Hakkari'nin Derecik ilçesinde görev yapan Uzman Çavuş Kas...
Hakkari'nin Derecik ilçesinde görev yapan Uzman Çavuş Kas...
Hakkari'nin Derecik ilçesinde görev yapan Uzman Çavuş Kasım Yurt, evinin anahtarını unutunca 5'inci kattaki dairesine girebilmek için 112 Acil Çağrı Merkezi'nden yardım istedi. Bölgeye itfaiye ekipleri sevk edildi.
Yurt, itfaiye aracının sepetiyle balkona ulaşmaya çalıştı. Merdivenin balkona yetişmemesi üzerine Yurt, aşağı inmek istedi. Ancak bu sırada itfaiye aracı henüz belirlenemeyen nedenle kaydı.
Duvar ile sepet arasında sıkışarak ağır yaralanan ve hastaneye kaldırılan Kasım Yurt, müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Hakkari'nin Derecik ilçesinde görev yapan Uzman Çavuş Kasım Yurt, evinin anahtarını unutunca 5'inci kattaki dairesine girebilmek için 112 Acil Çağrı Merkezi'nden yardım istedi. Bölgeye itfaiye ekipleri sevk edildi.
Yurt, itfaiye aracının sepetiyle balkona ulaşmaya çalıştı. Merdivenin balkona yetişmemesi üzerine Yurt, aşağı inmek istedi. Ancak bu sırada itfaiye aracı henüz belirlenemeyen nedenle kaydı.
Duvar ile sepet arasında sıkışarak ağır yaralanan ve hastaneye kaldırılan Kasım Yurt, müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz Sahil Yolu’nun Pazar - Ardeşen ayrımından başlayarak Çamlıhemşin ilçe merkezinden geçip Ayder’e ulaşan güzergâhta yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bakan Uraloğlu, 36,5 kilometrelik Pazar - Ardeşe...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz Sahil Yolu’nun Pazar - Ardeşen ayrımından başlayarak Çamlıhemşin ilçe merkezinden geçip Ayder’e ulaşan güzergâhta yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bakan Uraloğlu, 36,5 kilometrelik Pazar - Ardeşe...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz Sahil Yolu’nun Pazar - Ardeşen ayrımından başlayarak Çamlıhemşin ilçe merkezinden geçip Ayder’e ulaşan güzergâhta yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bakan Uraloğlu, 36,5 kilometrelik Pazar - Ardeşen Ayrım - Çamlıhemşin - Ayder İl Yolu kapsamında yapımı tamamlanan 955 metre uzunluğundaki Çamlıhemşin Tüneli ile Fırtına Deresi ve Hala Deresi-1 köprülerini kapsayan 2 kilometrelik kesimin pazartesi günü hizmete açılacağını bildirdi.
“YOLUN KAPASİTESİNİ ARTIRIYORUZ”
Pazar-Ardeşen Ayrım-Çamlıhemşin-Ayder İl Yolu’nun bölge turizmi açısından önemli bir güzergâh olduğunu belirten Uraloğlu, "Ayder Yaylamız her yıl bir milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırlıyor. Hem kış hem de yayla turizminin gelişmesiyle birlikte güzergâhtaki trafik yoğunluğu da arttı. Mevcut yola şerit ilaveleri yaparak yolun kapasitesini artırıyor, vatandaşlarımıza daha hızlı, güvenli ve konforlu ulaşım imkânı sağlıyoruz." ifadelerini kullandı.
Uraloğlu, proje kapsamında ilk 5,5 kilometrelik kesimin bitümlü sıcak karışım kaplamalı toplam 4 şeritli bölünmüş yol standardında, devamındaki kesimlerin ise 12 metre platform genişliğinde ve tırmanma şeritli olarak inşa edildiğini kaydetti.
7 KİLOMETRELİK KESİMDE ÇALIŞMALAR SÜRÜYORDaha önce tek yol standardındaki yaklaşık 8 kilometrelik kesimin trafiğe açıldığını hatırlatan Uraloğlu, "Pazartesi günü de Çamlıhemşin Tüneli, 135 metre uzunluğundaki Fırtına Deresi Köprüsü ve 90 metre uzunluğundaki Hala Deresi-1 Köprüsü’nü kapsayan 2 kilometrelik Çamlıhemşin Tünelli Geçişi’ni hizmete sunuyoruz. Böylece projemizin toplam 10 kilometrelik bölümünü tamamlamış olduk." açıklamasında bulundu.
Güzergahın kalan bölümlerindeki çalışmalara da değinen Uraloğlu, Hala Tüneli’nde kazı ve kaplama betonu çalışmalarının tamamlandığını bildirdi. Hala-2 Tüneli’nde ise kazı ve destekleme çalışmalarının tamamlandığını, kemer betonu imalatlarının sürdüğünü kaydetti.
Bakan Uraloğlu, "Çamlıhemşin Tüneli ile Ayder Yaylası arasında kalan yaklaşık 7 kilometrelik kesimde çalışmalarımız devam ediyor." dedi.
"SEYAHAT SÜRESİ 35 DAKİKAYA DÜŞECEK"Yolun tamamlanmasıyla güzergâhın 1,5 kilometre kısalacağını vurgulayan Uraloğlu, "Seyahat süresini 55 dakikadan 35 dakikaya indireceğiz. Böylece zamandan 675 milyon lira, akaryakıttan 97 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 772 milyon lira tasarruf sağlayacağız. Karbon emisyonunu da yıllık 4 bin 800 ton azaltacağız." ifadelerini kullandı.
Uraloğlu, projenin Karadeniz sahilinden iç kesimlere ulaşımı kolaylaştıracağını belirtti; yolun tamamlanmasıyla Ayder Yaylası başta olmak üzere bölgenin turizm merkezlerine erişimin daha konforlu hale geleceğini, bölgedeki ticaret ve turizm potansiyeline de katkı sağlanacağını kaydetti.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz Sahil Yolu’nun Pazar - Ardeşen ayrımından başlayarak Çamlıhemşin ilçe merkezinden geçip Ayder’e ulaşan güzergâhta yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bakan Uraloğlu, 36,5 kilometrelik Pazar - Ardeşen Ayrım - Çamlıhemşin - Ayder İl Yolu kapsamında yapımı tamamlanan 955 metre uzunluğundaki Çamlıhemşin Tüneli ile Fırtına Deresi ve Hala Deresi-1 köprülerini kapsayan 2 kilometrelik kesimin pazartesi günü hizmete açılacağını bildirdi.
“YOLUN KAPASİTESİNİ ARTIRIYORUZ”
Pazar-Ardeşen Ayrım-Çamlıhemşin-Ayder İl Yolu’nun bölge turizmi açısından önemli bir güzergâh olduğunu belirten Uraloğlu, "Ayder Yaylamız her yıl bir milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırlıyor. Hem kış hem de yayla turizminin gelişmesiyle birlikte güzergâhtaki trafik yoğunluğu da arttı. Mevcut yola şerit ilaveleri yaparak yolun kapasitesini artırıyor, vatandaşlarımıza daha hızlı, güvenli ve konforlu ulaşım imkânı sağlıyoruz." ifadelerini kullandı.
Uraloğlu, proje kapsamında ilk 5,5 kilometrelik kesimin bitümlü sıcak karışım kaplamalı toplam 4 şeritli bölünmüş yol standardında, devamındaki kesimlerin ise 12 metre platform genişliğinde ve tırmanma şeritli olarak inşa edildiğini kaydetti.
7 KİLOMETRELİK KESİMDE ÇALIŞMALAR SÜRÜYORDaha önce tek yol standardındaki yaklaşık 8 kilometrelik kesimin trafiğe açıldığını hatırlatan Uraloğlu, "Pazartesi günü de Çamlıhemşin Tüneli, 135 metre uzunluğundaki Fırtına Deresi Köprüsü ve 90 metre uzunluğundaki Hala Deresi-1 Köprüsü’nü kapsayan 2 kilometrelik Çamlıhemşin Tünelli Geçişi’ni hizmete sunuyoruz. Böylece projemizin toplam 10 kilometrelik bölümünü tamamlamış olduk." açıklamasında bulundu.
Güzergahın kalan bölümlerindeki çalışmalara da değinen Uraloğlu, Hala Tüneli’nde kazı ve kaplama betonu çalışmalarının tamamlandığını bildirdi. Hala-2 Tüneli’nde ise kazı ve destekleme çalışmalarının tamamlandığını, kemer betonu imalatlarının sürdüğünü kaydetti.
Bakan Uraloğlu, "Çamlıhemşin Tüneli ile Ayder Yaylası arasında kalan yaklaşık 7 kilometrelik kesimde çalışmalarımız devam ediyor." dedi.
"SEYAHAT SÜRESİ 35 DAKİKAYA DÜŞECEK"Yolun tamamlanmasıyla güzergâhın 1,5 kilometre kısalacağını vurgulayan Uraloğlu, "Seyahat süresini 55 dakikadan 35 dakikaya indireceğiz. Böylece zamandan 675 milyon lira, akaryakıttan 97 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 772 milyon lira tasarruf sağlayacağız. Karbon emisyonunu da yıllık 4 bin 800 ton azaltacağız." ifadelerini kullandı.
Uraloğlu, projenin Karadeniz sahilinden iç kesimlere ulaşımı kolaylaştıracağını belirtti; yolun tamamlanmasıyla Ayder Yaylası başta olmak üzere bölgenin turizm merkezlerine erişimin daha konforlu hale geleceğini, bölgedeki ticaret ve turizm potansiyeline de katkı sağlanacağını kaydetti.
Kastamonu'daki Pompeio...
Kastamonu'daki Pompeiopolis Antik Kenti'nde, MS 4. yüzyıla tarihlenen yaklaşık 105 metrekarelik geometrik zemin mozaiği ortaya çıkarıldı. Devamı burada: Kastamonu’da Dev Roma Mozaiği ve Eros Başı Bulundu Arkeofili.
Kastamonu'daki Pompeiopolis Antik Kenti'nde, MS 4. yüzyıla tarihlenen yaklaşık 105 metrekarelik geometrik zemin mozaiği ortaya çıkarıldı.
Devamı burada: Kastamonu’da Dev Roma Mozaiği ve Eros Başı Bulundu Arkeofili.
Süper Loto sonuçları için beklenen an geldi. Milyonlarca liralık b...
Süper Loto sonuçları için beklenen an geldi. Milyonlarca liralık b...
Süper Loto sonuçları için beklenen an geldi. Milyonlarca liralık büyük ikramiyenin sahibini bulup bulmadığı merak ediliyor.
Haftanın 3 günü çekilişi yapılan Süper Loto'da bir çekiliş maratonu daha geride kaldı. Küreye giren 60 numara içinden çekilen 6 şanslı rakam, devasa ikramiyenin kazandıran numaralarını belirledi. Rekor ikramiye seviyelerine ulaşan Süper Loto'da bilet alan vatandaşlar, "Süper Loto sonuç sorgulama" ekranı üzerinden biletlerini sorgulayabiliyor. Biletinize ikramiye vurup vurmadığını öğrenmek için bilet kodunuzu bilet sorgulama ekranına girmeniz yeterli.
Altı bilenin olmadığı çekilişte çıkan sayılar şöyle: 27, 30, 31, 41, 43, 57
Süper Loto sonuçları için beklenen an geldi. Milyonlarca liralık büyük ikramiyenin sahibini bulup bulmadığı merak ediliyor.
Haftanın 3 günü çekilişi yapılan Süper Loto'da bir çekiliş maratonu daha geride kaldı. Küreye giren 60 numara içinden çekilen 6 şanslı rakam, devasa ikramiyenin kazandıran numaralarını belirledi. Rekor ikramiye seviyelerine ulaşan Süper Loto'da bilet alan vatandaşlar, "Süper Loto sonuç sorgulama" ekranı üzerinden biletlerini sorgulayabiliyor. Biletinize ikramiye vurup vurmadığını öğrenmek için bilet kodunuzu bilet sorgulama ekranına girmeniz yeterli.
Altı bilenin olmadığı çekilişte çıkan sayılar şöyle: 27, 30, 31, 41, 43, 57
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle yarın özel bir miting yapılacak.
“Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır” sloganıyla gerçekleşecek mitinge Cumhurbaşkan...
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle yarın özel bir miting yapılacak.
“Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır” sloganıyla gerçekleşecek mitinge Cumhurbaşkan...
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle yarın özel bir miting yapılacak.
“Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır” sloganıyla gerçekleşecek mitinge Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katılacak.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, partisinin 25. kuruluş yıl dönümü mitingine ilişkin açıklama yaptı.
Acar, Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen toplantıda, yarın gerçekleştirilecek mitingle ilgili hazırlıkları büyük oranda tamamladıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla 25'inci yıl kutlamalarını milletle birlikte yapacaklarını söyleyen Acar, şöyle devam etti:
"- Yoğun ve hummalı bir çalışma yapmaya başladık. 'AK Parti 25 yılını nasıl anlatabilir?' diye önce buna odaklandık. 25 yılı anlatmak ne bir ansiklopediye ne de bir filme sığabiliyor. Mümkün olduğunca bunları bir kampanya formatı üzerinden anlatmayı tercih ettik.
- Yaklaşık bir aydır hem açık havalarda hem dijital ve sosyal medya araçlarıyla bakanlıklarımızın 25 yılda hayata geçirdiği tüm hizmetleri, eserleri anlatmaya gayret gösterdiğimiz süreç devam ediyor."
100 BİN DAVETLİ VAR
Mitinge çok büyük bir katılımın olacağını öngördüklerini dile getiren Acar, programa tüm halkın davetli olduğunu söyledi.
Genel Sekreterlik tarafından herkesin davet edildiğini aktaran Acar, "Kıymetli çınarlarımız, kurucularımızdan gelebilenler burada olacaklar. Eskiden bakanlık, milletvekilliği, belediye başkanlığı yapan, halihazırdaki görevde olan insanlar dahil olmak üzere yaklaşık 100 bin kişilik bir davet çıkardık. Dolayısıyla bu tarihi bir miting organizasyonu, özel bir miting olacak." dedi.
Acar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın mitingde 2001'de doğmuş ve yarın doğum günü olan yaklaşık 25 gençle birlikte oturacağını açıkladı.
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle yarın özel bir miting yapılacak.
“Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır” sloganıyla gerçekleşecek mitinge Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katılacak.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, partisinin 25. kuruluş yıl dönümü mitingine ilişkin açıklama yaptı.
Acar, Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen toplantıda, yarın gerçekleştirilecek mitingle ilgili hazırlıkları büyük oranda tamamladıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla 25'inci yıl kutlamalarını milletle birlikte yapacaklarını söyleyen Acar, şöyle devam etti:
"- Yoğun ve hummalı bir çalışma yapmaya başladık. 'AK Parti 25 yılını nasıl anlatabilir?' diye önce buna odaklandık. 25 yılı anlatmak ne bir ansiklopediye ne de bir filme sığabiliyor. Mümkün olduğunca bunları bir kampanya formatı üzerinden anlatmayı tercih ettik.
- Yaklaşık bir aydır hem açık havalarda hem dijital ve sosyal medya araçlarıyla bakanlıklarımızın 25 yılda hayata geçirdiği tüm hizmetleri, eserleri anlatmaya gayret gösterdiğimiz süreç devam ediyor."
100 BİN DAVETLİ VAR
Mitinge çok büyük bir katılımın olacağını öngördüklerini dile getiren Acar, programa tüm halkın davetli olduğunu söyledi.
Genel Sekreterlik tarafından herkesin davet edildiğini aktaran Acar, "Kıymetli çınarlarımız, kurucularımızdan gelebilenler burada olacaklar. Eskiden bakanlık, milletvekilliği, belediye başkanlığı yapan, halihazırdaki görevde olan insanlar dahil olmak üzere yaklaşık 100 bin kişilik bir davet çıkardık. Dolayısıyla bu tarihi bir miting organizasyonu, özel bir miting olacak." dedi.
Acar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın mitingde 2001'de doğmuş ve yarın doğum günü olan yaklaşık 25 gençle birlikte oturacağını açıkladı.
Giresun'da yağmur sonrası debisi yükselen derede akıntıya kapılan anne ile iki kızı yaşamını yitirdi.
Olayın ardından anne ile kızlarının acı hikayesi kaldı.
ANNE İLE KIZLARI ÖLDÜA...
Giresun'da yağmur sonrası debisi yükselen derede akıntıya kapılan anne ile iki kızı yaşamını yitirdi.
Olayın ardından anne ile kızlarının acı hikayesi kaldı.
ANNE İLE KIZLARI ÖLDÜA...
Giresun'da yağmur sonrası debisi yükselen derede akıntıya kapılan anne ile iki kızı yaşamını yitirdi.
Olayın ardından anne ile kızlarının acı hikayesi kaldı.
ANNE İLE KIZLARI ÖLDÜAcı olay Görele ilçesinde yaşandı. Zekiye Kırca ile kızları Burcu ve Burçin Kırca'nın piknik yaptıkları sırada başlayan yağmur sonrası debisi artan derede akıntıya kapıldı.
Baba Mehmet Kırca ise akıntıya kapılmaktan son anda kurtuldu.
İhbar üzerine harekete geçen ekipler, Burcu ve Burçin Kırca'nın cansız bedenlerine ulaştı. Zekiye Kırca'nın cansız bedeni ise bu sabah saatlerinde bulundu.
20 YIL SONRA GELMİŞLEROlaya ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı.
Aile fertlerinin, köylerine inşa ettirdikleri tek katlı evlerini görmek için İstanbul’dan Görele ilçesine geldikleri öğrenildi.
20 yıl aradan sonra geldikleri Hamzalı köyünde yeni evlerinde vakit geçiren ve olaydan bir gün sonra İstanbul'a dönüş hazırlığında oldukları öğrenilen anne ve iki kızının cenazelerinin, otopsi işlemlerinin ardından yarın ilçede toprağa verileceği belirtildi.
"ENİŞTEM 'GİTMEYELİM' DEMİŞ"Zekiye Kırca'nın ağabeyi Enver Yıkızoğlu, yaşananları anlattı.
Kardeşinin ailesiyle birlikte tatil için ilçeye geldiğini anlatan Yıkızoğlu, "Sabahleyin kahvaltı yapmak için dere kenarına gidiyorlar. Dere kenarında piknik yapıp, çay içerlerken dağdan gelen sel felaketi alıp götürüyor. Eniştem 'Hayır, oraya gitmeyelim’ demiş ama kızları ısrar ediyorlar, 'İlla oraya gideceğiz' demişler." ifadelerini kullandı.
"EVİ GÖRÜP GERİ DÖNECEKLERDİ"Yaşamını yitirenlerin yakınlarından Muzaffer Tıngır ise ailenin yeni yaptırdıkları evi görmek için ilçeye geldiğini söyledi.
Tıngır, "Yeni ev yapmıştı babaları, evi görelim diye kızlar özellikle ısrar edip, geliyorlar. Gelip evi görüp geri İstanbul'a döneceklermiş ama dönemediler. Kısmet buymuş." diye konuştu.
Giresun'da yağmur sonrası debisi yükselen derede akıntıya kapılan anne ile iki kızı yaşamını yitirdi.
Olayın ardından anne ile kızlarının acı hikayesi kaldı.
ANNE İLE KIZLARI ÖLDÜAcı olay Görele ilçesinde yaşandı. Zekiye Kırca ile kızları Burcu ve Burçin Kırca'nın piknik yaptıkları sırada başlayan yağmur sonrası debisi artan derede akıntıya kapıldı.
Baba Mehmet Kırca ise akıntıya kapılmaktan son anda kurtuldu.
İhbar üzerine harekete geçen ekipler, Burcu ve Burçin Kırca'nın cansız bedenlerine ulaştı. Zekiye Kırca'nın cansız bedeni ise bu sabah saatlerinde bulundu.
20 YIL SONRA GELMİŞLEROlaya ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı.
Aile fertlerinin, köylerine inşa ettirdikleri tek katlı evlerini görmek için İstanbul’dan Görele ilçesine geldikleri öğrenildi.
20 yıl aradan sonra geldikleri Hamzalı köyünde yeni evlerinde vakit geçiren ve olaydan bir gün sonra İstanbul'a dönüş hazırlığında oldukları öğrenilen anne ve iki kızının cenazelerinin, otopsi işlemlerinin ardından yarın ilçede toprağa verileceği belirtildi.
"ENİŞTEM 'GİTMEYELİM' DEMİŞ"Zekiye Kırca'nın ağabeyi Enver Yıkızoğlu, yaşananları anlattı.
Kardeşinin ailesiyle birlikte tatil için ilçeye geldiğini anlatan Yıkızoğlu, "Sabahleyin kahvaltı yapmak için dere kenarına gidiyorlar. Dere kenarında piknik yapıp, çay içerlerken dağdan gelen sel felaketi alıp götürüyor. Eniştem 'Hayır, oraya gitmeyelim’ demiş ama kızları ısrar ediyorlar, 'İlla oraya gideceğiz' demişler." ifadelerini kullandı.
"EVİ GÖRÜP GERİ DÖNECEKLERDİ"Yaşamını yitirenlerin yakınlarından Muzaffer Tıngır ise ailenin yeni yaptırdıkları evi görmek için ilçeye geldiğini söyledi.
