Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan petrol yüklü bir tankere Marmara Adası açıklarında makine arızası nedeniyle sürüklendiğini ve yardım talebinde bulunduğunu duyurdu.
243 metre boyunda ve 96 bin 544 ton ham petrol yüklü olduğu belirtilen Rusya bayraklı Pioner 1 isimli tanker için Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi koordinesinde Nene Hatun Acil Müdahale Gemisi ve Kurtarma-16 Römorkörü bölgeye sevk edildi.
Nene Hatun'un saat 22.30’da tankeri yedekleyerek emniyete almış olduğu belirtildi. Pioner 1, Şevketiye Demir Sahası’na çekilerek emniyetli şekilde demirletilecek.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan petrol yüklü bir tankere Marmara Adası açıklarında makine arızası nedeniyle sürüklendiğini ve yardım talebinde bulunduğunu duyurdu.
243 metre boyunda ve 96 bin 544 ton ham petrol yüklü olduğu belirtilen Rusya bayraklı Pioner 1 isimli tanker için Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi koordinesinde Nene Hatun Acil Müdahale Gemisi ve Kurtarma-16 Römorkörü bölgeye sevk edildi.
Nene Hatun'un saat 22.30’da tankeri yedekleyerek emniyete almış olduğu belirtildi. Pioner 1, Şevketiye Demir Sahası’na çekilerek emniyetli şekilde demirletilecek.
Kuzey Kıbrıs Türk...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 8 kişinin hayatını kaybettiği faciada batan gemi, denizin 514 metre derinliğinde. Bölgede kayıp 20 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 8 kişinin hayatını kaybettiği faciada batan gemi, denizin 514 metre derinliğinde. Bölgede kayıp 20 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Milli İ...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Milli İ...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde çalışma gerçekleştirildi.
FETÖ/PDY tarafından kullanılan Signal kriptolu haberleşme programının deşifresine yönelik yapılan çalışmalar sonucunda, örgütün güncel bilişim yapılanması içerisinde faaliyet gösterdikleri tespit edilen 13 şüpheli belirlendi.
Başsavcılığın talimatıyla şüphelilerin yakalanmasına yönelik 1 Eylül 2026 tarihinde eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Operasyonda hakkında gözaltı kararı verilen 13 şüpheliden 10'u yakalanarak gözaltına alındı.
Firari durumdaki 3 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise sürdüğü bildirildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde çalışma gerçekleştirildi.
FETÖ/PDY tarafından kullanılan Signal kriptolu haberleşme programının deşifresine yönelik yapılan çalışmalar sonucunda, örgütün güncel bilişim yapılanması içerisinde faaliyet gösterdikleri tespit edilen 13 şüpheli belirlendi.
Başsavcılığın talimatıyla şüphelilerin yakalanmasına yönelik 1 Eylül 2026 tarihinde eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Operasyonda hakkında gözaltı kararı verilen 13 şüpheliden 10'u yakalanarak gözaltına alındı.
Firari durumdaki 3 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise sürdüğü bildirildi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinden Mersin'in Taşucu Limanı'n...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinden Mersin'in Taşucu Limanı'n...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinden Mersin'in Taşucu Limanı'na hareket ettiği sırada alabora olarak batan feribotkazasında kayıp yolcuları arama çalışmaları sürüyor.
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, bir kişinin daha cansız bedeninin bulunduğunu açıkladı.
Cansız bedenin kadına ait olduğunu ifade eden Üstel, can kaybının 13'e yükseldiğini duyurdu.
Kayıp 15 kişiyi arama çalışmaları ise devam ediyor.
NELER OLDU?
Girne'den Mersin'deki Taşucu Limanı'na seyir halindeyken 31 Ağustos'ta alabora olarak batan Filo Jet isimli yolcu feribotunda kaybolanları bulmak için yürütülen arama kurtarma çalışmaları altıncı gününde devam ediyor. Çalışmalar kapsamında TCG Işın ve TCG Alemdar gemileri su altında inceleme yapıyor.
Kaza, KKTC tarihinin en büyük deniz kazalarından biri olarak kayıtlara geçti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinden Mersin'in Taşucu Limanı'na hareket ettiği sırada alabora olarak batan feribotkazasında kayıp yolcuları arama çalışmaları sürüyor.
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, bir kişinin daha cansız bedeninin bulunduğunu açıkladı.
Cansız bedenin kadına ait olduğunu ifade eden Üstel, can kaybının 13'e yükseldiğini duyurdu.
Kayıp 15 kişiyi arama çalışmaları ise devam ediyor.
NELER OLDU?
Girne'den Mersin'deki Taşucu Limanı'na seyir halindeyken 31 Ağustos'ta alabora olarak batan Filo Jet isimli yolcu feribotunda kaybolanları bulmak için yürütülen arama kurtarma çalışmaları altıncı gününde devam ediyor. Çalışmalar kapsamında TCG Işın ve TCG Alemdar gemileri su altında inceleme yapıyor.
Kaza, KKTC tarihinin en büyük deniz kazalarından biri olarak kayıtlara geçti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinde meydana gelen feribot faciasında bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Böylece kazada hayatını kaybedenlerin sayısı 10'a yükselirken, kayıp 18 kişiyi arama çalışmaları s...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinde meydana gelen feribot faciasında bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Böylece kazada hayatını kaybedenlerin sayısı 10'a yükselirken, kayıp 18 kişiyi arama çalışmaları s...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinde meydana gelen feribot faciasında bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Böylece kazada hayatını kaybedenlerin sayısı 10'a yükselirken, kayıp 18 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile yaptığı görüşmenin ardından, kayıp 19 kişiden birinin daha naaşına ulaşıldığını açıkladı.
Arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin güncel gelişmeleri paylaşan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarı çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Kimlik tespiti yapıldıktan sonra kimin naaşına ulaşıldığı kamuoyuyla paylaşılacaktır. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim. Yapılan yoğun çalışmaların neticesinde başka naaşlara da ulaşılacağı anlaşılmıştır. Bununla ilgili gelişmeleri ilgili kurumlar, çalışmalar titiz bir şekilde tamamlandığında kamuoyuyla paylaşmış olacaklardır. Ancak, bir ilerleme sağlandığını bugün ifade edebilirim. Deniz Kuvvetleri Komutanımıza, emeği olan tüm yetkililere şükranlarımı sunuyorum. Sağ olarak kurtarılan yolcularımızdan 131'inin tedavilerinin tamamlandığını ve taburcu edildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor. Bunlardan biri yoğun bakımdaydı ama yoğun bakımdan çıkarılmış oldu. Şu an itibarıyla aldığımız bilgi, 2 hastamızın da hayati bir tehlikesi olmadığı yönünde."
NELER OLDU?
Girne'den Mersin'deki Taşucu Limanı'na seyir halindeyken 31 Ağustos'ta alabora olarak batan Filo Jet isimli yolcu feribotunda kaybolanları bulmak için yürütülen arama kurtarma çalışmaları beşinci gününde devam ediyor.
KKTC Cumhurbaşkanlığı, dün yaptığı açıklamada feribotun enkazına ulaşıldığını duyurmuştu. Enkazın bulunmasından saatler sonra yaklaşık 50 yaşlarında bir erkeğe ait olduğu değerlendirilen bir kişinin cansız bedenine ulaşılmıştı.
Cenazenin kimliğinin belirlenebilmesi için kayıp yakınlarından DNA örneği alınacağı açıklanmıştı.
KKTC tarihinin en büyük deniz kazalarından biri olarak kayıtlara geçen faciada, enkaza ulaşılmadan önce sekiz kişinin cansız bedeni bulunmuştu. Son iki bulguyla birlikte hayatını kaybedenlerin sayısı 10'a çıktı.
Arama kurtarma ekiplerinin kayıp 18 kişiye ulaşmak için bölgedeki çalışmaları devam ediyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinde meydana gelen feribot faciasında bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Böylece kazada hayatını kaybedenlerin sayısı 10'a yükselirken, kayıp 18 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile yaptığı görüşmenin ardından, kayıp 19 kişiden birinin daha naaşına ulaşıldığını açıkladı.
Arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin güncel gelişmeleri paylaşan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarı çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Kimlik tespiti yapıldıktan sonra kimin naaşına ulaşıldığı kamuoyuyla paylaşılacaktır. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim. Yapılan yoğun çalışmaların neticesinde başka naaşlara da ulaşılacağı anlaşılmıştır. Bununla ilgili gelişmeleri ilgili kurumlar, çalışmalar titiz bir şekilde tamamlandığında kamuoyuyla paylaşmış olacaklardır. Ancak, bir ilerleme sağlandığını bugün ifade edebilirim. Deniz Kuvvetleri Komutanımıza, emeği olan tüm yetkililere şükranlarımı sunuyorum. Sağ olarak kurtarılan yolcularımızdan 131'inin tedavilerinin tamamlandığını ve taburcu edildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor. Bunlardan biri yoğun bakımdaydı ama yoğun bakımdan çıkarılmış oldu. Şu an itibarıyla aldığımız bilgi, 2 hastamızın da hayati bir tehlikesi olmadığı yönünde."
NELER OLDU?
Girne'den Mersin'deki Taşucu Limanı'na seyir halindeyken 31 Ağustos'ta alabora olarak batan Filo Jet isimli yolcu feribotunda kaybolanları bulmak için yürütülen arama kurtarma çalışmaları beşinci gününde devam ediyor.
KKTC Cumhurbaşkanlığı, dün yaptığı açıklamada feribotun enkazına ulaşıldığını duyurmuştu. Enkazın bulunmasından saatler sonra yaklaşık 50 yaşlarında bir erkeğe ait olduğu değerlendirilen bir kişinin cansız bedenine ulaşılmıştı.
Cenazenin kimliğinin belirlenebilmesi için kayıp yakınlarından DNA örneği alınacağı açıklanmıştı.
KKTC tarihinin en büyük deniz kazalarından biri olarak kayıtlara geçen faciada, enkaza ulaşılmadan önce sekiz kişinin cansız bedeni bulunmuştu. Son iki bulguyla birlikte hayatını kaybedenlerin sayısı 10'a çıktı.
Arama kurtarma ekiplerinin kayıp 18 kişiye ulaşmak için bölgedeki çalışmaları devam ediyor.
KKTC'deki gemi kazasından kurtarılan 8 aylık hamile Menekşe Nur Akkaya Gökdaş, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesindeki tedavisini...
KKTC'deki gemi kazasından kurtarılan 8 aylık hamile Menekşe Nur Akkaya Gökdaş, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesindeki tedavisini...
KKTC'deki gemi kazasından kurtarılan 8 aylık hamile Menekşe Nur Akkaya Gökdaş, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesindeki tedavisinin ardından, ailenin talebi üzerine ambulans uçakla Kocaeli'ye nakledildi.
Türkiye Sağlık Bakanlığına ait ambulans uçak, KKTC Ercan Havalimanı'na inerek hastaneden doktor eşliğinde ambulansla getirilen hamile kadını aldıktan sonra Türkiye'ye doğru havalandı.
Menekşe Nur Akkaya Gökdaş'a, ambulans uçakta eşi Volkan Gökdaş refakat etti.
Havalimanında gazetecilere açıklamalarda bulunan Volkan Gökdaş, kazanın ilk anından itibaren kendileriyle ilgilenilmesi, ambulans uçak taleplerinin karşılanması ve diğer işlemler nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği, Sağlık Bakanlığı ve diğer yetkililere teşekkür etti.
Gökdaş, bekledikleri kız bebeğin adının Deniz Ecem olmasını planladıklarını ancak gemi kazasının ardından doğacak çocuklarına Alara ismini verme kararı aldıklarını söyledi.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ise konuyla ilgili şunları söyledi:
"Girne açıklarında meydana gelen feribot kazasından etkilenen 35 haftalık gebe vatandaşımızı, sağlık ekiplerimizin gözetiminde ambulans uçakla Kocaeli'ye naklettik. Hastamızın durumunu yakından takip ediyoruz. Kazada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum."
KKTC'deki gemi kazasından kurtarılan 8 aylık hamile Menekşe Nur Akkaya Gökdaş, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesindeki tedavisinin ardından, ailenin talebi üzerine ambulans uçakla Kocaeli'ye nakledildi.
Türkiye Sağlık Bakanlığına ait ambulans uçak, KKTC Ercan Havalimanı'na inerek hastaneden doktor eşliğinde ambulansla getirilen hamile kadını aldıktan sonra Türkiye'ye doğru havalandı.
Menekşe Nur Akkaya Gökdaş'a, ambulans uçakta eşi Volkan Gökdaş refakat etti.
Havalimanında gazetecilere açıklamalarda bulunan Volkan Gökdaş, kazanın ilk anından itibaren kendileriyle ilgilenilmesi, ambulans uçak taleplerinin karşılanması ve diğer işlemler nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği, Sağlık Bakanlığı ve diğer yetkililere teşekkür etti.
Gökdaş, bekledikleri kız bebeğin adının Deniz Ecem olmasını planladıklarını ancak gemi kazasının ardından doğacak çocuklarına Alara ismini verme kararı aldıklarını söyledi.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ise konuyla ilgili şunları söyledi:
"Girne açıklarında meydana gelen feribot kazasından etkilenen 35 haftalık gebe vatandaşımızı, sağlık ekiplerimizin gözetiminde ambulans uçakla Kocaeli'ye naklettik. Hastamızın durumunu yakından takip ediyoruz. Kazada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum."
İstanbul'un Arnavutköy ilçesine bağlı Hadımköy Maha...
İstanbul'un Arnavutköy ilçesine bağlı Hadımköy Maha...
İstanbul'un Arnavutköy ilçesine bağlı Hadımköy Mahallesi'nde iki servis şoförü arasında başlayan tartışma cinayetle bitti.
Servis şoförü Özcan K., tartıştığı meslektaşı Mehmet T.'ye silahla 4 el ateş etti. Olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan Mehmet T. müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Kaçan şüpheli Özcan K. ise olayda kullandığı silahla birlikte Haraççı Mahallesi'nde yakalandı. Emniyetteki işlemleri süren şüphelinin başka bir suçtan sabıkasının olduğu öğrenildi.
İstanbul'un Arnavutköy ilçesine bağlı Hadımköy Mahallesi'nde iki servis şoförü arasında başlayan tartışma cinayetle bitti.
Servis şoförü Özcan K., tartıştığı meslektaşı Mehmet T.'ye silahla 4 el ateş etti. Olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan Mehmet T. müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Kaçan şüpheli Özcan K. ise olayda kullandığı silahla birlikte Haraççı Mahallesi'nde yakalandı. Emniyetteki işlemleri süren şüphelinin başka bir suçtan sabıkasının olduğu öğrenildi.
Muğla'nın Datça ilçesi açıklarında durdurulan teknede, yurt dışına kaçmaya çalıştıkları belirlenen 9 FETÖ zanlıs...
Muğla'nın Datça ilçesi açıklarında durdurulan teknede, yurt dışına kaçmaya çalıştıkları belirlenen 9 FETÖ zanlıs...
Muğla'nın Datça ilçesi açıklarında durdurulan teknede, yurt dışına kaçmaya çalıştıkları belirlenen 9 FETÖ zanlısı ile 1 kaptan ve 2 çocuk olmak üzere 12 kişi yakalandı.
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında, örgüt üyeliği suçundan haklarında işlem yapılan ve dosyaları istinaf aşamasında bulunan şüphelilerin yurt dışına kaçma hazırlığında oldukları tespit edildi.
FETÖ zanlılarının Rusya bayraklı "Peter Pan" isimli tekneyle Datça ilçesi açıklarında uluslararası sulara yakın bölgede bulunduklarının belirlenmesi üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri harekete geçti.
Ekiplerce durdurulan teknede, 9 FETÖ mensubu ve 2 çocuk ile tekne kaptanı yakalandı.
Yakalanan 9 şüpheli hakkında, mevcut FETÖ/PDY dosyaları kapsamında yürütülen yargılamadan ayrı olarak, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya teşebbüs ettikleri iddiasıyla ilgili de adli işlem başlatıldı.
Gözaltına alınan tekne kaptanı hakkında ise terör örgütüne yardım etme ve göçmen kaçakçılığı suçlarından soruşturma başlatıldı, 2 çocuk ise aile yakınlarına teslim edildi.
Muğla'nın Datça ilçesi açıklarında durdurulan teknede, yurt dışına kaçmaya çalıştıkları belirlenen 9 FETÖ zanlısı ile 1 kaptan ve 2 çocuk olmak üzere 12 kişi yakalandı.
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında, örgüt üyeliği suçundan haklarında işlem yapılan ve dosyaları istinaf aşamasında bulunan şüphelilerin yurt dışına kaçma hazırlığında oldukları tespit edildi.
FETÖ zanlılarının Rusya bayraklı "Peter Pan" isimli tekneyle Datça ilçesi açıklarında uluslararası sulara yakın bölgede bulunduklarının belirlenmesi üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri harekete geçti.
Ekiplerce durdurulan teknede, 9 FETÖ mensubu ve 2 çocuk ile tekne kaptanı yakalandı.
Yakalanan 9 şüpheli hakkında, mevcut FETÖ/PDY dosyaları kapsamında yürütülen yargılamadan ayrı olarak, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya teşebbüs ettikleri iddiasıyla ilgili de adli işlem başlatıldı.
Gözaltına alınan tekne kaptanı hakkında ise terör örgütüne yardım etme ve göçmen kaçakçılığı suçlarından soruşturma başlatıldı, 2 çocuk ise aile yakınlarına teslim edildi.
