A1 Capital'in analizine göre, ABD'de temmuz ayı enflasyon verileri, enflasyonist baskıların yeniden hızlanmadığına ancak fiyat artışlarının tamamen kontrol altına alınmadığına işaret etti.
ABD'de manşet TÜFE temmuzda aylık yüzde 0,1 artarken, yıllık enflasyon yüzde 3,5'ten yüzde 3,4'e geriledi. Çekirdek TÜFE ise aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,5 arttı. Her iki veri de piyasa beklentileriyle uyumlu gerçekleşti.
A1 Capital'in değerlendirmesine göre, söz konusu veriler ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yeni bir faiz artışına yönelmesini gerektirecek kadar yüksek olmadığı gibi, hızlı faiz indirimi beklentisi oluşturacak kadar da zayıf değil. Veriler, F...
A1 Capital'in analizine göre, ABD'de temmuz ayı enflasyon verileri, enflasyonist baskıların yeniden hızlanmadığına ancak fiyat artışlarının tamamen kontrol altına alınmadığına işaret etti.
ABD'de manşet TÜFE temmuzda aylık yüzde 0,1 artarken, yıllık enflasyon yüzde 3,5'ten yüzde 3,4'e geriledi. Çekirdek TÜFE ise aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,5 arttı. Her iki veri de piyasa beklentileriyle uyumlu gerçekleşti.
A1 Capital'in değerlendirmesine göre, söz konusu veriler ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yeni bir faiz artışına yönelmesini gerektirecek kadar yüksek olmadığı gibi, hızlı faiz indirimi beklentisi oluşturacak kadar da zayıf değil. Veriler, F...
A1 Capital'in analizine göre, ABD'de temmuz ayı enflasyon verileri, enflasyonist baskıların yeniden hızlanmadığına ancak fiyat artışlarının tamamen kontrol altına alınmadığına işaret etti.
ABD'de manşet TÜFE temmuzda aylık yüzde 0,1 artarken, yıllık enflasyon yüzde 3,5'ten yüzde 3,4'e geriledi. Çekirdek TÜFE ise aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,5 arttı. Her iki veri de piyasa beklentileriyle uyumlu gerçekleşti.
A1 Capital'in değerlendirmesine göre, söz konusu veriler ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yeni bir faiz artışına yönelmesini gerektirecek kadar yüksek olmadığı gibi, hızlı faiz indirimi beklentisi oluşturacak kadar da zayıf değil. Veriler, Fed'in faiz politikasında 'bekle ve gör' yaklaşımını destekliyor.
Değerlendirmede, son dönemde istihdam piyasasında görülen zayıflamayla birlikte ele alındığında temmuz TÜFE verisinin Fed açısından daha rahatlatıcı bir görünüm sunduğu belirtildi. Enflasyonun yüzde 3,4 ile hedefin üzerinde kalmasına karşın çekirdek enflasyonun yüzde 2,5'e gerilemesi ve aylık çekirdek artışın yüzde 0,2 seviyesinde gerçekleşmesinin, kısa vadede yeni bir faiz artışı gerekliliğini zayıflattığı ifade edildi.
Piyasa fiyatlamalarında da eylül toplantısında politika faizinin yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutulacağı beklentisinin güçlendiği kaydedildi.
Tahvil piyasasında ise kısa ve uzun vadeli faizler arasında farklılaşma görüldü. ABD'nin 2 yıllık tahvil faizi yaklaşık yüzde 4,18'e gerilerken, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,65 civarında kaldı. Değerlendirmeye göre, 2 yıllık tahvil faizinin Fed politikasına daha duyarlı olması nedeniyle faiz artışı ihtimalindeki gerilemeden destek aldığı, 10 yıllık tahvil faizinde ise enerji fiyatları, bütçe açığı, tahvil arzı ve uzun vadeli enflasyon beklentilerinin etkili olduğu belirtildi.
A1 Capital, kısa vadede tahvil piyasasında rahatlama yaşanabileceğini ancak kalıcı ve güçlü bir yükseliş için henüz erken olduğunu değerlendirdi. Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmasının ağustos ayı enflasyonu üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğine dikkat çekildi.
Değerlendirmede, temmuz TÜFE verisinin faiz indirimi sinyali olarak değil, daha çok faiz artışının ertelenmesi veya mevcut faiz seviyesinin korunması yönünde bir sinyal olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Ağustos ayı TÜFE, kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyonu ve istihdam verilerinin Fed'in eylül sonrası politika görünümü açısından belirleyici olacağı ifade edildi.
TÜFE verisinin ardından dolar endeksinin yaklaşık yüzde 0,2 gerilediği, EUR/USD ve GBP/USD paritelerinin ise yukarı yönlü tepki verdiği aktarıldı. Değerlendirmede, verinin euro açısından olumlu olduğu ancak ABD faizlerinin Avrupa faizlerine kıyasla yüksek seyretmesi ve jeopolitik risklerin dolara güvenli liman talebi yaratabilmesi nedeniyle güçlü bir euro rallisi beklenmediği kaydedildi.
Altın ve gümüş fiyatlarının da verinin ardından yükseldiği belirtilen değerlendirmede, altının yaklaşık yüzde 1,4, gümüşün ise yüzde 2'nin üzerinde değer kazandığı ifade edildi. ABD tahvil faizleri ile doların gerilemesinin değerli metaller açısından destekleyici olduğu belirtildi. Spot altının 4 bin 400 doların üzerinde işlem gördüğü kaydedildi.
Ancak petrol fiyatlarındaki yükselişin değerli metaller açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekildi. Petrol fiyatlarının yükselmeye devam etmesi ve piyasalarda enflasyonun yeniden hızlanabileceği beklentisinin oluşması durumunda tahvil faizlerinin tekrar yükselmesinin altın üzerinde baskı yaratabileceği değerlendirildi.
Petrol fiyatlarındaki hareketin ise ağırlıklı olarak İran ve Hürmüz Boğazı kaynaklı jeopolitik gelişmeler tarafından belirlendiği belirtildi. Brent petrolün yaklaşık 89 dolar, WTI'ın ise 83-84 dolar seviyelerinde bulunduğu aktarıldı. Temmuz TÜFE verisinin petrol fiyatlarındaki son yükselişin tamamını henüz yansıtmadığı, bu nedenle ağustos enflasyonunda enerji kaynaklı yukarı yönlü risklerin öne çıkabileceği ifade edildi.
Türkiye'de dezenflasyon süreci izleniyor
A1 Capital'in Türkiye değerlendirmesinde ise temmuz ayı enflasyon verilerinin dezenflasyon sürecinin devam ettiğine işaret ettiği belirtildi.
Temmuz ayında TÜFE aylık yüzde 1,78, yıllık yüzde 31,75 arttı. Yıllık enflasyon hazirandaki yüzde 32,11 seviyesinden geriledi.
Değerlendirmede, enflasyondaki gerilemenin yanı sıra iç talepteki yavaşlamanın da dikkate alındığında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 2026 enflasyon tahmininde yeni ve sert bir yukarı yönlü revizyon yapmasını gerektirecek güçlü bir iç dinamik görülmediği ifade edildi.
Petrol fiyatlarının ise TCMB'nin enflasyon görünümü açısından önemli bir risk unsuru olmaya devam ettiği belirtildi. Mayıs ayındaki Enflasyon Raporu'nda 2026 yılı petrol fiyatı varsayımının 60,9 dolardan 89,4 dolara yükseltildiği, bunun sonucunda yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 26'ya, ara hedefin yüzde 24'e ve gıda enflasyonu varsayımının yüzde 26,3'e çıkarıldığı hatırlatıldı.
Bu nedenle petrol fiyatlarının 90 dolar civarında seyretmesi halinde TCMB'nin yalnızca enerji fiyatları nedeniyle yeni ve büyük bir tahmin revizyonuna gitmesinin beklenmediği kaydedildi.
A1 Capital, baz senaryo olarak TCMB'nin yüzde 26'lık 2026 yıl sonu enflasyon tahminini ve yüzde 24'lük ara hedefini korumasını beklediğini belirtti. Piyasa açısından ara hedefin, enflasyon tahmininden daha önemli olabileceği ifade edildi.
Değerlendirmede, temmuz ayı enflasyonunun yüzde 1,78 seviyesinde gerçekleşmesinin TCMB'nin para politikası açısından hareket alanını artırdığı ancak tek başına hızlı faiz indirimlerinin önünü açmadığı vurgulandı. Bundan sonraki süreçte enflasyonun ana eğilimi, hizmet ve kira enflasyonu, enflasyon beklentileri ve iç talepteki yavaşlamanın yakından izleneceği belirtildi.
TCMB'nin para politikasında hızlı bir gevşeme mesajı vermek yerine, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini ancak riskler nedeniyle sıkı para politikasının korunacağını vurgulamasının beklendiği ifade edildi.
A1 Capital, piyasa açısından yüzde 26'lık enflasyon tahmini, yüzde 24'lük ara hedef ve güçlü bir sıkı para politikası mesajının TL varlıklar açısından olumlu değerlendirilebileceğini belirtti. Bu görünümün TL'yi destekleyebileceği, tahvil faizlerinde aşağı yönlü alan oluşturabileceği ve orta vadede bankacılık sektörü açısından olumlu karşılanabileceği kaydedildi.
Değerlendirmenin sonunda, para politikası açısından temel konunun faiz indiriminin zamanlamasından ziyade petrol fiyatlarındaki risklere rağmen dezenflasyon sürecinin korunması olduğu belirtildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
A1 Capital'in analizine göre, ABD'de temmuz ayı enflasyon verileri, enflasyonist baskıların yeniden hızlanmadığına ancak fiyat artışlarının tamamen kontrol altına alınmadığına işaret etti.
ABD'de manşet TÜFE temmuzda aylık yüzde 0,1 artarken, yıllık enflasyon yüzde 3,5'ten yüzde 3,4'e geriledi. Çekirdek TÜFE ise aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,5 arttı. Her iki veri de piyasa beklentileriyle uyumlu gerçekleşti.
A1 Capital'in değerlendirmesine göre, söz konusu veriler ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yeni bir faiz artışına yönelmesini gerektirecek kadar yüksek olmadığı gibi, hızlı faiz indirimi beklentisi oluşturacak kadar da zayıf değil. Veriler, Fed'in faiz politikasında 'bekle ve gör' yaklaşımını destekliyor.
Değerlendirmede, son dönemde istihdam piyasasında görülen zayıflamayla birlikte ele alındığında temmuz TÜFE verisinin Fed açısından daha rahatlatıcı bir görünüm sunduğu belirtildi. Enflasyonun yüzde 3,4 ile hedefin üzerinde kalmasına karşın çekirdek enflasyonun yüzde 2,5'e gerilemesi ve aylık çekirdek artışın yüzde 0,2 seviyesinde gerçekleşmesinin, kısa vadede yeni bir faiz artışı gerekliliğini zayıflattığı ifade edildi.
Piyasa fiyatlamalarında da eylül toplantısında politika faizinin yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutulacağı beklentisinin güçlendiği kaydedildi.
Tahvil piyasasında ise kısa ve uzun vadeli faizler arasında farklılaşma görüldü. ABD'nin 2 yıllık tahvil faizi yaklaşık yüzde 4,18'e gerilerken, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,65 civarında kaldı. Değerlendirmeye göre, 2 yıllık tahvil faizinin Fed politikasına daha duyarlı olması nedeniyle faiz artışı ihtimalindeki gerilemeden destek aldığı, 10 yıllık tahvil faizinde ise enerji fiyatları, bütçe açığı, tahvil arzı ve uzun vadeli enflasyon beklentilerinin etkili olduğu belirtildi.
A1 Capital, kısa vadede tahvil piyasasında rahatlama yaşanabileceğini ancak kalıcı ve güçlü bir yükseliş için henüz erken olduğunu değerlendirdi. Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmasının ağustos ayı enflasyonu üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğine dikkat çekildi.
Değerlendirmede, temmuz TÜFE verisinin faiz indirimi sinyali olarak değil, daha çok faiz artışının ertelenmesi veya mevcut faiz seviyesinin korunması yönünde bir sinyal olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Ağustos ayı TÜFE, kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyonu ve istihdam verilerinin Fed'in eylül sonrası politika görünümü açısından belirleyici olacağı ifade edildi.
TÜFE verisinin ardından dolar endeksinin yaklaşık yüzde 0,2 gerilediği, EUR/USD ve GBP/USD paritelerinin ise yukarı yönlü tepki verdiği aktarıldı. Değerlendirmede, verinin euro açısından olumlu olduğu ancak ABD faizlerinin Avrupa faizlerine kıyasla yüksek seyretmesi ve jeopolitik risklerin dolara güvenli liman talebi yaratabilmesi nedeniyle güçlü bir euro rallisi beklenmediği kaydedildi.
Altın ve gümüş fiyatlarının da verinin ardından yükseldiği belirtilen değerlendirmede, altının yaklaşık yüzde 1,4, gümüşün ise yüzde 2'nin üzerinde değer kazandığı ifade edildi. ABD tahvil faizleri ile doların gerilemesinin değerli metaller açısından destekleyici olduğu belirtildi. Spot altının 4 bin 400 doların üzerinde işlem gördüğü kaydedildi.
Ancak petrol fiyatlarındaki yükselişin değerli metaller açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekildi. Petrol fiyatlarının yükselmeye devam etmesi ve piyasalarda enflasyonun yeniden hızlanabileceği beklentisinin oluşması durumunda tahvil faizlerinin tekrar yükselmesinin altın üzerinde baskı yaratabileceği değerlendirildi.
Petrol fiyatlarındaki hareketin ise ağırlıklı olarak İran ve Hürmüz Boğazı kaynaklı jeopolitik gelişmeler tarafından belirlendiği belirtildi. Brent petrolün yaklaşık 89 dolar, WTI'ın ise 83-84 dolar seviyelerinde bulunduğu aktarıldı. Temmuz TÜFE verisinin petrol fiyatlarındaki son yükselişin tamamını henüz yansıtmadığı, bu nedenle ağustos enflasyonunda enerji kaynaklı yukarı yönlü risklerin öne çıkabileceği ifade edildi.
Türkiye'de dezenflasyon süreci izleniyor
A1 Capital'in Türkiye değerlendirmesinde ise temmuz ayı enflasyon verilerinin dezenflasyon sürecinin devam ettiğine işaret ettiği belirtildi.
Temmuz ayında TÜFE aylık yüzde 1,78, yıllık yüzde 31,75 arttı. Yıllık enflasyon hazirandaki yüzde 32,11 seviyesinden geriledi.
Değerlendirmede, enflasyondaki gerilemenin yanı sıra iç talepteki yavaşlamanın da dikkate alındığında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 2026 enflasyon tahmininde yeni ve sert bir yukarı yönlü revizyon yapmasını gerektirecek güçlü bir iç dinamik görülmediği ifade edildi.
Petrol fiyatlarının ise TCMB'nin enflasyon görünümü açısından önemli bir risk unsuru olmaya devam ettiği belirtildi. Mayıs ayındaki Enflasyon Raporu'nda 2026 yılı petrol fiyatı varsayımının 60,9 dolardan 89,4 dolara yükseltildiği, bunun sonucunda yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 26'ya, ara hedefin yüzde 24'e ve gıda enflasyonu varsayımının yüzde 26,3'e çıkarıldığı hatırlatıldı.
Bu nedenle petrol fiyatlarının 90 dolar civarında seyretmesi halinde TCMB'nin yalnızca enerji fiyatları nedeniyle yeni ve büyük bir tahmin revizyonuna gitmesinin beklenmediği kaydedildi.
A1 Capital, baz senaryo olarak TCMB'nin yüzde 26'lık 2026 yıl sonu enflasyon tahminini ve yüzde 24'lük ara hedefini korumasını beklediğini belirtti. Piyasa açısından ara hedefin, enflasyon tahmininden daha önemli olabileceği ifade edildi.
Değerlendirmede, temmuz ayı enflasyonunun yüzde 1,78 seviyesinde gerçekleşmesinin TCMB'nin para politikası açısından hareket alanını artırdığı ancak tek başına hızlı faiz indirimlerinin önünü açmadığı vurgulandı. Bundan sonraki süreçte enflasyonun ana eğilimi, hizmet ve kira enflasyonu, enflasyon beklentileri ve iç talepteki yavaşlamanın yakından izleneceği belirtildi.
TCMB'nin para politikasında hızlı bir gevşeme mesajı vermek yerine, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini ancak riskler nedeniyle sıkı para politikasının korunacağını vurgulamasının beklendiği ifade edildi.
A1 Capital, piyasa açısından yüzde 26'lık enflasyon tahmini, yüzde 24'lük ara hedef ve güçlü bir sıkı para politikası mesajının TL varlıklar açısından olumlu değerlendirilebileceğini belirtti. Bu görünümün TL'yi destekleyebileceği, tahvil faizlerinde aşağı yönlü alan oluşturabileceği ve orta vadede bankacılık sektörü açısından olumlu karşılanabileceği kaydedildi.
Değerlendirmenin sonunda, para politikası açısından temel konunun faiz indiriminin zamanlamasından ziyade petrol fiyatlarındaki risklere rağmen dezenflasyon sürecinin korunması olduğu belirtildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Şirketten Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre, Astor...
Şirketten Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre, Astor...
Şirketten Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre, Astor RO Energy S.R.L paylarının 56 milyon 750 bin euro bedel karşılığında Astor Holding A.Ş'ye devredilmesi konusunda hisse devir sözleşmesi imzalandı. Devir işleminin tescili için Romanya Ticaret Bakanlığı nezdinde süreç başlatıldı.
Söz konusu devir kararı, şirket kaynaklarının daha verimli kullanılması ve Astor Enerji'nin ana faaliyet konusu olan güç trafosu, dağıtım trafosu, anahtarlama ürünleri ve ekipmanları ile diğer yardımcı ekipmanların üretimine odaklanması amacıyla alındı.
Şirket, kaynaklarını ana faaliyet alanındaki büyümeye yönlendirmek ve bu kapsamda yurt içi ve yurt dışındaki yatırım fırsatlarına odaklanmak amacıyla hareket ettiğini bildirdi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Şirketten Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre, Astor RO Energy S.R.L paylarının 56 milyon 750 bin euro bedel karşılığında Astor Holding A.Ş'ye devredilmesi konusunda hisse devir sözleşmesi imzalandı. Devir işleminin tescili için Romanya Ticaret Bakanlığı nezdinde süreç başlatıldı.
Söz konusu devir kararı, şirket kaynaklarının daha verimli kullanılması ve Astor Enerji'nin ana faaliyet konusu olan güç trafosu, dağıtım trafosu, anahtarlama ürünleri ve ekipmanları ile diğer yardımcı ekipmanların üretimine odaklanması amacıyla alındı.
