AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle yarın özel bir miting yapılacak.
“Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır” sloganıyla gerçekleşecek mitinge Cumhurbaşkan...
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle yarın özel bir miting yapılacak.
“Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır” sloganıyla gerçekleşecek mitinge Cumhurbaşkan...
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle yarın özel bir miting yapılacak.
“Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır” sloganıyla gerçekleşecek mitinge Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katılacak.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, partisinin 25. kuruluş yıl dönümü mitingine ilişkin açıklama yaptı.
Acar, Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen toplantıda, yarın gerçekleştirilecek mitingle ilgili hazırlıkları büyük oranda tamamladıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla 25'inci yıl kutlamalarını milletle birlikte yapacaklarını söyleyen Acar, şöyle devam etti:
"- Yoğun ve hummalı bir çalışma yapmaya başladık. 'AK Parti 25 yılını nasıl anlatabilir?' diye önce buna odaklandık. 25 yılı anlatmak ne bir ansiklopediye ne de bir filme sığabiliyor. Mümkün olduğunca bunları bir kampanya formatı üzerinden anlatmayı tercih ettik.
- Yaklaşık bir aydır hem açık havalarda hem dijital ve sosyal medya araçlarıyla bakanlıklarımızın 25 yılda hayata geçirdiği tüm hizmetleri, eserleri anlatmaya gayret gösterdiğimiz süreç devam ediyor."
100 BİN DAVETLİ VAR
Mitinge çok büyük bir katılımın olacağını öngördüklerini dile getiren Acar, programa tüm halkın davetli olduğunu söyledi.
Genel Sekreterlik tarafından herkesin davet edildiğini aktaran Acar, "Kıymetli çınarlarımız, kurucularımızdan gelebilenler burada olacaklar. Eskiden bakanlık, milletvekilliği, belediye başkanlığı yapan, halihazırdaki görevde olan insanlar dahil olmak üzere yaklaşık 100 bin kişilik bir davet çıkardık. Dolayısıyla bu tarihi bir miting organizasyonu, özel bir miting olacak." dedi.
Acar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın mitingde 2001'de doğmuş ve yarın doğum günü olan yaklaşık 25 gençle birlikte oturacağını açıkladı.
AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle yarın özel bir miting yapılacak.
“Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır” sloganıyla gerçekleşecek mitinge Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katılacak.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, partisinin 25. kuruluş yıl dönümü mitingine ilişkin açıklama yaptı.
Acar, Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen toplantıda, yarın gerçekleştirilecek mitingle ilgili hazırlıkları büyük oranda tamamladıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla 25'inci yıl kutlamalarını milletle birlikte yapacaklarını söyleyen Acar, şöyle devam etti:
"- Yoğun ve hummalı bir çalışma yapmaya başladık. 'AK Parti 25 yılını nasıl anlatabilir?' diye önce buna odaklandık. 25 yılı anlatmak ne bir ansiklopediye ne de bir filme sığabiliyor. Mümkün olduğunca bunları bir kampanya formatı üzerinden anlatmayı tercih ettik.
- Yaklaşık bir aydır hem açık havalarda hem dijital ve sosyal medya araçlarıyla bakanlıklarımızın 25 yılda hayata geçirdiği tüm hizmetleri, eserleri anlatmaya gayret gösterdiğimiz süreç devam ediyor."
100 BİN DAVETLİ VAR
Mitinge çok büyük bir katılımın olacağını öngördüklerini dile getiren Acar, programa tüm halkın davetli olduğunu söyledi.
Genel Sekreterlik tarafından herkesin davet edildiğini aktaran Acar, "Kıymetli çınarlarımız, kurucularımızdan gelebilenler burada olacaklar. Eskiden bakanlık, milletvekilliği, belediye başkanlığı yapan, halihazırdaki görevde olan insanlar dahil olmak üzere yaklaşık 100 bin kişilik bir davet çıkardık. Dolayısıyla bu tarihi bir miting organizasyonu, özel bir miting olacak." dedi.
Acar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın mitingde 2001'de doğmuş ve yarın doğum günü olan yaklaşık 25 gençle birlikte oturacağını açıkladı.
Giresun'da yağmur sonrası debisi yükselen derede akıntıya kapılan anne ile iki kızı yaşamını yitirdi.
Olayın ardından anne ile kızlarının acı hikayesi kaldı.
ANNE İLE KIZLARI ÖLDÜA...
Giresun'da yağmur sonrası debisi yükselen derede akıntıya kapılan anne ile iki kızı yaşamını yitirdi.
Olayın ardından anne ile kızlarının acı hikayesi kaldı.
ANNE İLE KIZLARI ÖLDÜA...
Giresun'da yağmur sonrası debisi yükselen derede akıntıya kapılan anne ile iki kızı yaşamını yitirdi.
Olayın ardından anne ile kızlarının acı hikayesi kaldı.
ANNE İLE KIZLARI ÖLDÜAcı olay Görele ilçesinde yaşandı. Zekiye Kırca ile kızları Burcu ve Burçin Kırca'nın piknik yaptıkları sırada başlayan yağmur sonrası debisi artan derede akıntıya kapıldı.
Baba Mehmet Kırca ise akıntıya kapılmaktan son anda kurtuldu.
İhbar üzerine harekete geçen ekipler, Burcu ve Burçin Kırca'nın cansız bedenlerine ulaştı. Zekiye Kırca'nın cansız bedeni ise bu sabah saatlerinde bulundu.
20 YIL SONRA GELMİŞLEROlaya ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı.
Aile fertlerinin, köylerine inşa ettirdikleri tek katlı evlerini görmek için İstanbul’dan Görele ilçesine geldikleri öğrenildi.
20 yıl aradan sonra geldikleri Hamzalı köyünde yeni evlerinde vakit geçiren ve olaydan bir gün sonra İstanbul'a dönüş hazırlığında oldukları öğrenilen anne ve iki kızının cenazelerinin, otopsi işlemlerinin ardından yarın ilçede toprağa verileceği belirtildi.
"ENİŞTEM 'GİTMEYELİM' DEMİŞ"Zekiye Kırca'nın ağabeyi Enver Yıkızoğlu, yaşananları anlattı.
Kardeşinin ailesiyle birlikte tatil için ilçeye geldiğini anlatan Yıkızoğlu, "Sabahleyin kahvaltı yapmak için dere kenarına gidiyorlar. Dere kenarında piknik yapıp, çay içerlerken dağdan gelen sel felaketi alıp götürüyor. Eniştem 'Hayır, oraya gitmeyelim’ demiş ama kızları ısrar ediyorlar, 'İlla oraya gideceğiz' demişler." ifadelerini kullandı.
"EVİ GÖRÜP GERİ DÖNECEKLERDİ"Yaşamını yitirenlerin yakınlarından Muzaffer Tıngır ise ailenin yeni yaptırdıkları evi görmek için ilçeye geldiğini söyledi.
Tıngır, "Yeni ev yapmıştı babaları, evi görelim diye kızlar özellikle ısrar edip, geliyorlar. Gelip evi görüp geri İstanbul'a döneceklermiş ama dönemediler. Kısmet buymuş." diye konuştu.
Giresun'da yağmur sonrası debisi yükselen derede akıntıya kapılan anne ile iki kızı yaşamını yitirdi.
Olayın ardından anne ile kızlarının acı hikayesi kaldı.
ANNE İLE KIZLARI ÖLDÜAcı olay Görele ilçesinde yaşandı. Zekiye Kırca ile kızları Burcu ve Burçin Kırca'nın piknik yaptıkları sırada başlayan yağmur sonrası debisi artan derede akıntıya kapıldı.
Baba Mehmet Kırca ise akıntıya kapılmaktan son anda kurtuldu.
İhbar üzerine harekete geçen ekipler, Burcu ve Burçin Kırca'nın cansız bedenlerine ulaştı. Zekiye Kırca'nın cansız bedeni ise bu sabah saatlerinde bulundu.
20 YIL SONRA GELMİŞLEROlaya ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı.
Aile fertlerinin, köylerine inşa ettirdikleri tek katlı evlerini görmek için İstanbul’dan Görele ilçesine geldikleri öğrenildi.
20 yıl aradan sonra geldikleri Hamzalı köyünde yeni evlerinde vakit geçiren ve olaydan bir gün sonra İstanbul'a dönüş hazırlığında oldukları öğrenilen anne ve iki kızının cenazelerinin, otopsi işlemlerinin ardından yarın ilçede toprağa verileceği belirtildi.
"ENİŞTEM 'GİTMEYELİM' DEMİŞ"Zekiye Kırca'nın ağabeyi Enver Yıkızoğlu, yaşananları anlattı.
Kardeşinin ailesiyle birlikte tatil için ilçeye geldiğini anlatan Yıkızoğlu, "Sabahleyin kahvaltı yapmak için dere kenarına gidiyorlar. Dere kenarında piknik yapıp, çay içerlerken dağdan gelen sel felaketi alıp götürüyor. Eniştem 'Hayır, oraya gitmeyelim’ demiş ama kızları ısrar ediyorlar, 'İlla oraya gideceğiz' demişler." ifadelerini kullandı.
"EVİ GÖRÜP GERİ DÖNECEKLERDİ"Yaşamını yitirenlerin yakınlarından Muzaffer Tıngır ise ailenin yeni yaptırdıkları evi görmek için ilçeye geldiğini söyledi.
Tıngır, "Yeni ev yapmıştı babaları, evi görelim diye kızlar özellikle ısrar edip, geliyorlar. Gelip evi görüp geri İstanbul'a döneceklermiş ama dönemediler. Kısmet buymuş." diye konuştu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gürlek, Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i ölüm yıl dönümünün dokuzuncu yılında anarak "Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir." dedi.
Hukukun...
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gürlek, Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i ölüm yıl dönümünün dokuzuncu yılında anarak "Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir." dedi.
Hukukun...
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gürlek, Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i ölüm yıl dönümünün dokuzuncu yılında anarak "Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir." dedi.
Hukukun herkes için işlediğini ve asli amacın vatandaşı huzur ve güven içinde tutmak olduğunu sözlerine ekleyen Bakan Gürlek, "Hukuk, nerede bir sorun görürse, nerede vatandaşımız ya da onun var ettiği devlet aleyhine bireysel ya da organize bir yapılanma görürse orada devreye girer, dosyanın üzerindeki isme bakmaz, hukuk gereğini yapar." açıklamasında bulundu.
SALAH TRANSFERİ
Gürlek, Trabzonluların spor sevgisini, 7'den 77'ye Trabzonspor aşkını bildiğini belirterek, Muhammed Salah'ın camiaya hayırlı olmasını diledi.
"YOLUMUZDAN ŞAŞMAYACAĞIZ"
Bakan Gürlek, Türkiye Yüzyılı hedefine işaret ederek, "Bu hedefi yalnızca ekonomik kalkınmanın, teknolojik ilerlemenin veya büyük yatırımların yüzyılı olarak görmüyoruz. Biz, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı olarak da görüyoruz. Adaletin Yüzyılı yapma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu nedenle her geçen gün farklı şekillerde karşımıza çıkan suç ve suç örgütleriyle mücadeleye devam ediyoruz." dedi.
"Suçun yöntemi değişse de araçları değişse de örgütlerin kullandığı yollar değişse de değişmeyen bir şey var, devletin suçla mücadele iradesidir" ifadesini kullanan Gürlek, şunları kaydetti:
"Uyuşturucudan yasa dışı bahis ve sanal kumara, sokak çetelerinden organize suç yapılanmalarına kadar milletimizin huzurunu hedef alan bütün suç odaklarının üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bu hafta da açıkça ifade ettik. Suç zincirinin yalnızca görünen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Uyuşturucu suçlarında torbacısından baronuna, organize suçta suçun failinden azmettiricisine, yasa dışı bahiste hesabını kullandırandan o düzeni yönetenlere kadar zincirin tamamını ortaya çıkarıyoruz. Mattia Ahmet Minguzzi evladımızın, Atlas Çağlayan evladımızın ve nice çocuğumuzun katledilmesi hepimizin yüreğinde derin yaralar oluşturdu. Bizim görevimiz yalnızca suç işlendikten sonra faili cezalandırmak değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için suçu ortaya çıkmadan önlemektir. Bu anlayışla, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar bakımından daha caydırıcı bir infaz düzenlemesinin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı olarak aktif rol üstlendik. Cezaların artırılması yönündeki çalışmalara önemli katkılar sağladık, çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin sorumluluğunu güçlendiren düzenlemelerin de yer aldığı yasal düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçerek yasalaştı. Çünkü çocuklarımız geleceğimizin en büyük teminatıdır. Onların yitip gitmesine, hayallerinin yarım kalmasına izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızın güvenliği ve geleceği için üzerimize düşen ne varsa sonuna kadar kararlılıkla mücadele edeceğiz."
Yalnızca suçun ve suçlunun değil, suç düzenini ayakta tutan kara paranın da takipçisi olduklarını belirten Bakan Gürlek, "Çünkü suçun damarını kesmeden, bu kaynağı kurutmadan suç örgütünün nefesini kesemezsiniz. Bu bağlamda bu düzene geçit vermeyeceğiz, operasyonlarımıza devam edeceğiz." mesajını verdi.
Milletin huzurunu bozan hiçbir yapıya müsamaha gösterilmeyeceğinin altını çizen Bakan Gürlek, devletten daha güçlü bir yapı ve Türk adaletinden kaçabilecekleri bir yer de olmadığını ifade etti.
"DOSYALARI YENİDEN AÇMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
"Adaletin önünde zaman aşınır, hakikat aşınmaz" ifadesini kullanan Gürlek, "Bir olayın üzerinden yıllar geçebilir, bir dosya rafta bekleyebilir ama faili meçhul kalan her ölüm devletin önünde kapanmamış bir hesaptır. Bu nedenle faili meçhul olayları, şüpheli ölümleri ve kamu vicdanında iz bırakan dosyaları yeniden açmaya devam edeceğiz. Şüpheyi dağıtacağız, delillerin izini süreceğiz, faili ortaya çıkaracağız. Sorumluyu adaletin karşısına çıkaracağız. Kararlıyız ve azimliyiz. Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarsa çıksın, yolumuzdan şaşmayacağız." diye konuştu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI
Gürlek, Türkiye'nin çok uzun yıllar boyunca terörün ağır bedellerini ödediğine dikkati çekerek, "Binlerce evladımızı şehit verdik. Nice anneler evladını toprağa verdi. Nice çocuklar babasız büyüdü. Nice ailelerin ocağına ateş düştü. Türkiye yalnızca canlarını kaybetmedi. Türkiye enerjisinden kaybetti, kaynaklarından kaybetti, kalkınma imkanlarından kaybetti. Hepsinden önemlisi, kardeşliğimiz defalarca hedef alındı. Bugün geldiğimiz noktada ise artık başka bir Türkiye vardır." açıklamasında bulundu.
“MESELE HUZURLU TÜRKİYE MESELESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu güçlü iradeyle başlayan Terörsüz Türkiye hedefinin, milletin sağduyusu ve Gazi Meclisin iradesiyle yeni ve tarihi bir aşamaya taşındığına işaret eden Gürlek, şu değerlendirmede bulundu:
"Meclisimizin gündemine gelen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 468 kabul oyuyla yasalaşmıştır. Tarihe geçecek çok güçlü bir milli irade ortaya konulmuştur. Buradan bir kez daha emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu güçlü irade bize çok önemli bir şey söylüyor, Terörsüz Türkiye artık yalnızca bir temenni değildir. Devletimizin, siyaset kurumunun ve milletimizin ortak geleceğine dair ortaya konulmuş tarihi bir iradedir. Bu meselenin tarafı 86 milyon vatandaşımızdır. Kazananı da 86 milyon vatandaşımız olacaktır. Milli şuuru yüksek Trabzon'umuz da bu süreci sağduyuyla anlatmalı ve güçlü şekilde sahiplenmelidir. Çünkü mesele bu topraklarda bir daha hiçbir annenin evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. Mesele ülkemizin dağlarının, şehirlerinin ve sınırlarının terörle değil, üretimle, yatırımla, turizmle, bilimle ve gençlerimizin başarılarıyla anılması meselesidir. Mesele, bir daha hiçbir Eren Bülbül'ümüzün çocuk yaşta aramızdan koparılmaması meselesidir. Mesele, bütün vatandaşlarımızın çocuklarına daha huzurlu bir Türkiye bırakması meselesidir."