İstanbul'un Tuzla ilçesinde Orhanlı Deri Sanayi Bölgesi'nde bulunan bir binada henüz bilinmeyen bir nedenle yan...
İstanbul'un Tuzla ilçesinde Orhanlı Deri Sanayi Bölgesi'nde bulunan bir binada henüz bilinmeyen bir nedenle yan...
İstanbul'un Tuzla ilçesinde Orhanlı Deri Sanayi Bölgesi'nde bulunan bir binada henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı.
Alevler kısa sürede yayıldı. İhbar üzerine çevreye takviye itfaiye ekipleri yönlendirildi.
ALEVLERİN SIÇRAMA RİSKİ MEVCUTBölgede çok sayıda farklı yapı bulunması nedeniyle alevlerin sıçrama riski de var. Yangını söndürmek için çalışma başlatıldı, çevrede önlem alındı.
Farklı türde malzemelerin tutuşması bu çalışmaları zorlaştırdı.
Geniş bir alanın alevle kaplandığı görülürken, etraf dumanla kaplandı.
Yangını kontrol altına almak için çabalar sürüyor.
Geniş bir alanın alevle kaplandığı görülürken, etraf dumanla kaplandı. Yangını kontrol altına almak için çabalar sürüyor.
BİRÇOK NOKTADAN GÖRÜLÜYORFabrikadan yükselen yoğun dumanlar çevredeki birçok noktadan görülürken, itfaiye ekiplerinin yangını kontrol altına almak için çalışmaları sürüyor.
NTV muhabiri Deniz Tüysüz, yangına ilişkin son bilgileri verirken yangının olduğu alanda zaman zaman patlamaların yalandığını aktardı.
Tüysüz, yangının ilk anlardaki enerjisinin düştüğünün görüldüğünü söyledi.
İstanbul'un Tuzla ilçesinde Orhanlı Deri Sanayi Bölgesi'nde bulunan bir binada henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı.
Alevler kısa sürede yayıldı. İhbar üzerine çevreye takviye itfaiye ekipleri yönlendirildi.
ALEVLERİN SIÇRAMA RİSKİ MEVCUTBölgede çok sayıda farklı yapı bulunması nedeniyle alevlerin sıçrama riski de var. Yangını söndürmek için çalışma başlatıldı, çevrede önlem alındı.
Farklı türde malzemelerin tutuşması bu çalışmaları zorlaştırdı.
Geniş bir alanın alevle kaplandığı görülürken, etraf dumanla kaplandı.
Yangını kontrol altına almak için çabalar sürüyor.
Geniş bir alanın alevle kaplandığı görülürken, etraf dumanla kaplandı. Yangını kontrol altına almak için çabalar sürüyor.
BİRÇOK NOKTADAN GÖRÜLÜYORFabrikadan yükselen yoğun dumanlar çevredeki birçok noktadan görülürken, itfaiye ekiplerinin yangını kontrol altına almak için çalışmaları sürüyor.
NTV muhabiri Deniz Tüysüz, yangına ilişkin son bilgileri verirken yangının olduğu alanda zaman zaman patlamaların yalandığını aktardı.
Tüysüz, yangının ilk anlardaki enerjisinin düştüğünün görüldüğünü söyledi.
Son depremler... Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbu...
Son depremler... Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbu...
Son depremler... Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler.. 04 Eylül 2026 deprem son dakika haberleri haberin detayında... Artçı deprem mi oldu? Son deprem büyüklüğü ne kadar? Yakınımdaki depremler nelerdir? Anlık deprem mi oldu? Son dakika canlı deprem Türkiye haritası.. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ve AFAD deprem haberleri.. İstanbul'da deprem mi oldu? Ankara'da deprem mi oldu? İzmir'de deprem mi oldu? Hangi illerde deprem oldu ve hissedildi? Bugün deprem mi oldu? Deprem ne zaman ve kaç şiddetinde oldu? En son hangi bölgede deprem oldu? Deprem haberleriyle ilgili en çok merak edilenlerin cevabı haberde..
04 Eylül 2026 son dakika AFAD son depremler ve Kandilli son dakika deprem listesi..
Son depremler... Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler.. 04 Eylül 2026 deprem son dakika haberleri haberin detayında... Artçı deprem mi oldu? Son deprem büyüklüğü ne kadar? Yakınımdaki depremler nelerdir? Anlık deprem mi oldu? Son dakika canlı deprem Türkiye haritası.. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ve AFAD deprem haberleri.. İstanbul'da deprem mi oldu? Ankara'da deprem mi oldu? İzmir'de deprem mi oldu? Hangi illerde deprem oldu ve hissedildi? Bugün deprem mi oldu? Deprem ne zaman ve kaç şiddetinde oldu? En son hangi bölgede deprem oldu? Deprem haberleriyle ilgili en çok merak edilenlerin cevabı haberde..
04 Eylül 2026 son dakika AFAD son depremler ve Kandilli son dakika deprem listesi..
Üniversitelerin açıl...
Üniversitelerin açılmasıyla ev kurma telaşı başlayan öğrenciler, yeni atanan memurlar ve yeni evlenen çiftler için İstanbul Yenibosna'daki mobilyacılar çarşısında özel bir indirim kampanyası başladı.
Üniversitelerin açılmasıyla ev kurma telaşı başlayan öğrenciler, yeni atanan memurlar ve yeni evlenen çiftler için İstanbul Yenibosna'daki mobilyacılar çarşısında özel bir indirim kampanyası başladı.
"Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosyanın raftan indirilmesine ve mirasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Soruşturmada son olarak doktor Nurettin Demirkol "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklandı.
Demirkol'un son ifadesinde söyledikleri ise dikkati çekti. Eski doktor, savunmasını “ayrıntıları hatırlamadığı” üzerine kurdu.
O dönem Denizolgun'un ölümünü 155'i arayarak ihbar eden Nurettin Demirkol, bu görüşmede “Ailenin doktoruyum." diyordu.
Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık olarak verdiği ilk ifadesinde ise “sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun'un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirme...
"Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosyanın raftan indirilmesine ve mirasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Soruşturmada son olarak doktor Nurettin Demirkol "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklandı.
Demirkol'un son ifadesinde söyledikleri ise dikkati çekti. Eski doktor, savunmasını “ayrıntıları hatırlamadığı” üzerine kurdu.
O dönem Denizolgun'un ölümünü 155'i arayarak ihbar eden Nurettin Demirkol, bu görüşmede “Ailenin doktoruyum." diyordu.
Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık olarak verdiği ilk ifadesinde ise “sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun'un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirme...
"Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosyanın raftan indirilmesine ve mirasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Soruşturmada son olarak doktor Nurettin Demirkol "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklandı.
Demirkol'un son ifadesinde söyledikleri ise dikkati çekti. Eski doktor, savunmasını “ayrıntıları hatırlamadığı” üzerine kurdu.
O dönem Denizolgun'un ölümünü 155'i arayarak ihbar eden Nurettin Demirkol, bu görüşmede “Ailenin doktoruyum." diyordu.
Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık olarak verdiği ilk ifadesinde ise “sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun'un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini” ileri sürüyordu.
Savcılık bu çelişkiyi sordu. Demirkol “Olay günü ben mi aradım, başkası mı aradı hatırlamıyorum. Başkası benim telefonumdan da aramış olabilir.” savunmasını yaptı.
Bunun üzerine savcılık, "Olay günü polisle birkaç kez görüşmenize rağmen nasıl ilk ihbarı yapıp yapmadığınızı bilmiyorsunuz"?" sorusunu yöneltti.
Demirkol yakın zamanda baktığı hastaları dahi hatırlamakta zorlandığını öne sürdü, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini söyledi.
Ayrıca olay yerinde telefonunu “ortada bıraktığını”, çiftliğe gelip giden kişilerden birinin de telefonundan ihbar yapmış olabileceğini savundu.
Demirkol’un Denizolgun’la doktor - hasta ilişkisine ilişkin ifadeleri de ilgi çekiciydi; kendisi geçmişteki ifadesinde “Özel doktoru değildim.” diyordu.
Bu durum sorulduğunda Demirkol “Maktulü 2-3 kere muayene ettim. Ancak aile doktoru nasıl olunur bilmiyorum. Bu tabirden neyin kastedildiğini bilmiyorum.” iddiasını ileri sürdü.
Dosyada öne çıkan bir diğer isim ise Hilmi Tuna Kuriş oldu. Hilmi Tuna Kuriş, Alihan Kuriş'in kardeşi ve Arif Ahmet Denizolgun'un da yeğeni.
Demirkol, ilk ifadesinde çiftliğe gittiğinde Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu öne sürmüştü.
Ancak soruşturma dosyasındaki olay yeri inceleme raporunda Hilmi Tuna Kuriş’in de orada olduğuna ilişkin kayıt yer aldığı; HTS incelemesinde Kuriş’in 7 Eylül 2016 günü saat 20.56’da çiftliğin bulunduğu bölgeden baz verdiği tespit edildi.
Savcılık ayrıca Demirkol ile Hilmi Tuna Kuriş arasında aynı gece 21.13 ve devamında arama ve aranma kayıtları bulunduğunu belirledi.
Demirkol, bu kayıtlar sorulduğunda “O gün Hilmi Tuna Kuriş ile konuşup konuşmadığımı hatırlamıyorum. Gittiğimde orada olup olmadığını bilmiyorum.” dedi.
Demirkol’a Ahmet Yum, Ahmet Gökçen ve Alihan Kuriş’in olay yerine gelip gelmediği de soruldu.
İfadesi dosyaya giren bir tanık, olay yerine gelen adli tabibin doktorun yanında bir avukat olduğunu ileri sürüyor, yanlarında Alihan Kuriş'in de olduğunu iddia ediyordu.
Demirkol ile Ahmet Yum arasında 8 Eylül 2016 sabahı telefon görüşmesi kaydı bulunduğu da kendisine hatırlatıldı.
Demirkol bu isimlerin olay yerine gelip gelmediğini ve Ahmet Yum’la neden görüştüğünü hatırlamadığını savundu.
"AĞZINDA SIZINTI VARDI"Demirkol mahkeme sorgusunda Denizolgun'u ilk bulduğu anla ilgili ayrıntıları da paylaştı.
Eski doktor, Denizolgun'un ağzında bir sıvı bulunduğunu ancak bunun kan mı yoksa başka bir sıvı mı olduğunu ayırt edemediğini, adli tıp uzmanı olmadığı için bu konuda kesin değerlendirme yapamayacağını anlattı.
Ayrıca ölümün yeni olmadığını, vücutta şişme, sertlik ve ölüm morluklarını andıran bulgular bulunduğunu söyledi.
DOKTOR 155'E YAPTIĞI İHBARDA NE DİYORDU?İhbara ilişkin çözüm tutanağında ilk telefon görüşmesinin saat 00.29'da gerçekleştiği görüldü.
155 operatörünün telefonu açmasının ardından ihbarcının kendisini "Ben doktor Nurettin Demirkol." sözleriyle tanıttığı, "aile hekimi olduğu bir hastasının ani şekilde hayatını kaybettiğini" söylediği yer aldı.
Demirkol'un, “Aile hekimi olduğum bir hastam var, ani olarak vefat etmiş. Hükümet tabibinin görmesi gerekiyor. Belki muhtemelen ölüm nedeni belli değil, hakimin savcının görmesi gerekiyor.” ifadesi tutanağa girdi.
Demirkol'dan adres istenmesi üzerine, açık adresi bilmediğini söylediği, bunun üzerine operatörün, jandarma sorumluluk alanı olabileceğinden "156'yı araması gerektiğini" söylediği ve telefon görüşmesinin bittiği belirtildi.
Demirkol'un birkaç dakika sonra 155'i tekrar arayarak, "Biraz önce aramıştım, Doktor Nurettin Demirkol, vefat eden biriyle alakalı..." dediği, jandarmayla görüştüğünü ancak bölgenin polis sorumluluk alanında olduğunun kendisine söylendiğini belirterek, yeniden 155’ten yardım istediğine tutanakta yer verildi.
Tutanağa göre Demirkol, operatörün "Burada şüpheli ölüm konusu mu var?" sorusuna "Şüpheli, beklenmedik ani bir ölüm, beklenmedik, şüpheli ani bir ölüm..." şeklinde cevap verdi.
ALİHAN KURİŞ'İN DAYISIYDIDenizolgun, Kuriş'in dayısıydı ve 2016 yılında İstanbul'un Beykoz ilçesindeki evinde ölü bulunana kadar cemaati o yönetiyordu.
Eski Bakan öldüğünde başa, “oy birliğiyle” Alihan Kuriş geçirildi. Kuriş, o gün şu konuşmayı yaptı:
"Madem ki dünya hayatı devam ediyor, o zaman İslam dini devam edecektir. Madem ki İslam dini kıyamete kadar devam edecek, o zaman hizmetlerimiz yani Allah’ın dinine, kitabına hizmet kıyamete kadar devam edecektir.
Bu gemiyi karaya oturtabilmek için bunların akıllarından geçen her adiliğe olur verecekleri de şüphesizdir.
Yolumuz din-i İslam’ı, ümmeti, milleti, devleti savunmaya, korumaya ve bu değerlere hizmet etmeye devam edecektir. Vatan hainlerine, din düşmanlarına, bozuk akımlara, devleti yıkılışa götüren üzeri örtülü planlara set olmaya devam edecektir."
"OTOPSİ İŞLEMLERİ ŞÜPHELİ"2026 yılına gelindiğinde Kuriş ve beraberindekiler, “Çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği”, “Nitelikli dolandırıcılık”, “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet”, “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” gibi suçlamalarla gözaltına alınarak tutuklandı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bu operasyonun üzerinde bir süredir çalıştıklarını belirterek mali yapıya ilişkin şu bilgileri verdi:
"2016 yılında akımın başına geçti. Akımın başına geçmesiyle birlikte faaliyetler daha gizlilik içerisinde büyümeye başladı. Almanya'nın Köln şehrinde büyük bir merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde faaliyetlerinin tamamını oraya kaydıracağını da biliyoruz.
Örgütün suç kaynaklarına yönelik olarak bir operasyondu. Epeydir üzerinde çalışıyorduk. İlerleyen günlerde operasyonun neticeleri daha açık bir şekilde ortaya çıkmış olacak."
Bu sırada Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosya da raftan indirildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayetler olduğunu bildirdi.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da ölüm, “şüpheli” bulundu.
Raporda 2016 yılında gerçekleştirilen otopsiye ait 145 fotoğraf ve video görüntüsü, dönemin Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri, 19 Ağustos 2026 tarihli fethi kabir tutanağıyla soruşturma dosyasındaki diğer adli tıbbi belgeler birlikte değerlendirildi.
Denizolgun'un otopsi fotoğrafları ve video kayıtlarında, sağ meme alt kısmından göğüs ortasına doğru sıralanan 4 ayrı morluk bulunduğu belirtildi.
Bu morlukların altındaki dokularda da kanama görülmesinin, bu lezyonların ölümden önce meydana geldiğini gösterdiği raporda yer aldı.
“YASTIKLA BOĞULMUŞ OLABİLİR”
Lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki yerleşimleri dikkate alındığında, bir kişinin göğse diziyle basıp ağız ve burnu bir yastıkla kapatarak nefessiz bırakması şeklindeki bir ölüm mekanizmasının mümkün olduğu değerlendirmesine de raporda yer verildi.
Raporda, mevcut bulgular ve otopsi tarihindeki ileri derecedeki çürüme durumu göz önünde bulundurulduğunda, Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanmasının mümkün olmadığı ifade edildi.
"Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosyanın raftan indirilmesine ve mirasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Soruşturmada son olarak doktor Nurettin Demirkol "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklandı.
Demirkol'un son ifadesinde söyledikleri ise dikkati çekti. Eski doktor, savunmasını “ayrıntıları hatırlamadığı” üzerine kurdu.
O dönem Denizolgun'un ölümünü 155'i arayarak ihbar eden Nurettin Demirkol, bu görüşmede “Ailenin doktoruyum." diyordu.
Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık olarak verdiği ilk ifadesinde ise “sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun'un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini” ileri sürüyordu.
Savcılık bu çelişkiyi sordu. Demirkol “Olay günü ben mi aradım, başkası mı aradı hatırlamıyorum. Başkası benim telefonumdan da aramış olabilir.” savunmasını yaptı.
Bunun üzerine savcılık, "Olay günü polisle birkaç kez görüşmenize rağmen nasıl ilk ihbarı yapıp yapmadığınızı bilmiyorsunuz"?" sorusunu yöneltti.
Demirkol yakın zamanda baktığı hastaları dahi hatırlamakta zorlandığını öne sürdü, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini söyledi.
Ayrıca olay yerinde telefonunu “ortada bıraktığını”, çiftliğe gelip giden kişilerden birinin de telefonundan ihbar yapmış olabileceğini savundu.
Demirkol’un Denizolgun’la doktor - hasta ilişkisine ilişkin ifadeleri de ilgi çekiciydi; kendisi geçmişteki ifadesinde “Özel doktoru değildim.” diyordu.
Bu durum sorulduğunda Demirkol “Maktulü 2-3 kere muayene ettim. Ancak aile doktoru nasıl olunur bilmiyorum. Bu tabirden neyin kastedildiğini bilmiyorum.” iddiasını ileri sürdü.
Dosyada öne çıkan bir diğer isim ise Hilmi Tuna Kuriş oldu. Hilmi Tuna Kuriş, Alihan Kuriş'in kardeşi ve Arif Ahmet Denizolgun'un da yeğeni.
Demirkol, ilk ifadesinde çiftliğe gittiğinde Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu öne sürmüştü.