Şirket, kaynaklarını ana faaliyet alanındaki büyümeye yönlendirmek ve bu kapsamda yurt içi ve yurt dışındaki yatırım fırsatlarına odaklanmak amacıyla hareket ettiğini bildirdi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Kamuyu Aydınlatma Platf...
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) gönderilen açıklamaya göre, 13.08.2026 tarihinden itibaren hak kullanımı işlemleri nedeniyle ilgili hakları kullanılmış olarak işlem görecek payların listesi şöyle:
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) gönderilen açıklamaya göre, 13.08.2026 tarihinden itibaren hak kullanımı işlemleri nedeniyle ilgili hakları kullanılmış olarak işlem görecek payların listesi şöyle:
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Pusula Yatırım'ın Amerikan Borsaları Bülteni'nde, S&P 500'ün rekor seviyelerden geri çekildiği, ABD hisse senedi vadeli kontratlarının ise teknoloji şirketlerinin güçlü bilançolarının desteğiyle yükseldiği bel...
Pusula Yatırım'ın Amerikan Borsaları Bülteni'nde, S&P 500'ün rekor seviyelerden geri çekildiği, ABD hisse senedi vadeli kontratlarının ise teknoloji şirketlerinin güçlü bilançolarının desteğiyle yükseldiği bel...
Pusula Yatırım'ın Amerikan Borsaları Bülteni'nde, S&P 500'ün rekor seviyelerden geri çekildiği, ABD hisse senedi vadeli kontratlarının ise teknoloji şirketlerinin güçlü bilançolarının desteğiyle yükseldiği belirtildi. Yapay zeka harcamalarındaki artışın satış büyümesini desteklemesiyle CoreWeave'in kapanış sonrası işlemlerde yüzde 16, Super Micro Computer'ın ise yüzde 7,6 değer kazandığı aktarıldı.
Yatırımcıların odağında Fed'in faiz patikasına ilişkin yeni sinyaller verebilecek temmuz ayı TÜFE verisinin bulunduğu belirtildi. TÜFE'nin aylık yüzde 0,1 artması, yıllık enflasyonun ise yüzde 3,5'ten yüzde 3,4'e gerilemesinin beklendiği aktarıldı. Çekirdek enflasyonun yıllık bazda yüzde 2,6'dan yüzde 2,5'e yavaşlamasının öngörüldüğü bilgisi verildi.
ABD ile İran'ın Hürmüz Boğazı konusunda anlaşmaya yaklaşmış olabileceğine yönelik açıklamaların gündeme geldiği, Katar Dışişleri Bakanlığı'nın da İran ve Umman arasındaki görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini bildirdiği belirtildi. Tarafların taleplerindeki sert tutumun sürdüğü, İran'dan yapılacak bir anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılmasını garanti etmeyebileceğinin ifade edildiği aktarıldı. Anlaşmaya ilişkin belirsizliğin devam etmesinin petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluşturduğu, Brent petrolün 89,50 dolara yükselerek üst üste altıncı gününde de değer kazandığı kaydedildi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde seçmen desteğini artırmak amacıyla sermaye kazancı vergisinin düşürülmesi ve bazı konut satışlarına vergi muafiyeti getirilmesi gibi yeni ekonomik önerileri değerlendirdiği bildirildi.
Gündemde sermaye kazancı vergisinin enflasyona göre endekslenmesi ve 2 milyon dolar veya daha düşük değerli konut satışlarında vergi muafiyeti uygulanmasının bulunduğu, söz konusu düzenlemelerin hayata geçirilmesi için Kongre'nin onayının gerektiği belirtildi.
Önerilerin özellikle yüksek gelirli kesime daha fazla fayda sağlayabileceğinin belirtildiği, Trump yönetiminin ise henüz konuya ilişkin resmi bir politika açıklamadığı aktarıldı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Pusula Yatırım'ın Amerikan Borsaları Bülteni'nde, S&P 500'ün rekor seviyelerden geri çekildiği, ABD hisse senedi vadeli kontratlarının ise teknoloji şirketlerinin güçlü bilançolarının desteğiyle yükseldiği belirtildi. Yapay zeka harcamalarındaki artışın satış büyümesini desteklemesiyle CoreWeave'in kapanış sonrası işlemlerde yüzde 16, Super Micro Computer'ın ise yüzde 7,6 değer kazandığı aktarıldı.
Yatırımcıların odağında Fed'in faiz patikasına ilişkin yeni sinyaller verebilecek temmuz ayı TÜFE verisinin bulunduğu belirtildi. TÜFE'nin aylık yüzde 0,1 artması, yıllık enflasyonun ise yüzde 3,5'ten yüzde 3,4'e gerilemesinin beklendiği aktarıldı. Çekirdek enflasyonun yıllık bazda yüzde 2,6'dan yüzde 2,5'e yavaşlamasının öngörüldüğü bilgisi verildi.
ABD ile İran'ın Hürmüz Boğazı konusunda anlaşmaya yaklaşmış olabileceğine yönelik açıklamaların gündeme geldiği, Katar Dışişleri Bakanlığı'nın da İran ve Umman arasındaki görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini bildirdiği belirtildi. Tarafların taleplerindeki sert tutumun sürdüğü, İran'dan yapılacak bir anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılmasını garanti etmeyebileceğinin ifade edildiği aktarıldı. Anlaşmaya ilişkin belirsizliğin devam etmesinin petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluşturduğu, Brent petrolün 89,50 dolara yükselerek üst üste altıncı gününde de değer kazandığı kaydedildi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde seçmen desteğini artırmak amacıyla sermaye kazancı vergisinin düşürülmesi ve bazı konut satışlarına vergi muafiyeti getirilmesi gibi yeni ekonomik önerileri değerlendirdiği bildirildi.
Gündemde sermaye kazancı vergisinin enflasyona göre endekslenmesi ve 2 milyon dolar veya daha düşük değerli konut satışlarında vergi muafiyeti uygulanmasının bulunduğu, söz konusu düzenlemelerin hayata geçirilmesi için Kongre'nin onayının gerektiği belirtildi.
Önerilerin özellikle yüksek gelirli kesime daha fazla fayda sağlayabileceğinin belirtildiği, Trump yönetiminin ise henüz konuya ilişkin resmi bir politika açıklamadığı aktarıldı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Antalya'daki Aspendos A...
Antalya'daki Aspendos Antik Kenti'nde kazı yapan arkeologlar, üzerinde güreşçi betimleri olan sikkelerle birlikte gömülmüş bir iskelet buldu. Devamı burada: Antalya’da Olası Bir Güreşçinin 2.400 Yıllık Mezarı Bulundu Arkeofili.
Antalya'daki Aspendos Antik Kenti'nde kazı yapan arkeologlar, üzerinde güreşçi betimleri olan sikkelerle birlikte gömülmüş bir iskelet buldu.
Devamı burada: Antalya’da Olası Bir Güreşçinin 2.400 Yıllık Mezarı Bulundu Arkeofili.
Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dışişleri bakanları, Ben-Gvir ve Yisrael Katz'ın Filistinlilerin yerinden edilmesine yönelik açıklamalarına dair ortak açıklama yaptı.
Açıklamaya göre bakanlar...
Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dışişleri bakanları, Ben-Gvir ve Yisrael Katz'ın Filistinlilerin yerinden edilmesine yönelik açıklamalarına dair ortak açıklama yaptı.
Açıklamaya göre bakanlar...
Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dışişleri bakanları, Ben-Gvir ve Yisrael Katz'ın Filistinlilerin yerinden edilmesine yönelik açıklamalarına dair ortak açıklama yaptı.
Açıklamaya göre bakanlar, Filistinlileri zorla topraklarından çıkarmayı amaçlayan plan ve mekanizmalara yönelik öneriler dahil olmak üzere, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin yerinden edilmesine yönelik iki İsrailli yetkilinin yaptığı açıklamaları şiddetle kınadı.
Bakanlar, bu tür kışkırtıcı açıklamaların ve önerilerin, uluslararası insani hukuk da dahil olmak üzere uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal ettiğini ve Filistin halkının meşru ve devredilemez haklarına doğrudan tehdit oluşturduğunu vurguladı.
Bakanlar, herhangi bir bahane veya gerekçeyle işgal altındaki Filistin toprakları içinde veya dışında Filistin halkını yerinden etmeyi amaçlayan her türlü girişimi veya planı kesin bir dille reddettiklerini ve kınadıklarını teyit etti.
Zorla yerinden etme çağrılarının "Filistinlileri topraklarından söküp atmayı amaçlayan" resmi bir politikaya veya somut önlemlere dönüştürülmesinin yol açacağı ciddi sonuçlara karşı uyarıda bulunan bakanlar, bu tür eylemlerin, zorla yerinden edilmeyi kesin bir dille reddeden ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Planı dahil, barışın sağlanmasına yönelik uluslararası çabalara doğrudan bir zorluk oluşturduğunu ve bölgedeki istikrar umudunu ciddi şekilde tehlikeye attığını belirtti.
Bakanlar, Gazze Şeridi'nin işgal altındaki Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki Filistin topraklarının bütünlüğünün korunmasının zorunlu olduğunun altını çizdi.
Adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın tek yolunun iki devletli çözümün uygulanması olduğunu kaydeden bakanlar, uluslararası meşruiyetin ilgili kararlarına uygun olarak 4 Haziran 1967 sınırları çerçevesinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devletinin kurulmasını teyit etti.
Bakanlar, uluslararası topluma, özellikle de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine, sorumluluklarını üstlenmeleri ve işgal altındaki Filistin topraklarında "yeni bir demografik veya coğrafi gerçeklik dayatmaya yönelik her türlü girişime kararlılıkla karşı çıkmaları ve uluslararası hukuk kurallarına uyulmasını sağlamaları" çağrısında bulundu.
Ayrıca bakanlar, Filistin halkının kendi topraklarında gösterdiği metanete verdikleri tam desteği ve Filistin davasını ortadan kaldırmayı veya Filistin halkının meşru haklarını zayıflatmayı amaçlayan tüm girişimleri reddettiklerini bir kez daha teyit etti.
Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dışişleri bakanları, Ben-Gvir ve Yisrael Katz'ın Filistinlilerin yerinden edilmesine yönelik açıklamalarına dair ortak açıklama yaptı.
Açıklamaya göre bakanlar, Filistinlileri zorla topraklarından çıkarmayı amaçlayan plan ve mekanizmalara yönelik öneriler dahil olmak üzere, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin yerinden edilmesine yönelik iki İsrailli yetkilinin yaptığı açıklamaları şiddetle kınadı.
Bakanlar, bu tür kışkırtıcı açıklamaların ve önerilerin, uluslararası insani hukuk da dahil olmak üzere uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal ettiğini ve Filistin halkının meşru ve devredilemez haklarına doğrudan tehdit oluşturduğunu vurguladı.
Bakanlar, herhangi bir bahane veya gerekçeyle işgal altındaki Filistin toprakları içinde veya dışında Filistin halkını yerinden etmeyi amaçlayan her türlü girişimi veya planı kesin bir dille reddettiklerini ve kınadıklarını teyit etti.
Zorla yerinden etme çağrılarının "Filistinlileri topraklarından söküp atmayı amaçlayan" resmi bir politikaya veya somut önlemlere dönüştürülmesinin yol açacağı ciddi sonuçlara karşı uyarıda bulunan bakanlar, bu tür eylemlerin, zorla yerinden edilmeyi kesin bir dille reddeden ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Planı dahil, barışın sağlanmasına yönelik uluslararası çabalara doğrudan bir zorluk oluşturduğunu ve bölgedeki istikrar umudunu ciddi şekilde tehlikeye attığını belirtti.
Bakanlar, Gazze Şeridi'nin işgal altındaki Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki Filistin topraklarının bütünlüğünün korunmasının zorunlu olduğunun altını çizdi.
Adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın tek yolunun iki devletli çözümün uygulanması olduğunu kaydeden bakanlar, uluslararası meşruiyetin ilgili kararlarına uygun olarak 4 Haziran 1967 sınırları çerçevesinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devletinin kurulmasını teyit etti.
Bakanlar, uluslararası topluma, özellikle de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine, sorumluluklarını üstlenmeleri ve işgal altındaki Filistin topraklarında "yeni bir demografik veya coğrafi gerçeklik dayatmaya yönelik her türlü girişime kararlılıkla karşı çıkmaları ve uluslararası hukuk kurallarına uyulmasını sağlamaları" çağrısında bulundu.
Ayrıca bakanlar, Filistin halkının kendi topraklarında gösterdiği metanete verdikleri tam desteği ve Filistin davasını ortadan kaldırmayı veya Filistin halkının meşru haklarını zayıflatmayı amaçlayan tüm girişimleri reddettiklerini bir kez daha teyit etti.
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapı...
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, ''Sermaye Piyasası Kurulu kararı uyarınca devreye alınan Volatilite Bazlı Tedbir Sistemi (VBTS) kapsamında PASEU.E, KRDMB.E ve ODINE.E payları 03.09.2026 tarihli işlemlerden (seans başından) 02.10.2026 tarihli işlemlere (seans sonuna) kadar açığa satışa ve kredili işlemlere konu edilemeyecektir.'' denildi
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, ''Sermaye Piyasası Kurulu kararı uyarınca devreye alınan Volatilite Bazlı Tedbir Sistemi (VBTS) kapsamında PASEU.E, KRDMB.E ve ODINE.E payları 03.09.2026 tarihli işlemlerden (seans başından) 02.10.2026 tarihli işlemlere (seans sonuna) kadar açığa satışa ve kredili işlemlere konu edilemeyecektir.'' denildi
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, “İlimiz Eryaman stadında oynanan Gençlerbirliği- Fenerbahçe Türkiye Süper Ligi müsabakasında küçük bir çocuğun üzerinden formasının çıkarttırılması şeklinde meydana gelen olayda; şüpheli hakkında 6222 sayılı kanun ve 5237 sayılı kanunun 109/3-f maddeleri uyarınca soruşturma başlatılmış ve gözaltı kararı verilmiştir. Kamuoyunun bilgisine sunulur” denildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, “İlimiz Eryaman stadında oynanan Gençlerbirliği- Fenerbahçe Türkiye Süper Ligi müsabakasında küçük bir çocuğun üzerinden formasının çıkarttırılması şeklinde meydana gelen olayda; şüpheli hakkında 6222 sayılı kanun ve 5237 sayılı kanunun 109/3-f maddeleri uyarınca soruşturma başlatılmış ve gözaltı kararı verilmiştir. Kamuoyunun bilgisine sunulur” denildi.
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapı...
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, 'Şirketimiz 14 Ağustos 2026 tarihinde Borsa İstanbul'dan 1.150.000 TL nominal değerli Akiş GYO hissesi satın almıştır. Şirketimizin 31 Temmuz 2026 tarihli geri alım programı kapsamında sahip olduğu Akiş GYO paylarının nominal değeri 4.656.569 TL'dir. (Şirket sermayesine oranı yüzde 0,1928)' bilgisi verildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, 'Şirketimiz 14 Ağustos 2026 tarihinde Borsa İstanbul'dan 1.150.000 TL nominal değerli Akiş GYO hissesi satın almıştır. Şirketimizin 31 Temmuz 2026 tarihli geri alım programı kapsamında sahip olduğu Akiş GYO paylarının nominal değeri 4.656.569 TL'dir. (Şirket sermayesine oranı yüzde 0,1928)' bilgisi verildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
İşveren, işçiye yanlışlıkla veya hatalı yaptığı fazla ödemeyi geri isteyebilecek.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hatalı ödemele...
İşveren, işçiye yanlışlıkla veya hatalı yaptığı fazla ödemeyi geri isteyebilecek.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hatalı ödemele...
İşveren, işçiye yanlışlıkla veya hatalı yaptığı fazla ödemeyi geri isteyebilecek.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hatalı ödemelerin Türk Borçlar Kanunu’ndaki sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında geri alınabileceğine hükmetti.
Karara konu olayda, Bursa'da 15 yıl önce işten ayrılan bir işçiye ücret ödemelerinde hata yapıldığı ve fazla ödeme yapıldığı belirlendi.
İşveren, fazla ödemenin iadesini talep etti ancak işçi ödeme yapmadı. Bunun üzerine işveren, fazla ödemenin tahsili için dava açtı.
İş Mahkemesi, işverenin fazla ödenen tutarı talep edemeyeceğine karar verdi. Kararın istinaf incelemesinde de işverenin ekonomik ve sosyal açıdan daha güçlü, işçinin ise zayıf konumda olduğu gerekçesiyle karar onandı.
Dosyanın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, mahkeme kararını bozdu. Daire, Türk Borçlar Kanunu gereğince borç olmadığı halde yapılan ödemenin, ödeme sırasında yanılgıya düşüldüğünün kanıtlanması halinde geri istenebileceğini belirtti.
Yargıtay, somut olayda işçiye yapılan fazla ödemenin bilirkişi raporuyla tespit edildiğine ve işçinin daha önce açtığı alacak davasının da kesinleşerek reddedildiğine dikkat çekti.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, fazla ödeme tutarının işçiden tahsil edilmesi gerektiğine hükmetti.
İşveren, işçiye yanlışlıkla veya hatalı yaptığı fazla ödemeyi geri isteyebilecek.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hatalı ödemelerin Türk Borçlar Kanunu’ndaki sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında geri alınabileceğine hükmetti.
Karara konu olayda, Bursa'da 15 yıl önce işten ayrılan bir işçiye ücret ödemelerinde hata yapıldığı ve fazla ödeme yapıldığı belirlendi.
İşveren, fazla ödemenin iadesini talep etti ancak işçi ödeme yapmadı. Bunun üzerine işveren, fazla ödemenin tahsili için dava açtı.
İş Mahkemesi, işverenin fazla ödenen tutarı talep edemeyeceğine karar verdi. Kararın istinaf incelemesinde de işverenin ekonomik ve sosyal açıdan daha güçlü, işçinin ise zayıf konumda olduğu gerekçesiyle karar onandı.
Dosyanın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, mahkeme kararını bozdu. Daire, Türk Borçlar Kanunu gereğince borç olmadığı halde yapılan ödemenin, ödeme sırasında yanılgıya düşüldüğünün kanıtlanması halinde geri istenebileceğini belirtti.
Yargıtay, somut olayda işçiye yapılan fazla ödemenin bilirkişi raporuyla tespit edildiğine ve işçinin daha önce açtığı alacak davasının da kesinleşerek reddedildiğine dikkat çekti.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, fazla ödeme tutarının işçiden tahsil edilmesi gerektiğine hükmetti.
Alnus Yatırım, küresel piyasalarda jeopolitik risklerin seyri ile başta ABD enflasyon verileri olmak üzere majör ekonomilerden gelen verilerin bu haftanın temel gündem maddeleri olduğunu bildirdi.