Bakan Gürlek, amaçlarının Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak, milli birlik ve beraberliğii daha da güçlendirmek ve bölgemizde huzur iklimini sağlamak olduğunu söyledi.
"Şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek hiçbir adım atılmamıştır, atılmayacaktır. Gazilerimizin fedakarlığı bizim için tartışmaya kapalıdır." diye konuşan Akın Gürkek, "Tek gayemiz güçlü Türkiye'dir. Güçlü Türkiye'ye giden yolda iç cepheyi güçlendirmektir." dedi.
Türkiye'nin bugün artık sorunlarını erteleyen değil, sorunlarının üzerine giden bir ülke olduğunu vurgulayan Gürlek, "Terör meselesinde de böyledir. Suç örgütleriyle mücadelede de böyledir. Adalet sistemimizin eksiklerinde de böyledir. Nerede bir eksiklik varsa gidereceğiz. Nerede vatandaşımızın haklı bir beklentisi varsa dinleyeceğiz. Nerede milletimizin huzuruna kasteden bir yapı varsa hukuk içerisinde karşısında duracağız." diye konuştu.
ADALET TEŞKİLATI GÜÇLENECEK
Bakan Gürlek, adalet teşkilatını daha güçlü hale getirecek, yargılamanın etkinliğini artıracak, vatandaşın hakkına daha hızlı ulaşmasını sağlayacak reformları sürdüreceklerini söyledi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Trabzon Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gürlek, Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Ferhat Gedik'i ölüm yıl dönümünün dokuzuncu yılında anarak "Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken, 'İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Adalet hizmetlerini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir." dedi.
Hukukun herkes için işlediğini ve asli amacın vatandaşı huzur ve güven içinde tutmak olduğunu sözlerine ekleyen Bakan Gürlek, "Hukuk, nerede bir sorun görürse, nerede vatandaşımız ya da onun var ettiği devlet aleyhine bireysel ya da organize bir yapılanma görürse orada devreye girer, dosyanın üzerindeki isme bakmaz, hukuk gereğini yapar." açıklamasında bulundu.
SALAH TRANSFERİ
Gürlek, Trabzonluların spor sevgisini, 7'den 77'ye Trabzonspor aşkını bildiğini belirterek, Muhammed Salah'ın camiaya hayırlı olmasını diledi.
"YOLUMUZDAN ŞAŞMAYACAĞIZ"
Bakan Gürlek, Türkiye Yüzyılı hedefine işaret ederek, "Bu hedefi yalnızca ekonomik kalkınmanın, teknolojik ilerlemenin veya büyük yatırımların yüzyılı olarak görmüyoruz. Biz, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı olarak da görüyoruz. Adaletin Yüzyılı yapma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu nedenle her geçen gün farklı şekillerde karşımıza çıkan suç ve suç örgütleriyle mücadeleye devam ediyoruz." dedi.
"Suçun yöntemi değişse de araçları değişse de örgütlerin kullandığı yollar değişse de değişmeyen bir şey var, devletin suçla mücadele iradesidir" ifadesini kullanan Gürlek, şunları kaydetti:
"Uyuşturucudan yasa dışı bahis ve sanal kumara, sokak çetelerinden organize suç yapılanmalarına kadar milletimizin huzurunu hedef alan bütün suç odaklarının üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bu hafta da açıkça ifade ettik. Suç zincirinin yalnızca görünen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Uyuşturucu suçlarında torbacısından baronuna, organize suçta suçun failinden azmettiricisine, yasa dışı bahiste hesabını kullandırandan o düzeni yönetenlere kadar zincirin tamamını ortaya çıkarıyoruz. Mattia Ahmet Minguzzi evladımızın, Atlas Çağlayan evladımızın ve nice çocuğumuzun katledilmesi hepimizin yüreğinde derin yaralar oluşturdu. Bizim görevimiz yalnızca suç işlendikten sonra faili cezalandırmak değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için suçu ortaya çıkmadan önlemektir. Bu anlayışla, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar bakımından daha caydırıcı bir infaz düzenlemesinin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı olarak aktif rol üstlendik. Cezaların artırılması yönündeki çalışmalara önemli katkılar sağladık, çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin sorumluluğunu güçlendiren düzenlemelerin de yer aldığı yasal düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçerek yasalaştı. Çünkü çocuklarımız geleceğimizin en büyük teminatıdır. Onların yitip gitmesine, hayallerinin yarım kalmasına izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızın güvenliği ve geleceği için üzerimize düşen ne varsa sonuna kadar kararlılıkla mücadele edeceğiz."
Yalnızca suçun ve suçlunun değil, suç düzenini ayakta tutan kara paranın da takipçisi olduklarını belirten Bakan Gürlek, "Çünkü suçun damarını kesmeden, bu kaynağı kurutmadan suç örgütünün nefesini kesemezsiniz. Bu bağlamda bu düzene geçit vermeyeceğiz, operasyonlarımıza devam edeceğiz." mesajını verdi.
Milletin huzurunu bozan hiçbir yapıya müsamaha gösterilmeyeceğinin altını çizen Bakan Gürlek, devletten daha güçlü bir yapı ve Türk adaletinden kaçabilecekleri bir yer de olmadığını ifade etti.
"DOSYALARI YENİDEN AÇMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
"Adaletin önünde zaman aşınır, hakikat aşınmaz" ifadesini kullanan Gürlek, "Bir olayın üzerinden yıllar geçebilir, bir dosya rafta bekleyebilir ama faili meçhul kalan her ölüm devletin önünde kapanmamış bir hesaptır. Bu nedenle faili meçhul olayları, şüpheli ölümleri ve kamu vicdanında iz bırakan dosyaları yeniden açmaya devam edeceğiz. Şüpheyi dağıtacağız, delillerin izini süreceğiz, faili ortaya çıkaracağız. Sorumluyu adaletin karşısına çıkaracağız. Kararlıyız ve azimliyiz. Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarsa çıksın, yolumuzdan şaşmayacağız." diye konuştu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI
Gürlek, Türkiye'nin çok uzun yıllar boyunca terörün ağır bedellerini ödediğine dikkati çekerek, "Binlerce evladımızı şehit verdik. Nice anneler evladını toprağa verdi. Nice çocuklar babasız büyüdü. Nice ailelerin ocağına ateş düştü. Türkiye yalnızca canlarını kaybetmedi. Türkiye enerjisinden kaybetti, kaynaklarından kaybetti, kalkınma imkanlarından kaybetti. Hepsinden önemlisi, kardeşliğimiz defalarca hedef alındı. Bugün geldiğimiz noktada ise artık başka bir Türkiye vardır." açıklamasında bulundu.
“MESELE HUZURLU TÜRKİYE MESELESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu güçlü iradeyle başlayan Terörsüz Türkiye hedefinin, milletin sağduyusu ve Gazi Meclisin iradesiyle yeni ve tarihi bir aşamaya taşındığına işaret eden Gürlek, şu değerlendirmede bulundu:
"Meclisimizin gündemine gelen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 468 kabul oyuyla yasalaşmıştır. Tarihe geçecek çok güçlü bir milli irade ortaya konulmuştur. Buradan bir kez daha emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu güçlü irade bize çok önemli bir şey söylüyor, Terörsüz Türkiye artık yalnızca bir temenni değildir. Devletimizin, siyaset kurumunun ve milletimizin ortak geleceğine dair ortaya konulmuş tarihi bir iradedir. Bu meselenin tarafı 86 milyon vatandaşımızdır. Kazananı da 86 milyon vatandaşımız olacaktır. Milli şuuru yüksek Trabzon'umuz da bu süreci sağduyuyla anlatmalı ve güçlü şekilde sahiplenmelidir. Çünkü mesele bu topraklarda bir daha hiçbir annenin evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. Mesele ülkemizin dağlarının, şehirlerinin ve sınırlarının terörle değil, üretimle, yatırımla, turizmle, bilimle ve gençlerimizin başarılarıyla anılması meselesidir. Mesele, bir daha hiçbir Eren Bülbül'ümüzün çocuk yaşta aramızdan koparılmaması meselesidir. Mesele, bütün vatandaşlarımızın çocuklarına daha huzurlu bir Türkiye bırakması meselesidir."
Bakan Gürlek, amaçlarının Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak, milli birlik ve beraberliğii daha da güçlendirmek ve bölgemizde huzur iklimini sağlamak olduğunu söyledi.
"Şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek hiçbir adım atılmamıştır, atılmayacaktır. Gazilerimizin fedakarlığı bizim için tartışmaya kapalıdır." diye konuşan Akın Gürkek, "Tek gayemiz güçlü Türkiye'dir. Güçlü Türkiye'ye giden yolda iç cepheyi güçlendirmektir." dedi.
Türkiye'nin bugün artık sorunlarını erteleyen değil, sorunlarının üzerine giden bir ülke olduğunu vurgulayan Gürlek, "Terör meselesinde de böyledir. Suç örgütleriyle mücadelede de böyledir. Adalet sistemimizin eksiklerinde de böyledir. Nerede bir eksiklik varsa gidereceğiz. Nerede vatandaşımızın haklı bir beklentisi varsa dinleyeceğiz. Nerede milletimizin huzuruna kasteden bir yapı varsa hukuk içerisinde karşısında duracağız." diye konuştu.
ADALET TEŞKİLATI GÜÇLENECEK
Bakan Gürlek, adalet teşkilatını daha güçlü hale getirecek, yargılamanın etkinliğini artıracak, vatandaşın hakkına daha hızlı ulaşmasını sağlayacak reformları sürdüreceklerini söyledi.
Şiddetli rüzgarın etkili olduğu Balıkesir'in iki içesinde alevlerle mücadele ediliyor.
EDREMİT YANGINI
Kadıköy Mahallesi'ndeki otluk alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler, yakındaki ormana sıçradı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü...
Şiddetli rüzgarın etkili olduğu Balıkesir'in iki içesinde alevlerle mücadele ediliyor.
EDREMİT YANGINI
Kadıköy Mahallesi'ndeki otluk alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler, yakındaki ormana sıçradı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü...
Şiddetli rüzgarın etkili olduğu Balıkesir'in iki içesinde alevlerle mücadele ediliyor.
EDREMİT YANGINI
Kadıköy Mahallesi'ndeki otluk alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler, yakındaki ormana sıçradı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Ekipler, 11 uçak, 7 helikopter, 13 arazöz, 3 su ikmal aracı, 5 su tankeri ve 45 personelle yangına müdahale ediyor.
Yangının zeytinliklerin yanı sıra çamlık alanda etkili olduğu ifade edildi. Bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı çok sayıda ekip sevk edildi.
Jandarma da yangının çıkış sebebiyle ilgili soruşturma başlattı.
EDREMİT KAYMAKAMI: 7-8 VATANDAŞIMIZI TAHLİYE ETTİK
Edremit Kaymakam Vekili Muhammed Evlice, yangın bölgesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, yangının yerleşim yerine yakın bir bölgede çıktığını belirtti.
Evlice, şunları söyledi:
"Hem orman hem de itfaiye ekiplerimiz hızlı bir şekilde müdahale ettiler. Şu an yerleşim yerine yakın bölgede çok fazla sıkıntımız kalmadı. Ormanın arka taraflarına olan bölümlerde devam ediyor. Oraya da uçak ve helikopterlerimizin müdahalesi sürüyor. İnşallah kısa sürede kontrol altına alırız diye düşünüyoruz. Şu anda 7-8 vatandaşımızı tahliye ettik fakat mahalle boyutunda şu an gerek yok."
Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş da yerleşim yerine yakın bölgedeki kısımda tehlike kalmadığını dile getirdi.
ALEVLER KAZ DAĞLARI'NA DOĞRU İLERLİYORYangının yerleşim yerlerini tehdit ettiği belirlenirken NTV Bölge Temsilcisi Merih Ak, çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
"ALEVLERİN İLERLEMESİ DURDURULDU"
"Yangın 14.00 sıralarında başladı. Çok kuvvetli rüzgar var." diye konuşan Ak, yangının yerleşim yerlerine alanlardaki zeytinliklerde başladığını ifade ederek şu bilgileri verdi:
“Kuvvetli rüzgarla birlikte yayılma eğilimi gösterdi. Ekipleri yangına anında müdahale etti ama rüzgar nedeniyle çalışmalar zorlaştı. Risk altındaki bazı evler tahliye edildi. Yerleşim yerlerine yakın bölgeledeki otluk alanlarda çıkan yangın bazı evlerde kısmen zarara neden oldu. Tehlike kısa sürede giderildi. Bazı vatandaşların hastanede tedavi altına alındığı bildirildi.Havadan ve karadan yoğun çabalar sonucunda yangın büyük ölçüde kontrol altına alınmış durumda. Bölgede soğutma çalışmaları sürüyor."
RÜZGAR HIZLANACAK
Ak, bölgedeki hava durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
“Bir süredir bölge aşırı sıcakları yaşıyordu." diye konuşan Ak, “Yarından itibaren kuvvetli rüzgarın çıkması bekleniyor. İlerleyen saatlerde rüzgarın etkisini artırması bekleniyor.” dedi.
BAŞKA BİR İLÇEDE DE YANGIN ÇIKTIDursunbey ilçesinde orman dışı alanda çıkan yangın, ormana sıçradı. Alevlere havadan ve karadan müdahale ediliyor.
Dursunbey ilçesi Kurtlar Mahallesi yakınlarındaki orman dışı alanda saat 14.30 sıralarında yangın çıktı. Alevler rüzgarın da etkisiyle ormana sıçradı. İhbar üzerine bölgeye 4 uçak, 4 helikopter ve çok sayıda ekip sevk edildi. Ekiplerin, alevlere havadan ve karadan müdahalesi devam ediyor.
Şiddetli rüzgarın etkili olduğu Balıkesir'in iki içesinde alevlerle mücadele ediliyor.
EDREMİT YANGINI
Kadıköy Mahallesi'ndeki otluk alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler, yakındaki ormana sıçradı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Ekipler, 11 uçak, 7 helikopter, 13 arazöz, 3 su ikmal aracı, 5 su tankeri ve 45 personelle yangına müdahale ediyor.
Yangının zeytinliklerin yanı sıra çamlık alanda etkili olduğu ifade edildi. Bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı çok sayıda ekip sevk edildi.
Jandarma da yangının çıkış sebebiyle ilgili soruşturma başlattı.
EDREMİT KAYMAKAMI: 7-8 VATANDAŞIMIZI TAHLİYE ETTİK
Edremit Kaymakam Vekili Muhammed Evlice, yangın bölgesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, yangının yerleşim yerine yakın bir bölgede çıktığını belirtti.
Evlice, şunları söyledi:
"Hem orman hem de itfaiye ekiplerimiz hızlı bir şekilde müdahale ettiler. Şu an yerleşim yerine yakın bölgede çok fazla sıkıntımız kalmadı. Ormanın arka taraflarına olan bölümlerde devam ediyor. Oraya da uçak ve helikopterlerimizin müdahalesi sürüyor. İnşallah kısa sürede kontrol altına alırız diye düşünüyoruz. Şu anda 7-8 vatandaşımızı tahliye ettik fakat mahalle boyutunda şu an gerek yok."
Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş da yerleşim yerine yakın bölgedeki kısımda tehlike kalmadığını dile getirdi.
ALEVLER KAZ DAĞLARI'NA DOĞRU İLERLİYORYangının yerleşim yerlerini tehdit ettiği belirlenirken NTV Bölge Temsilcisi Merih Ak, çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
"ALEVLERİN İLERLEMESİ DURDURULDU"
"Yangın 14.00 sıralarında başladı. Çok kuvvetli rüzgar var." diye konuşan Ak, yangının yerleşim yerlerine alanlardaki zeytinliklerde başladığını ifade ederek şu bilgileri verdi:
“Kuvvetli rüzgarla birlikte yayılma eğilimi gösterdi. Ekipleri yangına anında müdahale etti ama rüzgar nedeniyle çalışmalar zorlaştı. Risk altındaki bazı evler tahliye edildi. Yerleşim yerlerine yakın bölgeledeki otluk alanlarda çıkan yangın bazı evlerde kısmen zarara neden oldu. Tehlike kısa sürede giderildi. Bazı vatandaşların hastanede tedavi altına alındığı bildirildi.Havadan ve karadan yoğun çabalar sonucunda yangın büyük ölçüde kontrol altına alınmış durumda. Bölgede soğutma çalışmaları sürüyor."