Tıngır, "Yeni ev yapmıştı babaları, evi görelim diye kızlar özellikle ısrar edip, geliyorlar. Gelip evi görüp geri İstanbul'a döneceklermiş ama dönemediler. Kısmet buymuş." diye konuştu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gürlek, Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i ölüm yıl dönümünün dokuzuncu yılında anarak "Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir." dedi.
Hukukun...
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gürlek, Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i ölüm yıl dönümünün dokuzuncu yılında anarak "Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir." dedi.
Hukukun...
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gürlek, Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i ölüm yıl dönümünün dokuzuncu yılında anarak "Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir." dedi.
Hukukun herkes için işlediğini ve asli amacın vatandaşı huzur ve güven içinde tutmak olduğunu sözlerine ekleyen Bakan Gürlek, "Hukuk, nerede bir sorun görürse, nerede vatandaşımız ya da onun var ettiği devlet aleyhine bireysel ya da organize bir yapılanma görürse orada devreye girer, dosyanın üzerindeki isme bakmaz, hukuk gereğini yapar." açıklamasında bulundu.
SALAH TRANSFERİ
Gürlek, Trabzonluların spor sevgisini, 7'den 77'ye Trabzonspor aşkını bildiğini belirterek, Muhammed Salah'ın camiaya hayırlı olmasını diledi.
"YOLUMUZDAN ŞAŞMAYACAĞIZ"
Bakan Gürlek, Türkiye Yüzyılı hedefine işaret ederek, "Bu hedefi yalnızca ekonomik kalkınmanın, teknolojik ilerlemenin veya büyük yatırımların yüzyılı olarak görmüyoruz. Biz, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı olarak da görüyoruz. Adaletin Yüzyılı yapma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu nedenle her geçen gün farklı şekillerde karşımıza çıkan suç ve suç örgütleriyle mücadeleye devam ediyoruz." dedi.
"Suçun yöntemi değişse de araçları değişse de örgütlerin kullandığı yollar değişse de değişmeyen bir şey var, devletin suçla mücadele iradesidir" ifadesini kullanan Gürlek, şunları kaydetti:
"Uyuşturucudan yasa dışı bahis ve sanal kumara, sokak çetelerinden organize suç yapılanmalarına kadar milletimizin huzurunu hedef alan bütün suç odaklarının üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bu hafta da açıkça ifade ettik. Suç zincirinin yalnızca görünen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Uyuşturucu suçlarında torbacısından baronuna, organize suçta suçun failinden azmettiricisine, yasa dışı bahiste hesabını kullandırandan o düzeni yönetenlere kadar zincirin tamamını ortaya çıkarıyoruz. Mattia Ahmet Minguzzi evladımızın, Atlas Çağlayan evladımızın ve nice çocuğumuzun katledilmesi hepimizin yüreğinde derin yaralar oluşturdu. Bizim görevimiz yalnızca suç işlendikten sonra faili cezalandırmak değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için suçu ortaya çıkmadan önlemektir. Bu anlayışla, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar bakımından daha caydırıcı bir infaz düzenlemesinin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı olarak aktif rol üstlendik. Cezaların artırılması yönündeki çalışmalara önemli katkılar sağladık, çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin sorumluluğunu güçlendiren düzenlemelerin de yer aldığı yasal düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçerek yasalaştı. Çünkü çocuklarımız geleceğimizin en büyük teminatıdır. Onların yitip gitmesine, hayallerinin yarım kalmasına izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızın güvenliği ve geleceği için üzerimize düşen ne varsa sonuna kadar kararlılıkla mücadele edeceğiz."
Yalnızca suçun ve suçlunun değil, suç düzenini ayakta tutan kara paranın da takipçisi olduklarını belirten Bakan Gürlek, "Çünkü suçun damarını kesmeden, bu kaynağı kurutmadan suç örgütünün nefesini kesemezsiniz. Bu bağlamda bu düzene geçit vermeyeceğiz, operasyonlarımıza devam edeceğiz." mesajını verdi.
Milletin huzurunu bozan hiçbir yapıya müsamaha gösterilmeyeceğinin altını çizen Bakan Gürlek, devletten daha güçlü bir yapı ve Türk adaletinden kaçabilecekleri bir yer de olmadığını ifade etti.
"DOSYALARI YENİDEN AÇMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
"Adaletin önünde zaman aşınır, hakikat aşınmaz" ifadesini kullanan Gürlek, "Bir olayın üzerinden yıllar geçebilir, bir dosya rafta bekleyebilir ama faili meçhul kalan her ölüm devletin önünde kapanmamış bir hesaptır. Bu nedenle faili meçhul olayları, şüpheli ölümleri ve kamu vicdanında iz bırakan dosyaları yeniden açmaya devam edeceğiz. Şüpheyi dağıtacağız, delillerin izini süreceğiz, faili ortaya çıkaracağız. Sorumluyu adaletin karşısına çıkaracağız. Kararlıyız ve azimliyiz. Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarsa çıksın, yolumuzdan şaşmayacağız." diye konuştu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI
Gürlek, Türkiye'nin çok uzun yıllar boyunca terörün ağır bedellerini ödediğine dikkati çekerek, "Binlerce evladımızı şehit verdik. Nice anneler evladını toprağa verdi. Nice çocuklar babasız büyüdü. Nice ailelerin ocağına ateş düştü. Türkiye yalnızca canlarını kaybetmedi. Türkiye enerjisinden kaybetti, kaynaklarından kaybetti, kalkınma imkanlarından kaybetti. Hepsinden önemlisi, kardeşliğimiz defalarca hedef alındı. Bugün geldiğimiz noktada ise artık başka bir Türkiye vardır." açıklamasında bulundu.
“MESELE HUZURLU TÜRKİYE MESELESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu güçlü iradeyle başlayan Terörsüz Türkiye hedefinin, milletin sağduyusu ve Gazi Meclisin iradesiyle yeni ve tarihi bir aşamaya taşındığına işaret eden Gürlek, şu değerlendirmede bulundu:
"Meclisimizin gündemine gelen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 468 kabul oyuyla yasalaşmıştır. Tarihe geçecek çok güçlü bir milli irade ortaya konulmuştur. Buradan bir kez daha emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu güçlü irade bize çok önemli bir şey söylüyor, Terörsüz Türkiye artık yalnızca bir temenni değildir. Devletimizin, siyaset kurumunun ve milletimizin ortak geleceğine dair ortaya konulmuş tarihi bir iradedir. Bu meselenin tarafı 86 milyon vatandaşımızdır. Kazananı da 86 milyon vatandaşımız olacaktır. Milli şuuru yüksek Trabzon'umuz da bu süreci sağduyuyla anlatmalı ve güçlü şekilde sahiplenmelidir. Çünkü mesele bu topraklarda bir daha hiçbir annenin evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. Mesele ülkemizin dağlarının, şehirlerinin ve sınırlarının terörle değil, üretimle, yatırımla, turizmle, bilimle ve gençlerimizin başarılarıyla anılması meselesidir. Mesele, bir daha hiçbir Eren Bülbül'ümüzün çocuk yaşta aramızdan koparılmaması meselesidir. Mesele, bütün vatandaşlarımızın çocuklarına daha huzurlu bir Türkiye bırakması meselesidir."
Bakan Gürlek, amaçlarının Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak, milli birlik ve beraberliğii daha da güçlendirmek ve bölgemizde huzur iklimini sağlamak olduğunu söyledi.
"Şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek hiçbir adım atılmamıştır, atılmayacaktır. Gazilerimizin fedakarlığı bizim için tartışmaya kapalıdır." diye konuşan Akın Gürkek, "Tek gayemiz güçlü Türkiye'dir. Güçlü Türkiye'ye giden yolda iç cepheyi güçlendirmektir." dedi.
Türkiye'nin bugün artık sorunlarını erteleyen değil, sorunlarının üzerine giden bir ülke olduğunu vurgulayan Gürlek, "Terör meselesinde de böyledir. Suç örgütleriyle mücadelede de böyledir. Adalet sistemimizin eksiklerinde de böyledir. Nerede bir eksiklik varsa gidereceğiz. Nerede vatandaşımızın haklı bir beklentisi varsa dinleyeceğiz. Nerede milletimizin huzuruna kasteden bir yapı varsa hukuk içerisinde karşısında duracağız." diye konuştu.
ADALET TEŞKİLATI GÜÇLENECEK
Bakan Gürlek, adalet teşkilatını daha güçlü hale getirecek, yargılamanın etkinliğini artıracak, vatandaşın hakkına daha hızlı ulaşmasını sağlayacak reformları sürdüreceklerini söyledi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gürlek, Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i ölüm yıl dönümünün dokuzuncu yılında anarak "Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir." dedi.
Hukukun herkes için işlediğini ve asli amacın vatandaşı huzur ve güven içinde tutmak olduğunu sözlerine ekleyen Bakan Gürlek, "Hukuk, nerede bir sorun görürse, nerede vatandaşımız ya da onun var ettiği devlet aleyhine bireysel ya da organize bir yapılanma görürse orada devreye girer, dosyanın üzerindeki isme bakmaz, hukuk gereğini yapar." açıklamasında bulundu.
SALAH TRANSFERİ
Gürlek, Trabzonluların spor sevgisini, 7'den 77'ye Trabzonspor aşkını bildiğini belirterek, Muhammed Salah'ın camiaya hayırlı olmasını diledi.
"YOLUMUZDAN ŞAŞMAYACAĞIZ"
Bakan Gürlek, Türkiye Yüzyılı hedefine işaret ederek, "Bu hedefi yalnızca ekonomik kalkınmanın, teknolojik ilerlemenin veya büyük yatırımların yüzyılı olarak görmüyoruz. Biz, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı olarak da görüyoruz. Adaletin Yüzyılı yapma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu nedenle her geçen gün farklı şekillerde karşımıza çıkan suç ve suç örgütleriyle mücadeleye devam ediyoruz." dedi.
"Suçun yöntemi değişse de araçları değişse de örgütlerin kullandığı yollar değişse de değişmeyen bir şey var, devletin suçla mücadele iradesidir" ifadesini kullanan Gürlek, şunları kaydetti:
"Uyuşturucudan yasa dışı bahis ve sanal kumara, sokak çetelerinden organize suç yapılanmalarına kadar milletimizin huzurunu hedef alan bütün suç odaklarının üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bu hafta da açıkça ifade ettik. Suç zincirinin yalnızca görünen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Uyuşturucu suçlarında torbacısından baronuna, organize suçta suçun failinden azmettiricisine, yasa dışı bahiste hesabını kullandırandan o düzeni yönetenlere kadar zincirin tamamını ortaya çıkarıyoruz. Mattia Ahmet Minguzzi evladımızın, Atlas Çağlayan evladımızın ve nice çocuğumuzun katledilmesi hepimizin yüreğinde derin yaralar oluşturdu. Bizim görevimiz yalnızca suç işlendikten sonra faili cezalandırmak değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için suçu ortaya çıkmadan önlemektir. Bu anlayışla, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar bakımından daha caydırıcı bir infaz düzenlemesinin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı olarak aktif rol üstlendik. Cezaların artırılması yönündeki çalışmalara önemli katkılar sağladık, çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin sorumluluğunu güçlendiren düzenlemelerin de yer aldığı yasal düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçerek yasalaştı. Çünkü çocuklarımız geleceğimizin en büyük teminatıdır. Onların yitip gitmesine, hayallerinin yarım kalmasına izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızın güvenliği ve geleceği için üzerimize düşen ne varsa sonuna kadar kararlılıkla mücadele edeceğiz."
Yalnızca suçun ve suçlunun değil, suç düzenini ayakta tutan kara paranın da takipçisi olduklarını belirten Bakan Gürlek, "Çünkü suçun damarını kesmeden, bu kaynağı kurutmadan suç örgütünün nefesini kesemezsiniz. Bu bağlamda bu düzene geçit vermeyeceğiz, operasyonlarımıza devam edeceğiz." mesajını verdi.
Milletin huzurunu bozan hiçbir yapıya müsamaha gösterilmeyeceğinin altını çizen Bakan Gürlek, devletten daha güçlü bir yapı ve Türk adaletinden kaçabilecekleri bir yer de olmadığını ifade etti.
"DOSYALARI YENİDEN AÇMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
"Adaletin önünde zaman aşınır, hakikat aşınmaz" ifadesini kullanan Gürlek, "Bir olayın üzerinden yıllar geçebilir, bir dosya rafta bekleyebilir ama faili meçhul kalan her ölüm devletin önünde kapanmamış bir hesaptır. Bu nedenle faili meçhul olayları, şüpheli ölümleri ve kamu vicdanında iz bırakan dosyaları yeniden açmaya devam edeceğiz. Şüpheyi dağıtacağız, delillerin izini süreceğiz, faili ortaya çıkaracağız. Sorumluyu adaletin karşısına çıkaracağız. Kararlıyız ve azimliyiz. Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarsa çıksın, yolumuzdan şaşmayacağız." diye konuştu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI
Gürlek, Türkiye'nin çok uzun yıllar boyunca terörün ağır bedellerini ödediğine dikkati çekerek, "Binlerce evladımızı şehit verdik. Nice anneler evladını toprağa verdi. Nice çocuklar babasız büyüdü. Nice ailelerin ocağına ateş düştü. Türkiye yalnızca canlarını kaybetmedi. Türkiye enerjisinden kaybetti, kaynaklarından kaybetti, kalkınma imkanlarından kaybetti. Hepsinden önemlisi, kardeşliğimiz defalarca hedef alındı. Bugün geldiğimiz noktada ise artık başka bir Türkiye vardır." açıklamasında bulundu.
“MESELE HUZURLU TÜRKİYE MESELESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu güçlü iradeyle başlayan Terörsüz Türkiye hedefinin, milletin sağduyusu ve Gazi Meclisin iradesiyle yeni ve tarihi bir aşamaya taşındığına işaret eden Gürlek, şu değerlendirmede bulundu:
"Meclisimizin gündemine gelen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 468 kabul oyuyla yasalaşmıştır. Tarihe geçecek çok güçlü bir milli irade ortaya konulmuştur. Buradan bir kez daha emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu güçlü irade bize çok önemli bir şey söylüyor, Terörsüz Türkiye artık yalnızca bir temenni değildir. Devletimizin, siyaset kurumunun ve milletimizin ortak geleceğine dair ortaya konulmuş tarihi bir iradedir. Bu meselenin tarafı 86 milyon vatandaşımızdır. Kazananı da 86 milyon vatandaşımız olacaktır. Milli şuuru yüksek Trabzon'umuz da bu süreci sağduyuyla anlatmalı ve güçlü şekilde sahiplenmelidir. Çünkü mesele bu topraklarda bir daha hiçbir annenin evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. Mesele ülkemizin dağlarının, şehirlerinin ve sınırlarının terörle değil, üretimle, yatırımla, turizmle, bilimle ve gençlerimizin başarılarıyla anılması meselesidir. Mesele, bir daha hiçbir Eren Bülbül'ümüzün çocuk yaşta aramızdan koparılmaması meselesidir. Mesele, bütün vatandaşlarımızın çocuklarına daha huzurlu bir Türkiye bırakması meselesidir."
Bakan Gürlek, amaçlarının Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak, milli birlik ve beraberliğii daha da güçlendirmek ve bölgemizde huzur iklimini sağlamak olduğunu söyledi.
"Şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek hiçbir adım atılmamıştır, atılmayacaktır. Gazilerimizin fedakarlığı bizim için tartışmaya kapalıdır." diye konuşan Akın Gürkek, "Tek gayemiz güçlü Türkiye'dir. Güçlü Türkiye'ye giden yolda iç cepheyi güçlendirmektir." dedi.
Türkiye'nin bugün artık sorunlarını erteleyen değil, sorunlarının üzerine giden bir ülke olduğunu vurgulayan Gürlek, "Terör meselesinde de böyledir. Suç örgütleriyle mücadelede de böyledir. Adalet sistemimizin eksiklerinde de böyledir. Nerede bir eksiklik varsa gidereceğiz. Nerede vatandaşımızın haklı bir beklentisi varsa dinleyeceğiz. Nerede milletimizin huzuruna kasteden bir yapı varsa hukuk içerisinde karşısında duracağız." diye konuştu.
ADALET TEŞKİLATI GÜÇLENECEK
Bakan Gürlek, adalet teşkilatını daha güçlü hale getirecek, yargılamanın etkinliğini artıracak, vatandaşın hakkına daha hızlı ulaşmasını sağlayacak reformları sürdüreceklerini söyledi.
Şiddetli rüzgarın etkili olduğu Balıkesir'in iki içesinde alevlerle mücadele ediliyor.
EDREMİT YANGINI
Kadıköy Mahallesi'ndeki otluk alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler, yakındaki ormana sıçradı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü...
Şiddetli rüzgarın etkili olduğu Balıkesir'in iki içesinde alevlerle mücadele ediliyor.
EDREMİT YANGINI
Kadıköy Mahallesi'ndeki otluk alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler, yakındaki ormana sıçradı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü...
Şiddetli rüzgarın etkili olduğu Balıkesir'in iki içesinde alevlerle mücadele ediliyor.
EDREMİT YANGINI
Kadıköy Mahallesi'ndeki otluk alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler, yakındaki ormana sıçradı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Ekipler, 11 uçak, 7 helikopter, 13 arazöz, 3 su ikmal aracı, 5 su tankeri ve 45 personelle yangına müdahale ediyor.
Yangının zeytinliklerin yanı sıra çamlık alanda etkili olduğu ifade edildi. Bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı çok sayıda ekip sevk edildi.
Jandarma da yangının çıkış sebebiyle ilgili soruşturma başlattı.
EDREMİT KAYMAKAMI: 7-8 VATANDAŞIMIZI TAHLİYE ETTİK
Edremit Kaymakam Vekili Muhammed Evlice, yangın bölgesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, yangının yerleşim yerine yakın bir bölgede çıktığını belirtti.
Evlice, şunları söyledi:
"Hem orman hem de itfaiye ekiplerimiz hızlı bir şekilde müdahale ettiler. Şu an yerleşim yerine yakın bölgede çok fazla sıkıntımız kalmadı. Ormanın arka taraflarına olan bölümlerde devam ediyor. Oraya da uçak ve helikopterlerimizin müdahalesi sürüyor. İnşallah kısa sürede kontrol altına alırız diye düşünüyoruz. Şu anda 7-8 vatandaşımızı tahliye ettik fakat mahalle boyutunda şu an gerek yok."
Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş da yerleşim yerine yakın bölgedeki kısımda tehlike kalmadığını dile getirdi.
ALEVLER KAZ DAĞLARI'NA DOĞRU İLERLİYORYangının yerleşim yerlerini tehdit ettiği belirlenirken NTV Bölge Temsilcisi Merih Ak, çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
"ALEVLERİN İLERLEMESİ DURDURULDU"
"Yangın 14.00 sıralarında başladı. Çok kuvvetli rüzgar var." diye konuşan Ak, yangının yerleşim yerlerine alanlardaki zeytinliklerde başladığını ifade ederek şu bilgileri verdi:
“Kuvvetli rüzgarla birlikte yayılma eğilimi gösterdi. Ekipleri yangına anında müdahale etti ama rüzgar nedeniyle çalışmalar zorlaştı. Risk altındaki bazı evler tahliye edildi. Yerleşim yerlerine yakın bölgeledeki otluk alanlarda çıkan yangın bazı evlerde kısmen zarara neden oldu. Tehlike kısa sürede giderildi. Bazı vatandaşların hastanede tedavi altına alındığı bildirildi.Havadan ve karadan yoğun çabalar sonucunda yangın büyük ölçüde kontrol altına alınmış durumda. Bölgede soğutma çalışmaları sürüyor."
RÜZGAR HIZLANACAK
Ak, bölgedeki hava durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
“Bir süredir bölge aşırı sıcakları yaşıyordu." diye konuşan Ak, “Yarından itibaren kuvvetli rüzgarın çıkması bekleniyor. İlerleyen saatlerde rüzgarın etkisini artırması bekleniyor.” dedi.
BAŞKA BİR İLÇEDE DE YANGIN ÇIKTIDursunbey ilçesinde orman dışı alanda çıkan yangın, ormana sıçradı. Alevlere havadan ve karadan müdahale ediliyor.
Dursunbey ilçesi Kurtlar Mahallesi yakınlarındaki orman dışı alanda saat 14.30 sıralarında yangın çıktı. Alevler rüzgarın da etkisiyle ormana sıçradı. İhbar üzerine bölgeye 4 uçak, 4 helikopter ve çok sayıda ekip sevk edildi. Ekiplerin, alevlere havadan ve karadan müdahalesi devam ediyor.
Şiddetli rüzgarın etkili olduğu Balıkesir'in iki içesinde alevlerle mücadele ediliyor.
EDREMİT YANGINI
Kadıköy Mahallesi'ndeki otluk alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler, yakındaki ormana sıçradı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Ekipler, 11 uçak, 7 helikopter, 13 arazöz, 3 su ikmal aracı, 5 su tankeri ve 45 personelle yangına müdahale ediyor.