Alnus Yatırım'ın değerlendirmesine göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile görüşmeler yapıldığı ve yakın zamanda anlaşmaya varılabileceği yönündeki açıklamalarına karşın İranlı yetkililerin ABD ile herhangi bir görüşme gerçekleştirmediklerini belir...
Alnus Yatırım, küresel piyasalarda jeopolitik risklerin seyri ile başta ABD enflasyon verileri olmak üzere majör ekonomilerden gelen verilerin bu haftanın temel gündem maddeleri olduğunu bildirdi.
Alnus Yatırım'ın değerlendirmesine göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile görüşmeler yapıldığı ve yakın zamanda anlaşmaya varılabileceği yönündeki açıklamalarına karşın İranlı yetkililerin ABD ile herhangi bir görüşme gerçekleştirmediklerini belir...
Alnus Yatırım, küresel piyasalarda jeopolitik risklerin seyri ile başta ABD enflasyon verileri olmak üzere majör ekonomilerden gelen verilerin bu haftanın temel gündem maddeleri olduğunu bildirdi.
Alnus Yatırım'ın değerlendirmesine göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile görüşmeler yapıldığı ve yakın zamanda anlaşmaya varılabileceği yönündeki açıklamalarına karşın İranlı yetkililerin ABD ile herhangi bir görüşme gerçekleştirmediklerini belirtmesi, piyasalarda geçen hafta artan risk iştahının yerini tedirginliğe bırakmasına neden oldu.
Pakistan tarafından tarafların önümüzdeki hafta sona erecek 60 günlük ateşkesin uzatılması konusunda anlaştığı yönündeki açıklamanın ise piyasalardaki endişeleri kısmen hafiflettiğini aktaran Alnus Yatırım, ABD'de çarşamba ve perşembe günleri açıklanan TÜFE ve ÜFE verilerindeki yavaşlama işaretlerinin de küresel piyasaları desteklediğini belirtti.
İç piyasalarda ise makroekonomik veriler, şirket finansalları ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın üçüncü Enflasyon Raporu'nun öne çıktığını aktaran kurum, TCMB Başkanı Fatih Karahan'ın sunumuyla açıklanan raporda 2026 yıl sonu TÜFE tahmininin yüzde 26'dan yüzde 28'e yükseltildiğini kaydetti.
Alnus Yatırım, TCMB'nin para politikasının mevcut şartlarda sıkı olduğunu belirtmesi ve piyasa koşullarına bağlı olarak 1 hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanmasının gündemde olduğunu açıklamasının TL varlıklarda oynaklığa yol açtığını ifade etti.
Kurum, TCMB'nin açıkladığı haftalık verilere göre brüt rezervlerin 13,9 milyar dolar, yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatlarının ise 7,1 milyar dolar arttığını belirtti. Yurt dışı yerleşiklerin Devlet İç Borçlanma Senetleri'ndeki alım serisinin de dokuz haftaya yükseldiği aktarıldı.
Önümüzdeki haftanın küresel piyasalar açısından yoğun bir veri gündemine sahip olacağını belirten Alnus Yatırım, Orta Doğu eksenindeki jeopolitik risklerin izlenmeye devam edileceğini bildirdi. Kurum, başta ABD olmak üzere küresel ekonomilerden gelecek yoğun veri akışının ardından Fed, ECB, BoE ve BoJ'un para politikalarına ilişkin beklentilerde değişiklik yaşanabileceğini ve bunun piyasalarda oynaklığı artırabileceğini kaydetti.
Türkiye tarafında ise küresel gelişmelerin TL varlıkları üzerindeki etkilerinin yanı sıra açıklanacak makro ve mikro verilerin takip edileceğini belirten Alnus Yatırım, çarşamba akşamı sona erecek ikinci çeyrek ve altı aylık şirket finansallarının da fiyatlamalarda etkili olacağını ifade etti.
BIST 100 teknik görünümünde endeksin haftanın son işlem gününü 14.132 seviyesinde tamamladığını aktaran Alnus Yatırım, yukarı yönlü hareketlerin devam etmesi halinde 14.320-14.350 direnç bölgesinin kritik olduğunu belirtti. Bu bölgenin üzerinde kalıcılık sağlanması halinde 14.615 ve 14.875 seviyelerinin gündeme gelebileceği kaydedildi.
Olası geri çekilmelerde ise 13.915 seviyesinin önemli destek bölgesi olduğunu belirten kurum, bu seviyenin kırılması halinde 13.600 ve 13.450 desteklerinin izlenebileceğini aktardı.
VİOP BIST 30 yakın vadeli kontratının 16.191 seviyesinden kapandığını belirten Alnus Yatırım, yukarı yönlü hareketlerde 16.330, 16.565 ve 16.850 seviyelerinin direnç olarak takip edileceğini bildirdi. Satış ağırlıklı işlemlerde ise 15.960, 15.720, 15.615 ve 15.430 seviyelerinin destek olarak izleneceği ifade edildi.
S&P 500 endeksinin hafta içerisinde 7.816 ile tüm zamanların rekor seviyesini yenilediğini aktaran Alnus Yatırım, endeksin 7.816 üzerinde kalıcılık sağlayıp sağlayamayacağının kritik olduğunu belirtti. Rekor seviyenin aşılamaması veya üzerinde kalıcılık sağlanamaması halinde düzeltme hareketlerinin gündeme gelebileceği kaydedildi. Aşağı yönlü hareketlerde 7.615-7.570 ve 7.500-7.480 bölgelerinin destek olarak izleneceği aktarıldı.
Ons altında ise mart ayından gelen düşen trendin kırılması sonrasında önceki hafta başlayan yükselişin bu hafta 4.450 dolar civarına kadar sürdüğünü belirten Alnus Yatırım, daha önce kırılan eski yükselen trendin aşılamamasıyla geri çekilmelerin öne çıktığını ifade etti.
Alnus Yatırım, ons altında yukarı yönlü hareketlerde 4.480-4.540 dolar aralığındaki direnç bölgesinin takip edilmesi gerektiğini, 4.540 dolar üzerinde kalıcılık sağlanması halinde alıcılı hareketlerin ivme kazanabileceğini bildirdi. 4.480 dolar altında kalıcılık oluşması halinde ise geri çekilmelerin etkili olabileceği belirtildi. Aşağı yönlü hareketlerde 4.180, 4.150 ve 4.100 dolar seviyelerinin destek olarak izleneceği aktarıldı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Alnus Yatırım, küresel piyasalarda jeopolitik risklerin seyri ile başta ABD enflasyon verileri olmak üzere majör ekonomilerden gelen verilerin bu haftanın temel gündem maddeleri olduğunu bildirdi.
Alnus Yatırım'ın değerlendirmesine göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile görüşmeler yapıldığı ve yakın zamanda anlaşmaya varılabileceği yönündeki açıklamalarına karşın İranlı yetkililerin ABD ile herhangi bir görüşme gerçekleştirmediklerini belirtmesi, piyasalarda geçen hafta artan risk iştahının yerini tedirginliğe bırakmasına neden oldu.
Pakistan tarafından tarafların önümüzdeki hafta sona erecek 60 günlük ateşkesin uzatılması konusunda anlaştığı yönündeki açıklamanın ise piyasalardaki endişeleri kısmen hafiflettiğini aktaran Alnus Yatırım, ABD'de çarşamba ve perşembe günleri açıklanan TÜFE ve ÜFE verilerindeki yavaşlama işaretlerinin de küresel piyasaları desteklediğini belirtti.
İç piyasalarda ise makroekonomik veriler, şirket finansalları ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın üçüncü Enflasyon Raporu'nun öne çıktığını aktaran kurum, TCMB Başkanı Fatih Karahan'ın sunumuyla açıklanan raporda 2026 yıl sonu TÜFE tahmininin yüzde 26'dan yüzde 28'e yükseltildiğini kaydetti.
Alnus Yatırım, TCMB'nin para politikasının mevcut şartlarda sıkı olduğunu belirtmesi ve piyasa koşullarına bağlı olarak 1 hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanmasının gündemde olduğunu açıklamasının TL varlıklarda oynaklığa yol açtığını ifade etti.
Kurum, TCMB'nin açıkladığı haftalık verilere göre brüt rezervlerin 13,9 milyar dolar, yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatlarının ise 7,1 milyar dolar arttığını belirtti. Yurt dışı yerleşiklerin Devlet İç Borçlanma Senetleri'ndeki alım serisinin de dokuz haftaya yükseldiği aktarıldı.
Önümüzdeki haftanın küresel piyasalar açısından yoğun bir veri gündemine sahip olacağını belirten Alnus Yatırım, Orta Doğu eksenindeki jeopolitik risklerin izlenmeye devam edileceğini bildirdi. Kurum, başta ABD olmak üzere küresel ekonomilerden gelecek yoğun veri akışının ardından Fed, ECB, BoE ve BoJ'un para politikalarına ilişkin beklentilerde değişiklik yaşanabileceğini ve bunun piyasalarda oynaklığı artırabileceğini kaydetti.
Türkiye tarafında ise küresel gelişmelerin TL varlıkları üzerindeki etkilerinin yanı sıra açıklanacak makro ve mikro verilerin takip edileceğini belirten Alnus Yatırım, çarşamba akşamı sona erecek ikinci çeyrek ve altı aylık şirket finansallarının da fiyatlamalarda etkili olacağını ifade etti.
BIST 100 teknik görünümünde endeksin haftanın son işlem gününü 14.132 seviyesinde tamamladığını aktaran Alnus Yatırım, yukarı yönlü hareketlerin devam etmesi halinde 14.320-14.350 direnç bölgesinin kritik olduğunu belirtti. Bu bölgenin üzerinde kalıcılık sağlanması halinde 14.615 ve 14.875 seviyelerinin gündeme gelebileceği kaydedildi.
Olası geri çekilmelerde ise 13.915 seviyesinin önemli destek bölgesi olduğunu belirten kurum, bu seviyenin kırılması halinde 13.600 ve 13.450 desteklerinin izlenebileceğini aktardı.
VİOP BIST 30 yakın vadeli kontratının 16.191 seviyesinden kapandığını belirten Alnus Yatırım, yukarı yönlü hareketlerde 16.330, 16.565 ve 16.850 seviyelerinin direnç olarak takip edileceğini bildirdi. Satış ağırlıklı işlemlerde ise 15.960, 15.720, 15.615 ve 15.430 seviyelerinin destek olarak izleneceği ifade edildi.
S&P 500 endeksinin hafta içerisinde 7.816 ile tüm zamanların rekor seviyesini yenilediğini aktaran Alnus Yatırım, endeksin 7.816 üzerinde kalıcılık sağlayıp sağlayamayacağının kritik olduğunu belirtti. Rekor seviyenin aşılamaması veya üzerinde kalıcılık sağlanamaması halinde düzeltme hareketlerinin gündeme gelebileceği kaydedildi. Aşağı yönlü hareketlerde 7.615-7.570 ve 7.500-7.480 bölgelerinin destek olarak izleneceği aktarıldı.
Ons altında ise mart ayından gelen düşen trendin kırılması sonrasında önceki hafta başlayan yükselişin bu hafta 4.450 dolar civarına kadar sürdüğünü belirten Alnus Yatırım, daha önce kırılan eski yükselen trendin aşılamamasıyla geri çekilmelerin öne çıktığını ifade etti.
Alnus Yatırım, ons altında yukarı yönlü hareketlerde 4.480-4.540 dolar aralığındaki direnç bölgesinin takip edilmesi gerektiğini, 4.540 dolar üzerinde kalıcılık sağlanması halinde alıcılı hareketlerin ivme kazanabileceğini bildirdi. 4.480 dolar altında kalıcılık oluşması halinde ise geri çekilmelerin etkili olabileceği belirtildi. Aşağı yönlü hareketlerde 4.180, 4.150 ve 4.100 dolar seviyelerinin destek olarak izleneceği aktarıldı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Kamuyu Aydınlatma Platformuna...
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, ''13.08.2026 tarihinde 17,25 TL fiyattan 150.000 adet pay geri alınmış ve şirketimizin sahip olduğu GLYHO payları 35.520.641 adede ulaşmıştır. (Şirket sermayesine oranı yüzde 1,8216)'' ifadesine yer verildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, ''13.08.2026 tarihinde 17,25 TL fiyattan 150.000 adet pay geri alınmış ve şirketimizin sahip olduğu GLYHO payları 35.520.641 adede ulaşmıştır. (Şirket sermayesine oranı yüzde 1,8216)'' ifadesine yer verildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin havacılık alanında son 24 yılda önemli bir büyüme kaydettiğini belirterek, havalimanlarının yıllık yolcu kapasitesinin 55 milyondan 397,4 milyonun üzerine çıkarıldığını söyledi. Uraloğlu, bu kapasitenin...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin havacılık alanında son 24 yılda önemli bir büyüme kaydettiğini belirterek, havalimanlarının yıllık yolcu kapasitesinin 55 milyondan 397,4 milyonun üzerine çıkarıldığını söyledi. Uraloğlu, bu kapasitenin...
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin havacılık alanında son 24 yılda önemli bir büyüme kaydettiğini belirterek, havalimanlarının yıllık yolcu kapasitesinin 55 milyondan 397,4 milyonun üzerine çıkarıldığını söyledi. Uraloğlu, bu kapasitenin 26 Avrupa Birliği ülkesinin toplam nüfusundan daha fazla yolcuya hizmet verebilecek düzeye ulaştığını ifade etti.
Bakan Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada Türkiye’nin sivil havacılık alanındaki gelişimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Son 24 yılda havalimanı sayısının 26’dan 58’e, terminal alanlarının ise 541 bin metrekareden 4,1 milyon metrekareye yükseldiğini belirten Uraloğlu, yıllık yolcu kapasitesindeki artışa dikkat çekti.
Günlük uçuş sayısı 6 bin 800’ü aştı
Uraloğlu, 2002’de yaklaşık 34 milyon olan yıllık yolcu sayısının 2025 sonunda 247,1 milyona ulaştığını, günlük yolcu trafiğinin ise 92 binden 677 bine yükseldiğini belirtti. Toplam uçuş sayısının 532 binden 2,5 milyonun üzerine çıktığını kaydeden Uraloğlu, günlük uçuş sayısının da 6 bin 800’ü aştığını söyledi.
Türkiye’nin küresel sıralamalarda da yükseldiğini aktaran Uraloğlu, dünya yolcu trafiğinde 18’inci sıradan 7’nci sıraya, Avrupa’da ise 7’nci sıradan 3’üncü sıraya çıkıldığını ifade etti.
Hava aracı sayısı 2 bin 218’e çıktı
Toplam hava aracı sayısının 626’dan 2 bin 218’e yükseldiğini belirten Uraloğlu, büyük gövdeli uçak sayısının 150’den 800’e ulaştığını söyledi. Havayolu koltuk kapasitesinin 25 binden 157 binin üzerine çıktığını aktaran Uraloğlu, kargo kapasitesinin de 303 bin tondan 2 bin 903 tona yükseldiğini kaydetti.
Uçuş yolları 80 bin kilometreye yükseldi
Yurt dışı uçuş noktası sayısının 60’tan 356’ya, Türkiye’nin hava ulaştırma anlaşması bulunan ülke sayısının ise 81’den 175’e yükseldiğini belirten Uraloğlu, hava sahasındaki tanımlı uçuş yollarının da yüzde 91 artarak 41 bin 901 kilometreden 80 bin kilometreye ulaştığını söyledi.
Uraloğlu, “Bugün uçaklarımız, dünya üzerinde 80 bin kilometreyi bulan dev bir hava koridoru üzerinden uçuş gerçekleştiriyor” dedi.
Pist uzunluğu Ankara-Çorum mesafesine ulaştı
Uçak park pozisyonlarının 332’den 1739’a, seyrüsefer yardımcı cihazlarının ise 215’ten 589’a çıktığını belirten Uraloğlu, sivil havacılığa hizmet veren pist uzunluğunun 2002’den bu yana 149 kilometreden 241,4 kilometreye ulaştığını ifade etti.
Bu uzunluğun Ankara-Çorum arasındaki mesafeye denk geldiğini belirten Uraloğlu, Türkiye’nin havacılıkta ulaştığı kapasitenin geleceğin altyapısını da oluşturduğunu söyledi. Uraloğlu, “Bu büyüme ile ülkemizi küresel hava ulaşım ağının merkezlerinden biri haline getirdik” açıklamasında bulundu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin havacılık alanında son 24 yılda önemli bir büyüme kaydettiğini belirterek, havalimanlarının yıllık yolcu kapasitesinin 55 milyondan 397,4 milyonun üzerine çıkarıldığını söyledi. Uraloğlu, bu kapasitenin 26 Avrupa Birliği ülkesinin toplam nüfusundan daha fazla yolcuya hizmet verebilecek düzeye ulaştığını ifade etti.
Bakan Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada Türkiye’nin sivil havacılık alanındaki gelişimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Son 24 yılda havalimanı sayısının 26’dan 58’e, terminal alanlarının ise 541 bin metrekareden 4,1 milyon metrekareye yükseldiğini belirten Uraloğlu, yıllık yolcu kapasitesindeki artışa dikkat çekti.
Günlük uçuş sayısı 6 bin 800’ü aştı
Uraloğlu, 2002’de yaklaşık 34 milyon olan yıllık yolcu sayısının 2025 sonunda 247,1 milyona ulaştığını, günlük yolcu trafiğinin ise 92 binden 677 bine yükseldiğini belirtti. Toplam uçuş sayısının 532 binden 2,5 milyonun üzerine çıktığını kaydeden Uraloğlu, günlük uçuş sayısının da 6 bin 800’ü aştığını söyledi.
Türkiye’nin küresel sıralamalarda da yükseldiğini aktaran Uraloğlu, dünya yolcu trafiğinde 18’inci sıradan 7’nci sıraya, Avrupa’da ise 7’nci sıradan 3’üncü sıraya çıkıldığını ifade etti.
Hava aracı sayısı 2 bin 218’e çıktı
Toplam hava aracı sayısının 626’dan 2 bin 218’e yükseldiğini belirten Uraloğlu, büyük gövdeli uçak sayısının 150’den 800’e ulaştığını söyledi. Havayolu koltuk kapasitesinin 25 binden 157 binin üzerine çıktığını aktaran Uraloğlu, kargo kapasitesinin de 303 bin tondan 2 bin 903 tona yükseldiğini kaydetti.
Uçuş yolları 80 bin kilometreye yükseldi
Yurt dışı uçuş noktası sayısının 60’tan 356’ya, Türkiye’nin hava ulaştırma anlaşması bulunan ülke sayısının ise 81’den 175’e yükseldiğini belirten Uraloğlu, hava sahasındaki tanımlı uçuş yollarının da yüzde 91 artarak 41 bin 901 kilometreden 80 bin kilometreye ulaştığını söyledi.