RÜZGAR HIZLANACAK
Ak, bölgedeki hava durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
“Bir süredir bölge aşırı sıcakları yaşıyordu." diye konuşan Ak, “Yarından itibaren kuvvetli rüzgarın çıkması bekleniyor. İlerleyen saatlerde rüzgarın etkisini artırması bekleniyor.” dedi.
BAŞKA BİR İLÇEDE DE YANGIN ÇIKTIDursunbey ilçesinde orman dışı alanda çıkan yangın, ormana sıçradı. Alevlere havadan ve karadan müdahale ediliyor.
Dursunbey ilçesi Kurtlar Mahallesi yakınlarındaki orman dışı alanda saat 14.30 sıralarında yangın çıktı. Alevler rüzgarın da etkisiyle ormana sıçradı. İhbar üzerine bölgeye 4 uçak, 4 helikopter ve çok sayıda ekip sevk edildi. Ekiplerin, alevlere havadan ve karadan müdahalesi devam ediyor.
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait...
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait...
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait iki gemiye balistik füze fırlatmasının ardından üç İran gemisini vurduğunu açıkladı.
Hedef alınan gemilerden biri, Tahran'ın petrol ihracat merkezi konumundaki Hark Adası açıklarında seyrediyordu.
CENTCOM Komutanı Oramiral Brad Cooper kararlılık mesajı vererek, "Devrim Muhafızları mesajı net alsın: İki gemimize ateş açarsanız, üç geminizi devre dışı bırakarak çok daha ağır bir ekonomik bedel ödetiriz" dedi.
CENTCOM, çatışmalarda hiçbir Amerikan askerinin zarar görmediğini açıkladı.
Devrim Muhafızları Ordusu ise bölgedeki Amerikan askeri unsurlarına yönelik saldırılarını artırma tehdidinde bulundu.
İranlı yetkililer daha sonra, Hürmüz Boğazı'ndaki üç tankerin yanı sıra farklı sahalarda ABD ile bağlantılı üç gemiyi daha vurduklarını bildirdi.
Reuters ajansının aktardığına göre İran devlet televizyonunda yayımlanan Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri açıklamasında, gemi personeline yönelik uyarılar yer aldı.
Bildiride, "'Terörist' ABD ordusuna kanmayın, yetki verilmeyen suyollarından geçmeyi amaçlayan her türlü şüpheli hareketten uzak durun. Aksi takdirde hedef alınırsınız" ifadeleri kullanıldı.
İran'ın yarı resmi haber ajansı Tasnim, Hark Adası demirleme bölgesindeki bir tankere dört ABD füzesinin isabet ettiğini aktardı. Yerel kaynaklara dayandırılan haberde can kaybı yaşanmadığı, mürettebatın tahliye edildiği kaydedildi.
Son karşılıklı saldırılar, ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a yönelik başlattığı bombardımanlarla tırmanan çatışmaları daha da derinleştirme tehlikesi taşıyor.
Başkan Donald Trump yönetimi yaptırımları genişleterek İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmaya çalışırken, Trump askeri müdahale seçeneğini gündemde tutmayı sürdürüyor.
Trump, 31 Ağustos'ta sosyal medya hesabından Hark Adası'nın "yerle bir edildiğini" gösteren yapay zeka üretimi bir video paylaştı. İran makamları ise Hark Adası'na yönelik olası bir saldırıya çok sert karşılık vereceklerini duyurdu.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) üçüncü büyük üreticisi olan İran, savaştan önce ham petrol ihracatının yüzde 90'ını Hark Adası üzerinden gerçekleştiriyordu.
Sevkiyatlar, ABD'nin nisan ayı ortasında başlattığı deniz ablukası nedeniyle büyük ölçüde aksadı.
Trump daha önce de Hark Adası'nı hedef alan açıklamalar yapmıştı.
11 Haziran'da adayı ele geçirmek istediğini söyleyen Trump, Tahran ile Washington'ın savaşı sonlandırmayı amaçlayan 17 Haziran tarihli geçici anlaşmayı imzalamasından birkaç gün önce askeri operasyon ihtimalini rafa kaldırdığını belirtmişti.
İran'ın savaştan önce küresel petrol arzının beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasının ardından Washington, İran limanlarına abluka uygulamaya başladı.
Hark Adası'na yönelik Amerikan saldırıları, söz konusu deniz ablukası altında zorlanan İran petrol sektörünü ve genel ülke ekonomisini daha ağır bir baskıyla yüz yüze bırakıyor.
Ortadoğu'da tırmanan askeri gerilim küresel tedarik endişelerini körüklerken, Brent ham petrolün varil fiyatı cuma günü 96,28 dolara çıkarak 24 Temmuz'dan bu yana görülen en yüksek seviyeden kapandı.
ABD ve İran orduları, dün Hürmüz Boğazı'nda seyreden gemileri karşılıklı hedef aldı. ABD kuvvetleri İran'a ait üç petrol tankerini vururken, Tahran yönetimi de Hürmüz Boğazı'nda izin verilmeyen rotaları kullanan üç gemiyi hedef aldığını duyurdu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Devrim Muhafızları Ordusunun ABD Donanmasına ait iki gemiye balistik füze fırlatmasının ardından üç İran gemisini vurduğunu açıkladı.
Hedef alınan gemilerden biri, Tahran'ın petrol ihracat merkezi konumundaki Hark Adası açıklarında seyrediyordu.
CENTCOM Komutanı Oramiral Brad Cooper kararlılık mesajı vererek, "Devrim Muhafızları mesajı net alsın: İki gemimize ateş açarsanız, üç geminizi devre dışı bırakarak çok daha ağır bir ekonomik bedel ödetiriz" dedi.
CENTCOM, çatışmalarda hiçbir Amerikan askerinin zarar görmediğini açıkladı.
Devrim Muhafızları Ordusu ise bölgedeki Amerikan askeri unsurlarına yönelik saldırılarını artırma tehdidinde bulundu.
İranlı yetkililer daha sonra, Hürmüz Boğazı'ndaki üç tankerin yanı sıra farklı sahalarda ABD ile bağlantılı üç gemiyi daha vurduklarını bildirdi.
Reuters ajansının aktardığına göre İran devlet televizyonunda yayımlanan Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri açıklamasında, gemi personeline yönelik uyarılar yer aldı.
Bildiride, "'Terörist' ABD ordusuna kanmayın, yetki verilmeyen suyollarından geçmeyi amaçlayan her türlü şüpheli hareketten uzak durun. Aksi takdirde hedef alınırsınız" ifadeleri kullanıldı.
İran'ın yarı resmi haber ajansı Tasnim, Hark Adası demirleme bölgesindeki bir tankere dört ABD füzesinin isabet ettiğini aktardı. Yerel kaynaklara dayandırılan haberde can kaybı yaşanmadığı, mürettebatın tahliye edildiği kaydedildi.
Son karşılıklı saldırılar, ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a yönelik başlattığı bombardımanlarla tırmanan çatışmaları daha da derinleştirme tehlikesi taşıyor.
Başkan Donald Trump yönetimi yaptırımları genişleterek İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmaya çalışırken, Trump askeri müdahale seçeneğini gündemde tutmayı sürdürüyor.
Trump, 31 Ağustos'ta sosyal medya hesabından Hark Adası'nın "yerle bir edildiğini" gösteren yapay zeka üretimi bir video paylaştı. İran makamları ise Hark Adası'na yönelik olası bir saldırıya çok sert karşılık vereceklerini duyurdu.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) üçüncü büyük üreticisi olan İran, savaştan önce ham petrol ihracatının yüzde 90'ını Hark Adası üzerinden gerçekleştiriyordu.
Sevkiyatlar, ABD'nin nisan ayı ortasında başlattığı deniz ablukası nedeniyle büyük ölçüde aksadı.
Trump daha önce de Hark Adası'nı hedef alan açıklamalar yapmıştı.
11 Haziran'da adayı ele geçirmek istediğini söyleyen Trump, Tahran ile Washington'ın savaşı sonlandırmayı amaçlayan 17 Haziran tarihli geçici anlaşmayı imzalamasından birkaç gün önce askeri operasyon ihtimalini rafa kaldırdığını belirtmişti.
İran'ın savaştan önce küresel petrol arzının beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasının ardından Washington, İran limanlarına abluka uygulamaya başladı.
Hark Adası'na yönelik Amerikan saldırıları, söz konusu deniz ablukası altında zorlanan İran petrol sektörünü ve genel ülke ekonomisini daha ağır bir baskıyla yüz yüze bırakıyor.
Ortadoğu'da tırmanan askeri gerilim küresel tedarik endişelerini körüklerken, Brent ham petrolün varil fiyatı cuma günü 96,28 dolara çıkarak 24 Temmuz'dan bu yana görülen en yüksek seviyeden kapandı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan petrol yüklü bir tankere Marmara Adası açıklarında makine arızası nedeniyle sürüklendiğini ve yardım talebinde bulunduğunu duyurdu.
243 metre boyunda ve 96 bin 544 ton ham petrol yüklü olduğu belirtilen Rusya bayraklı Pioner 1 isimli tanker için Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi koordinesinde Nene Hatun Acil Müdahale Gemisi ve Kurtarma-16 Römorkörü bölgeye sevk edildi.
Nene Hatun'un saat 22.30’da tankeri yedekleyerek emniyete almış olduğu belirtildi. Pioner 1, Şevketiye Demir Sahası’na çekilerek emniyetli şekilde demirletilecek.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Rusya'dan Çin’e gitmekte olan petrol yüklü bir tankere Marmara Adası açıklarında makine arızası nedeniyle sürüklendiğini ve yardım talebinde bulunduğunu duyurdu.
243 metre boyunda ve 96 bin 544 ton ham petrol yüklü olduğu belirtilen Rusya bayraklı Pioner 1 isimli tanker için Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi koordinesinde Nene Hatun Acil Müdahale Gemisi ve Kurtarma-16 Römorkörü bölgeye sevk edildi.
Nene Hatun'un saat 22.30’da tankeri yedekleyerek emniyete almış olduğu belirtildi. Pioner 1, Şevketiye Demir Sahası’na çekilerek emniyetli şekilde demirletilecek.
İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre, trafikte her iki kazadan birine motosikletler karışıyor. Motosiklet sayısı 5 yılda yüzde 102,4 arttı.
Yetersiz sürücü eğitimi...
İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre, trafikte her iki kazadan birine motosikletler karışıyor. Motosiklet sayısı 5 yılda yüzde 102,4 arttı.
Yetersiz sürücü eğitimi...
İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre, trafikte her iki kazadan birine motosikletler karışıyor. Motosiklet sayısı 5 yılda yüzde 102,4 arttı.
Yetersiz sürücü eğitimi, hız ve kırmızı ışık ihlalleri, şerit ihlalleri ve yaya yollarının kullanılması kazaların başlıca nedenleri arasında.
Bunun önüne geçmek için İçişleri Bakanlığı'nda "Motosiklet Denetimleri Eylem Planı Değerlendirme” toplantısı yapıldı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi2030'a kadar trafik kazalarından kaynaklanan can kayıplarını yüzde 50 azaltma hedefine işaret eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Bu hedefe ulaşmak için Emniyetimizle, Jandarmamızla ve bütün paydaşlarımızla, veriye dayalı, teknolojiyle desteklenen, eğitimle güçlenen ve sahada yüksek görünürlük sağlayan bir trafik güvenliği anlayışını kararlılıkla sürdüreceğiz." dedi.
Bakan Çiftçi, denetimlerin artacağı mesajını da şu sözlerle verdi:
"Denetimin amacı ceza yazmak değil, kural ihlalini önlemek, kazayı önlemek ve insanımızın hayatını korumaktır. 2026 yılında denetim sayımız güçlü biçimde devam ederken bazı önemli ihlal kalemlerinde işlem sayılarının gerilemesi, doğru denetim ve caydırıcılık anlayışının davranış değişikliğine dönüşebileceğini göstermektedir. Bununla beraber kazalardaki hız, geçiş önceliği, şerit değiştirme ve arkadan çarpma kaynaklı riskler bize daha kat etmemiz gereken mesafe olduğunu da açıkça göstermektedir.”
"2026-2027 DÖNEMİNDE MÜCADELEYİ İLERİ AŞAMAYA TAŞIYORUZ"Çiftçi, 2026-2027 döneminde motosiklet kazalarının önlenmesine yönelik mücadeleyi daha ileri bir aşamaya taşıyacaklarını söyleyerek "Eğitim, kampanya, denetim ve mevzuat alanlarında birbirini tamamlayan bir sistem kuruyoruz.” diye konuştu.
İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre, trafikte her iki kazadan birine motosikletler karışıyor. Motosiklet sayısı 5 yılda yüzde 102,4 arttı.
Yetersiz sürücü eğitimi, hız ve kırmızı ışık ihlalleri, şerit ihlalleri ve yaya yollarının kullanılması kazaların başlıca nedenleri arasında.
Bunun önüne geçmek için İçişleri Bakanlığı'nda "Motosiklet Denetimleri Eylem Planı Değerlendirme” toplantısı yapıldı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi2030'a kadar trafik kazalarından kaynaklanan can kayıplarını yüzde 50 azaltma hedefine işaret eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Bu hedefe ulaşmak için Emniyetimizle, Jandarmamızla ve bütün paydaşlarımızla, veriye dayalı, teknolojiyle desteklenen, eğitimle güçlenen ve sahada yüksek görünürlük sağlayan bir trafik güvenliği anlayışını kararlılıkla sürdüreceğiz." dedi.
Bakan Çiftçi, denetimlerin artacağı mesajını da şu sözlerle verdi:
"Denetimin amacı ceza yazmak değil, kural ihlalini önlemek, kazayı önlemek ve insanımızın hayatını korumaktır. 2026 yılında denetim sayımız güçlü biçimde devam ederken bazı önemli ihlal kalemlerinde işlem sayılarının gerilemesi, doğru denetim ve caydırıcılık anlayışının davranış değişikliğine dönüşebileceğini göstermektedir. Bununla beraber kazalardaki hız, geçiş önceliği, şerit değiştirme ve arkadan çarpma kaynaklı riskler bize daha kat etmemiz gereken mesafe olduğunu da açıkça göstermektedir.”
"2026-2027 DÖNEMİNDE MÜCADELEYİ İLERİ AŞAMAYA TAŞIYORUZ"Çiftçi, 2026-2027 döneminde motosiklet kazalarının önlenmesine yönelik mücadeleyi daha ileri bir aşamaya taşıyacaklarını söyleyerek "Eğitim, kampanya, denetim ve mevzuat alanlarında birbirini tamamlayan bir sistem kuruyoruz.” diye konuştu.
Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde, Bulg...
Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde, Bulg...
Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde, Bulgaristan’a çıkış yapmak üzere Kapıkule Gümrük Sahası’na gelen tırda yapılan kontrollerde dorsenin altında gizlenmiş iki kişi tespit edildi. Bu kişilerin Arif Kocabıyık ile İran vatandaşı Shayan Peiman Samadi olduğu belirlendi.
Hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunduğu tespit edilen Kocabıyık ile tır sürücüsü Muhterem Altıntaş gözaltına alındı. Muhafazadaki işlemlerinin ardından hastanede sağlık kontrolünden geçirilen Kocabıyık ve Altıntaş, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildi.
Arif Kocabıyık, adliyeye sevk edildiği sırada basın mensuplarının yönelttiği soruya "Anamur’a gideceğim" şeklinde yanıt verdi.
Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde, Bulgaristan’a çıkış yapmak üzere Kapıkule Gümrük Sahası’na gelen tırda yapılan kontrollerde dorsenin altında gizlenmiş iki kişi tespit edildi. Bu kişilerin Arif Kocabıyık ile İran vatandaşı Shayan Peiman Samadi olduğu belirlendi.
Hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunduğu tespit edilen Kocabıyık ile tır sürücüsü Muhterem Altıntaş gözaltına alındı. Muhafazadaki işlemlerinin ardından hastanede sağlık kontrolünden geçirilen Kocabıyık ve Altıntaş, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildi.
Arif Kocabıyık, adliyeye sevk edildiği sırada basın mensuplarının yönelttiği soruya "Anamur’a gideceğim" şeklinde yanıt verdi.
Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Şeke...
İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Şeke...
İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Şeker Mahallesi Yeni Sanayi'de bir sürücünün otomobiliyle drift attığı anların bazı sosyal medya hesaplarında paylaşılması üzerine trafik ekipleri çalışma başlattı.