Yangının zeytinliklerin yanı sıra çamlık alanda etkili olduğu ifade edildi. Bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı çok sayıda ekip sevk edildi.
Jandarma da yangının çıkış sebebiyle ilgili soruşturma başlattı.
EDREMİT KAYMAKAMI: 7-8 VATANDAŞIMIZI TAHLİYE ETTİK
Edremit Kaymakam Vekili Muhammed Evlice, yangın bölgesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, yangının yerleşim yerine yakın bir bölgede çıktığını belirtti.
Evlice, şunları söyledi:
"Hem orman hem de itfaiye ekiplerimiz hızlı bir şekilde müdahale ettiler. Şu an yerleşim yerine yakın bölgede çok fazla sıkıntımız kalmadı. Ormanın arka taraflarına olan bölümlerde devam ediyor. Oraya da uçak ve helikopterlerimizin müdahalesi sürüyor. İnşallah kısa sürede kontrol altına alırız diye düşünüyoruz. Şu anda 7-8 vatandaşımızı tahliye ettik fakat mahalle boyutunda şu an gerek yok."
Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş da yerleşim yerine yakın bölgedeki kısımda tehlike kalmadığını dile getirdi.
ALEVLER KAZ DAĞLARI'NA DOĞRU İLERLİYORYangının yerleşim yerlerini tehdit ettiği belirlenirken NTV Bölge Temsilcisi Merih Ak, çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
"ALEVLERİN İLERLEMESİ DURDURULDU"
"Yangın 14.00 sıralarında başladı. Çok kuvvetli rüzgar var." diye konuşan Ak, yangının yerleşim yerlerine alanlardaki zeytinliklerde başladığını ifade ederek şu bilgileri verdi:
“Kuvvetli rüzgarla birlikte yayılma eğilimi gösterdi. Ekipleri yangına anında müdahale etti ama rüzgar nedeniyle çalışmalar zorlaştı. Risk altındaki bazı evler tahliye edildi. Yerleşim yerlerine yakın bölgeledeki otluk alanlarda çıkan yangın bazı evlerde kısmen zarara neden oldu. Tehlike kısa sürede giderildi. Bazı vatandaşların hastanede tedavi altına alındığı bildirildi.Havadan ve karadan yoğun çabalar sonucunda yangın büyük ölçüde kontrol altına alınmış durumda. Bölgede soğutma çalışmaları sürüyor."
RÜZGAR HIZLANACAK
Ak, bölgedeki hava durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
“Bir süredir bölge aşırı sıcakları yaşıyordu." diye konuşan Ak, “Yarından itibaren kuvvetli rüzgarın çıkması bekleniyor. İlerleyen saatlerde rüzgarın etkisini artırması bekleniyor.” dedi.
BAŞKA BİR İLÇEDE DE YANGIN ÇIKTIDursunbey ilçesinde orman dışı alanda çıkan yangın, ormana sıçradı. Alevlere havadan ve karadan müdahale ediliyor.
Dursunbey ilçesi Kurtlar Mahallesi yakınlarındaki orman dışı alanda saat 14.30 sıralarında yangın çıktı. Alevler rüzgarın da etkisiyle ormana sıçradı. İhbar üzerine bölgeye 4 uçak, 4 helikopter ve çok sayıda ekip sevk edildi. Ekiplerin, alevlere havadan ve karadan müdahalesi devam ediyor.
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait...
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait...
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait iki gemiye balistik füze fırlatmasının ardından üç İran gemisini vurduğunu açıkladı.
Hedef alınan gemilerden biri, Tahran'ın petrol ihracat merkezi konumundaki Hark Adası açıklarında seyrediyordu.
CENTCOM Komutanı Oramiral Brad Cooper kararlılık mesajı vererek, "Devrim Muhafızları mesajı net alsın: İki gemimize ateş açarsanız, üç geminizi devre dışı bırakarak çok daha ağır bir ekonomik bedel ödetiriz" dedi.
CENTCOM, çatışmalarda hiçbir Amerikan askerinin zarar görmediğini açıkladı.
Devrim Muhafızları Ordusu ise bölgedeki Amerikan askeri unsurlarına yönelik saldırılarını artırma tehdidinde bulundu.
İranlı yetkililer daha sonra, Hürmüz Boğazı'ndaki üç tankerin yanı sıra farklı sahalarda ABD ile bağlantılı üç gemiyi daha vurduklarını bildirdi.
Reuters ajansının aktardığına göre İran devlet televizyonunda yayımlanan Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri açıklamasında, gemi personeline yönelik uyarılar yer aldı.
Bildiride, "'Terörist' ABD ordusuna kanmayın, yetki verilmeyen suyollarından geçmeyi amaçlayan her türlü şüpheli hareketten uzak durun. Aksi takdirde hedef alınırsınız" ifadeleri kullanıldı.
İran'ın yarı resmi haber ajansı Tasnim, Hark Adası demirleme bölgesindeki bir tankere dört ABD füzesinin isabet ettiğini aktardı. Yerel kaynaklara dayandırılan haberde can kaybı yaşanmadığı, mürettebatın tahliye edildiği kaydedildi.
Son karşılıklı saldırılar, ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a yönelik başlattığı bombardımanlarla tırmanan çatışmaları daha da derinleştirme tehlikesi taşıyor.
Başkan Donald Trump yönetimi yaptırımları genişleterek İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmaya çalışırken, Trump askeri müdahale seçeneğini gündemde tutmayı sürdürüyor.
Trump, 31 Ağustos'ta sosyal medya hesabından Hark Adası'nın "yerle bir edildiğini" gösteren yapay zeka üretimi bir video paylaştı. İran makamları ise Hark Adası'na yönelik olası bir saldırıya çok sert karşılık vereceklerini duyurdu.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) üçüncü büyük üreticisi olan İran, savaştan önce ham petrol ihracatının yüzde 90'ını Hark Adası üzerinden gerçekleştiriyordu.
Sevkiyatlar, ABD'nin nisan ayı ortasında başlattığı deniz ablukası nedeniyle büyük ölçüde aksadı.
Trump daha önce de Hark Adası'nı hedef alan açıklamalar yapmıştı.
11 Haziran'da adayı ele geçirmek istediğini söyleyen Trump, Tahran ile Washington'ın savaşı sonlandırmayı amaçlayan 17 Haziran tarihli geçici anlaşmayı imzalamasından birkaç gün önce askeri operasyon ihtimalini rafa kaldırdığını belirtmişti.
İran'ın savaştan önce küresel petrol arzının beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasının ardından Washington, İran limanlarına abluka uygulamaya başladı.
Hark Adası'na yönelik Amerikan saldırıları, söz konusu deniz ablukası altında zorlanan İran petrol sektörünü ve genel ülke ekonomisini daha ağır bir baskıyla yüz yüze bırakıyor.
Ortadoğu'da tırmanan askeri gerilim küresel tedarik endişelerini körüklerken, Brent ham petrolün varil fiyatı cuma günü 96,28 dolara çıkarak 24 Temmuz'dan bu yana görülen en yüksek seviyeden kapandı.
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait iki gemiye balistik füze fırlatmasının ardından üç İran gemisini vurduğunu açıkladı.
Hedef alınan gemilerden biri, Tahran'ın petrol ihracat merkezi konumundaki Hark Adası açıklarında seyrediyordu.
CENTCOM Komutanı Oramiral Brad Cooper kararlılık mesajı vererek, "Devrim Muhafızları mesajı net alsın: İki gemimize ateş açarsanız, üç geminizi devre dışı bırakarak çok daha ağır bir ekonomik bedel ödetiriz" dedi.
CENTCOM, çatışmalarda hiçbir Amerikan askerinin zarar görmediğini açıkladı.
Devrim Muhafızları Ordusu ise bölgedeki Amerikan askeri unsurlarına yönelik saldırılarını artırma tehdidinde bulundu.
İranlı yetkililer daha sonra, Hürmüz Boğazı'ndaki üç tankerin yanı sıra farklı sahalarda ABD ile bağlantılı üç gemiyi daha vurduklarını bildirdi.
Reuters ajansının aktardığına göre İran devlet televizyonunda yayımlanan Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri açıklamasında, gemi personeline yönelik uyarılar yer aldı.
Bildiride, "'Terörist' ABD ordusuna kanmayın, yetki verilmeyen suyollarından geçmeyi amaçlayan her türlü şüpheli hareketten uzak durun. Aksi takdirde hedef alınırsınız" ifadeleri kullanıldı.
İran'ın yarı resmi haber ajansı Tasnim, Hark Adası demirleme bölgesindeki bir tankere dört ABD füzesinin isabet ettiğini aktardı. Yerel kaynaklara dayandırılan haberde can kaybı yaşanmadığı, mürettebatın tahliye edildiği kaydedildi.
Son karşılıklı saldırılar, ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a yönelik başlattığı bombardımanlarla tırmanan çatışmaları daha da derinleştirme tehlikesi taşıyor.
Başkan Donald Trump yönetimi yaptırımları genişleterek İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmaya çalışırken, Trump askeri müdahale seçeneğini gündemde tutmayı sürdürüyor.
Trump, 31 Ağustos'ta sosyal medya hesabından Hark Adası'nın "yerle bir edildiğini" gösteren yapay zeka üretimi bir video paylaştı. İran makamları ise Hark Adası'na yönelik olası bir saldırıya çok sert karşılık vereceklerini duyurdu.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) üçüncü büyük üreticisi olan İran, savaştan önce ham petrol ihracatının yüzde 90'ını Hark Adası üzerinden gerçekleştiriyordu.
Sevkiyatlar, ABD'nin nisan ayı ortasında başlattığı deniz ablukası nedeniyle büyük ölçüde aksadı.
Trump daha önce de Hark Adası'nı hedef alan açıklamalar yapmıştı.
11 Haziran'da adayı ele geçirmek istediğini söyleyen Trump, Tahran ile Washington'ın savaşı sonlandırmayı amaçlayan 17 Haziran tarihli geçici anlaşmayı imzalamasından birkaç gün önce askeri operasyon ihtimalini rafa kaldırdığını belirtmişti.
İran'ın savaştan önce küresel petrol arzının beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasının ardından Washington, İran limanlarına abluka uygulamaya başladı.
Hark Adası'na yönelik Amerikan saldırıları, söz konusu deniz ablukası altında zorlanan İran petrol sektörünü ve genel ülke ekonomisini daha ağır bir baskıyla yüz yüze bırakıyor.
Ortadoğu'da tırmanan askeri gerilim küresel tedarik endişelerini körüklerken, Brent ham petrolün varil fiyatı cuma günü 96,28 dolara çıkarak 24 Temmuz'dan bu yana görülen en yüksek seviyeden kapandı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan petrol yüklü bir tankere Marmara Adası açıklarında makine arızası nedeniyle sürüklendiğini ve yardım talebinde bulunduğunu duyurdu.
243 metre boyunda ve 96 bin 544 ton ham petrol yüklü olduğu belirtilen Rusya bayraklı Pioner 1 isimli tanker için Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi koordinesinde Nene Hatun Acil Müdahale Gemisi ve Kurtarma-16 Römorkörü bölgeye sevk edildi.
Nene Hatun'un saat 22.30’da tankeri yedekleyerek emniyete almış olduğu belirtildi. Pioner 1, Şevketiye Demir Sahası’na çekilerek emniyetli şekilde demirletilecek.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan petrol yüklü bir tankere Marmara Adası açıklarında makine arızası nedeniyle sürüklendiğini ve yardım talebinde bulunduğunu duyurdu.
243 metre boyunda ve 96 bin 544 ton ham petrol yüklü olduğu belirtilen Rusya bayraklı Pioner 1 isimli tanker için Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi koordinesinde Nene Hatun Acil Müdahale Gemisi ve Kurtarma-16 Römorkörü bölgeye sevk edildi.
Nene Hatun'un saat 22.30’da tankeri yedekleyerek emniyete almış olduğu belirtildi. Pioner 1, Şevketiye Demir Sahası’na çekilerek emniyetli şekilde demirletilecek.
Kayseri'nin İncesu ilçesindeki bir lise tarafından çıkarılan derginin İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'e gönderilmesin...
Kayseri'nin İncesu ilçesindeki bir lise tarafından çıkarılan derginin İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'e gönderilmesin...
Kayseri'nin İncesu ilçesindeki bir lise tarafından çıkarılan derginin İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'e gönderilmesinin ardından sürpriz bir gelişme yaşandı.
Sanchez'den okula imzasını taşıyan teşekkür mektubu geldi.
İncesu Mustafa Özkan Anadolu Lisesi'nde öğretmenler ve öğrenciler tarafından şiir, makale ve çeşitli edebiyat yazılarının bulunduğu Kıvılcım Dergisi'nin bir nüshası İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'e gönderilerek kendisi okula davet edildi.
Dergisi eline ulaşan Sánchez, okula kendisinin imzasını taşıyan bir teşekkür mektubu yollayarak, işlerindeki yoğunluk nedeni ile ziyaret programı gerçekleştiremediğini belirtti.
Başbakan Sanchez'in incelik yaparak kendilerine bir mektup gönderdiğini söyleyen İncesu Mustafa Özkan Anadolu Lisesi Müdürü Fatih Şahin, "Posta yoluyla dergimizi ilettik, sağ olsun kendileri de dergimize ve okulumuza teşekkürlerini ve tebriklerini ileten bir mektup kaleme almışlar. Altına da imzalarını atarak bizi onore etmişler." diye konuştu.
Sanchez'e teşekkür eden Şahin, "Kendilerine buradan bu nazik ve ince davranışları için teşekkürlerimizi iletiyoruz, Türkiye'den selamlarımızı gönderiyoruz." ifadelerini kullandı.
Kayseri'nin İncesu ilçesindeki bir lise tarafından çıkarılan derginin İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'e gönderilmesinin ardından sürpriz bir gelişme yaşandı.
Sanchez'den okula imzasını taşıyan teşekkür mektubu geldi.
İncesu Mustafa Özkan Anadolu Lisesi'nde öğretmenler ve öğrenciler tarafından şiir, makale ve çeşitli edebiyat yazılarının bulunduğu Kıvılcım Dergisi'nin bir nüshası İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'e gönderilerek kendisi okula davet edildi.
Dergisi eline ulaşan Sánchez, okula kendisinin imzasını taşıyan bir teşekkür mektubu yollayarak, işlerindeki yoğunluk nedeni ile ziyaret programı gerçekleştiremediğini belirtti.
Başbakan Sanchez'in incelik yaparak kendilerine bir mektup gönderdiğini söyleyen İncesu Mustafa Özkan Anadolu Lisesi Müdürü Fatih Şahin, "Posta yoluyla dergimizi ilettik, sağ olsun kendileri de dergimize ve okulumuza teşekkürlerini ve tebriklerini ileten bir mektup kaleme almışlar. Altına da imzalarını atarak bizi onore etmişler." diye konuştu.
Sanchez'e teşekkür eden Şahin, "Kendilerine buradan bu nazik ve ince davranışları için teşekkürlerimizi iletiyoruz, Türkiye'den selamlarımızı gönderiyoruz." ifadelerini kullandı.
Girne açıklarında batan gemiden kurtarılan 5 kişilik Kaya ailesi, yaklaşık 1,5 saat denizde kaldıkları faciada yaşadıklarını anlattı. Aile, 11 yaşındaki kızları Fatma Ada Kaya’nın KKTC’deki ilk kontrollerinin ardından taburcu edildiğini, Adana’da yapılan muayenede ise 4 kaburgasının kırık olduğunun belirlendiğini söyledi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 30 Ağustos’ta 267 yolcu ve mürettebatın bulunduğu geminin batması sonucu 14 kişi hayatını kaybetti. Kayıp 14 kişiyi arama çalışmaları sürüyor...
Girne açıklarında batan gemiden kurtarılan 5 kişilik Kaya ailesi, yaklaşık 1,5 saat denizde kaldıkları faciada yaşadıklarını anlattı. Aile, 11 yaşındaki kızları Fatma Ada Kaya’nın KKTC’deki ilk kontrollerinin ardından taburcu edildiğini, Adana’da yapılan muayenede ise 4 kaburgasının kırık olduğunun belirlendiğini söyledi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 30 Ağustos’ta 267 yolcu ve mürettebatın bulunduğu geminin batması sonucu 14 kişi hayatını kaybetti. Kayıp 14 kişiyi arama çalışmaları sürüyor...
Girne açıklarında batan gemiden kurtarılan 5 kişilik Kaya ailesi, yaklaşık 1,5 saat denizde kaldıkları faciada yaşadıklarını anlattı. Aile, 11 yaşındaki kızları Fatma Ada Kaya’nın KKTC’deki ilk kontrollerinin ardından taburcu edildiğini, Adana’da yapılan muayenede ise 4 kaburgasının kırık olduğunun belirlendiğini söyledi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 30 Ağustos’ta 267 yolcu ve mürettebatın bulunduğu geminin batması sonucu 14 kişi hayatını kaybetti. Kayıp 14 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.
Gemide, 2 günlük tatil için KKTC’ye giden Hüseyin Kaya (42), eşi Zeynep Kaya (37) ile çocukları Fatma Ada (11), Mira (9) ve Duru Kaya (8) da bulunuyordu. Kaya ailesi, tatilin ardından Türkiye’ye dönmek üzere gemiye bindi.
Yolculuk sırasında gemide sarsıntılar yaşanması üzerine yolcular geminin durdurulmasını istedi. Ailenin iddiasına göre gemi buna rağmen yoluna devam etti. Kısa süre sonra geminin su almaya başlamasıyla yolcular arasında panik yaşandı.
FACİADAN KURTULDULAR, 1,5 SAAT DENİZDE KALDILAR
Faciadan kurtulan Kaya ailesi yaklaşık 1,5 saat denizde kaldı. Olayın ardından KKTC’de hastaneye götürülen Fatma Ada Kaya, yapılan ilk kontrollerin ardından ağrı kesici verilerek taburcu edildi.
Aile Adana’ya döndükten sonra kızlarını yeniden hastaneye götürdü. Buradaki kontrollerde Fatma Ada’nın 4 kaburgasının kırık olduğu belirlenerek tedavi altına alındı.
Geminin batmaya başlaması üzerine can yeleklerini giyerek denize atlayan Kaya ailesi, yaklaşık 1,5 saat açık denizde yardım bekledi. Aile, su sporları yapan bir kişinin yardımıyla kurtarılarak karaya çıkarıldı.
Denize atladığı sırada ayağının kayması sonucu düşen 11 yaşındaki Fatma Ada denize atladı ama gemi üzerine devrildi. Daha sonra babası tarafından kurtarıldı. 5 kişilik aileden tek yaralı olan Fatma Ada, kurtarıldıktan sonra KKTC'de hastaneye kaldırıldı. Fatma Ada, burada bel ve kaburga bölgesinde ağrısı olduğunu belirtmesine rağmen yapılan kontrollerin ardından ağrı kesici verilerek taburcu edildi.4 GÜN SONRA ADANA'YA DÖNDÜ, AĞRILARI GEÇMEYİNCE HASTANEYE GÖTÜRÜLDÜ
Olayın ardından 4 gün sonra uçakla Adana'ya dönen Kaya ailesi, ağrıları geçmeyen Fatma Ada'yı hastaneye götürdü.
Adana Şehir Hastanesi'nde yapılan tetkiklerde küçük kızın 4 kaburgasının kırıldığı belirlendi. Hastaneye yatırılan Fatma Ada'nın tedavisinin sürdüğü, kırıkların parçalı olması nedeniyle yürümesine dahi izin verilmediği öğrenildi.
“DENİZE DÜŞTÜKTEN SONRA GEMİ ÜZERİME DEVRİLDİ”
Yaşadıklarını anlatan 11 yaşındaki Fatma Ada Kaya, geminin batacağını anladıklarında can yeleklerini giyerek denize atladıklarını belirterek, "Türkiye'ye dönmek için gemiye bindik. Yolculuk sırasında geminin batacağını anladığımızda can yeleğimizi giyip denize atlamaya başladık. Ben atlayacağım sırada ayağım kaydı. Denize düştükten sonra gemi üzerime devrildi. Beni babam kurtardı. Daha sonra ekipler beni hastaneye götürdü. Ağrımın çok olduğunu söyledim ama ‘Bir şeyiniz yok' dediler. Adana'ya döndüğümüzde hastaneye gittik. 4 kaburgamın kırık olduğunu söylediler." dedi.
“GEMİ SU ALDIĞI SIRADA KAPTAN HIZINI HİÇ KESMEDİ”
Anne Zeynep Kaya ise geminin limandan çıktıktan sonra çok fazla sarsıldığını ve yolcuların geminin durdurulmasını istediğini ifade ederek, "İnsanlar geminin durmasını istedi ama durmadılar. Biz ailece oradan kurtulduk. Kurtulamayanların çoğu kilitli kaldılar. Gemi battıktan sonra hepimiz denizde kaldık. Gemi limandan çıktıktan sonra çok sarsıntı vardı. ‘Gemiyi geri döndürün, biz inmek istiyoruz' dedik. 5 dakika sonra su almaya başladı. ‘Biz böyle çok gittik, hiçbir şey olmaz' dediler. Gemi su aldığı sırada kaptan hızını hiç kesmedi" dedi.