Uraloğlu, “Bugün uçaklarımız, dünya üzerinde 80 bin kilometreyi bulan dev bir hava koridoru üzerinden uçuş gerçekleştiriyor” dedi.
Pist uzunluğu Ankara-Çorum mesafesine ulaştı
Uçak park pozisyonlarının 332’den 1739’a, seyrüsefer yardımcı cihazlarının ise 215’ten 589’a çıktığını belirten Uraloğlu, sivil havacılığa hizmet veren pist uzunluğunun 2002’den bu yana 149 kilometreden 241,4 kilometreye ulaştığını ifade etti.
Bu uzunluğun Ankara-Çorum arasındaki mesafeye denk geldiğini belirten Uraloğlu, Türkiye’nin havacılıkta ulaştığı kapasitenin geleceğin altyapısını da oluşturduğunu söyledi. Uraloğlu, “Bu büyüme ile ülkemizi küresel hava ulaşım ağının merkezlerinden biri haline getirdik” açıklamasında bulundu.
Sinan Genim
Binlerce yıllık İstanbul’un gözden kaçan hafıza mekânlarından biri olan Abide-i Hürriyet, yalnızca bir anıt değil; İkinci Meşrutiyet’in, İttihat ve Terakki’nin ve modern Türkiye’nin kuruluş sürecine tanıklık eden en önemli hafıza mekânlarından biridir.
İlk millî anıt
İkinci Meşrutiyet’in bu anıtı, İstanbul’da yapılan ilk millî anıt olma özelliğine sahiptir. 23 Temmuz 1908 tarihinde ilan edilen İkinci Meşrutiyet’in ardından şehirdeki karmaşa bir süre daha devam eder. Rûmî takvime göre 31 Mart 1325 (13 Nisan 1909) tarihinde meydana gelen ve tarihimizde “31 Mart Vakası” olarak anılan bir ayaklanma vuku bulur. Bu ayaklanmayı bastırmak için müdahale eden subay ve askerlerden bazıları şehit olur. Şehitlerin hatırasını yaşatmak amacıyla İttihat ve Terakki Fırkası’nın ileri gelenleri ta...
Sinan Genim
Binlerce yıllık İstanbul’un gözden kaçan hafıza mekânlarından biri olan Abide-i Hürriyet, yalnızca bir anıt değil; İkinci Meşrutiyet’in, İttihat ve Terakki’nin ve modern Türkiye’nin kuruluş sürecine tanıklık eden en önemli hafıza mekânlarından biridir.
İlk millî anıt
İkinci Meşrutiyet’in bu anıtı, İstanbul’da yapılan ilk millî anıt olma özelliğine sahiptir. 23 Temmuz 1908 tarihinde ilan edilen İkinci Meşrutiyet’in ardından şehirdeki karmaşa bir süre daha devam eder. Rûmî takvime göre 31 Mart 1325 (13 Nisan 1909) tarihinde meydana gelen ve tarihimizde “31 Mart Vakası” olarak anılan bir ayaklanma vuku bulur. Bu ayaklanmayı bastırmak için müdahale eden subay ve askerlerden bazıları şehit olur. Şehitlerin hatırasını yaşatmak amacıyla İttihat ve Terakki Fırkası’nın ileri gelenleri ta...
Sinan Genim
Binlerce yıllık İstanbul’un gözden kaçan hafıza mekânlarından biri olan Abide-i Hürriyet, yalnızca bir anıt değil; İkinci Meşrutiyet’in, İttihat ve Terakki’nin ve modern Türkiye’nin kuruluş sürecine tanıklık eden en önemli hafıza mekânlarından biridir.
İlk millî anıt
İkinci Meşrutiyet’in bu anıtı, İstanbul’da yapılan ilk millî anıt olma özelliğine sahiptir. 23 Temmuz 1908 tarihinde ilan edilen İkinci Meşrutiyet’in ardından şehirdeki karmaşa bir süre daha devam eder. Rûmî takvime göre 31 Mart 1325 (13 Nisan 1909) tarihinde meydana gelen ve tarihimizde “31 Mart Vakası” olarak anılan bir ayaklanma vuku bulur. Bu ayaklanmayı bastırmak için müdahale eden subay ve askerlerden bazıları şehit olur. Şehitlerin hatırasını yaşatmak amacıyla İttihat ve Terakki Fırkası’nın ileri gelenleri tarafından bir anıt ve mezarlık sofası yapılmasına karar verilir.
Bunun üzerine “Abide-i Hürriyet” adı verilen bu anıt ve mezarlık sofası için 1909 yılı Nisan ayında bir mimari yarışma açılır. Mimar Kemaleddin Bey, Mimar Vedat Bey, Mimar Muzaffer Bey, Mimar Konstantin Kiryaki ve Mimar Alexandre Vallaury’nin katıldığı bu yarışma sonucunda, Mimar Muzaffer Bey’in projesi birinci seçilir ve kısa süre sonra uygulamaya başlanır.
Günümüzde Birinci Çevre Yolu’nun inşası sırasında oluşturulan viyadük, yapıldığı dönemde bir tepe olan arsanın topoğrafik özelliklerini büyük ölçüde değiştirmiştir. Tepenin üst bölümünde yer alan, üçgen biçimli ve bölgenin doğal oluşumuna uygun yapı adasının, bir dönem düzenlenmesi planlanan Osmanlı Tarım ve Sanayi Ürünleri Sergisi’nin kurulacağı yer olarak düşünüldüğü de bilinmektedir.
Mimarisi
Abide-i Hürriyet Anıtı’nın tasarımı üçgen geometri üzerine kurulmuştur. Köşeleri pahlanmış eşkenar üçgen bir plato üzerinde yükselen anıtın üç köşesinden farklı yönlere doğru genişleyerek inen merdivenler, zemine ulaşmaktadır. Zeminin giriş yönündeki kenarının aksında küçük bir taç kapı bulunmaktadır. Taç kapının üzerinde “Makber-i Şühedâ-yı Hürriyet” yazılı bir kitabe yer almaktadır.
Anıtın yukarı doğru daralan altıgen gövdesinin üç cephesine, birer pano hâlinde, R. 31 Mart 1325 / 13 Nisan 1909 tarihinde meydana gelen ayaklanma sırasında şehit olan subay ve askerlerin isimleri işlenmiştir. Gövdenin ön cephesinde Sultan V. Mehmed Reşad’ın tuğrası, diğer cephelerde ise “Tarih-i İstirdâd-ı Hürriyet” (R. 10 Temmuz 1324 / 23 Temmuz 1908) ve “Timsâl-i Meşrutiyet” (R. 12 Temmuz 1325 / 24 Temmuz 1909) kitabeleri bulunmaktadır.
Altıgen formundaki gövdeden mukarnaslarla geçilen, top namlusu biçimindeki üst bölümün üzerine süngülü tüfekler, kılıçlar, cankurtaran simidi ve benzeri askerî malzemeyle birlikte dalgalanan bir bayrağı tasvir eden bronz döküm figürler yerleştirilmiştir. Anıtın zemin platformunun köşelerine yerleştirilen metal döküm aydınlatma elemanları anıtın çevresini zenginleştirmektedir.
Anıtın altında, geçmişin kümbetlerinden esinlenen ve on sekiz basamakla inilen üçgen planlı, kripta benzeri bir mahzen bulunmaktadır. Üç büyük taşıyıcı ayağın bulunduğu bu hacmin güneydoğu köşesinde bir mihrap da yer almaktadır.
Anıtın üzerinde ismi bulunanlar
Anıtın üzerinde isimleri bulunanlar, Erkân-ı Harp Binbaşı Ahmed Muhtar Bey, Bahriye Binbaşısı Ali Kabulî bin Salih Bey, Mülâzım-ı Sânî Mehmed bin Bekir Efendi ile bazı askerlerdir. Hürriyet şehitleri, 14 Nisan 1909 tarihinde düzenlenen büyük bir cenaze töreninin ardından buraya defnedilirler. Kırmızı ve yeşil bayraklara sarılmış tabutları, Hareket Ordusu’ndaki silah arkadaşları tarafından taşınmıştır. Bu tören sırasında Enver Bey’in bir nutuk söylediği de anlatılır.
Mahmud Şevket Paşa
1856 yılında Bağdat’ta doğan Çerkes asıllı Mahmud Şevket Paşa, 1882 yılında kurmay yüzbaşı olarak Harbiye’den mezun olur. 1899 yılında mirliva rütbesine terfi eder. İkinci Meşrutiyet’in ilanını müteakip Selanik’te bulunan Üçüncü Ordu Komutanlığı’na atanır. 31 Mart Ayaklanması üzerine Selanik’te oluşturduğu Hareket Ordusu ile İstanbul’a hareket eder ve idareyi ele alır. Bu olayın ardından kurulan ilk kabinede Harbiye Nazırlığı’na getirilir; kısa süre sonra da sadrazam olur.
11 Haziran 1913 tarihinde Mahmud Şevket Paşa ile iki yaveri bir suikast sonucu öldürülür. Paşa, anıtın biraz gerisine inşa edilen üstü açık türbeye, bu olay sırasında şehit olan iki yaveriyle birlikte defnedilir.
Ahmed Muhtar Bey ile Ali Kabulî Bey
Abide-i Hürriyet Anıtı’nın yapımına neden olan şehitlerden Erkân-ı Harp Binbaşı Ahmed Muhtar bin Emin Bey, 31 Mart Vakası üzerine Selanik’ten İstanbul’a doğru yola çıkan Hareket Ordusu’nun öncü birliklerine komuta etmektedir. Ahmed Muhtar Bey, 22-23 Nisan 1909 gecesi meydana gelen çatışmalarda şehit olur.Bahriye Binbaşısı Ali Kabulî bin Salih Bey, Asâr-ı Tevfik Zırhlısı’nın komutanıdır. Yıldız Sarayı’nın topa tutulmasına ilişkin toplantılara katılan Kabulî Bey, daha sonra isyancı askerler tarafından derdest edilerek saraya götürülür. Sultan II. Abdülhamid’in, “Komutanı bana teslim edin” demesine rağmen, burada şehit edilmiştir.
Mülâzım-ı Sânî Mehmed bin Bekir Efendi hakkında herhangi bir bilgiye ulaşmak mümkün olmamıştır.
Talat Paşa, Mithat Paşa, Enver Paşa
Daha sonraki tarihlerde Abide-i Hürriyet Tepesi’ne, tarihimizde önemli roller üstlenmiş bazı devlet adamları da defnedilir. Bunların ilki, 15 Mart 1921 tarihinde Berlin’de şehit edilen Talat Paşa’dır. Talat Paşa’nın naaşı, 1943 yılında Berlin’deki kabrinden alınarak burada yapılan açık türbeye defnedilir.
1951 yılında ise, Mayıs 1884 tarihinde sürgünde bulunduğu Taif’te öldürülen Mithat Paşa’nın naaşı buraya getirilir. Son olarak, 4 Ağustos 1922 tarihinde Türkistan’da meydana gelen bir çatışmada şehit olan Enver Paşa’nın naaşı da 1996 yılında buraya defnedilir.
Atıf Kamçıl, Mithat Şükrü BledaAbide-i Hürriyet Tepesi, bir anlamda İttihat ve Terakki’nin mezarlığı karakterini taşır. Burada kabri bulunan iki isim, 1947 yılında defnedilen Atıf Kamçıl ile 1951 yılında defnedilen Mithat Şükrü Bleda’dır.
Atıf Kamçıl, 1880 yılında Çanakkale’de dünyaya gelir. 1904 yılında Harbiye’den mezun olarak Manastır’daki Üçüncü Ordu’ya atanır. İkinci Meşrutiyet’in ilanında önemli rol oynayan Atıf Bey, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Merkez-i Umûmîsi’nde ve Teşkilât-ı Mahsûsa’da görev yapar. İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimlerinden biri olan Atıf Kamçıl, Millî Mücadele sonrasında da siyasî faaliyetlerini sürdürür. 1939-1946 yılları arasında TBMM’de Çanakkale milletvekili olarak bulunur.
1884 yılında Selanik’te dünyaya gelen Mithat Şükrü Bleda, Mülkiye Mektebi’ni bitirdikten sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kuruluşunda etkin görevler üstlenir. Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda üç dönem boyunca sırasıyla Drama, Serez ve Selanik milletvekilliği yapar. Daha sonra TBMM’de 1935-1950 yılları arasında Sivas milletvekili olarak görev yapar.
Binlerce yılın soyut ve somut birikimini taşıyan İstanbul’un hikâyeleri hiç bitmez. Abide-i Hürriyet de bu hikâyelerin en önemli duraklarından biridir. Hemen herkes adını duymuş olmasına karşın İttihat ve Terakki hakkında yeterli bilgi sahibi değildir. Daha da önemlisi, bu şehirde yaşayanların çok daha azı “Abide-i Hürriyet Tepesi”ni, üzerinde yükselen anıtı ve bu anıtla gelecek kuşaklara verilmek istenen mesajın farkındadır.
İttihat ve Terakki Cemiyeti
R. 21 Mayıs 1305 / 2 Haziran 1889 tarihinde İstanbul’da dört Askerî Tıbbiye öğrencisi (İbrahim Temo, İshak Sükûtî, Abdullah Cevdet ve Mehmet Reşit) tarafından kurulan İttihat ve Terakki Cemiyeti, zaman içinde güçlenerek İkinci Meşrutiyet’in ilanında (23 Temmuz 1908) belirleyici rol oynar. Meşrutiyet’in ardından giderek siyasî bir parti kimliği kazanan cemiyet, daha sonra İttihat ve Terakki Fırkası adıyla faaliyet göstermeye başlar. Fırka, 5 Kasım 1918 tarihinde kendini fesheder.
Yapıldığı dönemde Şişli’nin sonlarına doğru, Kâğıthane Vadisi’ne hâkim bir tepede inşa edilen anıt ve mezarlık sofasının bulunduğu yükselti, daha sonra “Hürriyet-i Ebediye Tepesi” olarak anılmaya başlanmıştır. Bugün söz konusu alanın etrafı yoğun iskânla çevrili olup, arka fonunda İstanbul Adalet Sarayı’nın heybetli kütlesi yükselmektedir.
Kaynak:
Sinan Genim
Binlerce yıllık İstanbul’un gözden kaçan hafıza mekânlarından biri olan Abide-i Hürriyet, yalnızca bir anıt değil; İkinci Meşrutiyet’in, İttihat ve Terakki’nin ve modern Türkiye’nin kuruluş sürecine tanıklık eden en önemli hafıza mekânlarından biridir.
İlk millî anıt
İkinci Meşrutiyet’in bu anıtı, İstanbul’da yapılan ilk millî anıt olma özelliğine sahiptir. 23 Temmuz 1908 tarihinde ilan edilen İkinci Meşrutiyet’in ardından şehirdeki karmaşa bir süre daha devam eder. Rûmî takvime göre 31 Mart 1325 (13 Nisan 1909) tarihinde meydana gelen ve tarihimizde “31 Mart Vakası” olarak anılan bir ayaklanma vuku bulur. Bu ayaklanmayı bastırmak için müdahale eden subay ve askerlerden bazıları şehit olur. Şehitlerin hatırasını yaşatmak amacıyla İttihat ve Terakki Fırkası’nın ileri gelenleri tarafından bir anıt ve mezarlık sofası yapılmasına karar verilir.
Bunun üzerine “Abide-i Hürriyet” adı verilen bu anıt ve mezarlık sofası için 1909 yılı Nisan ayında bir mimari yarışma açılır. Mimar Kemaleddin Bey, Mimar Vedat Bey, Mimar Muzaffer Bey, Mimar Konstantin Kiryaki ve Mimar Alexandre Vallaury’nin katıldığı bu yarışma sonucunda, Mimar Muzaffer Bey’in projesi birinci seçilir ve kısa süre sonra uygulamaya başlanır.
Günümüzde Birinci Çevre Yolu’nun inşası sırasında oluşturulan viyadük, yapıldığı dönemde bir tepe olan arsanın topoğrafik özelliklerini büyük ölçüde değiştirmiştir. Tepenin üst bölümünde yer alan, üçgen biçimli ve bölgenin doğal oluşumuna uygun yapı adasının, bir dönem düzenlenmesi planlanan Osmanlı Tarım ve Sanayi Ürünleri Sergisi’nin kurulacağı yer olarak düşünüldüğü de bilinmektedir.
Mimarisi
Abide-i Hürriyet Anıtı’nın tasarımı üçgen geometri üzerine kurulmuştur. Köşeleri pahlanmış eşkenar üçgen bir plato üzerinde yükselen anıtın üç köşesinden farklı yönlere doğru genişleyerek inen merdivenler, zemine ulaşmaktadır. Zeminin giriş yönündeki kenarının aksında küçük bir taç kapı bulunmaktadır. Taç kapının üzerinde “Makber-i Şühedâ-yı Hürriyet” yazılı bir kitabe yer almaktadır.
Anıtın yukarı doğru daralan altıgen gövdesinin üç cephesine, birer pano hâlinde, R. 31 Mart 1325 / 13 Nisan 1909 tarihinde meydana gelen ayaklanma sırasında şehit olan subay ve askerlerin isimleri işlenmiştir. Gövdenin ön cephesinde Sultan V. Mehmed Reşad’ın tuğrası, diğer cephelerde ise “Tarih-i İstirdâd-ı Hürriyet” (R. 10 Temmuz 1324 / 23 Temmuz 1908) ve “Timsâl-i Meşrutiyet” (R. 12 Temmuz 1325 / 24 Temmuz 1909) kitabeleri bulunmaktadır.
Altıgen formundaki gövdeden mukarnaslarla geçilen, top namlusu biçimindeki üst bölümün üzerine süngülü tüfekler, kılıçlar, cankurtaran simidi ve benzeri askerî malzemeyle birlikte dalgalanan bir bayrağı tasvir eden bronz döküm figürler yerleştirilmiştir. Anıtın zemin platformunun köşelerine yerleştirilen metal döküm aydınlatma elemanları anıtın çevresini zenginleştirmektedir.
Anıtın altında, geçmişin kümbetlerinden esinlenen ve on sekiz basamakla inilen üçgen planlı, kripta benzeri bir mahzen bulunmaktadır. Üç büyük taşıyıcı ayağın bulunduğu bu hacmin güneydoğu köşesinde bir mihrap da yer almaktadır.
Anıtın üzerinde ismi bulunanlar
Anıtın üzerinde isimleri bulunanlar, Erkân-ı Harp Binbaşı Ahmed Muhtar Bey, Bahriye Binbaşısı Ali Kabulî bin Salih Bey, Mülâzım-ı Sânî Mehmed bin Bekir Efendi ile bazı askerlerdir. Hürriyet şehitleri, 14 Nisan 1909 tarihinde düzenlenen büyük bir cenaze töreninin ardından buraya defnedilirler. Kırmızı ve yeşil bayraklara sarılmış tabutları, Hareket Ordusu’ndaki silah arkadaşları tarafından taşınmıştır. Bu tören sırasında Enver Bey’in bir nutuk söylediği de anlatılır.