Ekipler, tespit ettikleri otomobilin sürücüsüne Trafik Kanunu'nun ilgili maddelerinden 140 bin lira ceza uyguladı ve aracı trafikten men etti.
Otomobil sürücüsünün, aday sürücü olması sebebiyle ehliyeti daimi olarak iptal edildi.
Sürücü hakkında, "trafik güvenliğini tehlikeye sokma" suçlamasıyla adli işlem başlatıldı.
İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Şeker Mahallesi Yeni Sanayi'de bir sürücünün otomobiliyle drift attığı anların bazı sosyal medya hesaplarında paylaşılması üzerine trafik ekipleri çalışma başlattı.
Ekipler, tespit ettikleri otomobilin sürücüsüne Trafik Kanunu'nun ilgili maddelerinden 140 bin lira ceza uyguladı ve aracı trafikten men etti.
Otomobil sürücüsünün, aday sürücü olması sebebiyle ehliyeti daimi olarak iptal edildi.
Sürücü hakkında, "trafik güvenliğini tehlikeye sokma" suçlamasıyla adli işlem başlatıldı.
İstanbul'da yaşayan ve milyonlarca vatandaşı etkileyecek ele...
İstanbul'da yaşayan ve milyonlarca vatandaşı etkileyecek ele...
İstanbul'da yaşayan ve milyonlarca vatandaşı etkileyecek elektrik kesintisi duyurusu BEDAŞ tarafından yapıldı. Şehir genelinde yürütülen bakım çalışmaları nedeniyle 21 ilçede kesinti uygulanacak.
Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ) tarafından Avrupa Yakası'nda yaşayan milyonlarca vatandaşları ilgilendiren elektrik kesintisi duyurusu yapıldı. Yapılan duyuruya göre Başakşehir, Sultangazi, Sarıyer, Gaziosmanpaşa ve Başakşehir gibi birçok ilçede yarın 9 saatlik elektrik kesintileri uygulanacak. Peki, hangi ilçelerde elektrik kesintisi yaşanacak?
İşte 2 Eylül BEDAŞ elektrik kesintisi programı:
İstanbul'da yaşayan ve milyonlarca vatandaşı etkileyecek elektrik kesintisi duyurusu BEDAŞ tarafından yapıldı. Şehir genelinde yürütülen bakım çalışmaları nedeniyle 21 ilçede kesinti uygulanacak.
Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ) tarafından Avrupa Yakası'nda yaşayan milyonlarca vatandaşları ilgilendiren elektrik kesintisi duyurusu yapıldı. Yapılan duyuruya göre Başakşehir, Sultangazi, Sarıyer, Gaziosmanpaşa ve Başakşehir gibi birçok ilçede yarın 9 saatlik elektrik kesintileri uygulanacak. Peki, hangi ilçelerde elektrik kesintisi yaşanacak?
"Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosyanın raftan indirilmesine ve mirasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Soruşturmada son olarak doktor Nurettin Demirkol "yalan tanıklık" suçlamasıyla gözaltına alındı.
Demirkol'un olay günü 155'i arayarak yaptığı ihbarın ayrıntıları da ortaya çıktı.
İhbara ilişkin çözüm tutanağında ilk telefon görüşmesinin saat 00.29'da gerçekleştiği görüldü.
155 operatörünün telefonu açmasının ardından ihbarcının kendisini "Ben doktor Nurettin Demirkol." sözleriyle tanıttığı, "aile hekimi olduğu bir hastasının ani şekilde hayat...
"Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosyanın raftan indirilmesine ve mirasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Soruşturmada son olarak doktor Nurettin Demirkol "yalan tanıklık" suçlamasıyla gözaltına alındı.
Demirkol'un olay günü 155'i arayarak yaptığı ihbarın ayrıntıları da ortaya çıktı.
İhbara ilişkin çözüm tutanağında ilk telefon görüşmesinin saat 00.29'da gerçekleştiği görüldü.
155 operatörünün telefonu açmasının ardından ihbarcının kendisini "Ben doktor Nurettin Demirkol." sözleriyle tanıttığı, "aile hekimi olduğu bir hastasının ani şekilde hayat...
"Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosyanın raftan indirilmesine ve mirasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Soruşturmada son olarak doktor Nurettin Demirkol "yalan tanıklık" suçlamasıyla gözaltına alındı.
Demirkol'un olay günü 155'i arayarak yaptığı ihbarın ayrıntıları da ortaya çıktı.
İhbara ilişkin çözüm tutanağında ilk telefon görüşmesinin saat 00.29'da gerçekleştiği görüldü.
155 operatörünün telefonu açmasının ardından ihbarcının kendisini "Ben doktor Nurettin Demirkol." sözleriyle tanıttığı, "aile hekimi olduğu bir hastasının ani şekilde hayatını kaybettiğini" söylediği yer aldı.
Demirkol'un, “Aile hekimi olduğum bir hastam var, ani olarak vefat etmiş. Hükümet tabibinin görmesi gerekiyor. Belki muhtemelen ölüm nedeni belli değil, hakimin savcının görmesi gerekiyor.” ifadesi tutanağa girdi.
Demirkol'dan adres istenmesi üzerine, açık adresi bilmediğini söylediği, bunun üzerine operatörün, jandarma sorumluluk alanı olabileceğinden "156'yı araması gerektiğini" söylediği ve telefon görüşmesinin bittiği belirtildi.
Demirkol'un birkaç dakika sonra 155'i tekrar arayarak, "Biraz önce aramıştım, Doktor Nurettin Demirkol, vefat eden biriyle alakalı..." dediği, jandarmayla görüştüğünü ancak bölgenin polis sorumluluk alanında olduğunun kendisine söylendiğini belirterek, yeniden 155’ten yardım istediğine tutanakta yer verildi.
Tutanağa göre Demirkol, operatörün "Burada şüpheli ölüm konusu mu var?" sorusuna "Şüpheli, beklenmedik ani bir ölüm, beklenmedik, şüpheli ani bir ölüm..." şeklinde cevap verdi.
ALİHAN KURİŞ'İN DAYISIYDIDenizolgun, Kuriş'in dayısıydı ve 2016 yılında İstanbul'un Beykoz ilçesindeki evinde ölü bulunana kadar cemaati o yönetiyordu.
Eski Bakan öldüğünde başa, “oy birliğiyle” Alihan Kuriş geçirildi. Kuriş, o gün şu konuşmayı yaptı:
"Madem ki dünya hayatı devam ediyor, o zaman İslam dini devam edecektir. Madem ki İslam dini kıyamete kadar devam edecek, o zaman hizmetlerimiz yani Allah’ın dinine, kitabına hizmet kıyamete kadar devam edecektir.
Bu gemiyi karaya oturtabilmek için bunların akıllarından geçen her adiliğe olur verecekleri de şüphesizdir.
Yolumuz din-i İslam’ı, ümmeti, milleti, devleti savunmaya, korumaya ve bu değerlere hizmet etmeye devam edecektir. Vatan hainlerine, din düşmanlarına, bozuk akımlara, devleti yıkılışa götüren üzeri örtülü planlara set olmaya devam edecektir."
2026 yılına gelindiğinde Kuriş ve beraberindekiler, “Çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği”, “Nitelikli dolandırıcılık”, “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet”, “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” gibi suçlamalarla gözaltına alınarak tutuklandı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bu operasyonun üzerinde bir süredir çalıştıklarını belirterek mali yapıya ilişkin şu bilgileri verdi:
"2016 yılında akımın başına geçti. Akımın başına geçmesiyle birlikte faaliyetler daha gizlilik içerisinde büyümeye başladı. Almanya'nın Köln şehrinde büyük bir merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde faaliyetlerinin tamamını oraya kaydıracağını da biliyoruz.
Örgütün suç kaynaklarına yönelik olarak bir operasyondu. Epeydir üzerinde çalışıyorduk. İlerleyen günlerde operasyonun neticeleri daha açık bir şekilde ortaya çıkmış olacak."
Bu sırada Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosya da raftan indirildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayetler olduğunu bildirdi.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da ölüm, “şüpheli” bulundu.
Raporda 2016 yılında gerçekleştirilen otopsiye ait 145 fotoğraf ve video görüntüsü, dönemin Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri, 19 Ağustos 2026 tarihli fethi kabir tutanağıyla soruşturma dosyasındaki diğer adli tıbbi belgeler birlikte değerlendirildi.
Denizolgun'un otopsi fotoğrafları ve video kayıtlarında, sağ meme alt kısmından göğüs ortasına doğru sıralanan 4 ayrı morluk bulunduğu belirtildi.
Bu morlukların altındaki dokularda da kanama görülmesinin, bu lezyonların ölümden önce meydana geldiğini gösterdiği raporda yer aldı.
“YASTIKLA BOĞULMUŞ OLABİLİR”
Lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki yerleşimleri dikkate alındığında, bir kişinin göğse diziyle basıp ağız ve burnu bir yastıkla kapatarak nefessiz bırakması şeklindeki bir ölüm mekanizmasının mümkün olduğu değerlendirmesine de raporda yer verildi.
Raporda, mevcut bulgular ve otopsi tarihindeki ileri derecedeki çürüme durumu göz önünde bulundurulduğunda, Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanmasının mümkün olmadığı ifade edildi.
Doktor Nurettin Demirkol, 26 Ağustos'ta savcılıkta tanık sıfatıyla ifade verdi.
Demirkol maktulün özel doktoru olmadığını, Hisar Hastanesi'ne geldiğinde birkaç kez kendisini muayene ettiğini, olay günü hariç çiftliğe hiç gitmediğini söyledi.
Durumdan nasıl haberdar olduğu sorusuna Demirkol, "Olayın üstünden çok zaman geçtiği için beni kimin aradığını hatırlamıyorum. Saati tam hatırlamamakla birlikte hava kararmıştı, geceydi. Beni aradıklarında ne söylediklerini tam olarak hatırlamıyorum. Ben tek başıma çiftliğe gittim. Muhtemelen bana konum yollamışlardır. Ancak kim nasıl konum yolladı olayın üzerinden çok zaman geçtiği için hatırlamıyorum." yanıtını verdi.
Olay yerine gittiğinde sadece kişinin vefat ettiğini söylediğini, "şüpheli" gibi bir değerlendirme yapmadığını ifade eden Demirkol, sağlık ekibi ve polisleri kimin ve saat kaçta aradığını bilmediğini ileri sürdü
Demirkol, olay saatinde uykusuz ve yorgun olduğunu, tutanakta neden özel doktoru yazıldığını bilmediğini savunarak, maktul ile özel hasta doktor ilişkisi olmadığını ifade etti.
Nurettin Demirkol hakkında "yalan tanıklık" suçundan soruşturma başlatıldı.
Demirkol, gözaltına alındı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Alihan Kuriş ile diğer şüpheliler hakkındaki soruşturmanın “Adam öldürme” suçlamasıyla sürdüğünü duyurmuştu.
“Beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm” raporu altında imzası bulunan doktorlar ve önce “Otopsi video kaydı yok.” diyen, sonra da “Kayıt vardır.” şeklinde ifade veren Adli Tıp Kurumu idarecisi hakkında da “Resmi belgede sahtecilik” suçundan soruşturma başlatılmıştı.
Soruşturmanın bir diğer ayağını ise otopsi görüntülerinin varlığına ilişkin Adli Tıp Kurumu yazışmaları oluşturuyordu.
Başsavcılığın farklı tarihlerde ilettiği taleplere önce “Kayıt bulunmadığı” yanıtının verildiği, daha sonra ise “Görüntüler mevcut” denilerek dosyaya gönderildiği aktarılmıştı.
Bazı görevliler hakkında “resmi belgede sahtecilik” iddiasıyla inceleme yürütülürken, fethi kabir sonuçları, HTS kayıtları, ilk müdahaleye ilişkin polis kayıtları ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile yapılan yazışmalar da soruşturmada değerlendirilecek.
"Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilere yönelik soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosyanın raftan indirilmesine ve mirasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Soruşturmada son olarak doktor Nurettin Demirkol "yalan tanıklık" suçlamasıyla gözaltına alındı.
Demirkol'un olay günü 155'i arayarak yaptığı ihbarın ayrıntıları da ortaya çıktı.
İhbara ilişkin çözüm tutanağında ilk telefon görüşmesinin saat 00.29'da gerçekleştiği görüldü.
155 operatörünün telefonu açmasının ardından ihbarcının kendisini "Ben doktor Nurettin Demirkol." sözleriyle tanıttığı, "aile hekimi olduğu bir hastasının ani şekilde hayatını kaybettiğini" söylediği yer aldı.
Demirkol'un, “Aile hekimi olduğum bir hastam var, ani olarak vefat etmiş. Hükümet tabibinin görmesi gerekiyor. Belki muhtemelen ölüm nedeni belli değil, hakimin savcının görmesi gerekiyor.” ifadesi tutanağa girdi.
Demirkol'dan adres istenmesi üzerine, açık adresi bilmediğini söylediği, bunun üzerine operatörün, jandarma sorumluluk alanı olabileceğinden "156'yı araması gerektiğini" söylediği ve telefon görüşmesinin bittiği belirtildi.
Demirkol'un birkaç dakika sonra 155'i tekrar arayarak, "Biraz önce aramıştım, Doktor Nurettin Demirkol, vefat eden biriyle alakalı..." dediği, jandarmayla görüştüğünü ancak bölgenin polis sorumluluk alanında olduğunun kendisine söylendiğini belirterek, yeniden 155’ten yardım istediğine tutanakta yer verildi.
Tutanağa göre Demirkol, operatörün "Burada şüpheli ölüm konusu mu var?" sorusuna "Şüpheli, beklenmedik ani bir ölüm, beklenmedik, şüpheli ani bir ölüm..." şeklinde cevap verdi.
ALİHAN KURİŞ'İN DAYISIYDIDenizolgun, Kuriş'in dayısıydı ve 2016 yılında İstanbul'un Beykoz ilçesindeki evinde ölü bulunana kadar cemaati o yönetiyordu.
Eski Bakan öldüğünde başa, “oy birliğiyle” Alihan Kuriş geçirildi. Kuriş, o gün şu konuşmayı yaptı:
"Madem ki dünya hayatı devam ediyor, o zaman İslam dini devam edecektir. Madem ki İslam dini kıyamete kadar devam edecek, o zaman hizmetlerimiz yani Allah’ın dinine, kitabına hizmet kıyamete kadar devam edecektir.
Bu gemiyi karaya oturtabilmek için bunların akıllarından geçen her adiliğe olur verecekleri de şüphesizdir.
Yolumuz din-i İslam’ı, ümmeti, milleti, devleti savunmaya, korumaya ve bu değerlere hizmet etmeye devam edecektir. Vatan hainlerine, din düşmanlarına, bozuk akımlara, devleti yıkılışa götüren üzeri örtülü planlara set olmaya devam edecektir."
2026 yılına gelindiğinde Kuriş ve beraberindekiler, “Çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği”, “Nitelikli dolandırıcılık”, “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet”, “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” gibi suçlamalarla gözaltına alınarak tutuklandı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bu operasyonun üzerinde bir süredir çalıştıklarını belirterek mali yapıya ilişkin şu bilgileri verdi:
"2016 yılında akımın başına geçti. Akımın başına geçmesiyle birlikte faaliyetler daha gizlilik içerisinde büyümeye başladı. Almanya'nın Köln şehrinde büyük bir merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde faaliyetlerinin tamamını oraya kaydıracağını da biliyoruz.
Örgütün suç kaynaklarına yönelik olarak bir operasyondu. Epeydir üzerinde çalışıyorduk. İlerleyen günlerde operasyonun neticeleri daha açık bir şekilde ortaya çıkmış olacak."
Bu sırada Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosya da raftan indirildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayetler olduğunu bildirdi.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da ölüm, “şüpheli” bulundu.
Raporda 2016 yılında gerçekleştirilen otopsiye ait 145 fotoğraf ve video görüntüsü, dönemin Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri, 19 Ağustos 2026 tarihli fethi kabir tutanağıyla soruşturma dosyasındaki diğer adli tıbbi belgeler birlikte değerlendirildi.
Denizolgun'un otopsi fotoğrafları ve video kayıtlarında, sağ meme alt kısmından göğüs ortasına doğru sıralanan 4 ayrı morluk bulunduğu belirtildi.