Ancak soruşturma dosyasındaki olay yeri inceleme raporunda Hilmi Tuna Kuriş’in de orada olduğuna ilişkin kayıt yer aldığı; HTS incelemesinde Kuriş’in 7 Eylül 2016 günü saat 20.56’da çiftliğin bulunduğu bölgeden baz verdiği tespit edildi.
Savcılık ayrıca Demirkol ile Hilmi Tuna Kuriş arasında aynı gece 21.13 ve devamında arama ve aranma kayıtları bulunduğunu belirledi.
Demirkol, bu kayıtlar sorulduğunda “O gün Hilmi Tuna Kuriş ile konuşup konuşmadığımı hatırlamıyorum. Gittiğimde orada olup olmadığını bilmiyorum.” dedi.
Demirkol’a Ahmet Yum, Ahmet Gökçen ve Alihan Kuriş’in olay yerine gelip gelmediği de soruldu.
İfadesi dosyaya giren bir tanık, olay yerine gelen adli tabibin doktorun yanında bir avukat olduğunu ileri sürüyor, yanlarında Alihan Kuriş'in de olduğunu iddia ediyordu.
Demirkol ile Ahmet Yum arasında 8 Eylül 2016 sabahı telefon görüşmesi kaydı bulunduğu da kendisine hatırlatıldı.
Demirkol bu isimlerin olay yerine gelip gelmediğini ve Ahmet Yum’la neden görüştüğünü hatırlamadığını savundu.
"AĞZINDA SIZINTI VARDI"Demirkol mahkeme sorgusunda Denizolgun'u ilk bulduğu anla ilgili ayrıntıları da paylaştı.
Eski doktor, Denizolgun'un ağzında bir sıvı bulunduğunu ancak bunun kan mı yoksa başka bir sıvı mı olduğunu ayırt edemediğini, adli tıp uzmanı olmadığı için bu konuda kesin değerlendirme yapamayacağını anlattı.
Ayrıca ölümün yeni olmadığını, vücutta şişme, sertlik ve ölüm morluklarını andıran bulgular bulunduğunu söyledi.
DOKTOR 155'E YAPTIĞI İHBARDA NE DİYORDU?İhbara ilişkin çözüm tutanağında ilk telefon görüşmesinin saat 00.29'da gerçekleştiği görüldü.
155 operatörünün telefonu açmasının ardından ihbarcının kendisini "Ben doktor Nurettin Demirkol." sözleriyle tanıttığı, "aile hekimi olduğu bir hastasının ani şekilde hayatını kaybettiğini" söylediği yer aldı.
Demirkol'un, “Aile hekimi olduğum bir hastam var, ani olarak vefat etmiş. Hükümet tabibinin görmesi gerekiyor. Belki muhtemelen ölüm nedeni belli değil, hakimin savcının görmesi gerekiyor.” ifadesi tutanağa girdi.
Demirkol'dan adres istenmesi üzerine, açık adresi bilmediğini söylediği, bunun üzerine operatörün, jandarma sorumluluk alanı olabileceğinden "156'yı araması gerektiğini" söylediği ve telefon görüşmesinin bittiği belirtildi.
Demirkol'un birkaç dakika sonra 155'i tekrar arayarak, "Biraz önce aramıştım, Doktor Nurettin Demirkol, vefat eden biriyle alakalı..." dediği, jandarmayla görüştüğünü ancak bölgenin polis sorumluluk alanında olduğunun kendisine söylendiğini belirterek, yeniden 155’ten yardım istediğine tutanakta yer verildi.
Tutanağa göre Demirkol, operatörün "Burada şüpheli ölüm konusu mu var?" sorusuna "Şüpheli, beklenmedik ani bir ölüm, beklenmedik, şüpheli ani bir ölüm..." şeklinde cevap verdi.
ALİHAN KURİŞ'İN DAYISIYDIDenizolgun, Kuriş'in dayısıydı ve 2016 yılında İstanbul'un Beykoz ilçesindeki evinde ölü bulunana kadar cemaati o yönetiyordu.
Eski Bakan öldüğünde başa, “oy birliğiyle” Alihan Kuriş geçirildi. Kuriş, o gün şu konuşmayı yaptı:
"Madem ki dünya hayatı devam ediyor, o zaman İslam dini devam edecektir. Madem ki İslam dini kıyamete kadar devam edecek, o zaman hizmetlerimiz yani Allah’ın dinine, kitabına hizmet kıyamete kadar devam edecektir.
Bu gemiyi karaya oturtabilmek için bunların akıllarından geçen her adiliğe olur verecekleri de şüphesizdir.
Yolumuz din-i İslam’ı, ümmeti, milleti, devleti savunmaya, korumaya ve bu değerlere hizmet etmeye devam edecektir. Vatan hainlerine, din düşmanlarına, bozuk akımlara, devleti yıkılışa götüren üzeri örtülü planlara set olmaya devam edecektir."
"OTOPSİ İŞLEMLERİ ŞÜPHELİ"2026 yılına gelindiğinde Kuriş ve beraberindekiler, “Çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği”, “Nitelikli dolandırıcılık”, “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet”, “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” gibi suçlamalarla gözaltına alınarak tutuklandı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bu operasyonun üzerinde bir süredir çalıştıklarını belirterek mali yapıya ilişkin şu bilgileri verdi:
"2016 yılında akımın başına geçti. Akımın başına geçmesiyle birlikte faaliyetler daha gizlilik içerisinde büyümeye başladı. Almanya'nın Köln şehrinde büyük bir merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde faaliyetlerinin tamamını oraya kaydıracağını da biliyoruz.
Örgütün suç kaynaklarına yönelik olarak bir operasyondu. Epeydir üzerinde çalışıyorduk. İlerleyen günlerde operasyonun neticeleri daha açık bir şekilde ortaya çıkmış olacak."
Bu sırada Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosya da raftan indirildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayetler olduğunu bildirdi.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da ölüm, “şüpheli” bulundu.
Raporda 2016 yılında gerçekleştirilen otopsiye ait 145 fotoğraf ve video görüntüsü, dönemin Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri, 19 Ağustos 2026 tarihli fethi kabir tutanağıyla soruşturma dosyasındaki diğer adli tıbbi belgeler birlikte değerlendirildi.
Denizolgun'un otopsi fotoğrafları ve video kayıtlarında, sağ meme alt kısmından göğüs ortasına doğru sıralanan 4 ayrı morluk bulunduğu belirtildi.
Bu morlukların altındaki dokularda da kanama görülmesinin, bu lezyonların ölümden önce meydana geldiğini gösterdiği raporda yer aldı.
“YASTIKLA BOĞULMUŞ OLABİLİR”
Lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki yerleşimleri dikkate alındığında, bir kişinin göğse diziyle basıp ağız ve burnu bir yastıkla kapatarak nefessiz bırakması şeklindeki bir ölüm mekanizmasının mümkün olduğu değerlendirmesine de raporda yer verildi.
Raporda, mevcut bulgular ve otopsi tarihindeki ileri derecedeki çürüme durumu göz önünde bulundurulduğunda, Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanmasının mümkün olmadığı ifade edildi.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 9 Şubat 2026'da yayımladığı 2025 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçları, dikkat çeken bir nüfus tablosunu da ortaya koydu. TÜİK verilerindeki “ikamet edilen ile göre nüfus kütüğüne kayıtlı olunan il” kayıtları üzerinden yapılan derlemeye göre, herkes nüfus kütü...
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 9 Şubat 2026'da yayımladığı 2025 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçları, dikkat çeken bir nüfus tablosunu da ortaya koydu. TÜİK verilerindeki “ikamet edilen ile göre nüfus kütüğüne kayıtlı olunan il” kayıtları üzerinden yapılan derlemeye göre, herkes nüfus kütü...
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 9 Şubat 2026'da yayımladığı 2025 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçları, dikkat çeken bir nüfus tablosunu da ortaya koydu. TÜİK verilerindeki “ikamet edilen ile göre nüfus kütüğüne kayıtlı olunan il” kayıtları üzerinden yapılan derlemeye göre, herkes nüfus kütüğünün bulunduğu şehirde yaşasaydı Türkiye'nin nüfus sıralaması büyük ölçüde değişecekti.
Verilere göre böyle bir durumda Türkiye'nin en kalabalık ili 3 milyon 205 bin 103 kişiyle Şanlıurfa olacaktı.
Şanlıurfa'yı 2 milyon 702 bin 482 kişiyle Konya ve 2 milyon 603 bin 870 kişiyle İstanbul izleyecekti.
İlk 10 şöyle sıralanıyor:
Şanlıurfa: 3 milyon 205 bin 103
Konya: 2 milyon 702 bin 482
İstanbul: 2 milyon 603 bin 870
Diyarbakır: 2 milyon 486 bin 449
Ankara: 2 milyon 75 bin 894
Samsun: 2 milyon 32 bin 154
Sivas: 1 milyon 988 bin 289
Erzurum: 1 milyon 987 bin 876
İzmir: 1 milyon 943 bin 223
Hatay: 1 milyon 895 bin 656
11. Bursa: 1 milyon 854 bin 212
12. Adana: 1 milyon 830 bin 974
13. Gaziantep: 1 milyon 830 bin 380
14. Mardin: 1 milyon 800 bin 184
15. Van: 1 milyon 707 bin 753
16. Kahramanmaraş: 1 milyon 674 bin 443
17. Ordu: 1 milyon 602 bin 426
18. Trabzon: 1 milyon 591 bin 822
19. Kayseri: 1 milyon 528 bin 825
20. Malatya: 1 milyon 423 bin 293
21. Manisa: 1 milyon 423 bin 251
22. Mersin: 1 milyon 409 bin 944
23. Tokat: 1 milyon 399 bin 393
24. Çorum: 1 milyon 331 bin 917
25. Ağrı: 1 milyon 283 bin 450
26. Balıkesir: 1 milyon 276 bin 93
27. Antalya: 1 milyon 255 bin 834
28. Yozgat: 1 milyon 246 bin 902
29. Adıyaman: 1 milyon 220 bin 603
30. Afyonkarahisar: 1 milyon 168 bin 259
31- Giresun: 1.159.815
32- Kastamonu: 1.077.670
33- Sakarya: 1.030.639
34- Kars: 1.016.817
35- Muş: 1.015.358
36- Denizli: 979.694
37- Aydın: 943.411
38- Elazığ: 942.972
39- Bitlis: 890.517
40- Batman: 881.122
41- Siirt: 870.385
42- Rize: 782.658
43- Şırnak: 757.421
44- Eskişehir: 754.969
45- Zonguldak: 735.830
46- Kütahya: 735.694
47- Sinop: 717.440
48- Osmaniye: 715.307
49- Çankırı: 686.967
50- Niğde: 678.344
51- Muğla: 667.264
52- Amasya: 655.598
53- Erzincan: 643.919
54- Aksaray: 602.971
55- Bingöl: 598.779
56- Kocaeli: 592.930
57- Kırşehir: 585.776
58- Tekirdağ: 566.243
59- Isparta: 564.561
60- Çanakkale: 555.582
61- Ardahan: 553.697
62- Nevşehir: 546.494
63- Kırıkkale: 542.951
64- Edirne: 500.733
65- Gümüşhane: 460.117
66- Artvin: 450.989
67- Bolu: 448.482
68- Kırklareli: 441.582
69- Düzce: 439.196
70- Uşak: 416.821
71- Karaman: 397.223
72- Burdur: 378.437
73- Hakkari: 369.399
74- Iğdır: 366.827
75- Karabük: 353.343
76- Kilis: 351.806
77- Bartın: 344.965
78- Bayburt: 288.939
79- Bilecik: 271.776
80- Tunceli: 256.768
81- Yalova: 131.080
Verilerde kullanılan “nüfusa kayıtlı olunan yer” kavramı da kişinin doğduğu şehri değil, MERNİS'te aile kütüğünün bulunduğu yeri ifade ediyor.
TÜİK'in tanımına göre bu veri Türkiye'de ikamet eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kapsıyor. Dolayısıyla ortaya çıkan tablo, herkesin doğduğu şehre dönmesi halinde oluşacak nüfusu değil, herkesin nüfus kütüğüne kayıtlı olduğu ilde yaşaması halinde ortaya çıkabilecek dağılımı gösteriyor.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 9 Şubat 2026'da yayımladığı 2025 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçları, dikkat çeken bir nüfus tablosunu da ortaya koydu. TÜİK verilerindeki “ikamet edilen ile göre nüfus kütüğüne kayıtlı olunan il” kayıtları üzerinden yapılan derlemeye göre, herkes nüfus kütüğünün bulunduğu şehirde yaşasaydı Türkiye'nin nüfus sıralaması büyük ölçüde değişecekti.
Verilere göre böyle bir durumda Türkiye'nin en kalabalık ili 3 milyon 205 bin 103 kişiyle Şanlıurfa olacaktı.
Şanlıurfa'yı 2 milyon 702 bin 482 kişiyle Konya ve 2 milyon 603 bin 870 kişiyle İstanbul izleyecekti.
İlk 10 şöyle sıralanıyor:
Şanlıurfa: 3 milyon 205 bin 103
Konya: 2 milyon 702 bin 482
İstanbul: 2 milyon 603 bin 870
Diyarbakır: 2 milyon 486 bin 449
Ankara: 2 milyon 75 bin 894
Samsun: 2 milyon 32 bin 154
Sivas: 1 milyon 988 bin 289
Erzurum: 1 milyon 987 bin 876
İzmir: 1 milyon 943 bin 223
Hatay: 1 milyon 895 bin 656
11. Bursa: 1 milyon 854 bin 212
12. Adana: 1 milyon 830 bin 974
13. Gaziantep: 1 milyon 830 bin 380
14. Mardin: 1 milyon 800 bin 184
15. Van: 1 milyon 707 bin 753
16. Kahramanmaraş: 1 milyon 674 bin 443
17. Ordu: 1 milyon 602 bin 426
18. Trabzon: 1 milyon 591 bin 822
19. Kayseri: 1 milyon 528 bin 825
20. Malatya: 1 milyon 423 bin 293
21. Manisa: 1 milyon 423 bin 251
22. Mersin: 1 milyon 409 bin 944
23. Tokat: 1 milyon 399 bin 393
24. Çorum: 1 milyon 331 bin 917
25. Ağrı: 1 milyon 283 bin 450
26. Balıkesir: 1 milyon 276 bin 93
27. Antalya: 1 milyon 255 bin 834
28. Yozgat: 1 milyon 246 bin 902
29. Adıyaman: 1 milyon 220 bin 603
30. Afyonkarahisar: 1 milyon 168 bin 259
31- Giresun: 1.159.815
32- Kastamonu: 1.077.670
33- Sakarya: 1.030.639
34- Kars: 1.016.817
35- Muş: 1.015.358
36- Denizli: 979.694
37- Aydın: 943.411
38- Elazığ: 942.972
39- Bitlis: 890.517
40- Batman: 881.122
41- Siirt: 870.385
42- Rize: 782.658
43- Şırnak: 757.421
44- Eskişehir: 754.969
45- Zonguldak: 735.830
46- Kütahya: 735.694
47- Sinop: 717.440
48- Osmaniye: 715.307
49- Çankırı: 686.967
50- Niğde: 678.344
51- Muğla: 667.264
52- Amasya: 655.598
53- Erzincan: 643.919
54- Aksaray: 602.971
55- Bingöl: 598.779
56- Kocaeli: 592.930
57- Kırşehir: 585.776
58- Tekirdağ: 566.243
59- Isparta: 564.561
60- Çanakkale: 555.582
61- Ardahan: 553.697
62- Nevşehir: 546.494
63- Kırıkkale: 542.951
64- Edirne: 500.733
65- Gümüşhane: 460.117
66- Artvin: 450.989
67- Bolu: 448.482
68- Kırklareli: 441.582
69- Düzce: 439.196
70- Uşak: 416.821
71- Karaman: 397.223
72- Burdur: 378.437
73- Hakkari: 369.399
74- Iğdır: 366.827
75- Karabük: 353.343
76- Kilis: 351.806
77- Bartın: 344.965
78- Bayburt: 288.939
79- Bilecik: 271.776
80- Tunceli: 256.768
81- Yalova: 131.080
Verilerde kullanılan “nüfusa kayıtlı olunan yer” kavramı da kişinin doğduğu şehri değil, MERNİS'te aile kütüğünün bulunduğu yeri ifade ediyor.
TÜİK'in tanımına göre bu veri Türkiye'de ikamet eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kapsıyor. Dolayısıyla ortaya çıkan tablo, herkesin doğduğu şehre dönmesi halinde oluşacak nüfusu değil, herkesin nüfus kütüğüne kayıtlı olduğu ilde yaşaması halinde ortaya çıkabilecek dağılımı gösteriyor.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, bir kısım tutuklu sanıklara ve avukatlarına aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tahliye talepleri için söz verildi.
Söz verilen tutuklu sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, sadece görevini yaptığını, kamu görevlisi olduğunu ve görevi gereği imzalar attığını savundu.
Gökçe, eylemlerde adının geçmediğini, ihaleyi alacak kişileri tanımadığını ve bilmediğini ö...
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, bir kısım tutuklu sanıklara ve avukatlarına aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tahliye talepleri için söz verildi.
Söz verilen tutuklu sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, sadece görevini yaptığını, kamu görevlisi olduğunu ve görevi gereği imzalar attığını savundu.
Gökçe, eylemlerde adının geçmediğini, ihaleyi alacak kişileri tanımadığını ve bilmediğini ö...
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, bir kısım tutuklu sanıklara ve avukatlarına aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tahliye talepleri için söz verildi.
Söz verilen tutuklu sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, sadece görevini yaptığını, kamu görevlisi olduğunu ve görevi gereği imzalar attığını savundu.