Mahmud Şevket Paşa
1856 yılında Bağdat’ta doğan Çerkes asıllı Mahmud Şevket Paşa, 1882 yılında kurmay yüzbaşı olarak Harbiye’den mezun olur. 1899 yılında mirliva rütbesine terfi eder. İkinci Meşrutiyet’in ilanını müteakip Selanik’te bulunan Üçüncü Ordu Komutanlığı’na atanır. 31 Mart Ayaklanması üzerine Selanik’te oluşturduğu Hareket Ordusu ile İstanbul’a hareket eder ve idareyi ele alır. Bu olayın ardından kurulan ilk kabinede Harbiye Nazırlığı’na getirilir; kısa süre sonra da sadrazam olur.
11 Haziran 1913 tarihinde Mahmud Şevket Paşa ile iki yaveri bir suikast sonucu öldürülür. Paşa, anıtın biraz gerisine inşa edilen üstü açık türbeye, bu olay sırasında şehit olan iki yaveriyle birlikte defnedilir.
Ahmed Muhtar Bey ile Ali Kabulî Bey
Abide-i Hürriyet Anıtı’nın yapımına neden olan şehitlerden Erkân-ı Harp Binbaşı Ahmed Muhtar bin Emin Bey, 31 Mart Vakası üzerine Selanik’ten İstanbul’a doğru yola çıkan Hareket Ordusu’nun öncü birliklerine komuta etmektedir. Ahmed Muhtar Bey, 22-23 Nisan 1909 gecesi meydana gelen çatışmalarda şehit olur.Bahriye Binbaşısı Ali Kabulî bin Salih Bey, Asâr-ı Tevfik Zırhlısı’nın komutanıdır. Yıldız Sarayı’nın topa tutulmasına ilişkin toplantılara katılan Kabulî Bey, daha sonra isyancı askerler tarafından derdest edilerek saraya götürülür. Sultan II. Abdülhamid’in, “Komutanı bana teslim edin” demesine rağmen, burada şehit edilmiştir.
Mülâzım-ı Sânî Mehmed bin Bekir Efendi hakkında herhangi bir bilgiye ulaşmak mümkün olmamıştır.
Talat Paşa, Mithat Paşa, Enver Paşa
Daha sonraki tarihlerde Abide-i Hürriyet Tepesi’ne, tarihimizde önemli roller üstlenmiş bazı devlet adamları da defnedilir. Bunların ilki, 15 Mart 1921 tarihinde Berlin’de şehit edilen Talat Paşa’dır. Talat Paşa’nın naaşı, 1943 yılında Berlin’deki kabrinden alınarak burada yapılan açık türbeye defnedilir.
1951 yılında ise, Mayıs 1884 tarihinde sürgünde bulunduğu Taif’te öldürülen Mithat Paşa’nın naaşı buraya getirilir. Son olarak, 4 Ağustos 1922 tarihinde Türkistan’da meydana gelen bir çatışmada şehit olan Enver Paşa’nın naaşı da 1996 yılında buraya defnedilir.
Atıf Kamçıl, Mithat Şükrü BledaAbide-i Hürriyet Tepesi, bir anlamda İttihat ve Terakki’nin mezarlığı karakterini taşır. Burada kabri bulunan iki isim, 1947 yılında defnedilen Atıf Kamçıl ile 1951 yılında defnedilen Mithat Şükrü Bleda’dır.
Atıf Kamçıl, 1880 yılında Çanakkale’de dünyaya gelir. 1904 yılında Harbiye’den mezun olarak Manastır’daki Üçüncü Ordu’ya atanır. İkinci Meşrutiyet’in ilanında önemli rol oynayan Atıf Bey, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Merkez-i Umûmîsi’nde ve Teşkilât-ı Mahsûsa’da görev yapar. İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimlerinden biri olan Atıf Kamçıl, Millî Mücadele sonrasında da siyasî faaliyetlerini sürdürür. 1939-1946 yılları arasında TBMM’de Çanakkale milletvekili olarak bulunur.
1884 yılında Selanik’te dünyaya gelen Mithat Şükrü Bleda, Mülkiye Mektebi’ni bitirdikten sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kuruluşunda etkin görevler üstlenir. Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda üç dönem boyunca sırasıyla Drama, Serez ve Selanik milletvekilliği yapar. Daha sonra TBMM’de 1935-1950 yılları arasında Sivas milletvekili olarak görev yapar.
Binlerce yılın soyut ve somut birikimini taşıyan İstanbul’un hikâyeleri hiç bitmez. Abide-i Hürriyet de bu hikâyelerin en önemli duraklarından biridir. Hemen herkes adını duymuş olmasına karşın İttihat ve Terakki hakkında yeterli bilgi sahibi değildir. Daha da önemlisi, bu şehirde yaşayanların çok daha azı “Abide-i Hürriyet Tepesi”ni, üzerinde yükselen anıtı ve bu anıtla gelecek kuşaklara verilmek istenen mesajın farkındadır.
İttihat ve Terakki Cemiyeti
R. 21 Mayıs 1305 / 2 Haziran 1889 tarihinde İstanbul’da dört Askerî Tıbbiye öğrencisi (İbrahim Temo, İshak Sükûtî, Abdullah Cevdet ve Mehmet Reşit) tarafından kurulan İttihat ve Terakki Cemiyeti, zaman içinde güçlenerek İkinci Meşrutiyet’in ilanında (23 Temmuz 1908) belirleyici rol oynar. Meşrutiyet’in ardından giderek siyasî bir parti kimliği kazanan cemiyet, daha sonra İttihat ve Terakki Fırkası adıyla faaliyet göstermeye başlar. Fırka, 5 Kasım 1918 tarihinde kendini fesheder.
Yapıldığı dönemde Şişli’nin sonlarına doğru, Kâğıthane Vadisi’ne hâkim bir tepede inşa edilen anıt ve mezarlık sofasının bulunduğu yükselti, daha sonra “Hürriyet-i Ebediye Tepesi” olarak anılmaya başlanmıştır. Bugün söz konusu alanın etrafı yoğun iskânla çevrili olup, arka fonunda İstanbul Adalet Sarayı’nın heybetli kütlesi yükselmektedir.
Kaynak:
Marmara Denizi'nde son yıllarda halk arasında pusula adı verilen kahverengi denizanası ile ay denizanası olarak adlandırılan beyaz denizanası popülasyonu artıyor.
Tekirdağ, İstanbul, Çanakkale ve Balıkesir sahillerinde daha fazla görülen denizanaları, bazı yerlerde kıyıları mesken tutarak tatilc...
Marmara Denizi'nde son yıllarda halk arasında pusula adı verilen kahverengi denizanası ile ay denizanası olarak adlandırılan beyaz denizanası popülasyonu artıyor.
Tekirdağ, İstanbul, Çanakkale ve Balıkesir sahillerinde daha fazla görülen denizanaları, bazı yerlerde kıyıları mesken tutarak tatilc...
Marmara Denizi'nde son yıllarda halk arasında pusula adı verilen kahverengi denizanası ile ay denizanası olarak adlandırılan beyaz denizanası popülasyonu artıyor.
Tekirdağ, İstanbul, Çanakkale ve Balıkesir sahillerinde daha fazla görülen denizanaları, bazı yerlerde kıyıları mesken tutarak tatilcilere zor anlar yaşatıyor.
SON ÜÇ YILDA SAYILARI HIZLA ARTTINamık Kemal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Dr. Çetin Yağcılar, Marmara Denizi'ne denizanalarının 10-15 yıl önce kadar gemilerin dengeyi sağlamak için aldığı balast suları ile geldiğini söyledi.
Kahverengi ve beyaz denizanasının Marmara Denizi'nde kendilerini uygun ortam bulduğunu ve son üç yıldır da sayılarının hızla arttığını söyledi.
Denizanalarının artmasında fazla etkenin deniz suyu sıcaklığının yükselmesi olduğunu söyleyen Dr. Yağcılar, "Artışın temel nedenleri arasında iklim değişikliğine bağlı olarak deniz suyu sıcaklığının yükselmesi, evsel ve endüstriyel atıklardan kaynaklanan azot ve fosfat gibi besin tuzlarının deniz ortamına karışması ve aşırı avcılık sonucu denizanalarıyla beslenen etçil balık türlerinin azalması yer almaktadır." dedi.
Bu durumun ekosistemdeki doğal dengeyi bozarak denizanalarının çoğalmasına ve baskın hale gelmesine yol açtığını anlatan Yağcılar, "Özellikle uskumru gibi bazı etçil balıkların aşırı avlanması, doğal yırtıcılarının azalmasına neden olmakta ve bu türlerin kontrolsüz şekilde artışını kolaylaştırmaktadır." şeklinde konuştu.
TEMAS EDİNCE HEMEN DENİZ SUYUYLA YIKAYINMarmara Bölgesi'nin turistik yörelerinde halkın bu canlılarla temas etmesinin paniğe neden olabileceğini belirten Dr. Yağcılar, şöyle devam etti:
“- İnsan sağlığı açısından denizanalarıyla temas, ciltte yanma, kızarıklık, kaşıntı ve bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir. İlk müdahale olarak temas edilen bölgenin deniz suyu ile yıkanması ve ardından en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir.”
"ETÇİL BALIK TÜRLERİ AVCILIĞINDAN KAÇINILMALI"Dr. Çetin Yağcılar, denizanası popülasyonunun artışında alınacak önlemlerin önemli olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"- İklim süreci değişikliğinden dolayı hem bölgesel hem de dünya olarak küresel bir iklim sıkıntısı yaşıyoruz. Bu önlemlere ek olarak, söylediğimiz gibi, bizim etçil olan türler, uskumru gibi farklı balık türlerinin avcılığından kaçınılması gerekmekte. Bu türleri biz aşırı derece, o avcılık boyu dediğimiz boyutlardaki balıkları avlamadığımız takdirde, bunların en az bir kere üreme dönemine gelmesini sağlayabilmekteyiz.
- İkinci nedene baktığımızda da biz tabii ne yazık ki Marmara tamamen kapalı bir deniz olarak iç denizimiz bizim. Bu bölgeye tabii biz aşırı derece evsel veya sanayi atıklarını deşarj ettiğimizde, bu ne yazık ki bölgeden kurtarma şansımız yok. Arıtım tesisi anlamında, tabii bu evsel veya sanayi atıkları, fabrikalara özellikle arıtım konusunda baskı yapılmalı."
Marmara Denizi'nde son yıllarda halk arasında pusula adı verilen kahverengi denizanası ile ay denizanası olarak adlandırılan beyaz denizanası popülasyonu artıyor.
Tekirdağ, İstanbul, Çanakkale ve Balıkesir sahillerinde daha fazla görülen denizanaları, bazı yerlerde kıyıları mesken tutarak tatilcilere zor anlar yaşatıyor.
SON ÜÇ YILDA SAYILARI HIZLA ARTTINamık Kemal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Dr. Çetin Yağcılar, Marmara Denizi'ne denizanalarının 10-15 yıl önce kadar gemilerin dengeyi sağlamak için aldığı balast suları ile geldiğini söyledi.
Kahverengi ve beyaz denizanasının Marmara Denizi'nde kendilerini uygun ortam bulduğunu ve son üç yıldır da sayılarının hızla arttığını söyledi.
Denizanalarının artmasında fazla etkenin deniz suyu sıcaklığının yükselmesi olduğunu söyleyen Dr. Yağcılar, "Artışın temel nedenleri arasında iklim değişikliğine bağlı olarak deniz suyu sıcaklığının yükselmesi, evsel ve endüstriyel atıklardan kaynaklanan azot ve fosfat gibi besin tuzlarının deniz ortamına karışması ve aşırı avcılık sonucu denizanalarıyla beslenen etçil balık türlerinin azalması yer almaktadır." dedi.
Bu durumun ekosistemdeki doğal dengeyi bozarak denizanalarının çoğalmasına ve baskın hale gelmesine yol açtığını anlatan Yağcılar, "Özellikle uskumru gibi bazı etçil balıkların aşırı avlanması, doğal yırtıcılarının azalmasına neden olmakta ve bu türlerin kontrolsüz şekilde artışını kolaylaştırmaktadır." şeklinde konuştu.
TEMAS EDİNCE HEMEN DENİZ SUYUYLA YIKAYINMarmara Bölgesi'nin turistik yörelerinde halkın bu canlılarla temas etmesinin paniğe neden olabileceğini belirten Dr. Yağcılar, şöyle devam etti:
“- İnsan sağlığı açısından denizanalarıyla temas, ciltte yanma, kızarıklık, kaşıntı ve bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir. İlk müdahale olarak temas edilen bölgenin deniz suyu ile yıkanması ve ardından en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir.”
"ETÇİL BALIK TÜRLERİ AVCILIĞINDAN KAÇINILMALI"Dr. Çetin Yağcılar, denizanası popülasyonunun artışında alınacak önlemlerin önemli olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"- İklim süreci değişikliğinden dolayı hem bölgesel hem de dünya olarak küresel bir iklim sıkıntısı yaşıyoruz. Bu önlemlere ek olarak, söylediğimiz gibi, bizim etçil olan türler, uskumru gibi farklı balık türlerinin avcılığından kaçınılması gerekmekte. Bu türleri biz aşırı derece, o avcılık boyu dediğimiz boyutlardaki balıkları avlamadığımız takdirde, bunların en az bir kere üreme dönemine gelmesini sağlayabilmekteyiz.
- İkinci nedene baktığımızda da biz tabii ne yazık ki Marmara tamamen kapalı bir deniz olarak iç denizimiz bizim. Bu bölgeye tabii biz aşırı derece evsel veya sanayi atıklarını deşarj ettiğimizde, bu ne yazık ki bölgeden kurtarma şansımız yok. Arıtım tesisi anlamında, tabii bu evsel veya sanayi atıkları, fabrikalara özellikle arıtım konusunda baskı yapılmalı."
Kamuyu Aydınlatma Platform...
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre, şirketin 01.01.2026 - 31.07.2026 tarihleri arasındaki döneme ilişkin ana branşlar itibariyle düzenlenmiş ve denetimden geçmemiş brüt yazılan prim üretim bilgileri şöyle:
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre, şirketin 01.01.2026 - 31.07.2026 tarihleri arasındaki döneme ilişkin ana branşlar itibariyle düzenlenmiş ve denetimden geçmemiş brüt yazılan prim üretim bilgileri şöyle:
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Marmara ve Ege'de etkili olan şiddetli fırtına nedeniyle 4 ilde denize girmek yasaklandı.
Sakarya'nın Karadeniz'e kıyısı o...
Marmara ve Ege'de etkili olan şiddetli fırtına nedeniyle 4 ilde denize girmek yasaklandı.
Sakarya'nın Karadeniz'e kıyısı o...
Marmara ve Ege'de etkili olan şiddetli fırtına nedeniyle 4 ilde denize girmek yasaklandı.
Sakarya'nın Karadeniz'e kıyısı olan Kocaali ilçesinde kaymakamlık, olumsuz şartlar nedeniyle ilçede denize girimeyi 16 Ağustos'a kadar yasakladı.
Tekirdağ'ın Saray ile Kırklareli'nin Vize ilçesinde de bugün denize girmek yasaklandı.
İstanbul'un Şile, Beykoz ve Arnavutköy ilçelerindeki sahiller ile Sarıyer'deki Kısırkaya Halk Plajı'nda, dalga yüksekliği nedeniyle belirli günlerde denize girilmesi yasaklandı.
Şile ve Beykoz kaymakamlıklarından yapılan açıklamada, 13-14 Ağustos'ta denize girmenin yasaklandığı duyuruldu.
Arnavutköy Kaymakamlığı da dalga yüksekliğinin fazla olması nedeniyle 13, 14, 15 ve 16 Ağustos'ta denize girilmesinin yasaklandığı bildirildi.
Sarıyer Kaymakamlığı ise 13-14 Ağustos'ta Kısırkaya Halk Plajı'nın denize ve plaj girişine kapatılmasına karar verildiği belirtildi.
Öte yandan Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde olumsuz hava ve deniz koşulları nedeniyle bugün tüm sahillerde denize girişlere yasak getirildi.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) de Sakarya ile birlikte Marmara ve Ege'deki 12 il için sarı kodla fırtına uyarısı yaptı. Uyarıda rüzgarın saatteki hızının 60-80 kilometreye kadar ulaşabileceği uyarısı yapıldı.
Marmara ve Ege'de etkili olan şiddetli fırtına nedeniyle 4 ilde denize girmek yasaklandı.
Sakarya'nın Karadeniz'e kıyısı olan Kocaali ilçesinde kaymakamlık, olumsuz şartlar nedeniyle ilçede denize girimeyi 16 Ağustos'a kadar yasakladı.
Tekirdağ'ın Saray ile Kırklareli'nin Vize ilçesinde de bugün denize girmek yasaklandı.
İstanbul'un Şile, Beykoz ve Arnavutköy ilçelerindeki sahiller ile Sarıyer'deki Kısırkaya Halk Plajı'nda, dalga yüksekliği nedeniyle belirli günlerde denize girilmesi yasaklandı.
Şile ve Beykoz kaymakamlıklarından yapılan açıklamada, 13-14 Ağustos'ta denize girmenin yasaklandığı duyuruldu.
Arnavutköy Kaymakamlığı da dalga yüksekliğinin fazla olması nedeniyle 13, 14, 15 ve 16 Ağustos'ta denize girilmesinin yasaklandığı bildirildi.
Sarıyer Kaymakamlığı ise 13-14 Ağustos'ta Kısırkaya Halk Plajı'nın denize ve plaj girişine kapatılmasına karar verildiği belirtildi.
Öte yandan Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde olumsuz hava ve deniz koşulları nedeniyle bugün tüm sahillerde denize girişlere yasak getirildi.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) de Sakarya ile birlikte Marmara ve Ege'deki 12 il için sarı kodla fırtına uyarısı yaptı. Uyarıda rüzgarın saatteki hızının 60-80 kilometreye kadar ulaşabileceği uyarısı yapıldı.
Garanti BBVA, yurt dışında gerçekleştirilmesi planlanan sürdürülebilir temalı borçlanma aracı ihracına ilişkin yeni bir açıklama yaptı...
Garanti BBVA, yurt dışında gerçekleştirilmesi planlanan sürdürülebilir temalı borçlanma aracı ihracına ilişkin yeni bir açıklama yaptı...
Garanti BBVA, yurt dışında gerçekleştirilmesi planlanan sürdürülebilir temalı borçlanma aracı ihracına ilişkin yeni bir açıklama yaptı.
Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda yer alan bildirime göre banka, daha önce duyurulan ihraç kapsamında satışın gerçekleştirilen nominal tutarını 125 milyon dolar olarak açıkladı. Bildirimin, satışın gerçekleştirilen nominal tutarına ilişkin düzeltme amacıyla yapıldığı belirtildi.
İhraç edilecek sermaye piyasası aracı, sürdürülebilir sermaye benzeri borçlanma aracı olarak tanımlanırken, satışın yurt dışında gerçekleştirileceği bildirildi. Borçlanma aracının vade başlangıç tarihi 14 Ağustos 2026, vade tarihi ise 15 Ağustos 2036 olarak açıklandı.
KAP bildiriminde aracın değişken faizli olacağı ve faiz referansının SOFR olarak belirlendiği kaydedildi. Ek getiri oranı ise yüzde 0 olarak açıklandı. Ödemelerin dolar cinsinden ve 6 ayda bir yapılacağı, toplam 20 kupon ödemesi gerçekleştirileceği belirtildi.
İhraç için belirlenen ihraç kuru 47,555 olarak açıklanırken, borçlanma aracının Euroclear/Clearstream nezdinde saklanacağı ve borsada işlem göreceği bildirildi.
Banka, 15 Ocak 2026 tarihli yönetim kurulu kararı kapsamında söz konusu ihraç için 2 milyar dolarlık ihraç tavanı bulunduğunu, Sermaye Piyasası Kurulu onay tarihinin ise 4 Mart 2026 olduğunu bildirdi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Garanti BBVA, yurt dışında gerçekleştirilmesi planlanan sürdürülebilir temalı borçlanma aracı ihracına ilişkin yeni bir açıklama yaptı.
Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda yer alan bildirime göre banka, daha önce duyurulan ihraç kapsamında satışın gerçekleştirilen nominal tutarını 125 milyon dolar olarak açıkladı. Bildirimin, satışın gerçekleştirilen nominal tutarına ilişkin düzeltme amacıyla yapıldığı belirtildi.
İhraç edilecek sermaye piyasası aracı, sürdürülebilir sermaye benzeri borçlanma aracı olarak tanımlanırken, satışın yurt dışında gerçekleştirileceği bildirildi. Borçlanma aracının vade başlangıç tarihi 14 Ağustos 2026, vade tarihi ise 15 Ağustos 2036 olarak açıklandı.
KAP bildiriminde aracın değişken faizli olacağı ve faiz referansının SOFR olarak belirlendiği kaydedildi. Ek getiri oranı ise yüzde 0 olarak açıklandı. Ödemelerin dolar cinsinden ve 6 ayda bir yapılacağı, toplam 20 kupon ödemesi gerçekleştirileceği belirtildi.
İhraç için belirlenen ihraç kuru 47,555 olarak açıklanırken, borçlanma aracının Euroclear/Clearstream nezdinde saklanacağı ve borsada işlem göreceği bildirildi.
Banka, 15 Ocak 2026 tarihli yönetim kurulu kararı kapsamında söz konusu ihraç için 2 milyar dolarlık ihraç tavanı bulunduğunu, Sermaye Piyasası Kurulu onay tarihinin ise 4 Mart 2026 olduğunu bildirdi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) gönderilen açıklamaya göre, toplam 42 milyon 876 bin 571 TL bütçeyle hazırlanan 'Yeşil Kapsayıcı Kentlere Yönelik Karbondioksit Kaynaklı Sera Gazı Salımının...
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) gönderilen açıklamaya göre, toplam 42 milyon 876 bin 571 TL bütçeyle hazırlanan 'Yeşil Kapsayıcı Kentlere Yönelik Karbondioksit Kaynaklı Sera Gazı Salımının...
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) gönderilen açıklamaya göre, toplam 42 milyon 876 bin 571 TL bütçeyle hazırlanan 'Yeşil Kapsayıcı Kentlere Yönelik Karbondioksit Kaynaklı Sera Gazı Salımının Gerçek Zamanlı İzlenmesi ve Haritalandırılması: Mikromobilite Tabanlı Veri Toplama Projesi', Dünya Bankası desteğiyle yürütülen çağrı kapsamında yer aldı.
Proje ile Link Bilgisayar'ın yazılım geliştirme, veri analitiği, yapay zeka, dijital platformlar ve akıllı şehir teknolojilerindeki yetkinliklerinin, Tripy Mobility'nin mikromobilite alanındaki operasyonel ve teknolojik altyapısıyla bir araya getirilmesi hedefleniyor.
Proje kapsamında şehir genelinde faaliyet gösteren mikromobilite araçlarına gelişmiş sensörler ve yazılım altyapısı entegre edilmesi planlanıyor. Bu altyapı aracılığıyla karbondioksit kaynaklı sera gazı emisyonlarının gerçek zamanlı ölçülmesi, analiz edilmesi ve konum bazlı verilerle ilişkilendirilmesi hedefleniyor.
Elde edilen veriler kullanılarak yüksek çözünürlüklü emisyon haritalarının oluşturulması ve dijital ortama aktarılması öngörülüyor.
Geliştirilecek veri odaklı teknoloji platformunun başta yerel yönetimler ve kamu kurumları olmak üzere sanayi kuruluşları ile özel sektörün çevre, iklim ve sürdürülebilirlik odaklı karar alma süreçlerine veri sağlaması amaçlanıyor.
Projenin tamamlanmasının ardından geliştirilecek teknolojilerin farklı şehir ve kullanım senaryolarına uyarlanabilmesi hedeflenirken, akıllı şehirler, çevresel veri analitiği, karbon emisyonlarının izlenmesi ve yeşil teknoloji alanlarında yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesine altyapı oluşturması bekleniyor.
Şirket, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir şehirlerin oluşturulmasına yönelik küresel çalışmalar doğrultusunda geliştirilecek teknolojilerin Türkiye'nin yanı sıra özellikle Avrupa pazarlarında ticarileşme ve ölçeklenme potansiyeli taşıdığını değerlendiriyor.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) gönderilen açıklamaya göre, toplam 42 milyon 876 bin 571 TL bütçeyle hazırlanan 'Yeşil Kapsayıcı Kentlere Yönelik Karbondioksit Kaynaklı Sera Gazı Salımının Gerçek Zamanlı İzlenmesi ve Haritalandırılması: Mikromobilite Tabanlı Veri Toplama Projesi', Dünya Bankası desteğiyle yürütülen çağrı kapsamında yer aldı.
Proje ile Link Bilgisayar'ın yazılım geliştirme, veri analitiği, yapay zeka, dijital platformlar ve akıllı şehir teknolojilerindeki yetkinliklerinin, Tripy Mobility'nin mikromobilite alanındaki operasyonel ve teknolojik altyapısıyla bir araya getirilmesi hedefleniyor.
Proje kapsamında şehir genelinde faaliyet gösteren mikromobilite araçlarına gelişmiş sensörler ve yazılım altyapısı entegre edilmesi planlanıyor. Bu altyapı aracılığıyla karbondioksit kaynaklı sera gazı emisyonlarının gerçek zamanlı ölçülmesi, analiz edilmesi ve konum bazlı verilerle ilişkilendirilmesi hedefleniyor.
Elde edilen veriler kullanılarak yüksek çözünürlüklü emisyon haritalarının oluşturulması ve dijital ortama aktarılması öngörülüyor.
Geliştirilecek veri odaklı teknoloji platformunun başta yerel yönetimler ve kamu kurumları olmak üzere sanayi kuruluşları ile özel sektörün çevre, iklim ve sürdürülebilirlik odaklı karar alma süreçlerine veri sağlaması amaçlanıyor.
Projenin tamamlanmasının ardından geliştirilecek teknolojilerin farklı şehir ve kullanım senaryolarına uyarlanabilmesi hedeflenirken, akıllı şehirler, çevresel veri analitiği, karbon emisyonlarının izlenmesi ve yeşil teknoloji alanlarında yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesine altyapı oluşturması bekleniyor.
Şirket, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir şehirlerin oluşturulmasına yönelik küresel çalışmalar doğrultusunda geliştirilecek teknolojilerin Türkiye'nin yanı sıra özellikle Avrupa pazarlarında ticarileşme ve ölçeklenme potansiyeli taşıdığını değerlendiriyor.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Analizde, ABD temmuz ayı tüketici enflasyonunun yıllık yüzde 3,4, çekirdek enflasyonun ise yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşmesinin ardından ABD Merkez Bankasının (Fed) eylül toplantısında faiz artırımı olasılığının yüzde 45,9'dan yüzde 38,1'e gerilediği aktarıldı. Bu görünümün değerli metaller açısından destekleyici bir zemin oluşturduğu ifade edildi.
Ons altının 4.430 dolar çevresinde işlem gördüğü ve daha önce kırılan 4.350 dolar seviyesin...
Analizde, ABD temmuz ayı tüketici enflasyonunun yıllık yüzde 3,4, çekirdek enflasyonun ise yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşmesinin ardından ABD Merkez Bankasının (Fed) eylül toplantısında faiz artırımı olasılığının yüzde 45,9'dan yüzde 38,1'e gerilediği aktarıldı. Bu görünümün değerli metaller açısından destekleyici bir zemin oluşturduğu ifade edildi.
Ons altının 4.430 dolar çevresinde işlem gördüğü ve daha önce kırılan 4.350 dolar seviyesin...
Analizde, ABD temmuz ayı tüketici enflasyonunun yıllık yüzde 3,4, çekirdek enflasyonun ise yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşmesinin ardından ABD Merkez Bankasının (Fed) eylül toplantısında faiz artırımı olasılığının yüzde 45,9'dan yüzde 38,1'e gerilediği aktarıldı. Bu görünümün değerli metaller açısından destekleyici bir zemin oluşturduğu ifade edildi.
Ons altının 4.430 dolar çevresinde işlem gördüğü ve daha önce kırılan 4.350 dolar seviyesinin üzerinde kalmaya devam ettiği belirtildi. Analizde, 4.350 dolar üzerindeki kalıcılığın yükseliş görünümünün korunması açısından kritik olduğu, fiyatın 4.500 dolar direncine yaklaşmasının ise alıcıların kontrolünü sürdürdüğüne işaret ettiği kaydedildi.
Göreceli güç endeksinin (RSI) 68,7 seviyesine yükselerek aşırı alım bölgesine yaklaştığı, hareketli ortalama yakınsama ve ıraksama göstergesinde (MACD) ise yükseliş momentumunun sürdüğü aktarıldı. 4.500 dolar üzerinde günlük kapanış gerçekleşmesi halinde 4.750 dolar seviyesinin gündeme gelebileceği, aşağı yönlü hareketlerde ise 4.350 doların ilk önemli destek olduğu belirtildi.
Ham petrolde ABD enflasyon verisinin ardından yaklaşık yüzde 1'lik geri çekilme yaşandığı ve fiyatın 83 dolar çevresinde dengelendiği ifade edildi. 85 dolar direncinin aşılamamasının kısa vadede alıcıların ivme kazanmasını sınırladığı, 80 dolar üzerinde kalıcılığın ise toparlanma hareketinin devamı açısından olumlu olduğu bildirildi.
Analizde, RSI'ın 52,9 seviyesinde bulunmasının satış baskısının belirgin bir trende dönüşmediğine işaret ettiği, MACD göstergesinin ise kısa vadeli momentumda bir miktar zayıflamaya işaret ettiği kaydedildi. 80 doların kaybedilmesi halinde 75 ve 70 dolar desteklerinin yeniden gündeme gelebileceği belirtildi.
ABD enflasyon verisinin ardından EUR/USD paritesinde yukarı yönlü tepki görülmesine karşın kazanımların büyük bölümünün geri verildiği aktarıldı. 1,15 seviyesinin üzerinde tutunmanın kısa vadeli görünümü pozitif tarafta tuttuğu, ancak 1,16 direncinin güçlü çalıştığı ifade edildi.
Analizde, 1,16 üzerinde günlük kapanış gerçekleşmediği sürece paritenin güçlü bir yükseliş trendinden ziyade 1,15-1,16 arasında yukarı eğilimli bir yatay hareket görünümünde kalabileceği değerlendirildi.
Dolar/Japon yeni paritesinde 156 seviyesinden gelen tepki alımlarının fiyatı yeniden 159 bölgesine taşıdığı, ancak 160 seviyesinin altında kalınmasının toparlanmanın henüz güçlü bir trend dönüşümüne işaret etmediği belirtildi.
158,50 seviyesinin kısa vadeli görünüm açısından kritik destek olduğu, bu seviyenin üzerinde kalındığı sürece 160 direncine yönelik yeni denemelerin gündemde kalabileceği ifade edildi. 158,50'nin altında ise 156-154,50 bölgesine doğru satış baskısının yeniden güçlenebileceği kaydedildi.
Nasdaq vadeli endeksinde ABD enflasyon verisinin ardından görülen yükselişin büyük bölümünün geri verildiği ve 30 bin bölgesinde satış isteğinin sürdüğü aktarıldı. 29.300 seviyesinden başlayan toparlanmanın korunduğu ancak yeni bir yükseliş dalgasının henüz teyit edilmediği belirtildi.
30 bin üzerinde günlük kapanış gerçekleşmesi halinde 30.500 ve 31 bin seviyelerinin gündeme gelebileceği, 29.300 desteğinin kaybedilmesi durumunda ise 28.750 ve 28.200 bölgelerine doğru geri çekilme yaşanabileceği ifade edildi.
Ons gümüşün 65 dolar seviyesinin üzerine yerleşerek 66 dolar bölgesine yükselmesinin alıcıların kontrolünü güçlendirdiğine işaret ettiği belirtildi. 65 dolar seviyesinin artık ilk önemli destek konumuna geldiği, bu seviyenin üzerinde kalıcılığın sağlanması halinde yükselişin 70 dolar direncine doğru devam edebileceği kaydedildi.
RSI'ın 64 seviyesinde bulunmasının güçlü alım momentumuna işaret ettiği, MACD göstergesindeki pozitif görünümün de yükseliş eğilimini desteklediği aktarıldı. 70 dolar üzerinde günlük kapanış görülmesi halinde 75 ve 80 dolar seviyelerinin teknik olarak öne çıkabileceği ifade edildi.
Platinde ABD enflasyon verisinin ardından sınırlı geri çekilme görülmesine rağmen fiyatın 1.788 dolar çevresinde kalması ve günlük bazda yükselişini sürdürmesinin alıcıların piyasadan tamamen çekilmediğine işaret ettiği belirtildi.
Analizde, 1.700 dolar üzerinde kalıcılığın toparlanmayı desteklediği ve 1.820 dolar direncinin önem kazandığı ifade edildi. 1.820 dolar üzerinde günlük kapanış gerçekleşmesi halinde 1.900 ve 2.000 dolar seviyelerinin gündeme gelebileceği, geri çekilmelerde ise 1.700 doların ilk önemli destek olarak izleneceği kaydedildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Analizde, ABD temmuz ayı tüketici enflasyonunun yıllık yüzde 3,4, çekirdek enflasyonun ise yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşmesinin ardından ABD Merkez Bankasının (Fed) eylül toplantısında faiz artırımı olasılığının yüzde 45,9'dan yüzde 38,1'e gerilediği aktarıldı. Bu görünümün değerli metaller açısından destekleyici bir zemin oluşturduğu ifade edildi.
Ons altının 4.430 dolar çevresinde işlem gördüğü ve daha önce kırılan 4.350 dolar seviyesinin üzerinde kalmaya devam ettiği belirtildi. Analizde, 4.350 dolar üzerindeki kalıcılığın yükseliş görünümünün korunması açısından kritik olduğu, fiyatın 4.500 dolar direncine yaklaşmasının ise alıcıların kontrolünü sürdürdüğüne işaret ettiği kaydedildi.
Göreceli güç endeksinin (RSI) 68,7 seviyesine yükselerek aşırı alım bölgesine yaklaştığı, hareketli ortalama yakınsama ve ıraksama göstergesinde (MACD) ise yükseliş momentumunun sürdüğü aktarıldı. 4.500 dolar üzerinde günlük kapanış gerçekleşmesi halinde 4.750 dolar seviyesinin gündeme gelebileceği, aşağı yönlü hareketlerde ise 4.350 doların ilk önemli destek olduğu belirtildi.
Ham petrolde ABD enflasyon verisinin ardından yaklaşık yüzde 1'lik geri çekilme yaşandığı ve fiyatın 83 dolar çevresinde dengelendiği ifade edildi. 85 dolar direncinin aşılamamasının kısa vadede alıcıların ivme kazanmasını sınırladığı, 80 dolar üzerinde kalıcılığın ise toparlanma hareketinin devamı açısından olumlu olduğu bildirildi.
Analizde, RSI'ın 52,9 seviyesinde bulunmasının satış baskısının belirgin bir trende dönüşmediğine işaret ettiği, MACD göstergesinin ise kısa vadeli momentumda bir miktar zayıflamaya işaret ettiği kaydedildi. 80 doların kaybedilmesi halinde 75 ve 70 dolar desteklerinin yeniden gündeme gelebileceği belirtildi.
ABD enflasyon verisinin ardından EUR/USD paritesinde yukarı yönlü tepki görülmesine karşın kazanımların büyük bölümünün geri verildiği aktarıldı. 1,15 seviyesinin üzerinde tutunmanın kısa vadeli görünümü pozitif tarafta tuttuğu, ancak 1,16 direncinin güçlü çalıştığı ifade edildi.
Analizde, 1,16 üzerinde günlük kapanış gerçekleşmediği sürece paritenin güçlü bir yükseliş trendinden ziyade 1,15-1,16 arasında yukarı eğilimli bir yatay hareket görünümünde kalabileceği değerlendirildi.
Dolar/Japon yeni paritesinde 156 seviyesinden gelen tepki alımlarının fiyatı yeniden 159 bölgesine taşıdığı, ancak 160 seviyesinin altında kalınmasının toparlanmanın henüz güçlü bir trend dönüşümüne işaret etmediği belirtildi.
158,50 seviyesinin kısa vadeli görünüm açısından kritik destek olduğu, bu seviyenin üzerinde kalındığı sürece 160 direncine yönelik yeni denemelerin gündemde kalabileceği ifade edildi. 158,50'nin altında ise 156-154,50 bölgesine doğru satış baskısının yeniden güçlenebileceği kaydedildi.
Nasdaq vadeli endeksinde ABD enflasyon verisinin ardından görülen yükselişin büyük bölümünün geri verildiği ve 30 bin bölgesinde satış isteğinin sürdüğü aktarıldı. 29.300 seviyesinden başlayan toparlanmanın korunduğu ancak yeni bir yükseliş dalgasının henüz teyit edilmediği belirtildi.
