Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan petrol yüklü bir tankere Marmara Adası açıklarında makine arızası nedeniyle sürüklendiğini ve yardım talebinde bulunduğunu duyurdu.
243 metre boyunda ve 96 bin 544 ton ham petrol yüklü olduğu belirtilen Rusya bayraklı Pioner 1 isimli tanker için Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi koordinesinde Nene Hatun Acil Müdahale Gemisi ve Kurtarma-16 Römorkörü bölgeye sevk edildi.
Nene Hatun'un saat 22.30’da tankeri yedekleyerek emniyete almış olduğu belirtildi. Pioner 1, Şevketiye Demir Sahası’na çekilerek emniyetli şekilde demirletilecek.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan petrol yüklü bir tankere Marmara Adası açıklarında makine arızası nedeniyle sürüklendiğini ve yardım talebinde bulunduğunu duyurdu.
243 metre boyunda ve 96 bin 544 ton ham petrol yüklü olduğu belirtilen Rusya bayraklı Pioner 1 isimli tanker için Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi koordinesinde Nene Hatun Acil Müdahale Gemisi ve Kurtarma-16 Römorkörü bölgeye sevk edildi.
Nene Hatun'un saat 22.30’da tankeri yedekleyerek emniyete almış olduğu belirtildi. Pioner 1, Şevketiye Demir Sahası’na çekilerek emniyetli şekilde demirletilecek.
Üniversitelerin açıl...
Üniversitelerin açılmasıyla ev kurma telaşı başlayan öğrenciler, yeni atanan memurlar ve yeni evlenen çiftler için İstanbul Yenibosna'daki mobilyacılar çarşısında özel bir indirim kampanyası başladı.
Üniversitelerin açılmasıyla ev kurma telaşı başlayan öğrenciler, yeni atanan memurlar ve yeni evlenen çiftler için İstanbul Yenibosna'daki mobilyacılar çarşısında özel bir indirim kampanyası başladı.
"Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosyanın raftan indirilmesine ve mirasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Soruşturmada son olarak doktor Nurettin Demirkol "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklandı.
Demirkol'un son ifadesinde söyledikleri ise dikkati çekti. Eski doktor, savunmasını “ayrıntıları hatırlamadığı” üzerine kurdu.
O dönem Denizolgun'un ölümünü 155'i arayarak ihbar eden Nurettin Demirkol, bu görüşmede “Ailenin doktoruyum." diyordu.
Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık olarak verdiği ilk ifadesinde ise “sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun'un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirme...
"Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosyanın raftan indirilmesine ve mirasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Soruşturmada son olarak doktor Nurettin Demirkol "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklandı.
Demirkol'un son ifadesinde söyledikleri ise dikkati çekti. Eski doktor, savunmasını “ayrıntıları hatırlamadığı” üzerine kurdu.
O dönem Denizolgun'un ölümünü 155'i arayarak ihbar eden Nurettin Demirkol, bu görüşmede “Ailenin doktoruyum." diyordu.
Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık olarak verdiği ilk ifadesinde ise “sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun'un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirme...
"Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosyanın raftan indirilmesine ve mirasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Soruşturmada son olarak doktor Nurettin Demirkol "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklandı.
Demirkol'un son ifadesinde söyledikleri ise dikkati çekti. Eski doktor, savunmasını “ayrıntıları hatırlamadığı” üzerine kurdu.
O dönem Denizolgun'un ölümünü 155'i arayarak ihbar eden Nurettin Demirkol, bu görüşmede “Ailenin doktoruyum." diyordu.
Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık olarak verdiği ilk ifadesinde ise “sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun'un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini” ileri sürüyordu.
Savcılık bu çelişkiyi sordu. Demirkol “Olay günü ben mi aradım, başkası mı aradı hatırlamıyorum. Başkası benim telefonumdan da aramış olabilir.” savunmasını yaptı.
Bunun üzerine savcılık, "Olay günü polisle birkaç kez görüşmenize rağmen nasıl ilk ihbarı yapıp yapmadığınızı bilmiyorsunuz"?" sorusunu yöneltti.
Demirkol yakın zamanda baktığı hastaları dahi hatırlamakta zorlandığını öne sürdü, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini söyledi.
Ayrıca olay yerinde telefonunu “ortada bıraktığını”, çiftliğe gelip giden kişilerden birinin de telefonundan ihbar yapmış olabileceğini savundu.
Demirkol’un Denizolgun’la doktor - hasta ilişkisine ilişkin ifadeleri de ilgi çekiciydi; kendisi geçmişteki ifadesinde “Özel doktoru değildim.” diyordu.
Bu durum sorulduğunda Demirkol “Maktulü 2-3 kere muayene ettim. Ancak aile doktoru nasıl olunur bilmiyorum. Bu tabirden neyin kastedildiğini bilmiyorum.” iddiasını ileri sürdü.
Dosyada öne çıkan bir diğer isim ise Hilmi Tuna Kuriş oldu. Hilmi Tuna Kuriş, Alihan Kuriş'in kardeşi ve Arif Ahmet Denizolgun'un da yeğeni.
Demirkol, ilk ifadesinde çiftliğe gittiğinde Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu öne sürmüştü.
Ancak soruşturma dosyasındaki olay yeri inceleme raporunda Hilmi Tuna Kuriş’in de orada olduğuna ilişkin kayıt yer aldığı; HTS incelemesinde Kuriş’in 7 Eylül 2016 günü saat 20.56’da çiftliğin bulunduğu bölgeden baz verdiği tespit edildi.
Savcılık ayrıca Demirkol ile Hilmi Tuna Kuriş arasında aynı gece 21.13 ve devamında arama ve aranma kayıtları bulunduğunu belirledi.
Demirkol, bu kayıtlar sorulduğunda “O gün Hilmi Tuna Kuriş ile konuşup konuşmadığımı hatırlamıyorum. Gittiğimde orada olup olmadığını bilmiyorum.” dedi.
Demirkol’a Ahmet Yum, Ahmet Gökçen ve Alihan Kuriş’in olay yerine gelip gelmediği de soruldu.
İfadesi dosyaya giren bir tanık, olay yerine gelen adli tabibin doktorun yanında bir avukat olduğunu ileri sürüyor, yanlarında Alihan Kuriş'in de olduğunu iddia ediyordu.
Demirkol ile Ahmet Yum arasında 8 Eylül 2016 sabahı telefon görüşmesi kaydı bulunduğu da kendisine hatırlatıldı.
Demirkol bu isimlerin olay yerine gelip gelmediğini ve Ahmet Yum’la neden görüştüğünü hatırlamadığını savundu.
"AĞZINDA SIZINTI VARDI"Demirkol mahkeme sorgusunda Denizolgun'u ilk bulduğu anla ilgili ayrıntıları da paylaştı.
Eski doktor, Denizolgun'un ağzında bir sıvı bulunduğunu ancak bunun kan mı yoksa başka bir sıvı mı olduğunu ayırt edemediğini, adli tıp uzmanı olmadığı için bu konuda kesin değerlendirme yapamayacağını anlattı.
Ayrıca ölümün yeni olmadığını, vücutta şişme, sertlik ve ölüm morluklarını andıran bulgular bulunduğunu söyledi.
DOKTOR 155'E YAPTIĞI İHBARDA NE DİYORDU?İhbara ilişkin çözüm tutanağında ilk telefon görüşmesinin saat 00.29'da gerçekleştiği görüldü.
155 operatörünün telefonu açmasının ardından ihbarcının kendisini "Ben doktor Nurettin Demirkol." sözleriyle tanıttığı, "aile hekimi olduğu bir hastasının ani şekilde hayatını kaybettiğini" söylediği yer aldı.
Demirkol'un, “Aile hekimi olduğum bir hastam var, ani olarak vefat etmiş. Hükümet tabibinin görmesi gerekiyor. Belki muhtemelen ölüm nedeni belli değil, hakimin savcının görmesi gerekiyor.” ifadesi tutanağa girdi.
Demirkol'dan adres istenmesi üzerine, açık adresi bilmediğini söylediği, bunun üzerine operatörün, jandarma sorumluluk alanı olabileceğinden "156'yı araması gerektiğini" söylediği ve telefon görüşmesinin bittiği belirtildi.
Demirkol'un birkaç dakika sonra 155'i tekrar arayarak, "Biraz önce aramıştım, Doktor Nurettin Demirkol, vefat eden biriyle alakalı..." dediği, jandarmayla görüştüğünü ancak bölgenin polis sorumluluk alanında olduğunun kendisine söylendiğini belirterek, yeniden 155’ten yardım istediğine tutanakta yer verildi.
Tutanağa göre Demirkol, operatörün "Burada şüpheli ölüm konusu mu var?" sorusuna "Şüpheli, beklenmedik ani bir ölüm, beklenmedik, şüpheli ani bir ölüm..." şeklinde cevap verdi.
ALİHAN KURİŞ'İN DAYISIYDIDenizolgun, Kuriş'in dayısıydı ve 2016 yılında İstanbul'un Beykoz ilçesindeki evinde ölü bulunana kadar cemaati o yönetiyordu.
Eski Bakan öldüğünde başa, “oy birliğiyle” Alihan Kuriş geçirildi. Kuriş, o gün şu konuşmayı yaptı:
"Madem ki dünya hayatı devam ediyor, o zaman İslam dini devam edecektir. Madem ki İslam dini kıyamete kadar devam edecek, o zaman hizmetlerimiz yani Allah’ın dinine, kitabına hizmet kıyamete kadar devam edecektir.
Bu gemiyi karaya oturtabilmek için bunların akıllarından geçen her adiliğe olur verecekleri de şüphesizdir.
Yolumuz din-i İslam’ı, ümmeti, milleti, devleti savunmaya, korumaya ve bu değerlere hizmet etmeye devam edecektir. Vatan hainlerine, din düşmanlarına, bozuk akımlara, devleti yıkılışa götüren üzeri örtülü planlara set olmaya devam edecektir."
"OTOPSİ İŞLEMLERİ ŞÜPHELİ"2026 yılına gelindiğinde Kuriş ve beraberindekiler, “Çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği”, “Nitelikli dolandırıcılık”, “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet”, “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” gibi suçlamalarla gözaltına alınarak tutuklandı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bu operasyonun üzerinde bir süredir çalıştıklarını belirterek mali yapıya ilişkin şu bilgileri verdi:
"2016 yılında akımın başına geçti. Akımın başına geçmesiyle birlikte faaliyetler daha gizlilik içerisinde büyümeye başladı. Almanya'nın Köln şehrinde büyük bir merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde faaliyetlerinin tamamını oraya kaydıracağını da biliyoruz.
Örgütün suç kaynaklarına yönelik olarak bir operasyondu. Epeydir üzerinde çalışıyorduk. İlerleyen günlerde operasyonun neticeleri daha açık bir şekilde ortaya çıkmış olacak."
Bu sırada Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosya da raftan indirildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayetler olduğunu bildirdi.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da ölüm, “şüpheli” bulundu.
Raporda 2016 yılında gerçekleştirilen otopsiye ait 145 fotoğraf ve video görüntüsü, dönemin Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri, 19 Ağustos 2026 tarihli fethi kabir tutanağıyla soruşturma dosyasındaki diğer adli tıbbi belgeler birlikte değerlendirildi.
Denizolgun'un otopsi fotoğrafları ve video kayıtlarında, sağ meme alt kısmından göğüs ortasına doğru sıralanan 4 ayrı morluk bulunduğu belirtildi.
Bu morlukların altındaki dokularda da kanama görülmesinin, bu lezyonların ölümden önce meydana geldiğini gösterdiği raporda yer aldı.
“YASTIKLA BOĞULMUŞ OLABİLİR”
Lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki yerleşimleri dikkate alındığında, bir kişinin göğse diziyle basıp ağız ve burnu bir yastıkla kapatarak nefessiz bırakması şeklindeki bir ölüm mekanizmasının mümkün olduğu değerlendirmesine de raporda yer verildi.
Raporda, mevcut bulgular ve otopsi tarihindeki ileri derecedeki çürüme durumu göz önünde bulundurulduğunda, Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanmasının mümkün olmadığı ifade edildi.
"Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosyanın raftan indirilmesine ve mirasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Soruşturmada son olarak doktor Nurettin Demirkol "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklandı.
Demirkol'un son ifadesinde söyledikleri ise dikkati çekti. Eski doktor, savunmasını “ayrıntıları hatırlamadığı” üzerine kurdu.
O dönem Denizolgun'un ölümünü 155'i arayarak ihbar eden Nurettin Demirkol, bu görüşmede “Ailenin doktoruyum." diyordu.
Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık olarak verdiği ilk ifadesinde ise “sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun'un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini” ileri sürüyordu.
Savcılık bu çelişkiyi sordu. Demirkol “Olay günü ben mi aradım, başkası mı aradı hatırlamıyorum. Başkası benim telefonumdan da aramış olabilir.” savunmasını yaptı.
Bunun üzerine savcılık, "Olay günü polisle birkaç kez görüşmenize rağmen nasıl ilk ihbarı yapıp yapmadığınızı bilmiyorsunuz"?" sorusunu yöneltti.
Demirkol yakın zamanda baktığı hastaları dahi hatırlamakta zorlandığını öne sürdü, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini söyledi.
Ayrıca olay yerinde telefonunu “ortada bıraktığını”, çiftliğe gelip giden kişilerden birinin de telefonundan ihbar yapmış olabileceğini savundu.
Demirkol’un Denizolgun’la doktor - hasta ilişkisine ilişkin ifadeleri de ilgi çekiciydi; kendisi geçmişteki ifadesinde “Özel doktoru değildim.” diyordu.
Bu durum sorulduğunda Demirkol “Maktulü 2-3 kere muayene ettim. Ancak aile doktoru nasıl olunur bilmiyorum. Bu tabirden neyin kastedildiğini bilmiyorum.” iddiasını ileri sürdü.
Dosyada öne çıkan bir diğer isim ise Hilmi Tuna Kuriş oldu. Hilmi Tuna Kuriş, Alihan Kuriş'in kardeşi ve Arif Ahmet Denizolgun'un da yeğeni.
Demirkol, ilk ifadesinde çiftliğe gittiğinde Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu öne sürmüştü.
Ancak soruşturma dosyasındaki olay yeri inceleme raporunda Hilmi Tuna Kuriş’in de orada olduğuna ilişkin kayıt yer aldığı; HTS incelemesinde Kuriş’in 7 Eylül 2016 günü saat 20.56’da çiftliğin bulunduğu bölgeden baz verdiği tespit edildi.
Savcılık ayrıca Demirkol ile Hilmi Tuna Kuriş arasında aynı gece 21.13 ve devamında arama ve aranma kayıtları bulunduğunu belirledi.
Demirkol, bu kayıtlar sorulduğunda “O gün Hilmi Tuna Kuriş ile konuşup konuşmadığımı hatırlamıyorum. Gittiğimde orada olup olmadığını bilmiyorum.” dedi.
Demirkol’a Ahmet Yum, Ahmet Gökçen ve Alihan Kuriş’in olay yerine gelip gelmediği de soruldu.
İfadesi dosyaya giren bir tanık, olay yerine gelen adli tabibin doktorun yanında bir avukat olduğunu ileri sürüyor, yanlarında Alihan Kuriş'in de olduğunu iddia ediyordu.
Demirkol ile Ahmet Yum arasında 8 Eylül 2016 sabahı telefon görüşmesi kaydı bulunduğu da kendisine hatırlatıldı.
Demirkol bu isimlerin olay yerine gelip gelmediğini ve Ahmet Yum’la neden görüştüğünü hatırlamadığını savundu.
"AĞZINDA SIZINTI VARDI"Demirkol mahkeme sorgusunda Denizolgun'u ilk bulduğu anla ilgili ayrıntıları da paylaştı.
Eski doktor, Denizolgun'un ağzında bir sıvı bulunduğunu ancak bunun kan mı yoksa başka bir sıvı mı olduğunu ayırt edemediğini, adli tıp uzmanı olmadığı için bu konuda kesin değerlendirme yapamayacağını anlattı.
Ayrıca ölümün yeni olmadığını, vücutta şişme, sertlik ve ölüm morluklarını andıran bulgular bulunduğunu söyledi.
DOKTOR 155'E YAPTIĞI İHBARDA NE DİYORDU?İhbara ilişkin çözüm tutanağında ilk telefon görüşmesinin saat 00.29'da gerçekleştiği görüldü.
155 operatörünün telefonu açmasının ardından ihbarcının kendisini "Ben doktor Nurettin Demirkol." sözleriyle tanıttığı, "aile hekimi olduğu bir hastasının ani şekilde hayatını kaybettiğini" söylediği yer aldı.
Demirkol'un, “Aile hekimi olduğum bir hastam var, ani olarak vefat etmiş. Hükümet tabibinin görmesi gerekiyor. Belki muhtemelen ölüm nedeni belli değil, hakimin savcının görmesi gerekiyor.” ifadesi tutanağa girdi.
Demirkol'dan adres istenmesi üzerine, açık adresi bilmediğini söylediği, bunun üzerine operatörün, jandarma sorumluluk alanı olabileceğinden "156'yı araması gerektiğini" söylediği ve telefon görüşmesinin bittiği belirtildi.
Demirkol'un birkaç dakika sonra 155'i tekrar arayarak, "Biraz önce aramıştım, Doktor Nurettin Demirkol, vefat eden biriyle alakalı..." dediği, jandarmayla görüştüğünü ancak bölgenin polis sorumluluk alanında olduğunun kendisine söylendiğini belirterek, yeniden 155’ten yardım istediğine tutanakta yer verildi.
Tutanağa göre Demirkol, operatörün "Burada şüpheli ölüm konusu mu var?" sorusuna "Şüpheli, beklenmedik ani bir ölüm, beklenmedik, şüpheli ani bir ölüm..." şeklinde cevap verdi.
ALİHAN KURİŞ'İN DAYISIYDIDenizolgun, Kuriş'in dayısıydı ve 2016 yılında İstanbul'un Beykoz ilçesindeki evinde ölü bulunana kadar cemaati o yönetiyordu.
Eski Bakan öldüğünde başa, “oy birliğiyle” Alihan Kuriş geçirildi. Kuriş, o gün şu konuşmayı yaptı:
"Madem ki dünya hayatı devam ediyor, o zaman İslam dini devam edecektir. Madem ki İslam dini kıyamete kadar devam edecek, o zaman hizmetlerimiz yani Allah’ın dinine, kitabına hizmet kıyamete kadar devam edecektir.
Bu gemiyi karaya oturtabilmek için bunların akıllarından geçen her adiliğe olur verecekleri de şüphesizdir.
Yolumuz din-i İslam’ı, ümmeti, milleti, devleti savunmaya, korumaya ve bu değerlere hizmet etmeye devam edecektir. Vatan hainlerine, din düşmanlarına, bozuk akımlara, devleti yıkılışa götüren üzeri örtülü planlara set olmaya devam edecektir."