Gökçe, eylemlerde adının geçmediğini, ihaleyi alacak kişileri tanımadığını ve bilmediğini öne sürdü.
Boğazından haram lokma geçmediğini, hiçbir suç işlemediğini, örnek bir yaşam sürdüğünü savunan Gökçe, tahliyesini talep etti.
Bir diğer tutuklu sanık İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün de bilirkişi raporlarını eleştirerek, bu raporların maddi hatalar ve hukuki çarpıtmalar içererek hazırlandığını ileri sürdü.
Akgün, ihalelerin yapılış yöntemlerini anlatarak, üzerine atılı eylemlerin mevzuata ve hukuka uygun olduğunu belirtti.
Yaptığı görev boyunca kamu yararına çalıştığını ifade eden Akgün, "Kişisel menfaat peşinden koşmadım. Sözde örgütün çıkarları için bir eylemde bulunmadım, bulunmam." dedi. Sanık Akgün, tahliyesini istedi.
İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, 18 aydır tutuklu olduğunu belirterek, iddianameye göre cezalandırıldığını öne sürdü.
Ongun, atfedilmiş algılar, büyütülmüş ifadeler üzerinden 18 aydır cezaevinde olmaması gerektiğini savunarak, "Ben burada haklı olarak yatıyorum demem lazım ama ben şu an haksız olarak yatıyorum." beyanında bulundu. Mahkemenin adil olmasını isteyen Ongun, tahliyesini talep etti.
Bazı tutuklu sanıklar ile avukatları da tahliye talebinde bulundu.
En son söz verilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu da Türkiye'nin hatta Avrupa'nın en büyük duruşma salonunda olduklarını ifade ederek, şunları söyledi:
"Asıl soru şu, böylesine büyük bir salon acaba ne kadar büyük bir adalete ev sahipliği yapıyor ya da yapabilecek? Yanıtını elbette ki kıymetli milletimiz verir. Eninde sonunda milletimiz bunun yanıtını verir ve elbette gereğini de yapar. Bu salona baktığımızda, esasında 'örgüt' diye bir kavramın konuşulduğu bir ortamda, arkamda bulunan, başta kadın arkadaşlarımız olmak üzere burada tutsak bulunan kıymetli kader arkadaşlarıma baktığımda, buradan bir örgütün çıkmayacağını herkes görüyor. Kim bakmak isterse görebilir. Bakmaz ise, görmek istemezse, zaten ona biz zorla gösterecek bir halimiz de yoktur. Buradan bir örgüt çıkmaz, bunu millet de görüyor. Burada bir suç örgütü yok. Gerçekten büyük bir zalimlikle mücadele eden kader arkadaşlarım var."
Duruşmaların canlı yayınlanmasını istediğini ifade eden İmamoğlu, duruşmaların başladığı ilk günden, bugüne geçmiş duruşmaların da yayınlanmasını istediğini söyledi.
Özgürlüğü, itibarını ve emeğini savunduğunu aktaran İmamoğlu, "Bütün iddialar çöptür ve çökmüştür. Hani 'Delillere göre savunma yapılsın.' deniyor, 6 ay bitti, bir tek delili şu mahkemede huzurda kimse görmedi, ben de görmedim. Gören varsa şimdi yansıtsınlar, ben özür dileyeceğim." beyanında bulundu.
Savunma hakkına ilk müdahalenin avukatı Mehmet Pehlivan'ın tutuklandığında başladığını ve sonrasında Silivri'de savunma hakkının elinden alındığını savunan İmamoğlu, savunmasını 7-8 saatte bitirmesinin istendiğini, süre sınırlaması getirildiğini ve savunmasına engel olunduğunu öne sürdü.
Hak yemediğini ve hakkını da yedirmeyeceğini belirten İmamoğlu, "Mahkeme salonundan çıkarıldım. Duruşmaya getirilmeme kararı usulsüzce uygulandı." beyanında bulundu.
İmamoğlu, tüm arkadaşlarının özgürlüğüne kavuşmasını isteyerek, "Bu davanın şahidi millettir. Bu hukuksuzlukların şahidi millettir. Cumhuriyet, demokrasi, adalet için bedeli hayatım da olsa sonuna kadar mücadele edecek bir Ekrem İmamoğlu buradadır. Ben bu iddianameyi yazanları burada yargılamaya devam edeceğim." dedi.
Aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tutuklu sanıkların taleplerinin alınması tamamlandıktan sonra mahkeme, cumhuriyet savcısına görüşünü sordu.
Cumhuriyet savcısı, tüm tutuklu sanıkların bu hallerinin devamını istedi.
Mahkeme, inceleme için duruşmaya ara verdi.
51 SANIĞIN TUTUKLULUĞU DEVAM EDECEK
Mahkeme heyeti, aranın ardından, tutuklu sanıklar Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı ve İBB Meclis Üyesi Ali Rıza Akyüz ile reklamcı Serkan Öztürk'ün tahliyesine karar verdi.
Tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ile eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 51 sanığın tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi.
Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere 7 Eylül Pazartesi gününe ertelendi.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, bir kısım tutuklu sanıklara ve avukatlarına aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tahliye talepleri için söz verildi.
Söz verilen tutuklu sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, sadece görevini yaptığını, kamu görevlisi olduğunu ve görevi gereği imzalar attığını savundu.
Gökçe, eylemlerde adının geçmediğini, ihaleyi alacak kişileri tanımadığını ve bilmediğini öne sürdü.
Boğazından haram lokma geçmediğini, hiçbir suç işlemediğini, örnek bir yaşam sürdüğünü savunan Gökçe, tahliyesini talep etti.
Bir diğer tutuklu sanık İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün de bilirkişi raporlarını eleştirerek, bu raporların maddi hatalar ve hukuki çarpıtmalar içererek hazırlandığını ileri sürdü.
Akgün, ihalelerin yapılış yöntemlerini anlatarak, üzerine atılı eylemlerin mevzuata ve hukuka uygun olduğunu belirtti.
Yaptığı görev boyunca kamu yararına çalıştığını ifade eden Akgün, "Kişisel menfaat peşinden koşmadım. Sözde örgütün çıkarları için bir eylemde bulunmadım, bulunmam." dedi. Sanık Akgün, tahliyesini istedi.
İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, 18 aydır tutuklu olduğunu belirterek, iddianameye göre cezalandırıldığını öne sürdü.
Ongun, atfedilmiş algılar, büyütülmüş ifadeler üzerinden 18 aydır cezaevinde olmaması gerektiğini savunarak, "Ben burada haklı olarak yatıyorum demem lazım ama ben şu an haksız olarak yatıyorum." beyanında bulundu. Mahkemenin adil olmasını isteyen Ongun, tahliyesini talep etti.
Bazı tutuklu sanıklar ile avukatları da tahliye talebinde bulundu.
En son söz verilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu da Türkiye'nin hatta Avrupa'nın en büyük duruşma salonunda olduklarını ifade ederek, şunları söyledi:
"Asıl soru şu, böylesine büyük bir salon acaba ne kadar büyük bir adalete ev sahipliği yapıyor ya da yapabilecek? Yanıtını elbette ki kıymetli milletimiz verir. Eninde sonunda milletimiz bunun yanıtını verir ve elbette gereğini de yapar. Bu salona baktığımızda, esasında 'örgüt' diye bir kavramın konuşulduğu bir ortamda, arkamda bulunan, başta kadın arkadaşlarımız olmak üzere burada tutsak bulunan kıymetli kader arkadaşlarıma baktığımda, buradan bir örgütün çıkmayacağını herkes görüyor. Kim bakmak isterse görebilir. Bakmaz ise, görmek istemezse, zaten ona biz zorla gösterecek bir halimiz de yoktur. Buradan bir örgüt çıkmaz, bunu millet de görüyor. Burada bir suç örgütü yok. Gerçekten büyük bir zalimlikle mücadele eden kader arkadaşlarım var."
Duruşmaların canlı yayınlanmasını istediğini ifade eden İmamoğlu, duruşmaların başladığı ilk günden, bugüne geçmiş duruşmaların da yayınlanmasını istediğini söyledi.
Özgürlüğü, itibarını ve emeğini savunduğunu aktaran İmamoğlu, "Bütün iddialar çöptür ve çökmüştür. Hani 'Delillere göre savunma yapılsın.' deniyor, 6 ay bitti, bir tek delili şu mahkemede huzurda kimse görmedi, ben de görmedim. Gören varsa şimdi yansıtsınlar, ben özür dileyeceğim." beyanında bulundu.
Savunma hakkına ilk müdahalenin avukatı Mehmet Pehlivan'ın tutuklandığında başladığını ve sonrasında Silivri'de savunma hakkının elinden alındığını savunan İmamoğlu, savunmasını 7-8 saatte bitirmesinin istendiğini, süre sınırlaması getirildiğini ve savunmasına engel olunduğunu öne sürdü.
Hak yemediğini ve hakkını da yedirmeyeceğini belirten İmamoğlu, "Mahkeme salonundan çıkarıldım. Duruşmaya getirilmeme kararı usulsüzce uygulandı." beyanında bulundu.
İmamoğlu, tüm arkadaşlarının özgürlüğüne kavuşmasını isteyerek, "Bu davanın şahidi millettir. Bu hukuksuzlukların şahidi millettir. Cumhuriyet, demokrasi, adalet için bedeli hayatım da olsa sonuna kadar mücadele edecek bir Ekrem İmamoğlu buradadır. Ben bu iddianameyi yazanları burada yargılamaya devam edeceğim." dedi.
Aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tutuklu sanıkların taleplerinin alınması tamamlandıktan sonra mahkeme, cumhuriyet savcısına görüşünü sordu.
Cumhuriyet savcısı, tüm tutuklu sanıkların bu hallerinin devamını istedi.
Mahkeme, inceleme için duruşmaya ara verdi.
51 SANIĞIN TUTUKLULUĞU DEVAM EDECEK
Mahkeme heyeti, aranın ardından, tutuklu sanıklar Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı ve İBB Meclis Üyesi Ali Rıza Akyüz ile reklamcı Serkan Öztürk'ün tahliyesine karar verdi.
Tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ile eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 51 sanığın tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi.
Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere 7 Eylül Pazartesi gününe ertelendi.
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİK
– Türkiye...
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİK
– Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği
TEBLİĞLER
– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğ (No: 2026/9)
– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ (No: 2026/10)
İLÂN BÖLÜMÜ
a - Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
b - Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİK
– Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği
TEBLİĞLER
– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğ (No: 2026/9)
– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ (No: 2026/10)
İLÂN BÖLÜMÜ
a - Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
b - Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yapılan atama kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.
Sayıştay Başsavcılığı'na, Sayıştay Savcısı Recep Çevik atandı. Karar, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 7'nci maddeleri gereğinc...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yapılan atama kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.
Sayıştay Başsavcılığı'na, Sayıştay Savcısı Recep Çevik atandı. Karar, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 7'nci maddeleri gereğinc...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yapılan atama kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.
Sayıştay Başsavcılığı'na, Sayıştay Savcısı Recep Çevik atandı. Karar, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 7'nci maddeleri gereğince alındı.
Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan görevden alınırken, yerine Ahmet Bostancı atandı.
Kararla, Bilecik İl Müftüsü Ahmet Dilek, Karabük İl Müftüsü Ali Erhun, Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, Nevşehir İl Müftüsü Kazım Güzel, Zonguldak İl Müftüsü İbrahim Halil Demir ve Konya İl Müftüsü Ali Öge görevden alındı.
İL MÜFTÜLÜĞÜ ATAMALARI
Kararla, Bilecik İl Müftülüğü’ne Yusuf Dikmen; Tunceli İl Müftülüğü’ne Fethullah Yavuz: Iğdır İl Müftülüğü’ne Kilis İl Müftüsü Alettin Bozkurt; Kilis İl Müftülüğü’ne Iğdır İl Müftüsü Zahit Demirel; Karabük İl Müftülüğü’ne Mustafa Yavuz; Kocaeli İl Müftülüğü’ne Bolu İl Müftüsü Hüseyin Demirtaş; Bolu İl Müftülüğü’ne Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay; Giresun İl Müftülüğü’ne Hakkari İl Müftüsü Hüseyin Okuş; Hakkari İl Müftülüğü’ne Recep Eren; Niğde İl Müftülüğü’ne Kars İl Müftüsü Yavuz Yıldız; Kars İl Müftülüğü’ne Selami Aykul; Nevşehir İl Müftülüğü’ne Gümüşhane İl Müftüsü Hayri Erenay; Gümüşhane İI Müftülüğü’ne Karaman İl Müftüsü Faruk Gürbüz; Karaman İl Müftülüğü’ne Isparta İl Müftüsü Muharrem Biçer; Isparta İl Müftülüğü’ne Kırklareli İl Müftüsü Yusuf Eviş; Kırklareli İl Müftülüğü’ne Aksaray İl Müftüsü Veysel Işıldar; Aksaray İl Müftülüğü’ne Ali Efe; Zonguldak İl Müftülüğü’ne Bayburt İl Müftüsü Bayram Danacı; Bayburt İl Müftülüğü’ne Basri Bektaş; Konya İl Müftülüğü’ne Diyarbakır İI Müftüsü Celal Büyük; Diyarbakır İl Müftülüğü’ne Erzincan İl Müftüsü İsmail Fakirullahoğlu; Erzincan İl Müftülüğü’ne Selim Yazıcı; Yalova İl Müftülüğü’ne Rize İl Müftüsü Naci Çakmakçı; Rize İl Müftülüğü’ne Yalova İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk; Şanlıurfa İl Müftülüğü’ne Van İl Müftüsü Mehmet Sırrı Şık; Van İl Müftülüğüne Bitlis İl Müftüsü Kadir Koçak; Bitlis İl Müftülüğü’ne Bartın İl Müftüsü Ömer Keskin; Bartın İl Müftülüğü’ne Mehmet Çelebi; Aydın İl Müftülüğü’ne Samsun İl Müftüsü Seyfullah Çakır; Samsun İl Müftülüğü’ne Aydın İl Müftüsü Hasan Güneş; Adana İI Müftülüğü’ne Afyonkarahisar İl Müftüsü Lütfü İmamoğlu; Afyonkarahisar İl Müftülüğüne Burdur İl Müftüsü Ali Hayri Çelik; Burdur İl Müftülüğü’ne Sinop İl Müftüsü Paşa Bektaş; Sinop İl Müftülüğü’ne Mehmet Arslaner ve Kütahya İl Müftülüğü’ne Hasan İzmirli atandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yapılan atama kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.
Sayıştay Başsavcılığı'na, Sayıştay Savcısı Recep Çevik atandı. Karar, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 7'nci maddeleri gereğince alındı.
Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan görevden alınırken, yerine Ahmet Bostancı atandı.
Kararla, Bilecik İl Müftüsü Ahmet Dilek, Karabük İl Müftüsü Ali Erhun, Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, Nevşehir İl Müftüsü Kazım Güzel, Zonguldak İl Müftüsü İbrahim Halil Demir ve Konya İl Müftüsü Ali Öge görevden alındı.
İL MÜFTÜLÜĞÜ ATAMALARI
Kararla, Bilecik İl Müftülüğü’ne Yusuf Dikmen; Tunceli İl Müftülüğü’ne Fethullah Yavuz: Iğdır İl Müftülüğü’ne Kilis İl Müftüsü Alettin Bozkurt; Kilis İl Müftülüğü’ne Iğdır İl Müftüsü Zahit Demirel; Karabük İl Müftülüğü’ne Mustafa Yavuz; Kocaeli İl Müftülüğü’ne Bolu İl Müftüsü Hüseyin Demirtaş; Bolu İl Müftülüğü’ne Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay; Giresun İl Müftülüğü’ne Hakkari İl Müftüsü Hüseyin Okuş; Hakkari İl Müftülüğü’ne Recep Eren; Niğde İl Müftülüğü’ne Kars İl Müftüsü Yavuz Yıldız; Kars İl Müftülüğü’ne Selami Aykul; Nevşehir İl Müftülüğü’ne Gümüşhane İl Müftüsü Hayri Erenay; Gümüşhane İI Müftülüğü’ne Karaman İl Müftüsü Faruk Gürbüz; Karaman İl Müftülüğü’ne Isparta İl Müftüsü Muharrem Biçer; Isparta İl Müftülüğü’ne Kırklareli İl Müftüsü Yusuf Eviş; Kırklareli İl Müftülüğü’ne Aksaray İl Müftüsü Veysel Işıldar; Aksaray İl Müftülüğü’ne Ali Efe; Zonguldak İl Müftülüğü’ne Bayburt İl Müftüsü Bayram Danacı; Bayburt İl Müftülüğü’ne Basri Bektaş; Konya İl Müftülüğü’ne Diyarbakır İI Müftüsü Celal Büyük; Diyarbakır İl Müftülüğü’ne Erzincan İl Müftüsü İsmail Fakirullahoğlu; Erzincan İl Müftülüğü’ne Selim Yazıcı; Yalova İl Müftülüğü’ne Rize İl Müftüsü Naci Çakmakçı; Rize İl Müftülüğü’ne Yalova İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk; Şanlıurfa İl Müftülüğü’ne Van İl Müftüsü Mehmet Sırrı Şık; Van İl Müftülüğüne Bitlis İl Müftüsü Kadir Koçak; Bitlis İl Müftülüğü’ne Bartın İl Müftüsü Ömer Keskin; Bartın İl Müftülüğü’ne Mehmet Çelebi; Aydın İl Müftülüğü’ne Samsun İl Müftüsü Seyfullah Çakır; Samsun İl Müftülüğü’ne Aydın İl Müftüsü Hasan Güneş; Adana İI Müftülüğü’ne Afyonkarahisar İl Müftüsü Lütfü İmamoğlu; Afyonkarahisar İl Müftülüğüne Burdur İl Müftüsü Ali Hayri Çelik; Burdur İl Müftülüğü’ne Sinop İl Müftüsü Paşa Bektaş; Sinop İl Müftülüğü’ne Mehmet Arslaner ve Kütahya İl Müftülüğü’ne Hasan İzmirli atandı.
Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 9 öğrenci ile bir öğretmenin yaşamını yitirdiği silahlı saldırıya ilişkin soruşturma tamamlandı.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırgan İsa Aras Mersinli'nin babası Uğur Mersinli ile annesi Peyman Pınar Mersinli hakkında iddianame düzenledi.
Saldırganın anne ve babası bugün hakim karşısına çıktı.
"BENDEN HABERSİZ ÇALMIŞTIR"Duruşma, Uğur Mersinli'nin savunmasıyla başladı.
Silahları, oğlunun bulduğunu dile getiren Mersinli, "Çocuğun bu o...
Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 9 öğrenci ile bir öğretmenin yaşamını yitirdiği silahlı saldırıya ilişkin soruşturma tamamlandı.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırgan İsa Aras Mersinli'nin babası Uğur Mersinli ile annesi Peyman Pınar Mersinli hakkında iddianame düzenledi.
Saldırganın anne ve babası bugün hakim karşısına çıktı.
"BENDEN HABERSİZ ÇALMIŞTIR"Duruşma, Uğur Mersinli'nin savunmasıyla başladı.
Silahları, oğlunun bulduğunu dile getiren Mersinli, "Çocuğun bu o...
Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 9 öğrenci ile bir öğretmenin yaşamını yitirdiği silahlı saldırıya ilişkin soruşturma tamamlandı.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırgan İsa Aras Mersinli'nin babası Uğur Mersinli ile annesi Peyman Pınar Mersinli hakkında iddianame düzenledi.
Saldırganın anne ve babası bugün hakim karşısına çıktı.
"BENDEN HABERSİZ ÇALMIŞTIR"Duruşma, Uğur Mersinli'nin savunmasıyla başladı.
Silahları, oğlunun bulduğunu dile getiren Mersinli, "Çocuğun bu olayda silahlara erişmesi ebeveyn kusuru göstermez. Benden habersiz almıştır. Aras'ın davranışından benim kastım sonucu çıkartılamaz." diyerek kendisini savundu.
Oğlunun okul saldırısı yapacağını bilmediğini iddia eden Mersinli, "Olayın bütün riskinin tarafıma yüklenmesi yanlıştır. Silahlar çalınmıştır. Yatak odaları, evlerde kapıları kilitlenen yerlerdir." dedi.
Evindeki aramada silahların bulunamamasının ardından kendisinin söylediğini dile getiren Mersinli, "Yatak odasında gardıroptaki eşyalar bana aittir." diyerek İsa Aras Mersinli’nin okul saldırısı yapacağını tahmin eden kamu görevlilerinin bu bilgileri kendileriyle paylaşmamasına tepki gösterdi.
Mersinli, şöyle devam etti:
"İsa Aras Mersinli, manifestosunu önceden hazırlamıştır ve onu poligona sevgim için götürdüm, kandırıldığımı hissediyorum."
"FAİL İSA ARAS MERSİNLİ'DİR"Sanık Mersinli, ortada işlenen bir suç varsa ortada failin de olduğunu söyleyerek "Fail İsa Aras Mersinli’dir ve ona kamu davası açılmamıştır. İddia makamı anne ve babayı suçlamak için kamuoyu baskısıyla ortaya karışık iddianame düzenlemiştir." iddiasını dile getirdi.
Uğur Mersinli, oğlu hakkında hırsızlık suçundan davacı ve şikayetçi olduğunu açıkladı.
Dava, sanık baba Uğur Mersinli’nin savunmasıyla devam ediyor.
Duruşma öncesi ailelerin avukatı Özcan Kara, bu yargılama sonunda verilecek kararın ebeveynlerin çocuklarının eğitim ve gözetimi konusunda çok önemli bir hukuki belge olup ve topluma yön vereceği söyledi.
Kara, iddianamenin temelinde gerekçe olarak da silahlar, evde 7 adet şarjörleri dolu vaziyette tabancanın bulunması ve iki adet av tüfeğinin bulunması olarak gösterildiğini dile getirdi.
“Aile hem çocuklarının psikolojik sorunlarının varlığını bilmekte hem de bu silahları evde muhafaza etmede bulundurmaktadır.” diyerek şüpheli Mersinli ailesine tepki gösteren Kara, “Savcılığın en temel gerekçesi bunlardır. Bunun dışında çocuğa atış poligonunda atış yaptırması da ayrı bir kusurlarıdır.” dedi.
İSTENEN CEZAKahramanmaraş 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davadaUğur Mersinli “Olası kastla öldürme” suçundan 10 kez müebbet, “Olası kastla yaralama'” suçundan da 30 yıla kadar, Peyman Pınar Mersinli ise “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22,5 yıla kadarhapis istemiyle yargılanıyor.
İDDİANAMEDEN AYRINTILARİddianamede savcılık, polis başmüfettişi olan Uğur Mersinli'nin, çocuğunun psikolojik durumunu, kendisine zarar verme davranışlarını ve silahlara yönelik ilgisini bilmesine rağmen gerekli tedbirleri almadığını öne sürdü.
Babanın, saldırganı poligona götürerek silah kullanmasına izin verdiği, çok sayıda silahı kolay ulaşılabilir biçimde evde tuttuğu ve dijital faaliyetlerini yeterince denetlemediği ileri sürüldü.
Mersinli’nin saldırı sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmaları öngörebilecek durumda olduğu savunuldu.
TEHLİKEYİ ÖNGÖRDÜ İDDİASIAnne Peyman Pınar Mersinli’nin ise çocuğunun psikolojik sorunlarına ilişkin uyarılara rağmen gerekli sağlık başvurularını yaptırmadığı, tehlikeyi öngörmesine karşın gerekli dikkat ve özeni göstermediği iddia edildi.
Her iki şüpheli de ifadelerinde suçlamaları kabul etmemişti.
5 TABANCA VE İKİ BOŞ ŞARJÖR BULUNMUŞTUKoridorun sonunda beş tabanca, iki boş şarjörve silahların taşındığı değerlendirilen bir çanta bulunmuş ve olay yerinden toplam 84 kovan toplanmıştı.
Kriminal incelemede, yaşamını yitiren ve yaralanan kişilere isabet eden mermilerin saldırıda kullanılan silahlardan ateşlendiği belirlenmişti.
İddianamede, saldırıda kullanılan silahların Uğur Mersinli adına ruhsatlı olduğu kaydedildi.
SALDIRIDAN ÖNCE OKULUN KROKİSİNİ ÇİZMİŞSaldırganın cep telefonu ve bilgisayarında yapılan incelemede, okulun tükenmez kalemle çizilmiş krokileri bulunmuştu. Cep telefonunda farklı tarihlerde babasına ait silahlarla çekilmiş fotoğrafların yanı sıra saldırıdan iki gün önce babasıyla birlikte gittiği atış poligonuna ait görüntüler tespit edilmişti.
İddianamede, saldırganın bilgisayarında 11 Nisan 2026 tarihli, saldırının nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin ayrıntılı planlar içeren bir belge bulunduğu aktarıldı. Belgede, silahların ve şarjörlerin hazırlanması, okulun çıkışlarının kapatılması, tuvaletlerde silahlanılması ve sınıflara girilerek ateş edilmesine ilişkin ifadeler bulunduğu kaydedildi.
AİLEYE DEFALARCA UYARI YAPILMIŞİddianamede, saldırganın okul rehberlik servisinde farklı yıllarda toplam 32 bireysel görüşmeye katıldığı belirtildi.
Okul kayıtlarına göre, 2022 ve 2024 yıllarında velilere çocuğun psikolojik desteğe ihtiyacı bulunduğu ve hastaneye sevk edilmesi gerektiği yönünde bildirim yapıldığı, ancak hastane başvurusunun gerçekleştirilmediği ifade edildi.
Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 9 öğrenci ile bir öğretmenin yaşamını yitirdiği silahlı saldırıya ilişkin soruşturma tamamlandı.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırgan İsa Aras Mersinli'nin babası Uğur Mersinli ile annesi Peyman Pınar Mersinli hakkında iddianame düzenledi.
Saldırganın anne ve babası bugün hakim karşısına çıktı.
"BENDEN HABERSİZ ÇALMIŞTIR"Duruşma, Uğur Mersinli'nin savunmasıyla başladı.
Silahları, oğlunun bulduğunu dile getiren Mersinli, "Çocuğun bu olayda silahlara erişmesi ebeveyn kusuru göstermez. Benden habersiz almıştır. Aras'ın davranışından benim kastım sonucu çıkartılamaz." diyerek kendisini savundu.
Oğlunun okul saldırısı yapacağını bilmediğini iddia eden Mersinli, "Olayın bütün riskinin tarafıma yüklenmesi yanlıştır. Silahlar çalınmıştır. Yatak odaları, evlerde kapıları kilitlenen yerlerdir." dedi.
Evindeki aramada silahların bulunamamasının ardından kendisinin söylediğini dile getiren Mersinli, "Yatak odasında gardıroptaki eşyalar bana aittir." diyerek İsa Aras Mersinli’nin okul saldırısı yapacağını tahmin eden kamu görevlilerinin bu bilgileri kendileriyle paylaşmamasına tepki gösterdi.
Mersinli, şöyle devam etti:
"İsa Aras Mersinli, manifestosunu önceden hazırlamıştır ve onu poligona sevgim için götürdüm, kandırıldığımı hissediyorum."
"FAİL İSA ARAS MERSİNLİ'DİR"Sanık Mersinli, ortada işlenen bir suç varsa ortada failin de olduğunu söyleyerek "Fail İsa Aras Mersinli’dir ve ona kamu davası açılmamıştır. İddia makamı anne ve babayı suçlamak için kamuoyu baskısıyla ortaya karışık iddianame düzenlemiştir." iddiasını dile getirdi.
Uğur Mersinli, oğlu hakkında hırsızlık suçundan davacı ve şikayetçi olduğunu açıkladı.
Dava, sanık baba Uğur Mersinli’nin savunmasıyla devam ediyor.
Duruşma öncesi ailelerin avukatı Özcan Kara, bu yargılama sonunda verilecek kararın ebeveynlerin çocuklarının eğitim ve gözetimi konusunda çok önemli bir hukuki belge olup ve topluma yön vereceği söyledi.
Kara, iddianamenin temelinde gerekçe olarak da silahlar, evde 7 adet şarjörleri dolu vaziyette tabancanın bulunması ve iki adet av tüfeğinin bulunması olarak gösterildiğini dile getirdi.
“Aile hem çocuklarının psikolojik sorunlarının varlığını bilmekte hem de bu silahları evde muhafaza etmede bulundurmaktadır.” diyerek şüpheli Mersinli ailesine tepki gösteren Kara, “Savcılığın en temel gerekçesi bunlardır. Bunun dışında çocuğa atış poligonunda atış yaptırması da ayrı bir kusurlarıdır.” dedi.
İSTENEN CEZAKahramanmaraş 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davadaUğur Mersinli “Olası kastla öldürme” suçundan 10 kez müebbet, “Olası kastla yaralama'” suçundan da 30 yıla kadar, Peyman Pınar Mersinli ise “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22,5 yıla kadarhapis istemiyle yargılanıyor.
İDDİANAMEDEN AYRINTILARİddianamede savcılık, polis başmüfettişi olan Uğur Mersinli'nin, çocuğunun psikolojik durumunu, kendisine zarar verme davranışlarını ve silahlara yönelik ilgisini bilmesine rağmen gerekli tedbirleri almadığını öne sürdü.
Babanın, saldırganı poligona götürerek silah kullanmasına izin verdiği, çok sayıda silahı kolay ulaşılabilir biçimde evde tuttuğu ve dijital faaliyetlerini yeterince denetlemediği ileri sürüldü.
Mersinli’nin saldırı sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmaları öngörebilecek durumda olduğu savunuldu.
TEHLİKEYİ ÖNGÖRDÜ İDDİASIAnne Peyman Pınar Mersinli’nin ise çocuğunun psikolojik sorunlarına ilişkin uyarılara rağmen gerekli sağlık başvurularını yaptırmadığı, tehlikeyi öngörmesine karşın gerekli dikkat ve özeni göstermediği iddia edildi.
Her iki şüpheli de ifadelerinde suçlamaları kabul etmemişti.
5 TABANCA VE İKİ BOŞ ŞARJÖR BULUNMUŞTUKoridorun sonunda beş tabanca, iki boş şarjörve silahların taşındığı değerlendirilen bir çanta bulunmuş ve olay yerinden toplam 84 kovan toplanmıştı.
Kriminal incelemede, yaşamını yitiren ve yaralanan kişilere isabet eden mermilerin saldırıda kullanılan silahlardan ateşlendiği belirlenmişti.
İddianamede, saldırıda kullanılan silahların Uğur Mersinli adına ruhsatlı olduğu kaydedildi.
SALDIRIDAN ÖNCE OKULUN KROKİSİNİ ÇİZMİŞSaldırganın cep telefonu ve bilgisayarında yapılan incelemede, okulun tükenmez kalemle çizilmiş krokileri bulunmuştu. Cep telefonunda farklı tarihlerde babasına ait silahlarla çekilmiş fotoğrafların yanı sıra saldırıdan iki gün önce babasıyla birlikte gittiği atış poligonuna ait görüntüler tespit edilmişti.
İddianamede, saldırganın bilgisayarında 11 Nisan 2026 tarihli, saldırının nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin ayrıntılı planlar içeren bir belge bulunduğu aktarıldı. Belgede, silahların ve şarjörlerin hazırlanması, okulun çıkışlarının kapatılması, tuvaletlerde silahlanılması ve sınıflara girilerek ateş edilmesine ilişkin ifadeler bulunduğu kaydedildi.
AİLEYE DEFALARCA UYARI YAPILMIŞİddianamede, saldırganın okul rehberlik servisinde farklı yıllarda toplam 32 bireysel görüşmeye katıldığı belirtildi.
Okul kayıtlarına göre, 2022 ve 2024 yıllarında velilere çocuğun psikolojik desteğe ihtiyacı bulunduğu ve hastaneye sevk edilmesi gerektiği yönünde bildirim yapıldığı, ancak hastane başvurusunun gerçekleştirilmediği ifade edildi.
İstanbul'da polisin sekiz yıldır aradığı firari hükümlü, kadın kılığında yakalandı.
Asayiş Şube Müdürlüğ...
İstanbul'da polisin sekiz yıldır aradığı firari hükümlü, kadın kılığında yakalandı.
Asayiş Şube Müdürlüğ...
İstanbul'da polisin sekiz yıldır aradığı firari hükümlü, kadın kılığında yakalandı.
Asayiş Şube Müdürlüğü, Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri tarafından kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlüleri yakalamak için operasyon düzenlendi.
KADIKÖY'DE OLDUĞU BELİRLENDİ2010 yılında Samsun ilinde yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak hırsızlık suçundan üç kesinleşmiş hapis cezası alan ve 28 Şubat 2018 yılından bu yana aranan Tuğrul Başar'ın Kadıköy'de olduğu tespit edildi.
KADIN KILIĞINA GİRMİŞAranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, yaptıkları çalışmada şüphelinin yakalanmamak için kadın kılığında dolaştığını tespit etti.
Yapılan çalışmalarda takibe alınan Tuğrul Başar önceki gün gözaltına alındı.
KIZ KARDEŞİNİN KİMLİĞİYLE DOLAŞMIŞŞüphelinin üzerinden kız kardeşine ait kimlik çıkarken, şüphelinin bu sayede yıllardır kaçmayı başardığı belirlendi.
Hakkında başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçundan da işlem yapılan Tuğrul Başar, işlemlerinin yapılması için Kadıköy, İskele polis merkezine teslim edildi.
İstanbul'da polisin sekiz yıldır aradığı firari hükümlü, kadın kılığında yakalandı.
Asayiş Şube Müdürlüğü, Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri tarafından kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlüleri yakalamak için operasyon düzenlendi.
KADIKÖY'DE OLDUĞU BELİRLENDİ2010 yılında Samsun ilinde yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak hırsızlık suçundan üç kesinleşmiş hapis cezası alan ve 28 Şubat 2018 yılından bu yana aranan Tuğrul Başar'ın Kadıköy'de olduğu tespit edildi.
KADIN KILIĞINA GİRMİŞAranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, yaptıkları çalışmada şüphelinin yakalanmamak için kadın kılığında dolaştığını tespit etti.
Yapılan çalışmalarda takibe alınan Tuğrul Başar önceki gün gözaltına alındı.
KIZ KARDEŞİNİN KİMLİĞİYLE DOLAŞMIŞŞüphelinin üzerinden kız kardeşine ait kimlik çıkarken, şüphelinin bu sayede yıllardır kaçmayı başardığı belirlendi.
Hakkında başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçundan da işlem yapılan Tuğrul Başar, işlemlerinin yapılması için Kadıköy, İskele polis merkezine teslim edildi.
İran ile ABD arasında yeniden başlayan karşılıklı saldırılar devam ederken, Tahran yönetimi savaşın en kritik alanı olan Hürmüz Boğazı'yla ilgili yeni bir hamle yaptı.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Mu...
İran ile ABD arasında yeniden başlayan karşılıklı saldırılar devam ederken, Tahran yönetimi savaşın en kritik alanı olan Hürmüz Boğazı'yla ilgili yeni bir hamle yaptı.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Mu...
