. Taraftar arasındaki mücadele, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmamalıdır. Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz'de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki, tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var.
SORU: Yunanistan biliyorsunuz bir taraftan Türkiye'yle diyalog mesajları verirken bir taraftan da Ege adalarındaki askeri kapasitelerini artırıyor. Son olarak Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Türkiye'nin itirazlarına rağmen bölgede planlarının değişmeyeceğini söyledi. Eğer Yunanistan gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaya devam ederse bundan sonraki süreçte Türkiye'nin yaklaşımı nasıl olacak?
“YUNANİSTAN YANLIŞ YOLDAN DÖNMELİ”
Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan'la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş’tan Yunanistan'a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan'ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye'nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye'nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz.
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
CUMHURBAŞKANI KARARLARI
Ekli Harita ile Koordinat Listesinde Sınırla...
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
CUMHURBAŞKANI KARARLARI
Ekli Harita ile Koordinat Listesinde Sınırla...
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
CUMHURBAŞKANI KARARLARI
Ekli Harita ile Koordinat Listesinde Sınırları Belirtilen Alanın "Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı" Olarak Belirlenmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11626)
Ekli Harita ile Koordinat Listesinde Sınırları Belirtilen Alanın "Kuzey Ege Deniz Milli Parkı" Olarak Belirlenmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11627)
ATAMA KARARLARI
Cumhurbaşkanlığı Tarafından Yapılan Atamalar Hakkında Kararlar (Karar: 2026/233, 234, 235, 236, 237)
YÖNETMELİKLER
Ankara Medipol Üniversitesi Yapay Zeka ve Veri Analitiği Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
Karadeniz Teknik Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
Lokman Hekim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği
İLAN BÖLÜMÜ
a - Yargı İlanları
b - Artırma, Eksiltme ve İhale İlanları
c - Çeşitli İlanlar
T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
CUMHURBAŞKANI KARARLARI
Ekli Harita ile Koordinat Listesinde Sınırları Belirtilen Alanın "Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı" Olarak Belirlenmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11626)
Ekli Harita ile Koordinat Listesinde Sınırları Belirtilen Alanın "Kuzey Ege Deniz Milli Parkı" Olarak Belirlenmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11627)
ATAMA KARARLARI
Cumhurbaşkanlığı Tarafından Yapılan Atamalar Hakkında Kararlar (Karar: 2026/233, 234, 235, 236, 237)
YÖNETMELİKLER
Ankara Medipol Üniversitesi Yapay Zeka ve Veri Analitiği Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
Karadeniz Teknik Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
Lokman Hekim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği
İLAN BÖLÜMÜ
a - Yargı İlanları
b - Artırma, Eksiltme ve İhale İlanları
c - Çeşitli İlanlar
T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
“Olurmu sizce” için dikkat çeken nokta şu:...
“Güncel Sİgara fiyatları” için dikkat çeke...
“30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu olsun.....