Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:39
Son Güncelleme: 05.06.2026 19:41
Anadolu Ajansı
UYAP'taki soruşturma dosyalarını kapatan katip hakkında 27 yıl hapis ve şartlı tahliye kararı verildi.
AA
Ankara Adliyesi'nde kendisine ve savcılara ait şifreyle Ulusal Yargı Ağı Sistemi'ne (UYAP) girerek soruşturma dosyalarını kapatan zabıt katibi Ahmet Yılmaz'ın da arasında olduğu 15 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı.
Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Ahmet Yılmaz, bazı tutuksuz sanıklar ile sanık avukatları katıldı.
Mahkeme başkanı, önceki celsede esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaların alındığını hatırlatarak sanıklara son sözlerini sordu.
Suçsuz olduğunu savunan sanık Ahmet Yılmaz, beraatine ve tahliyesine karar verilmesini istedi.
Yaşadıklarından dolayı psikolojisinin bozulduğunu söyleyen sanık Yılmaz, "Eşimle boşandım. Kızım evlenmiş ondan bile haberim yok. Bunlar ağır gelmeye başladı. Şizofreni ilaçları kullanmaya başladım." ifadelerini kullandı.
Diğer sanıklar da suçsuz olduklarını öne sürerek, beraat talebinde bulundu.
4 SANIĞA HAPİS CEZASI VERİLDİ
Duruşmaya verilen aranın ardından mahkeme heyeti, sanıklar hakkındaki hükmü açıkladı.
Buna göre, tutuklu sanık Yılmaz, "silahlı terör örgütüne üye olma", "bilişim sistemine girme", "rüşvet", "resmi belgede sahtecilik", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından 27 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanık Yılmaz, hükümle birlikte adli kontrol şartıyla tahliye edildi.
Sanık Reşat Yıldırım "silahlı terör örgütüne üye olma", "rüşvet", "resmi belgede sahtecilik", "suçluyu kayırma" ve "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlarından 18 yıl 1 ay, sanık Ömer Faruk Bol, "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "rüşvet" suçlarından 12 yıl 11 ay, sanık Yusuf Ersin Gürbüz ise "rüşvet" suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Sanık Abdülkadir Ceylani Özgül hakkında "rüşvet" suçundan "ceza verilmesine yer olmadığına" hükmedilirken, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan dosyası ayrıldı.
Sanıklar Atilla Kırkoç, Ayhan Garip, Emrullah Doğanay, Halil Ziya Zaimoğlu, Muhammed Kamil Gözütok, Murat Barın, Mustafa Şahin, Zeliha Ulubay, Şadıman Gözütok ve Tuba Gürbüz ise beraat etti.
FETÖ-
Soruşturma-
Tutuklama
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:39
Son Güncelleme: 05.06.2026 19:41
Anadolu Ajansı
UYAP'taki soruşturma dosyalarını kapatan katip hakkında 27 yıl hapis ve şartlı tahliye kararı verildi.
AA
Ankara Adliyesi'nde kendisine ve savcılara ait şifreyle Ulusal Yargı Ağı Sistemi'ne (UYAP) girerek soruşturma dosyalarını kapatan zabıt katibi Ahmet Yılmaz'ın da arasında olduğu 15 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı.
Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Ahmet Yılmaz, bazı tutuksuz sanıklar ile sanık avukatları katıldı.
Mahkeme başkanı, önceki celsede esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaların alındığını hatırlatarak sanıklara son sözlerini sordu.
Suçsuz olduğunu savunan sanık Ahmet Yılmaz, beraatine ve tahliyesine karar verilmesini istedi.
Yaşadıklarından dolayı psikolojisinin bozulduğunu söyleyen sanık Yılmaz, "Eşimle boşandım. Kızım evlenmiş ondan bile haberim yok. Bunlar ağır gelmeye başladı. Şizofreni ilaçları kullanmaya başladım." ifadelerini kullandı.
Diğer sanıklar da suçsuz olduklarını öne sürerek, beraat talebinde bulundu.
4 SANIĞA HAPİS CEZASI VERİLDİ
Duruşmaya verilen aranın ardından mahkeme heyeti, sanıklar hakkındaki hükmü açıkladı.
Buna göre, tutuklu sanık Yılmaz, "silahlı terör örgütüne üye olma", "bilişim sistemine girme", "rüşvet", "resmi belgede sahtecilik", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından 27 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanık Yılmaz, hükümle birlikte adli kontrol şartıyla tahliye edildi.
Sanık Reşat Yıldırım "silahlı terör örgütüne üye olma", "rüşvet", "resmi belgede sahtecilik", "suçluyu kayırma" ve "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlarından 18 yıl 1 ay, sanık Ömer Faruk Bol, "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "rüşvet" suçlarından 12 yıl 11 ay, sanık Yusuf Ersin Gürbüz ise "rüşvet" suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Sanık Abdülkadir Ceylani Özgül hakkında "rüşvet" suçundan "ceza verilmesine yer olmadığına" hükmedilirken, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan dosyası ayrıldı.
Sanıklar Atilla Kırkoç, Ayhan Garip, Emrullah Doğanay, Halil Ziya Zaimoğlu, Muhammed Kamil Gözütok, Murat Barın, Mustafa Şahin, Zeliha Ulubay, Şadıman Gözütok ve Tuba Gürbüz ise beraat etti.
FETÖ-
Soruşturma-
Tutuklama
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:39
Son Güncelleme: 05.06.2026 19:41
Anadolu Ajansı
UYAP'taki soruşturma dosyalarını kapatan katip hakkında 27 yıl hapis ve şartlı tahliye kararı verildi.
AA
Ankara Adliyesi'nde kendisine ve savcılara ait şifreyle Ulusal Yargı Ağı Sistemi'ne (UYAP) girerek soruşturma dosyalarını kapatan zabıt katibi Ahmet Yılmaz'ın da arasında olduğu 15 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı.
Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Ahmet Yılmaz, bazı tutuksuz sanıklar ile sanık avukatları katıldı.
Mahkeme başkanı, önceki celsede esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaların alındığını hatırlatarak sanıklara son sözlerini sordu.
Suçsuz olduğunu savunan sanık Ahmet Yılmaz, beraatine ve tahliyesine karar verilmesini istedi.
Yaşadıklarından dolayı psikolojisinin bozulduğunu söyleyen sanık Yılmaz, "Eşimle boşandım. Kızım evlenmiş ondan bile haberim yok. Bunlar ağır gelmeye başladı. Şizofreni ilaçları kullanmaya başladım." ifadelerini kullandı.
Diğer sanıklar da suçsuz olduklarını öne sürerek, beraat talebinde bulundu.
4 SANIĞA HAPİS CEZASI VERİLDİ
Duruşmaya verilen aranın ardından mahkeme heyeti, sanıklar hakkındaki hükmü açıkladı.
Buna göre, tutuklu sanık Yılmaz, "silahlı terör örgütüne üye olma", "bilişim sistemine girme", "rüşvet", "resmi belgede sahtecilik", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından 27 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanık Yılmaz, hükümle birlikte adli kontrol şartıyla tahliye edildi.
Sanık Reşat Yıldırım "silahlı terör örgütüne üye olma", "rüşvet", "resmi belgede sahtecilik", "suçluyu kayırma" ve "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlarından 18 yıl 1 ay, sanık Ömer Faruk Bol, "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "rüşvet" suçlarından 12 yıl 11 ay, sanık Yusuf Ersin Gürbüz ise "rüşvet" suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Sanık Abdülkadir Ceylani Özgül hakkında "rüşvet" suçundan "ceza verilmesine yer olmadığına" hükmedilirken, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan dosyası ayrıldı.
Sanıklar Atilla Kırkoç, Ayhan Garip, Emrullah Doğanay, Halil Ziya Zaimoğlu, Muhammed Kamil Gözütok, Murat Barın, Mustafa Şahin, Zeliha Ulubay, Şadıman Gözütok ve Tuba Gürbüz ise beraat etti.
FETÖ-
Soruşturma-
Tutuklama
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:39
Son Güncelleme: 05.06.2026 19:41
Anadolu Ajansı
UYAP'taki soruşturma dosyalarını kapatan katip hakkında 27 yıl hapis ve şartlı tahliye kararı verildi.
AA
Ankara Adliyesi'nde kendisine ve savcılara ait şifreyle Ulusal Yargı Ağı Sistemi'ne (UYAP) girerek soruşturma dosyalarını kapatan zabıt katibi Ahmet Yılmaz'ın da arasında olduğu 15 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı.
Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Ahmet Yılmaz, bazı tutuksuz sanıklar ile sanık avukatları katıldı.
Mahkeme başkanı, önceki celsede esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaların alındığını hatırlatarak sanıklara son sözlerini sordu.
Suçsuz olduğunu savunan sanık Ahmet Yılmaz, beraatine ve tahliyesine karar verilmesini istedi.
Yaşadıklarından dolayı psikolojisinin bozulduğunu söyleyen sanık Yılmaz, "Eşimle boşandım. Kızım evlenmiş ondan bile haberim yok. Bunlar ağır gelmeye başladı. Şizofreni ilaçları kullanmaya başladım." ifadelerini kullandı.
Diğer sanıklar da suçsuz olduklarını öne sürerek, beraat talebinde bulundu.
4 SANIĞA HAPİS CEZASI VERİLDİ
Duruşmaya verilen aranın ardından mahkeme heyeti, sanıklar hakkındaki hükmü açıkladı.
Buna göre, tutuklu sanık Yılmaz, "silahlı terör örgütüne üye olma", "bilişim sistemine girme", "rüşvet", "resmi belgede sahtecilik", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından 27 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanık Yılmaz, hükümle birlikte adli kontrol şartıyla tahliye edildi.
Sanık Reşat Yıldırım "silahlı terör örgütüne üye olma", "rüşvet", "resmi belgede sahtecilik", "suçluyu kayırma" ve "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlarından 18 yıl 1 ay, sanık Ömer Faruk Bol, "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "rüşvet" suçlarından 12 yıl 11 ay, sanık Yusuf Ersin Gürbüz ise "rüşvet" suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Sanık Abdülkadir Ceylani Özgül hakkında "rüşvet" suçundan "ceza verilmesine yer olmadığına" hükmedilirken, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan dosyası ayrıldı.
Sanıklar Atilla Kırkoç, Ayhan Garip, Emrullah Doğanay, Halil Ziya Zaimoğlu, Muhammed Kamil Gözütok, Murat Barın, Mustafa Şahin, Zeliha Ulubay, Şadıman Gözütok ve Tuba Gürbüz ise beraat etti.
FETÖ-
Soruşturma-
Tutuklama
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:33
Anadolu Ajansı
Emine Erdoğan
AA
Emine Erdoğan, İstanbul Valiliği himayelerinde, Sıfır Atık Vakfının koordinasyonunda Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen Sıfır Atık Forumu 2026'nın açılışına katıldı.
Burada konuşan Erdoğan, İstanbul'un insanlığın ortak hafızasını taşıyan, medeniyetlerin buluştuğu, dünyanın en uzun ömürlü başkenti olduğunu belirterek bugün forumda 183 ülkeden temsilci, 500'ü aşkın kurum ve kuruluş ve 5 binden fazla katılımcıyı ağırladıklarını söyledi.
Emine Erdoğan, İstanbul'un bir kez daha kültürleri bir araya getirdiğini ifade ederek "Tam da bu nedenle bu forumu, insanlık ailesinin ortak bir ideal etrafında kenetlendiği tarihi bir buluşma olarak görüyoruz. Bu güçlü uluslararası katılımın, Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Dünya beşten büyüktür çünkü insanlık beşten büyüktür.' mesajının somut bir tezahürü olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.
Foruma katılan herkese şükranlarını sunduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Temennim odur ki, buradan yükselecek sinerji, ortak geleceğimiz için yepyeni başlangıçların vesilesi olsun. Bu anlamlı buluşma dolayısıyla Sıfır Atık Vakfımıza forumun düzenlenmesinde ortaya koydukları büyük emek için teşekkür ediyorum. Dünyanın en kapsamlı uluslararası çevre buluşmalarından birine ev sahipliği yapıyorlar. Vakfımızın her bir mensubunu kutluyor, kendilerini yürekten alkışlıyorum. Destek veren Bakanlıklarımıza ve İstanbul Valiliğimize ayrıca şükranlarımı sunuyorum."
‘’İNSANLIĞIN GEÇTİĞİ DAR BOĞAZIN BİR ANITI''
Emine Erdoğan, Pasifik Okyanusu'nun kuzeyinde, tonlarca çöp ve plastikten oluşan 1,6 milyon kilometrekare büyüklüğünde çöpten bir kıta olduğunu, burasının o engin maviliğin ortasında, kaynaklarını hoyratça kullanan insanlığın dramının ve geçtiği dar boğazın bir anıtı olarak durduğunu kaydetti.
Türkiye'nin neredeyse iki katı büyüklüğünde bir yüzölçümüne sahip bu atık birikiminin iklim krizinin perde arkasındaki israf ve tüketim krizini anlattığına dikkati çeken Erdoğan, "Her gün 2 bin çöp kamyonuna eş değer plastik atığın okyanuslara karışması yalnızca atık yönetimiyle ilgili bir mesele değildir. Tıpkı, mikroplastiklerin Antarktika'dan Everest'in zirvesine kadar, dünyamızın en ücra köşelerine dahi ulaşmasının alelade bir çevre kirliliği olmadığı gibi." değerlendirmesini yaptı.
Erdoğan, tüm bunların göz ardı edilen bir hakikati anlattığını, insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar çok üretildiğini, hiç olmadığı kadar büyük bir refah biriktirdiğini dile getirdi.
"Bugün çöp depolama alanlarına bakarsanız birkaç nesli giydirmeye yetecek giysilerle, planlı eskitmeye kurban edilmiş eşyalarla, yalnızca şeklini beğenmediğimiz için ayıkladığımız yiyeceklerle dolu olduğunu görürsünüz." diyen Erdoğan, fakat aynı dünyada milyonlarca insanın temel ihtiyacını dahi karşılayamadığını söyledi.
Başka hiçbir veriye bakmadan, yalnızca üretilen atık miktarına bakılsa bile elde edilen bu refahın yanı başında büyüyen büyük bir adaletsizlik olduğunu açıkça görüldüğünü aktaran Erdoğan, "Yani kullan-at, at-unut, düşünme-tüket anlayışı, doğal kaynaklarla birlikte insanlığın öz değerlerini de tüketiyor. Sanayileşmeyle gelişen tüketim kültürü bir yandan plastiklerden sahte bir konfor alanı inşa ederken diğer yandan insanlığın sağduyusunu ve vicdanını da ziyadesiyle zedeliyor. İşte insanlık, geleceğe ağır bir ekolojik yükle birlikte kırılmış bir adalet terazisi miras bırakıyor. Başkasını yaşatma ahlakıyla elimizdekileri paylaşarak kolektif mutluluğu artırmak yerine, elimizdekileri atığa dönüştürüyoruz." değerlendirmelerinde bulundu.
Emine Erdoğan, sıfır atığı insanlığın öze dönüş yolculuğunun bileti olarak gördüklerinin altını çizerek, bunun yaygınlaşmasıyla doğa kadar insanlık değerlerinin de iyileşeceğine inandıklarına işaret etti.
2017'de 'Dünya Ortak Evimizdir' diyerek başlattıkları Sıfır Atık Hareketi'nin fikri temellerini, bu anlayışın oluşturduğunu belirten Erdoğan, 2023'te kurdukları Sıfır Atık Vakfının küresel ölçekte yürüttüğü girişimleriyle sıfır atık vizyonunu uluslararası alanda yeni bir seviyeye taşıdığını, sıfır atığın iklim eylemi, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir şehirler, kaynak verimliliği, gıda sistemleri ve toplumsal dayanıklılık başlıklarıyla bütünleşmesine önemli katkılar sağladığını dile getirdi.
"ZİRVE ÖNCESİNDE SIFIR ATIĞI BİR İKLİM EYLEMİ OLARAK TEKLİF EDİYORUZ''
Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Bu yılki forumumuzun Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi'yle aynı döneme denk gelmesi, sıfır atığın iklim değişikliği mücadelesindeki stratejik değerini anlatmak açısından önemli bir fırsattır. Çünkü iklim değişikliğiyle mücadelenin birçok yolu olsa da sıfır atık tüm bu yolları birleştiren bir köprüdür. Hatta iklim mücadelesinin en dönüştürücü gücüdür. Dolayısıyla biz bu yılki forumumuzu, Türkiye'nin ev sahipliğini yapacağı COP31 İklim Zirvesi yolunda önemli bir kilometre taşı olarak görüyoruz. Zirve öncesinde sıfır atığı bir iklim eylemi olarak teklif ediyoruz. İnanıyorum ki forum kapsamında konuşulacak her diyalog sıfır atığın bu merkezi rolünün anlaşılmasında önemli katkılar sunacaktır. Dünyada her yıl, 5,8 trilyon tabak yemek ona ihtiyacı olan insanlara ulaşamadan olduğu gibi çöpe gidiyor. 2 milyar tonun üzerinde gıda tarlada, sofrada, restoranda, markette israf ediliyor. Sırf israf edilecek gıdanın üretilmesi için tarım arazilerinin neredeyse üçte birini kullanıyoruz. Bu ölçekteki bir israf ekosistemlerin bozulmasını da beraberinde getiriyor. Üstüne üstlük, iklim değişikliğinde çok yüksek bir payı olan metan emisyonlarının yaklaşık yüzde 14'ü gıda israfından kaynaklanıyor. İşin insani faturasına baktığımızda ise bir o kadar ağır ve hazin bir tablo görüyoruz. Bizler 673 milyon insanın açlıkla mücadele ettiği, 2 milyardan fazla insanın yeterli beslenemediği bir dünyada yaşıyoruz."
Emine Erdoğan, 5 yaşını göremeden hayattan kopan çocukların yarısının açlıktan öldüğünü, bugün bu salonda konuşurken bile dünyanın bir köşesinde bir çocuğun açlığın pençesinde yaşam mücadelesi verdiğini anlattı.
Bir anne ya da babanın çocuğunu besleyememenin kederiyle kavrulduğundan bahseden Erdoğan, "İşin en acı yanıysa, çöpe attığımız gıdanın yalnızca dörtte birini kurtararak, küresel açlığı bitirebileceğimizi bildiğimiz halde bu vahim çelişkiyi ortadan kaldıramamamızdır. Bir yanda çöp kutuları dolup taşarken ve el değmemiş gıdalar çöp kamyonlarına yüklenirken diğer yanda bomboş kalan tabaklar ve sönen umutlar hepimiz için çok ağır bir vicdan yüküdür." diye konuştu.
‘’İSRAFIN YÜZDE 60'I EVLERDE GERÇEKLEŞİYOR''
Ziyan edilen her bir lokmada, yarını görüp göremeyeceği o lokmaya bağlı nice insanın hakkı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, gıda israfının yüzde 60'ının evlerde gerçekleştiğini vurguladı.
Emine Erdoğan, Türkiye'nin gıda israfı konusunda örnek çalışmalar yürüttüğünün altını çizerek "2008 yılında başlattığımız 'Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası'yla israfı yüzde 40 oranında azalttık. 2015 yılında G-20 Dönem Başkanlığımız sırasında, 'Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Kapsamında Gıda Kayıpları ve İsrafının Azaltılması' temasını uluslararası gündeme taşıdık. Bu çabaların bir sonucu olarak, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Sekreterliğinde, Roma’da Gıda Kaybı ve İsrafının Ölçülmesi ve Azaltılması Teknik Platformu kuruldu. 2020 yılında, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz 'Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık' kampanyası vesilesiyle milyonlarca vatandaşımıza ulaştık. Bu girişimimiz Birleşmiş Milletler nezdinde en iyi uygulama örneği olarak gösterildi." bilgisini verdi.
Bu yıl "30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü" için gıda israfı temasını seçerek, Birleşmiş Milletler çatısı altında konuyu bir kez daha küresel gündeme taşıdıklarına işaret eden Erdoğan, tüm bu adımlarla, "Sıfır Açlık Hedefi"ne, küresel gıda sisteminin daha adil ve sürdürülebilir olmasına önemli katkılar sunduklarını ancak bu meselenin daha büyük bir küresel işbirliği gerektirdiğini anlattı.
Erdoğan, bu mücadelede yol alabilmenin dünyanın bugün geldiği noktada, sanayisiyle ve tüketim oranlarıyla en büyük paya sahip ülkelerin de sorumluluğu üstlenmesine bağlı olduğunu belirterek "Yükü en ağır olanların ön safta yer almadığı bir dayanışma eksik kalır. Zira kimsenin geride kalmadığı, kaynakların israf edilmediği bir dünya ancak böyle kurulabilir." dedi.
İklim değişikliğiyle mücadelede ıskalanan en önemli hususun tek merkezli bilgi sistemlerinin yerel bilgeliği parantez içinde tutarak saf dışı etmesi olduğunu dile getiren Erdoğan, "Ne yazık ki yerel kültürlerin özünü oluşturan döngüsel yaşam pratikleri, modern dünyada birer yitik hazine haline geldi. Oysa 'İnsanlık beşten büyüktür.' dedik. O halde her yerel kültürü, iklim değişikliğine gerçek çözümler sunacak, doğayla dost bir yaşamın el kitabı olarak görmeliyiz." diye konuştu.
Emine Erdoğan, sıfır atık yolculuğu boyunca insanların doğayla uyumlu bir yaşam kurmaya ne kadar istekli olduklarına defalarca şahit olduğunu anlatarak, sıfır atık felsefesini benimseyen herkesin iklim değişikliğiyle mücadelenin aktif bir aktörü haline geldiğini belirtti.
Sıfır atık gönüllülerinin daha adil bir dünyayı mümkün kılacak dönüşümün lokomotif gücü olduğuna yürekten inandıklarını kaydeden Erdoğan, "İşte bu noktada, sizlerin liderliğine ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü sıfır atığı teoriden hayata, söylemden uygulamaya taşıyacak ve böylelikle herkes için adil bir dünya inşa edecek olan, önce devletler marifetiyle kurumlar, sonra da sivil toplum kuruluşlarıdır." ifadelerini kullandı.
Adil bir dünyanın başlangıç meridyeninin "benden bize" uzanan bu medeniyet tasavvurundan geçtiğini aktaran Erdoğan, programda emeği geçenlere teşekkür etti.
Programda Birleşmiş Milletler Habitat Genel Sekreter Yardımcısı ve İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach da konuşma yaptı.
KİMLER KATILDI?
Foruma, Ürdün Prensesi Dana Firas, Zimbabve Cumhuriyeti liderinin eşi Auxillia Mnangagwa ve Burundi Cumhuriyeti liderinin eşi Angeline Ndayishimiye, BM Sıfır Atık Danışma Kurulu Başkan Yardımcısı Jose Manuel Moller, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Yardımcısı ve İklim Özel Temsilcisi Ruslan Edelgeriev, eski Morityus Devlet Başkanı Ameenah Gurib, eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadic, eski Şili Cumhurbaşkanı Michelle Bachelet ve eski Slovenya Cumhurbaşkanı Borut Pahor da katıldı.
Foruma, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Danışma Kurulu üyeleri, çok sayıda ülkenin tarım, orman, çevre, balıkçılık, sanayi, teknoloji, ekonomi, enerji ve su ekonomisi bakanları, İstanbul Valisi Davut Gül ve eşi Gülden Gül de katıldı.
Emine Erdoğan, oturumunun ardından üst düzey yabancı konuklarla birlikte sergi alanını gezdi.
Daha sonra Sıfır Atık Festival alanını gezen Emine Erdoğan'a vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Recep Tayyip Erdoğan-
Emine Erdoğan-
Sıfır atık-
Cumhurbaşkanı
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:33
Anadolu Ajansı
Emine Erdoğan
AA
Emine Erdoğan, İstanbul Valiliği himayelerinde, Sıfır Atık Vakfının koordinasyonunda Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen Sıfır Atık Forumu 2026'nın açılışına katıldı.
Burada konuşan Erdoğan, İstanbul'un insanlığın ortak hafızasını taşıyan, medeniyetlerin buluştuğu, dünyanın en uzun ömürlü başkenti olduğunu belirterek bugün forumda 183 ülkeden temsilci, 500'ü aşkın kurum ve kuruluş ve 5 binden fazla katılımcıyı ağırladıklarını söyledi.
Emine Erdoğan, İstanbul'un bir kez daha kültürleri bir araya getirdiğini ifade ederek "Tam da bu nedenle bu forumu, insanlık ailesinin ortak bir ideal etrafında kenetlendiği tarihi bir buluşma olarak görüyoruz. Bu güçlü uluslararası katılımın, Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Dünya beşten büyüktür çünkü insanlık beşten büyüktür.' mesajının somut bir tezahürü olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.
Foruma katılan herkese şükranlarını sunduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Temennim odur ki, buradan yükselecek sinerji, ortak geleceğimiz için yepyeni başlangıçların vesilesi olsun. Bu anlamlı buluşma dolayısıyla Sıfır Atık Vakfımıza forumun düzenlenmesinde ortaya koydukları büyük emek için teşekkür ediyorum. Dünyanın en kapsamlı uluslararası çevre buluşmalarından birine ev sahipliği yapıyorlar. Vakfımızın her bir mensubunu kutluyor, kendilerini yürekten alkışlıyorum. Destek veren Bakanlıklarımıza ve İstanbul Valiliğimize ayrıca şükranlarımı sunuyorum."
‘’İNSANLIĞIN GEÇTİĞİ DAR BOĞAZIN BİR ANITI''
Emine Erdoğan, Pasifik Okyanusu'nun kuzeyinde, tonlarca çöp ve plastikten oluşan 1,6 milyon kilometrekare büyüklüğünde çöpten bir kıta olduğunu, burasının o engin maviliğin ortasında, kaynaklarını hoyratça kullanan insanlığın dramının ve geçtiği dar boğazın bir anıtı olarak durduğunu kaydetti.
Türkiye'nin neredeyse iki katı büyüklüğünde bir yüzölçümüne sahip bu atık birikiminin iklim krizinin perde arkasındaki israf ve tüketim krizini anlattığına dikkati çeken Erdoğan, "Her gün 2 bin çöp kamyonuna eş değer plastik atığın okyanuslara karışması yalnızca atık yönetimiyle ilgili bir mesele değildir. Tıpkı, mikroplastiklerin Antarktika'dan Everest'in zirvesine kadar, dünyamızın en ücra köşelerine dahi ulaşmasının alelade bir çevre kirliliği olmadığı gibi." değerlendirmesini yaptı.
Erdoğan, tüm bunların göz ardı edilen bir hakikati anlattığını, insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar çok üretildiğini, hiç olmadığı kadar büyük bir refah biriktirdiğini dile getirdi.
"Bugün çöp depolama alanlarına bakarsanız birkaç nesli giydirmeye yetecek giysilerle, planlı eskitmeye kurban edilmiş eşyalarla, yalnızca şeklini beğenmediğimiz için ayıkladığımız yiyeceklerle dolu olduğunu görürsünüz." diyen Erdoğan, fakat aynı dünyada milyonlarca insanın temel ihtiyacını dahi karşılayamadığını söyledi.
Başka hiçbir veriye bakmadan, yalnızca üretilen atık miktarına bakılsa bile elde edilen bu refahın yanı başında büyüyen büyük bir adaletsizlik olduğunu açıkça görüldüğünü aktaran Erdoğan, "Yani kullan-at, at-unut, düşünme-tüket anlayışı, doğal kaynaklarla birlikte insanlığın öz değerlerini de tüketiyor. Sanayileşmeyle gelişen tüketim kültürü bir yandan plastiklerden sahte bir konfor alanı inşa ederken diğer yandan insanlığın sağduyusunu ve vicdanını da ziyadesiyle zedeliyor. İşte insanlık, geleceğe ağır bir ekolojik yükle birlikte kırılmış bir adalet terazisi miras bırakıyor. Başkasını yaşatma ahlakıyla elimizdekileri paylaşarak kolektif mutluluğu artırmak yerine, elimizdekileri atığa dönüştürüyoruz." değerlendirmelerinde bulundu.
Emine Erdoğan, sıfır atığı insanlığın öze dönüş yolculuğunun bileti olarak gördüklerinin altını çizerek, bunun yaygınlaşmasıyla doğa kadar insanlık değerlerinin de iyileşeceğine inandıklarına işaret etti.
2017'de 'Dünya Ortak Evimizdir' diyerek başlattıkları Sıfır Atık Hareketi'nin fikri temellerini, bu anlayışın oluşturduğunu belirten Erdoğan, 2023'te kurdukları Sıfır Atık Vakfının küresel ölçekte yürüttüğü girişimleriyle sıfır atık vizyonunu uluslararası alanda yeni bir seviyeye taşıdığını, sıfır atığın iklim eylemi, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir şehirler, kaynak verimliliği, gıda sistemleri ve toplumsal dayanıklılık başlıklarıyla bütünleşmesine önemli katkılar sağladığını dile getirdi.
"ZİRVE ÖNCESİNDE SIFIR ATIĞI BİR İKLİM EYLEMİ OLARAK TEKLİF EDİYORUZ''
Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Bu yılki forumumuzun Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi'yle aynı döneme denk gelmesi, sıfır atığın iklim değişikliği mücadelesindeki stratejik değerini anlatmak açısından önemli bir fırsattır. Çünkü iklim değişikliğiyle mücadelenin birçok yolu olsa da sıfır atık tüm bu yolları birleştiren bir köprüdür. Hatta iklim mücadelesinin en dönüştürücü gücüdür. Dolayısıyla biz bu yılki forumumuzu, Türkiye'nin ev sahipliğini yapacağı COP31 İklim Zirvesi yolunda önemli bir kilometre taşı olarak görüyoruz. Zirve öncesinde sıfır atığı bir iklim eylemi olarak teklif ediyoruz. İnanıyorum ki forum kapsamında konuşulacak her diyalog sıfır atığın bu merkezi rolünün anlaşılmasında önemli katkılar sunacaktır. Dünyada her yıl, 5,8 trilyon tabak yemek ona ihtiyacı olan insanlara ulaşamadan olduğu gibi çöpe gidiyor. 2 milyar tonun üzerinde gıda tarlada, sofrada, restoranda, markette israf ediliyor. Sırf israf edilecek gıdanın üretilmesi için tarım arazilerinin neredeyse üçte birini kullanıyoruz. Bu ölçekteki bir israf ekosistemlerin bozulmasını da beraberinde getiriyor. Üstüne üstlük, iklim değişikliğinde çok yüksek bir payı olan metan emisyonlarının yaklaşık yüzde 14'ü gıda israfından kaynaklanıyor. İşin insani faturasına baktığımızda ise bir o kadar ağır ve hazin bir tablo görüyoruz. Bizler 673 milyon insanın açlıkla mücadele ettiği, 2 milyardan fazla insanın yeterli beslenemediği bir dünyada yaşıyoruz."
Emine Erdoğan, 5 yaşını göremeden hayattan kopan çocukların yarısının açlıktan öldüğünü, bugün bu salonda konuşurken bile dünyanın bir köşesinde bir çocuğun açlığın pençesinde yaşam mücadelesi verdiğini anlattı.
Bir anne ya da babanın çocuğunu besleyememenin kederiyle kavrulduğundan bahseden Erdoğan, "İşin en acı yanıysa, çöpe attığımız gıdanın yalnızca dörtte birini kurtararak, küresel açlığı bitirebileceğimizi bildiğimiz halde bu vahim çelişkiyi ortadan kaldıramamamızdır. Bir yanda çöp kutuları dolup taşarken ve el değmemiş gıdalar çöp kamyonlarına yüklenirken diğer yanda bomboş kalan tabaklar ve sönen umutlar hepimiz için çok ağır bir vicdan yüküdür." diye konuştu.
‘’İSRAFIN YÜZDE 60'I EVLERDE GERÇEKLEŞİYOR''
Ziyan edilen her bir lokmada, yarını görüp göremeyeceği o lokmaya bağlı nice insanın hakkı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, gıda israfının yüzde 60'ının evlerde gerçekleştiğini vurguladı.
Emine Erdoğan, Türkiye'nin gıda israfı konusunda örnek çalışmalar yürüttüğünün altını çizerek "2008 yılında başlattığımız 'Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası'yla israfı yüzde 40 oranında azalttık. 2015 yılında G-20 Dönem Başkanlığımız sırasında, 'Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Kapsamında Gıda Kayıpları ve İsrafının Azaltılması' temasını uluslararası gündeme taşıdık. Bu çabaların bir sonucu olarak, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Sekreterliğinde, Roma’da Gıda Kaybı ve İsrafının Ölçülmesi ve Azaltılması Teknik Platformu kuruldu. 2020 yılında, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz 'Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık' kampanyası vesilesiyle milyonlarca vatandaşımıza ulaştık. Bu girişimimiz Birleşmiş Milletler nezdinde en iyi uygulama örneği olarak gösterildi." bilgisini verdi.
Bu yıl "30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü" için gıda israfı temasını seçerek, Birleşmiş Milletler çatısı altında konuyu bir kez daha küresel gündeme taşıdıklarına işaret eden Erdoğan, tüm bu adımlarla, "Sıfır Açlık Hedefi"ne, küresel gıda sisteminin daha adil ve sürdürülebilir olmasına önemli katkılar sunduklarını ancak bu meselenin daha büyük bir küresel işbirliği gerektirdiğini anlattı.
Erdoğan, bu mücadelede yol alabilmenin dünyanın bugün geldiği noktada, sanayisiyle ve tüketim oranlarıyla en büyük paya sahip ülkelerin de sorumluluğu üstlenmesine bağlı olduğunu belirterek "Yükü en ağır olanların ön safta yer almadığı bir dayanışma eksik kalır. Zira kimsenin geride kalmadığı, kaynakların israf edilmediği bir dünya ancak böyle kurulabilir." dedi.
İklim değişikliğiyle mücadelede ıskalanan en önemli hususun tek merkezli bilgi sistemlerinin yerel bilgeliği parantez içinde tutarak saf dışı etmesi olduğunu dile getiren Erdoğan, "Ne yazık ki yerel kültürlerin özünü oluşturan döngüsel yaşam pratikleri, modern dünyada birer yitik hazine haline geldi. Oysa 'İnsanlık beşten büyüktür.' dedik. O halde her yerel kültürü, iklim değişikliğine gerçek çözümler sunacak, doğayla dost bir yaşamın el kitabı olarak görmeliyiz." diye konuştu.
Emine Erdoğan, sıfır atık yolculuğu boyunca insanların doğayla uyumlu bir yaşam kurmaya ne kadar istekli olduklarına defalarca şahit olduğunu anlatarak, sıfır atık felsefesini benimseyen herkesin iklim değişikliğiyle mücadelenin aktif bir aktörü haline geldiğini belirtti.
Sıfır atık gönüllülerinin daha adil bir dünyayı mümkün kılacak dönüşümün lokomotif gücü olduğuna yürekten inandıklarını kaydeden Erdoğan, "İşte bu noktada, sizlerin liderliğine ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü sıfır atığı teoriden hayata, söylemden uygulamaya taşıyacak ve böylelikle herkes için adil bir dünya inşa edecek olan, önce devletler marifetiyle kurumlar, sonra da sivil toplum kuruluşlarıdır." ifadelerini kullandı.
Adil bir dünyanın başlangıç meridyeninin "benden bize" uzanan bu medeniyet tasavvurundan geçtiğini aktaran Erdoğan, programda emeği geçenlere teşekkür etti.
Programda Birleşmiş Milletler Habitat Genel Sekreter Yardımcısı ve İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach da konuşma yaptı.
KİMLER KATILDI?
Foruma, Ürdün Prensesi Dana Firas, Zimbabve Cumhuriyeti liderinin eşi Auxillia Mnangagwa ve Burundi Cumhuriyeti liderinin eşi Angeline Ndayishimiye, BM Sıfır Atık Danışma Kurulu Başkan Yardımcısı Jose Manuel Moller, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Yardımcısı ve İklim Özel Temsilcisi Ruslan Edelgeriev, eski Morityus Devlet Başkanı Ameenah Gurib, eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadic, eski Şili Cumhurbaşkanı Michelle Bachelet ve eski Slovenya Cumhurbaşkanı Borut Pahor da katıldı.
Foruma, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Danışma Kurulu üyeleri, çok sayıda ülkenin tarım, orman, çevre, balıkçılık, sanayi, teknoloji, ekonomi, enerji ve su ekonomisi bakanları, İstanbul Valisi Davut Gül ve eşi Gülden Gül de katıldı.
Emine Erdoğan, oturumunun ardından üst düzey yabancı konuklarla birlikte sergi alanını gezdi.
Daha sonra Sıfır Atık Festival alanını gezen Emine Erdoğan'a vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Recep Tayyip Erdoğan-
Emine Erdoğan-
Sıfır atık-
Cumhurbaşkanı
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:33
Anadolu Ajansı
Emine Erdoğan
AA
Emine Erdoğan, İstanbul Valiliği himayelerinde, Sıfır Atık Vakfının koordinasyonunda Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen Sıfır Atık Forumu 2026'nın açılışına katıldı.
Burada konuşan Erdoğan, İstanbul'un insanlığın ortak hafızasını taşıyan, medeniyetlerin buluştuğu, dünyanın en uzun ömürlü başkenti olduğunu belirterek bugün forumda 183 ülkeden temsilci, 500'ü aşkın kurum ve kuruluş ve 5 binden fazla katılımcıyı ağırladıklarını söyledi.
Emine Erdoğan, İstanbul'un bir kez daha kültürleri bir araya getirdiğini ifade ederek "Tam da bu nedenle bu forumu, insanlık ailesinin ortak bir ideal etrafında kenetlendiği tarihi bir buluşma olarak görüyoruz. Bu güçlü uluslararası katılımın, Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Dünya beşten büyüktür çünkü insanlık beşten büyüktür.' mesajının somut bir tezahürü olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.
Foruma katılan herkese şükranlarını sunduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Temennim odur ki, buradan yükselecek sinerji, ortak geleceğimiz için yepyeni başlangıçların vesilesi olsun. Bu anlamlı buluşma dolayısıyla Sıfır Atık Vakfımıza forumun düzenlenmesinde ortaya koydukları büyük emek için teşekkür ediyorum. Dünyanın en kapsamlı uluslararası çevre buluşmalarından birine ev sahipliği yapıyorlar. Vakfımızın her bir mensubunu kutluyor, kendilerini yürekten alkışlıyorum. Destek veren Bakanlıklarımıza ve İstanbul Valiliğimize ayrıca şükranlarımı sunuyorum."
‘’İNSANLIĞIN GEÇTİĞİ DAR BOĞAZIN BİR ANITI''
Emine Erdoğan, Pasifik Okyanusu'nun kuzeyinde, tonlarca çöp ve plastikten oluşan 1,6 milyon kilometrekare büyüklüğünde çöpten bir kıta olduğunu, burasının o engin maviliğin ortasında, kaynaklarını hoyratça kullanan insanlığın dramının ve geçtiği dar boğazın bir anıtı olarak durduğunu kaydetti.
Türkiye'nin neredeyse iki katı büyüklüğünde bir yüzölçümüne sahip bu atık birikiminin iklim krizinin perde arkasındaki israf ve tüketim krizini anlattığına dikkati çeken Erdoğan, "Her gün 2 bin çöp kamyonuna eş değer plastik atığın okyanuslara karışması yalnızca atık yönetimiyle ilgili bir mesele değildir. Tıpkı, mikroplastiklerin Antarktika'dan Everest'in zirvesine kadar, dünyamızın en ücra köşelerine dahi ulaşmasının alelade bir çevre kirliliği olmadığı gibi." değerlendirmesini yaptı.
Erdoğan, tüm bunların göz ardı edilen bir hakikati anlattığını, insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar çok üretildiğini, hiç olmadığı kadar büyük bir refah biriktirdiğini dile getirdi.