İran ile ABD arasında yeniden başlayan karşılıklı saldırılar devam ederken, Tahran yönetimi savaşın en kritik alanı olan Hürmüz Boğazı'yla ilgili yeni bir hamle yaptı.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, Umman ile Hürmüz Boğazı’nın giriş ve çıkışının Tahran’ın kontrolünde olan yeni koridoruyla ilgili anlaşmanın önümüzdeki günlerde imzalanacağını duyurdu.
BOĞAZDA YENİ KISITLI ALAN
Katıldığı televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalar yapan Rızai, “Yakında Hürmüz Boğazı çevresinde kısıtlı bir alan ilan edeceğiz.” dedi.
Muhsin Rızai, söz konusu alanın ABD’nin deniz ablukası uyguladığı alandan başlayarak Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’ni kapsayacağını söyleyerek, ilan edilecek yeni alana "izinsiz" giren her geminin İran tarafından kara listeye alınacağı uyarısında bulundu.
Ülkesinin Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı önlemleri sıkılaştıracağını dile getiren Rızai, bu önlemlerin füze saldırılarından daha fazla etki yaratacağını belirterek “Hürmüz Boğazı’nın açık kalması taahhüdünü ABD’lilerin saldırı ve sabotaj düzenlememesi halinde veririz.” dedi.
İran’ın ABD savaş gemilerine yönelik saldırıları hakkında da konuşan Rızai, “48 saat önce ilk kez gemisavar füzemizi ABD savaş gemisi üzerinde test ettik.” diye konuştu.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Rızai, İran ile ABD arasında arabulucu rolü üstlenen ülkelerin, iki ülke arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanması noktasında etkisiz olduğunu da öne sürdü.
SALDIRILAR YENİDEN BAŞLADI
İki ülke arasındaki kırılgan ateşkes, temmuz ayında Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik saldırıların ardından çökmüştü. Küresel petrol ticareti açısından kritik öneme sahip boğazdan savaş öncesinde dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri geçiyordu.
ABD Başkanı Donald Trump son haftalarda Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik tartışmasını da gündeme getirirken, Başkan Yardımcısı JD Vance ise İran ticari gemilere yönelik saldırılarını durdurmadıkça Washington'ın Tahran'la yeniden müzakereye başlamayacağını söyledi.
ABD yönetimi çatışmanın boyutunu küçümseyen açıklamalar yaparken Trump savaşı "küçük bir mesele" olarak nitelendirdi. Vance ise daha önce "Buna savaş demezdim" ifadesini kullanmıştı.
İran ile ABD arasında yeniden başlayan karşılıklı saldırılar devam ederken, Tahran yönetimi savaşın en kritik alanı olan Hürmüz Boğazı'yla ilgili yeni bir hamle yaptı.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, Umman ile Hürmüz Boğazı’nın giriş ve çıkışının Tahran’ın kontrolünde olan yeni koridoruyla ilgili anlaşmanın önümüzdeki günlerde imzalanacağını duyurdu.
BOĞAZDA YENİ KISITLI ALAN
Katıldığı televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalar yapan Rızai, “Yakında Hürmüz Boğazı çevresinde kısıtlı bir alan ilan edeceğiz.” dedi.
Muhsin Rızai, söz konusu alanın ABD’nin deniz ablukası uyguladığı alandan başlayarak Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’ni kapsayacağını söyleyerek, ilan edilecek yeni alana "izinsiz" giren her geminin İran tarafından kara listeye alınacağı uyarısında bulundu.
Ülkesinin Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı önlemleri sıkılaştıracağını dile getiren Rızai, bu önlemlerin füze saldırılarından daha fazla etki yaratacağını belirterek “Hürmüz Boğazı’nın açık kalması taahhüdünü ABD’lilerin saldırı ve sabotaj düzenlememesi halinde veririz.” dedi.
İran’ın ABD savaş gemilerine yönelik saldırıları hakkında da konuşan Rızai, “48 saat önce ilk kez gemisavar füzemizi ABD savaş gemisi üzerinde test ettik.” diye konuştu.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Rızai, İran ile ABD arasında arabulucu rolü üstlenen ülkelerin, iki ülke arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanması noktasında etkisiz olduğunu da öne sürdü.
SALDIRILAR YENİDEN BAŞLADI
İki ülke arasındaki kırılgan ateşkes, temmuz ayında Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik saldırıların ardından çökmüştü. Küresel petrol ticareti açısından kritik öneme sahip boğazdan savaş öncesinde dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri geçiyordu.
ABD Başkanı Donald Trump son haftalarda Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik tartışmasını da gündeme getirirken, Başkan Yardımcısı JD Vance ise İran ticari gemilere yönelik saldırılarını durdurmadıkça Washington'ın Tahran'la yeniden müzakereye başlamayacağını söyledi.
ABD yönetimi çatışmanın boyutunu küçümseyen açıklamalar yaparken Trump savaşı "küçük bir mesele" olarak nitelendirdi. Vance ise daha önce "Buna savaş demezdim" ifadesini kullanmıştı.
ÇOBAN SORUNU ÜRETİCİYİ ZORLUYORTunceli’de küçükbaş hayvan üreticileri, aylık ücretleri 150 bin liraya kadar çıkmasına rağmen çalıştıracak çoban bulmakta zorlanıyor.
Geçen yıl aynı dönemde 130 bin liraya kadar yükselen çoban ücretleri, bu yıl 100 ila 150 bin lira a...
ÇOBAN SORUNU ÜRETİCİYİ ZORLUYORTunceli’de küçükbaş hayvan üreticileri, aylık ücretleri 150 bin liraya kadar çıkmasına rağmen çalıştıracak çoban bulmakta zorlanıyor.
Geçen yıl aynı dönemde 130 bin liraya kadar yükselen çoban ücretleri, bu yıl 100 ila 150 bin lira a...
ÇOBAN SORUNU ÜRETİCİYİ ZORLUYORTunceli’de küçükbaş hayvan üreticileri, aylık ücretleri 150 bin liraya kadar çıkmasına rağmen çalıştıracak çoban bulmakta zorlanıyor.
Geçen yıl aynı dönemde 130 bin liraya kadar yükselen çoban ücretleri, bu yıl 100 ila 150 bin lira arasında değişiyor.
Yüksek ücretlere rağmen özellikle yaylalarda hayvanların bakımı, beslenmesi ve sağımını yapacak personel bulunamıyor.
Üreticiler, iş gücü açığını yabancı uyruklu çobanlarla kapatmaya çalışıyor.
Ancak ücretlerinin yanı sıra yemek, sigara ve barınma ihtiyaçları karşılanan Afgan çobanların bir süre çalıştıktan sonra işi bırakması da sorunu büyütüyor.
Çoban bulamayınca hayvanların bakımını kendileri üstlenen üreticiler, artan iş gücü, yem ve ilaç maliyetleri nedeniyle kazançlarının giderlerini karşılamakta yetersiz kaldığını belirtiyor.
“AYLIK 100-150 BİN LİRA ARASI VERİYORUZ. BUNU DA BEĞENMİYORLAR”Pülümür'de bulunan Ferhat Çayırı Yaylası'na Pertek'ten gelen üretici Mehmet Demir, yıllardır hayvancılıkla uğraştığını ve çoban bulma konusunda ciddi sıkıntı yaşadıklarını belirtti. Demir, "Kendimi bildim bileli hayvancılıkla uğraşıyorum. Yıllık 2 çoban çalıştırıyoruz 12 ay boyunca. Ülkemizde çoban bulmak zor. Normalde Afganları çalıştırıyoruz. Onları çalıştırmak da zor, gelip kaçıyorlar, sözlerinde durmuyorlar. Aylık 100 - 150 bin lira arası veriyoruz. Bunu da beğenmiyorlar. Sigarası, ekmeği, yatağı her şeyi bize ait. Yine de beğenmiyorlar, kaçıyorlar. Yani çoban sorunu çok. Devletimizin bu soruna çözüm bulmasını umut ediyoruz" şeklinde konuştu.
“BU FİYATA RAĞMEN ÇOBAN BİLE BULAMIYORUZ”Üretici Önder Erdoğan da küçükbaş hayvancılığın kendileri için nesilden nesile aktarılan bir meslek olduğunu belirterek, "Çocukluğumdan beri bu işin içindeyiz. Atadan dededen gelen bir mesleğimiz var. O meslekten devam ediyoruz. Çoban sorunu büyük, maaşları yüksek. O yüzden gelirimiz gideni karşılamıyor. Çobanın şu an yeme, içme gibi birçok masrafı bize ait. Üstüne de maaş veriyoruz. Sağım çobanları 100 ile 150 bin lira arasında değişiyor. Bu fiyata rağmen çoban bile bulamıyoruz. O yüzden çoban sorunumuz büyük" dedi.
“HAYVAN SAYIMIZDA DÜŞÜŞ OLACAK”Tunceli Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan ise "Bizde hayvancılığın en büyük sorunlarından biri çoban, yem ve ilaç maliyetleri. Şu anda çobanlara en düşük 120 bin liradan en yüksek 145 bin liradan maaş veriyoruz. Öyle üreticimiz var ki 4 tane çoban alıyor. Dolayısıyla iş böyle giderse ve çoban sorunu gerçekten resmiyete bindirilmezse bu işin sonu çobanlıktan ve yem ve ilaç maliyetlerinden dolayı on yılı geçmede hayvan sayımızda ciddi bir düşüş olacaktır" diye konuştu.
ÇOBAN SORUNU ÜRETİCİYİ ZORLUYORTunceli’de küçükbaş hayvan üreticileri, aylık ücretleri 150 bin liraya kadar çıkmasına rağmen çalıştıracak çoban bulmakta zorlanıyor.
Geçen yıl aynı dönemde 130 bin liraya kadar yükselen çoban ücretleri, bu yıl 100 ila 150 bin lira arasında değişiyor.
Yüksek ücretlere rağmen özellikle yaylalarda hayvanların bakımı, beslenmesi ve sağımını yapacak personel bulunamıyor.
Üreticiler, iş gücü açığını yabancı uyruklu çobanlarla kapatmaya çalışıyor.
Ancak ücretlerinin yanı sıra yemek, sigara ve barınma ihtiyaçları karşılanan Afgan çobanların bir süre çalıştıktan sonra işi bırakması da sorunu büyütüyor.
Çoban bulamayınca hayvanların bakımını kendileri üstlenen üreticiler, artan iş gücü, yem ve ilaç maliyetleri nedeniyle kazançlarının giderlerini karşılamakta yetersiz kaldığını belirtiyor.
“AYLIK 100-150 BİN LİRA ARASI VERİYORUZ. BUNU DA BEĞENMİYORLAR”Pülümür'de bulunan Ferhat Çayırı Yaylası'na Pertek'ten gelen üretici Mehmet Demir, yıllardır hayvancılıkla uğraştığını ve çoban bulma konusunda ciddi sıkıntı yaşadıklarını belirtti. Demir, "Kendimi bildim bileli hayvancılıkla uğraşıyorum. Yıllık 2 çoban çalıştırıyoruz 12 ay boyunca. Ülkemizde çoban bulmak zor. Normalde Afganları çalıştırıyoruz. Onları çalıştırmak da zor, gelip kaçıyorlar, sözlerinde durmuyorlar. Aylık 100 - 150 bin lira arası veriyoruz. Bunu da beğenmiyorlar. Sigarası, ekmeği, yatağı her şeyi bize ait. Yine de beğenmiyorlar, kaçıyorlar. Yani çoban sorunu çok. Devletimizin bu soruna çözüm bulmasını umut ediyoruz" şeklinde konuştu.
“BU FİYATA RAĞMEN ÇOBAN BİLE BULAMIYORUZ”Üretici Önder Erdoğan da küçükbaş hayvancılığın kendileri için nesilden nesile aktarılan bir meslek olduğunu belirterek, "Çocukluğumdan beri bu işin içindeyiz. Atadan dededen gelen bir mesleğimiz var. O meslekten devam ediyoruz. Çoban sorunu büyük, maaşları yüksek. O yüzden gelirimiz gideni karşılamıyor. Çobanın şu an yeme, içme gibi birçok masrafı bize ait. Üstüne de maaş veriyoruz. Sağım çobanları 100 ile 150 bin lira arasında değişiyor. Bu fiyata rağmen çoban bile bulamıyoruz. O yüzden çoban sorunumuz büyük" dedi.
“HAYVAN SAYIMIZDA DÜŞÜŞ OLACAK”Tunceli Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan ise "Bizde hayvancılığın en büyük sorunlarından biri çoban, yem ve ilaç maliyetleri. Şu anda çobanlara en düşük 120 bin liradan en yüksek 145 bin liradan maaş veriyoruz. Öyle üreticimiz var ki 4 tane çoban alıyor. Dolayısıyla iş böyle giderse ve çoban sorunu gerçekten resmiyete bindirilmezse bu işin sonu çobanlıktan ve yem ve ilaç maliyetlerinden dolayı on yılı geçmede hayvan sayımızda ciddi bir düşüş olacaktır" diye konuştu.
Berhan Şimşek'le yaklaşık 9 yıl yaşayan Özlem Şanver, şiddete uğradığına dair görüntülerin ortaya çıkmasından sonra sessizliğini bozdu.
Gazeteci Enver Aysever'e konuşan Özlem Şanver, Şimşek'in CHP Genel Başkan Yardımcılığı'ndan istifasına...
Berhan Şimşek'le yaklaşık 9 yıl yaşayan Özlem Şanver, şiddete uğradığına dair görüntülerin ortaya çıkmasından sonra sessizliğini bozdu.
Gazeteci Enver Aysever'e konuşan Özlem Şanver, Şimşek'in CHP Genel Başkan Yardımcılığı'ndan istifasına...
Berhan Şimşek'le yaklaşık 9 yıl yaşayan Özlem Şanver, şiddete uğradığına dair görüntülerin ortaya çıkmasından sonra sessizliğini bozdu.
Gazeteci Enver Aysever'e konuşan Özlem Şanver, Şimşek'in CHP Genel Başkan Yardımcılığı'ndan istifasına yol açan görüntülerin 2025 yılının haziran ayına ait olduğunu söyledi.
Bu olaydan önce de şiddete maruz kaldığını ileri süren Şanver, darp raporu alarak şikayetçi olduğunu anımsattı.
"DÜZELECEK DEDİ, İNANDIM"Berhan Şimşek'ten kaçmak için şehir değiştirdiğini öne süren Özlem Şanver, siyasetçinin peşinden gelerek kendisini ikna etmeye çalıştığını savundu.
İddialarına “'Düzelecek, özür dilerim' dedi. Tekrar bir araya geldik.” diye devam eden Şanver, Berhan Şimşek'in bu sözlerine inandığını ileri sürerek "Öyle zannediyorsunuz maalesef." diye konuştu.
"NEDEN AYRILMADIN" ELEŞTİRİLERİNE TEPKİÇevresinden gelen "Neden ayrılmadın?" şeklindeki eleştirilere tepki gösteren Özlem Şanver, şöyle konuştu:
“- Beni bu konuyla ilgili yargılayanlar oluyor. Yani 'Niye o zaman ayrılmadın?' Bu soruyu, bu değerlendirmeyi yapmak kimsenin hakkı değil. Niye ayrılmadım? E ayrılmadım, dayak mı yiyeyim yani? Ayrılmadım, şiddete mi uğrayayım? Biz öyle bir yerden bakamayız.”
Şanver, hukuki mücadeleyi sürdüreceğini de söyledi.
"BEN DUŞTAYKEN ÇİLİNGİRLE İÇERİ GİRDİLER"Özlem Şanver yayında, mahkemenin uzaklaştırma kararının ardından yaşandığını ileri sürdüğü bir olayı da anlattı.
Şanver, kararın kendisine tebliğ edilmesinden iki gün sonra evde duşta olduğu sırada içeriye çilingirle girildiğini, Şimşek'in kendisine bir arkadaşı aracılığıyla "Özlem o evden çıksın, yoksa onu hapse attıracağım." diye mesaj gönderdiğini ileri sürdü.
Şanver, Berhan Şimşek'in siyasi kimliğini bir baskı aracı olarak kullandığını da savundu.
ŞİDDET GÖRÜNTÜLERİ SONRASI İSTİFA ETTİSöz konusu olayın geçmişi nisan ayına dayanıyor.
Şanver, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını öne sürerek nisan ayında mahkemeye başvurmuştu.
Mahkeme, Şimşek hakkında iki ay ay süreyle uzaklaştırma kararı vermiş, bu karar daha sonra iki ay daha uzatılmıştı.
Şimşek iddiaları reddederken, ortaya güvenlik kamerası görüntüleri çıkmıştı.
Görüntülerde Şimşek'in Şanver'ın ayağına bastığı ve şiddet uyguladığı anlar yer alıyor.
İstinaf mahkemesinin “mutlak butlan” kararı sonrası CHP'ye dönen Şimşek, görüntülerin ortaya çıkması sonrası Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etmişti.
Berhan Şimşek'le yaklaşık 9 yıl yaşayan Özlem Şanver, şiddete uğradığına dair görüntülerin ortaya çıkmasından sonra sessizliğini bozdu.
Gazeteci Enver Aysever'e konuşan Özlem Şanver, Şimşek'in CHP Genel Başkan Yardımcılığı'ndan istifasına yol açan görüntülerin 2025 yılının haziran ayına ait olduğunu söyledi.
Bu olaydan önce de şiddete maruz kaldığını ileri süren Şanver, darp raporu alarak şikayetçi olduğunu anımsattı.