"OTOPSİ İŞLEMLERİ ŞÜPHELİ"2026 yılına gelindiğinde Kuriş ve beraberindekiler, “Çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği”, “Nitelikli dolandırıcılık”, “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet”, “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” gibi suçlamalarla gözaltına alınarak tutuklandı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bu operasyonun üzerinde bir süredir çalıştıklarını belirterek mali yapıya ilişkin şu bilgileri verdi:
"2016 yılında akımın başına geçti. Akımın başına geçmesiyle birlikte faaliyetler daha gizlilik içerisinde büyümeye başladı. Almanya'nın Köln şehrinde büyük bir merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde faaliyetlerinin tamamını oraya kaydıracağını da biliyoruz.
Örgütün suç kaynaklarına yönelik olarak bir operasyondu. Epeydir üzerinde çalışıyorduk. İlerleyen günlerde operasyonun neticeleri daha açık bir şekilde ortaya çıkmış olacak."
Bu sırada Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosya da raftan indirildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayetler olduğunu bildirdi.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da ölüm, “şüpheli” bulundu.
Raporda 2016 yılında gerçekleştirilen otopsiye ait 145 fotoğraf ve video görüntüsü, dönemin Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri, 19 Ağustos 2026 tarihli fethi kabir tutanağıyla soruşturma dosyasındaki diğer adli tıbbi belgeler birlikte değerlendirildi.
Denizolgun'un otopsi fotoğrafları ve video kayıtlarında, sağ meme alt kısmından göğüs ortasına doğru sıralanan 4 ayrı morluk bulunduğu belirtildi.
Bu morlukların altındaki dokularda da kanama görülmesinin, bu lezyonların ölümden önce meydana geldiğini gösterdiği raporda yer aldı.
“YASTIKLA BOĞULMUŞ OLABİLİR”
Lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki yerleşimleri dikkate alındığında, bir kişinin göğse diziyle basıp ağız ve burnu bir yastıkla kapatarak nefessiz bırakması şeklindeki bir ölüm mekanizmasının mümkün olduğu değerlendirmesine de raporda yer verildi.
Raporda, mevcut bulgular ve otopsi tarihindeki ileri derecedeki çürüme durumu göz önünde bulundurulduğunda, Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanmasının mümkün olmadığı ifade edildi.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, bir kısım tutuklu sanıklara ve avukatlarına aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tahliye talepleri için söz verildi.
Söz verilen tutuklu sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, sadece görevini yaptığını, kamu görevlisi olduğunu ve görevi gereği imzalar attığını savundu.
Gökçe, eylemlerde adının geçmediğini, ihaleyi alacak kişileri tanımadığını ve bilmediğini ö...
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, bir kısım tutuklu sanıklara ve avukatlarına aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tahliye talepleri için söz verildi.
Söz verilen tutuklu sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, sadece görevini yaptığını, kamu görevlisi olduğunu ve görevi gereği imzalar attığını savundu.
Gökçe, eylemlerde adının geçmediğini, ihaleyi alacak kişileri tanımadığını ve bilmediğini ö...
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, bir kısım tutuklu sanıklara ve avukatlarına aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tahliye talepleri için söz verildi.
Söz verilen tutuklu sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, sadece görevini yaptığını, kamu görevlisi olduğunu ve görevi gereği imzalar attığını savundu.
Gökçe, eylemlerde adının geçmediğini, ihaleyi alacak kişileri tanımadığını ve bilmediğini öne sürdü.
Boğazından haram lokma geçmediğini, hiçbir suç işlemediğini, örnek bir yaşam sürdüğünü savunan Gökçe, tahliyesini talep etti.
Bir diğer tutuklu sanık İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün de bilirkişi raporlarını eleştirerek, bu raporların maddi hatalar ve hukuki çarpıtmalar içererek hazırlandığını ileri sürdü.
Akgün, ihalelerin yapılış yöntemlerini anlatarak, üzerine atılı eylemlerin mevzuata ve hukuka uygun olduğunu belirtti.
Yaptığı görev boyunca kamu yararına çalıştığını ifade eden Akgün, "Kişisel menfaat peşinden koşmadım. Sözde örgütün çıkarları için bir eylemde bulunmadım, bulunmam." dedi. Sanık Akgün, tahliyesini istedi.
İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, 18 aydır tutuklu olduğunu belirterek, iddianameye göre cezalandırıldığını öne sürdü.
Ongun, atfedilmiş algılar, büyütülmüş ifadeler üzerinden 18 aydır cezaevinde olmaması gerektiğini savunarak, "Ben burada haklı olarak yatıyorum demem lazım ama ben şu an haksız olarak yatıyorum." beyanında bulundu. Mahkemenin adil olmasını isteyen Ongun, tahliyesini talep etti.
Bazı tutuklu sanıklar ile avukatları da tahliye talebinde bulundu.
En son söz verilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu da Türkiye'nin hatta Avrupa'nın en büyük duruşma salonunda olduklarını ifade ederek, şunları söyledi:
"Asıl soru şu, böylesine büyük bir salon acaba ne kadar büyük bir adalete ev sahipliği yapıyor ya da yapabilecek? Yanıtını elbette ki kıymetli milletimiz verir. Eninde sonunda milletimiz bunun yanıtını verir ve elbette gereğini de yapar. Bu salona baktığımızda, esasında 'örgüt' diye bir kavramın konuşulduğu bir ortamda, arkamda bulunan, başta kadın arkadaşlarımız olmak üzere burada tutsak bulunan kıymetli kader arkadaşlarıma baktığımda, buradan bir örgütün çıkmayacağını herkes görüyor. Kim bakmak isterse görebilir. Bakmaz ise, görmek istemezse, zaten ona biz zorla gösterecek bir halimiz de yoktur. Buradan bir örgüt çıkmaz, bunu millet de görüyor. Burada bir suç örgütü yok. Gerçekten büyük bir zalimlikle mücadele eden kader arkadaşlarım var."
Duruşmaların canlı yayınlanmasını istediğini ifade eden İmamoğlu, duruşmaların başladığı ilk günden, bugüne geçmiş duruşmaların da yayınlanmasını istediğini söyledi.
Özgürlüğü, itibarını ve emeğini savunduğunu aktaran İmamoğlu, "Bütün iddialar çöptür ve çökmüştür. Hani 'Delillere göre savunma yapılsın.' deniyor, 6 ay bitti, bir tek delili şu mahkemede huzurda kimse görmedi, ben de görmedim. Gören varsa şimdi yansıtsınlar, ben özür dileyeceğim." beyanında bulundu.
Savunma hakkına ilk müdahalenin avukatı Mehmet Pehlivan'ın tutuklandığında başladığını ve sonrasında Silivri'de savunma hakkının elinden alındığını savunan İmamoğlu, savunmasını 7-8 saatte bitirmesinin istendiğini, süre sınırlaması getirildiğini ve savunmasına engel olunduğunu öne sürdü.
Hak yemediğini ve hakkını da yedirmeyeceğini belirten İmamoğlu, "Mahkeme salonundan çıkarıldım. Duruşmaya getirilmeme kararı usulsüzce uygulandı." beyanında bulundu.
İmamoğlu, tüm arkadaşlarının özgürlüğüne kavuşmasını isteyerek, "Bu davanın şahidi millettir. Bu hukuksuzlukların şahidi millettir. Cumhuriyet, demokrasi, adalet için bedeli hayatım da olsa sonuna kadar mücadele edecek bir Ekrem İmamoğlu buradadır. Ben bu iddianameyi yazanları burada yargılamaya devam edeceğim." dedi.
Aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tutuklu sanıkların taleplerinin alınması tamamlandıktan sonra mahkeme, cumhuriyet savcısına görüşünü sordu.
Cumhuriyet savcısı, tüm tutuklu sanıkların bu hallerinin devamını istedi.
Mahkeme, inceleme için duruşmaya ara verdi.
51 SANIĞIN TUTUKLULUĞU DEVAM EDECEK
Mahkeme heyeti, aranın ardından, tutuklu sanıklar Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı ve İBB Meclis Üyesi Ali Rıza Akyüz ile reklamcı Serkan Öztürk'ün tahliyesine karar verdi.
Tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ile eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 51 sanığın tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi.
Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere 7 Eylül Pazartesi gününe ertelendi.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, bir kısım tutuklu sanıklara ve avukatlarına aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tahliye talepleri için söz verildi.
Söz verilen tutuklu sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, sadece görevini yaptığını, kamu görevlisi olduğunu ve görevi gereği imzalar attığını savundu.
Gökçe, eylemlerde adının geçmediğini, ihaleyi alacak kişileri tanımadığını ve bilmediğini öne sürdü.
Boğazından haram lokma geçmediğini, hiçbir suç işlemediğini, örnek bir yaşam sürdüğünü savunan Gökçe, tahliyesini talep etti.
Bir diğer tutuklu sanık İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün de bilirkişi raporlarını eleştirerek, bu raporların maddi hatalar ve hukuki çarpıtmalar içererek hazırlandığını ileri sürdü.
Akgün, ihalelerin yapılış yöntemlerini anlatarak, üzerine atılı eylemlerin mevzuata ve hukuka uygun olduğunu belirtti.
Yaptığı görev boyunca kamu yararına çalıştığını ifade eden Akgün, "Kişisel menfaat peşinden koşmadım. Sözde örgütün çıkarları için bir eylemde bulunmadım, bulunmam." dedi. Sanık Akgün, tahliyesini istedi.
İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, 18 aydır tutuklu olduğunu belirterek, iddianameye göre cezalandırıldığını öne sürdü.
Ongun, atfedilmiş algılar, büyütülmüş ifadeler üzerinden 18 aydır cezaevinde olmaması gerektiğini savunarak, "Ben burada haklı olarak yatıyorum demem lazım ama ben şu an haksız olarak yatıyorum." beyanında bulundu. Mahkemenin adil olmasını isteyen Ongun, tahliyesini talep etti.
Bazı tutuklu sanıklar ile avukatları da tahliye talebinde bulundu.
En son söz verilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu da Türkiye'nin hatta Avrupa'nın en büyük duruşma salonunda olduklarını ifade ederek, şunları söyledi:
"Asıl soru şu, böylesine büyük bir salon acaba ne kadar büyük bir adalete ev sahipliği yapıyor ya da yapabilecek? Yanıtını elbette ki kıymetli milletimiz verir. Eninde sonunda milletimiz bunun yanıtını verir ve elbette gereğini de yapar. Bu salona baktığımızda, esasında 'örgüt' diye bir kavramın konuşulduğu bir ortamda, arkamda bulunan, başta kadın arkadaşlarımız olmak üzere burada tutsak bulunan kıymetli kader arkadaşlarıma baktığımda, buradan bir örgütün çıkmayacağını herkes görüyor. Kim bakmak isterse görebilir. Bakmaz ise, görmek istemezse, zaten ona biz zorla gösterecek bir halimiz de yoktur. Buradan bir örgüt çıkmaz, bunu millet de görüyor. Burada bir suç örgütü yok. Gerçekten büyük bir zalimlikle mücadele eden kader arkadaşlarım var."
Duruşmaların canlı yayınlanmasını istediğini ifade eden İmamoğlu, duruşmaların başladığı ilk günden, bugüne geçmiş duruşmaların da yayınlanmasını istediğini söyledi.
Özgürlüğü, itibarını ve emeğini savunduğunu aktaran İmamoğlu, "Bütün iddialar çöptür ve çökmüştür. Hani 'Delillere göre savunma yapılsın.' deniyor, 6 ay bitti, bir tek delili şu mahkemede huzurda kimse görmedi, ben de görmedim. Gören varsa şimdi yansıtsınlar, ben özür dileyeceğim." beyanında bulundu.
Savunma hakkına ilk müdahalenin avukatı Mehmet Pehlivan'ın tutuklandığında başladığını ve sonrasında Silivri'de savunma hakkının elinden alındığını savunan İmamoğlu, savunmasını 7-8 saatte bitirmesinin istendiğini, süre sınırlaması getirildiğini ve savunmasına engel olunduğunu öne sürdü.
Hak yemediğini ve hakkını da yedirmeyeceğini belirten İmamoğlu, "Mahkeme salonundan çıkarıldım. Duruşmaya getirilmeme kararı usulsüzce uygulandı." beyanında bulundu.
İmamoğlu, tüm arkadaşlarının özgürlüğüne kavuşmasını isteyerek, "Bu davanın şahidi millettir. Bu hukuksuzlukların şahidi millettir. Cumhuriyet, demokrasi, adalet için bedeli hayatım da olsa sonuna kadar mücadele edecek bir Ekrem İmamoğlu buradadır. Ben bu iddianameyi yazanları burada yargılamaya devam edeceğim." dedi.
Aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tutuklu sanıkların taleplerinin alınması tamamlandıktan sonra mahkeme, cumhuriyet savcısına görüşünü sordu.
Cumhuriyet savcısı, tüm tutuklu sanıkların bu hallerinin devamını istedi.
Mahkeme, inceleme için duruşmaya ara verdi.
51 SANIĞIN TUTUKLULUĞU DEVAM EDECEK
Mahkeme heyeti, aranın ardından, tutuklu sanıklar Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı ve İBB Meclis Üyesi Ali Rıza Akyüz ile reklamcı Serkan Öztürk'ün tahliyesine karar verdi.
Tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ile eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 51 sanığın tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi.
Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere 7 Eylül Pazartesi gününe ertelendi.
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİK
– Türkiye...
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİK
– Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği
TEBLİĞLER
– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğ (No: 2026/9)
– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ (No: 2026/10)
İLÂN BÖLÜMÜ
a - Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
b - Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİK
– Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği
TEBLİĞLER
– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğ (No: 2026/9)
– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ (No: 2026/10)
İLÂN BÖLÜMÜ
a - Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
b - Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yapılan atama kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.
Sayıştay Başsavcılığı'na, Sayıştay Savcısı Recep Çevik atandı. Karar, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 7'nci maddeleri gereğinc...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yapılan atama kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.
Sayıştay Başsavcılığı'na, Sayıştay Savcısı Recep Çevik atandı. Karar, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 7'nci maddeleri gereğinc...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yapılan atama kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.
Sayıştay Başsavcılığı'na, Sayıştay Savcısı Recep Çevik atandı. Karar, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 7'nci maddeleri gereğince alındı.
Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan görevden alınırken, yerine Ahmet Bostancı atandı.
Kararla, Bilecik İl Müftüsü Ahmet Dilek, Karabük İl Müftüsü Ali Erhun, Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, Nevşehir İl Müftüsü Kazım Güzel, Zonguldak İl Müftüsü İbrahim Halil Demir ve Konya İl Müftüsü Ali Öge görevden alındı.
İL MÜFTÜLÜĞÜ ATAMALARI
Kararla, Bilecik İl Müftülüğü’ne Yusuf Dikmen; Tunceli İl Müftülüğü’ne Fethullah Yavuz: Iğdır İl Müftülüğü’ne Kilis İl Müftüsü Alettin Bozkurt; Kilis İl Müftülüğü’ne Iğdır İl Müftüsü Zahit Demirel; Karabük İl Müftülüğü’ne Mustafa Yavuz; Kocaeli İl Müftülüğü’ne Bolu İl Müftüsü Hüseyin Demirtaş; Bolu İl Müftülüğü’ne Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay; Giresun İl Müftülüğü’ne Hakkari İl Müftüsü Hüseyin Okuş; Hakkari İl Müftülüğü’ne Recep Eren; Niğde İl Müftülüğü’ne Kars İl Müftüsü Yavuz Yıldız; Kars İl Müftülüğü’ne Selami Aykul; Nevşehir İl Müftülüğü’ne Gümüşhane İl Müftüsü Hayri Erenay; Gümüşhane İI Müftülüğü’ne Karaman İl Müftüsü Faruk Gürbüz; Karaman İl Müftülüğü’ne Isparta İl Müftüsü Muharrem Biçer; Isparta İl Müftülüğü’ne Kırklareli İl Müftüsü Yusuf Eviş; Kırklareli İl Müftülüğü’ne Aksaray İl Müftüsü Veysel Işıldar; Aksaray İl Müftülüğü’ne Ali Efe; Zonguldak İl Müftülüğü’ne Bayburt İl Müftüsü Bayram Danacı; Bayburt İl Müftülüğü’ne Basri Bektaş; Konya İl Müftülüğü’ne Diyarbakır İI Müftüsü Celal Büyük; Diyarbakır İl Müftülüğü’ne Erzincan İl Müftüsü İsmail Fakirullahoğlu; Erzincan İl Müftülüğü’ne Selim Yazıcı; Yalova İl Müftülüğü’ne Rize İl Müftüsü Naci Çakmakçı; Rize İl Müftülüğü’ne Yalova İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk; Şanlıurfa İl Müftülüğü’ne Van İl Müftüsü Mehmet Sırrı Şık; Van İl Müftülüğüne Bitlis İl Müftüsü Kadir Koçak; Bitlis İl Müftülüğü’ne Bartın İl Müftüsü Ömer Keskin; Bartın İl Müftülüğü’ne Mehmet Çelebi; Aydın İl Müftülüğü’ne Samsun İl Müftüsü Seyfullah Çakır; Samsun İl Müftülüğü’ne Aydın İl Müftüsü Hasan Güneş; Adana İI Müftülüğü’ne Afyonkarahisar İl Müftüsü Lütfü İmamoğlu; Afyonkarahisar İl Müftülüğüne Burdur İl Müftüsü Ali Hayri Çelik; Burdur İl Müftülüğü’ne Sinop İl Müftüsü Paşa Bektaş; Sinop İl Müftülüğü’ne Mehmet Arslaner ve Kütahya İl Müftülüğü’ne Hasan İzmirli atandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yapılan atama kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.
Sayıştay Başsavcılığı'na, Sayıştay Savcısı Recep Çevik atandı. Karar, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 7'nci maddeleri gereğince alındı.
Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan görevden alınırken, yerine Ahmet Bostancı atandı.
Kararla, Bilecik İl Müftüsü Ahmet Dilek, Karabük İl Müftüsü Ali Erhun, Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, Nevşehir İl Müftüsü Kazım Güzel, Zonguldak İl Müftüsü İbrahim Halil Demir ve Konya İl Müftüsü Ali Öge görevden alındı.