"Bugün çöp depolama alanlarına bakarsanız birkaç nesli giydirmeye yetecek giysilerle, planlı eskitmeye kurban edilmiş eşyalarla, yalnızca şeklini beğenmediğimiz için ayıkladığımız yiyeceklerle dolu olduğunu görürsünüz." diyen Erdoğan, fakat aynı dünyada milyonlarca insanın temel ihtiyacını dahi karşılayamadığını söyledi.
Başka hiçbir veriye bakmadan, yalnızca üretilen atık miktarına bakılsa bile elde edilen bu refahın yanı başında büyüyen büyük bir adaletsizlik olduğunu açıkça görüldüğünü aktaran Erdoğan, "Yani kullan-at, at-unut, düşünme-tüket anlayışı, doğal kaynaklarla birlikte insanlığın öz değerlerini de tüketiyor. Sanayileşmeyle gelişen tüketim kültürü bir yandan plastiklerden sahte bir konfor alanı inşa ederken diğer yandan insanlığın sağduyusunu ve vicdanını da ziyadesiyle zedeliyor. İşte insanlık, geleceğe ağır bir ekolojik yükle birlikte kırılmış bir adalet terazisi miras bırakıyor. Başkasını yaşatma ahlakıyla elimizdekileri paylaşarak kolektif mutluluğu artırmak yerine, elimizdekileri atığa dönüştürüyoruz." değerlendirmelerinde bulundu.
Emine Erdoğan, sıfır atığı insanlığın öze dönüş yolculuğunun bileti olarak gördüklerinin altını çizerek, bunun yaygınlaşmasıyla doğa kadar insanlık değerlerinin de iyileşeceğine inandıklarına işaret etti.
2017'de 'Dünya Ortak Evimizdir' diyerek başlattıkları Sıfır Atık Hareketi'nin fikri temellerini, bu anlayışın oluşturduğunu belirten Erdoğan, 2023'te kurdukları Sıfır Atık Vakfının küresel ölçekte yürüttüğü girişimleriyle sıfır atık vizyonunu uluslararası alanda yeni bir seviyeye taşıdığını, sıfır atığın iklim eylemi, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir şehirler, kaynak verimliliği, gıda sistemleri ve toplumsal dayanıklılık başlıklarıyla bütünleşmesine önemli katkılar sağladığını dile getirdi.
"ZİRVE ÖNCESİNDE SIFIR ATIĞI BİR İKLİM EYLEMİ OLARAK TEKLİF EDİYORUZ''
Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Bu yılki forumumuzun Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi'yle aynı döneme denk gelmesi, sıfır atığın iklim değişikliği mücadelesindeki stratejik değerini anlatmak açısından önemli bir fırsattır. Çünkü iklim değişikliğiyle mücadelenin birçok yolu olsa da sıfır atık tüm bu yolları birleştiren bir köprüdür. Hatta iklim mücadelesinin en dönüştürücü gücüdür. Dolayısıyla biz bu yılki forumumuzu, Türkiye'nin ev sahipliğini yapacağı COP31 İklim Zirvesi yolunda önemli bir kilometre taşı olarak görüyoruz. Zirve öncesinde sıfır atığı bir iklim eylemi olarak teklif ediyoruz. İnanıyorum ki forum kapsamında konuşulacak her diyalog sıfır atığın bu merkezi rolünün anlaşılmasında önemli katkılar sunacaktır. Dünyada her yıl, 5,8 trilyon tabak yemek ona ihtiyacı olan insanlara ulaşamadan olduğu gibi çöpe gidiyor. 2 milyar tonun üzerinde gıda tarlada, sofrada, restoranda, markette israf ediliyor. Sırf israf edilecek gıdanın üretilmesi için tarım arazilerinin neredeyse üçte birini kullanıyoruz. Bu ölçekteki bir israf ekosistemlerin bozulmasını da beraberinde getiriyor. Üstüne üstlük, iklim değişikliğinde çok yüksek bir payı olan metan emisyonlarının yaklaşık yüzde 14'ü gıda israfından kaynaklanıyor. İşin insani faturasına baktığımızda ise bir o kadar ağır ve hazin bir tablo görüyoruz. Bizler 673 milyon insanın açlıkla mücadele ettiği, 2 milyardan fazla insanın yeterli beslenemediği bir dünyada yaşıyoruz."
Emine Erdoğan, 5 yaşını göremeden hayattan kopan çocukların yarısının açlıktan öldüğünü, bugün bu salonda konuşurken bile dünyanın bir köşesinde bir çocuğun açlığın pençesinde yaşam mücadelesi verdiğini anlattı.
Bir anne ya da babanın çocuğunu besleyememenin kederiyle kavrulduğundan bahseden Erdoğan, "İşin en acı yanıysa, çöpe attığımız gıdanın yalnızca dörtte birini kurtararak, küresel açlığı bitirebileceğimizi bildiğimiz halde bu vahim çelişkiyi ortadan kaldıramamamızdır. Bir yanda çöp kutuları dolup taşarken ve el değmemiş gıdalar çöp kamyonlarına yüklenirken diğer yanda bomboş kalan tabaklar ve sönen umutlar hepimiz için çok ağır bir vicdan yüküdür." diye konuştu.
‘’İSRAFIN YÜZDE 60'I EVLERDE GERÇEKLEŞİYOR''
Ziyan edilen her bir lokmada, yarını görüp göremeyeceği o lokmaya bağlı nice insanın hakkı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, gıda israfının yüzde 60'ının evlerde gerçekleştiğini vurguladı.
Emine Erdoğan, Türkiye'nin gıda israfı konusunda örnek çalışmalar yürüttüğünün altını çizerek "2008 yılında başlattığımız 'Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası'yla israfı yüzde 40 oranında azalttık. 2015 yılında G-20 Dönem Başkanlığımız sırasında, 'Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Kapsamında Gıda Kayıpları ve İsrafının Azaltılması' temasını uluslararası gündeme taşıdık. Bu çabaların bir sonucu olarak, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Sekreterliğinde, Roma’da Gıda Kaybı ve İsrafının Ölçülmesi ve Azaltılması Teknik Platformu kuruldu. 2020 yılında, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz 'Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık' kampanyası vesilesiyle milyonlarca vatandaşımıza ulaştık. Bu girişimimiz Birleşmiş Milletler nezdinde en iyi uygulama örneği olarak gösterildi." bilgisini verdi.
Bu yıl "30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü" için gıda israfı temasını seçerek, Birleşmiş Milletler çatısı altında konuyu bir kez daha küresel gündeme taşıdıklarına işaret eden Erdoğan, tüm bu adımlarla, "Sıfır Açlık Hedefi"ne, küresel gıda sisteminin daha adil ve sürdürülebilir olmasına önemli katkılar sunduklarını ancak bu meselenin daha büyük bir küresel işbirliği gerektirdiğini anlattı.
Erdoğan, bu mücadelede yol alabilmenin dünyanın bugün geldiği noktada, sanayisiyle ve tüketim oranlarıyla en büyük paya sahip ülkelerin de sorumluluğu üstlenmesine bağlı olduğunu belirterek "Yükü en ağır olanların ön safta yer almadığı bir dayanışma eksik kalır. Zira kimsenin geride kalmadığı, kaynakların israf edilmediği bir dünya ancak böyle kurulabilir." dedi.
İklim değişikliğiyle mücadelede ıskalanan en önemli hususun tek merkezli bilgi sistemlerinin yerel bilgeliği parantez içinde tutarak saf dışı etmesi olduğunu dile getiren Erdoğan, "Ne yazık ki yerel kültürlerin özünü oluşturan döngüsel yaşam pratikleri, modern dünyada birer yitik hazine haline geldi. Oysa 'İnsanlık beşten büyüktür.' dedik. O halde her yerel kültürü, iklim değişikliğine gerçek çözümler sunacak, doğayla dost bir yaşamın el kitabı olarak görmeliyiz." diye konuştu.
Emine Erdoğan, sıfır atık yolculuğu boyunca insanların doğayla uyumlu bir yaşam kurmaya ne kadar istekli olduklarına defalarca şahit olduğunu anlatarak, sıfır atık felsefesini benimseyen herkesin iklim değişikliğiyle mücadelenin aktif bir aktörü haline geldiğini belirtti.
Sıfır atık gönüllülerinin daha adil bir dünyayı mümkün kılacak dönüşümün lokomotif gücü olduğuna yürekten inandıklarını kaydeden Erdoğan, "İşte bu noktada, sizlerin liderliğine ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü sıfır atığı teoriden hayata, söylemden uygulamaya taşıyacak ve böylelikle herkes için adil bir dünya inşa edecek olan, önce devletler marifetiyle kurumlar, sonra da sivil toplum kuruluşlarıdır." ifadelerini kullandı.
Adil bir dünyanın başlangıç meridyeninin "benden bize" uzanan bu medeniyet tasavvurundan geçtiğini aktaran Erdoğan, programda emeği geçenlere teşekkür etti.
Programda Birleşmiş Milletler Habitat Genel Sekreter Yardımcısı ve İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach da konuşma yaptı.
KİMLER KATILDI?
Foruma, Ürdün Prensesi Dana Firas, Zimbabve Cumhuriyeti liderinin eşi Auxillia Mnangagwa ve Burundi Cumhuriyeti liderinin eşi Angeline Ndayishimiye, BM Sıfır Atık Danışma Kurulu Başkan Yardımcısı Jose Manuel Moller, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Yardımcısı ve İklim Özel Temsilcisi Ruslan Edelgeriev, eski Morityus Devlet Başkanı Ameenah Gurib, eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadic, eski Şili Cumhurbaşkanı Michelle Bachelet ve eski Slovenya Cumhurbaşkanı Borut Pahor da katıldı.
Foruma, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Danışma Kurulu üyeleri, çok sayıda ülkenin tarım, orman, çevre, balıkçılık, sanayi, teknoloji, ekonomi, enerji ve su ekonomisi bakanları, İstanbul Valisi Davut Gül ve eşi Gülden Gül de katıldı.
Emine Erdoğan, oturumunun ardından üst düzey yabancı konuklarla birlikte sergi alanını gezdi.
Daha sonra Sıfır Atık Festival alanını gezen Emine Erdoğan'a vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Recep Tayyip Erdoğan-
Emine Erdoğan-
Sıfır atık-
Cumhurbaşkanı
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:33
Anadolu Ajansı
Emine Erdoğan
AA
Emine Erdoğan, İstanbul Valiliği himayelerinde, Sıfır Atık Vakfının koordinasyonunda Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen Sıfır Atık Forumu 2026'nın açılışına katıldı.
Burada konuşan Erdoğan, İstanbul'un insanlığın ortak hafızasını taşıyan, medeniyetlerin buluştuğu, dünyanın en uzun ömürlü başkenti olduğunu belirterek bugün forumda 183 ülkeden temsilci, 500'ü aşkın kurum ve kuruluş ve 5 binden fazla katılımcıyı ağırladıklarını söyledi.
Emine Erdoğan, İstanbul'un bir kez daha kültürleri bir araya getirdiğini ifade ederek "Tam da bu nedenle bu forumu, insanlık ailesinin ortak bir ideal etrafında kenetlendiği tarihi bir buluşma olarak görüyoruz. Bu güçlü uluslararası katılımın, Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Dünya beşten büyüktür çünkü insanlık beşten büyüktür.' mesajının somut bir tezahürü olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.
Foruma katılan herkese şükranlarını sunduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Temennim odur ki, buradan yükselecek sinerji, ortak geleceğimiz için yepyeni başlangıçların vesilesi olsun. Bu anlamlı buluşma dolayısıyla Sıfır Atık Vakfımıza forumun düzenlenmesinde ortaya koydukları büyük emek için teşekkür ediyorum. Dünyanın en kapsamlı uluslararası çevre buluşmalarından birine ev sahipliği yapıyorlar. Vakfımızın her bir mensubunu kutluyor, kendilerini yürekten alkışlıyorum. Destek veren Bakanlıklarımıza ve İstanbul Valiliğimize ayrıca şükranlarımı sunuyorum."
‘’İNSANLIĞIN GEÇTİĞİ DAR BOĞAZIN BİR ANITI''
Emine Erdoğan, Pasifik Okyanusu'nun kuzeyinde, tonlarca çöp ve plastikten oluşan 1,6 milyon kilometrekare büyüklüğünde çöpten bir kıta olduğunu, burasının o engin maviliğin ortasında, kaynaklarını hoyratça kullanan insanlığın dramının ve geçtiği dar boğazın bir anıtı olarak durduğunu kaydetti.
Türkiye'nin neredeyse iki katı büyüklüğünde bir yüzölçümüne sahip bu atık birikiminin iklim krizinin perde arkasındaki israf ve tüketim krizini anlattığına dikkati çeken Erdoğan, "Her gün 2 bin çöp kamyonuna eş değer plastik atığın okyanuslara karışması yalnızca atık yönetimiyle ilgili bir mesele değildir. Tıpkı, mikroplastiklerin Antarktika'dan Everest'in zirvesine kadar, dünyamızın en ücra köşelerine dahi ulaşmasının alelade bir çevre kirliliği olmadığı gibi." değerlendirmesini yaptı.
Erdoğan, tüm bunların göz ardı edilen bir hakikati anlattığını, insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar çok üretildiğini, hiç olmadığı kadar büyük bir refah biriktirdiğini dile getirdi.
"Bugün çöp depolama alanlarına bakarsanız birkaç nesli giydirmeye yetecek giysilerle, planlı eskitmeye kurban edilmiş eşyalarla, yalnızca şeklini beğenmediğimiz için ayıkladığımız yiyeceklerle dolu olduğunu görürsünüz." diyen Erdoğan, fakat aynı dünyada milyonlarca insanın temel ihtiyacını dahi karşılayamadığını söyledi.
Başka hiçbir veriye bakmadan, yalnızca üretilen atık miktarına bakılsa bile elde edilen bu refahın yanı başında büyüyen büyük bir adaletsizlik olduğunu açıkça görüldüğünü aktaran Erdoğan, "Yani kullan-at, at-unut, düşünme-tüket anlayışı, doğal kaynaklarla birlikte insanlığın öz değerlerini de tüketiyor. Sanayileşmeyle gelişen tüketim kültürü bir yandan plastiklerden sahte bir konfor alanı inşa ederken diğer yandan insanlığın sağduyusunu ve vicdanını da ziyadesiyle zedeliyor. İşte insanlık, geleceğe ağır bir ekolojik yükle birlikte kırılmış bir adalet terazisi miras bırakıyor. Başkasını yaşatma ahlakıyla elimizdekileri paylaşarak kolektif mutluluğu artırmak yerine, elimizdekileri atığa dönüştürüyoruz." değerlendirmelerinde bulundu.
Emine Erdoğan, sıfır atığı insanlığın öze dönüş yolculuğunun bileti olarak gördüklerinin altını çizerek, bunun yaygınlaşmasıyla doğa kadar insanlık değerlerinin de iyileşeceğine inandıklarına işaret etti.
2017'de 'Dünya Ortak Evimizdir' diyerek başlattıkları Sıfır Atık Hareketi'nin fikri temellerini, bu anlayışın oluşturduğunu belirten Erdoğan, 2023'te kurdukları Sıfır Atık Vakfının küresel ölçekte yürüttüğü girişimleriyle sıfır atık vizyonunu uluslararası alanda yeni bir seviyeye taşıdığını, sıfır atığın iklim eylemi, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir şehirler, kaynak verimliliği, gıda sistemleri ve toplumsal dayanıklılık başlıklarıyla bütünleşmesine önemli katkılar sağladığını dile getirdi.
"ZİRVE ÖNCESİNDE SIFIR ATIĞI BİR İKLİM EYLEMİ OLARAK TEKLİF EDİYORUZ''
Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Bu yılki forumumuzun Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi'yle aynı döneme denk gelmesi, sıfır atığın iklim değişikliği mücadelesindeki stratejik değerini anlatmak açısından önemli bir fırsattır. Çünkü iklim değişikliğiyle mücadelenin birçok yolu olsa da sıfır atık tüm bu yolları birleştiren bir köprüdür. Hatta iklim mücadelesinin en dönüştürücü gücüdür. Dolayısıyla biz bu yılki forumumuzu, Türkiye'nin ev sahipliğini yapacağı COP31 İklim Zirvesi yolunda önemli bir kilometre taşı olarak görüyoruz. Zirve öncesinde sıfır atığı bir iklim eylemi olarak teklif ediyoruz. İnanıyorum ki forum kapsamında konuşulacak her diyalog sıfır atığın bu merkezi rolünün anlaşılmasında önemli katkılar sunacaktır. Dünyada her yıl, 5,8 trilyon tabak yemek ona ihtiyacı olan insanlara ulaşamadan olduğu gibi çöpe gidiyor. 2 milyar tonun üzerinde gıda tarlada, sofrada, restoranda, markette israf ediliyor. Sırf israf edilecek gıdanın üretilmesi için tarım arazilerinin neredeyse üçte birini kullanıyoruz. Bu ölçekteki bir israf ekosistemlerin bozulmasını da beraberinde getiriyor. Üstüne üstlük, iklim değişikliğinde çok yüksek bir payı olan metan emisyonlarının yaklaşık yüzde 14'ü gıda israfından kaynaklanıyor. İşin insani faturasına baktığımızda ise bir o kadar ağır ve hazin bir tablo görüyoruz. Bizler 673 milyon insanın açlıkla mücadele ettiği, 2 milyardan fazla insanın yeterli beslenemediği bir dünyada yaşıyoruz."
Emine Erdoğan, 5 yaşını göremeden hayattan kopan çocukların yarısının açlıktan öldüğünü, bugün bu salonda konuşurken bile dünyanın bir köşesinde bir çocuğun açlığın pençesinde yaşam mücadelesi verdiğini anlattı.
Bir anne ya da babanın çocuğunu besleyememenin kederiyle kavrulduğundan bahseden Erdoğan, "İşin en acı yanıysa, çöpe attığımız gıdanın yalnızca dörtte birini kurtararak, küresel açlığı bitirebileceğimizi bildiğimiz halde bu vahim çelişkiyi ortadan kaldıramamamızdır. Bir yanda çöp kutuları dolup taşarken ve el değmemiş gıdalar çöp kamyonlarına yüklenirken diğer yanda bomboş kalan tabaklar ve sönen umutlar hepimiz için çok ağır bir vicdan yüküdür." diye konuştu.
‘’İSRAFIN YÜZDE 60'I EVLERDE GERÇEKLEŞİYOR''
Ziyan edilen her bir lokmada, yarını görüp göremeyeceği o lokmaya bağlı nice insanın hakkı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, gıda israfının yüzde 60'ının evlerde gerçekleştiğini vurguladı.
Emine Erdoğan, Türkiye'nin gıda israfı konusunda örnek çalışmalar yürüttüğünün altını çizerek "2008 yılında başlattığımız 'Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası'yla israfı yüzde 40 oranında azalttık. 2015 yılında G-20 Dönem Başkanlığımız sırasında, 'Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Kapsamında Gıda Kayıpları ve İsrafının Azaltılması' temasını uluslararası gündeme taşıdık. Bu çabaların bir sonucu olarak, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Sekreterliğinde, Roma’da Gıda Kaybı ve İsrafının Ölçülmesi ve Azaltılması Teknik Platformu kuruldu. 2020 yılında, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz 'Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık' kampanyası vesilesiyle milyonlarca vatandaşımıza ulaştık. Bu girişimimiz Birleşmiş Milletler nezdinde en iyi uygulama örneği olarak gösterildi." bilgisini verdi.
Bu yıl "30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü" için gıda israfı temasını seçerek, Birleşmiş Milletler çatısı altında konuyu bir kez daha küresel gündeme taşıdıklarına işaret eden Erdoğan, tüm bu adımlarla, "Sıfır Açlık Hedefi"ne, küresel gıda sisteminin daha adil ve sürdürülebilir olmasına önemli katkılar sunduklarını ancak bu meselenin daha büyük bir küresel işbirliği gerektirdiğini anlattı.
Erdoğan, bu mücadelede yol alabilmenin dünyanın bugün geldiği noktada, sanayisiyle ve tüketim oranlarıyla en büyük paya sahip ülkelerin de sorumluluğu üstlenmesine bağlı olduğunu belirterek "Yükü en ağır olanların ön safta yer almadığı bir dayanışma eksik kalır. Zira kimsenin geride kalmadığı, kaynakların israf edilmediği bir dünya ancak böyle kurulabilir." dedi.
İklim değişikliğiyle mücadelede ıskalanan en önemli hususun tek merkezli bilgi sistemlerinin yerel bilgeliği parantez içinde tutarak saf dışı etmesi olduğunu dile getiren Erdoğan, "Ne yazık ki yerel kültürlerin özünü oluşturan döngüsel yaşam pratikleri, modern dünyada birer yitik hazine haline geldi. Oysa 'İnsanlık beşten büyüktür.' dedik. O halde her yerel kültürü, iklim değişikliğine gerçek çözümler sunacak, doğayla dost bir yaşamın el kitabı olarak görmeliyiz." diye konuştu.
Emine Erdoğan, sıfır atık yolculuğu boyunca insanların doğayla uyumlu bir yaşam kurmaya ne kadar istekli olduklarına defalarca şahit olduğunu anlatarak, sıfır atık felsefesini benimseyen herkesin iklim değişikliğiyle mücadelenin aktif bir aktörü haline geldiğini belirtti.
Sıfır atık gönüllülerinin daha adil bir dünyayı mümkün kılacak dönüşümün lokomotif gücü olduğuna yürekten inandıklarını kaydeden Erdoğan, "İşte bu noktada, sizlerin liderliğine ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü sıfır atığı teoriden hayata, söylemden uygulamaya taşıyacak ve böylelikle herkes için adil bir dünya inşa edecek olan, önce devletler marifetiyle kurumlar, sonra da sivil toplum kuruluşlarıdır." ifadelerini kullandı.
Adil bir dünyanın başlangıç meridyeninin "benden bize" uzanan bu medeniyet tasavvurundan geçtiğini aktaran Erdoğan, programda emeği geçenlere teşekkür etti.
Programda Birleşmiş Milletler Habitat Genel Sekreter Yardımcısı ve İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach da konuşma yaptı.
KİMLER KATILDI?
Foruma, Ürdün Prensesi Dana Firas, Zimbabve Cumhuriyeti liderinin eşi Auxillia Mnangagwa ve Burundi Cumhuriyeti liderinin eşi Angeline Ndayishimiye, BM Sıfır Atık Danışma Kurulu Başkan Yardımcısı Jose Manuel Moller, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Yardımcısı ve İklim Özel Temsilcisi Ruslan Edelgeriev, eski Morityus Devlet Başkanı Ameenah Gurib, eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadic, eski Şili Cumhurbaşkanı Michelle Bachelet ve eski Slovenya Cumhurbaşkanı Borut Pahor da katıldı.
Foruma, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Danışma Kurulu üyeleri, çok sayıda ülkenin tarım, orman, çevre, balıkçılık, sanayi, teknoloji, ekonomi, enerji ve su ekonomisi bakanları, İstanbul Valisi Davut Gül ve eşi Gülden Gül de katıldı.
Emine Erdoğan, oturumunun ardından üst düzey yabancı konuklarla birlikte sergi alanını gezdi.
Daha sonra Sıfır Atık Festival alanını gezen Emine Erdoğan'a vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Recep Tayyip Erdoğan-
Emine Erdoğan-
Sıfır atık-
Cumhurbaşkanı
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:25
Anadolu Ajansı
Alaattin Köseler ile 25 sanığın yargılandığı davada mütalaa açıklandı.
AA
Görevden uzaklaştırılan Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler'in de aralarında bulunduğu "ihaleye fesat karıştırma" ile "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, üyelik ve yardım" suçlarından 4'ü tutuklu 26 sanığın yargılandığı davada esas hakkındaki mütalaa açıklandı.
Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Havva Dindar ve Uğur İnci getirildi.
Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmayı, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Aslan ve Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu ise izleyici olarak takip etti.
Duruşmada Cumhuriyet savcısı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı.
Mütalaada, tutuklu sanıklar Alaattin Köseler ve Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek", "zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlarından 25 yıldan 77 yıl 9'ar aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
Ayrıca, sanık Alaattin Köseler örgüt lideri kapsamında ayrıca örgütte işlenen tüm suçlardan sorumlu olduğu belirtildi.
Tutuklu sanık Uğur İnci hakkında ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "zincirleme şekilde resmi belgede sahteciliğe yardım etme" suçlarından 21 yıl 9 aydan 63 yıl 9 aya kadar hapis cezası mütalaada istendi.
Mütalaada, tutuklu sanık Havva Dindar hakkında ise "zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "zincirleme şekilde resmi belgede sahteciliğe yardım etme" suçlarından 15 yıl 3 aydan 50 yıl 3 aya kadar hapis cezası istendi.
Savcı, tutuksuz sanıklar Metin Ülgey ve Nuray Unutur'un üzerlerine atılı tüm suçlardan beraatına karar verilmesi talep etti.
Esasa ilişkin mütalaada, 20 sanık hakkında da farklı suçlardan değişen oranlarda hapis cezası istendi.
Mütalaada, tutuklu sanıklar Alaattin Köseler, Veli Gümüş ve Uğur İnci'nin tutukluluk hallerinin devamına, tutuklu sanık Havva Dindar'ın ise tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verilmesi talep edildi.
Mahkeme heyeti, sanık Havva Dindar'ın adli kontrol tedbiriyle tahliyesine, sanıklar Alaattin Köseler, Veli Gümüş ve Uğur İnci'nin tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
Heyet, sanıklara ve avukatlara esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarını hazırlamaları için süre vererek, duruşmayı 13 Temmuz'a erteledi.
FEZLEKE VE İDDİANAME
Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 402 sayfalık fezlekede, Belediye Başkanlığınca bir kısım mal ve hizmet alımı, belediye personeli ve ihale süreçlerine katılan bazı firma yetkililerinin yaptıkları iddia edilen hukuka aykırılıklar nedeniyle yürütülen soruşturmanın tamamlandığı belirtilmişti.
Beykoz Belediye Başkanlığı bünyesindeki destek hizmetleri, işletme ve iştiraklerle sosyal yardım işleri müdürlüklerinin yapmış olduğu birçok mal ve hizmet alımında, ihalelerde açıklık, eşit muamele, rekabet, doğruluk ve gizlilik ilkelerine aykırı davranıldığı belirtilen fezlekede, birbiriyle irtibatlı aynı firmalardan dönüşümlü tekliflerin alındığı kaydedilmişti.
Fezlekede, bazı ihale yüklenicisi firma ve teklif veren diğer firmalar arasında adres, akrabalık ve ortaklık düzeyinde organik bağ olduğu bilgisine yer verilmişti.
Bazı mal ve hizmet kabullerinin açık hesap şeklinde ihalelerden önceki tarihlerde gerçekleştirildiği belirtilen fezlekede, belediye stok kayıtlarına göre eksik ya da hiç mal teslimi olmamasına rağmen ödeme yapılan ihalelerin olduğu ifade edilmişti.
Görevden uzaklaştırılan tutuklu Belediye Başkanı Alaattin Köseler'in yolsuzluk örgütünün kurucusu, Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş ve Özel Kalem personeli Metin Ülgey'in ise yönetici olarak değerlendirildiği fezlekede, 26 şüphelinin çeşitli suçlardan cezalandırılması talep edilmişti.
Fezlekede, Köseler'in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "hileli davranışlarla zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlarından 17 yıl 6 aydan 67 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.
Hazırlanan fezleke, ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılması için Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmişti.
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Alaattin Köseler'in de aralarında bulunduğu 26 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, Köseler'in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "hileli davranışlarla zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlarından toplam 17 yıl 6 aydan, 67 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.
Diğer 25 sanık hakkında da çeşitli suçlardan değişen oranlarda hapis cezası talep edilmişti.
TUTUKLU SANIKLARIN HEPSİ TAHLİYE EDİLMİŞTİ
Mahkeme heyeti, ilk celsenin 3. gününde kurduğu ara kararda, aralarında Alaattin Köseler'in de bulunduğu 13 tutuklu sanığın tahliyesine karar vermişti.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ise Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Serdar Karahan, Havva Dindar ile Uğur İnci'nin "yurt dışı çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol kararıyla tahliye edilmelerine itirazda bulunmuştu.
Talebi değerlendiren Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi, söz konusu tahliye kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararın değiştirilmesine yer olmadığına hükmetmişti.
Mahkeme, söz konusu kararı ve itirazı değerlendirmesi için dosyayı bir üst mahkeme olan Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermişti.
Kararı değerlendiren üst mahkeme, itirazı kabul ederek Köseler'in de aralarında bulunduğu sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarılmasına hükmetmişti.
Bunun üzerine Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Havva Dindar tutuklanmış, hakkında tutuklama kararı verilen diğer sanıklar Serdar Karahan ve Uğur İnci hakkında ise yakalama kararı çıkarılmıştı.
Tahliye edilen, sonradan ise Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesince hakkında tekrar tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılan sanık Uğur İnci duruşma salonunda tutuklanmıştı.
Beykoz-
Beykoz Belediyesi-
Soruşturma
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:25
Anadolu Ajansı
Alaattin Köseler ile 25 sanığın yargılandığı davada mütalaa açıklandı.
AA
Görevden uzaklaştırılan Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler'in de aralarında bulunduğu "ihaleye fesat karıştırma" ile "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, üyelik ve yardım" suçlarından 4'ü tutuklu 26 sanığın yargılandığı davada esas hakkındaki mütalaa açıklandı.
Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Havva Dindar ve Uğur İnci getirildi.
Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmayı, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Aslan ve Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu ise izleyici olarak takip etti.
Duruşmada Cumhuriyet savcısı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı.
Mütalaada, tutuklu sanıklar Alaattin Köseler ve Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek", "zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlarından 25 yıldan 77 yıl 9'ar aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
Ayrıca, sanık Alaattin Köseler örgüt lideri kapsamında ayrıca örgütte işlenen tüm suçlardan sorumlu olduğu belirtildi.
Tutuklu sanık Uğur İnci hakkında ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "zincirleme şekilde resmi belgede sahteciliğe yardım etme" suçlarından 21 yıl 9 aydan 63 yıl 9 aya kadar hapis cezası mütalaada istendi.
Mütalaada, tutuklu sanık Havva Dindar hakkında ise "zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "zincirleme şekilde resmi belgede sahteciliğe yardım etme" suçlarından 15 yıl 3 aydan 50 yıl 3 aya kadar hapis cezası istendi.
Savcı, tutuksuz sanıklar Metin Ülgey ve Nuray Unutur'un üzerlerine atılı tüm suçlardan beraatına karar verilmesi talep etti.
Esasa ilişkin mütalaada, 20 sanık hakkında da farklı suçlardan değişen oranlarda hapis cezası istendi.
Mütalaada, tutuklu sanıklar Alaattin Köseler, Veli Gümüş ve Uğur İnci'nin tutukluluk hallerinin devamına, tutuklu sanık Havva Dindar'ın ise tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verilmesi talep edildi.
Mahkeme heyeti, sanık Havva Dindar'ın adli kontrol tedbiriyle tahliyesine, sanıklar Alaattin Köseler, Veli Gümüş ve Uğur İnci'nin tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
Heyet, sanıklara ve avukatlara esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarını hazırlamaları için süre vererek, duruşmayı 13 Temmuz'a erteledi.
FEZLEKE VE İDDİANAME
Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 402 sayfalık fezlekede, Belediye Başkanlığınca bir kısım mal ve hizmet alımı, belediye personeli ve ihale süreçlerine katılan bazı firma yetkililerinin yaptıkları iddia edilen hukuka aykırılıklar nedeniyle yürütülen soruşturmanın tamamlandığı belirtilmişti.
Beykoz Belediye Başkanlığı bünyesindeki destek hizmetleri, işletme ve iştiraklerle sosyal yardım işleri müdürlüklerinin yapmış olduğu birçok mal ve hizmet alımında, ihalelerde açıklık, eşit muamele, rekabet, doğruluk ve gizlilik ilkelerine aykırı davranıldığı belirtilen fezlekede, birbiriyle irtibatlı aynı firmalardan dönüşümlü tekliflerin alındığı kaydedilmişti.
Fezlekede, bazı ihale yüklenicisi firma ve teklif veren diğer firmalar arasında adres, akrabalık ve ortaklık düzeyinde organik bağ olduğu bilgisine yer verilmişti.
Bazı mal ve hizmet kabullerinin açık hesap şeklinde ihalelerden önceki tarihlerde gerçekleştirildiği belirtilen fezlekede, belediye stok kayıtlarına göre eksik ya da hiç mal teslimi olmamasına rağmen ödeme yapılan ihalelerin olduğu ifade edilmişti.
Görevden uzaklaştırılan tutuklu Belediye Başkanı Alaattin Köseler'in yolsuzluk örgütünün kurucusu, Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş ve Özel Kalem personeli Metin Ülgey'in ise yönetici olarak değerlendirildiği fezlekede, 26 şüphelinin çeşitli suçlardan cezalandırılması talep edilmişti.
Fezlekede, Köseler'in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "hileli davranışlarla zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlarından 17 yıl 6 aydan 67 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.
Hazırlanan fezleke, ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılması için Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmişti.
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Alaattin Köseler'in de aralarında bulunduğu 26 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, Köseler'in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "hileli davranışlarla zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlarından toplam 17 yıl 6 aydan, 67 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.
Diğer 25 sanık hakkında da çeşitli suçlardan değişen oranlarda hapis cezası talep edilmişti.
TUTUKLU SANIKLARIN HEPSİ TAHLİYE EDİLMİŞTİ
Mahkeme heyeti, ilk celsenin 3. gününde kurduğu ara kararda, aralarında Alaattin Köseler'in de bulunduğu 13 tutuklu sanığın tahliyesine karar vermişti.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ise Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Serdar Karahan, Havva Dindar ile Uğur İnci'nin "yurt dışı çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol kararıyla tahliye edilmelerine itirazda bulunmuştu.
Talebi değerlendiren Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi, söz konusu tahliye kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararın değiştirilmesine yer olmadığına hükmetmişti.
Mahkeme, söz konusu kararı ve itirazı değerlendirmesi için dosyayı bir üst mahkeme olan Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermişti.
Kararı değerlendiren üst mahkeme, itirazı kabul ederek Köseler'in de aralarında bulunduğu sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarılmasına hükmetmişti.
Bunun üzerine Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Havva Dindar tutuklanmış, hakkında tutuklama kararı verilen diğer sanıklar Serdar Karahan ve Uğur İnci hakkında ise yakalama kararı çıkarılmıştı.
Tahliye edilen, sonradan ise Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesince hakkında tekrar tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılan sanık Uğur İnci duruşma salonunda tutuklanmıştı.
Beykoz-
Beykoz Belediyesi-
Soruşturma
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:25
Anadolu Ajansı
Alaattin Köseler ile 25 sanığın yargılandığı davada mütalaa açıklandı.
AA
Görevden uzaklaştırılan Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler'in de aralarında bulunduğu "ihaleye fesat karıştırma" ile "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, üyelik ve yardım" suçlarından 4'ü tutuklu 26 sanığın yargılandığı davada esas hakkındaki mütalaa açıklandı.
Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Havva Dindar ve Uğur İnci getirildi.
Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmayı, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Aslan ve Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu ise izleyici olarak takip etti.
Duruşmada Cumhuriyet savcısı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı.
Mütalaada, tutuklu sanıklar Alaattin Köseler ve Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek", "zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlarından 25 yıldan 77 yıl 9'ar aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
Ayrıca, sanık Alaattin Köseler örgüt lideri kapsamında ayrıca örgütte işlenen tüm suçlardan sorumlu olduğu belirtildi.
Tutuklu sanık Uğur İnci hakkında ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "zincirleme şekilde resmi belgede sahteciliğe yardım etme" suçlarından 21 yıl 9 aydan 63 yıl 9 aya kadar hapis cezası mütalaada istendi.
Mütalaada, tutuklu sanık Havva Dindar hakkında ise "zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "zincirleme şekilde resmi belgede sahteciliğe yardım etme" suçlarından 15 yıl 3 aydan 50 yıl 3 aya kadar hapis cezası istendi.
Savcı, tutuksuz sanıklar Metin Ülgey ve Nuray Unutur'un üzerlerine atılı tüm suçlardan beraatına karar verilmesi talep etti.
Esasa ilişkin mütalaada, 20 sanık hakkında da farklı suçlardan değişen oranlarda hapis cezası istendi.
Mütalaada, tutuklu sanıklar Alaattin Köseler, Veli Gümüş ve Uğur İnci'nin tutukluluk hallerinin devamına, tutuklu sanık Havva Dindar'ın ise tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verilmesi talep edildi.
Mahkeme heyeti, sanık Havva Dindar'ın adli kontrol tedbiriyle tahliyesine, sanıklar Alaattin Köseler, Veli Gümüş ve Uğur İnci'nin tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
Heyet, sanıklara ve avukatlara esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarını hazırlamaları için süre vererek, duruşmayı 13 Temmuz'a erteledi.
FEZLEKE VE İDDİANAME
Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 402 sayfalık fezlekede, Belediye Başkanlığınca bir kısım mal ve hizmet alımı, belediye personeli ve ihale süreçlerine katılan bazı firma yetkililerinin yaptıkları iddia edilen hukuka aykırılıklar nedeniyle yürütülen soruşturmanın tamamlandığı belirtilmişti.
Beykoz Belediye Başkanlığı bünyesindeki destek hizmetleri, işletme ve iştiraklerle sosyal yardım işleri müdürlüklerinin yapmış olduğu birçok mal ve hizmet alımında, ihalelerde açıklık, eşit muamele, rekabet, doğruluk ve gizlilik ilkelerine aykırı davranıldığı belirtilen fezlekede, birbiriyle irtibatlı aynı firmalardan dönüşümlü tekliflerin alındığı kaydedilmişti.
Fezlekede, bazı ihale yüklenicisi firma ve teklif veren diğer firmalar arasında adres, akrabalık ve ortaklık düzeyinde organik bağ olduğu bilgisine yer verilmişti.
Bazı mal ve hizmet kabullerinin açık hesap şeklinde ihalelerden önceki tarihlerde gerçekleştirildiği belirtilen fezlekede, belediye stok kayıtlarına göre eksik ya da hiç mal teslimi olmamasına rağmen ödeme yapılan ihalelerin olduğu ifade edilmişti.
Görevden uzaklaştırılan tutuklu Belediye Başkanı Alaattin Köseler'in yolsuzluk örgütünün kurucusu, Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş ve Özel Kalem personeli Metin Ülgey'in ise yönetici olarak değerlendirildiği fezlekede, 26 şüphelinin çeşitli suçlardan cezalandırılması talep edilmişti.
Fezlekede, Köseler'in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "hileli davranışlarla zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlarından 17 yıl 6 aydan 67 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.
Hazırlanan fezleke, ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılması için Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmişti.
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Alaattin Köseler'in de aralarında bulunduğu 26 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, Köseler'in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "hileli davranışlarla zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlarından toplam 17 yıl 6 aydan, 67 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.
Diğer 25 sanık hakkında da çeşitli suçlardan değişen oranlarda hapis cezası talep edilmişti.
TUTUKLU SANIKLARIN HEPSİ TAHLİYE EDİLMİŞTİ
Mahkeme heyeti, ilk celsenin 3. gününde kurduğu ara kararda, aralarında Alaattin Köseler'in de bulunduğu 13 tutuklu sanığın tahliyesine karar vermişti.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ise Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Serdar Karahan, Havva Dindar ile Uğur İnci'nin "yurt dışı çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol kararıyla tahliye edilmelerine itirazda bulunmuştu.
Talebi değerlendiren Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi, söz konusu tahliye kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararın değiştirilmesine yer olmadığına hükmetmişti.
Mahkeme, söz konusu kararı ve itirazı değerlendirmesi için dosyayı bir üst mahkeme olan Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermişti.
Kararı değerlendiren üst mahkeme, itirazı kabul ederek Köseler'in de aralarında bulunduğu sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarılmasına hükmetmişti.