Geminin altından patlama sesi geldiğini söyleyen Kaya, "O sırada geminin altından patlama sesi geldi. Kaptan manevra yapınca gemi ters dönmeye başladı. Ben çocuklarıma can yeleği giydirmeye çalışıyordum. Hatta biri bana giydirmiş ama kim olduğunu bilmiyorum. Biz suya atladık, 1 dakika sonra zaten battı. Suda 1 saatten fazla kaldık. Su sporları yapan bir kişi gelip kurtardı bizleri. Oradan hastaneye gittik. Kontrolleri yapıldı ama ‘Bir şey yok' dediler. Ama kızımın 4 kaburga kemiği kırık çıktı. Kırıklar da parçalı olduğu için şu an yürümesine bile izin verilmiyor. Orada kırık olduğunu fark etmediler. İlk fırsatta onlardan şikayetçi olacağım" dedi.
“GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE İNSANLAR ÖLDÜ”
Baba Hüseyin Kaya ise geminin altından gelen patlama sesinin ardından geminin yan yatmaya başladığını ve çok kısa sürede kendilerini denizin içinde bulduklarını söyledi.
Kaya, "Alttan bir patlama sesi geldi. Gemi yan yatmaya başladı. 30 saniye içinde kendimizi suda bulduk. 1,5 saate yakın denizde kaldık. O anlarda çok korktuk. Sonuçta açık denizdeydik ve köpek balıkları da olabilirdi. O an her şeyi düşündük. Gözümüzün önünde insanlar öldü. Ölenlere Allah'tan rahmet diliyoruz." dedi.
Olayda yaralanan 11 yaşındaki Fatma Ada Kaya'nın tedavisi Adana Şehir Hastanesi'nde sürerken, aile yaşadıkları olayın ve kızlarının ilk muayenesinde kırıkların fark edilmemesinin araştırılmasını istiyor.
Girne açıklarında batan gemiden kurtarılan 5 kişilik Kaya ailesi, yaklaşık 1,5 saat denizde kaldıkları faciada yaşadıklarını anlattı. Aile, 11 yaşındaki kızları Fatma Ada Kaya’nın KKTC’deki ilk kontrollerinin ardından taburcu edildiğini, Adana’da yapılan muayenede ise 4 kaburgasının kırık olduğunun belirlendiğini söyledi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 30 Ağustos’ta 267 yolcu ve mürettebatın bulunduğu geminin batması sonucu 14 kişi hayatını kaybetti. Kayıp 14 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.
Gemide, 2 günlük tatil için KKTC’ye giden Hüseyin Kaya (42), eşi Zeynep Kaya (37) ile çocukları Fatma Ada (11), Mira (9) ve Duru Kaya (8) da bulunuyordu. Kaya ailesi, tatilin ardından Türkiye’ye dönmek üzere gemiye bindi.
Yolculuk sırasında gemide sarsıntılar yaşanması üzerine yolcular geminin durdurulmasını istedi. Ailenin iddiasına göre gemi buna rağmen yoluna devam etti. Kısa süre sonra geminin su almaya başlamasıyla yolcular arasında panik yaşandı.
FACİADAN KURTULDULAR, 1,5 SAAT DENİZDE KALDILAR
Faciadan kurtulan Kaya ailesi yaklaşık 1,5 saat denizde kaldı. Olayın ardından KKTC’de hastaneye götürülen Fatma Ada Kaya, yapılan ilk kontrollerin ardından ağrı kesici verilerek taburcu edildi.
Aile Adana’ya döndükten sonra kızlarını yeniden hastaneye götürdü. Buradaki kontrollerde Fatma Ada’nın 4 kaburgasının kırık olduğu belirlenerek tedavi altına alındı.
Geminin batmaya başlaması üzerine can yeleklerini giyerek denize atlayan Kaya ailesi, yaklaşık 1,5 saat açık denizde yardım bekledi. Aile, su sporları yapan bir kişinin yardımıyla kurtarılarak karaya çıkarıldı.
Denize atladığı sırada ayağının kayması sonucu düşen 11 yaşındaki Fatma Ada denize atladı ama gemi üzerine devrildi. Daha sonra babası tarafından kurtarıldı. 5 kişilik aileden tek yaralı olan Fatma Ada, kurtarıldıktan sonra KKTC'de hastaneye kaldırıldı. Fatma Ada, burada bel ve kaburga bölgesinde ağrısı olduğunu belirtmesine rağmen yapılan kontrollerin ardından ağrı kesici verilerek taburcu edildi.4 GÜN SONRA ADANA'YA DÖNDÜ, AĞRILARI GEÇMEYİNCE HASTANEYE GÖTÜRÜLDÜ
Olayın ardından 4 gün sonra uçakla Adana'ya dönen Kaya ailesi, ağrıları geçmeyen Fatma Ada'yı hastaneye götürdü.
Adana Şehir Hastanesi'nde yapılan tetkiklerde küçük kızın 4 kaburgasının kırıldığı belirlendi. Hastaneye yatırılan Fatma Ada'nın tedavisinin sürdüğü, kırıkların parçalı olması nedeniyle yürümesine dahi izin verilmediği öğrenildi.
“DENİZE DÜŞTÜKTEN SONRA GEMİ ÜZERİME DEVRİLDİ”
Yaşadıklarını anlatan 11 yaşındaki Fatma Ada Kaya, geminin batacağını anladıklarında can yeleklerini giyerek denize atladıklarını belirterek, "Türkiye'ye dönmek için gemiye bindik. Yolculuk sırasında geminin batacağını anladığımızda can yeleğimizi giyip denize atlamaya başladık. Ben atlayacağım sırada ayağım kaydı. Denize düştükten sonra gemi üzerime devrildi. Beni babam kurtardı. Daha sonra ekipler beni hastaneye götürdü. Ağrımın çok olduğunu söyledim ama ‘Bir şeyiniz yok' dediler. Adana'ya döndüğümüzde hastaneye gittik. 4 kaburgamın kırık olduğunu söylediler." dedi.
“GEMİ SU ALDIĞI SIRADA KAPTAN HIZINI HİÇ KESMEDİ”
Anne Zeynep Kaya ise geminin limandan çıktıktan sonra çok fazla sarsıldığını ve yolcuların geminin durdurulmasını istediğini ifade ederek, "İnsanlar geminin durmasını istedi ama durmadılar. Biz ailece oradan kurtulduk. Kurtulamayanların çoğu kilitli kaldılar. Gemi battıktan sonra hepimiz denizde kaldık. Gemi limandan çıktıktan sonra çok sarsıntı vardı. ‘Gemiyi geri döndürün, biz inmek istiyoruz' dedik. 5 dakika sonra su almaya başladı. ‘Biz böyle çok gittik, hiçbir şey olmaz' dediler. Gemi su aldığı sırada kaptan hızını hiç kesmedi" dedi.
Geminin altından patlama sesi geldiğini söyleyen Kaya, "O sırada geminin altından patlama sesi geldi. Kaptan manevra yapınca gemi ters dönmeye başladı. Ben çocuklarıma can yeleği giydirmeye çalışıyordum. Hatta biri bana giydirmiş ama kim olduğunu bilmiyorum. Biz suya atladık, 1 dakika sonra zaten battı. Suda 1 saatten fazla kaldık. Su sporları yapan bir kişi gelip kurtardı bizleri. Oradan hastaneye gittik. Kontrolleri yapıldı ama ‘Bir şey yok' dediler. Ama kızımın 4 kaburga kemiği kırık çıktı. Kırıklar da parçalı olduğu için şu an yürümesine bile izin verilmiyor. Orada kırık olduğunu fark etmediler. İlk fırsatta onlardan şikayetçi olacağım" dedi.
“GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE İNSANLAR ÖLDÜ”
Baba Hüseyin Kaya ise geminin altından gelen patlama sesinin ardından geminin yan yatmaya başladığını ve çok kısa sürede kendilerini denizin içinde bulduklarını söyledi.
Kaya, "Alttan bir patlama sesi geldi. Gemi yan yatmaya başladı. 30 saniye içinde kendimizi suda bulduk. 1,5 saate yakın denizde kaldık. O anlarda çok korktuk. Sonuçta açık denizdeydik ve köpek balıkları da olabilirdi. O an her şeyi düşündük. Gözümüzün önünde insanlar öldü. Ölenlere Allah'tan rahmet diliyoruz." dedi.
Olayda yaralanan 11 yaşındaki Fatma Ada Kaya'nın tedavisi Adana Şehir Hastanesi'nde sürerken, aile yaşadıkları olayın ve kızlarının ilk muayenesinde kırıkların fark edilmemesinin araştırılmasını istiyor.
Edirne'de müteahhitlik yapan Nazmi Ö. (71), 23 Ağustos günü İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne giderek Kavgaz mevkisinde 2013 yılında belediyeden aldığı ruhsat onayı ile inşaata başladığını, 2016 yılında ruhsat ye...
Edirne'de müteahhitlik yapan Nazmi Ö. (71), 23 Ağustos günü İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne giderek Kavgaz mevkisinde 2013 yılında belediyeden aldığı ruhsat onayı ile inşaata başladığını, 2016 yılında ruhsat ye...
Edirne'de müteahhitlik yapan Nazmi Ö. (71), 23 Ağustos günü İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne giderek Kavgaz mevkisinde 2013 yılında belediyeden aldığı ruhsat onayı ile inşaata başladığını, 2016 yılında ruhsat yenilemek için gittiğinde ise kendisine binanın yola uzaklığında sorun olduğunu ve yıkılması gerektiğinin söylediğini iddia etti.
Yıllarca inşaatında ilerleme kaydedemediğini öne süren Nazmi Ö., 17 Ağustos günü daha önceden tanıdığı avukat E.Y.'nin (42) kendisini telefonla arayarak “belediye imar komisyonu başkanı olduğunu ve gerekli ruhsat onayını da kendisinin çıkarabileceğini” ileri sürdüğünü, aynı gün Edirne Adliyesi önünde bulunan kafede buluştuklarını anlattı.
Nazmi Ö., Edirne Belediyesi'nde CHP'li Meclis ve İmar Komisyonu Üyesi Avukat E.Y.'nin kendisinden 200 bin euro para istediğini ve parayı da Bulgaristan'da almak istediğini söylediğini öne sürdü.
Nazmi Ö.'nün başvurusu üzerine, “İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ve teknik araçla izleme” kararı alındı. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Nazmi Ö.'nün E.Y. ile Edirne'de Üç Şerefeli Camisi'nde buluşacaklarının bilgisinin alınması üzerine polis tarafından gerekli önlemler alındı. Buluşma noktasına görüntü ve ses kaydı düzeneği kuruldu.
Nazmi Ö. ile E.Y.’nin buluşmasında, görüntüye de alınan şu diyalog geçti:
E.Y: Sen hallet işini, 5 dakika bizim ofise gel. 5 dakika gelirsin, ne olacak?
Nazmi Ö: Ofise gelmem abi. Sen benden şüphe duydun, ben ofise gelmem. Sen bilirsin.
E.Y: Şüphe duyduğumdan değil, şuradaki arkadaşlar emniyetten.
Nazmi Ö: Hangisi?
E.Y: Arkada oturanlar, bakma şimdi bakma. Huzursuzluk yaratma.
Nazmi Ö: Sen bilirsin abi. Ben anlamam. Polis lokaline gelmiş olabilirler buradaki.
E.Y: Olabilir, her türlü olabilir.
Nazmi Ö: Ben bir tek Turgay'ı tanıyorum. Adliyede evraklara bakıyor, polis.
E.Y: Sen işin bitince ofise gelirsin. Ben burayı hallediyorum.
Yaklaşık 10 dakika süren görüşmenin ardından E.Y., polis tarafından rüşvet suçlamasıyla gözaltına alındı. Sulh Ceza Hakimliği'nden alınan karar doğrultusunda şüpheli E.Y.’nin evinde ve avukatlık ofisinde yapılan aramalarda 4 bilgisayar, 2 defter, 5 yapraktan oluşan evraka el konuldu.
E.Y. hakkında ayrıca, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçundan bir soruşturma daha başlatıldı. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, susma hakkını kullanan şüphelinin mal varlığı hareketlerinin tespiti için gerekli araştırmaya başlanması ve hakkında MASAK raporu temin edilmesi hususunda kolluk ekiplerine talimat verdi.
Edirne'de müteahhitlik yapan Nazmi Ö. (71), 23 Ağustos günü İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne giderek Kavgaz mevkisinde 2013 yılında belediyeden aldığı ruhsat onayı ile inşaata başladığını, 2016 yılında ruhsat yenilemek için gittiğinde ise kendisine binanın yola uzaklığında sorun olduğunu ve yıkılması gerektiğinin söylediğini iddia etti.
Yıllarca inşaatında ilerleme kaydedemediğini öne süren Nazmi Ö., 17 Ağustos günü daha önceden tanıdığı avukat E.Y.'nin (42) kendisini telefonla arayarak “belediye imar komisyonu başkanı olduğunu ve gerekli ruhsat onayını da kendisinin çıkarabileceğini” ileri sürdüğünü, aynı gün Edirne Adliyesi önünde bulunan kafede buluştuklarını anlattı.
Nazmi Ö., Edirne Belediyesi'nde CHP'li Meclis ve İmar Komisyonu Üyesi Avukat E.Y.'nin kendisinden 200 bin euro para istediğini ve parayı da Bulgaristan'da almak istediğini söylediğini öne sürdü.
Nazmi Ö.'nün başvurusu üzerine, “İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ve teknik araçla izleme” kararı alındı. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Nazmi Ö.'nün E.Y. ile Edirne'de Üç Şerefeli Camisi'nde buluşacaklarının bilgisinin alınması üzerine polis tarafından gerekli önlemler alındı. Buluşma noktasına görüntü ve ses kaydı düzeneği kuruldu.
Nazmi Ö. ile E.Y.’nin buluşmasında, görüntüye de alınan şu diyalog geçti:
E.Y: Sen hallet işini, 5 dakika bizim ofise gel. 5 dakika gelirsin, ne olacak?
Nazmi Ö: Ofise gelmem abi. Sen benden şüphe duydun, ben ofise gelmem. Sen bilirsin.
E.Y: Şüphe duyduğumdan değil, şuradaki arkadaşlar emniyetten.
Nazmi Ö: Hangisi?
E.Y: Arkada oturanlar, bakma şimdi bakma. Huzursuzluk yaratma.
Nazmi Ö: Sen bilirsin abi. Ben anlamam. Polis lokaline gelmiş olabilirler buradaki.
E.Y: Olabilir, her türlü olabilir.
Nazmi Ö: Ben bir tek Turgay'ı tanıyorum. Adliyede evraklara bakıyor, polis.
E.Y: Sen işin bitince ofise gelirsin. Ben burayı hallediyorum.
Yaklaşık 10 dakika süren görüşmenin ardından E.Y., polis tarafından rüşvet suçlamasıyla gözaltına alındı. Sulh Ceza Hakimliği'nden alınan karar doğrultusunda şüpheli E.Y.’nin evinde ve avukatlık ofisinde yapılan aramalarda 4 bilgisayar, 2 defter, 5 yapraktan oluşan evraka el konuldu.
E.Y. hakkında ayrıca, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçundan bir soruşturma daha başlatıldı. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, susma hakkını kullanan şüphelinin mal varlığı hareketlerinin tespiti için gerekli araştırmaya başlanması ve hakkında MASAK raporu temin edilmesi hususunda kolluk ekiplerine talimat verdi.
KYK yurt başvuru sonuçları için geri sayım başladı. Üniversite kayıtlarını tamamlayan ve daha sonrasında GSB KYK yurtları için başvuruda bulunan öğrenciler gözlerini sonuç tarihine çevirdi.
20...
KYK yurt başvuru sonuçları için geri sayım başladı. Üniversite kayıtlarını tamamlayan ve daha sonrasında GSB KYK yurtları için başvuruda bulunan öğrenciler gözlerini sonuç tarihine çevirdi.
20...
KYK yurt başvuru sonuçları için geri sayım başladı. Üniversite kayıtlarını tamamlayan ve daha sonrasında GSB KYK yurtları için başvuruda bulunan öğrenciler gözlerini sonuç tarihine çevirdi.
2026-2027 eğitim-öğretim yılı için üniversite kayıtlarını tamamlayan ve Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) yurt başvurularını gerçekleştiren yüz binlerce öğrencinin heyecanlı bekleyişi sürüyor. 29 Ağustos'ta sona eren başvuru sürecinin ardından gözler e-Devlet GSB Yurt Başvuru Sonucu Sorgulama ekranına çevrildi. Peki, 2026 KYK yurt sonuçları açıklandı mı, ne zaman açıklanacak?
KYK YURT SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK?Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın yayımladığı son duyuruda, 2026-2027 KYK yurt sonuçlarının açıklanacağı tarihle ilgili henüz net bir bilgi bulunmuyor.
Geçtiğimiz yılı dikkate alırsak, KYK yurt sonuçlarının eylül ayının ikinci haftası itibarıyla açıklanması bekleniyor.
KYK YURT SONUÇLARI NASIL SORGULANIR?KYK yurt yerleştirme sonuçları e-Devlet üzerinden T.C. kimlik numarası ve aday şifresiyle birlikte sorgulanabilecek.
Yerleştirme sonuçları ilan edildikten sonra sonuç ekranında durumu “ Yurt kazandı” olarak yer alan adaylar yurtlara konaklama hakkı elde edecek.
KYK yurt yerleştirme sonuçları ekranında kayıt hakkı elde edilen yurdun adı, açık adresi ve kayıt için gerekli bilgiler yer alacak.
SONUÇLARIN ARDINDAN ADAYLAR NE YAPACAK?KYK yurt sonuçları ilan edildikten sonra adayların sırasıyla kayıt işlemlerini gerçekleştirmesi gerekiyor. Belirlenen süre zarfında işlem yapmayan adayların yurt hakkı, yedek adaylara devrediliyor.
Sonuçlar ilan edildikten sonra adaylar, taahhütname onayı yapacak ve ilk kayıt ücretini yatıracak. Yurt hakkı elde eden ancak yurtta kalmak istemeyen öğrenciler, ilk kayıt ücretini yatırmadığı durumda yurt hakkı iptal olacak.
İlk kayıt ücretinin süresi içerisinde ödenmesi durumunda ilgili yurt müdürlüğüne başvurarak taahhütname onayının yapılması gerekmektedir.
KYK yurt başvuru sonuçları için geri sayım başladı. Üniversite kayıtlarını tamamlayan ve daha sonrasında GSB KYK yurtları için başvuruda bulunan öğrenciler gözlerini sonuç tarihine çevirdi.
2026-2027 eğitim-öğretim yılı için üniversite kayıtlarını tamamlayan ve Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) yurt başvurularını gerçekleştiren yüz binlerce öğrencinin heyecanlı bekleyişi sürüyor. 29 Ağustos'ta sona eren başvuru sürecinin ardından gözler e-Devlet GSB Yurt Başvuru Sonucu Sorgulama ekranına çevrildi. Peki, 2026 KYK yurt sonuçları açıklandı mı, ne zaman açıklanacak?
KYK YURT SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK?Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın yayımladığı son duyuruda, 2026-2027 KYK yurt sonuçlarının açıklanacağı tarihle ilgili henüz net bir bilgi bulunmuyor.
Geçtiğimiz yılı dikkate alırsak, KYK yurt sonuçlarının eylül ayının ikinci haftası itibarıyla açıklanması bekleniyor.
KYK YURT SONUÇLARI NASIL SORGULANIR?KYK yurt yerleştirme sonuçları e-Devlet üzerinden T.C. kimlik numarası ve aday şifresiyle birlikte sorgulanabilecek.
Yerleştirme sonuçları ilan edildikten sonra sonuç ekranında durumu “ Yurt kazandı” olarak yer alan adaylar yurtlara konaklama hakkı elde edecek.
KYK yurt yerleştirme sonuçları ekranında kayıt hakkı elde edilen yurdun adı, açık adresi ve kayıt için gerekli bilgiler yer alacak.
SONUÇLARIN ARDINDAN ADAYLAR NE YAPACAK?KYK yurt sonuçları ilan edildikten sonra adayların sırasıyla kayıt işlemlerini gerçekleştirmesi gerekiyor. Belirlenen süre zarfında işlem yapmayan adayların yurt hakkı, yedek adaylara devrediliyor.
Sonuçlar ilan edildikten sonra adaylar, taahhütname onayı yapacak ve ilk kayıt ücretini yatıracak. Yurt hakkı elde eden ancak yurtta kalmak istemeyen öğrenciler, ilk kayıt ücretini yatırmadığı durumda yurt hakkı iptal olacak.
İlk kayıt ücretinin süresi içerisinde ödenmesi durumunda ilgili yurt müdürlüğüne başvurarak taahhütname onayının yapılması gerekmektedir.
GÜRZ SAHADA İLK KEZ ATEŞLENDİASELSAN tarafından geliştirilen GÜRZ Hava Savunma Sistemi saha faaliyetlerine başladı. Yakın mesafedeki farklı hava tehditlerine karşı geli...