İL MÜFTÜLÜĞÜ ATAMALARI
Kararla, Bilecik İl Müftülüğü’ne Yusuf Dikmen; Tunceli İl Müftülüğü’ne Fethullah Yavuz: Iğdır İl Müftülüğü’ne Kilis İl Müftüsü Alettin Bozkurt; Kilis İl Müftülüğü’ne Iğdır İl Müftüsü Zahit Demirel; Karabük İl Müftülüğü’ne Mustafa Yavuz; Kocaeli İl Müftülüğü’ne Bolu İl Müftüsü Hüseyin Demirtaş; Bolu İl Müftülüğü’ne Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay; Giresun İl Müftülüğü’ne Hakkari İl Müftüsü Hüseyin Okuş; Hakkari İl Müftülüğü’ne Recep Eren; Niğde İl Müftülüğü’ne Kars İl Müftüsü Yavuz Yıldız; Kars İl Müftülüğü’ne Selami Aykul; Nevşehir İl Müftülüğü’ne Gümüşhane İl Müftüsü Hayri Erenay; Gümüşhane İI Müftülüğü’ne Karaman İl Müftüsü Faruk Gürbüz; Karaman İl Müftülüğü’ne Isparta İl Müftüsü Muharrem Biçer; Isparta İl Müftülüğü’ne Kırklareli İl Müftüsü Yusuf Eviş; Kırklareli İl Müftülüğü’ne Aksaray İl Müftüsü Veysel Işıldar; Aksaray İl Müftülüğü’ne Ali Efe; Zonguldak İl Müftülüğü’ne Bayburt İl Müftüsü Bayram Danacı; Bayburt İl Müftülüğü’ne Basri Bektaş; Konya İl Müftülüğü’ne Diyarbakır İI Müftüsü Celal Büyük; Diyarbakır İl Müftülüğü’ne Erzincan İl Müftüsü İsmail Fakirullahoğlu; Erzincan İl Müftülüğü’ne Selim Yazıcı; Yalova İl Müftülüğü’ne Rize İl Müftüsü Naci Çakmakçı; Rize İl Müftülüğü’ne Yalova İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk; Şanlıurfa İl Müftülüğü’ne Van İl Müftüsü Mehmet Sırrı Şık; Van İl Müftülüğüne Bitlis İl Müftüsü Kadir Koçak; Bitlis İl Müftülüğü’ne Bartın İl Müftüsü Ömer Keskin; Bartın İl Müftülüğü’ne Mehmet Çelebi; Aydın İl Müftülüğü’ne Samsun İl Müftüsü Seyfullah Çakır; Samsun İl Müftülüğü’ne Aydın İl Müftüsü Hasan Güneş; Adana İI Müftülüğü’ne Afyonkarahisar İl Müftüsü Lütfü İmamoğlu; Afyonkarahisar İl Müftülüğüne Burdur İl Müftüsü Ali Hayri Çelik; Burdur İl Müftülüğü’ne Sinop İl Müftüsü Paşa Bektaş; Sinop İl Müftülüğü’ne Mehmet Arslaner ve Kütahya İl Müftülüğü’ne Hasan İzmirli atandı.
Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 9 öğrenci ile bir öğretmenin yaşamını yitirdiği silahlı saldırıya ilişkin soruşturma tamamlandı.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırgan İsa Aras Mersinli'nin babası Uğur Mersinli ile annesi Peyman Pınar Mersinli hakkında iddianame düzenledi.
Saldırganın anne ve babası bugün hakim karşısına çıktı.
"BENDEN HABERSİZ ÇALMIŞTIR"Duruşma, Uğur Mersinli'nin savunmasıyla başladı.
Silahları, oğlunun bulduğunu dile getiren Mersinli, "Çocuğun bu o...
Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 9 öğrenci ile bir öğretmenin yaşamını yitirdiği silahlı saldırıya ilişkin soruşturma tamamlandı.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırgan İsa Aras Mersinli'nin babası Uğur Mersinli ile annesi Peyman Pınar Mersinli hakkında iddianame düzenledi.
Saldırganın anne ve babası bugün hakim karşısına çıktı.
"BENDEN HABERSİZ ÇALMIŞTIR"Duruşma, Uğur Mersinli'nin savunmasıyla başladı.
Silahları, oğlunun bulduğunu dile getiren Mersinli, "Çocuğun bu o...
Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 9 öğrenci ile bir öğretmenin yaşamını yitirdiği silahlı saldırıya ilişkin soruşturma tamamlandı.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırgan İsa Aras Mersinli'nin babası Uğur Mersinli ile annesi Peyman Pınar Mersinli hakkında iddianame düzenledi.
Saldırganın anne ve babası bugün hakim karşısına çıktı.
"BENDEN HABERSİZ ÇALMIŞTIR"Duruşma, Uğur Mersinli'nin savunmasıyla başladı.
Silahları, oğlunun bulduğunu dile getiren Mersinli, "Çocuğun bu olayda silahlara erişmesi ebeveyn kusuru göstermez. Benden habersiz almıştır. Aras'ın davranışından benim kastım sonucu çıkartılamaz." diyerek kendisini savundu.
Oğlunun okul saldırısı yapacağını bilmediğini iddia eden Mersinli, "Olayın bütün riskinin tarafıma yüklenmesi yanlıştır. Silahlar çalınmıştır. Yatak odaları, evlerde kapıları kilitlenen yerlerdir." dedi.
Evindeki aramada silahların bulunamamasının ardından kendisinin söylediğini dile getiren Mersinli, "Yatak odasında gardıroptaki eşyalar bana aittir." diyerek İsa Aras Mersinli’nin okul saldırısı yapacağını tahmin eden kamu görevlilerinin bu bilgileri kendileriyle paylaşmamasına tepki gösterdi.
Mersinli, şöyle devam etti:
"İsa Aras Mersinli, manifestosunu önceden hazırlamıştır ve onu poligona sevgim için götürdüm, kandırıldığımı hissediyorum."
"FAİL İSA ARAS MERSİNLİ'DİR"Sanık Mersinli, ortada işlenen bir suç varsa ortada failin de olduğunu söyleyerek "Fail İsa Aras Mersinli’dir ve ona kamu davası açılmamıştır. İddia makamı anne ve babayı suçlamak için kamuoyu baskısıyla ortaya karışık iddianame düzenlemiştir." iddiasını dile getirdi.
Uğur Mersinli, oğlu hakkında hırsızlık suçundan davacı ve şikayetçi olduğunu açıkladı.
Dava, sanık baba Uğur Mersinli’nin savunmasıyla devam ediyor.
Duruşma öncesi ailelerin avukatı Özcan Kara, bu yargılama sonunda verilecek kararın ebeveynlerin çocuklarının eğitim ve gözetimi konusunda çok önemli bir hukuki belge olup ve topluma yön vereceği söyledi.
Kara, iddianamenin temelinde gerekçe olarak da silahlar, evde 7 adet şarjörleri dolu vaziyette tabancanın bulunması ve iki adet av tüfeğinin bulunması olarak gösterildiğini dile getirdi.
“Aile hem çocuklarının psikolojik sorunlarının varlığını bilmekte hem de bu silahları evde muhafaza etmede bulundurmaktadır.” diyerek şüpheli Mersinli ailesine tepki gösteren Kara, “Savcılığın en temel gerekçesi bunlardır. Bunun dışında çocuğa atış poligonunda atış yaptırması da ayrı bir kusurlarıdır.” dedi.
İSTENEN CEZAKahramanmaraş 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davadaUğur Mersinli “Olası kastla öldürme” suçundan 10 kez müebbet, “Olası kastla yaralama'” suçundan da 30 yıla kadar, Peyman Pınar Mersinli ise “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22,5 yıla kadarhapis istemiyle yargılanıyor.
İDDİANAMEDEN AYRINTILARİddianamede savcılık, polis başmüfettişi olan Uğur Mersinli'nin, çocuğunun psikolojik durumunu, kendisine zarar verme davranışlarını ve silahlara yönelik ilgisini bilmesine rağmen gerekli tedbirleri almadığını öne sürdü.
Babanın, saldırganı poligona götürerek silah kullanmasına izin verdiği, çok sayıda silahı kolay ulaşılabilir biçimde evde tuttuğu ve dijital faaliyetlerini yeterince denetlemediği ileri sürüldü.
Mersinli’nin saldırı sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmaları öngörebilecek durumda olduğu savunuldu.
TEHLİKEYİ ÖNGÖRDÜ İDDİASIAnne Peyman Pınar Mersinli’nin ise çocuğunun psikolojik sorunlarına ilişkin uyarılara rağmen gerekli sağlık başvurularını yaptırmadığı, tehlikeyi öngörmesine karşın gerekli dikkat ve özeni göstermediği iddia edildi.
Her iki şüpheli de ifadelerinde suçlamaları kabul etmemişti.
5 TABANCA VE İKİ BOŞ ŞARJÖR BULUNMUŞTUKoridorun sonunda beş tabanca, iki boş şarjörve silahların taşındığı değerlendirilen bir çanta bulunmuş ve olay yerinden toplam 84 kovan toplanmıştı.
Kriminal incelemede, yaşamını yitiren ve yaralanan kişilere isabet eden mermilerin saldırıda kullanılan silahlardan ateşlendiği belirlenmişti.
İddianamede, saldırıda kullanılan silahların Uğur Mersinli adına ruhsatlı olduğu kaydedildi.
SALDIRIDAN ÖNCE OKULUN KROKİSİNİ ÇİZMİŞSaldırganın cep telefonu ve bilgisayarında yapılan incelemede, okulun tükenmez kalemle çizilmiş krokileri bulunmuştu. Cep telefonunda farklı tarihlerde babasına ait silahlarla çekilmiş fotoğrafların yanı sıra saldırıdan iki gün önce babasıyla birlikte gittiği atış poligonuna ait görüntüler tespit edilmişti.
İddianamede, saldırganın bilgisayarında 11 Nisan 2026 tarihli, saldırının nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin ayrıntılı planlar içeren bir belge bulunduğu aktarıldı. Belgede, silahların ve şarjörlerin hazırlanması, okulun çıkışlarının kapatılması, tuvaletlerde silahlanılması ve sınıflara girilerek ateş edilmesine ilişkin ifadeler bulunduğu kaydedildi.
AİLEYE DEFALARCA UYARI YAPILMIŞİddianamede, saldırganın okul rehberlik servisinde farklı yıllarda toplam 32 bireysel görüşmeye katıldığı belirtildi.
Okul kayıtlarına göre, 2022 ve 2024 yıllarında velilere çocuğun psikolojik desteğe ihtiyacı bulunduğu ve hastaneye sevk edilmesi gerektiği yönünde bildirim yapıldığı, ancak hastane başvurusunun gerçekleştirilmediği ifade edildi.
Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 9 öğrenci ile bir öğretmenin yaşamını yitirdiği silahlı saldırıya ilişkin soruşturma tamamlandı.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırgan İsa Aras Mersinli'nin babası Uğur Mersinli ile annesi Peyman Pınar Mersinli hakkında iddianame düzenledi.
Saldırganın anne ve babası bugün hakim karşısına çıktı.
"BENDEN HABERSİZ ÇALMIŞTIR"Duruşma, Uğur Mersinli'nin savunmasıyla başladı.
Silahları, oğlunun bulduğunu dile getiren Mersinli, "Çocuğun bu olayda silahlara erişmesi ebeveyn kusuru göstermez. Benden habersiz almıştır. Aras'ın davranışından benim kastım sonucu çıkartılamaz." diyerek kendisini savundu.
Oğlunun okul saldırısı yapacağını bilmediğini iddia eden Mersinli, "Olayın bütün riskinin tarafıma yüklenmesi yanlıştır. Silahlar çalınmıştır. Yatak odaları, evlerde kapıları kilitlenen yerlerdir." dedi.
Evindeki aramada silahların bulunamamasının ardından kendisinin söylediğini dile getiren Mersinli, "Yatak odasında gardıroptaki eşyalar bana aittir." diyerek İsa Aras Mersinli’nin okul saldırısı yapacağını tahmin eden kamu görevlilerinin bu bilgileri kendileriyle paylaşmamasına tepki gösterdi.
Mersinli, şöyle devam etti:
"İsa Aras Mersinli, manifestosunu önceden hazırlamıştır ve onu poligona sevgim için götürdüm, kandırıldığımı hissediyorum."
"FAİL İSA ARAS MERSİNLİ'DİR"Sanık Mersinli, ortada işlenen bir suç varsa ortada failin de olduğunu söyleyerek "Fail İsa Aras Mersinli’dir ve ona kamu davası açılmamıştır. İddia makamı anne ve babayı suçlamak için kamuoyu baskısıyla ortaya karışık iddianame düzenlemiştir." iddiasını dile getirdi.
Uğur Mersinli, oğlu hakkında hırsızlık suçundan davacı ve şikayetçi olduğunu açıkladı.
Dava, sanık baba Uğur Mersinli’nin savunmasıyla devam ediyor.
Duruşma öncesi ailelerin avukatı Özcan Kara, bu yargılama sonunda verilecek kararın ebeveynlerin çocuklarının eğitim ve gözetimi konusunda çok önemli bir hukuki belge olup ve topluma yön vereceği söyledi.
Kara, iddianamenin temelinde gerekçe olarak da silahlar, evde 7 adet şarjörleri dolu vaziyette tabancanın bulunması ve iki adet av tüfeğinin bulunması olarak gösterildiğini dile getirdi.
“Aile hem çocuklarının psikolojik sorunlarının varlığını bilmekte hem de bu silahları evde muhafaza etmede bulundurmaktadır.” diyerek şüpheli Mersinli ailesine tepki gösteren Kara, “Savcılığın en temel gerekçesi bunlardır. Bunun dışında çocuğa atış poligonunda atış yaptırması da ayrı bir kusurlarıdır.” dedi.
İSTENEN CEZAKahramanmaraş 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davadaUğur Mersinli “Olası kastla öldürme” suçundan 10 kez müebbet, “Olası kastla yaralama'” suçundan da 30 yıla kadar, Peyman Pınar Mersinli ise “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22,5 yıla kadarhapis istemiyle yargılanıyor.
İDDİANAMEDEN AYRINTILARİddianamede savcılık, polis başmüfettişi olan Uğur Mersinli'nin, çocuğunun psikolojik durumunu, kendisine zarar verme davranışlarını ve silahlara yönelik ilgisini bilmesine rağmen gerekli tedbirleri almadığını öne sürdü.
Babanın, saldırganı poligona götürerek silah kullanmasına izin verdiği, çok sayıda silahı kolay ulaşılabilir biçimde evde tuttuğu ve dijital faaliyetlerini yeterince denetlemediği ileri sürüldü.
Mersinli’nin saldırı sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmaları öngörebilecek durumda olduğu savunuldu.
TEHLİKEYİ ÖNGÖRDÜ İDDİASIAnne Peyman Pınar Mersinli’nin ise çocuğunun psikolojik sorunlarına ilişkin uyarılara rağmen gerekli sağlık başvurularını yaptırmadığı, tehlikeyi öngörmesine karşın gerekli dikkat ve özeni göstermediği iddia edildi.
Her iki şüpheli de ifadelerinde suçlamaları kabul etmemişti.
5 TABANCA VE İKİ BOŞ ŞARJÖR BULUNMUŞTUKoridorun sonunda beş tabanca, iki boş şarjörve silahların taşındığı değerlendirilen bir çanta bulunmuş ve olay yerinden toplam 84 kovan toplanmıştı.
Kriminal incelemede, yaşamını yitiren ve yaralanan kişilere isabet eden mermilerin saldırıda kullanılan silahlardan ateşlendiği belirlenmişti.
İddianamede, saldırıda kullanılan silahların Uğur Mersinli adına ruhsatlı olduğu kaydedildi.
SALDIRIDAN ÖNCE OKULUN KROKİSİNİ ÇİZMİŞSaldırganın cep telefonu ve bilgisayarında yapılan incelemede, okulun tükenmez kalemle çizilmiş krokileri bulunmuştu. Cep telefonunda farklı tarihlerde babasına ait silahlarla çekilmiş fotoğrafların yanı sıra saldırıdan iki gün önce babasıyla birlikte gittiği atış poligonuna ait görüntüler tespit edilmişti.
İddianamede, saldırganın bilgisayarında 11 Nisan 2026 tarihli, saldırının nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin ayrıntılı planlar içeren bir belge bulunduğu aktarıldı. Belgede, silahların ve şarjörlerin hazırlanması, okulun çıkışlarının kapatılması, tuvaletlerde silahlanılması ve sınıflara girilerek ateş edilmesine ilişkin ifadeler bulunduğu kaydedildi.
AİLEYE DEFALARCA UYARI YAPILMIŞİddianamede, saldırganın okul rehberlik servisinde farklı yıllarda toplam 32 bireysel görüşmeye katıldığı belirtildi.
Okul kayıtlarına göre, 2022 ve 2024 yıllarında velilere çocuğun psikolojik desteğe ihtiyacı bulunduğu ve hastaneye sevk edilmesi gerektiği yönünde bildirim yapıldığı, ancak hastane başvurusunun gerçekleştirilmediği ifade edildi.
İstanbul'da polisin sekiz yıldır aradığı firari hükümlü, kadın kılığında yakalandı.
Asayiş Şube Müdürlüğ...
İstanbul'da polisin sekiz yıldır aradığı firari hükümlü, kadın kılığında yakalandı.
Asayiş Şube Müdürlüğ...
İstanbul'da polisin sekiz yıldır aradığı firari hükümlü, kadın kılığında yakalandı.
Asayiş Şube Müdürlüğü, Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri tarafından kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlüleri yakalamak için operasyon düzenlendi.
KADIKÖY'DE OLDUĞU BELİRLENDİ2010 yılında Samsun ilinde yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak hırsızlık suçundan üç kesinleşmiş hapis cezası alan ve 28 Şubat 2018 yılından bu yana aranan Tuğrul Başar'ın Kadıköy'de olduğu tespit edildi.
KADIN KILIĞINA GİRMİŞAranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, yaptıkları çalışmada şüphelinin yakalanmamak için kadın kılığında dolaştığını tespit etti.
Yapılan çalışmalarda takibe alınan Tuğrul Başar önceki gün gözaltına alındı.
KIZ KARDEŞİNİN KİMLİĞİYLE DOLAŞMIŞŞüphelinin üzerinden kız kardeşine ait kimlik çıkarken, şüphelinin bu sayede yıllardır kaçmayı başardığı belirlendi.
Hakkında başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçundan da işlem yapılan Tuğrul Başar, işlemlerinin yapılması için Kadıköy, İskele polis merkezine teslim edildi.
İstanbul'da polisin sekiz yıldır aradığı firari hükümlü, kadın kılığında yakalandı.
Asayiş Şube Müdürlüğü, Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri tarafından kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlüleri yakalamak için operasyon düzenlendi.
KADIKÖY'DE OLDUĞU BELİRLENDİ2010 yılında Samsun ilinde yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak hırsızlık suçundan üç kesinleşmiş hapis cezası alan ve 28 Şubat 2018 yılından bu yana aranan Tuğrul Başar'ın Kadıköy'de olduğu tespit edildi.
KADIN KILIĞINA GİRMİŞAranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, yaptıkları çalışmada şüphelinin yakalanmamak için kadın kılığında dolaştığını tespit etti.
Yapılan çalışmalarda takibe alınan Tuğrul Başar önceki gün gözaltına alındı.
KIZ KARDEŞİNİN KİMLİĞİYLE DOLAŞMIŞŞüphelinin üzerinden kız kardeşine ait kimlik çıkarken, şüphelinin bu sayede yıllardır kaçmayı başardığı belirlendi.
Hakkında başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçundan da işlem yapılan Tuğrul Başar, işlemlerinin yapılması için Kadıköy, İskele polis merkezine teslim edildi.
İran ile ABD arasında yeniden başlayan karşılıklı saldırılar devam ederken, Tahran yönetimi savaşın en kritik alanı olan Hürmüz Boğazı'yla ilgili yeni bir hamle yaptı.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Mu...