Bunun üzerine Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Havva Dindar tutuklanmış, hakkında tutuklama kararı verilen diğer sanıklar Serdar Karahan ve Uğur İnci hakkında ise yakalama kararı çıkarılmıştı.
Tahliye edilen, sonradan ise Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesince hakkında tekrar tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılan sanık Uğur İnci duruşma salonunda tutuklanmıştı.
Beykoz-
Beykoz Belediyesi-
Soruşturma
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:25
Anadolu Ajansı
Alaattin Köseler ile 25 sanığın yargılandığı davada mütalaa açıklandı.
AA
Görevden uzaklaştırılan Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler'in de aralarında bulunduğu "ihaleye fesat karıştırma" ile "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, üyelik ve yardım" suçlarından 4'ü tutuklu 26 sanığın yargılandığı davada esas hakkındaki mütalaa açıklandı.
Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Havva Dindar ve Uğur İnci getirildi.
Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmayı, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Aslan ve Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu ise izleyici olarak takip etti.
Duruşmada Cumhuriyet savcısı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı.
Mütalaada, tutuklu sanıklar Alaattin Köseler ve Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek", "zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlarından 25 yıldan 77 yıl 9'ar aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
Ayrıca, sanık Alaattin Köseler örgüt lideri kapsamında ayrıca örgütte işlenen tüm suçlardan sorumlu olduğu belirtildi.
Tutuklu sanık Uğur İnci hakkında ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "zincirleme şekilde resmi belgede sahteciliğe yardım etme" suçlarından 21 yıl 9 aydan 63 yıl 9 aya kadar hapis cezası mütalaada istendi.
Mütalaada, tutuklu sanık Havva Dindar hakkında ise "zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "zincirleme şekilde resmi belgede sahteciliğe yardım etme" suçlarından 15 yıl 3 aydan 50 yıl 3 aya kadar hapis cezası istendi.
Savcı, tutuksuz sanıklar Metin Ülgey ve Nuray Unutur'un üzerlerine atılı tüm suçlardan beraatına karar verilmesi talep etti.
Esasa ilişkin mütalaada, 20 sanık hakkında da farklı suçlardan değişen oranlarda hapis cezası istendi.
Mütalaada, tutuklu sanıklar Alaattin Köseler, Veli Gümüş ve Uğur İnci'nin tutukluluk hallerinin devamına, tutuklu sanık Havva Dindar'ın ise tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verilmesi talep edildi.
Mahkeme heyeti, sanık Havva Dindar'ın adli kontrol tedbiriyle tahliyesine, sanıklar Alaattin Köseler, Veli Gümüş ve Uğur İnci'nin tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
Heyet, sanıklara ve avukatlara esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarını hazırlamaları için süre vererek, duruşmayı 13 Temmuz'a erteledi.
FEZLEKE VE İDDİANAME
Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 402 sayfalık fezlekede, Belediye Başkanlığınca bir kısım mal ve hizmet alımı, belediye personeli ve ihale süreçlerine katılan bazı firma yetkililerinin yaptıkları iddia edilen hukuka aykırılıklar nedeniyle yürütülen soruşturmanın tamamlandığı belirtilmişti.
Beykoz Belediye Başkanlığı bünyesindeki destek hizmetleri, işletme ve iştiraklerle sosyal yardım işleri müdürlüklerinin yapmış olduğu birçok mal ve hizmet alımında, ihalelerde açıklık, eşit muamele, rekabet, doğruluk ve gizlilik ilkelerine aykırı davranıldığı belirtilen fezlekede, birbiriyle irtibatlı aynı firmalardan dönüşümlü tekliflerin alındığı kaydedilmişti.
Fezlekede, bazı ihale yüklenicisi firma ve teklif veren diğer firmalar arasında adres, akrabalık ve ortaklık düzeyinde organik bağ olduğu bilgisine yer verilmişti.
Bazı mal ve hizmet kabullerinin açık hesap şeklinde ihalelerden önceki tarihlerde gerçekleştirildiği belirtilen fezlekede, belediye stok kayıtlarına göre eksik ya da hiç mal teslimi olmamasına rağmen ödeme yapılan ihalelerin olduğu ifade edilmişti.
Görevden uzaklaştırılan tutuklu Belediye Başkanı Alaattin Köseler'in yolsuzluk örgütünün kurucusu, Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş ve Özel Kalem personeli Metin Ülgey'in ise yönetici olarak değerlendirildiği fezlekede, 26 şüphelinin çeşitli suçlardan cezalandırılması talep edilmişti.
Fezlekede, Köseler'in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "hileli davranışlarla zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlarından 17 yıl 6 aydan 67 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.
Hazırlanan fezleke, ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılması için Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmişti.
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Alaattin Köseler'in de aralarında bulunduğu 26 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, Köseler'in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "hileli davranışlarla zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma", "zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlarından toplam 17 yıl 6 aydan, 67 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.
Diğer 25 sanık hakkında da çeşitli suçlardan değişen oranlarda hapis cezası talep edilmişti.
TUTUKLU SANIKLARIN HEPSİ TAHLİYE EDİLMİŞTİ
Mahkeme heyeti, ilk celsenin 3. gününde kurduğu ara kararda, aralarında Alaattin Köseler'in de bulunduğu 13 tutuklu sanığın tahliyesine karar vermişti.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ise Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Serdar Karahan, Havva Dindar ile Uğur İnci'nin "yurt dışı çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol kararıyla tahliye edilmelerine itirazda bulunmuştu.
Talebi değerlendiren Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi, söz konusu tahliye kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararın değiştirilmesine yer olmadığına hükmetmişti.
Mahkeme, söz konusu kararı ve itirazı değerlendirmesi için dosyayı bir üst mahkeme olan Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermişti.
Kararı değerlendiren üst mahkeme, itirazı kabul ederek Köseler'in de aralarında bulunduğu sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarılmasına hükmetmişti.
Bunun üzerine Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Havva Dindar tutuklanmış, hakkında tutuklama kararı verilen diğer sanıklar Serdar Karahan ve Uğur İnci hakkında ise yakalama kararı çıkarılmıştı.
Tahliye edilen, sonradan ise Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesince hakkında tekrar tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılan sanık Uğur İnci duruşma salonunda tutuklanmıştı.
Beykoz-
Beykoz Belediyesi-
Soruşturma
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:21
DHA
Çiftin durumu ağır.
DHA
Olay, saat 12.00 sıralarında, Çankaya ilçesi Yakupabdal Mahallesi'nde Kaleli çiftinin işlettiği dükkanda meydana geldi.
Aynı bölgede seyyar tezgahta canlı tavuk ve horoz satan Sancak Karıksız ile Kaleli çifti arasında bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Sancak Karıksız, kavgaya dönen olayda, üzerindeki tabanca ile Zemzem Kaleli'ye ateş etti. Rıfat Kaleli de fırın küreği ile Sancak Karıksız'ı başından yaraladı.
Olay yerinden ayrılan Sancak Karıksız, kısa süre sonra elinde av tüfeğiyle gelip bu kez Rıfat Kaleli'yi vurdu. Karıksız, daha sonra üzerindeki tabancayla kendisini de vurdu.
İhbar üzerine bölgeye jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kaleli çifti, ilk müdahalenin ardından Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Çiftin durumunun ağır olduğu öğrenilirken, Rıfat Karıksız'ın cansız bedeni ise Ankara Adli Tıp Kurumu'na götürüldü.
Bölgede esnaflık yapan Erhan Kaçar, "Silah sesini duyunca çıktık. Rıfat Ağabey'in hanımını vurmuş. O da kürekle tavukçuya vurmuş. Hanımına ilk yardım yaparken, adam tüfekle Rıfat Ağabey'i de vurmuş." dedi.
Seyyar satıcı-
Ankara-
Silahlı Saldırı
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:21
DHA
Çiftin durumu ağır.
DHA
Olay, saat 12.00 sıralarında, Çankaya ilçesi Yakupabdal Mahallesi'nde Kaleli çiftinin işlettiği dükkanda meydana geldi.
Aynı bölgede seyyar tezgahta canlı tavuk ve horoz satan Sancak Karıksız ile Kaleli çifti arasında bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Sancak Karıksız, kavgaya dönen olayda, üzerindeki tabanca ile Zemzem Kaleli'ye ateş etti. Rıfat Kaleli de fırın küreği ile Sancak Karıksız'ı başından yaraladı.
Olay yerinden ayrılan Sancak Karıksız, kısa süre sonra elinde av tüfeğiyle gelip bu kez Rıfat Kaleli'yi vurdu. Karıksız, daha sonra üzerindeki tabancayla kendisini de vurdu.
İhbar üzerine bölgeye jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kaleli çifti, ilk müdahalenin ardından Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Çiftin durumunun ağır olduğu öğrenilirken, Rıfat Karıksız'ın cansız bedeni ise Ankara Adli Tıp Kurumu'na götürüldü.
Bölgede esnaflık yapan Erhan Kaçar, "Silah sesini duyunca çıktık. Rıfat Ağabey'in hanımını vurmuş. O da kürekle tavukçuya vurmuş. Hanımına ilk yardım yaparken, adam tüfekle Rıfat Ağabey'i de vurmuş." dedi.
Seyyar satıcı-
Ankara-
Silahlı Saldırı
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:21
DHA
Çiftin durumu ağır.
DHA
Olay, saat 12.00 sıralarında, Çankaya ilçesi Yakupabdal Mahallesi'nde Kaleli çiftinin işlettiği dükkanda meydana geldi.
Aynı bölgede seyyar tezgahta canlı tavuk ve horoz satan Sancak Karıksız ile Kaleli çifti arasında bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Sancak Karıksız, kavgaya dönen olayda, üzerindeki tabanca ile Zemzem Kaleli'ye ateş etti. Rıfat Kaleli de fırın küreği ile Sancak Karıksız'ı başından yaraladı.
Olay yerinden ayrılan Sancak Karıksız, kısa süre sonra elinde av tüfeğiyle gelip bu kez Rıfat Kaleli'yi vurdu. Karıksız, daha sonra üzerindeki tabancayla kendisini de vurdu.
İhbar üzerine bölgeye jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kaleli çifti, ilk müdahalenin ardından Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Çiftin durumunun ağır olduğu öğrenilirken, Rıfat Karıksız'ın cansız bedeni ise Ankara Adli Tıp Kurumu'na götürüldü.
Bölgede esnaflık yapan Erhan Kaçar, "Silah sesini duyunca çıktık. Rıfat Ağabey'in hanımını vurmuş. O da kürekle tavukçuya vurmuş. Hanımına ilk yardım yaparken, adam tüfekle Rıfat Ağabey'i de vurmuş." dedi.
Seyyar satıcı-
Ankara-
Silahlı Saldırı
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 19:21
DHA
Çiftin durumu ağır.
DHA
Olay, saat 12.00 sıralarında, Çankaya ilçesi Yakupabdal Mahallesi'nde Kaleli çiftinin işlettiği dükkanda meydana geldi.
Aynı bölgede seyyar tezgahta canlı tavuk ve horoz satan Sancak Karıksız ile Kaleli çifti arasında bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Sancak Karıksız, kavgaya dönen olayda, üzerindeki tabanca ile Zemzem Kaleli'ye ateş etti. Rıfat Kaleli de fırın küreği ile Sancak Karıksız'ı başından yaraladı.
Olay yerinden ayrılan Sancak Karıksız, kısa süre sonra elinde av tüfeğiyle gelip bu kez Rıfat Kaleli'yi vurdu. Karıksız, daha sonra üzerindeki tabancayla kendisini de vurdu.
İhbar üzerine bölgeye jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kaleli çifti, ilk müdahalenin ardından Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Çiftin durumunun ağır olduğu öğrenilirken, Rıfat Karıksız'ın cansız bedeni ise Ankara Adli Tıp Kurumu'na götürüldü.
Bölgede esnaflık yapan Erhan Kaçar, "Silah sesini duyunca çıktık. Rıfat Ağabey'in hanımını vurmuş. O da kürekle tavukçuya vurmuş. Hanımına ilk yardım yaparken, adam tüfekle Rıfat Ağabey'i de vurmuş." dedi.
Seyyar satıcı-
Ankara-
Silahlı Saldırı
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 17:32
Sosyal Medya
Gazeteci İsmail Arı, 75 gündür tutukluydu.
NTV - Haber Merkezi
Gazeteci İsmail Arı'nın yargılandığı davanın ilk duruşmasında Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi ara kararını açıkladı. Arı'nın tahliyesine karar verildi.
Duruşma 9 Ekim'e ertelendi.
İsmail Arı, 23 Mart'ta bayramda aile ziyareti için gittiği Tokat'ın Turhal ilçesinde gözaltına alınmış ve daha sonra da tutuklanmıştı.
Arı hakkında düzenlenen iddianamede gazeteci hakkında "Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" ile "Gizliliğin İhlali" suçlarından 2 yıl 3 aydan 8 yıl 3 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.
BirGün Gazetesi muhabiri olan Arı mahkemedeki savunmasında tutuklanmasına gerekçe gösterilen haberlerinin ve sosyal medya paylaşımlarının gazetecilik faaliyeti olduğunu söyledi.
Gazeteci-
Tutuklama-
Tahliye
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 17:32
Sosyal Medya
Gazeteci İsmail Arı, 75 gündür tutukluydu.
NTV - Haber Merkezi
Gazeteci İsmail Arı'nın yargılandığı davanın ilk duruşmasında Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi ara kararını açıkladı. Arı'nın tahliyesine karar verildi.
Duruşma 9 Ekim'e ertelendi.
İsmail Arı, 23 Mart'ta bayramda aile ziyareti için gittiği Tokat'ın Turhal ilçesinde gözaltına alınmış ve daha sonra da tutuklanmıştı.
Arı hakkında düzenlenen iddianamede gazeteci hakkında "Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" ile "Gizliliğin İhlali" suçlarından 2 yıl 3 aydan 8 yıl 3 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.
BirGün Gazetesi muhabiri olan Arı mahkemedeki savunmasında tutuklanmasına gerekçe gösterilen haberlerinin ve sosyal medya paylaşımlarının gazetecilik faaliyeti olduğunu söyledi.
Gazeteci-
Tutuklama-
Tahliye
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 17:32
Sosyal Medya
Gazeteci İsmail Arı, 75 gündür tutukluydu.
NTV - Haber Merkezi
Gazeteci İsmail Arı'nın yargılandığı davanın ilk duruşmasında Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi ara kararını açıkladı. Arı'nın tahliyesine karar verildi.
Duruşma 9 Ekim'e ertelendi.
İsmail Arı, 23 Mart'ta bayramda aile ziyareti için gittiği Tokat'ın Turhal ilçesinde gözaltına alınmış ve daha sonra da tutuklanmıştı.
Arı hakkında düzenlenen iddianamede gazeteci hakkında "Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" ile "Gizliliğin İhlali" suçlarından 2 yıl 3 aydan 8 yıl 3 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.
BirGün Gazetesi muhabiri olan Arı mahkemedeki savunmasında tutuklanmasına gerekçe gösterilen haberlerinin ve sosyal medya paylaşımlarının gazetecilik faaliyeti olduğunu söyledi.
Gazeteci-
Tutuklama-
Tahliye
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 17:32
Sosyal Medya
Gazeteci İsmail Arı, 75 gündür tutukluydu.
NTV - Haber Merkezi
Gazeteci İsmail Arı'nın yargılandığı davanın ilk duruşmasında Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi ara kararını açıkladı. Arı'nın tahliyesine karar verildi.
Duruşma 9 Ekim'e ertelendi.
İsmail Arı, 23 Mart'ta bayramda aile ziyareti için gittiği Tokat'ın Turhal ilçesinde gözaltına alınmış ve daha sonra da tutuklanmıştı.
Arı hakkında düzenlenen iddianamede gazeteci hakkında "Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" ile "Gizliliğin İhlali" suçlarından 2 yıl 3 aydan 8 yıl 3 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.
BirGün Gazetesi muhabiri olan Arı mahkemedeki savunmasında tutuklanmasına gerekçe gösterilen haberlerinin ve sosyal medya paylaşımlarının gazetecilik faaliyeti olduğunu söyledi.
Gazeteci-
Tutuklama-
Tahliye
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 17:26
Son Güncelleme: 05.06.2026 17:27
Resmi KurumNTV - Haber Merkezi
Küresel çevre sorunlarıyla mücadelede ortak akıl ve iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen Sıfır Atık Forumu 2026 dünyanın dört bir yanından kamu yöneticilerini, akademisyenleri, iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirdi. Sıfır atık politikalarının geleceği, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin ele alındığı forumun Güven Adalet ve Geçiş Sürecinin İnsani Yönleri konulu panelinde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sıfır atığın artık bir seçenek değil zorunluluk olduğunu vurgulayarak çevrenin korunması için ortak irade çağrısı yaptı. Ersoy ayrıca, turizm bölgelerindeki çevre düzenlemeleri ve altyapı yatırımlarına son sekiz yılda 12,3 milyar liralık kaynak aktarıldığını açıkladı.
Çevre sorunlarının küresel ölçekte giderek büyüdüğü, iklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha ağır hissedildiği bir dönemde sıfır atık uygulamaları sürdürülebilir bir gelecek için en önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Kaynakların verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması ve doğal varlıkların korunmasına yönelik politikalar ise uluslararası gündemin ön sıralarında yer almayı sürdürüyor.
Uluslararası ilginin yoğun olduğu forumun açılışı Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın konuşmalarıyla başladı. Açılaşa, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak katıldı.
Açılın ardından forum kapsamında düzenlenen "Güven, Adalet ve Geçiş Sürecinin İnsani Yönleri" konulu panelde konuşan Bakan Ersoy, çevre krizleriyle mücadelede sıfır atık yaklaşımının önemine ilişkin değerlendirmelerini paylaşarak sıfır atığın artık bir seçenek değil zorunluluk olduğunu vurguladı ve çevrenin korunması için ortak irade çağrısı yaptı.
Ersoy ayrıca, turizm bölgelerindeki çevre düzenlemeleri ve altyapı yatırımlarına son sekiz yılda 12,3 milyar liralık kaynak aktarıldığını açıkladı.
ATIKSU ARITMA YATIRIMLARINI BAKANLIK OLARAK ÜSTLENDİK
Turizm bölgelerindeki çevre düzenlemeleri ve altyapı yatırımlarına destek verdiklerini belirten Ersoy, son sekiz yılda bu alanda yaklaşık 12,3 milyar liralık kaynak aktarıldığını bildirdi.
Atık su arıtma tesislerinden içme suyu yatırımlarına kadar birçok projenin desteklendiğini ifade eden Ersoy, ihtiyaç duyulan bazı yatırımların ise doğrudan Bakanlık tarafından üstlenildiğini söyledi.
Serik, Bodrum ve Kemer'de hayata geçirilen atıksu arıtma projeleri örnek gösteren Ersoy, bu yatırımların doğal yapının korunmasına ve turizmin sürdürülebilirliğine katkı sağladığını belirtti.
MAVİ BAYRAKTA DÜNYANIN İLK ÜÇÜNDE
Mavi Bayrak Programı'nın çevre bilincinin geliştirilmesi ve kıyıların korunması açısından önemli bir rol üstlendiğini belirten Ersoy, Türkiye'nin bu alandaki başarısına dikkat çekti.
Ersoy, "Bugün Türkiye 580 mavi bayraklı plajıyla bu alanda dünyanın üçüncü büyük ülkesidir." ifadelerini kullandı.
"ORTAK HAREKETTE MESAFE ALINAMADI! BEDELİNİ AĞIR ÖDÜYORUZ"
Dünyanın çevre sorunlarıyla ilgili uzun yıllardır yüzleştiğini hatırlatan Ersoy, buna rağmen bugün karşı karşıya kalınan çevresel krizlerin büyüklüğünün ve yaygınlığının ortak hareket konusunda yeterli mesafe alınamadığını gösterdiğini söyledi.
Devletler düzeyinde verilen sözlere ve alınan kararlara rağmen uygulamaya yansıyan ortak bir iradenin hâlâ görülemediğine dikkat çeken Ersoy, "Küresel ölçekte hâlihazırda maalesef çok geç kalınmış durumda. Bunun bedelini de hepimiz en ağır şekilde ödüyoruz." ifadelerini kullandı.
Yangınlardan sellere, kuraklıktan kıtlıklara kadar yaşanan gelişmelerin insanlığın karşı karşıya olduğu tabloyu ortaya koyduğunu belirten Ersoy, herkesi sıfır atık anlayışını bu bilinçle değerlendirmeye ve sorumluluk üstlenmeye çağırdı.
SIFIR ATIKTA BAŞARININ YOL HARİTASI
Sıfır atık uygulamalarının çevreyi korumanın yanı sıra ekonomiye de önemli katkılar sunduğunu belirten Ersoy, atıkların geri kazanılması ve organik atıkların değerlendirilmesiyle iklim kriziyle mücadelede önemli sonuçlar elde edilebildiğini söyledi.
Doğal kaynakların korunmasına katkı sağlayan bu uygulamaların su ve enerji tüketiminde de tasarruf sağladığını ifade eden Ersoy, sıfır atık hareketinin başarısı için tüketimin azaltılması, geri dönüşümün yaygınlaştırılması ve yeniden kullanım kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
TÜRKİYE'DEN KÜRESEL SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRİYOR
Türkiye'nin uluslararası alanda üstlendiği sorumlulukları yerine getirmek için yoğun çaba gösterdiğini belirten Ersoy, bugüne kadar ortaya konulan gayretlerin hedeflerine ulaştığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu "Dünya Beşten Büyüktür" ve "Daha Adil Bir Dünya Mümkün" yaklaşımının Türkiye'nin küresel politikalarına yön verdiğini kaydeden Ersoy, ülkenin çıkarları korunurken insanlığın ortak geleceğinin hiçbir zaman ikinci plana atılmadığını vurguladı.
Türkiye'nin taraf olduğu anlaşmalar ve verdiği taahhütler doğrultusunda hareket ettiğini belirten Ersoy, sıfır atık çalışmalarında elde edilen sonuçların da bu yaklaşımın önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.
KÜRESEL SIFIR ATIK HAREKETİNE 7 ULUSLARARASI ÖDÜL
Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın öncülüğünde başlatılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk imzayı attığı "Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı"nın bugün dünya genelinde çevre bilincinin etrafında şekillenen güçlü bir iradeye dönüştüğünü belirten Ersoy, Sıfır Atık Projesi'nin uluslararası kuruluşlardan toplam yedi ödül aldığını hatırlattı.
Sıfır Atık Hareketi kapsamında yürütülen çalışmaların somut sonuçlar ortaya koyduğunu hatırlatan Ersoy, 2025 yılı sonu itibarıyla 90 milyon ton atığın geri kazandırıldığını ve ekonomiye 365 milyar liralık katkı sağlandığını açıkladı.
Elektrikten suya, petrolden depolama alanına, kurtarılan ağaç sayısından engellenen sera gazı salımına kadar birçok alanda önemli kazanımlar elde edildiğini vurgulayan Ersoy, Türkiye'nin sıfır atık uygulamalarında örnek sonuçlar ortaya koyduğunu ifade etti.
Bakan Ersoy, “Sayın Bakanımız Murat Kurum, çalışma arkadaşları ve paydaşları ile birlikte ülkemize adeta kendisiyle yarışan öncü bir konuma taşımıştır. Kendilerine canı gönülden teşekkür ediyorum.” dedi.
TÜRKİYE'DEN SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZMDE DÜNYADA BİR İLK
Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak sürdürülebilirliği turizm politikalarının merkezine yerleştirdiklerini belirten Ersoy, "Dünyada bir ilki gerçekleştirerek 2022 yılında Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi ile iş birliği içinde 'Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programımızı hazırladık ve uygulamaya koyduk." dedi.
Üç aşamalı sertifikasyon sistemiyle ilerlediklerini ifade eden Ersoy, üçüncü aşama GSTC sertifikasına sahip tesis sayısının 2 bini aştığını, 2030 yılına kadar tüm tesislerin uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesinin hedeflendiğini söyledi.
Yiyecek ve içecek hizmetlerine yönelik yeni bir sürdürülebilirlik çerçevesi üzerinde çalıştıklarını da açıklayan Ersoy, karbon ayak izi hesaplama gibi uygulamalarla sektörün çevresel performansını güçlendirmeyi sürdüreceklerini kaydetti.
SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEK İÇİN ORTAK SORUMLULUK
Sıfır atık anlayışının yalnızca çevresel değil, küresel ölçekte ekonomik ve insani sonuçlar doğuran bir gereklilik olduğunu vurgulayan Ersoy, israfın önlenmesi, kaynakların geri kazanılması ve döngüsel ekonomi modelinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti.
"Yani Sıfır Atık hareketi dünya için bugün bir seçenek değil bir zarurettir." ifadelerini kullanan Ersoy, gelecek nesiller adına daha güçlü adımlar atılması gerektiğini belirtti.
Dünya için harekete geçme ve daha güçlü adımlar atma çağrısında bulunan Ersoy, Sıfır Atık Vakfı ve tüm paydaşlara teşekkür etti.
Sıfır atık-
Mehmet Ersoy-
Kültür Ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 17:26
Son Güncelleme: 05.06.2026 17:27
Resmi KurumNTV - Haber Merkezi
Küresel çevre sorunlarıyla mücadelede ortak akıl ve iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen Sıfır Atık Forumu 2026 dünyanın dört bir yanından kamu yöneticilerini, akademisyenleri, iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirdi. Sıfır atık politikalarının geleceği, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin ele alındığı forumun Güven Adalet ve Geçiş Sürecinin İnsani Yönleri konulu panelinde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sıfır atığın artık bir seçenek değil zorunluluk olduğunu vurgulayarak çevrenin korunması için ortak irade çağrısı yaptı. Ersoy ayrıca, turizm bölgelerindeki çevre düzenlemeleri ve altyapı yatırımlarına son sekiz yılda 12,3 milyar liralık kaynak aktarıldığını açıkladı.
Çevre sorunlarının küresel ölçekte giderek büyüdüğü, iklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha ağır hissedildiği bir dönemde sıfır atık uygulamaları sürdürülebilir bir gelecek için en önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Kaynakların verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması ve doğal varlıkların korunmasına yönelik politikalar ise uluslararası gündemin ön sıralarında yer almayı sürdürüyor.
Uluslararası ilginin yoğun olduğu forumun açılışı Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın konuşmalarıyla başladı. Açılaşa, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak katıldı.
Açılın ardından forum kapsamında düzenlenen "Güven, Adalet ve Geçiş Sürecinin İnsani Yönleri" konulu panelde konuşan Bakan Ersoy, çevre krizleriyle mücadelede sıfır atık yaklaşımının önemine ilişkin değerlendirmelerini paylaşarak sıfır atığın artık bir seçenek değil zorunluluk olduğunu vurguladı ve çevrenin korunması için ortak irade çağrısı yaptı.
Ersoy ayrıca, turizm bölgelerindeki çevre düzenlemeleri ve altyapı yatırımlarına son sekiz yılda 12,3 milyar liralık kaynak aktarıldığını açıkladı.
ATIKSU ARITMA YATIRIMLARINI BAKANLIK OLARAK ÜSTLENDİK
Turizm bölgelerindeki çevre düzenlemeleri ve altyapı yatırımlarına destek verdiklerini belirten Ersoy, son sekiz yılda bu alanda yaklaşık 12,3 milyar liralık kaynak aktarıldığını bildirdi.
Atık su arıtma tesislerinden içme suyu yatırımlarına kadar birçok projenin desteklendiğini ifade eden Ersoy, ihtiyaç duyulan bazı yatırımların ise doğrudan Bakanlık tarafından üstlenildiğini söyledi.
Serik, Bodrum ve Kemer'de hayata geçirilen atıksu arıtma projeleri örnek gösteren Ersoy, bu yatırımların doğal yapının korunmasına ve turizmin sürdürülebilirliğine katkı sağladığını belirtti.
MAVİ BAYRAKTA DÜNYANIN İLK ÜÇÜNDE
Mavi Bayrak Programı'nın çevre bilincinin geliştirilmesi ve kıyıların korunması açısından önemli bir rol üstlendiğini belirten Ersoy, Türkiye'nin bu alandaki başarısına dikkat çekti.
Ersoy, "Bugün Türkiye 580 mavi bayraklı plajıyla bu alanda dünyanın üçüncü büyük ülkesidir." ifadelerini kullandı.
"ORTAK HAREKETTE MESAFE ALINAMADI! BEDELİNİ AĞIR ÖDÜYORUZ"
Dünyanın çevre sorunlarıyla ilgili uzun yıllardır yüzleştiğini hatırlatan Ersoy, buna rağmen bugün karşı karşıya kalınan çevresel krizlerin büyüklüğünün ve yaygınlığının ortak hareket konusunda yeterli mesafe alınamadığını gösterdiğini söyledi.
Devletler düzeyinde verilen sözlere ve alınan kararlara rağmen uygulamaya yansıyan ortak bir iradenin hâlâ görülemediğine dikkat çeken Ersoy, "Küresel ölçekte hâlihazırda maalesef çok geç kalınmış durumda. Bunun bedelini de hepimiz en ağır şekilde ödüyoruz." ifadelerini kullandı.
Yangınlardan sellere, kuraklıktan kıtlıklara kadar yaşanan gelişmelerin insanlığın karşı karşıya olduğu tabloyu ortaya koyduğunu belirten Ersoy, herkesi sıfır atık anlayışını bu bilinçle değerlendirmeye ve sorumluluk üstlenmeye çağırdı.
SIFIR ATIKTA BAŞARININ YOL HARİTASI
Sıfır atık uygulamalarının çevreyi korumanın yanı sıra ekonomiye de önemli katkılar sunduğunu belirten Ersoy, atıkların geri kazanılması ve organik atıkların değerlendirilmesiyle iklim kriziyle mücadelede önemli sonuçlar elde edilebildiğini söyledi.
Doğal kaynakların korunmasına katkı sağlayan bu uygulamaların su ve enerji tüketiminde de tasarruf sağladığını ifade eden Ersoy, sıfır atık hareketinin başarısı için tüketimin azaltılması, geri dönüşümün yaygınlaştırılması ve yeniden kullanım kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
TÜRKİYE'DEN KÜRESEL SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRİYOR
Türkiye'nin uluslararası alanda üstlendiği sorumlulukları yerine getirmek için yoğun çaba gösterdiğini belirten Ersoy, bugüne kadar ortaya konulan gayretlerin hedeflerine ulaştığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu "Dünya Beşten Büyüktür" ve "Daha Adil Bir Dünya Mümkün" yaklaşımının Türkiye'nin küresel politikalarına yön verdiğini kaydeden Ersoy, ülkenin çıkarları korunurken insanlığın ortak geleceğinin hiçbir zaman ikinci plana atılmadığını vurguladı.
Türkiye'nin taraf olduğu anlaşmalar ve verdiği taahhütler doğrultusunda hareket ettiğini belirten Ersoy, sıfır atık çalışmalarında elde edilen sonuçların da bu yaklaşımın önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.
KÜRESEL SIFIR ATIK HAREKETİNE 7 ULUSLARARASI ÖDÜL
Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın öncülüğünde başlatılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk imzayı attığı "Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı"nın bugün dünya genelinde çevre bilincinin etrafında şekillenen güçlü bir iradeye dönüştüğünü belirten Ersoy, Sıfır Atık Projesi'nin uluslararası kuruluşlardan toplam yedi ödül aldığını hatırlattı.
Sıfır Atık Hareketi kapsamında yürütülen çalışmaların somut sonuçlar ortaya koyduğunu hatırlatan Ersoy, 2025 yılı sonu itibarıyla 90 milyon ton atığın geri kazandırıldığını ve ekonomiye 365 milyar liralık katkı sağlandığını açıkladı.
Elektrikten suya, petrolden depolama alanına, kurtarılan ağaç sayısından engellenen sera gazı salımına kadar birçok alanda önemli kazanımlar elde edildiğini vurgulayan Ersoy, Türkiye'nin sıfır atık uygulamalarında örnek sonuçlar ortaya koyduğunu ifade etti.
Bakan Ersoy, “Sayın Bakanımız Murat Kurum, çalışma arkadaşları ve paydaşları ile birlikte ülkemize adeta kendisiyle yarışan öncü bir konuma taşımıştır. Kendilerine canı gönülden teşekkür ediyorum.” dedi.
TÜRKİYE'DEN SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZMDE DÜNYADA BİR İLK
Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak sürdürülebilirliği turizm politikalarının merkezine yerleştirdiklerini belirten Ersoy, "Dünyada bir ilki gerçekleştirerek 2022 yılında Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi ile iş birliği içinde 'Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programımızı hazırladık ve uygulamaya koyduk." dedi.
Üç aşamalı sertifikasyon sistemiyle ilerlediklerini ifade eden Ersoy, üçüncü aşama GSTC sertifikasına sahip tesis sayısının 2 bini aştığını, 2030 yılına kadar tüm tesislerin uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesinin hedeflendiğini söyledi.
Yiyecek ve içecek hizmetlerine yönelik yeni bir sürdürülebilirlik çerçevesi üzerinde çalıştıklarını da açıklayan Ersoy, karbon ayak izi hesaplama gibi uygulamalarla sektörün çevresel performansını güçlendirmeyi sürdüreceklerini kaydetti.
SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEK İÇİN ORTAK SORUMLULUK
Sıfır atık anlayışının yalnızca çevresel değil, küresel ölçekte ekonomik ve insani sonuçlar doğuran bir gereklilik olduğunu vurgulayan Ersoy, israfın önlenmesi, kaynakların geri kazanılması ve döngüsel ekonomi modelinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti.
"Yani Sıfır Atık hareketi dünya için bugün bir seçenek değil bir zarurettir." ifadelerini kullanan Ersoy, gelecek nesiller adına daha güçlü adımlar atılması gerektiğini belirtti.
Dünya için harekete geçme ve daha güçlü adımlar atma çağrısında bulunan Ersoy, Sıfır Atık Vakfı ve tüm paydaşlara teşekkür etti.
Sıfır atık-
Mehmet Ersoy-
Kültür Ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 17:26
Son Güncelleme: 05.06.2026 17:27
Resmi KurumNTV - Haber Merkezi
Küresel çevre sorunlarıyla mücadelede ortak akıl ve iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen Sıfır Atık Forumu 2026 dünyanın dört bir yanından kamu yöneticilerini, akademisyenleri, iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirdi. Sıfır atık politikalarının geleceği, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin ele alındığı forumun Güven Adalet ve Geçiş Sürecinin İnsani Yönleri konulu panelinde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sıfır atığın artık bir seçenek değil zorunluluk olduğunu vurgulayarak çevrenin korunması için ortak irade çağrısı yaptı. Ersoy ayrıca, turizm bölgelerindeki çevre düzenlemeleri ve altyapı yatırımlarına son sekiz yılda 12,3 milyar liralık kaynak aktarıldığını açıkladı.
Çevre sorunlarının küresel ölçekte giderek büyüdüğü, iklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha ağır hissedildiği bir dönemde sıfır atık uygulamaları sürdürülebilir bir gelecek için en önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Kaynakların verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması ve doğal varlıkların korunmasına yönelik politikalar ise uluslararası gündemin ön sıralarında yer almayı sürdürüyor.
Uluslararası ilginin yoğun olduğu forumun açılışı Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın konuşmalarıyla başladı. Açılaşa, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak katıldı.
Açılın ardından forum kapsamında düzenlenen "Güven, Adalet ve Geçiş Sürecinin İnsani Yönleri" konulu panelde konuşan Bakan Ersoy, çevre krizleriyle mücadelede sıfır atık yaklaşımının önemine ilişkin değerlendirmelerini paylaşarak sıfır atığın artık bir seçenek değil zorunluluk olduğunu vurguladı ve çevrenin korunması için ortak irade çağrısı yaptı.
Ersoy ayrıca, turizm bölgelerindeki çevre düzenlemeleri ve altyapı yatırımlarına son sekiz yılda 12,3 milyar liralık kaynak aktarıldığını açıkladı.
ATIKSU ARITMA YATIRIMLARINI BAKANLIK OLARAK ÜSTLENDİK
Turizm bölgelerindeki çevre düzenlemeleri ve altyapı yatırımlarına destek verdiklerini belirten Ersoy, son sekiz yılda bu alanda yaklaşık 12,3 milyar liralık kaynak aktarıldığını bildirdi.
Atık su arıtma tesislerinden içme suyu yatırımlarına kadar birçok projenin desteklendiğini ifade eden Ersoy, ihtiyaç duyulan bazı yatırımların ise doğrudan Bakanlık tarafından üstlenildiğini söyledi.
Serik, Bodrum ve Kemer'de hayata geçirilen atıksu arıtma projeleri örnek gösteren Ersoy, bu yatırımların doğal yapının korunmasına ve turizmin sürdürülebilirliğine katkı sağladığını belirtti.
MAVİ BAYRAKTA DÜNYANIN İLK ÜÇÜNDE
Mavi Bayrak Programı'nın çevre bilincinin geliştirilmesi ve kıyıların korunması açısından önemli bir rol üstlendiğini belirten Ersoy, Türkiye'nin bu alandaki başarısına dikkat çekti.
Ersoy, "Bugün Türkiye 580 mavi bayraklı plajıyla bu alanda dünyanın üçüncü büyük ülkesidir." ifadelerini kullandı.
"ORTAK HAREKETTE MESAFE ALINAMADI! BEDELİNİ AĞIR ÖDÜYORUZ"
Dünyanın çevre sorunlarıyla ilgili uzun yıllardır yüzleştiğini hatırlatan Ersoy, buna rağmen bugün karşı karşıya kalınan çevresel krizlerin büyüklüğünün ve yaygınlığının ortak hareket konusunda yeterli mesafe alınamadığını gösterdiğini söyledi.
Devletler düzeyinde verilen sözlere ve alınan kararlara rağmen uygulamaya yansıyan ortak bir iradenin hâlâ görülemediğine dikkat çeken Ersoy, "Küresel ölçekte hâlihazırda maalesef çok geç kalınmış durumda. Bunun bedelini de hepimiz en ağır şekilde ödüyoruz." ifadelerini kullandı.
Yangınlardan sellere, kuraklıktan kıtlıklara kadar yaşanan gelişmelerin insanlığın karşı karşıya olduğu tabloyu ortaya koyduğunu belirten Ersoy, herkesi sıfır atık anlayışını bu bilinçle değerlendirmeye ve sorumluluk üstlenmeye çağırdı.
SIFIR ATIKTA BAŞARININ YOL HARİTASI
Sıfır atık uygulamalarının çevreyi korumanın yanı sıra ekonomiye de önemli katkılar sunduğunu belirten Ersoy, atıkların geri kazanılması ve organik atıkların değerlendirilmesiyle iklim kriziyle mücadelede önemli sonuçlar elde edilebildiğini söyledi.
Doğal kaynakların korunmasına katkı sağlayan bu uygulamaların su ve enerji tüketiminde de tasarruf sağladığını ifade eden Ersoy, sıfır atık hareketinin başarısı için tüketimin azaltılması, geri dönüşümün yaygınlaştırılması ve yeniden kullanım kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
TÜRKİYE'DEN KÜRESEL SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRİYOR
Türkiye'nin uluslararası alanda üstlendiği sorumlulukları yerine getirmek için yoğun çaba gösterdiğini belirten Ersoy, bugüne kadar ortaya konulan gayretlerin hedeflerine ulaştığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu "Dünya Beşten Büyüktür" ve "Daha Adil Bir Dünya Mümkün" yaklaşımının Türkiye'nin küresel politikalarına yön verdiğini kaydeden Ersoy, ülkenin çıkarları korunurken insanlığın ortak geleceğinin hiçbir zaman ikinci plana atılmadığını vurguladı.
Türkiye'nin taraf olduğu anlaşmalar ve verdiği taahhütler doğrultusunda hareket ettiğini belirten Ersoy, sıfır atık çalışmalarında elde edilen sonuçların da bu yaklaşımın önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.