"DÜZELECEK DEDİ, İNANDIM"Berhan Şimşek'ten kaçmak için şehir değiştirdiğini öne süren Özlem Şanver, siyasetçinin peşinden gelerek kendisini ikna etmeye çalıştığını savundu.
İddialarına “'Düzelecek, özür dilerim' dedi. Tekrar bir araya geldik.” diye devam eden Şanver, Berhan Şimşek'in bu sözlerine inandığını ileri sürerek "Öyle zannediyorsunuz maalesef." diye konuştu.
"NEDEN AYRILMADIN" ELEŞTİRİLERİNE TEPKİÇevresinden gelen "Neden ayrılmadın?" şeklindeki eleştirilere tepki gösteren Özlem Şanver, şöyle konuştu:
“- Beni bu konuyla ilgili yargılayanlar oluyor. Yani 'Niye o zaman ayrılmadın?' Bu soruyu, bu değerlendirmeyi yapmak kimsenin hakkı değil. Niye ayrılmadım? E ayrılmadım, dayak mı yiyeyim yani? Ayrılmadım, şiddete mi uğrayayım? Biz öyle bir yerden bakamayız.”
Şanver, hukuki mücadeleyi sürdüreceğini de söyledi.
"BEN DUŞTAYKEN ÇİLİNGİRLE İÇERİ GİRDİLER"Özlem Şanver yayında, mahkemenin uzaklaştırma kararının ardından yaşandığını ileri sürdüğü bir olayı da anlattı.
Şanver, kararın kendisine tebliğ edilmesinden iki gün sonra evde duşta olduğu sırada içeriye çilingirle girildiğini, Şimşek'in kendisine bir arkadaşı aracılığıyla "Özlem o evden çıksın, yoksa onu hapse attıracağım." diye mesaj gönderdiğini ileri sürdü.
Şanver, Berhan Şimşek'in siyasi kimliğini bir baskı aracı olarak kullandığını da savundu.
ŞİDDET GÖRÜNTÜLERİ SONRASI İSTİFA ETTİSöz konusu olayın geçmişi nisan ayına dayanıyor.
Şanver, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını öne sürerek nisan ayında mahkemeye başvurmuştu.
Mahkeme, Şimşek hakkında iki ay ay süreyle uzaklaştırma kararı vermiş, bu karar daha sonra iki ay daha uzatılmıştı.
Şimşek iddiaları reddederken, ortaya güvenlik kamerası görüntüleri çıkmıştı.
Görüntülerde Şimşek'in Şanver'ın ayağına bastığı ve şiddet uyguladığı anlar yer alıyor.
İstinaf mahkemesinin “mutlak butlan” kararı sonrası CHP'ye dönen Şimşek, görüntülerin ortaya çıkması sonrası Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etmişti.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş yerindeki tartışma sırasında iş arkadaşına vuran işçinin tazminatsız işten çıkarılmasını hukuka uygun buldu.
Dairenin kararına göre; Balıkesir'deki bir iş yerinde çıkan t...
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş yerindeki tartışma sırasında iş arkadaşına vuran işçinin tazminatsız işten çıkarılmasını hukuka uygun buldu.
Dairenin kararına göre; Balıkesir'deki bir iş yerinde çıkan t...
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş yerindeki tartışma sırasında iş arkadaşına vuran işçinin tazminatsız işten çıkarılmasını hukuka uygun buldu.
Dairenin kararına göre; Balıkesir'deki bir iş yerinde çıkan tartışma sırasında işçilerden biri, adil davranmadığını öne sürdüğü vardiya amirinin başına elindeki cisimle vurdu. Bunun üzerine işçinin iş sözleşmesi tazminatsız feshedildi.
Kıdem ile ihbar tazminatının ödenmesi talebiyle dava açan işçi, "küfür ve hakaret etmediği halde tehditvari şekilde konuşularak üzerine yüründüğünü, bu nedenle kendini savunduğunu" iddia edip, feshin haksız olduğunu öne sürdü.
Davalı iş yeri de yaşanan olayın tutanak altına alındığını, olayın tanıklarının bulunduğunu aktararak, davanın reddini talep etti.
İş mahkemesi sıfatıyla davaya bakan Kepsut Asliye Hukuk Mahkemesi, kavganın kim tarafından ve hangi nedenle başlatıldığının belirlenemediğini, haksız tahrik koşullarının ortaya konulamadığını belirtti.
Davalı iş yerinin fesihte haklı olduğunu ispatlayamadığına hükmeden mahkeme, davayı kabul ederek işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesine karar verdi.
İstinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, işçinin fiili saldırısının "sataşma" kapsamında olduğuna ve işveren açısından haklı fesih koşullarının oluştuğuna hükmederek yerel mahkemenin tazminat kararını kaldırdı.
"KARARIN BOZULMASINI GEREKTİRECEK NİTELİKTE DEĞİL"İşçinin temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay'a geldi. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, istinaf tarafından verilen kararı hukuka uygun bularak oy birliğiyle onadı.
Dairenin kararında, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dosyaya sunulan belgeler, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile yargılama ve ispat sürecinin birlikte değerlendirildiği belirtildi.
İnceleme sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı işçinin temyiz başvurusunda ileri sürdüğü itirazların ise kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına hükmedildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş yerindeki tartışma sırasında iş arkadaşına vuran işçinin tazminatsız işten çıkarılmasını hukuka uygun buldu.
Dairenin kararına göre; Balıkesir'deki bir iş yerinde çıkan tartışma sırasında işçilerden biri, adil davranmadığını öne sürdüğü vardiya amirinin başına elindeki cisimle vurdu. Bunun üzerine işçinin iş sözleşmesi tazminatsız feshedildi.
Kıdem ile ihbar tazminatının ödenmesi talebiyle dava açan işçi, "küfür ve hakaret etmediği halde tehditvari şekilde konuşularak üzerine yüründüğünü, bu nedenle kendini savunduğunu" iddia edip, feshin haksız olduğunu öne sürdü.
Davalı iş yeri de yaşanan olayın tutanak altına alındığını, olayın tanıklarının bulunduğunu aktararak, davanın reddini talep etti.
İş mahkemesi sıfatıyla davaya bakan Kepsut Asliye Hukuk Mahkemesi, kavganın kim tarafından ve hangi nedenle başlatıldığının belirlenemediğini, haksız tahrik koşullarının ortaya konulamadığını belirtti.
Davalı iş yerinin fesihte haklı olduğunu ispatlayamadığına hükmeden mahkeme, davayı kabul ederek işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesine karar verdi.
İstinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, işçinin fiili saldırısının "sataşma" kapsamında olduğuna ve işveren açısından haklı fesih koşullarının oluştuğuna hükmederek yerel mahkemenin tazminat kararını kaldırdı.
"KARARIN BOZULMASINI GEREKTİRECEK NİTELİKTE DEĞİL"İşçinin temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay'a geldi. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, istinaf tarafından verilen kararı hukuka uygun bularak oy birliğiyle onadı.
Dairenin kararında, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dosyaya sunulan belgeler, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile yargılama ve ispat sürecinin birlikte değerlendirildiği belirtildi.
İnceleme sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı işçinin temyiz başvurusunda ileri sürdüğü itirazların ise kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına hükmedildi.
Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, BAYKAR Teknoloji Özdemir Bayraktar Millî Teknoloji Merkezi'nde gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin bilgi verdi.
30 Ağustos'ta Girne-Taşucu seferi sırasında alabora olan gemide hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır dileyen MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Aktürk, "Arama kurtarma çalışmalarına, Deniz Kuvvetlerimize ait TCG Işın ve TCG Alemdar dahil olmak üzere 7 gemi ve 11 hava aracı i...
Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, BAYKAR Teknoloji Özdemir Bayraktar Millî Teknoloji Merkezi'nde gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin bilgi verdi.
30 Ağustos'ta Girne-Taşucu seferi sırasında alabora olan gemide hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır dileyen MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Aktürk, "Arama kurtarma çalışmalarına, Deniz Kuvvetlerimize ait TCG Işın ve TCG Alemdar dahil olmak üzere 7 gemi ve 11 hava aracı i...
Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, BAYKAR Teknoloji Özdemir Bayraktar Millî Teknoloji Merkezi'nde gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin bilgi verdi.
30 Ağustos'ta Girne-Taşucu seferi sırasında alabora olan gemide hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır dileyen MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Aktürk, "Arama kurtarma çalışmalarına, Deniz Kuvvetlerimize ait TCG Işın ve TCG Alemdar dahil olmak üzere 7 gemi ve 11 hava aracı ile halihazırda destek sağlanmaktadır. 2 Eylül'de Marmara Denizi Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması sonucu batan gemi ve mürettebatına yönelik arama kurtarma çalışmalarına; Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza bağlı 4 gemi ve 1 İHA ile Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza bağlı 1 uçak ve 1 arama kurtarma helikopteri tarafından ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde destek sağlanmaktadır." açıklamasında bulundu.
Tuğamiral Zeki Aktürk, BAYKAR'ın Türk Silahlı Kuvvetlerinin keşif, gözetleme, istihbarat ve taarruz kabiliyetlerinin geliştirilmesine önemli katkı sağladığını belirterek, konuşmasına şu şekilde devam etti:
"BAYKAR tarafından; tam otonom uçuş ve hassas taarruz kabiliyetiyle muharebe sahasında etkinliği kanıtlanan ve 1 milyon 250 bin uçuş saatini geride bırakan Bayraktar TB2, hava-hava görevlerinin yanı sıra denizaltı savunma ve su üstü harbi gibi operasyonları başarıyla yürüten Akıncı, kısa pistli gemilerden tam otonom iniş ve kalkış kabiliyetine sahip Bayraktar TB3, dünyada görüş ötesi hava-hava füzesi kullanan ilk insansız savaş uçağı Kızılelma, Tam otonom dikey iniş ve kalkış kabiliyetine sahip Bayraktar KALKAN DİHA, yapay zeka destekli hassas vuruş kabiliyetine sahip Kemankeş 1 ve 2 Mini Akıllı Seyir Füzeleri, sürü otonomisi kabiliyetine sahip K2 Kamikaze İHA, Mızrak ve Sivrisinek Akıllı Dolanan Mühimmat ile Bayraktar Mini İHA ve yeni nesil insansız sistemler başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerimizin günümüz ve geleceğin harekat ortamındaki ihtiyaçlarına yönelik birçok ileri teknoloji ürünü millî ve özgün imkanlarla geliştirilmektedir."
“3 PKK'LI TERÖRİST DAHA TESLİM OLDU”
Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele faaliyetlerini azim ve kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ülkemizin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini sınırlarımızda ve ötesinde kesintisiz ve kararlı şekilde sürdürmektedir. Bu kapsamda geride bıraktığımız hafta içerisinde; 3 PKK'lı terörist daha teslim olmuştur." şeklinde konuştu.
Hudutlarda yasa dışı geçişlerle mücadelenin sürdüğünü aktaran Aktürk, "Hudutlarımızda ise 1'i terör örgütü mensubu olmak üzere 575 şahıs yakalanmış, 1 Ocak'tan bugüne kadar sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 655 olmuş, Engellenen bin 123 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 48 bin 507'ye ulaşmıştır. Yine, bu hafta içerisinde Hakkari ve Van hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde toplam 8,5 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir." ifadelerine yer verdi.
“TÜRKİYE, SURİYE'NİN GÜVENLİK VE İSTİKRARININ GÜÇLENDİRİLMESİNE DEVAM EDECEK”
Aktürk, Suriye'de istikrarın sağlanması ve halkın günlük yaşamının normalleşmesine katkı sunmak amacıyla Türk ve Suriye Silahlı Kuvvetlerinin iş birliğiyle Fırat Nehri üzerinde yürütülen ikinci yüzer köprü projesinin 30 Ağustos'ta tamamlandığını hatırlatarak, şu ifadelere yer verdi:
"Daha önce sel felaketi nedeniyle yıkılan köprünün yerine inşa edilen ve Fırat Nehri'nin iki yakası arasındaki ulaşımın kolaylaştırılmasına katkı sağlayacak söz konusu köprü, iki ülke silahlı kuvvetleri arasındaki iş birliği ve dayanışmanın somut bir göstergesidir. Türkiye, Suriye'nin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesine, kurumsal kapasitesinin geliştirilmesine ve Suriye halkının huzur ve refahına yönelik desteğini sürdürmeye devam edecektir."
Aktürk ayrıca, NATO'nun güncel güvenlik ortamına ilişkin iletişim yaklaşımları ile stratejik iletişim alanındaki gelişmelerin ele alınacağı NATO İletişimciler Konferansı'nın 7-10 Eylül tarihlerinde İstanbul'daki Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığında gerçekleştirileceğini belirtti.
“İSRAİL'İN SOYKIRIMCI TUTUMUNA KARŞI DÜNYA HAREKETE GEÇMELİ"
Aktürk, İsrail hükümetinin yayılmacı ve saldırgan tutumunu uluslararası kamuoyunun gözü önünde sürdürdüğünü vurgulayan Aktürk, "İsrail; bir yandan Suriye'nin ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ihlal eden askerî faaliyetlerini sürdürürken, diğer yandan Filistin'deki yasa dışı yerleşimci terörünü teşvik etmeye devam etmekte, münhasıran Müslümanlara ait Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statüsünü de ihlal eden provokatif eylemlerini sürdürmektedir. İsrail'in sadece bölgesel istikrar ve güvenliğe değil, aynı zamanda küresel istikrar ve güvenliğe de zarar veren bu tutumları, bölge halkı nezdinde uluslararası hukuka olan inancı da her geçen gün daha fazla zedelemektedir. Bölgede huzur ve istikrarın tesisi için çaba göstermeye, İsrail'in bu yayılmacı ve soykırımcı tutumu karşısında uluslararası toplumun somut ve etkili tedbirler alma konusunda ortak bir sorumluluğu bulunduğunu hatırlatmaya devam edeceğiz." ifadelerinde bulundu.
Eurofighter Typhoon savaş uçakları için Birleşik Krallık'a gönderilecek pilotların eğitim sürecine ilişkin bilgi veren Aktürk, "Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın harekat ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak Birleşik Krallık ile Eurofighter Typhoon uçağı tedarik faaliyetlerine devam edilmektedir. Bu kapsamda, Birleşik Krallık'a gönderilecek pilotlarımızın eğitimlerine 7 Eylül'de başlanması planlanmaktadır." diye konuştu.
Savunma sanayisinde yerli ve millî ürünlerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünün artırılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktaran Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin modern ve etkin savunma gücünün, yerli ve millî savunma sanayimizin ileri teknoloji ürünleriyle güçlendirilmesi çalışmaları da kararlılıkla devam etmektedir. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; Zırhlı Tanksavar Aracı OMTAS ile Karinalı Bot Sistemi'nin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
MKE ile Mısır Askerî Üretim Bakanlığı arasında savunma sanayisindeki mevcut iş birliğinin geliştirilmesi ve yeni iş birliği alanlarının oluşturulmasına yönelik Mutabakat Zaptı imzalandığını ifade eden Aktürk, "Bosna-Hersek'te ilk kez düzenlenen Balkan Kalkanı Fuarı kapsamında, MKE ile Mısır Askerî Üretim Bakanlığı arasında, savunma sanayi alanındaki mevcut iş birliğinin geliştirilmesi ve yeni iş birliği alanlarının oluşturulmasına yönelik Mutabakat Zaptı imzalanmıştır. Fuar kapsamında imzalanan ilk anlaşma olma özelliğini taşıyan söz konusu Mutabakat Zaptı ile patlayıcı başta olmak üzere çeşitli alanlarda ortak üretim ve iş birliği faaliyetlerinin yürütülmesi planlanmaktadı.r" şeklinde konuştu.
Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, BAYKAR Teknoloji Özdemir Bayraktar Millî Teknoloji Merkezi'nde gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin bilgi verdi.
30 Ağustos'ta Girne-Taşucu seferi sırasında alabora olan gemide hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır dileyen MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Aktürk, "Arama kurtarma çalışmalarına, Deniz Kuvvetlerimize ait TCG Işın ve TCG Alemdar dahil olmak üzere 7 gemi ve 11 hava aracı ile halihazırda destek sağlanmaktadır. 2 Eylül'de Marmara Denizi Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması sonucu batan gemi ve mürettebatına yönelik arama kurtarma çalışmalarına; Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza bağlı 4 gemi ve 1 İHA ile Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza bağlı 1 uçak ve 1 arama kurtarma helikopteri tarafından ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde destek sağlanmaktadır." açıklamasında bulundu.
Tuğamiral Zeki Aktürk, BAYKAR'ın Türk Silahlı Kuvvetlerinin keşif, gözetleme, istihbarat ve taarruz kabiliyetlerinin geliştirilmesine önemli katkı sağladığını belirterek, konuşmasına şu şekilde devam etti:
"BAYKAR tarafından; tam otonom uçuş ve hassas taarruz kabiliyetiyle muharebe sahasında etkinliği kanıtlanan ve 1 milyon 250 bin uçuş saatini geride bırakan Bayraktar TB2, hava-hava görevlerinin yanı sıra denizaltı savunma ve su üstü harbi gibi operasyonları başarıyla yürüten Akıncı, kısa pistli gemilerden tam otonom iniş ve kalkış kabiliyetine sahip Bayraktar TB3, dünyada görüş ötesi hava-hava füzesi kullanan ilk insansız savaş uçağı Kızılelma, Tam otonom dikey iniş ve kalkış kabiliyetine sahip Bayraktar KALKAN DİHA, yapay zeka destekli hassas vuruş kabiliyetine sahip Kemankeş 1 ve 2 Mini Akıllı Seyir Füzeleri, sürü otonomisi kabiliyetine sahip K2 Kamikaze İHA, Mızrak ve Sivrisinek Akıllı Dolanan Mühimmat ile Bayraktar Mini İHA ve yeni nesil insansız sistemler başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerimizin günümüz ve geleceğin harekat ortamındaki ihtiyaçlarına yönelik birçok ileri teknoloji ürünü millî ve özgün imkanlarla geliştirilmektedir."