İran ile ABD arasında yeniden başlayan karşılıklı saldırılar devam ederken, Tahran yönetimi savaşın en kritik alanı olan Hürmüz Boğazı'yla ilgili yeni bir hamle yaptı.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Mu...
İran ile ABD arasında yeniden başlayan karşılıklı saldırılar devam ederken, Tahran yönetimi savaşın en kritik alanı olan Hürmüz Boğazı'yla ilgili yeni bir hamle yaptı.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, Umman ile Hürmüz Boğazı’nın giriş ve çıkışının Tahran’ın kontrolünde olan yeni koridoruyla ilgili anlaşmanın önümüzdeki günlerde imzalanacağını duyurdu.
BOĞAZDA YENİ KISITLI ALAN
Katıldığı televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalar yapan Rızai, “Yakında Hürmüz Boğazı çevresinde kısıtlı bir alan ilan edeceğiz.” dedi.
Muhsin Rızai, söz konusu alanın ABD’nin deniz ablukası uyguladığı alandan başlayarak Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’ni kapsayacağını söyleyerek, ilan edilecek yeni alana "izinsiz" giren her geminin İran tarafından kara listeye alınacağı uyarısında bulundu.
Ülkesinin Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı önlemleri sıkılaştıracağını dile getiren Rızai, bu önlemlerin füze saldırılarından daha fazla etki yaratacağını belirterek “Hürmüz Boğazı’nın açık kalması taahhüdünü ABD’lilerin saldırı ve sabotaj düzenlememesi halinde veririz.” dedi.
İran’ın ABD savaş gemilerine yönelik saldırıları hakkında da konuşan Rızai, “48 saat önce ilk kez gemisavar füzemizi ABD savaş gemisi üzerinde test ettik.” diye konuştu.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Rızai, İran ile ABD arasında arabulucu rolü üstlenen ülkelerin, iki ülke arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanması noktasında etkisiz olduğunu da öne sürdü.
SALDIRILAR YENİDEN BAŞLADI
İki ülke arasındaki kırılgan ateşkes, temmuz ayında Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik saldırıların ardından çökmüştü. Küresel petrol ticareti açısından kritik öneme sahip boğazdan savaş öncesinde dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri geçiyordu.
ABD Başkanı Donald Trump son haftalarda Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik tartışmasını da gündeme getirirken, Başkan Yardımcısı JD Vance ise İran ticari gemilere yönelik saldırılarını durdurmadıkça Washington'ın Tahran'la yeniden müzakereye başlamayacağını söyledi.
ABD yönetimi çatışmanın boyutunu küçümseyen açıklamalar yaparken Trump savaşı "küçük bir mesele" olarak nitelendirdi. Vance ise daha önce "Buna savaş demezdim" ifadesini kullanmıştı.
İran ile ABD arasında yeniden başlayan karşılıklı saldırılar devam ederken, Tahran yönetimi savaşın en kritik alanı olan Hürmüz Boğazı'yla ilgili yeni bir hamle yaptı.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, Umman ile Hürmüz Boğazı’nın giriş ve çıkışının Tahran’ın kontrolünde olan yeni koridoruyla ilgili anlaşmanın önümüzdeki günlerde imzalanacağını duyurdu.
BOĞAZDA YENİ KISITLI ALAN
Katıldığı televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalar yapan Rızai, “Yakında Hürmüz Boğazı çevresinde kısıtlı bir alan ilan edeceğiz.” dedi.
Muhsin Rızai, söz konusu alanın ABD’nin deniz ablukası uyguladığı alandan başlayarak Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’ni kapsayacağını söyleyerek, ilan edilecek yeni alana "izinsiz" giren her geminin İran tarafından kara listeye alınacağı uyarısında bulundu.
Ülkesinin Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı önlemleri sıkılaştıracağını dile getiren Rızai, bu önlemlerin füze saldırılarından daha fazla etki yaratacağını belirterek “Hürmüz Boğazı’nın açık kalması taahhüdünü ABD’lilerin saldırı ve sabotaj düzenlememesi halinde veririz.” dedi.
İran’ın ABD savaş gemilerine yönelik saldırıları hakkında da konuşan Rızai, “48 saat önce ilk kez gemisavar füzemizi ABD savaş gemisi üzerinde test ettik.” diye konuştu.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Rızai, İran ile ABD arasında arabulucu rolü üstlenen ülkelerin, iki ülke arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanması noktasında etkisiz olduğunu da öne sürdü.
SALDIRILAR YENİDEN BAŞLADI
İki ülke arasındaki kırılgan ateşkes, temmuz ayında Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik saldırıların ardından çökmüştü. Küresel petrol ticareti açısından kritik öneme sahip boğazdan savaş öncesinde dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri geçiyordu.
ABD Başkanı Donald Trump son haftalarda Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik tartışmasını da gündeme getirirken, Başkan Yardımcısı JD Vance ise İran ticari gemilere yönelik saldırılarını durdurmadıkça Washington'ın Tahran'la yeniden müzakereye başlamayacağını söyledi.
ABD yönetimi çatışmanın boyutunu küçümseyen açıklamalar yaparken Trump savaşı "küçük bir mesele" olarak nitelendirdi. Vance ise daha önce "Buna savaş demezdim" ifadesini kullanmıştı.
Berhan Şimşek'le yaklaşık 9 yıl yaşayan Özlem Şanver, şiddete uğradığına dair görüntülerin ortaya çıkmasından sonra sessizliğini bozdu.
Gazeteci Enver Aysever'e konuşan Özlem Şanver, Şimşek'in CHP Genel Başkan Yardımcılığı'ndan istifasına...
Berhan Şimşek'le yaklaşık 9 yıl yaşayan Özlem Şanver, şiddete uğradığına dair görüntülerin ortaya çıkmasından sonra sessizliğini bozdu.
Gazeteci Enver Aysever'e konuşan Özlem Şanver, Şimşek'in CHP Genel Başkan Yardımcılığı'ndan istifasına...
Berhan Şimşek'le yaklaşık 9 yıl yaşayan Özlem Şanver, şiddete uğradığına dair görüntülerin ortaya çıkmasından sonra sessizliğini bozdu.
Gazeteci Enver Aysever'e konuşan Özlem Şanver, Şimşek'in CHP Genel Başkan Yardımcılığı'ndan istifasına yol açan görüntülerin 2025 yılının haziran ayına ait olduğunu söyledi.
Bu olaydan önce de şiddete maruz kaldığını ileri süren Şanver, darp raporu alarak şikayetçi olduğunu anımsattı.
"DÜZELECEK DEDİ, İNANDIM"Berhan Şimşek'ten kaçmak için şehir değiştirdiğini öne süren Özlem Şanver, siyasetçinin peşinden gelerek kendisini ikna etmeye çalıştığını savundu.
İddialarına “'Düzelecek, özür dilerim' dedi. Tekrar bir araya geldik.” diye devam eden Şanver, Berhan Şimşek'in bu sözlerine inandığını ileri sürerek "Öyle zannediyorsunuz maalesef." diye konuştu.
"NEDEN AYRILMADIN" ELEŞTİRİLERİNE TEPKİÇevresinden gelen "Neden ayrılmadın?" şeklindeki eleştirilere tepki gösteren Özlem Şanver, şöyle konuştu:
“- Beni bu konuyla ilgili yargılayanlar oluyor. Yani 'Niye o zaman ayrılmadın?' Bu soruyu, bu değerlendirmeyi yapmak kimsenin hakkı değil. Niye ayrılmadım? E ayrılmadım, dayak mı yiyeyim yani? Ayrılmadım, şiddete mi uğrayayım? Biz öyle bir yerden bakamayız.”
Şanver, hukuki mücadeleyi sürdüreceğini de söyledi.
"BEN DUŞTAYKEN ÇİLİNGİRLE İÇERİ GİRDİLER"Özlem Şanver yayında, mahkemenin uzaklaştırma kararının ardından yaşandığını ileri sürdüğü bir olayı da anlattı.
Şanver, kararın kendisine tebliğ edilmesinden iki gün sonra evde duşta olduğu sırada içeriye çilingirle girildiğini, Şimşek'in kendisine bir arkadaşı aracılığıyla "Özlem o evden çıksın, yoksa onu hapse attıracağım." diye mesaj gönderdiğini ileri sürdü.
Şanver, Berhan Şimşek'in siyasi kimliğini bir baskı aracı olarak kullandığını da savundu.
ŞİDDET GÖRÜNTÜLERİ SONRASI İSTİFA ETTİSöz konusu olayın geçmişi nisan ayına dayanıyor.
Şanver, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını öne sürerek nisan ayında mahkemeye başvurmuştu.
Mahkeme, Şimşek hakkında iki ay ay süreyle uzaklaştırma kararı vermiş, bu karar daha sonra iki ay daha uzatılmıştı.
Şimşek iddiaları reddederken, ortaya güvenlik kamerası görüntüleri çıkmıştı.
Görüntülerde Şimşek'in Şanver'ın ayağına bastığı ve şiddet uyguladığı anlar yer alıyor.
İstinaf mahkemesinin “mutlak butlan” kararı sonrası CHP'ye dönen Şimşek, görüntülerin ortaya çıkması sonrası Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etmişti.
Berhan Şimşek'le yaklaşık 9 yıl yaşayan Özlem Şanver, şiddete uğradığına dair görüntülerin ortaya çıkmasından sonra sessizliğini bozdu.
Gazeteci Enver Aysever'e konuşan Özlem Şanver, Şimşek'in CHP Genel Başkan Yardımcılığı'ndan istifasına yol açan görüntülerin 2025 yılının haziran ayına ait olduğunu söyledi.
Bu olaydan önce de şiddete maruz kaldığını ileri süren Şanver, darp raporu alarak şikayetçi olduğunu anımsattı.
"DÜZELECEK DEDİ, İNANDIM"Berhan Şimşek'ten kaçmak için şehir değiştirdiğini öne süren Özlem Şanver, siyasetçinin peşinden gelerek kendisini ikna etmeye çalıştığını savundu.
İddialarına “'Düzelecek, özür dilerim' dedi. Tekrar bir araya geldik.” diye devam eden Şanver, Berhan Şimşek'in bu sözlerine inandığını ileri sürerek "Öyle zannediyorsunuz maalesef." diye konuştu.
"NEDEN AYRILMADIN" ELEŞTİRİLERİNE TEPKİÇevresinden gelen "Neden ayrılmadın?" şeklindeki eleştirilere tepki gösteren Özlem Şanver, şöyle konuştu:
“- Beni bu konuyla ilgili yargılayanlar oluyor. Yani 'Niye o zaman ayrılmadın?' Bu soruyu, bu değerlendirmeyi yapmak kimsenin hakkı değil. Niye ayrılmadım? E ayrılmadım, dayak mı yiyeyim yani? Ayrılmadım, şiddete mi uğrayayım? Biz öyle bir yerden bakamayız.”
Şanver, hukuki mücadeleyi sürdüreceğini de söyledi.
"BEN DUŞTAYKEN ÇİLİNGİRLE İÇERİ GİRDİLER"Özlem Şanver yayında, mahkemenin uzaklaştırma kararının ardından yaşandığını ileri sürdüğü bir olayı da anlattı.
Şanver, kararın kendisine tebliğ edilmesinden iki gün sonra evde duşta olduğu sırada içeriye çilingirle girildiğini, Şimşek'in kendisine bir arkadaşı aracılığıyla "Özlem o evden çıksın, yoksa onu hapse attıracağım." diye mesaj gönderdiğini ileri sürdü.
Şanver, Berhan Şimşek'in siyasi kimliğini bir baskı aracı olarak kullandığını da savundu.
ŞİDDET GÖRÜNTÜLERİ SONRASI İSTİFA ETTİSöz konusu olayın geçmişi nisan ayına dayanıyor.
Şanver, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını öne sürerek nisan ayında mahkemeye başvurmuştu.
Mahkeme, Şimşek hakkında iki ay ay süreyle uzaklaştırma kararı vermiş, bu karar daha sonra iki ay daha uzatılmıştı.
Şimşek iddiaları reddederken, ortaya güvenlik kamerası görüntüleri çıkmıştı.
Görüntülerde Şimşek'in Şanver'ın ayağına bastığı ve şiddet uyguladığı anlar yer alıyor.
İstinaf mahkemesinin “mutlak butlan” kararı sonrası CHP'ye dönen Şimşek, görüntülerin ortaya çıkması sonrası Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etmişti.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş yerindeki tartışma sırasında iş arkadaşına vuran işçinin tazminatsız işten çıkarılmasını hukuka uygun buldu.
Dairenin kararına göre; Balıkesir'deki bir iş yerinde çıkan t...
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş yerindeki tartışma sırasında iş arkadaşına vuran işçinin tazminatsız işten çıkarılmasını hukuka uygun buldu.
Dairenin kararına göre; Balıkesir'deki bir iş yerinde çıkan t...
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş yerindeki tartışma sırasında iş arkadaşına vuran işçinin tazminatsız işten çıkarılmasını hukuka uygun buldu.
Dairenin kararına göre; Balıkesir'deki bir iş yerinde çıkan tartışma sırasında işçilerden biri, adil davranmadığını öne sürdüğü vardiya amirinin başına elindeki cisimle vurdu. Bunun üzerine işçinin iş sözleşmesi tazminatsız feshedildi.
Kıdem ile ihbar tazminatının ödenmesi talebiyle dava açan işçi, "küfür ve hakaret etmediği halde tehditvari şekilde konuşularak üzerine yüründüğünü, bu nedenle kendini savunduğunu" iddia edip, feshin haksız olduğunu öne sürdü.
Davalı iş yeri de yaşanan olayın tutanak altına alındığını, olayın tanıklarının bulunduğunu aktararak, davanın reddini talep etti.
İş mahkemesi sıfatıyla davaya bakan Kepsut Asliye Hukuk Mahkemesi, kavganın kim tarafından ve hangi nedenle başlatıldığının belirlenemediğini, haksız tahrik koşullarının ortaya konulamadığını belirtti.
Davalı iş yerinin fesihte haklı olduğunu ispatlayamadığına hükmeden mahkeme, davayı kabul ederek işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesine karar verdi.
İstinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, işçinin fiili saldırısının "sataşma" kapsamında olduğuna ve işveren açısından haklı fesih koşullarının oluştuğuna hükmederek yerel mahkemenin tazminat kararını kaldırdı.
"KARARIN BOZULMASINI GEREKTİRECEK NİTELİKTE DEĞİL"İşçinin temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay'a geldi. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, istinaf tarafından verilen kararı hukuka uygun bularak oy birliğiyle onadı.
Dairenin kararında, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dosyaya sunulan belgeler, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile yargılama ve ispat sürecinin birlikte değerlendirildiği belirtildi.
İnceleme sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı işçinin temyiz başvurusunda ileri sürdüğü itirazların ise kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına hükmedildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş yerindeki tartışma sırasında iş arkadaşına vuran işçinin tazminatsız işten çıkarılmasını hukuka uygun buldu.
Dairenin kararına göre; Balıkesir'deki bir iş yerinde çıkan tartışma sırasında işçilerden biri, adil davranmadığını öne sürdüğü vardiya amirinin başına elindeki cisimle vurdu. Bunun üzerine işçinin iş sözleşmesi tazminatsız feshedildi.
Kıdem ile ihbar tazminatının ödenmesi talebiyle dava açan işçi, "küfür ve hakaret etmediği halde tehditvari şekilde konuşularak üzerine yüründüğünü, bu nedenle kendini savunduğunu" iddia edip, feshin haksız olduğunu öne sürdü.
Davalı iş yeri de yaşanan olayın tutanak altına alındığını, olayın tanıklarının bulunduğunu aktararak, davanın reddini talep etti.
İş mahkemesi sıfatıyla davaya bakan Kepsut Asliye Hukuk Mahkemesi, kavganın kim tarafından ve hangi nedenle başlatıldığının belirlenemediğini, haksız tahrik koşullarının ortaya konulamadığını belirtti.
Davalı iş yerinin fesihte haklı olduğunu ispatlayamadığına hükmeden mahkeme, davayı kabul ederek işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesine karar verdi.
İstinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, işçinin fiili saldırısının "sataşma" kapsamında olduğuna ve işveren açısından haklı fesih koşullarının oluştuğuna hükmederek yerel mahkemenin tazminat kararını kaldırdı.
"KARARIN BOZULMASINI GEREKTİRECEK NİTELİKTE DEĞİL"İşçinin temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay'a geldi. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, istinaf tarafından verilen kararı hukuka uygun bularak oy birliğiyle onadı.
Dairenin kararında, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dosyaya sunulan belgeler, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile yargılama ve ispat sürecinin birlikte değerlendirildiği belirtildi.
İnceleme sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı işçinin temyiz başvurusunda ileri sürdüğü itirazların ise kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına hükmedildi.
Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, BAYKAR Teknoloji Özdemir Bayraktar Millî Teknoloji Merkezi'nde gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin bilgi verdi.
30 Ağustos'ta Girne-Taşucu seferi sırasında alabora olan gemide hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır dileyen MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Aktürk, "Arama kurtarma çalışmalarına, Deniz Kuvvetlerimize ait TCG Işın ve TCG Alemdar dahil olmak üzere 7 gemi ve 11 hava aracı i...
Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, BAYKAR Teknoloji Özdemir Bayraktar Millî Teknoloji Merkezi'nde gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin bilgi verdi.
30 Ağustos'ta Girne-Taşucu seferi sırasında alabora olan gemide hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır dileyen MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Aktürk, "Arama kurtarma çalışmalarına, Deniz Kuvvetlerimize ait TCG Işın ve TCG Alemdar dahil olmak üzere 7 gemi ve 11 hava aracı i...
Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, BAYKAR Teknoloji Özdemir Bayraktar Millî Teknoloji Merkezi'nde gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin bilgi verdi.
30 Ağustos'ta Girne-Taşucu seferi sırasında alabora olan gemide hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır dileyen MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Aktürk, "Arama kurtarma çalışmalarına, Deniz Kuvvetlerimize ait TCG Işın ve TCG Alemdar dahil olmak üzere 7 gemi ve 11 hava aracı ile halihazırda destek sağlanmaktadır. 2 Eylül'de Marmara Denizi Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması sonucu batan gemi ve mürettebatına yönelik arama kurtarma çalışmalarına; Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza bağlı 4 gemi ve 1 İHA ile Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza bağlı 1 uçak ve 1 arama kurtarma helikopteri tarafından ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde destek sağlanmaktadır." açıklamasında bulundu.