GÜRZ SAHADA İLK KEZ ATEŞLENDİASELSAN tarafından geliştirilen GÜRZ Hava Savunma Sistemi saha faaliyetlerine başladı. Yakın mesafedeki farklı hava tehditlerine karşı geli...
GÜRZ SAHADA İLK KEZ ATEŞLENDİASELSAN tarafından geliştirilen GÜRZ Hava Savunma Sistemi saha faaliyetlerine başladı. Yakın mesafedeki farklı hava tehditlerine karşı geliştirilen sistemin ilk atışlı testine ilişkin görüntüler paylaşıldı.
GÜRZ, top ve füze olmak üzere farklı önleyicileri tek platformda kullanarak çok katmanlı hava savunma çözümü sunuyor.
Sistem, dört yüzlü AESA radarı, elektro-optik sistemleri ve haberleşme altyapısıyla hedeflerin tespit ve takibini gerçekleştirebiliyor.
ELEKTRONİK HARP KABİLİYETİ İÇİN ÇALIŞMALAR SÜRÜYORAtışlı testte, GÜRZ’e entegre radar ve elektro-optik sistemler tarafından tespit ve takip edilen hedefe GÖKSUR füzesi gönderildi.
Füzenin zorlu manevralar sırasında planlanan yörüngeyi takip etme kabiliyeti sınandı.
Faaliyette radar ve elektro-optik hedef tespit ve takibi, takip devamlılığı ile menzil doğruluğunda yüksek başarı sağlandığı açıklandı.
GÖKSUR FÜZESİYLE HEDEF TAKİP EDİLDİGÖKSUR füzesinin de zorlu manevraları gerçekleştirerek beklenen yörüngeyi takip ettiği belirtildi.
GÜRZ’ün hava savunma görevlerinin yanı sıra elektronik harp faaliyetlerinde kullanılabilmesine yönelik çalışmaların da sürdüğü bildirildi.
GÜRZ HAVA SAVUNMA SİSTEMİ ÖZELLİKLERİGÜRZ, çok alçak ve alçak irtifadaki hava tehditlerine karşı geliştirilen, 8x8 zırhlı tekerlekli platforma sahip mobil bir hava savunma sistemi.
İHA, helikopter, savaş uçağı, seyir füzesi ve havadan karaya mühimmatlara karşı görev yapabiliyor.
Sistemde 35 milimetrelik hava savunma topu, 4 çok alçak ve 4 alçak irtifa hava savunma füzesi bulunuyor.
AESA arama radarı, atış kontrol radarı ve elektro-optik sensörlerle hedefleri tespit ve takip edebiliyor.
GÜRZ SAHADA İLK KEZ ATEŞLENDİASELSAN tarafından geliştirilen GÜRZ Hava Savunma Sistemi saha faaliyetlerine başladı. Yakın mesafedeki farklı hava tehditlerine karşı geliştirilen sistemin ilk atışlı testine ilişkin görüntüler paylaşıldı.
GÜRZ, top ve füze olmak üzere farklı önleyicileri tek platformda kullanarak çok katmanlı hava savunma çözümü sunuyor.
Sistem, dört yüzlü AESA radarı, elektro-optik sistemleri ve haberleşme altyapısıyla hedeflerin tespit ve takibini gerçekleştirebiliyor.
ELEKTRONİK HARP KABİLİYETİ İÇİN ÇALIŞMALAR SÜRÜYORAtışlı testte, GÜRZ’e entegre radar ve elektro-optik sistemler tarafından tespit ve takip edilen hedefe GÖKSUR füzesi gönderildi.
Füzenin zorlu manevralar sırasında planlanan yörüngeyi takip etme kabiliyeti sınandı.
Faaliyette radar ve elektro-optik hedef tespit ve takibi, takip devamlılığı ile menzil doğruluğunda yüksek başarı sağlandığı açıklandı.
GÖKSUR FÜZESİYLE HEDEF TAKİP EDİLDİGÖKSUR füzesinin de zorlu manevraları gerçekleştirerek beklenen yörüngeyi takip ettiği belirtildi.
GÜRZ’ün hava savunma görevlerinin yanı sıra elektronik harp faaliyetlerinde kullanılabilmesine yönelik çalışmaların da sürdüğü bildirildi.
GÜRZ HAVA SAVUNMA SİSTEMİ ÖZELLİKLERİGÜRZ, çok alçak ve alçak irtifadaki hava tehditlerine karşı geliştirilen, 8x8 zırhlı tekerlekli platforma sahip mobil bir hava savunma sistemi.
İHA, helikopter, savaş uçağı, seyir füzesi ve havadan karaya mühimmatlara karşı görev yapabiliyor.
Sistemde 35 milimetrelik hava savunma topu, 4 çok alçak ve 4 alçak irtifa hava savunma füzesi bulunuyor.
AESA arama radarı, atış kontrol radarı ve elektro-optik sensörlerle hedefleri tespit ve takip edebiliyor.
Muğla'nın Menteşe ile Antalya'nın Serik ilçelerinde başlayan orman yangınları sürüyor.
Her iki yangında da kuvvetli rüzgar, alevlere müdahaleyi güçleştiriyor.
Ekipler havadan ve k...
Muğla'nın Menteşe ile Antalya'nın Serik ilçelerinde başlayan orman yangınları sürüyor.
Her iki yangında da kuvvetli rüzgar, alevlere müdahaleyi güçleştiriyor.
Ekipler havadan ve k...
Muğla'nın Menteşe ile Antalya'nın Serik ilçelerinde başlayan orman yangınları sürüyor.
Her iki yangında da kuvvetli rüzgar, alevlere müdahaleyi güçleştiriyor.
Ekipler havadan ve karadan müdahaleyle alevleri kontrol altına almaya çalışıyor.
MUĞLA MENTEŞE'DE ORMAN YANGINIMuğla'nın Menteşe ilçesinde çıkan orman yangınına ekipler müdahale ediyor.
Yaraş Mahallesi'nde ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
Bölgede etkili olan rüzgar nedeniyle yangın kısa sürede büyüdü.
HAVADAN VE KARADAN MÜDAHALE EDİLİYORİhbar üzerine bölgeye Muğla Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı hava ve kara araçları ile itfaiye ekipleri sevk edildi.
Ekipler, yangını kontrol altına alabilmek için çalışma yürütüyor.
ANTALYA SERİK'TEKİ YANGIN DÜN BAŞLADIAntalya'nın Serik ilçesinde de alevlerle mücadele ediliyor.
Serik'teki yangın dün orman dışı alanda başlayıp, rüzgarın etkisiyle ormanlık alana sıçramıştı.
Akbaş Mahallesi'ndeki yangında, ihbar üzerine bölgeye Antalya Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.
BİR ORMAN İŞÇİSİ HASTANEYE KALDIRILDIYangına, 5 uçak, 15 helikopter, 75 arazöz, 3 iş makinesi, 450 personel ve yangın işçisi ile müdahale ediliyor.
Rüzgarın etkisiyle yayılan yangına müdahale ederken dumandan etkilenen bir orman işçisi sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı.
Yangının bulunduğu bölgede güvenliğin sağlanması ve ekiplerin çalışmalarını daha rahat sürdürebilmesi amacıyla jandarma ekipleri tarafından önlem alındı.
KOMANDO BİRLİKLERİ GÜVENLİK ÖNLEMİ ALDI
Komando birlikleri de bölgede güvenlik önlemleri alarak ekiplerin çalışmalarına destek verdi.
Serik Kaymakamı Cemal Şahin, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ve Antalya Orman Bölge Müdürü Kemal Kayıran, yangın yönetim merkezinden çalışmaları takip ediyor.
Ekipler, yangını kontrol altına almak için çalışmalarını sürdürüyor.
Muğla'nın Menteşe ile Antalya'nın Serik ilçelerinde başlayan orman yangınları sürüyor.
Her iki yangında da kuvvetli rüzgar, alevlere müdahaleyi güçleştiriyor.
Ekipler havadan ve karadan müdahaleyle alevleri kontrol altına almaya çalışıyor.
MUĞLA MENTEŞE'DE ORMAN YANGINIMuğla'nın Menteşe ilçesinde çıkan orman yangınına ekipler müdahale ediyor.
Yaraş Mahallesi'nde ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
Bölgede etkili olan rüzgar nedeniyle yangın kısa sürede büyüdü.
HAVADAN VE KARADAN MÜDAHALE EDİLİYORİhbar üzerine bölgeye Muğla Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı hava ve kara araçları ile itfaiye ekipleri sevk edildi.
Ekipler, yangını kontrol altına alabilmek için çalışma yürütüyor.
ANTALYA SERİK'TEKİ YANGIN DÜN BAŞLADIAntalya'nın Serik ilçesinde de alevlerle mücadele ediliyor.
Serik'teki yangın dün orman dışı alanda başlayıp, rüzgarın etkisiyle ormanlık alana sıçramıştı.
Akbaş Mahallesi'ndeki yangında, ihbar üzerine bölgeye Antalya Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.
BİR ORMAN İŞÇİSİ HASTANEYE KALDIRILDIYangına, 5 uçak, 15 helikopter, 75 arazöz, 3 iş makinesi, 450 personel ve yangın işçisi ile müdahale ediliyor.
Rüzgarın etkisiyle yayılan yangına müdahale ederken dumandan etkilenen bir orman işçisi sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı.
Yangının bulunduğu bölgede güvenliğin sağlanması ve ekiplerin çalışmalarını daha rahat sürdürebilmesi amacıyla jandarma ekipleri tarafından önlem alındı.
KOMANDO BİRLİKLERİ GÜVENLİK ÖNLEMİ ALDI
Komando birlikleri de bölgede güvenlik önlemleri alarak ekiplerin çalışmalarına destek verdi.
Serik Kaymakamı Cemal Şahin, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ve Antalya Orman Bölge Müdürü Kemal Kayıran, yangın yönetim merkezinden çalışmaları takip ediyor.
Ekipler, yangını kontrol altına almak için çalışmalarını sürdürüyor.
ALTIN SİPARİŞİ DİJİTAL EKRANDAN VERİLECEKDüğün ve nikah gibi organizasyonlarda altın almak isteyenler için geliştirilen kiosk sistemiyle, fiziki altın siparişi dijital ekran üzerinden verilebiliyor. Seçilen altın, sigortalı kargoyla belirtilen adrese gönderiliyor.
Altın Anne tarafından geliştirilen uygulamada kullanıcılar, kiosk ekranından almak istedikleri ürün ve gramajı seçe...
ALTIN SİPARİŞİ DİJİTAL EKRANDAN VERİLECEKDüğün ve nikah gibi organizasyonlarda altın almak isteyenler için geliştirilen kiosk sistemiyle, fiziki altın siparişi dijital ekran üzerinden verilebiliyor. Seçilen altın, sigortalı kargoyla belirtilen adrese gönderiliyor.
Altın Anne tarafından geliştirilen uygulamada kullanıcılar, kiosk ekranından almak istedikleri ürün ve gramajı seçe...
ALTIN SİPARİŞİ DİJİTAL EKRANDAN VERİLECEKDüğün ve nikah gibi organizasyonlarda altın almak isteyenler için geliştirilen kiosk sistemiyle, fiziki altın siparişi dijital ekran üzerinden verilebiliyor. Seçilen altın, sigortalı kargoyla belirtilen adrese gönderiliyor.
Altın Anne tarafından geliştirilen uygulamada kullanıcılar, kiosk ekranından almak istedikleri ürün ve gramajı seçerek gerekli bilgileri sisteme giriyor.
İşlemin tamamlanmasının ardından fiziki altın, İstanbul Kuyumcular Odası güven etiketiyle sigortalı olarak alıcıya ulaştırılıyor.
Sistemle, düğün veya nikah öncesinde kuyumcuya gitme ve satın alınan altını organizasyon boyunca yanında taşıma ihtiyacının ortadan kaldırılması hedefleniyor. Böylece altının kaybolması veya çalınması gibi risklerin de azaltılması amaçlanıyor.
Kioskların ilerleyen dönemde düğün ve nikah salonlarının yanı sıra oteller, havalimanları ve altına ihtiyaç duyulan farklı noktalarda yaygınlaştırılması planlanıyor.
"ÖNCEDEN ALTIN ALMA TELAŞINA SON VERİYORUZ"Altın Anne Kurumsal İletişimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ecem Karaman, projenin ilk adımını Kocaeli'de attıklarını belirterek şöyle konuştu:
“Altın Anne tarafından geliştirdiğimiz kiosk projemizin ilk adımını Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden olan Antikkapı'da attık. Pilot uygulamamızda bize destek olan Antikkapı ailesine ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne teşekkür etmek istiyoruz.
Bugün bir düğüne giderken altınımızı önceden alıp cebimizde taşıyoruz. Kiosk ile birlikte bulunduğumuz yerden ürün ve gramajını seçerek altının fiziksel olarak belirttiğiniz adrese gönderilmesini sağlıyoruz. Böylece önceden altın alma telaşına son veriyoruz; kaybolma ve çalınma gibi riskleri de ortadan kaldırmış oluyoruz.
KİOSKLAR NİKAH VE DÜĞÜN SALONLARINA YERLEŞTİRİLECEK
Kiosk üzerinden ürün ve gramajlarını inceleyerek özgürce seçim yapabiliyorsunuz. İstenilen bilgileri dijital olarak vermeniz yeterli. İşleminiz sistem üzerinden kayıt altına alınarak gerçekleştiriliyor. Sonrasında ise tercih ettiğiniz ürün, sigortalı kargo ile hızlı şekilde belirttiğiniz adrese teslim ediliyor. Altın Anne markamızdan gönderilen bütün ürünler ise İstanbul Kuyumcular Odası güven etiketiyle birlikte teslim ediliyor.
Aslında biz kiosk ile birlikte altının fiziki olma özelliğini ortadan kaldırmıyoruz. Dijital dünyanın kolaylığıyla birlikte fiziki altına ulaşmayı daha erişilebilir ve daha pratik hale getiriyoruz. Kiosklar nerede olacak? Özellikle altına ihtiyaç duyulan nikah ve düğün salonlarında, otellerde, havalimanlarında. Altına ihtiyaç duyulan her yerde olmayı hedefliyoruz."
"ZAMANDAN BÜYÜK TASARRUF SAĞLIYOR"Kiosku kullanan İrem Yılmazer ise cihazı ilk gördüğünde şaşırdığını ifade ederek, "Aslında cihazı görünce başta çok şaşırdım, 'Altın alınır mı, nasıl alınır?' diye. Ama cihazın karşısına geçtiğinizde cihaz sizi çok kolay bir şekilde yönlendiriyor. Hemen ürünü seçiyorsunuz, adresinizi giriyorsunuz ve altını alabiliyorsunuz. Zamandan büyük tasarruf sağlıyor. Ben çok sevdim, keşke her yerde olsa." diye konuştu.
"ARTIK ALTINI YANIMDA TAŞIMA GİBİ BİR DERDİM YOK" Erdem Yılmazer de uygulamaya ilk başta temkinli yaklaştığını belirterek, "İlk başta tedirgin yaklaşmıştım ama fiziki POS olması cihazda güven verdi. Altını evde unutma gibi derdi kalmadığı için de hoşumuza gitti. Satın alımı yaptık. Bundan sonra nerede görsem alırım. Artık altını yanımda taşıma gibi bir derdim yok. Cihazı çok sevdik" ifadelerini kullandı.
"MİSAFİRLERİMİZDEN GELEN TALEPLER GAYET OLUMLU, GÜZEL"Antikkapı Düğün Salonu yetkilisi Haydar Yavuz ise uygulamanın yaklaşık bir yıldır devam ettiğini belirterek, "Kocaeli Büyükşehir Belediyemizin iştiraklerinden Antikkapı Düğün Salonu'nda yaklaşık bir yıldan beri Altın Anne'nin uygulaması devam etmektedir. Misafirlerimizden gelen talepler gayet olumlu." dedi.
ALTIN SİPARİŞİ DİJİTAL EKRANDAN VERİLECEKDüğün ve nikah gibi organizasyonlarda altın almak isteyenler için geliştirilen kiosk sistemiyle, fiziki altın siparişi dijital ekran üzerinden verilebiliyor. Seçilen altın, sigortalı kargoyla belirtilen adrese gönderiliyor.
Altın Anne tarafından geliştirilen uygulamada kullanıcılar, kiosk ekranından almak istedikleri ürün ve gramajı seçerek gerekli bilgileri sisteme giriyor.
İşlemin tamamlanmasının ardından fiziki altın, İstanbul Kuyumcular Odası güven etiketiyle sigortalı olarak alıcıya ulaştırılıyor.
Sistemle, düğün veya nikah öncesinde kuyumcuya gitme ve satın alınan altını organizasyon boyunca yanında taşıma ihtiyacının ortadan kaldırılması hedefleniyor. Böylece altının kaybolması veya çalınması gibi risklerin de azaltılması amaçlanıyor.
Kioskların ilerleyen dönemde düğün ve nikah salonlarının yanı sıra oteller, havalimanları ve altına ihtiyaç duyulan farklı noktalarda yaygınlaştırılması planlanıyor.
"ÖNCEDEN ALTIN ALMA TELAŞINA SON VERİYORUZ"Altın Anne Kurumsal İletişimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ecem Karaman, projenin ilk adımını Kocaeli'de attıklarını belirterek şöyle konuştu:
“Altın Anne tarafından geliştirdiğimiz kiosk projemizin ilk adımını Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden olan Antikkapı'da attık. Pilot uygulamamızda bize destek olan Antikkapı ailesine ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne teşekkür etmek istiyoruz.
Bugün bir düğüne giderken altınımızı önceden alıp cebimizde taşıyoruz. Kiosk ile birlikte bulunduğumuz yerden ürün ve gramajını seçerek altının fiziksel olarak belirttiğiniz adrese gönderilmesini sağlıyoruz. Böylece önceden altın alma telaşına son veriyoruz; kaybolma ve çalınma gibi riskleri de ortadan kaldırmış oluyoruz.
KİOSKLAR NİKAH VE DÜĞÜN SALONLARINA YERLEŞTİRİLECEK
Kiosk üzerinden ürün ve gramajlarını inceleyerek özgürce seçim yapabiliyorsunuz. İstenilen bilgileri dijital olarak vermeniz yeterli. İşleminiz sistem üzerinden kayıt altına alınarak gerçekleştiriliyor. Sonrasında ise tercih ettiğiniz ürün, sigortalı kargo ile hızlı şekilde belirttiğiniz adrese teslim ediliyor. Altın Anne markamızdan gönderilen bütün ürünler ise İstanbul Kuyumcular Odası güven etiketiyle birlikte teslim ediliyor.
Aslında biz kiosk ile birlikte altının fiziki olma özelliğini ortadan kaldırmıyoruz. Dijital dünyanın kolaylığıyla birlikte fiziki altına ulaşmayı daha erişilebilir ve daha pratik hale getiriyoruz. Kiosklar nerede olacak? Özellikle altına ihtiyaç duyulan nikah ve düğün salonlarında, otellerde, havalimanlarında. Altına ihtiyaç duyulan her yerde olmayı hedefliyoruz."
"ZAMANDAN BÜYÜK TASARRUF SAĞLIYOR"Kiosku kullanan İrem Yılmazer ise cihazı ilk gördüğünde şaşırdığını ifade ederek, "Aslında cihazı görünce başta çok şaşırdım, 'Altın alınır mı, nasıl alınır?' diye. Ama cihazın karşısına geçtiğinizde cihaz sizi çok kolay bir şekilde yönlendiriyor. Hemen ürünü seçiyorsunuz, adresinizi giriyorsunuz ve altını alabiliyorsunuz. Zamandan büyük tasarruf sağlıyor. Ben çok sevdim, keşke her yerde olsa." diye konuştu.
"ARTIK ALTINI YANIMDA TAŞIMA GİBİ BİR DERDİM YOK" Erdem Yılmazer de uygulamaya ilk başta temkinli yaklaştığını belirterek, "İlk başta tedirgin yaklaşmıştım ama fiziki POS olması cihazda güven verdi. Altını evde unutma gibi derdi kalmadığı için de hoşumuza gitti. Satın alımı yaptık. Bundan sonra nerede görsem alırım. Artık altını yanımda taşıma gibi bir derdim yok. Cihazı çok sevdik" ifadelerini kullandı.
"MİSAFİRLERİMİZDEN GELEN TALEPLER GAYET OLUMLU, GÜZEL"Antikkapı Düğün Salonu yetkilisi Haydar Yavuz ise uygulamanın yaklaşık bir yıldır devam ettiğini belirterek, "Kocaeli Büyükşehir Belediyemizin iştiraklerinden Antikkapı Düğün Salonu'nda yaklaşık bir yıldan beri Altın Anne'nin uygulaması devam etmektedir. Misafirlerimizden gelen talepler gayet olumlu." dedi.
İstanbul Avrupa Yakası'nda elektrik hizmeti sunan Boğaziçi Elektrik Dağıt...
İstanbul Avrupa Yakası'nda elektrik hizmeti sunan Boğaziçi Elektrik Dağıt...