30 bin üzerinde günlük kapanış gerçekleşmesi halinde 30.500 ve 31 bin seviyelerinin gündeme gelebileceği, 29.300 desteğinin kaybedilmesi durumunda ise 28.750 ve 28.200 bölgelerine doğru geri çekilme yaşanabileceği ifade edildi.
Ons gümüşün 65 dolar seviyesinin üzerine yerleşerek 66 dolar bölgesine yükselmesinin alıcıların kontrolünü güçlendirdiğine işaret ettiği belirtildi. 65 dolar seviyesinin artık ilk önemli destek konumuna geldiği, bu seviyenin üzerinde kalıcılığın sağlanması halinde yükselişin 70 dolar direncine doğru devam edebileceği kaydedildi.
RSI'ın 64 seviyesinde bulunmasının güçlü alım momentumuna işaret ettiği, MACD göstergesindeki pozitif görünümün de yükseliş eğilimini desteklediği aktarıldı. 70 dolar üzerinde günlük kapanış görülmesi halinde 75 ve 80 dolar seviyelerinin teknik olarak öne çıkabileceği ifade edildi.
Platinde ABD enflasyon verisinin ardından sınırlı geri çekilme görülmesine rağmen fiyatın 1.788 dolar çevresinde kalması ve günlük bazda yükselişini sürdürmesinin alıcıların piyasadan tamamen çekilmediğine işaret ettiği belirtildi.
Analizde, 1.700 dolar üzerinde kalıcılığın toparlanmayı desteklediği ve 1.820 dolar direncinin önem kazandığı ifade edildi. 1.820 dolar üzerinde günlük kapanış gerçekleşmesi halinde 1.900 ve 2.000 dolar seviyelerinin gündeme gelebileceği, geri çekilmelerde ise 1.700 doların ilk önemli destek olarak izleneceği kaydedildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Trive Yatırım tarafından yayımlanan Ons Altına Ateşkes Desteği değerlendirmesinde, jeopolitik tansiyonun yeniden düşebileceğine yönelik beklentinin enerji arzına ilişkin risk...
Trive Yatırım tarafından yayımlanan Ons Altına Ateşkes Desteği değerlendirmesinde, jeopolitik tansiyonun yeniden düşebileceğine yönelik beklentinin enerji arzına ilişkin risk...
Trive Yatırım tarafından yayımlanan Ons Altına Ateşkes Desteği değerlendirmesinde, jeopolitik tansiyonun yeniden düşebileceğine yönelik beklentinin enerji arzına ilişkin risk priminin bir miktar azalmasını sağladığı, bunun da petrol fiyatlarındaki geri çekilmeyi desteklediği belirtildi. Petrolün zayıflamasının enerji kaynaklı enflasyon baskısının hafifleyebileceği beklentisini beraberinde getirdiği, ABD tahvil getirilerindeki aşağı yönlü hareketin de ons altında yukarı yönlü hareketleri desteklediği ifade edildi.
Ateşkesin uzatılmasının diplomatik sürecin kalıcılığı açısından önemli bir adım olduğu belirtilen değerlendirmede, haberin henüz Pakistan kaynaklarına dayandığı ve özellikle İran tarafından gelecek resmi mesajların fiyatlamanın devamı açısından belirleyici olacağı kaydedildi.
Tüm bu gelişmeler eşliğinde ons altında 4.400 dolar seviyesinin üzerinde fiyatlamaların izlendiği aktarıldı. Mevcut durumda yükseliş hareketinin devamı adına ilk olarak 4.495 dolar seviyesinin yakından takip edildiği belirtildi. Bu seviyenin 5.598 dolar zirvesinden gelen alçalan trend direnci olması nedeniyle kritik olduğu ifade edildi.
4.495 dolar seviyesinin aşılması halinde sarı metalde teknik olarak yeni bir yükseliş trendinin başlayabileceği, bu senaryoda 4.855 dolar ve 5.100 dolar dirençlerinin hedef konumuna yerleşeceği kaydedildi.
Ons altında 8 haftalık üssel ortalama olan 4.238 dolar desteğinin üzerindeki fiyatlamaların yükselişin devamı adına güçlü görünüm sunduğu belirtildi. Ana riskin ise bu desteğin aşağı geçilmesi olduğu ifade edildi. Temel dinamiklerin tahvil getirilerinde düşüşleri tetiklemeye devam ederek altın fiyatlarını güçlü tutmayı sürdüreceği senaryosuna daha yakın olunduğu aktarıldı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Trive Yatırım tarafından yayımlanan Ons Altına Ateşkes Desteği değerlendirmesinde, jeopolitik tansiyonun yeniden düşebileceğine yönelik beklentinin enerji arzına ilişkin risk priminin bir miktar azalmasını sağladığı, bunun da petrol fiyatlarındaki geri çekilmeyi desteklediği belirtildi. Petrolün zayıflamasının enerji kaynaklı enflasyon baskısının hafifleyebileceği beklentisini beraberinde getirdiği, ABD tahvil getirilerindeki aşağı yönlü hareketin de ons altında yukarı yönlü hareketleri desteklediği ifade edildi.
Ateşkesin uzatılmasının diplomatik sürecin kalıcılığı açısından önemli bir adım olduğu belirtilen değerlendirmede, haberin henüz Pakistan kaynaklarına dayandığı ve özellikle İran tarafından gelecek resmi mesajların fiyatlamanın devamı açısından belirleyici olacağı kaydedildi.
Tüm bu gelişmeler eşliğinde ons altında 4.400 dolar seviyesinin üzerinde fiyatlamaların izlendiği aktarıldı. Mevcut durumda yükseliş hareketinin devamı adına ilk olarak 4.495 dolar seviyesinin yakından takip edildiği belirtildi. Bu seviyenin 5.598 dolar zirvesinden gelen alçalan trend direnci olması nedeniyle kritik olduğu ifade edildi.
4.495 dolar seviyesinin aşılması halinde sarı metalde teknik olarak yeni bir yükseliş trendinin başlayabileceği, bu senaryoda 4.855 dolar ve 5.100 dolar dirençlerinin hedef konumuna yerleşeceği kaydedildi.
Ons altında 8 haftalık üssel ortalama olan 4.238 dolar desteğinin üzerindeki fiyatlamaların yükselişin devamı adına güçlü görünüm sunduğu belirtildi. Ana riskin ise bu desteğin aşağı geçilmesi olduğu ifade edildi. Temel dinamiklerin tahvil getirilerinde düşüşleri tetiklemeye devam ederek altın fiyatlarını güçlü tutmayı sürdüreceği senaryosuna daha yakın olunduğu aktarıldı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
A1 Capital'in Analitik Bülteni'ne göre küresel piyasalarda karışık bir görünüm öne çıkarken, BIST 100 Endeksi 13.704,52 puan seviyesinde bulunuyor. Endeksin önceki kapanışına göre yüzde 0,78 gerilediği görülürken, yurt dışı piyasalarda da farklı yönlerde hareketler yaşanıyor.
Bültende yer alan verilere göre Dow Jones vadeli işlemleri 53.885 seviyesinde yüzde 0,30, S&P 500 vadeli işlemleri 7.755,50 seviyesinde...
A1 Capital'in Analitik Bülteni'ne göre küresel piyasalarda karışık bir görünüm öne çıkarken, BIST 100 Endeksi 13.704,52 puan seviyesinde bulunuyor. Endeksin önceki kapanışına göre yüzde 0,78 gerilediği görülürken, yurt dışı piyasalarda da farklı yönlerde hareketler yaşanıyor.
Bültende yer alan verilere göre Dow Jones vadeli işlemleri 53.885 seviyesinde yüzde 0,30, S&P 500 vadeli işlemleri 7.755,50 seviyesinde...
A1 Capital'in Analitik Bülteni'ne göre küresel piyasalarda karışık bir görünüm öne çıkarken, BIST 100 Endeksi 13.704,52 puan seviyesinde bulunuyor. Endeksin önceki kapanışına göre yüzde 0,78 gerilediği görülürken, yurt dışı piyasalarda da farklı yönlerde hareketler yaşanıyor.
Bültende yer alan verilere göre Dow Jones vadeli işlemleri 53.885 seviyesinde yüzde 0,30, S&P 500 vadeli işlemleri 7.755,50 seviyesinde yüzde 0,23 geriledi.
Japonya Nikkei endeksi yüzde 0,10 yükselirken, Hang Seng yüzde 1,18 düşüş kaydetti. Shanghai endeksi ise yüzde 1,10 artış gösterdi. Sensex tarafında değişim yaşanmadı.
ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,69 seviyesinde bulunurken yüzde 0,21 geriledi. Brent petrol 88,49 dolara yükselerek yüzde 0,68 değer kazandı.
Ons altın ise 4.403,75 dolar seviyesine ulaşarak yüzde 0,82 yükseldi. Dolar/TL 47,7564 seviyesinde bulunurken yüzde 0,06 artış kaydetti. Ağustos vadeli Endeks 30 sözleşmesi ise 15.672 seviyesinde ve yüzde 0,11 ekside bulunuyor.
A1 Capital verilerine göre BIST 100'de yabancı takas oranı yüzde 32,46, yabancıların toplam takas adedine oranı ise yüzde 16,05 seviyesinde. Bültenin teknik göstergeler bölümünde hisselerin hareketli ortalamaları, Stokastik ve RSI göstergeleri üzerinden kısa vadeli görünüm değerlendiriliyor.
Raporda, 'Stokastik Al Sinyali' göstergesinin hissenin yükselişe geçme veya yükselişini sürdürme ihtimalinin daha yüksek olduğuna işaret ettiği belirtiliyor. 'Aşırı Satım Eşleşme' ise kısa vadeli indikatörlerin destek bölgelerinde bulunduğunu ve tepki alımlarının gelebileceğini gösteriyor. Buna karşılık 'Aşırı Alım Eşleşme', kısa vadeli göstergelerin doyum bölgelerine ulaştığına ve kâr satışlarıyla geri çekilme ihtimaline işaret ediyor.
BIST 100 hisseleri içerisinde bazı hisselerin fiyatlarının kısa ve orta vadeli ortalamalarının altında kaldığı görülürken, bazı hisselerde teknik göstergelerin aşırı satım bölgelerine yaklaştığı dikkat çekiyor. Özellikle EREGL'de RSI 33,27, PGSUS'ta 32,63, SASA'da 40,33, SISE'de 35,98 ve THYAO'da 37,51 seviyesinde bulunuyor. TUPRS ise 73,84 RSI değeriyle aşırı alım bölgesine daha yakın bir görünüm sergiliyor.
A1 Capital'in Stokastik, RSI ve MFI göstergelerini birlikte değerlendirdiği bölümde ise bazı hisselerde aşırı satım sinyalleri öne çıkıyor. Stokastik aşırı satım grubunda EUPWR, ASTOR, PASEU, PSGYO, MGROS, MIATK, AKSEN, BRYAT, GENIL, GRTHO ve REEDR yer alırken; RSI aşırı satım grubunda HALKB, AKSEN, PSGYO, MGROS, EREGL, BTCIM, EUREN, PGSUS, TSKB, TRENJ, QUAGR, ZOREN, ISMEN, OBAMS ve BTCIM gibi hisseler bulunuyor.
MFI tarafında aşırı satım sinyali veren hisseler arasında DSTKF, AKSEN, PSGYO, BALSU, GRTHO, QUAGR, EUREN, PGSUS, KUYAS, ULKER ve SKBNK dikkat çekiyor.
Stokastik al sinyali veren hisseler arasında MPARK, SKBNK, PATEK, ODINE, SASA, AKSA, FROTO, GRSEL ve BALSU bulunurken, RSI'nin pozitife döndüğü hisseler arasında MIATK, PAHOL, GESAN, ALARK ve GLRMK yer alıyor. MACD tarafında al sinyali veren hisseler ise PGSUS, GESAN, ALARK, FROTO ve BRSAN olarak sıralanıyor.
A1 Capital'in net para giriş-çıkış verilerinde KTLEV 478,3 milyon TL ile ilk sırada yer aldı. KTLEV'i 456,7 milyon TL net para girişiyle TUPRS, 192 milyon TL ile AKBNK, 151,2 milyon TL ile CWENE, 148,5 milyon TL ile YKBNK takip etti. BRSAN'a 115,2 milyon TL, SASA'ya 111,6 milyon TL, EKGYO'ya 109,1 milyon TL, ASELS'e 97,2 milyon TL ve DSTKF'ye 93,6 milyon TL net para girişi gerçekleşti.
Net para çıkışında ise TRALT 254,6 milyon TL ile ilk sırada yer aldı. TRALT'ı 169,9 milyon TL ile ISCTR, 153 milyon TL ile PASEU, 92,8 milyon TL ile THYAO ve 86,3 milyon TL ile KUYAS izledi. DAPGM'den 73,2 milyon TL, BIMAS'tan 72,7 milyon TL, MGROS'tan 71,8 milyon TL, HALKB'den 38,6 milyon TL ve EREGL'den 38,4 milyon TL net para çıkışı görüldü.
A1 Capital, raporda yer alan verilerin Matriks veri terminali üzerinden oluşturulduğunu ve teknik göstergelerin yatırım tavsiyesi amacı taşımadığını belirtti.
Kurum, verilerin yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlandığını ve anlık veri kayıpları ile sistemsel eksikliklerden kaynaklı hataların oluşabileceği konusunda da yatırımcıları uyardı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
A1 Capital'in Analitik Bülteni'ne göre küresel piyasalarda karışık bir görünüm öne çıkarken, BIST 100 Endeksi 13.704,52 puan seviyesinde bulunuyor. Endeksin önceki kapanışına göre yüzde 0,78 gerilediği görülürken, yurt dışı piyasalarda da farklı yönlerde hareketler yaşanıyor.
Bültende yer alan verilere göre Dow Jones vadeli işlemleri 53.885 seviyesinde yüzde 0,30, S&P 500 vadeli işlemleri 7.755,50 seviyesinde yüzde 0,23 geriledi.
Japonya Nikkei endeksi yüzde 0,10 yükselirken, Hang Seng yüzde 1,18 düşüş kaydetti. Shanghai endeksi ise yüzde 1,10 artış gösterdi. Sensex tarafında değişim yaşanmadı.
ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,69 seviyesinde bulunurken yüzde 0,21 geriledi. Brent petrol 88,49 dolara yükselerek yüzde 0,68 değer kazandı.
Ons altın ise 4.403,75 dolar seviyesine ulaşarak yüzde 0,82 yükseldi. Dolar/TL 47,7564 seviyesinde bulunurken yüzde 0,06 artış kaydetti. Ağustos vadeli Endeks 30 sözleşmesi ise 15.672 seviyesinde ve yüzde 0,11 ekside bulunuyor.
A1 Capital verilerine göre BIST 100'de yabancı takas oranı yüzde 32,46, yabancıların toplam takas adedine oranı ise yüzde 16,05 seviyesinde. Bültenin teknik göstergeler bölümünde hisselerin hareketli ortalamaları, Stokastik ve RSI göstergeleri üzerinden kısa vadeli görünüm değerlendiriliyor.
Raporda, 'Stokastik Al Sinyali' göstergesinin hissenin yükselişe geçme veya yükselişini sürdürme ihtimalinin daha yüksek olduğuna işaret ettiği belirtiliyor. 'Aşırı Satım Eşleşme' ise kısa vadeli indikatörlerin destek bölgelerinde bulunduğunu ve tepki alımlarının gelebileceğini gösteriyor. Buna karşılık 'Aşırı Alım Eşleşme', kısa vadeli göstergelerin doyum bölgelerine ulaştığına ve kâr satışlarıyla geri çekilme ihtimaline işaret ediyor.
BIST 100 hisseleri içerisinde bazı hisselerin fiyatlarının kısa ve orta vadeli ortalamalarının altında kaldığı görülürken, bazı hisselerde teknik göstergelerin aşırı satım bölgelerine yaklaştığı dikkat çekiyor. Özellikle EREGL'de RSI 33,27, PGSUS'ta 32,63, SASA'da 40,33, SISE'de 35,98 ve THYAO'da 37,51 seviyesinde bulunuyor. TUPRS ise 73,84 RSI değeriyle aşırı alım bölgesine daha yakın bir görünüm sergiliyor.
A1 Capital'in Stokastik, RSI ve MFI göstergelerini birlikte değerlendirdiği bölümde ise bazı hisselerde aşırı satım sinyalleri öne çıkıyor. Stokastik aşırı satım grubunda EUPWR, ASTOR, PASEU, PSGYO, MGROS, MIATK, AKSEN, BRYAT, GENIL, GRTHO ve REEDR yer alırken; RSI aşırı satım grubunda HALKB, AKSEN, PSGYO, MGROS, EREGL, BTCIM, EUREN, PGSUS, TSKB, TRENJ, QUAGR, ZOREN, ISMEN, OBAMS ve BTCIM gibi hisseler bulunuyor.
MFI tarafında aşırı satım sinyali veren hisseler arasında DSTKF, AKSEN, PSGYO, BALSU, GRTHO, QUAGR, EUREN, PGSUS, KUYAS, ULKER ve SKBNK dikkat çekiyor.
Stokastik al sinyali veren hisseler arasında MPARK, SKBNK, PATEK, ODINE, SASA, AKSA, FROTO, GRSEL ve BALSU bulunurken, RSI'nin pozitife döndüğü hisseler arasında MIATK, PAHOL, GESAN, ALARK ve GLRMK yer alıyor. MACD tarafında al sinyali veren hisseler ise PGSUS, GESAN, ALARK, FROTO ve BRSAN olarak sıralanıyor.
A1 Capital'in net para giriş-çıkış verilerinde KTLEV 478,3 milyon TL ile ilk sırada yer aldı. KTLEV'i 456,7 milyon TL net para girişiyle TUPRS, 192 milyon TL ile AKBNK, 151,2 milyon TL ile CWENE, 148,5 milyon TL ile YKBNK takip etti. BRSAN'a 115,2 milyon TL, SASA'ya 111,6 milyon TL, EKGYO'ya 109,1 milyon TL, ASELS'e 97,2 milyon TL ve DSTKF'ye 93,6 milyon TL net para girişi gerçekleşti.
Net para çıkışında ise TRALT 254,6 milyon TL ile ilk sırada yer aldı. TRALT'ı 169,9 milyon TL ile ISCTR, 153 milyon TL ile PASEU, 92,8 milyon TL ile THYAO ve 86,3 milyon TL ile KUYAS izledi. DAPGM'den 73,2 milyon TL, BIMAS'tan 72,7 milyon TL, MGROS'tan 71,8 milyon TL, HALKB'den 38,6 milyon TL ve EREGL'den 38,4 milyon TL net para çıkışı görüldü.
A1 Capital, raporda yer alan verilerin Matriks veri terminali üzerinden oluşturulduğunu ve teknik göstergelerin yatırım tavsiyesi amacı taşımadığını belirtti.