Tuğamiral Zeki Aktürk, BAYKAR'ın Türk Silahlı Kuvvetlerinin keşif, gözetleme, istihbarat ve taarruz kabiliyetlerinin geliştirilmesine önemli katkı sağladığını belirterek, konuşmasına şu şekilde devam etti:
"BAYKAR tarafından; tam otonom uçuş ve hassas taarruz kabiliyetiyle muharebe sahasında etkinliği kanıtlanan ve 1 milyon 250 bin uçuş saatini geride bırakan Bayraktar TB2, hava-hava görevlerinin yanı sıra denizaltı savunma ve su üstü harbi gibi operasyonları başarıyla yürüten Akıncı, kısa pistli gemilerden tam otonom iniş ve kalkış kabiliyetine sahip Bayraktar TB3, dünyada görüş ötesi hava-hava füzesi kullanan ilk insansız savaş uçağı Kızılelma, Tam otonom dikey iniş ve kalkış kabiliyetine sahip Bayraktar KALKAN DİHA, yapay zeka destekli hassas vuruş kabiliyetine sahip Kemankeş 1 ve 2 Mini Akıllı Seyir Füzeleri, sürü otonomisi kabiliyetine sahip K2 Kamikaze İHA, Mızrak ve Sivrisinek Akıllı Dolanan Mühimmat ile Bayraktar Mini İHA ve yeni nesil insansız sistemler başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerimizin günümüz ve geleceğin harekat ortamındaki ihtiyaçlarına yönelik birçok ileri teknoloji ürünü millî ve özgün imkanlarla geliştirilmektedir."
“3 PKK'LI TERÖRİST DAHA TESLİM OLDU”
Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele faaliyetlerini azim ve kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ülkemizin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini sınırlarımızda ve ötesinde kesintisiz ve kararlı şekilde sürdürmektedir. Bu kapsamda geride bıraktığımız hafta içerisinde; 3 PKK'lı terörist daha teslim olmuştur." şeklinde konuştu.
Hudutlarda yasa dışı geçişlerle mücadelenin sürdüğünü aktaran Aktürk, "Hudutlarımızda ise 1'i terör örgütü mensubu olmak üzere 575 şahıs yakalanmış, 1 Ocak'tan bugüne kadar sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 655 olmuş, Engellenen bin 123 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 48 bin 507'ye ulaşmıştır. Yine, bu hafta içerisinde Hakkari ve Van hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde toplam 8,5 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir." ifadelerine yer verdi.
“TÜRKİYE, SURİYE'NİN GÜVENLİK VE İSTİKRARININ GÜÇLENDİRİLMESİNE DEVAM EDECEK”
Aktürk, Suriye'de istikrarın sağlanması ve halkın günlük yaşamının normalleşmesine katkı sunmak amacıyla Türk ve Suriye Silahlı Kuvvetlerinin iş birliğiyle Fırat Nehri üzerinde yürütülen ikinci yüzer köprü projesinin 30 Ağustos'ta tamamlandığını hatırlatarak, şu ifadelere yer verdi:
"Daha önce sel felaketi nedeniyle yıkılan köprünün yerine inşa edilen ve Fırat Nehri'nin iki yakası arasındaki ulaşımın kolaylaştırılmasına katkı sağlayacak söz konusu köprü, iki ülke silahlı kuvvetleri arasındaki iş birliği ve dayanışmanın somut bir göstergesidir. Türkiye, Suriye'nin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesine, kurumsal kapasitesinin geliştirilmesine ve Suriye halkının huzur ve refahına yönelik desteğini sürdürmeye devam edecektir."
Aktürk ayrıca, NATO'nun güncel güvenlik ortamına ilişkin iletişim yaklaşımları ile stratejik iletişim alanındaki gelişmelerin ele alınacağı NATO İletişimciler Konferansı'nın 7-10 Eylül tarihlerinde İstanbul'daki Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığında gerçekleştirileceğini belirtti.
“İSRAİL'İN SOYKIRIMCI TUTUMUNA KARŞI DÜNYA HAREKETE GEÇMELİ"
Aktürk, İsrail hükümetinin yayılmacı ve saldırgan tutumunu uluslararası kamuoyunun gözü önünde sürdürdüğünü vurgulayan Aktürk, "İsrail; bir yandan Suriye'nin ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ihlal eden askerî faaliyetlerini sürdürürken, diğer yandan Filistin'deki yasa dışı yerleşimci terörünü teşvik etmeye devam etmekte, münhasıran Müslümanlara ait Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statüsünü de ihlal eden provokatif eylemlerini sürdürmektedir. İsrail'in sadece bölgesel istikrar ve güvenliğe değil, aynı zamanda küresel istikrar ve güvenliğe de zarar veren bu tutumları, bölge halkı nezdinde uluslararası hukuka olan inancı da her geçen gün daha fazla zedelemektedir. Bölgede huzur ve istikrarın tesisi için çaba göstermeye, İsrail'in bu yayılmacı ve soykırımcı tutumu karşısında uluslararası toplumun somut ve etkili tedbirler alma konusunda ortak bir sorumluluğu bulunduğunu hatırlatmaya devam edeceğiz." ifadelerinde bulundu.
Eurofighter Typhoon savaş uçakları için Birleşik Krallık'a gönderilecek pilotların eğitim sürecine ilişkin bilgi veren Aktürk, "Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın harekat ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak Birleşik Krallık ile Eurofighter Typhoon uçağı tedarik faaliyetlerine devam edilmektedir. Bu kapsamda, Birleşik Krallık'a gönderilecek pilotlarımızın eğitimlerine 7 Eylül'de başlanması planlanmaktadır." diye konuştu.
Savunma sanayisinde yerli ve millî ürünlerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünün artırılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktaran Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin modern ve etkin savunma gücünün, yerli ve millî savunma sanayimizin ileri teknoloji ürünleriyle güçlendirilmesi çalışmaları da kararlılıkla devam etmektedir. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; Zırhlı Tanksavar Aracı OMTAS ile Karinalı Bot Sistemi'nin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
MKE ile Mısır Askerî Üretim Bakanlığı arasında savunma sanayisindeki mevcut iş birliğinin geliştirilmesi ve yeni iş birliği alanlarının oluşturulmasına yönelik Mutabakat Zaptı imzalandığını ifade eden Aktürk, "Bosna-Hersek'te ilk kez düzenlenen Balkan Kalkanı Fuarı kapsamında, MKE ile Mısır Askerî Üretim Bakanlığı arasında, savunma sanayi alanındaki mevcut iş birliğinin geliştirilmesi ve yeni iş birliği alanlarının oluşturulmasına yönelik Mutabakat Zaptı imzalanmıştır. Fuar kapsamında imzalanan ilk anlaşma olma özelliğini taşıyan söz konusu Mutabakat Zaptı ile patlayıcı başta olmak üzere çeşitli alanlarda ortak üretim ve iş birliği faaliyetlerinin yürütülmesi planlanmaktadı.r" şeklinde konuştu.
Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, BAYKAR Teknoloji Özdemir Bayraktar Millî Teknoloji Merkezi'nde gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin bilgi verdi.
30 Ağustos'ta Girne-Taşucu seferi sırasında alabora olan gemide hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır dileyen MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Aktürk, "Arama kurtarma çalışmalarına, Deniz Kuvvetlerimize ait TCG Işın ve TCG Alemdar dahil olmak üzere 7 gemi ve 11 hava aracı ile halihazırda destek sağlanmaktadır. 2 Eylül'de Marmara Denizi Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması sonucu batan gemi ve mürettebatına yönelik arama kurtarma çalışmalarına; Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza bağlı 4 gemi ve 1 İHA ile Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza bağlı 1 uçak ve 1 arama kurtarma helikopteri tarafından ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde destek sağlanmaktadır." açıklamasında bulundu.
Tuğamiral Zeki Aktürk, BAYKAR'ın Türk Silahlı Kuvvetlerinin keşif, gözetleme, istihbarat ve taarruz kabiliyetlerinin geliştirilmesine önemli katkı sağladığını belirterek, konuşmasına şu şekilde devam etti:
"BAYKAR tarafından; tam otonom uçuş ve hassas taarruz kabiliyetiyle muharebe sahasında etkinliği kanıtlanan ve 1 milyon 250 bin uçuş saatini geride bırakan Bayraktar TB2, hava-hava görevlerinin yanı sıra denizaltı savunma ve su üstü harbi gibi operasyonları başarıyla yürüten Akıncı, kısa pistli gemilerden tam otonom iniş ve kalkış kabiliyetine sahip Bayraktar TB3, dünyada görüş ötesi hava-hava füzesi kullanan ilk insansız savaş uçağı Kızılelma, Tam otonom dikey iniş ve kalkış kabiliyetine sahip Bayraktar KALKAN DİHA, yapay zeka destekli hassas vuruş kabiliyetine sahip Kemankeş 1 ve 2 Mini Akıllı Seyir Füzeleri, sürü otonomisi kabiliyetine sahip K2 Kamikaze İHA, Mızrak ve Sivrisinek Akıllı Dolanan Mühimmat ile Bayraktar Mini İHA ve yeni nesil insansız sistemler başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerimizin günümüz ve geleceğin harekat ortamındaki ihtiyaçlarına yönelik birçok ileri teknoloji ürünü millî ve özgün imkanlarla geliştirilmektedir."
“3 PKK'LI TERÖRİST DAHA TESLİM OLDU”
Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele faaliyetlerini azim ve kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ülkemizin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini sınırlarımızda ve ötesinde kesintisiz ve kararlı şekilde sürdürmektedir. Bu kapsamda geride bıraktığımız hafta içerisinde; 3 PKK'lı terörist daha teslim olmuştur." şeklinde konuştu.
Hudutlarda yasa dışı geçişlerle mücadelenin sürdüğünü aktaran Aktürk, "Hudutlarımızda ise 1'i terör örgütü mensubu olmak üzere 575 şahıs yakalanmış, 1 Ocak'tan bugüne kadar sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 655 olmuş, Engellenen bin 123 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 48 bin 507'ye ulaşmıştır. Yine, bu hafta içerisinde Hakkari ve Van hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde toplam 8,5 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir." ifadelerine yer verdi.
“TÜRKİYE, SURİYE'NİN GÜVENLİK VE İSTİKRARININ GÜÇLENDİRİLMESİNE DEVAM EDECEK”
Aktürk, Suriye'de istikrarın sağlanması ve halkın günlük yaşamının normalleşmesine katkı sunmak amacıyla Türk ve Suriye Silahlı Kuvvetlerinin iş birliğiyle Fırat Nehri üzerinde yürütülen ikinci yüzer köprü projesinin 30 Ağustos'ta tamamlandığını hatırlatarak, şu ifadelere yer verdi:
"Daha önce sel felaketi nedeniyle yıkılan köprünün yerine inşa edilen ve Fırat Nehri'nin iki yakası arasındaki ulaşımın kolaylaştırılmasına katkı sağlayacak söz konusu köprü, iki ülke silahlı kuvvetleri arasındaki iş birliği ve dayanışmanın somut bir göstergesidir. Türkiye, Suriye'nin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesine, kurumsal kapasitesinin geliştirilmesine ve Suriye halkının huzur ve refahına yönelik desteğini sürdürmeye devam edecektir."
Aktürk ayrıca, NATO'nun güncel güvenlik ortamına ilişkin iletişim yaklaşımları ile stratejik iletişim alanındaki gelişmelerin ele alınacağı NATO İletişimciler Konferansı'nın 7-10 Eylül tarihlerinde İstanbul'daki Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığında gerçekleştirileceğini belirtti.
“İSRAİL'İN SOYKIRIMCI TUTUMUNA KARŞI DÜNYA HAREKETE GEÇMELİ"
Aktürk, İsrail hükümetinin yayılmacı ve saldırgan tutumunu uluslararası kamuoyunun gözü önünde sürdürdüğünü vurgulayan Aktürk, "İsrail; bir yandan Suriye'nin ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ihlal eden askerî faaliyetlerini sürdürürken, diğer yandan Filistin'deki yasa dışı yerleşimci terörünü teşvik etmeye devam etmekte, münhasıran Müslümanlara ait Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statüsünü de ihlal eden provokatif eylemlerini sürdürmektedir. İsrail'in sadece bölgesel istikrar ve güvenliğe değil, aynı zamanda küresel istikrar ve güvenliğe de zarar veren bu tutumları, bölge halkı nezdinde uluslararası hukuka olan inancı da her geçen gün daha fazla zedelemektedir. Bölgede huzur ve istikrarın tesisi için çaba göstermeye, İsrail'in bu yayılmacı ve soykırımcı tutumu karşısında uluslararası toplumun somut ve etkili tedbirler alma konusunda ortak bir sorumluluğu bulunduğunu hatırlatmaya devam edeceğiz." ifadelerinde bulundu.
Eurofighter Typhoon savaş uçakları için Birleşik Krallık'a gönderilecek pilotların eğitim sürecine ilişkin bilgi veren Aktürk, "Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın harekat ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak Birleşik Krallık ile Eurofighter Typhoon uçağı tedarik faaliyetlerine devam edilmektedir. Bu kapsamda, Birleşik Krallık'a gönderilecek pilotlarımızın eğitimlerine 7 Eylül'de başlanması planlanmaktadır." diye konuştu.
Savunma sanayisinde yerli ve millî ürünlerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünün artırılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktaran Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin modern ve etkin savunma gücünün, yerli ve millî savunma sanayimizin ileri teknoloji ürünleriyle güçlendirilmesi çalışmaları da kararlılıkla devam etmektedir. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; Zırhlı Tanksavar Aracı OMTAS ile Karinalı Bot Sistemi'nin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
MKE ile Mısır Askerî Üretim Bakanlığı arasında savunma sanayisindeki mevcut iş birliğinin geliştirilmesi ve yeni iş birliği alanlarının oluşturulmasına yönelik Mutabakat Zaptı imzalandığını ifade eden Aktürk, "Bosna-Hersek'te ilk kez düzenlenen Balkan Kalkanı Fuarı kapsamında, MKE ile Mısır Askerî Üretim Bakanlığı arasında, savunma sanayi alanındaki mevcut iş birliğinin geliştirilmesi ve yeni iş birliği alanlarının oluşturulmasına yönelik Mutabakat Zaptı imzalanmıştır. Fuar kapsamında imzalanan ilk anlaşma olma özelliğini taşıyan söz konusu Mutabakat Zaptı ile patlayıcı başta olmak üzere çeşitli alanlarda ortak üretim ve iş birliği faaliyetlerinin yürütülmesi planlanmaktadı.r" şeklinde konuştu.
Olay, merkez Osmangazi ilçesi Mudanya Bulvarı üzerinde...
Olay, merkez Osmangazi ilçesi Mudanya Bulvarı üzerinde...
Olay, merkez Osmangazi ilçesi Mudanya Bulvarı üzerinde meydana geldi. İddiaya göre, trafikte seyir halinde bulunan motosiklet sürücüleri ile bir otomobil sürücüsü arasında yol verme nedeniyle tartışma çıktı. Yaşanan gerginliğin ardından motosiklet sürücüleri, yol vermediği iddia edilen otomobil sürücüsünün peşine düştü.
Bir süre devam eden olayda motosikletliler otomobili takip ederken, yaşananlar başka bir sürücünün cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde, motosikletlilerin otomobilin çevresinde ilerlediği anlar yer aldı.
Olay, merkez Osmangazi ilçesi Mudanya Bulvarı üzerinde meydana geldi. İddiaya göre, trafikte seyir halinde bulunan motosiklet sürücüleri ile bir otomobil sürücüsü arasında yol verme nedeniyle tartışma çıktı. Yaşanan gerginliğin ardından motosiklet sürücüleri, yol vermediği iddia edilen otomobil sürücüsünün peşine düştü.
Bir süre devam eden olayda motosikletliler otomobili takip ederken, yaşananlar başka bir sürücünün cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde, motosikletlilerin otomobilin çevresinde ilerlediği anlar yer aldı.
Kocaeli'den Aliağa'ya seyreden boş durumdaki Alsu isimli tanker ile İskenderun'dan Karadeniz Ereğli'ye 4 bin 199 ton rulo sac taşıyan Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisi dün saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil (35 kilometre) güneyinde çarpıştı.
İçerisinde 10 mürettebatın bulunduğu Tuğberk İmamoğlu isimli gemiyi arama çalışmaları sürüyor.
Olay...
Kocaeli'den Aliağa'ya seyreden boş durumdaki Alsu isimli tanker ile İskenderun'dan Karadeniz Ereğli'ye 4 bin 199 ton rulo sac taşıyan Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisi dün saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil (35 kilometre) güneyinde çarpıştı.
İçerisinde 10 mürettebatın bulunduğu Tuğberk İmamoğlu isimli gemiyi arama çalışmaları sürüyor.
Olay...
Kocaeli'den Aliağa'ya seyreden boş durumdaki Alsu isimli tanker ile İskenderun'dan Karadeniz Ereğli'ye 4 bin 199 ton rulo sac taşıyan Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisi dün saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil (35 kilometre) güneyinde çarpıştı.
İçerisinde 10 mürettebatın bulunduğu Tuğberk İmamoğlu isimli gemiyi arama çalışmaları sürüyor.
Olayın ardından Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kazaya ilişkin soruşturma başlatıldı.
9 ŞÜPHELİYE SORUŞTURMASoruşturma kapsamında, kazaya karışan Alsu gemisinde bulunan 10 kişiden aşçı hariç 9'u hakkında şüpheli işlemi uygulanarak gemide ifadeleri alındı.
Soruşturma dosyasının devam etmesi ile geminin güvenliği dikkate alınarak şüphelilerin jandarma eşliğinde gemide muhafaza altına alındığı öğrenildi.
Başsavcılıkça, olayda yer alan kişilerin kusur durumlarının tespit edilmesi için bilirkişi heyeti görevlendirildi. Heyetin hazırlayacağı ön raporun bugün öğle saatlerine kadar Başsavcılığa sunulmasının ardından hangi şüphelilerin adliyeye sevk edileceğinin belirleneceği ve mevcutlu olarak adliyede hazır edilmesi için talimat verileceği belirtildi.
Gemide bulunan şüphelilere yapılan testlerde alkole rastlanmadığı ve ayrıntılı tetkik için şüphelilere kan testi de yapıldığı öğrenildi.
"KURTULDUKLARINA DAİR DELİL YOK"Alsu gemisinin su altında olan kısımlarında dalgıçlar tarafından inceleme yapılacağı bilgisine ulaşıldı.
Ayrıca, şüphelilerin ifadelerinde Tuğberk İmamoğlu gemisindeki 2 ya da 3 mürettebatın gemi batmadan önce güverte kısmında olduğunu beyan ettiği, kurtulduklarına ilişkin herhangi bir delil ve emare olmamakla birlikte vefat etmiş olmaları halinde bu kişilerin naaşlarına ulaşma olasılığının bulunduğu ancak henüz geminin enkazına ulaşılamadığı belirtildi.
NTV KAZANIN YAŞANDIĞI BÖLGEDEKazanın yaşandığı Silivri açıklarında son durumu aktaran NTV muhabiri Ali Ablay, insansız hava araçları ve deniz unsurlarının bölgedeki çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü anlattı.
Ablay, "Kaza gece 03.15 sıralarında Marmara'nın ortası diyebileceğimiz bir noktada yaşandı. Geminin enkazının yaklaşık bin metre derinlikte olduğu değerlendiriliyor. Nene Hatun Arama Kurtarma Gemisi de bölgede ve çalışmalara destek veriyor." diye konuştu.