İstanbul Avrupa Yakası'nda elektrik hizmeti sunan Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ), şebeke yenileme ve periyodik altyapı çalışmaları kapsamında yeni bir planlı elektrik kesintisi yapacak.
İstanbul'da yaşayan ve milyonlarca vatandaşı etkileyecek elektrik kesintisi duyurusu BEDAŞ tarafından yapıldı. Şehir genelinde yürütülen şebeke yenileme, bakım ve isale hattı bağlantı çalışmaları nedeniyle Avrupa Yakası genelinde geniş kapsamlı planlı elektrik kesintileri uygulanacak. Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ) tarafından 24 ilçeyi kapsayan elektrik kesintisi duyurusunda bazı ilçelerde kesintiler 9 saat sürecek. Peki, hangi ilçelerde elektrik kesintisi yaşanacak? İşte 9 Eylül BEDAŞ elektrik kesintisi programı.
İstanbul Avrupa Yakası'nda elektrik hizmeti sunan Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ), şebeke yenileme ve periyodik altyapı çalışmaları kapsamında yeni bir planlı elektrik kesintisi yapacak.
İstanbul'da yaşayan ve milyonlarca vatandaşı etkileyecek elektrik kesintisi duyurusu BEDAŞ tarafından yapıldı. Şehir genelinde yürütülen şebeke yenileme, bakım ve isale hattı bağlantı çalışmaları nedeniyle Avrupa Yakası genelinde geniş kapsamlı planlı elektrik kesintileri uygulanacak. Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ) tarafından 24 ilçeyi kapsayan elektrik kesintisi duyurusunda bazı ilçelerde kesintiler 9 saat sürecek. Peki, hangi ilçelerde elektrik kesintisi yaşanacak? İşte 9 Eylül BEDAŞ elektrik kesintisi programı.
Muğla'nın Menteşe ilçesine bağlı Yara...
Muğla'nın Menteşe ilçesine bağlı Yaraş Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
Bölgede etkili olan kuvvetli rüzgar nedeniyle alevler kısa sürede büyüdü.
Bölgeye Muğla Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı hava ve kara araçları ile itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekipler, yangını kontrol altına alabilmek için yoğun çalışma yürütüyor.
Muğla'nın Menteşe ilçesine bağlı Yaraş Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
Bölgede etkili olan kuvvetli rüzgar nedeniyle alevler kısa sürede büyüdü.
Bölgeye Muğla Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı hava ve kara araçları ile itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekipler, yangını kontrol altına alabilmek için yoğun çalışma yürütüyor.
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, yeni haftada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de toplanacak.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ VE BÖLGESEL GELİŞMELER MASADA OLACA...
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, yeni haftada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de toplanacak.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ VE BÖLGESEL GELİŞMELER MASADA OLACA...
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, yeni haftada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de toplanacak.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ VE BÖLGESEL GELİŞMELER MASADA OLACAK
Terörsüz Türkiye süreci, ekonomideki gelişmeler ve dış politikada yaşananlar masada olacak.
Terörsüz Türkiye sürecinde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlık ettiği Takip ve Değerlendirme Kurulu ilk toplantısını 24 Ağustos'ta yapmış, 4 alt komisyon kurulmasınakarar verilmişti.
Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon Alt Komisyonu, İzleme ve Tespit Alt Komisyonu, Sosyal Uyum ve Bütünleşme Alt Komisyonu ile Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonları'nın kurulma aşamasındaki çalışmaların değerlendirilmesi bekleniyor.
Sahadaki son durma ilişkin de kabine üyelerine bilgilendirme yapılacak.
ABD VE İRAN ÇATIŞMASI İLE RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI ELE ALINACAK
Dış politikada bölgesel gelişmelerin yanı sıra Rusya ve Ukrayna arasında devam eden savaş da değerlendirilecek başlıklardan.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, geçtiğimiz hafta Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi'nde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarının da masada olması bekleniyor.
ABD ile İran arasında yaşanan ve petrol fiyatlarındaki artışa neden olan çatışmalarda kabinenin gündeminde olacak.
Hürmüz Boğazı'ndaki son durum, bölgesel ve ekonomik etkileri ele alınacak.
EKONOMİDEKİ GELİŞMELER VE OVP DE GÜNDEMDEKİ BAŞLIKLAR ARASINDA
Ekonomideki gelişmeler ve Orta Vadeli Program (OVP) da kabinede değerlendirilecek konular arasında.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan 500 bin sosyal kiralık konut projesinin İstanbul'daki teslim sürecinin de değerlendirilmesi bekleniyor.
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, yeni haftada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de toplanacak.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ VE BÖLGESEL GELİŞMELER MASADA OLACAK
Terörsüz Türkiye süreci, ekonomideki gelişmeler ve dış politikada yaşananlar masada olacak.
Terörsüz Türkiye sürecinde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlık ettiği Takip ve Değerlendirme Kurulu ilk toplantısını 24 Ağustos'ta yapmış, 4 alt komisyon kurulmasınakarar verilmişti.
Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon Alt Komisyonu, İzleme ve Tespit Alt Komisyonu, Sosyal Uyum ve Bütünleşme Alt Komisyonu ile Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonları'nın kurulma aşamasındaki çalışmaların değerlendirilmesi bekleniyor.
Sahadaki son durma ilişkin de kabine üyelerine bilgilendirme yapılacak.
ABD VE İRAN ÇATIŞMASI İLE RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI ELE ALINACAK
Dış politikada bölgesel gelişmelerin yanı sıra Rusya ve Ukrayna arasında devam eden savaş da değerlendirilecek başlıklardan.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, geçtiğimiz hafta Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi'nde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarının da masada olması bekleniyor.
ABD ile İran arasında yaşanan ve petrol fiyatlarındaki artışa neden olan çatışmalarda kabinenin gündeminde olacak.
Hürmüz Boğazı'ndaki son durum, bölgesel ve ekonomik etkileri ele alınacak.
EKONOMİDEKİ GELİŞMELER VE OVP DE GÜNDEMDEKİ BAŞLIKLAR ARASINDA
Ekonomideki gelişmeler ve Orta Vadeli Program (OVP) da kabinede değerlendirilecek konular arasında.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan 500 bin sosyal kiralık konut projesinin İstanbul'daki teslim sürecinin de değerlendirilmesi bekleniyor.
Sınava girecekleri okullara erken saatlerde gelen adaylar, giriş belgeleri ve kimlikleriyle birlikte sınav binalarına yöneldi. Bazı adaylar okul önünde so...
Sınava girecekleri okullara erken saatlerde gelen adaylar, giriş belgeleri ve kimlikleriyle birlikte sınav binalarına yöneldi. Bazı adaylar okul önünde so...
Sınava girecekleri okullara erken saatlerde gelen adaylar, giriş belgeleri ve kimlikleriyle birlikte sınav binalarına yöneldi. Bazı adaylar okul önünde son kez notlarını gözden geçirirken, bazı adaylar ise yakınlarıyla birlikte sınav saatini bekledi.
Sınav kuralları kapsamında bina içerisine alınmayan çanta, telefon ve benzeri özel eşyalarını beraberlerinde getiren adaylar, eşyalarını sınav öncesinde okul çevresinde oluşturulan emanet noktalarına bıraktı.
KPSS’ye ilk kez girdiğini belirten bir aday, uzun süredir sınava hazırlandığını ifade ederek, "İlk defa giriyorum, çok heyecanlıyım. Bayadır hazırlanıyorum. Yalova Üniversitesi Tarih Bölümünden yeni mezun oldum. Umarım iyi geçer. İyi hazırlandım. Hedefim 80 üzeri ve hedefime ulaşacağımı düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Yaklaşık 3-4 aydır düzenli şekilde çalıştığını anlatan aday, "Zordu, çok uykusuz günler geçirdim. 1 yıllık bir çalışmam olmadı ama 3-4 aydır çalışıyorum. Her gün kütüphaneye gidiyorum. Geçen sene hemşirelik mezunuyum. Hedefim 80 puan almak ve atanmak" diye konuştu.
1 MİLYON 708 BİN 329 ADAY SINAVA GİRECEK
KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu toplam 145 sınav merkezinde gerçekleştiriliyor. Sınavda adaylara 120 soru için 130 dakika süre verilecek. Saat 10.15’te başlayacak sınav için adaylar saat 10.00’dan sonra sınav binalarına alınmayacak.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna 1 milyon 708 bin 329 adayın başvurduğunu açıkladığını sınavın kısa süre içerisinde başlaması bekleniyor.
Sınava girecekleri okullara erken saatlerde gelen adaylar, giriş belgeleri ve kimlikleriyle birlikte sınav binalarına yöneldi. Bazı adaylar okul önünde son kez notlarını gözden geçirirken, bazı adaylar ise yakınlarıyla birlikte sınav saatini bekledi.
Sınav kuralları kapsamında bina içerisine alınmayan çanta, telefon ve benzeri özel eşyalarını beraberlerinde getiren adaylar, eşyalarını sınav öncesinde okul çevresinde oluşturulan emanet noktalarına bıraktı.
KPSS’ye ilk kez girdiğini belirten bir aday, uzun süredir sınava hazırlandığını ifade ederek, "İlk defa giriyorum, çok heyecanlıyım. Bayadır hazırlanıyorum. Yalova Üniversitesi Tarih Bölümünden yeni mezun oldum. Umarım iyi geçer. İyi hazırlandım. Hedefim 80 üzeri ve hedefime ulaşacağımı düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Yaklaşık 3-4 aydır düzenli şekilde çalıştığını anlatan aday, "Zordu, çok uykusuz günler geçirdim. 1 yıllık bir çalışmam olmadı ama 3-4 aydır çalışıyorum. Her gün kütüphaneye gidiyorum. Geçen sene hemşirelik mezunuyum. Hedefim 80 puan almak ve atanmak" diye konuştu.
1 MİLYON 708 BİN 329 ADAY SINAVA GİRECEK
KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu toplam 145 sınav merkezinde gerçekleştiriliyor. Sınavda adaylara 120 soru için 130 dakika süre verilecek. Saat 10.15’te başlayacak sınav için adaylar saat 10.00’dan sonra sınav binalarına alınmayacak.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna 1 milyon 708 bin 329 adayın başvurduğunu açıkladığını sınavın kısa süre içerisinde başlaması bekleniyor.
Gülistan Doku soruşturmasında önemli bir gelişme yaşandı.
Doku soruşturmasında hakkında yakalama kararı bulunan ve ABD’den iadesi talep edilen Umut Altaş’ın FBI tarafından iki gün boyunca sorgulandığı ortaya çıktı.
Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye’ye gönderilen 34 sayfalık tutanakta Altaş; Gülistan Doku’nun Mustafa Türkay Sonel tarafından araç içerisinde vurularak öldürüldüğünü gördüğünü, cesedin bagaja taşındığını, olayın ardından dönemin valisinin koruma görevlisi Şükrü Eroğlu’nun devreye girdiğini ve kendisine “babam bu işi halledecek” denildiğini öne sürdü.
Altaş ayrıca cesedin Pertek yolu çevresine gömülmüş olabileceğini, olay yerine daha sonra aynı araçla dönülerek kameraların kontrol edildiğini ve kendisinin cinayet sırasında olay yerinde bulunduğunu FBI görevlilerine doğruladı.
Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen Gülistan Doku soruşturmasında çok önemli bir gelişme yaşandı. Hakkında yakalama kararı bulunan, ABD’de olduğu belirlenen ve Türkiye’ye iadesi talep edilen Umut Altaş’ın FBI tarafından sorgulandığı ortaya çıktı.
FBI TARAFINDAN İKİ GÜN SORGULANDI
ABD makamlarıyla gerçekleştirilen adli yardımlaşma sürecinde Altaş’ın ifadesinin alınması amacıyla Türkiye tarafından hazırlanan kapsamlı soru seti Amerikan makamlarına gönderildi. FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlileri Altaş’ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania’daki Moshannon Va...
Gülistan Doku soruşturmasında önemli bir gelişme yaşandı.
Doku soruşturmasında hakkında yakalama kararı bulunan ve ABD’den iadesi talep edilen Umut Altaş’ın FBI tarafından iki gün boyunca sorgulandığı ortaya çıktı.
Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye’ye gönderilen 34 sayfalık tutanakta Altaş; Gülistan Doku’nun Mustafa Türkay Sonel tarafından araç içerisinde vurularak öldürüldüğünü gördüğünü, cesedin bagaja taşındığını, olayın ardından dönemin valisinin koruma görevlisi Şükrü Eroğlu’nun devreye girdiğini ve kendisine “babam bu işi halledecek” denildiğini öne sürdü.
Altaş ayrıca cesedin Pertek yolu çevresine gömülmüş olabileceğini, olay yerine daha sonra aynı araçla dönülerek kameraların kontrol edildiğini ve kendisinin cinayet sırasında olay yerinde bulunduğunu FBI görevlilerine doğruladı.
Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen Gülistan Doku soruşturmasında çok önemli bir gelişme yaşandı. Hakkında yakalama kararı bulunan, ABD’de olduğu belirlenen ve Türkiye’ye iadesi talep edilen Umut Altaş’ın FBI tarafından sorgulandığı ortaya çıktı.
FBI TARAFINDAN İKİ GÜN SORGULANDI
ABD makamlarıyla gerçekleştirilen adli yardımlaşma sürecinde Altaş’ın ifadesinin alınması amacıyla Türkiye tarafından hazırlanan kapsamlı soru seti Amerikan makamlarına gönderildi. FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlileri Altaş’ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania’daki Moshannon Va...
Gülistan Doku soruşturmasında önemli bir gelişme yaşandı.
Doku soruşturmasında hakkında yakalama kararı bulunan ve ABD’den iadesi talep edilen Umut Altaş’ın FBI tarafından iki gün boyunca sorgulandığı ortaya çıktı.
Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye’ye gönderilen 34 sayfalık tutanakta Altaş; Gülistan Doku’nun Mustafa Türkay Sonel tarafından araç içerisinde vurularak öldürüldüğünü gördüğünü, cesedin bagaja taşındığını, olayın ardından dönemin valisinin koruma görevlisi Şükrü Eroğlu’nun devreye girdiğini ve kendisine “babam bu işi halledecek” denildiğini öne sürdü.
Altaş ayrıca cesedin Pertek yolu çevresine gömülmüş olabileceğini, olay yerine daha sonra aynı araçla dönülerek kameraların kontrol edildiğini ve kendisinin cinayet sırasında olay yerinde bulunduğunu FBI görevlilerine doğruladı.
Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen Gülistan Doku soruşturmasında çok önemli bir gelişme yaşandı. Hakkında yakalama kararı bulunan, ABD’de olduğu belirlenen ve Türkiye’ye iadesi talep edilen Umut Altaş’ın FBI tarafından sorgulandığı ortaya çıktı.
FBI TARAFINDAN İKİ GÜN SORGULANDI
ABD makamlarıyla gerçekleştirilen adli yardımlaşma sürecinde Altaş’ın ifadesinin alınması amacıyla Türkiye tarafından hazırlanan kapsamlı soru seti Amerikan makamlarına gönderildi. FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlileri Altaş’ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania’daki Moshannon Valley İşleme Merkezi’nde iki gün boyunca sorguladı.
FBI'ın 26 Ağustos 2026 tarihli resmi yazısında, sorguyu belgeleyen FD-302 soruşturma raporunun Türkiye'nin adli yardımlaşma talebine cevap olarak hazırlandığı belirtildi. Dosya, adli yardımlaşma kanalları üzerinden Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla adli mercilere ulaştırıldı.
ALTAŞ'A SORULMAK İÇİN 109 SAYFA SORU HAZIRLANDI
FBI tutanağında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden soruşturma yürüttüğü kayda geçirildi. Türk makamlarınca hazırlanan adli yardımlaşma talebinde Altaş’a yöneltilmek üzere tam 109 soru bulunduğu belirtildi.
“MUSTAFA TÜRKAY SONEL’İN GÜLİSTAN’I ÖLDÜRDÜĞÜNE İNANIYOR MUSUN?”
FBI sorgusunun en çarpıcı bölümü, Umut Altaş’a Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisi sorulduğunda yaşandı. Altaş, Sonel için önce “Beni kullandı” dedi. FBI görevlileri nasıl kullanıldığını sorduğunda ise Altaş, Sonel’in kendisini “Gülistan Doku’yu öldürmek ve suçu üzerine atmak” amacıyla kullanmış olabileceğini öne sürdü.
Bunun üzerine FBI görevlileri doğrudan “Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku’yu öldürdüğüne inanıyor musun?” diye sordu. Altaş başını sallayarak “Evet” cevabını verdi. “Neden buna inanıyorsun?” sorusuna verdiği cevap ise soruşturmanın seyrini etkileyecek nitelikteydi: Gördüğünü söyledi.
“GÜLİSTAN ARKA KOLTUKTAYDI, SİLAHI ÇIKARIP VURDU”
Altaş’ın FBI’a anlattığı iddiaya göre olay 5 Ocak 2020 günü gerçekleşti. Altaş, Mustafa Türkay Sonel’le birlikte Gülistan Doku’nun bulunduğu bölgeye gittiklerini, Doku’yu köprü kenarında gördüklerini ve daha sonra Gülistan’ın BMW marka araca bindiğini ileri sürdü.
Altaş’ın anlatımına göre Sonel sürücü koltuğunda, kendisi ön yolcu koltuğunda, Gülistan Doku ise arka koltuktaydı. Altaş, araç içerisinde Gülistan Doku’nun kendilerini “Beni rahat bırakın, neden beni takip ediyorsunuz?” şeklinde uyardığını, tartışmanın ardından çığlık atmaya başladığını iddia etti.
Ardından Mustafa Türkay Sonel’in torpido gözünden siyah renkli bir tabanca çıkardığını ve Gülistan Doku’yu vurduğunu öne sürdü. Silahın üzerinde Türk bayrağı işlendiğini de söyledi. FBI görevlileri Altaş’a Gülistan’a bakıp bakmadığını sordu. Altaş “Evet” dedi. “Ölü müydü?” sorusuna da “Evet.” cevabını verdi.
“CESEDİ BAGAJA TAŞIDIK”
Altaş'ın anlatımına göre olay bununla da sınırlı kalmadı. Altaş, ateş edilmesinin hemen ardından Mustafa Türkay Sonel’e bağırarak neden Gülistan’ı öldürdüğünü sorduğunu ileri sürdü.
Sonel’in ise kendisine susmasını ve cesedi bagaja taşımakta yardım etmesini söylediğini iddia etti. Altaş başlangıçta bunu reddettiğini ancak sonunda Gülistan Doku’nun cesedini birlikte BMW’nin bagajına taşıdıklarını söyledi.
OLAYDAN SONRA KORUMA POLİSİ ŞÜKRÜ EROĞLU'NU ARADI
Altaş’ın FBI'a verdiği ifadede, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu hakkında da çok önemli iddialar yer aldı. Altaş, cesedin bagaja konulmasının ardından Mustafa Türkay Sonel’in Şükrü Eroğlu’nu telefonla aradığını ileri sürdü.
“BABAM BU İŞİ HALLEDECEK VE ORADAN KALDIRACAK”
Daha sonra Sonel ve Eroğlu’nun yaklaşık 15-20 dakika görüştüklerini, kendisinin konuşmanın dışında tutulduğunu söyledi. Altaş’a göre Mustafa Türkay Sonel kendisine “Sus, kimseye bundan bahsetme.” dedi. Altaş'ın “Bu mesele ortadan kalkmaz” demesi üzerine ise Sonel'in “Babam bu işi halledecek ve ortadan kaldıracak.” dediğini öne sürdü.
ERTESİ SABAH: “MERAK ETME, HALLETTİK”
Altaş’ın iddiasına göre ertesi sabah Mustafa Türkay Sonel kendisini yeniden aradı. Altaş, Sonel’e neler olduğunu sorduğunu, aldığı cevabın ise “Merak etme, hallettik. Sadece kimseye hiçbir şey söyleme.” olduğunu anlattı.
Altaş daha sonra Gülistan Doku'nun cesedine ne olduğunu sorduğunu, Sonel’e “Nereye gömdün?” dediğini de FBI görevlilerine söyledi.
CESET İÇİN PERTEK YOLUNU İŞARET ETTİ
FBI tutanağındaki en önemli yeni iddialardan biri de Gülistan Doku'nun cesedinin muhtemel yeriyle ilgili. Altaş’ın anlatımına göre Mustafa Türkay Sonel, cesedin olay yerinden Pertek istikametine doğru yaklaşık 15-20 dakikalık mesafede bulunduğunu söyledi.
Altaş daha sonra bu mesafeyi yaklaşık 30 dakika olarak düzeltti. Bölgenin toprak yol olduğunu ve o dönemde yeni bir yol yapıldığını anlatan Altaş, cesedin Pertek yolu çevresinde, yeni yapılan yolun kenarına gömülmüş olabileceğini öne sürdü. Ancak Altaş, bunun kendi gördüğü bir olay değil, Sonel’den aldığı bilgiye dayanan bir tahmin olduğunu da belirtti.
BAZ KAYITLARI: ÜÇ İSİM AYNI BÖLGEDE
FBI sorgusunda Altaş’ın önüne Türk soruşturma makamlarınca elde edilen daraltılmış baz kayıtları ve Plaka Tanıma Sistemi verileri de konuldu.