Bu morlukların altındaki dokularda da kanama görülmesinin, bu lezyonların ölümden önce meydana geldiğini gösterdiği raporda yer aldı.
“YASTIKLA BOĞULMUŞ OLABİLİR”
Lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki yerleşimleri dikkate alındığında, bir kişinin göğse diziyle basıp ağız ve burnu bir yastıkla kapatarak nefessiz bırakması şeklindeki bir ölüm mekanizmasının mümkün olduğu değerlendirmesine de raporda yer verildi.
Raporda, mevcut bulgular ve otopsi tarihindeki ileri derecedeki çürüme durumu göz önünde bulundurulduğunda, Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanmasının mümkün olmadığı ifade edildi.
Doktor Nurettin Demirkol, 26 Ağustos'ta savcılıkta tanık sıfatıyla ifade verdi.
Demirkol maktulün özel doktoru olmadığını, Hisar Hastanesi'ne geldiğinde birkaç kez kendisini muayene ettiğini, olay günü hariç çiftliğe hiç gitmediğini söyledi.
Durumdan nasıl haberdar olduğu sorusuna Demirkol, "Olayın üstünden çok zaman geçtiği için beni kimin aradığını hatırlamıyorum. Saati tam hatırlamamakla birlikte hava kararmıştı, geceydi. Beni aradıklarında ne söylediklerini tam olarak hatırlamıyorum. Ben tek başıma çiftliğe gittim. Muhtemelen bana konum yollamışlardır. Ancak kim nasıl konum yolladı olayın üzerinden çok zaman geçtiği için hatırlamıyorum." yanıtını verdi.
Olay yerine gittiğinde sadece kişinin vefat ettiğini söylediğini, "şüpheli" gibi bir değerlendirme yapmadığını ifade eden Demirkol, sağlık ekibi ve polisleri kimin ve saat kaçta aradığını bilmediğini ileri sürdü
Demirkol, olay saatinde uykusuz ve yorgun olduğunu, tutanakta neden özel doktoru yazıldığını bilmediğini savunarak, maktul ile özel hasta doktor ilişkisi olmadığını ifade etti.
Nurettin Demirkol hakkında "yalan tanıklık" suçundan soruşturma başlatıldı.
Demirkol, gözaltına alındı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Alihan Kuriş ile diğer şüpheliler hakkındaki soruşturmanın “Adam öldürme” suçlamasıyla sürdüğünü duyurmuştu.
“Beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm” raporu altında imzası bulunan doktorlar ve önce “Otopsi video kaydı yok.” diyen, sonra da “Kayıt vardır.” şeklinde ifade veren Adli Tıp Kurumu idarecisi hakkında da “Resmi belgede sahtecilik” suçundan soruşturma başlatılmıştı.
Soruşturmanın bir diğer ayağını ise otopsi görüntülerinin varlığına ilişkin Adli Tıp Kurumu yazışmaları oluşturuyordu.
Başsavcılığın farklı tarihlerde ilettiği taleplere önce “Kayıt bulunmadığı” yanıtının verildiği, daha sonra ise “Görüntüler mevcut” denilerek dosyaya gönderildiği aktarılmıştı.
Bazı görevliler hakkında “resmi belgede sahtecilik” iddiasıyla inceleme yürütülürken, fethi kabir sonuçları, HTS kayıtları, ilk müdahaleye ilişkin polis kayıtları ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile yapılan yazışmalar da soruşturmada değerlendirilecek.
Antalya'da bir kadın geçirdiği estetik ameliyat sonrası geçirdiği sağlık sorunları nedeniyle iki gün boyunca yoğun bakımda yattı.
Emlakçı Gonca Uzhan, 9 Haziran günü estetik görünümünü iyileştirmek amacıyla Muratpaşa ilçesinde, Dr. A.S.'nin kliniğine başvurdu.
Uzhan'a burada gıdı liposuction ve endolifting lazer işlemleri uygulandı.
Dava dilekçesine göre işlemden yaklaşık 1-2 saat sonra Uzhan'ın boyun bölgesinde şişlik, morarma ve kanama başladı, ardından nefes almakta güç...
Antalya'da bir kadın geçirdiği estetik ameliyat sonrası geçirdiği sağlık sorunları nedeniyle iki gün boyunca yoğun bakımda yattı.
Emlakçı Gonca Uzhan, 9 Haziran günü estetik görünümünü iyileştirmek amacıyla Muratpaşa ilçesinde, Dr. A.S.'nin kliniğine başvurdu.
Uzhan'a burada gıdı liposuction ve endolifting lazer işlemleri uygulandı.
Dava dilekçesine göre işlemden yaklaşık 1-2 saat sonra Uzhan'ın boyun bölgesinde şişlik, morarma ve kanama başladı, ardından nefes almakta güç...
Antalya'da bir kadın geçirdiği estetik ameliyat sonrası geçirdiği sağlık sorunları nedeniyle iki gün boyunca yoğun bakımda yattı.
Emlakçı Gonca Uzhan, 9 Haziran günü estetik görünümünü iyileştirmek amacıyla Muratpaşa ilçesinde, Dr. A.S.'nin kliniğine başvurdu.
Uzhan'a burada gıdı liposuction ve endolifting lazer işlemleri uygulandı.
Dava dilekçesine göre işlemden yaklaşık 1-2 saat sonra Uzhan'ın boyun bölgesinde şişlik, morarma ve kanama başladı, ardından nefes almakta güçlük çekti.
“NEFES ALAMIYORUM”Uzhan'ın işlem sonrasında Dr. A.S. ve kliniğiyle yaptığı belirtilen WhatsApp yazışmaları da dava dosyasına delil olarak sunuldu.
Ekran görüntülerinde Uzhan'ın boynundaki şişlik ve morarmayı gösteren fotoğrafları gönderdiği, saat 17.16'da, "Hocam çok şişiyor patlayacak gibi." ve "Bandajı açmasam nefes alamıyorum." şeklinde mesajlar yazdığı görüldü.
Diğer ekran görüntüsünde ise Uzhan'ın boynundaki morluk ve kanama görülürken, doktorla sesli ve görüntülü görüşmeler yapıldığına ilişkin kayıtlar yer aldı.
Dava dilekçesinde de Uzhan'ın işlem sonrasında kanamanın devam ettiğini ve nefes almakta zorlandığını WhatsApp üzerinden bildirdiği kaydedildi.
ACİL SERVİSE BAŞVURDUŞikayetçi ifade tutanağı ve dava dilekçesindeki anlatıma göre durumu ağırlaşan Uzhan, eşi tarafından Antalya Şehir Hastanesi'ne götürüldü.
Dava dilekçesinde, Uzhan'ın kliniğe dönmek yerine hastanenin acil servisine başvurduğu, burada hematom nedeniyle cerrahi müdahale gerçekleştirildiği, hava yolunun güvence altına alınması amacıyla trakeostomi uygulandığı ve yoğun bakım tedavisine alındığı belirtildi.
Antalya Şehir Hastanesi'nin 11 sayfalık epikriz ve tedavi evrakında Uzhan'ın başvuru nedeni, liposuction ve endolifting lazer operasyonu sonrasında gelişen hematom ve nefes almada güçlük olarak kayıtlara geçti.
Hastane kayıtlarında boyun bölgesindeki hematom nedeniyle hava yolu güvenliğine yönelik müdahaleler ile cerrahi süreç ayrıntılı şekilde yer aldı.
DRENAJ OPERASYONU UYGULANDIEpikriz dosyasındaki ameliyat notunda da Uzhan'a boyun hematomu drenaj operasyonu uygulandığı ve acil trakeostomi açıldığı belirtildi.
Hastane kayıtları, Uzhan'ın yoğun bakımda tedavi gördüğünü de ortaya koydu.
Dava dilekçesinde bu süreç, "acil trakeostomi, entübasyon, dört günlük yoğun bakım süreci ve cerrahi hematom boşaltılması" şeklinde aktarıldı.
SAVCILIĞA GİDİP ŞİKAYETÇİ OLDUTedavisinin ardından Dr. A.S.'den şikayetçi olan Uzhan'ın başvurusu üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.
Uzhan'ın 24 Temmuz'da polis merkezinde alınan ifade tutanağında olay, taksirle yaralama olarak yer aldı.
Uzhan ifadesinde işlemden sonra boynunun hızla şişmeye başladığını, kanama ve nefes darlığı yaşadığını, Antalya Şehir Hastanesi'nde yoğun bakıma alındığını anlattı.
Uzhan ayrıca yüzünde sinir hasarı ve his kaybı, saçkıran ve saç kaybı yaşadığı, akciğerinin söndüğü iddiasıyla Dr. A.S.'den şikayetçi oldu.
Uzhan, Dr. A.S. ve işlemin gerçekleştirildiği klinik hakkında Antalya İl Sağlık Müdürlüğü'ne de şikayette bulundu.
5 MİLYON 64 BİN LİRA TAZMİNAT İSTEDİGonca Uzhan, avukatı aracılığıyla Antalya Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'nde Dr. A.S. hakkında tazminat davası da açtı.
28 Ağustos tarihli dava dilekçesinde, 60 bin lira işlem bedelinin iadesi, şimdilik toplam 4 bin lira tedavi gideri, kazanç kaybı, gelecekteki zorunlu tedavi giderleri ve diğer maddi zararlar ile 5 milyon lira manevi tazminat olmak üzere toplam 5 milyon 64 bin liratalep edildi.
Dava dilekçesinde, işlemin gerçekleştirildiği kliniğin fiziki koşullarına ilişkin çeşitli iddialara yer verildi. İşlem yapılan odanın kapısının açık olduğu, başka kişilerin odaya girip çıktığı ve işlem sırasında Dr. A.S.'nin telefon görüşmeleri yaptığı öne sürüldü.
"SUÇUM VARSA HUKUK KARARINI VERİR"
Dr. A.S. ise hakkındaki suç duyurusu üzerine soruşturma için savcılığın, Sağlık İl Müdürlüğü'ne başvurduğunu belirterek, "İl Sağlık da araştırıyor, birincisi 'Bu doktorun bu işi yapma yetkisi var mı?', ikincisi 'Bu doktorun bu işte bir suçu, hatası var mı' diye. Çok şükür, yetkimiz var, hatamız da yok. Bu işlem, olabilecek bir şey. Yani damar yolu açıyorsanız kolunuzdan kan gelebilir. Bunun gibi bir şey." dedi.
"Söylediği gibi bir kanama değil, küçücük bir kanama, yüzeysel bir kanama ve durmuş şeklinde tomografisinde raporlanmış." diyen doktor, "Bunlar benden 4-5 milyon para istedi. 'Ya bu parayı vereceksin, ya da iş yaptırtmayacağız. Gerekirse sosyal medya, görsel medyada her türlü yola başvuracağız' dediler." ifadelerini kullandı.
Gonca Uzhan'ın eşinin ise hastalarına, diğer kişilere yazmaya başladığını ileri süren Dr. A.S. ise "Ben de şimdi onlarla ilgili yasal yollara başvuru yapacağım. Ben doktorum, bazen basit bir ilaçla bile alerjiden ölebiliyor insanlar. Varsa benim bir suçum, hukuk kararını verir." ifadelerini kullandı.
Antalya'da bir kadın geçirdiği estetik ameliyat sonrası geçirdiği sağlık sorunları nedeniyle iki gün boyunca yoğun bakımda yattı.
Emlakçı Gonca Uzhan, 9 Haziran günü estetik görünümünü iyileştirmek amacıyla Muratpaşa ilçesinde, Dr. A.S.'nin kliniğine başvurdu.
Uzhan'a burada gıdı liposuction ve endolifting lazer işlemleri uygulandı.
Dava dilekçesine göre işlemden yaklaşık 1-2 saat sonra Uzhan'ın boyun bölgesinde şişlik, morarma ve kanama başladı, ardından nefes almakta güçlük çekti.
“NEFES ALAMIYORUM”Uzhan'ın işlem sonrasında Dr. A.S. ve kliniğiyle yaptığı belirtilen WhatsApp yazışmaları da dava dosyasına delil olarak sunuldu.
Ekran görüntülerinde Uzhan'ın boynundaki şişlik ve morarmayı gösteren fotoğrafları gönderdiği, saat 17.16'da, "Hocam çok şişiyor patlayacak gibi." ve "Bandajı açmasam nefes alamıyorum." şeklinde mesajlar yazdığı görüldü.
Diğer ekran görüntüsünde ise Uzhan'ın boynundaki morluk ve kanama görülürken, doktorla sesli ve görüntülü görüşmeler yapıldığına ilişkin kayıtlar yer aldı.
Dava dilekçesinde de Uzhan'ın işlem sonrasında kanamanın devam ettiğini ve nefes almakta zorlandığını WhatsApp üzerinden bildirdiği kaydedildi.
ACİL SERVİSE BAŞVURDUŞikayetçi ifade tutanağı ve dava dilekçesindeki anlatıma göre durumu ağırlaşan Uzhan, eşi tarafından Antalya Şehir Hastanesi'ne götürüldü.
Dava dilekçesinde, Uzhan'ın kliniğe dönmek yerine hastanenin acil servisine başvurduğu, burada hematom nedeniyle cerrahi müdahale gerçekleştirildiği, hava yolunun güvence altına alınması amacıyla trakeostomi uygulandığı ve yoğun bakım tedavisine alındığı belirtildi.
Antalya Şehir Hastanesi'nin 11 sayfalık epikriz ve tedavi evrakında Uzhan'ın başvuru nedeni, liposuction ve endolifting lazer operasyonu sonrasında gelişen hematom ve nefes almada güçlük olarak kayıtlara geçti.
Hastane kayıtlarında boyun bölgesindeki hematom nedeniyle hava yolu güvenliğine yönelik müdahaleler ile cerrahi süreç ayrıntılı şekilde yer aldı.
DRENAJ OPERASYONU UYGULANDIEpikriz dosyasındaki ameliyat notunda da Uzhan'a boyun hematomu drenaj operasyonu uygulandığı ve acil trakeostomi açıldığı belirtildi.
Hastane kayıtları, Uzhan'ın yoğun bakımda tedavi gördüğünü de ortaya koydu.
Dava dilekçesinde bu süreç, "acil trakeostomi, entübasyon, dört günlük yoğun bakım süreci ve cerrahi hematom boşaltılması" şeklinde aktarıldı.
SAVCILIĞA GİDİP ŞİKAYETÇİ OLDUTedavisinin ardından Dr. A.S.'den şikayetçi olan Uzhan'ın başvurusu üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.
Uzhan'ın 24 Temmuz'da polis merkezinde alınan ifade tutanağında olay, taksirle yaralama olarak yer aldı.
Uzhan ifadesinde işlemden sonra boynunun hızla şişmeye başladığını, kanama ve nefes darlığı yaşadığını, Antalya Şehir Hastanesi'nde yoğun bakıma alındığını anlattı.
Uzhan ayrıca yüzünde sinir hasarı ve his kaybı, saçkıran ve saç kaybı yaşadığı, akciğerinin söndüğü iddiasıyla Dr. A.S.'den şikayetçi oldu.
Uzhan, Dr. A.S. ve işlemin gerçekleştirildiği klinik hakkında Antalya İl Sağlık Müdürlüğü'ne de şikayette bulundu.
5 MİLYON 64 BİN LİRA TAZMİNAT İSTEDİGonca Uzhan, avukatı aracılığıyla Antalya Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'nde Dr. A.S. hakkında tazminat davası da açtı.
28 Ağustos tarihli dava dilekçesinde, 60 bin lira işlem bedelinin iadesi, şimdilik toplam 4 bin lira tedavi gideri, kazanç kaybı, gelecekteki zorunlu tedavi giderleri ve diğer maddi zararlar ile 5 milyon lira manevi tazminat olmak üzere toplam 5 milyon 64 bin liratalep edildi.
Dava dilekçesinde, işlemin gerçekleştirildiği kliniğin fiziki koşullarına ilişkin çeşitli iddialara yer verildi. İşlem yapılan odanın kapısının açık olduğu, başka kişilerin odaya girip çıktığı ve işlem sırasında Dr. A.S.'nin telefon görüşmeleri yaptığı öne sürüldü.