KÜRESEL SIFIR ATIK HAREKETİNE 7 ULUSLARARASI ÖDÜL
Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın öncülüğünde başlatılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk imzayı attığı "Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı"nın bugün dünya genelinde çevre bilincinin etrafında şekillenen güçlü bir iradeye dönüştüğünü belirten Ersoy, Sıfır Atık Projesi'nin uluslararası kuruluşlardan toplam yedi ödül aldığını hatırlattı.
Sıfır Atık Hareketi kapsamında yürütülen çalışmaların somut sonuçlar ortaya koyduğunu hatırlatan Ersoy, 2025 yılı sonu itibarıyla 90 milyon ton atığın geri kazandırıldığını ve ekonomiye 365 milyar liralık katkı sağlandığını açıkladı.
Elektrikten suya, petrolden depolama alanına, kurtarılan ağaç sayısından engellenen sera gazı salımına kadar birçok alanda önemli kazanımlar elde edildiğini vurgulayan Ersoy, Türkiye'nin sıfır atık uygulamalarında örnek sonuçlar ortaya koyduğunu ifade etti.
Bakan Ersoy, “Sayın Bakanımız Murat Kurum, çalışma arkadaşları ve paydaşları ile birlikte ülkemize adeta kendisiyle yarışan öncü bir konuma taşımıştır. Kendilerine canı gönülden teşekkür ediyorum.” dedi.
TÜRKİYE'DEN SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZMDE DÜNYADA BİR İLK
Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak sürdürülebilirliği turizm politikalarının merkezine yerleştirdiklerini belirten Ersoy, "Dünyada bir ilki gerçekleştirerek 2022 yılında Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi ile iş birliği içinde 'Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programımızı hazırladık ve uygulamaya koyduk." dedi.
Üç aşamalı sertifikasyon sistemiyle ilerlediklerini ifade eden Ersoy, üçüncü aşama GSTC sertifikasına sahip tesis sayısının 2 bini aştığını, 2030 yılına kadar tüm tesislerin uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesinin hedeflendiğini söyledi.
Yiyecek ve içecek hizmetlerine yönelik yeni bir sürdürülebilirlik çerçevesi üzerinde çalıştıklarını da açıklayan Ersoy, karbon ayak izi hesaplama gibi uygulamalarla sektörün çevresel performansını güçlendirmeyi sürdüreceklerini kaydetti.
SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEK İÇİN ORTAK SORUMLULUK
Sıfır atık anlayışının yalnızca çevresel değil, küresel ölçekte ekonomik ve insani sonuçlar doğuran bir gereklilik olduğunu vurgulayan Ersoy, israfın önlenmesi, kaynakların geri kazanılması ve döngüsel ekonomi modelinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti.
"Yani Sıfır Atık hareketi dünya için bugün bir seçenek değil bir zarurettir." ifadelerini kullanan Ersoy, gelecek nesiller adına daha güçlü adımlar atılması gerektiğini belirtti.
Dünya için harekete geçme ve daha güçlü adımlar atma çağrısında bulunan Ersoy, Sıfır Atık Vakfı ve tüm paydaşlara teşekkür etti.
Sıfır atık-
Mehmet Ersoy-
Kültür Ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
05.06.2026 17:26
Son Güncelleme: 05.06.2026 17:27
Resmi KurumNTV - Haber Merkezi
Küresel çevre sorunlarıyla mücadelede ortak akıl ve iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen Sıfır Atık Forumu 2026 dünyanın dört bir yanından kamu yöneticilerini, akademisyenleri, iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirdi. Sıfır atık politikalarının geleceği, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin ele alındığı forumun Güven Adalet ve Geçiş Sürecinin İnsani Yönleri konulu panelinde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sıfır atığın artık bir seçenek değil zorunluluk olduğunu vurgulayarak çevrenin korunması için ortak irade çağrısı yaptı. Ersoy ayrıca, turizm bölgelerindeki çevre düzenlemeleri ve altyapı yatırımlarına son sekiz yılda 12,3 milyar liralık kaynak aktarıldığını açıkladı.
Çevre sorunlarının küresel ölçekte giderek büyüdüğü, iklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha ağır hissedildiği bir dönemde sıfır atık uygulamaları sürdürülebilir bir gelecek için en önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Kaynakların verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması ve doğal varlıkların korunmasına yönelik politikalar ise uluslararası gündemin ön sıralarında yer almayı sürdürüyor.
Uluslararası ilginin yoğun olduğu forumun açılışı Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın konuşmalarıyla başladı. Açılaşa, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak katıldı.
Açılın ardından forum kapsamında düzenlenen "Güven, Adalet ve Geçiş Sürecinin İnsani Yönleri" konulu panelde konuşan Bakan Ersoy, çevre krizleriyle mücadelede sıfır atık yaklaşımının önemine ilişkin değerlendirmelerini paylaşarak sıfır atığın artık bir seçenek değil zorunluluk olduğunu vurguladı ve çevrenin korunması için ortak irade çağrısı yaptı.
Ersoy ayrıca, turizm bölgelerindeki çevre düzenlemeleri ve altyapı yatırımlarına son sekiz yılda 12,3 milyar liralık kaynak aktarıldığını açıkladı.
ATIKSU ARITMA YATIRIMLARINI BAKANLIK OLARAK ÜSTLENDİK
Turizm bölgelerindeki çevre düzenlemeleri ve altyapı yatırımlarına destek verdiklerini belirten Ersoy, son sekiz yılda bu alanda yaklaşık 12,3 milyar liralık kaynak aktarıldığını bildirdi.
Atık su arıtma tesislerinden içme suyu yatırımlarına kadar birçok projenin desteklendiğini ifade eden Ersoy, ihtiyaç duyulan bazı yatırımların ise doğrudan Bakanlık tarafından üstlenildiğini söyledi.
Serik, Bodrum ve Kemer'de hayata geçirilen atıksu arıtma projeleri örnek gösteren Ersoy, bu yatırımların doğal yapının korunmasına ve turizmin sürdürülebilirliğine katkı sağladığını belirtti.
MAVİ BAYRAKTA DÜNYANIN İLK ÜÇÜNDE
Mavi Bayrak Programı'nın çevre bilincinin geliştirilmesi ve kıyıların korunması açısından önemli bir rol üstlendiğini belirten Ersoy, Türkiye'nin bu alandaki başarısına dikkat çekti.
Ersoy, "Bugün Türkiye 580 mavi bayraklı plajıyla bu alanda dünyanın üçüncü büyük ülkesidir." ifadelerini kullandı.
Dünyanın çevre sorunlarıyla ilgili uzun yıllardır yüzleştiğini hatırlatan Ersoy, buna rağmen bugün karşı karşıya kalınan çevresel krizlerin büyüklüğünün ve yaygınlığının ortak hareket konusunda yeterli mesafe alınamadığını gösterdiğini söyledi.
Devletler düzeyinde verilen sözlere ve alınan kararlara rağmen uygulamaya yansıyan ortak bir iradenin hâlâ görülemediğine dikkat çeken Ersoy, "Küresel ölçekte hâlihazırda maalesef çok geç kalınmış durumda. Bunun bedelini de hepimiz en ağır şekilde ödüyoruz." ifadelerini kullandı.
Yangınlardan sellere, kuraklıktan kıtlıklara kadar yaşanan gelişmelerin insanlığın karşı karşıya olduğu tabloyu ortaya koyduğunu belirten Ersoy, herkesi sıfır atık anlayışını bu bilinçle değerlendirmeye ve sorumluluk üstlenmeye çağırdı.
SIFIR ATIKTA BAŞARININ YOL HARİTASI
Sıfır atık uygulamalarının çevreyi korumanın yanı sıra ekonomiye de önemli katkılar sunduğunu belirten Ersoy, atıkların geri kazanılması ve organik atıkların değerlendirilmesiyle iklim kriziyle mücadelede önemli sonuçlar elde edilebildiğini söyledi.
Doğal kaynakların korunmasına katkı sağlayan bu uygulamaların su ve enerji tüketiminde de tasarruf sağladığını ifade eden Ersoy, sıfır atık hareketinin başarısı için tüketimin azaltılması, geri dönüşümün yaygınlaştırılması ve yeniden kullanım kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Türkiye'nin uluslararası alanda üstlendiği sorumlulukları yerine getirmek için yoğun çaba gösterdiğini belirten Ersoy, bugüne kadar ortaya konulan gayretlerin hedeflerine ulaştığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu "Dünya Beşten Büyüktür" ve "Daha Adil Bir Dünya Mümkün" yaklaşımının Türkiye'nin küresel politikalarına yön verdiğini kaydeden Ersoy, ülkenin çıkarları korunurken insanlığın ortak geleceğinin hiçbir zaman ikinci plana atılmadığını vurguladı.
Türkiye'nin taraf olduğu anlaşmalar ve verdiği taahhütler doğrultusunda hareket ettiğini belirten Ersoy, sıfır atık çalışmalarında elde edilen sonuçların da bu yaklaşımın önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.
KÜRESEL SIFIR ATIK HAREKETİNE 7 ULUSLARARASI ÖDÜL
Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın öncülüğünde başlatılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk imzayı attığı "Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı"nın bugün dünya genelinde çevre bilincinin etrafında şekillenen güçlü bir iradeye dönüştüğünü belirten Ersoy, Sıfır Atık Projesi'nin uluslararası kuruluşlardan toplam yedi ödül aldığını hatırlattı.
Sıfır Atık Hareketi kapsamında yürütülen çalışmaların somut sonuçlar ortaya koyduğunu hatırlatan Ersoy, 2025 yılı sonu itibarıyla 90 milyon ton atığın geri kazandırıldığını ve ekonomiye 365 milyar liralık katkı sağlandığını açıkladı.
Elektrikten suya, petrolden depolama alanına, kurtarılan ağaç sayısından engellenen sera gazı salımına kadar birçok alanda önemli kazanımlar elde edildiğini vurgulayan Ersoy, Türkiye'nin sıfır atık uygulamalarında örnek sonuçlar ortaya koyduğunu ifade etti.
Bakan Ersoy, “Sayın Bakanımız Murat Kurum, çalışma arkadaşları ve paydaşları ile birlikte ülkemize adeta kendisiyle yarışan öncü bir konuma taşımıştır. Kendilerine canı gönülden teşekkür ediyorum.” dedi.
TÜRKİYE'DEN SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZMDE DÜNYADA BİR İLK
Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak sürdürülebilirliği turizm politikalarının merkezine yerleştirdiklerini belirten Ersoy, "Dünyada bir ilki gerçekleştirerek 2022 yılında Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi ile iş birliği içinde 'Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programımızı hazırladık ve uygulamaya koyduk." dedi.
Üç aşamalı sertifikasyon sistemiyle ilerlediklerini ifade eden Ersoy, üçüncü aşama GSTC sertifikasına sahip tesis sayısının 2 bini aştığını, 2030 yılına kadar tüm tesislerin uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesinin hedeflendiğini söyledi.
Yiyecek ve içecek hizmetlerine yönelik yeni bir sürdürülebilirlik çerçevesi üzerinde çalıştıklarını da açıklayan Ersoy, karbon ayak izi hesaplama gibi uygulamalarla sektörün çevresel performansını güçlendirmeyi sürdüreceklerini kaydetti.
SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEK İÇİN ORTAK SORUMLULUK
Sıfır atık anlayışının yalnızca çevresel değil, küresel ölçekte ekonomik ve insani sonuçlar doğuran bir gereklilik olduğunu vurgulayan Ersoy, israfın önlenmesi, kaynakların geri kazanılması ve döngüsel ekonomi modelinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti.
"Yani Sıfır Atık hareketi dünya için bugün bir seçenek değil bir zarurettir." ifadelerini kullanan Ersoy, gelecek nesiller adına daha güçlü adımlar atılması gerektiğini belirtti.
Dünya için harekete geçme ve daha güçlü adımlar atma çağrısında bulunan Ersoy, Sıfır Atık Vakfı ve tüm paydaşlara teşekkür etti.
Sıfır atık-
Mehmet Ersoy-
Kültür Ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 06 Haziran 2026Adalar Belediyesi’ne yönelik mali incelemeBakan Gürlek, 15 bin personel alımının ayrıntılarını açıkladı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
DC Evreninde Geri Sayım Başladı: "Supergirl"ün Son Fragmanı Yayınlandı4 Haz 2026 - 12:39
DC
DC Stüdyoları’nın heyecanla beklenen yeni süper kahraman filmi Supergirl için geri sayım resmen başladı. Kara Zor-El’in ilk solo filminin vizyonuna sadece birkaç hafta kalmışken, aksiyon dozunu zirveye çıkaran son fragman sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Yayınlanan bu son tanıtım; patlayıcı dövüş sahneleri, yüksek enerjili müzikleri, sinema dünyasının en sevilen evcil hayvanlarından Krypto’yu ve en önemlisi Jason Momoa’nın hayat verdiği ikonik "Lobo" karakterini ilk kez bu kadar net bir şekilde gözler önüne seriyor. Fragmanla birlikte, filmin sinema biletleri de ön satışa açıldı.
Yayınlanan fragmanda, Milly Alcock’un canlandırdığı Kara Zor-El’in, tıpkı kuzeni Superman gibi kozmos genelindeki insanlara yardım etme konusundaki sorumluluk duygusuyla yüzleşmesine tanık oluyoruz. Kendi gezegenini ve halkını kaybetmenin verdiği derin acıyı alkolle dindirmeye çalışan Kara'nın yolu, babası galakside yıkım yaratan acımasız Krem (Matthias Schoenaerts) tarafından öldürülen Ruthye Marye Knoll (Eve Ridley) ile kesişiyor.
Yönetmen koltuğunda Craig Gillespie’nin oturduğu, senaryosunu ise Ana Nogueira’nın kaleme aldığı Supergirl, Tom King tarafından yazılan ve Bilquis Evely tarafından resmedilen ünlü "Supergirl: Woman of Tomorrow" çizgi roman serisinden ilham alıyor. Babası vahşice katledilen ve katili hala serbest olan Ruthye Marye Knoll adındaki genç uzaylı Ruthye intikam ateşiyle yanmaktadır. Bu acımasız görevde kendisine yardım etmesi için Supergirl’ü bulur. Eğer Supergirl ona yardım etmezse, bedeli ne olursa olsun bu intikamı kendi başına alacaktır.
Fragman boyunca Kara’nın zincirlerini kırışını, hayata dair değerli dersler alışını ve kötülüklerle dolu bir dünyada kendi kimliğini kabul edişini izliyoruz.
Filmin oyuncu kadrosu da karakterler kadar göz dolduruyor. Başrolde Supergirl (Kara Zor-El) karakteriyle yükselen yıldız Milly Alcock yer alırken; filmin ana kötüsü "Krem" karakterine Matthias Schoenaerts hayat veriyor. Kadroda ayrıca Alura rolünde Emily Beechum, efsanevi ödül avcısı Lobo rolünde Jason Momoa, Zor-El rolünde David Krumholtz ve Ruthye Marye Knoll karakteriyle genç yetenek Eve Ridley yer alıyor. Görsel bir şölen ve derinlikli bir büyüme hikayesi vadeden Supergirl, sinema salonlarında unutulmaz bir çizgi roman uyarlaması izlemek isteyenleri bekliyor.
SupergirlYönetmenCraig GillespieberaberindeMilly Alcock,
Matthias Schoenaerts,
Eve Ridley
Vizyon tarihi
26 Haziran 2026
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
DC Evreninde Geri Sayım Başladı: "Supergirl"ün Son Fragmanı Yayınlandı4 Haz 2026 - 12:39
DC
DC Stüdyoları’nın heyecanla beklenen yeni süper kahraman filmi Supergirl için geri sayım resmen başladı. Kara Zor-El’in ilk solo filminin vizyonuna sadece birkaç hafta kalmışken, aksiyon dozunu zirveye çıkaran son fragman sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Yayınlanan bu son tanıtım; patlayıcı dövüş sahneleri, yüksek enerjili müzikleri, sinema dünyasının en sevilen evcil hayvanlarından Krypto’yu ve en önemlisi Jason Momoa’nın hayat verdiği ikonik "Lobo" karakterini ilk kez bu kadar net bir şekilde gözler önüne seriyor. Fragmanla birlikte, filmin sinema biletleri de ön satışa açıldı.
Yayınlanan fragmanda, Milly Alcock’un canlandırdığı Kara Zor-El’in, tıpkı kuzeni Superman gibi kozmos genelindeki insanlara yardım etme konusundaki sorumluluk duygusuyla yüzleşmesine tanık oluyoruz. Kendi gezegenini ve halkını kaybetmenin verdiği derin acıyı alkolle dindirmeye çalışan Kara'nın yolu, babası galakside yıkım yaratan acımasız Krem (Matthias Schoenaerts) tarafından öldürülen Ruthye Marye Knoll (Eve Ridley) ile kesişiyor.
Yönetmen koltuğunda Craig Gillespie’nin oturduğu, senaryosunu ise Ana Nogueira’nın kaleme aldığı Supergirl, Tom King tarafından yazılan ve Bilquis Evely tarafından resmedilen ünlü "Supergirl: Woman of Tomorrow" çizgi roman serisinden ilham alıyor. Babası vahşice katledilen ve katili hala serbest olan Ruthye Marye Knoll adındaki genç uzaylı Ruthye intikam ateşiyle yanmaktadır. Bu acımasız görevde kendisine yardım etmesi için Supergirl’ü bulur. Eğer Supergirl ona yardım etmezse, bedeli ne olursa olsun bu intikamı kendi başına alacaktır.
Fragman boyunca Kara’nın zincirlerini kırışını, hayata dair değerli dersler alışını ve kötülüklerle dolu bir dünyada kendi kimliğini kabul edişini izliyoruz.
Filmin oyuncu kadrosu da karakterler kadar göz dolduruyor. Başrolde Supergirl (Kara Zor-El) karakteriyle yükselen yıldız Milly Alcock yer alırken; filmin ana kötüsü "Krem" karakterine Matthias Schoenaerts hayat veriyor. Kadroda ayrıca Alura rolünde Emily Beechum, efsanevi ödül avcısı Lobo rolünde Jason Momoa, Zor-El rolünde David Krumholtz ve Ruthye Marye Knoll karakteriyle genç yetenek Eve Ridley yer alıyor. Görsel bir şölen ve derinlikli bir büyüme hikayesi vadeden Supergirl, sinema salonlarında unutulmaz bir çizgi roman uyarlaması izlemek isteyenleri bekliyor.
SupergirlYönetmenCraig GillespieberaberindeMilly Alcock,
Matthias Schoenaerts,
Eve Ridley
Vizyon tarihi
26 Haziran 2026
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
DC Evreninde Geri Sayım Başladı: "Supergirl"ün Son Fragmanı Yayınlandı4 Haz 2026 - 12:39
DC
DC Stüdyoları’nın heyecanla beklenen yeni süper kahraman filmi Supergirl için geri sayım resmen başladı. Kara Zor-El’in ilk solo filminin vizyonuna sadece birkaç hafta kalmışken, aksiyon dozunu zirveye çıkaran son fragman sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Yayınlanan bu son tanıtım; patlayıcı dövüş sahneleri, yüksek enerjili müzikleri, sinema dünyasının en sevilen evcil hayvanlarından Krypto’yu ve en önemlisi Jason Momoa’nın hayat verdiği ikonik "Lobo" karakterini ilk kez bu kadar net bir şekilde gözler önüne seriyor. Fragmanla birlikte, filmin sinema biletleri de ön satışa açıldı.
Yayınlanan fragmanda, Milly Alcock’un canlandırdığı Kara Zor-El’in, tıpkı kuzeni Superman gibi kozmos genelindeki insanlara yardım etme konusundaki sorumluluk duygusuyla yüzleşmesine tanık oluyoruz. Kendi gezegenini ve halkını kaybetmenin verdiği derin acıyı alkolle dindirmeye çalışan Kara'nın yolu, babası galakside yıkım yaratan acımasız Krem (Matthias Schoenaerts) tarafından öldürülen Ruthye Marye Knoll (Eve Ridley) ile kesişiyor.
Yönetmen koltuğunda Craig Gillespie’nin oturduğu, senaryosunu ise Ana Nogueira’nın kaleme aldığı Supergirl, Tom King tarafından yazılan ve Bilquis Evely tarafından resmedilen ünlü "Supergirl: Woman of Tomorrow" çizgi roman serisinden ilham alıyor. Babası vahşice katledilen ve katili hala serbest olan Ruthye Marye Knoll adındaki genç uzaylı Ruthye intikam ateşiyle yanmaktadır. Bu acımasız görevde kendisine yardım etmesi için Supergirl’ü bulur. Eğer Supergirl ona yardım etmezse, bedeli ne olursa olsun bu intikamı kendi başına alacaktır.
Fragman boyunca Kara’nın zincirlerini kırışını, hayata dair değerli dersler alışını ve kötülüklerle dolu bir dünyada kendi kimliğini kabul edişini izliyoruz.
Filmin oyuncu kadrosu da karakterler kadar göz dolduruyor. Başrolde Supergirl (Kara Zor-El) karakteriyle yükselen yıldız Milly Alcock yer alırken; filmin ana kötüsü "Krem" karakterine Matthias Schoenaerts hayat veriyor. Kadroda ayrıca Alura rolünde Emily Beechum, efsanevi ödül avcısı Lobo rolünde Jason Momoa, Zor-El rolünde David Krumholtz ve Ruthye Marye Knoll karakteriyle genç yetenek Eve Ridley yer alıyor. Görsel bir şölen ve derinlikli bir büyüme hikayesi vadeden Supergirl, sinema salonlarında unutulmaz bir çizgi roman uyarlaması izlemek isteyenleri bekliyor.
SupergirlYönetmenCraig GillespieberaberindeMilly Alcock,
Matthias Schoenaerts,
Eve Ridley
Vizyon tarihi
26 Haziran 2026
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
DC Evreninde Geri Sayım Başladı: "Supergirl"ün Son Fragmanı Yayınlandı4 Haz 2026 - 12:39
DC
DC Stüdyoları’nın heyecanla beklenen yeni süper kahraman filmi Supergirl için geri sayım resmen başladı. Kara Zor-El’in ilk solo filminin vizyonuna sadece birkaç hafta kalmışken, aksiyon dozunu zirveye çıkaran son fragman sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Yayınlanan bu son tanıtım; patlayıcı dövüş sahneleri, yüksek enerjili müzikleri, sinema dünyasının en sevilen evcil hayvanlarından Krypto’yu ve en önemlisi Jason Momoa’nın hayat verdiği ikonik "Lobo" karakterini ilk kez bu kadar net bir şekilde gözler önüne seriyor. Fragmanla birlikte, filmin sinema biletleri de ön satışa açıldı.
Yayınlanan fragmanda, Milly Alcock’un canlandırdığı Kara Zor-El’in, tıpkı kuzeni Superman gibi kozmos genelindeki insanlara yardım etme konusundaki sorumluluk duygusuyla yüzleşmesine tanık oluyoruz. Kendi gezegenini ve halkını kaybetmenin verdiği derin acıyı alkolle dindirmeye çalışan Kara'nın yolu, babası galakside yıkım yaratan acımasız Krem (Matthias Schoenaerts) tarafından öldürülen Ruthye Marye Knoll (Eve Ridley) ile kesişiyor.
Yönetmen koltuğunda Craig Gillespie’nin oturduğu, senaryosunu ise Ana Nogueira’nın kaleme aldığı Supergirl, Tom King tarafından yazılan ve Bilquis Evely tarafından resmedilen ünlü "Supergirl: Woman of Tomorrow" çizgi roman serisinden ilham alıyor. Babası vahşice katledilen ve katili hala serbest olan Ruthye Marye Knoll adındaki genç uzaylı Ruthye intikam ateşiyle yanmaktadır. Bu acımasız görevde kendisine yardım etmesi için Supergirl’ü bulur. Eğer Supergirl ona yardım etmezse, bedeli ne olursa olsun bu intikamı kendi başına alacaktır.
Fragman boyunca Kara’nın zincirlerini kırışını, hayata dair değerli dersler alışını ve kötülüklerle dolu bir dünyada kendi kimliğini kabul edişini izliyoruz.
Filmin oyuncu kadrosu da karakterler kadar göz dolduruyor. Başrolde Supergirl (Kara Zor-El) karakteriyle yükselen yıldız Milly Alcock yer alırken; filmin ana kötüsü "Krem" karakterine Matthias Schoenaerts hayat veriyor. Kadroda ayrıca Alura rolünde Emily Beechum, efsanevi ödül avcısı Lobo rolünde Jason Momoa, Zor-El rolünde David Krumholtz ve Ruthye Marye Knoll karakteriyle genç yetenek Eve Ridley yer alıyor. Görsel bir şölen ve derinlikli bir büyüme hikayesi vadeden Supergirl, sinema salonlarında unutulmaz bir çizgi roman uyarlaması izlemek isteyenleri bekliyor.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
"2 Aile Arasında" Filminin Tarih Duyurusu Eğlenceli Bir Teaser'la Yapıldı4 Haz 2026 - 11:47
BKM
Türk sinemasında izlenme rekorları kıran, replikleri dilden dile dolanan efsane komedi Aile Arasında hayranlarının yıllardır sürdürdüğü bekleyiş nihayet son buluyor. Başarılı senarist ve oyuncu Gülse Birsel’in senaryonun bittiğini müjdelemesinin ardından, sinemaseverleri heyecandan havaya uçuracak asıl büyük sürpriz geldi: 2 Aile Arasında filminden ilk teaser yayınlandı ve vizyon tarihi resmi olarak açıklandı!
2017 yılında vizyona girdiğinde BKM yapımcılığında 5 milyon 300 bini aşkın izleyiciyi sinema salonlarına çekerek adını tarihe yazdıran yapım, tam 9 yıllık bir aranın ardından beyaz perdeye geri dönüyor. Yayınlanan ilk video izleyiciyi yeniden özlenen o kahkaha dolu atmosfere götürmeyi başarıyor.
Efsane Kadro Korundu, Yeni İsimler Dahil Oldu
Filmin en büyük müjdelerinden biri de şüphesiz ana kadronun bozulmamış olması. Fikret ve Solmaz karakterlerine hayat veren Engin Günaydın ve Demet Evgar başta olmak üzere; Erdal Özyağcılar, Devrim Yakut, Ayta Sözeri, Fatih Artman, Derya Karadaş ve Şevket Çoruh yeniden karşımızda olacak. Üstelik bu kez hikayeye Batuhan Bozkurt ve Yavuz Günal gibi yeni ve sürpriz isimler de eşlik edecek.
Sosyal medyayı kısa sürede kasıp kavuran ve binlerce yorum alan teaser, Fiko ve Solmaz ikilisini ne kadar özlediğimizi bir kez daha kanıtladı. Sinemalarda kahkaha tufanı estirmeye hazırlanan 2 Aile Arasında, 4 Aralık 2026'da izleyiciyle buluşacak!
2 Aile ArasındaYönetmenOzan AçıktanberaberindeEngin Günaydın,
Demet Evgar,
Gülse Birsel
Vizyon tarihi
4 Aralık 2026
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
"2 Aile Arasında" Filminin Tarih Duyurusu Eğlenceli Bir Teaser'la Yapıldı4 Haz 2026 - 11:47
BKM
Türk sinemasında izlenme rekorları kıran, replikleri dilden dile dolanan efsane komedi Aile Arasında hayranlarının yıllardır sürdürdüğü bekleyiş nihayet son buluyor. Başarılı senarist ve oyuncu Gülse Birsel’in senaryonun bittiğini müjdelemesinin ardından, sinemaseverleri heyecandan havaya uçuracak asıl büyük sürpriz geldi: 2 Aile Arasında filminden ilk teaser yayınlandı ve vizyon tarihi resmi olarak açıklandı!
2017 yılında vizyona girdiğinde BKM yapımcılığında 5 milyon 300 bini aşkın izleyiciyi sinema salonlarına çekerek adını tarihe yazdıran yapım, tam 9 yıllık bir aranın ardından beyaz perdeye geri dönüyor. Yayınlanan ilk video izleyiciyi yeniden özlenen o kahkaha dolu atmosfere götürmeyi başarıyor.
Efsane Kadro Korundu, Yeni İsimler Dahil Oldu
Filmin en büyük müjdelerinden biri de şüphesiz ana kadronun bozulmamış olması. Fikret ve Solmaz karakterlerine hayat veren Engin Günaydın ve Demet Evgar başta olmak üzere; Erdal Özyağcılar, Devrim Yakut, Ayta Sözeri, Fatih Artman, Derya Karadaş ve Şevket Çoruh yeniden karşımızda olacak. Üstelik bu kez hikayeye Batuhan Bozkurt ve Yavuz Günal gibi yeni ve sürpriz isimler de eşlik edecek.
Sosyal medyayı kısa sürede kasıp kavuran ve binlerce yorum alan teaser, Fiko ve Solmaz ikilisini ne kadar özlediğimizi bir kez daha kanıtladı. Sinemalarda kahkaha tufanı estirmeye hazırlanan 2 Aile Arasında, 4 Aralık 2026'da izleyiciyle buluşacak!
2 Aile ArasındaYönetmenOzan AçıktanberaberindeEngin Günaydın,
Demet Evgar,
Gülse Birsel
Vizyon tarihi
4 Aralık 2026
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
"2 Aile Arasında" Filminin Tarih Duyurusu Eğlenceli Bir Teaser'la Yapıldı4 Haz 2026 - 11:47
BKM
Türk sinemasında izlenme rekorları kıran, replikleri dilden dile dolanan efsane komedi Aile Arasında hayranlarının yıllardır sürdürdüğü bekleyiş nihayet son buluyor. Başarılı senarist ve oyuncu Gülse Birsel’in senaryonun bittiğini müjdelemesinin ardından, sinemaseverleri heyecandan havaya uçuracak asıl büyük sürpriz geldi: 2 Aile Arasında filminden ilk teaser yayınlandı ve vizyon tarihi resmi olarak açıklandı!
2017 yılında vizyona girdiğinde BKM yapımcılığında 5 milyon 300 bini aşkın izleyiciyi sinema salonlarına çekerek adını tarihe yazdıran yapım, tam 9 yıllık bir aranın ardından beyaz perdeye geri dönüyor. Yayınlanan ilk video izleyiciyi yeniden özlenen o kahkaha dolu atmosfere götürmeyi başarıyor.
Efsane Kadro Korundu, Yeni İsimler Dahil Oldu
Filmin en büyük müjdelerinden biri de şüphesiz ana kadronun bozulmamış olması. Fikret ve Solmaz karakterlerine hayat veren Engin Günaydın ve Demet Evgar başta olmak üzere; Erdal Özyağcılar, Devrim Yakut, Ayta Sözeri, Fatih Artman, Derya Karadaş ve Şevket Çoruh yeniden karşımızda olacak. Üstelik bu kez hikayeye Batuhan Bozkurt ve Yavuz Günal gibi yeni ve sürpriz isimler de eşlik edecek.
Sosyal medyayı kısa sürede kasıp kavuran ve binlerce yorum alan teaser, Fiko ve Solmaz ikilisini ne kadar özlediğimizi bir kez daha kanıtladı. Sinemalarda kahkaha tufanı estirmeye hazırlanan 2 Aile Arasında, 4 Aralık 2026'da izleyiciyle buluşacak!
2 Aile ArasındaYönetmenOzan AçıktanberaberindeEngin Günaydın,
Demet Evgar,
Gülse Birsel
Vizyon tarihi
4 Aralık 2026
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
"2 Aile Arasında" Filminin Tarih Duyurusu Eğlenceli Bir Teaser'la Yapıldı4 Haz 2026 - 11:47
BKM
Türk sinemasında izlenme rekorları kıran, replikleri dilden dile dolanan efsane komedi Aile Arasında hayranlarının yıllardır sürdürdüğü bekleyiş nihayet son buluyor. Başarılı senarist ve oyuncu Gülse Birsel’in senaryonun bittiğini müjdelemesinin ardından, sinemaseverleri heyecandan havaya uçuracak asıl büyük sürpriz geldi: 2 Aile Arasında filminden ilk teaser yayınlandı ve vizyon tarihi resmi olarak açıklandı!
2017 yılında vizyona girdiğinde BKM yapımcılığında 5 milyon 300 bini aşkın izleyiciyi sinema salonlarına çekerek adını tarihe yazdıran yapım, tam 9 yıllık bir aranın ardından beyaz perdeye geri dönüyor. Yayınlanan ilk video izleyiciyi yeniden özlenen o kahkaha dolu atmosfere götürmeyi başarıyor.
Efsane Kadro Korundu, Yeni İsimler Dahil Oldu
Filmin en büyük müjdelerinden biri de şüphesiz ana kadronun bozulmamış olması. Fikret ve Solmaz karakterlerine hayat veren Engin Günaydın ve Demet Evgar başta olmak üzere; Erdal Özyağcılar, Devrim Yakut, Ayta Sözeri, Fatih Artman, Derya Karadaş ve Şevket Çoruh yeniden karşımızda olacak. Üstelik bu kez hikayeye Batuhan Bozkurt ve Yavuz Günal gibi yeni ve sürpriz isimler de eşlik edecek.
Sosyal medyayı kısa sürede kasıp kavuran ve binlerce yorum alan teaser, Fiko ve Solmaz ikilisini ne kadar özlediğimizi bir kez daha kanıtladı. Sinemalarda kahkaha tufanı estirmeye hazırlanan 2 Aile Arasında, 4 Aralık 2026'da izleyiciyle buluşacak!
2 Aile ArasındaYönetmenOzan AçıktanberaberindeEngin Günaydın,
Demet Evgar,
Gülse Birsel
Vizyon tarihi
4 Aralık 2026
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
Netflix
Haziran ayıyla birlikte yaz mevsimini karşılayan Netflix Türkiye, izleyicilerine umut, dostluk ve neşe dolu yepyeni bir seçki sunuyor.
Bu ayın en dikkat çeken yapımlarının başında, arkadaşlığın ve bağların gücünü izleyiciye derinden hissettiren yerli yapım Zeytin Ağacı geliyor; Ada, Sevgi ve Leyla’nın hayatına odaklanan dizi, üçüncü sezonuyla hikayeyi duygusal bir sona ulaştırırken karakterleri yeni başlangıçlara sürüklüyor. Ekranların bir diğer sıcak dostluk hikayesi Sweet Magnolias ise beşinci sezonuyla geri dönüyor ve yaklaşan bir düğün arifesinde hayatları değişen "Manolyalar"ın birbirine kenetlenme mücadelesini anlatıyor.
Sinema için ise bu ay adeta yıldızlar geçidi yaşanıyor; Oscar Isaac, Gal Gadot, Gerard Butler ve Al Pacino gibi dev isimleri buluşturan Dante'nin Elinden, İlahi Komedya'nın doğuşunu sıra dışı bir perspektifle beyaz perdeye taşırken, Jennifer Lopez ve Brett Goldstein’ın başrollerini paylaştığı romantik komedi Ofis Aşkı ise izleyicileri eğlenceli ve gizli bir iş yeri macerasına ortak ediyor.
Netflix
Haziran ayıyla birlikte yaz mevsimini karşılayan Netflix Türkiye, izleyicilerine umut, dostluk ve neşe dolu yepyeni bir seçki sunuyor.
Bu ayın en dikkat çeken yapımlarının başında, arkadaşlığın ve bağların gücünü izleyiciye derinden hissettiren yerli yapım Zeytin Ağacı geliyor; Ada, Sevgi ve Leyla’nın hayatına odaklanan dizi, üçüncü sezonuyla hikayeyi duygusal bir sona ulaştırırken karakterleri yeni başlangıçlara sürüklüyor. Ekranların bir diğer sıcak dostluk hikayesi Sweet Magnolias ise beşinci sezonuyla geri dönüyor ve yaklaşan bir düğün arifesinde hayatları değişen "Manolyalar"ın birbirine kenetlenme mücadelesini anlatıyor.
Sinema için ise bu ay adeta yıldızlar geçidi yaşanıyor; Oscar Isaac, Gal Gadot, Gerard Butler ve Al Pacino gibi dev isimleri buluşturan Dante'nin Elinden, İlahi Komedya'nın doğuşunu sıra dışı bir perspektifle beyaz perdeye taşırken, Jennifer Lopez ve Brett Goldstein’ın başrollerini paylaştığı romantik komedi Ofis Aşkı ise izleyicileri eğlenceli ve gizli bir iş yeri macerasına ortak ediyor.
Netflix
Haziran ayıyla birlikte yaz mevsimini karşılayan Netflix Türkiye, izleyicilerine umut, dostluk ve neşe dolu yepyeni bir seçki sunuyor.
Bu ayın en dikkat çeken yapımlarının başında, arkadaşlığın ve bağların gücünü izleyiciye derinden hissettiren yerli yapım Zeytin Ağacı geliyor; Ada, Sevgi ve Leyla’nın hayatına odaklanan dizi, üçüncü sezonuyla hikayeyi duygusal bir sona ulaştırırken karakterleri yeni başlangıçlara sürüklüyor. Ekranların bir diğer sıcak dostluk hikayesi Sweet Magnolias ise beşinci sezonuyla geri dönüyor ve yaklaşan bir düğün arifesinde hayatları değişen "Manolyalar"ın birbirine kenetlenme mücadelesini anlatıyor.
Sinema için ise bu ay adeta yıldızlar geçidi yaşanıyor; Oscar Isaac, Gal Gadot, Gerard Butler ve Al Pacino gibi dev isimleri buluşturan Dante'nin Elinden, İlahi Komedya'nın doğuşunu sıra dışı bir perspektifle beyaz perdeye taşırken, Jennifer Lopez ve Brett Goldstein’ın başrollerini paylaştığı romantik komedi Ofis Aşkı ise izleyicileri eğlenceli ve gizli bir iş yeri macerasına ortak ediyor.
Netflix
Haziran ayıyla birlikte yaz mevsimini karşılayan Netflix Türkiye, izleyicilerine umut, dostluk ve neşe dolu yepyeni bir seçki sunuyor.
Bu ayın en dikkat çeken yapımlarının başında, arkadaşlığın ve bağların gücünü izleyiciye derinden hissettiren yerli yapım Zeytin Ağacı geliyor; Ada, Sevgi ve Leyla’nın hayatına odaklanan dizi, üçüncü sezonuyla hikayeyi duygusal bir sona ulaştırırken karakterleri yeni başlangıçlara sürüklüyor. Ekranların bir diğer sıcak dostluk hikayesi Sweet Magnolias ise beşinci sezonuyla geri dönüyor ve yaklaşan bir düğün arifesinde hayatları değişen "Manolyalar"ın birbirine kenetlenme mücadelesini anlatıyor.
Sinema için ise bu ay adeta yıldızlar geçidi yaşanıyor; Oscar Isaac, Gal Gadot, Gerard Butler ve Al Pacino gibi dev isimleri buluşturan Dante'nin Elinden, İlahi Komedya'nın doğuşunu sıra dışı bir perspektifle beyaz perdeye taşırken, Jennifer Lopez ve Brett Goldstein’ın başrollerini paylaştığı romantik komedi Ofis Aşkı ise izleyicileri eğlenceli ve gizli bir iş yeri macerasına ortak ediyor.