Soruya aktarılan dosya tespitlerine göre 5 Ocak 2020 saat 22.09’da Umut Altaş, Gülistan Doku’nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü civarındaydı. Mustafa Türkay Sonel’in 22.08-22.37 arasında, Şükrü Eroğlu’nun ise saat 22.08’de aynı bölgede bulunduğu belirtiliyordu.
PTS verilerine göre Mustafa Türkay Sonel tarafından kullanılan BMW, saat 22.17.51’de araçta yalnızca Sonel varken Tunceli’den Elazığ yönüne çıktı. Aynı araç saat 22.30.17’de Tunceli yönüne geri dönerken, sürücü koltuğunda Mustafa Türkay Sonel, ön yolcu koltuğunda ise Umut Altaş görüntülendi.
FBI SORDU: “CİNAYETİN İŞLENDİĞİ ARAÇLA KÖPRÜYE NEDEN GERİ DÖNDÜNÜZ?”
Bu kayıtlar Umut Altaş'ın ilk günkü anlatımıyla çelişince FBI ajanları sorguyu derinleştirdi. Altaş sonunda, olayın ardından Mustafa Türkay Sonel'le aynı BMW ile yeniden köprü bölgesine döndüklerini anlattı.
FBI görevlileri “Az önce birinin öldürüldüğü araçla köprüye neden geri dönesiniz ki?” diye sordu. Altaş’ın cevabına göre Sonel, “Herhangi bir kamera var mı diye bakmak için oraya gideceğiz.” demişti.
“KAMERALAR KAYIT YAPMAYACAK” İDDİASI
FBI sorgusunda Gülistan Doku’nun son görüldüğü viyadüğü gören üniversite kamerasının kayıtlarına ilişkin de dikkat çekici bir soru yöneltildi.
Altaş, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine köprüye geri döndükleri sırada kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini öne sürdü. Altaş kamera kayıtlarının kim tarafından veya nasıl silindiğini ise bilmediğini söyledi.
“BENİM GÜCÜMÜ BİLİYORSUN, SENİ VE AİLENİ ÖLDÜREBİLİRİM”
Altaş, cinayetten sonra tehdit edildiğini de ileri sürdü. İfadesine göre Mustafa Türkay Sonel kendisine “Benim gücümü biliyorsun, seni ve aileni öldürebilirim.” dedi.
Altaş ayrıca Sonel’in “Biz ailece devletiz, bize hiçbir şey yapamazlar.” şeklinde konuştuğunu iddia etti. Susması için kendisine para teklif edildiğini, bunu kabul etmediğini ancak Sonel’in cüzdanına para koyduğunu da öne sürdü.
HAMİLELİK VE KÜRTAJ İDDİASI FBI SORGUSUNDA
Dosyanın en hassas başlıklarından biri ise Gülistan Doku’nun hamile bırakıldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki iddialardı. Altaş, FBI sorgusunda bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin’le yaptığı görüşmenin içeriği kendisine okununca önemli bir gelişme yaşandı.
Altaş’ın Keskin’e, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine Gülistan’ın hamile kaldığını, kürtaj yaptırmasını istediğini, Gülistan’ın bunu kabul etmeyerek çığlık attığını ve bunun üzerine başından tek el ateş ederek öldürdüğünü anlattığını söylediği kayıtlara yansımıştı.
FBI görevlileri bu sözlerin kendisine ait olup olmadığını sordu. Altaş önce cevap vermek istemedi. Ardından kararından vazgeçerek, bu beyanların kendisine ait olduğunu kabul etti. Ancak hemen ardından hamilelik ve kürtaj konusunda tahminde bulunmuş olabileceğini ve bazı ayrıntıları hatırlamadığını savundu.
TEK SEFERLİK VİDEO İDDİASI: PARÇALANMIŞ CESET
FBI dosyasındaki bir diğer çarpıcı başlık ise Altaş’ın eski işverenine anlattığı WhatsApp videosu oldu. Sorgu tutanağına göre Altaş daha önce, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine WhatsApp üzerinden yalnızca bir kez görüntülenebilen bir video gönderdiğini; videoda parçalanmış bir ceset gördüğünü anlatmıştı.
FBI sorgusunda Altaş, videoyu aldığını ve Mustafa Türkay Sonel'in gönderdiğini doğruladı. Videonun birkaç saniye sürdüğünü ve bir kişinin bir ceset parçasını tuttuğunu söyledi. Ancak videodaki cesedin Gülistan Doku’ya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini savundu.
FBI görevlileri, eski işverenine videodaki kişinin Gülistan olduğunu söylediği yönündeki eski beyanını hatırlattığında, Altaş bu sözlerin de kendisine ait olduğunu kabul etti ancak görüntüyü net göremediğini ileri sürdü.
FBI’DAN KRİTİK SORU: “CİNAYET SIRASINDA ORADA MIYDIN?”
İki günlük sorgunun en kritik anlarından biri 91'inci soru oldu. Altaş’a, eski patronuyla yaptığı konuşmada cinayet sırasında Mustafa Türkay Sonel'le birlikte olduğunu ima eden sözleri hatırlatıldı ve açıkça “Gülistan Doku öldürüldüğü sırada Mustafa Türkay Sonel ve Gülistan Doku ile birlikte miydiniz? Olaya bizzat tanık oldunuz mu?” diye soruldu.
Altaş'ın cevabı FBI tutanağına şöyle geçti: “Hepsine evet.” FBI ajanları daha sonra bir kez daha, iki günlük sorgu boyunca verdiği çelişkili beyanlara rağmen cinayet sırasında olay yerinde bulunduğu yönündeki açıklamasının geçerli olup olmadığını sordu. Altaş, 0lay yerinde olduğunu doğruladı.
BABASINA MESAJI: “ROL YAPMAYI BIRAK, BENİ SUSTURAN SENDİN”
Dosyanın çarpıcı delillerinden biri de Umut Altaş’ın babası Celal Altaş’ın telefonunda ele geçirilen WhatsApp mesajı oldu. Soruşturma makamlarının telefon incelemesinde Umut Altaş’ın babasına “Rol yapmayı bırak. Beni susturan sendin.” mesajını gönderdiği tespit edildi. FBI görevlileri mesajı Umut Altaş’a sordu.
Altaş, mesajı kendisinin gönderdiğini kabul etti. Ancak neden böyle yazdığını açıklamakta zorlandı ve hatırlamadığını söyledi. FBI görevlileri, mesajın Umut Altaş’ın Gülistan Doku olayı nedeniyle susturulduğu ve ABD’ye gönderilmesinde babasının rolü bulunduğu anlamına gelebileceğini söyledi. Altaş önce ABD’ye gitme kararının kendi fikri olduğunu söyledi. Sorgu derinleştirildiğinde ise “Hepimizin fikriydi.” cevabını verdi.
Altaş, Türkiye’den 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’dan Meksika’ya uçtuğunu, ardından ABD sınırına geçtiğini anlattı. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek amacıyla bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini söyledi. Altaş’a göre bu para Tunceli’de babası tarafından doğrudan ilgili kişiye ödendi.
GENÇLİK MERKEZİNDEKİ 27 ARALIK BULUŞMASI DA SORULDU
Soruşturmada Gülistan Doku'nun kaybolmasından önce yaşandığı iddia edilen olaylar da FBI sorgusunun gündemindeydi. Türk makamlarının daraltılmış baz çalışmasına göre 27 Aralık 2019 saat 15.31-16.22 arasında Umut Altaş ile Gülistan Doku’nun Gençlik Merkezi çevresinde aynı konumda bulunduğu Altaş’a soruldu.
Altaş; kendisinin, Mustafa Türkay Sonel’in ve muhtemelen Gülistan'ın orada bulunmuş olabileceğini söyledi. Bir kızın yürüdüğünü, Sonel’in onu takip ettiğini, ikisinin binaya girerek yaklaşık 15 dakika sonra döndüğünü anlattı.
FBI görevlileri bu kızın Gülistan olup olamayacağını sorduğunda “Mümkün olabilir.” cevabını verdi. Altaş, gizli tanığın Gençlik Merkezi’nde uyuşturucu kullanıldığı ve Gülistan’a cinsel saldırıda bulunulduğu yönündeki iddialarını ise doğrulamadı
SORGU SONUNDA ESKİ VALİYE AĞIR SUÇLAMA
İki günlük sorgunun sonunda FBI görevlileri Umut Altaş’a Gülistan Doku hakkında bildiklerinin bundan ibaret olup olmadığını sordu. Altaş “Evet” cevabını verdi. Ardından soruşturmanın adil yürütülmediğini öne sürdü ve dönemin Tunceli Valisini, olayı örtbas etmek ve oğlunu adalete teslim etmemekle suçladı.
34 sayfalık dosyada önemli bir teknik ayrıntının da altı çizildi. FBI, raporun başında ve ikinci gün bölümünde, Altaş’ın sözlerinin kelimesi kelimesine yapılmış bir ifade çözümü olmadığını, ajanlar tarafından görüşmenin içeriğinin özetlenmesi suretiyle hazırlandığını özellikle belirtti.
SORUŞTURMANIN İÇERİĞİNİ ETKİLEYEBİLECEK İFADE
Umut Altaş'ın ABD'de verdiği ifade şimdi Türk adli makamlarının elinde. İfadenin en kritik başlıklarını; Altaş'ın cinayet sırasında araçta ve olay yerinde bulunduğunu doğrulaması, Gülistan Doku'nun araç içinde vurulduğu iddiası, cesedin bagaja taşındığı anlatımı, Şükrü Eroğlu'nun olay sonrasında devreye girdiği iddiası, “babam bu işi halledecek” sözü, Pertek yolundaki muhtemel ceset noktası, aynı BMW ile köprüye geri dönülmesi, kamera kayıtlarına ilişkin iddia ve babasına gönderilen “Beni susturan sendin” mesajı oluşturuyor.
Bununla birlikte Altaş'ın sorgu boyunca bazı kritik ayrıntılarda çelişkili ifadeler vermesi, hamilelik, kürtaj ve cesedin sonraki akıbetine ilişkin bazı anlatımlarının doğrudan gözleme değil duyuma ve aktarıma dayanması nedeniyle, FBI tutanağındaki iddiaların diğer deliller, HTS ve PTS kayıtları, dijital materyaller ve tanık ifadeleriyle birlikte değerlendirilmesi bekleniyor.
Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmada, Gülistan Doku’ya ne olduğu ve cesedinin nerede bulunduğunun ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar çok yönlü olarak sürüyor.
Gülistan Doku soruşturmasında önemli bir gelişme yaşandı.
Doku soruşturmasında hakkında yakalama kararı bulunan ve ABD’den iadesi talep edilen Umut Altaş’ın FBI tarafından iki gün boyunca sorgulandığı ortaya çıktı.
Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye’ye gönderilen 34 sayfalık tutanakta Altaş; Gülistan Doku’nun Mustafa Türkay Sonel tarafından araç içerisinde vurularak öldürüldüğünü gördüğünü, cesedin bagaja taşındığını, olayın ardından dönemin valisinin koruma görevlisi Şükrü Eroğlu’nun devreye girdiğini ve kendisine “babam bu işi halledecek” denildiğini öne sürdü.
Altaş ayrıca cesedin Pertek yolu çevresine gömülmüş olabileceğini, olay yerine daha sonra aynı araçla dönülerek kameraların kontrol edildiğini ve kendisinin cinayet sırasında olay yerinde bulunduğunu FBI görevlilerine doğruladı.
Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen Gülistan Doku soruşturmasında çok önemli bir gelişme yaşandı. Hakkında yakalama kararı bulunan, ABD’de olduğu belirlenen ve Türkiye’ye iadesi talep edilen Umut Altaş’ın FBI tarafından sorgulandığı ortaya çıktı.
FBI TARAFINDAN İKİ GÜN SORGULANDI
ABD makamlarıyla gerçekleştirilen adli yardımlaşma sürecinde Altaş’ın ifadesinin alınması amacıyla Türkiye tarafından hazırlanan kapsamlı soru seti Amerikan makamlarına gönderildi. FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlileri Altaş’ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania’daki Moshannon Valley İşleme Merkezi’nde iki gün boyunca sorguladı.
FBI'ın 26 Ağustos 2026 tarihli resmi yazısında, sorguyu belgeleyen FD-302 soruşturma raporunun Türkiye'nin adli yardımlaşma talebine cevap olarak hazırlandığı belirtildi. Dosya, adli yardımlaşma kanalları üzerinden Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla adli mercilere ulaştırıldı.
ALTAŞ'A SORULMAK İÇİN 109 SAYFA SORU HAZIRLANDI
FBI tutanağında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden soruşturma yürüttüğü kayda geçirildi. Türk makamlarınca hazırlanan adli yardımlaşma talebinde Altaş’a yöneltilmek üzere tam 109 soru bulunduğu belirtildi.
“MUSTAFA TÜRKAY SONEL’İN GÜLİSTAN’I ÖLDÜRDÜĞÜNE İNANIYOR MUSUN?”
FBI sorgusunun en çarpıcı bölümü, Umut Altaş’a Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisi sorulduğunda yaşandı. Altaş, Sonel için önce “Beni kullandı” dedi. FBI görevlileri nasıl kullanıldığını sorduğunda ise Altaş, Sonel’in kendisini “Gülistan Doku’yu öldürmek ve suçu üzerine atmak” amacıyla kullanmış olabileceğini öne sürdü.
Bunun üzerine FBI görevlileri doğrudan “Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku’yu öldürdüğüne inanıyor musun?” diye sordu. Altaş başını sallayarak “Evet” cevabını verdi. “Neden buna inanıyorsun?” sorusuna verdiği cevap ise soruşturmanın seyrini etkileyecek nitelikteydi: Gördüğünü söyledi.
“GÜLİSTAN ARKA KOLTUKTAYDI, SİLAHI ÇIKARIP VURDU”
Altaş’ın FBI’a anlattığı iddiaya göre olay 5 Ocak 2020 günü gerçekleşti. Altaş, Mustafa Türkay Sonel’le birlikte Gülistan Doku’nun bulunduğu bölgeye gittiklerini, Doku’yu köprü kenarında gördüklerini ve daha sonra Gülistan’ın BMW marka araca bindiğini ileri sürdü.
Altaş’ın anlatımına göre Sonel sürücü koltuğunda, kendisi ön yolcu koltuğunda, Gülistan Doku ise arka koltuktaydı. Altaş, araç içerisinde Gülistan Doku’nun kendilerini “Beni rahat bırakın, neden beni takip ediyorsunuz?” şeklinde uyardığını, tartışmanın ardından çığlık atmaya başladığını iddia etti.
Ardından Mustafa Türkay Sonel’in torpido gözünden siyah renkli bir tabanca çıkardığını ve Gülistan Doku’yu vurduğunu öne sürdü. Silahın üzerinde Türk bayrağı işlendiğini de söyledi. FBI görevlileri Altaş’a Gülistan’a bakıp bakmadığını sordu. Altaş “Evet” dedi. “Ölü müydü?” sorusuna da “Evet.” cevabını verdi.
“CESEDİ BAGAJA TAŞIDIK”
Altaş'ın anlatımına göre olay bununla da sınırlı kalmadı. Altaş, ateş edilmesinin hemen ardından Mustafa Türkay Sonel’e bağırarak neden Gülistan’ı öldürdüğünü sorduğunu ileri sürdü.
Sonel’in ise kendisine susmasını ve cesedi bagaja taşımakta yardım etmesini söylediğini iddia etti. Altaş başlangıçta bunu reddettiğini ancak sonunda Gülistan Doku’nun cesedini birlikte BMW’nin bagajına taşıdıklarını söyledi.
OLAYDAN SONRA KORUMA POLİSİ ŞÜKRÜ EROĞLU'NU ARADI
Altaş’ın FBI'a verdiği ifadede, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu hakkında da çok önemli iddialar yer aldı. Altaş, cesedin bagaja konulmasının ardından Mustafa Türkay Sonel’in Şükrü Eroğlu’nu telefonla aradığını ileri sürdü.
“BABAM BU İŞİ HALLEDECEK VE ORADAN KALDIRACAK”
Daha sonra Sonel ve Eroğlu’nun yaklaşık 15-20 dakika görüştüklerini, kendisinin konuşmanın dışında tutulduğunu söyledi. Altaş’a göre Mustafa Türkay Sonel kendisine “Sus, kimseye bundan bahsetme.” dedi. Altaş'ın “Bu mesele ortadan kalkmaz” demesi üzerine ise Sonel'in “Babam bu işi halledecek ve ortadan kaldıracak.” dediğini öne sürdü.
ERTESİ SABAH: “MERAK ETME, HALLETTİK”
Altaş’ın iddiasına göre ertesi sabah Mustafa Türkay Sonel kendisini yeniden aradı. Altaş, Sonel’e neler olduğunu sorduğunu, aldığı cevabın ise “Merak etme, hallettik. Sadece kimseye hiçbir şey söyleme.” olduğunu anlattı.
Altaş daha sonra Gülistan Doku'nun cesedine ne olduğunu sorduğunu, Sonel’e “Nereye gömdün?” dediğini de FBI görevlilerine söyledi.
CESET İÇİN PERTEK YOLUNU İŞARET ETTİ
FBI tutanağındaki en önemli yeni iddialardan biri de Gülistan Doku'nun cesedinin muhtemel yeriyle ilgili. Altaş’ın anlatımına göre Mustafa Türkay Sonel, cesedin olay yerinden Pertek istikametine doğru yaklaşık 15-20 dakikalık mesafede bulunduğunu söyledi.
Altaş daha sonra bu mesafeyi yaklaşık 30 dakika olarak düzeltti. Bölgenin toprak yol olduğunu ve o dönemde yeni bir yol yapıldığını anlatan Altaş, cesedin Pertek yolu çevresinde, yeni yapılan yolun kenarına gömülmüş olabileceğini öne sürdü. Ancak Altaş, bunun kendi gördüğü bir olay değil, Sonel’den aldığı bilgiye dayanan bir tahmin olduğunu da belirtti.
BAZ KAYITLARI: ÜÇ İSİM AYNI BÖLGEDE
FBI sorgusunda Altaş’ın önüne Türk soruşturma makamlarınca elde edilen daraltılmış baz kayıtları ve Plaka Tanıma Sistemi verileri de konuldu.
Soruya aktarılan dosya tespitlerine göre 5 Ocak 2020 saat 22.09’da Umut Altaş, Gülistan Doku’nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü civarındaydı. Mustafa Türkay Sonel’in 22.08-22.37 arasında, Şükrü Eroğlu’nun ise saat 22.08’de aynı bölgede bulunduğu belirtiliyordu.
PTS verilerine göre Mustafa Türkay Sonel tarafından kullanılan BMW, saat 22.17.51’de araçta yalnızca Sonel varken Tunceli’den Elazığ yönüne çıktı. Aynı araç saat 22.30.17’de Tunceli yönüne geri dönerken, sürücü koltuğunda Mustafa Türkay Sonel, ön yolcu koltuğunda ise Umut Altaş görüntülendi.
FBI SORDU: “CİNAYETİN İŞLENDİĞİ ARAÇLA KÖPRÜYE NEDEN GERİ DÖNDÜNÜZ?”
Bu kayıtlar Umut Altaş'ın ilk günkü anlatımıyla çelişince FBI ajanları sorguyu derinleştirdi. Altaş sonunda, olayın ardından Mustafa Türkay Sonel'le aynı BMW ile yeniden köprü bölgesine döndüklerini anlattı.
FBI görevlileri “Az önce birinin öldürüldüğü araçla köprüye neden geri dönesiniz ki?” diye sordu. Altaş’ın cevabına göre Sonel, “Herhangi bir kamera var mı diye bakmak için oraya gideceğiz.” demişti.
“KAMERALAR KAYIT YAPMAYACAK” İDDİASI
FBI sorgusunda Gülistan Doku’nun son görüldüğü viyadüğü gören üniversite kamerasının kayıtlarına ilişkin de dikkat çekici bir soru yöneltildi.
Altaş, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine köprüye geri döndükleri sırada kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini öne sürdü. Altaş kamera kayıtlarının kim tarafından veya nasıl silindiğini ise bilmediğini söyledi.
“BENİM GÜCÜMÜ BİLİYORSUN, SENİ VE AİLENİ ÖLDÜREBİLİRİM”
Altaş, cinayetten sonra tehdit edildiğini de ileri sürdü. İfadesine göre Mustafa Türkay Sonel kendisine “Benim gücümü biliyorsun, seni ve aileni öldürebilirim.” dedi.
Altaş ayrıca Sonel’in “Biz ailece devletiz, bize hiçbir şey yapamazlar.” şeklinde konuştuğunu iddia etti. Susması için kendisine para teklif edildiğini, bunu kabul etmediğini ancak Sonel’in cüzdanına para koyduğunu da öne sürdü.
HAMİLELİK VE KÜRTAJ İDDİASI FBI SORGUSUNDA
Dosyanın en hassas başlıklarından biri ise Gülistan Doku’nun hamile bırakıldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki iddialardı. Altaş, FBI sorgusunda bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin’le yaptığı görüşmenin içeriği kendisine okununca önemli bir gelişme yaşandı.