Kurum, verilerin yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlandığını ve anlık veri kayıpları ile sistemsel eksikliklerden kaynaklı hataların oluşabileceği konusunda da yatırımcıları uyardı.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
Çoğu zaman yasa dışı...
Çoğu zaman yasa dışı olarak gerçekleşen mumya ticareti, hem meraklıları hem de posta çalışanlarını ciddi risklere maruz bırakıyor. Devamı burada: Yasadışı Mumya Ticareti, Ciddi Sağlık Riski Taşıyor Arkeofili.
Çoğu zaman yasa dışı olarak gerçekleşen mumya ticareti, hem meraklıları hem de posta çalışanlarını ciddi risklere maruz bırakıyor.
Devamı burada: Yasadışı Mumya Ticareti, Ciddi Sağlık Riski Taşıyor Arkeofili.
İkon Menkul'ün ons altın değerlendirmesine göre, altın yeni haftaya satıcılı başlayarak yaklaşık yüzde 0,60 gerilemeyle 4.400 dolar civarında işlem görüyor. Geçen hafta 4.600 dolar bölgesinden başlayan düzeltmenin ardından fiyatın 4.350 dolar desteği ile 4.500 dolar direnci arasında sıkıştığı ifade edildi. MACD çizgisinin sinyal çizgisinin altında kalması ve histogramın negatif bölgede bulunmasının kısa vadeli aşağı yönlü baskının sürdüğüne işaret ettiği aktarıldı. RSI'ın 50,6 seviyesinde bulunmasının ise fiyatın aşırı satım bölgesine girmeden nötr bölgede kaldığını gösterdiği belirtildi.
Değerlendirmede, 4.350 dolar desteğinin korunmas...
İkon Menkul'ün ons altın değerlendirmesine göre, altın yeni haftaya satıcılı başlayarak yaklaşık yüzde 0,60 gerilemeyle 4.400 dolar civarında işlem görüyor. Geçen hafta 4.600 dolar bölgesinden başlayan düzeltmenin ardından fiyatın 4.350 dolar desteği ile 4.500 dolar direnci arasında sıkıştığı ifade edildi. MACD çizgisinin sinyal çizgisinin altında kalması ve histogramın negatif bölgede bulunmasının kısa vadeli aşağı yönlü baskının sürdüğüne işaret ettiği aktarıldı. RSI'ın 50,6 seviyesinde bulunmasının ise fiyatın aşırı satım bölgesine girmeden nötr bölgede kaldığını gösterdiği belirtildi.
Değerlendirmede, 4.350 dolar desteğinin korunmas...
İkon Menkul'ün ons altın değerlendirmesine göre, altın yeni haftaya satıcılı başlayarak yaklaşık yüzde 0,60 gerilemeyle 4.400 dolar civarında işlem görüyor. Geçen hafta 4.600 dolar bölgesinden başlayan düzeltmenin ardından fiyatın 4.350 dolar desteği ile 4.500 dolar direnci arasında sıkıştığı ifade edildi. MACD çizgisinin sinyal çizgisinin altında kalması ve histogramın negatif bölgede bulunmasının kısa vadeli aşağı yönlü baskının sürdüğüne işaret ettiği aktarıldı. RSI'ın 50,6 seviyesinde bulunmasının ise fiyatın aşırı satım bölgesine girmeden nötr bölgede kaldığını gösterdiği belirtildi.
Değerlendirmede, 4.350 dolar desteğinin korunması halinde tepki alımlarının yeniden 4.500 dolara yönelebileceği, ancak 4.500 dolar aşılmadan toparlanmanın güç kazandığını söylemenin zor olduğu kaydedildi. Güçlü tarım dışı istihdam verisinin ardından Fed'in eylül ayında faiz artırma ihtimalinin yaklaşık yüzde 60 seviyesine yükselmesi ve bu hafta açıklanacak ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin beklenmesinin altındaki yukarı yönlü hareketi sınırladığı ifade edildi. Çin Merkez Bankası'nın altın alımlarını 22. aya taşımasının ise orta vadede talep açısından destekleyici olduğu belirtildi.
Ham petrolün son dört işlem gününde 90-93 dolar bandında yatay bir görünüm sergilediğini belirten İkon Menkul, fiyatın 92,6 dolar civarında bulunmasının geçen haftaki yaklaşık yüzde 10'luk yükselişin ardından kazanımların büyük bölümünün korunduğunu gösterdiğini ifade etti. 90 dolar üzerinde kalındığı sürece kısa vadeli görünümün pozitif olduğu belirtilirken, MACD ve RSI göstergelerinin de yükseliş eğilimini desteklediği aktarıldı.
ABD ile İran'ın Hürmüz çevresinde karşılıklı tanker saldırılarını sürdürmesi, İran'ın yeni bir kısıtlı bölge ilan etmeye hazırlanması ve boğazdan geçen emtia gemisi sayısının son 10 günlük ortalamada yaklaşık 10'a gerilemesinin arz risk primini yüksek tuttuğu belirtildi. Saudi Aramco'nun Jazan tesisine yönelik yeni saldırı haberinin de yukarı yönlü riski desteklediği ifade edildi. OPEC+'ın ekim ayı üretim kotalarında değişikliğe gitmemesinin arz tarafında kısa vadeli rahatlama sağlamadığı kaydedildi.
Bu nedenle petrol fiyatındaki yatay seyrin zayıflıktan ziyade 90 dolar üzerindeki konsolidasyon olarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağı belirtildi. 93-95 dolar bandının aşılması halinde 100 doların yeniden gündeme gelebileceği, 90 doların aşağı kırılması durumunda ise 85 dolar bölgesine doğru düzeltme riskinin artabileceği aktarıldı.
EUR/USD paritesinin yeni haftaya hafif alıcılı başlayarak 1,1625 civarında işlem gördüğünü aktaran İkon Menkul, 1,1600 üzerinde kalıcılığın kısa vadeli görünümü desteklediğini belirtti. Paritenin 1,1560-1,1660 bandında sıkıştığı, 1,1650-1,1685 bölgesinin aşılması halinde 1,1750-1,1800 bandına doğru hareket alanı oluşabileceği ifade edildi. 1,1600 seviyesinin kaybedilmesi halinde ise 1,1500 bölgesine doğru baskının artabileceği kaydedildi.
Güçlü ABD istihdam verisine rağmen doların kazanımlarını koruyamamasının euroyu desteklediği belirtilen değerlendirmede, piyasanın eylül ayında Fed faiz artırım ihtimalini yaklaşık yüzde 60 seviyesinde fiyatladığı ve yön açısından cuma günü açıklanacak ABD TÜFE verisinin beklendiği aktarıldı. Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) perşembe günü 25 baz puanlık faiz artışıyla politika faizini yüzde 2,50'ye yükseltmesinin beklendiği belirtildi.
USD/JPY paritesinin yeni haftada satış baskısını sürdürerek 155 seviyesinin altına indiğini ve 154,0-154,5 bandına kadar gerilediğini belirten İkon Menkul, yenin dolar karşısında şubattan bu yana en güçlü seviyelerine ulaştığını aktardı. 155 seviyesinin aşağı kırılmasının kısa vadeli görünümü yen lehine çevirdiği, RSI'ın 27 seviyesine gerilemesiyle paritenin aşırı satım bölgesine girdiği ifade edildi.
154,25 altında kalıcılığın 153,00 ve 152,00 seviyelerini gündeme getirebileceği, olası tepki hareketinde ise 155,00 seviyesinin yeniden kazanılmasının ilk şart olduğu belirtildi. 156,00-157,00 bandı aşılmadıkça kısa vadeli görünümün yen lehine kalabileceği aktarıldı.
Nasdaq endeksinin yeni haftaya hafif alıcılı başlayarak 29.600 civarında seyrettiğini belirten İkon Menkul, endeksin 29.300 üzerinde kalmaya devam ettiğini ifade etti. RSI'ın 53 seviyesine yükselmesinin alıcıların sınırlı üstünlüğüne işaret ettiği, MACD çizgilerinin birbirine yaklaşmasının ise olası bir pozitif dönüşüm ihtimalini artırdığı kaydedildi.
ABD piyasalarının Labor Day nedeniyle kapalı olması ve işlem hacminin düşük seyretmesi nedeniyle mevcut yükselişin güçlü bir kırılım teyidi olarak değerlendirilmesi için erken olduğu belirtildi. ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,8 civarında yüksek seyretmesinin, özellikle yüksek değerlemeli teknoloji hisseleri açısından risk oluşturduğu aktarıldı.
Haftanın ana katalizörünün perşembe günü açıklanacak Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve cuma günü açıklanacak TÜFE verisi olacağı ifade edildi. Beklentilerin üzerinde gelecek enflasyon verisinin tahvil faizlerini yukarı taşıyarak Nasdaq üzerinde baskı oluşturabileceği, daha düşük enflasyon verisinin ise 30.000-30.500 bölgesine doğru hareket alanını güçlendirebileceği belirtildi. 29.300 üzerinde kalıcılığın pozitif görünümü koruduğu, 30.000 seviyesinin aşılması halinde 30.500 ve 31.000 seviyelerinin gündeme gelebileceği, 29.300'ün kaybedilmesi durumunda ise 28.750-28.200 bölgesine doğru düzeltme riskinin artabileceği kaydedildi.
Bakır vadeli işlemlerinin 6,70 dolar civarında yatay-pozitif görünümünü koruduğunu aktaran İkon Menkul, 6,70 dolar seviyesinin güçlü bir direnç olarak izlendiğini belirtti. MACD göstergesinin dengeli bir görünüme işaret ettiği, RSI'ın 58,7 seviyesinde bulunmasının ise alıcıların sınırlı üstünlüğünü koruduğunu gösterdiği ifade edildi.
Codelco ve Freeport kaynaklı üretim sorunları, Şili'de ikinci çeyrek bakır üretiminin 19 yılın en düşük seviyesine gerilemesi ve ABD'ye yönelen stok akışının diğer bölgelerde arzı sıkılaştırmasının fiyatı desteklediği aktarıldı. Çin'de resmi imalat PMI'ın 49,8 ile daralma bölgesinde kalmasının talep tarafında temkin yarattığı, özel sektör PMI'ın 51,5'e yükselmesi ve yeni siparişlerdeki toparlanmanın ise olumlu sinyal verdiği belirtildi.
6,70 dolar üzerinde günlük kapanış alınması halinde 7,00 ve 7,25 dolar seviyelerine doğru hareket alanı oluşabileceği, 6,55 doların altına inilmesi durumunda ise 6,40 ve 6,28 dolar bölgelerine doğru düzeltme hareketinin tetiklenebileceği ifade edildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
İkon Menkul'ün ons altın değerlendirmesine göre, altın yeni haftaya satıcılı başlayarak yaklaşık yüzde 0,60 gerilemeyle 4.400 dolar civarında işlem görüyor. Geçen hafta 4.600 dolar bölgesinden başlayan düzeltmenin ardından fiyatın 4.350 dolar desteği ile 4.500 dolar direnci arasında sıkıştığı ifade edildi. MACD çizgisinin sinyal çizgisinin altında kalması ve histogramın negatif bölgede bulunmasının kısa vadeli aşağı yönlü baskının sürdüğüne işaret ettiği aktarıldı. RSI'ın 50,6 seviyesinde bulunmasının ise fiyatın aşırı satım bölgesine girmeden nötr bölgede kaldığını gösterdiği belirtildi.
Değerlendirmede, 4.350 dolar desteğinin korunması halinde tepki alımlarının yeniden 4.500 dolara yönelebileceği, ancak 4.500 dolar aşılmadan toparlanmanın güç kazandığını söylemenin zor olduğu kaydedildi. Güçlü tarım dışı istihdam verisinin ardından Fed'in eylül ayında faiz artırma ihtimalinin yaklaşık yüzde 60 seviyesine yükselmesi ve bu hafta açıklanacak ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin beklenmesinin altındaki yukarı yönlü hareketi sınırladığı ifade edildi. Çin Merkez Bankası'nın altın alımlarını 22. aya taşımasının ise orta vadede talep açısından destekleyici olduğu belirtildi.
Ham petrolün son dört işlem gününde 90-93 dolar bandında yatay bir görünüm sergilediğini belirten İkon Menkul, fiyatın 92,6 dolar civarında bulunmasının geçen haftaki yaklaşık yüzde 10'luk yükselişin ardından kazanımların büyük bölümünün korunduğunu gösterdiğini ifade etti. 90 dolar üzerinde kalındığı sürece kısa vadeli görünümün pozitif olduğu belirtilirken, MACD ve RSI göstergelerinin de yükseliş eğilimini desteklediği aktarıldı.
ABD ile İran'ın Hürmüz çevresinde karşılıklı tanker saldırılarını sürdürmesi, İran'ın yeni bir kısıtlı bölge ilan etmeye hazırlanması ve boğazdan geçen emtia gemisi sayısının son 10 günlük ortalamada yaklaşık 10'a gerilemesinin arz risk primini yüksek tuttuğu belirtildi. Saudi Aramco'nun Jazan tesisine yönelik yeni saldırı haberinin de yukarı yönlü riski desteklediği ifade edildi. OPEC+'ın ekim ayı üretim kotalarında değişikliğe gitmemesinin arz tarafında kısa vadeli rahatlama sağlamadığı kaydedildi.
Bu nedenle petrol fiyatındaki yatay seyrin zayıflıktan ziyade 90 dolar üzerindeki konsolidasyon olarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağı belirtildi. 93-95 dolar bandının aşılması halinde 100 doların yeniden gündeme gelebileceği, 90 doların aşağı kırılması durumunda ise 85 dolar bölgesine doğru düzeltme riskinin artabileceği aktarıldı.
EUR/USD paritesinin yeni haftaya hafif alıcılı başlayarak 1,1625 civarında işlem gördüğünü aktaran İkon Menkul, 1,1600 üzerinde kalıcılığın kısa vadeli görünümü desteklediğini belirtti. Paritenin 1,1560-1,1660 bandında sıkıştığı, 1,1650-1,1685 bölgesinin aşılması halinde 1,1750-1,1800 bandına doğru hareket alanı oluşabileceği ifade edildi. 1,1600 seviyesinin kaybedilmesi halinde ise 1,1500 bölgesine doğru baskının artabileceği kaydedildi.
Güçlü ABD istihdam verisine rağmen doların kazanımlarını koruyamamasının euroyu desteklediği belirtilen değerlendirmede, piyasanın eylül ayında Fed faiz artırım ihtimalini yaklaşık yüzde 60 seviyesinde fiyatladığı ve yön açısından cuma günü açıklanacak ABD TÜFE verisinin beklendiği aktarıldı. Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) perşembe günü 25 baz puanlık faiz artışıyla politika faizini yüzde 2,50'ye yükseltmesinin beklendiği belirtildi.
USD/JPY paritesinin yeni haftada satış baskısını sürdürerek 155 seviyesinin altına indiğini ve 154,0-154,5 bandına kadar gerilediğini belirten İkon Menkul, yenin dolar karşısında şubattan bu yana en güçlü seviyelerine ulaştığını aktardı. 155 seviyesinin aşağı kırılmasının kısa vadeli görünümü yen lehine çevirdiği, RSI'ın 27 seviyesine gerilemesiyle paritenin aşırı satım bölgesine girdiği ifade edildi.
154,25 altında kalıcılığın 153,00 ve 152,00 seviyelerini gündeme getirebileceği, olası tepki hareketinde ise 155,00 seviyesinin yeniden kazanılmasının ilk şart olduğu belirtildi. 156,00-157,00 bandı aşılmadıkça kısa vadeli görünümün yen lehine kalabileceği aktarıldı.
Nasdaq endeksinin yeni haftaya hafif alıcılı başlayarak 29.600 civarında seyrettiğini belirten İkon Menkul, endeksin 29.300 üzerinde kalmaya devam ettiğini ifade etti. RSI'ın 53 seviyesine yükselmesinin alıcıların sınırlı üstünlüğüne işaret ettiği, MACD çizgilerinin birbirine yaklaşmasının ise olası bir pozitif dönüşüm ihtimalini artırdığı kaydedildi.
ABD piyasalarının Labor Day nedeniyle kapalı olması ve işlem hacminin düşük seyretmesi nedeniyle mevcut yükselişin güçlü bir kırılım teyidi olarak değerlendirilmesi için erken olduğu belirtildi. ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,8 civarında yüksek seyretmesinin, özellikle yüksek değerlemeli teknoloji hisseleri açısından risk oluşturduğu aktarıldı.
Haftanın ana katalizörünün perşembe günü açıklanacak Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve cuma günü açıklanacak TÜFE verisi olacağı ifade edildi. Beklentilerin üzerinde gelecek enflasyon verisinin tahvil faizlerini yukarı taşıyarak Nasdaq üzerinde baskı oluşturabileceği, daha düşük enflasyon verisinin ise 30.000-30.500 bölgesine doğru hareket alanını güçlendirebileceği belirtildi. 29.300 üzerinde kalıcılığın pozitif görünümü koruduğu, 30.000 seviyesinin aşılması halinde 30.500 ve 31.000 seviyelerinin gündeme gelebileceği, 29.300'ün kaybedilmesi durumunda ise 28.750-28.200 bölgesine doğru düzeltme riskinin artabileceği kaydedildi.
Bakır vadeli işlemlerinin 6,70 dolar civarında yatay-pozitif görünümünü koruduğunu aktaran İkon Menkul, 6,70 dolar seviyesinin güçlü bir direnç olarak izlendiğini belirtti. MACD göstergesinin dengeli bir görünüme işaret ettiği, RSI'ın 58,7 seviyesinde bulunmasının ise alıcıların sınırlı üstünlüğünü koruduğunu gösterdiği ifade edildi.
Codelco ve Freeport kaynaklı üretim sorunları, Şili'de ikinci çeyrek bakır üretiminin 19 yılın en düşük seviyesine gerilemesi ve ABD'ye yönelen stok akışının diğer bölgelerde arzı sıkılaştırmasının fiyatı desteklediği aktarıldı. Çin'de resmi imalat PMI'ın 49,8 ile daralma bölgesinde kalmasının talep tarafında temkin yarattığı, özel sektör PMI'ın 51,5'e yükselmesi ve yeni siparişlerdeki toparlanmanın ise olumlu sinyal verdiği belirtildi.
6,70 dolar üzerinde günlük kapanış alınması halinde 7,00 ve 7,25 dolar seviyelerine doğru hareket alanı oluşabileceği, 6,55 doların altına inilmesi durumunda ise 6,40 ve 6,28 dolar bölgelerine doğru düzeltme hareketinin tetiklenebileceği ifade edildi.
Hibya Haber AjansıKaynak: RSS
“Olurmu sizce” için dikkat çeken nokta şu:...
“Güncel Sİgara fiyatları” için dikkat çeke...
“30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu olsun.....