Uluslararası Gastronomi Film Festivali Direktörü Gülper Ergün, Festivale Dair Sorularımızı Yanıtladı3 Haz 2026 - 19:24
Uluslararası Gastronomi Film Festivali
Sinema ve gastronominin duyulara hitap eden ortak hafızası, Ege'nin kalbi Çeşme'de çok katmanlı bir deneyime dönüşüyor. Bu yıl 6-7 Haziran tarihlerinde Altın Yunus Hotel ev sahipliğinde gerçekleşecek olan Uluslararası Gastronomi Film Festivali öncesinde, festivalin Kurucu Direktörü Gülper Ergün ile bir araya geldik. Ergün ile gerçekleştirdiğimiz bu derinlikli röportajda; festivalin perde arkasını, eşzamanlı tadım sürprizlerini, atölyeleri ve Klazomenai Kısa Film Yarışması’nı konuştuk.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Uluslararası Gastronomi Film Festivali Direktörü Gülper Ergün, Festivale Dair Sorularımızı Yanıtladı3 Haz 2026 - 19:24
Uluslararası Gastronomi Film Festivali
Sinema ve gastronominin duyulara hitap eden ortak hafızası, Ege'nin kalbi Çeşme'de çok katmanlı bir deneyime dönüşüyor. Bu yıl 6-7 Haziran tarihlerinde Altın Yunus Hotel ev sahipliğinde gerçekleşecek olan Uluslararası Gastronomi Film Festivali öncesinde, festivalin Kurucu Direktörü Gülper Ergün ile bir araya geldik. Ergün ile gerçekleştirdiğimiz bu derinlikli röportajda; festivalin perde arkasını, eşzamanlı tadım sürprizlerini, atölyeleri ve Klazomenai Kısa Film Yarışması’nı konuştuk.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Uluslararası Gastronomi Film Festivali Direktörü Gülper Ergün, Festivale Dair Sorularımızı Yanıtladı3 Haz 2026 - 19:24
Uluslararası Gastronomi Film Festivali
Sinema ve gastronominin duyulara hitap eden ortak hafızası, Ege'nin kalbi Çeşme'de çok katmanlı bir deneyime dönüşüyor. Bu yıl 6-7 Haziran tarihlerinde Altın Yunus Hotel ev sahipliğinde gerçekleşecek olan Uluslararası Gastronomi Film Festivali öncesinde, festivalin Kurucu Direktörü Gülper Ergün ile bir araya geldik. Ergün ile gerçekleştirdiğimiz bu derinlikli röportajda; festivalin perde arkasını, eşzamanlı tadım sürprizlerini, atölyeleri ve Klazomenai Kısa Film Yarışması’nı konuştuk.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Uluslararası Gastronomi Film Festivali Direktörü Gülper Ergün, Festivale Dair Sorularımızı Yanıtladı3 Haz 2026 - 19:24
Uluslararası Gastronomi Film Festivali
Sinema ve gastronominin duyulara hitap eden ortak hafızası, Ege'nin kalbi Çeşme'de çok katmanlı bir deneyime dönüşüyor. Bu yıl 6-7 Haziran tarihlerinde Altın Yunus Hotel ev sahipliğinde gerçekleşecek olan Uluslararası Gastronomi Film Festivali öncesinde, festivalin Kurucu Direktörü Gülper Ergün ile bir araya geldik. Ergün ile gerçekleştirdiğimiz bu derinlikli röportajda; festivalin perde arkasını, eşzamanlı tadım sürprizlerini, atölyeleri ve Klazomenai Kısa Film Yarışması’nı konuştuk.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
UIP
Sinema tarihinde parodi türünün en ikonik ve unutulmaz serilerinden biri olan “Korkunç Bir Film” (Scary Movie), beyaz perdeyi yeniden kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Paramount Pictures ve Miramax ortaklığında hayata geçirilen yeni yapımın resmi fragmanı sinemaseverlerle buluştu. İlk filmin üzerinden geçen yirmi altı yılın ardından, maskeli katil “Ghostface”ten kaçmayı başaran çekirdek ekip, kendilerini bir kez daha aynı gizemli katilin hedefinde buluyor.
Hiçbir Klişe Hayatta Kalmayacak, Sınırlar Aşılacak
Kült serinin bu yeni halkasında Marlon Wayans (“Shorty”), Shawn Wayans (“Ray”), Anna Faris (“Cindy”) ve Regina Hall (“Brenda”) gibi hayranların sevgilisi olan orijinal kadro, hem eski favori karakterlerle hem de yepyeni yüzlerle beyaz perdede yeniden bir araya geliyor. Tanıtımda da vurgulandığı üzere; bu filmde hiçbir şey kutsal sayılmıyor, hiçbir sinema klişesi hayatta kalamıyor ve her sınır sonuna kadar aşılıyor. Film; reboot’lar, remake’ler, requel’lar, prequel’lar, sequel’lar, spin-off’lar, elevated horror akımı, origin hikâyeleri, içinde “legacy” geçen her şey ve aslında hiç final olmayan “final chapter”larla dalga geçerek hepsini biçip geçiyor.
Yönetmen koltuğunda Michael Tiddes’ın oturduğu yapımın senaryosu; Marlon Wayans, Shawn Wayans, Keenen Ivory Wayans, Craig Wayans ve Rick Alvarez’in ortak imzasını taşıyor. Filmin dev oyuncu kadrosunda; ana ekibin yanı sıra Damon Wayans Jr., Gregg Wayans, Kim Wayans, Benny Zielke, Cameron Scott Roberts gibi pek çok başarılı isim yer alıyor. Nostalji rüzgarları estirirken günümüz sinema sektörünü sert bir dille hicvedecek olan Scary Movie, vizyonda korku ve komediyi yeniden harmanlayacak.
Korkunç Bir FilmVizyon tarihi
5 Haziran 2026
|1s 36dkYönetmenMichael TiddesberaberindeMarlon Wayans,
Shawn Wayans,
Anna Faris
Seanslar! (236)
UIP
Sinema tarihinde parodi türünün en ikonik ve unutulmaz serilerinden biri olan “Korkunç Bir Film” (Scary Movie), beyaz perdeyi yeniden kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Paramount Pictures ve Miramax ortaklığında hayata geçirilen yeni yapımın resmi fragmanı sinemaseverlerle buluştu. İlk filmin üzerinden geçen yirmi altı yılın ardından, maskeli katil “Ghostface”ten kaçmayı başaran çekirdek ekip, kendilerini bir kez daha aynı gizemli katilin hedefinde buluyor.
Hiçbir Klişe Hayatta Kalmayacak, Sınırlar Aşılacak
Kült serinin bu yeni halkasında Marlon Wayans (“Shorty”), Shawn Wayans (“Ray”), Anna Faris (“Cindy”) ve Regina Hall (“Brenda”) gibi hayranların sevgilisi olan orijinal kadro, hem eski favori karakterlerle hem de yepyeni yüzlerle beyaz perdede yeniden bir araya geliyor. Tanıtımda da vurgulandığı üzere; bu filmde hiçbir şey kutsal sayılmıyor, hiçbir sinema klişesi hayatta kalamıyor ve her sınır sonuna kadar aşılıyor. Film; reboot’lar, remake’ler, requel’lar, prequel’lar, sequel’lar, spin-off’lar, elevated horror akımı, origin hikâyeleri, içinde “legacy” geçen her şey ve aslında hiç final olmayan “final chapter”larla dalga geçerek hepsini biçip geçiyor.
Yönetmen koltuğunda Michael Tiddes’ın oturduğu yapımın senaryosu; Marlon Wayans, Shawn Wayans, Keenen Ivory Wayans, Craig Wayans ve Rick Alvarez’in ortak imzasını taşıyor. Filmin dev oyuncu kadrosunda; ana ekibin yanı sıra Damon Wayans Jr., Gregg Wayans, Kim Wayans, Benny Zielke, Cameron Scott Roberts gibi pek çok başarılı isim yer alıyor. Nostalji rüzgarları estirirken günümüz sinema sektörünü sert bir dille hicvedecek olan Scary Movie, vizyonda korku ve komediyi yeniden harmanlayacak.
Korkunç Bir FilmVizyon tarihi
5 Haziran 2026
|1s 36dkYönetmenMichael TiddesberaberindeMarlon Wayans,
Shawn Wayans,
Anna Faris
Seanslar! (236)
UIP
Sinema tarihinde parodi türünün en ikonik ve unutulmaz serilerinden biri olan “Korkunç Bir Film” (Scary Movie), beyaz perdeyi yeniden kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Paramount Pictures ve Miramax ortaklığında hayata geçirilen yeni yapımın resmi fragmanı sinemaseverlerle buluştu. İlk filmin üzerinden geçen yirmi altı yılın ardından, maskeli katil “Ghostface”ten kaçmayı başaran çekirdek ekip, kendilerini bir kez daha aynı gizemli katilin hedefinde buluyor.
Hiçbir Klişe Hayatta Kalmayacak, Sınırlar Aşılacak
Kült serinin bu yeni halkasında Marlon Wayans (“Shorty”), Shawn Wayans (“Ray”), Anna Faris (“Cindy”) ve Regina Hall (“Brenda”) gibi hayranların sevgilisi olan orijinal kadro, hem eski favori karakterlerle hem de yepyeni yüzlerle beyaz perdede yeniden bir araya geliyor. Tanıtımda da vurgulandığı üzere; bu filmde hiçbir şey kutsal sayılmıyor, hiçbir sinema klişesi hayatta kalamıyor ve her sınır sonuna kadar aşılıyor. Film; reboot’lar, remake’ler, requel’lar, prequel’lar, sequel’lar, spin-off’lar, elevated horror akımı, origin hikâyeleri, içinde “legacy” geçen her şey ve aslında hiç final olmayan “final chapter”larla dalga geçerek hepsini biçip geçiyor.
Yönetmen koltuğunda Michael Tiddes’ın oturduğu yapımın senaryosu; Marlon Wayans, Shawn Wayans, Keenen Ivory Wayans, Craig Wayans ve Rick Alvarez’in ortak imzasını taşıyor. Filmin dev oyuncu kadrosunda; ana ekibin yanı sıra Damon Wayans Jr., Gregg Wayans, Kim Wayans, Benny Zielke, Cameron Scott Roberts gibi pek çok başarılı isim yer alıyor. Nostalji rüzgarları estirirken günümüz sinema sektörünü sert bir dille hicvedecek olan Scary Movie, vizyonda korku ve komediyi yeniden harmanlayacak.
Korkunç Bir FilmVizyon tarihi
5 Haziran 2026
|1s 36dkYönetmenMichael TiddesberaberindeMarlon Wayans,
Shawn Wayans,
Anna Faris
Seanslar! (236)
UIP
Sinema tarihinde parodi türünün en ikonik ve unutulmaz serilerinden biri olan “Korkunç Bir Film” (Scary Movie), beyaz perdeyi yeniden kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Paramount Pictures ve Miramax ortaklığında hayata geçirilen yeni yapımın resmi fragmanı sinemaseverlerle buluştu. İlk filmin üzerinden geçen yirmi altı yılın ardından, maskeli katil “Ghostface”ten kaçmayı başaran çekirdek ekip, kendilerini bir kez daha aynı gizemli katilin hedefinde buluyor.
Hiçbir Klişe Hayatta Kalmayacak, Sınırlar Aşılacak
Kült serinin bu yeni halkasında Marlon Wayans (“Shorty”), Shawn Wayans (“Ray”), Anna Faris (“Cindy”) ve Regina Hall (“Brenda”) gibi hayranların sevgilisi olan orijinal kadro, hem eski favori karakterlerle hem de yepyeni yüzlerle beyaz perdede yeniden bir araya geliyor. Tanıtımda da vurgulandığı üzere; bu filmde hiçbir şey kutsal sayılmıyor, hiçbir sinema klişesi hayatta kalamıyor ve her sınır sonuna kadar aşılıyor. Film; reboot’lar, remake’ler, requel’lar, prequel’lar, sequel’lar, spin-off’lar, elevated horror akımı, origin hikâyeleri, içinde “legacy” geçen her şey ve aslında hiç final olmayan “final chapter”larla dalga geçerek hepsini biçip geçiyor.
Yönetmen koltuğunda Michael Tiddes’ın oturduğu yapımın senaryosu; Marlon Wayans, Shawn Wayans, Keenen Ivory Wayans, Craig Wayans ve Rick Alvarez’in ortak imzasını taşıyor. Filmin dev oyuncu kadrosunda; ana ekibin yanı sıra Damon Wayans Jr., Gregg Wayans, Kim Wayans, Benny Zielke, Cameron Scott Roberts gibi pek çok başarılı isim yer alıyor. Nostalji rüzgarları estirirken günümüz sinema sektörünü sert bir dille hicvedecek olan Scary Movie, vizyonda korku ve komediyi yeniden harmanlayacak.
Korkunç Bir FilmVizyon tarihi
5 Haziran 2026
|1s 36dkYönetmenMichael TiddesberaberindeMarlon Wayans,
"Silo" 3. Sezon Fragmanı Geçmiş ve Geleceği Bir Araya Getiriyor3 Haz 2026 - 15:46
Apple TV
Bilim kurgu ve distopya meraklılarının gözde yapımlarından biri olan Apple TV dizisi "Silo", heyecanla beklenen üçüncü sezonu için geri sayımı başlattı. Dizinin 3 Temmuz’da başlayacak olan yeni sezonundan ilk fragman paylaşıldı. Yayınlanan videoda, dizinin hayranlarını hem Juliette Nichols’ın hayatta kalma mücadelesiyle sarsacak hem de sığınağın karanlık kökenlerine doğru gizemli bir yolculuğa çıkaracak yepyeni bir hikaye gözler önüne seriliyor.
10 bölümden oluşacak olan yeni sezonda izleyicileri en çok şaşırtacak yenilik, hikayenin çift zaman çizgisi üzerinden ilerleyecek olması. Bu zaman dilimlerinden ilki, günümüzde hayatta kalmayı başaran Juliette’in tehlikeli serüvenine odaklanacak. İkinci zaman çizgisi ise kıyamet öncesi döneme uzanarak, insanlığın yeraltındaki bu devasa silolara hapsolmadan önceki yaşamını ve bu sığınakların inşa edilme sürecini derinlemesine inceleyecek.
Fragmanda öne çıkan detaylara göre, ikinci sezonun finalinde bir çöp fırınına kilitlenen Rebecca Ferguson’ın canlandırdığı Juliette Nichols, alevlerin arasından mucizevi bir şekilde sağ çıkmayı başarır. Ancak bu ölümcül tehlikeyi atlatsa da ağır bir hafıza kaybı yaşar. Aynaya baktığında kim olduğunu bile hatırlamakta zorlanan Juliette, isyanın yıkıcı etkilerini atlatmaya çalışan silonun içinde yeni ve büyük bir tehditle karşı karşıya kalırken, Camille (Alexandria Riley) tarafından kendisine fısıldanan tehlikeli bir anlatıyla manipüle edilir.
Kıyamet Öncesindeki Büyük Komplo
Dizinin yeni sezon özeti, yeraltında gizemli kurallarla yaşayan 10.000 kişilik distopik toplumun öyküsünü sürdürürken, yüzyıllar öncesine ait bir köken hikayesini de gün yüzüne çıkarıyor. "Eski Günler" olarak adlandırılan geçmiş zaman diliminde; gazeteci Helen Drew (Jessica Henwick) ve Kongre Üyesi Daniel Keene (Ashley Zukerman), dünyayı geri dönülemez felaketlere sürükleyecek küresel bir komployu açığa çıkarırlar. Juliette’in dış ses olarak fragmana eşlik eden "Neden burada olduğumuzu, her şeyin neden böyle olduğunu ve tüm bunların nasıl biteceğini öğrenmeden önce, her şeyin nasıl başladığını anlamamız gerekiyor." sözleri, yeni sezonun derinliğini de ortaya koyuyor.
3 Temmuz tarihinde ilk bölümüyle ekranlara gelecek olan Silo, her Cuma yeni bir bölümle izleyiciyle buluşarak 4 Eylül’e kadar devam edecek.
SiloVizyon tarihi2023-05-05Diziler :SiloberaberindeRebecca Ferguson,
Common,
Harriet Walter
Üyeler
3,7
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
"Silo" 3. Sezon Fragmanı Geçmiş ve Geleceği Bir Araya Getiriyor3 Haz 2026 - 15:46
Apple TV
Bilim kurgu ve distopya meraklılarının gözde yapımlarından biri olan Apple TV dizisi "Silo", heyecanla beklenen üçüncü sezonu için geri sayımı başlattı. Dizinin 3 Temmuz’da başlayacak olan yeni sezonundan ilk fragman paylaşıldı. Yayınlanan videoda, dizinin hayranlarını hem Juliette Nichols’ın hayatta kalma mücadelesiyle sarsacak hem de sığınağın karanlık kökenlerine doğru gizemli bir yolculuğa çıkaracak yepyeni bir hikaye gözler önüne seriliyor.
10 bölümden oluşacak olan yeni sezonda izleyicileri en çok şaşırtacak yenilik, hikayenin çift zaman çizgisi üzerinden ilerleyecek olması. Bu zaman dilimlerinden ilki, günümüzde hayatta kalmayı başaran Juliette’in tehlikeli serüvenine odaklanacak. İkinci zaman çizgisi ise kıyamet öncesi döneme uzanarak, insanlığın yeraltındaki bu devasa silolara hapsolmadan önceki yaşamını ve bu sığınakların inşa edilme sürecini derinlemesine inceleyecek.
Fragmanda öne çıkan detaylara göre, ikinci sezonun finalinde bir çöp fırınına kilitlenen Rebecca Ferguson’ın canlandırdığı Juliette Nichols, alevlerin arasından mucizevi bir şekilde sağ çıkmayı başarır. Ancak bu ölümcül tehlikeyi atlatsa da ağır bir hafıza kaybı yaşar. Aynaya baktığında kim olduğunu bile hatırlamakta zorlanan Juliette, isyanın yıkıcı etkilerini atlatmaya çalışan silonun içinde yeni ve büyük bir tehditle karşı karşıya kalırken, Camille (Alexandria Riley) tarafından kendisine fısıldanan tehlikeli bir anlatıyla manipüle edilir.
Kıyamet Öncesindeki Büyük Komplo
Dizinin yeni sezon özeti, yeraltında gizemli kurallarla yaşayan 10.000 kişilik distopik toplumun öyküsünü sürdürürken, yüzyıllar öncesine ait bir köken hikayesini de gün yüzüne çıkarıyor. "Eski Günler" olarak adlandırılan geçmiş zaman diliminde; gazeteci Helen Drew (Jessica Henwick) ve Kongre Üyesi Daniel Keene (Ashley Zukerman), dünyayı geri dönülemez felaketlere sürükleyecek küresel bir komployu açığa çıkarırlar. Juliette’in dış ses olarak fragmana eşlik eden "Neden burada olduğumuzu, her şeyin neden böyle olduğunu ve tüm bunların nasıl biteceğini öğrenmeden önce, her şeyin nasıl başladığını anlamamız gerekiyor." sözleri, yeni sezonun derinliğini de ortaya koyuyor.
3 Temmuz tarihinde ilk bölümüyle ekranlara gelecek olan Silo, her Cuma yeni bir bölümle izleyiciyle buluşarak 4 Eylül’e kadar devam edecek.
SiloVizyon tarihi2023-05-05Diziler :SiloberaberindeRebecca Ferguson,
Common,
Harriet Walter
Üyeler
3,7
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
"Silo" 3. Sezon Fragmanı Geçmiş ve Geleceği Bir Araya Getiriyor3 Haz 2026 - 15:46
Apple TV
Bilim kurgu ve distopya meraklılarının gözde yapımlarından biri olan Apple TV dizisi "Silo", heyecanla beklenen üçüncü sezonu için geri sayımı başlattı. Dizinin 3 Temmuz’da başlayacak olan yeni sezonundan ilk fragman paylaşıldı. Yayınlanan videoda, dizinin hayranlarını hem Juliette Nichols’ın hayatta kalma mücadelesiyle sarsacak hem de sığınağın karanlık kökenlerine doğru gizemli bir yolculuğa çıkaracak yepyeni bir hikaye gözler önüne seriliyor.
10 bölümden oluşacak olan yeni sezonda izleyicileri en çok şaşırtacak yenilik, hikayenin çift zaman çizgisi üzerinden ilerleyecek olması. Bu zaman dilimlerinden ilki, günümüzde hayatta kalmayı başaran Juliette’in tehlikeli serüvenine odaklanacak. İkinci zaman çizgisi ise kıyamet öncesi döneme uzanarak, insanlığın yeraltındaki bu devasa silolara hapsolmadan önceki yaşamını ve bu sığınakların inşa edilme sürecini derinlemesine inceleyecek.
Fragmanda öne çıkan detaylara göre, ikinci sezonun finalinde bir çöp fırınına kilitlenen Rebecca Ferguson’ın canlandırdığı Juliette Nichols, alevlerin arasından mucizevi bir şekilde sağ çıkmayı başarır. Ancak bu ölümcül tehlikeyi atlatsa da ağır bir hafıza kaybı yaşar. Aynaya baktığında kim olduğunu bile hatırlamakta zorlanan Juliette, isyanın yıkıcı etkilerini atlatmaya çalışan silonun içinde yeni ve büyük bir tehditle karşı karşıya kalırken, Camille (Alexandria Riley) tarafından kendisine fısıldanan tehlikeli bir anlatıyla manipüle edilir.
Kıyamet Öncesindeki Büyük Komplo
Dizinin yeni sezon özeti, yeraltında gizemli kurallarla yaşayan 10.000 kişilik distopik toplumun öyküsünü sürdürürken, yüzyıllar öncesine ait bir köken hikayesini de gün yüzüne çıkarıyor. "Eski Günler" olarak adlandırılan geçmiş zaman diliminde; gazeteci Helen Drew (Jessica Henwick) ve Kongre Üyesi Daniel Keene (Ashley Zukerman), dünyayı geri dönülemez felaketlere sürükleyecek küresel bir komployu açığa çıkarırlar. Juliette’in dış ses olarak fragmana eşlik eden "Neden burada olduğumuzu, her şeyin neden böyle olduğunu ve tüm bunların nasıl biteceğini öğrenmeden önce, her şeyin nasıl başladığını anlamamız gerekiyor." sözleri, yeni sezonun derinliğini de ortaya koyuyor.
3 Temmuz tarihinde ilk bölümüyle ekranlara gelecek olan Silo, her Cuma yeni bir bölümle izleyiciyle buluşarak 4 Eylül’e kadar devam edecek.
SiloVizyon tarihi2023-05-05Diziler :SiloberaberindeRebecca Ferguson,
Common,
Harriet Walter
Üyeler
3,7
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
"Silo" 3. Sezon Fragmanı Geçmiş ve Geleceği Bir Araya Getiriyor3 Haz 2026 - 15:46
Apple TV
Bilim kurgu ve distopya meraklılarının gözde yapımlarından biri olan Apple TV dizisi "Silo", heyecanla beklenen üçüncü sezonu için geri sayımı başlattı. Dizinin 3 Temmuz’da başlayacak olan yeni sezonundan ilk fragman paylaşıldı. Yayınlanan videoda, dizinin hayranlarını hem Juliette Nichols’ın hayatta kalma mücadelesiyle sarsacak hem de sığınağın karanlık kökenlerine doğru gizemli bir yolculuğa çıkaracak yepyeni bir hikaye gözler önüne seriliyor.
10 bölümden oluşacak olan yeni sezonda izleyicileri en çok şaşırtacak yenilik, hikayenin çift zaman çizgisi üzerinden ilerleyecek olması. Bu zaman dilimlerinden ilki, günümüzde hayatta kalmayı başaran Juliette’in tehlikeli serüvenine odaklanacak. İkinci zaman çizgisi ise kıyamet öncesi döneme uzanarak, insanlığın yeraltındaki bu devasa silolara hapsolmadan önceki yaşamını ve bu sığınakların inşa edilme sürecini derinlemesine inceleyecek.
Fragmanda öne çıkan detaylara göre, ikinci sezonun finalinde bir çöp fırınına kilitlenen Rebecca Ferguson’ın canlandırdığı Juliette Nichols, alevlerin arasından mucizevi bir şekilde sağ çıkmayı başarır. Ancak bu ölümcül tehlikeyi atlatsa da ağır bir hafıza kaybı yaşar. Aynaya baktığında kim olduğunu bile hatırlamakta zorlanan Juliette, isyanın yıkıcı etkilerini atlatmaya çalışan silonun içinde yeni ve büyük bir tehditle karşı karşıya kalırken, Camille (Alexandria Riley) tarafından kendisine fısıldanan tehlikeli bir anlatıyla manipüle edilir.
Kıyamet Öncesindeki Büyük Komplo
Dizinin yeni sezon özeti, yeraltında gizemli kurallarla yaşayan 10.000 kişilik distopik toplumun öyküsünü sürdürürken, yüzyıllar öncesine ait bir köken hikayesini de gün yüzüne çıkarıyor. "Eski Günler" olarak adlandırılan geçmiş zaman diliminde; gazeteci Helen Drew (Jessica Henwick) ve Kongre Üyesi Daniel Keene (Ashley Zukerman), dünyayı geri dönülemez felaketlere sürükleyecek küresel bir komployu açığa çıkarırlar. Juliette’in dış ses olarak fragmana eşlik eden "Neden burada olduğumuzu, her şeyin neden böyle olduğunu ve tüm bunların nasıl biteceğini öğrenmeden önce, her şeyin nasıl başladığını anlamamız gerekiyor." sözleri, yeni sezonun derinliğini de ortaya koyuyor.
3 Temmuz tarihinde ilk bölümüyle ekranlara gelecek olan Silo, her Cuma yeni bir bölümle izleyiciyle buluşarak 4 Eylül’e kadar devam edecek.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
Netflix’ten İzlenme Rekorları Kıran Yapıma Devam Filmi Geliyor3 Haz 2026 - 12:46
Netflix
Netflix, son dönemin en büyük izlenme rekorlarından birine imza atan askeri temalı bilimkurgu ve aksiyon filmi "War Machine" için resmi olarak bir devam filmi hazırlığına başladı. TheWrap’in özel haberine göre; yayınlandığı günden bu yana platformda adeta izlenme rekoru kıran yapım, gördüğü küresel ilginin ardından Netflix tarafından bir seriye dönüştürülüyor.
Tüm Zamanların En Çok İzlenen İlk 10 Filmi Arasına Girdi
War Machine, 26 Mart tarihindeki prömiyerinden bu yana geçen kısa sürede 139 milyon izlenmeye ulaşarak büyük bir başarıya imza attı. Bu çarpıcı istatistik, filmi Netflix tarihinin en popüler ilk 10 orijinal yapımı arasına sokmaya yetti. Şu an tüm zamanlar listesinin onuncu sırasında yer alan film, Netflix'in 91 günlük resmi ölçüm süresi devam ettiği için önümüzdeki günlerde dokuzunculuğa yükselme potansiyeli de taşıyor.
İlk filmde, bir askeri görev simülasyonu sırasında doğaüstü bir öldürme makinesiyle karşı karşıya gelen bir kurmay çavuşu canlandıran ünlü aktör Alan Ritchson’ın yeni filmde yer alıp almayacağıyla ilgili henüz bilgi yok. Ancak ilk filmin ucu açık şekilde sonlanması, Ritchson’ın karakterinin geri dönüş ihtimalini oldukça güçlendiriyor. İlk filmin kadrosunda Dennis Quaid, Stephan James, Jai Courtney ve Esai Morales gibi güçlü isimler yer almıştı.
Devam filminin yönetmen koltuğunda, “The Hitman’s Bodyguard” ve “The Hitman’s Wife’s Bodyguard” serilerinden tanınan başarılı yönetmen Patrick Hughes yeniden oturacak. Hughes, yönetmenliğin yanı sıra senaryoyu James Beaufort ile birlikte kaleme alacak.
Katil MakineVizyon tarihi6 Mart 2026|1s 46dkYönetmenPatrick Hughes (II)beraberindeAlan Ritchson,
Joshua Diaz,
Daniel Webber
Üyeler
3,1
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Netflix’ten İzlenme Rekorları Kıran Yapıma Devam Filmi Geliyor3 Haz 2026 - 12:46
Netflix
Netflix, son dönemin en büyük izlenme rekorlarından birine imza atan askeri temalı bilimkurgu ve aksiyon filmi "War Machine" için resmi olarak bir devam filmi hazırlığına başladı. TheWrap’in özel haberine göre; yayınlandığı günden bu yana platformda adeta izlenme rekoru kıran yapım, gördüğü küresel ilginin ardından Netflix tarafından bir seriye dönüştürülüyor.
Tüm Zamanların En Çok İzlenen İlk 10 Filmi Arasına Girdi
War Machine, 26 Mart tarihindeki prömiyerinden bu yana geçen kısa sürede 139 milyon izlenmeye ulaşarak büyük bir başarıya imza attı. Bu çarpıcı istatistik, filmi Netflix tarihinin en popüler ilk 10 orijinal yapımı arasına sokmaya yetti. Şu an tüm zamanlar listesinin onuncu sırasında yer alan film, Netflix'in 91 günlük resmi ölçüm süresi devam ettiği için önümüzdeki günlerde dokuzunculuğa yükselme potansiyeli de taşıyor.
İlk filmde, bir askeri görev simülasyonu sırasında doğaüstü bir öldürme makinesiyle karşı karşıya gelen bir kurmay çavuşu canlandıran ünlü aktör Alan Ritchson’ın yeni filmde yer alıp almayacağıyla ilgili henüz bilgi yok. Ancak ilk filmin ucu açık şekilde sonlanması, Ritchson’ın karakterinin geri dönüş ihtimalini oldukça güçlendiriyor. İlk filmin kadrosunda Dennis Quaid, Stephan James, Jai Courtney ve Esai Morales gibi güçlü isimler yer almıştı.
Devam filminin yönetmen koltuğunda, “The Hitman’s Bodyguard” ve “The Hitman’s Wife’s Bodyguard” serilerinden tanınan başarılı yönetmen Patrick Hughes yeniden oturacak. Hughes, yönetmenliğin yanı sıra senaryoyu James Beaufort ile birlikte kaleme alacak.
Katil MakineVizyon tarihi6 Mart 2026|1s 46dkYönetmenPatrick Hughes (II)beraberindeAlan Ritchson,
Joshua Diaz,
Daniel Webber
Üyeler
3,1
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Netflix’ten İzlenme Rekorları Kıran Yapıma Devam Filmi Geliyor3 Haz 2026 - 12:46
Netflix
Netflix, son dönemin en büyük izlenme rekorlarından birine imza atan askeri temalı bilimkurgu ve aksiyon filmi "War Machine" için resmi olarak bir devam filmi hazırlığına başladı. TheWrap’in özel haberine göre; yayınlandığı günden bu yana platformda adeta izlenme rekoru kıran yapım, gördüğü küresel ilginin ardından Netflix tarafından bir seriye dönüştürülüyor.
Tüm Zamanların En Çok İzlenen İlk 10 Filmi Arasına Girdi
War Machine, 26 Mart tarihindeki prömiyerinden bu yana geçen kısa sürede 139 milyon izlenmeye ulaşarak büyük bir başarıya imza attı. Bu çarpıcı istatistik, filmi Netflix tarihinin en popüler ilk 10 orijinal yapımı arasına sokmaya yetti. Şu an tüm zamanlar listesinin onuncu sırasında yer alan film, Netflix'in 91 günlük resmi ölçüm süresi devam ettiği için önümüzdeki günlerde dokuzunculuğa yükselme potansiyeli de taşıyor.
İlk filmde, bir askeri görev simülasyonu sırasında doğaüstü bir öldürme makinesiyle karşı karşıya gelen bir kurmay çavuşu canlandıran ünlü aktör Alan Ritchson’ın yeni filmde yer alıp almayacağıyla ilgili henüz bilgi yok. Ancak ilk filmin ucu açık şekilde sonlanması, Ritchson’ın karakterinin geri dönüş ihtimalini oldukça güçlendiriyor. İlk filmin kadrosunda Dennis Quaid, Stephan James, Jai Courtney ve Esai Morales gibi güçlü isimler yer almıştı.
Devam filminin yönetmen koltuğunda, “The Hitman’s Bodyguard” ve “The Hitman’s Wife’s Bodyguard” serilerinden tanınan başarılı yönetmen Patrick Hughes yeniden oturacak. Hughes, yönetmenliğin yanı sıra senaryoyu James Beaufort ile birlikte kaleme alacak.
Katil MakineVizyon tarihi6 Mart 2026|1s 46dkYönetmenPatrick Hughes (II)beraberindeAlan Ritchson,
Joshua Diaz,
Daniel Webber
Üyeler
3,1
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Netflix’ten İzlenme Rekorları Kıran Yapıma Devam Filmi Geliyor3 Haz 2026 - 12:46
Netflix
Netflix, son dönemin en büyük izlenme rekorlarından birine imza atan askeri temalı bilimkurgu ve aksiyon filmi "War Machine" için resmi olarak bir devam filmi hazırlığına başladı. TheWrap’in özel haberine göre; yayınlandığı günden bu yana platformda adeta izlenme rekoru kıran yapım, gördüğü küresel ilginin ardından Netflix tarafından bir seriye dönüştürülüyor.
Tüm Zamanların En Çok İzlenen İlk 10 Filmi Arasına Girdi
War Machine, 26 Mart tarihindeki prömiyerinden bu yana geçen kısa sürede 139 milyon izlenmeye ulaşarak büyük bir başarıya imza attı. Bu çarpıcı istatistik, filmi Netflix tarihinin en popüler ilk 10 orijinal yapımı arasına sokmaya yetti. Şu an tüm zamanlar listesinin onuncu sırasında yer alan film, Netflix'in 91 günlük resmi ölçüm süresi devam ettiği için önümüzdeki günlerde dokuzunculuğa yükselme potansiyeli de taşıyor.
İlk filmde, bir askeri görev simülasyonu sırasında doğaüstü bir öldürme makinesiyle karşı karşıya gelen bir kurmay çavuşu canlandıran ünlü aktör Alan Ritchson’ın yeni filmde yer alıp almayacağıyla ilgili henüz bilgi yok. Ancak ilk filmin ucu açık şekilde sonlanması, Ritchson’ın karakterinin geri dönüş ihtimalini oldukça güçlendiriyor. İlk filmin kadrosunda Dennis Quaid, Stephan James, Jai Courtney ve Esai Morales gibi güçlü isimler yer almıştı.
Devam filminin yönetmen koltuğunda, “The Hitman’s Bodyguard” ve “The Hitman’s Wife’s Bodyguard” serilerinden tanınan başarılı yönetmen Patrick Hughes yeniden oturacak. Hughes, yönetmenliğin yanı sıra senaryoyu James Beaufort ile birlikte kaleme alacak.
Katil MakineVizyon tarihi6 Mart 2026|1s 46dkYönetmenPatrick Hughes (II)beraberindeAlan Ritchson,
Joshua Diaz,
Daniel Webber
Üyeler
3,1
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
Kapadokya Bienali İlk Üç Haftada 1 Milyon Ziyaretçi Sınırını Aştı3 Haz 2026 - 12:03
Kapadokya Bienali
Doğal güzellikleri, tarihi dokusu, peri bacaları ve sıcak hava balonlarıyla dünya çapında bir cazibe merkezi olan Kapadokya, 2026 yılında kapılarını açan yepyeni bir kültür sanat organizasyonuyla küresel ölçekte adından söz ettiriyor. Bu yıl ilk edisyonuyla sanatseverlerin beğenisine sunulan ve 7 Mayıs'ta başlayan Kapadokya Bienali, açılışının üzerinden henüz üç hafta gibi kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen 1 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlayarak muazzam bir başarıya imza attı. 19 Mayıs haftasında, bayram tatili döneminin getirdiği turizm hareketliliğiyle birleşen etkinlik, hem yerli hem de yabancı turistlerin akınına uğradı. Fiziksel alanlardaki bu yoğun ilginin yanı sıra, bienalin yankıları dijital dünyada da karşılık buldu ve organizasyon internet ortamında 4 milyon görüntülenme sayısına ulaştı.
Kapadokya Bienali
Tarihi ve Doğal Mekânlar Sanat Galerisine Dönüştü
Sinemasal Kültür Sanat Derneği öncülüğünde, New Saga Fikir Sanat A.Ş. ortaklığıyla hayata geçirilen bu büyük organizasyonun direktörlüğünü Enes Kaya üstleniyor. Yaklaşık 15 aylık titiz bir hazırlık evresinin ardından kapılarını açan etkinlik, Kapadokya'nın eşsiz coğrafyası ile çağdaş sanatı birbirine entegre eden sıra dışı bir yapı sunuyor. 3 Eylül 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan bienal; Göreme, Ürgüp, Avanos, Uçhisar, Ortahisar, Mustafapaşa ve Kayaşehir gibi bölgenin en ikonik noktalarına yayılmış durumda. Etkinlik kapsamında vadiler, mağaralar, peribacaları ve asırlık tarihi yapılar birer sergi alanına dönüştürüldü. Böylece sanatseverler, 14 farklı ülkeden katılım sağlayan 109 sanatçının imzasını taşıyan 101 benzersiz eseri, bölgenin büyüleyici ve otantik atmosferi içerisinde 23 ayrı mekânda deneyimleme şansı yakalıyor.
"DOĞUM" Teması ve "Peki Ya Şimdi?" Sloganıyla Dönüşüm Yolculuğu
Kapadokya Bienali, ilk yılında ana eksen olarak "DOĞUM" temasını merkezine alıyor ve bu başlık altında yenilenme, iyileşme ile yeniden başlangıç yapabilme gibi evrensel kavramları masaya yatırıyor. Sergilenen çalışmalar “peki ya şimdi?” mottosuyla, toplumsal ve bireysel düzeydeki dönüşüm hikayelerini farklı sanat disiplinlerinin penceresinden sorguluyor. Organizasyon komitesi, sanatın birleştirici gücünü kullanarak küresel ve toplumsal meselelere dair kitlesel bir farkındalık yaratmayı ve çok sesli bakış açılarını görünür kılmayı amaçladıklarını ifade ediyor. Uluslararası çağdaş sanat takviminde kalıcı bir rota haline gelmeyi hedefleyen bienal; heykel, resim, enstalasyon, fotoğraf, video art, sinema, müzik ve canlı performanslar gibi çok zengin bir disiplin çeşitliliğine ev sahipliği yapıyor. Ayrıca dört ay sürecek etkinlik takvimi boyunca rehberli turlar, eğitici programlar, yaratıcı atölyeler, konserler ve film gösterimleri de ziyaretçilerle buluşmaya devam edecek.
Bu gönderiyi Instagram'da görMehmet Aslan (@mehmetaslan.arts)'in paylaştığı bir gönderi
Hedef 3 Milyon Ziyaretçiye Ulaşmak
Kapadokya Bienali Direktörü Enes Kaya, kısa sürede yakalanan bu yüksek ziyaretçi istatistiğinin, projenin toplumda ne kadar büyük bir karşılık bulduğunun en somut kanıtı olduğunu vurguladı. Organizasyonun hedefleri arasında, Eylül ayındaki kapanışa kadar toplamda 3 milyon fiziksel ziyaretçiyi ağırlamak ve dijital mecralarda ise 10 milyon görüntülenme barajını aşmak yer alıyor. Henüz bu eşsiz deneyimi yerinde yaşamamış olanlar, impactofart.tr adresinden "Sinemasal | Impact of Art" mobil uygulamasını indirerek etkinlik detaylarına ulaşabilir veya gelişmeleri @kapadokyabienali resmi Instagram hesabı üzerinden yakından takip edebilir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Kapadokya Bienali İlk Üç Haftada 1 Milyon Ziyaretçi Sınırını Aştı3 Haz 2026 - 12:03
Kapadokya Bienali
Doğal güzellikleri, tarihi dokusu, peri bacaları ve sıcak hava balonlarıyla dünya çapında bir cazibe merkezi olan Kapadokya, 2026 yılında kapılarını açan yepyeni bir kültür sanat organizasyonuyla küresel ölçekte adından söz ettiriyor. Bu yıl ilk edisyonuyla sanatseverlerin beğenisine sunulan ve 7 Mayıs'ta başlayan Kapadokya Bienali, açılışının üzerinden henüz üç hafta gibi kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen 1 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlayarak muazzam bir başarıya imza attı. 19 Mayıs haftasında, bayram tatili döneminin getirdiği turizm hareketliliğiyle birleşen etkinlik, hem yerli hem de yabancı turistlerin akınına uğradı. Fiziksel alanlardaki bu yoğun ilginin yanı sıra, bienalin yankıları dijital dünyada da karşılık buldu ve organizasyon internet ortamında 4 milyon görüntülenme sayısına ulaştı.