“3 PKK'LI TERÖRİST DAHA TESLİM OLDU”
Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele faaliyetlerini azim ve kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ülkemizin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini sınırlarımızda ve ötesinde kesintisiz ve kararlı şekilde sürdürmektedir. Bu kapsamda geride bıraktığımız hafta içerisinde; 3 PKK'lı terörist daha teslim olmuştur." şeklinde konuştu.
Hudutlarda yasa dışı geçişlerle mücadelenin sürdüğünü aktaran Aktürk, "Hudutlarımızda ise 1'i terör örgütü mensubu olmak üzere 575 şahıs yakalanmış, 1 Ocak'tan bugüne kadar sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 655 olmuş, Engellenen bin 123 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 48 bin 507'ye ulaşmıştır. Yine, bu hafta içerisinde Hakkari ve Van hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde toplam 8,5 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir." ifadelerine yer verdi.
“TÜRKİYE, SURİYE'NİN GÜVENLİK VE İSTİKRARININ GÜÇLENDİRİLMESİNE DEVAM EDECEK”
Aktürk, Suriye'de istikrarın sağlanması ve halkın günlük yaşamının normalleşmesine katkı sunmak amacıyla Türk ve Suriye Silahlı Kuvvetlerinin iş birliğiyle Fırat Nehri üzerinde yürütülen ikinci yüzer köprü projesinin 30 Ağustos'ta tamamlandığını hatırlatarak, şu ifadelere yer verdi:
"Daha önce sel felaketi nedeniyle yıkılan köprünün yerine inşa edilen ve Fırat Nehri'nin iki yakası arasındaki ulaşımın kolaylaştırılmasına katkı sağlayacak söz konusu köprü, iki ülke silahlı kuvvetleri arasındaki iş birliği ve dayanışmanın somut bir göstergesidir. Türkiye, Suriye'nin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesine, kurumsal kapasitesinin geliştirilmesine ve Suriye halkının huzur ve refahına yönelik desteğini sürdürmeye devam edecektir."
Aktürk ayrıca, NATO'nun güncel güvenlik ortamına ilişkin iletişim yaklaşımları ile stratejik iletişim alanındaki gelişmelerin ele alınacağı NATO İletişimciler Konferansı'nın 7-10 Eylül tarihlerinde İstanbul'daki Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığında gerçekleştirileceğini belirtti.
“İSRAİL'İN SOYKIRIMCI TUTUMUNA KARŞI DÜNYA HAREKETE GEÇMELİ"
Aktürk, İsrail hükümetinin yayılmacı ve saldırgan tutumunu uluslararası kamuoyunun gözü önünde sürdürdüğünü vurgulayan Aktürk, "İsrail; bir yandan Suriye'nin ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ihlal eden askerî faaliyetlerini sürdürürken, diğer yandan Filistin'deki yasa dışı yerleşimci terörünü teşvik etmeye devam etmekte, münhasıran Müslümanlara ait Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statüsünü de ihlal eden provokatif eylemlerini sürdürmektedir. İsrail'in sadece bölgesel istikrar ve güvenliğe değil, aynı zamanda küresel istikrar ve güvenliğe de zarar veren bu tutumları, bölge halkı nezdinde uluslararası hukuka olan inancı da her geçen gün daha fazla zedelemektedir. Bölgede huzur ve istikrarın tesisi için çaba göstermeye, İsrail'in bu yayılmacı ve soykırımcı tutumu karşısında uluslararası toplumun somut ve etkili tedbirler alma konusunda ortak bir sorumluluğu bulunduğunu hatırlatmaya devam edeceğiz." ifadelerinde bulundu.
Eurofighter Typhoon savaş uçakları için Birleşik Krallık'a gönderilecek pilotların eğitim sürecine ilişkin bilgi veren Aktürk, "Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın harekat ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak Birleşik Krallık ile Eurofighter Typhoon uçağı tedarik faaliyetlerine devam edilmektedir. Bu kapsamda, Birleşik Krallık'a gönderilecek pilotlarımızın eğitimlerine 7 Eylül'de başlanması planlanmaktadır." diye konuştu.
Savunma sanayisinde yerli ve millî ürünlerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünün artırılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktaran Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin modern ve etkin savunma gücünün, yerli ve millî savunma sanayimizin ileri teknoloji ürünleriyle güçlendirilmesi çalışmaları da kararlılıkla devam etmektedir. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; Zırhlı Tanksavar Aracı OMTAS ile Karinalı Bot Sistemi'nin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
MKE ile Mısır Askerî Üretim Bakanlığı arasında savunma sanayisindeki mevcut iş birliğinin geliştirilmesi ve yeni iş birliği alanlarının oluşturulmasına yönelik Mutabakat Zaptı imzalandığını ifade eden Aktürk, "Bosna-Hersek'te ilk kez düzenlenen Balkan Kalkanı Fuarı kapsamında, MKE ile Mısır Askerî Üretim Bakanlığı arasında, savunma sanayi alanındaki mevcut iş birliğinin geliştirilmesi ve yeni iş birliği alanlarının oluşturulmasına yönelik Mutabakat Zaptı imzalanmıştır. Fuar kapsamında imzalanan ilk anlaşma olma özelliğini taşıyan söz konusu Mutabakat Zaptı ile patlayıcı başta olmak üzere çeşitli alanlarda ortak üretim ve iş birliği faaliyetlerinin yürütülmesi planlanmaktadı.r" şeklinde konuştu.
Olay, merkez Osmangazi ilçesi Mudanya Bulvarı üzerinde...
Olay, merkez Osmangazi ilçesi Mudanya Bulvarı üzerinde...
Olay, merkez Osmangazi ilçesi Mudanya Bulvarı üzerinde meydana geldi. İddiaya göre, trafikte seyir halinde bulunan motosiklet sürücüleri ile bir otomobil sürücüsü arasında yol verme nedeniyle tartışma çıktı. Yaşanan gerginliğin ardından motosiklet sürücüleri, yol vermediği iddia edilen otomobil sürücüsünün peşine düştü.
Bir süre devam eden olayda motosikletliler otomobili takip ederken, yaşananlar başka bir sürücünün cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde, motosikletlilerin otomobilin çevresinde ilerlediği anlar yer aldı.
Olay, merkez Osmangazi ilçesi Mudanya Bulvarı üzerinde meydana geldi. İddiaya göre, trafikte seyir halinde bulunan motosiklet sürücüleri ile bir otomobil sürücüsü arasında yol verme nedeniyle tartışma çıktı. Yaşanan gerginliğin ardından motosiklet sürücüleri, yol vermediği iddia edilen otomobil sürücüsünün peşine düştü.
Bir süre devam eden olayda motosikletliler otomobili takip ederken, yaşananlar başka bir sürücünün cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde, motosikletlilerin otomobilin çevresinde ilerlediği anlar yer aldı.
Kocaeli'den Aliağa'ya seyreden boş durumdaki Alsu isimli tanker ile İskenderun'dan Karadeniz Ereğli'ye 4 bin 199 ton rulo sac taşıyan Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisi dün saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil (35 kilometre) güneyinde çarpıştı.
İçerisinde 10 mürettebatın bulunduğu Tuğberk İmamoğlu isimli gemiyi arama çalışmaları sürüyor.
Olay...
Kocaeli'den Aliağa'ya seyreden boş durumdaki Alsu isimli tanker ile İskenderun'dan Karadeniz Ereğli'ye 4 bin 199 ton rulo sac taşıyan Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisi dün saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil (35 kilometre) güneyinde çarpıştı.
İçerisinde 10 mürettebatın bulunduğu Tuğberk İmamoğlu isimli gemiyi arama çalışmaları sürüyor.
Olay...
Kocaeli'den Aliağa'ya seyreden boş durumdaki Alsu isimli tanker ile İskenderun'dan Karadeniz Ereğli'ye 4 bin 199 ton rulo sac taşıyan Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisi dün saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil (35 kilometre) güneyinde çarpıştı.
İçerisinde 10 mürettebatın bulunduğu Tuğberk İmamoğlu isimli gemiyi arama çalışmaları sürüyor.
Olayın ardından Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kazaya ilişkin soruşturma başlatıldı.
9 ŞÜPHELİYE SORUŞTURMASoruşturma kapsamında, kazaya karışan Alsu gemisinde bulunan 10 kişiden aşçı hariç 9'u hakkında şüpheli işlemi uygulanarak gemide ifadeleri alındı.
Soruşturma dosyasının devam etmesi ile geminin güvenliği dikkate alınarak şüphelilerin jandarma eşliğinde gemide muhafaza altına alındığı öğrenildi.
Başsavcılıkça, olayda yer alan kişilerin kusur durumlarının tespit edilmesi için bilirkişi heyeti görevlendirildi. Heyetin hazırlayacağı ön raporun bugün öğle saatlerine kadar Başsavcılığa sunulmasının ardından hangi şüphelilerin adliyeye sevk edileceğinin belirleneceği ve mevcutlu olarak adliyede hazır edilmesi için talimat verileceği belirtildi.
Gemide bulunan şüphelilere yapılan testlerde alkole rastlanmadığı ve ayrıntılı tetkik için şüphelilere kan testi de yapıldığı öğrenildi.
"KURTULDUKLARINA DAİR DELİL YOK"Alsu gemisinin su altında olan kısımlarında dalgıçlar tarafından inceleme yapılacağı bilgisine ulaşıldı.
Ayrıca, şüphelilerin ifadelerinde Tuğberk İmamoğlu gemisindeki 2 ya da 3 mürettebatın gemi batmadan önce güverte kısmında olduğunu beyan ettiği, kurtulduklarına ilişkin herhangi bir delil ve emare olmamakla birlikte vefat etmiş olmaları halinde bu kişilerin naaşlarına ulaşma olasılığının bulunduğu ancak henüz geminin enkazına ulaşılamadığı belirtildi.
NTV KAZANIN YAŞANDIĞI BÖLGEDEKazanın yaşandığı Silivri açıklarında son durumu aktaran NTV muhabiri Ali Ablay, insansız hava araçları ve deniz unsurlarının bölgedeki çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü anlattı.
Ablay, "Kaza gece 03.15 sıralarında Marmara'nın ortası diyebileceğimiz bir noktada yaşandı. Geminin enkazının yaklaşık bin metre derinlikte olduğu değerlendiriliyor. Nene Hatun Arama Kurtarma Gemisi de bölgede ve çalışmalara destek veriyor." diye konuştu.
"GEMİDEN PERSONEL İNDİRİLMEDİ" Arama çalışmalarını bölgede takip eden NTV Muhabiri Ali Ablay, Alsu gemisindeki bilirkişi heyetinin çalışmalarının sürdüğünü aktardı.
Mürettebatın ifadelerinin alındığını bildiren Ablay, "Gemiden personel hiç indirilmedi. Jandarma eşlik ediyor." dedi.
KİMLİKLER ORTAYA ÇIKMIŞTIBatan gemideki mürettebatın kimlikleri de belirlenmişti.
İşte aranan 10 kişilik mürettebat:
Kaptan: Yaşar Kayhan
1'inci Zabıt: Rahmi Temel
3'üncü Kaptan: Atakan Alagöz
Başmakinist: Aydın Demirci
2'nci Makinist: Gencer Aydın
Yağcı: Eyüp Enes Cesur
Güverte Lostromosu: Nidai Duman
Usta Gemici: Nacican Keskin
Gemici: Onuralp Demir
Aşçı: Abdülbaki Mirzaoğlu
BATAN GEMİ YÜZLERCE METRE DERİNLİKLEBatan Tuğberk İmamoğlu gemisinin 800 ile bin 100 metre derinlikte olduğu değerlendiriliyor.
Bu nedenle delillerin elde edilmesi için bu derinlikte çalışma yapabilecek teknik imkanların belirlenmesi ve temini için de çalışmalar sürüyor.
Kazadan kurtulan Alsu gemisinin seyir, rota ve manevra bilgileri, köprüüstü ve makine dairesiyle ilgili dijital kayıtları muhafaza altına alındı. İstanbul Bölge Liman Başkanlığı’ndan her iki gemiye ait bilgiler ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nden de olaydan önceki 12 saati de kapsayan tüm kayıtlar istendi.
Telsiz görüşmeleri tutanak altına alındı.
Kazayla ilgili gemi kaptanlığı ve gemi inşaat mühendisliği alanlarında bilirkişiler görevlendirilerek ön rapor istendi.
Kocaeli'den Aliağa'ya seyreden boş durumdaki Alsu isimli tanker ile İskenderun'dan Karadeniz Ereğli'ye 4 bin 199 ton rulo sac taşıyan Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisi dün saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil (35 kilometre) güneyinde çarpıştı.
İçerisinde 10 mürettebatın bulunduğu Tuğberk İmamoğlu isimli gemiyi arama çalışmaları sürüyor.
Olayın ardından Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kazaya ilişkin soruşturma başlatıldı.
9 ŞÜPHELİYE SORUŞTURMASoruşturma kapsamında, kazaya karışan Alsu gemisinde bulunan 10 kişiden aşçı hariç 9'u hakkında şüpheli işlemi uygulanarak gemide ifadeleri alındı.
Soruşturma dosyasının devam etmesi ile geminin güvenliği dikkate alınarak şüphelilerin jandarma eşliğinde gemide muhafaza altına alındığı öğrenildi.
Başsavcılıkça, olayda yer alan kişilerin kusur durumlarının tespit edilmesi için bilirkişi heyeti görevlendirildi. Heyetin hazırlayacağı ön raporun bugün öğle saatlerine kadar Başsavcılığa sunulmasının ardından hangi şüphelilerin adliyeye sevk edileceğinin belirleneceği ve mevcutlu olarak adliyede hazır edilmesi için talimat verileceği belirtildi.
Gemide bulunan şüphelilere yapılan testlerde alkole rastlanmadığı ve ayrıntılı tetkik için şüphelilere kan testi de yapıldığı öğrenildi.
"KURTULDUKLARINA DAİR DELİL YOK"Alsu gemisinin su altında olan kısımlarında dalgıçlar tarafından inceleme yapılacağı bilgisine ulaşıldı.
Ayrıca, şüphelilerin ifadelerinde Tuğberk İmamoğlu gemisindeki 2 ya da 3 mürettebatın gemi batmadan önce güverte kısmında olduğunu beyan ettiği, kurtulduklarına ilişkin herhangi bir delil ve emare olmamakla birlikte vefat etmiş olmaları halinde bu kişilerin naaşlarına ulaşma olasılığının bulunduğu ancak henüz geminin enkazına ulaşılamadığı belirtildi.
NTV KAZANIN YAŞANDIĞI BÖLGEDEKazanın yaşandığı Silivri açıklarında son durumu aktaran NTV muhabiri Ali Ablay, insansız hava araçları ve deniz unsurlarının bölgedeki çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü anlattı.
Ablay, "Kaza gece 03.15 sıralarında Marmara'nın ortası diyebileceğimiz bir noktada yaşandı. Geminin enkazının yaklaşık bin metre derinlikte olduğu değerlendiriliyor. Nene Hatun Arama Kurtarma Gemisi de bölgede ve çalışmalara destek veriyor." diye konuştu.
"GEMİDEN PERSONEL İNDİRİLMEDİ" Arama çalışmalarını bölgede takip eden NTV Muhabiri Ali Ablay, Alsu gemisindeki bilirkişi heyetinin çalışmalarının sürdüğünü aktardı.
Mürettebatın ifadelerinin alındığını bildiren Ablay, "Gemiden personel hiç indirilmedi. Jandarma eşlik ediyor." dedi.
KİMLİKLER ORTAYA ÇIKMIŞTIBatan gemideki mürettebatın kimlikleri de belirlenmişti.
İşte aranan 10 kişilik mürettebat:
Kaptan: Yaşar Kayhan
1'inci Zabıt: Rahmi Temel
3'üncü Kaptan: Atakan Alagöz
Başmakinist: Aydın Demirci
2'nci Makinist: Gencer Aydın
Yağcı: Eyüp Enes Cesur
Güverte Lostromosu: Nidai Duman
Usta Gemici: Nacican Keskin
Gemici: Onuralp Demir
Aşçı: Abdülbaki Mirzaoğlu
BATAN GEMİ YÜZLERCE METRE DERİNLİKLEBatan Tuğberk İmamoğlu gemisinin 800 ile bin 100 metre derinlikte olduğu değerlendiriliyor.
Bu nedenle delillerin elde edilmesi için bu derinlikte çalışma yapabilecek teknik imkanların belirlenmesi ve temini için de çalışmalar sürüyor.
Kazadan kurtulan Alsu gemisinin seyir, rota ve manevra bilgileri, köprüüstü ve makine dairesiyle ilgili dijital kayıtları muhafaza altına alındı. İstanbul Bölge Liman Başkanlığı’ndan her iki gemiye ait bilgiler ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nden de olaydan önceki 12 saati de kapsayan tüm kayıtlar istendi.
Telsiz görüşmeleri tutanak altına alındı.
Kazayla ilgili gemi kaptanlığı ve gemi inşaat mühendisliği alanlarında bilirkişiler görevlendirilerek ön rapor istendi.
“Olurmu sizce” için dikkat çeken nokta şu:...
“Güncel Sİgara fiyatları” için dikkat çeke...
“30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu olsun.....