"SUÇUM VARSA HUKUK KARARINI VERİR"
Dr. A.S. ise hakkındaki suç duyurusu üzerine soruşturma için savcılığın, Sağlık İl Müdürlüğü'ne başvurduğunu belirterek, "İl Sağlık da araştırıyor, birincisi 'Bu doktorun bu işi yapma yetkisi var mı?', ikincisi 'Bu doktorun bu işte bir suçu, hatası var mı' diye. Çok şükür, yetkimiz var, hatamız da yok. Bu işlem, olabilecek bir şey. Yani damar yolu açıyorsanız kolunuzdan kan gelebilir. Bunun gibi bir şey." dedi.
"Söylediği gibi bir kanama değil, küçücük bir kanama, yüzeysel bir kanama ve durmuş şeklinde tomografisinde raporlanmış." diyen doktor, "Bunlar benden 4-5 milyon para istedi. 'Ya bu parayı vereceksin, ya da iş yaptırtmayacağız. Gerekirse sosyal medya, görsel medyada her türlü yola başvuracağız' dediler." ifadelerini kullandı.
Gonca Uzhan'ın eşinin ise hastalarına, diğer kişilere yazmaya başladığını ileri süren Dr. A.S. ise "Ben de şimdi onlarla ilgili yasal yollara başvuru yapacağım. Ben doktorum, bazen basit bir ilaçla bile alerjiden ölebiliyor insanlar. Varsa benim bir suçum, hukuk kararını verir." ifadelerini kullandı.
Türkiye'de yalnızca iki ilde üretildiği belirtilen deri tulumların önemli bir bölümü Erzincan'daki tesislerde hazırlanıyor.
Yüzyıllardır tulum peyniri geleneğinin sürdürüldüğü ken...
Türkiye'de yalnızca iki ilde üretildiği belirtilen deri tulumların önemli bir bölümü Erzincan'daki tesislerde hazırlanıyor.
Yüzyıllardır tulum peyniri geleneğinin sürdürüldüğü ken...
Türkiye'de yalnızca iki ilde üretildiği belirtilen deri tulumların önemli bir bölümü Erzincan'daki tesislerde hazırlanıyor.
Yüzyıllardır tulum peyniri geleneğinin sürdürüldüğü kentte, Norveç'ten getirilen doğal beyaz koyun derileri, çeşitli işlemlerden geçirilerek peynir üretiminde kullanılmaya hazır hale getiriliyor.
Erzincan'daki deri işleme tesislerinde uzun tüylerinden arındırılan deriler, pres makinelerinde istenilen ölçülerde kesiliyor. Dinlendirme ve mayalama işlemlerinin ardından özel makinelerde dikilen tulumlar, kalite kontrol sürecinden geçirilerek paketleniyor.
Hazırlanan tulumlar, başta Erzincan olmak üzere Çorum, Erzurum, Tunceli, Elazığ, Malatya, Van, Bingöl, İstanbul, Mardin ve Adana gibi birçok ildeki peynir üreticilerine ulaştırılıyor.
Deri tulumların, peynirin doğal koşullarda olgunlaşmasına katkı sağladığı ve kent ekonomisine de gelir oluşturduğu belirtiliyor.
İşletme sahibi Onur Eraslan, deri tulumların üretim sürecinin Norveç'ten getirilen koyun derileriyle başladığını söyledi.
Derileri Erzincan'da işlediklerini belirten Eraslan, "Derilerimizin yolculuğu Norveç'ten başlıyor. Dünyanın en doğal beyaz koyun derilerini getiriyoruz. Erzincan'da önce uzun tüylerinden arındırıyoruz, ardından pres makinelerinde istenilen ebatlarda kesiyoruz. Dinlendirme ve mayalama sürecinden sonra özel makinelerde dikiş işlemi yapılıyor. Kalite kontrolden geçen tulumlarımız paketlenerek müşterilerimize gönderiliyor." dedi.
Eraslan, hazırladıkları tulumların Türkiye'nin farklı bölgelerindeki peynir üreticileri tarafından kullanıldığını ifade etti.
Geleneksel üretim yöntemlerinin modern teknolojiyle bir araya getirildiği Erzincan'daki tesislerde hazırlanan deri tulumların, hem tulum peyniri kültürünün yaşatılmasına hem de kent ekonomisine katkı sunduğu kaydedildi.
Türkiye'de yalnızca iki ilde üretildiği belirtilen deri tulumların önemli bir bölümü Erzincan'daki tesislerde hazırlanıyor.
Yüzyıllardır tulum peyniri geleneğinin sürdürüldüğü kentte, Norveç'ten getirilen doğal beyaz koyun derileri, çeşitli işlemlerden geçirilerek peynir üretiminde kullanılmaya hazır hale getiriliyor.
Erzincan'daki deri işleme tesislerinde uzun tüylerinden arındırılan deriler, pres makinelerinde istenilen ölçülerde kesiliyor. Dinlendirme ve mayalama işlemlerinin ardından özel makinelerde dikilen tulumlar, kalite kontrol sürecinden geçirilerek paketleniyor.
Hazırlanan tulumlar, başta Erzincan olmak üzere Çorum, Erzurum, Tunceli, Elazığ, Malatya, Van, Bingöl, İstanbul, Mardin ve Adana gibi birçok ildeki peynir üreticilerine ulaştırılıyor.
Deri tulumların, peynirin doğal koşullarda olgunlaşmasına katkı sağladığı ve kent ekonomisine de gelir oluşturduğu belirtiliyor.
İşletme sahibi Onur Eraslan, deri tulumların üretim sürecinin Norveç'ten getirilen koyun derileriyle başladığını söyledi.
Derileri Erzincan'da işlediklerini belirten Eraslan, "Derilerimizin yolculuğu Norveç'ten başlıyor. Dünyanın en doğal beyaz koyun derilerini getiriyoruz. Erzincan'da önce uzun tüylerinden arındırıyoruz, ardından pres makinelerinde istenilen ebatlarda kesiyoruz. Dinlendirme ve mayalama sürecinden sonra özel makinelerde dikiş işlemi yapılıyor. Kalite kontrolden geçen tulumlarımız paketlenerek müşterilerimize gönderiliyor." dedi.
Eraslan, hazırladıkları tulumların Türkiye'nin farklı bölgelerindeki peynir üreticileri tarafından kullanıldığını ifade etti.
Geleneksel üretim yöntemlerinin modern teknolojiyle bir araya getirildiği Erzincan'daki tesislerde hazırlanan deri tulumların, hem tulum peyniri kültürünün yaşatılmasına hem de kent ekonomisine katkı sunduğu kaydedildi.
İlginç olay, Nazilli ilçesine bağlı Kırcaklı köyünde Ali Aldemir’in evinde meydana...
İlginç olay, Nazilli ilçesine bağlı Kırcaklı köyünde Ali Aldemir’in evinde meydana...
İlginç olay, Nazilli ilçesine bağlı Kırcaklı köyünde Ali Aldemir’in evinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan Ali Aldemir, ineklerini tohumlaması için serbest bıraktığı damızlık boğa, bir ineğin peşinden koşarken bir anda besihanenin alt tarafında bulunan evin çatısına düştü.
BOĞANIN YARISI EVİN İÇİNDE KALDIKiremitleri kırıp çatıyı da delen damızlık boğa yarısı evin içinde sırtı da çatının üzerinde askıda kaldı.
Bir anda gürültüyle uyanan ev sakinleri evin salonunda tavandan sarkmış koca boğayı görünce ne yapacaklarını şaşırıp 112 Acil Servis’i arayıp yardım istedi.
Bölgeye ulaşan Aydın Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri ev ile çatı arasında askıda kalan boğayı kurtardı.
Evde büyük çapta maddi hasar oluşurken damızlık boğanın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
İlginç olay, Nazilli ilçesine bağlı Kırcaklı köyünde Ali Aldemir’in evinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan Ali Aldemir, ineklerini tohumlaması için serbest bıraktığı damızlık boğa, bir ineğin peşinden koşarken bir anda besihanenin alt tarafında bulunan evin çatısına düştü.
BOĞANIN YARISI EVİN İÇİNDE KALDIKiremitleri kırıp çatıyı da delen damızlık boğa yarısı evin içinde sırtı da çatının üzerinde askıda kaldı.
Bir anda gürültüyle uyanan ev sakinleri evin salonunda tavandan sarkmış koca boğayı görünce ne yapacaklarını şaşırıp 112 Acil Servis’i arayıp yardım istedi.
Bölgeye ulaşan Aydın Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri ev ile çatı arasında askıda kalan boğayı kurtardı.
Evde büyük çapta maddi hasar oluşurken damızlık boğanın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Kuzey Kıbrıs Türk...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 8 kişinin hayatını kaybettiği faciada batan gemi, denizin 514 metre derinliğinde. Bölgede kayıp 20 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 8 kişinin hayatını kaybettiği faciada batan gemi, denizin 514 metre derinliğinde. Bölgede kayıp 20 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Milli İ...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Milli İ...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde çalışma gerçekleştirildi.
FETÖ/PDY tarafından kullanılan Signal kriptolu haberleşme programının deşifresine yönelik yapılan çalışmalar sonucunda, örgütün güncel bilişim yapılanması içerisinde faaliyet gösterdikleri tespit edilen 13 şüpheli belirlendi.
Başsavcılığın talimatıyla şüphelilerin yakalanmasına yönelik 1 Eylül 2026 tarihinde eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Operasyonda hakkında gözaltı kararı verilen 13 şüpheliden 10'u yakalanarak gözaltına alındı.
Firari durumdaki 3 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise sürdüğü bildirildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde çalışma gerçekleştirildi.
FETÖ/PDY tarafından kullanılan Signal kriptolu haberleşme programının deşifresine yönelik yapılan çalışmalar sonucunda, örgütün güncel bilişim yapılanması içerisinde faaliyet gösterdikleri tespit edilen 13 şüpheli belirlendi.
Başsavcılığın talimatıyla şüphelilerin yakalanmasına yönelik 1 Eylül 2026 tarihinde eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Operasyonda hakkında gözaltı kararı verilen 13 şüpheliden 10'u yakalanarak gözaltına alındı.
Firari durumdaki 3 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise sürdüğü bildirildi.
10 kişilik mürettebatıyla Marmara Denizi'nde batan Tuğberk İmamoğlu yük gemisine yönelik kapsamlı soruşturma sürüyor. Savcılığın talebi üzerine hazırlanan ön tespit raporu facianın nasıl yaşandığını büyük ölçüde anlatıyor. 3 Eylül 2026 tarihli bilirkişi ön tespit raporunun sonuç bölümü şöyle;
MARMARA'DAKİ GEMİ KAZASININ ÖN RAPORU
“02 Eylül 2026 günü saat 03:13 sularında Marmara Denizi Trafik Ayrım Şeridi üzerinde meydana gelen çatışma (deniz kazası) neticesinde, Tuğberk İmamoğlu gemisi iskele tarafından hasarı alarak süratle batmış; mürettebatından halen haber alınamamaktadır. "
"Eldeki M/T ALSU gemi...
10 kişilik mürettebatıyla Marmara Denizi'nde batan Tuğberk İmamoğlu yük gemisine yönelik kapsamlı soruşturma sürüyor. Savcılığın talebi üzerine hazırlanan ön tespit raporu facianın nasıl yaşandığını büyük ölçüde anlatıyor. 3 Eylül 2026 tarihli bilirkişi ön tespit raporunun sonuç bölümü şöyle;
MARMARA'DAKİ GEMİ KAZASININ ÖN RAPORU
“02 Eylül 2026 günü saat 03:13 sularında Marmara Denizi Trafik Ayrım Şeridi üzerinde meydana gelen çatışma (deniz kazası) neticesinde, Tuğberk İmamoğlu gemisi iskele tarafından hasarı alarak süratle batmış; mürettebatından halen haber alınamamaktadır. "
"Eldeki M/T ALSU gemi...
10 kişilik mürettebatıyla Marmara Denizi'nde batan Tuğberk İmamoğlu yük gemisine yönelik kapsamlı soruşturma sürüyor. Savcılığın talebi üzerine hazırlanan ön tespit raporu facianın nasıl yaşandığını büyük ölçüde anlatıyor. 3 Eylül 2026 tarihli bilirkişi ön tespit raporunun sonuç bölümü şöyle;
MARMARA'DAKİ GEMİ KAZASININ ÖN RAPORU
“02 Eylül 2026 günü saat 03:13 sularında Marmara Denizi Trafik Ayrım Şeridi üzerinde meydana gelen çatışma (deniz kazası) neticesinde, Tuğberk İmamoğlu gemisi iskele tarafından hasarı alarak süratle batmış; mürettebatından halen haber alınamamaktadır. "
"Eldeki M/T ALSU gemisine ait kısıtlı ECDIS playback verileri, olay anındaki jurnal kayıtları, gemi adamlarının ifadeleri ve geminin Bridge Management Manual (BMM) kuralları çerçevesinde yapılan ön incelemede; kazanın hem M/T ALSU'da tespit edilen köprü üstü seyir emniyeti organizasyonu ihlalleri (Watch Condition B ihlali, tek ve tecrübesiz zabit bırakılması, gözcü bulunmaması) hem de Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS cihazının kapalı/ arızalı/ ya da dış müdahale sonucu yeterli çalışmaması ve şimdilik elde edilebilen telsiz mutabakatına aykırı tehlikeli sancağa dönüş manevraları gerçekleştirmesi sonucunda çift taraflı ağır durumsal farkındalık kaybı ile meydana geldiği tespit edilmiştir.”
Kazanın hemen ardından hazırlanan bu rapor, personel hatalarının yanısıra, gemilerin seyir için sahip olması gereken teknik donanım açısından da büyük eksikliğe işaret ediyor. Rapora göre felaket, birçok olumsuz faktörün ardı ardına gelişmesi üzerine yaşandı, insan hatalarının yanısıra elektronik donanım eksikliği kazayı neredeyse kaçınılmaz kıldı.
FİYATI 20 BİN LİRADAN BAŞLIYOR
AIS cihazının fiyatı 20 bin liradan başlıyor, nitelik, marka ve kalitesine göre 100 bin liraya ulaşabiliyor.
Rapordan çıkan sonuçlardan birisi, Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS verisi göndermemesi. Türk deniz düzenlemeleri kapsamında belirli bir büyüklüğün üzerindeki bütün gemiler otomatik tanımlama sistemi olarak çalışan bu cihazı bulundurmak zorunda. Bu cihaz, basit olarak, geminin hız, rota ve kimlik bilgilerini radyo dalgalarıyla çevredeki gemilere bildiriyor. İmamoğlu gemisi bu veriyi göndermediği için çevredeki gemiler için görünmez ve tanınmaz hale gelmiş olabilir.
Bilirkişi heyetinin ön raporunda, bu cihazın durumu, “Kapalı, arızalı veya dış müdahale nedeniyle” yeterli şekilde çalışamaz olarak tanımlandı. Tuğberk İmamoğlu gibi bir gemide bu sistemin bulunmaması imkansız, zaten rapor, cihazın farklı nedenlerle işlevsiz olduğuna işaret ediyor.
RADARDA SADECE İZ OLARAK GÖRÜNDÜ
Cihazın yarattığı sorun kaza sırasında kendisini nasıl gösterdi? Rapora göre kaza 2 Eylül 2026 tarihinde saat 03.13'te meydana geldi. Kazadan kısa süre önce, saat 03.08 sıralarında Tuğberk İmamoğlu gemisi, AIS verisi göndermiyordu.
Raporun saat 03.06'da gemilerin durumunu irdeleyen “Tespit ve Görünmezlik” başlığında, “1.8 mil mesafede, Tuğberk İmamoğlu gemisi AIS'i verisi alınmadığı için ALSU'nun ECDIS ekranında sadece radar ekosu ('Missing Echo') olarak rotasında 7.2 knot hızla ilerleyen bir hedef şeklinde belirmektedir. AIS'in veri göndermemesi, kimlik tespiti ve erken geçiş planlamasını imkansız hale getirmiştir.”
HIZ, KİMLİK VE ROTA BİLGİSİ VERMEDİ
Bu ifade, Tuğberk İmamoğlu ile çarpışan Alsu gemisinin seyir cihazları açısından diğer gemiyi görebildiğini ancak kimlik ve sürati rotası gibi bilgelere tam sahip olamadığını da anlatıyor olabilir. Denizdeki seyir kurallarına göre, gemiler sürat ve rota bilgilerine bakarak çatışabilecekleri gemilere göre önlem alıyor, hızlarını artıyor, rotalarını değiştiriyor veya yavaşlıyor, Rapora göre, Tuğberk İmamoğlu, AIS veriyi göndermediği için Alsu'nun radarlarında sadece bir iz olarak görünüyordu.