Kapadokya Bienali
Tarihi ve Doğal Mekânlar Sanat Galerisine Dönüştü
Sinemasal Kültür Sanat Derneği öncülüğünde, New Saga Fikir Sanat A.Ş. ortaklığıyla hayata geçirilen bu büyük organizasyonun direktörlüğünü Enes Kaya üstleniyor. Yaklaşık 15 aylık titiz bir hazırlık evresinin ardından kapılarını açan etkinlik, Kapadokya'nın eşsiz coğrafyası ile çağdaş sanatı birbirine entegre eden sıra dışı bir yapı sunuyor. 3 Eylül 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan bienal; Göreme, Ürgüp, Avanos, Uçhisar, Ortahisar, Mustafapaşa ve Kayaşehir gibi bölgenin en ikonik noktalarına yayılmış durumda. Etkinlik kapsamında vadiler, mağaralar, peribacaları ve asırlık tarihi yapılar birer sergi alanına dönüştürüldü. Böylece sanatseverler, 14 farklı ülkeden katılım sağlayan 109 sanatçının imzasını taşıyan 101 benzersiz eseri, bölgenin büyüleyici ve otantik atmosferi içerisinde 23 ayrı mekânda deneyimleme şansı yakalıyor.
"DOĞUM" Teması ve "Peki Ya Şimdi?" Sloganıyla Dönüşüm Yolculuğu
Kapadokya Bienali, ilk yılında ana eksen olarak "DOĞUM" temasını merkezine alıyor ve bu başlık altında yenilenme, iyileşme ile yeniden başlangıç yapabilme gibi evrensel kavramları masaya yatırıyor. Sergilenen çalışmalar “peki ya şimdi?” mottosuyla, toplumsal ve bireysel düzeydeki dönüşüm hikayelerini farklı sanat disiplinlerinin penceresinden sorguluyor. Organizasyon komitesi, sanatın birleştirici gücünü kullanarak küresel ve toplumsal meselelere dair kitlesel bir farkındalık yaratmayı ve çok sesli bakış açılarını görünür kılmayı amaçladıklarını ifade ediyor. Uluslararası çağdaş sanat takviminde kalıcı bir rota haline gelmeyi hedefleyen bienal; heykel, resim, enstalasyon, fotoğraf, video art, sinema, müzik ve canlı performanslar gibi çok zengin bir disiplin çeşitliliğine ev sahipliği yapıyor. Ayrıca dört ay sürecek etkinlik takvimi boyunca rehberli turlar, eğitici programlar, yaratıcı atölyeler, konserler ve film gösterimleri de ziyaretçilerle buluşmaya devam edecek.
Bu gönderiyi Instagram'da görMehmet Aslan (@mehmetaslan.arts)'in paylaştığı bir gönderi
Hedef 3 Milyon Ziyaretçiye Ulaşmak
Kapadokya Bienali Direktörü Enes Kaya, kısa sürede yakalanan bu yüksek ziyaretçi istatistiğinin, projenin toplumda ne kadar büyük bir karşılık bulduğunun en somut kanıtı olduğunu vurguladı. Organizasyonun hedefleri arasında, Eylül ayındaki kapanışa kadar toplamda 3 milyon fiziksel ziyaretçiyi ağırlamak ve dijital mecralarda ise 10 milyon görüntülenme barajını aşmak yer alıyor. Henüz bu eşsiz deneyimi yerinde yaşamamış olanlar, impactofart.tr adresinden "Sinemasal | Impact of Art" mobil uygulamasını indirerek etkinlik detaylarına ulaşabilir veya gelişmeleri @kapadokyabienali resmi Instagram hesabı üzerinden yakından takip edebilir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Kapadokya Bienali İlk Üç Haftada 1 Milyon Ziyaretçi Sınırını Aştı3 Haz 2026 - 12:03
Kapadokya Bienali
Doğal güzellikleri, tarihi dokusu, peri bacaları ve sıcak hava balonlarıyla dünya çapında bir cazibe merkezi olan Kapadokya, 2026 yılında kapılarını açan yepyeni bir kültür sanat organizasyonuyla küresel ölçekte adından söz ettiriyor. Bu yıl ilk edisyonuyla sanatseverlerin beğenisine sunulan ve 7 Mayıs'ta başlayan Kapadokya Bienali, açılışının üzerinden henüz üç hafta gibi kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen 1 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlayarak muazzam bir başarıya imza attı. 19 Mayıs haftasında, bayram tatili döneminin getirdiği turizm hareketliliğiyle birleşen etkinlik, hem yerli hem de yabancı turistlerin akınına uğradı. Fiziksel alanlardaki bu yoğun ilginin yanı sıra, bienalin yankıları dijital dünyada da karşılık buldu ve organizasyon internet ortamında 4 milyon görüntülenme sayısına ulaştı.
Kapadokya Bienali
Tarihi ve Doğal Mekânlar Sanat Galerisine Dönüştü
Sinemasal Kültür Sanat Derneği öncülüğünde, New Saga Fikir Sanat A.Ş. ortaklığıyla hayata geçirilen bu büyük organizasyonun direktörlüğünü Enes Kaya üstleniyor. Yaklaşık 15 aylık titiz bir hazırlık evresinin ardından kapılarını açan etkinlik, Kapadokya'nın eşsiz coğrafyası ile çağdaş sanatı birbirine entegre eden sıra dışı bir yapı sunuyor. 3 Eylül 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan bienal; Göreme, Ürgüp, Avanos, Uçhisar, Ortahisar, Mustafapaşa ve Kayaşehir gibi bölgenin en ikonik noktalarına yayılmış durumda. Etkinlik kapsamında vadiler, mağaralar, peribacaları ve asırlık tarihi yapılar birer sergi alanına dönüştürüldü. Böylece sanatseverler, 14 farklı ülkeden katılım sağlayan 109 sanatçının imzasını taşıyan 101 benzersiz eseri, bölgenin büyüleyici ve otantik atmosferi içerisinde 23 ayrı mekânda deneyimleme şansı yakalıyor.
"DOĞUM" Teması ve "Peki Ya Şimdi?" Sloganıyla Dönüşüm Yolculuğu
Kapadokya Bienali, ilk yılında ana eksen olarak "DOĞUM" temasını merkezine alıyor ve bu başlık altında yenilenme, iyileşme ile yeniden başlangıç yapabilme gibi evrensel kavramları masaya yatırıyor. Sergilenen çalışmalar “peki ya şimdi?” mottosuyla, toplumsal ve bireysel düzeydeki dönüşüm hikayelerini farklı sanat disiplinlerinin penceresinden sorguluyor. Organizasyon komitesi, sanatın birleştirici gücünü kullanarak küresel ve toplumsal meselelere dair kitlesel bir farkındalık yaratmayı ve çok sesli bakış açılarını görünür kılmayı amaçladıklarını ifade ediyor. Uluslararası çağdaş sanat takviminde kalıcı bir rota haline gelmeyi hedefleyen bienal; heykel, resim, enstalasyon, fotoğraf, video art, sinema, müzik ve canlı performanslar gibi çok zengin bir disiplin çeşitliliğine ev sahipliği yapıyor. Ayrıca dört ay sürecek etkinlik takvimi boyunca rehberli turlar, eğitici programlar, yaratıcı atölyeler, konserler ve film gösterimleri de ziyaretçilerle buluşmaya devam edecek.
Bu gönderiyi Instagram'da görMehmet Aslan (@mehmetaslan.arts)'in paylaştığı bir gönderi
Hedef 3 Milyon Ziyaretçiye Ulaşmak
Kapadokya Bienali Direktörü Enes Kaya, kısa sürede yakalanan bu yüksek ziyaretçi istatistiğinin, projenin toplumda ne kadar büyük bir karşılık bulduğunun en somut kanıtı olduğunu vurguladı. Organizasyonun hedefleri arasında, Eylül ayındaki kapanışa kadar toplamda 3 milyon fiziksel ziyaretçiyi ağırlamak ve dijital mecralarda ise 10 milyon görüntülenme barajını aşmak yer alıyor. Henüz bu eşsiz deneyimi yerinde yaşamamış olanlar, impactofart.tr adresinden "Sinemasal | Impact of Art" mobil uygulamasını indirerek etkinlik detaylarına ulaşabilir veya gelişmeleri @kapadokyabienali resmi Instagram hesabı üzerinden yakından takip edebilir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Kapadokya Bienali İlk Üç Haftada 1 Milyon Ziyaretçi Sınırını Aştı3 Haz 2026 - 12:03
Kapadokya Bienali
Doğal güzellikleri, tarihi dokusu, peri bacaları ve sıcak hava balonlarıyla dünya çapında bir cazibe merkezi olan Kapadokya, 2026 yılında kapılarını açan yepyeni bir kültür sanat organizasyonuyla küresel ölçekte adından söz ettiriyor. Bu yıl ilk edisyonuyla sanatseverlerin beğenisine sunulan ve 7 Mayıs'ta başlayan Kapadokya Bienali, açılışının üzerinden henüz üç hafta gibi kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen 1 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlayarak muazzam bir başarıya imza attı. 19 Mayıs haftasında, bayram tatili döneminin getirdiği turizm hareketliliğiyle birleşen etkinlik, hem yerli hem de yabancı turistlerin akınına uğradı. Fiziksel alanlardaki bu yoğun ilginin yanı sıra, bienalin yankıları dijital dünyada da karşılık buldu ve organizasyon internet ortamında 4 milyon görüntülenme sayısına ulaştı.
Kapadokya Bienali
Tarihi ve Doğal Mekânlar Sanat Galerisine Dönüştü
Sinemasal Kültür Sanat Derneği öncülüğünde, New Saga Fikir Sanat A.Ş. ortaklığıyla hayata geçirilen bu büyük organizasyonun direktörlüğünü Enes Kaya üstleniyor. Yaklaşık 15 aylık titiz bir hazırlık evresinin ardından kapılarını açan etkinlik, Kapadokya'nın eşsiz coğrafyası ile çağdaş sanatı birbirine entegre eden sıra dışı bir yapı sunuyor. 3 Eylül 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan bienal; Göreme, Ürgüp, Avanos, Uçhisar, Ortahisar, Mustafapaşa ve Kayaşehir gibi bölgenin en ikonik noktalarına yayılmış durumda. Etkinlik kapsamında vadiler, mağaralar, peribacaları ve asırlık tarihi yapılar birer sergi alanına dönüştürüldü. Böylece sanatseverler, 14 farklı ülkeden katılım sağlayan 109 sanatçının imzasını taşıyan 101 benzersiz eseri, bölgenin büyüleyici ve otantik atmosferi içerisinde 23 ayrı mekânda deneyimleme şansı yakalıyor.
"DOĞUM" Teması ve "Peki Ya Şimdi?" Sloganıyla Dönüşüm Yolculuğu
Kapadokya Bienali, ilk yılında ana eksen olarak "DOĞUM" temasını merkezine alıyor ve bu başlık altında yenilenme, iyileşme ile yeniden başlangıç yapabilme gibi evrensel kavramları masaya yatırıyor. Sergilenen çalışmalar “peki ya şimdi?” mottosuyla, toplumsal ve bireysel düzeydeki dönüşüm hikayelerini farklı sanat disiplinlerinin penceresinden sorguluyor. Organizasyon komitesi, sanatın birleştirici gücünü kullanarak küresel ve toplumsal meselelere dair kitlesel bir farkındalık yaratmayı ve çok sesli bakış açılarını görünür kılmayı amaçladıklarını ifade ediyor. Uluslararası çağdaş sanat takviminde kalıcı bir rota haline gelmeyi hedefleyen bienal; heykel, resim, enstalasyon, fotoğraf, video art, sinema, müzik ve canlı performanslar gibi çok zengin bir disiplin çeşitliliğine ev sahipliği yapıyor. Ayrıca dört ay sürecek etkinlik takvimi boyunca rehberli turlar, eğitici programlar, yaratıcı atölyeler, konserler ve film gösterimleri de ziyaretçilerle buluşmaya devam edecek.
Bu gönderiyi Instagram'da görMehmet Aslan (@mehmetaslan.arts)'in paylaştığı bir gönderi
Hedef 3 Milyon Ziyaretçiye Ulaşmak
Kapadokya Bienali Direktörü Enes Kaya, kısa sürede yakalanan bu yüksek ziyaretçi istatistiğinin, projenin toplumda ne kadar büyük bir karşılık bulduğunun en somut kanıtı olduğunu vurguladı. Organizasyonun hedefleri arasında, Eylül ayındaki kapanışa kadar toplamda 3 milyon fiziksel ziyaretçiyi ağırlamak ve dijital mecralarda ise 10 milyon görüntülenme barajını aşmak yer alıyor. Henüz bu eşsiz deneyimi yerinde yaşamamış olanlar, impactofart.tr adresinden "Sinemasal | Impact of Art" mobil uygulamasını indirerek etkinlik detaylarına ulaşabilir veya gelişmeleri @kapadokyabienali resmi Instagram hesabı üzerinden yakından takip edebilir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 22:12
Son Güncelleme: 02.06.2026 22:26
Anadolu Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan
NTV - Haber Merkezi
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Paşinyan görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmiş Kurban Bayramı'nı tebrik etti.
Görüşmede, Türkiye-Ermenistan ikili ilişkilerinin normalleşme süreci ve bölgesel konular ele alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşmenin doğrudan ticaretin başlatılmasına yönelik adımlarla sürdüğünü belirtti.
Türkiye'nin bölgesinde barış ve istikrar için gayret gösterdiğine işaret eden Erdoğan, bu doğrultuda atılacak adımları her zaman destekleyeceklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanı-
Ermenistan-
Recep Tayyip Erdoğan
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile görüştüTürkiye dahil 8 ülke, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları kınadı2 işçinin öldüğü maden faciasında ilk duruşma. Tutuklu maden sahibi tahliye edildi
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 22:12
Son Güncelleme: 02.06.2026 22:26
Anadolu Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan
NTV - Haber Merkezi
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Paşinyan görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmiş Kurban Bayramı'nı tebrik etti.
Görüşmede, Türkiye-Ermenistan ikili ilişkilerinin normalleşme süreci ve bölgesel konular ele alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşmenin doğrudan ticaretin başlatılmasına yönelik adımlarla sürdüğünü belirtti.
Türkiye'nin bölgesinde barış ve istikrar için gayret gösterdiğine işaret eden Erdoğan, bu doğrultuda atılacak adımları her zaman destekleyeceklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanı-
Ermenistan-
Recep Tayyip Erdoğan
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile görüştüTürkiye dahil 8 ülke, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları kınadı2 işçinin öldüğü maden faciasında ilk duruşma. Tutuklu maden sahibi tahliye edildi
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 22:12
Son Güncelleme: 02.06.2026 22:26
Anadolu Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan
NTV - Haber Merkezi
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Paşinyan görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmiş Kurban Bayramı'nı tebrik etti.
Görüşmede, Türkiye-Ermenistan ikili ilişkilerinin normalleşme süreci ve bölgesel konular ele alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşmenin doğrudan ticaretin başlatılmasına yönelik adımlarla sürdüğünü belirtti.
Türkiye'nin bölgesinde barış ve istikrar için gayret gösterdiğine işaret eden Erdoğan, bu doğrultuda atılacak adımları her zaman destekleyeceklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanı-
Ermenistan-
Recep Tayyip Erdoğan
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile görüştüTürkiye dahil 8 ülke, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları kınadı2 işçinin öldüğü maden faciasında ilk duruşma. Tutuklu maden sahibi tahliye edildi
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 22:12
Son Güncelleme: 02.06.2026 22:26
Anadolu Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan
NTV - Haber Merkezi
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Paşinyan görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmiş Kurban Bayramı'nı tebrik etti.
Görüşmede, Türkiye-Ermenistan ikili ilişkilerinin normalleşme süreci ve bölgesel konular ele alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşmenin doğrudan ticaretin başlatılmasına yönelik adımlarla sürdüğünü belirtti.
Türkiye'nin bölgesinde barış ve istikrar için gayret gösterdiğine işaret eden Erdoğan, bu doğrultuda atılacak adımları her zaman destekleyeceklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanı-
Ermenistan-
Recep Tayyip Erdoğan
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile görüştüTürkiye dahil 8 ülke, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları kınadı2 işçinin öldüğü maden faciasında ilk duruşma. Tutuklu maden sahibi tahliye edildi
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 21:59
DHA
Görüşmede, Türkiye-Sudan ikili ilişkileri başta olmak üzere, bölgesel konuların ele alındı
DHA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el Burhan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir görüşme gerçekleştirdi. “BÖLGESEL KONULAR ELE ALINDI”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmesine ilişkin açıklama yapıldı.
Görüşmede, Türkiye-Sudan ikili ilişkileri başta olmak üzere, bölgesel konular ele alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye'nin, Sudan'da akan kanın durması için gayretlerini sürdürdüğünü ifade etti.
Erdoğan, Türkiye ile Sudan ilişkilerini ticaret, tarım, enerji ve savunma başta olmak üzere birçok alanda geliştirmek için çalışmaların devam ettiğini vurguladı.
Recep Tayyip Erdoğan-
Sudan-
Cumhurbaşkanı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüştüTürkiye dahil 8 ülke, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları kınadı2 işçinin öldüğü maden faciasında ilk duruşma. Tutuklu maden sahibi tahliye edildi
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 21:59
DHA
Görüşmede, Türkiye-Sudan ikili ilişkileri başta olmak üzere, bölgesel konuların ele alındı
DHA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el Burhan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir görüşme gerçekleştirdi. “BÖLGESEL KONULAR ELE ALINDI”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmesine ilişkin açıklama yapıldı.
Görüşmede, Türkiye-Sudan ikili ilişkileri başta olmak üzere, bölgesel konular ele alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye'nin, Sudan'da akan kanın durması için gayretlerini sürdürdüğünü ifade etti.
Erdoğan, Türkiye ile Sudan ilişkilerini ticaret, tarım, enerji ve savunma başta olmak üzere birçok alanda geliştirmek için çalışmaların devam ettiğini vurguladı.
Recep Tayyip Erdoğan-
Sudan-
Cumhurbaşkanı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüştüTürkiye dahil 8 ülke, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları kınadı2 işçinin öldüğü maden faciasında ilk duruşma. Tutuklu maden sahibi tahliye edildi
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 21:59
DHA
Görüşmede, Türkiye-Sudan ikili ilişkileri başta olmak üzere, bölgesel konuların ele alındı
DHA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el Burhan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir görüşme gerçekleştirdi. “BÖLGESEL KONULAR ELE ALINDI”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmesine ilişkin açıklama yapıldı.
Görüşmede, Türkiye-Sudan ikili ilişkileri başta olmak üzere, bölgesel konular ele alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye'nin, Sudan'da akan kanın durması için gayretlerini sürdürdüğünü ifade etti.
Erdoğan, Türkiye ile Sudan ilişkilerini ticaret, tarım, enerji ve savunma başta olmak üzere birçok alanda geliştirmek için çalışmaların devam ettiğini vurguladı.
Recep Tayyip Erdoğan-
Sudan-
Cumhurbaşkanı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüştüTürkiye dahil 8 ülke, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları kınadı2 işçinin öldüğü maden faciasında ilk duruşma. Tutuklu maden sahibi tahliye edildi
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 21:59
DHA
Görüşmede, Türkiye-Sudan ikili ilişkileri başta olmak üzere, bölgesel konuların ele alındı
DHA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el Burhan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir görüşme gerçekleştirdi. “BÖLGESEL KONULAR ELE ALINDI”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmesine ilişkin açıklama yapıldı.
Görüşmede, Türkiye-Sudan ikili ilişkileri başta olmak üzere, bölgesel konular ele alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye'nin, Sudan'da akan kanın durması için gayretlerini sürdürdüğünü ifade etti.
Erdoğan, Türkiye ile Sudan ilişkilerini ticaret, tarım, enerji ve savunma başta olmak üzere birçok alanda geliştirmek için çalışmaların devam ettiğini vurguladı.
Recep Tayyip Erdoğan-
Sudan-
Cumhurbaşkanı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüştüTürkiye dahil 8 ülke, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları kınadı2 işçinin öldüğü maden faciasında ilk duruşma. Tutuklu maden sahibi tahliye edildi
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Ana içeriğe atlaABD Dışişleri Bakanı Rubio, dış yardımlarda yapılan kesintileri savunduDünyaMücahit Oktay02 Haziran 2026•Güncelleme: 02 Haziran 2026New York
Rubio, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesinde bakanlığının 2027 bütçesine ilişkin yaptığı sunumda, USAID fonlarında yapılan kesintileri ve Dışişleri Bakanlığının ABD'nin küresel ölçekte yardım sağlama yöntemini yeniden yapılandırma politikasını savundu.
ABD'nin "bir hayır kurumu olmadığını" söyleyen Rubio "Burada sosyal hizmet görevlisi rolü oynamaya gelmedik. Buraya kazanmaya geldik." ifadelerine yer verdi.
Senato oturumunda, USAID fonlarının kapatılmasından dolayı kimsenin ölmediğini savunan Rubio'ya Oregon Senatörü Jeff Merkley itiraz etti.
Merkley, alanında uzman kişilerin değerlendirmelerine atıfta bulunarak Rubio'nun iddiasının doğru olmadığını belirterek, "Bu ülkeyi baştan sona yürüseniz, yaklaşık her 30 metrede bir ölü çocuk görürsünüz. İşte katliamın boyutu bu." ifadelerini kullandı.
Merkley, ABD medyasında da bu nedenle "500 binden fazla çocuğun ve yüz binlerce yetişkinin hayatını kaybettiğine dair" tahminlere yer verildiğini söyledi.
Geçen yıl ABD yönetimi, Dışişleri Bakanlığına bağlı bir kurum olan USAID'ın küresel yardım programlarını durdurmuş, sivil toplum kuruluşları ile yerel ortaklarını uzun süredir yararlandıkları hibe ve fonlardan mahrum bırakmıştı.
Ana içeriğe atlaABD Dışişleri Bakanı Rubio, dış yardımlarda yapılan kesintileri savunduDünyaMücahit Oktay02 Haziran 2026•Güncelleme: 02 Haziran 2026New York
Rubio, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesinde bakanlığının 2027 bütçesine ilişkin yaptığı sunumda, USAID fonlarında yapılan kesintileri ve Dışişleri Bakanlığının ABD'nin küresel ölçekte yardım sağlama yöntemini yeniden yapılandırma politikasını savundu.
ABD'nin "bir hayır kurumu olmadığını" söyleyen Rubio "Burada sosyal hizmet görevlisi rolü oynamaya gelmedik. Buraya kazanmaya geldik." ifadelerine yer verdi.
Senato oturumunda, USAID fonlarının kapatılmasından dolayı kimsenin ölmediğini savunan Rubio'ya Oregon Senatörü Jeff Merkley itiraz etti.
Merkley, alanında uzman kişilerin değerlendirmelerine atıfta bulunarak Rubio'nun iddiasının doğru olmadığını belirterek, "Bu ülkeyi baştan sona yürüseniz, yaklaşık her 30 metrede bir ölü çocuk görürsünüz. İşte katliamın boyutu bu." ifadelerini kullandı.
Merkley, ABD medyasında da bu nedenle "500 binden fazla çocuğun ve yüz binlerce yetişkinin hayatını kaybettiğine dair" tahminlere yer verildiğini söyledi.
Geçen yıl ABD yönetimi, Dışişleri Bakanlığına bağlı bir kurum olan USAID'ın küresel yardım programlarını durdurmuş, sivil toplum kuruluşları ile yerel ortaklarını uzun süredir yararlandıkları hibe ve fonlardan mahrum bırakmıştı.
Ana içeriğe atlaABD Dışişleri Bakanı Rubio, dış yardımlarda yapılan kesintileri savunduDünyaMücahit Oktay02 Haziran 2026•Güncelleme: 02 Haziran 2026New York
Rubio, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesinde bakanlığının 2027 bütçesine ilişkin yaptığı sunumda, USAID fonlarında yapılan kesintileri ve Dışişleri Bakanlığının ABD'nin küresel ölçekte yardım sağlama yöntemini yeniden yapılandırma politikasını savundu.
ABD'nin "bir hayır kurumu olmadığını" söyleyen Rubio "Burada sosyal hizmet görevlisi rolü oynamaya gelmedik. Buraya kazanmaya geldik." ifadelerine yer verdi.
Senato oturumunda, USAID fonlarının kapatılmasından dolayı kimsenin ölmediğini savunan Rubio'ya Oregon Senatörü Jeff Merkley itiraz etti.
Merkley, alanında uzman kişilerin değerlendirmelerine atıfta bulunarak Rubio'nun iddiasının doğru olmadığını belirterek, "Bu ülkeyi baştan sona yürüseniz, yaklaşık her 30 metrede bir ölü çocuk görürsünüz. İşte katliamın boyutu bu." ifadelerini kullandı.
Merkley, ABD medyasında da bu nedenle "500 binden fazla çocuğun ve yüz binlerce yetişkinin hayatını kaybettiğine dair" tahminlere yer verildiğini söyledi.
Geçen yıl ABD yönetimi, Dışişleri Bakanlığına bağlı bir kurum olan USAID'ın küresel yardım programlarını durdurmuş, sivil toplum kuruluşları ile yerel ortaklarını uzun süredir yararlandıkları hibe ve fonlardan mahrum bırakmıştı.
Ana içeriğe atlaABD Dışişleri Bakanı Rubio, dış yardımlarda yapılan kesintileri savunduDünyaMücahit Oktay02 Haziran 2026•Güncelleme: 02 Haziran 2026New York
Rubio, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesinde bakanlığının 2027 bütçesine ilişkin yaptığı sunumda, USAID fonlarında yapılan kesintileri ve Dışişleri Bakanlığının ABD'nin küresel ölçekte yardım sağlama yöntemini yeniden yapılandırma politikasını savundu.
ABD'nin "bir hayır kurumu olmadığını" söyleyen Rubio "Burada sosyal hizmet görevlisi rolü oynamaya gelmedik. Buraya kazanmaya geldik." ifadelerine yer verdi.
Senato oturumunda, USAID fonlarının kapatılmasından dolayı kimsenin ölmediğini savunan Rubio'ya Oregon Senatörü Jeff Merkley itiraz etti.
Merkley, alanında uzman kişilerin değerlendirmelerine atıfta bulunarak Rubio'nun iddiasının doğru olmadığını belirterek, "Bu ülkeyi baştan sona yürüseniz, yaklaşık her 30 metrede bir ölü çocuk görürsünüz. İşte katliamın boyutu bu." ifadelerini kullandı.
Merkley, ABD medyasında da bu nedenle "500 binden fazla çocuğun ve yüz binlerce yetişkinin hayatını kaybettiğine dair" tahminlere yer verildiğini söyledi.
Geçen yıl ABD yönetimi, Dışişleri Bakanlığına bağlı bir kurum olan USAID'ın küresel yardım programlarını durdurmuş, sivil toplum kuruluşları ile yerel ortaklarını uzun süredir yararlandıkları hibe ve fonlardan mahrum bırakmıştı.
Martin Scorsese, Yapay Zekayı Filmlerinde Kullanmaya Başladı!2 Haz 2026 - 21:48
Apple TV
Sinema tarihinin en geleneksel yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Martin Scorsese, Hollywood’da büyük yankı uyandıran sürpriz bir kararla yapay zeka trenine bindi. Usta yönetmen, izleyiciler için "daha derin ve zengin deneyimler yaratmak amacıyla yaratıcılığın sınırlarını zorlamak" hedefiyle yapay zeka firması Black Forest Labs’e danışman olarak katıldı.
"Sinemanın Evrimine Açık Olmalıyız"
Ortaklık duyurusunun ardından şirketin resmi internet sitesinde bir açıklama yayınlayan Scorsese, sinema sanatının henüz yaklaşık 125 yıllık çok genç bir mecra olduğunu ve bu yüzden nasıl evrilebileceği konusunda her zaman açık fikirli olunması gerektiğini vurguladı. Goodfellas ve Taxi Driver gibi başyapıtların arkasındaki yönetmen, sözlerine şöyle devam etti: "Hugo filminde 3D teknolojisini, The Irishman’de ise gençleştirme teknolojisini kullandım. Şimdi ise bu yeni araç sayesinde zihnimde görselleştirdiğim sahneleri yapım tasarımcıma, sanat yönetmenime ve görüntü yönetmenime çok daha net ve verimli bir şekilde aktarabiliyorum; onlar da bu temeller üzerine inşa ederek sinematik zekayı zenginleştiriyor."
Duyuruya eşlik eden ve Scorsese’nin New York'taki ofisinde çekilen bir videoda, ünlü yönetmenin şirkete ait FLUX adlı üretken yapay zeka modelini bir sahnenin storyboard çalışmasını hazırlarken kullandığı görülüyor. Videoda, Goodfellas filminin mafya lideri Henry Hill’in Copacabana gece kulübüne girişini tek plan takip eden meşhur Steadicam sahnesini örnek gösteren Scorsese, o dönem her bir sekansın ne kadar karmaşık bir şekilde planlanması gerektiğinden bahsediyor. Efsanevi yönetmen, "Eğer elinizde böyle bir araç olsaydı, her şeyi çok ama çok daha hızlı çözebilir, prodüksiyon zamanından tasarruf edebilir ve ekibin daha az yıpranmasını sağlayabilirdiniz." ifadelerini kullanıyor.
Hollywood Bölünmüş Durumda
Almanya merkezli Black Forest Labs’in CEO’su Robin Rombach, Scorsese ile yapılan bu ortaklığın teknolojilerinin ne kadar işlevsel olduğunu gösteren harika bir kanıt olduğunu belirtti. Scorsese’nin firmaya kişisel bir yatırım yapıp yapmadığı ise henüz netlik kazanmadı.
Scorsese, yapay zekayı benimseyen ilk Oscar ödüllü sinemacı değil. Avatar’ın yönetmeni James Cameron da Stability AI şirketinin yönetim kurulunda yer alırken, Yüzüklerin Efendisi yönetmeni Peter Jackson yapay zekayı bir "özel efekt"e benzeterek teknolojiyi itici bulmadığını söylemişti. Ancak tüm Hollywood bu konuda hemfikir değil. Geçtiğimiz ay bir açıklama yapan Pan’ın Labirenti yönetmeni Guillermo Del Toro, "sanatın lanet olası bir uygulamayla yapılabileceğine" inananları sert bir dille eleştirmiş ve filmlerinde üretken yapay zeka kullanmaktansa "ölmeyi tercih edeceğini" belirtmişti.
Tüm bu tartışmalara rağmen Hollywood, yeni bir yapay zeka benimseme dalgasına giriyor. Tribeca Festivali, tamamen yapay zeka tarafından üretilen 75 dakikalık “Dreams of Violets” belgesel-dramasının dünya prömiyerine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Rogue One yönetmeni Gareth Edwards da hibrit bir yapay zeka filmi yaratmak istediğini belirtti.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Martin Scorsese, Yapay Zekayı Filmlerinde Kullanmaya Başladı!2 Haz 2026 - 21:48
Apple TV
Sinema tarihinin en geleneksel yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Martin Scorsese, Hollywood’da büyük yankı uyandıran sürpriz bir kararla yapay zeka trenine bindi. Usta yönetmen, izleyiciler için "daha derin ve zengin deneyimler yaratmak amacıyla yaratıcılığın sınırlarını zorlamak" hedefiyle yapay zeka firması Black Forest Labs’e danışman olarak katıldı.
"Sinemanın Evrimine Açık Olmalıyız"
Ortaklık duyurusunun ardından şirketin resmi internet sitesinde bir açıklama yayınlayan Scorsese, sinema sanatının henüz yaklaşık 125 yıllık çok genç bir mecra olduğunu ve bu yüzden nasıl evrilebileceği konusunda her zaman açık fikirli olunması gerektiğini vurguladı. Goodfellas ve Taxi Driver gibi başyapıtların arkasındaki yönetmen, sözlerine şöyle devam etti: "Hugo filminde 3D teknolojisini, The Irishman’de ise gençleştirme teknolojisini kullandım. Şimdi ise bu yeni araç sayesinde zihnimde görselleştirdiğim sahneleri yapım tasarımcıma, sanat yönetmenime ve görüntü yönetmenime çok daha net ve verimli bir şekilde aktarabiliyorum; onlar da bu temeller üzerine inşa ederek sinematik zekayı zenginleştiriyor."
Duyuruya eşlik eden ve Scorsese’nin New York'taki ofisinde çekilen bir videoda, ünlü yönetmenin şirkete ait FLUX adlı üretken yapay zeka modelini bir sahnenin storyboard çalışmasını hazırlarken kullandığı görülüyor. Videoda, Goodfellas filminin mafya lideri Henry Hill’in Copacabana gece kulübüne girişini tek plan takip eden meşhur Steadicam sahnesini örnek gösteren Scorsese, o dönem her bir sekansın ne kadar karmaşık bir şekilde planlanması gerektiğinden bahsediyor. Efsanevi yönetmen, "Eğer elinizde böyle bir araç olsaydı, her şeyi çok ama çok daha hızlı çözebilir, prodüksiyon zamanından tasarruf edebilir ve ekibin daha az yıpranmasını sağlayabilirdiniz." ifadelerini kullanıyor.
Hollywood Bölünmüş Durumda
Almanya merkezli Black Forest Labs’in CEO’su Robin Rombach, Scorsese ile yapılan bu ortaklığın teknolojilerinin ne kadar işlevsel olduğunu gösteren harika bir kanıt olduğunu belirtti. Scorsese’nin firmaya kişisel bir yatırım yapıp yapmadığı ise henüz netlik kazanmadı.
Scorsese, yapay zekayı benimseyen ilk Oscar ödüllü sinemacı değil. Avatar’ın yönetmeni James Cameron da Stability AI şirketinin yönetim kurulunda yer alırken, Yüzüklerin Efendisi yönetmeni Peter Jackson yapay zekayı bir "özel efekt"e benzeterek teknolojiyi itici bulmadığını söylemişti. Ancak tüm Hollywood bu konuda hemfikir değil. Geçtiğimiz ay bir açıklama yapan Pan’ın Labirenti yönetmeni Guillermo Del Toro, "sanatın lanet olası bir uygulamayla yapılabileceğine" inananları sert bir dille eleştirmiş ve filmlerinde üretken yapay zeka kullanmaktansa "ölmeyi tercih edeceğini" belirtmişti.
Tüm bu tartışmalara rağmen Hollywood, yeni bir yapay zeka benimseme dalgasına giriyor. Tribeca Festivali, tamamen yapay zeka tarafından üretilen 75 dakikalık “Dreams of Violets” belgesel-dramasının dünya prömiyerine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Rogue One yönetmeni Gareth Edwards da hibrit bir yapay zeka filmi yaratmak istediğini belirtti.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Martin Scorsese, Yapay Zekayı Filmlerinde Kullanmaya Başladı!2 Haz 2026 - 21:48
Apple TV
Sinema tarihinin en geleneksel yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Martin Scorsese, Hollywood’da büyük yankı uyandıran sürpriz bir kararla yapay zeka trenine bindi. Usta yönetmen, izleyiciler için "daha derin ve zengin deneyimler yaratmak amacıyla yaratıcılığın sınırlarını zorlamak" hedefiyle yapay zeka firması Black Forest Labs’e danışman olarak katıldı.
"Sinemanın Evrimine Açık Olmalıyız"
Ortaklık duyurusunun ardından şirketin resmi internet sitesinde bir açıklama yayınlayan Scorsese, sinema sanatının henüz yaklaşık 125 yıllık çok genç bir mecra olduğunu ve bu yüzden nasıl evrilebileceği konusunda her zaman açık fikirli olunması gerektiğini vurguladı. Goodfellas ve Taxi Driver gibi başyapıtların arkasındaki yönetmen, sözlerine şöyle devam etti: "Hugo filminde 3D teknolojisini, The Irishman’de ise gençleştirme teknolojisini kullandım. Şimdi ise bu yeni araç sayesinde zihnimde görselleştirdiğim sahneleri yapım tasarımcıma, sanat yönetmenime ve görüntü yönetmenime çok daha net ve verimli bir şekilde aktarabiliyorum; onlar da bu temeller üzerine inşa ederek sinematik zekayı zenginleştiriyor."
Duyuruya eşlik eden ve Scorsese’nin New York'taki ofisinde çekilen bir videoda, ünlü yönetmenin şirkete ait FLUX adlı üretken yapay zeka modelini bir sahnenin storyboard çalışmasını hazırlarken kullandığı görülüyor. Videoda, Goodfellas filminin mafya lideri Henry Hill’in Copacabana gece kulübüne girişini tek plan takip eden meşhur Steadicam sahnesini örnek gösteren Scorsese, o dönem her bir sekansın ne kadar karmaşık bir şekilde planlanması gerektiğinden bahsediyor. Efsanevi yönetmen, "Eğer elinizde böyle bir araç olsaydı, her şeyi çok ama çok daha hızlı çözebilir, prodüksiyon zamanından tasarruf edebilir ve ekibin daha az yıpranmasını sağlayabilirdiniz." ifadelerini kullanıyor.
Hollywood Bölünmüş Durumda
Almanya merkezli Black Forest Labs’in CEO’su Robin Rombach, Scorsese ile yapılan bu ortaklığın teknolojilerinin ne kadar işlevsel olduğunu gösteren harika bir kanıt olduğunu belirtti. Scorsese’nin firmaya kişisel bir yatırım yapıp yapmadığı ise henüz netlik kazanmadı.
Scorsese, yapay zekayı benimseyen ilk Oscar ödüllü sinemacı değil. Avatar’ın yönetmeni James Cameron da Stability AI şirketinin yönetim kurulunda yer alırken, Yüzüklerin Efendisi yönetmeni Peter Jackson yapay zekayı bir "özel efekt"e benzeterek teknolojiyi itici bulmadığını söylemişti. Ancak tüm Hollywood bu konuda hemfikir değil. Geçtiğimiz ay bir açıklama yapan Pan’ın Labirenti yönetmeni Guillermo Del Toro, "sanatın lanet olası bir uygulamayla yapılabileceğine" inananları sert bir dille eleştirmiş ve filmlerinde üretken yapay zeka kullanmaktansa "ölmeyi tercih edeceğini" belirtmişti.
Tüm bu tartışmalara rağmen Hollywood, yeni bir yapay zeka benimseme dalgasına giriyor. Tribeca Festivali, tamamen yapay zeka tarafından üretilen 75 dakikalık “Dreams of Violets” belgesel-dramasının dünya prömiyerine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Rogue One yönetmeni Gareth Edwards da hibrit bir yapay zeka filmi yaratmak istediğini belirtti.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Martin Scorsese, Yapay Zekayı Filmlerinde Kullanmaya Başladı!2 Haz 2026 - 21:48
Apple TV
Sinema tarihinin en geleneksel yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Martin Scorsese, Hollywood’da büyük yankı uyandıran sürpriz bir kararla yapay zeka trenine bindi. Usta yönetmen, izleyiciler için "daha derin ve zengin deneyimler yaratmak amacıyla yaratıcılığın sınırlarını zorlamak" hedefiyle yapay zeka firması Black Forest Labs’e danışman olarak katıldı.
"Sinemanın Evrimine Açık Olmalıyız"
Ortaklık duyurusunun ardından şirketin resmi internet sitesinde bir açıklama yayınlayan Scorsese, sinema sanatının henüz yaklaşık 125 yıllık çok genç bir mecra olduğunu ve bu yüzden nasıl evrilebileceği konusunda her zaman açık fikirli olunması gerektiğini vurguladı. Goodfellas ve Taxi Driver gibi başyapıtların arkasındaki yönetmen, sözlerine şöyle devam etti: "Hugo filminde 3D teknolojisini, The Irishman’de ise gençleştirme teknolojisini kullandım. Şimdi ise bu yeni araç sayesinde zihnimde görselleştirdiğim sahneleri yapım tasarımcıma, sanat yönetmenime ve görüntü yönetmenime çok daha net ve verimli bir şekilde aktarabiliyorum; onlar da bu temeller üzerine inşa ederek sinematik zekayı zenginleştiriyor."