"GEMİDEN PERSONEL İNDİRİLMEDİ" Arama çalışmalarını bölgede takip eden NTV Muhabiri Ali Ablay, Alsu gemisindeki bilirkişi heyetinin çalışmalarının sürdüğünü aktardı.
Mürettebatın ifadelerinin alındığını bildiren Ablay, "Gemiden personel hiç indirilmedi. Jandarma eşlik ediyor." dedi.
KİMLİKLER ORTAYA ÇIKMIŞTIBatan gemideki mürettebatın kimlikleri de belirlenmişti.
İşte aranan 10 kişilik mürettebat:
Kaptan: Yaşar Kayhan
1'inci Zabıt: Rahmi Temel
3'üncü Kaptan: Atakan Alagöz
Başmakinist: Aydın Demirci
2'nci Makinist: Gencer Aydın
Yağcı: Eyüp Enes Cesur
Güverte Lostromosu: Nidai Duman
Usta Gemici: Nacican Keskin
Gemici: Onuralp Demir
Aşçı: Abdülbaki Mirzaoğlu
BATAN GEMİ YÜZLERCE METRE DERİNLİKLEBatan Tuğberk İmamoğlu gemisinin 800 ile bin 100 metre derinlikte olduğu değerlendiriliyor.
Bu nedenle delillerin elde edilmesi için bu derinlikte çalışma yapabilecek teknik imkanların belirlenmesi ve temini için de çalışmalar sürüyor.
Kazadan kurtulan Alsu gemisinin seyir, rota ve manevra bilgileri, köprüüstü ve makine dairesiyle ilgili dijital kayıtları muhafaza altına alındı. İstanbul Bölge Liman Başkanlığı’ndan her iki gemiye ait bilgiler ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nden de olaydan önceki 12 saati de kapsayan tüm kayıtlar istendi.
Telsiz görüşmeleri tutanak altına alındı.
Kazayla ilgili gemi kaptanlığı ve gemi inşaat mühendisliği alanlarında bilirkişiler görevlendirilerek ön rapor istendi.
Kocaeli'den Aliağa'ya seyreden boş durumdaki Alsu isimli tanker ile İskenderun'dan Karadeniz Ereğli'ye 4 bin 199 ton rulo sac taşıyan Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisi dün saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil (35 kilometre) güneyinde çarpıştı.
İçerisinde 10 mürettebatın bulunduğu Tuğberk İmamoğlu isimli gemiyi arama çalışmaları sürüyor.
Olayın ardından Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kazaya ilişkin soruşturma başlatıldı.
9 ŞÜPHELİYE SORUŞTURMASoruşturma kapsamında, kazaya karışan Alsu gemisinde bulunan 10 kişiden aşçı hariç 9'u hakkında şüpheli işlemi uygulanarak gemide ifadeleri alındı.
Soruşturma dosyasının devam etmesi ile geminin güvenliği dikkate alınarak şüphelilerin jandarma eşliğinde gemide muhafaza altına alındığı öğrenildi.
Başsavcılıkça, olayda yer alan kişilerin kusur durumlarının tespit edilmesi için bilirkişi heyeti görevlendirildi. Heyetin hazırlayacağı ön raporun bugün öğle saatlerine kadar Başsavcılığa sunulmasının ardından hangi şüphelilerin adliyeye sevk edileceğinin belirleneceği ve mevcutlu olarak adliyede hazır edilmesi için talimat verileceği belirtildi.
Gemide bulunan şüphelilere yapılan testlerde alkole rastlanmadığı ve ayrıntılı tetkik için şüphelilere kan testi de yapıldığı öğrenildi.
"KURTULDUKLARINA DAİR DELİL YOK"Alsu gemisinin su altında olan kısımlarında dalgıçlar tarafından inceleme yapılacağı bilgisine ulaşıldı.
Ayrıca, şüphelilerin ifadelerinde Tuğberk İmamoğlu gemisindeki 2 ya da 3 mürettebatın gemi batmadan önce güverte kısmında olduğunu beyan ettiği, kurtulduklarına ilişkin herhangi bir delil ve emare olmamakla birlikte vefat etmiş olmaları halinde bu kişilerin naaşlarına ulaşma olasılığının bulunduğu ancak henüz geminin enkazına ulaşılamadığı belirtildi.
NTV KAZANIN YAŞANDIĞI BÖLGEDEKazanın yaşandığı Silivri açıklarında son durumu aktaran NTV muhabiri Ali Ablay, insansız hava araçları ve deniz unsurlarının bölgedeki çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü anlattı.
Ablay, "Kaza gece 03.15 sıralarında Marmara'nın ortası diyebileceğimiz bir noktada yaşandı. Geminin enkazının yaklaşık bin metre derinlikte olduğu değerlendiriliyor. Nene Hatun Arama Kurtarma Gemisi de bölgede ve çalışmalara destek veriyor." diye konuştu.
"GEMİDEN PERSONEL İNDİRİLMEDİ" Arama çalışmalarını bölgede takip eden NTV Muhabiri Ali Ablay, Alsu gemisindeki bilirkişi heyetinin çalışmalarının sürdüğünü aktardı.
Mürettebatın ifadelerinin alındığını bildiren Ablay, "Gemiden personel hiç indirilmedi. Jandarma eşlik ediyor." dedi.
KİMLİKLER ORTAYA ÇIKMIŞTIBatan gemideki mürettebatın kimlikleri de belirlenmişti.
İşte aranan 10 kişilik mürettebat:
Kaptan: Yaşar Kayhan
1'inci Zabıt: Rahmi Temel
3'üncü Kaptan: Atakan Alagöz
Başmakinist: Aydın Demirci
2'nci Makinist: Gencer Aydın
Yağcı: Eyüp Enes Cesur
Güverte Lostromosu: Nidai Duman
Usta Gemici: Nacican Keskin
Gemici: Onuralp Demir
Aşçı: Abdülbaki Mirzaoğlu
BATAN GEMİ YÜZLERCE METRE DERİNLİKLEBatan Tuğberk İmamoğlu gemisinin 800 ile bin 100 metre derinlikte olduğu değerlendiriliyor.
Bu nedenle delillerin elde edilmesi için bu derinlikte çalışma yapabilecek teknik imkanların belirlenmesi ve temini için de çalışmalar sürüyor.
Kazadan kurtulan Alsu gemisinin seyir, rota ve manevra bilgileri, köprüüstü ve makine dairesiyle ilgili dijital kayıtları muhafaza altına alındı. İstanbul Bölge Liman Başkanlığı’ndan her iki gemiye ait bilgiler ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nden de olaydan önceki 12 saati de kapsayan tüm kayıtlar istendi.
Telsiz görüşmeleri tutanak altına alındı.
Kazayla ilgili gemi kaptanlığı ve gemi inşaat mühendisliği alanlarında bilirkişiler görevlendirilerek ön rapor istendi.
İstanbul'un Sarıyer ve Beykoz ilçelerinde dalga boyu yü...
İstanbul'un Sarıyer ve Beykoz ilçelerinde dalga boyu yü...
İstanbul'un Sarıyer ve Beykoz ilçelerinde dalga boyu yüksekliği nedeniyle 7 ve 8 Eylül günlerinde denize girme yasağı ilan edildi.
İki ilçenin kaymakamlıklarından yapılan açıklamalarda son meteorolojik değerlendirmeler doğrultusunda 7 Eylül Pazartesi gününden itibaren, 8 Eylül Salı günü bitimine kadar dalga boyunun yüksek olacağının değerlendirildiği belirtildi.
Can güvenliği açısından herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması için pazartesi ve salı günleri Sarıyer'deki Kısırkaya Halk Plajının girişe kapatılmasına karar verildiği de kaydedildi.
İstanbul'un Sarıyer ve Beykoz ilçelerinde dalga boyu yüksekliği nedeniyle 7 ve 8 Eylül günlerinde denize girme yasağı ilan edildi.
İki ilçenin kaymakamlıklarından yapılan açıklamalarda son meteorolojik değerlendirmeler doğrultusunda 7 Eylül Pazartesi gününden itibaren, 8 Eylül Salı günü bitimine kadar dalga boyunun yüksek olacağının değerlendirildiği belirtildi.
Can güvenliği açısından herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması için pazartesi ve salı günleri Sarıyer'deki Kısırkaya Halk Plajının girişe kapatılmasına karar verildiği de kaydedildi.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, bazı köprü ve otoyolların özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin karar üzerine açıklama yaptı.
Başkanlık, yürütülen çalışmanın rutin bir hazırlık çalışması olduğunu belirterek, kamu varlıklarının satışını değil, mülkiye...
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, bazı köprü ve otoyolların özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin karar üzerine açıklama yaptı.
Başkanlık, yürütülen çalışmanın rutin bir hazırlık çalışması olduğunu belirterek, kamu varlıklarının satışını değil, mülkiye...
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, bazı köprü ve otoyolların özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin karar üzerine açıklama yaptı.
Başkanlık, yürütülen çalışmanın rutin bir hazırlık çalışması olduğunu belirterek, kamu varlıklarının satışını değil, mülkiyetinin devlette kalması kaydıyla işletme hakkının belirli bir süre için devredilmesini esas alan bir modelin değerlendirilmesine yönelik olduğunu bildirdi.
RESMİ GAZETE'DEKİ KARAR İHALEYE ÇIKILMASINI İFADE ETMİYOR
Açıklamada Resmi Gazete'de yayımlanan 5 Eylül tarihli Cumhurbaşkanı Kararı'nın özelleştirme ihalesine çıkılmasını ifade etmediği belirtilerek, şöyle denildi:
"- Yapılacak işlemler konusunda Özelleştirme İdaresi Başkanlığını yetkilendirmektedir. Sürecin tüm aşamaları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ilgili mevzuat çerçevesinde, şeffaflık, rekabet ve hesap verebilirlik ilkeleri esas alınarak yürütülmektedir."
Başkanlığın açıklamasında, "Bu modelde öncelik gelir elde etmek değil; otoyollarda hizmet kalitesini yükseltmek, bakım ve yatırımları hızlandırmak ve işletme verimliliğini artırmaktır." ifadelerine yer verildi.
"600 MİLYON DOLAR KAR DEĞİL, GELİR"
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın açıklamasında, otoyolların yıllık 600 milyon dolar kar ettiği ve 30 yıllık toplam karının 18 milyar dolara ulaştığı yönündeki bilgiler yalanlandı.
Bu bilginin eksik ve yanıltıcı olduğu belirtilen açıklamada, "600 milyon dolar kâr değil, gelirdir. Bu tutarın yaklaşık 300 milyon doları bakım ve onarım giderlerine ayrılmaktadır." denildi.
Yatırım, yenileme harcamaları ile personel ve işletme giderlerine de dikkat çekilen açıklamada, tüm bu maliyetler göz ardı edilerek yapılan hesaplamaların otoyolların gerçek ekonomik değerini yansıtmadığı belirtildi.
"ÇALIŞMALARIN TEMEL AMACI KALİTEYİ ARTIRMAK"
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"- Bu nedenle 600 milyon doların doğrudan 30 yıl ile çarpılarak '30 yıllık kâr' veya 'kamu zararı' hesabı yapılması teknik ve mali açıdan geçerli değildir. Altyapı değerlemelerinde trafik projeksiyonları, bakım ve yenileme yatırımları, İşletme ve personel giderleri, finansman maliyetleri ve riskler birlikte dikkate alınır.
- Yukarıda belirtildiği üzere, yürütülen çalışmaların temel amacı; hizmet kalitesini artırmak, bakım ve yatırımları hızlandırmak, işletme verimliliğini yükseltmek ve sürdürülebilir bir altyapı yönetimi oluşturmaktır. Ücretsiz otoyolların ücretli hale getirilmesi, geçiş ücretlerine ilişkin ilave bir artış kararı ve çalışanların mevcut haklarını kaybetmesine yol açacak herhangi bir karar bulunmamaktadır."
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, bazı köprü ve otoyolların özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin karar üzerine açıklama yaptı.
Başkanlık, yürütülen çalışmanın rutin bir hazırlık çalışması olduğunu belirterek, kamu varlıklarının satışını değil, mülkiyetinin devlette kalması kaydıyla işletme hakkının belirli bir süre için devredilmesini esas alan bir modelin değerlendirilmesine yönelik olduğunu bildirdi.
RESMİ GAZETE'DEKİ KARAR İHALEYE ÇIKILMASINI İFADE ETMİYOR
Açıklamada Resmi Gazete'de yayımlanan 5 Eylül tarihli Cumhurbaşkanı Kararı'nın özelleştirme ihalesine çıkılmasını ifade etmediği belirtilerek, şöyle denildi:
"- Yapılacak işlemler konusunda Özelleştirme İdaresi Başkanlığını yetkilendirmektedir. Sürecin tüm aşamaları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ilgili mevzuat çerçevesinde, şeffaflık, rekabet ve hesap verebilirlik ilkeleri esas alınarak yürütülmektedir."
Başkanlığın açıklamasında, "Bu modelde öncelik gelir elde etmek değil; otoyollarda hizmet kalitesini yükseltmek, bakım ve yatırımları hızlandırmak ve işletme verimliliğini artırmaktır." ifadelerine yer verildi.
"600 MİLYON DOLAR KAR DEĞİL, GELİR"
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın açıklamasında, otoyolların yıllık 600 milyon dolar kar ettiği ve 30 yıllık toplam karının 18 milyar dolara ulaştığı yönündeki bilgiler yalanlandı.
Bu bilginin eksik ve yanıltıcı olduğu belirtilen açıklamada, "600 milyon dolar kâr değil, gelirdir. Bu tutarın yaklaşık 300 milyon doları bakım ve onarım giderlerine ayrılmaktadır." denildi.
Yatırım, yenileme harcamaları ile personel ve işletme giderlerine de dikkat çekilen açıklamada, tüm bu maliyetler göz ardı edilerek yapılan hesaplamaların otoyolların gerçek ekonomik değerini yansıtmadığı belirtildi.
"ÇALIŞMALARIN TEMEL AMACI KALİTEYİ ARTIRMAK"
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"- Bu nedenle 600 milyon doların doğrudan 30 yıl ile çarpılarak '30 yıllık kâr' veya 'kamu zararı' hesabı yapılması teknik ve mali açıdan geçerli değildir. Altyapı değerlemelerinde trafik projeksiyonları, bakım ve yenileme yatırımları, İşletme ve personel giderleri, finansman maliyetleri ve riskler birlikte dikkate alınır.
- Yukarıda belirtildiği üzere, yürütülen çalışmaların temel amacı; hizmet kalitesini artırmak, bakım ve yatırımları hızlandırmak, işletme verimliliğini yükseltmek ve sürdürülebilir bir altyapı yönetimi oluşturmaktır. Ücretsiz otoyolların ücretli hale getirilmesi, geçiş ücretlerine ilişkin ilave bir artış kararı ve çalışanların mevcut haklarını kaybetmesine yol açacak herhangi bir karar bulunmamaktadır."
İstanbul’da hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve 8 yıldır aranan Tuğrul Başar, Kadıköy’de polis ekiplerin...
İstanbul’da hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve 8 yıldır aranan Tuğrul Başar, Kadıköy’de polis ekiplerin...
İstanbul’da hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve 8 yıldır aranan Tuğrul Başar, Kadıköy’de polis ekiplerinin düzenlediği operasyonla yakalandı. Başar’ın yakalanmamak için kadın kılığında dolaştığı ve kız kardeşinin kimliğini kullandığı belirlendi.
Kadın kılığına giren firari hükümlünün gerçek fotoğrafı.Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, firari hükümlülerin yakalanmasına yönelik çalışma başlattı. Yapılan incelemede, 2010 yılında Samsun’da “Yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak hırsızlık” suçundan kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve 28 Şubat 2018’den bu yana aranan Başar’ın Kadıköy’de olduğu tespit edildi.
Polis ekipleri, Başar’ın izini kaybettirmek amacıyla kadın kılığında dolaştığını belirledi. Takibe alınan firari hükümlü, önceki gün düzenlenen operasyonla gözaltına alındı.
Başar’ın üzerinden kız kardeşine ait kimlik çıktı. Polis, şüphelinin bu kimliği kullanarak yıllardır yakalanmaktan kaçtığını belirledi.
Hakkında ayrıca “Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak” suçundan işlem yapılan Başar, işlemleri için Kadıköy İskele Polis Merkezi’ne teslim edildi.
İstanbul’da hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve 8 yıldır aranan Tuğrul Başar, Kadıköy’de polis ekiplerinin düzenlediği operasyonla yakalandı. Başar’ın yakalanmamak için kadın kılığında dolaştığı ve kız kardeşinin kimliğini kullandığı belirlendi.
Kadın kılığına giren firari hükümlünün gerçek fotoğrafı.Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, firari hükümlülerin yakalanmasına yönelik çalışma başlattı. Yapılan incelemede, 2010 yılında Samsun’da “Yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak hırsızlık” suçundan kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve 28 Şubat 2018’den bu yana aranan Başar’ın Kadıköy’de olduğu tespit edildi.
Polis ekipleri, Başar’ın izini kaybettirmek amacıyla kadın kılığında dolaştığını belirledi. Takibe alınan firari hükümlü, önceki gün düzenlenen operasyonla gözaltına alındı.
Başar’ın üzerinden kız kardeşine ait kimlik çıktı. Polis, şüphelinin bu kimliği kullanarak yıllardır yakalanmaktan kaçtığını belirledi.
Hakkında ayrıca “Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak” suçundan işlem yapılan Başar, işlemleri için Kadıköy İskele Polis Merkezi’ne teslim edildi.
İstanbul’da terör örgütü DAEŞ’e yönelik operasyonda bir şüpheli etkisiz hale getirildi.
İstanbul Valiliği’nden yapılan açıkl...
İstanbul’da terör örgütü DAEŞ’e yönelik operasyonda bir şüpheli etkisiz hale getirildi.
İstanbul Valiliği’nden yapılan açıkl...
İstanbul’da terör örgütü DAEŞ’e yönelik operasyonda bir şüpheli etkisiz hale getirildi.
İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstihbarat Şube Müdürlüğü ile koordineli yürüttükleri çalışma kapsamında DAEŞ’le bağlantılı olduğu ve Türkiye’de terör saldırısı planladığı değerlendirilen Berkan Ç.’nin yakalanması için harekete geçti.
21 yaşındaki şüphelinin yakalanması amacıyla Sultanbeyli’de operasyon düzenlendi.
POLİSLERE ATEŞ AÇTI
Valiliğin açıklamasında, şüphelinin operasyon sırasında görevli polis memurlarına ateş açtığı belirtildi.
Polislerin karşılık vermesi üzerine Berkan Ç.’nin etkisiz hale getirildiği, olay sırasında bir vatandaşın da yaralandığı bildirildi. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü belirtildi.