Altaş’ın Keskin’e, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine Gülistan’ın hamile kaldığını, kürtaj yaptırmasını istediğini, Gülistan’ın bunu kabul etmeyerek çığlık attığını ve bunun üzerine başından tek el ateş ederek öldürdüğünü anlattığını söylediği kayıtlara yansımıştı.
FBI görevlileri bu sözlerin kendisine ait olup olmadığını sordu. Altaş önce cevap vermek istemedi. Ardından kararından vazgeçerek, bu beyanların kendisine ait olduğunu kabul etti. Ancak hemen ardından hamilelik ve kürtaj konusunda tahminde bulunmuş olabileceğini ve bazı ayrıntıları hatırlamadığını savundu.
TEK SEFERLİK VİDEO İDDİASI: PARÇALANMIŞ CESET
FBI dosyasındaki bir diğer çarpıcı başlık ise Altaş’ın eski işverenine anlattığı WhatsApp videosu oldu. Sorgu tutanağına göre Altaş daha önce, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine WhatsApp üzerinden yalnızca bir kez görüntülenebilen bir video gönderdiğini; videoda parçalanmış bir ceset gördüğünü anlatmıştı.
FBI sorgusunda Altaş, videoyu aldığını ve Mustafa Türkay Sonel'in gönderdiğini doğruladı. Videonun birkaç saniye sürdüğünü ve bir kişinin bir ceset parçasını tuttuğunu söyledi. Ancak videodaki cesedin Gülistan Doku’ya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini savundu.
FBI görevlileri, eski işverenine videodaki kişinin Gülistan olduğunu söylediği yönündeki eski beyanını hatırlattığında, Altaş bu sözlerin de kendisine ait olduğunu kabul etti ancak görüntüyü net göremediğini ileri sürdü.
FBI’DAN KRİTİK SORU: “CİNAYET SIRASINDA ORADA MIYDIN?”
İki günlük sorgunun en kritik anlarından biri 91'inci soru oldu. Altaş’a, eski patronuyla yaptığı konuşmada cinayet sırasında Mustafa Türkay Sonel'le birlikte olduğunu ima eden sözleri hatırlatıldı ve açıkça “Gülistan Doku öldürüldüğü sırada Mustafa Türkay Sonel ve Gülistan Doku ile birlikte miydiniz? Olaya bizzat tanık oldunuz mu?” diye soruldu.
Altaş'ın cevabı FBI tutanağına şöyle geçti: “Hepsine evet.” FBI ajanları daha sonra bir kez daha, iki günlük sorgu boyunca verdiği çelişkili beyanlara rağmen cinayet sırasında olay yerinde bulunduğu yönündeki açıklamasının geçerli olup olmadığını sordu. Altaş, 0lay yerinde olduğunu doğruladı.
Dosyanın çarpıcı delillerinden biri de Umut Altaş’ın babası Celal Altaş’ın telefonunda ele geçirilen WhatsApp mesajı oldu. Soruşturma makamlarının telefon incelemesinde Umut Altaş’ın babasına “Rol yapmayı bırak. Beni susturan sendin.” mesajını gönderdiği tespit edildi. FBI görevlileri mesajı Umut Altaş’a sordu.
Altaş, mesajı kendisinin gönderdiğini kabul etti. Ancak neden böyle yazdığını açıklamakta zorlandı ve hatırlamadığını söyledi. FBI görevlileri, mesajın Umut Altaş’ın Gülistan Doku olayı nedeniyle susturulduğu ve ABD’ye gönderilmesinde babasının rolü bulunduğu anlamına gelebileceğini söyledi. Altaş önce ABD’ye gitme kararının kendi fikri olduğunu söyledi. Sorgu derinleştirildiğinde ise “Hepimizin fikriydi.” cevabını verdi.
Altaş, Türkiye’den 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’dan Meksika’ya uçtuğunu, ardından ABD sınırına geçtiğini anlattı. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek amacıyla bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini söyledi. Altaş’a göre bu para Tunceli’de babası tarafından doğrudan ilgili kişiye ödendi.
GENÇLİK MERKEZİNDEKİ 27 ARALIK BULUŞMASI DA SORULDU
Soruşturmada Gülistan Doku'nun kaybolmasından önce yaşandığı iddia edilen olaylar da FBI sorgusunun gündemindeydi. Türk makamlarının daraltılmış baz çalışmasına göre 27 Aralık 2019 saat 15.31-16.22 arasında Umut Altaş ile Gülistan Doku’nun Gençlik Merkezi çevresinde aynı konumda bulunduğu Altaş’a soruldu.
Altaş; kendisinin, Mustafa Türkay Sonel’in ve muhtemelen Gülistan'ın orada bulunmuş olabileceğini söyledi. Bir kızın yürüdüğünü, Sonel’in onu takip ettiğini, ikisinin binaya girerek yaklaşık 15 dakika sonra döndüğünü anlattı.
FBI görevlileri bu kızın Gülistan olup olamayacağını sorduğunda “Mümkün olabilir.” cevabını verdi. Altaş, gizli tanığın Gençlik Merkezi’nde uyuşturucu kullanıldığı ve Gülistan’a cinsel saldırıda bulunulduğu yönündeki iddialarını ise doğrulamadı
SORGU SONUNDA ESKİ VALİYE AĞIR SUÇLAMA
İki günlük sorgunun sonunda FBI görevlileri Umut Altaş’a Gülistan Doku hakkında bildiklerinin bundan ibaret olup olmadığını sordu. Altaş “Evet” cevabını verdi. Ardından soruşturmanın adil yürütülmediğini öne sürdü ve dönemin Tunceli Valisini, olayı örtbas etmek ve oğlunu adalete teslim etmemekle suçladı.
34 sayfalık dosyada önemli bir teknik ayrıntının da altı çizildi. FBI, raporun başında ve ikinci gün bölümünde, Altaş’ın sözlerinin kelimesi kelimesine yapılmış bir ifade çözümü olmadığını, ajanlar tarafından görüşmenin içeriğinin özetlenmesi suretiyle hazırlandığını özellikle belirtti.
SORUŞTURMANIN İÇERİĞİNİ ETKİLEYEBİLECEK İFADE
Umut Altaş'ın ABD'de verdiği ifade şimdi Türk adli makamlarının elinde. İfadenin en kritik başlıklarını; Altaş'ın cinayet sırasında araçta ve olay yerinde bulunduğunu doğrulaması, Gülistan Doku'nun araç içinde vurulduğu iddiası, cesedin bagaja taşındığı anlatımı, Şükrü Eroğlu'nun olay sonrasında devreye girdiği iddiası, “babam bu işi halledecek” sözü, Pertek yolundaki muhtemel ceset noktası, aynı BMW ile köprüye geri dönülmesi, kamera kayıtlarına ilişkin iddia ve babasına gönderilen “Beni susturan sendin” mesajı oluşturuyor.
Bununla birlikte Altaş'ın sorgu boyunca bazı kritik ayrıntılarda çelişkili ifadeler vermesi, hamilelik, kürtaj ve cesedin sonraki akıbetine ilişkin bazı anlatımlarının doğrudan gözleme değil duyuma ve aktarıma dayanması nedeniyle, FBI tutanağındaki iddiaların diğer deliller, HTS ve PTS kayıtları, dijital materyaller ve tanık ifadeleriyle birlikte değerlendirilmesi bekleniyor.
Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmada, Gülistan Doku’ya ne olduğu ve cesedinin nerede bulunduğunun ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar çok yönlü olarak sürüyor.
Milli Eğitim Bakanlığınca, 2026-2027 eğitim öğretim yılında okul öncesi, ilkokula ve ortaokul 5'inci sınıfa başlayan öğrencilere yönelik Uyum Haftası, yarından itibaren 11 Eylül'e kadar sürecek.
Uyum Haftası, okul öncesi eğitim ve ilkokul 1'inci sınıf öğrencileri için 5, ortaokul 5'inci sınıf öğrencileri içinse 3 gü...
Milli Eğitim Bakanlığınca, 2026-2027 eğitim öğretim yılında okul öncesi, ilkokula ve ortaokul 5'inci sınıfa başlayan öğrencilere yönelik Uyum Haftası, yarından itibaren 11 Eylül'e kadar sürecek.
Uyum Haftası, okul öncesi eğitim ve ilkokul 1'inci sınıf öğrencileri için 5, ortaokul 5'inci sınıf öğrencileri içinse 3 gü...
Milli Eğitim Bakanlığınca, 2026-2027 eğitim öğretim yılında okul öncesi, ilkokula ve ortaokul 5'inci sınıfa başlayan öğrencilere yönelik Uyum Haftası, yarından itibaren 11 Eylül'e kadar sürecek.
Uyum Haftası, okul öncesi eğitim ve ilkokul 1'inci sınıf öğrencileri için 5, ortaokul 5'inci sınıf öğrencileri içinse 3 gün olarak uygulanacak. Bu kapsamda hazırlanan "Okul Öncesi Eğitim Okula Uyum Rehberi"nde 5 günlük uygulama çizelgesinin yanı sıra paydaşların sorumluluklarına, dikkat edilmesi gereken hususlara, oyun ve etkinlik örneklerine yer verildi.
Okul öncesi eğitim ile ilkokul 1'inci ve ortaokul 5'inci sınıf öğrencilerini kapsayan programlar, eğitim öğretim yılı boyunca her ay uygulanacak şekilde planlandı.
Oyun temelli ve yaşantıya dayalı olarak tasarlanan modüller, okul-aile işbirliği çerçevesinde okul dışı öğrenme ortamlarını da kapsayacak şekilde eğitim öğretim yılı boyunca sürdürülecek.
HER KADEME İÇİN AYRI HEDEFLER BELİRLENDİ
Okul öncesi eğitim programında ailelerin eğitim sürecine etkin katılımının sağlanması ve çocukların okulda edindikleri bilgi, beceri ile değerleri aile ve günlük yaşam deneyimleriyle ilişkilendirmelerine katkı sunulması amaçlanıyor.
İlkokul 1'inci sınıf programında öğrencilerin okul müdürünü, öğretmenlerini, okul personelini, okul ortamlarını ve rutinlerini tanımaları, aidiyet geliştirmeleri, gereksinimlerini ifade etmeleri ve yaşlarına uygun sorumluluklar üstlenmeleri hedefleniyor.
Ortaokul 5'inci sınıf programında da öğrencilerin ortaokulun yeni düzenini, branş öğretmenlerini, öğrenme ortamlarını ve yardım yollarını tanımaları, öğretmenleri ve akranlarıyla sağlıklı iletişim kurmaları, aidiyet geliştirmeleri ve ders ile sorumluluklarını giderek daha düzenli biçimde yönetmeleri öngörülüyor.
KAMU PERSONELİNE 3 SAAT UYUM HAFTASI İZNİ
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinden kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilen yazı doğrultusunda, kamuda çalışan velilerden biri, talep edilmesi halinde uyum haftası eğitimlerinde öğrencinin kayıtlı olduğu eğitim kurumunun ders saatlerine uygun olarak 3 saati aşmayacak şekilde idari izinli sayılacak.
MEB'in 2026-2027 eğitim öğretim yılı takvimine göre, okullarda birinci dönem 14 Eylül Pazartesi günü başlayacak.
UYUM HAFTASINA VELİLER DE DAHİL EDİLECEKMilli Eğitim Bakanlığı, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde okul yönetmeliğinde kapsamlı değişikliklere gitmişti.
Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenleme çanta aramasından, devamsızlık şartına; disiplin ve kayıt kurallarından, velilerle yapılacak görüşmelere kadar birçok yenilik içeriyordu. O düzenlemelerden biri okul öncesi ve birinci sınıfa başlayacak öğrenciler için yapılan uyum haftalarıyla ilgili. Okul-aile işbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla okul öncesi ve birinci sınıfa başlayacak öğrenciler için eğitim öğretim yılı başlamadan önce düzenlenen uyum haftasında veliler de sürece aktif olarak dahil edilecek.
Bu kapsamda ebeveynlere yönelik özel programlar hazırlanacak. Programlarla ailelerin çocukların okula uyum sürecine daha bilinçli katkı sağlaması ve okul ile aile arasındaki iletişimin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Böylece öğrencilerin yeni eğitim ortamına daha kolay uyum sağlamaları amaçlanıyor.
Milli Eğitim Bakanlığınca, 2026-2027 eğitim öğretim yılında okul öncesi, ilkokula ve ortaokul 5'inci sınıfa başlayan öğrencilere yönelik Uyum Haftası, yarından itibaren 11 Eylül'e kadar sürecek.
Uyum Haftası, okul öncesi eğitim ve ilkokul 1'inci sınıf öğrencileri için 5, ortaokul 5'inci sınıf öğrencileri içinse 3 gün olarak uygulanacak. Bu kapsamda hazırlanan "Okul Öncesi Eğitim Okula Uyum Rehberi"nde 5 günlük uygulama çizelgesinin yanı sıra paydaşların sorumluluklarına, dikkat edilmesi gereken hususlara, oyun ve etkinlik örneklerine yer verildi.
Okul öncesi eğitim ile ilkokul 1'inci ve ortaokul 5'inci sınıf öğrencilerini kapsayan programlar, eğitim öğretim yılı boyunca her ay uygulanacak şekilde planlandı.
Oyun temelli ve yaşantıya dayalı olarak tasarlanan modüller, okul-aile işbirliği çerçevesinde okul dışı öğrenme ortamlarını da kapsayacak şekilde eğitim öğretim yılı boyunca sürdürülecek.
HER KADEME İÇİN AYRI HEDEFLER BELİRLENDİ
Okul öncesi eğitim programında ailelerin eğitim sürecine etkin katılımının sağlanması ve çocukların okulda edindikleri bilgi, beceri ile değerleri aile ve günlük yaşam deneyimleriyle ilişkilendirmelerine katkı sunulması amaçlanıyor.
İlkokul 1'inci sınıf programında öğrencilerin okul müdürünü, öğretmenlerini, okul personelini, okul ortamlarını ve rutinlerini tanımaları, aidiyet geliştirmeleri, gereksinimlerini ifade etmeleri ve yaşlarına uygun sorumluluklar üstlenmeleri hedefleniyor.
Ortaokul 5'inci sınıf programında da öğrencilerin ortaokulun yeni düzenini, branş öğretmenlerini, öğrenme ortamlarını ve yardım yollarını tanımaları, öğretmenleri ve akranlarıyla sağlıklı iletişim kurmaları, aidiyet geliştirmeleri ve ders ile sorumluluklarını giderek daha düzenli biçimde yönetmeleri öngörülüyor.
KAMU PERSONELİNE 3 SAAT UYUM HAFTASI İZNİ
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinden kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilen yazı doğrultusunda, kamuda çalışan velilerden biri, talep edilmesi halinde uyum haftası eğitimlerinde öğrencinin kayıtlı olduğu eğitim kurumunun ders saatlerine uygun olarak 3 saati aşmayacak şekilde idari izinli sayılacak.
MEB'in 2026-2027 eğitim öğretim yılı takvimine göre, okullarda birinci dönem 14 Eylül Pazartesi günü başlayacak.
UYUM HAFTASINA VELİLER DE DAHİL EDİLECEKMilli Eğitim Bakanlığı, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde okul yönetmeliğinde kapsamlı değişikliklere gitmişti.
Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenleme çanta aramasından, devamsızlık şartına; disiplin ve kayıt kurallarından, velilerle yapılacak görüşmelere kadar birçok yenilik içeriyordu. O düzenlemelerden biri okul öncesi ve birinci sınıfa başlayacak öğrenciler için yapılan uyum haftalarıyla ilgili. Okul-aile işbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla okul öncesi ve birinci sınıfa başlayacak öğrenciler için eğitim öğretim yılı başlamadan önce düzenlenen uyum haftasında veliler de sürece aktif olarak dahil edilecek.
Bu kapsamda ebeveynlere yönelik özel programlar hazırlanacak. Programlarla ailelerin çocukların okula uyum sürecine daha bilinçli katkı sağlaması ve okul ile aile arasındaki iletişimin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Böylece öğrencilerin yeni eğitim ortamına daha kolay uyum sağlamaları amaçlanıyor.
Üsküdar'da bugün kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması içi...
Üsküdar'da bugün kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması içi...
Üsküdar'da bugün kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması için bazı tedbirler alınacak.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü konuya ilişkin açıklama yaptı.
KAPANACAK YOLLARTrafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından ilçede kapatılacak yollar ve alternatif güzergahlar belirlendi.
Bu kapsamda, saat 07.00'den etkinlik bitimine kadar Hayrettin Çavuş Sokak ve Hatmi Sokak ile Evliya Hoca Sokak arasında kalan Çavuşdere Caddesi trafiğe kapalı olacak.
ALTERNATİF GÜZERGAHLARAlternatif güzergah olarak Dr. Fahri Atabey ve Selami Ali Efendi caddeleri ile Evliya Hoca ve Hatmi sokaklar kullanılabilecek.
Üsküdar'da bugün kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması için bazı tedbirler alınacak.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü konuya ilişkin açıklama yaptı.
KAPANACAK YOLLARTrafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından ilçede kapatılacak yollar ve alternatif güzergahlar belirlendi.
Bu kapsamda, saat 07.00'den etkinlik bitimine kadar Hayrettin Çavuş Sokak ve Hatmi Sokak ile Evliya Hoca Sokak arasında kalan Çavuşdere Caddesi trafiğe kapalı olacak.
ALTERNATİF GÜZERGAHLARAlternatif güzergah olarak Dr. Fahri Atabey ve Selami Ali Efendi caddeleri ile Evliya Hoca ve Hatmi sokaklar kullanılabilecek.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Girne açıklarında batan yolcu gemisi ile ilgili arama kurtarma çalışmaları Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB)...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Girne açıklarında batan yolcu gemisi ile ilgili arama kurtarma çalışmaları Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB)...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Girne açıklarında batan yolcu gemisi ile ilgili arama kurtarma çalışmaları Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB) 7 gemi ve 6 hava aracı desteği ile devam ediyor.
Girne açıklarında 30 Ağustos'ta batan yolcu gemisi ile ilgili arama kurtarma çalışmaları hız kesmeden devam ediyor.
Bu kapsamda MSB tarafından yapılan açıklamada, bölgeye toplamda 7 gemi ve 6 hava aracı ile arama kurtarma çalışmalarına destek sağlandığı belirtilerek “Girne açıklarında batan yolcu gemisi ile ilgili arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. TCG Işın Kurtarma ve Yedekleme Gemisi ve ardından TCG Alemdar Denizaltı Kurtarma Gemisi de dahil olmak üzere Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza ait 7 gemi ve 6 hava vasıtasıyla sahil şeridi, dip ve batık gemi etrafı taranarak kayıp 16 yolcunun arama/kurtarma faaliyetlerine destek sağlanıyor.” dedi.
DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANI DÇALIŞMALARI YERİNDE TAKİP EDİYORMSB, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'nun da arama kurtarma çalışmalarına katıldığını belirtti.
"TCG Işın, batığın yerini 550 metre derinlikte tespit ederken TCG Alemdar'ın sahip olduğu 3000 metrede harekat icra edebilme yeteneğine haiz ROV cihazı ile de batığa dalış icra edildi. Şu ana kadar 4 kişinin naaşı su üstüne çıkarılarak ilgili makamlara teslim edildi. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu da dün arama kurtarma çalışmalarını yerinden takip etti" ifadelerine yer verildi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Girne açıklarında batan yolcu gemisi ile ilgili arama kurtarma çalışmaları Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB) 7 gemi ve 6 hava aracı desteği ile devam ediyor.
Girne açıklarında 30 Ağustos'ta batan yolcu gemisi ile ilgili arama kurtarma çalışmaları hız kesmeden devam ediyor.
Bu kapsamda MSB tarafından yapılan açıklamada, bölgeye toplamda 7 gemi ve 6 hava aracı ile arama kurtarma çalışmalarına destek sağlandığı belirtilerek “Girne açıklarında batan yolcu gemisi ile ilgili arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. TCG Işın Kurtarma ve Yedekleme Gemisi ve ardından TCG Alemdar Denizaltı Kurtarma Gemisi de dahil olmak üzere Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza ait 7 gemi ve 6 hava vasıtasıyla sahil şeridi, dip ve batık gemi etrafı taranarak kayıp 16 yolcunun arama/kurtarma faaliyetlerine destek sağlanıyor.” dedi.
DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANI DÇALIŞMALARI YERİNDE TAKİP EDİYORMSB, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'nun da arama kurtarma çalışmalarına katıldığını belirtti.
"TCG Işın, batığın yerini 550 metre derinlikte tespit ederken TCG Alemdar'ın sahip olduğu 3000 metrede harekat icra edebilme yeteneğine haiz ROV cihazı ile de batığa dalış icra edildi. Şu ana kadar 4 kişinin naaşı su üstüne çıkarılarak ilgili makamlara teslim edildi. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu da dün arama kurtarma çalışmalarını yerinden takip etti" ifadelerine yer verildi.
“Olurmu sizce” için dikkat çeken nokta şu:...
“Güncel Sİgara fiyatları” için dikkat çeke...
“30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu olsun.....