Duyuruya eşlik eden ve Scorsese’nin New York'taki ofisinde çekilen bir videoda, ünlü yönetmenin şirkete ait FLUX adlı üretken yapay zeka modelini bir sahnenin storyboard çalışmasını hazırlarken kullandığı görülüyor. Videoda, Goodfellas filminin mafya lideri Henry Hill’in Copacabana gece kulübüne girişini tek plan takip eden meşhur Steadicam sahnesini örnek gösteren Scorsese, o dönem her bir sekansın ne kadar karmaşık bir şekilde planlanması gerektiğinden bahsediyor. Efsanevi yönetmen, "Eğer elinizde böyle bir araç olsaydı, her şeyi çok ama çok daha hızlı çözebilir, prodüksiyon zamanından tasarruf edebilir ve ekibin daha az yıpranmasını sağlayabilirdiniz." ifadelerini kullanıyor.
Hollywood Bölünmüş Durumda
Almanya merkezli Black Forest Labs’in CEO’su Robin Rombach, Scorsese ile yapılan bu ortaklığın teknolojilerinin ne kadar işlevsel olduğunu gösteren harika bir kanıt olduğunu belirtti. Scorsese’nin firmaya kişisel bir yatırım yapıp yapmadığı ise henüz netlik kazanmadı.
Scorsese, yapay zekayı benimseyen ilk Oscar ödüllü sinemacı değil. Avatar’ın yönetmeni James Cameron da Stability AI şirketinin yönetim kurulunda yer alırken, Yüzüklerin Efendisi yönetmeni Peter Jackson yapay zekayı bir "özel efekt"e benzeterek teknolojiyi itici bulmadığını söylemişti. Ancak tüm Hollywood bu konuda hemfikir değil. Geçtiğimiz ay bir açıklama yapan Pan’ın Labirenti yönetmeni Guillermo Del Toro, "sanatın lanet olası bir uygulamayla yapılabileceğine" inananları sert bir dille eleştirmiş ve filmlerinde üretken yapay zeka kullanmaktansa "ölmeyi tercih edeceğini" belirtmişti.
Tüm bu tartışmalara rağmen Hollywood, yeni bir yapay zeka benimseme dalgasına giriyor. Tribeca Festivali, tamamen yapay zeka tarafından üretilen 75 dakikalık “Dreams of Violets” belgesel-dramasının dünya prömiyerine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Rogue One yönetmeni Gareth Edwards da hibrit bir yapay zeka filmi yaratmak istediğini belirtti.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 21:27
Son Güncelleme: 02.06.2026 21:27
Anadolu Ajansı
Türkiye Dışişleri Bakanlığı
AA
Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün’ün dışişleri bakanları, sık sık İsraillilerin saldırısına uğrayan Mescid-i Aksa’da İsrail bayrağı açılmasını kınadı.
Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
"Dışişleri bakanları, aşırılık yanlısı İsrailli yerleşimcilerin, İsrail güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa'ya yönelik devam eden baskınlarını ve Mescid-i Aksa avlusunda İsrail bayrağı açılmasını en güçlü şekilde kınamaktadırlar. Bu provokatif ve kabul edilemez eylemlerin uluslararası hukukun, ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının ve işgal altındaki Doğu Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statüsünün açık bir ihlali olduğunu vurgulamaktadırlar."
’'MESCİD-İ AKSA MÜSLÜMANLARA AİT BİR İBADET YERİ''
Dışişleri bakanları ayrıca, İsrail'in, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün tarihi, hukuki ve demografik yapısını değiştirmeyi, Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının kutsiyetini ve statüsünü baltalamaya yönelik süregelen sistematik ihlallerini ve önlemlerini kınadı.
Bakanlar, Kudüs ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik her türlü girişimi kategorik olarak reddettiklerini yineleyerek, tarihi Haşimi vesayetinin bu konudaki özel rolünü tanıyarak, bu statünün korunması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca bakanlar, 144 dönümlük Mescid-i Aksa alanının tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu ve Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığına bağlı Kudüs Vakıfları ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesinin, kutsal Mescid-i Aksa'nın işlerini yürütme ve buraya girişleri düzenleme konusunda münhasır yetkiye sahip yasal merci olduğunu yineledi.
‘’İSRAİL'İN SORUMLULUĞU''
Dışişleri bakanları, bu tırmandırıcı eylemlerin durdurulmasını İsrail makamlarının sorumluluğu olarak gördüklerini ve tekrarlanan İsrail ihlallerinin gerilimi tırmandırdığı, istikrarsızlığı ve aşırıcılığı körüklediği, barışa yönelik uluslararası çabaları baltaladığı ve İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerinin açık bir ihlalini teşkil ettiği hususlarında uyarıda bulundu.
Bakanlar açıklamada, "Bu tür tüm yasa dışı ve provokatif İsrail uygulamalarının derhal durdurulması çağrısında bulunmakta ve Mescid-i Aksa'daki tarihi ve hukuki statüye bütünüyle saygı gösterilmesi gerektiğini yeniden teyit etmektedirler." ifadesini kullandı.
Dışişleri bakanları, Filistin halkıyla sarsılmaz dayanışmasını ve başta kendi kaderini tayin hakkı ile başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti'nin kurulması olmak üzere, meşru ve devredilemez ulusal haklarının hayata geçirilmesine yönelik kararlı desteklerini yeniden teyit etti.
Bakanlar ayrıca, İsrail işgalini sona erdirmeyi ve uluslararası hukuk, ilgili BM kararları ve Arap Barış Girişimi uyarınca, iki devletli çözüm temelinde, adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışı sağlamayı amaçlayan tüm çabalara desteklerini bir kez daha beyan etti.
İsrail-
Filistin-
Mescid-i Aksa
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüştüCumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile görüştü2 işçinin öldüğü maden faciasında ilk duruşma. Tutuklu maden sahibi tahliye edildi
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 21:27
Son Güncelleme: 02.06.2026 21:27
Anadolu Ajansı
Türkiye Dışişleri Bakanlığı
AA
Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün’ün dışişleri bakanları, sık sık İsraillilerin saldırısına uğrayan Mescid-i Aksa’da İsrail bayrağı açılmasını kınadı.
Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
"Dışişleri bakanları, aşırılık yanlısı İsrailli yerleşimcilerin, İsrail güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa'ya yönelik devam eden baskınlarını ve Mescid-i Aksa avlusunda İsrail bayrağı açılmasını en güçlü şekilde kınamaktadırlar. Bu provokatif ve kabul edilemez eylemlerin uluslararası hukukun, ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının ve işgal altındaki Doğu Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statüsünün açık bir ihlali olduğunu vurgulamaktadırlar."
’'MESCİD-İ AKSA MÜSLÜMANLARA AİT BİR İBADET YERİ''
Dışişleri bakanları ayrıca, İsrail'in, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün tarihi, hukuki ve demografik yapısını değiştirmeyi, Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının kutsiyetini ve statüsünü baltalamaya yönelik süregelen sistematik ihlallerini ve önlemlerini kınadı.
Bakanlar, Kudüs ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik her türlü girişimi kategorik olarak reddettiklerini yineleyerek, tarihi Haşimi vesayetinin bu konudaki özel rolünü tanıyarak, bu statünün korunması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca bakanlar, 144 dönümlük Mescid-i Aksa alanının tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu ve Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığına bağlı Kudüs Vakıfları ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesinin, kutsal Mescid-i Aksa'nın işlerini yürütme ve buraya girişleri düzenleme konusunda münhasır yetkiye sahip yasal merci olduğunu yineledi.
‘’İSRAİL'İN SORUMLULUĞU''
Dışişleri bakanları, bu tırmandırıcı eylemlerin durdurulmasını İsrail makamlarının sorumluluğu olarak gördüklerini ve tekrarlanan İsrail ihlallerinin gerilimi tırmandırdığı, istikrarsızlığı ve aşırıcılığı körüklediği, barışa yönelik uluslararası çabaları baltaladığı ve İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerinin açık bir ihlalini teşkil ettiği hususlarında uyarıda bulundu.
Bakanlar açıklamada, "Bu tür tüm yasa dışı ve provokatif İsrail uygulamalarının derhal durdurulması çağrısında bulunmakta ve Mescid-i Aksa'daki tarihi ve hukuki statüye bütünüyle saygı gösterilmesi gerektiğini yeniden teyit etmektedirler." ifadesini kullandı.
Dışişleri bakanları, Filistin halkıyla sarsılmaz dayanışmasını ve başta kendi kaderini tayin hakkı ile başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti'nin kurulması olmak üzere, meşru ve devredilemez ulusal haklarının hayata geçirilmesine yönelik kararlı desteklerini yeniden teyit etti.
Bakanlar ayrıca, İsrail işgalini sona erdirmeyi ve uluslararası hukuk, ilgili BM kararları ve Arap Barış Girişimi uyarınca, iki devletli çözüm temelinde, adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışı sağlamayı amaçlayan tüm çabalara desteklerini bir kez daha beyan etti.
İsrail-
Filistin-
Mescid-i Aksa
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüştüCumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile görüştü2 işçinin öldüğü maden faciasında ilk duruşma. Tutuklu maden sahibi tahliye edildi
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 21:27
Son Güncelleme: 02.06.2026 21:27
Anadolu Ajansı
Türkiye Dışişleri Bakanlığı
AA
Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün’ün dışişleri bakanları, sık sık İsraillilerin saldırısına uğrayan Mescid-i Aksa’da İsrail bayrağı açılmasını kınadı.
Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
"Dışişleri bakanları, aşırılık yanlısı İsrailli yerleşimcilerin, İsrail güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa'ya yönelik devam eden baskınlarını ve Mescid-i Aksa avlusunda İsrail bayrağı açılmasını en güçlü şekilde kınamaktadırlar. Bu provokatif ve kabul edilemez eylemlerin uluslararası hukukun, ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının ve işgal altındaki Doğu Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statüsünün açık bir ihlali olduğunu vurgulamaktadırlar."
’'MESCİD-İ AKSA MÜSLÜMANLARA AİT BİR İBADET YERİ''
Dışişleri bakanları ayrıca, İsrail'in, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün tarihi, hukuki ve demografik yapısını değiştirmeyi, Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının kutsiyetini ve statüsünü baltalamaya yönelik süregelen sistematik ihlallerini ve önlemlerini kınadı.
Bakanlar, Kudüs ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik her türlü girişimi kategorik olarak reddettiklerini yineleyerek, tarihi Haşimi vesayetinin bu konudaki özel rolünü tanıyarak, bu statünün korunması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca bakanlar, 144 dönümlük Mescid-i Aksa alanının tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu ve Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığına bağlı Kudüs Vakıfları ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesinin, kutsal Mescid-i Aksa'nın işlerini yürütme ve buraya girişleri düzenleme konusunda münhasır yetkiye sahip yasal merci olduğunu yineledi.
‘’İSRAİL'İN SORUMLULUĞU''
Dışişleri bakanları, bu tırmandırıcı eylemlerin durdurulmasını İsrail makamlarının sorumluluğu olarak gördüklerini ve tekrarlanan İsrail ihlallerinin gerilimi tırmandırdığı, istikrarsızlığı ve aşırıcılığı körüklediği, barışa yönelik uluslararası çabaları baltaladığı ve İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerinin açık bir ihlalini teşkil ettiği hususlarında uyarıda bulundu.
Bakanlar açıklamada, "Bu tür tüm yasa dışı ve provokatif İsrail uygulamalarının derhal durdurulması çağrısında bulunmakta ve Mescid-i Aksa'daki tarihi ve hukuki statüye bütünüyle saygı gösterilmesi gerektiğini yeniden teyit etmektedirler." ifadesini kullandı.
Dışişleri bakanları, Filistin halkıyla sarsılmaz dayanışmasını ve başta kendi kaderini tayin hakkı ile başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti'nin kurulması olmak üzere, meşru ve devredilemez ulusal haklarının hayata geçirilmesine yönelik kararlı desteklerini yeniden teyit etti.
Bakanlar ayrıca, İsrail işgalini sona erdirmeyi ve uluslararası hukuk, ilgili BM kararları ve Arap Barış Girişimi uyarınca, iki devletli çözüm temelinde, adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışı sağlamayı amaçlayan tüm çabalara desteklerini bir kez daha beyan etti.
İsrail-
Filistin-
Mescid-i Aksa
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüştüCumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile görüştü2 işçinin öldüğü maden faciasında ilk duruşma. Tutuklu maden sahibi tahliye edildi
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 21:27
Son Güncelleme: 02.06.2026 21:27
Anadolu Ajansı
Türkiye Dışişleri Bakanlığı
AA
Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün’ün dışişleri bakanları, sık sık İsraillilerin saldırısına uğrayan Mescid-i Aksa’da İsrail bayrağı açılmasını kınadı.
Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
"Dışişleri bakanları, aşırılık yanlısı İsrailli yerleşimcilerin, İsrail güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa'ya yönelik devam eden baskınlarını ve Mescid-i Aksa avlusunda İsrail bayrağı açılmasını en güçlü şekilde kınamaktadırlar. Bu provokatif ve kabul edilemez eylemlerin uluslararası hukukun, ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının ve işgal altındaki Doğu Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statüsünün açık bir ihlali olduğunu vurgulamaktadırlar."
’'MESCİD-İ AKSA MÜSLÜMANLARA AİT BİR İBADET YERİ''
Dışişleri bakanları ayrıca, İsrail'in, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün tarihi, hukuki ve demografik yapısını değiştirmeyi, Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının kutsiyetini ve statüsünü baltalamaya yönelik süregelen sistematik ihlallerini ve önlemlerini kınadı.
Bakanlar, Kudüs ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik her türlü girişimi kategorik olarak reddettiklerini yineleyerek, tarihi Haşimi vesayetinin bu konudaki özel rolünü tanıyarak, bu statünün korunması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca bakanlar, 144 dönümlük Mescid-i Aksa alanının tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu ve Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığına bağlı Kudüs Vakıfları ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesinin, kutsal Mescid-i Aksa'nın işlerini yürütme ve buraya girişleri düzenleme konusunda münhasır yetkiye sahip yasal merci olduğunu yineledi.
‘’İSRAİL'İN SORUMLULUĞU''
Dışişleri bakanları, bu tırmandırıcı eylemlerin durdurulmasını İsrail makamlarının sorumluluğu olarak gördüklerini ve tekrarlanan İsrail ihlallerinin gerilimi tırmandırdığı, istikrarsızlığı ve aşırıcılığı körüklediği, barışa yönelik uluslararası çabaları baltaladığı ve İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerinin açık bir ihlalini teşkil ettiği hususlarında uyarıda bulundu.
Bakanlar açıklamada, "Bu tür tüm yasa dışı ve provokatif İsrail uygulamalarının derhal durdurulması çağrısında bulunmakta ve Mescid-i Aksa'daki tarihi ve hukuki statüye bütünüyle saygı gösterilmesi gerektiğini yeniden teyit etmektedirler." ifadesini kullandı.
Dışişleri bakanları, Filistin halkıyla sarsılmaz dayanışmasını ve başta kendi kaderini tayin hakkı ile başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti'nin kurulması olmak üzere, meşru ve devredilemez ulusal haklarının hayata geçirilmesine yönelik kararlı desteklerini yeniden teyit etti.
Bakanlar ayrıca, İsrail işgalini sona erdirmeyi ve uluslararası hukuk, ilgili BM kararları ve Arap Barış Girişimi uyarınca, iki devletli çözüm temelinde, adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışı sağlamayı amaçlayan tüm çabalara desteklerini bir kez daha beyan etti.
İsrail-
Filistin-
Mescid-i Aksa
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüştüCumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile görüştü2 işçinin öldüğü maden faciasında ilk duruşma. Tutuklu maden sahibi tahliye edildi
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 21:25
DHA
Zonguldak'taki maden ocağı kazasında iki işçi hayatını kaybetmişti.
DHA
Zonguldak’ın Kilimli ilçesi Gelik beldesinde 16 Şubat’ta Taşbaca Madencilik’e ait özel bir maden ocağında göçük meydana geldi. Göçükten İsmet Kabuk yaralı olarak kurtarılırken, Veysel Oruçoğlu (46) ve Ziya Kiret’in (60) cansız bedenlerine ulaşıldı. Olaya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında ocak sahibi olarak belirlenen Halil Demiröz, gözaltına alındı. Demiröz, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
Zonguldak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne ‘Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmaya neden olma' suçlamasıyla tutuklu Halil Demiröz ile tutuksuz maden mühendisi Tevfik A. (41) ve iş güvenliği uzmanı Ersin S. (35) hakkında 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Davanın ilk duruşmasına 3 sanık ve ölen madencilerin yakınları katıldı.
DHA
“KAZA TARİHİNDE ÇALIŞMIYORDUM”
Tutuksuz sanık Maden Mühendisi Tevfik A., 31 Ocak’ta şirketten ayrıldığını belirterek, "Kaza tarihinde şirkette çalışmıyordum. Daimi nezaretçi olarak görev yapıyordum ancak çıkışım verilmişti. Kazayla ilgim yoktur. Kaza tahkimat sırasında ani basınç nedeniyle tavanın çökmesi sonucu meydana gelmiş. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum." diyerek kendini savundu.
“SİSTEMSEL ARIZA NEDENİYLE SÖZLEŞMEM GÖRÜNMÜYORDU”
İş güvenliği uzmanı Ersin S., kazadan 5 gün önce yeniden atandığını aktarıp, sistemsel bir arıza nedeniyle sözleşmesinin görünmediğini ancak görevine kesintisiz devam ettiğini anlattı. Ersin S., savunmasında, "Yaklaşık bir hafta boyunca sistemde iş güvenliği uzmanı görünmüyordu. Ancak ben görevimi sürdürdüm. İşçilerin habersiz şekilde mesai dışında ocağa girmesi daha önce yaşanmamıştı. Yaşanan olaydan dolayı üzgünüm. İşçilere mesai saatleri dışında ocağa girmemeleri gerektiğini anlatmıştım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum." ifadelerini kullandı.
İŞÇİ AİLELERİNDEN “GERÇEK SAHİP” İDDİASI
Hayatını kaybeden Ziya Kiret'in kızı Goncagül Kiret, sanıkların savunmalarını kabul etmediğini belirterek, işçilerin izin günlerinde de çalıştırıldığını öne sürdü.
Diğer kızı Olcay Kiret ise ocağın gerçek sahibinin Hüseyin B. olduğunu öne sürerek, "MAPEG denetimlerinden kaçınmak için işçileri erken çağırıyorlardı. Gerçek ocak sahibi Hüseyin B.’nin de yargılanmasını istiyorum." diye konuştu.
Kiret’in aynı ocakta çalışan oğlu Onur Kiret, “Ocağın sahibi Hüseyin B.'dir. Buna ilişkin tanıklarım vardır. Hüseyin B. ile aramda whatsapp yazışmaları vardır. Gösterebilirim. Hüseyin B.'nin oğlu Muhammet B. 13 Şubat'ta babama, 'Bu havalandırmayı açmamız lazım, erken gel' dedikleri için babamlar o dönem erken geliyordu. Erken gelişlerinin üçüncü günüydü. Ersin S.'nin diğer günlerde de babamın erken geldiğinden haberi vardı. Normal şartlarda üretim yasak olmasına rağmen üretim yapılıyordu. Hala da yapılmaktadır. Şikayetçiyim" dedi. Mahkeme heyeti, mesajlaşmaların dava dosyasına dahil edilmesini istedi.
DHA
AVUKATLAR ARASINDA TARTIŞMA ÇIKTI
Mahkeme salonunda müşteki ve sanık avukatları arasında tartışma yaşanınca, sanık avukatı mahkeme salonunu terk etti.
“OCAKTAKİ İŞLERİ HÜSEYİN VE OĞLU YÜRÜTÜYOR”
Davada maden ocağı sahibi olarak tutuklu yargılanan Halil Demiröz, savunmasına tek başına devam etti. Ocağın gerçek sahibi iddiaları sorulan Halil Demiröz, “Kazanın olduğu maden ocağının sahibi Hüseyin B.'dir. Ben sadece evrak üzerinde yetkiliyim. Maaşımı Hüseyin B. veriyor. Ocaktaki işleri Hüseyin B. ve oğlu Muhammet B. yürütüyor. Bu ocağın TTK'deki ihalesine de katılmadım. Hiç para vermeden üzerime yaptılar” diyerek kendisini savundu.
YARALI İŞÇİ TANIK OLARAK DİNLENDİ
Kazadan sağ kurtulan işçi İsmet Kabuk ise tanık olarak dinlendi. Kabuk, yaklaşık 45 gün ocakta çalıştığını belirterek, işe Hüseyin B. tarafından alındığını söyledi. Kabuk, "Benim şefim Ziya Kiret'ti. Bana üç gün erken gelmemi o söyledi. Kaza bir anda oldu, çalıştığımız tavan çöktü" dedi.
TUTUKLU SANIK TAHLİYE EDİLDİ
Mahkeme heyeti, sanık Halil Demiröz'ün tahliyesine karar verdi. Duruşma, eksiklerin giderilmesi için 22 Eylül’e ertelendi.
Tahliye-
Maden Ocağı-
Maden kazası
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüştüCumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile görüştüTürkiye dahil 8 ülke, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları kınadı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 21:25
DHA
Zonguldak'taki maden ocağı kazasında iki işçi hayatını kaybetmişti.
DHA
Zonguldak’ın Kilimli ilçesi Gelik beldesinde 16 Şubat’ta Taşbaca Madencilik’e ait özel bir maden ocağında göçük meydana geldi. Göçükten İsmet Kabuk yaralı olarak kurtarılırken, Veysel Oruçoğlu (46) ve Ziya Kiret’in (60) cansız bedenlerine ulaşıldı. Olaya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında ocak sahibi olarak belirlenen Halil Demiröz, gözaltına alındı. Demiröz, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
Zonguldak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne ‘Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmaya neden olma' suçlamasıyla tutuklu Halil Demiröz ile tutuksuz maden mühendisi Tevfik A. (41) ve iş güvenliği uzmanı Ersin S. (35) hakkında 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Davanın ilk duruşmasına 3 sanık ve ölen madencilerin yakınları katıldı.
DHA
“KAZA TARİHİNDE ÇALIŞMIYORDUM”
Tutuksuz sanık Maden Mühendisi Tevfik A., 31 Ocak’ta şirketten ayrıldığını belirterek, "Kaza tarihinde şirkette çalışmıyordum. Daimi nezaretçi olarak görev yapıyordum ancak çıkışım verilmişti. Kazayla ilgim yoktur. Kaza tahkimat sırasında ani basınç nedeniyle tavanın çökmesi sonucu meydana gelmiş. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum." diyerek kendini savundu.
“SİSTEMSEL ARIZA NEDENİYLE SÖZLEŞMEM GÖRÜNMÜYORDU”
İş güvenliği uzmanı Ersin S., kazadan 5 gün önce yeniden atandığını aktarıp, sistemsel bir arıza nedeniyle sözleşmesinin görünmediğini ancak görevine kesintisiz devam ettiğini anlattı. Ersin S., savunmasında, "Yaklaşık bir hafta boyunca sistemde iş güvenliği uzmanı görünmüyordu. Ancak ben görevimi sürdürdüm. İşçilerin habersiz şekilde mesai dışında ocağa girmesi daha önce yaşanmamıştı. Yaşanan olaydan dolayı üzgünüm. İşçilere mesai saatleri dışında ocağa girmemeleri gerektiğini anlatmıştım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum." ifadelerini kullandı.
İŞÇİ AİLELERİNDEN “GERÇEK SAHİP” İDDİASI
Hayatını kaybeden Ziya Kiret'in kızı Goncagül Kiret, sanıkların savunmalarını kabul etmediğini belirterek, işçilerin izin günlerinde de çalıştırıldığını öne sürdü.
Diğer kızı Olcay Kiret ise ocağın gerçek sahibinin Hüseyin B. olduğunu öne sürerek, "MAPEG denetimlerinden kaçınmak için işçileri erken çağırıyorlardı. Gerçek ocak sahibi Hüseyin B.’nin de yargılanmasını istiyorum." diye konuştu.
Kiret’in aynı ocakta çalışan oğlu Onur Kiret, “Ocağın sahibi Hüseyin B.'dir. Buna ilişkin tanıklarım vardır. Hüseyin B. ile aramda whatsapp yazışmaları vardır. Gösterebilirim. Hüseyin B.'nin oğlu Muhammet B. 13 Şubat'ta babama, 'Bu havalandırmayı açmamız lazım, erken gel' dedikleri için babamlar o dönem erken geliyordu. Erken gelişlerinin üçüncü günüydü. Ersin S.'nin diğer günlerde de babamın erken geldiğinden haberi vardı. Normal şartlarda üretim yasak olmasına rağmen üretim yapılıyordu. Hala da yapılmaktadır. Şikayetçiyim" dedi. Mahkeme heyeti, mesajlaşmaların dava dosyasına dahil edilmesini istedi.
DHA
AVUKATLAR ARASINDA TARTIŞMA ÇIKTI
Mahkeme salonunda müşteki ve sanık avukatları arasında tartışma yaşanınca, sanık avukatı mahkeme salonunu terk etti.
“OCAKTAKİ İŞLERİ HÜSEYİN VE OĞLU YÜRÜTÜYOR”
Davada maden ocağı sahibi olarak tutuklu yargılanan Halil Demiröz, savunmasına tek başına devam etti. Ocağın gerçek sahibi iddiaları sorulan Halil Demiröz, “Kazanın olduğu maden ocağının sahibi Hüseyin B.'dir. Ben sadece evrak üzerinde yetkiliyim. Maaşımı Hüseyin B. veriyor. Ocaktaki işleri Hüseyin B. ve oğlu Muhammet B. yürütüyor. Bu ocağın TTK'deki ihalesine de katılmadım. Hiç para vermeden üzerime yaptılar” diyerek kendisini savundu.
YARALI İŞÇİ TANIK OLARAK DİNLENDİ
Kazadan sağ kurtulan işçi İsmet Kabuk ise tanık olarak dinlendi. Kabuk, yaklaşık 45 gün ocakta çalıştığını belirterek, işe Hüseyin B. tarafından alındığını söyledi. Kabuk, "Benim şefim Ziya Kiret'ti. Bana üç gün erken gelmemi o söyledi. Kaza bir anda oldu, çalıştığımız tavan çöktü" dedi.
TUTUKLU SANIK TAHLİYE EDİLDİ
Mahkeme heyeti, sanık Halil Demiröz'ün tahliyesine karar verdi. Duruşma, eksiklerin giderilmesi için 22 Eylül’e ertelendi.
Tahliye-
Maden Ocağı-
Maden kazası
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüştüCumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile görüştüTürkiye dahil 8 ülke, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları kınadı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 21:25
DHA
Zonguldak'taki maden ocağı kazasında iki işçi hayatını kaybetmişti.
DHA
Zonguldak’ın Kilimli ilçesi Gelik beldesinde 16 Şubat’ta Taşbaca Madencilik’e ait özel bir maden ocağında göçük meydana geldi. Göçükten İsmet Kabuk yaralı olarak kurtarılırken, Veysel Oruçoğlu (46) ve Ziya Kiret’in (60) cansız bedenlerine ulaşıldı. Olaya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında ocak sahibi olarak belirlenen Halil Demiröz, gözaltına alındı. Demiröz, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
Zonguldak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne ‘Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmaya neden olma' suçlamasıyla tutuklu Halil Demiröz ile tutuksuz maden mühendisi Tevfik A. (41) ve iş güvenliği uzmanı Ersin S. (35) hakkında 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Davanın ilk duruşmasına 3 sanık ve ölen madencilerin yakınları katıldı.
DHA
“KAZA TARİHİNDE ÇALIŞMIYORDUM”
Tutuksuz sanık Maden Mühendisi Tevfik A., 31 Ocak’ta şirketten ayrıldığını belirterek, "Kaza tarihinde şirkette çalışmıyordum. Daimi nezaretçi olarak görev yapıyordum ancak çıkışım verilmişti. Kazayla ilgim yoktur. Kaza tahkimat sırasında ani basınç nedeniyle tavanın çökmesi sonucu meydana gelmiş. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum." diyerek kendini savundu.
“SİSTEMSEL ARIZA NEDENİYLE SÖZLEŞMEM GÖRÜNMÜYORDU”
İş güvenliği uzmanı Ersin S., kazadan 5 gün önce yeniden atandığını aktarıp, sistemsel bir arıza nedeniyle sözleşmesinin görünmediğini ancak görevine kesintisiz devam ettiğini anlattı. Ersin S., savunmasında, "Yaklaşık bir hafta boyunca sistemde iş güvenliği uzmanı görünmüyordu. Ancak ben görevimi sürdürdüm. İşçilerin habersiz şekilde mesai dışında ocağa girmesi daha önce yaşanmamıştı. Yaşanan olaydan dolayı üzgünüm. İşçilere mesai saatleri dışında ocağa girmemeleri gerektiğini anlatmıştım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum." ifadelerini kullandı.
İŞÇİ AİLELERİNDEN “GERÇEK SAHİP” İDDİASI
Hayatını kaybeden Ziya Kiret'in kızı Goncagül Kiret, sanıkların savunmalarını kabul etmediğini belirterek, işçilerin izin günlerinde de çalıştırıldığını öne sürdü.
Diğer kızı Olcay Kiret ise ocağın gerçek sahibinin Hüseyin B. olduğunu öne sürerek, "MAPEG denetimlerinden kaçınmak için işçileri erken çağırıyorlardı. Gerçek ocak sahibi Hüseyin B.’nin de yargılanmasını istiyorum." diye konuştu.
Kiret’in aynı ocakta çalışan oğlu Onur Kiret, “Ocağın sahibi Hüseyin B.'dir. Buna ilişkin tanıklarım vardır. Hüseyin B. ile aramda whatsapp yazışmaları vardır. Gösterebilirim. Hüseyin B.'nin oğlu Muhammet B. 13 Şubat'ta babama, 'Bu havalandırmayı açmamız lazım, erken gel' dedikleri için babamlar o dönem erken geliyordu. Erken gelişlerinin üçüncü günüydü. Ersin S.'nin diğer günlerde de babamın erken geldiğinden haberi vardı. Normal şartlarda üretim yasak olmasına rağmen üretim yapılıyordu. Hala da yapılmaktadır. Şikayetçiyim" dedi. Mahkeme heyeti, mesajlaşmaların dava dosyasına dahil edilmesini istedi.
DHA
AVUKATLAR ARASINDA TARTIŞMA ÇIKTI
Mahkeme salonunda müşteki ve sanık avukatları arasında tartışma yaşanınca, sanık avukatı mahkeme salonunu terk etti.
“OCAKTAKİ İŞLERİ HÜSEYİN VE OĞLU YÜRÜTÜYOR”
Davada maden ocağı sahibi olarak tutuklu yargılanan Halil Demiröz, savunmasına tek başına devam etti. Ocağın gerçek sahibi iddiaları sorulan Halil Demiröz, “Kazanın olduğu maden ocağının sahibi Hüseyin B.'dir. Ben sadece evrak üzerinde yetkiliyim. Maaşımı Hüseyin B. veriyor. Ocaktaki işleri Hüseyin B. ve oğlu Muhammet B. yürütüyor. Bu ocağın TTK'deki ihalesine de katılmadım. Hiç para vermeden üzerime yaptılar” diyerek kendisini savundu.
YARALI İŞÇİ TANIK OLARAK DİNLENDİ
Kazadan sağ kurtulan işçi İsmet Kabuk ise tanık olarak dinlendi. Kabuk, yaklaşık 45 gün ocakta çalıştığını belirterek, işe Hüseyin B. tarafından alındığını söyledi. Kabuk, "Benim şefim Ziya Kiret'ti. Bana üç gün erken gelmemi o söyledi. Kaza bir anda oldu, çalıştığımız tavan çöktü" dedi.
TUTUKLU SANIK TAHLİYE EDİLDİ
Mahkeme heyeti, sanık Halil Demiröz'ün tahliyesine karar verdi. Duruşma, eksiklerin giderilmesi için 22 Eylül’e ertelendi.
Tahliye-
Maden Ocağı-
Maden kazası
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüştüCumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile görüştüTürkiye dahil 8 ülke, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları kınadı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Canlı İzleSon Dakika
02.06.2026 21:25
DHA
Zonguldak'taki maden ocağı kazasında iki işçi hayatını kaybetmişti.
DHA
Zonguldak’ın Kilimli ilçesi Gelik beldesinde 16 Şubat’ta Taşbaca Madencilik’e ait özel bir maden ocağında göçük meydana geldi. Göçükten İsmet Kabuk yaralı olarak kurtarılırken, Veysel Oruçoğlu (46) ve Ziya Kiret’in (60) cansız bedenlerine ulaşıldı. Olaya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında ocak sahibi olarak belirlenen Halil Demiröz, gözaltına alındı. Demiröz, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
Zonguldak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne ‘Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmaya neden olma' suçlamasıyla tutuklu Halil Demiröz ile tutuksuz maden mühendisi Tevfik A. (41) ve iş güvenliği uzmanı Ersin S. (35) hakkında 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Davanın ilk duruşmasına 3 sanık ve ölen madencilerin yakınları katıldı.
DHA
“KAZA TARİHİNDE ÇALIŞMIYORDUM”
Tutuksuz sanık Maden Mühendisi Tevfik A., 31 Ocak’ta şirketten ayrıldığını belirterek, "Kaza tarihinde şirkette çalışmıyordum. Daimi nezaretçi olarak görev yapıyordum ancak çıkışım verilmişti. Kazayla ilgim yoktur. Kaza tahkimat sırasında ani basınç nedeniyle tavanın çökmesi sonucu meydana gelmiş. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum." diyerek kendini savundu.
İş güvenliği uzmanı Ersin S., kazadan 5 gün önce yeniden atandığını aktarıp, sistemsel bir arıza nedeniyle sözleşmesinin görünmediğini ancak görevine kesintisiz devam ettiğini anlattı. Ersin S., savunmasında, "Yaklaşık bir hafta boyunca sistemde iş güvenliği uzmanı görünmüyordu. Ancak ben görevimi sürdürdüm. İşçilerin habersiz şekilde mesai dışında ocağa girmesi daha önce yaşanmamıştı. Yaşanan olaydan dolayı üzgünüm. İşçilere mesai saatleri dışında ocağa girmemeleri gerektiğini anlatmıştım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum." ifadelerini kullandı.
İŞÇİ AİLELERİNDEN “GERÇEK SAHİP” İDDİASI
Hayatını kaybeden Ziya Kiret'in kızı Goncagül Kiret, sanıkların savunmalarını kabul etmediğini belirterek, işçilerin izin günlerinde de çalıştırıldığını öne sürdü.
Diğer kızı Olcay Kiret ise ocağın gerçek sahibinin Hüseyin B. olduğunu öne sürerek, "MAPEG denetimlerinden kaçınmak için işçileri erken çağırıyorlardı. Gerçek ocak sahibi Hüseyin B.’nin de yargılanmasını istiyorum." diye konuştu.
Kiret’in aynı ocakta çalışan oğlu Onur Kiret, “Ocağın sahibi Hüseyin B.'dir. Buna ilişkin tanıklarım vardır. Hüseyin B. ile aramda whatsapp yazışmaları vardır. Gösterebilirim. Hüseyin B.'nin oğlu Muhammet B. 13 Şubat'ta babama, 'Bu havalandırmayı açmamız lazım, erken gel' dedikleri için babamlar o dönem erken geliyordu. Erken gelişlerinin üçüncü günüydü. Ersin S.'nin diğer günlerde de babamın erken geldiğinden haberi vardı. Normal şartlarda üretim yasak olmasına rağmen üretim yapılıyordu. Hala da yapılmaktadır. Şikayetçiyim" dedi. Mahkeme heyeti, mesajlaşmaların dava dosyasına dahil edilmesini istedi.
DHA
AVUKATLAR ARASINDA TARTIŞMA ÇIKTI
Mahkeme salonunda müşteki ve sanık avukatları arasında tartışma yaşanınca, sanık avukatı mahkeme salonunu terk etti.
“OCAKTAKİ İŞLERİ HÜSEYİN VE OĞLU YÜRÜTÜYOR”
Davada maden ocağı sahibi olarak tutuklu yargılanan Halil Demiröz, savunmasına tek başına devam etti. Ocağın gerçek sahibi iddiaları sorulan Halil Demiröz, “Kazanın olduğu maden ocağının sahibi Hüseyin B.'dir. Ben sadece evrak üzerinde yetkiliyim. Maaşımı Hüseyin B. veriyor. Ocaktaki işleri Hüseyin B. ve oğlu Muhammet B. yürütüyor. Bu ocağın TTK'deki ihalesine de katılmadım. Hiç para vermeden üzerime yaptılar” diyerek kendisini savundu.
YARALI İŞÇİ TANIK OLARAK DİNLENDİ
Kazadan sağ kurtulan işçi İsmet Kabuk ise tanık olarak dinlendi. Kabuk, yaklaşık 45 gün ocakta çalıştığını belirterek, işe Hüseyin B. tarafından alındığını söyledi. Kabuk, "Benim şefim Ziya Kiret'ti. Bana üç gün erken gelmemi o söyledi. Kaza bir anda oldu, çalıştığımız tavan çöktü" dedi.
TUTUKLU SANIK TAHLİYE EDİLDİ
Mahkeme heyeti, sanık Halil Demiröz'ün tahliyesine karar verdi. Duruşma, eksiklerin giderilmesi için 22 Eylül’e ertelendi.
Tahliye-
Maden Ocağı-
Maden kazası
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüştüCumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile görüştüTürkiye dahil 8 ülke, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları kınadı
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Aynı zamanda analitik çerezler de kullanıyoruz. Çerezleri reddetmek istiyorsanız detaylı bilgi için tıklayınız.
Ana içeriğe atla İsrail, 7 Ekim saldırılarına katılmakla suçladığı Filistinlilerin yargılanması için 354 milyon dolar bütçe ayırdıDünyaFilistinZein Khalil, Ekrem Biçeroğlu02 Haziran 2026•Güncelleme: 02 Haziran 2026Kudüs
İsrail Savunma Bakanlığından konuya dair yazılı açıklama yapıldı.
Açıklamaya göre hükümet, "7 Ekim Olaylarına Katılanların Yargılanmasına İlişkin Yasa Tasarısı" kapsamında 2026-2029 döneminde Savunma Bakanlığı ile İsrail ordusuna, 1 milyar şekelden (yaklaşık 354 milyon dolar) fazla kaynak aktarılmasını kabul etti.
Açıklamada söz konusu bütçenin, yasanın uygulanması için gerekli altyapının oluşturulmasında kullanılacağı belirtilerek, mahkeme kompleksi, savcılık birimleri ve İsrail ordusuna ait bir karargahın inşa edileceği ifade edildi.
İsrail Meclisi, 11 Mayıs'ta Hamas'ın önde gelen mensuplarının yargılanması amacıyla özel askeri mahkeme kurulmasını ve sanıklar hakkında idam cezası verilmesine imkan tanıyan yasa tasarısını nihai olarak kabul etmişti.
Filistinli esirlerle ilgili gelişmeleri takip eden kurumlar, söz konusu yasanın İsrail'in 7 Ekim olaylarına katıldığını öne sürdüğü ve hala yargılanmayan Gazze Şeridi'nden tutukluları hedef aldığını belirtiyor.
İsrail Savunma Bakanlığının açıklamasına göre Savunma Bakanı Yisrael Katz, 7 Ekim saldırılarına katılanların hesap vermesini sağlamayı amaçladıklarını söyledi.
Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de yasanın uygulanması için gerekli bütçenin tahsis edildiğini belirtti.
Öte yandan İsrail'deki bazı insan hakları kuruluşları, özel askeri mahkeme kurulmasını öngören yasanın iptal edilmesi çağrısında bulunuyor.