İstanbul Valisi Davut Gül, sosyal medya hesabından operasyonla ilgili yaptığı paylaşımda "Milletimizin huzuruna, devletimizin güvenliğine kasteden terör odaklarına karşı kararlılıkla mücadele eden Milli İstihbarat Teşkilatımızı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğümüzü yürekten tebrik ediyorum. Gece gündüz demeden, büyük bir cesaret ve fedakarlıkla görev yapan tüm kahramanlarımıza teşekkür ediyorum. Allah ayaklarına taş değdirmesin." ifadelerini kullandı.
İstanbul’da terör örgütü DAEŞ’e yönelik operasyonda bir şüpheli etkisiz hale getirildi.
İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstihbarat Şube Müdürlüğü ile koordineli yürüttükleri çalışma kapsamında DAEŞ’le bağlantılı olduğu ve Türkiye’de terör saldırısı planladığı değerlendirilen Berkan Ç.’nin yakalanması için harekete geçti.
21 yaşındaki şüphelinin yakalanması amacıyla Sultanbeyli’de operasyon düzenlendi.
POLİSLERE ATEŞ AÇTI
Valiliğin açıklamasında, şüphelinin operasyon sırasında görevli polis memurlarına ateş açtığı belirtildi.
Polislerin karşılık vermesi üzerine Berkan Ç.’nin etkisiz hale getirildiği, olay sırasında bir vatandaşın da yaralandığı bildirildi. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü belirtildi.
İstanbul Valisi Davut Gül, sosyal medya hesabından operasyonla ilgili yaptığı paylaşımda "Milletimizin huzuruna, devletimizin güvenliğine kasteden terör odaklarına karşı kararlılıkla mücadele eden Milli İstihbarat Teşkilatımızı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğümüzü yürekten tebrik ediyorum. Gece gündüz demeden, büyük bir cesaret ve fedakarlıkla görev yapan tüm kahramanlarımıza teşekkür ediyorum. Allah ayaklarına taş değdirmesin." ifadelerini kullandı.
Balıkesir'de iki kardeş arasında çıkan kavga cinayetle bitt...
Balıkesir'de iki kardeş arasında çıkan kavga cinayetle bitt...
Balıkesir'de iki kardeş arasında çıkan kavga cinayetle bitti.
Olay, akşam saatlerinde Karesi ilçesine bağlı Maltepe Mahallesi'nde meydana geldi. 50 yaşındaki A.O. evinin bahçesinde karşılaştığı kardeşi 48 yaşındaki Y.T.O. ile tartışmaya başladı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine iki kardeş, birbirini bıçakla yaraladı.
Komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri Y.T.O.'nun olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi.
Yaralanan A.O. ise ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
Balıkesir'de iki kardeş arasında çıkan kavga cinayetle bitti.
Olay, akşam saatlerinde Karesi ilçesine bağlı Maltepe Mahallesi'nde meydana geldi. 50 yaşındaki A.O. evinin bahçesinde karşılaştığı kardeşi 48 yaşındaki Y.T.O. ile tartışmaya başladı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine iki kardeş, birbirini bıçakla yaraladı.
Komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri Y.T.O.'nun olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi.
Yaralanan A.O. ise ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
Ankara’da 4 gün boyunca kendisinden haber alınamayan 46 yaşındaki EGO şoförü İsmail Küçükerdoğan’ın cansız bedeni, Ayaş ilçesindeki kayalık alanda bulundu. Olayla ilgili jandarma ekipleri inceleme başlattı.
Sincan’da yaşayan Küçükerdoğan, 30 Ağustos sabahı evinden ayrıldıktan sonra geri dönmedi. Ailesinin kayıp ihbarında bulunması üzerine güvenlik güçleri arama çalışması...
Ankara’da 4 gün boyunca kendisinden haber alınamayan 46 yaşındaki EGO şoförü İsmail Küçükerdoğan’ın cansız bedeni, Ayaş ilçesindeki kayalık alanda bulundu. Olayla ilgili jandarma ekipleri inceleme başlattı.
Sincan’da yaşayan Küçükerdoğan, 30 Ağustos sabahı evinden ayrıldıktan sonra geri dönmedi. Ailesinin kayıp ihbarında bulunması üzerine güvenlik güçleri arama çalışması...
Ankara’da 4 gün boyunca kendisinden haber alınamayan 46 yaşındaki EGO şoförü İsmail Küçükerdoğan’ın cansız bedeni, Ayaş ilçesindeki kayalık alanda bulundu. Olayla ilgili jandarma ekipleri inceleme başlattı.
Sincan’da yaşayan Küçükerdoğan, 30 Ağustos sabahı evinden ayrıldıktan sonra geri dönmedi. Ailesinin kayıp ihbarında bulunması üzerine güvenlik güçleri arama çalışması başlattı.
Ekipler, Küçükerdoğan’ın otomobilini 2 Eylül’de Ayaş ilçesine bağlı Sinanlı Mahallesi kırsalında buldu. Araçta bırakılan cep telefonunun uçak moduna alındığı, bu nedenle sinyal vermediği tespit edildi.
Arama çalışmalarını otomobilin bulunduğu bölgede yoğunlaştıran ekipler, ertesi gün Çıngıraklı Mağarası çevresindeki kayalıklarda Küçükerdoğan’ın cansız bedenine ulaştı.
Helikopterle bölgeden alınan cenaze, otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu’na götürüldü.
Küçükerdoğan’ın ağabeyi ise kardeşinin daha önce tartışma yaşadığı bir kişi tarafından tasarlanarak öldürüldüğünü öne sürdü. Jandarma ekiplerinin olayın aydınlatılmasına yönelik incelemesi sürüyor.
İLK BELİRLEMELEREDE HERHANGİ BİR CİNAYET İZİNE RASTLANMADI
Ekiplerin yaptığı ilk tespitlerde ise Küçükerdoğan'ın yüksekten düşme sonucu hayatını kaybettiği ve bedeninde herhangi bir cinayet unsurunun olmadığı belirlendi. Olayla ilgili şüpheli olabileceği değerlendirilen kişi veya kişilerin ise ifadesine başvurulduğu öğrenildi. Öte yandan, Küçükerdoğan'ın telefonundaki harita kayıtlarına göre ise ölü olarak bulunduğu bölgeye daha önce de birkaç kez gittiği iddia edildi.
Adli Tıp Kurumundaki işlemlerin ardından cenazesi ailesi tarafından teslim alınan Küçükerdoğan için Elmadağ ilçesinde yer alan Yeşildere Camisi'nde öğle namazını müteakip cenaze namazı kılındı. Küçükerdoğan'ın cenazesinde ailesi, yakınları ve iş arkadaşları yer aldı.
“YÜKSEKTEN DÜŞEREK ÖLDÜĞÜNE İNANMIYORUZ”
Olayla ilgili konuşan ağabey Mustafa Küçükerdoğan, kardeşinin birkaç hafta önce tartıştığı bir kişi tarafından planlanarak öldürüldüğünü iddia ederek, "Kardeşimin yüksekten düşerek öldüğü söyleniyor ama buna inanmıyoruz. Yürümeyi sevmezdi. Her yere aracıyla giderdi. Öldüğü yere gidecek birisi değildi. Üstelik yükseklik korkusu da vardı. Zorla oraya götürüldüğünü düşünüyorum. Kardeşimi oraya tartıştığı kişilerce götürüldüğünü düşünüyorum. O kişi bunu tek başına yapabilecek birisi değil. Başka kişileri azmettirmiş olabilir. Kardeşimle yol verme sebebiyle tartışmışlar. 5 kilometre takip etmiş. Sonra da işyerine gitmiş. Kardeşimin kendisini tartışma sırasında video kaydına aldığını ve o görüntüleri silmesini istemiş. O sırada tekrar küfürlü tartışma yaşanmış. Elindeki tornavidayla saldırmaya çalışmış" dedi.
“TELEFONUNU KAPAATACAK BİRİ DEĞİLDİ”
Kardeşinin vefatında çok fazla şüphe olduğunu söyleyen ağabey Küçükerdoğan, "Kardeşimle en son kaybolduğundan bir gün önce konuşmuştuk. Kayınbiraderimin cenazesi vardı. İşinin olduğunu ve cenazeye geç gelebileceğini söyledi. Her ne şekilde kandırıldıysa olay günü sabah saatlerinde işe gideceğinin söyleyerek evden çıkmış. Üzerinde iş kıyafetleri de yokmuş. Daha sonra da telefonunun sinyali kesilmiş. Kaybolduğu gün saatlerce kendisinden haber alamadık. Hiçbir zaman böyle huyları olmamıştı. Telefonunu kapatacak biri değildi. Gizli işleri yoktu, nereye gideceğini her zaman söylerdi. İhbarda bulunduk. İki gün boyunca sonuç alamadık. Bir televizyon programına başvurduk. Ertesi gün kardeşimin aracı bulundu. Diğer günde cesedini bulduk" dedi.
“HAREKETLERİNDEBİR GARİPLİK YOKTU”
Ağabeyi, Küçükerdoğan'ın davranışlarında herhangi bir gariplik olmadığını ifade ederek, "Kardeşimle son konuştuğumuz hareketlerinde bir gariplik yoktu. Her şey normaldi. Evine alışveriş yapmıştı. Eşiyle herhangi bir problem de yaşamamıştı. Sürecin takipçisi olacağız" dedi.
Ankara’da 4 gün boyunca kendisinden haber alınamayan 46 yaşındaki EGO şoförü İsmail Küçükerdoğan’ın cansız bedeni, Ayaş ilçesindeki kayalık alanda bulundu. Olayla ilgili jandarma ekipleri inceleme başlattı.
Sincan’da yaşayan Küçükerdoğan, 30 Ağustos sabahı evinden ayrıldıktan sonra geri dönmedi. Ailesinin kayıp ihbarında bulunması üzerine güvenlik güçleri arama çalışması başlattı.
Ekipler, Küçükerdoğan’ın otomobilini 2 Eylül’de Ayaş ilçesine bağlı Sinanlı Mahallesi kırsalında buldu. Araçta bırakılan cep telefonunun uçak moduna alındığı, bu nedenle sinyal vermediği tespit edildi.
Arama çalışmalarını otomobilin bulunduğu bölgede yoğunlaştıran ekipler, ertesi gün Çıngıraklı Mağarası çevresindeki kayalıklarda Küçükerdoğan’ın cansız bedenine ulaştı.
Helikopterle bölgeden alınan cenaze, otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu’na götürüldü.
Küçükerdoğan’ın ağabeyi ise kardeşinin daha önce tartışma yaşadığı bir kişi tarafından tasarlanarak öldürüldüğünü öne sürdü. Jandarma ekiplerinin olayın aydınlatılmasına yönelik incelemesi sürüyor.
İLK BELİRLEMELEREDE HERHANGİ BİR CİNAYET İZİNE RASTLANMADI
Ekiplerin yaptığı ilk tespitlerde ise Küçükerdoğan'ın yüksekten düşme sonucu hayatını kaybettiği ve bedeninde herhangi bir cinayet unsurunun olmadığı belirlendi. Olayla ilgili şüpheli olabileceği değerlendirilen kişi veya kişilerin ise ifadesine başvurulduğu öğrenildi. Öte yandan, Küçükerdoğan'ın telefonundaki harita kayıtlarına göre ise ölü olarak bulunduğu bölgeye daha önce de birkaç kez gittiği iddia edildi.
Adli Tıp Kurumundaki işlemlerin ardından cenazesi ailesi tarafından teslim alınan Küçükerdoğan için Elmadağ ilçesinde yer alan Yeşildere Camisi'nde öğle namazını müteakip cenaze namazı kılındı. Küçükerdoğan'ın cenazesinde ailesi, yakınları ve iş arkadaşları yer aldı.
“YÜKSEKTEN DÜŞEREK ÖLDÜĞÜNE İNANMIYORUZ”
Olayla ilgili konuşan ağabey Mustafa Küçükerdoğan, kardeşinin birkaç hafta önce tartıştığı bir kişi tarafından planlanarak öldürüldüğünü iddia ederek, "Kardeşimin yüksekten düşerek öldüğü söyleniyor ama buna inanmıyoruz. Yürümeyi sevmezdi. Her yere aracıyla giderdi. Öldüğü yere gidecek birisi değildi. Üstelik yükseklik korkusu da vardı. Zorla oraya götürüldüğünü düşünüyorum. Kardeşimi oraya tartıştığı kişilerce götürüldüğünü düşünüyorum. O kişi bunu tek başına yapabilecek birisi değil. Başka kişileri azmettirmiş olabilir. Kardeşimle yol verme sebebiyle tartışmışlar. 5 kilometre takip etmiş. Sonra da işyerine gitmiş. Kardeşimin kendisini tartışma sırasında video kaydına aldığını ve o görüntüleri silmesini istemiş. O sırada tekrar küfürlü tartışma yaşanmış. Elindeki tornavidayla saldırmaya çalışmış" dedi.
“TELEFONUNU KAPAATACAK BİRİ DEĞİLDİ”
Kardeşinin vefatında çok fazla şüphe olduğunu söyleyen ağabey Küçükerdoğan, "Kardeşimle en son kaybolduğundan bir gün önce konuşmuştuk. Kayınbiraderimin cenazesi vardı. İşinin olduğunu ve cenazeye geç gelebileceğini söyledi. Her ne şekilde kandırıldıysa olay günü sabah saatlerinde işe gideceğinin söyleyerek evden çıkmış. Üzerinde iş kıyafetleri de yokmuş. Daha sonra da telefonunun sinyali kesilmiş. Kaybolduğu gün saatlerce kendisinden haber alamadık. Hiçbir zaman böyle huyları olmamıştı. Telefonunu kapatacak biri değildi. Gizli işleri yoktu, nereye gideceğini her zaman söylerdi. İhbarda bulunduk. İki gün boyunca sonuç alamadık. Bir televizyon programına başvurduk. Ertesi gün kardeşimin aracı bulundu. Diğer günde cesedini bulduk" dedi.
“HAREKETLERİNDEBİR GARİPLİK YOKTU”
Ağabeyi, Küçükerdoğan'ın davranışlarında herhangi bir gariplik olmadığını ifade ederek, "Kardeşimle son konuştuğumuz hareketlerinde bir gariplik yoktu. Her şey normaldi. Evine alışveriş yapmıştı. Eşiyle herhangi bir problem de yaşamamıştı. Sürecin takipçisi olacağız" dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Girne kentinden Mersin'deki Taşucu Limanı'na gittiği sırada alabora olarak batan Filo Jet isimli feribotta kaybolan yolcuları arama çalışm...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Girne kentinden Mersin'deki Taşucu Limanı'na gittiği sırada alabora olarak batan Filo Jet isimli feribotta kaybolan yolcuları arama çalışm...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Girne kentinden Mersin'deki Taşucu Limanı'na gittiği sırada alabora olarak batan Filo Jet isimli feribotta kaybolan yolcuları arama çalışmaları sürüyor.
Feribot faciasında kaybolanlar arasında Hataylı Demir kardeşler de yer alıyor. Ekipler, Mustafa Demir ile Mahmut Demir'i aramaya devam ediyor.
Demir ailesinin bekleyişi ise sürüyor.
Ağabey ve kardeşin acısıyla zor günler geçiren aile, ikinci şoku Demir kardeşlerin isimlerinin dolandırıcılık amacıyla kullanılmasıyla yaşadı.
KAYIP KARDEŞLER ADINA IBAN PAYLAŞIYORLARDemir ailesi kardeşlerin ailelerinin yardıma muhtaç olduğu söylenerek IBAN paylaşan kimliği belirsiz şüphelilerin yardım topladığını iddia etti.
Kayıp kardeşlerin ağabeyi Halil Demir, yardım paylaşımlarına itibar edilmemesi konusunda vatandaşları uyardı.
"DOLANDIRICILARA İTİBAR ETMEYİN"Dolandırıcıların, kardeşleri adına hesap numarası paylaşıp vatandaşları tuzağa düşürmeye çalıştığını söyleyen Halil Demir, "İnsanların iyi niyetini kötü amaçlı kullanıyorlar, böyle bir şeye gerek yok. Tüm Türkiye'ye seslenmek istiyorum, lütfen bu dolandırıcılara itibar etmeyin." ifadelerini kullandı.
Kayıp kardeşlerin isimlerinin kullanılarak yardım toplandığını anlatan İbrahim Demir ise "Biz daha cenazemizi almadık, dolandırıcılar insanlardan para topluyor. Kimse bunlara itibar etmesin." diye konuştu.
ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINDA SON DURUM NE?Girne'de batan feribotta kaybolanları arama kurtarma çalışmaları ise sürüyor.
Ekipler dün bir cansız bedene daha ulaştı. Ulaşılan cansız bedenin 55-60 yaşlarında bir erkeğe ait olduğu öğrenildi.
Ulaşılan cansız bedenle birlikte can kaybı sayısı 14'e yükseldi.
Kayıp 14 kişiyi arama çalışmaları ise sürüyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Girne kentinden Mersin'deki Taşucu Limanı'na gittiği sırada alabora olarak batan Filo Jet isimli feribotta kaybolan yolcuları arama çalışmaları sürüyor.
Feribot faciasında kaybolanlar arasında Hataylı Demir kardeşler de yer alıyor. Ekipler, Mustafa Demir ile Mahmut Demir'i aramaya devam ediyor.
Demir ailesinin bekleyişi ise sürüyor.
Ağabey ve kardeşin acısıyla zor günler geçiren aile, ikinci şoku Demir kardeşlerin isimlerinin dolandırıcılık amacıyla kullanılmasıyla yaşadı.
KAYIP KARDEŞLER ADINA IBAN PAYLAŞIYORLARDemir ailesi kardeşlerin ailelerinin yardıma muhtaç olduğu söylenerek IBAN paylaşan kimliği belirsiz şüphelilerin yardım topladığını iddia etti.
Kayıp kardeşlerin ağabeyi Halil Demir, yardım paylaşımlarına itibar edilmemesi konusunda vatandaşları uyardı.
"DOLANDIRICILARA İTİBAR ETMEYİN"Dolandırıcıların, kardeşleri adına hesap numarası paylaşıp vatandaşları tuzağa düşürmeye çalıştığını söyleyen Halil Demir, "İnsanların iyi niyetini kötü amaçlı kullanıyorlar, böyle bir şeye gerek yok. Tüm Türkiye'ye seslenmek istiyorum, lütfen bu dolandırıcılara itibar etmeyin." ifadelerini kullandı.
Kayıp kardeşlerin isimlerinin kullanılarak yardım toplandığını anlatan İbrahim Demir ise "Biz daha cenazemizi almadık, dolandırıcılar insanlardan para topluyor. Kimse bunlara itibar etmesin." diye konuştu.
ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINDA SON DURUM NE?Girne'de batan feribotta kaybolanları arama kurtarma çalışmaları ise sürüyor.
Ekipler dün bir cansız bedene daha ulaştı. Ulaşılan cansız bedenin 55-60 yaşlarında bir erkeğe ait olduğu öğrenildi.
Ulaşılan cansız bedenle birlikte can kaybı sayısı 14'e yükseldi.
İstanbul'daki evinde ölü bulunan oyuncu Serhat Kılıç'ın ölümüne ilişkin soruşturmada dosyaya yeni ayrıntılar girdi.