Raporda gemiler arasında telsiz üzerinden bir bağlantı kurulduğu bilgisine de yer verildi, ancak bu sırada seyir sistemleri açısından sorun yaşanıyordu. Kazadan 4 dakika önce ALSU'nun 2. Zabiti Murat Evciman ile telsizle Tuğberk İmamoğlu arasında bağlantı kuruldu. Tuğberk İmamoğlu gemisi kaptanı Alsu'yu telsizle aradı ve manevra yapmasını istedi. Tuğberk İmamoğlu gemisi, kendisi veri göndermemesine karşın Alsu'nun gönderdiği verileri görebiliyordu.
Evciman'ın verdiği bilgi ve iddiası rapora aktarılırken, "Karşı tarafın 'iskeleye kaçın' talebi üzerine ALSU'nun rotasını iskeleye doğru değiştirmeye başladığını beyan etmektedir." denildi. Evciman'ın bu iddiasına göre, Alsu, Tuğberk İmamoğlu gemisinin varlığını bu bağlantı sonrasında tam olarak fark etti. AIS sistemi çalışmayan Tuğberk İmamoğlu'nun geçe yarısı Alsu'yu fark etmesi ve manevra yapmasını istemesi de dikkat çekiyor.
İKİNCİ ELEKTRONİK SİSTEMDE SORUNLU ÇALIŞIYORDU
Gemiler ECDIS, Elektronik Harita Görüntüleme ve Bilgi Sistemi olarak bilinen bir sistemi haritalar yerine kullanılıyor. Bilirkişi ön tespit raporuna göre, bu sistemin çalışmasında da sorun vardı. Tuğberk İmamoğlu gemisi, kazadan çok kısa süre önce, Alsu ile temasa geçtiğinde, zaten radarda bir iz olarak görünüyordu Raporda ikinci bir seyir sisteminde de bir sorun yaşanıldığı, be telsiz temasının ardından Alsu bu istek üzerine, rotasını kendi soluna doğru çevirmeye başladığı, Alsu rotasını çevirirken Tuğberk İmamoğlu ECDIS sisteminden kaybolduğu bilgisi yer aldı. Tuğberk İmamoğlu bu sistemde aniden yeniden belirdi ve rapora göre Alsu ile yaptıkları görüşmenin tersine, sancak yani kendi sağına dönmeye başladı. Tuğberk İmamoğlu gemisi bu sırada hızını 5;8 knot'a düşürdü, Alsu ise ona göre biraz daha süratle 7 knot ile yoluna devam ediyordu.
İNSAN HATASI, DENEYİM EKSİKLİĞİ VE CİHAZ ARIZALARI
Bilirkişi raporuna göre Alsu değil, diğer gemi Tuğberk İmamoğlu Alsu'ya sancak baş omuzundan çarptı.
Bilirkişi heyeti bu savrulma sonrasında geminin neden battığının ayrıca incelenmesi gerektiğini ve yükleme durumunun incelenmesi gerektiğini raporuna not düştü.Ön rapor savcılık tarafından da inceleniyor. Gemilerin yük durumu, yüklerin yanlış yerleştiril yerleştirilmediği, gemilerin denize elverişlilik testlerinin kim tarafından yapıldığı, seyir elektroniklerinin kalibre ve ayarlarının tam olup olmadığı gibi onlarca konunun inceleme konusu yapılması gerekecek.
10 kişilik mürettebatıyla Marmara Denizi'nde batan Tuğberk İmamoğlu yük gemisine yönelik kapsamlı soruşturma sürüyor. Savcılığın talebi üzerine hazırlanan ön tespit raporu facianın nasıl yaşandığını büyük ölçüde anlatıyor. 3 Eylül 2026 tarihli bilirkişi ön tespit raporunun sonuç bölümü şöyle;
MARMARA'DAKİ GEMİ KAZASININ ÖN RAPORU
“02 Eylül 2026 günü saat 03:13 sularında Marmara Denizi Trafik Ayrım Şeridi üzerinde meydana gelen çatışma (deniz kazası) neticesinde, Tuğberk İmamoğlu gemisi iskele tarafından hasarı alarak süratle batmış; mürettebatından halen haber alınamamaktadır. "
"Eldeki M/T ALSU gemisine ait kısıtlı ECDIS playback verileri, olay anındaki jurnal kayıtları, gemi adamlarının ifadeleri ve geminin Bridge Management Manual (BMM) kuralları çerçevesinde yapılan ön incelemede; kazanın hem M/T ALSU'da tespit edilen köprü üstü seyir emniyeti organizasyonu ihlalleri (Watch Condition B ihlali, tek ve tecrübesiz zabit bırakılması, gözcü bulunmaması) hem de Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS cihazının kapalı/ arızalı/ ya da dış müdahale sonucu yeterli çalışmaması ve şimdilik elde edilebilen telsiz mutabakatına aykırı tehlikeli sancağa dönüş manevraları gerçekleştirmesi sonucunda çift taraflı ağır durumsal farkındalık kaybı ile meydana geldiği tespit edilmiştir.”
Kazanın hemen ardından hazırlanan bu rapor, personel hatalarının yanısıra, gemilerin seyir için sahip olması gereken teknik donanım açısından da büyük eksikliğe işaret ediyor. Rapora göre felaket, birçok olumsuz faktörün ardı ardına gelişmesi üzerine yaşandı, insan hatalarının yanısıra elektronik donanım eksikliği kazayı neredeyse kaçınılmaz kıldı.
FİYATI 20 BİN LİRADAN BAŞLIYOR
AIS cihazının fiyatı 20 bin liradan başlıyor, nitelik, marka ve kalitesine göre 100 bin liraya ulaşabiliyor.
Rapordan çıkan sonuçlardan birisi, Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS verisi göndermemesi. Türk deniz düzenlemeleri kapsamında belirli bir büyüklüğün üzerindeki bütün gemiler otomatik tanımlama sistemi olarak çalışan bu cihazı bulundurmak zorunda. Bu cihaz, basit olarak, geminin hız, rota ve kimlik bilgilerini radyo dalgalarıyla çevredeki gemilere bildiriyor. İmamoğlu gemisi bu veriyi göndermediği için çevredeki gemiler için görünmez ve tanınmaz hale gelmiş olabilir.
Bilirkişi heyetinin ön raporunda, bu cihazın durumu, “Kapalı, arızalı veya dış müdahale nedeniyle” yeterli şekilde çalışamaz olarak tanımlandı. Tuğberk İmamoğlu gibi bir gemide bu sistemin bulunmaması imkansız, zaten rapor, cihazın farklı nedenlerle işlevsiz olduğuna işaret ediyor.
RADARDA SADECE İZ OLARAK GÖRÜNDÜ
Cihazın yarattığı sorun kaza sırasında kendisini nasıl gösterdi? Rapora göre kaza 2 Eylül 2026 tarihinde saat 03.13'te meydana geldi. Kazadan kısa süre önce, saat 03.08 sıralarında Tuğberk İmamoğlu gemisi, AIS verisi göndermiyordu.
Raporun saat 03.06'da gemilerin durumunu irdeleyen “Tespit ve Görünmezlik” başlığında, “1.8 mil mesafede, Tuğberk İmamoğlu gemisi AIS'i verisi alınmadığı için ALSU'nun ECDIS ekranında sadece radar ekosu ('Missing Echo') olarak rotasında 7.2 knot hızla ilerleyen bir hedef şeklinde belirmektedir. AIS'in veri göndermemesi, kimlik tespiti ve erken geçiş planlamasını imkansız hale getirmiştir.”
HIZ, KİMLİK VE ROTA BİLGİSİ VERMEDİ
Bu ifade, Tuğberk İmamoğlu ile çarpışan Alsu gemisinin seyir cihazları açısından diğer gemiyi görebildiğini ancak kimlik ve sürati rotası gibi bilgelere tam sahip olamadığını da anlatıyor olabilir. Denizdeki seyir kurallarına göre, gemiler sürat ve rota bilgilerine bakarak çatışabilecekleri gemilere göre önlem alıyor, hızlarını artıyor, rotalarını değiştiriyor veya yavaşlıyor, Rapora göre, Tuğberk İmamoğlu, AIS veriyi göndermediği için Alsu'nun radarlarında sadece bir iz olarak görünüyordu.
Raporda gemiler arasında telsiz üzerinden bir bağlantı kurulduğu bilgisine de yer verildi, ancak bu sırada seyir sistemleri açısından sorun yaşanıyordu. Kazadan 4 dakika önce ALSU'nun 2. Zabiti Murat Evciman ile telsizle Tuğberk İmamoğlu arasında bağlantı kuruldu. Tuğberk İmamoğlu gemisi kaptanı Alsu'yu telsizle aradı ve manevra yapmasını istedi. Tuğberk İmamoğlu gemisi, kendisi veri göndermemesine karşın Alsu'nun gönderdiği verileri görebiliyordu.
Evciman'ın verdiği bilgi ve iddiası rapora aktarılırken, "Karşı tarafın 'iskeleye kaçın' talebi üzerine ALSU'nun rotasını iskeleye doğru değiştirmeye başladığını beyan etmektedir." denildi. Evciman'ın bu iddiasına göre, Alsu, Tuğberk İmamoğlu gemisinin varlığını bu bağlantı sonrasında tam olarak fark etti. AIS sistemi çalışmayan Tuğberk İmamoğlu'nun geçe yarısı Alsu'yu fark etmesi ve manevra yapmasını istemesi de dikkat çekiyor.
İKİNCİ ELEKTRONİK SİSTEMDE SORUNLU ÇALIŞIYORDU
Gemiler ECDIS, Elektronik Harita Görüntüleme ve Bilgi Sistemi olarak bilinen bir sistemi haritalar yerine kullanılıyor. Bilirkişi ön tespit raporuna göre, bu sistemin çalışmasında da sorun vardı. Tuğberk İmamoğlu gemisi, kazadan çok kısa süre önce, Alsu ile temasa geçtiğinde, zaten radarda bir iz olarak görünüyordu Raporda ikinci bir seyir sisteminde de bir sorun yaşanıldığı, be telsiz temasının ardından Alsu bu istek üzerine, rotasını kendi soluna doğru çevirmeye başladığı, Alsu rotasını çevirirken Tuğberk İmamoğlu ECDIS sisteminden kaybolduğu bilgisi yer aldı. Tuğberk İmamoğlu bu sistemde aniden yeniden belirdi ve rapora göre Alsu ile yaptıkları görüşmenin tersine, sancak yani kendi sağına dönmeye başladı. Tuğberk İmamoğlu gemisi bu sırada hızını 5;8 knot'a düşürdü, Alsu ise ona göre biraz daha süratle 7 knot ile yoluna devam ediyordu.
İNSAN HATASI, DENEYİM EKSİKLİĞİ VE CİHAZ ARIZALARI
Bilirkişi raporuna göre Alsu değil, diğer gemi Tuğberk İmamoğlu Alsu'ya sancak baş omuzundan çarptı.
Bilirkişi heyeti bu savrulma sonrasında geminin neden battığının ayrıca incelenmesi gerektiğini ve yükleme durumunun incelenmesi gerektiğini raporuna not düştü.Ön rapor savcılık tarafından da inceleniyor. Gemilerin yük durumu, yüklerin yanlış yerleştiril yerleştirilmediği, gemilerin denize elverişlilik testlerinin kim tarafından yapıldığı, seyir elektroniklerinin kalibre ve ayarlarının tam olup olmadığı gibi onlarca konunun inceleme konusu yapılması gerekecek.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinden Mersin'in Taşucu Limanı'n...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinden Mersin'in Taşucu Limanı'n...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinden Mersin'in Taşucu Limanı'na hareket ettiği sırada alabora olarak batan feribotkazasında kayıp yolcuları arama çalışmaları sürüyor.
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, bir kişinin daha cansız bedeninin bulunduğunu açıkladı.
Cansız bedenin kadına ait olduğunu ifade eden Üstel, can kaybının 13'e yükseldiğini duyurdu.
Kayıp 15 kişiyi arama çalışmaları ise devam ediyor.
NELER OLDU?
Girne'den Mersin'deki Taşucu Limanı'na seyir halindeyken 31 Ağustos'ta alabora olarak batan Filo Jet isimli yolcu feribotunda kaybolanları bulmak için yürütülen arama kurtarma çalışmaları altıncı gününde devam ediyor. Çalışmalar kapsamında TCG Işın ve TCG Alemdar gemileri su altında inceleme yapıyor.
Kaza, KKTC tarihinin en büyük deniz kazalarından biri olarak kayıtlara geçti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinden Mersin'in Taşucu Limanı'na hareket ettiği sırada alabora olarak batan feribotkazasında kayıp yolcuları arama çalışmaları sürüyor.
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, bir kişinin daha cansız bedeninin bulunduğunu açıkladı.
Cansız bedenin kadına ait olduğunu ifade eden Üstel, can kaybının 13'e yükseldiğini duyurdu.
Kayıp 15 kişiyi arama çalışmaları ise devam ediyor.
NELER OLDU?
Girne'den Mersin'deki Taşucu Limanı'na seyir halindeyken 31 Ağustos'ta alabora olarak batan Filo Jet isimli yolcu feribotunda kaybolanları bulmak için yürütülen arama kurtarma çalışmaları altıncı gününde devam ediyor. Çalışmalar kapsamında TCG Işın ve TCG Alemdar gemileri su altında inceleme yapıyor.
Kaza, KKTC tarihinin en büyük deniz kazalarından biri olarak kayıtlara geçti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinde meydana gelen feribot faciasında bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Böylece kazada hayatını kaybedenlerin sayısı 10'a yükselirken, kayıp 18 kişiyi arama çalışmaları s...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinde meydana gelen feribot faciasında bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Böylece kazada hayatını kaybedenlerin sayısı 10'a yükselirken, kayıp 18 kişiyi arama çalışmaları s...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinde meydana gelen feribot faciasında bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Böylece kazada hayatını kaybedenlerin sayısı 10'a yükselirken, kayıp 18 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile yaptığı görüşmenin ardından, kayıp 19 kişiden birinin daha naaşına ulaşıldığını açıkladı.
Arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin güncel gelişmeleri paylaşan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarı çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Kimlik tespiti yapıldıktan sonra kimin naaşına ulaşıldığı kamuoyuyla paylaşılacaktır. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim. Yapılan yoğun çalışmaların neticesinde başka naaşlara da ulaşılacağı anlaşılmıştır. Bununla ilgili gelişmeleri ilgili kurumlar, çalışmalar titiz bir şekilde tamamlandığında kamuoyuyla paylaşmış olacaklardır. Ancak, bir ilerleme sağlandığını bugün ifade edebilirim. Deniz Kuvvetleri Komutanımıza, emeği olan tüm yetkililere şükranlarımı sunuyorum. Sağ olarak kurtarılan yolcularımızdan 131'inin tedavilerinin tamamlandığını ve taburcu edildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor. Bunlardan biri yoğun bakımdaydı ama yoğun bakımdan çıkarılmış oldu. Şu an itibarıyla aldığımız bilgi, 2 hastamızın da hayati bir tehlikesi olmadığı yönünde."
NELER OLDU?
Girne'den Mersin'deki Taşucu Limanı'na seyir halindeyken 31 Ağustos'ta alabora olarak batan Filo Jet isimli yolcu feribotunda kaybolanları bulmak için yürütülen arama kurtarma çalışmaları beşinci gününde devam ediyor.
KKTC Cumhurbaşkanlığı, dün yaptığı açıklamada feribotun enkazına ulaşıldığını duyurmuştu. Enkazın bulunmasından saatler sonra yaklaşık 50 yaşlarında bir erkeğe ait olduğu değerlendirilen bir kişinin cansız bedenine ulaşılmıştı.
Cenazenin kimliğinin belirlenebilmesi için kayıp yakınlarından DNA örneği alınacağı açıklanmıştı.
KKTC tarihinin en büyük deniz kazalarından biri olarak kayıtlara geçen faciada, enkaza ulaşılmadan önce sekiz kişinin cansız bedeni bulunmuştu. Son iki bulguyla birlikte hayatını kaybedenlerin sayısı 10'a çıktı.
Arama kurtarma ekiplerinin kayıp 18 kişiye ulaşmak için bölgedeki çalışmaları devam ediyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentinde meydana gelen feribot faciasında bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Böylece kazada hayatını kaybedenlerin sayısı 10'a yükselirken, kayıp 18 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile yaptığı görüşmenin ardından, kayıp 19 kişiden birinin daha naaşına ulaşıldığını açıkladı.
Arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin güncel gelişmeleri paylaşan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarı çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Kimlik tespiti yapıldıktan sonra kimin naaşına ulaşıldığı kamuoyuyla paylaşılacaktır. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim. Yapılan yoğun çalışmaların neticesinde başka naaşlara da ulaşılacağı anlaşılmıştır. Bununla ilgili gelişmeleri ilgili kurumlar, çalışmalar titiz bir şekilde tamamlandığında kamuoyuyla paylaşmış olacaklardır. Ancak, bir ilerleme sağlandığını bugün ifade edebilirim. Deniz Kuvvetleri Komutanımıza, emeği olan tüm yetkililere şükranlarımı sunuyorum. Sağ olarak kurtarılan yolcularımızdan 131'inin tedavilerinin tamamlandığını ve taburcu edildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor. Bunlardan biri yoğun bakımdaydı ama yoğun bakımdan çıkarılmış oldu. Şu an itibarıyla aldığımız bilgi, 2 hastamızın da hayati bir tehlikesi olmadığı yönünde."
NELER OLDU?
Girne'den Mersin'deki Taşucu Limanı'na seyir halindeyken 31 Ağustos'ta alabora olarak batan Filo Jet isimli yolcu feribotunda kaybolanları bulmak için yürütülen arama kurtarma çalışmaları beşinci gününde devam ediyor.
KKTC Cumhurbaşkanlığı, dün yaptığı açıklamada feribotun enkazına ulaşıldığını duyurmuştu. Enkazın bulunmasından saatler sonra yaklaşık 50 yaşlarında bir erkeğe ait olduğu değerlendirilen bir kişinin cansız bedenine ulaşılmıştı.
Cenazenin kimliğinin belirlenebilmesi için kayıp yakınlarından DNA örneği alınacağı açıklanmıştı.
KKTC tarihinin en büyük deniz kazalarından biri olarak kayıtlara geçen faciada, enkaza ulaşılmadan önce sekiz kişinin cansız bedeni bulunmuştu. Son iki bulguyla birlikte hayatını kaybedenlerin sayısı 10'a çıktı.
Arama kurtarma ekiplerinin kayıp 18 kişiye ulaşmak için bölgedeki çalışmaları devam ediyor.
KKTC'deki gemi kazasından kurtarılan 8 aylık hamile Menekşe Nur Akkaya Gökdaş, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesindeki tedavisini...
KKTC'deki gemi kazasından kurtarılan 8 aylık hamile Menekşe Nur Akkaya Gökdaş, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesindeki tedavisini...
KKTC'deki gemi kazasından kurtarılan 8 aylık hamile Menekşe Nur Akkaya Gökdaş, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesindeki tedavisinin ardından, ailenin talebi üzerine ambulans uçakla Kocaeli'ye nakledildi.
Türkiye Sağlık Bakanlığına ait ambulans uçak, KKTC Ercan Havalimanı'na inerek hastaneden doktor eşliğinde ambulansla getirilen hamile kadını aldıktan sonra Türkiye'ye doğru havalandı.
Menekşe Nur Akkaya Gökdaş'a, ambulans uçakta eşi Volkan Gökdaş refakat etti.
Havalimanında gazetecilere açıklamalarda bulunan Volkan Gökdaş, kazanın ilk anından itibaren kendileriyle ilgilenilmesi, ambulans uçak taleplerinin karşılanması ve diğer işlemler nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği, Sağlık Bakanlığı ve diğer yetkililere teşekkür etti.
Gökdaş, bekledikleri kız bebeğin adının Deniz Ecem olmasını planladıklarını ancak gemi kazasının ardından doğacak çocuklarına Alara ismini verme kararı aldıklarını söyledi.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ise konuyla ilgili şunları söyledi:
"Girne açıklarında meydana gelen feribot kazasından etkilenen 35 haftalık gebe vatandaşımızı, sağlık ekiplerimizin gözetiminde ambulans uçakla Kocaeli'ye naklettik. Hastamızın durumunu yakından takip ediyoruz. Kazada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum."
KKTC'deki gemi kazasından kurtarılan 8 aylık hamile Menekşe Nur Akkaya Gökdaş, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesindeki tedavisinin ardından, ailenin talebi üzerine ambulans uçakla Kocaeli'ye nakledildi.
Türkiye Sağlık Bakanlığına ait ambulans uçak, KKTC Ercan Havalimanı'na inerek hastaneden doktor eşliğinde ambulansla getirilen hamile kadını aldıktan sonra Türkiye'ye doğru havalandı.
Menekşe Nur Akkaya Gökdaş'a, ambulans uçakta eşi Volkan Gökdaş refakat etti.
Havalimanında gazetecilere açıklamalarda bulunan Volkan Gökdaş, kazanın ilk anından itibaren kendileriyle ilgilenilmesi, ambulans uçak taleplerinin karşılanması ve diğer işlemler nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği, Sağlık Bakanlığı ve diğer yetkililere teşekkür etti.
Gökdaş, bekledikleri kız bebeğin adının Deniz Ecem olmasını planladıklarını ancak gemi kazasının ardından doğacak çocuklarına Alara ismini verme kararı aldıklarını söyledi.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ise konuyla ilgili şunları söyledi:
"Girne açıklarında meydana gelen feribot kazasından etkilenen 35 haftalık gebe vatandaşımızı, sağlık ekiplerimizin gözetiminde ambulans uçakla Kocaeli'ye naklettik. Hastamızın durumunu yakından takip ediyoruz. Kazada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum."
Son depremler... Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbu...
Son depremler... Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbu...
Son depremler... Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler.. 08 Eylül 2026 deprem son dakika haberleri haberin detayında... Artçı deprem mi oldu? Son deprem büyüklüğü ne kadar? Yakınımdaki depremler nelerdir? Anlık deprem mi oldu? Son dakika canlı deprem Türkiye haritası.. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ve AFAD deprem haberleri.. İstanbul'da deprem mi oldu? Ankara'da deprem mi oldu? İzmir'de deprem mi oldu? Hangi illerde deprem oldu ve hissedildi? Bugün deprem mi oldu? Deprem ne zaman ve kaç şiddetinde oldu? En son hangi bölgede deprem oldu? Deprem haberleriyle ilgili en çok merak edilenlerin cevabı haberde..
08 Eylül 2026 son dakika AFAD son depremler ve Kandilli son dakika deprem listesi..
Son depremler... Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler.. 08 Eylül 2026 deprem son dakika haberleri haberin detayında... Artçı deprem mi oldu? Son deprem büyüklüğü ne kadar? Yakınımdaki depremler nelerdir? Anlık deprem mi oldu? Son dakika canlı deprem Türkiye haritası.. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ve AFAD deprem haberleri.. İstanbul'da deprem mi oldu? Ankara'da deprem mi oldu? İzmir'de deprem mi oldu? Hangi illerde deprem oldu ve hissedildi? Bugün deprem mi oldu? Deprem ne zaman ve kaç şiddetinde oldu? En son hangi bölgede deprem oldu? Deprem haberleriyle ilgili en çok merak edilenlerin cevabı haberde..
08 Eylül 2026 son dakika AFAD son depremler ve Kandilli son dakika deprem listesi..
İstanbul'un Arnavutköy ilçesine bağlı Hadımköy Maha...
İstanbul'un Arnavutköy ilçesine bağlı Hadımköy Maha...
İstanbul'un Arnavutköy ilçesine bağlı Hadımköy Mahallesi'nde iki servis şoförü arasında başlayan tartışma cinayetle bitti.
Servis şoförü Özcan K., tartıştığı meslektaşı Mehmet T.'ye silahla 4 el ateş etti. Olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan Mehmet T. müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Kaçan şüpheli Özcan K. ise olayda kullandığı silahla birlikte Haraççı Mahallesi'nde yakalandı. Emniyetteki işlemleri süren şüphelinin başka bir suçtan sabıkasının olduğu öğrenildi.
İstanbul'un Arnavutköy ilçesine bağlı Hadımköy Mahallesi'nde iki servis şoförü arasında başlayan tartışma cinayetle bitti.
Servis şoförü Özcan K., tartıştığı meslektaşı Mehmet T.'ye silahla 4 el ateş etti. Olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan Mehmet T. müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Kaçan şüpheli Özcan K. ise olayda kullandığı silahla birlikte Haraççı Mahallesi'nde yakalandı. Emniyetteki işlemleri süren şüphelinin başka bir suçtan sabıkasının olduğu öğrenildi.
Muğla'nın Datça ilçesi açıklarında durdurulan teknede, yurt dışına kaçmaya çalıştıkları belirlenen 9 FETÖ zanlıs...
Muğla'nın Datça ilçesi açıklarında durdurulan teknede, yurt dışına kaçmaya çalıştıkları belirlenen 9 FETÖ zanlıs...
Muğla'nın Datça ilçesi açıklarında durdurulan teknede, yurt dışına kaçmaya çalıştıkları belirlenen 9 FETÖ zanlısı ile 1 kaptan ve 2 çocuk olmak üzere 12 kişi yakalandı.
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında, örgüt üyeliği suçundan haklarında işlem yapılan ve dosyaları istinaf aşamasında bulunan şüphelilerin yurt dışına kaçma hazırlığında oldukları tespit edildi.
FETÖ zanlılarının Rusya bayraklı "Peter Pan" isimli tekneyle Datça ilçesi açıklarında uluslararası sulara yakın bölgede bulunduklarının belirlenmesi üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri harekete geçti.
Ekiplerce durdurulan teknede, 9 FETÖ mensubu ve 2 çocuk ile tekne kaptanı yakalandı.
Yakalanan 9 şüpheli hakkında, mevcut FETÖ/PDY dosyaları kapsamında yürütülen yargılamadan ayrı olarak, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya teşebbüs ettikleri iddiasıyla ilgili de adli işlem başlatıldı.
Gözaltına alınan tekne kaptanı hakkında ise terör örgütüne yardım etme ve göçmen kaçakçılığı suçlarından soruşturma başlatıldı, 2 çocuk ise aile yakınlarına teslim edildi.
Muğla'nın Datça ilçesi açıklarında durdurulan teknede, yurt dışına kaçmaya çalıştıkları belirlenen 9 FETÖ zanlısı ile 1 kaptan ve 2 çocuk olmak üzere 12 kişi yakalandı.
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında, örgüt üyeliği suçundan haklarında işlem yapılan ve dosyaları istinaf aşamasında bulunan şüphelilerin yurt dışına kaçma hazırlığında oldukları tespit edildi.
FETÖ zanlılarının Rusya bayraklı "Peter Pan" isimli tekneyle Datça ilçesi açıklarında uluslararası sulara yakın bölgede bulunduklarının belirlenmesi üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri harekete geçti.
Ekiplerce durdurulan teknede, 9 FETÖ mensubu ve 2 çocuk ile tekne kaptanı yakalandı.
Yakalanan 9 şüpheli hakkında, mevcut FETÖ/PDY dosyaları kapsamında yürütülen yargılamadan ayrı olarak, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya teşebbüs ettikleri iddiasıyla ilgili de adli işlem başlatıldı.
Gözaltına alınan tekne kaptanı hakkında ise terör örgütüne yardım etme ve göçmen kaçakçılığı suçlarından soruşturma başlatıldı, 2 çocuk ise aile yakınlarına teslim edildi.
İstanbul'un Tuzla ilçesinde Orhanlı Deri Sanayi Bölgesi'nde bulunan bir binada henüz bilinmeyen bir nedenle yan...
İstanbul'un Tuzla ilçesinde Orhanlı Deri Sanayi Bölgesi'nde bulunan bir binada henüz bilinmeyen bir nedenle yan...
İstanbul'un Tuzla ilçesinde Orhanlı Deri Sanayi Bölgesi'nde bulunan bir binada henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı.
Alevler kısa sürede yayıldı. İhbar üzerine çevreye takviye itfaiye ekipleri yönlendirildi.
ALEVLERİN SIÇRAMA RİSKİ MEVCUTBölgede çok sayıda farklı yapı bulunması nedeniyle alevlerin sıçrama riski de var. Yangını söndürmek için çalışma başlatıldı, çevrede önlem alındı.
Farklı türde malzemelerin tutuşması bu çalışmaları zorlaştırdı.
Geniş bir alanın alevle kaplandığı görülürken, etraf dumanla kaplandı.
Yangını kontrol altına almak için çabalar sürüyor.
Geniş bir alanın alevle kaplandığı görülürken, etraf dumanla kaplandı. Yangını kontrol altına almak için çabalar sürüyor.
BİRÇOK NOKTADAN GÖRÜLÜYORFabrikadan yükselen yoğun dumanlar çevredeki birçok noktadan görülürken, itfaiye ekiplerinin yangını kontrol altına almak için çalışmaları sürüyor.
NTV muhabiri Deniz Tüysüz, yangına ilişkin son bilgileri verirken yangının olduğu alanda zaman zaman patlamaların yalandığını aktardı.
Tüysüz, yangının ilk anlardaki enerjisinin düştüğünün görüldüğünü söyledi.
İstanbul'un Tuzla ilçesinde Orhanlı Deri Sanayi Bölgesi'nde bulunan bir binada henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı.
Alevler kısa sürede yayıldı. İhbar üzerine çevreye takviye itfaiye ekipleri yönlendirildi.
ALEVLERİN SIÇRAMA RİSKİ MEVCUTBölgede çok sayıda farklı yapı bulunması nedeniyle alevlerin sıçrama riski de var. Yangını söndürmek için çalışma başlatıldı, çevrede önlem alındı.
Farklı türde malzemelerin tutuşması bu çalışmaları zorlaştırdı.
Geniş bir alanın alevle kaplandığı görülürken, etraf dumanla kaplandı.
Yangını kontrol altına almak için çabalar sürüyor.
Geniş bir alanın alevle kaplandığı görülürken, etraf dumanla kaplandı. Yangını kontrol altına almak için çabalar sürüyor.
BİRÇOK NOKTADAN GÖRÜLÜYORFabrikadan yükselen yoğun dumanlar çevredeki birçok noktadan görülürken, itfaiye ekiplerinin yangını kontrol altına almak için çalışmaları sürüyor.
NTV muhabiri Deniz Tüysüz, yangına ilişkin son bilgileri verirken yangının olduğu alanda zaman zaman patlamaların yalandığını aktardı.
Tüysüz, yangının ilk anlardaki enerjisinin düştüğünün görüldüğünü söyledi.
Son depremler... Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbu...
Son depremler... Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbu...
Son depremler... Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler.. 04 Eylül 2026 deprem son dakika haberleri haberin detayında... Artçı deprem mi oldu? Son deprem büyüklüğü ne kadar? Yakınımdaki depremler nelerdir? Anlık deprem mi oldu? Son dakika canlı deprem Türkiye haritası.. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ve AFAD deprem haberleri.. İstanbul'da deprem mi oldu? Ankara'da deprem mi oldu? İzmir'de deprem mi oldu? Hangi illerde deprem oldu ve hissedildi? Bugün deprem mi oldu? Deprem ne zaman ve kaç şiddetinde oldu? En son hangi bölgede deprem oldu? Deprem haberleriyle ilgili en çok merak edilenlerin cevabı haberde..
04 Eylül 2026 son dakika AFAD son depremler ve Kandilli son dakika deprem listesi..
Son depremler... Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler.. 04 Eylül 2026 deprem son dakika haberleri haberin detayında... Artçı deprem mi oldu? Son deprem büyüklüğü ne kadar? Yakınımdaki depremler nelerdir? Anlık deprem mi oldu? Son dakika canlı deprem Türkiye haritası.. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ve AFAD deprem haberleri.. İstanbul'da deprem mi oldu? Ankara'da deprem mi oldu? İzmir'de deprem mi oldu? Hangi illerde deprem oldu ve hissedildi? Bugün deprem mi oldu? Deprem ne zaman ve kaç şiddetinde oldu? En son hangi bölgede deprem oldu? Deprem haberleriyle ilgili en çok merak edilenlerin cevabı haberde..
04 Eylül 2026 son dakika AFAD son depremler ve Kandilli son dakika deprem listesi..
“Olurmu sizce” için dikkat çeken nokta şu:...
“Güncel Sİgara fiyatları” için dikkat çeke...
“30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu olsun.....