İsrail'deki insan hakları örgütü "Adalah", yasanın anayasaya aykırı olduğunu ve "intikam amaçlı bir yargı süreci" oluşturduğunu savunuyor.
Hamas da daha önce yaptığı açıklamada söz konusu yasayı, Filistinli tutuklulara yönelik "tehlikeli bir tırmanış ve yeni bir suç" olarak nitelemişti.
Ana içeriğe atla İsrail, 7 Ekim saldırılarına katılmakla suçladığı Filistinlilerin yargılanması için 354 milyon dolar bütçe ayırdıDünyaFilistinZein Khalil, Ekrem Biçeroğlu02 Haziran 2026•Güncelleme: 02 Haziran 2026Kudüs
İsrail Savunma Bakanlığından konuya dair yazılı açıklama yapıldı.
Açıklamaya göre hükümet, "7 Ekim Olaylarına Katılanların Yargılanmasına İlişkin Yasa Tasarısı" kapsamında 2026-2029 döneminde Savunma Bakanlığı ile İsrail ordusuna, 1 milyar şekelden (yaklaşık 354 milyon dolar) fazla kaynak aktarılmasını kabul etti.
Açıklamada söz konusu bütçenin, yasanın uygulanması için gerekli altyapının oluşturulmasında kullanılacağı belirtilerek, mahkeme kompleksi, savcılık birimleri ve İsrail ordusuna ait bir karargahın inşa edileceği ifade edildi.
İsrail Meclisi, 11 Mayıs'ta Hamas'ın önde gelen mensuplarının yargılanması amacıyla özel askeri mahkeme kurulmasını ve sanıklar hakkında idam cezası verilmesine imkan tanıyan yasa tasarısını nihai olarak kabul etmişti.
Filistinli esirlerle ilgili gelişmeleri takip eden kurumlar, söz konusu yasanın İsrail'in 7 Ekim olaylarına katıldığını öne sürdüğü ve hala yargılanmayan Gazze Şeridi'nden tutukluları hedef aldığını belirtiyor.
İsrail Savunma Bakanlığının açıklamasına göre Savunma Bakanı Yisrael Katz, 7 Ekim saldırılarına katılanların hesap vermesini sağlamayı amaçladıklarını söyledi.
Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de yasanın uygulanması için gerekli bütçenin tahsis edildiğini belirtti.
Öte yandan İsrail'deki bazı insan hakları kuruluşları, özel askeri mahkeme kurulmasını öngören yasanın iptal edilmesi çağrısında bulunuyor.
İsrail'deki insan hakları örgütü "Adalah", yasanın anayasaya aykırı olduğunu ve "intikam amaçlı bir yargı süreci" oluşturduğunu savunuyor.
Hamas da daha önce yaptığı açıklamada söz konusu yasayı, Filistinli tutuklulara yönelik "tehlikeli bir tırmanış ve yeni bir suç" olarak nitelemişti.
Ana içeriğe atla İsrail, 7 Ekim saldırılarına katılmakla suçladığı Filistinlilerin yargılanması için 354 milyon dolar bütçe ayırdıDünyaFilistinZein Khalil, Ekrem Biçeroğlu02 Haziran 2026•Güncelleme: 02 Haziran 2026Kudüs
İsrail Savunma Bakanlığından konuya dair yazılı açıklama yapıldı.
Açıklamaya göre hükümet, "7 Ekim Olaylarına Katılanların Yargılanmasına İlişkin Yasa Tasarısı" kapsamında 2026-2029 döneminde Savunma Bakanlığı ile İsrail ordusuna, 1 milyar şekelden (yaklaşık 354 milyon dolar) fazla kaynak aktarılmasını kabul etti.
Açıklamada söz konusu bütçenin, yasanın uygulanması için gerekli altyapının oluşturulmasında kullanılacağı belirtilerek, mahkeme kompleksi, savcılık birimleri ve İsrail ordusuna ait bir karargahın inşa edileceği ifade edildi.
İsrail Meclisi, 11 Mayıs'ta Hamas'ın önde gelen mensuplarının yargılanması amacıyla özel askeri mahkeme kurulmasını ve sanıklar hakkında idam cezası verilmesine imkan tanıyan yasa tasarısını nihai olarak kabul etmişti.
Filistinli esirlerle ilgili gelişmeleri takip eden kurumlar, söz konusu yasanın İsrail'in 7 Ekim olaylarına katıldığını öne sürdüğü ve hala yargılanmayan Gazze Şeridi'nden tutukluları hedef aldığını belirtiyor.
İsrail Savunma Bakanlığının açıklamasına göre Savunma Bakanı Yisrael Katz, 7 Ekim saldırılarına katılanların hesap vermesini sağlamayı amaçladıklarını söyledi.
Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de yasanın uygulanması için gerekli bütçenin tahsis edildiğini belirtti.
Öte yandan İsrail'deki bazı insan hakları kuruluşları, özel askeri mahkeme kurulmasını öngören yasanın iptal edilmesi çağrısında bulunuyor.
İsrail'deki insan hakları örgütü "Adalah", yasanın anayasaya aykırı olduğunu ve "intikam amaçlı bir yargı süreci" oluşturduğunu savunuyor.
Hamas da daha önce yaptığı açıklamada söz konusu yasayı, Filistinli tutuklulara yönelik "tehlikeli bir tırmanış ve yeni bir suç" olarak nitelemişti.
Ana içeriğe atla İsrail, 7 Ekim saldırılarına katılmakla suçladığı Filistinlilerin yargılanması için 354 milyon dolar bütçe ayırdıDünyaFilistinZein Khalil, Ekrem Biçeroğlu02 Haziran 2026•Güncelleme: 02 Haziran 2026Kudüs
İsrail Savunma Bakanlığından konuya dair yazılı açıklama yapıldı.
Açıklamaya göre hükümet, "7 Ekim Olaylarına Katılanların Yargılanmasına İlişkin Yasa Tasarısı" kapsamında 2026-2029 döneminde Savunma Bakanlığı ile İsrail ordusuna, 1 milyar şekelden (yaklaşık 354 milyon dolar) fazla kaynak aktarılmasını kabul etti.
Açıklamada söz konusu bütçenin, yasanın uygulanması için gerekli altyapının oluşturulmasında kullanılacağı belirtilerek, mahkeme kompleksi, savcılık birimleri ve İsrail ordusuna ait bir karargahın inşa edileceği ifade edildi.
İsrail Meclisi, 11 Mayıs'ta Hamas'ın önde gelen mensuplarının yargılanması amacıyla özel askeri mahkeme kurulmasını ve sanıklar hakkında idam cezası verilmesine imkan tanıyan yasa tasarısını nihai olarak kabul etmişti.
Filistinli esirlerle ilgili gelişmeleri takip eden kurumlar, söz konusu yasanın İsrail'in 7 Ekim olaylarına katıldığını öne sürdüğü ve hala yargılanmayan Gazze Şeridi'nden tutukluları hedef aldığını belirtiyor.
İsrail Savunma Bakanlığının açıklamasına göre Savunma Bakanı Yisrael Katz, 7 Ekim saldırılarına katılanların hesap vermesini sağlamayı amaçladıklarını söyledi.
Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de yasanın uygulanması için gerekli bütçenin tahsis edildiğini belirtti.
Öte yandan İsrail'deki bazı insan hakları kuruluşları, özel askeri mahkeme kurulmasını öngören yasanın iptal edilmesi çağrısında bulunuyor.
İsrail'deki insan hakları örgütü "Adalah", yasanın anayasaya aykırı olduğunu ve "intikam amaçlı bir yargı süreci" oluşturduğunu savunuyor.
Hamas da daha önce yaptığı açıklamada söz konusu yasayı, Filistinli tutuklulara yönelik "tehlikeli bir tırmanış ve yeni bir suç" olarak nitelemişti.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'la süren görüşmelerin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yardımcı olabileceğini belirterek, müzakerelerin Tahran'ın nükleer programıyla ilgili konuları da içereceğini bildirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'la süren görüşmelerin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yardımcı olabileceğini belirterek, müzakerelerin Tahran'ın nükleer programıyla ilgili konuları da içereceğini bildirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'la süren görüşmelerin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yardımcı olabileceğini belirterek, müzakerelerin Tahran'ın nükleer programıyla ilgili konuları da içereceğini bildirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'la süren görüşmelerin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yardımcı olabileceğini belirterek, müzakerelerin Tahran'ın nükleer programıyla
Ana içeriğe atla"Türkiye-Ermenistan İş İnsanları Toplantısı" Kars'ta düzenlendiGündemGökhan Çeliker, Cüneyt Çelik02 Haziran 2026•Güncelleme: 02 Haziran 2026Fotoğraf: Cüneyt Çelik / AAKars
Kars'taki bir otelde düzenlenen toplantıya, Dışişleri Bakanlığı Kafkasya Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Uzer, Ermenistan Dışişleri Bakanı Danışmanı Hayk Darbinyan, Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı (KATSO) Kadir Bozan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın, Iğdır, Ardahan ve Erzurum Ticaret Odaları ve Borsalarından yetkililer ve iki ülkeden iş insanları katıldı.
Uzer, buradaki konuşmasında, toplantıyla Türkiye ile Ermenistan arasında tarihi bir eşiğe daha tanıklık edildiğini vurgulayarak iki ülke iş temsilcilerinin bu düzeyde bir araya gelmesinin önemine işaret etti.
Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinde bugüne kadar atılan adımlar hakkında konuşan Uzer, üst düzey ziyaretlere de değindi.
Uzer, bu temasların ilişkilere sadece diplomatik bir boyut kazandırmadığını aynı zamanda geleceğe dair ortak bir irade beyanına da dönüştüğünü vurguladı.
Normalleşme sürecinde atılan adımlara işaret eden Uzer, "(Söz konusu adımlar) Sadece iki ülkenin değil tüm Güney Kafkasya ve Avrasya coğrafyasının refah ve istikrarına katkıda bulunacaktır." diye konuştu.
Uzer, görüşmelerin iki ülke iş dünyası için hayırlı, bereketli ve kazançlı ortaklıklara vesile olmasını diledi.
"(Türkiye-Ermenistan) Sanayi ve ticari olarak işbirliği yapabilmemiz için büyük imkanlarımız var"
Ermenistan Dışişleri Bakanı Danışmanı Darbinyan da iki ülke arasındaki normalleşme sürecinin toplantının yapılmasındaki önemine değinerek "Türkiye ve Ermenistan olarak bizim, sanayi ve ticari olarak işbirliği yapabilmemiz için büyük imkanlarımız var." dedi.
Yetkililere iki ülke arasında ticari ilişkilerin sağlanması konusundaki katkıları nedeniyle teşekkürlerini sunan Darbinyan, demir yolu aracılığıyla direkt ticaretin mümkün olacağının altını çizdi.
Darbinyan, ticaretin Avrupa'ya kadar ulaşacağını vurgulayarak iki ülke ticaretinin gelişmesinin iş insanları için önemine atıfta bulundu.
Türkiye ile Ermenistan arasındaki sürecin ticari ilişkilerin de gelişmesini sağlayacağı mesajını veren Darbinyan, toplantının iş insanlarının birbirini daha iyi tanımasına olanak sağlayabileceğini söyledi.
Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bozan da sadece bir ekonomik forum için değil, aynı zamanda bölgenin geleceğini birlikte konuşarak, yeni işbirliklerinin temellerini atmak ve ortak bir ekonomik vizyon oluşturmak için bir araya geldiklerini ifade etti.
Bozan, Kars'ın güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu, tarım ve hayvancılıkta Türkiye'nin önde gelen illerinden biri olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:
"Coğrafi işaretli Kars kaşarı, Kars gravyeri, Kars balı gibi markalaşmış ürünlere sahibiz. Hayvancılık, süt ürünleri, gıda sanayi, lojistik, turizm, enerji, inşaat ve hizmet sektörlerinde önemli bir potansiyel barındırıyoruz. Aynı şekilde Ermenistan'ın da özellikle sanayi, gıda, teknoloji, turizm ve ticaret alanlarında önemli bir birikime sahip olduğunu biliyoruz. Bugün artık dünyada rekabet sadece ülkeler arasında değil, bölgeler arasında yaşanıyor. Bu nedenle birbirimizi rakip olarak değil, tamamlayıcı ekonomik ortaklar olarak görmeliyiz."
TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Özakalın da toplantının sadece iş dünyasının bir araya getirdiği bir platform değil, aynı zamanda karşılıklı güvenin, diyaloğun ve ortak geleceğe dair umutların güçlendirilmesi açısından da çok önemli bir fırsat olduğunu belirtti.
Özakalın, dünya ekonomisinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini aktararak, "Küresel ticaret dengeleri yeniden şekillendiriyor, tedarik zincirleri çeşitleniyor. Enerji güvenliği, lojistik hatlar ve bölgesel işbirliklerinin her zamankinden daha fazla önem kazandığının farkındayız. Bölgemizde yaşanan gelişmeler de ekonomik işbirliğinin ve istikrarın değerini daha da artırmaktadır. Bu yeni dönemde ülkeler arasında rekabet kadar işbirliği de belirleyici olacaktır. Türkiye ekonomisi güçlü üretim altyapısı, dinamik özel sektörü ve girişimcilik kapasitesi ile dünyanın en önemli ekonomileri arasında yer almaktadır." dedi.
Konuşmaların ardından hediye takdimi yapılırken toplantı, Türkiye ve Ermenistan'dan iş insanlarının ikili görüşmeleriyle devam etti.
Ana içeriğe atla"Türkiye-Ermenistan İş İnsanları Toplantısı" Kars'ta düzenlendiGündemGökhan Çeliker, Cüneyt Çelik02 Haziran 2026•Güncelleme: 02 Haziran 2026Fotoğraf: Cüneyt Çelik / AAKars
Kars'taki bir otelde düzenlenen toplantıya, Dışişleri Bakanlığı Kafkasya Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Uzer, Ermenistan Dışişleri Bakanı Danışmanı Hayk Darbinyan, Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı (KATSO) Kadir Bozan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın, Iğdır, Ardahan ve Erzurum Ticaret Odaları ve Borsalarından yetkililer ve iki ülkeden iş insanları katıldı.
Uzer, buradaki konuşmasında, toplantıyla Türkiye ile Ermenistan arasında tarihi bir eşiğe daha tanıklık edildiğini vurgulayarak iki ülke iş temsilcilerinin bu düzeyde bir araya gelmesinin önemine işaret etti.
Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinde bugüne kadar atılan adımlar hakkında konuşan Uzer, üst düzey ziyaretlere de değindi.
Uzer, bu temasların ilişkilere sadece diplomatik bir boyut kazandırmadığını aynı zamanda geleceğe dair ortak bir irade beyanına da dönüştüğünü vurguladı.
Normalleşme sürecinde atılan adımlara işaret eden Uzer, "(Söz konusu adımlar) Sadece iki ülkenin değil tüm Güney Kafkasya ve Avrasya coğrafyasının refah ve istikrarına katkıda bulunacaktır." diye konuştu.
Uzer, görüşmelerin iki ülke iş dünyası için hayırlı, bereketli ve kazançlı ortaklıklara vesile olmasını diledi.
"(Türkiye-Ermenistan) Sanayi ve ticari olarak işbirliği yapabilmemiz için büyük imkanlarımız var"
Ermenistan Dışişleri Bakanı Danışmanı Darbinyan da iki ülke arasındaki normalleşme sürecinin toplantının yapılmasındaki önemine değinerek "Türkiye ve Ermenistan olarak bizim, sanayi ve ticari olarak işbirliği yapabilmemiz için büyük imkanlarımız var." dedi.
Yetkililere iki ülke arasında ticari ilişkilerin sağlanması konusundaki katkıları nedeniyle teşekkürlerini sunan Darbinyan, demir yolu aracılığıyla direkt ticaretin mümkün olacağının altını çizdi.
Darbinyan, ticaretin Avrupa'ya kadar ulaşacağını vurgulayarak iki ülke ticaretinin gelişmesinin iş insanları için önemine atıfta bulundu.
Türkiye ile Ermenistan arasındaki sürecin ticari ilişkilerin de gelişmesini sağlayacağı mesajını veren Darbinyan, toplantının iş insanlarının birbirini daha iyi tanımasına olanak sağlayabileceğini söyledi.
Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bozan da sadece bir ekonomik forum için değil, aynı zamanda bölgenin geleceğini birlikte konuşarak, yeni işbirliklerinin temellerini atmak ve ortak bir ekonomik vizyon oluşturmak için bir araya geldiklerini ifade etti.
Bozan, Kars'ın güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu, tarım ve hayvancılıkta Türkiye'nin önde gelen illerinden biri olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:
"Coğrafi işaretli Kars kaşarı, Kars gravyeri, Kars balı gibi markalaşmış ürünlere sahibiz. Hayvancılık, süt ürünleri, gıda sanayi, lojistik, turizm, enerji, inşaat ve hizmet sektörlerinde önemli bir potansiyel barındırıyoruz. Aynı şekilde Ermenistan'ın da özellikle sanayi, gıda, teknoloji, turizm ve ticaret alanlarında önemli bir birikime sahip olduğunu biliyoruz. Bugün artık dünyada rekabet sadece ülkeler arasında değil, bölgeler arasında yaşanıyor. Bu nedenle birbirimizi rakip olarak değil, tamamlayıcı ekonomik ortaklar olarak görmeliyiz."
TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Özakalın da toplantının sadece iş dünyasının bir araya getirdiği bir platform değil, aynı zamanda karşılıklı güvenin, diyaloğun ve ortak geleceğe dair umutların güçlendirilmesi açısından da çok önemli bir fırsat olduğunu belirtti.
Özakalın, dünya ekonomisinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini aktararak, "Küresel ticaret dengeleri yeniden şekillendiriyor, tedarik zincirleri çeşitleniyor. Enerji güvenliği, lojistik hatlar ve bölgesel işbirliklerinin her zamankinden daha fazla önem kazandığının farkındayız. Bölgemizde yaşanan gelişmeler de ekonomik işbirliğinin ve istikrarın değerini daha da artırmaktadır. Bu yeni dönemde ülkeler arasında rekabet kadar işbirliği de belirleyici olacaktır. Türkiye ekonomisi güçlü üretim altyapısı, dinamik özel sektörü ve girişimcilik kapasitesi ile dünyanın en önemli ekonomileri arasında yer almaktadır." dedi.
Konuşmaların ardından hediye takdimi yapılırken toplantı, Türkiye ve Ermenistan'dan iş insanlarının ikili görüşmeleriyle devam etti.
Ana içeriğe atla"Türkiye-Ermenistan İş İnsanları Toplantısı" Kars'ta düzenlendiGündemGökhan Çeliker, Cüneyt Çelik02 Haziran 2026•Güncelleme: 02 Haziran 2026Fotoğraf: Cüneyt Çelik / AAKars
Kars'taki bir otelde düzenlenen toplantıya, Dışişleri Bakanlığı Kafkasya Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Uzer, Ermenistan Dışişleri Bakanı Danışmanı Hayk Darbinyan, Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı (KATSO) Kadir Bozan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın, Iğdır, Ardahan ve Erzurum Ticaret Odaları ve Borsalarından yetkililer ve iki ülkeden iş insanları katıldı.
Uzer, buradaki konuşmasında, toplantıyla Türkiye ile Ermenistan arasında tarihi bir eşiğe daha tanıklık edildiğini vurgulayarak iki ülke iş temsilcilerinin bu düzeyde bir araya gelmesinin önemine işaret etti.
Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinde bugüne kadar atılan adımlar hakkında konuşan Uzer, üst düzey ziyaretlere de değindi.
Uzer, bu temasların ilişkilere sadece diplomatik bir boyut kazandırmadığını aynı zamanda geleceğe dair ortak bir irade beyanına da dönüştüğünü vurguladı.
Normalleşme sürecinde atılan adımlara işaret eden Uzer, "(Söz konusu adımlar) Sadece iki ülkenin değil tüm Güney Kafkasya ve Avrasya coğrafyasının refah ve istikrarına katkıda bulunacaktır." diye konuştu.
Uzer, görüşmelerin iki ülke iş dünyası için hayırlı, bereketli ve kazançlı ortaklıklara vesile olmasını diledi.
"(Türkiye-Ermenistan) Sanayi ve ticari olarak işbirliği yapabilmemiz için büyük imkanlarımız var"
Ermenistan Dışişleri Bakanı Danışmanı Darbinyan da iki ülke arasındaki normalleşme sürecinin toplantının yapılmasındaki önemine değinerek "Türkiye ve Ermenistan olarak bizim, sanayi ve ticari olarak işbirliği yapabilmemiz için büyük imkanlarımız var." dedi.
Yetkililere iki ülke arasında ticari ilişkilerin sağlanması konusundaki katkıları nedeniyle teşekkürlerini sunan Darbinyan, demir yolu aracılığıyla direkt ticaretin mümkün olacağının altını çizdi.
Darbinyan, ticaretin Avrupa'ya kadar ulaşacağını vurgulayarak iki ülke ticaretinin gelişmesinin iş insanları için önemine atıfta bulundu.
Türkiye ile Ermenistan arasındaki sürecin ticari ilişkilerin de gelişmesini sağlayacağı mesajını veren Darbinyan, toplantının iş insanlarının birbirini daha iyi tanımasına olanak sağlayabileceğini söyledi.
Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bozan da sadece bir ekonomik forum için değil, aynı zamanda bölgenin geleceğini birlikte konuşarak, yeni işbirliklerinin temellerini atmak ve ortak bir ekonomik vizyon oluşturmak için bir araya geldiklerini ifade etti.
Bozan, Kars'ın güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu, tarım ve hayvancılıkta Türkiye'nin önde gelen illerinden biri olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:
"Coğrafi işaretli Kars kaşarı, Kars gravyeri, Kars balı gibi markalaşmış ürünlere sahibiz. Hayvancılık, süt ürünleri, gıda sanayi, lojistik, turizm, enerji, inşaat ve hizmet sektörlerinde önemli bir potansiyel barındırıyoruz. Aynı şekilde Ermenistan'ın da özellikle sanayi, gıda, teknoloji, turizm ve ticaret alanlarında önemli bir birikime sahip olduğunu biliyoruz. Bugün artık dünyada rekabet sadece ülkeler arasında değil, bölgeler arasında yaşanıyor. Bu nedenle birbirimizi rakip olarak değil, tamamlayıcı ekonomik ortaklar olarak görmeliyiz."
TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Özakalın da toplantının sadece iş dünyasının bir araya getirdiği bir platform değil, aynı zamanda karşılıklı güvenin, diyaloğun ve ortak geleceğe dair umutların güçlendirilmesi açısından da çok önemli bir fırsat olduğunu belirtti.
Özakalın, dünya ekonomisinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini aktararak, "Küresel ticaret dengeleri yeniden şekillendiriyor, tedarik zincirleri çeşitleniyor. Enerji güvenliği, lojistik hatlar ve bölgesel işbirliklerinin her zamankinden daha fazla önem kazandığının farkındayız. Bölgemizde yaşanan gelişmeler de ekonomik işbirliğinin ve istikrarın değerini daha da artırmaktadır. Bu yeni dönemde ülkeler arasında rekabet kadar işbirliği de belirleyici olacaktır. Türkiye ekonomisi güçlü üretim altyapısı, dinamik özel sektörü ve girişimcilik kapasitesi ile dünyanın en önemli ekonomileri arasında yer almaktadır." dedi.
Konuşmaların ardından hediye takdimi yapılırken toplantı, Türkiye ve Ermenistan'dan iş insanlarının ikili görüşmeleriyle devam etti.
Ana içeriğe atla"Türkiye-Ermenistan İş İnsanları Toplantısı" Kars'ta düzenlendiGündemGökhan Çeliker, Cüneyt Çelik02 Haziran 2026•Güncelleme: 02 Haziran 2026Fotoğraf: Cüneyt Çelik / AAKars
Kars'taki bir otelde düzenlenen toplantıya, Dışişleri Bakanlığı Kafkasya Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Uzer, Ermenistan Dışişleri Bakanı Danışmanı Hayk Darbinyan, Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı (KATSO) Kadir Bozan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın, Iğdır, Ardahan ve Erzurum Ticaret Odaları ve Borsalarından yetkililer ve iki ülkeden iş insanları katıldı.
Uzer, buradaki konuşmasında, toplantıyla Türkiye ile Ermenistan arasında tarihi bir eşiğe daha tanıklık edildiğini vurgulayarak iki ülke iş temsilcilerinin bu düzeyde bir araya gelmesinin önemine işaret etti.
Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinde bugüne kadar atılan adımlar hakkında konuşan Uzer, üst düzey ziyaretlere de değindi.
Uzer, bu temasların ilişkilere sadece diplomatik bir boyut kazandırmadığını aynı zamanda geleceğe dair ortak bir irade beyanına da dönüştüğünü vurguladı.
Normalleşme sürecinde atılan adımlara işaret eden Uzer, "(Söz konusu adımlar) Sadece iki ülkenin değil tüm Güney Kafkasya ve Avrasya coğrafyasının refah ve istikrarına katkıda bulunacaktır." diye konuştu.
Uzer, görüşmelerin iki ülke iş dünyası için hayırlı, bereketli ve kazançlı ortaklıklara vesile olmasını diledi.
"(Türkiye-Ermenistan) Sanayi ve ticari olarak işbirliği yapabilmemiz için büyük imkanlarımız var"
Ermenistan Dışişleri Bakanı Danışmanı Darbinyan da iki ülke arasındaki normalleşme sürecinin toplantının yapılmasındaki önemine değinerek "Türkiye ve Ermenistan olarak bizim, sanayi ve ticari olarak işbirliği yapabilmemiz için büyük imkanlarımız var." dedi.
Yetkililere iki ülke arasında ticari ilişkilerin sağlanması konusundaki katkıları nedeniyle teşekkürlerini sunan Darbinyan, demir yolu aracılığıyla direkt ticaretin mümkün olacağının altını çizdi.
Darbinyan, ticaretin Avrupa'ya kadar ulaşacağını vurgulayarak iki ülke ticaretinin gelişmesinin iş insanları için önemine atıfta bulundu.
Türkiye ile Ermenistan arasındaki sürecin ticari ilişkilerin de gelişmesini sağlayacağı mesajını veren Darbinyan, toplantının iş insanlarının birbirini daha iyi tanımasına olanak sağlayabileceğini söyledi.
Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bozan da sadece bir ekonomik forum için değil, aynı zamanda bölgenin geleceğini birlikte konuşarak, yeni işbirliklerinin temellerini atmak ve ortak bir ekonomik vizyon oluşturmak için bir araya geldiklerini ifade etti.
Bozan, Kars'ın güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu, tarım ve hayvancılıkta Türkiye'nin önde gelen illerinden biri olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:
"Coğrafi işaretli Kars kaşarı, Kars gravyeri, Kars balı gibi markalaşmış ürünlere sahibiz. Hayvancılık, süt ürünleri, gıda sanayi, lojistik, turizm, enerji, inşaat ve hizmet sektörlerinde önemli bir potansiyel barındırıyoruz. Aynı şekilde Ermenistan'ın da özellikle sanayi, gıda, teknoloji, turizm ve ticaret alanlarında önemli bir birikime sahip olduğunu biliyoruz. Bugün artık dünyada rekabet sadece ülkeler arasında değil, bölgeler arasında yaşanıyor. Bu nedenle birbirimizi rakip olarak değil, tamamlayıcı ekonomik ortaklar olarak görmeliyiz."
TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Özakalın da toplantının sadece iş dünyasının bir araya getirdiği bir platform değil, aynı zamanda karşılıklı güvenin, diyaloğun ve ortak geleceğe dair umutların güçlendirilmesi açısından da çok önemli bir fırsat olduğunu belirtti.
Özakalın, dünya ekonomisinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini aktararak, "Küresel ticaret dengeleri yeniden şekillendiriyor, tedarik zincirleri çeşitleniyor. Enerji güvenliği, lojistik hatlar ve bölgesel işbirliklerinin her zamankinden daha fazla önem kazandığının farkındayız. Bölgemizde yaşanan gelişmeler de ekonomik işbirliğinin ve istikrarın değerini daha da artırmaktadır. Bu yeni dönemde ülkeler arasında rekabet kadar işbirliği de belirleyici olacaktır. Türkiye ekonomisi güçlü üretim altyapısı, dinamik özel sektörü ve girişimcilik kapasitesi ile dünyanın en önemli ekonomileri arasında yer almaktadır." dedi.
Konuşmaların ardından hediye takdimi yapılırken toplantı, Türkiye ve Ermenistan'dan iş insanlarının ikili görüşmeleriyle devam etti.
Will Arnett, 1980'lerin Uzay Faciasını Konu Alan "The Challenger"ın Kadrosuna Dahil Oldu!2 Haz 2026 - 19:58
The Playlist
Prime Video’nun gerçek olaylara dayanan yeni projesi "The Challenger", oyuncu kadrosunu sinema dünyasının tanıdık isimleriyle güçlendirmeye devam ediyor. Yapılan resmi açıklamaya göre; "Arrested Development" ve "30 Rock" dizilerindeki performanslarıyla yedi kez Emmy ödülüne aday gösterilen ünlü aktör Will Arnett, mini dizinin başrolünde yer alan Kristen Stewart’ın karşısında başrolü paylaşmak üzere kadroya seçildi. Proje, şimdiden televizyon dünyasının en çok konuşulan yapımlarından biri haline geldi.
Challenger Faciası ve Tarih Yazan Bir Kadın
Meredith E. Bagby’nin büyük ses getiren “The New Guys” adlı kitabından esinlenen ve Maggie Cohn tarafından televizyona uyarlanan mini dizi, 1986 yılında tüm dünyayı yasa boğan Challenger uzay mekiği faciasına giden süreci odağına alıyor. Dizi, bu büyük trajedinin öncesinde yaşanan olayları, kazanın hemen ardından başlatılan geniş çaplı soruşturmayı ve uzaya giden ilk Amerikalı kadın unvanına sahip olan astronot ve fizikçi Sally Ride’ın ilham verici yolculuğunu ekranlara taşıyacak. Kariyerinde ilk kez bir televizyon dizisinde başrol üstlenecek olan Kristen Stewart, fizikçi ve astronot Sally Ride karakteriyle izleyici karşısına çıkacak. Kadroya yeni katılan Will Arnett ise NASA’nın Uzay Mekiği Uçuş Mürettebatı Operasyonları Direktörü George Abbey’i canlandıracak. Abbey, tarihin akışını değiştiren bir kararla, Sally Ride’ı 1983 yılındaki efsanevi STS-7 uçuş mürettebatına atayarak onun uzaya giden ilk Amerikalı kadın olmasının önünü açan kilit bürokrat olarak dizide önemli bir rol oynayacak.
Projenin yapımcılığını Big Swing Productions, Amblin Television ve Nevermind Pictures şirketleri ortaklaşa üstleniyor. Dizinin yönetmen koltuğunda ise "Slow Horses" ve "Black Mirror" gibi başarılı yapımlardan tanıdığımız ödüllü yönetmen James Hawes oturacak. Dizinin senaryosunu kaleme alan Maggie Cohn, aynı zamanda projenin yürütücü yapımcılığını yürütüyor. Yapımcı kadrosunda ayrıca usta oyuncu Kyra Sedgwick, kitabın yazarı Meredith E. Bagby ve başrol oyuncusu Kristen Stewart da yer alıyor. Dizinin çekim tarihi henüz netleşmedi.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Will Arnett, 1980'lerin Uzay Faciasını Konu Alan "The Challenger"ın Kadrosuna Dahil Oldu!2 Haz 2026 - 19:58
The Playlist
Prime Video’nun gerçek olaylara dayanan yeni projesi "The Challenger", oyuncu kadrosunu sinema dünyasının tanıdık isimleriyle güçlendirmeye devam ediyor. Yapılan resmi açıklamaya göre; "Arrested Development" ve "30 Rock" dizilerindeki performanslarıyla yedi kez Emmy ödülüne aday gösterilen ünlü aktör Will Arnett, mini dizinin başrolünde yer alan Kristen Stewart’ın karşısında başrolü paylaşmak üzere kadroya seçildi. Proje, şimdiden televizyon dünyasının en çok konuşulan yapımlarından biri haline geldi.
Challenger Faciası ve Tarih Yazan Bir Kadın
Meredith E. Bagby’nin büyük ses getiren “The New Guys” adlı kitabından esinlenen ve Maggie Cohn tarafından televizyona uyarlanan mini dizi, 1986 yılında tüm dünyayı yasa boğan Challenger uzay mekiği faciasına giden süreci odağına alıyor. Dizi, bu büyük trajedinin öncesinde yaşanan olayları, kazanın hemen ardından başlatılan geniş çaplı soruşturmayı ve uzaya giden ilk Amerikalı kadın unvanına sahip olan astronot ve fizikçi Sally Ride’ın ilham verici yolculuğunu ekranlara taşıyacak. Kariyerinde ilk kez bir televizyon dizisinde başrol üstlenecek olan Kristen Stewart, fizikçi ve astronot Sally Ride karakteriyle izleyici karşısına çıkacak. Kadroya yeni katılan Will Arnett ise NASA’nın Uzay Mekiği Uçuş Mürettebatı Operasyonları Direktörü George Abbey’i canlandıracak. Abbey, tarihin akışını değiştiren bir kararla, Sally Ride’ı 1983 yılındaki efsanevi STS-7 uçuş mürettebatına atayarak onun uzaya giden ilk Amerikalı kadın olmasının önünü açan kilit bürokrat olarak dizide önemli bir rol oynayacak.
Projenin yapımcılığını Big Swing Productions, Amblin Television ve Nevermind Pictures şirketleri ortaklaşa üstleniyor. Dizinin yönetmen koltuğunda ise "Slow Horses" ve "Black Mirror" gibi başarılı yapımlardan tanıdığımız ödüllü yönetmen James Hawes oturacak. Dizinin senaryosunu kaleme alan Maggie Cohn, aynı zamanda projenin yürütücü yapımcılığını yürütüyor. Yapımcı kadrosunda ayrıca usta oyuncu Kyra Sedgwick, kitabın yazarı Meredith E. Bagby ve başrol oyuncusu Kristen Stewart da yer alıyor. Dizinin çekim tarihi henüz netleşmedi.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Will Arnett, 1980'lerin Uzay Faciasını Konu Alan "The Challenger"ın Kadrosuna Dahil Oldu!2 Haz 2026 - 19:58
The Playlist
Prime Video’nun gerçek olaylara dayanan yeni projesi "The Challenger", oyuncu kadrosunu sinema dünyasının tanıdık isimleriyle güçlendirmeye devam ediyor. Yapılan resmi açıklamaya göre; "Arrested Development" ve "30 Rock" dizilerindeki performanslarıyla yedi kez Emmy ödülüne aday gösterilen ünlü aktör Will Arnett, mini dizinin başrolünde yer alan Kristen Stewart’ın karşısında başrolü paylaşmak üzere kadroya seçildi. Proje, şimdiden televizyon dünyasının en çok konuşulan yapımlarından biri haline geldi.
Challenger Faciası ve Tarih Yazan Bir Kadın
Meredith E. Bagby’nin büyük ses getiren “The New Guys” adlı kitabından esinlenen ve Maggie Cohn tarafından televizyona uyarlanan mini dizi, 1986 yılında tüm dünyayı yasa boğan Challenger uzay mekiği faciasına giden süreci odağına alıyor. Dizi, bu büyük trajedinin öncesinde yaşanan olayları, kazanın hemen ardından başlatılan geniş çaplı soruşturmayı ve uzaya giden ilk Amerikalı kadın unvanına sahip olan astronot ve fizikçi Sally Ride’ın ilham verici yolculuğunu ekranlara taşıyacak. Kariyerinde ilk kez bir televizyon dizisinde başrol üstlenecek olan Kristen Stewart, fizikçi ve astronot Sally Ride karakteriyle izleyici karşısına çıkacak. Kadroya yeni katılan Will Arnett ise NASA’nın Uzay Mekiği Uçuş Mürettebatı Operasyonları Direktörü George Abbey’i canlandıracak. Abbey, tarihin akışını değiştiren bir kararla, Sally Ride’ı 1983 yılındaki efsanevi STS-7 uçuş mürettebatına atayarak onun uzaya giden ilk Amerikalı kadın olmasının önünü açan kilit bürokrat olarak dizide önemli bir rol oynayacak.
Projenin yapımcılığını Big Swing Productions, Amblin Television ve Nevermind Pictures şirketleri ortaklaşa üstleniyor. Dizinin yönetmen koltuğunda ise "Slow Horses" ve "Black Mirror" gibi başarılı yapımlardan tanıdığımız ödüllü yönetmen James Hawes oturacak. Dizinin senaryosunu kaleme alan Maggie Cohn, aynı zamanda projenin yürütücü yapımcılığını yürütüyor. Yapımcı kadrosunda ayrıca usta oyuncu Kyra Sedgwick, kitabın yazarı Meredith E. Bagby ve başrol oyuncusu Kristen Stewart da yer alıyor. Dizinin çekim tarihi henüz netleşmedi.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
OK
Back to Top
Will Arnett, 1980'lerin Uzay Faciasını Konu Alan "The Challenger"ın Kadrosuna Dahil Oldu!2 Haz 2026 - 19:58
The Playlist
Prime Video’nun gerçek olaylara dayanan yeni projesi "The Challenger", oyuncu kadrosunu sinema dünyasının tanıdık isimleriyle güçlendirmeye devam ediyor. Yapılan resmi açıklamaya göre; "Arrested Development" ve "30 Rock" dizilerindeki performanslarıyla yedi kez Emmy ödülüne aday gösterilen ünlü aktör Will Arnett, mini dizinin başrolünde yer alan Kristen Stewart’ın karşısında başrolü paylaşmak üzere kadroya seçildi. Proje, şimdiden televizyon dünyasının en çok konuşulan yapımlarından biri haline geldi.
Challenger Faciası ve Tarih Yazan Bir Kadın
Meredith E. Bagby’nin büyük ses getiren “The New Guys” adlı kitabından esinlenen ve Maggie Cohn tarafından televizyona uyarlanan mini dizi, 1986 yılında tüm dünyayı yasa boğan Challenger uzay mekiği faciasına giden süreci odağına alıyor. Dizi, bu büyük trajedinin öncesinde yaşanan olayları, kazanın hemen ardından başlatılan geniş çaplı soruşturmayı ve uzaya giden ilk Amerikalı kadın unvanına sahip olan astronot ve fizikçi Sally Ride’ın ilham verici yolculuğunu ekranlara taşıyacak. Kariyerinde ilk kez bir televizyon dizisinde başrol üstlenecek olan Kristen Stewart, fizikçi ve astronot Sally Ride karakteriyle izleyici karşısına çıkacak. Kadroya yeni katılan Will Arnett ise NASA’nın Uzay Mekiği Uçuş Mürettebatı Operasyonları Direktörü George Abbey’i canlandıracak. Abbey, tarihin akışını değiştiren bir kararla, Sally Ride’ı 1983 yılındaki efsanevi STS-7 uçuş mürettebatına atayarak onun uzaya giden ilk Amerikalı kadın olmasının önünü açan kilit bürokrat olarak dizide önemli bir rol oynayacak.
Projenin yapımcılığını Big Swing Productions, Amblin Television ve Nevermind Pictures şirketleri ortaklaşa üstleniyor. Dizinin yönetmen koltuğunda ise "Slow Horses" ve "Black Mirror" gibi başarılı yapımlardan tanıdığımız ödüllü yönetmen James Hawes oturacak. Dizinin senaryosunu kaleme alan Maggie Cohn, aynı zamanda projenin yürütücü yapımcılığını yürütüyor. Yapımcı kadrosunda ayrıca usta oyuncu Kyra Sedgwick, kitabın yazarı Meredith E. Bagby ve başrol oyuncusu Kristen Stewart da yer alıyor. Dizinin çekim tarihi henüz netleşmedi.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.