Emniyet güçlerinin olay yeri inceleme raporunda metal bir kuyu ile valizde bulunan maddelere dikkat çekildi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ekiplerinin hazırladığı raporda Kılıç'ın yaşadığı dairenin bulunduğu sitenin giriş...
İstanbul'daki evinde ölü bulunan oyuncu Serhat Kılıç'ın ölümüne ilişkin soruşturmada dosyaya yeni ayrıntılar girdi.
Emniyet güçlerinin olay yeri inceleme raporunda metal bir kuyu ile valizde bulunan maddelere dikkat çekildi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ekiplerinin hazırladığı raporda Kılıç'ın yaşadığı dairenin bulunduğu sitenin giriş...
İstanbul'daki evinde ölü bulunan oyuncu Serhat Kılıç'ın ölümüne ilişkin soruşturmada dosyaya yeni ayrıntılar girdi.
Emniyet güçlerinin olay yeri inceleme raporunda metal bir kuyu ile valizde bulunan maddelere dikkat çekildi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ekiplerinin hazırladığı raporda Kılıç'ın yaşadığı dairenin bulunduğu sitenin girişinde güvenlik görevlisi ve güvenlik kamerası olduğu, giriş çıkışların kontrollü yapıldığı belirtildi.
Binanın girişinde de koridoru gören güvenlik kamerası bulunduğu kaydedildi.
Rapora göre, dairenin çelik giriş kapısında zorlama izi bulunmadı.
Kapıda anahtarın takılı olmadığı görülürken, evin koridorunda ve salon girişinde aynı renk ve desendeki bir tabağa ait kırık parçalar tespit edildi.
METAL KUTU VE VALİZDE ŞÜPHELİ MADDELERRaporda, salondaki ahşap sehpa üzerinde bulunan metal kutuda, uyuşturucu olduğu değerlendirilen yeşil renkli otsu bitki bulunduğu belirtildi.
Ayrıca poşet içerisinde sigara sarma kağıdı olduğu kaydedildi.
Kitaplığın önündeki kumaş valizde de siyah renkli klipsli poşet içerisinde uyuşturucu olduğu değerlendirilen yeşil renkli otsu bitki ile uyuşturucu kullanımında kullanıldığı değerlendirilen rulo haline getirilmiş üç adet 200 liralık banknot bulunduğu ifade edildi.
"SAĞLIK DURUMUNUN ÇOK KÖTÜ OLDUĞUNU SÖYLEDİ"Kılıç'ın ölümüyle ilgili soruşturma sürerken, kız arkadaşı Özlem E.'nin olay yerinde savcıya verdiği ifade de ortaya çıktı.
Özlem E., ifadesinde şunları söyledi:
"- Serhat Mustafa Kılıç arkadaşım olur. Kendisini 8 senedir tanırım. Dizi film oyuncusudur. Kendisiyle en son perşembe günü yani iki gün önce cep telefonu vasıtasıyla görüştük.
- Kendisinin oyuncusu olduğu dizi setine sağlık sebeplerinden ötürü gidememesinden dolayı diziden atılması ile ilgili bir durum vardı. Telefonda bu konudan bahsettik.
- Bana sağlık durumunun çok kötü olduğunu da söyledi. Son olarak benimle ve dizi setindeki arkadaşlarıyla sağlık sebeplerinden ötürü setlere katılamamasından dolayı tartıştı ve akabinde aramalara cevap vermediğini öğrendim.
- Ancak kendisinin huyu gereği küstüğü insanlarla 5-6 gün boyunca iletişim kurmadığı zamanlar olurdu. Bundan dolayı perşembe günü kendisine ulaşamadıktan sonra bu durumdan pek de şüphelenmedim."
"BOYUN FITIĞI TEDAVİSİ GÖRÜYORDU"Özlem E. ifadesinin devamında, "Normalde Pazartesi günü kendisinin yanına gidip bir ihtiyacı olup olmadığını kontrol edecektim. Ancak bugün birden içime doğdu ve kendisinin yanına gitmek istedim." dedi.
Eve yedek anahtarla girdiğini anlatan Özlem E., "Yerde kırık tabak parçaları bulunmaktaydı. İçerisi oldukça soğuktu ve klima açıktı. Kendisine dokunduğumda vücudunun sert olduğunu anladım ve öldüğüne kanaat getirdikten sonra polis ekiplerine haber verdim." diye konuştu.
Özlem E., yaşamını yitiren sanatçının son zamanlarda Şişli'de özel bir hastanede boyun fıtığı nedeniyle tedavi gördüğünü de söyledi.
"UYUŞTURUCU MADDE KULLANDIĞINI BİLİRİM"Emniyette, Kılıç'ın madde ve alkol bağımlılığı olmadığını söyleyen Özlem E., savcıya verdiği ifadede ise "Kendisini tanıdığım süreden beri uyuşturucu madde ve alkol kullandığını bilirim." dedi.
Özlem E., "Son 6 aydır bildiğim kadarıyla kokain maddesini de kullanmaktadır. Husumetli olduğu birisi yoktur." şeklinde konuştu.
NE OLMUŞTU?Birçok başarılı yapımda yer alan 51 yaşındaki Serhat Mustafa Kılıç, cumartesi günü akşam saatlerinde evinde ölü bulunmuştu.
Göz çevresinde, kol ve bacaklarında morluklar tespit edilen Serhat Kılıç'ın kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatılmıştı.
İddialara göre kız arkadaşı Kılıç'ın kanser tedavisi gördüğü bilgisini verdi ancak ilk bilgiler oyuncunun troid dışında rahatsızlığı olmadığı yönündeydi.
İstanbul'daki evinde ölü bulunan oyuncu Serhat Kılıç'ın ölümüne ilişkin soruşturmada dosyaya yeni ayrıntılar girdi.
Emniyet güçlerinin olay yeri inceleme raporunda metal bir kuyu ile valizde bulunan maddelere dikkat çekildi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ekiplerinin hazırladığı raporda Kılıç'ın yaşadığı dairenin bulunduğu sitenin girişinde güvenlik görevlisi ve güvenlik kamerası olduğu, giriş çıkışların kontrollü yapıldığı belirtildi.
Binanın girişinde de koridoru gören güvenlik kamerası bulunduğu kaydedildi.
Rapora göre, dairenin çelik giriş kapısında zorlama izi bulunmadı.
Kapıda anahtarın takılı olmadığı görülürken, evin koridorunda ve salon girişinde aynı renk ve desendeki bir tabağa ait kırık parçalar tespit edildi.
METAL KUTU VE VALİZDE ŞÜPHELİ MADDELERRaporda, salondaki ahşap sehpa üzerinde bulunan metal kutuda, uyuşturucu olduğu değerlendirilen yeşil renkli otsu bitki bulunduğu belirtildi.
Ayrıca poşet içerisinde sigara sarma kağıdı olduğu kaydedildi.
Kitaplığın önündeki kumaş valizde de siyah renkli klipsli poşet içerisinde uyuşturucu olduğu değerlendirilen yeşil renkli otsu bitki ile uyuşturucu kullanımında kullanıldığı değerlendirilen rulo haline getirilmiş üç adet 200 liralık banknot bulunduğu ifade edildi.
"SAĞLIK DURUMUNUN ÇOK KÖTÜ OLDUĞUNU SÖYLEDİ"Kılıç'ın ölümüyle ilgili soruşturma sürerken, kız arkadaşı Özlem E.'nin olay yerinde savcıya verdiği ifade de ortaya çıktı.
Özlem E., ifadesinde şunları söyledi:
"- Serhat Mustafa Kılıç arkadaşım olur. Kendisini 8 senedir tanırım. Dizi film oyuncusudur. Kendisiyle en son perşembe günü yani iki gün önce cep telefonu vasıtasıyla görüştük.
- Kendisinin oyuncusu olduğu dizi setine sağlık sebeplerinden ötürü gidememesinden dolayı diziden atılması ile ilgili bir durum vardı. Telefonda bu konudan bahsettik.
- Bana sağlık durumunun çok kötü olduğunu da söyledi. Son olarak benimle ve dizi setindeki arkadaşlarıyla sağlık sebeplerinden ötürü setlere katılamamasından dolayı tartıştı ve akabinde aramalara cevap vermediğini öğrendim.
- Ancak kendisinin huyu gereği küstüğü insanlarla 5-6 gün boyunca iletişim kurmadığı zamanlar olurdu. Bundan dolayı perşembe günü kendisine ulaşamadıktan sonra bu durumdan pek de şüphelenmedim."
"BOYUN FITIĞI TEDAVİSİ GÖRÜYORDU"Özlem E. ifadesinin devamında, "Normalde Pazartesi günü kendisinin yanına gidip bir ihtiyacı olup olmadığını kontrol edecektim. Ancak bugün birden içime doğdu ve kendisinin yanına gitmek istedim." dedi.
Eve yedek anahtarla girdiğini anlatan Özlem E., "Yerde kırık tabak parçaları bulunmaktaydı. İçerisi oldukça soğuktu ve klima açıktı. Kendisine dokunduğumda vücudunun sert olduğunu anladım ve öldüğüne kanaat getirdikten sonra polis ekiplerine haber verdim." diye konuştu.
Özlem E., yaşamını yitiren sanatçının son zamanlarda Şişli'de özel bir hastanede boyun fıtığı nedeniyle tedavi gördüğünü de söyledi.
"UYUŞTURUCU MADDE KULLANDIĞINI BİLİRİM"Emniyette, Kılıç'ın madde ve alkol bağımlılığı olmadığını söyleyen Özlem E., savcıya verdiği ifadede ise "Kendisini tanıdığım süreden beri uyuşturucu madde ve alkol kullandığını bilirim." dedi.
Özlem E., "Son 6 aydır bildiğim kadarıyla kokain maddesini de kullanmaktadır. Husumetli olduğu birisi yoktur." şeklinde konuştu.
NE OLMUŞTU?Birçok başarılı yapımda yer alan 51 yaşındaki Serhat Mustafa Kılıç, cumartesi günü akşam saatlerinde evinde ölü bulunmuştu.
Göz çevresinde, kol ve bacaklarında morluklar tespit edilen Serhat Kılıç'ın kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatılmıştı.
İddialara göre kız arkadaşı Kılıç'ın kanser tedavisi gördüğü bilgisini verdi ancak ilk bilgiler oyuncunun troid dışında rahatsızlığı olmadığı yönündeydi.
Olay Elmadağ ilçesi, Lalabel Mahallesi’nde meydana geldi. Edi...
Olay Elmadağ ilçesi, Lalabel Mahallesi’nde meydana geldi. Edi...
Olay Elmadağ ilçesi, Lalabel Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Kırıkkale istikametinden, Ankara istikametine giden henüz plakası öğrenilmeyen bir otomobilin sürücünün kontrolü kaybetmesi sonucu araç yolun karşısına geçerek, 06 AGS 490 plakalı otomobil ile 19 SP 990 plakalı otomobile çarptı.
İhbar üzerine olay yerine çok sayıda ambulans ve polis arabası sevk edildi. Kazada, 06 AGS 490 plakalı otomobilin sürücüsü hayatını kaybederken, 7 kişi yaralandı.
Yarlılar çevre hastanelere kaldırılırken, kazaya ilişkin inceleme başlatıldı.
Kaza anı bir otomobilin araç kamerasına yansıdı.
Olay Elmadağ ilçesi, Lalabel Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Kırıkkale istikametinden, Ankara istikametine giden henüz plakası öğrenilmeyen bir otomobilin sürücünün kontrolü kaybetmesi sonucu araç yolun karşısına geçerek, 06 AGS 490 plakalı otomobil ile 19 SP 990 plakalı otomobile çarptı.
İhbar üzerine olay yerine çok sayıda ambulans ve polis arabası sevk edildi. Kazada, 06 AGS 490 plakalı otomobilin sürücüsü hayatını kaybederken, 7 kişi yaralandı.
Yarlılar çevre hastanelere kaldırılırken, kazaya ilişkin inceleme başlatıldı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre; ülkenin kuzey kesimlerinin parçalı, yer yer çok bulutlu olması bekleniyor.
Batı Karadeniz'in doğu kıyıları, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları ile Doğu An...
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre; ülkenin kuzey kesimlerinin parçalı, yer yer çok bulutlu olması bekleniyor.
Batı Karadeniz'in doğu kıyıları, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları ile Doğu An...
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre; ülkenin kuzey kesimlerinin parçalı, yer yer çok bulutlu olması bekleniyor.
Batı Karadeniz'in doğu kıyıları, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları ile Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusunun yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
Yağışların, Doğu Karadeniz kıyılarında yerel kuvvetli olacağı belirtiliyor.
Hava sıcaklıklarında ise yurdun kuzey ve iç kesimlerde 4 ila 6 derece azalarak mevsim normalleri civarında seyredeceği, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin ediliyor.
Rüzgarların genellikle kuzeyli, güneydoğu kesimlerde güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara'nın güney ve batısı, Kıyı Ege, Akdeniz'in iç ve yüksek kesimleri ile Doğu Anadolu'nun batısında kuvvetli (40-60 km/sa) esmesi bekleniyor.
KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISIDoğu Karadeniz'de beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların, sabah saatlerinden itibaren Giresun'un doğu, Trabzon'un batı ve doğu ilçeleri ile Rize il geneli ve Artvin'in kuzeyinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.
SEL, SU BASKINI, YILDIRIM, HEYELANA DİKKAT!
Meteoroloji Genel Müdürlüğü kuvvetli yağışla beraber sel, su baskını, yıldırım, heyelan, yağış anında kuvvetli rüzgar ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli olunmasına yönelik uyarıda bulundu.
BEŞ BÜYÜKŞEHİRDE HAVA DURUMU
İstanbul'da poyraz çok sert esecek. Sıcaklık öğle saatlerinde 28, gece 17 derece.
Ankara'da hava açık sıcaklık 25 derece.
İzmir 35, Bursa ise 31 derece.
Antalya'da hava kuru, sıcaklık 40 derece.
BÖLGE BÖLGE SON DURUM
Marmara az bulutlu, poyraz çok sert. Bölgede sıcaklık düşüyor. Edirne 32, Kocaeli 30 derece.
İç Anadolu güneşli, rüzgar daha kuvvetli esecek. Eskişehir 27, Kayseri 28 derece. Gece Sivas'ta sıcaklık 10 dereceye iniyor.
Ege'de rüzgar hızını artıyor. Manisa 34, Muğla ve Denizli 36, Bodrum 34 derece.
Akdeniz'de de Adana bölümünde rüzgar kuvvetli. Adana 38, Mersin 35, Hatay 33 derece.
Karadeniz'de sıcaklık Trabzon'da 20, Samsun'da 22 dereceye iniyor. Doğu Karadeniz'de yağış şiddetli, özellikle Rize-Artvin kesiminde sel tehlikesi var.
Doğu ve Güneydoğu'da karayel kuvvetleniyor. Ardahan'da sağanak var. Erzurum 22, Malatya açık 30, Gaziantep ve Diyarbakır 35 derece.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre; ülkenin kuzey kesimlerinin parçalı, yer yer çok bulutlu olması bekleniyor.
Batı Karadeniz'in doğu kıyıları, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları ile Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusunun yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
Yağışların, Doğu Karadeniz kıyılarında yerel kuvvetli olacağı belirtiliyor.
Hava sıcaklıklarında ise yurdun kuzey ve iç kesimlerde 4 ila 6 derece azalarak mevsim normalleri civarında seyredeceği, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin ediliyor.
Rüzgarların genellikle kuzeyli, güneydoğu kesimlerde güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara'nın güney ve batısı, Kıyı Ege, Akdeniz'in iç ve yüksek kesimleri ile Doğu Anadolu'nun batısında kuvvetli (40-60 km/sa) esmesi bekleniyor.
KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISIDoğu Karadeniz'de beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların, sabah saatlerinden itibaren Giresun'un doğu, Trabzon'un batı ve doğu ilçeleri ile Rize il geneli ve Artvin'in kuzeyinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.
SEL, SU BASKINI, YILDIRIM, HEYELANA DİKKAT!
Meteoroloji Genel Müdürlüğü kuvvetli yağışla beraber sel, su baskını, yıldırım, heyelan, yağış anında kuvvetli rüzgar ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli olunmasına yönelik uyarıda bulundu.
BEŞ BÜYÜKŞEHİRDE HAVA DURUMU
İstanbul'da poyraz çok sert esecek. Sıcaklık öğle saatlerinde 28, gece 17 derece.
Ankara'da hava açık sıcaklık 25 derece.
İzmir 35, Bursa ise 31 derece.
Antalya'da hava kuru, sıcaklık 40 derece.
BÖLGE BÖLGE SON DURUM
Marmara az bulutlu, poyraz çok sert. Bölgede sıcaklık düşüyor. Edirne 32, Kocaeli 30 derece.
İç Anadolu güneşli, rüzgar daha kuvvetli esecek. Eskişehir 27, Kayseri 28 derece. Gece Sivas'ta sıcaklık 10 dereceye iniyor.
Ege'de rüzgar hızını artıyor. Manisa 34, Muğla ve Denizli 36, Bodrum 34 derece.
Akdeniz'de de Adana bölümünde rüzgar kuvvetli. Adana 38, Mersin 35, Hatay 33 derece.
Karadeniz'de sıcaklık Trabzon'da 20, Samsun'da 22 dereceye iniyor. Doğu Karadeniz'de yağış şiddetli, özellikle Rize-Artvin kesiminde sel tehlikesi var.
Doğu ve Güneydoğu'da karayel kuvvetleniyor. Ardahan'da sağanak var. Erzurum 22, Malatya açık 30, Gaziantep ve Diyarbakır 35 derece.
Olay, Uludağ'ın Sarıalan mevkiisinde meydana g...
Olay, Uludağ'ın Sarıalan mevkiisinde meydana geldi. İddiaya göre, kamp yapmak için bölgeye gelen bir aile çadırlarını kurduktan bir süre sonra yakınlarına bir ayının geldiğini fark etti.
Çadırların bulunduğu alana yaklaşan ayıyı gören aile, korku ve panik yaşadı. Aile fertlerinin bağırarak tepki göstermesi üzerine ayı, bulunduğu bölgeden hızla uzaklaşarak ormanlık alana kaçtı. O anlar aile fertlerinden biri tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.
Olay, Uludağ'ın Sarıalan mevkiisinde meydana geldi. İddiaya göre, kamp yapmak için bölgeye gelen bir aile çadırlarını kurduktan bir süre sonra yakınlarına bir ayının geldiğini fark etti.
Çadırların bulunduğu alana yaklaşan ayıyı gören aile, korku ve panik yaşadı. Aile fertlerinin bağırarak tepki göstermesi üzerine ayı, bulunduğu bölgeden hızla uzaklaşarak ormanlık alana kaçtı. O anlar aile fertlerinden biri tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.
“Olurmu sizce” için dikkat çeken nokta şu:...
“Güncel Sİgara fiyatları” için dikkat çeke...
“30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu olsun.....